Şimdi Ara

Ölümden Sonraki Hayatı Düşünüp Nasıl Kafayı Yemiyorsunuz?

Bu Konudaki Kullanıcılar:
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
27
Cevap
0
Favori
1.136
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum 3 yıl
  • Cevaplayan Üyeler 12
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 5
  • Ortalama Mesaj Aralığı 1 saat 48 dakika
  • Son 1 Saatteki Mesajlar 1
  • Haberdar Edildiklerim (Alıntılar) 2
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • upower (5 mesaj) Guest-73A8A7D1E (4 mesaj) Zodion (4 mesaj) Guest-FC547EB8D (3 mesaj) Kartal Göz (2 mesaj)
  • Konuya Yazanların Platform Dağılımı
  • Masaüstü (13 mesaj) Mobil (9 mesaj) Tablet (4 mesaj) Mini (1 mesaj)
  • @
3 oy
Öne Çıkar
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Felsefe >> Ölümden Sonraki Hayatı Düşünüp Nasıl Kafayı Yemiyorsunuz?
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
  • Yüzbaşı
    681 Mesaj
    Ölüm sonrasındaki hiçlik neden kafayı yedirtsin ki? Ölüm öncesindeki hiçlik kafayı yedirtmiyorsa, ölüm sonraki hiçlikte kafayı yediremez, sadece farkına vardığın an garip hissettirir ve bu yüzden duyulan üzüntü, sevinç gibi duygular hiçliği nasıl tanımladığımıza ve nasıl baktığımızla alakalı bence. Bazen bana tam tersi oluyor, öldükten sonra tekrar dirileceğimi ve bir kez daha ölemeyeceğimi bilseydim bu benim kabusum olurdu.



    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
  • Binbaşı
    1383 Mesaj
    Konu Sahibine Özel
    .



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi upower -- 29 Temmuz 2019; 3:20:1 >



    |
    |
  • Yarbay
    3569 Mesaj

    quote:

    Elbet hayatta o noktaya da geleceğini düşünüyorum farzet ki hayatının son demlerinde 80 yaşındasın, artık hayat amacın kalmamış ve hiçliğe doğru gün sayıyorsun.


    Hocam bu duyguyu yaşamak için 80'e varmak şart değil her zaman. 20'lerinde bile böyle hissetmek mümkün. Benzeri şekilde 80'lerinde hayat dolu ve çok aktif insanlar da bulunuyor.

    quote:

    şu soruda kafama takılıyor hiçliğe gideceğini bildiğin halde neden bu kadar çaba gösteriyoruz mesela ben sosyal hayatımda çok çalışkan biri olarak tanımlanırım genelde buna ihtiyacım var mı neden bunu yapıyorum bilmiyorum, hatırlanmak cevabı bana mantıklı gelmiyor, mesela George Frideric Handel


    Bu soruda bir ön kabul var. O da şu: Bir şeyin anlamı, sadece sürekliyken olabilir. Oysa hayır, ben ister haftaya ölecek olayım; ister 1 yıl sonra; şu an karnım mı acıktı? Şu an yiyeceğim yemeğin bir anlamı vardır. O da şu an bana vereceği tat ve doygunluktur. Ömrüm 80 yıl da olsa, 30 yıl da olsa 2.000 yıl da olsa o yemeği yemek isterim.

    Neden bir şeyler sadece sürekliyse anlamlıdır diye düşündüğümüzü bilmiyorum. Ama tahminimce bize böyle öğretildiği için. Dinlerin ve siyasetçilerin hepsi sürekli gelecekten bahseder dururlar. Biz de bu bahsedilmelere çok maruz kaldık. Düşünce yapımız gelecek odaklı amaçlar aramaya şartlandı diye tahmin ediyorum. Oysa amacımız ister 10 yıl sonraya hitap etsin, ister 10 dakika sonraya; olan tek şey şudur: kafamızın içinde bir şeyler amaçlamışızdır işte.

