Şimdi Ara

En Son İzlediğiniz Film ve Yorumlarınız

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir (1 Mobil) - 2 Masaüstü1 Mobil
5 sn
99.477
Cevap
582
Favori
3.961.274
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum 17 sa. önce
  • Cevaplayan Üyeler 7897
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 69
  • Ortalama Mesaj Aralığı 1 saat 19 dakika
  • Son 1 Saatteki Mesajlar 1
  • Haberdar Edildiklerim (Alıntılar) 32
  • Favoriye Eklediklerim 582
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • vector x-31 (1512 mesaj) Meursault. (1502 mesaj) Theo Angelopoulos (1360 mesaj) Federico Fellini (1232 mesaj) Thomas Anderson (1126 mesaj)
  • Konuya Yazanların Platform Dağılımı
  • Masaüstü (18618 mesaj) Mobil (4242 mesaj) Tablet (498 mesaj) (11 mesaj) Mini (723 mesaj) Uygulama (161 mesaj) (8 mesaj) (17 mesaj)
  • @
38 oy
Öne Çıkar
Tüm Forumlar >> Sinema - Dizi - Televizyon - Müzik - Kitap >> Sinema >> En Son İzlediğiniz Film ve Yorumlarınız
Giriş
Mesaj
  • Yüzbaşı
    985 Mesaj
    Monster Hunter (2020)

    5/10


    https://m.imdb.com/title/tt6475714/

    Fragmanını ilk izlediğimde beğenmesemde boş vaktimde bir bakayım dedim.Oyununu detaylı bilmem o yüzden düz aksiyon filmi olarak izlemeye karar verdim.Filmden bir beklentim yoktu.Neyse ben çok görsel efektli film sevmem.

    Film onun üzerine kurulu fakat günümüz efektleri çok yapay.Ama filmdeki efektler çok daha kötü milyon dolarlık bütçeyle BMovie havasında olmuş film.Aksiyonuda çok kötü olunca en fazla 25 dk. dayanabildim kapadım.

    Sonra ileri sara sara izleyeyim dedim.Son 30 dk sı fena değildi.Bu tempoyu filmin geneline yaysalar fena olmayan bir film karşımıza çıkarmış.
    İlk 30 dk sı çok kötüydü.Diğer yarısıda fena değildi ama yarım yamalak kalmış vasat bir film olmuş genelde.Boş vaktiniz varsa Mila Jojovic ve fantastik aksiyon seviyorsanız izlenir...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Reaper87 -- 29 Temmuz 2021; 19:14:2 >
    |
    |




  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Her biri eşsiz animasyonların sahibi Michel Ocelot işlerinden de söz etmek lazım. İki boyutlu figürlerin ustası, renklerle oynayan bir deha adeta. Binbir Gece Masalları tadında öyküleri de var, oryantal kültürü muazzam işlediği yapımları da. Süsleme detayları, mimari öğelerin nizamı, anlatımı o kadar yoğun ki izleyen kişinin o atmosferde kendini hissetmemesi imkansız.


    https://store.donanimhaber.com/da/7a/63/da7a63bad61cf84cac1ccecdbe232bd3.jpg
    https://store.donanimhaber.com/5c/95/f4/5c95f40209241a8cde208b95f2b27207.jpg
    https://store.donanimhaber.com/01/09/35/0109353675408cd974e750891f477cc3.jpg
    https://store.donanimhaber.com/f3/4c/8b/f34c8bf7d066e201d75313b19b805a2e.jpg



    Kirikou et la Sorcière ~ 1998: Afrika'da geçen öykü, bir büyücünün etkisindeki köyü konu alır. Buradaki erkekler, büyücüye yem olnuştur. Köyü kurtaracak olan Kirikou adında prematüre denecek bir bebektir. 7.5/10


    Princes et Princesses ~ 2000: Altı bölümden oluşan film her biri ayrı kısa öykü üzerinden işlenir. Arkada düz renk fontunun önüne siyah figürler yerleştirerek bir bakıma gölge oyunu amaçlar Ocelot. İki boyutlu hikayenin son derece zevkle işlendiği animasyonda öyküler içerisinde bolca nükte mevcut. Anlatı o kadar eşsiz ki, herkesin bu hayal dünyasında yerinin olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olmaz. 8/10


