Şimdi Ara

hidrojen yakıt tasarruf sistemi

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
4.182
Cevap
54
Favori
489.613
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum geçen ay
  • Cevaplayan Üyeler 354
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 9
  • Ortalama Mesaj Aralığı 20 saat 56 dakika
  • Son 1 Saatteki Mesajlar 1
  • Haberdar Edildiklerim (Alıntılar) 3
  • Favoriye Eklediklerim 54
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • azdaha_53 (338 mesaj) zıva (293 mesaj) oguz6577 (290 mesaj) betelguz (276 mesaj) jumel (270 mesaj)
  • Konuya Yazanların Platform Dağılımı
  • Masaüstü (1732 mesaj) Mobil (261 mesaj) Tablet (15 mesaj) Mini (7 mesaj)
  • @
0 oy
Öne Çıkar
Tüm Forumlar >> Motorlu Araçlar Dünyası >> DH Garaj >> hidrojen yakıt tasarruf sistemi
Giriş
Mesaj
  • Er
    8 Mesaj
    Carizma70 benim aracın elektronik ateşleme beyni arızalı 4.silindirde yağ yakma var çok yakıyor az kaçıyor aracımın problemi sadece bunlar ayrıca ürünü aldım taktım evet işe yarıyor bunu daha ilk kullanımda dahi hissedebiliyorsunuz ama bunu hani aracın motoru modifiye edilmiş gibi değil ama evet hızlanarak zor çıkacağım rampalarda hatta durunca aracı Bağırmadan kaldıramayacağım yokuşlarda aracımı rahatlıkla kaldırabildim



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
  • Er
    8 Mesaj
    Düz yolda özellikle durkalkta daha az yakacağım kesin gibi görünüyor dün akşam depoyu fulledim km yi kayıt ettim 100 km sonra bakacağız.şöyle söyleyeyim 1050 km uzun yolu 120-130 km hızla 2 hafta önce 500₺ ye giden bir arac bu arkadaş.ama evet normalde problemi olmasa tabiki bu derece yakmazdi



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
  • Er
    8 Mesaj
    1111453a soruyu tam anlamadım ama cihazdan bahsediyorsaniz; evet hortumu takmadan önce bir müddet bekledikten sonra hortumu taktım zaten bunu bilmiyordum satıcı tek tek tarif etti.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Yüzbaşı
    360 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Reno21Cxz

    1111453a soruyu tam anlamadım ama cihazdan bahsediyorsaniz; evet hortumu takmadan önce bir müddet bekledikten sonra hortumu taktım zaten bunu bilmiyordum satıcı tek tek tarif etti.

    Hortumu taktın cihaz çalışırken salladığın zaman hortum ucundan su geliyormu kontrol ettinmi.
    |
    |
  • Er
    8 Mesaj
    1111453a evet cihazın elektrik bağlandıktan sonra i2-3 dakika hortumu takmadan aracı çalıştırıp bekliyorsun Çin'den bir miktar su attıktan sonra kesti ondan sonra hortumu taktım böyle yapmamı satıcı söyledi



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
  • Er
    8 Mesaj
    Hı Hayır cihaz gaz üretimi yapıyor içinden şu çıkmıyor kontrol ettim



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Teğmen
    148 Mesaj

    Üründen memnunmusunuz. Yakıt tasarrufu yapıyormu gerçekten. Detaylı bilgi verebiirmisin



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    Reno21Cxz kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Er
    3 Mesaj
    @ibrahimakinci isimli arkadaşın 8 mayıs 2017 tarihinde yazdığı mantıklı yazının üzerinden aylar geçmiş acaba bu konuda bir gelişme var mı? Tabi ki bu şekilde bir teknolojinin bizim topraklarımızdan çıkmasını isterim ancak bir kamera bir dinamometre ile olayı netleştirmek, teknik raporlar ile insanların içini rahatlatmak varken neden hâlâ bu araştırma sonuçları yayınlanmadı merak ediyorum. Bir teknik eleman olarak kişilerin görüşlerine değil deneylere ve sayılara inanırım. Umarım testlerinizi bu konuda yetkili üniversite laboratuvarlarına yaptırıp güzel sonuçlarınızı yayınlarsınız. Emin olun laboratuvar sonuçları olumlu çıksın, kafamdaki sorular netleşsin sisteminizi alırım.

