boun ve koc amerikan sisteminde |
|
_____________________________
|

boun ve koc amerikan sisteminde |
|
_____________________________
|
|
_____________________________
ustam! aklım firarda. gözbebeklerimde müebbet hüzün, dilimde ay kesiği bir yara, düşüm kırık dökük, bir öksüzün omuzlarında sukut. yüreğim sana emanet sıkı tut. tut ki, kancık pusulara düşmesin. bir hain kurşunu gelip deşmesin. ustam, ne zaman o senin bildiğin zaman, ne sevda gördüğün masallardaki. eskiden, halı tezgahında dokunurdu aşklar, nakış nakış, körpe kız ellerinde.mendillere yazılırdı isimler, yüreklere kazılırdı gizlice. sevdalılar asil ve de yürekli. sevdalar, kavgalar iki kişilik. oysa şimdi;çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde. meşru sevdalardan, gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara, günahkar gecelerden. beni herkes sevdaya asi sanır, oysa aşk, beni nerde görse tanır, hasret tanır, zulüm tanır, ölüm tanır, yüzüm yüzümden utanır. yorgunum ustam; ne katıksız somun isterim senden, ne bir tas su, ne taş yastıkta bir gece uykusu. var gücünle asıl sükunetime, çığlığım kopsun, uzat ellerini güneşe dokun, uyandır uykusundan, tut yüreğimden ustam tut. tut beni, sür güne...
|
|
_____________________________
|
|
Kardeşim senin hakkında bir tahminde bulunabilir miyim? Okuduğun üniversitede tam burslu değildin, doğru mu? Şimdi elma ile elmayı karşılaştıralım, bir yerde üzerine para ödediğin yerden beklentilerinle birden bedava okuduğun yere geçince oluşan rahatlama, maddi rahatlamadır. Okulları kıyaslamak için yeterli değildir. Gelelim argümanlarına - Galatasaray Üniversitesi tercih ettiğiniz bölümle alakalı birçok seçmeli ders sunarak sizi yüksek lisansa veya iş hayatına en iyi şekilde hazırlamaya çalışır. Kesinlikle doğru değil. Açılan dersler tabela dersi ve ufacık öğrenci kitlesiyle çoğu kapanıyor. Zaten zorunlu dersler düştükten sonra geniş yelpazede seçmeli ders açacak kapasite yok, sınıf sayısı belli, bölüm sayısı belli. Biraz mantıklı olun. Olamıyorsanız girin vakıf üniversitelerine seçmeli ders çeşitliliğini karşılaştırın. - Galatasaray Üni. Fransız ekolünden geldiği için dersler Fransızca olarak ilerler, bu sebeple İngilizce eğitim vermiş okullardan mezun hocalar bu okulda yer almaz. Üniversite bünyesinde çalışan Fransız akademisyenlerin özgeçmişlerine bakacak olursanız birçoğu Fransa'daki köklü okullardan mezun olup bu ekolü bizlere taşırlar. - Zaten sorun da bu. Fransız ekolü başarısız oldu, Amerikan ekolünü referans alacak ve takip edeceksiniz çünkü ekonomi-işletme-finans literatürü burada yazılıyor. - GSÜ genel olarak sosyal bilimler okulu olduğu için TÜBİTAK(Türkiye Bilimsel ve TEKNOLOJİK Araştırma Kurumu) bu okulun kalite seviyesinin teknolojik anlamda ortaya koyduğu projelerle ölçülebileceğini zannetmiyorum. Beşeri bilimlerde proje ve yayın yapılmıyor mu sanıyorsun? Doğrusu şu, Galatasaray Üniversitesinde hocaların büyük kısmı araştırma yapmıyor, yaptıkları