    Azur et Asmar ~ 2006: Her yaştan insana hitap eden eşsiz bir animasyon. Oryantal kültür ile ilgili din, yiyecek, giyim alışkanlıkları, dilleri, müziği ve birçok şeyi kusursuz yansıtıyor. Mimari ve süslemelerdeki doğruluk anlatılamayacak kadar şahane. Souad Massi - La Berceuse d'Azur et Asmar adlı soundtrack ise sıkça replay yapmanıza sebep olabilir. 8.5/10


    Les contes de la nuit ~ 2011: Yine farklı bölümlerden oluşan, gece öyküleri serisi. Kurt adam, konuşan atlar, mucize gerçekleştiren tutsak gibi belli başlıklarda ilerliyor. Tematik olarak Princes et Princesses ile eşit diyebiliriz. 7/10

    |
    |




  • Uzaklaştırılmış 10 gün cezanın, 9 gün 11 saat 38 dakika kadarı kaldı.
    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/1d/41/41/1d414100995e138bb6733693334e5a97.jpeg&t=0&width=480&text=1

    the cell ( 2000 ) 10 / 7.5


    filmi izlerken ben de hayal ile gerçek dünya arasında gidip geldim. inception tarzı filmleri seven bu filme de bayılacak. ilk dakikaları biraz durağan ve karmaşık geçiyor ama bu filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor.

    |
    |
  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Bekleme Odası • 2003 / Zeki Demirkubuz


    https://store.donanimhaber.com/c4/4d/9e/c44d9efd6e71753c13f9059925042f4d.jpg


    Suç ve Ceza romanından yola çıkarak film çekmek isteyen Ahmet adındaki karakter, Yazgı filmindeki Musa ile aynı kayıtsızlıktadır. Ahmet'i de Zeki Demirkubuz oynar. Yönetmenin böyle bir karakteri canlandırmasındaki amaç bellidir. İnsanların sanatçılara dışardan ne kadar kutsal yükler atfettiğini fakat yaşamlarına girildiğinde bir kediye kaltak diyecek kadar varoş role büründüklerini gösterir. Şöhretlerinden dolayı onlara fütursuzca tutulan kadınları nasıl kullandıkları da bu alt kimliğin bir parçasıdır. Bastırılamayan şehvet, artık bitip tükenmiş Ahmet'in hayata karşı tutunduğu tek daldır. İnsanın koparılamayan sosyal hayvanlığı da aslında burada açığa çıkar. Tembellik ve tükenmişlik bütün bilinci etkisi altına alsa da id kendinden tamamen bağımsız bir alt yaşam formuna tutunarak hayatta kalmaya çalışan Ahmet'e destek olur gibi görünür. Ancak bu tutum, onu diğer insanların gözünde aşağılık bir karakter giysisi içerisindeki züppeden farklı gösteremez. 


    Bahsettiğim bu düşünsel olgular üzerine gayet iyi bir metni var filmin. Fakat keşke üzerine biraz daha gayretli uğraşılsaydı da fevkalade bir iş çıksaydı dedim izlerken. Yine de kısa süresiyle hem düşündürür hem de akıcılığıyla pişman etmez.  


    6.5/10 

    |
    |




  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Deux jours, une nuit • 2014 / Luc Dardenne, Jean-Pierre Dardenne


    https://store.donanimhaber.com/41/83/a6/4183a6f8842e5171736c4379ee164ada.jpg

    Geçirdiği depresyon sonrası işinden çıkarılan Sandra adlı karakterin işini geri kazanma çabası denebilir film için. Bir oylama yapılır ve bu oylamada 16 çalışandan 14'ü 'açık' oylamada Sandra'nın gitmesi için oy verir. Sandra giderse bin euroluk ücreti de alacaklardır. İşte film tam da burada 12 Angry Men'de, 11 kişiyi ikna etmeye çalışan bir jüri üyesi gibi ikna yolculuğuna çıkar Sandra. Fakat bu defa hikaye bir başkası için değil bizzat baş karakterin kendisi adına kader meselesidir.


