Şimdi Ara

Faşizmle Derdiniz Nedir?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
21
Cevap
0
Favori
602
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
2 oy
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Ne olduğu bilinmeden sağa sola sallanan kavramlardan bir tanesidir faşizm. Tarih boyunca başka hiçbir ideoloji sanırsam bu kadar çarpıtılmamıştır.

    La dottrina del fascismo
    Doktrindeki önemli söylemler:

    1. (…) Hiçbir devlet kavramı yoktur ki aslında temel olarak hayatın da kavramı olmasın: felsefe ya da sezgi, mantıksal olarak gelişim arz eden veya bir görüş yahut inançta bir araya getirilen, fakat neredeyse her zaman organik bir dünya algısı olan düşünceler sistemi.

    2. Bu nedenle, eğer faşizme her zaman, onun hayatı algılayış biçiminin ışığında, manevileştirilmiş bir yolla bakılmamış olsaydı, bir parti organizasyonu, bir eğitim sistemi, bir disiplin olarak onun gerçekçi tezahürleri anlaşılamazdı. Faşizmin dünyası; yüzeysel, bireyin diğer herkesten soyutlanıp tek başına durduğu, kişiye içgüdüsel, anlık zevklerle dolu bencilce bir hayat sürdüren doğa kanunlarının bireyi yönettiği, maddeci bir dünya değildir. Faşizmde birey, bireyin basit zevkler etrafındaki bir hayat içgüdüsünü, zaman ve mekânın sınırlarından bağımsız, daha yüce bir hayat kurmak amacıyla bastırarak, bireyleri ve nesilleri beraberce bir gelenek ve misyona bağlayan bir ahlak kanunu konumundaki ulus ve vatandır. Bahsi geçen hayatta birey, kendini yok saymakla, kişisel çıkarlarını feda etmekle, bizzat ölümün kendisiyle, insan olarak değerinin yer aldığı bu tam anlamıyla manevi varoluşun farkına varır.

    3. Yani bu, manevi değer kazanmış bir kavramdır, bizzat kendisi, On Dokuzuncu yüzyılın iradesiz materyalist pozitivizmine karşı modern zamanların gösterdiği genel tepkinin bir sonucudur. Anti-pozitivisttir, fakat pozitiftir: septik değildir, ne agnostik, ne kötümser, ne de pasif olarak iyimserdir, genel anlamda doktrinler (ki hepsi negatiftir) gibi. Söz konusu doktrinler, hayatın merkezini, özgür iradesiyle kendi dünyasını yaratabilecek ve de yaratmak zorunda olan insandan uzağa koyar. Faşizm ise bütün enerjisiyle faaliyette olan, aktif bir insan ister: eylemde olan zorlukların tamamen farkında olup onlarla yüzleşmeye hazır bir insan ister. Hayatı bir mücadele olarak görür ve insana yakışanın, kendisi için gerçekten değerli o hayatı ele geçirmek olduğunu düşünür ve hayatını inşa etmek için gerekli (fiziksel, ahlaki, entelektüel) araçları kendi içinde yaratır. Bu, tek bir birey için böyledir, ulus için böyledir, insanlık için böyledir. Böylece, kültürün her biçimdeki (sanat, din, bilim) yüce değerleri ve eğitimin büyük önemi ortaya çıkar. Böylece, insanın onun vasıtasıyla doğayı fethettiği ve insanlık dünyasını (ekonomik, siyasal, ahlaki, entelektüel) yarattığı işin esas değeri ortaya çıkar.

    4. Pozitif hayat kavramı, kesinlikle etik bir kavramdır ve sadece hayatı kontrol eden insan faaliyetlerini değil, tüm gerçekliği içine almaktadır. Hiçbir eylem, ahlaki bir yargıdan ayrılamaz. Dünyada hiçbir şey yoktur ki onun ahlaki amaçlarla olan ilişkisinde her şeyde bulunan değerden mahrum bırakılsın. Bu nedenle, hayat, faşistlerce algılandığı üzere, ciddi, çetin ve dinidir: bu hayatın tamamı, ruhun ahlakı ve sorumlu güçleri tarafından desteklenen dünyada dengede durmaktadır. Faşistler, “rahat” bir hayata tenezzül etmez.

