General
02 Ocak 2001
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
541 üye
Görüntülenme
Toplam: 7023 (Bu ay: 18)
Gönderileri

Kar yağışı ile ünlü Aomori şehri kışın bazen 8 metreyi bulan karın altında kalıyor. Bu durum çok can sıkıcı olsa da elektrik üretmek için bir yöntem olabilir. Yakın zamanda eski bir okulun boş havuzunda test edilmeye başlayacak sistem hali hazırda biriken karı denize dökmek yerine bir yerde depolama esasına dayanıyor.Sonrasında ısı değiştiriciler hem güneş tarafına hem de karın içine yerleştirilecek.



Böylece güneş tarafından ısınan gaz, türbini döndürdükten sonra kar tarafından soğutulacak ve tekrar güneş/hava ikilisinden ısınarak devir daim edecek. Aradaki fark ne kadar yüksek ise gaz türbininin o kadar hızlı çevirip hareket enerjisini elektriğe dönüştürecek.





Japonya’da bir deprem bölgesi ve o yüzden bir çok termal su kaynağına sahip. Ama çoğu elektriğe dönüştürülemeyen elektrik üretimi için nispeten düşük sıcaklıktaki sular. Fakat karın daha da düşük sıcaklığı sayesinde aradaki fark açılacağından elektrik üretebilir hale gelecek.



Hali hazırda kamyonlarla taşınan karı denize dökmek yerine büyük bir havuza dökülmesi ve biriktirilmesi ile yaz boyunca karlar yavaş yavaş erirken baz yük sağlayabilir. Baz elektriğin faydası ise istediğiniz zaman elektrik üretebilmeniz veya daimi olarak aynı gücü 24 saat boyunca haftalarca korumanız.



Sisteminden üretilen elektriğin maliyetinin ise deniz üstü rüzgar türbinlerinden üretilen elektrikten ucuz olması bekleniyor.


Hali hazırda dünyada en çok rüzgar enerjisinden faydalanan ülke açık ara Çin. Bu nedenle 18 MW gücünde bir türbin yapıp Avrupa’nın 15 MW rekorunu elinden almaları sürpriz değil. Üstelik bir değil iki Çin üreticisi birden 18 MW’lık konseptlerini duyurdu.



Rüzgar türbinlerinden üretilen elektriğin fiyatının fosil kaynaklı elektrik üretimlerinden daha ucuza gelmesi son bir kaç yıldır bilinen bir gerçek. Bu nedenle firmalar bu yeni altın madenine yatırım yapmak için yarış içinde.



Diğer yandan Çin, bizim gibi petrol ve fosil enerji fakiri bir ülkesi olması nedeniyle rüzgara yıllardır herkesten fazla önem vermekte. Bu nedenle ABD'den ve Avrupa Birliği'nden fazla kapasiteye hali hazırda sahip zira Çin var gücü ile enerji bağımsızlığı adına yatırım yapıyor.



Dünyanın en güçlü rüzgar türbini rekoru Çin'e geçiyor



Türbinlerin maliyetlerini düşürmenin en kolay yolu ise boyutları arttırarak tek bir türbinden daha fazla enerji üretmek. Sonuçta boyut büyüse de kule, bıçaklar ve rotor, dişli jeneratör ve bakım masrafları aynı oranda artmıyor. Bunun nedeni ise basit rüzgarın elde edildiği alan aslında bıçakların gökyüzünü süpürdüğü alana tekabül ediyor ve alan formülüne göre çapı ne kadar arttırsanız alan karesi de artıyor.



Bu şekilde Çinli Mingyang şirketinin MySE 18.X-28X modeli, 140 metrelik bıçakları ile toplamda 66.000 metrekare alandan enerji toplamakta. Üstelik sadece gücü arttıran bu da değil. Bıçak yüksekliği ile beraber kule yüksekliği de doğal olarak artıyor ve bu da bıçakların daha yüksekteki ve daha güçlü rüzgarlara erişmesini sağlıyor.



