Şimdi Ara

Eşit Ağırlık Çıkışlı Olup Tıp Kazanmak

Bu Konudaki Kullanıcılar:
3 Misafir (1 Mobil) - 2 Masaüstü1 Mobil
5 sn
39
Cevap
5
Favori
18.207
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
8 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Merhaba herkese. Ben eşit ağırlık çıkışlı, bir kere mezuna kalıp sayısaldan ilk yirmi bine girmiş biri olarak bu yazıyı kaleme alıyorum. Akademik yaşantımı yazmak istedim, uzun, uyarayım.

    İlk ve ortaokullarda dersler konusunda öz güvenim çok yüksekti. Hiç çalışmadan, hatta o gün sınav olduğunu öğretmen kağıdı dağıtınca öğrenip tam not aldığım günler olurdu. Genellikle okulda 1. veya 2. olurdum, bu da bana zeki olduğumu düşündürtürdü. Komik aslında, başarı birçok diğer etkene de bağlı, şimdi bunları anlıyorum. Ben mesela hiç ders çalışmaz ama çok kitap okurdum, fantastik, bilim kurgu, macera, aşk... Aklınıza ne gelirse. Bu da odaklanmamı yaşıma göre arttırmıştı ama tabi benim umursadığım tek şey kitabın beni eğlendirmesiydi.

    Yüksek puanlı bir devlet lisesi kazandım. En yükseği değildi ama, burada bir yara aldı öz güvenim. Demek ki ben az çalışarak, haftada bir iki gün ders çalışarak ülkenin en yüksek puanlı lisesine gidebilecek kadar zeki değilmişim. Hiç test kitabı bitirmeden tam not alınmıyormuş. İlk büyük darbeyi burada aldım. Ya da bazen umduklarınızın gerçekleşmeyeceğini, size bağlı olmayan etkenler de olduğunu gördüm diyelim.

    Yeni okulumda da çok çalışkan insanlar vardı. Çoğu geldikleri okulun birincileriydi. İkinci afallamayı da burada yaşadım. Bir soru sorulduğu zaman öğrencilerin yarıdan fazlası parmak kaldırıyor, hepsinin de söylediği mantıklı şeyler oluyordu. Artık "koşulsuz şartsız başarılı"lardan biri değildim.
    Oraya gelenler genelde disiplinli, hırslı tiplerdi. Ama birçoğunun aksine, benim bir çalışma düzenim yoktu. İradem konusunda güçlü değildim ve düzenli bir hayatım da yoktu. Başımda duracak, ders çalışmamı söyleyen insanlar da yoktu. Öğretmenlerin çoğu da çalışkan, her şeyi önceden evde çalışıp zaten anlamış çocuklara anlatan, konuları zor ve anlaşılması güç biçimde anlatan tiplerdi. Kimse sıfırdan anlatmazdı. Dersleri anlamıyordum, evde çalışmıyordum ve çevremdeki herkes çok başarılıydı, ya da bana öyle geliyordu.
    Paniklemeye başladım. Böylelikle beni öne atan en önemli şeyi, rahat ve öz güvenli olmayı da kaybettim. İşler güzelleşiyor:)

    Telefonla aşırı zaman geçirmeye başladım. Kendimi durduramıyordum. Saatlerimi kaybediyordum anlamsız şeyler uğruna. Öz güvenim de düşüyordu, artık okul birincisi değildim, sınıf birincisi değildim, hatta sınıfın en başarılı ilk yarısında bile değildim. Sonlardaydım genellikle. O zamana kadar beni rahatlatan şey artık yoktu, kendi değerimi unuttum. Okulda zorbalığa uğramaya başladım. Kendimi savunma konusunda iyi değildim. Aile hayatım da problemliydi, ürkek bir kız oldum çıktım.

    Ama bir yandan da mücadele ediyordum. Özellikle ailevi sorunlarla, dayanmak için gayret gösteriyordum. Yenilmiş değildim ve içimde bir ışık vardı. Savaşıyordum.

    Küçükken tıp isteyen insanlar bana gösteriş budalası gibi gelirdi. Beyaz önlük takıntısı midemi bulandırır, tam anlamıyla beni onlar adına utandırırdı.

    Birkaç yıl içinde ailevi sorunlar azaldı, dayanılır seviyeye geldi. Bu sırada lise de sonlara yaklaşmıştı.
    Okul git gide kötüleşiyordu ama, insanlar çok hırslıydı, ben biraz fazla yumuşaktım belki, arkadaşım vardı ama çok da değil. Mutlu değildim. Çalışamamak, potansiyelimi gösterememek bana acı veriyordu. He hiç mi çalışmıyordum? Biraz gayretim vardı ama asla düzenli ve beni tatmin edecek seviyede değildi, sosyal medya ve telefon konusunda neredeyse her zaman dürtülerime yenik düşüyordum, bu da kendime inancımı zedeliyordu. Çalışırken de genelde "Ben zaten kafasızın biriyim, anlamam ki." diye başladığım için pek verimli olmuyordu. Doğal olarak

    On birde de çalışamadım. Konu monu bitirdiğim yoktu, üstelik eski yıllardan da dağ gibi konu yığını gözümde büyüyordu. Erteledikçe erteledim. Son sene hallederim nasılsa, dedim.