    5. Faşizm, dini bir kavramdır ve insan, bu dini kavram içinde, daha yüce bir kanunla ve nesnel bir İradeyle içkin bir ilişkide görülür; bu ilişki, tek bir bireyi aşkın hale gelerek, kişiyi manevi bir toplumun bilinçli üyeliğine yükseltir. Faşist rejimin dini politikalarında, saf çıkarcılıktan başka bir şey görmemiş olanlar, faşizmin bir hükümet sistemi olmasının yanı sıra, bundan da önemli olarak, bir düşünce sistemi olduğunu anlamamışlardır.

    6. Faşizm tarihi bir kavramdır ve burada insan, içinde kendisini bulduğu, ailedeki ya da sosyal gruptaki ulustaki ve bütün ulusların işbirliği yaptığı tarihteki manevi süreçle ilgilendiği sürece kendisidir. Hatıralarda, dilde, göreneklerde, sosyal hayat standartlarında, bu önemli gelenek değeri kendini gösterir. Tarihsiz insan hiçbir şeydir. Sonuçta, faşizm, On Sekizinci yüzyıla ait olanlar gibi, materyalist doğanın bireysel soyutlamalarının tamamının karşısında yer alır; bütün Jakoben ütopyalar ve yeniliklere de karşıdır. On Sekizinci yüzyıl ekonomik edebiyatının arzusunda ortaya çıktığı şekilde, dünyada mutluluğun mümkün olduğunu düşünmez ve böylelikle, insanlığın tarihin belli bir evresinde belirli bir sabit duruma geleceğine yönelik bütün amaçsal teorileri reddeder. Bu, kişinin kendisini, daimi bir değişiklikler ve oluşlar zinciri olan tarihin ve hayatın dışına koyması anlamına gelir. Siyasal olarak faşizm, gerçekçi bir doktrin olmayı amaçlamaktadır; uygulamada ise, sadece tarihsel olarak ortaya çıkan problemlerini çözmeyi ve bunlara kendi çözümlerini bulmayı ya da sunmayı amaçlamaktadır. Doğada olduğu gibi, insanlar arasında da harekete geçmek için, gerçeklik sürecine girmek ve hâlihazırda eylem halinde olan güçleri tam manasıyla öğrenmek gereklidir.

    7. Bireyselciliğin aksine, faşist bakış açısı devletten yanadır. Devletle uyum içinde olduğu takdirde de, insandan yanadır. Devlet, insanın tarihsel varoluşunda, insanın evrensel iradesinin ve vicdanının kendisidir. Devlet, mutlakçılığa tepki vermek gerekliliğinden doğan ve devletin vicdana ve insanların iradesine dönüştüğü anda, tarihi amacını sonlandıran klasik liberalizmin karşısındadır. Liberalizm, bireyin kişisel çıkarlarında devleti reddetmiştir. Faşizm ise devleti bireyin esas gerçekliği olarak kabul eder. Ve eğer özgürlük, bireyselci liberalizm tarafından tasarlanmış soyut bir kukla değil de gerçek insanın bir sıfatı ise, faşizm özgürlükten yanadır. Ve gerçek olan tek özgürlük ise devletin ve devlet bünyesinde bireyin özgürlüğüdür. Bu nedenle, faşistlere göre her şey, devlettedir; devletin dışında, insani veya manevi hiçbir şey var olmaz ve hiçbir şeyin az da olsa değeri yoktur. Bu bağlamda, faşizm totaliterdir. Tüm değerlerin birliği ve sentezi olan Faşist Devlet, insanların hayatının tamamını yorumlar, geliştirir ve güçlendirir.

    8. Devletin dışında ne bireyler ne de gruplar (siyasi partiler, dernekler, sendikalar ve sınıflar) var olabilir. Bu nedenle, faşizm sosyalizmin karşısında yer alır; çünkü sosyalizm tarihin hareketini sınıf çatışmalarıyla sınırlandırır ve devletin tek ekonomik ve ahlaki gerçekliğiyle kurulan sınıflar birliğini görmezden gelir. (…)