    Spoiler,

    mesajı görmek için tıklayın.
    Meseleyi kapitalizm üzerinden tamamen uzaklaştırarak değerlendiremeyiz. Film başlı başına sistem içerisinde tekrardan ayağa kalkmaya çalışan bir kadını merkezine alır. Evli, iki çocuklu olmasıyla beraber başka bir alternatifinin olmadığı, görünmeyen hayali çalışma sözleşmesi üzerine hayatını kurgular. Avrupa'nın göbeğinde, proletaryanın parçası olarak gittikçe bireyi soyutlayan ve onu işi için savaşmaya zorlayan bir mücadele söz konusudur. Sandra, ikna etmek için her kapıyı çaldığında kimi bin euroluk prim olmadan yapamayacağını söyler kimi de olumlu cevap verir. Bir işi kazanmak için aynı zamanda insanlar primden olurlar. Her iki tarafın da kaybetmesi üzerine kurulu olan kapital düzen Sandra'yı her geçen dakika daha da bireysizleştirir. Hatta bu öyle bir hale gelir ki, karakter bir sahnede öten kuşun yerinde hayal eder kendini. Dertsiz, amacı sadece uçmak olan bir hayvan üzerine kazır silüetini. Sandra bir ümitsizlikle bütün hapları içerken onun için oy kullanacağını söyleyen bir kişinin kendisini ziyaret etmesi üzerine direkt olarak ''bir kutu hap içtim'' der ve hastaneye kaldırılır. Sandra bu kadın evine gelmeseydi bunu itiraf etmeyecek ve belki de ölecekti. İnsan hayatının sistem tarafından bu kadar değersiz hale getirildiği bir ortamda elbette yaşayan ölüler olarak hayattan rol kazanmaya çalışır ve umutlu köleler olarak yola devam ederiz çoğunlukla. Sandra işini geri alacağı fakat bunun için birinin de işten çıkarılacağını duyduğunda bunu reddeder, yüzündeki bariz mutluluğu ilk kez okuruz. Onun için önemli olan 14 oyun 8'e inmesini sağlayarak mücadelesini kazanmaktır, işini geri almak değil. Film izleyiciye bunu göstererek döngüsünü tamamlar.


    Bireyin değersizleşmesine dönük hikayesi ve tabii ki başlı başına devasa Marion Cotillard performansıyla iyi bir Dardenne kardeşler filmi diyebiliriz. 


    7.5/10 

    |
    |




  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Videodrome • 1983 / David Cronenberg


    https://store.donanimhaber.com/58/0c/4d/580c4de81c5011a19c23886ac5df7639.jpg


    Seks ve teknolojinin, erotomechanic fantazya ile verildiği filmlerin üstadı Cronenberg'in beğenmediğim bir filmi. VHS kasetlerin patlama yaptığı 80'li yılların başında yine insan derisini çok enteresan şekilde kullanarak işlediği bir film Videodrome. Porno kanalı yöneticisi olan Max Renn'in bir kaseti izledikten sonra gerçeklik algısının tamamen yok olması üzerine bir teması mevcut. Fakat filmin kötü yanı bu halüsinasyonların filmi başlı başına yapay kılıyor oluşu. Metaforlar, göndermeler var ancak filmin süresinin de kısa olmasıyla yeterince kendini kanıtlayamadığını düşünüyorum. 


    İnsandaki işkence ve seks tutkusunun provoke edici dış etmenlerle nasıl uyarıldığı üzerine güzel bir felsefesi var filmin. Fikir ve özellikle de her zaman olduğu gibi makyajlar üst düzey olsa da işleyiş adına büyük sıkıntıları var. 