araştırmalar highest ranked dergilerde yayınlanmıyor. - Okulda Fransızca'nın yanında lisans eğitimi boyunca devam eden İngilizce eğitim de mevcuttur. Hazırlık sınavını bitirdikten sonra bölümdeki Fransızca derslerini de başarıyla vermekle beraber İngilizce seviye belirleme sınavına girilir ve seviyeniz neyse o seviyedeki sınıfa yerleşirsiniz. İngilizce eğitim mevcuttur ne demek? İngilizce sunum yapıyor musunuz, hayır? Kaç saat toplam sunum yapıyorsunuz, 5-10 saat? Vakıf üniversitesinde sorunu dahi ingilizce soruyorsun, ders ingilizce, sınav ingilizce. - Sosyal alana gelecek olursak, gayet de geniş bir kampüsü olan ve dışarıdan gayet de sosyal gözüken bir okulda okumuş birisi olarak üniversite tercih dönemindeki öğrenciler büyük bir yanılgı içerisindeler. Kampüs büyüklüğü = Sosyallik gibi. Arkadaşlar bu çok büyük bir hatadır, lütfen üniversite tercihlerinizi buna göre yapmayın. Buna göre tercih yapacaksanız Anadolu'daki yayla gibi okulları da tercih edebilirsiniz, sosyallik ihtiyacınızı karşılayıp karşılamadığını gittikten sonra da görmüş olursunuz hem -- Kimse sosyallik = kampüs büyüklüğüdür demedi, Galatasaray Üniversitesi bir kampüs üniversitesi değil ve çay bahçesinden hallice bir kampüsü var. Sosyal bir okul da değil, yapılan aktiviteler, aktif kulüp sayısı ortada. Saat 19:00 olmadan herkesin dağıldığı bir yerden zaten başka bir şey beklemeyin. Dersin bitiyor, arada 5 saat var ne yapacaksın? Kampüsün ne demek olduğunu o zaman anlayacaksın. - TÜBİTAK araştırmasına dayalı olarak GSÜ'ye gelinmemesi doğrultusunda konuyu açan arkadaş bir öneri yapmış. Ben de bir araştırmaya dayalı sonuçları paylaşmak istiyorum: Tam GSÜ'lü ye yakışır bir bitiriş oldu, Tübitak/YÖK referansı karşısında Kariyer.net .... Ek: Teknolojik gelişmişlik endeksi, öğrenci memnuniyet endeksi, girişimcilik endeksi.. GSÜ hepsinde çakılıyor. Uzak durun! |
|
_____________________________
ustam! aklım firarda. gözbebeklerimde müebbet hüzün, dilimde ay kesiği bir yara, düşüm kırık dökük, bir öksüzün omuzlarında sukut. yüreğim sana emanet sıkı tut. tut ki, kancık pusulara düşmesin. bir hain kurşunu gelip deşmesin. ustam, ne zaman o senin bildiğin zaman, ne sevda gördüğün masallardaki. eskiden, halı tezgahında dokunurdu aşklar, nakış nakış, körpe kız ellerinde.mendillere yazılırdı isimler, yüreklere kazılırdı gizlice. sevdalılar asil ve de yürekli. sevdalar, kavgalar iki kişilik. oysa şimdi;çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde. meşru sevdalardan, gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara, günahkar gecelerden. beni herkes sevdaya asi sanır, oysa aşk, beni nerde görse tanır, hasret tanır, zulüm tanır, ölüm tanır, yüzüm yüzümden utanır. yorgunum ustam; ne katıksız somun isterim senden, ne bir tas su, ne taş yastıkta bir gece uykusu. var gücünle asıl sükunetime, çığlığım kopsun, uzat ellerini güneşe dokun, uyandır uykusundan, tut yüreğimden ustam tut. tut beni, sür güne...
