Şifremi/Kullanıcı Adımı Unuttum
Bağlan Google+ ile Bağlan Facebook ile Bağlan
DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
DH Mobil Uygulamasının yeni özelliklerini ilk siz deneyin. Gizle Şimdi Dene

Ermeni vahşeti Hocalı Katliamı

1
Cevap
0
Favori
81
Tıklama
Cevapla
Tüm Forumlar >> Konu Dışı / Off Topic >> Ülke ve Dünya Gündemi >> Ermeni vahşeti Hocalı Katliamı
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Giriş
Mesaj
    • Teğmen
      120 Mesaj
      13 Temmuz 2018 14:31:20 Konu Sahibi
      26 subat 1992'de Azerbaycan'in hocali kentinde sivil halka karsi ermeniler tam anlamiyla bir katliam yapmislardir.

      bugün sözde soykirim iddialariyla türkiye'yi suçlayan ermenistan'in devlet baskani robert koçaryan'in direktifleri dogrultusunda ermeniler azerbaycan'in karabag bölgesinde 7 bin kisilik nüfusa sahip ve cografi konumu itibariyle bölge için stratejik önemi olan hocali kentini ele geçirmek için 25 subat gecesi katliam gayesiyle harekete geçmistir.

      hocali'nin isgali sonucu sivil, eli silahsiz, azerbaycan türkleri çocuk, kadin, ihtiyar ve genç ayrimi yapilmadan ermeniler tarafindan katledilmistir. resmi verilere göre, o gece 613 kisi hunharca katledilmis; bunlardan 83 çocuk, 106 kadin acimasiz yöntemlerle iskence yapilarak öldürülmüstür. ayrica, 487 kisi agir yaralanmis ve 1275 kisi ise rehin alinmis, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla caninin kurtarmistir. 26 çocuk tamamen ve 130 çocuk ise kismen oksuz kalmistir. ermeniler sehitleri özel acimasizlikla, gözlerini oyularak, kafataslarinin derisini soyarak ve vücutlarinin farkli organlarini keserek öldürmüstür. küçücük çocuklarin gözleri oyulmus, hamile kadinlarin karinlari yirtilmis ve insanlarimiz diri diri topraga gömülmüstür. hatta sehitlerin bir çogunun cesetleri yakilmistir.

      HOCALI KATLİAMI ANILARI

      Aşağıda, görgü tanıklarının anlattıklarından bazı alıntılara yer verilmiştir:

      Yuri Romanov: “Karın eridiği dağ yamacının gölgesinde, sararmış otların üzerinde insan cesetleri vardı. Büyük bir alan kadın, yaşlı ve çocuk cesetleriyle
      doluydu. Ölü bedenler arasındaki ninesine sarılmış küçük kız cesedi, insanı yakan bir manzaraydı. Beyaz saçlı, başı açık ninenin yanına küçük kız uzanmıştı. Nedense onların ayaklarını dikenli tellerle bağlamışlardı. Ninenin elleri de bağlıydı. Her ikisinin kafasında kurşun yarası vardı. Yaklaşık dört yaşlarındaki
      kız çocuğu hayatının son anında ellerini ölmüş ninesine uzatmıştı. Bu sahneden o kadar etkilendim ki, kamerayı bile unuttum…” (Yuri Romanov, Ben Savaşı Çekiyorum)

      Katliama tanık olan bir gazeteci: “Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı Katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, dört gün boyunca olayı kamuoyundan gizlemeye çalıştı. Bütün Azerbaycan yaşananlar nedeniyle şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlardan tipi altında Ağdam’a ulaşabildiklerinde çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmıştı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Ağdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

      Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, For the Sake of Cross: “Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, 2 Mart günü Hocalı’nın 1 kilometre batısına 100 Azeri cesedini getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşlarında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Yaralarına, soğuğa ve açlığa rağmen hâlâ yaşıyordu.Çok zor nefes alıyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir Ermeni asker onu tuttuğu gibi oradaki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. O sırada sanki yanmakta olan ölü bedenler arasında bir çığlık işittim. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm, onlarsa haçın hatırı için savaşa devam ettiler.”

