DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
Entel nedir Entellektüel nedir?
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı
60
Cevap
0
Favori
172.523
Tıklama
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Güncel >> Entel nedir Entellektüel nedir?
Sayfaya Git:
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
    • Yarbay
      5463 Mesaj
      25 Haziran 2005 22:08:39
      Entellektüelin anlamının, birçok önemli konuda konuşabilecek düzeyde, belli bir bilgi birikimi ve kültüre sahip kişi olduğu söylenir.

      Entel ise entellektüel olmaya özenen, aslında fazla birşey bilmeyen kişi olarak bilinir.

      Gerçekten böyle midir? Gerçekte kimler enteldir? Kimler kimlere "entel" der. Entel kendini entel olarak mı görür? Entel, entelin tanımını nasıl yapar, entellektüelin tanımını nasıl yapar? Entellektüel, entelin tanımını nasıl yapar, entellektüelin tanımını nasıl yapar?

      Entellik kötü birşey midir? Entellere duyulan antipatinin nedeni nedir?


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      976 Mesaj
      26 Haziran 2005 03:12:18
      hınçal uluç enteldir mesela her şey hakkında yorum yapar
      Entellektüel se gerçekten bilgili demek sanırım

      gözlüklü şirin var ya o enteldir işte(örneğe bak yalnız silsem mi )


      _____________________________

    • Yarbay
      5327 Mesaj
      26 Haziran 2005 14:59:06
      ikiside aynı sanırım ama sonradan halk arasında değişmiş.


      _____________________________

    • Yarbay
      11835 Mesaj
      27 Haziran 2005 00:51:59
      Türkiyede entel boş entellektüelde bomboş olduğu halde bişi bildiğini sanan ve sanılan insanlara verilen addır.


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Technics -- 27 Haziran 2005, 0:52:29 >
      _____________________________


      Gol attıktan sonra , çok fazla sevinmeyin çocuklar, rakip takıma ayıp olur.-Süleyman SEBA-
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      29 Haziran 2005 11:39:57
      Türkiyede bunun tam olarak anlamı toplum tarafından bilinmemektedir. Sıradışı giyinen ve davranan insanlara entel deniliyor. Doğrumu bence yanlış.


      _____________________________

      Kirli düşlerinle mi kirleteceksin temiz bedenimi... Çık git hayatımdan, ne sana yer var ne de pis bedenine... Sana dokunduğum o güne lanet olsun... Sözlerimin ağırlığını kaldıramıyorsan eğer küfret gitsin, ama ne olur bakma yüzüme...
      Senin o gözlerin var ya, herşeyi bitirdi.. Yazık ettin geçen günleri.. Hani o verdiğin sözler, yalanmıydı birer birer.. Artık seni sevemem ki..
    • Onbaşı
      34 Mesaj
      21 Temmuz 2007 16:48:09
      entellektüel: hayatı iyi takip eden çalışmalarında biilimselliğe ağırlık veren bir çok konuda bilimsel açıdan uzmanlık kazanmış kişilere denir

      entel ise diğer arkadaşlarımızın dediği gibi entellektüellere özenen kişilere denir


      bu kelimeleri normal hayatta kullansak karşımızdaki sen ne demek istyosun die üstümüze gelir.... :D


      _____________________________

      saygılar..

      The Soul Of BMW.

      Serdar000123, Acer Aspire 5920 derneği üyesidir.

      ACER 5920G T9300, INTEL T9300 Core 2 Duo 2.5 Ghz, 3 GB RAM 667, 320 HDD, DVD WR, 15.4' WXGA, 512 MB Nvidia 8600GT, Intel TurboMemory 1GB, DVD Super Multi DL,Vista,
      802.11/Draft-N WLAN, Bluetooth 2.0+EDR, Subwoofer
    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      21 Temmuz 2007 22:42:32
      Dokuma fabrikatörü varlıklı bir Yahudi'nin oğlu olan Alfred Dreyfus, 1882'de Politeknik Okulu'na girdi. Daha sonraları subay olmaya karar verdi ve 1889'da yüzbaşılığa kadar yükselme başarısına ulaştı. Savaş Bakanlığı'nda çalışırken, Paris'teki Alman Askeri ataşesine Fransız ordusunun sırlarını satmakla suçlanınca dananın kuyruğu da kopmuş oldu. Ortada ne somut bir neden, ne de açık seçik kanıtların olmaması onun doğal olarak suçlamayı reddetmesi demekti; ama Savaş Konseyi, bir el yazısı karşılaştırmasına ve kurallar çiğnenerek zanlının avukatlarına gösterilmeden yargıçlara verilen bir gizli dosyaya dayanıp, Dreyfus'e ömür boyu sürgün ve rütbesinin geri alınması cezasına çarptırıldı. 22 Aralık 1894'te Fransız Guyanası açıklarındaki ünlü ceza yerleşmesi Şeytan Adasında yaşam boyu hapse mahkum edildi.

      Oysa Dreyfus yalnızca bir kuşkunun kurbanıydı; Yahudi olduğundan, kuşku çekmesi de o dönem için doğaldı. Gerçekten Eduard Drumont'un 1886'dan başlayarak Lo Franse Juive(Yahudi Fransa) adlı kitabıyla ve La Libre Parole (Özgür Söz) adlı gazetesiyle yaptığı Yahudi düşmanlığı propagandası, soylular ile Katolik ve kralcı büyük burjuvalar arasında yayılmıştı. Söz konusu propaganda, eski dinsel temele dayandırılmamıştı; Drumont, Yahudi inanışına karşı çıkmıyor, ama Yahudilerin kozmopolit ve açgözlü olduklarını ileri sürüyor, yurtseverlik ve onur duygularından yoksun olduklarını savunuyordu. Kısacası Dreyfus daha maç başlamadan 1-0 yenik durumdaydı.

      Yetersiz kanıtlara dayanan yargılamada izlenen yöntem de çok olağandışıydı. Dreyfus'ün suçlamayı reddetmesine ve ailesinin de yılmadan kendisini desteklemesine karşın hem kamuoyu hem de koyu Yahudi düşmanı bir kesimin başını çektiği basını, mahkeme kararını ve cezayı olumlu karşıladı. Özellikle Eduard Drumont'un sözkonusu olay hakkındaki çalışmaları Dreyfus'ü Fransız Yahudilerinden beklenebilecek bir sadakatsizliğin simgesi olarak göstermesine neden oldu.

      Dreyfus'ün söz konusu propagandanın da etkisiyle hüküm giyip Guyana'daki Şeytan Adasına sürülmesinden sonra da genelkurmaydan bilgi sızması sürünce, Fransız Haber Alma Servisi bir başka subaydan kuşkulandı: Macar kökenli, sefahat düşkünü, borca batmış komutan Binbaşı C.F(Walsin) Esterhazy. Üstelik bilgi sızışını soruşturan Yarbay Georges Picquart, casusluk olayına Esterhazy'in karıştığını ve Dreyfüs'ün suçlanmasına neden olan mektubun onun el yazısıyla kaleme alındığını ortaya koyan kanıtlar buldu. Bu nedenle Picquart'ın görevinden alınıp Tunus'a gönderilmesi üzerine , elde edilen bulguların üst makamları çok tedirgin ettiği kanısı yaygınlaşmaya başladı. Dreyfus'ü destekleyenlerin arasına gazeteci Joseph Reinach, Georges Clemanceau, senatör Auguste Scheurer-Kestner ve Emile Durkheim gibi kişilerinde katılmasıyla Dreyfus davası tam bir kurtlar sofrasına dönüşmüştü.


      Bu arada Esterhazy'in bir takım kanıtlar uydurup söylentiler yayması, Dreyfus'ün yazdığı öne sürülen mektubu bulan Binbaşı Hubert Joseph Henri'nin yeni sahte belgeler düzenleyip birtakım belgeleri ise hasıraltı etmesi, olayı inanılmaz ölçüde karmaşıklaştırdı. Dreyfüs'ün, Paris'in Yahudi çevrelerinde etkili olan Dreyfus ailesi , davayı iyice kamuoyunun gözleri önüne sermede zorlanmadı. Esterchazy'i yüzbaşı Dreyfus'e yüklenen suçların gerçek suçlusu olarak gösterdi. Ama 1898'in ilk günlerinde divan-ı harbe çıkarılan Esterchazy çoktan aklanması düşünülmüştü bile. Üstelik sahte kanıtlar olduğunu öne süren Picquart'da tutuklanmıştı. Bütün bunlar olunca kızılca kıyametin alametleri de gerçekleşmiş oldu.

