DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
İnönü ve Ekmek Karnesi gerçeği.
24
Cevap
0
Favori
6.786
Tıklama
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Güncel >> İnönü ve Ekmek Karnesi gerçeği.
Sayfaya Git:
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
    • Er
      0 Mesaj
      15 Mart 2009 18:28:29
      01 Haziran 1939: Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu. Savaşın ayak seslerinin giderek yükselmesi üzerine çıkarıldı. 1 yıl içinde hazır asker mevcudumuz 1 milyona çıkarıldı. Bu durum üretim gücünü zayıflattı.

      01 Eylül 1939: II.Dünya Savaşı - Alman birlikleri Polonya'yı işgal ettiler. II. Dünya savaşı fiilen başladı. Müttefikler safında 54, Mihver devletler safında 19 olmak üzere 73 devlet savaşa girdi. 6 yıl süren savaşın sonunda 71 milyon insan öldü. Savaş nedeniyle üretim durdu. Sadece açlıktan ölen insan sayısının 20 milyon civarında olduğu kabul edilir.

      26 Ocak 1940 : Milli Korunma Kanunu. Hükümete fiyatları saptamada, ürünlere el koymada, hatta zorunlu çalışma yükümlülüğü getirmede sınırsız yetkiler veren yasa çıkarıldı.

      22 Mayıs 1940: Türkiye genelinde olağanüstü hal ilan edildi. Ticareti ellerinde bulunduran çevreler savaşan ülkelere yüksek fiyatlarla gıda malzemesi satmaya başlayınca fiyatlar 1 yıl öncesine göre % 100 arttı. Enflasyonun yanı sıra ülkede yokluk başladı. Gıda ürünleri karaborsaya düştü.

      24 Şubat 1941: Ülkenin iaşe (yedirip, içirme, besleme) işlerini düzenlemek, yönetmek ve kontrol amacıyla, Ticaret Bakanlığı"na bağlı olarak çalışacak 'İaşe Müsteşarlığı' kuruldu.

      17 Aralık 1941: Türkiye genelinde, ekmeğin "karne" ile dağıtılmasına karar verildi. Karne ile ekmek dağıtımına Ocak ayında başlanırken; aile reislerinden alınan beyannamelere göre herkese, adına düzenlenmiş bir "ekmek karnesi" verildi.

      25 Aralık 1941: Buğday Koruma Vergisi kaldırıldı. İstanbul çevresinde yetiştirilen yulaf, buğday ve arpaya devlet tarafından el konuldu.

      11 Kasım 1942 : Varlık Vergisi Kanunu. Savaş koşullarından yararlanarak dış ticaretten büyük paralar kazanan, ancak ülkede yokluk yaşanmasına da neden olan ticaret erbabına getirilen olağanüstü vergi.

      düzeltme: Varlık vergisi kanunu yılı yanlış yazılmış.





      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi lehrer35 -- 15 Mart 2009; 19:14:16 >
      _____________________________

    • Er
      0 Mesaj
      15 Mart 2009 18:32:34
      Lütfen kimse siyasi içerikli yazı yazmasın. Sonra topik tümden siliniyor. Sadece tarihi boyutu ile tartışabiliriz.






      _____________________________

    • Yarbay
      3280 Mesaj
      15 Mart 2009 19:14:01
      Sn Lehrer35 güzel bilgiler, teşekkürler. Yalnız son tarih yanlış olmuş herhalde, 11 kasım 1922 yazıyor. 1. Dünya savaşından mı bahsediliyor?


      _____________________________

      Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm


    • Er
      0 Mesaj
      15 Mart 2009 19:20:44

      quote:

      Orjinalden alıntı: Yeni Türkü

      Sn Lehrer35 güzel bilgiler, teşekkürler. Yalnız son tarih yanlış olmuş herhalde, 11 kasım 1922 yazıyor. 1. Dünya savaşından mı bahsediliyor?


      Teşekkürler sn. Yeni Türkü. 1942 yerine 1922 yazmışım. Düzeltildi.