    Handel'in hatırlanmaktan istifade ettiği yok haklısın. O, ya sevdiği ve arzuladığı için o an besteleyiverdi ya da koşullar gerektirdiği için. Bunun karşılığı olaraksa yaşarken gördüğü kadar itibar ve sevgi görüp, kazanç elde etti o kadar. Sadece yaşıyorken, yaşamla alakalı şeyler bizi ilgilendiriyor. Ölüm derken, ölümden sonra falan derken yaptığımız tek şey aslında kafamızda bilim kurgu-fantezi bir sinema filmi oynatmak..
    |
    |
    upower kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör




  • Teğmen
    247 Mesaj
    Hatırladığım kadarıyla, dinsizlere sorduğumda şu cevapları vermişlerdi :

    - Ölümden sonra hiç olacağız,doğmadan önce olduğu gibi. Yani öldüğümüz zaman doğmadan öncesini hissetmediğimiz gibi, öldükten sonra da hiç olacağımız için bir şey hissetmeyeceğiz.Sıkıntı yok yani, yaşamaya devam demişlerdi.(Bu en kabul gören cevap) Ayrıca bu cevaba şu cümleler de eklenebiliyor :

    - Evet, hiç olacağız ama yaptığımız eserlerle her zaman adımız gururla anılacak. (Bir şey hissetmiyorsun, anılmasa ne olur ki, neyse)

    - Evet, hiç olacağız ama bizim vücudumuzdaki maddeleri bitki alacak. Bitki meyve yapacak, meyve olacağım. Meyveyi insan, hayvan yiyecek. Onlara enerji kaynağı olacağım. (Ve böyle sonsuza kadar giden aşırı iyimser ama yine bir anlam ifade etmeyen cümleler.)

    Daha dürüst olan dinsizler ise adam gibi gerçeği söylüyor:

    - Evet, hiç olacağız ve çok korkuyorum. Düşündüğüm zaman kafayı yiyorum ama bu doğmak kadar gerçek bir şey. Elden gelen bir şey yok. Yaşamak için düşünmemek zorundayım yoksa yaşama sevincim kaçıyor. ( Bu dediğim gibi, bana göre diğer cevaplar arasındaki en dürüst cevap. İnsanın ciddi manada düşünüp hiçliği kabulleneceğine inanmıyorum, kabullenenler de ciddi manada düşünmüyordur.)



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • Yarbay
    13883 Mesaj
    Düşünmüyoruz, kafa rahat. 😘



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
  • Yarbay
    13883 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: upower

    Bu mesaj silindi.

    Alıntıları Göster
    Ben hiçliği çok düşündüm ve kabullendim. 80 yaşında da değilim ki bu kadar yaşlı olarak öleceğimi sanmıyorum. Yalnız hiçliği kabullenince insan neden bunu yapıyorum ki diye sorup duruyor. Hiçbir şey yapası gelmşyor insanın. Bir şeyler yapıyorsan da bundan gerçekten zevk duyduğun için ve istediğin için yapıyorsun.

    Sanatçıların da öldükten sonra da hatırlanayım diye bir kaygısı olduğunu düşünmüyorum. Bu sadece 3. şahısların başkalarına dikte ettiği fikirlerden fazlası değil. Varsa da genelleme yapılamaz. Sanatçı da her insan evladı gibi ölecek ve öldüğünde hiç olacağı için kendisinin 300 yıl sonra hatırlanacağını bildiğinden ama bunu göremeyeceğinden ölümsüz eserler vermek sanatçı için anlamsızlaşıyor. Ama sanatçı hayatteyken bunun olacağını tahmin ettiğinden hayattayken gururu okşanabilir, egosunu tatmin ediyor olabilir, hayal kurup yeni eserler vermesine vesile olabilir. Yani böyle düşününce durum yine de anlamsız ve tutarsız gelmiyor.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |




  • Yüzbaşı
    681 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: alihan381

    Hatırladığım kadarıyla, dinsizlere sorduğumda şu cevapları vermişlerdi :

    - Ölümden sonra hiç olacağız,doğmadan önce olduğu gibi. Yani öldüğümüz zaman doğmadan öncesini hissetmediğimiz gibi, öldükten sonra da hiç olacağımız için bir şey hissetmeyeceğiz.Sıkıntı yok yani, yaşamaya devam demişlerdi.(Bu en kabul gören cevap) Ayrıca bu cevaba şu cümleler de eklenebiliyor :

    - Evet, hiç olacağız ama yaptığımız eserlerle her zaman adımız gururla anılacak. (Bir şey hissetmiyorsun, anılmasa ne olur ki, neyse)

    - Evet, hiç olacağız ama bizim vücudumuzdaki maddeleri bitki alacak. Bitki meyve yapacak, meyve olacağım. Meyveyi insan, hayvan yiyecek. Onlara enerji kaynağı olacağım. (Ve böyle sonsuza kadar giden aşırı iyimser ama yine bir anlam ifade etmeyen cümleler.)