      Davaya ilişkin ayrıntıları Senato Başkan Yardımcısı A. Scheurer-Kestner'den öğrenen Zola, "Biliyor musun" diye yazmıştı karısı Alexendrine'e, "Bu sorun çoktandır beynimi, yüreğimi kurcalayıp duruyordu. Uyuyamıyordum. Bana ne deyip, susmayı alçaklık buluyordum. Bundan böyle başıma gelebilecek şeyler hiç umurumda değil. Yeterince güçlüyüm ve bu haksızlığa meydan okuyorum." Ancak Zola'nın 25 Kasım 1897'de Le Figaro gazetesinde Dreyfus lehine yazdığı 'Gerçek Yürüyor!' başlıklı ilk mektup beklenen etkiyi yapmadı. 4 Aralık'ta Başbakan Brisson, Meclis'te "Artık Dreyfus davası diye bir şey yoktur" deyince Zola 13 Aralık'ta 'Gençliğe Mektup' adlı ikinci makalesini yazdı. Bu sırada yeni el yazısı uzmanları bulundu ve kanıtları incelendi ancak bir karara varılamadı. Bunun üzerine Zola 4 Ocak 1898'de L'Aurore gazetesine 'Fransa'ya Mektup' adlı üçüncü mektubu yolladı. Devletin yanıtı Picquart'ı hapse yollamak oldu. Ama Zola kararlıydı.

      13 Ocak 1898'te ilerici görüşleriyle tanınan romancı Emile Zola 'nın, Clemenceau 'nun gazetesi L'Aurore'un manşetinde "J'accuse"( SUÇLUYORUM)" başlıklı bir açık mektup yayınlaması iyice ortalığı karıştırdı. Aurore'nin o günkü baskısı 200 bin sattı. Zola, orduyu Dreyfus'le ilgili karardaki yanlışlığı örtbas etmekle ve Savunma Bakanlığı'nın emriyle Esterhazy'yi aklamakla suçluyordu.

      14 Ocak 1893 de ise Zola 'Entelektüellerin Beyannamesini' yayımlar. Zola, dönemin en belirgin aydın tipidir. O dönemden sonra aydın, yazı ve söz aracılığı ile toplumun bilinçlenmesine yardım eden kişidir. Yol gösteren, aydınlatan, gerekirse suçlayan kişi.

      En sonunda kamuoyunu sarsmak mümkün olmuştu. Bu sayı sadece Paris'te 200 bin sattı. Ancak Prèvost, Clemenceau, Durkheim, Anatole France, Proust gibi entelektüellerin desteği, Zola'nın devlete hakaret suçundan yargılanmasını önlemeye yetmedi. Antisemitik güruh tarafından domates ve taş saldırısına uğrayan, Seine nehrine atılmak istenen Zola, üstüne bir yıl hapis ve 3000 frank para cezasına çarptırılınca, İngiltere'ye gitmek zorunda kaldı.

      Zola, “Suçlanabilirim” diyordu. Kaleme aldığı yazının kendisini “suçlu” konuma düşürebileceğini bildiğini aktaran Zola, yine de bu sorumluluktan kaçmayacağının ceza alsa bile yazısının arkasında duracağının altını önemle vurguladı. Zola yazısının son bölümünde söz konusu dava sürecinde suç işleyen veya ihmali bulunan bütün isimleri tek tek sıralayarak suçladığını belirtti. Zola’nın son sözleri ise şöyle: “Benin tek bir tutkum var, öylesine çok acı çekmiş ve mutluluğu haketmiş olan insanlık adına, ışık tutkusu. Ateşli karşı çıkışım ruhumun çığlığından başka bir şey değil. Beni ağır ceza mahkemesine çıkarmayı göze alsınlar ve soruşturma gün ışığında, apaçık yapılsın

      Zola'nın mektubu yayımlandığında Dreyfus Davası, kamuoyunda büyük bir ilgi uyandırmış ve Fransa'yı iki karşıt kampa bölmüş bulunuyordu. Sorun, Dreyfus'ün suçluluğu ya da suçsuzluğu gibi kişisel boyutları çoktan açmıştı. Davanın yeniden görülmesine karşı çıkan milliyetçi ve otoriter Dreyfus karşıtları olayı, ülkenin düşmanlarının orduyu küçük düşürme çabası olarak değerlendiriyor, konuya uluslararası sosyalizm ve Yahudilik karşısında bir ulusal güvenlik sorunu, Fransa ile Almanya arasında bir çıkar çatışması gözüyle bakıyorlardı. Dreyfus'ün aklanmasını isteyenler ise onun mahkum edilmesini, kişi özgürlüğü ilkesinin ulusal güvenliğe feda edilmesi, Cumhuriyetçi sivil otoritenin çatışması olarak görüyorlardı. Parlemantoda büyük gürültü kopuyor, Milliyetçilerin baskısıyla hükümet Emile Zola hakkında dava açıyor, taşrada Yahudi düşmanı ayaklanmalar çıkıyordu. Buna karşılık Dreyfus Davası'nın yeniden görülmesini isteyen dilekçe, Anatole France, MarcelProust ve pek çok başka aydınla birlikte 3 bin kişi tarafından imzalandı.

      1860’lı yıllarda Rusya’da bilim veya sanatta öncülük yapanlara “intelligansia” deniliyordu. Clamenceau, dreyfus davasını savunanların saygıdeğer niteliklerini anlatabilmek için zolayı destekler, onları les intellectuels (entelektüel) olarak nitelendirir. Sağcı basın, bu nitelemenin, entelektüellerin karşısında yer almakta gecikmedi. Sağcı basına göre ise entelektüeller, “kütüphane ve laboratuarların kendini beğenmiş sahipleri” olan “entel”lerdi. Ülke tam anlamıyla ikiye bölünmüş, entelektüeller ile “entel” diyenlerin meydan muharebesine dönüşmüştü.

      Şubat ayında sorgusu yapılmaya başlayan Zola, dreyfus davasında yayın yoluyla iftiradan suçlu bulundu ve bir yıl hapis ve 3000 Frank para cezasına çarptırıldı ancak o hüküm giymemek için İngiltere'ye kaçtı.

      Ama bir yıl içinde, Dreyfus yanlıları (entelektüeller) güç kazandı. Binbaşı Henri'nin sahtekarlık yaptığını itiraf ettikten sonra Ağustos 1898 sonunda intihar etti. Esterhazy panik içinde Belçika'ya, oradan Londra'ya kaçtı. Artık Dreyfus ailesinin davanın yeniden görülmesi isteği geri çevrilemezdi.

      Rene Waldeck-Rousseau başkanlığındaki yeni hükümet Haziran 1899'da göreve başladı ve olayı sonuca bağlamaya karar verdi. Yeniden yargılanmak için Şeytan Adasından getirilen Dreyfus, Rennes'de divan-ı harp önünde çıkarıldı. Fakat bütün gelişmelerden haberiz olmuşlarcasına mahkeme, Dreyfus'ü tekrar suçlu buldu. Ama araya giren Cumhurbaşkanı Loubet sorunu çözmek için Dreyfus'ü affetti. Dreyfus af kararını kabul etmekle birlikte, suçsuzluğunu kanıtlamak için sonuna dek çaba gösterme hakkını da saklı tuttu.

      Fransa tarihine L'Affaire(Olay) adıyla geçen Dreyfus Davası, Fransa'yı iki kampa ayırmış, aşırı sağcılarla ve solcularla kamuoyuna duruşma çerçevesini aşan kampanyalara yürütme olanağı vermiş bir davadır. Sağcı milliyetçiler bu fırsattan yararlanarak rejimi sarsmaya ve yıkmaya çalışmışlar , Kilise düşmanı solcular da Kilise'ye saldırmışlardır. Bu dava çerçevesinde gelişen çalkantıların keskinleştirdiği siyasal ve devlet işlerinin ayrılması gibi sarsıcı önlemlerin alınmasına, Fransa'yı ,sağdaki militaristler arasında 1914'e hatta daha sonrasına değin etkisi altında tutacak bir bölünmenin doğmasına yol açtı.

      Ancak entelektüel kavramı ve bu kavramı alaya alan kesimlerin varlığı hep sürdü. Bugün de devam ediyor.



      Bu metin, donanımhaber için hazırlanmıştır.
















      Ufaltılmış önizleme resmi



      Ufaltılmış önizleme resmi



      Ufaltılmış önizleme resmi



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi narada -- 22 Temmuz 2007; 2:58:06 >
      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Binbaşı
      1111 Mesaj
      21 Temmuz 2007 23:02:38
      İkiside aynı şey ama entel halkın kısaltma olarak,bazı yerlerde hakaret olarak kullandığı kelime.(En azından ben böyle kullanıyorum)
      Bu kelime bazı misyonlara hizmet eden kişileri, her şeyi bilen, örnek alınacak insan sıfatlarıyla yüceltmek üzere yakın tarihte halkın diline dolandırılmış bi lafdır.Ayrıca o misyonu yürüten kişiler istemedende, bi kişi entel olamaz.Bunların topu senin benim gibi adamdır aslında.


      _____________________________

      SHOGUN
    • Yarbay
      2746 Mesaj
      22 Temmuz 2007 10:35:56
      @Narada,paylaşımın için teşekkürler.