      _____________________________

    • Yüzbaşı
      607 Mesaj
      16 Mart 2009 01:34:43
      Kronolojik olarak olayları incelediğimizde ortaya tek sonuç çıkıyor. İnönü 'nün basiretsizliği... O kadar erzak o kadar malzeme fahiş fiyatlarla yurt dışına satılırken geleceği görememiş. Halbuki bir süre sonra kıtlık çekileceğini bilse, bunu akıl edebilse engellemeye gücü yetebilirdi. Süper yetkileri, olağanüstü vergileri koyan biri bunuda yapabilirdi. Boşuna Atatürk 'ten sonra hep ikinci adam olarak gezmedi. Atatürk kadar ileri görüşlü olsa o sıkıntıyı ülkemize yaşatmazdı.


      _____________________________

    • Binbaşı
      1608 Mesaj
      16 Mart 2009 02:44:40
      Yiyecekte o kadar sıkıntı çekmemiz lazımdı aslında ülke kurulduktan sonra ilk üzerine gidilecek konulardan biri tarım dı gerçi kimse böyle bir savaşı bilemez ya
      Ancak dünyada en son kıtlık çekecek bir yer varsa burasıdır savaşın bizim kıtlığımızla ne alakası vardı acaba sonuçta o zaman domatesleri biberleri ekmekleri dışardan almıyoduk hala almıyoruzda

      quote:

      26 Ocak 1940 : Milli Korunma Kanunu. Hükümete fiyatları saptamada, ürünlere el koymada, hatta zorunlu çalışma yükümlülüğü getirmede sınırsız yetkiler veren yasa çıkarıldı.




      Alıntıları Göster



      bunlar dışında diğerlerini anlamadım

      quote:

      22 Mayıs 1940: Türkiye genelinde olağanüstü hal ilan edildi. Ticareti ellerinde bulunduran çevreler savaşan ülkelere yüksek fiyatlarla gıda malzemesi satmaya başlayınca fiyatlar 1 yıl öncesine göre % 100 arttı. Enflasyonun yanı sıra ülkede yokluk başladı. Gıda ürünleri karaborsaya düştü
      .

      Burdaki lafta laf yane 26 Ocak 1940 ta çıkartılan kanunla giderilmiş olması gerekmekte Hükümete verilen yetkilerin hükümet tarafından iyi kullanılamadığı açık ayrıca Yurt dışına neysede yurt içinde fiyatların arttırımı durdurulabilirdi




      _____________________________

    • Binbaşı
      1608 Mesaj
      16 Mart 2009 12:06:47

      quote:

      Orjinalden alıntı: oldsalt



      Alıntıları Göster



      Tohumları yönünden dışa bağımlı olduğumuzun farkında mısınız?



      Tohum ithalatı o yıllarda bugünkü kadar yüksek olmaması lazım ama araştırıp koyulursa daha iyi konuyu çözmüş oluruz


      _____________________________

    • Er
      0 Mesaj
      16 Mart 2009 13:46:58

      quote:

      Orjinalden alıntı: muratgun

      Yiyecekte o kadar sıkıntı çekmemiz lazımdı aslında ülke kurulduktan sonra ilk üzerine gidilecek konulardan biri tarım dı gerçi kimse böyle bir savaşı bilemez ya
      Ancak dünyada en son kıtlık çekecek bir yer varsa burasıdır savaşın bizim kıtlığımızla ne alakası vardı acaba sonuçta o zaman domatesleri biberleri ekmekleri dışardan almıyoduk hala almıyoruzda


      Bir konuda fikir sahibi olmanın önkoşulu dönemin şartlarını bilmektir. Ayrıca günümüzünde iyi bilinmesi yine konuya bakışta önemli unsurlardandır. Bunlar olmadan konu ile ilgili doğru fikir sahibi olunamaz.

      1. maddeye baktığımızda, ülkenin genç nüfusunun silah altına alındığı, böylece üretimden düştüğü görülür. 1940 ta nüfusumuz 17.821.000 olup bunun 1 milyonu askere alınmıştır. Bunun ne olduğunu anlamak için bugünkü sayılara bakmak gerekir. 2007 nüfusumuz 70.586.000 olup bunun 515.000 i askerdir. Yani 1940 ta 1 milyon asker ülkedeki gençlerin hemen hepsinin asker olduğu gerçeğine götürür.