    Saygılar.
    |
    |
  • Teğmen
    118 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: 20playback


    quote:

    Orijinalden alıntı: DeLiCe_DoLuCa

    bir süredir yazmıyordum ama tam da çalıştığım yerlerden konu açılmış .. motorların (içten yanmalı ve elektrikli tüm motorlar) çalışma prensipleri, verimleri ve bu sistemler hakkında biraz konuşmak lazım.. öncelikle hidrojenin atom sayısı olarak dünyada en çok bulunan atom olduğunu (yaklaşık %90) düşünürsek tüketilmesi en zor yakıttır.. ancak kendisi ikincil yakıt kategorisine girmektedir, bu da şu demektir; doğada hazır bir şekilde bulunmamaktadır, sudan elde edilir (neredeyse bütün yöntemlerde su önceliklidir) ve enerji üretmek için kullanıldığı bütün alanlarda yine suya dönüşür .. bir enerji kaynağını üretmek için ne kadar peşin enerji verirseniz o kadar verimsiz bir sistem elde etmiş olursunuz diyebiliriz.. benzin bu konuda karlıdır, mazot da.. çok güçlü yanma kapasitelerine sahip oldukları için doğru basınç ve hızda yandıklarında ortaya çıkan enerjileri çok yüksektir.. o yüzden petrolü damıtırken harcadığınız enerjiye değer.. ancak bu yakıtlar yandıklarında (hidrojenin aksine) başlangıç formlarına değil başka kimyasallara (zehirlere) dönüşürler, bu da onların bir son kullanım tarihleri olduğu anlamına gelir.. zaten hidrojenden medet arayışı da buradan doğmuştur..

    fakat şimdi enerji dönüşümlerine bakalım.. benzin, mazot üretmek onların yaratacağı enerji bakımından karlıdır dedim ancak bu potansiyel onların içinde zaten damıtılmadan önce de var.. sadece kullanım alanlarına göre ayrılıp saflaştırılıyorlar, yani tam bir enerji dönüşümü yok.. ancak bir enerji dönüşümünü A-B-A şeklinde yaparsanız, yani A dan B ye, sonra yine B den A ya bir dönüşüm yaparsanız en sonda elde ettiğini A, birinci A dan düşük olacaktır.. bu, bütün doğanın en temel yasalarındandır; kayıpsız enerji dönüşümü olmaz..

    şimdi elimizde bir miktar su var diyelim, 100 birim enerji ile suyu birleştirdik, hidrojen elde ettik.. kağıt üzerinde 100 birim enerji potansiyeline sahip hidrojenimiz olması lazım, yani hidrojeni herhangi bir yolla suya geri dönüştürüsek 100 birim enerji açığa çıkacak diyebiliriz (çünkü enerji ve madde yoktan var olmaz, vardan yok olmaz) ancak deneme yaparsak bunun böyle olmadığını görürüz.. bunun sebebi de dönüşümü yapan sistemin (başta ısınma olmak üzere) kayıplı bir sistem olmasıdır..

    bu kayıp anlayışına göre şunu diyebiliriz; enerjiyi ne kadar dönüştürürsek o kadar kayıp olacak! çünkü her sistem kayıplıdır..

    bu son cümleyi aklımızda tutalım ve hemen başka bir noktaya değinelim; alternatör.. yani aküyü şarj eden arkadaş.. bir alternatör ya da dinamo elektrik enerjisini bir yerde depolamaya veya üretmeye çalışmıyorsa hafifçe dönebilir... mesela büyükçe bir dinamonun miline bir kol takıp çevirdiğimizi düşünelim, eğer dinamo elektrik üretmiyorsa (yani fişe takılı değilse de diyebiliriz) kolayca döner.. çünkü döndürmek için vermeniz gereken kuvvetin dinamonun iç parçalarının sürtünme direnç kuvvetinden büyük olması yeterlidir.. ancak diyelim ki dinamoyu fişe taktınız ve bir cihaza 2kW güç besleyeceksiniz.. aynı dinamoyu bu defa döndürmek için ihtiyacınız olan kuvvet 2kW+parçaların iç sürtünme direnç kuvvetini karşılayacak kadar olmalıdır (çünkü enerji yoktan ver edilemez demiştik, dinamonun da 2kW ı yoktan ver etmesi imkansız, o gücü kendisini döndüren koldan almak isteyecek, yani sizin kolunuzdan) .. yani buradan anlayacağımız üzere zaten akü dolduğunda alternatörün içten yanmalı motordan talep ettiği güç sadece kendi parçalarını iç sürtünmesi kadar (elektrik üreteçlerinde bu sürtünme kaybı %1 veya daha altındadır, çoğu zaman dikkate bile alınmaz) olacaktır.. akü boşaldığında alternatörün dönmesi (ürettiği güç kadar) zorlaşacak ve motora ona göre yük bindirecektir.. dolayısıyla alternatörün devreden çıkması gibi bir kavram çok önemli değil, yeni arabalardaki devreden çıkma dediğimiz özellik ise gaza tam yüklenildiği birkaç saniyelik zamanda akü boş olsa bile alternatörün devreden çıkması özelliğidir, bu da araca 5-10 saniyeliğine 1-2 bg ekler.. genellikle spor arabalarda kullanılan bir özelliktir..