      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      22 Temmuz 2007 10:57:55
      Entel, sahte aydındır.

      Entelektüel ise münevverdir.


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      22 Temmuz 2007 11:25:50

      quote:

      Orjinalden alıntı: Ömer

      Entel, sahte aydındır.

      Entelektüel ise münevverdir.



      aslında bu sınıflama çok karışık. entellektüel ve intelligensia kavramlarının yanı sıra üçüncü bir kavram daha vardır. fransızlar les ciers diye isimlendirirler.

      les ciers, münevvere daha uygun gibi geliyor. bu "aydın" tipi, geleneksel toplumsal yapılanmalarda, kültürlerdeki "aydın"ından daha farklı bir işlev, sorumluluk üstlenirler. geleneksel kültürlerde, tüm "yaşamlarını" BİLME'ye veren bu kişiler, bilgilerini entellektüelden farklı kullanırlar. bu kişilerin üstlendikleri işlev, "bilgiyi koruma ve topluma iyi olanı gösterme" şeklinde yüklendikleri sorumluluklardır.

      türkçe'de biz her üçüne de "aydın" ya da "münevver" diyoruz.



      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yarbay
      10162 Mesaj
      22 Temmuz 2007 11:29:25

      quote:

      Orjinalden alıntı: narada
      ...
      türkçe'de biz her üçüne de "aydın" ya da "münevver" diyoruz.



      "Entel"e aydın demiyoruz. Olumlu bir anlam içermemektedir.


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      22 Temmuz 2007 11:56:52
      quote:

      Orjinalden alıntı: Ömer



      Alıntıları Göster



      "Entel"e aydın demiyoruz. Olumlu bir anlam içermemektedir.


      evet çok haklısın.

      benim dikkat çekmek istediğim nokta, "aydın" kavramının türkçe de çok fazla "geniş bir alanı" tanımladığıydı. o nedenle de, zaman zaman kavram karışıklığı yaşanıyor. üç kavram ile, entelektüel, intelligentsia ve les ciers (literati) yi kastetmiştim. "entel"i kavramın içinde saymamıştım.


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi narada -- 22 Temmuz 2007; 13:10:38 >
      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yarbay
      2953 Mesaj
      22 Temmuz 2007 12:05:54
      entellektüelin anlamı belli:

      An intellectual is one who tries to use his or her intellect to work, study, reflect, speculate on, or ask and answer questions with regard to a variety of different ideas.
      There are, broadly, three modern definitions at work in discussions about intellectuals. First, 'intellectuals' as those deeply involved in ideas, books, the life of the mind. Second, 'intellectuals' as a recognizable occupational class consisting of lecturers, professors, lawyers, doctors, scientist, engineers, etc. Third, cultural "intellectuals" are those of notable expertise in culture and the arts, expertise which allows them some cultural authority, and who then use that authority to speak in public on other matters.
      [wikipedia]

      entel ise entellektüel olmaya çalışan değildir, zira olumsuz çağrışımlar yüklü bu kelime güzel bir amacı olan insanlara yakıştılırlamaz.
      Eğer bir bir ayırmaya gidilecekse,
      entel: öyle olmadığı halde entelllektüel gibi konuşmaya, davranmaya, görünmeye çalışan insanlara denilebilir.


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vese -- 22 Temmuz 2007; 12:56:29 >
      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      22 Temmuz 2007 12:07:52

      quote:

      Orjinalden alıntı: vese
      ...

      entel ise entellektüel olmaya çalışan değildir, zira bu olumsuz çağrışımlar yüklü bu kelime güzel bir amacı olan insanlara yakıştılırlamaz.
      Eğer bir bir ayırmaya gidilecekse,
      entel: öyle olmadığı halde entelllektüel gibi konuşmaya, davranmaya, görünmeye çalışan insanlara denilebilir.


      Entel dantel...




      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yarbay
      5463 Mesaj
      22 Temmuz 2007 12:37:01
      Aydın kelimesinin sol görüşlü insanlar tarafından yine sol görüşlü kişiler içi kullanıldığını düşünüyorum.

      Her ne kadar entel ve entellektüelin ayrı olan anlamları kağıt üzerinde belli olsa da uygulamaya gelince insanoğlu bu ayrımı kendine göre özgürce yapıyor. Uzun saçlarını at kuyruğu bağlamış ve top sakallı herkes otomatikman enteldir.

      Bu arada ünlü mikroişlemci markası Intel aslında "entel" demek.


      _____________________________

    • Yarbay
      3499 Mesaj
      22 Temmuz 2007 12:52:19
      Entel olarak tanımladığımız insanların -sadece gözlemlerime dayanarak söylüyorum- en büyük özelliği çok konuşmalarıdır. İstiklalde toplu olarak bol miktarda görülebilir.



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      22 Temmuz 2007 12:58:44
      bir dönem türkiye de "entellektüel" kavramı da olumsuz çağrışımlar yapan kavramların başında geliyordu. bunun bir nedeni, "yaban"da ki aydın tipi ise, ikinci ve hep gözden kaçan nedenin diğeri de, dreyfus davasında tavrını ve desteğini koymuş olan Clemenceau'dur.

      Clemenceau, fransızların hala yere göğe sığdırımadığı bu vatandaşın osmanlı ve türkiye tarihinde de önemi büyüktür. fransızların öve öve bitiremedikleri bu "entellektüel" kişi, sonraları fransa başbakanı olacaktır.

      kimdir bu Clemenceau?

      L'Aurore gazetesinin başyazarı. makalelerinde sürekli siyasi otoritenin tavrına karşı çıkar. Gazeteciliğinin ardından 1902 yılında senatörlüğe seçilir. 1906 yılında İçişleri Bakanlığına, altı ay sonra hükümet istifa edince de Başbakanlığa atanır.

      1881 yılında Tunus'un işgaline karşı aleyhte oy kullanan tek milletvekilidir. daha sonra, Başbakanlığı döneminde ise Fas'ın işgaline onay verir; 1907 yılında Fransa Fas'a karşı askeri müdehaleye başlar. İşgalin gerekçesi hazırdır: fransız vatandaşları saldırıya uğramışlardır. sömürgeye karşı olan, bakanları deviren Clemenceau, bu sırada ise Fransa'nın sömürgecilik çıkarlarına önderlik etmekte bir mahsur görmez, gösterilen tepkilere de aldırış etmez.

      Clemenceau, başbakanlığı döneminde ülkede meydana gelen olaylara karşı da çok sert davranır. o yıllarda fransa da meydana gelen genel grevler sırasında, önce grev kırıcı faaliyetlere girişir. Maden işçilerine karşı, köylü ayaklanmalarına karşı askeri birlikler kullanır, eylemleri bastırır. Çıkan çatışmalarda çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini söylemeye gerek yok sanırım. ancak, 1909 yılında güven oyu alamaz ve istifa eder.

      1911 yılında yapılan seçimlerde yeniden seçilerek senatoya girer. almanya nın ciddi bir tehlike olduğunu ileri süren clemenceau bir taraftan da L'Homme Libre adlı dergiyi yayınlar. 1917 yılında başta bulunan hükümetin düşmesi üzerine tekrar Başbakanlığa getirilir. Birinci Dünya Savaşı'nın bu kritik yıllarında Fransa'yı yönetir ve savaş sonrasında oluşturulan Barış Konferansının Başkanlığına getirilir.

      Clemenceau, gerek Almanlar, gerek Osmanlı Devleti ile yapılan ve oldukça ağır şartlar içeren anlaşmaların imzalattırılmasında etkili olan isimlerin başında yer alır. Almanlar, Versailles Antlaşmasıyla savaş tazminatı ödemek zorunda bırakılır.

      Osmanlılarla yapılan Paris barış görüşmeleri sırasından Osmanlı heyetine karşı son derece kötü davranır. bu görüşmeleri anlatan Cemil Topuzlu şöyle diyecektir; "Dünya siyaset tarihinde, şimdiye kadar bir hey'et-i murahhasaya (delegeye) bu tarzda muamele yapıldığı görülmemiştir" ........ "Biz buraya haps olunmaya mı geldik, yoksa sulh konferansında bulunmaya mı?"

      Clemenseau, Osmanlı delegesine şunları söyler:

      "Efendiler! Siz harbe sebepsiz girdiniz. Çanakkale'yi yıllarca kapattınız. Savaşın dört sene uzamasına, milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet verdiniz!.. Bundan dolayı bugün size teklif etmekte olduğumuz antlaşma şartları çok ağırdır. İçindeki maddeleri asla müzakere ve kat'iyyen münakaşa etmeyeceğiz! Onların bir kelimesini bile değiştirmeyeceğiz!.. Kül halinde ve aynen -birkaç gün içinde tetkik ettikten sonra- kabul eylemenizi istiyoruz!" (http://www.ozbelgeler.com/harman/harman20.htm)

      Clemenseau, İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinde de büyük pay sahibidir. Venizelos'un isteklerini geri çevirmez ve ardından 14 Mayıs 1919 yılında masa başında verilen karardan bir gün sonra İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilir.