    9. Bireyler, ilgi alanlarının benzerliğine göre sınıflar oluşturur. Bu ilgi alanlarındaki birbirinden farklı ekonomik aktivitelere göre sendikalar oluştururlar, fakat bütün bunların ötesinde, en başta devleti oluştururlar. Devlet, sayısal olarak, bir ulusun çoğunluğunu oluşturan bireylerin genel toplamı şeklinde düşünülmemelidir. Ve sonuç olarak, faşizm, ulusu çoğunluğa eşit tutan ve o çoğunluğun seviyesine indirgeyen demokrasiye karşıdır. Yine de faşizm, millet niceliksel değil, olması gerektiği gibi niteliksel olarak düşünülüyorsa, demokrasinin en saf halidir. Bu niteliksel düşünme, en güçlü düşüncedir (en ahlaki, en mantıklı ve en gerçek olduğu için en güçlü), bu düşünce, ulus bünyesinde birkaç kişinin ve hatta sadece bir kişinin iradesi ve vicdanıyla eyleme geçer. İşte bu noktada ideal olan, herkesin vicdanı ve iradesiyle aktif olmaya yönelir; yani, ulusu, doğanın, tarihin ya da ırkın mantığıyla olması gerektiği şekilde oluşturan, tek vicdan ve tek irade olarak, gelişim ve ruhsal oluşumla aynı çizgide yola devam edenlerin vicdanı ve iradesiyle. Bir ırk ya da coğrafi olarak belirlenmiş bir bölge değil, tarihi olarak kendini sürdüren bir toplum, varoluşa ve güce yönelik irade olan tek bir fikir tarafından birleştirilmiş çokluk: bizzat kendi bilinçliliği, kişilik.

    10. Bu yüce kişilik, devlet olduğu sürece ulustur. On Dokuzuncu yüzyıl ulus devletlerinin siyasal teorilerinin temelini oluşturan eski natüralist algıya göre, devleti oluşturan ulus değildir. Aksine, ulus, kendi ahlak birliğinin farkında olarak, insanlara bir irade ve böylelikle etkin bir varoluş sağlayan devlet tarafından yaratılmıştır. Bir ulusun bağımsızlık hakkı, de facto bir durumun az ya da çok durağan ve bilinçsizce kabulünden, kendi varlığının fikri ve ideal farkındalığından kaynaklanmaz. Bir ulusun bağımsızlık hakkı, aktif bir farkındalıktan, kendi haklarını dile getirmeye hazır ve eylem halindeki siyasi bir iradeden kaynaklanır. Yani zaten var olan bir devletten kaynağını alır. Devlet, aslında evrensel etik irade olarak doğrunun yaratıcısıdır.

    11. Devlet olarak ulus, geliştikçe var olan ve yaşayan etik bir gerçekliktir. Gelişimini durdurmak, onu öldürmek demektir. Bu yüzden devlet, sadece yöneten, kanunlara şeklini veren ve manevi hayatın değerini, bireylerin kendi iradelerine bırakan otorite değildir. Kendi iradesini ülke dışında da hissettiren, duyuran ve saygı uyandıran, diğer bir deyişle gelişiminin gerekli bütün yönlerinde, kendisinin evrensellik gerçeğini de gösteren bir güçtür. Sonuç olarak devlet, örgütlenme ve genişlemedir, en azından esas itibariyle böyledir. Bu yüzden o, gelişime sınır tanımayan ve kendi sınırsızlığını test ederek kendisini gerçekleştiren insan iradesine benzetilebilir.

    12. Kişiliğin en yüce ve en kuvvetli biçimi olan Faşist Devlet bir güçtür, fakat manevi bir güçtür. Bu güç, insanın ahlaki ve entelektüel hayatının her halini kontrolü altına alır; bu yüzden Liberalizmin arzuladığı gibi, kendisini basitçe, düzen ve kontrol görevleriyle sınırlandıramaz. Bireyin sözde özgürlükler alanını kısıtlayan basit bir mekanizma değildir. Bir bütün olarak insanın biçimi, iç standardı ve disiplinidir; zekânın yanı sıra iradeyi de doygunluğa ulaştırır. Onun, sivil toplumda yaşayan insanın kişiliğindeki esas ilham olan prensibi, bilimadamlarının, sanatçıların, düşünürlerin yanı sıra, eylem adamlarının da derinliklerine işler ve onların kalbinde taht kurar. Faşizm ruhun ruhudur.

    13. Kısaca faşizm, sadece kanun koyucu ve kurumların kurucusu değil, aynı zamanda manevi hayatın eğitimcisi ve yükseltenidir. İnsan hayatının biçimlerini değil, onun içeriğini, insanı, karakteri, inancı yeniden oluşturmayı amaçlar ve bu amaçla, disiplini ve insan ruhuna işleyebilen otoriteyi ve de bunların orada karşı konulmadan hüküm sürmesini gerektirir. Bu nedenle onun işareti, Liktorların (Roma imparatorlarını koruyan muhafızlar) taşıdıkları sopalarıdır, birlik, güç ve adaletin sembolüdür.

    https://tr.wikipedia.org/wiki/La_dottrina_del_fascismo



    _____________________________




  • Herkesin dilinde bir Faşizm



     Faşizmle Derdiniz Nedir?