    Daha dürüst olan dinsizler ise adam gibi gerçeği söylüyor:

    - Evet, hiç olacağız ve çok korkuyorum. Düşündüğüm zaman kafayı yiyorum ama bu doğmak kadar gerçek bir şey. Elden gelen bir şey yok. Yaşamak için düşünmemek zorundayım yoksa yaşama sevincim kaçıyor. ( Bu dediğim gibi, bana göre diğer cevaplar arasındaki en dürüst cevap. İnsanın ciddi manada düşünüp hiçliği kabulleneceğine inanmıyorum, kabullenenler de ciddi manada düşünmüyordur.)



    Bence bu biraz kişisel düşünce ve altında yatan şeylerle alakalı. Eğer sen 1. örnekte kafayı yiyecek gibi oluyorsan fakat aynı örnek başka birisine aynı etkiyi yapmıyorsa, bence bunun içinde beklentiler, gerçeklik algısı ve bunlara bağlı olarak hissettirdiği duygular gibi sebeplerde yatıyor. Bu yüzden sadece ciddi manada düşünmemezlikle alakası yok bence.



    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >




  • Çavuş
    92 Mesaj
    "ölümden sonraki yaşamın varlığına inanıyor musunuz? inanmıyor musunuz?"



    ölümden sonra bir yaşam olduğunu düşünmüyorum. canlılığın hiçbir öneminin olmadığını düşünüyorum.



    "inanmıyorsanız doğuşumuzdan öncesini hatırlamadığımız gibi ölümümüzden sonrasını da hatırlamayacağımızı yani hiçliğe gideceğimizi düşünüyorsunuz muhtemelen, bu hiçlik düşüncesi size kafayı yedirtmiyor mu?"



    insan bencil bir varlık olduğu için 'öldükten sonra nasıl bir hiç olurum, olamaz böyle birşey' deyip karşı çıkar, sonsuza kadar varolmak ister. kafayı yedirtiyorsa bu yüzden yedirtiyor herhalde.

    benim için hayır kafayı yedirtmiyor, aksine canlılığın olmadığı bir ortam herşeyden daha anlamlı. özellikle bilinçli yaşam hiç olmamalıydı.



    "Gelişen teknolojiyle bu yüzyıl içinde bu konular hakkında aydınlanacağımızı düşünüyor musunuz?"



    daha yol katedilmesi gereken çok fazla bilimsel konu var ve yakın zamanda bunlar çözülemese bile bence önümüzdeki bin yıl içinde -eğer insan ırkı varolmaya devam ederse- yol katedilebilinir.



    "Bilim adamlarının çoğunun ateist olduğu gerçeğinden yola çıkarsak bu alanda yapılan çalışmaların çok daha arttırılması gerekmiyor mu? Yani anlatmak istediğim kısa bir süre sonra yok olacağını düşünürken hayatın amacına odaklanmak yerine marsa gitmeyi düşünmek mantıksız değil mi, yoksa onun da hayatın amacı konusunda yol katetme aracı olduğu mu düşünülüyor,"



    hayır mantıksız değil. sizin de belirttiğiniz gibi bilmedigimiz keşfetmediğimiz herşey bizim için yol katetme unsurudur. dolayısıyla mars'a gitmek, güneş sistemini ve galaksimizi keşfetmek, varsa hayatın bir anlamı bunu çözmemizde yardımcı olacaktır.