      Clemenceau, 1919 yılında cumhurbaşkanlığına aday olur ama seçimi kazanamaz. başbakanlığı da bırakarak siyasetten çekilir.

      böylesi bir kişiyle bir yönüyle "özdeşleşen" kavramın, türkiye deki yansımalarının da "ona uygun" olacağını düşünüyorum. ancak bunun bir çıkarsama olduğunu söylemeliyim. "entel-dantel" şeklinde yaklaşımlara, dreyfus davasındaki tarafların konumlarının yanı sıra, etki eden faktörler arasında sanırım bu da var.

      düzelti: imla hatası


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi narada -- 22 Temmuz 2007; 13:04:07 >
      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yarbay
      2953 Mesaj
      22 Temmuz 2007 13:02:47
      quote:

      Orjinalden alıntı: Ömer
      Entel dantel...



      insanımız cahil olduğu, daha vahimi cehaletinin de cahili olduğu için,
      anlamadığı kavramları kullanan, uzun cümleler kuran bu adamlarla dalga geçebilmenin bu kolay yoluna bir hayli rağbet etti.


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vese -- 22 Temmuz 2007; 13:03:40 >
      _____________________________

    • Yarbay
      3499 Mesaj
      22 Temmuz 2007 13:03:59

      quote:

      Orjinalden alıntı: kaotika

      Entellik kötü birşey midir? Entellere duyulan antipatinin nedeni nedir?



      Antipati duymaktan ziyade aslında üzülüyorum. Hiçbir şekilde hakim olmadığı bir konu hakkında bir sayfayı bile zar zor dolduran, o da yabancı düşünürlerin kitaplarından alıntılarla doldurulmuş makaleleri(!) dergilere yayınlatmak için yapmadığı maymunluk kalmayan insanlara şahit oldum. İnsan buna ancak üzülür.



      _____________________________

    • Yarbay
      3499 Mesaj
      22 Temmuz 2007 13:09:37

      quote:

      Orjinalden alıntı: vese


      Alıntıları Göster



      insanımız cahil olduğu, daha vahimi cehaletinin de cahili olduğu için,
      anlamadığı kavramları kullanan, uzun cümleler kuran bu adamlarla dalga geçebilmenin bu kolay yoluna bir hayli rağbet etti.


      Evet işin bir de bu boyutu var. Gerçek anlamda düşünen insanların, öğrenmek ve öğretmek için gayret sarfeden insanların da içi boş insanlardan hiçbir ayrım gözetmeden değerlendirilmesi meselenin bir diğer üzücü noktası.

      "Fazla düşünme kafayı yersin" sözü bilmiyorum başka bir toplumda var mıdır!


      _____________________________

    • Yarbay
      2953 Mesaj
      22 Temmuz 2007 13:09:43
      Literati diye de bir kelime var.
      Eğitimli, okuyan, bir şeyler bilen insanlara denir.

      Aydın ise hem bilgi sahibidir, hemde bilgi birikimini kullanarak özgür, eleştirel ve yaratıcı düşünendir.
      Literati ise ezbere konuşur.

      Türkiye'de literati çoktur ama aydın azdır.

      şuralara bakılabilir:
      http://www.radikal.com....=122365&tarih=16/07/2004
      http://www.dusunceler.o...in-sahsinda-literatiler/


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vese -- 22 Temmuz 2007; 13:13:07 >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      22 Temmuz 2007 13:15:19
      quote:

      Orjinalden alıntı: vese

      Literati diye de bir kelime var.
      Eğitimli, okuyan, bir şeyler bilen insanlara denir.

      Aydın ise hem bilgi sahibidir, hemde bilgi birikimini kullanarak özgür, eleştirel ve yaratıcı düşünendir.

      Türkiye'de literati çoktur ama aydın azdır.

      şuralara bakılabilir:
      http://www.radikal.com....=122365&tarih=16/07/2004
      http://www.dusunceler.o...in-sahsinda-literatiler/


      evet, fransızlar les ciers olarak da nitelerler.

      "özgür, eleştirel ve yaratıcı düşünenler" ise genellikle intelligentsia (entelijans diye okunuyordu sanırım) olarak nitelendirirler. entellektüel ise doğrudan yaşamın içerisine giren, taraf tutan ve bildiklerini düşünsel alanın yanı sıra eyleme döken aydın tipidir.

      biz hepsine birden "aydın" diyoruz.


      kaynak olarak, Şerif Mardin'in "aydınlar ve sabri ülgener" isimli makalesi okunabilir. (toplum ve bilim dergisi, sayı 24)


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi narada -- 22 Temmuz 2007; 13:18:01 >
      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yarbay
      3499 Mesaj
      22 Temmuz 2007 14:41:11

      quote:

      Orjinalden alıntı: vese


      http://www.dusunceler.o...in-sahsinda-literatiler/


      ...
      Böyle yapmakla, “kendi dili”ni değil, Batılıların geliştirdiği dili konuştuğunu, bunun Batılıları Özne, kendisini Nesne konumuna yerleştirdiğini; bu oryantalist, mutasyona ve metamorfoza uğratıcı dilin, kendisini Batılıların karikatürü yaptığını, kendi kendini sömürgeleştirmeye neden olduğunu ve felç olmuş, zihinsizleştirilmiş bir zihne mahkûm ve mahpus ettiğini göremez.


      Bu tespit bence önemli. Emre Kongar'ı dinlerken hep düşünegeldiğim bir husustu bu.
      Toplumsal sorunlara getirdiği açıklamalar o kadar yapay, o kadar yabancı duruyor ki acaba Türkiyede değil de Fransada falan mı yaşıyor dedirtiyor insana.


      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      22 Temmuz 2007 15:08:10
      bu topicde herkez entel bana göre ben çıkıyim bari hemen


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      566 Mesaj
      23 Temmuz 2007 13:03:49
      bnm fikrim entel aç gezip bir işe sahip olmayan ama genel kültürü yüksek kişi entellektüel ise hem zengin karnı doyuk hemde genel kültürü geniş olan kişi


      _____________________________

    • Yarbay
      3405 Mesaj
      24 Temmuz 2007 04:23:34

      quote:

      Orjinalden alıntı: feylesof



      Antipati duymaktan ziyade aslında üzülüyorum. Hiçbir şekilde hakim olmadığı bir konu hakkında bir sayfayı bile zar zor dolduran, o da yabancı düşünürlerin kitaplarından alıntılarla doldurulmuş makaleleri(!) dergilere yayınlatmak için yapmadığı maymunluk kalmayan insanlara şahit oldum. İnsan buna ancak üzülür.


      adamlar bir nebze haklı sayılabilir.
      zira bu ülkede eskiden içeri girmeyene solcu denmezdi. solcular içeri girmeye can atardı, ki alemde itibarları olsun.
      şimdi de makalesi yayınlanınca adam diyecekler umuduyla makale yayınlatmak için maymunluk yapmalarını garipsememek gerek.


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      24 Temmuz 2007 12:10:27
      - tak tak tak...
      - kim oooooo!
      - benim abi, solcu...
      - burası cezaevi kardeşim, yanlış geldin!
      - yok abi, doğru geldim... beni de içeri al...
      - niye?
      - alemde itibarım artacak abi, al beni içeriye. şöyle afortili, sıfır numara bide saçlarımı kazı, acıtmadan biraz dövüver. çıkınca, "vay be, solcuya bak dışarı çıkmış, üstelik dayak da yemiş desinler... bi dizi de kitap patlattım mı, "cezaevinde nasıl dayak yedim", "saçlarım kazınırken acıdı mı?" diye, tamam...
      - iyi iyi, gel içeri, geç kodesin şu köşesinde otuver bari. ha, kitapta benden de söz et; gardiyan mahmut abim bana ekmek verdi falan de..
      - emrin olur abi...





      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      24 Temmuz 2007 20:51:20
      kaotica niye ceza aldın


      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      24 Temmuz 2007 20:56:10

      quote:

      Orjinalden alıntı: GILİ

      kaotica niye ceza aldın


      Bugün üye olmuşsun.
      Maşallah...


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      24 Temmuz 2007 20:59:07
      AMA HEPİNİZİ TANIYORUM YAKINDAN ...yani hep takip ederim forumu
      quote:

      Orjinalden alıntı: Ömer



      Alıntıları Göster



      Bugün üye olmuşsun.
      Maşallah...




      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      24 Temmuz 2007 21:01:25
      quote:

      Orjinalden alıntı: GILİ

      AMA HEPİNİZİ TANIYORUM YAKINDAN ...yani hep takip ederim forumu


      O zaman daha dikkatli takip et.
      Kaldı ki dediğin gerçek olsa arkadaşın niçin ceza aldığını bilirdin...