Tüm bunlar göz önüne alındığında 1 GW gücünde bir deniz üstü rüzgar çiftliği yatırımı yapmak istemeniz durumunda 13 MW yerine 18 MW’lık türbinleri kullanırsanız 18 tane daha az rüzgar türbini kuruyor ve MW başına 120.000 ile 180.000 $ daha az maliyet ile karşılaşıyorsunuz.



Türbin ortalama 8.5 metre/saniye hızındaki rüzgar ile senelik 80 GWh’lik enerji üretmekte ve bu da tek başına 96.000 kişinin yıllık elektrik ihtiyacını karşılamakta. Üstelik firma tayfun seviyesinde sayılabilecek 56.1 m/s hızlarına çıkan rüzgara kadar elektrik üreteceğini iddia ediyor.



Çinli Mingyang MySE 18.X-28X firmasının 18 MW gücünü ve 140 metrelik bıçaklarını duyurmasından bir hafta önce başka bir bir Çinli üretici olan CSSC Haizhuang firması da H260-18MW modeli duyurulmuştu. Bu firmanın yine 18 MW etiketli ürünü 128 metrelik bıçaklara sahip ve 53.000 metrekarelik alanı taramakta.




Kaynak:https://electrek.co/2023/01/07/18-mw-wind-turbine-china/
Kaynak:https://electrek.co/2023/01/17/chinese-offshore-wind-turbine-will-be-able-to-power-90k-homes/

Elektrik üretimi konusunda çözümü bulsak da ev ısıtmada kullanılan doğalgazın yerine geçecek teknoloji daha belli değil. Yine de en iyi aday ısı pompaları gibi görünüyor ancak maliyetleri, verimleri ve kısıtlı ömürleri buna engel olmaya devam ediyor.



Isı pompaları aslında insanlığın en iyi buluşlarından biri olabilir zira, klimalardan, kurutma makinelerine ve en önemlisi de ev ısıtma ve sıcak su ihtiyacını %300-700 verim ile çözüyor. Hepsinin ortak noktası elektrik enerjisinin yardımı ile bir yerdeki enerjiyi başka yere nakletmek. Isı pompasının adı da zaten buradan geliyor.



Hava bazlı ısı pompasının yaptığı basitçe evin dışındaki havadan içerideki havaya ısı aktarması. Böylece dış hava soğuyor ama evin içi ısınıyor. Bunu kompresör, daha başka bir çok hareketli parça ve özel doldurulan bir gaz ile yapıyor. Bu da onu ne yazık ki bozulmaya müsait ve özel gaz dolumu gerektiren karmaşıklığa, sistemin pahalılığına ve yüksek bakım masraflarına maruz bırakıyor.



Ancak Avrupa her şeyi elektrikle çalışır hale getirme ve elektriği karbon emisyonu yapmadan üretme yönünde ilerlediğinden ısı pompalarının esnekliği çok büyük avantaj sağlıyor.



Bildiğimiz ısı pomalarından tamamen farklı olan akustik ısı pompaları ise sadece ses dalgaları üreten hoparlör kullandıkları ve hali hazırda helyum gazı kullandığından oldukça az yıpranıyor. Üstelik az parça kullandığı ve gaz içinde geldiği için daha ucuzlar ve daha az bozuluyorlar.





Akustik ısı pompaları nasıl çalışır?



Çalışma prensibi ise aslında basit. Üretilen ses dalgası sayesinde sesin gaz ile dolu çember içersinde yankılanırken dalga boylarının üst üste binmesi ile bazı noktalarda helyum sıkışmasını bazı yerlerde ise seyrekleşmesini sağlamak. Yoğuşan kısıklarda sıcaklık yükselirken seyrekleştiği yerde sıcaklık düşürüyor. Isınan kısımdan evi ısıtıp, soğuk kısmıda ısı topladığınız yer mesela hava ile tekrar ısıtırsak ısı pompasını oluşturmuş oluyoruz.