    şimdi içten yanmalı motorun veriminden bahsedelim; benzinliler için %20 civarı (genellikle daha da düşük), dizeller için ise %47 civarıdır.. yani benzinli aracınızda yaktığınız her 10 litre benzinin ortalama 2 lt si sizi hareket ettirirken kalan 8 litresi; ısınma, sürtünme, soğutma çabası, belirli devirlerde düşük verimli yanma, egzoz basıncı, devir değişimlerinde anlık olarak hava/yakıt oranının idealden uzaklaşması gibi sebeplerden ötürü boşa gitmektedir..

    şimdi bütün bu verim konularını bir araya getirelim; aracımızda 100 bg brüt güç üreten bir motor olsun.. alternatör tam kapasite ile elektrik üretirken sistemden 2 bg çeksin.. hidrojen sistemimiz de arabamızda kurulu olsun.. bu sistem sürekli akım çeken bir sistem olduğu için alternatör sürekli olarak yüksek kapasite (belki de en yüksek) ile çalışacak.. bildiğiniz gibi her enerji dönüşümü kayıplıdır.. şimdi motordan hareket enerjisi gelip alternatörde elektrik enerjisi üretirken 1. kayıp (verim %80), sonra bu alternatör suya elektrik verip hidrojen üretirken 2. kayıp (bilinen en yüksek hidroliz verimi çok özel şartlar altında %70 ancak suya eklenen maddeler silindir odalarında yapışıp kalıyor dolayısıyla %54 lük ideal saf su hidroliz verimini ele alalım), sonra bu hidrojen motora giriyor ve yine motorun yanma verimine tabi bir şekilde (yani benzinli için %20) yanıyor.. bu sistemin suyu ve hidrojeni taşıması için kullanacağı pompalama enerjisini aküden almasından falan bahsetmedim bile.. onlar en son detaylar..

    şimdi alternatörü döndürmek için kendimizi yırttığımız enerjinin ne kadarı bize beygir gücü olarak geri geldi hesaplayalım : %8,64 .. bu arada bir enerji dönüşümü daha var unuttuğum; alternatörden gelen elektrik doğru akıma çevrilip aküde kimyasal enerji olarak depolanıyor ve sonra tekrar elektrik enerjisi olarak çekiyoruz... bu elektrik-kimyasal-elektrik enerji dönüşümünün de verimi %75-80 civarı.. yani %8.64 x %80= %6.91 .. diyelim ki alternatörümüzün çektiği 2 bg in hepsini (teyp, farlar, klima herşey kapalı ) bu hidrojeni elde etmek, sistemimize katmak ve benzinle yakmak için harcadık.. 2 bg x %6.91 = 0,14 bg güç ortaya çıktı.. tabi burada kütle (aslında atom sayısı) üzerinden hidrojenin benzine oranla 2.8 kat daha yüksek verimle (2.8 gr benzinin yaratabildiğini 1gr hidrojen yapabiliyor) yanabildiğini hesaba katmayı unuttum.. dolayısıyla verim hesabımda sonuç %6.91 değil, 2.8 katı olan %19,34 çıkmalıydı.. 2 bg harcayarak elde ettiğimiz güç de 0.39 bg olmalıydı..

    diyelim ki şehir içinde sakin bir hızla seyrediyorsunuz, 3-5 bg güçle yapabileceğiniz dur-kalklar yapıyorsunuz.. bunun 0.39 unu hidrojenden gelecek güç olarak karşılayabilirsiniz.. ancak öncesinde alternatöre 2 bg kadar yük bindirmek zorundasınız.. yani hayali motorumuzla yapılan her 5-7 bg lik harcamanızın (motorun diğer giderlerini saymazsak) yaklaşık 0.40 bg ini hidrojenden elde edebilirsiniz.. tabi ki benzinle aynı kalitede motora püskürtme yapan bir sistemden bahsediyorsak..

    yani teorik olarak hidrojenden tasarruf yapmak mümkün müdür? evet mümkündür.. bu sistem karlı mıdır ("kar" bilimsel anlamda değil, değer mi anlamında) ? bence değildir.. üstelik halihazırda bahsi geçen, üzerinde 3 yıl ar-ge (buradaki ar-ge anlayışının zararsızlık testlerinden ibaret olduğunu düşünüyorum) yapılmış bir cihazın sürekli sabit hidrojen üretip sisteme vermesi de cok acemicedir ve yüksek devirlerde ihmal edilebilecek alternatör yükünün rölantiye yakın devirlerde (yüzde olarak) gereksiz yere artmış olacağını düşünürsek (sistem rölantide de 2 bg çekiyor, 5000 devirde de) verim beklenilenin de altında olacaktır..

    bir de turbo sorunu var, turbolu araçlarda motora hava yüksek basınç altında veriliyor, dolayısıyla da bu yüksek başınçlı ortama püskürtülecek (ya da gönderilecek diyelim) hidrojenin daha yüksek basınca sahip olması lazım ki ortama katılabilsin..