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yarbay
      3499 Mesaj
      24 Temmuz 2007 22:01:31
      Bir ara dilime malumatfüruş kelimesi dolanmıştı.

      TDK'da şöyle yazıyor:

      Malumatfuruş : Bilgiçlik taslayan.
      Bilgiçlik : Bilgiç olma durumu.
      Bilgiç : Bilgili kimse [Mecazi anlamda :Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen kimse]

      Şu durumda Entel kelimesine yüklediğimiz anlamı acaba malumatfüruş karşılayabilir mi?



      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      24 Temmuz 2007 22:19:04

      quote:

      Orjinalden alıntı: feylesof

      Bir ara dilime malumatfüruş kelimesi dolanmıştı.

      TDK'da şöyle yazıyor:

      Malumatfuruş : Bilgiçlik taslayan.
      Bilgiçlik : Bilgiç olma durumu.
      Bilgiç : Bilgili kimse [Mecazi anlamda :Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen kimse]

      Şu durumda Entel kelimesine yüklediğimiz anlamı acaba malumatfüruş karşılayabilir mi?



      Bu nedenle evet.


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yarbay
      3499 Mesaj
      24 Temmuz 2007 22:35:10

      quote:

      Orjinalden alıntı: Ömer



      Alıntıları Göster



      Bu nedenle evet.


      Entel daha kısa bir sözcük ama benim dilime bu yapıştı kaldı.


      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      30 Temmuz 2007 01:24:16
      Yukarıda da dediğimiz gibi "Entel" kelimesi anlamı bilinmeden kullanılıyor...


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      30 Temmuz 2007 02:29:57


      Entel veya entellektüel, her ne ise...Kelimelere takılmaya gerek yok diye düşünüyorum.Kim ne maksatla kullanırsa kullansın,sonsuz bilgi içinde daha fazla bilgiye sahip olan ve bunu gereği gibi kullanan entellektüel dir,diye düşünüyorum.Entellektüel olmak doğru düşünme ve doğruyu yapmayı gerektirir mi?sanmıyorum.

      Saygılarımla,


      _____________________________

      Varsın bana "Enayi" desinler dürüst olduğum için,

      Uyanık ve hilekar olduğum için "Akıllı" demesinler de!!!
    • Binbaşı
      1836 Mesaj
      30 Temmuz 2007 09:41:04
      Arkadaşların bilgilendirici açıklamalarını doyurucu buldum.

      Bu arada entellektüel lik veya entellektüel olmaya çalışan enteller ne olursa olsun doğru yoldalar.

      Çünkü sonuçta sürü psikolojisinden kurtulup herşeyi ama herşeyi sorgulama konusunda kendilerine sınırlar koymuyorlar


      _____________________________

      TR Bronze-5--EUW Bronze-5 (Kore ligine kabul bile edilmedi.)
    • Yarbay
      5463 Mesaj
      31 Temmuz 2007 00:10:13
      Bir de "evlenilecek kız vardır, eğlenilecek kız vardır" geyiği var. Her bir birey kendine göre karşıdaki insanlara yafta yapıştırabiliyor da birinin kriteri diğeri için geçerli olmuyor. Bu entel, entellektüel meselesi de aynen öyle. Bu kelimelerin tanımları belli olsa da sınıflandırma işi göreceli. Mesela herkes kendine göre entellektüeldir, kimse "ben entellektüel değilim, sadece entelim" demez. Ama sonuçta bence "entel" tanımı altındaki insan dahi "maganda"ya on basar.


      _____________________________

    • Yarbay
      3499 Mesaj
      31 Temmuz 2007 03:44:32

      quote:

      Orjinalden alıntı: Drazy

      Arkadaşların bilgilendirici açıklamalarını doyurucu buldum.

      Bu arada entellektüel lik veya entellektüel olmaya çalışan enteller ne olursa olsun doğru yoldalar.

      Çünkü sonuçta sürü psikolojisinden kurtulup herşeyi ama herşeyi sorgulama konusunda kendilerine sınırlar koymuyorlar


      Bahsettiğin bu insan tipinin zaten entel olarak tanımlanması imkansız.
      Anlama, öğrenme, bilgilenme konusunda her zaman açlık duyan bir insan, entel olarak adlandırılıyorsa bu adlandırmayı yapanlarla ilgili bir sorun var demektir.

      Bence entellik birazda şöhrete kavuşma derdinde/çabasında olanların düşeceği bir durumdur. Bu; takdir edilme, kabul görme isteğinin sanırım oldukça abartılmış bir halini oluşturuyor.

      quote:

      Orjinalden alıntı: kaotika

      Bir de "evlenilecek kız vardır, eğlenilecek kız vardır" geyiği var. Her bir birey kendine göre karşıdaki insanlara yafta yapıştırabiliyor da birinin kriteri diğeri için geçerli olmuyor. Bu entel, entellektüel meselesi de aynen öyle. Bu kelimelerin tanımları belli olsa da sınıflandırma işi göreceli. Mesela herkes kendine göre entellektüeldir, kimse "ben entellektüel değilim, sadece entelim" demez. Ama sonuçta bence "entel" tanımı altındaki insan dahi "maganda"ya on basar.


      Sınıflandırmanın göreceliği konusunda haklısın ama yine de bu konuda gerçek aydınlar/entellektüeller/düşünürler ve anlama, bilgilenme gayretinde olan insanlar açısından belli kriterler varolmalı.

      Yukarda verdiğin top sakal örneğinde olduğu gibi, ancak şekle şemale takılanların bu sınıflandırma konusunda hataya düşeceğini düşünüyorum.

      Mesela bahsettiğin Magandalar konusunda da yine bu şekle şemale takılmanın getirdiği bazı yanlış sınıflandırmalar oluşabiliyor.
      Nerde bir kumaş pantalon, yumurta topuklu-sivri burunlu ayakkabı, beyaz çorap giyen adam görse "ay iğrenç bunlar" demekte aynı tavrın bir başka yansımasıdır.
      Bu maganda yaftası yapıştırılanlardan birisini çok yakından tanıyorum ve hayatımda bu kadar efendi, nazik, kibar, yardımsever birisini daha tanımadım.
      Lise yıllarında abilerine özendiği günlerden kalma giyim alışkanlıkları işte, kendini öyle rahat hissediyor.

      Entellektüelliğin bittiği nokta, kişinin kendisini entellektüel olarak tanımlaması ya da başkalarına beyan etmese de kendisi öyle görmesi ile başlıyor belkide. Bir edebiyatçının artık iyi bir yazar olduğuna kanaat getirmesi gibi birşey. Bilmiyorum belkide olumlu birşeydir ama benim açımdan bir terslik var bu durumda.

      İnsanın "ben entellektüel olacağım" gibi bir gayretle yola çıkmasında da bir sorun var gibi. İnsan, bilmediklerinin peşinden koşmak gibi bir doğal arzuyla yanıp tutuşarak yola koyulduysa ancak gerçek aydınlanmanın, entellektüelliğin yoluna koyulmuş anlamına gelir. Entellektüellik bu gayretin doğal bir sonucu olmalı.


      _____________________________

    • Onbaşı
      28 Mesaj
      31 Temmuz 2007 07:30:35
      quote:



      Bahsettiğin bu insan tipinin zaten entel olarak tanımlanması imkansız.
      Anlama, öğrenme, bilgilenme konusunda her zaman açlık duyan bir insan, entel olarak adlandırılıyorsa bu adlandırmayı yapanlarla ilgili bir sorun var demektir.

      Bence entellik birazda şöhrete kavuşma derdinde/çabasında olanların düşeceği bir durumdur. Bu; takdir edilme, kabul görme isteğinin sanırım oldukça abartılmış bir halini oluşturuyor.



      +1 yazılanları okudum çoğu nlamlı güzel şeyler yazsada bu çok iyi bir açıklama olmuş kardeş..


      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      31 Temmuz 2007 13:00:17

      quote:

      Orjinalden alıntı: kaotika

      Bir de "evlenilecek kız vardır, eğlenilecek kız vardır" geyiği var. Her bir birey kendine göre karşıdaki insanlara yafta yapıştırabiliyor da birinin kriteri diğeri için geçerli olmuyor. Bu entel, entellektüel meselesi de aynen öyle. Bu kelimelerin tanımları belli olsa da sınıflandırma işi göreceli. Mesela herkes kendine göre entellektüeldir, kimse "ben entellektüel değilim, sadece entelim" demez. Ama sonuçta bence "entel" tanımı altındaki insan dahi "maganda"ya on basar.


      Dün bununla ilgili bir konuda tartışmam olmuştu;

      http://forum.donanimhaber.com/m_16271841/tm.htm

      Fakat bir türlü bana beklentilerini yazamadılar.
      Anlamak güç değil ama kendilerinden de utandılar sanırım ki bunu ifade edemediler...

      Eğlenilecek kız yaftasına verilen tokat gibi bir tepkiydi benimki... Ancak bunu anlayamadılar.