Dünyada sadece Avrupa’daki iki firma bu teknolojiyi geliştirmekte, birisi Hollandalı Blue Heart Energy diğeri ise Fransız Equium. İki firma sesi birbirinden biraz farklı kullansalar da aynı şeyi yapıyorlar. Blue Heart Energy fiyatın klasik ısı pompasına  göre yarıya ineceğini iddia ederken Equium firması ömrü ikiye katlayarak 30 yıla çıkardığını ve daha yüksek verimle çalıştığını iddia ediyor.



Sistemin en iyi yanı ise Helyum gazının yüksek ısıl iletkenliği sayesinde çok daha düşük sıcaklıkta yani -20 °C  hava sıcaklığında 80 °C sıcak su üretebiliyor. Bu sayede sistem aşırı soğuklarda verimi düşse de yedek enerji kaynağına gerek duymadan çalışmaya devam ediyor.



Blueheart Energy şimdilik 3 kW’lık prototipini hazırlamış durumda ve 2023 yılı içinde satışa başlamayı düşünüyor. Daha güçlü versiyon 6 kW’lık prototip seneye hazırlanacak.



Normal ısı pompalarından daha sessiz



Ses deyince oluşacak sesin rahatsız edici olacağını düşünebilirsiniz ama firmalar yalıtım sayesinde normal ısı pompasından daha sessiz olacağını iddia ediyorlar. Hatta Blue Heart Energy bunu karşılıklı ses dalgaları ile sesin sönümleneceğini ve sesin bize ulaşmayacağını söylüyor.



Her iki firma da Helyum sayesinde PVT’den (pv paneller arkasında ısıyı toplayan sistem), toprak, su, merkezi ısıtma (çok düşük sıcaklıktaki 20 °C) ve tabii ki hava gibi çeşitli ısı kaynaklarından faydalanabiliyor. Isıyı ortama yüksek sıcaklıkta radyatörden, düşük sıcaklıkta parke altı ısıtma ile aktarabiliyor.



Son olarak her ısı pompası gibi soğutma için gerektiğinde kullanılabildiğini söylemeyi unutmayalım özellikle bizim gibi yazın belli bir süre soğutmaya muhtaç ülkeler için bu önemli.




Kaynak:https://www.blueheartenergy.com/ourtechnology
Kaynak:https://www.equium.fr/en/home

Güneş panellerinin elektrik enerjisini üretmenin en kolay ve ucuz yolu olduğu artık kesin fakat güneş tarlası için arazi bulmak ve elektrik hattı sağlamak da bir o kadar zor.



İsviçreli yeni girişim şirketi Sun-Ways ülkenin ulasal tren yolları işleticisi ile raylar üzerinden elektrik üretmek üzere anlaşma sağladı. Daha önceden fabrikada montajlanan ve kablonanan paneller katlanarak özel bir tren içine konuluyor sonra tren raylar üzerinden geçerken raylar arasına fotovoltaik paneller döşeniyor.





Raylara bakım gerektirdiğinde ise aynı şekilde özel tren yolda ilerlerken kolayca panelleri topluyor. Üstelik tren yolları elektrikli olduğu için oradaki şebekeye elektrik sağlayabilmesi de olası. Aynı şekilde panellerin temizlenmesi için de bir trenin raylar üzerinde giderken temizlik yapması oldukça kolay.



Potansiyel ise cidden çok yüksek. İsviçre’nin toplam 7000 km’lik hattına kurulabilecek güç miktarı 1000 MW gibi bir miktar. Türkiye’deki hat uzunluğuna göre rakamı tekrar hesaplarsak 1500 MW’lık bizde de bir güç potansiyeli var. Hali hazırda ülkemizde kurulu güneş enerjisi varlığı ise 8 bin MW'ın üzerinde.





Şirketin geleceği ise bayağı parlak sadece Avrupa’daki tren yollarının uzunluğu 260.000 km ve dünyadaki döşenmiş tren yoklarının toplam uzunluğu 1.16 milyon km. Sistem test aşamasına 23 Mayıs 2023 yılında girmeyi planlıyor.