    yani böyle bir sistemle bu kadar uğraşılacağına en basit lpg kitinin üzerine (motorun avans ayarları değiştirilerek) hidrojen uygulaması yapılsaydı 100 kat daha karlı bir sistem elde edilmiş olurdu.. hiç olmazsa hidrojen arabaya hazır olarak geleceği için sudan hidrojene dönüştürülmesi esnasındaki verimi toplam sistem verimine katmak zorunda kalmazdık.. lpg tankları da 115 bar a kadar destekledikleri için bu şartlar altında tankın kütlesinin %7 si kadar kütlede hidrojen depolanabilir.. yani demir döküm 100 kilo bir tankın içine 7 kg hidrojen depolanabilir, bu da 7x4=28 lt benzinin işini yapabilir.. çok yüksek bir menzil vaadetmediği açık ancak hidrojeni elde etmek için kullanacaklarımızın su+elektrik olduğunu düşünürsek çok ucuz olduğu da kesin..


    bir de son bir not; sistemlerin hidrojen üretimlerini karşılaştırırken "litre" kullanılmış.. kapalı ve değişken basınçlı ortamlardaki gazlar litre ile karşılaştırılmaz.. 5 bar basınçtaki 10 lt hidrojen ile 10 bar basınçtaki 7 lt hidrojenin kütleleri aynı değildir.. benzin-hidrojen karşılaştırmasını yaparken de benzinin normal şartlar altındaki yoğunluğunu hesaplayıp kütlelerini karşılaştırmak gereklidir.. hidrojenin 2.8 kat daha güçlü yanma verimi de kütle farkı üzerinden elde edilmiştir.. hacim üzerinden karşılaştırmak isteseydik sıvı hidrojen (yaklaşık 900 bar basınç altında) söz konusu olurdu, o zaman da hidrojenin yanma potansiyeli yaklaşık 4 kat büyük derdik ancak gaz hidrojende bu karşılaştırma mümkün değil..

    Hocam harbiden bu kadar yazmissiniz ama, boş yazmışsınız. Gerçekten boş...



    Bu makinenin amacı, ürettigi hidrojeni yakit amaciyla kullanmak degil, halihazirda aracin tukettigi ve yakamayıp disariya karbonmonoksit olarak attigi fosil yakıtı daha iyi yakabilmektir. Hidrojen de en iyi yanma potansiyeline sahip oldugu icin, aracin YANMA VERİMİNİN artmasi amaclanmistir. Yoksa herkes biliyor sizin yazdiginiz şeyleri. Şarj dinamosundan hidrojen üretelim sonra o hidrojeni yakalim oh bedava enerji değil olay.

    Proje baltalama ekipleri yine isbasinda

    Adam gayet mantıklı yazmış, boş demişsin arkadaşım.

    Bu sistemi düşünen arkadaşlara net bir şey söyleyeceğim, emin olun gerisi laf. Aracınızın yakıt sistemi kısmen temizlenir, performansı kısmen artar evet ama kesinlikle yakıt tasarrufu sağlamaz.

    Şöyle ki; Hidrojeni elde etmek için kullandığınız aküyü doldurmak için çalışan alternatörünüz yine motora yük bindireceğinden sağlanan tasarruf sıfır olacaktır.

    Peki performans artışını nasıl açıklayacaksın derseniz şöyle anlatayım, evet performans artar ama bunu aküyü kullanarak elde ettiğiniz hidrojen sayesinde yapar. Şayet siz performans arttırmak için aracınızın motoruna yardımcı bir elektrik motoru bağlatırsanız aynı performans artış etkisini görürsünüz.

    Bir de sistem rölantide de 4.000 devirde de aynı miktarda gaz verdiğinden performans artışı sadece belirli devirlerde olacaktır.

    Yakıt tasarrufu sağlamadığının en anlaşılır örneği deneysel bir çalışma yayınlanmamasıdır. 5-6 dakikalık noter onaylı bir test videosunun maliyeti 2 cihaz parasını geçmez. Millete mal satıyorsanız ikna etmeniz lazım, atarlanmakla ben yaptım olduyla yürümez bu işler.

    Daha basit düşünerek taksici arkadaşlarımızın ilgisini gözlemleyiniz. İlk onlar denemiştir emin olun ve tasarruf yapsaydı hepsi taktırırdı. LPG çıktığında ilk taksiler atlamıştı hatırlayın ev tüplerini bagajda taşıyorlardı. Değil yüzde 10-15-30-45 tasarrufu yüzde 5 tasarruf sağlasa bütün taksiler taktırırdı emin olun. Adamlar bizim bir ayda harcadığımız yakıtı bir günde harcıyorlar.