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      01 Ağustos 2007 01:24:55

      quote:

      Orjinalden alıntı: kaotika

      Bir de "evlenilecek kız vardır, eğlenilecek kız vardır" geyiği var. Her bir birey kendine göre karşıdaki insanlara yafta yapıştırabiliyor da birinin kriteri diğeri için geçerli olmuyor. Bu entel, entellektüel meselesi de aynen öyle. Bu kelimelerin tanımları belli olsa da sınıflandırma işi göreceli. Mesela herkes kendine göre entellektüeldir, kimse "ben entellektüel değilim, sadece entelim" demez. Ama sonuçta bence "entel" tanımı altındaki insan dahi "maganda"ya on basar.


      Entellektüelden ne anladığınıza, maganda dan ne anladığııza bağlıdır.Yazdığınız gibi herkes kendine göre entellektüeldir,başkasına göre maganda da olabilir.Hiç yoktan bazıları magandalıklarını kabul eder.


      Saygılarımla,



      _____________________________

      Varsın bana "Enayi" desinler dürüst olduğum için,

      Uyanık ve hilekar olduğum için "Akıllı" demesinler de!!!
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      01 Ağustos 2007 01:34:22

      Bilgili olmak entel olmayı gerektirir mi?sanmıyorum.İnsanlar bilgi sahibi olup,görgü sahibi olmayabilirler.Bence entellektüel olmak görgülü olmayı da gerektirir.Görgülü insan başkalarınız üzmeden fikrini empoze edebilir.arada ki fark budur.Bazıları kendini entellektüel görebilir veya sanabilir.1000 lerce kitap okuyan birisi,alması gerekeni alamazsa ; bir kitap okuyanla aynı yerdedir.Okuduğunuzdan ne anladığınız , anladığınızı özümsemeniz, özümsediğinizi nasıl aktardığınız önemlidir.Kendini entellektüel sanan entellere ithaf olunur...

      Saygılarımla,


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Steinberger_2 -- 1 Ağustos 2007; 1:35:10 >
      _____________________________

      Varsın bana "Enayi" desinler dürüst olduğum için,

      Uyanık ve hilekar olduğum için "Akıllı" demesinler de!!!
    • Yarbay
      2567 Mesaj
      05 Ağustos 2007 13:20:52
      Entelektüel , entellektüel kelimesinin yanlış yazılmış olduğunu bilen insandır.

      Eeee bunca sene boşuna okumadık.

      http://www.tdk.gov.tr/T...&KELIME=entelekt%u00fcel


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Huhukomsu -- 5 Ağustos 2007; 13:25:41 >
      _____________________________


      HK: Teyzeciğim durmak yok yola devam!
      Teyze: Dee get!

      "Tanrıyı güldürmek istiyorsan, O�na planlarından bahset." :) Amores Perros filminden bir replik.
      "Life's too short for chess." :) Henry James Byron
      "I have a dream... " Martin Luther King, Jr. - Video
      Radikal Gazetesi Orijinal Demokrasi Reklam Filmi (Sansürsüz)
    • Yarbay
      3499 Mesaj
      05 Ağustos 2007 16:58:21

      quote:

      Orjinalden alıntı: Huhukomsu

      Entelektüel , entellektüel kelimesinin yanlış yazılmış olduğunu bilen insandır.

      Eeee bunca sene boşuna okumadık.






      Ben de hiç dikkat etmeden kullanırım entellektüeli.
      Intellectual'deki iki L'den kaynaklanıyor herhalde.

      Aslında Aydın ya da Münevver kelimeleri çok daha hoş duruyor.




      _____________________________

    • Yarbay
      3499 Mesaj
      05 Ağustos 2007 17:13:25

      quote:

      Orjinalden alıntı: Steinberger_2


      Bilgili olmak entel olmayı gerektirir mi?sanmıyorum.İnsanlar bilgi sahibi olup,görgü sahibi olmayabilirler.Bence entellektüel olmak görgülü olmayı da gerektirir.Görgülü insan başkalarınız üzmeden fikrini empoze edebilir.arada ki fark budur.Bazıları kendini entellektüel görebilir veya sanabilir.1000 lerce kitap okuyan birisi,alması gerekeni alamazsa ; bir kitap okuyanla aynı yerdedir.Okuduğunuzdan ne anladığınız , anladığınızı özümsemeniz, özümsediğinizi nasıl aktardığınız önemlidir.Kendini entellektüel sanan entellere ithaf olunur...

      Saygılarımla,


      Katılıyorum. İnsan muhatabının kalbini kırma, onları rencide etme pahasına fikirlerini aktaracaksa, hiç aktarmasın daha iyi. "Üslup" bu konuda meselenin en önemli yanını oluşturuyor.
      Fikirleri aktarırken üslubumuzu sertleştirebiliriz. Bu olağan birşey. Zaman zaman bu sert üslubu ben de kullanıyorum.
      Ama insanın durması gereken bir nokta vardır.

      Daha en baştan insanın kendisini entelektüel () olarak tanımlamasında zaten bir sorun var gibi.
      Kişi kendisini hep bir öğrenci olarak görmeli, amatör ruhunu hiç kaybetmemeli.
      "Ben bir entelektüelim" cümlesini rahatlıkla kurabiliyorsak derhal o eski amatör ruha, öğrenciliğine geri dönmeye çaba sarfetmeliyiz.


      _____________________________

    • Yarbay
      2953 Mesaj
      05 Ağustos 2007 18:45:00
      TDK halt etmiş.

      Konuşulan-Yazılan dili TDK'nın yönlendirdiği günler çoktan geçti.
      Serbest Piyasada başka bir tarz tutup yaygınlaşabilir.

      Entellektüel otoriteye kafa sallayan değil özgür düşünendir.

      ayrıca,

      galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vese -- 5 Ağustos 2007; 18:52:31 >
      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      05 Ağustos 2007 19:30:22

      quote:

      Orjinalden alıntı: vese

      TDK halt etmiş.

      Konuşulan-Yazılan dili TDK'nın yönlendirdiği günler çoktan geçti.
      Serbest Piyasada başka bir tarz tutup yaygınlaşabilir.

      Entellektüel otoriteye kafa sallayan değil özgür düşünendir.

      ayrıca,

      galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir






      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yarbay
      2567 Mesaj
      06 Ağustos 2007 00:26:28
      quote:

      Orjinalden alıntı: vese

      TDK halt etmiş.

      Konuşulan-Yazılan dili TDK'nın yönlendirdiği günler çoktan geçti.
      Serbest Piyasada başka bir tarz tutup yaygınlaşabilir.

      Entellektüel otoriteye kafa sallayan değil özgür düşünendir.

      ayrıca,

      galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir



      Devletin hangi kurumu bir işe yarıyor ki zaten.

      Özgür düşünmek için o sözüne ettiğiniz otoritenin olmadığı platformlar gereklidir.
      Her türlü otoriteye, güce karşı gelip özgürce düşünebilen kişilerde anarşistlerdir.

      " Bırak bu entel dantel işlerini! " diyende o sözüne ettiğiniz serbest piyasadır.
      Bilmem anlatabildim mi?

      galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir
      O da ne yazık ki eskidendi.
      Word'ün spell check'inden geçirebiliyor muyuz? Hatta belki size sormadan otomatik olarak düzeltiyordur bile.

      Sonra Google şöyle demesin
      "Bunu mu demek istediniz? Entelektüel "

      Hatta şu şekli daha da acı olabilir
      " Did you mean: Entelektüel "

      O zaman "galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir" butonu arar durursunuz. :D

      Ek:

      quote:

      feylesof
      Ben de hiç dikkat etmeden kullanırım entellektüeli.
      Intellectual'deki iki L'den kaynaklanıyor herhalde.


      Zaten problem/çelişki buradan kaynaklanıyor.
      intellectuel'den araklanırken kırpılmış birazcık.

      Bence de "aydın" kelimesi çok daha güzel.


      1.Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş (kimse), aydın, münevver:
      "Pek sevinmez görünmek, bazı entelektüel bozuntularının oldum olasıya başvurdukları pis bir numaradır."- H. Taner.

      TDK'nın verdiği örnek cümlede gayet güzelmiş.

      Bu hocalarında bir tutumudur.
      Şunu çok iyi bilir ki öğrenciyle arası iyi olursa , bu samimiyetten yararlanıp kendisine daha fazla soru sorulacaktır. Ehh bilgisine güvenmeyen biriside buna set çekmek adına katı, sevimsiz , soğuk olurlar.

      Hatta okul hayatında çok katı olup , günlük yaşantısında pamuk gibi olan hocalar vardır.


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Huhukomsu -- 6 Ağustos 2007; 0:53:41 >
      _____________________________


      HK: Teyzeciğim durmak yok yola devam!
      Teyze: Dee get!