    5/10 

    |
    |




  • Uzaklaştırılmış 10 gün cezanın, 9 gün 11 saat 38 dakika kadarı kaldı.
    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/56/f0/8e/56f08ea82979c2882dbccaaaa625b1ad.jpeg&t=0&width=480&text=1

    Prometheus ( 2012 ) 6/10


    Filmin temelde sağlam ve muazzam bir hikaye var ancak bunu işleyiş biçimleri yanlış. Bircok mantık hatası ve olmaması gereken şey var. İnsanlık tarihini baştan başa değiştirecek bir olay var ancak filmdeki özel olarak seçilmiş ekip bir çocuk kadar mantıklı davranmıyor. Yapılmaması gereken şeyleri senaryo gereği yapılmis. en az on tane mantık dışı senaryoyu sayabilirim bu filmde . Böylece güzel konunun içinden geçmişler. Onun dışında heyecanlı ve merak uyandıran bir filmdi. Ama bu ilk başta saydığım şeyler muazzam filmi çöp etmeye yeterli oldu.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi laylaylaylom -- 6 Ağustos 2021; 20:4:51 >
    |
    |




  • Yarbay
    4465 Mesaj
    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/fa/18/0d/fa180de6953ec06804e14b693afad625.jpg&t=0&width=480&text=1

    The Switch (2010) - 5/10

    Kendini afişinden bile belli eden, klişe ama zaten izleyenin beklentisi olmadan "iyi vakit geçsin" diye izleyeceği türden bir film. Bu yüzden sonu başından belli diye çok da eleştirmeye gerek yok. Bence türünün daha güzel örnekleri var. Duyguyu da yeterince veremiyor. Jennifer Aniston’ı özel olarak sevmiyorsanız izlemeye gerek yok.


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/20/87/b7/2087b7ae4e1fd39c19298756fc252a0d.jpg&t=0&width=480&text=1

    No Strings Attached (2011) - 6/10

    Daha kötü olduğunu düşündüğüm için yıllardır izlemedim. 9 yıldır elimde olan filmi bir boşlukta izledim ve beklediğim kadar kötü olmadığını gördüm. Yer yer beğendiğimi ve gülümsediğimi bile söyleyebilirim. Ashton Kutcher kendimden sonra en çok çıplak gördüğüm insan sıralamasındaki yerini sağlamlaştırdı.


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/e9/e3/07/e9e3074a22bf4612e67061d49fe8c7cf.jpg&t=0&width=480&text=1

    Spoorloos (1988) - 7/10

    Sade bir anlatım tarzıyla etki bırakan ’sapkın’ bir film. İzledikten sonra hakkında pek çok yorum okuma ihtiyacı hissettim. Finaliyle izleyiciyi kesinlikle şaşırtıyor. Hem Raymond hem de Rex’in saplantılı olduğunu düşünüyorum. Biri iyi, biri kötü karakter olarak bunu yansıtıyor. Rüya anlatım sahnesiyle, kurban seçimi ve denk gelişiyle kader inancını vurguluyor. Ayrıca "iyi aile babası" olan bir insanın içinde de kötülük olabileceğini göstermiş; ki bu günümüzde çok daha fazlasıyla mevcut bir durum. Teknolojinin gelişmediği bir dönemde çekilmiş olması dolayısıyla flashback geçişleri biraz amatörce hissettirdi. Son dönemde 80’ler Avrupa’sında geçen iki film izledim. Biri Gotcha!, diğeri Spoorloos. İkisini de beğendim, galiba aradığım buymuş.


     

    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/7c/9e/fd/7c9efd7bfff0e750376ad41a231bc4ad.jpg&t=0&width=480&text=1

    Dogman (2018) - 6/10

    Filmin iki ana karakterinden de hoşlanmadım. Zorba ve arsız Simone, korkak ve sümsük Marcello. Marcello’nun tek sempatik tarafı kızıyla ilişkisiydi. İlk sahne ve son bölümün bağlantısı güzel kurulmuş. Bazı detaylar ise havada kalmış. Sonu bence kötü değil, çaresizlik ve ne yapacağını bilememe hissi güzel verilmiş. 6/10


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/a0/23/e8/a023e80031252922c7e4666d4f1ba581.jpg&t=0&width=480&text=1

    The Hunt (2020) - 7/10

    Çok klişe ve alışılagelmiş bir hikaye olmasına rağmen keyifle izledim. Tucker & Dale’den beri bu tür kara mizah ve kanlı filmleri seviyorum. Bir hayalkırıklığı Emma Roberts’ın çok kısa gözükmesi oldu. Ancak başroldeki Betty Gilpin çok sempatik bir oyunculuk sergilemiş. "İzle geç" kategorisinde değerlendirdiğim için başarılı buldum.