    Sonuç olarak tasarruf amaçlı değil de performans amaçlı alınabilir.




  • Onbaşı
    31 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: metin73


    quote:

    Orijinalden alıntı: 20playback


    quote:

    Orijinalden alıntı: DeLiCe_DoLuCa

    bir süredir yazmıyordum ama tam da çalıştığım yerlerden konu açılmış .. motorların (içten yanmalı ve elektrikli tüm motorlar) çalışma prensipleri, verimleri ve bu sistemler hakkında biraz konuşmak lazım.. öncelikle hidrojenin atom sayısı olarak dünyada en çok bulunan atom olduğunu (yaklaşık %90) düşünürsek tüketilmesi en zor yakıttır.. ancak kendisi ikincil yakıt kategorisine girmektedir, bu da şu demektir; doğada hazır bir şekilde bulunmamaktadır, sudan elde edilir (neredeyse bütün yöntemlerde su önceliklidir) ve enerji üretmek için kullanıldığı bütün alanlarda yine suya dönüşür .. bir enerji kaynağını üretmek için ne kadar peşin enerji verirseniz o kadar verimsiz bir sistem elde etmiş olursunuz diyebiliriz.. benzin bu konuda karlıdır, mazot da.. çok güçlü yanma kapasitelerine sahip oldukları için doğru basınç ve hızda yandıklarında ortaya çıkan enerjileri çok yüksektir.. o yüzden petrolü damıtırken harcadığınız enerjiye değer.. ancak bu yakıtlar yandıklarında (hidrojenin aksine) başlangıç formlarına değil başka kimyasallara (zehirlere) dönüşürler, bu da onların bir son kullanım tarihleri olduğu anlamına gelir.. zaten hidrojenden medet arayışı da buradan doğmuştur..

    fakat şimdi enerji dönüşümlerine bakalım.. benzin, mazot üretmek onların yaratacağı enerji bakımından karlıdır dedim ancak bu potansiyel onların içinde zaten damıtılmadan önce de var.. sadece kullanım alanlarına göre ayrılıp saflaştırılıyorlar, yani tam bir enerji dönüşümü yok.. ancak bir enerji dönüşümünü A-B-A şeklinde yaparsanız, yani A dan B ye, sonra yine B den A ya bir dönüşüm yaparsanız en sonda elde ettiğini A, birinci A dan düşük olacaktır.. bu, bütün doğanın en temel yasalarındandır; kayıpsız enerji dönüşümü olmaz..

    şimdi elimizde bir miktar su var diyelim, 100 birim enerji ile suyu birleştirdik, hidrojen elde ettik.. kağıt üzerinde 100 birim enerji potansiyeline sahip hidrojenimiz olması lazım, yani hidrojeni herhangi bir yolla suya geri dönüştürüsek 100 birim enerji açığa çıkacak diyebiliriz (çünkü enerji ve madde yoktan var olmaz, vardan yok olmaz) ancak deneme yaparsak bunun böyle olmadığını görürüz.. bunun sebebi de dönüşümü yapan sistemin (başta ısınma olmak üzere) kayıplı bir sistem olmasıdır..

    bu kayıp anlayışına göre şunu diyebiliriz; enerjiyi ne kadar dönüştürürsek o kadar kayıp olacak! çünkü her sistem kayıplıdır..

    bu son cümleyi aklımızda tutalım ve hemen başka bir noktaya değinelim; alternatör.. yani aküyü şarj eden arkadaş.. bir alternatör ya da dinamo elektrik enerjisini bir yerde depolamaya veya üretmeye çalışmıyorsa hafifçe dönebilir... mesela büyükçe bir dinamonun miline bir kol takıp çevirdiğimizi düşünelim, eğer dinamo elektrik üretmiyorsa (yani fişe takılı değilse de diyebiliriz) kolayca döner.. çünkü döndürmek için vermeniz gereken kuvvetin dinamonun iç parçalarının sürtünme direnç kuvvetinden büyük olması yeterlidir.. ancak diyelim ki dinamoyu fişe taktınız ve bir cihaza 2kW güç besleyeceksiniz.. aynı dinamoyu bu defa döndürmek için ihtiyacınız olan kuvvet 2kW+parçaların iç sürtünme direnç kuvvetini karşılayacak kadar olmalıdır (çünkü enerji yoktan ver edilemez demiştik, dinamonun da 2kW ı yoktan ver etmesi imkansız, o gücü kendisini döndüren koldan almak isteyecek, yani sizin kolunuzdan) .. yani buradan anlayacağımız üzere zaten akü dolduğunda alternatörün içten yanmalı motordan talep ettiği güç sadece kendi parçalarını iç sürtünmesi kadar (elektrik üreteçlerinde bu sürtünme kaybı %1 veya daha altındadır, çoğu zaman dikkate bile alınmaz) olacaktır.. akü boşaldığında alternatörün dönmesi (ürettiği güç kadar) zorlaşacak ve motora ona göre yük bindirecektir.. dolayısıyla alternatörün devreden çıkması gibi bir kavram çok önemli değil, yeni arabalardaki devreden çıkma dediğimiz özellik ise gaza tam yüklenildiği birkaç saniyelik zamanda akü boş olsa bile alternatörün devreden çıkması özelliğidir, bu da araca 5-10 saniyeliğine 1-2 bg ekler.. genellikle spor arabalarda kullanılan bir özelliktir..