    Yazın birkaç denemem oldu, şunu söyleyeyim arkadaşlar, çalışma düzeni zamanla gelişen bir şey. 18-19 yaşlarına kadar hep yattıysanız, bir anda müthiş bir çalışma düzenine oturmak kolay olmuyor. Mümkündür, ama bende işlemedi. Beyin bir kastır ve egzersizle gelişir. Ufak ufak, zorlana zorlana. Bağımlılıkları, alışkanlıkları bırakmak ve daha iyiye yönelmek için hep uğraşmamız gerekir, biz tek tuşla işlevi değişen bir makine değiliz sonuçta.
    On ikinci sınıfta ilk defa çalışmaya oturmayı biraz geliştirdim, meslek olarak ne istediğimi de bilmiyordum, insanlara yardım etmek istiyordum, dünyaya yararlı olmak istiyordum. Bence bu ne meslek seçerseniz seçin işinizi iyi ve düzgün yaparsanız başaracağınız bir şey.

    Neyse, fende konu yükü çoktu, ben kitap okumayı, yazını severdim, ilgimi de çeken birkaç meslek olunca, hop, eşit ağırlığa geçiverdim. İyi ki de geçmişim.

    Burada insanlar daha az hırslıydı, dersleri daha rahat anlıyordum sanki, dediğim gibi okumayı severim, böylelikle bu macera da bu yola saptı. Okuldan yeniden keyif almaya başladım.
    Sınav da git gide yaklaşıyordu.

    Kışın, üst iste birkaç gün birkaç saat ders çalışabildiğim oldu, bu benim için büyük ilerlemeydi. İnanın uğraşıyordum ama hep yapamayacakmışım, olmayacakmış gibi geliyordu, ben de sonsuzluğa erteliyordum. :D

    Bahar aylarında kütüphaneyi keşfettim, bakın kütüphane benim gibi insanlar için candır. Gerçekten çalışmak istiyorsanız, çevreniZde insan görmek istiyorsanız bir deneyin derim. Bu arada büyük şehirlerde kütüphaneler oldukça yetersiz! Büyük kütüphanelerin önünde saatlerce süren kuyruklar oluyor. Bu insanlar ders çalışmak isteyen, ülkeye katkısı olacak gencecik çocuklar. Lütfen bunu okuyan yetkili biri varsa buna da bir el atsın. Ben buz gibi soğukta, sabah 8.20 de kütüphaneye gelip dile kolay beş saat beklediğimi biliyorum. Çünkü biliyordum ki eve gitsem ders çalışamayacağım, en azından burada belki yarım saat çalışır öyle giderim diyordum.

    İleri sarıyorum. Sınava girdim. Bir sürü eksik konu vardı. Tarih ve coğrafyadan kitap almamıştım sanırım. Çok net hatırlamıyorum ama özellikle tarihte son sene boş geçmişti dersler hoca yoktu ve yorum sorularını kaçırmam en azından, diye bakmamıştım. Geometride on ikinin son konularını da bilmiyordum. Neyse. Tyt' den çıktım. O kadar da fena değildi ama iyi de değildi. O akşam ayt den ertesi gün çıkacak iki sorunun konularını ezberledim (öğrenmeye vakit yoktu:D). Ayt' ye girdim. Tarih hep bilgiydi, taaak, gitti bir sürü soru. Heyecan da vardı. Matematik de beni kurtarmadı, çözebileceğim şeyleri çözemedim.
    Moralim bozulmuştu.
    Yirmi bine, otuz bine giremeyecektim. He bunun altında da çok iyi okullar var ama benim istediğim Boun falandı. Önemli olan insanın kendinden beklentisi oluyor böyle durumlarda. Öyle üzgündüm ki. Ailemin de hiç hoşuna gitmedi bu durum. Liseye geçerken gösterdiğim başarının çeyreğini bile gösterememiştim, hayal kırıklığıydım.

    Biraz daha olgunlaştım ama. Pes etmeyecektim. İnsanlar bana kötü de davransa, öz ailem bana inanmasa da, ben kendime inanıyordum.

    Gerekirse mezuna kalırdım.

    Sonuçlar bir açıklandı.

    Tak.

    Eşit ağırlıkta ilk beş bin.

    Şok oldum.

    Yanlış gördüğümü düşündüm.

    Sayının basamaklarını yanlış saydığımı sandım.