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/f6/82/a0/f682a084925ca65e56497bacc8dc815d.jpg&t=0&width=480&text=1


    Wild Rose (2018) - 7/10

    İtici bir giriş yaptığı için beklentim düşmüştü. Rose-Lynn karakterine ısınamayacağımı düşündüm. Ancak bir süre sonra ısınmaya başladım. Filmde klasik ama çok tatlı bir büyükanne figürü de var. Country müziğe ilgim olmamasına rağmen şarkılar keyifliydi. Annelik ve hayalleri arasında gidip gelen Rose-Lynn’in hikayesi makul seviyede duygusallık ve makul seviyede hayalperestlik içerisinde anlatıldığı için beğenerek izledim.


     

    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/e0/18/44/e0184445360cb5c194da4c5fab3ff8f1.jpg&t=0&width=480&text=1

    Byuti insaideu (2015) - 7/10

    Yine Kore ve yine aşkın çok farklı bir anlatımı. Oldukça merak uyandıran hikayesiyle gayet güzel giderken bence fazla uzuyor ve abartı bir duygusala bağlama olayı var. Kore filmlerinin tipik duygusallığına bağlıyorum bunu da.

    |
    |




  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    L'Enfant • 2005 / Luc Dardenne, Jean-Pierre Dardenne


    https://store.donanimhaber.com/e8/c9/6c/e8c96cc6baf0ecaf4f97d5ba2c685627.jpg


    Yoksulluğun ve köşeye atılmışlığın yalın bir anlatısı denebilir. Geçimini hırsızlık yaparak sağlayan Bruno'nun etrafında gezer öykü. Para kazanmak için her türlü yolu deneyen ancak özünde kötü olmayan bir karakterdir. Aile yapısı ve çevre öylesine önemli bir olgu ki, bireyin tüm geleceği buna bağlı olarak gelişim gösterir hayatta. Buna özellikle değinmesi çok hoş. Tabii ki film buna değinirken bence fazla yalın kalarak anlatısını normalden daha etkisiz biçimde yansıtmasıyla şahsımda ortalama bir film olarak kaldı.


    6.5/10 

    |
    |




  • Uzaklaştırılmış 10 gün cezanın, 9 gün 11 saat 38 dakika kadarı kaldı.
    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/3b/f8/2d/3bf82df32614b96c737f82a628091d7d.jpeg&t=0&width=480&text=1

    Filth ( pislik ) -2013- 9.5/10


    filmi 10dan fazla kez izledim. İlk defa bir filme bu kadar fazla puan veriyorum. Her sahnesinde beni değişik duygulara sokan bir film.

  • Yarbay
    12917 Mesaj

    Fast and Furious 9 (2021) 10 / 5 Serinin en kötü filmi diyebilirim


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/03/c9/79/03c979b520cbe6fe035745ef1b4e4735.jpeg&t=0&width=480&text=1
    |
    |
  • Kurmay Yarbay
    18516 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: laylaylaylom

    Filth ( pislik ) -2013- 9.5/10


    filmi 10dan fazla kez izledim. İlk defa bir filme bu kadar fazla puan veriyorum. Her sahnesinde beni değişik duygulara sokan bir film.

    Hocam filmi izledim. Ağır psikolojik bir film, her türlü travmanın içinde veya tedavisinde adamın kendi kendisine mutlaka cinsellik yöntemini kullanmasını öne çıkarmış. Spoiler içine birşey yazıp sormak istiyorum filmle ilgili:


    Hocam filmin sonu yine kesintili ve vasat bitti. Adam kendini asmaya kalktı. Kapıyı çaldılar, ayrıldılar. Tam o sıra sandalye düştü ve adamın düzeneği de koptu düştü gibi gördüm ama sahne tamamlanmadan anında çizgi animasyon bitiş bölümüne geçti. Siz anladınız mı bu finali?