    şimdi içten yanmalı motorun veriminden bahsedelim; benzinliler için %20 civarı (genellikle daha da düşük), dizeller için ise %47 civarıdır.. yani benzinli aracınızda yaktığınız her 10 litre benzinin ortalama 2 lt si sizi hareket ettirirken kalan 8 litresi; ısınma, sürtünme, soğutma çabası, belirli devirlerde düşük verimli yanma, egzoz basıncı, devir değişimlerinde anlık olarak hava/yakıt oranının idealden uzaklaşması gibi sebeplerden ötürü boşa gitmektedir..

    şimdi bütün bu verim konularını bir araya getirelim; aracımızda 100 bg brüt güç üreten bir motor olsun.. alternatör tam kapasite ile elektrik üretirken sistemden 2 bg çeksin.. hidrojen sistemimiz de arabamızda kurulu olsun.. bu sistem sürekli akım çeken bir sistem olduğu için alternatör sürekli olarak yüksek kapasite (belki de en yüksek) ile çalışacak.. bildiğiniz gibi her enerji dönüşümü kayıplıdır.. şimdi motordan hareket enerjisi gelip alternatörde elektrik enerjisi üretirken 1. kayıp (verim %80), sonra bu alternatör suya elektrik verip hidrojen üretirken 2. kayıp (bilinen en yüksek hidroliz verimi çok özel şartlar altında %70 ancak suya eklenen maddeler silindir odalarında yapışıp kalıyor dolayısıyla %54 lük ideal saf su hidroliz verimini ele alalım), sonra bu hidrojen motora giriyor ve yine motorun yanma verimine tabi bir şekilde (yani benzinli için %20) yanıyor.. bu sistemin suyu ve hidrojeni taşıması için kullanacağı pompalama enerjisini aküden almasından falan bahsetmedim bile.. onlar en son detaylar..

    şimdi alternatörü döndürmek için kendimizi yırttığımız enerjinin ne kadarı bize beygir gücü olarak geri geldi hesaplayalım : %8,64 .. bu arada bir enerji dönüşümü daha var unuttuğum; alternatörden gelen elektrik doğru akıma çevrilip aküde kimyasal enerji olarak depolanıyor ve sonra tekrar elektrik enerjisi olarak çekiyoruz... bu elektrik-kimyasal-elektrik enerji dönüşümünün de verimi %75-80 civarı.. yani %8.64 x %80= %6.91 .. diyelim ki alternatörümüzün çektiği 2 bg in hepsini (teyp, farlar, klima herşey kapalı ) bu hidrojeni elde etmek, sistemimize katmak ve benzinle yakmak için harcadık.. 2 bg x %6.91 = 0,14 bg güç ortaya çıktı.. tabi burada kütle (aslında atom sayısı) üzerinden hidrojenin benzine oranla 2.8 kat daha yüksek verimle (2.8 gr benzinin yaratabildiğini 1gr hidrojen yapabiliyor) yanabildiğini hesaba katmayı unuttum.. dolayısıyla verim hesabımda sonuç %6.91 değil, 2.8 katı olan %19,34 çıkmalıydı.. 2 bg harcayarak elde ettiğimiz güç de 0.39 bg olmalıydı..

    diyelim ki şehir içinde sakin bir hızla seyrediyorsunuz, 3-5 bg güçle yapabileceğiniz dur-kalklar yapıyorsunuz.. bunun 0.39 unu hidrojenden gelecek güç olarak karşılayabilirsiniz.. ancak öncesinde alternatöre 2 bg kadar yük bindirmek zorundasınız.. yani hayali motorumuzla yapılan her 5-7 bg lik harcamanızın (motorun diğer giderlerini saymazsak) yaklaşık 0.40 bg ini hidrojenden elde edebilirsiniz.. tabi ki benzinle aynı kalitede motora püskürtme yapan bir sistemden bahsediyorsak..