      Burada yine bakılması gereken bir diğer temel kriter üretim araçlarıdır. 1980 lerin ortalarına kadar ülkemizde tarım insan(karasaban) ve hayvan(büyükbaş hayvan) gücü ile yapılmıştır. İnsan gücüne dayanan tarım şeklinde en önemli unsur genç erkeklerdir. Onlarda asker olunca iş yaşlılara ve kadınlara kalmıştır. Bu da üretimde yarı yarıya bir düşüşe neden olmuştur. Kıtlıkta en önemli unsur budur.


      Alıntıları Göster



      bunlar dışında diğerlerini anlamadım


      Ülkede üretim düşmesinin yarattığı kıtlıktan başka kıtlığa neden olan bir başka etken dış satımdır. Dünyanın büyük bölümü savaşmakta olduğundan üretim yapamamakta ama yaşamak için tarım ürünlerine gereksinim duymaktadır. Kendileri üretemedikleri için dışarıdan almak zorundadırlar. Ticareti elinde tutan gayrımüslim unsurlar bu fırsatı iyi kullanmış ve Türkiye'de üretilen ürünleri(yasa çıkana kadar!) satarak büyük paralar kazanmışlardır. Ancak bu durum ülkedeki kıtlığı dahada artırmıştır. Arz-talep ilkesi gereği azalan ürünün fiyatı artar. Buda ülkede enflasyon yaşanmasına neden olur. Yani hem mal yok, olanlarda çok pahalı olur.

      Ticareti elinde tutan Gayrımüslim unsurlar mal stoklayıp, karaborsa yaratarak büyük sıkıntılar yaratınca bunlarla başa çıkmak zorlaştı. Milli korunma kanunu bunun için çıkarıldı. İnatlaşma sürdü. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde iktidarlar, her dönemde sermaye'ye muhtaçtırlar. Ters düşmek işlerine gelmez. Zaten ters düştüklerinde sonları yakın hale gelmiş demektir. 70 lerin sonlarında aynı duruma düşen Ecevit yağ, şeker, sigara gibi ürünler tezgah altına indirilerek iktidardan düşürülmüştür. Bugün hiç bir iktidar TUSİAD'a karşı duramaz. Milyonlarca üyeli işçi sendikalarını hiç bir iktidar dikkate almaz ama bir kaç bin üyeli İşveren örgütleri iktidarların baştacıdır.

      Buna rağmen İnönü, ticaret erbabını yaptırdığı yasal düzenlemelerle 1944 yılına kadar kontrol altında tutmayı başarmış, ABD'nin tüccar lehine devreye girmesinden sonra kanunu yürürlükten kaldırmıştır. Ve en önemlisi 1943 yılında başlattığı ekmek karnesi uygulaması ile kimsenin aç kalmamasını sağlamıştır. Ekmek karnesi uygulaması yuhalanacak bir eylem değil alkışlanacak bir uygulamadır. Bırakınız 1940 ları bugün ABD'de bile uygulanan akıl ve sorumluluk göstergesi bir uygulamadır. Sadaka devleti değil sosyal devlet uygulamasıdır.

      Birde Köy enstitüleri var ki İnönü'nün çarmıha gerilmeye çalışılmasının temel nedenidir. 1940 larda üretime yönelik eğitim için öğretmen yetiştirmeye başlaması karanlığı kökten kurutacağı için buradan beslenen karanlık unsurların kabusları olmuştur. 1954 yılında kapatarak kurtardılar köhne düzenlerini. Kapatılmasalardı hiç kuşkusuz bugün bulunduğumuz noktadan çok daha ileride çağdaş bir dünya devleti haline gelmiş olurduk.






      _____________________________

    • Binbaşı
      1608 Mesaj
      17 Mart 2009 00:43:07
      Tarlalarda yine yaşlılar çalışıp üretim yapabilir ayrıca 17 milyonda fazla değilmiş
      Sonuçta Çanakkale varken iyi dayandık bunda hayli hayli olması lazım

      Mallar dışarıya satılırken hükümet bunlara göremiyomu direk el koyabilir yane burada

      lehrer35 Belirttiğin koşullar doğru yalnız hükümetin zayıflığı ortada birazda kendilerinde suç var




