Şifremi/Kullanıcı Adımı Unuttum
Bağlan Google+ ile Bağlan Facebook ile Bağlan
Şimdi Ara

Evrim doğamıza aykırı!

29
Cevap
0
Favori
736
Tıklama
Cevapla
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Felsefe >> Evrim doğamıza aykırı!
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
  • Yüzbaşı
    324 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Kutbulmus


    quote:

    Orijinalden alıntı: harry11


    quote:

    Orijinalden alıntı: Kutbulmus


    quote:

    Orijinalden alıntı: harry11


    quote:

    Orijinalden alıntı: Kutbulmus


    quote:

    Orijinalden alıntı: harry11

    tabiatın işleyişinde ahlak var mıdır?

    Tamam işte, tabiatın işleyişinde ahlak kırıntılarına az rastlanır, ama insan toplumsal bir değerdir.

    tabiatın mevcudiyetini inceleyen bir uğraş (bilim) insanların kökeni ile ilgili bilgiler verirken toplumsal değerlere önem vermeyin mi diyor? bu soruyla beraber, 'az rastlanır' ile ne demek istediğini de merak ettim.

    Bilim, toplumsal değerlere önem vermeyin demez tabiki de.Hayvanlar da dayanışma, fedakarlık gibi insanlarca önemli görülen ahlak öğelerine de rastlanıyor

    buna rağmen, itirazın neye peki?

    Eğer tek bir organizmadan evrimleştiysek kadın ve erkek cinsiyetlerinin tam belirmediği yani karmaşıklığın olduğu bir süreçte olmuş olması gerekir, bu durum ise hiç de ahlaki olmazdı.

    Elbette hayvanlar da yardımlaşma dayanışma gibi ahlak kırıntıları var, ama ben atalarımın insana özgü toplumsal yasaların-değerlerin olmadığı hayvanlar dünyasından geldiğini kabul etmiyorum

    ahlaki olmasının gerekliliğini nereden alıyoruz, tabiatın ahlak kavramına göre yol aldığını mı düşünüyorsun? karşında bir insan var ve bu insanın o anda orda olması ahlaki değil, ama var; orda ve tam karşında. ahlaki olması ayrı bir şey(bu, insanın tabiata izafe ettiği manadır sanırım), öyle olması ayrı bir şey.

    hayvanlar dünyasından gelen bir canlı diye insanı kabul etmen durumunda, ahlak kurallarını çöpe atmak gerektiğini kim söyledi? bilince kavuşunca değerler üretti insanlar dese biri olmaz mı? bu kuralları toplumsal yaşama düzen veren kurallar olarak alabilir, pekala hayatına devam edebilirsin sanırım.

    kabul etmeme konusunda, eğer evrime karşıt bir teorin varsa açıkla. yok eğer bu gerçek ve sen bu gerçeği kabul etmiyorsan gerçek değişmez ki-
    |
    |
    _____________________________
    D




  • Kıdemli Yarbay
    6551 Mesaj
    Yaratılışçılar, bir teoriyi, bütün gece sarhoş olduktan sonra hayal edilen bir şeymiş zannediyorlar. Bugün yaşadığın her şey evrime göre
    |
    |
    _____________________________
  • Yarbay
    6584 Mesaj
    evrim düz bi çizginin kıvrılıp görenemez olduğu bi dönemde değişken bi yapının görünür hale gelmesi şeklinde bi bilinmez içerir.

    mobius eğrisinde giden karıncanın görünemediği bi dönemde görünür hale gelen yanı faraza kuş olsa bu evrilişin karıncadan kuşa dönüş olduğu kabul edilebilir mi?

    düz çizginin kıvrıldığı yerde karınca seyahatine son vermiş ve artık kuş olarak yola devam edeceğim demiş olabilir. veya o kıvrım döneminde karınca o kıvrım denene yerde durak edinmiş ve orayı yuva yapmış bi kuşa hareket emri de vermiş olabilir. kambriyen patlaması denen süreci düşünebiliriz.