Karbon emisyonu yapmayan temiz kamyonlar yapabilmek için ise hidrojen güzel bir çözüm olsa da dolum istasyon ağının kurulamaması yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel. Sonuçta istasyon olmadığı için araç satılamıyor, araç satılmadığı için de istasyon kurulmuyor.



Ancak hidrojenli araçlar yakıtın hafifliği ve 5-10 dk’da hızlı dolması sayesinde bataryalı araçlara göre büyük avantaj sağlıyor. Hidrojenden yüksek güç elde edilmesi de başka bir engel. Yani yüksek güç için geniş membran alanına sahip pahalı yakıt hücreleri olması gerekmekte.



En iyi çözüm ise elektrikli bir araç yaparak bataryayı belli kapasite ile sınırlayıp, arka planda bataryayı şarj eden düşük ve ucuz bir yakıt hücresi kullanmak. Böylece kamyon şehir içersinde 224 km menzile sahip iken, şehir dışına çıktığında hidrojen yakıt hücresinden gelen enerji ile birlikte 570 km yol kat edebiliyor.





Tevva tarafından geliştirilen inovatif araçta 105 kW/saat batarya ve 9 kg’lık 350 barda hidrojen tankı bulundurmakta. Batarya 22 kW şarj istasyonu ile 5 saatte dolarken, hidrojen takının dolumu 10 dakika sürüyor.



Toplam ağırlığı 7.5 ton olan aracın yük kapasitesi 2718 kg. Motor gücü 192 kW ve 596 Nm torka sahip. Yakıt hücresi batarya biterken çalışmaya başlıyor ve ürettiği enerji ile hem yolda devamı sağlıyor hem de bataryayı şarj ediyor. Buradaki olay yakıt hücresinin sadece 25 kW enerji sağlaması. Bu yüksek hızlanma, ağır yük, aşırı eğim gibi şeyler için yeterli olmasa da bataryayı doldurmaya yetiyor.



İngiltere tabanlı şirketin kamyonlarının 2023 yılının yaz aylarında müşterilere teslim edilmesi bekleniyor.


Her ortamda az çok ışık mevcut ve bu ışığı yararlı elektrik enerjisine çevirme yöntemini bulan Ambient Photonics ile kumandanın az enerji tüketmesini sağalayan Universal Elektronik firmaları güçlerini birleştirip ilk kendini ortamdan şarj edebilen kumandaları üretme yolunda.



Böylece bir kumanda kendi klasik kullanım ömrü boyu yani 7 yıl içersinde 14 tane pil kullanmaktan kurtulacak. Bu az gibi görünebilir ama yılda 225 milyon televizyon satıldığını düşünürsek her yıl 3,15 milyar daha az pil satılacağı anlamına geliyor.





Firma bu teknolojiyi özel geliştirdiği basılabilir boya tabanlı solar hücreler ile yapmayı planlıyor. Bu teknoloji uzun zamandır mevcut ama firmanın geliştirdiği teknikler ile artık düşük ışık ortamında 3 kat fazla enerji üretebiliyor.



Universal Elektronik ise kumandalardaki çip ve yapının çok daha az enerji harcamasını planlıyor. Başta ışığın yeterli olmayacağını düşünebiliriz ama aslında kumandanın gün boyu ve akşam insanlar yatıncaya kadar uzun sayılacak bir süre boyunca ışıklı ortamda kaldığını ama günde çok az aktif olarak anlık olarak çalıştığını düşününce neden mantıklı olduğu anlaşılabilir.





Aslında sadece konuya kumandalar olarak bakmamak gerek. Takip edilebilir köpek tasmalarından, pil değişimi gerektirmeyen airtag’lere hatta şarjı daha uzun giden kablosuz kulaklıklara kadar bir çok alanda tek kullanımlık piller hayatımızın dışına çıkabilir veya şarj ihtiyacımızı azaltabilir.