      _____________________________

    • Yüzbaşı
      279 Mesaj
      17 Mart 2009 09:01:24
      Köyde yetişmediğiniz belli oluyor. Ekme kyapımında kullanılan arpa ve buğday gibi bitkilerin yetiştirilmesi için tohuma ihtiyaç yoktur. Bu bitkilerin taneleri kendi tohumlarıdır. Bahsettiğiniz ithal tohumlar ise "hibrit tohum" dediğimiz yeni nesil tohumlardır. Bu tohumların modifiye edilmesi 1930'lara dayanmıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 1990'lı yıllarda bu tohumların kullanılmasına başlandı. Son yıllarda genetik çalışmalar üzerinde çalışmalarını iyice hızlandırmış olan İsrail bu yeni tohumları bize satmaktadır. Birim alanda klasik tohumlara göre çok daha fazla meyve veren bu tohumların en büyük özelliği ise ziraatçilerin deyimiyle "soysuz" olması yani bu tohumlardan elde edilen tanelerin tekrar tohum olarak kullanılamamasıdır. Fazla verim vaatleriyle o tohumları bize satan İsrail bunun sürekli bir satış olarak kalabilmesi için o tohumları "soysuz" hale getirmeyi ihmal etmemiştir. Bu tohumları eskiden kullandığımız buğday ve arpa tohumları gibi soylu yapsalar kendi tohumumuzu kendimiz üretebilir hale gelecektik.
      Yukarıdaki olaylar zinciri, devletin üretim ve satış politikalarında ön görüde bulunamadığının göstergesidir.

      quote:

      Orjinalden alıntı: oldsalt

      Tohumları yönünden dışa bağımlı olduğumuzun farkında mısınız?



      _____________________________

      Yozgat'lı: BOZOK YAYLASININ MİLLİYETÇİ ÇOCUKLARI
    • Binbaşı
      1608 Mesaj
      17 Mart 2009 12:43:13

      quote:

      Orjinalden alıntı: Başbuğ66

      Köyde yetişmediğiniz belli oluyor. Ekme kyapımında kullanılan arpa ve buğday gibi bitkilerin yetiştirilmesi için tohuma ihtiyaç yoktur. Bu bitkilerin taneleri kendi tohumlarıdır. Bahsettiğiniz ithal tohumlar ise "hibrit tohum" dediğimiz yeni nesil tohumlardır. Bu tohumların modifiye edilmesi 1930'lara dayanmıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 1990'lı yıllarda bu tohumların kullanılmasına başlandı. Son yıllarda genetik çalışmalar üzerinde çalışmalarını iyice hızlandırmış olan İsrail bu yeni tohumları bize satmaktadır. Birim alanda klasik tohumlara göre çok daha fazla meyve veren bu tohumların en büyük özelliği ise ziraatçilerin deyimiyle "soysuz" olması yani bu tohumlardan elde edilen tanelerin tekrar tohum olarak kullanılamamasıdır. Fazla verim vaatleriyle o tohumları bize satan İsrail bunun sürekli bir satış olarak kalabilmesi için o tohumları "soysuz" hale getirmeyi ihmal etmemiştir. Bu tohumları eskiden kullandığımız buğday ve arpa tohumları gibi soylu yapsalar kendi tohumumuzu kendimiz üretebilir hale gelecektik.
      Yukarıdaki olaylar zinciri, devletin üretim ve satış politikalarında ön görüde bulunamadığının göstergesidir.


      Alıntıları Göster





      Bende tohumlarla ilgili araştırma bekliodum biraz bende baktım pek bişi bulamadım yada beceremedim

      Saol araştırman için


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      279 Mesaj
      18 Mart 2009 20:18:17
      Rica ederim. Arpa ve buğdayın kendi tanelerinin yeniden tohumluk olarak kullanıldığını çocukluğumdan beri biliyordum. Bizim memlekette yetiştirilen ürünler. Eskiden dedemlerin kuşak ve hatta annemlerin kuşak bile ekmeklerini kendi imkanlarıyla yaparlardı. Her ailenin mutlaka birazcıkta olsa arpa-buğday ektiği arazisi olurdu. Buradan elde ettikleri buğdayları değirmene götürüp öğüttürürler ve sonra yıl boyunca o elde ettikleri undan ekmek yapıp dışarıya bağımlı olmadan kendi ihtiyaçlarını karşılarlardı. Eğlence amaçlıda olsa çocukluğumda at ve eşek sırtında değirmene az gitmedim.