      "Tanrıyı güldürmek istiyorsan, O�na planlarından bahset." :) Amores Perros filminden bir replik.
      "Life's too short for chess." :) Henry James Byron
      "I have a dream... " Martin Luther King, Jr. - Video
      Radikal Gazetesi Orijinal Demokrasi Reklam Filmi (Sansürsüz)
    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      06 Ağustos 2007 00:52:39

      quote:

      Orjinalden alıntı: Huhukomsu

      Entelektüel , entellektüel kelimesinin yanlış yazılmış olduğunu bilen insandır.

      Eeee bunca sene boşuna okumadık.

      http://www.tdk.gov.tr/T...&KELIME=entelekt%u00fcel


      :) doğru.

      sanırım, konuşma dilindeki türkçe harf diziliminden kaynaklanıyor bu hata.


      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      06 Ağustos 2007 01:07:20

      quote:

      Orjinalden alıntı: Huhukomsu


      Alıntıları Göster



      Zaten problem/çelişki buradan kaynaklanıyor.
      intellectuel'den araklanırken kırpılmış birazcık.

      Bence de "aydın" kelimesi çok daha güzel.


      1.Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş (kimse), aydın, münevver:
      "Pek sevinmez görünmek, bazı entelektüel bozuntularının oldum olasıya başvurdukları pis bir numaradır."- H. Taner.

      TDK'nın verdiği örnek cümlede gayet güzelmiş.

      Bu hocalarında bir tutumudur.
      Şunu çok iyi bilir ki öğrenciyle arası iyi olursa , bu samimiyetten yararlanıp kendisine daha fazla soru sorulacaktır. Ehh bilgisine güvenmeyen biriside buna set çekmek adına katı, sevimsiz , soğuk olurlar.

      Hatta okul hayatında çok katı olup , günlük yaşantısında pamuk gibi olan hocalar vardır.



      bence "yeni bir kavram" bulunmak zorunda. "aydın" kavramı çok genel.

      - entelektüel,
      - intelligentsia
      - literati

      üçü de "aydın", ama üçü birbirinden çok farklı.

      verdiğin örnekteki gibi... münevver, "özel öğrenim görmüş kimse" olarak kullanılabilir. (bende daha çok o çağrışımı yapıyor). örneğin "öğretmenler", ama olgun, belli bir oturmuşluğu olan, işini hakkıyla yapan öğretmen gibi bir tip canlanıyor gözümde.

      ama bir de, "sırça köşkte oturarak" belli bir konu hakkında görüş belirten "aydın" tipi var... bu "aydın tipi" toplumsal yaşamda olanlara "müdahil" olmaz; toplumsal yaşamı yorumlamakla yetinir. yorumları yol gösterici olabilir de, olmayabilir de, o onun sorunu değildir.

      bir de, yazı ve söz aracılığı ile toplumun bilinçlenmesine yardım eden, yol gösteren, aydınlatan, gerekirse suçlayan kişi olarak bir aydın tipi var... o doğrudan doğruya zaten hayatın içerisindedir; başına gelmedik de kalmaz zaten...

      bunlar da alt başlıklara ayrılabilir. ancak yine de, örneğin TDK'nın, yerleşik sözcüklerin yerine yenilerini bulmanın yanı sıra, dili bu şekilde genişletecek sözcüklere de yönelmesi gerekir diye düşünüyorum.

      gerçi bu da toplumsal kültürle paralel olarak genişleyip daralan bir süreç...


      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yarbay
      2953 Mesaj
      06 Ağustos 2007 01:21:06
      @ Huhukomsu
      quote:


      Devletin hangi kurumu bir işe yarıyor ki zaten.


      Kurumun becerisinden ziyade,
      bugünkü iletişim çağında dili merkezi olarak kontrol etmek imkansız.


      quote:

      galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir
      O da ne yazık ki eskidendi.
      Word'ün spell check'inden geçirebiliyor muyuz? Hatta belki size sormadan otomatik olarak düzeltiyordur bile.

      Sonra Google şöyle demesin
      "Bunu mu demek istediniz? Entelektüel "

      Hatta şu şekli daha da acı olabilir
      " Did you mean: Entelektüel "

      O zaman "galat-ı meşhur lügat-i sahihten yeğdir" butonu arar durursunuz. :D


      Google kullanım sıklığına bakıyor,
      "entellektüel" galat-ı meşhur olduğundan, yerine başka bir şey önermiyor.



      _____________________________

    • Yarbay
      2035 Mesaj
      06 Ağustos 2007 01:36:34
      entellektüel, "düşünme işiyle uğraşan çok bilgili kişidir" diyebilirsek de,

      kavramın içini olumlu anlamda doldurmak istersek, toplumunun ve genel olarak insanlığın bulunduğu noktadan daha ileri insani, düşünsel , felsefi , maddi açıdan daha "iyi" örgütlenmiş noktaya gelmesi için çabalayan kimseye diyebiliriz.


      _____________________________

    • Yarbay
      3499 Mesaj
      06 Ağustos 2007 01:42:45

      quote:

      Orjinalden alıntı: narada



      ancak yine de, örneğin TDK'nın, yerleşik sözcüklerin yerine yenilerini bulmanın yanı sıra, dili bu şekilde genişletecek sözcüklere de yönelmesi gerekir diye düşünüyorum.

      gerçi bu da toplumsal kültürle paralel olarak genişleyip daralan bir süreç...


      Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan Aydın kavramı yerine, bahsettiğin gibi her bir alt grup için yeni bir tanımlamaya gidilebilir. Belli bir sürecin sonucunda toplum, bu yeni kavramları gündelik yaşamına dahil edebilir. Tabi toplumun bunları kabullenebilirliğiyle doğru orantılı bir şekilde gelişecek olan bir süreç bu.
      Benim gözlemlediğim kadarıyla TDK'nın önerdiği kelimelerin, kabullenebilirliğiyle ilgili ciddi bazı sorunlar var.


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      605 Mesaj
      06 Ağustos 2007 02:50:27
      quote:

      Orjinalden alıntı: feylesof



      Alıntıları Göster



      Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan Aydın kavramı yerine, bahsettiğin gibi her bir alt grup için yeni bir tanımlamaya gidilebilir. Belli bir sürecin sonucunda toplum, bu yeni kavramları gündelik yaşamına dahil edebilir. Tabi toplumun bunları kabullenebilirliğiyle doğru orantılı bir şekilde gelişecek olan bir süreç bu.
      Benim gözlemlediğim kadarıyla TDK'nın önerdiği kelimelerin, kabullenebilirliğiyle ilgili ciddi bazı sorunlar var.


      evet. bu sorunların bir kısmı TDK'dan kaynaklanıyor gibi görünse de, aslında TDK'nın bu konuda pek suçu yoktu. ama topluma anlatamadılar ve alay konusu haline geldiler. bu da, kurumun intihar etmesiyle aynı anlama geldi.

      şöyle çalışıyorlardu: "dil kurulu" benzeri bir kurulları vardı. toplumun her kesminden gelen tüm öneriler bu kurula geliyordu ve bu kurul, "açıklamalarıyla birlikte gelen bu öneriyi" değerlendirme (kabul ya da reddetme) yoluna gitmiyor, tümünü topluma sunuyordu. "toplum tarafından benimsenen sözcükler yerleşir, kabul görmeyenler de zaten silinir gider" diye düşünüyorlardı.

      ancak bunun kurumu da yıprattığının farkına varamadılar. daha doğrusu, vardılar da önemsemediler. kurdukları çalışma mantığına göre, doğrusu buydu ve "sözcük üretme", "üretilen sözcüğü belirleme" yetkisi toplumun kendisinde olmalıydı. yıpranan kurumun kendisi oldu.

      burada da "aydınlar" devreye giriyor aslında. ama onların büyük çoğunluğu da, berber dükkanına "deising hair" (yazması bile zor, yazamadım zaten) tabelası asan berber gibi, sözücükleri yabancı dilde kullanmanın daha "anlaşılır (!)" olduğuna hükmettiler. kullanmayanlar ise kavramın çevirisi üzerinde bir türlü fikir birliğine varamadılar. (örneğin a-priori gibi... herkes kendine göre birşey buldu.) bu kez de, inanılmaz bir kavram kargaşası doğdu...