Tabii ki bir ürünün fikir aşamasından hayatımıza girmesi için seri üretime ihtiyacı var ve bu da fabrika anlamına geliyor. Şirket bu yüzden aldığı 31 milyon dolarlık yatırım ile 4000 metre kare alana sahip “The Ambient Fab 1” isimli fabrikasını Kaliforniya’da kurmaya başladı.



Fabrika 2023 ortası itibari ile ilk ürünleri müşterilere teslim etmesi bekleniyor. Müşteriler ise elektronik ve internete bağlı ufak cihaz üreticileri olacak.



 



 




Kaynak:https://ambientphotonics.com/technology

Yüksek miktarda ve ucuza üretilen temiz hidrojeni yakıt olarak taşıyabilir, saklayabilir ve gerektiğinde kullanabiliriz. Endüstri dışında hidrojenin kullanım alanları arasında tren, uzun mesafe kamyon, uçaklar, gemiler ve doğalgaz şebekesine karıştırma sıralanabilir. Özellikle ülkemizde yapılan araştırmalarda hidrojenin doğalgaz şebekesine karıştırılması gündemde.



Japonya yaşadığı nükleer felaket sonrası santrallerini kapatıp doğalgaz ve kömüre dönmüştü.  Tabii ki geçen on yıl içinde yenilenebilir enerjiye geçme gereksinimi ağır bastı ve yeni yenilenebilir enerji olarak kabul edilen nükleer enerjiden güvenli olarak yararlanma yollarını aramaya başladı.



Yüksek Sıcaklık Gaz Reaktörü Nedir?



Öncelikle soğutma sistemleri kapansa, hiç bir insan müdahalesi olmasa bile çekirdek erimesi ya da fazla ısınma olmayacak bir teknoloji olan HTGR (Yüksek Sıcaklık Gaz Reaktörü) reaktörünü tekrar devreye aldı. Bu sistemde radyoaktif maddeler özel katmanlı seramik kürelerin içine konuyor ve aktif olmayan helyum gazı ile soğutuluyor. Sistem o kadar güvenli ki sırf deneme amaçlı bir hafta boyunca pompalar vs her şey kapatıldığı halde bile çekirdek sıcaklığı 1328 °C‘a kadar ve sonra 1320 °C’a düşerek sabit kaldı üstelik reaktör en ufak bir zarar görmedi.





Sistem nasıl çalışacak?



İlginç bir şekilde 1998 yılında inşaa edilen 30 MW’lık test reaktörü üzerinde 2011 yılına kadar deneyler yapılmıştı sonra Fukushima Faciası sonrası bu reaktör de ülkedeki tüm reaktörlerle beraber kapatılmıştı. Şimdi ise buradan üretilen ısı ile reaktör yanına kurulacak ek bina ile yüksek sıcaklıkta katalizör yardımı ile hidrojen üretim tesisi kurulacak. Japon Atom Enerji Ajansı ile Mitsubishi Ağır Endüstrisi ortaklığı sayesinde devamlı yüksek ısı ve kimyasal katalizörler sayesinde buhar halindeki su, hidrojen ve oksijene parçalanacak. Buradaki önemli nokta elektrik gereksinimi olmadan suyun yaklaşık 850 - 950 °C sıcaklık ile kimyasal olarak parçalanması.



Hidrojen evlerimizde bile etkin kullanılabilir



Hidrojenin en gelecek vaat eden kullanım alanlarından birisi de evlerde kullanılan doğalgaz hattına %20’ye kadar hiç bir sorun çıkarmadan karıştırılabilmesi. Yani Türkiye’nin 20 Milyar metreküp olan ev ısıtmasında kullanılan gazın 4 milyar metreküpünü şebekedeki ufak değişiklerle hidrojen ile değiştirme imkanına sahibiz. Üstelik bunu yenilebilir kaynaklardan yerli üretim ile sağlama şansımız mevcut. Bu da yıllık 23 Milyar Euro tutan ithalatın 5.6 milyar Euro'ya tekabül eden kısmını önleme anlamına gelmekte.