      Hibrit tohumlar ve modern tarım ile ilgili konuları ise işim gereği biliyorum. Çalıştığım kuruluşa ait bir çok sektörde değişik firmalar var. Onların açılış öncesi ön fizibilitelerini ve sonrasında verimlilik analizlerini yaparken ister istemez araştırma yapmak zorunda kalıyoruz. Anlayacağınız; her şeyden azıcık bilen, çok bildim sanıp esasında tam olarak hiç bir şey bilmeyenlerdenim :-)

      quote:

      Orjinalden alıntı: muratgun

      Bende tohumlarla ilgili araştırma bekliodum biraz bende baktım pek bişi bulamadım yada beceremedim

      Saol araştırman için



      _____________________________

      Yozgat'lı: BOZOK YAYLASININ MİLLİYETÇİ ÇOCUKLARI
    • Otomobil Uzmanı
      10362 Mesaj
      19 Mart 2009 14:13:50
      Tohum ıslahı ve hazır tohum olayı tamamen Amerikanın dayatması sonucu hikümetlerin aldığı kararlarla uygulamaya konularak zaman içinde soylarını kurutup tohum yönünden bugunlerde dışarıya bağlı bulunduğumuz temel problemli konularda biridir. Topraklarımızı da teşvik yöntemi ile çiftçimizi hazıra alıştırarak ekip biçmekten vazgeçirerek(pahalı girdiler , mazot fiyatları , ucuz satış çünkü ithalat ile birilerinin cebi dolmaktadır) böylelikle içanadoluda birçok alan artık ekilmediği için toprak fakirleşerek çoraklaşmıştır, artık isteseniz de ekemezsiniz.

      TMO sadece alım satım yapan bir kurum haline getirmişler .Güzide kurumumuz yurt dışından mal yüklü gemi gözler hale gelmiştir.Geçen yıl kuraklık nedeni yaşadığımız fiyatları ve problemleri hatırlayınız.

      halbuki üniversitelerimizde başka ( çukurova üniversitesi ) bu alanlarda yerli ciddi ıslah çalışmaları yapılmakta olduğunu duyuyorduk. bugun birileri tohum varmeyi kesse acaba kendi tohumlarımızı kaç yılda yapabiliriz merak ediyorum. Önümüz problemli yıllarla dolu , umarım bu konuda bilmediğimiznice beyinler durmadan çalışıyordur da sıkıntı olursa aşarız. Açlık hiçbir şeye benzemez. Ekmek olmadan 500 sel mercedes olsa ne yazar.

      işte çalışma yapan bazı firmalardan haberler

      http://www.tumgazeteler.com/?a=2292035

      buda tarihçesi

      http://www.zmo.org.tr/r...d44f492_ek.pdf?dergi=139


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 19 Mart 2009; 14:12:32 >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      279 Mesaj
      16 Nisan 2009 00:58:11
      İnönü ve arpa(lama) konusu sonunda açılmış. Geçen hafta bir arkadaş bu konuyla ilgili bir soru sormuştu. Ekonomi hocasının İnönü ve Menderes dönemiyle ilgili bir iddiası vardı. O arkadaşımıza faydalı olacağını düşünerek konuyu sizlerin hizmetine tekrar sunayım. Saygılar.


      _____________________________

      Yozgat'lı: BOZOK YAYLASININ MİLLİYETÇİ ÇOCUKLARI
    • Binbaşı
      1029 Mesaj
      16 Nisan 2009 18:04:00

      Önce insanlar biraz yaşça büyükleriyle konuşmalıydı. Kaba da olsa Osmanlı yeni kurulmakta olan cumhuriyete ne ler bırakmıştı. İnsanların kıçına, ayağına giyecekleri don ve ayakkabı varmıydı? İçinizde kara lastik ayakkabı veya naylon ayakkabı giyenler var mı? Ben 1957'de kara lastik ayakkabıyı, 1960 da naylon ayakkabıyı giyebildim. Kar kış demeden kadınlar takınya, erkekler takınya ve çarık giyiyorlardı. 1956'da (Demokrat parti iktidarda) insanlar arpa, çavdar yulaftan kara ekmek yiyorlardı. Toprağa ektiğin tohumdan bire iki (1 kğ. tohumdan, 2 kğ. buğday alıp alamadığını biliyor musunuz? Kara saban ile çift sürdünüz mü?