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Alea iacta est
  • Siyasal düşünceler tarihini vikipedi yerine Ayferi Göze'den Eric Hobsbawm gibi kaynaklardan okursan ne denli kötülükler doğurduğunu görececksin zaten.

    İlaveten gulag kapmlarının da yalanlaması gelmişti ortaya atanlar tarafından, detaylı araştırmayla ulaşmak mümkündür.
    _____________________________
  • Heil Enver Paşa
    Heil Hitler
    Heil Atatürk
    Heil Attila
    Heil Cengiz Han

    mussoliniyi sevmem

    yaşasın vatanı için canından vazgeçen faşistler(Vatan sevmek faşistlikse en büyük faşist biziz Enver Paşa Hitler hepsi vatanı için yaşadı sadece vatanını düşündüler)
    _____________________________
  • Faşizmi yanlış anlamamak gerek.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Kiminin yalnızlığı hastanın kaçışıdır; kiminin yalnızlığıysa, hastalardan kaçıştır.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: F.Castro

    Siyasal düşünceler tarihini vikipedi yerine Ayferi Göze'den Eric Hobsbawm gibi kaynaklardan okursan ne denli kötülükler doğurduğunu görececksin zaten.

    İlaveten gulag kapmlarının da yalanlaması gelmişti ortaya atanlar tarafından, detaylı araştırmayla ulaşmak mümkündür.

    Benim yukarıda paylaştığım şey faşizmin tarihi değil, bizzat doktrinin kendisinden bazı alıntılardır. Bunu okuduğum kaynağın bir önemi yok. Faşist doktrinde bu derece kötülenmeyi gerektirecek şey nedir?
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: ZERO

    quote:

    Orijinalden alıntı: F.Castro

    Siyasal düşünceler tarihini vikipedi yerine Ayferi Göze'den Eric Hobsbawm gibi kaynaklardan okursan ne denli kötülükler doğurduğunu görececksin zaten.

    İlaveten gulag kapmlarının da yalanlaması gelmişti ortaya atanlar tarafından, detaylı araştırmayla ulaşmak mümkündür.

    Benim yukarıda paylaştığım şey faşizmin tarihi değil, bizzat doktrinin kendisinden bazı alıntılardır. Bunu okuduğum kaynağın bir önemi yok. Faşist doktrinde bu derece kötülenmeyi gerektirecek şey nedir?

    Kimse bugün faşist doktrine saldırmıyor işin aslı. Hatta böyle bir doktrinin varlığından ilk kez bile haberdar olmuş olabilirler. Faşist kelimesi günümüzde oldukça içi boş bir kelime. Yani iki sosyalist grup birbirine faşist diye hakaret edebiliyor bazen mesela.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi MRTFR -- 22 Mart 2016; 10:36:42 >
    _____________________________




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Komünizm nedir?
    15 yıl önce açıldı
    Hayat felsefeniz nedir ?
    11 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
  • Almanyayı yerle bir etmenin bir bahanesi olmalıydı.Birinci bahane Hitler , ikincisi faşizm.Adamlar önce faşizmle savaştı , sonra kominizmle , şimdi sıra islama geldi.Görüldüğü üzere , dünyadaki egemen sömürgeci ideoloji , diğerlerini yok etmeye programlanmıştır.Kendi ideolojisi dışındakileri tehdit olarak algılar ve savaşır.

    Tıpkı skynet gibi.Bilgisayara göre insan düşmandır.Düşman olması için bir sebebe gerek yoktur.Kendisinden sonra en güçlü olan , onun düşmanıdır.

    Batı sömürgeciliği 3 dalda savaş vermektedir.Birincisi savaş meydanlarında tüm savaş gücünü kullanarak , masum insan hakkı gözetmeden , herkesi bombalamaktan çekinmez.İkincisi ideolojik savaş verir.Eğer dünyanın bi yerlerinde insanlar belli bir düşünce etrafında toplanmışsa , o düşünce veya ideoloji ne olursa olsun yok edilmelidir.İnsanların belli bir rakım idolojiler etrafında toplanması engellenmelidir.Çünkü belli bir ortak duruş sergileyip belli bir çatı altında toplanacak olan insanlar , güçlü bir tehdit oluşturacaktır.Onları bölüp yutmak kolay olacaktır.Sömürgeciliğin üçüncü savaşı kaynakları sömürmek üzerinedir.Dünyanın istediği ülkesine girip istediği kaynağı alabilir.Karşı çıkan olursa , her türlü entrika , casusluk faaliyetleriyle içerdeki adamları satın alıp , iç savaşlarla veya toplumsal olaylarla (şehirlerde patlayan bombalar gibi) veya darbelerle ülkeleri iç savaşa sürükler.