Bunun dışında uzun mesafe gemi, kamyon, uçak, tren gibi araçları petrol türevli yakıtlar yerine hidrojene geçirmek mümkün. Arabalar ise şarj edilebilir batarya + hidrojen yakıt hücresi hibriti ile hidrojene dönebilir yada bataryadan devam edebilir. Diğer bir kullanım alanı ise aşırı derecede yüksek ısı gerektiren çelik endüstrisi için yüksek sıcaklık (1000 °C) üretim tesisini küçük boyutlarda kurmak ve işletmek mümkün.




Kaynak:https://www.jaea.go.jp/04/o-arai/en/research/research_03.html
Kaynak:https://www.mhi.com/products/energy/high-temperature_gas-cooled_reactor.html
Kaynak:https://www.world-nuclear-news.org/Articles/JAEA,-MHI-team-up-for-HTTR-hydrogen-project

Fosil yakıt türevlerinden kurtulmamız için hafta boyunca güneşin açmadığı ya da rüzgarın esmediği dönemlerde enerjiyi sağlamak gerekli veya uzun süreli elektrik depolama teknolojilerine ihtiyacımız var.



Doğal olarak günlerce tükenmeden elektrik verebilen ama verimli ve dayanıklı ucuz batarya yapmak zor. Yine de en azından bildiğimiz teknolojileri kullanmak zorunda  değiliz zira bu bataryayı ağır ve büyük yapabiliriz ama nasıl?



Teknik ve Avantajları



Bataryalar aslında geri döndürülebilen bir çok kimyasal işlemi kullanılarak üretilebiliyor. Sorun bu işlem sırasında her seferinde oluşacak yan kimyasal reaksiyonları azaltmak ve tabii ki verdiğinizin en fazlasını geri almak yani yüksek şekilde verimliliğini sağlamak.



Lityum tabanlı piller genelde olarak 4000 doldur boşalta kadar dayanabilirken, enerjinin %90’ından fazlasını geri verebiliyor. Ancak üretim süreci ve kullanılan nadir elementlere ihtiyaç duymaları nedeniyle oldukça pahalılar.



Bu kullandığımız küçük cihazlar için sorun yaratmaz iken, şebekeyi dengeleyecek, gerektiğinde elektrik üretim fabrikası kadar günler boyunca elektrik sağlayacak,  yıllarca çalışacak ucuz bir sistem yapmak zor.



6'da 1 maliyet



Form Enerji ise bu sorunu çözmek için demirin paslanma sürecini kullanarak bir batarya geliştiriyor. Paslandırma için gerekli olan şeyler ise demir, hava ve su gibi en çok bulunan ve ucuz malzemeler. Üstelik saklanabilen enerji fazla ve süreç yavaş işlediği için şarjın tükenmesi 150 saatte kadar varabiliyor. Mesela firmanın ilk pilot projesi 1 MW güç veren ve 150 saat dayanan 150 MWh kapasiteli bir proje.



Paslanma ve geri döndürme süreci aslında yıllardır bilinen bir batarya çeşidi. Gerek  verim gerek ağırlık ve anlık güç kapasitesi nedeniyle üzerine pek düşülmedi. Şimdilerde ise uzun dönem depolama teknolojilerine ihtiyaç arttığı için bu teknoloji rafine edildi ve fabrika kurulum aşamasına kadar gelindi.





Uzun dönem depolama teknolojileri arasında, hava sıkıştırma, yer çekimi ile potansiyel enerji, çeşitli kimyasal reaksiyonlar gibi bir çok yöntem bulunmakla beraber esas sorun 1 kW/saat elektrik enerjisinin santral hayatı boyunca ne kadara şarj edilip deşarj edilebileceği. Bu rakam lityum tabanlı bataryalarda 120$ civarında iken demir metali tabanlı Form Enerji bunu 20$ gibi inanılmaz bir rakama düşürmeyi planlıyor.



