Şifremi/Kullanıcı Adımı Unuttum
Bağlan Google+ ile Bağlan Facebook ile Bağlan
Şimdi Ara

İki Küçük Su Damlası...

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı, 1 Masaüstü Kullanıcı
3
Cevap
0
Favori
174
Tıklama
Cevapla
Tüm Forumlar >> Konu Dışı / Off Topic >> Konu Dışı >> İki Küçük Su Damlası...
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Giriş
Mesaj
  • Teğmen
    167 Mesaj
    İKİ KÜÇÜK SU DAMLASI

    Zamanın birinde iki küçük su damlası yaşarmış. Birbirlerini o kadar
    severlermiş ki birleşince okyanus olduklarına inanırlarmış. "Okyanusun
    yarısı bir küçük su damlası olur mu hiç?" diye sorarmış onları tanımayan
    insanoğlu.

    Cevapları ise gayet basit olurmuş:

    "Bir küçük su damlası,

    İçinde saklı okyanusun her sırrı.

    Onun anahtarı bende, benim anahtarım onda.

    Açarız bütün sırları ve başlarız akmaya."

    Bu bilmeceyi çözmeye çalışan insanoğlu kafasını kaşıyadursun. Su damlası
    olmadan bilemez ki insan!

    Bizim küçük su damlalarımız eğlenmeyi de çok severlermiş.. Kimi zaman göğe
    çıkıp yağmur olur; kimi zaman da denize dalıp dalga olur, kıyılarda
    birbirlerine çarpıp köpüklerle oynarlarmış. Bir bakarlarmış ki bir serçe
    akıntının yanına konuvermiş, hemen gidip içtiği suya karışırlarmış. Yeni
    yerler, yeni insanlar görmeyi, hikayeleri binbir canlılıkla yaşamayı bir
    serçenin ruhunda bilirlermiş. Doğanın döngüsü devam ettikçe, gün olur
    serçeden ayrılır, toprağa karışır, buhar olup gökyüzüne yükselir ve oyuna
    baştan başlarlarmış.

    Bir gün karşılıklı durgun suyun yüzeyinde dinlenirlerken, göz göze gelmişler
    Kalplerinden bir cümle akmış:

    "Biz yine biz olsak ama bir küçük insanda can bulsak?"

    Bu fikri alkışlamışlar delice. Gidip okyanusun derinliklerinde yaşayan
    bilge ahtapota koşmuşlar. Bilge ahtapot, çok yaşlıymış ve her şeyi
    bilirmiş. Her canlıya kardeşi gibi davranır, kimseye kötülük yapmazmış.
    Bizim küçük su damlalarını da pek bir severmiş. Ziyarete geldiklerinde
    kollarının ucuna oturtur, bilinmeyen diyarlardan masalllar anlatırmış.
    Meraklarını, sevinçlerini zevkle dinler, sonunda da hep şu öğütü verirmiş:

    "Siz siz olun, başkasını kendinizden ayrı tutmayın. Çevrenizdeki herkese
    ve herşeye sevgiyle yaklaşın. Sevgi paylaştıkça çoğalan tek duygudur."

    O gün karşısında küçük su damlalarını görünce yine açmış kollarını.
    Kucaklamış bir güzel. Anlamış bir soruları olduğunu.

    Söze başlamış bizimkiler:

    "Biz yeni bir oyun oynamak istiyoruz. Küçük insanoğlunun içine yerleşmek
    ve birbirimizi yeni gözlerle seyretmek istiyoruz. Elele tutuşmak ve
    yağdığımız çocuk bahçelerindeki kaydıraklardan kaymak, kahkahalar atarken
    birbirimizi ne kadar sevdiğimizi hatırlamak istiyoruz."

    "Peki" demiş ahtapot, "Bunun bir yolu var. Önce kendinize iki küçük çocuk
    bulun. Serçenin ruhuna girmeyi nasıl seçiyorsanız, çocuk kalbine girmeyi
    de önce seçmek zorundasınız. Eğer çok kuvvetli isterseniz, orada
    istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Bardaklarının içindeki suya düşün ve
    kalplerindeki minik odacıklardan birine yerleşin. Gerisini çabucak
    öğreneceksiniz."

    "Ya dışarı hiç çıkamazsak, gözlerinden bakmayı beceremezsek, elele
    tutuşamazsak?"

    "Eğer içinizden çok isterseniz, yapamayacağınız şey yoktur ve sakın
    korkmayın, bu yaşlı dünya dönmeye devam ettiği sürece size hiçbir zarar
    gelmez. Yeryüzü ve gökyüzü bir olup sizi korumaya devam edecektir."