    ara form denen yer bana göre eğrinin bulunduğu görülemeyen alandır. oradaki türe dair tavır bilinmez görülüyor. şayet aynı şey ise mesela dna gibi bu şey hep değişim gösteriyor ise buna bu yeni görünümü ne sağlıyor olabilir. karınca ne oldu da kodunu değiştirip kuş gibi gözüktü.

    bu açıdan yaratılışımızın temeli olan dnasal süreci gözlemlemeliyiz. dna nasıl oluştu?

    ban göre dna bi oluşum değil bi yok oluş sürecidir. dna oluşmuyor yok oluyor dediğiniz bi bulutsuya bakıyorsunuz. yani varlığın esbabı sonucu da gösterince varlık tartışma dışına itiliyor. neden ve nasıl oluştu diye soracaktım ki bu mesajı gördüm deyin. aynen böyle bi ruh haleti ile varlığa bakıyor oluyor olmamız lazım.

    ama her şeye rağmen bu yok olan şey nasıl var oldu da yok oluyor diye sorulabilir. yalnız bu sorunun cevabı bize bi yaratan var mı sorusunun cevabını vermez. bu bi yaradan var ev bu zat yok ediyor sorusunun cevabını verir. bize göre yani insana göre var etmek gücün gösterisi değil mevcudun kopyasıdır. yeni bi şey ortaya konulmuyor.

    bu açıdan yok eden şey güçlüdür ve mevcuda karşı olduğu sürece benden daha ziyade reel olarak vardır.
    _____________________________
    Başkalarının kafasında yaradan arayan kimse, bulutun gölgesine benzer. Yağmur yağıp bittiğinde o da yok olur gider.




  • Binbaşı
    1086 Mesaj

    Kısaca bu işler nasıl oldu?
    Çizginin kıvrıldığı yerlerde birşeyler oluyor, görünmüyor, sonra bir bakmışsın kuş!
    Burda bilinmezlikten söz ediyorsak ki bana görede öyle;

    Sorular;
    Karıncanın durak edindiği yerdeki kuşa hareket emri veren?... karınca mı?
    Karınca neden kuş olsun? ayrıca her karınca aynı kuş mu oldu?
    Kuş olurken kodu ''kim'' değiştirdi? nasıl?
    Gerçekten bu kod ''olumlu yönde'' değişebilirmi?
    |
    |
    HADO77 kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
  • Yarbay
    6584 Mesaj

    İlgi için teşekkürler.



    Bu konu kısaca nasıl yazılabilir bilmiyorum ancak şöyle diyebiliriz.



    Bi duz bi hayat çizgisindeyiz ve hayatımızın bi kısmı belki bize de kapalı. Kendimizi tanımlama sorunumuz var. Bu esnada belki biz belki de başka Bi şey bize hayat denen çizgiden çık ya da mola ver şeklinde emirvari bi tutum sergiliyor olabilir.