    Sonra sistemde bir hata olduğunu, yanlışlıkla sıralamamı bir basamak eksik saydıklarını, "Pardon bir hata oldu." diyeceklerini sandım.

    Bu gerçek olamazdı.

    Konuşamadım ilk başta.

    Çevremdekiler de şaşırdı.

    Ondan sonra etrafınızdaki insanların sizi genelde başarınıza göre değerlendirdiğinin güzel bir örneğini yaşadım:D. Ben aynı insandım ama çevremdekiler, arkadaşlarım bir anda bana çok akıllı muamelesi yapmaya başladılar. Saçmalıktan başka bir şey değil.

    Bu arada, sınavım kötü geçmişti evet ama ben bir sayısalcı kafasıyla eşit ağırlık sınavını değerlendiriyordum. Eşit ağırlıkta benim girdiğim sene sayısalda benimle aynı sıralamayı yapmak için 70 puan kadar yüksek almak gerekiyordu:D
    Artık fark biraz kapandı sanki.
    Tercihlerimi yaptım. Çok heyecanlıydım, belki en tepedeki okullar bile tutardı.
    Ama bir öğretmenimin önerisini dikkate aldım, içimi rahat ettirmeyecek yerleri yazmadım.

    Altı tercih yaptım toplamda, her şey çok havalı, listenin sonunda Boğaziçi Sosyoloji var onu da beğenmeyerek, ne olur ne olmaz bu da bulunsun diye yazmışım.

    Tak.

    Tercih sonuçları bir açıklandı.

    O sene sıralamalar yeni sistemden dolayı bayağı oynamış.
    Adını Feriha Koydum' daki Cansu muydu neydi kızın adı, aynı onun gibi bakakaldım ekrana:
    Yerleşemediniz.

    Nasıl oldu falan diyorum ufaktan bir şok falan. Sıralamamın kaç bin gerisinde olan yerler bana nanik yapıyor:D
    Ama bir şey hissettim.
    Belki de ben başka şeyler istiyordum.
    Belki de şimdiye dek korktuğum için fen derslerinden uzak durmuştum.
    Belki de tıbba karşı tıp isteyen tuhaf kitle nedeniyle duyduğum ön yargılarımı gözden geçirmeliydim.
    Arkadaşlarım çok yüksek yerler kazanmışlardı genelde.
    Tıp kazanan biri sağ olsun ders programını gönderdi.
    İyice bir araştırdım.
    Baktım konular ve anlatılanlar kulağa hoş geliyor.
    İlgimi çekti.
    Sıvadım kolları.
    Ben artık bir "mezun" dum.
    Hedef de tıp fakültesi!

    Bakın bu seneyi anlatmak şimdiki anlattıklarımın üç dört katı olabilir o yüzden özet geçeceğim.

    Mezuna kalmak çok ilginç bir durum. Ne tam olarak öğrencisiniz, ne işe atılmış çalışan birisisiniz, ne çocuk ne de tam anlamıyla yetişkin olduğunuz, üzerinizde de başarmanız gerekenlerin ağırlığını taşıdığınız tuhaf, tanımsız bir süreç mezunluk.

    Arkadaşlar okulda, siz ise teksiniz. Yalnızlığı sevseniz de bir noktada insan bir kuruma bağlı olmak istiyor. Dershane de üniversite ile aynı şey değil açıkçası.

    Ailesi triptik olanlar, geçim durumu, test kitaplarının artan fiyatları, iradeyi sağlamlaştırmak bunların hepsi bir mezunun bildiği ve üstesinden geldiği şeylerdir.

    Ben gece on birde yatıp stresten sabah altıya kadar uyuyamadığımı bilirim. Olağan.

    Bir de yüksek bir sıralamadan mezuna bırakırsanız yaşıtlarınız falan değişik davranabiliyor. Dershanede tanımadığım insanların yanından geçerken adımı fısıldadıklarını duyardım, hoş değil cidden. Sıralamamı bir öğretmenime söylemiştim o da girdiği sınıflara söyleyince böyle bir durum yaşandı. Neyse canı sağ olsun severim kendisini.

    He öyle matah bir şey de değil bu arada zaten binlerce kişi bu notu hatta daha iyisini de yapıyor ama mezuna kalınca dikkat çekiyorsunuz.

    Neyse ben fen öğrendim:D Kolay değildi. Bu süreçte kendimi dinledim, gözlemledim, çaba gösterdim. Bir de ben inançlı bir insanım genel olarak, bu çok ama çok yardım etti.

    Çünkü bazen çaresiz hissediyorsunuz.

    Ailemde de meseleler olmaya devam ediyordu.

    Girdim sınava.

    O hafta da pek uyuyamamışım insan bir heyecanlanıyor haliyle.