    Malesef sömürgecilik aç gözlü bir fildir.Önüne geleni yemeye uğraşır.Faşizm ve kominizmin yıkılışından sonra kendine yeni düşman bulmakta gecikmedi.Ama bu sefer kafayı sert kayaya çarpacak.Sonu islamın elinden olacak.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Aptallık ve dahilik arasındaki en önemli fark , dahiliğin bir sınırı olmasıdır.-Einstein




  • Hep aynı muhabbet, bazı kavramlar farklı yorumlandığı için öyle algılanıyor, kavramın kökenine inip neyin tartışması içine giriyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum. Bahsettiğiniz anlam biliniyor, bir de bahsetmediğiniz şeklindeki yansıması var.

    Almanya'nın topraklarını genişletip milliyetini diğer milliyetlerden üstün görerek aşağılayıcı bir tutum sergileyip daha da katılaşarak soykırım yaptığı faşizm başka Polonya'nın milliyetini savunmak için seferber olması, birlik ve beraberliğini güçlendirmesi, Almanya'nın içişlerine karışmasını engellemeye çalışması başka bir şey.

    Faşizmin sadece 1-2 kolunu kullanan, dış politika siyasetini bu yönde şekillendiren milletler yüzünden böyle algılanıyor, faşizmi tam anlamıyla yaşayan bir millete laf eden yok, takdir edersin ki günümüzde tam anlamıyla kullanan da yok.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • quote:

    Bahsettiğiniz anlam biliniyor

    Kim biliyor söyler misiniz? Bir politik tartışmada "faşist" kelimesini kullanan bir insan gördüğünüzde sorun bakalım "faşizm nedir?" diye. Kem küm edecek, "E işte ırkçılık, baskıcılık.." gibi şeyler söyleyecektir.

    quote:

    Almanya'nın topraklarını genişletip milliyetini diğer milliyetlerden üstün görerek aşağılayıcı bir tutum sergileyip daha da katılaşarak soykırım yaptığı faşizm

    Hocam faşizm ideolojisine dahil olmayan eylemleri nasıl faşizm olarak niteleyebiliyorsunuz bir açıklasanıza? Evet yayılmacılık faşist bir eylemdir, haklı olup olmadığı tartışılır; ama ırkçılık, üstünlük iddia etmek ve soykırım yapmak faşizmin öğretilerinin neresindedir?



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-438F18891 -- 22 Mart 2016; 16:50:01 >
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: ZERO

    quote:

    Bahsettiğiniz anlam biliniyor

    Kim biliyor söyler misiniz? Bir politik tartışmada "faşist" kelimesini kullanan bir insan gördüğünüzde sorun bakalım "faşizm nedir?" diye. Kem küm edecek, "E işte ırkçılık, baskıcılık.." gibi şeyler söyleyecektir.

    quote:

    Almanya'nın topraklarını genişletip milliyetini diğer milliyetlerden üstün görerek aşağılayıcı bir tutum sergileyip daha da katılaşarak soykırım yaptığı faşizm

    Hocam faşizm ideolojisine dahil olmayan eylemleri nasıl faşizm olarak niteleyebiliyorsunuz bir açıklasanıza? Evet yayılmacılık faşist bir eylemdir, haklı olup olmadığı tartışılır; ama ırkçılık, üstünlük iddia etmek ve soykırım yapmak faşizmin öğretilerinin neresindedir?


    Kitaplardaki, kaynaklardaki terminolojileri herkes biliyor, başa dönmeyelim isterseniz, dediğiniz gibi politik bir tartışmada terminolojisi değil siyaset literatüründeki anlamı kast edilir, anca üniversitedeki kürsülerde ya da akademik çalışmalarda terminolojiye bağlı kalınır.

    Saf faşizm ideolojisi, yani terimin orijinine ise nitelemelerim uymuyor, bunun farkındayım fakat başa sarmak zorunda kaldığımda siyaset diyarında kavrulmuş bir şekil olduğu için ne yazık ki saflığından uzaklaşmıştır.