    "Peki", deyip ayrılmış su damlaları. Tekrar okyanusun yüzeyine çıkıp
    başlamışlar dua etmeye:

    "Biz iki küçük su damlası,

    Varolmak istiyoruz iki ayrı kalpte,

    Birbirimizin elini tutup,

    Tekrar birleşmek istiyoruz sevgiyle."

    Ve bir anda uyumaya başlamışlar. Uyandıklarında, bakmışlar ki bir masanın
    iki ucunda iki ayrı bardağın içindeler. Çevreden çocuk sesleri duyuluyor.
    Hepsi de cıvıl cıvıl ve çok neşeliler. Bir zil sesi ile bütün çocuklar
    masaya koşmaya başlamışlar. Yemek başlıyor!

    Bir dikişte boşalmış bardaklar. Su damlaları son kez kendilerini akıntıya
    bırakıp bilinmez bir maceraya doğru yol almaya başlamışlar. Gözlerini
    sıkıca yummuşlar. Ve tekrar açtıklarında bambaşka hissediyorlarmış. Artık
    kulakları
    burunları, elleri, ayakları varmış. Birleştikleri çocuğun tüm dugularını
    hissedebiliyorlarmış. Bir süre bu yeni yerlerine alışmaya çalışmışlar.
    Henüz aradan yarım saat geçmeden, su damlası olduklarını ve okyanusun
    dibindeki bilge ahtapotu, dalgaları, kıyıları, gökyüzünü, yağmurları.
    unutmuşlar.

    Çocuklar, yemeklerini bitirince oyun odasına geçmişler. Sadece iki çocuk
    kalmış yemek masasında. Birbirlerine baktıklarında aynı olduklarını
    hissetmişler. Bu onlara garip gelmiş. "Nasıl sen ve ben aynı olabiliriz?
    Ben başka bir ailede doğdum ve sen başka bir ailede doğdun. Ben makarna
    yemeği severim, sen sebze yersin. Ben en çok kovalamaç oyunundan
    hoşlanırım, sen ise saklambaç."

    Diğer çocuk konuşmaya başlamış: "Evet ama o kadar garip ki. O kadar
    tanıdık geliyorsun ki bana. Adını bilmiyorum ama sanki biz her zaman
    beraber olmuşuz gibi tanıyorum seni. Elinden tutup oyun oynamak,
    kaydıraktan kaymak, seninle kahkahalar atmak istiyorum."

    "Evet, ben de."

    "O zaman boşver bu garipliği. Nasıl olmuşsa tanımışız birbirimizi işte.
    Dışarı çıkıp oyun oynamak ister misin?"

    "Tamam, öğretmenden izin alıp bahçeye çıkalım."

    Ve öğretmenlerinden izin alıp arka bahçedeki kaydırağın yanına gitmişler.
    Bir, iki derken az önceki garip konuşmayı unutup oyuna dalmışlar.
    Oynadıkça büyüyen bu oyun, diğer çocukların da gelmesiyle beraber daha da
    neşeli bir hale bürünmüş. Kocaman bir aile olmuşlar ve zil tekrar çalana
    kadar gülüp eğlenmeye devam etmişler.

    Bu sırada, onları izleyen yeryüzü, gökyüzü ve bilge ahtapot gülümsüyorlarmış
    Çocukların neşesi onları da neşelendirmiş. Rüzgar, bulut, dalga, yağmur,
    toprak ve bütün canlılar da aynı neşe oyununu oynamaya başlamışlar kendi
    aralarında.

    Herşey küçük su damlalarının hayalindeki gibi devam etmiş. Onlara özenen
    diğer küçük su damlaları da çocukların içtikleri sulara karışmaya
    başlamışlar. Zaman içinde her çocuğun bardağına bir küçük su damlası
    girmeye başlamış.

    Şunu hiç unutmayın ki çocukların içtikleri su her zaman saftır. Ve su
    damlaları da bu yolla daima kalplere neşe ve huzur getirirler.




    |
    |
    _____________________________
    Düşen bir çığda hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz...

    MsN: ...@hotmail.com




  • Yarbay
    6586 Mesaj
    |
    |
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)
  • Yarbay
    3772 Mesaj
    Bu tür şeyleri sesli dinlediğimde acayip etkiliyor beni , güzeldi teşekkürler
    |
    |
    _____________________________
  • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
    çok uzun yaaa bu ne böle biri bnm içi n kasede fln çeksin
    |
    |
    _____________________________
    I know I was born and I know that I'll die
    The in between is mine
    I am §Ş¨©¦Ç§ï..

HızlıCevap
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Reklamlar
google reklamları
haberler
üniversite
son dakika
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR4
11,672
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.