    "bu konular hakkında çok fazla yabancı, türkçe kaynak okudum, biraz da burada tartışmak istedim belki daha farklı düşünceler çıkar."



    iyi düşünmüşsünüz böyle konular hakkında fikir alışverişi yapmak çok hoş.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |




  • Binbaşı
    1253 Mesaj
    Doğmadan önce ne isen, öldükten sonra da o olacaksın. Bu gerçek size neden inanılmaz, acımasız ve adaletsiz geliyor anlamıyorum. Hiçlik ve ölüm bilinci insanı kaygılandırsa da yaşamını sağlam bir zeminde sürdürmesini sağlar. Bu bilincin yararı şudur:

    Varoluşumuzu devam ettirdiğimiz süre boyunca ölümü bütünüyle unutmak ve gerçek değilmiş gibi yaşamaktan daha iyi olan birşey varsa o da her an ölüm gerçeğiyle burun buruna yaşadığımızın farkında olmak ve bu farkındalığa uygun şekilde hareket etmektir. Bu sebepledir ki hiçliğin mutlak gerçekçiliğinin farkındalığına erişmiş insan, aynı zamanda yaşadığı süre boyunca lüzumlu olanı lüzumsuz olandan, iyi olanı kötü olandan ayırt etme yetisini de kazanmış olur. Çünkü bu doğrultuda yaşamını sürdüren birisi hiçliğini mutlak hakikati olarak gördüğünden dolayı, ölüm gibi değişmez hakikatin bilincindedir ve bu an gelinceye kadar geçen oyalanma süreci boyunca tek gerçeğin içerisinde yaşadığı dünya olduğunu düşünür. Bir şeyler yapmak isteyen insan, yapmak istediği şeye ulasmak icin gereken zamanın kısıtlı olduğunu bilirse; acele eder, eyleme geçer, düşünür taşınır, daha temkinli ve özgür yaşar. Tam yersi hayatta bir şeyler yapabilmek için zamanın gecici degil, olum sonrasi zamanla birlikte sonsuz olduguna inanan ötedünyacı, daima planlarını erteler, eyleme gecmez cunku obur dunyaya umit baglamistir. Burada hiçlik bilincinin insan hayatına olan katkısını belirtmrk istedim.

    Her şeye rağmen yaşam boyunca edindiğimiz maddi ya da manevi birikimlerimizi sonsuza dek, bedenin yaşam faaliyetini sonlandırdıktan sonra bile bizimle varolacak bir kazanım olarak görmememiz gerektiğini belirtmek istiyorum. Bunları daha doğru bir ifadeyle hiçliğin daveti öncesi bir ''oyalanma'' olarak görebiliriz. Tabii bu söylediklerim hiçliğin mutlak hakikatini kabul etmeyen ve metafizik bir ötedünya kavramı inancına mensup olanlara abes kaçacaktır. Çünkü onlar bu dünyada edindikleri manevi birikimlerin ölüm sonrası metafizik bir ötedünyada kazanım olarak fayda sağlayacağı inancındalar. Başka bir deyişle, ötedünya inancını benimseyen insanlar bu dünyayı bir nihai amaç olarak değil, Tanrı'ya layık olma adına ve onun ötedünyasında iyi bir konum elde etmek için bir araç olarak görürler



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Schwartzenius -- 19 Temmuz 2018; 14:46:49 >
    |
    |




  • Yarbay
    3864 Mesaj
    Ben oldugum anı ailemi malımı mülkümü her şeyi önemsiyorum.



    Ama bunlar nefes aldıgım müddetçe. Benim dinamiklerim hayatta kalmama yardımcı olan , o andan zevk almamamı sağlayan şeyler. uzatabılırızde bunu.



    İnsanlık ve yaşam olarak baktıgımda dünyaya uzaktan bakıyorum. Nasıl karıncalara uzaktan bakıyorsak o şekilde. Yani kendini dunyadan duyulardan uzaklaştıkça önemsizliğimizi anlıyorum ve öbür tarafın olmadıgı iyice zihnimde inanılır duruma geliyor.



    Bazen dünyadan bir anda yok olsam dünyanın umrumda olmayacagını düşünüyorum.