    yani teorik olarak hidrojenden tasarruf yapmak mümkün müdür? evet mümkündür.. bu sistem karlı mıdır ("kar" bilimsel anlamda değil, değer mi anlamında) ? bence değildir.. üstelik halihazırda bahsi geçen, üzerinde 3 yıl ar-ge (buradaki ar-ge anlayışının zararsızlık testlerinden ibaret olduğunu düşünüyorum) yapılmış bir cihazın sürekli sabit hidrojen üretip sisteme vermesi de cok acemicedir ve yüksek devirlerde ihmal edilebilecek alternatör yükünün rölantiye yakın devirlerde (yüzde olarak) gereksiz yere artmış olacağını düşünürsek (sistem rölantide de 2 bg çekiyor, 5000 devirde de) verim beklenilenin de altında olacaktır..

    bir de turbo sorunu var, turbolu araçlarda motora hava yüksek basınç altında veriliyor, dolayısıyla da bu yüksek başınçlı ortama püskürtülecek (ya da gönderilecek diyelim) hidrojenin daha yüksek basınca sahip olması lazım ki ortama katılabilsin..

    yani böyle bir sistemle bu kadar uğraşılacağına en basit lpg kitinin üzerine (motorun avans ayarları değiştirilerek) hidrojen uygulaması yapılsaydı 100 kat daha karlı bir sistem elde edilmiş olurdu.. hiç olmazsa hidrojen arabaya hazır olarak geleceği için sudan hidrojene dönüştürülmesi esnasındaki verimi toplam sistem verimine katmak zorunda kalmazdık.. lpg tankları da 115 bar a kadar destekledikleri için bu şartlar altında tankın kütlesinin %7 si kadar kütlede hidrojen depolanabilir.. yani demir döküm 100 kilo bir tankın içine 7 kg hidrojen depolanabilir, bu da 7x4=28 lt benzinin işini yapabilir.. çok yüksek bir menzil vaadetmediği açık ancak hidrojeni elde etmek için kullanacaklarımızın su+elektrik olduğunu düşünürsek çok ucuz olduğu da kesin..


    bir de son bir not; sistemlerin hidrojen üretimlerini karşılaştırırken "litre" kullanılmış.. kapalı ve değişken basınçlı ortamlardaki gazlar litre ile karşılaştırılmaz.. 5 bar basınçtaki 10 lt hidrojen ile 10 bar basınçtaki 7 lt hidrojenin kütleleri aynı değildir.. benzin-hidrojen karşılaştırmasını yaparken de benzinin normal şartlar altındaki yoğunluğunu hesaplayıp kütlelerini karşılaştırmak gereklidir.. hidrojenin 2.8 kat daha güçlü yanma verimi de kütle farkı üzerinden elde edilmiştir.. hacim üzerinden karşılaştırmak isteseydik sıvı hidrojen (yaklaşık 900 bar basınç altında) söz konusu olurdu, o zaman da hidrojenin yanma potansiyeli yaklaşık 4 kat büyük derdik ancak gaz hidrojende bu karşılaştırma mümkün değil..

    Hocam harbiden bu kadar yazmissiniz ama, boş yazmışsınız. Gerçekten boş...



    Bu makinenin amacı, ürettigi hidrojeni yakit amaciyla kullanmak degil, halihazirda aracin tukettigi ve yakamayıp disariya karbonmonoksit olarak attigi fosil yakıtı daha iyi yakabilmektir. Hidrojen de en iyi yanma potansiyeline sahip oldugu icin, aracin YANMA VERİMİNİN artmasi amaclanmistir. Yoksa herkes biliyor sizin yazdiginiz şeyleri. Şarj dinamosundan hidrojen üretelim sonra o hidrojeni yakalim oh bedava enerji değil olay.

    Proje baltalama ekipleri yine isbasinda

    Adam gayet mantıklı yazmış, boş demişsin arkadaşım.

    Bu sistemi düşünen arkadaşlara net bir şey söyleyeceğim, emin olun gerisi laf. Aracınızın yakıt sistemi kısmen temizlenir, performansı kısmen artar evet ama kesinlikle yakıt tasarrufu sağlamaz.

    Şöyle ki; Hidrojeni elde etmek için kullandığınız aküyü doldurmak için çalışan alternatörünüz yine motora yük bindireceğinden sağlanan tasarruf sıfır olacaktır.

    Peki performans artışını nasıl açıklayacaksın derseniz şöyle anlatayım, evet performans artar ama bunu aküyü kullanarak elde ettiğiniz hidrojen sayesinde yapar. Şayet siz performans arttırmak için aracınızın motoruna yardımcı bir elektrik motoru bağlatırsanız aynı performans artış etkisini görürsünüz.

    Bir de sistem rölantide de 4.000 devirde de aynı miktarda gaz verdiğinden performans artışı sadece belirli devirlerde olacaktır.

    Yakıt tasarrufu sağlamadığının en anlaşılır örneği deneysel bir çalışma yayınlanmamasıdır. 5-6 dakikalık noter onaylı bir test videosunun maliyeti 2 cihaz parasını geçmez. Millete mal satıyorsanız ikna etmeniz lazım, atarlanmakla ben yaptım olduyla yürümez bu işler.