    Bu anlam boyutuna taşınmasını ben istemedim, bana neden üsteleniyorsunuz? Eğer hala aynı soruları soracaksanız pes ediyorum, siz haklısınız, terminolojisi ile yansımasını ayırt edemiyor, neyi kabullenemiyorsunuz anlayamıyorum. Kimse faşizm ideolojisinin doğuş felsefesine çamur atmıyor ki, kelime zikredilse dahi doğuş felsefesinden uzak olduğu aşikâr.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: kingman29

    Almanyayı yerle bir etmenin bir bahanesi olmalıydı.Birinci bahane Hitler , ikincisi faşizm.Adamlar önce faşizmle savaştı , sonra kominizmle , şimdi sıra islama geldi.Görüldüğü üzere , dünyadaki egemen sömürgeci ideoloji , diğerlerini yok etmeye programlanmıştır.Kendi ideolojisi dışındakileri tehdit olarak algılar ve savaşır.

    Tıpkı skynet gibi.Bilgisayara göre insan düşmandır.Düşman olması için bir sebebe gerek yoktur.Kendisinden sonra en güçlü olan , onun düşmanıdır.

    Batı sömürgeciliği 3 dalda savaş vermektedir.Birincisi savaş meydanlarında tüm savaş gücünü kullanarak , masum insan hakkı gözetmeden , herkesi bombalamaktan çekinmez.İkincisi ideolojik savaş verir.Eğer dünyanın bi yerlerinde insanlar belli bir düşünce etrafında toplanmışsa , o düşünce veya ideoloji ne olursa olsun yok edilmelidir.İnsanların belli bir rakım idolojiler etrafında toplanması engellenmelidir.Çünkü belli bir ortak duruş sergileyip belli bir çatı altında toplanacak olan insanlar , güçlü bir tehdit oluşturacaktır.Onları bölüp yutmak kolay olacaktır.Sömürgeciliğin üçüncü savaşı kaynakları sömürmek üzerinedir.Dünyanın istediği ülkesine girip istediği kaynağı alabilir.Karşı çıkan olursa , her türlü entrika , casusluk faaliyetleriyle içerdeki adamları satın alıp , iç savaşlarla veya toplumsal olaylarla (şehirlerde patlayan bombalar gibi) veya darbelerle ülkeleri iç savaşa sürükler.

    Malesef sömürgecilik aç gözlü bir fildir.Önüne geleni yemeye uğraşır.Faşizm ve kominizmin yıkılışından sonra kendine yeni düşman bulmakta gecikmedi.Ama bu sefer kafayı sert kayaya çarpacak.Sonu islamın elinden olacak.

    "Bir ulusun bütün asli unsurları ile birleştiğini gördüklerinde küresel güçler bilmelidirler ki karşılarında artık sarsılmaz bir blok meydana gelmiştir" Adolf Hitler
    Yazınızı özetleyen yegane cümle sanırım bu hocam



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-DBF37AF64 -- 22 Mart 2016; 18:15:04 >
    _____________________________




  • Ben demek istediğinizi anlıyorum, ama siz "yansıma" ve "çarpıtma" arasındaki farkı anlayamıyorsunuz. Bu ırkçılık gibi genel bir tabir değil ki herkes kendine göre yorumlasın. Faşizmin kurucuları, her yönüyle sistematik bir ideoloji ortaya koymuşlar, buna "Fascism" gibi özel bir isim dahi vermişler. Bugün bu ideolojinin isminin içine gelmiş geçmiş ne kadar olumsuz kavram varsa doldurulmasını "Bunlar faşizmin yansıma anlamları" diye normal görüyorsunuz. Eğer insanlar bu olumsuz kavramları bir çatı altında ifade etmek istiyorlarsa hayali bir ideoloji ismi uydurabilirler, faşizm ne diye bunları üstlenmek zorunda?
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: ZERO

    Ben demek istediğinizi anlıyorum, ama siz "yansıma" ve "çarpıtma" arasındaki farkı anlayamıyorsunuz. Bu ırkçılık gibi genel bir tabir değil ki herkes kendine göre yorumlasın. Faşizmin kurucuları, her yönüyle sistematik bir ideoloji ortaya koymuşlar, buna "Fascism" gibi özel bir isim dahi vermişler. Bugün bu ideolojinin isminin içine gelmiş geçmiş ne kadar olumsuz kavram varsa doldurulmasını "Bunlar faşizmin yansıma anlamları" diye normal görüyorsunuz. Eğer insanlar bu olumsuz kavramları bir çatı altında ifade etmek istiyorlarsa hayali bir ideoloji ismi uydurabilirler, faşizm ne diye bunları üstlenmek zorunda?