    Puanım 8.5/10.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi programmer_onur -- 8 Ağustos 2021; 17:14:55 >
    |
    |




  • Yüzbaşı
    810 Mesaj

    RUPTURE

    7/10


    geceleyin izlemem dışında bir sorun oluşturmayan üzerinde çokça fikir yürütülüp tartışılması gereken distopik nitelikte bir filmdi, güzeldi


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/1c/16/a4/1c16a4d5f86ee4ea7f5745ff6f4a9e1f.jpeg&t=0&width=480&text=1

    film ilgili bilgilere linkten erişebilirsiniz:





    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Crowne -- 8 Ağustos 2021; 17:14:45 >
    |
    |




  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Striptease • 1996 / Andrew Bergman


    https://store.donanimhaber.com/d3/2d/91/d32d915543c66a38942be1dc42c6f5e4.jpg


    Eğer bu filmi bir yerde görürseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye etmem. Demi Moore ve silikonlu göğüslerini görmek için can atıyorum diyorsanuz tabii ki izleyebilirsiniz. Ama montajın bu kadar berbat yapıldığı ender filmlerden olabilir. Hiçbir şey olmamış gibi sahne geçişleri var ve herhalde yönetmen bunları yaparken ben ne halt yiyorum dememiş.


    3/10 

    |
    |




  • Er
    10 Mesaj
    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/94/d0/f3/94d0f337195e940afcd1707488598d9f.png&t=0&width=480&text=1

    Dicaprio döktürmüş ama de niro abiye de bu filmde sinir oldum :)

    |
    |
  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Salyut-7 • 2017 / Klim Shipenko


    https://store.donanimhaber.com/34/da/71/34da716ee203952a1921d25de6afa9c6.jpg


    1985 yılında Soğuk Savaş döneminde, Salyut-7 adlı uydunun bozulması üzerine gönderilen ekibin başından geçen bir uyarlama. Fedorov ve Pavel adında iki kozmonot bu uyduya adeta çıkarma adı altında gönderilirler. Bunun nedeni aynı dönem NASA'nın, Challenger adlı uzay mekaniğini buraya göndererek Sovyetler'e ait bilgileri ele geçirecek olmalarıdır. Onların bu hikayesi, boşlukların da doldurulduğu bir kurguyla verilir. Filmde propaganda amacı ya da üzerine basarak verilmeye çalışılan yapay bir kahramanlık duruşu yok. Elbette ki dönemlerinde birbirlerine çok sıkı rakip olan ve her alanda rekabete giren SSCB ve ABD'nin (filmde Sovyetler tarafından) tarafsızlığını pek göremeyiz. Fakat yapımın sonunda ''bütün uzay kahramanlarına ithafen'' yazıyor olması ve iki ülke kozmonotlarının birbirine selam vermesi, Hollywood tarafında kolayca görülecek bir hareket değildir. Ek olarak komünizm eleştirisi, Gorbaçov'un içki yasağı üzerinden sürekli kendi coğrafyalarını eleştiriyor olmaları da göze hoş gelen noktalardan bazılarıdır. Ending bölümünde yer alan gerçek görüntülerin de mutlaka izlenmesi gerekir. 


    Filmde muazzam bir sinematografi var. Üç boyutlu olarak gösterime girip girmediğini bilmiyorum ancak yer çekimsiz ortamda eşyaların kameraya doğru bilerek süzülmesi bunun göstergesi. Ayrıca filmde Gravity referansları da fazla. Böylesi bütçeyle bu denli kusursuza yakın görüntü kalitesi şaşırtıcı. Özellikle atmosferin dışından dünyanın ve güneşin gösterildiği sahnelerdeki görsel şölen harika. Negatif olarak söyleyebileceğim ender şeylerden biri ise hikayede bazı noktalara kör kalınması ve hızlı sahne geçişlerinin zaman zaman seyri zorlaştırması olabilir. Tüm bunların haricinde son derece akıcı, gerçekçi, seyir zevki yüksek bir Rus yapımı, tavsiye edilir. 