|
|
Kardeşim hakkımda her zaman tahminde bulunabilirsin sorun yok. Bilkent'te tam burslu okumadığım doğru fakat Bilkent'e girdiğim puan ve sıralamayla odtü siyaset, uluslararası ilişkiler gibi bölümlerde okuyabilecek olmama rağmen Bilkent'i tercih etmiş bir pozisyondaydım. Yani Bilkent'e parayla girip diğer top tier üniversitelere girememe gibi bir durumum olmadı. Kastettiğin şey Bilkent'in ücretini yettirememekse şükür aileden gelen maddi bir problemim de yok; Avrupa'da 20'den fazla ülkeyi gidip görmüş, 2 defa İngiltere'ye yaz okuluna gitmiş birisiyim. Bilkent'te okurken tek başıma Bilkent 2 de eve çıkmıştım ve altımda arabam da vardı. Bunları kafanda bir şeyler otursun diye söylüyorum sadece. Gelelim argümanlarıma verdiğin karşılıklara - Okulun öğrenci sayısı zaten az, bölümler az insan alıyor zaten bu apaçık bir gerçek. Ben yeterli öğrenci sayısına ulaştıktan sonra ders programında gösterilen bütün dersleri bir dilekçeyle açtırabiliyorum. Vakıf üniversitelerinde 100 kişinin 0 burs okuyup 10 kişinin tam burslu okuduğu okullarda konuya 10 kişinin bakış açısından yaklaşmak senin dediğin gibi elmayla armutu karşılaştırmaktır zaten. İlla bu seçmeli dersleri kıyaslayacaksan Devlet üniversitesi + limitli seçmeli ders --- Vakıf üniversitesi + bir miktar para + birçok seçmeli ders mantığıyla yaklaşman gerekiyor. - İngilizce'nin lingua franca olarak hakimiyetine devam ettiği bir gerçek fakat GSÜ'de bölüm dersleri arasında zorunlu İngilizce dersleri de mevcut. Okumaların bir kısmı İngilizce, hocaların bazıları Fransızca yerine İngilizce ödev kabul edebiliyor. Okulda İngilizce külliyen dışlanmış bir pozisyonda değil aksine zaten dünyanın kabul ettiği dil olduğu kabul ediliyor. - GSÜ'nün Times gibi sitelerde en iyi üniversiteler sıralamasında olmamasının sebebi zaten Fransızca eğitim vermesi. Aynı listede Fransa'daki üniversitelerin de en üstlerde olmamasının sebebi bu, ekol farklı. Yoksa zaten bilinmesi gerekir ki çoğu hukuk öğrencisi için Avrupa'da yüksek lisans zirvesi Sorbonne'dur. PSL, INSEAD, HEC, EHESS gibi okullardan bahsetmiyorum bile. - GSÜ'nün bir kampüs üniversitesi olduğunu hiçbir yazımda iddia etmedim. Vakit geçtikçe "kalabalık insan = fazla sosyallik" olgusunun yanlış olduğunu düşünmeye başladım. GSÜ'ye geçtikten sonra Bilkent'e göre neredeyse 10 misli insanla tanıştım ve bunların bir çoğu kendi ilgi alanında yetenekli, hobi sahibi olan insanlardı. Sosyallikse Beşiktaş ve Ortaköy gibi iki canlı semtin tam ortasında bulunan bir kampüste okuyorsun, buralarda aradığın sosyalliği fazlasıyla bulabilirsin diye düşünüyorum, nasıl bir şey arıyorsan tabi. Zaten okulun öğrencilerinin çoğunluğu bu bahsettiğim iki semtten birisinde ikamet ediyor. - GSÜ'lüye yakışır bir bitiriş mi - Ayrıca GSÜ'nün kapısından geçemeyecek frankofonların(!)(maksimum 25k yapmış öğrenciler) çifte standartlarla GSÜ'ye girmesi arkadaşı fena halde bozmuş olacak ki vakıf üniversitesinde ilk 1000'e girmesine rağmen yan sırasında 500k sıralama yapan birisiyle aynı derse girmesi ve aynı imkanlardan faydalanması arkadaşa garip gelmiyor ve hiç koymuyor bile. Sadece buradan bu arkadaşın GSÜ'ye ne kadar objektif (!) yaklaştığını anlayabilirsiniz. |
|
_____________________________
|
|
Herkese bol şans |
|
_____________________________
ustam! aklım firarda. gözbebeklerimde müebbet hüzün, dilimde ay kesiği bir yara, düşüm kırık dökük, bir öksüzün omuzlarında sukut. yüreğim sana emanet sıkı tut. tut ki, kancık pusulara düşmesin. bir hain kurşunu gelip deşmesin. ustam, ne zaman o senin bildiğin zaman, ne sevda gördüğün masallardaki. eskiden, halı tezgahında dokunurdu aşklar, nakış nakış, körpe kız ellerinde.mendillere yazılırdı isimler, yüreklere kazılırdı gizlice. sevdalılar asil ve de yürekli. sevdalar, kavgalar iki kişilik. oysa şimdi;çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde. meşru sevdalardan, gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara, günahkar gecelerden. beni herkes sevdaya asi sanır, oysa aşk, beni nerde görse tanır, hasret tanır, zulüm tanır, ölüm tanır, yüzüm yüzümden utanır. yorgunum ustam; ne katıksız somun isterim senden, ne bir tas su, ne taş yastıkta bir gece uykusu. var gücünle asıl sükunetime, çığlığım kopsun, uzat ellerini güneşe dokun, uyandır uykusundan, tut yüreğimden ustam tut. tut beni, sür güne...
|