      Osmanlı döneminde batıya ezdirilmiş, yine cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte batıya ve müslüman ülekere ezdirilmeye çalışılan bir millet, belini doğrutmasın diye içteki ve dıştaki düşmanlarla iş birlikçiler varken, işte herşey bulduğunuz ve gördüğünüz şekildedir.

      Herhalde şimdi alıntı yapacağım: "Envâr-ül Aşıkkin isimli kitap"ın, Takdim ve Takriz (Yazarın Önsözünü) anlayacağınızı düşünerek, alıntı yapacağım!

      Yazan: Mehmed Şevket EYGİ
      Garanti Matbaacılık ve Neşriyat- 1977

      "Allah'a sonsuz hamd ü senalar olsun ki, 30 - 35 SENE (1977- 35= 1942, 1977- 30= 1947'den)'DEN beri DİN HAYATINI YENİDEN canladırmak gayesiyle ŞAYAN-I TEBCİL bir EĞİTİM ve NEŞRİYAT faaliyeti başlamış bulunuyor. Temennimiz odur ki, (1977) bugünkü HÜRRİYET ve SERBESTİ AZAMİ şekilde değerlendirilerek ELİNİZDE gördüğünüz "Envar-ül Aşıkin kitabı" gibi klasik DİN KİTAPLARI GENİŞ HALK kütlelerinin istifadelerine arz olunsun."

      AFRİKA ATA SÖZÜ
      Onlar geldiklerinde, bizim elimizde bereketli topraklarımız vardı. Onların elinde İNCİL. Sonra bereketli topraklarımız onların oldu, bizim ise elimizde İNCİL kaldı.

      -Cumhuriyetin değerleri olan fabrikalar, oteller ve topraklarımız satılıyor! Bizlerin elinde kalan acaba ne olacak?



      _____________________________

    • Binbaşı
      1294 Mesaj
      16 Nisan 2009 18:37:44
      Yıl 1938 2.Dünya savaşı başlar. Savaş dış kaynaklıdır ve Türkiye savaşa girmemiştir. Fakat Türkiye bu savaştan tamiri zor bir çok ekonomik yaralar almıştır
      Yıl 2008 finans krizi başlar. Finans krizi dış kaynaklıdır ve Türkiye'yi teğet geçmiştir. Fakat Türkiye bu krizden tamiri zor bir çok ekonomik yaralar almıştır.

      Geçmişte teğet geçen bir savaştan ekonomik olarak yara alan bir Türkiye var.
      Bugün teğet geçen bir finans krizinden ekonomik olarak yara alan bir Türkiye var.

      Türkiye dışında yaşanan gelişmeler bir şekilde Türkiye'yi etkilemektedir. Fakat bazı arkadaşlar rahmetli İsmet İnönü yönetimini savunurken "dünyada savaş vardı, adam ne yapsın?" tipi bir davranış içerisindeler. Madem öyle, "dünyada kriz var, adam ne yapsın?" diyerek aynı sağ duyuyu günümüz yönetimi için de göstermeleri gerekmez mi?
      Gerekir ama göstermezler. Aksine "dünyadaki kriz bizi niye etkilesin?" diye saldırırlar. Çünkü ideolojileri gerçeklerin ötesine geçmiş ağaç yaşken eğilmiştir, yapacak birşey yok


      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      16 Nisan 2009 19:10:06
      İnönü denen mahlukat Atatürkten sonra gelebilecek en kötü basiretsiz adamdır


      _____________________________

      Biz cahil dediğimiz zaman,mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz.Kastettiğimiz ilim,hakikati bilmektir.Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi,hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

    • Yarbay
      4475 Mesaj
      17 Nisan 2009 22:39:23

      quote:

      Orjinalden alıntı: Dellci

      Yıl 1938 2.Dünya savaşı başlar. Savaş dış kaynaklıdır ve Türkiye savaşa girmemiştir. Fakat Türkiye bu savaştan tamiri zor bir çok ekonomik yaralar almıştır
      Yıl 2008 finans krizi başlar. Finans krizi dış kaynaklıdır ve Türkiye'yi teğet geçmiştir. Fakat Türkiye bu krizden tamiri zor bir çok ekonomik yaralar almıştır.

      Geçmişte teğet geçen bir savaştan ekonomik olarak yara alan bir Türkiye var.
      Bugün teğet geçen bir finans krizinden ekonomik olarak yara alan bir Türkiye var.