    Daha basit düşünerek taksici arkadaşlarımızın ilgisini gözlemleyiniz. İlk onlar denemiştir emin olun ve tasarruf yapsaydı hepsi taktırırdı. LPG çıktığında ilk taksiler atlamıştı hatırlayın ev tüplerini bagajda taşıyorlardı. Değil yüzde 10-15-30-45 tasarrufu yüzde 5 tasarruf sağlasa bütün taksiler taktırırdı emin olun. Adamlar bizim bir ayda harcadığımız yakıtı bir günde harcıyorlar.

    Sonuç olarak tasarruf amaçlı değil de performans amaçlı alınabilir.

    Bende buna değiniyorum, motor devrine göre hho gazı üretir ise, daha farklı sonuçlar elde edilebilinir.
    |
    |




  • Yarbay
    7387 Mesaj
    Bu sistem hiçbir işe yaramıyor malesef. Detaylı bilgi için videoyu izleyebilirsiniz.


  • Teğmen
    107 Mesaj




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi merakli32 -- 10 Eylül 2017; 19:33:55 >
    |
    |
    zwanzig kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Teğmen
    148 Mesaj

    Beni ne bu videodaki adam inandırabilir nede ürünü satan!

    Videodaki zatın ise yaramadığını ispat etmesi için ürünü alıp kullanması ve verileri paylaşması gerekli.

    Tıpkı ürünü satanlara dediğimiz gibi bilimsel verilerle gelin canımızı yiyin.

    Ben ürünü uzun süre kullanan birisi ile yüz yüze görüşüp karar vereceğim. Bu iş anlatmakla olmaz yaşamakla olur.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    zwanzig kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Yarbay
    7387 Mesaj

    .



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zwanzig -- 11 Eylül 2017; 12:1:34 >
    |
    |
    ahmedsaid kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Yarbay
    7387 Mesaj

    İnanıp inanmamak elbette sizin tercihiniz ancak videoda gayet güzel bir biçimde açıklama yapılmış.Eğer biraz olsun fizik, kimya bilginiz var ise anlatılan bilgiler (zengin-fakit karışım, termodinamik, enerjinin korunumu) kafanıza yatacaktır. En azından bu video konuya daha bilimsel bir açıdan yaklaşıyor. Bu ürünü satan firmaların yaptığı gibi %50 performans kazancı, %40 yakıt tasarrufu diye sallamıyor. Hem performans hemde yakıt tasarrufu aynı anda Oh ne güzel kazan - kazan durumu.
    |
    |
    ahmedsaid kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Yüzbaşı
    725 Mesaj
    Böyle şeyler atölyede yapılıp gösterilebilir millete tabi. Ama bunun seri üretime geçirilip vasıtalara monte edilebilmesi ve gerekli onayların alınması ayrı bir konu. Arabanıza ilave bir koltuk koyduğunuzda bile proje hazırlanması,makine mühendisleri odasından onay, ruhsata işlenmesi gibi bir sürü şey istiyorlar.

    Artık öyle mutfak tüpünü arabaya takıp gazlı hale getirme dönemi bitti.

    Bu konu ile ilgili bir çok araştırma yapıldı ama sanırım Toyota'nun bir prototipi haricinde hepsi atölye çalışması olarak kaldı. Burada bir ekonomi ve teknik üstünlük görülse idi tüm üreticiler atlardı üzerine.

    Şimdiki trend elektrikli motorlar üzerine.
  • Onbaşı
    31 Mesaj
    Tekrar söylüyorum, adamların yaptığı cihaz sabit hho üretiyor, rölantideki araca aynı gaz, 3500 4000 devirde yolda gidiyorsun yine aynı gaz veriyor, sorarsan hho yakmak için değil yanmayan yakıtı yaktırmak için katılıyorum, ama sabit gaz ile neyi yaktırıyorsun, motor devri arttıkça aynı gazı pistonlara yetiştirebiliyormu?
    |
    |
  • Teğmen
    148 Mesaj

    Bu işi ciddi yapan 2 firma var birisi cyber enerji diğeri ucr hidrojen... İki firmada %40-50 gibi rakamları telaffuz etmiyorlar ama detaylı bir inceleme, ölçüm veya karşılaştırmalı video da çekmiyorlar. Simdi bu sistemi üreten adamların yaptığı açıklamalarda mantıklı, videodaki zatın anlattıklarıda mantıklı ama ikiside detaylı kullanım videosu çekmezse ben ikisinede inanmam onu diyorum.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    zwanzig kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
    |
    |
  • Teğmen
    107 Mesaj



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi merakli32 -- 14 Eylül 2017; 23:2:12 >
    |
    |
Reklamlar
Masal Oku
Radyo Dinle
Pubg mobile uc
Sohbet
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR5
0,469
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.