    Bunlar bizim aslında dnasal surecin giydiği elbiseler denebilir. Kendimizi ifade ederken hayatın bi noktasında gozlerden urak bi anda artık şekil ve mahiyet değiştiriyor olabiliriz. Olum de bi şekil değişikliği ve ortak evrim adına son nokta olmakta. Hepimiz toprağa evriliyoruz. Toprak olmadan önce bi şey adına kendimizi daha iyi ifade edeceğimiz formlara donuşuyor olabiliriz. Bu formlarda anlatmak istediğimiz şeyi kendimizi de ifade eder hslde anlatıyor olmamız olası.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    ugarb kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
    Başkalarının kafasında yaradan arayan kimse, bulutun gölgesine benzer. Yağmur yağıp bittiğinde o da yok olur gider.
  • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
    1 Not
    Bazı yazarlar ahlâkın ve insanî değerlerin evrimin doğal bir sonucu olduğunu yazmış. Bu tabi saf katıksız bir materyalizm için anlamlıdır. İnsan iradesi deyip durmuşunuz. Madem insan iradesini evrimin yani tabiatın yasalarının sonucu olarak görüyorsunuz o vakit bu meseleyi boş yere idealistleştirip durmayın. İşinize gelince aman efendim insan hakları işte aman efendim özgürlük, adalet, aşk, sevgi,ahlak bilmem ne diye insanı övün övün. Sonra da çıkın deyin ki yav bunlar zaten hep evrimin sonucu. Bunlar evrimin sonucu diye biz bunları iyi, güzel, doğru şeyler diye kabul edemeyiz. Ben de derim ki tüm hastalıklıları, tüm sakatları, tüm yaşlıları, zihinsel özürlüleri doğrayın gitsin. Şimdi siz benim bu fikirlerime ahlâkı ve insan hakları gibi değerleri öne sürerek nasıl karşı çıkacaksınız artık? Ben pekala evrimi de yanıma alırım derim ki: Zaten insan türünün mükemmelleşmesi için genetik bozukluğu olanlardan falan da kurtulmamız lazım. Hadi çıkarın şimdi karşıma o materyalist yasalara dayandırdığınız insanî değerleri de görelim.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Yarbay
    3984 Mesaj

    evrimciler, zayıf insanları doğrayın ifadene insan hakları ve ahlakı öne sürerek karşı çıkılabilir.

    çünkü ahlak ister özdeksel olsun ister maddi olsun, bu pek bir şey değiştirmiyor. ahlak, ahlaktır ve vardır.

    evrimci olsun-olmasın, kendisinde ahlak bulan her insan vahşeti çirkin bulur ve dışlar.

    ayrıca var olduğu öne sürülen evrim akıllı değildir. en üst insana ulaşmak gibi bir amaç yoktur. her çeşit canlı var edilir. içlerinden uyumlu olanlar yaşamaya devam ettiği için genel bir ivme gözleniyor olması, mükemmelliği bir amaç yapmaz.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    Afutges Inc. kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
  • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
    1 Not
    Sen benim sormak istediğim şeye yanıt vermemişin ki. Senin söylediklerini biz de biliyoruz. Elbette aklı başında hiçbir insan masuma yapılan zulmü hoş karşılamaz.

    Benim sormak istediğim şey doğanın ortaya çıkardığı kurallar olarak kabul edilen ahlâkın değerini kaybetmesi.

    Ahlak dediğimiz şey evrim sürecinin bir sonucudur diyorsunuz. Yani insanlığın tarih boyunca kutsal bulduğu bir ideyi gökyüzünden yeryüzüne indiriyorsunuz. Eğer böyle olursa her insanın baştan kabul etmesi gereken ahlak yasaları diye bir şey ortada kalmaz. Hiçbir tartışmada da ahlak diye bir argüman ortaya koyamazsınız. Adama gülerler. Bir düşünceyi ben ahlaksızca bir şey olarak suçladığımda şimdi bu şu anlama gelecek: Senin bu düşündüklerin evrim kurallarına aykırı. Ne kadar komik. Ortada ahlak diye bir şey kalmadı.

    Biz evrim kurallarını baştan kabul edilmesi gereken temel değerler olarak göremeyiz. Çünkü evrim bilinçsiz, şuursuz bir şeydir. Biri ahlaklı diğeri ahlaksız diye düşünüp ahlaklı olan canlıyı kayıracak hâli yok. Aksine evrim çoğu zaman daha vahşi, daha acımasız, diğer canlıların besinini, suyunu çalan daha istilacı türleri bir adım öne geçirir. O yüzden doğada ahlâkı olan canlı diye bir şey yoktur. Yalnızca insan denen bu tuhaf mahlukta ortaya çıkmış bir istisnadır ahlâk. Ve ortaya çıkmış olması onu kabul etmemiz gereken bir kutsal yapmaz.