      The Economist: “…Helikopterden bakıldığında bazı Azeri mültecilerin kaçmak istedikleri, ancak tüm çabalarına rağmen yakalanarak öldürüldükleri açıkça görülebiliyor. Kasaba Ermenilerce 25 Şubat’ta ele geçirilmişti. Bir hafta sonra erkek, kadın ve çocukların cesetleri Dağlık Karabağ’ın karlı yamaçlarına saçılmış bir vaziyetteydi. Şurası açık ki, birçoğu keskin nişancılar tarafından öldürülmüştü. Hayatta kalanlardan bir tanesi Ermenilerin yerde yatanları dahi
      nasıl öldürdüğünü anlattı. İki adamın derileri yüzülmüş, bir kadının ise parmakları kesilmiş…”

      Şamil Sabiroğlu: “Vücudum soğuktan donmak üzereydi. Bir saat sonra uzaktan sesler duymaya başladım. Halsiz ve yorgundum. Sonra duyduğum seslerin, Ermeni askerlerinin sesi olduğunu anlamıştım. Cesetlerin arasında geziyordular, kimin yaralı veya hayatta olduğunu görürlerse, kafalarına kurşun sıkıyorlardı.” (Şamil Sabiroğlu ve Efsane Bayramkızı, Bir Kış Günü Vahşeti, s. 70.)

      Zori Balayan: “Biz Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişti. Türk çocuğu çok ses çıkarmasın diye, Haçatur çocuğun anasının kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Daha sonra 13 yaşındaki bu Türk’e onların atalarının bizim çocuklara ettiğini ettim. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybederek dünyasını değiştirdi… Haçatur daha sonra ölen Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türk ile aynı soydan olan köpeklere atıldı.” (Zori Balayan, Ruhumuzun Canlanması)

      Fransız gazeteci Jean-Yves Junet: “Bu gördüklerim gerçek olamaz, bunlar ya beynimin bana oynadığı bir oyun ya da Azeriler çok iyi mizansen hazırlamışlar. Öyle ya, hangi insanoğlu soğukkanlı bir şekilde elleri bile titremeden diri diri yalnızca kemikleri kalana kadar bir insanın kafa derisini yüzebilirdi? Ya da nasıl bir insan hamile bir kadının karnını kasatura ile yarıp doğmamış çocuğu oradan alıp sonra da çocuğu süngüleyebilirdi?… Pek çok savaş öyküsü dinledim, faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete hiçbir yerde rastlamadım.”

      Amerikalı gazeteci Thomas Goltz: “Gördüklerimiz karşısında Reuters muhabiri Elif Kaban ve eşim Hicran, donup kaldılar. Fotoğrafçı arkadaşım öyle etkilenmişti ki fotoğraf çekmesini sağlamak için onu objelerin üzerine doğru itmem gerekiyordu. Cesetler, mezarlar, evet hepsi mide gerektiriyordu. Ama olanları anlatmak, dünyaya duyurmak zorundaydık. Hayatta kalanları bularak hemen orada anlattıklarını kaydettik. Bazı cesetleri tanımaya çalıştım ama yüzlerinden vurulanlar, tanınmayacak hâlde olanlar vardı. Bazılarının ise kafa derileri yüzülmüştü.”



      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >



      |
      |




    • Yüzbaşı
      315 Mesaj
      14 Temmuz 2018 06:20:33
      Yeryüzü Türkler kadar şerefli savaşçı görmedi ve görmeyecek.



      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
      |
      |
      _____________________________

Reklamlar
nice türkiye
paykasa
Yeni Abonelik d-smart
SEO
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Tablet sürümü
Mini Sürümü

DHBR1
0,125
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.