    Onu da en başından yazdım, yeni bir kelime üretmek yerine; bunu kullanmayı istiyor, daha anlaşılır olması ve kelimenin geçmişteki kullanımı nedeniyle de gerek duymuyorlar, zira yeni bir kelimenin geçmişi ve etkisi bahsedileni kast etmekte yetersiz kalıyor.

    Örneğin Almanya bunda çok etkili, faşizm ile bağdaşmış durumda, bu tür örnekler görüldüğünde faşizm kelimesini kullanmak kaçınılmaz.

    Alenen değil ama dolaylı olarak çarpıtma var, kimsenin faşizmin doğuş felsefesini karalama gibi amacı olacağını sanmıyorum.

    Sizin rahatsız olduğunuz mevzu, devlet politikalarında lanse edildiğinde yansıma sonucunun tesiri altındaki "çarpıtma" ile karalanması büyük ihtimalle, bundan hoşnut değilsiniz zira kavram, yansıma ve çarpıtılanla bambaşka bir çehreye bürünmüş.

    Sanıyorum iyi örneklerini gördüğümüzde bu çehre değişecektir. Yazacaklarım bu kadar, bunu irdeleme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. İyi günler.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • fevkaladenin fevkinde konu açmışsın kardeşim, tebrik ederim. ister kötü olsun isterse iyi, bu kadar içi boşaltılmış bir kavramın özünü paylaşmak son derece yerinde bir davranış.

    "faaşist deevlet" diye protesto edenleri bir yere toplasak da faşizmin anlamını soran bir sınav yapsak kaç farklı anlam çıkacak acaba :) hayır yani madem bilmiyorsun o zaman ırkçı, militarist, baskıcı gibi basit kavramları kullan da millet anlasın protesto yapılırken ne demek istediğini. bilen de konuşuyor bilmeyen de beyin bedava...
    _____________________________
    Prey. Hunt. Hunter.
  • Jakobenizmle ve devlet perestlikle derdim neyse faşizmle de o.Bir zamanlar faşizmin en doğru rejim olduğuna inanan ben iyi ki gerçeği görmüşüm.Darısı sizin başınıza



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Zodion -- 8 Nisan 2016; 0:53:25 >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Zodion

    Jakobenizmle ve devlet perestlikle derdim neyse faşizmle de o.Bir zamanlar faşizmin en doğru rejim olduğuna inanan ben iyi ki gerçeği görmüşüm.Darısı sizin başınıza

    Hocam sebeplerinizi yazsaydınız da, bizim de hakikati görmemize yardımcı olsaydınız keşke.
    _____________________________
  • faşizmin 3 anlamı vardır.bir italyan faşizmi 2.ırkçılık 3.baskıcılık.dediğin fark bundan kaynaklanıyor.
    _____________________________
  • Konu şahane. Cevaba gelirsek, tam olarak şu kısım:

    "Bireyselciliğin aksine, faşist bakış açısı devletten yanadır. Devletle uyum içinde olduğu takdirde de, insandan yanadır."

    Yani benliğin devlete armağan edilmesi ve benliğin yönetiminin devletin iradesine verilmesi. Devlet ne derse o olur, ve o attığın dictumlardan da görüldüğü gibi, devletin yanında bireyin hiçbir değeri yoktur; bu durumda devlet uğruna birey feda edilebilir, gerekirse de öldürülebilirdir; dolayısıyla bu BASKICILIKtan farksızdır. Böyle bir yönetim kurmuş ve diyelim bir din dikte etmiş ülkede, o dinden olmayanların öldürülmesi bir 'sevap point' bile olabilir. Hitler de benzer şekilde bunu ırka bağlamış ve faşizmin IRKÇILIĞA açık olduğunu göstermiştir. Demem o ki, devlet her zaman en iyisini bilmez, baskıcı bir baba gibi "het, höt, her şeyi ben bilirim" demek yerine bireylerin kendi halinde en iyiye ulaşması için ortam sağlamalıdır. Ha güçlü ve aklı başında bir diktatör altında çok iyi sonuçlar çıkabilir(örnek Caesar, Augustus), ama bunu kalıcı bir yönetim sistemi haline getirmek devleti çürütür(örnek Nero).