      Türkiye dışında yaşanan gelişmeler bir şekilde Türkiye'yi etkilemektedir. Fakat bazı arkadaşlar rahmetli İsmet İnönü yönetimini savunurken "dünyada savaş vardı, adam ne yapsın?" tipi bir davranış içerisindeler. Madem öyle, "dünyada kriz var, adam ne yapsın?" diyerek aynı sağ duyuyu günümüz yönetimi için de göstermeleri gerekmez mi?
      Gerekir ama göstermezler. Aksine "dünyadaki kriz bizi niye etkilesin?" diye saldırırlar. Çünkü ideolojileri gerçeklerin ötesine geçmiş ağaç yaşken eğilmiştir, yapacak birşey yok

      İdeolojileri gözlerini kararttığı için göremezler.



      _____________________________

    • Binbaşı
      1890 Mesaj
      17 Nisan 2009 23:40:35
      Fakat kendi tohumlarimizi birakip disaridan ithal tohum almakla en buyuk yanlisi yapmisiz.Inanirmisiniz ben artik mesela bulgur yiyemiyorum.hamur gibi.Fransizlar kendi tohumlarini saklamakla meshurlar.az uretiyorlar ama bunu pahali satip aradaki farki kapatiyorlar.Yöresel damgalarla.Tabiki sahane tatlarla.Bu isin ustasi olmuslar.Mesela bir yorenin nohutu veya zeytini.bunun arazisini kisitlayip kaliteyi arttiriyorlar.Inanirmisiniz nyons bolgesinin zetinyaginin litresi 50 liradan fazladir.Ama agaçlarin sayisi bile bellidir.Bu konu çok uzun.Beni çok ilgilendirir.ama vaktim yok daha fazla yazmaya


      _____________________________

      Son Ağaç kesildiğinde, Son nehir kuruduğunda, Son balık öldüğünde. Beyaz Adam; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
    • Binbaşı
      1508 Mesaj
      18 Nisan 2009 01:12:36

      quote:

      Orjinalden alıntı: Dellci

      Yıl 1938 2.Dünya savaşı başlar. Savaş dış kaynaklıdır ve Türkiye savaşa girmemiştir. Fakat Türkiye bu savaştan tamiri zor bir çok ekonomik yaralar almıştır
      Yıl 2008 finans krizi başlar. Finans krizi dış kaynaklıdır ve Türkiye'yi teğet geçmiştir. Fakat Türkiye bu krizden tamiri zor bir çok ekonomik yaralar almıştır.

      Geçmişte teğet geçen bir savaştan ekonomik olarak yara alan bir Türkiye var.
      Bugün teğet geçen bir finans krizinden ekonomik olarak yara alan bir Türkiye var.

      Türkiye dışında yaşanan gelişmeler bir şekilde Türkiye'yi etkilemektedir. Fakat bazı arkadaşlar rahmetli İsmet İnönü yönetimini savunurken "dünyada savaş vardı, adam ne yapsın?" tipi bir davranış içerisindeler. Madem öyle, "dünyada kriz var, adam ne yapsın?" diyerek aynı sağ duyuyu günümüz yönetimi için de göstermeleri gerekmez mi?
      Gerekir ama göstermezler. Aksine "dünyadaki kriz bizi niye etkilesin?" diye saldırırlar. Çünkü ideolojileri gerçeklerin ötesine geçmiş ağaç yaşken eğilmiştir, yapacak birşey yok


      Başbakan kriz olduğunu kabul ediyor muydu ki 30 Mart'tan önce. Kriz Türkiye'yi de etkileyecek dendiği zaman, demediğini bırakmıyordu. Ne zaman ki oyları düştü 30 Mart sabahı krizi kabul etti ki bence iyi yaptı umarım bundan sonra kriz yok demez ve önlemleri alır.

      Ayrıca yazınızda siyah renk ile vurguladığım yerde kendinizle çelişiyorsunuz. Madem teğet geçti nasıl tamiri çok zor yaralar aldık.




      _____________________________

    • Binbaşı
      1873 Mesaj
      18 Nisan 2009 01:35:27
      Doğrudur, İnönü sizlere ekmek veremedi;
      fakat dedelerinizi size verdi.
      Avrupa milletleri birbirlerini fırınlarda yakarken, İnönü geçmiş deneyimleri iyi analiz ederekten tarafsızlığımızı korudu ve onurlu bir dik duruş gösterdi.




