|
Hacettepe'de üç yıl okumuş, daha sonra Cerrahpaşa'ya geçmiş biri olarak yazıyorum: Bu yazı, hekim olmak isteyen arkadaşlar içindir. “Ben araştırmacı olacağım ve param yok” diyen arkadaşlar özel tıpları yazabilir. Paraları varsa ve klinik/cerrahi ile ufak da olsa ilgileniyorlarsa, isterlerse ilk on içinde olsunlar, Cerrahpaşa’yı tavsiye ederim; zira tıp, hastaya dokunmadan öğrenilebilecek bir şey değil. Bugün, ilk 100’de olup gerçekten hekim olmak isteyen arkadaşlarım, dördüncü sınıfta devlet tıplarına geçiyor. Öncelikle Hacettepe’ye girebilecek sıralamayı elde ettiyseniz, her hâlükârda kaliteli bir doktor olursunuz; ama bunun bedeli olarak 18–30 yaşları arasında komite, staj, DHY, uzmanlık vb. içinde nefes dahi alamadan bir koşuşturmanın içine girersiniz. Bunu yalnızca hayatınızda hekimlikten başka bir şey yapmak istemiyorsanız ve Türk kültürü ile Türk eğitim sistemindeki sorunları göremeyecek düzeydeyseniz tavsiye ederim. Hacettepe, sizi bir çocuk yerine koyup tıpkı ortalama bir devlet ortaokulundaki sistemi uygular. Tek farkı ise, onların gözünde ezilmesi gereken ucuz bir iş gücüsünüzdür. Açıklayayım: 1-) İnsan farklı motivasyonlarla bir şeyi başarır. Eminim siz de üniversite sınavına çalışırken en azından bir hayaliniz vardı ve bu size zorlukları aşmada bir güç veriyordu. Şimdi o motivasyonu alın ve yerine tamamen korkuyu doldurun. Hacettepe’deki kültüre göre, insanın bir şeyi öğrenmesinin yolu onu sınıfta bırakmakla tehdit ederek, kafasına vura vura öğretmeye çalışmaktır. Dolayısıyla Hacettepe’de ilk üç yılınız, her ay komiteden komiteye stres topu gibi çalışarak ve ardından öğrendiklerinizin %90’ını unutarak (çünkü pek çoğu öğrenmek istemeyeceğiniz ve ihtiyaç duymayacağınız şeyler) geçecek; sonraki son üç yılınız ise hastanede ucuz iş gücü olarak kullanılacak. Çok üzüldüğüm bir şeydir: en beyefendi/hanımefendi, aile çocuğu dediğim insanlar, Hacettepe’de ikinci yıllarında stresten günde bir paket sigara içmeye başlıyorlar. 2-) Cerrahpaşa ise Türkiye’de üniversite kültürünü minimal düzeyde de olsa yaşatan nadir yerlerden birisidir. Kimse size ne yapacağınızı söylemez; her şey rahattır. Eğer yalnızca akıllı ve disiplinli olmanın yanında, tıpta derslere girip komiteleri geçmekten öte bir hedefiniz varsa, bu sizin çok işinize gelir; çünkü kendinizi geliştirmek için bolca zamanınız vardır. Nasıl hekim olmak isteyen biri hastanede gönüllü staj yaparsa, çoğu TUS/USMLE/PLAB kasmak istediği için o sınavlara çalışır, yatmak isteyen yatar ve Hacettepe’deki tek tip bir öğrenci modelinden ziyade hayatınızı farklı yollarda çizebilirsiniz. Neden mi? Çünkü kimse sizi sınıfta bırakmakla tehdit edip istemediğiniz şeyleri yapmaya zorlamaz. Bugün Dermatoloji, Psikiyatri, Göz gibi bir alan seçecek birinin Lehninger Biyokimya veya Harrison Dahiliye bilmesine gerek yoktur; fakat Hacettepe’ye göre siz yalnızca bir tıp öğrencisi değil, bu alanlarda doktora öğrencisisinizdir ve tıpkı doktora sınavı yapar gibi bunları bilmeniz beklenir. Cerrahpaşa = Tuspaşa, “İntörnlükte çalışılmalı” diyen arkadaşlar: 50 kere damar yolu açmak ile 500 kere damar yolu açmak arasında fark yoktur. Sanıyor musunuz ki Hacettepe’de intörnlük yaparken Dr. House gibi bir hekim olarak gezecek ve imkânsız şeyler yapacaksınız? Çömez asistan bir işi yapmak istemediğinde size yaptıracak; sabahları vizit öncesi bir sekreter gibi form dolduracak ve 50 kişi arasında ucundan bazı şeyleri gözlemleyeceksiniz. 3-) İlla Hacettepe yazacaksanız, mutlaka Türkçe Tıp yazmanızı tavsiye ederim. Ben ilk 200 içindeydim, C1 seviyesinde İngilizcem vardı ve lisede derslere girmeden Khan Academy vb. ile çalışmıştım; dolayısıyla ezbere Hacettepe İngilizce Tıp yazdım. Bu hatam yüzünden derslerde kulak tırmalayıcı Türk aksanına maruz kalmakla kalmadım; Hacettepe özellikle İngilizce Tıp okuyanlara Türkçe Tıp okuyanlardan katbekat daha zor sorular sorar. Hacettepe’de bir anatomi profesörünün dediğini aktarıyorum: “İngilizce Tıp okuyanlar zeki çocuklar, onları zorlamayacağız da kimi zorlayacağız?” Çünkü bir şeyi ancak zorlayarak öğretebilirsiniz (!). 18 yaşına gelmiş bir bireyin özgür iradesi ve düşünceleri yoktur; dolayısıyla sizin bir şeyi zorla yaptırmanız gerekir (!). Son olarak, sadece eğitim sistemi olarak da düşünmeyin; bu anlattıklarım bahsi geçen okulların genel kültürüdür. Hacettepe’de öğretim görevlileri rahatsız oluyor diye öğrencilerin oturduğu koltuklar taşınırken, Cerrahpaşa öğrencilerine müzikle ilgilenmeleri için piyano alır. Ben birinci sınıftayken bir konferansa kabul aldığım için okul döneminde 2 hafta Fransa’ya gitmiştim; Q1 makalelerin yayımlandığı bir yerde Türkiye’den gelen tek kişiydim ve Hacettepe’den/Türkiye’den en ufak destek almayı bırakın, dilekçe vermeme rağmen laboratuvar derslerine yok yazılıp telafi hakkı verilmeden komite notlarıma 0 girmişlerdi. Hacettepe hayatımdan üç yılı çaldı; tek mutlu olduğum şey artık bu kabusun bitmiş olması. Tıpkı Nietzsche’nin dediği gibi: “Sizi öldürmeyen şey güçlendirir.” < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-FA05971DD -- 29 Ağustos 2025; 18:18:20 > |
|
_____________________________
|




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler
kullanıcısına yanıt
kullanıcısına yanıt

kullanıcısına yanıt