    Az uyku da benim beynimin çalışması için hiç hoş değil, kimseye de önermiyorum. Alın uykunuzu. Telefonla oynamaktan, aylaklık etmekten zaman kısın ama dinlenmek, uyumak, sohbet etmek için vakit ayırın👍🏼

    Gene yaptık bir şeyler.

    Sınavdan çıkınca gene iyi geçmemişti, ilk elli bine bir girebilsem bir sene Kıbrıs' ta okurum, çok kasıp yatay geçiş yaparım, diyordum. Bir mezuna daha mecalim kalmamıştı. Ailemin de altı sene tam ücretli tıp okutacak durumu yoktu.

    Biraz da boş verdim.

    Su akar yolunu bulur, belki genetik mühendisliği okurum dedim.

    Biyoloji ve araştırmalar güzel geliyordu çünkü.

    Sıralamalar açıklandı. Annem ben sabah rüya görüyorken yanıma geldi, uyandırıp elime telefonu tutuşturup "Gir şuna, açıklanmış." dedi.
    Uyku sersemi TC' mi falan girdim. İyi ki de uykuluymuşum yoksa olayı tam kavrasam o heyecana dayanamazdım. :D

    İlk yirmi bin.

    Şaşkınlık.

    İnanamama.

    Bu sefer kıymetini daha çok hissettim.

    Bir şekilde bir tıpa yerleştim.

    Obp beni 500 kişi geriye atmıştı ama olsundu.

    Bunu hem biraz içimi dökmek, hem de benzer şeyler yaşayanları biraz da olsa rahatlatmak için yazıyorum.

    Bu forumu mezuna kaldığım sene keşfettim ama hiç üyelik açmadım. Kitap önerileri, benzer ders çalışamama sancıları, trolleri okumak bile bazen öyle iyi geldi ki.
    Daha her şey için çok erken. Zaman neler getirecek bilmiyorum.
    Ama dönüp bakınca, iyi ki bunları yaşamışım diyorum.
    Başka bir yerde olmak istemezdim.

    Okuduğunuz için teşekkür ederim.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Uzanım7 -- 16 Kasım 2019; 16:8:41 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >







  • Okurken keyif aldım tebrikler inşallah mutlu olursun kazandığın yerde :)
    Sen az bakarak 5bine girmişsin tmde bakalım biz ne yapacağız :D

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • çok güzel. umarım her şey gönlünüzce olur.

    onca olumsuzluğa (ki nice anlatamadığınız şeylerin de olduğunu hissediyor gibiyim) rağmen yılmamışsınız.

    başarı daima sizinle olsun. umarım insanlığa fayda sağlarsınız, umarım nice canlar sizin elinizde yeniden yeşerir.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Tebrikler hocam. Çok güzel yazmışsınız.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • Çok teşekkürler. Umarım siz de en mutlu olacağınız yere yerleşirsiniz hocam. Boun tarih istiyorsunuz nickten anladığım kadarıyla:D
  • Çok sağ olun.
    Gerçekten.
    Umarım yaparız güzel bir şeyler:)
  • Çok sağ olun:)
  • yükseklere
  • Boun tarihla çap yapmak hedefim hocam :D
    uluslararasi iliskiler istiyorum

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • İlk sene sayısal sıralamanız kaçtı ?
    Birde sonuçlarınızı eklerseniz fotoğraflı daha iyi olur



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Pisagör -- 16 Kasım 2019; 21:13:30 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Helal olsun valla. Bende ilk sene yaptıgınız sıralamaya talibim :) Tm den 5k -7k arası yapmak ıstıyorum ama bakalım zaman ne gosterecek
  • Bayağı güzel bir hedef, uai benim de altı tercihimden üçüncüsüydü:D tarihle çok bağlantılı alanlar zaten.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Pisagör P kullanıcısına yanıt
    İlk sene 90 bindi, fen çözmemiştim. Foto eklemek konusuna sıcak bakmıyorum, burası anonim kalsa daha iyi.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Çok teşekkürler, daha iyisini de yaparsınız. Hedef nere?

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Valla hocam hedefim İstanbul Üni 2.öğretim hukuk :)
  • Güzel okul. Ben hukuk hiç düşünmedim, bana zor geliyo. Birinci öğretim de olur inşallah ama geçiş var diye biliyorum yani 2. den 1. ye geçilebiliyor yüksek ortalamayla dimi?

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • Uzanım7 U kullanıcısına yanıt
    Hocam hukukda 2.öğretim 1.öğretim fark etmıyor istedıgın saatte derse gırebılırsın diye biliyorum. 2.öğretim istememedeki sebep gündüzleri bir işte çalışır akşamlarıda unıye ugrarım diye
  • Daha da iyi o zaman:D bol şans, kolay gelsin.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • Fizikten kaç net yaptınız ve fiziği nasıl hallettiniz hocam?

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.