    • Binbaşı
      1608 Mesaj
      18 Nisan 2009 02:22:35

      quote:

      Orjinalden alıntı: zero01

      Doğrudur, İnönü sizlere ekmek veremedi;
      fakat dedelerinizi size verdi.
      Avrupa milletleri birbirlerini fırınlarda yakarken, İnönü geçmiş deneyimleri iyi analiz ederekten tarafsızlığımızı korudu ve onurlu bir dik duruş gösterdi.




      Ne yani başkası olsa savaşa mı girecekti ülke,yapılması gerekenleri başarı olarak görmem ben sizde görmeyin
      yapılması zor olan şeyler başarıdır.

      Savaş etkiledi yalnız hükümetin hatalarıda ortadadır.


      _____________________________

    • Binbaşı
      1890 Mesaj
      18 Nisan 2009 13:07:16
      Inönû'nün zamaninda belki çok fakirdik ama kimseyede el açmadik.100000000000000000000000000000000000000000000 kere bu politakaya,Menderes'in ülkeyi 3 kurusa satip hala acisini çektigimiz bagimsiz olmdigimiz politikaya tercih ederim!!!
      Simdide baskasinin parasiyla kendimizi zengin saniyoruz.Ama herseyimizi baskasi karar veriyor.
      Belki turkçemin azligi nedeniyle anlasilmasi zor oldu ama Inönünün politikasini begenmeyip sonrada neden bagimsiz degiliz diyenleri anlamak gerçekten zor!!!
      Zaten bizim halkimiz tuhaf.Bir anket yapilsa halkin %90 i menderesin politikasini Inönûye tercih ederler.Halbuki birisi vatani satmis ötekisi her bahasina hatta açliga ragmen bagimsizligimizi korumustur.
      Gerçekten turk halkini anlamak zor.


      _____________________________

      Son Ağaç kesildiğinde, Son nehir kuruduğunda, Son balık öldüğünde. Beyaz Adam; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
    • Binbaşı
      1294 Mesaj
      18 Nisan 2009 14:51:46

      quote:

      Orjinalden alıntı: mehmetpara



      Alıntıları Göster



      Başbakan kriz olduğunu kabul ediyor muydu ki 30 Mart'tan önce. Kriz Türkiye'yi de etkileyecek dendiği zaman, demediğini bırakmıyordu. Ne zaman ki oyları düştü 30 Mart sabahı krizi kabul etti ki bence iyi yaptı umarım bundan sonra kriz yok demez ve önlemleri alır.

      Ayrıca yazınızda siyah renk ile vurguladığım yerde kendinizle çelişiyorsunuz. Madem teğet geçti nasıl tamiri çok zor yaralar aldık.


      Okumuyor musunuz?.. Ben finans krizinden bahsediyorum.

      Türkiye'de batan banka veya finans kuruluşu oldu mu? Olmadı. Finans krizi bizi vurmadı ve teğet geçti, NOKTA.
      Türkiye'ye ekonomik yara veren dünyadaki finans krizinin yaşattığı durgunluktur. Bu durgunluk dış ticareti durdurmuştur.
      Dışarıda durgunluk olduğu için iç piyasa da bundan etkileniyor. Fakat önlem paketleriyle iç piyasa fazlasıyla canlandırıldı ve hala yeni önlemler üzerinde çalışılıyor.


      _____________________________

    • Yarbay
      2861 Mesaj
      18 Nisan 2009 15:02:41
      Pek benim konum değil ama belli başlı bankalar devlete para satıyorlar.Onun için batmazlar.Ranttan geçiniyorlarmış.Gerçek bankacı değil yani.
      Bazı beceriksiz! ve siyasi iktidara pekte yakın durma becerisini gösteremeyenlerde kodese girmişler.Talihsizlik.
      Ne şanlı dönemleri vardı be.Ne açılışlar yapıyorlardı.Bizzat şahidim.Tepesinde lambaları çakan arabalarda gelirlerdi.
      eeeeee... ne oldum dememeli,ne olacağım demeli!


      _____________________________

      "Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar."
Sayfa: [1]
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Güncel >> İnönü ve Ekmek Karnesi gerçeği.
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Facebook Sayfamız
Foruma Git
Bölümde Ara
Reklamlar
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.