    Bir insan diğer bir insanı öldürse ve savunmasını da "Evrimsel olarak hayatta kalmak ve türümü devam ettirmek adına daha iyi şartlara sahip olmak için öldürdüm" dese bu ne kadar komik olursa aynı şekilde diğer bir adamın bu adamı 'ahlaksız' olarak suçlaması aynı derecede komik olur.

    Kısacası Lenin'in de söylemek istediği gibi materyalist ahlak çoğunluğun inandığı yalanlardan ibarettir. Herkesin onu kabul etmesini istersiniz ama onun güzel ve iyi bir şey olduğunu söyleyebilecek bir konumda değilsiniz. Tıpkı logaritmaya kötü, maxvell yasalarına çirkin diyemeyeceğiniz gibi.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Afutges Inc. -- 8 Nisan 2017; 8:50:23 >
    _____________________________




  • Yarbay
    3984 Mesaj

    Ahlak dediğimiz şey evrim sürecinin bir sonucudur diyorsunuz. Yani insanlığın tarih boyunca kutsal bulduğu bir ideyi gökyüzünden yeryüzüne indiriyorsunuz. Eğer böyle olursa her insanın baştan kabul etmesi gereken ahlak yasaları diye bir şey ortada kalmaz. Hiçbir tartışmada da ahlak diye bir argüman ortaya koyamazsınız. Adama gülerler. Bir düşünceyi ben ahlaksızca bir şey olarak suçladığımda şimdi bu şu anlama gelecek: Senin bu düşündüklerin evrim kurallarına aykırı. Ne kadar komik. Ortada ahlak diye bir şey kalmadı.

    ben öyle bir şey demedim. fakat ahlak, evrimin bir sonucu bile olsa, bu onu geçersiz yapmaz. esas senin söylediklerin komik. isviçre medeni kanunu da baştan aşağı insan yapımı olmasına karşın sorunsuz uygulanıyor ve hukuk kutsal kabul ediliyor.

    Bir insan diğer bir insanı öldürse ve savunmasını da "Evrimsel olarak hayatta kalmak ve türümü devam ettirmek adına daha iyi şartlara sahip olmak için öldürdüm" dese bu ne kadar komik olursa aynı şekilde diğer bir adamın bu adamı 'ahlaksız' olarak suçlaması aynı derecede komik olur.

    olmaz. bu adam ahlaksız sayılır. ahlak ister göklerden gelmiş olsun, ister evrimden, isterse bir kanalizasyon çukurundan. ahlak, ahlaktır ve doğru hissedilir. bir şey doğru hissedildiğinde, gerçekleşmesi istenir. hepsi bu.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    Afutges Inc. kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________




  • Binbaşı
    1034 Mesaj
    Geçenlerde kuzenim dediki, Dünya'daki düzeni kuranlar insanı evrim ile de oluşturmuş olabilir dedi, atomlar evrimi gerçekleştirecek şekilde programlanmış ya da emir almış olabilir dedi, ilk canlıdan insana gelinceye kadar gerekli şartlar gerçekleşmesiyle birlikte yapılması gerekenler önceden programlanmış olan atomlar canlıları insana doğru evrimleştirmiş olabilir dedi, insan fizyolojisinin oluşmasıyla birlikte bilinç, akıl, zeka gibi faktörler de oluşmuş ve insanlar da toplumsal değerlerini üretmiş olabilirler dedi, bu durumda her ne kadar soyun hayvanlardan gelmiş olsa da dedi, bilinç, akıl ve insan fizyolojisiyle ortaya çıkan insan başlı başına bir değerdir ve farklı bir türdür dedi, bu senaryo hoşuma gitmese de anlattıklarının mantıklılığı karşısında bu senaryoyu kabul etmek zorunda kaldım
    |
    |
    _____________________________

    Gökte parlayan ay,
    Kalpte incinen söz,
    Çölde ışıldayan su, sana benzer




HızlıCevap
Sayfaya Git:
Sayfa:
Reklamlar
e-ticaret
Blogio
haberler
son dakika
Kurumsal Web Tasarım Şirketi
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR4
0,297
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.