Doğal olarak bu kadar çekici bir firma 2017 yılından bu yana 850 milyon dolar yatırım aldı. Kurulacak fabrikanın konumu eski çelik endüstri merkezi Batı Virginya / ABD’de. Maliyeti 760 milyon dolar olacak fabrikada 750 kişi çalışacak. Fabrikayı kendi bölgesinde kurulmasını isteyen eyalet süreci 290 milyon dolar ile teşvik edecek. Bunun yanında 75 milyon dolar değerindeki arsanın kullanım hakkını da şirkete devredecek.




Kaynak:https://www.canarymedia.com/articles/long-duration-energy-storage/form-energy-to-build-novel-iron-batteries-in-west-virginia-steel-town

Elektrikli olmayan hatlarda çalışan dizel trenleri yenilenebilir enerjiye çevirmek oldukça zor bir görev. Bu iş için en uygun çözüm ise hidrojen yakıtı. Yakıt hücresi ile çalışan trenler depolarında bulunan hidrojeni tekrar oksijen ile birleştirirken üretilen elektrik ile elektrik motorlarını çalıştırarak yol kat ederler. Bu enerji yenilenebilir olduğu için ithal edilmesine gerek duyulmaz ve dışa bağımlılığı azaltabilir.



Yenilenebilir enerjinin epey fazla olduğu ve çok güneşli ya da rüzgarlı havalarda fazladan üretilen elektriği ne yapacağını düşünmeye başlayan Almanya, geçtiğimiz aylarda ilk hidrojen ile çalışan trenlerini devreye sokmuştu. Bu trenler 130 kg’lık yakıt tankı ile gün boyunca 800 km çalışabiliyor. Üstelik gerektiğinde tekrar doldurulması sadece 20 dk sürmekte.





Çin, hidrojen yakıtlı trenleri yolcu ve yük trenlerinde kullanmaya başlıyor. İstasyonlarda yakıt olarak kullanılacak hidrojen ise bölgedeki kimya endüstrisinin üretim sonrası ellerinde kalan yan ürün olması ise ilginç. Hidrojenin alternatifi ise hat üzerine elektrik döşemek ama bu trafiğin az ve uzun hatlarda çok anlamlı değil. Diğer bir çözüm de bataryalı trenler ama bu da trenin yüksek ağırlığı ve bataryaların bu nedenle ciddi ağır olacak olması onları 100 km üzeri hatlarda verimsiz kılıyor.



Hidrojen oluşturmak ve onu tekrar elektrik üretmek için kullanınca enerjinin sadece %30 kadar kısmı geri alınsa bile enerjiyi direkt kendi ekonomik çarkları içinde üretmek isteyen ülkeler için büyük güvenlik sağlamakta. Üstelik bu teknoloji yenilenebilir enerjinin dalgalanmasını dengelemek için kullanılabilir. Avrupa’da bu nedenle hali hazırda elektrik, fazla üretildiği zamanlarda bedavaya, hatta bazen teşvikler nedeniyle eksi fiyata bile düşebilmekte. Bu zamanlarda üretilen hidrojen ile boşa gidecek elektriktiği tren, kamyon,doğalgaz hatlarından kullanılması bir çok şeyi başarabilir.



Çin’de bildiğiniz gibi aşırı derecede dışarıdan gelecek enerjiye bağımlı bir ülke. Sırf bu yüzden arada sırada enerji krizine girmekte. Buna çözüm olarak da her daim  kendi enerjilerini üretmeye çalışıyorlar. Ülke bununla alakalı olarak inanılmaz Ar-Ge çalışmaları yapıyor.



Telif hakları tamamen Çinli şirketlere ait olan 160 km/s hıza çıkan tren tek dolumda 600 km menzile ve 1502 yolcu kapasitesine sahip. Tren Çin’in Fuxing Kurşun trenlerinin farklı bir versiyonu olmuş.