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi narada -- 6 Ağustos 2007; 2:53:36 >
      _____________________________

      intel e6600 // msi p6n sli // geil 2*1 ultra 800 // raid: 2*1 320 mb samsung hd // palit 7600 gs sonic // cooler master centurion 5 BS kasa // ninja cpu soğutucu // hiper 580 W psu
    • Yarbay
      2035 Mesaj
      06 Ağustos 2007 09:52:54

      quote:

      Orjinalden alıntı: feylesof



      Alıntıları Göster



      Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan Aydın kavramı yerine, bahsettiğin gibi her bir alt grup için yeni bir tanımlamaya gidilebilir. Belli bir sürecin sonucunda toplum, bu yeni kavramları gündelik yaşamına dahil edebilir. Tabi toplumun bunları kabullenebilirliğiyle doğru orantılı bir şekilde gelişecek olan bir süreç bu.
      Benim gözlemlediğim kadarıyla TDK'nın önerdiği kelimelerin, kabullenebilirliğiyle ilgili ciddi bazı sorunlar var.


      bu sadece tdk nın sorunu değil. bir mantalite sorunu var. yüzlerce yıllık bir dil birikimini, bir anda latince ye çevirip insanları kupkuru bırakırsanız diliniz tabi ki güdük kalır. aydınların da suçu yok. örneğin türkçe de
      tek kelimeyle ifade edilen bir felsefi kavram aslında almanca da birkaç farklı kelimeyle ifade ediliyor. daha doğrusu birden fazla karşılığı var ve bizim kelimelerimiz aynı anlamı ifade etmek için yetersiz kalabiliyor. bu nedenle epey bi zamana, tarihsel olarak bir dil gelişimine ihtiyaç var.


      _____________________________

    • Yarbay
      10162 Mesaj
      06 Ağustos 2007 16:01:36

      quote:

      Orjinalden alıntı: feylesof



      Alıntıları Göster



      Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan Aydın kavramı yerine, bahsettiğin gibi her bir alt grup için yeni bir tanımlamaya gidilebilir. Belli bir sürecin sonucunda toplum, bu yeni kavramları gündelik yaşamına dahil edebilir. Tabi toplumun bunları kabullenebilirliğiyle doğru orantılı bir şekilde gelişecek olan bir süreç bu.
      Benim gözlemlediğim kadarıyla TDK'nın önerdiği kelimelerin, kabullenebilirliğiyle ilgili ciddi bazı sorunlar var.


      Bir de aslında TDK tarafından önerilmeyen ama onlar tarafından önerilmiş gibi lanse edilen kelimeler var ki onlar da zaten başlı başına birer sıkıntı.



      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
    • Yarbay
      2567 Mesaj
      06 Ağustos 2007 20:42:55
      @vese

      quote:

      Devletin hangi kurumu bir işe yarıyor ki zaten.

      İnce bir kinayeydi...

      Artık bilgiye erişmenin gün geçtikçe daha da kolaylaştığı bir çağda yaşıyoruz.

      Bilgi bir tık ötenize kadar geliyor ve siz yanlış olanı kullanmaya devam ediyorsanız diyecek bir şey yok.

      TDK* 'nın eleştirilecek bir çok yanı vardır ama boşta bir kurum değildir.
      En azından attığı adımlar bilimsel temellere dayanır. Bir kelimedeki bir "l" harfini aman insanlar fazla yorulmasın, fazla kalem , kağıt tüketmesin diye kırpmamışlardır. Elbet bir sebebi vardır. ( Dilbilimci olmadığım için bir yorum getiremeyeceğim.)

      Diğer taraftan bir insan bile, toplumun geniş kesimlerince kabul edilecek kadar güzel kavramlar üretebiliyorsa pekala bir kurum çok daha güzel işler yapabilir. Yeterki üzerinde ÇALIŞSIN.

      (Bkz: Aydın Köksal Bey'in bilişim terimlerinde gösterdiği çabaya. http://tr.wikipedia.org...i/Ayd%C4%B1n_K%C3%B6ksal Bugün hangimiz bilgisayar kelimesini kullanmıyoruz? Ya da hangi birimize itici geliyor?)

      Verdiğim Google örnekleride yanlış anlaşılmış.
      Sanırım Google'da o kelimeleri arattın. :)
      Ne entellektüel, ne de entelektüel için bir öneri varmış. :)

      Google örneğiyle anlatmak istediğim şuydu ; doğru kullanım oranı arttıkça Google'ın da doğru olanı önereceğiydi.
      Aynen bugün "yanlız" kelimesinin doğru yazımını önerdiği gibi. (Bunu mu demek istediniz? yalnız )

      @vese
      senin dediğin gibi kelimelerin yazım kurallarını toplumun inisiyatifine bırakacak olursak eğer herkese herkez, yalnıza yanlız, domatese domatez dememiz lazım.

      Bilmem anlatabildim mi?
      Sonuçta bu bir süreç.

      Bilgiyle daha fazla içli dışlı oldukça, daha fazla öğrendikçe bu hatalarımızdan kurtulacağız.

      Hayır zaten artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki bilginin, başarının kutsandığı , Tanrısallaştırıldığı bir iş hayatında, bir sosyal çevrede herkese herkez , yalnıza yanlız dediğiniz vakit ne söylediğinizin bir önemi kalmıyor.
      Hemen sınıflandırılıyorsunuz.
      Denemesi bedava. :D

      Sonuç itibariyle ben dostane bir şekilde siz sevgili Entelektüel DH üyelerini uyardım.
      Uyup uymamak size kalmış. Dilerseniz üç " l" harfiyle de yazabilirsiniz. :)

      Kaldı ki öğrenmek yaşam boyunca sürecek olan bir eylem , bir fiil ...

      Kendi adıma ben bu değişime ayak uydurduğumu düşünüyorum , en azından uydurmaya çabalıyorum.
      Kendimde kalıplaşmış bir takım yanlışları değiştirmeye çalışıyorum.

      Ufak bir örnekle de mesajımı sonlandırmak istiyorum.
      Gündelik yaşamımda şarj etmek fiilini şarz etmek olarak kullanan birisiydim.
      Yazım sırasında hatam olmuyordu ama sözel durumlarda ısrarla şarz diyordum. :D
      İnsan birazcık kendini otokontrol ederek bundan kurtulabiliyor.

      Gerçi "şarz" kelimesi içime nasıl yerleşmişse artık daha hala o kelimeyi söylemeden önce bir "control loop çalıştırıyorum" kendi içimde. :D
      Değişmek dışarıdan kolay gibi görünür ama zordur.

      Neyse hava zaten sıcak, su yok.
      Bu kadar yeterli sanırım.
      Sözün özü "durmak yol yola devam"
      Muhteşem bir slogan kesinlikle :D

      *
      TDK kelimelerin köklerine inse , yaptıklarını bizlerle daha detaylı ve bilimsel bir şekilde paylaşsa eminim ki çok daha kalıcı olacaktır.
      Misal bir insana "yalnız" kelimesinin yazımını ezberleterek öğreteceğinize(?) yalnız kelimesinin yalın'dan türetilmiş bir kelime olduğunu öğretmeniz çok daha etkili ve bilimsel olacaktır. (Ben daha bu yolla öğrenen birisinin yalnız kelimesinin yazımını unuttuğuna şahit olmadım. )

      Evet TDK çalışmıyor gibi görünüyor belki ama bu da yanlış. :)
      Yine bir örnekten yola çıkacak olursak eğer uluslararası kelimesi ben lise sıralarındayken bitişik yazılıyordu. :) Sonra mikisoft 'un word'ü ayırmaya başladı. Dedik noluyoruz? TDK'nın yazım kılavuzuna baktığımızda gerçektende ayrı yazıldığını gördük. Sebep ? Bilemiyoruz. :)
      Neyse bir süre sonra tekrardan birleşik yazımını uygun gördü TDK. :D

      Kısacası TDK'da kendi içinde bir takım devinimler geçiriyor.
      Dıştan pasif durduğuna bakmayın.
      Onlarda durmadan yola devam ediyorlar.
      Sanırım onlarında sloganı "Durmak yok yola devam!" :)



      _____________________________


      HK: Teyzeciğim durmak yok yola devam!
      Teyze: Dee get!

      "Tanrıyı güldürmek istiyorsan, O�na planlarından bahset." :) Amores Perros filminden bir replik.
      "Life's too short for chess." :) Henry James Byron
      "I have a dream... " Martin Luther King, Jr. - Video
      Radikal Gazetesi Orijinal Demokrasi Reklam Filmi (Sansürsüz)
    • Yarbay
      10162 Mesaj
      03 Ekim 2007 00:45:20
      Yarım doktor candan, yarım imam dinden edermiş...


      _____________________________

      Bize yalnız dans etmesini, iyi giyinmesini, kur yapmasını ve âşık olmasını bilen gencin lüzumu yoktur.
      Bize bugün mesleğinde usanmadan çalışacak, yarın hudutta göz kırpmadan ölebilecek genç lâzımdır.
      Bize bir gençlik lâzımdır. Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk bulunmasın.
      H. Nihal ATSIZ, Atsız Mecmua, 15 Nisan 1932, Sayı: 12

      O sebeple Ata'na saygıda kusur etme sakın!
      Atatürk'e göre Atatürk - Rahatsız olma!

      || Forum Anlaşması || Genel Forum Kullanımı || İmza Kuralları || Şikâyet Sistemi || Kullanıcı Adı Değişimi || SMS Onay Sistemi || Önerileriniz, Sorunlarınız ||
Sayfa: [1]
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Güncel >> Entel nedir Entellektüel nedir?
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Facebook Sayfamız
Foruma Git
Bölümde Ara
Reklamlar
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.