    8.5/10

    |
    |




  • Yüzbaşı
    810 Mesaj

    Life of a King


    8/10

    sevdiğim klasiklerden, sonu belki daha güzel bağlanabilirdi ama film yaşanmış bir hikayeye dayandığı için her türlü izlettirebiliyor


    film detayları: https://m.imdb.com/title/tt2708254/


    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/fb/f4/b5/fbf4b5624be73b6935008febe7b6a5bf.jpeg&t=0&width=480&text=1



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Crowne -- 13 Ağustos 2021; 6:38:1 >
    |
    |




  • Er
    10 Mesaj
    https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/a2/d6/3a/a2d63a0875f1577263b332cd746d65b8.png&t=0&width=480&text=1

    Bir terminatör olmasa da yinede dönemine göre fena değildi

    |
    |
  • DH Yönetici
    5478 Mesaj

    Suspiria • 1977 / Dario Argento


    https://store.donanimhaber.com/2c/57/3c/2c573c0256b541578f3ca7befa115c01.jpg


    Eşsiz klasik olan Goblin müziği ardında, renkleri ve mekan tasarımıyla tamamen gotik; okült bir anlatı görürüz bu filmde. Dario Argento, Pamuk Prenses'in technicolor esintilerinden yola çıkarak filmi oluşturduğunu söyler. Bu çarpık esintinin diğer kaynağını Wild at Heart filminde Oz Büyücüsü alıntıları ile görürüz. Böylesi çocuk hikayelerinin ana teması zaten başlı başına tekinsizlik ve din üzerine tasarlandığı için gizemin ya da korkunun içine net şekilde adapte edilebilir. Özellikle kırmızının etkisindeki renk paleti, art nouveau merkezli iç tasarımı ve en önemlisi müziğin sürekli arka planda kalıp karakterlerin temposuyla eş değer bir çığırtkanlık yaratmasıyla dikkat çeker film. Mekanlar, ışıklar filme yön verirken yaratılan okul tamamen dış dünyadan kopuk ve kendi mistisizmini inşa eden ayrı bir evren olarak var olmuştur. Aynı zamanda filmde sürekli olarak Suzy'e yönelik 'Amerikan' etiketi dikkat çeker. New York'tan ayrılıp, Freiburg'a; Avrupa'nın köklerine yolculuk eden bu kız aslında tamamen Avrupa merkezli cadıcılık okültünün alt etmesi gereken düşmanı olarak da gösterilir. Son derece tükenmekte olan ölü Kara Kraliçe'nin; bu masum, genç ve bakire Pamuk Prenses görünümlü kızı yok etmesi ve varlığını devam ettirmesi gereklidir. 


    Amatörlükleri de vardır elbette. Seslerin dublaj olması, oyunculukların kötü ya da vasat seviyesi ve hikayenin başıyla sonundaki aceleye getirilmiş tuhaf çarpıklıklar filmin içerisinde sırıtan en önemli etkenlerden. Fakat tüm bunlara rağmen sinematografisinin mevcut drama üzerindeki bütün etkiyi yukarı çıkaran ana unsurlardan olmasıyla filmin nitelikli hal almasından ziyade özgün ve lezzetli kalmasında çok büyük bir payı var. Kurgu veya hikaye büsbütün teknik başarıyla sunulmasa bile gerçekten farklı, izlenesi bir iş ortaya çıkmış diyebiliriz. 


    8/10

    |
    |




  • Yüzbaşı
    810 Mesaj
    Easy Money 3

    6/10






    filmin türü gerilim ama filmi izlerken bu tadı pek alamadığınızı fark etmeye başlıyorsunuz, olaylar bir şekilde ilerliyor ama düşündüğünüz gibi sonuca bağlanmasını istediğiniz birçok olay havada kalıyor ayrıca kişisel görüşüm film içi dialogları olabildiğince kısa tutmalarını beklerdim özellikle izlerken olması gereken heyecanı pek hissedemedim biraz silik geldi bana, büyük beklentilerle izlemenizi tavsiye etmem

    filmin önceki serilerini izlemediğimi özellikle belirteyim..
    |
    |




Reklamlar
pubg mobile uc
pubg mobile uc
Webtures SEO;SEO Nedir?
En ucuz kedi maması fiyatları
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR2
0,344
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.