Kaynak:https://fuelcellsworks.com/news/worlds-first-hydrogen-train-with-a-speed-of-160-kilometers-per-hour-rolled-out-in-china/

Yollar her ne kadar arabalar için gerekli olsa da kenarında yaşayanlar gürültüden epey rahatsız olabiliyor. Bir yandan da güneş panellerini şehirde koyacak arazi bulamıyoruz. Mitrex firması ise nihayet bu ikisini güzel bir şekilde birleştiren bir ürün çıkardı.



Çevre kirliliğinde genelde düşünülmeyen ama oldukça önemli olan şehir sesi insan sağlığı için ciddi bir tehdit. Bu seslerin çoğunluğu ise genelde yolların getirdiği gürültüye dayanıyor. Bu gürültüden kurtulanabilecek en iyi yöntem ise ülkemizde de artık görmeye başladığımız ses bariyerleri.



Yalnız ses bariyerlerinin çoğu sesi yansıtmak tekrar yola vermek ya da yukarıya yansıtmak üzere tasarlanmış. Mitrex firmasının çözümü ise bu bariyerlerin sesi emmesini sağlamak ama bizi esas ilgilendiren ise bundan elektrik enerjisi elde etmesi.





Günümüzde enerji artık yeni altın gibi düşünülebilir. Bu nedenle üretebildiğimiz her enerji çok değerliyken özellikle şehir içinde tüketime yakın olursa çok daha değerli oluyor. Enerjinin en değerli formu ise tabii ki elektrik formu, bu formu anında alıcısına bakır teller üzerinden iletebiliyorsunuz.



Firmanın bariyerleri istediğiniz şekilde, istediğiniz renkte, desende hatta şeffaf bile olabiliyor. İsterseniz yol, otoban, tren yolu ve köprülere monte edilebiliyor. Hatta hali hazırdaki ses bariyerlerine bile monte edilebiliyor. En iyi seçenek ise çift taraflı ışıktan üreten bir bariyer gerçekten çok fazla enerji üretebiliyor.



Kilometre başına 1.2 MW güneş santrali kurabilme seçeneği oldukça cezbedici. Ses emiş oranı ise 0.8+ gibi yüksek bir değer. Geliştirilen teknoloji şimdiden ciddi bir ilgi görmüş durumda.


Hakkında
Konum: İstanbul,Ataşehir
Meslek: Internet Şirketi
İlgi Alanları: Ux, infrastructure vs.
Forum İmzası:
Phenom II X4 940, Asus M3A78T (790GX), 2x2 GB DDR2-800 ,Samsung 2333SW 23"", Sapphire Ati HD6870 1GB, 160 Gb Intel X25-M SSD ve SCYTHE Silent Box içinde 3,5" Western Digital 750 Gb 5400 rpm sessiz HDD, 16 Mb önbellek , Lian-li PC-C32 Fanları kısılmış Kasa, Be-Queit 450 Watt güç kaynağı, Samsung DVD-RW Gümüş ön yüz, Microsoft Sidewinder X6, Cyber Snippa Intelliscope fare, SONY KDF-E50A11E 50" 3LCD HDTV, 2x Saitek P3000 Gamepad Scythe Zipang soğutucu
Hakkımda:
0B2425D855DF460484433B3BDB24706D.jpg
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
Ev sistemi
Bilgisayar
Mobil Cihazlar
Bilgisayar
Netbook
Bilgisayar
Mobil Operatör
Otomobil
Mercedes
Mobil cihaz
iPhone
Operatör
Vodafone
ISS
Superonline
Oyun Platformu
PC
Klima
Klima
Daikin
Game Center
GUNOKSAY
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: geçen ay
Son Mesaj Zamanı: 16 sa.
Mesaj Sayısı: 10.790
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 19.000
İkinci El Bölümü Mesajları: 178
Konularının görüntülenme sayısı: 3.840.597 (Bu ay: 1.706)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 12.131 (Bu hafta: 2)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Donanım / Hardware
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.