    Ayrıca bunun vatanı sevmekle alakası yok, bu devlete kayıtsız şartsız bağlılıktır. Eğer Atatürk devlete bağlı kalsaydı vatanını sevmiyor olurdu.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Wax Neotic -- 8 Nisan 2016; 15:22:38 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    ...




  • quote:

    Orijinalden alıntı: ZERO

    quote:

    Orijinalden alıntı: Zodion

    Jakobenizmle ve devlet perestlikle derdim neyse faşizmle de o.Bir zamanlar faşizmin en doğru rejim olduğuna inanan ben iyi ki gerçeği görmüşüm.Darısı sizin başınıza

    Hocam sebeplerinizi yazsaydınız da, bizim de hakikati görmemize yardımcı olsaydınız keşke.

    Nazarımda jakobenizm gerçek manada çözüm teşkil etmemektedir.Hem inanç esaslarıma aykırı hem de çözümün devlet eliyle yapılan dayatma methoduyla gerçekleşeceğini düşünenlerdenim.Şöyle alegorik tabanını oluşturayım:Kemoterapiyle kanserli hücreleri öldürmektense sorunun köküne inip kanserin etkenlerini analiz yoluyla saptayıp bunu önleme taraftarıyım.Sonuçta vücudun temel taşı proteinlerdir başka bir deyişle tüm ama tüm hücreler amino asit menşelidir.Bunlarda aslen tüm organizma demektir.Kaliteli protein ve diğer yapı taşları kaliteli beden demektir

    Evrenselliğin aslında lokalliği kapsaması ve bir anlamda onu temsil etmesi gibi düşün

    Demek ki toplumda ki her birey gelişirse kasımız şişmek suretiyle dinamik ve güçlü bir profile sahip olurmuşuz.Jakobenizmin yanlışlanabilirliğini muhafazakar kentlerin aynı zamanda en çok içki içenlerden oluşabildiğini göz önüne alırsak anlayabiliriz.Kavramın İslami literatürüne cihad kalplere iner şekilde geçer

    Kısacası zombiliği müritliği yücelten devletperest faşist doktirinler öz eleştiriden analiz ve sentezden yoksun insancıklar yetiştirdiği içindir ki o toplum aslen asla tekamül etmez.Çünkü insanın kendini gerçekleştirmesinin ardında ne kadar kötü ve kusurlu gerçeğini benimsemek yatar

    Evet gelelim devletperestliğe yani devletin mutlak doğru olarak lanse edilmesine.Devlet aynı medya,teknoloji gibi bir araçtır amaç değildir.Yani esas değildir insanın süper egosunun(üst bilinç) yansımasıdır.Buradan hareketle insan devlet için değil devlet insan içindir sonucuna varabiliriz.Devletler olmadan da insan vardı fakat tam tersi düşünülemez

    Medya çift kutupludur.Yönlendirenin kudretince iyiye veyahutta kötülüğe meyledebilir.Diktatörlüğün her durumda zararlı olduğunu iddaa edecek kadar sığ değilim fakat Atatürk'ü kavramda soyutlayacak kadar da kör değilim.Ne kadar Atatürk faşizmin(korporatizm,jakobenizm,milliyetçilik) aydınlık tarafına örnekse İdi Amin,Firavun gibi kötü stereotipleri yok sayacak değilim.Yani başarısız olduğu söylenen marksist tipi sosyalizmle aynı kapıya çıkmaktadır

    Ki başkalarının iyiliğini başkası yerine düşünmek ne kadar gerekli ve mantıklı.Söz konusu insan kendine değer vermedikten sonra

    Daha etik,intihar kültürünün teşviki,sevgiden şirk,ideolojilerin şeytanlaştırılıp manipülatif amaçlara araç teşkil etmesi,milliyetçilik yani faşizm içinde kırıntı olarak barınan paganik ritüeller,diyalektiğin hiçe sayılması(ki mükemmel olmayan her tekillik çiftdüşün sisteminin ürünüdür.Çiftdüşün sistemi düşünsel,bilişsel şarapçılığın yani uyuşturucunun diğer adıdır) gibi hususlara değinmedim bile

    Görüşümü merak ediyorsan söyleyeyim.Meritokrasiye yani bilginin gücüne inanıyorum



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Zodion -- 8 Nisan 2016; 20:25:08 >
    _____________________________




  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.