Şimdi Ara

Ne kadar suçluyuz?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
2
Cevap
1
Favori
115
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
1 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Her türlü eleştiriye ve fikir alışverişine açığım. Fikrinizi yazın, ufkumuzu genişletelim.


    Biliyorum pek çoğunuz üstünüze alınmak istemeyeceksiniz. İnsanın hatayı kendisinde araması lafta kolay ama gerçekte değil. Beynimiz bizi kusursuz olduğumuz yönünde kandırır.

    Yöneticileri veya onları seçenleri suçlamak her zaman daha kolay gelir.


    Türkler 1000 senedir bu topraklarda. 100 sene önce cumhuriyet kuruldu. Bugüne kadar sayısız deprem gördük, son 100 senede yüzbinlerce insanı depremde kaybettik ama depremi 1999'da öğrendik. Tabi o zamanlar sadece adını öğrendik. Ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini şimdi televizyonda hocalar çıkıp anlatıyor, pek çoğumuz yeni yeni öğreniyoruz. Korunmak istiyoruz ama kendimizi korumaktan çok başkasının bizi korumasını istiyoruz.


    Merak ediyorum ve soruyorum. Şu an yaşadığınız eve taşınma kararı vermeden önce kaçınız zemin tipi hakkında bilgi sahibi olmak istediniz? Kaçınız bina sağlamlık raporu var mı diye merak ettiniz? Kaçınız googlea girip yakınınızdaki fayları ve deprem risklerini araştırdınız? Taşınmak sizin inisiyatifinizde değilse ailenize sorsanıza bunları yapmışlar mı? Hayatınızı emanet ettiğiniz binada deprem güvenilirliği kaçıncı önceliğinizdi? Mesela gömme dolap veya gıcır gıcır banyo fayansları sizi güvenlikten daha çok çekmiş olabilir mi? Bazıları için deprem birinci önceliktir ama sormuş olmak için sorarlar. Kapıcıdan duyduğu bina sapasağlam abe sözü tatmin olmaları için yeterlidir. Acaba kendinizi kandırıyor olabilir misiniz?


    Aklınıza biz niye deprem uzmanı gibi araştırma yapalım? sorusu gelebilir. Aslında deprem ülkesinde yaşadığını bilen çağdaş bir insanın bunu yapması gerekir ama haklısınız. Siz düşünmeseniz bile sizin can güvenliğinizi korumak devletin birinci sorumluluğudur. Yapı izinlerini verirken araştırma yapmak, yüklenici firmaya şart sunmak ve denetleme yapmak zorundadır.


    Öyleyse merak ediyorum ve soruyorum. En son ne zaman sizin oyunuza talip olan bir iktidar adayına depreme karşı alacağı önlemlerle ilgili talepte bulundunuz? Belediyelere kaç kere depremi sordunuz? Kaç kere kentsel dönüşüm yoksa oy yok dediniz? Kaç kere deprem olmayan bir zamanda depremle ilgili twit attınız?

    İktidara adaylığını koyanların birinci amacı iktidar olmak ve bunu sürdürmektir öyle değil mi? Peki bunları hiç yapmadıysanız oy kazanmak için bizi depreme karşı korumasına ihtiyacı olmayan bir iktidar bu işe neden bütçe ayırsın? Kentsel dönüşümden çok daha ucuza tavlanıyorsak neden ucuz yolu tercih etmesin?


    Bu bir çıkar ilişkisidir. Biz oy veririz talebimiz yerine getirilir. Ancak pek çok kişi bedavaya tavlanıyor. Ya birini tahtından indirmek için ya da böyük oyunu gördüğü için oy veriyor. Söylemekten utandığım bir klişe ama gerçek. İnsanlar seçim yaparken kendi faydasını umursamıyor. Çünkü karşısındaki güruha olan nefret gözlerini kör ediyor. Siyasiler sizi sizden iyi tanıyor ve duygularınızı sömürüyorlar. Size nefret pompalıyorlar. Evet bu seçimde hükumet değişecek ancak muhalefetin umut vadetmesinden değil. İktidarın beceriksizliğinden. Hükumet değişecek ama sen değişmediğin sürece Türkiye aynı kalacak. Değişim bireyde başlar.


    Ve şimdi yaşadığınız ülkenin gerçeklerinin farkında olup, o gerçeklerden kaçıp, kendinizi korumayıp, korunma talep etmeyip, iş işten geçtikten sonra öfkenizi yönlendirecek bir yer arıyorsunuz.

    Bir saat iktidar, sonraki saat yağmacılar, sonraki saat çürük ergenler. Öfkelenmekte sonuna kadar haklısınız. Ben de sizin kadar öfkeleniyorum. Ama artık özeleştiri ve değişim vakti geldi.


    Ben 25 senelik internet kullanıcısıyım. Sosyal medyadaki profiller, kuşak farklılıkları gözümün önünden akıp geçtiler. Türk insanı yeni gelen nesillerle beraber bilim ve analitik düşünce konusunda korkunç bir cehaletten kurtulup aydınlanmaya başlıyor. Malesef o kadar hızlı değişmeyen şeyler de var. Her işi başkasından beklemek, aşağılık kompleksi, empati yoksunluğu, öfke kontrolsüzlüğü, her şeyi bildiğini zannetmek, hoşgörüsüzlük, sağduyusuzluk. Burayı doldururum ama sayfalar yetmez.


    En önemlisi ise tembellik. Pek çoğunuzun abisi olarak tavsiyem hangi yaşta olursanız olun işinizi hakkını vererek yapın. Baştan savma iş yaparak kar ettiğinizi zannetmeyin. Çalışmak yerine boşa harcadığınız dakikalar tatlıdır. Ama eğer bunu yaparsanız bir gün etrafınızdaki insanların hayat görüşü ve bilgi birikimi olarak sizden çok daha yukarıda bir noktaya ulaştıklarını göreceksiniz. İşte o zaman kendinize saygı duymayacaksınız, hatta kendinizden nefret edeceksiniz. Kendinizi kandırmak isteyecek ama içten içe kayıp bir hayat yaşadığınızı düşüneceksiniz. Gerçekler kendini her anlamda geliştirmeyen insanlar için acıdır.




    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    MAAŞLARINIZ NE KADAR ? ? ?
    15 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.