    Bazende sokağa çıkıyorum. çingeneleri, dilencileri,hırsız tiplileri , tinercileri ve Beyinsizleri gorüyorum. bunların bu dunyada olması bile zarar, mikrop gibi gözükürken. Öbür tarafta cennette ya da cehennemde olmaları cok saçma geliyor. adamları oraya bile yakıştıramıyorum.



    o yüzden ben kendı ıcımde eminim ölümden sonra diye bir şey yok :)



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |




  • Teğmen
    247 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Prof.Celal Şengör


    quote:

    Orijinalden alıntı: alihan381

    Hatırladığım kadarıyla, dinsizlere sorduğumda şu cevapları vermişlerdi :

    - Ölümden sonra hiç olacağız,doğmadan önce olduğu gibi. Yani öldüğümüz zaman doğmadan öncesini hissetmediğimiz gibi, öldükten sonra da hiç olacağımız için bir şey hissetmeyeceğiz.Sıkıntı yok yani, yaşamaya devam demişlerdi.(Bu en kabul gören cevap) Ayrıca bu cevaba şu cümleler de eklenebiliyor :

    - Evet, hiç olacağız ama yaptığımız eserlerle her zaman adımız gururla anılacak. (Bir şey hissetmiyorsun, anılmasa ne olur ki, neyse)

    - Evet, hiç olacağız ama bizim vücudumuzdaki maddeleri bitki alacak. Bitki meyve yapacak, meyve olacağım. Meyveyi insan, hayvan yiyecek. Onlara enerji kaynağı olacağım. (Ve böyle sonsuza kadar giden aşırı iyimser ama yine bir anlam ifade etmeyen cümleler.)

    Daha dürüst olan dinsizler ise adam gibi gerçeği söylüyor:

    - Evet, hiç olacağız ve çok korkuyorum. Düşündüğüm zaman kafayı yiyorum ama bu doğmak kadar gerçek bir şey. Elden gelen bir şey yok. Yaşamak için düşünmemek zorundayım yoksa yaşama sevincim kaçıyor. ( Bu dediğim gibi, bana göre diğer cevaplar arasındaki en dürüst cevap. İnsanın ciddi manada düşünüp hiçliği kabulleneceğine inanmıyorum, kabullenenler de ciddi manada düşünmüyordur.)



    Bence bu biraz kişisel düşünce ve altında yatan şeylerle alakalı. Eğer sen 1. örnekte kafayı yiyecek gibi oluyorsan fakat aynı örnek başka birisine aynı etkiyi yapmıyorsa, bence bunun içinde beklentiler, gerçeklik algısı ve bunlara bağlı olarak hissettirdiği duygular gibi sebeplerde yatıyor. Bu yüzden sadece ciddi manada düşünmemezlikle alakası yok bence.

    Ciddi manada düşünmüyorlar derken bir insanın hiçliği normal karşılaması bana imkansıza yakın geliyor,o yüzden bu cümleyi kullandım. Sizler gibiler bence ender insanlardansınız.Çünkü bir arkadaşın yukarıda yazdığı gibi hiçlik bana inanılmaz, acımasız, adaletsiz geliyor. Çünkü daha hiç olacağımızı bile hayal edemiyoruz,çok korkunç bir durum.



    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >




  • Yarbay
    4356 Mesaj
    Şimdi ve buradalığı düşünüp kafayı yiyin bence daha iyi
  • Yarbay
    3569 Mesaj

    Niçin buradalığı kafa yedirici buluyorsun hocam



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    Zodion kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Yarbay
    4356 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Guest-73A8A7D1E

    Niçin buradalığı kafa yedirici buluyorsun hocam
    Ölüm öznesinin korkutuculuğu bile yaşayanlarla olmakta

    Varlık metafiziğinden sıyrılmadığı için bazı

    Şeyleri ayırt etmekte yetersiz kalıyoruz
  • Yarbay
    3569 Mesaj

    Yetersiz kaldığımız için ayırt edemeyeceğimiz şeyleri
    Yeni şeyler uydurarak ayırt ettiğimizi zannetmektense
    Ayırt edemeyeceğimizi kabul etmek
    Platon'un erdemine daha uygun olmaz mıydı
    |
    |
    Zodion kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Yarbay
    4356 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Guest-73A8A7D1E

    Yetersiz kaldığımız için ayırt edemeyeceğimiz şeyleri
    Yeni şeyler uydurarak ayırt ettiğimizi zannetmektense
    Ayırt edemeyeceğimizi kabul etmek
    Platon'un erdemine daha uygun olmaz mıydı
    Uygun olurda ben platoncu değilim vamparf hocam
Sayfaya Git:
Sayfa:
Reklamlar
vp satın al;valorant vp satın al;Valorant VP Fiyat
Radyo Dinle
Instagram takipçi satın al
Ko Cuce
Sohbet
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR5
0,408
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.