Şimdi Ara

*** Edirne Selimiye Camii Restorasyonu Sonrası, UNESCO Dünya Mirası Listesinden Çıkarılabilir ***

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
19
Cevap
0
Favori
931
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
1 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Selimiye Camiindeki Restorasyonda


    kubbe kalem işleri silinerek yeri beyaz zemin olarak boş bırakılacak.


    koruma kurulandan da bu şekilde onaylanmış.


    anlamak mümkün değil.


    Selimiye Camii'nin UNESCO Dünya mirası listesinden çıkarılma tehlikesi var.


    uzmanlar uyarıyor fakat dinleyen yok.


    Selimiye’nin kubbesindeki değişime tepki haberi. Son Dakika Güncel haber başlıkları ve gelişmeler - Edirne Son Haber


    “Selimiye Dünya Mirası Listesinden çıkarılabilir” uyarısı! haberi. Son Dakika Güncel haber başlıkları ve gelişmeler - Edirne Son Haber



    *** Edirne Selimiye Camii Restorasyonu Sonrası, UNESCO Dünya Mirası Listesinden Çıkarılabilir ***



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi adolf1 -- 11 Eylül 2025; 15:7:20 >



    _____________________________
    "Sürekli savaşların yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." Adolf HİTLER
  • iyi ve güzel olan her şeye karşılar.


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • CAMİLERİ AHIR YABTILAR

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________

    * Intel i7 14700KF * MSI Z790 Tomahawk MAX * Patriot Viper Venom 2x16gb 7200Mhz * Zotac Rtx 4090 * Aorus FO48U * 1tb WD Black SN850X + 2tb Samsung 980Pro *
    * Corsair RM850x * LianLi v3000+ * 480+360mm Rad. Custom Water Cooling * Razer BlackWidow Ultimate * Razer Basilisk * Logitech Z5500 * Logitech G533 * WD Red 3 TB NAS *
  • akp nin ecdadımıza saygısı yok.



    tarihimiz mahvoluyor..


    *** Edirne Selimiye Camii Restorasyonu Sonrası, UNESCO Dünya Mirası Listesinden Çıkarılabilir ***
    *** Edirne Selimiye Camii Restorasyonu Sonrası, UNESCO Dünya Mirası Listesinden Çıkarılabilir ***
    _____________________________




  • Herkes CİMER e yazarsa buna kayıtsız kalamazlar ve hatadan dönerler...

    _____________________________
  • Maksat namaz kımamızı istiyorlar yoksa arkeolji falan partimizin sihh değildir.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
  • Restorasyon faciası dedin mi akla, hemen onun adı gelir: AKP (3x)

    Her konuşmasında tarihiyle övünüp duran adamların işte tarihe ve sanata olan saygısından bu kadar. Ulan o kubbedeki desenlerle yeni yapılanın alakası bile yok bir insan buna onay verecek akdar nasıl kör olabilir gerçekten inanılmaz.

    UNESCO Dünya Mirası Listesinden çıkaracaksa da çıkarsın abi. Anasını ağlatmadıkları tarihi eser, devlet kurumu, doğa, ekonomi, hukuki yapı, eğitim vs hiçbir şey bırakmadılar zaten. Bu da gitsin.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Hasanieyfi teror yuvalarini sular atlinda birakacagiz diyerek betona gomduler. Sonrasinda ise Apoyla Anayasa taslagi uzerinde calismalar yaptilar. Guzel olan herseye karsilar, tek bildikleri duz beton.

    < Bu ileti iOS uygulamasından atıldı >
    _____________________________
  • Turizm Bakanlığının rezillikleri saymakla bitmez. Çivi dahi çakılmadan yıllarca restorasyon adı altında kapalı tutulan tonlarca turistik yer var.

    _____________________________
  • dekareme kullanıcısına yanıt

    Akp ne zaman hatasından dönmüş?

    _____________________________
    Yok imza mimza
  • Sanatttan hem analmıyorlar, hemde düşmanlar.

    _____________________________
    [link]/https://sites.google.com/view/fontahminlerim/ana-sayfa/[/link]
  • İhya mı? İmha mı?


    Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’nde devam eden kalemişleri uygulamaları konusunda son günlerdeki tartışmalara ortak bir bildiri ile dahil olan Hat Sanatçısı Uzmanlar, yetkili mercileri Edirne Selimiye Camii'nin aslının korunması için acil müdahaleye davet ederek, üst kurul tarafından verilen kararın iptalini talep etti…


    Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediği, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’nde devam eden kalemişleri uygulamaları konusunda son günlerdeki tartışmalara ortak bir bildiri ile dahil olan Hat Sanatçısı Uzmanlar, yetkili mercileri Selimiye Camii’nin aslının korunması için acil müdahaleye davet ederek, üst kurul tarafından verilen kararın iptalini talep etti.


    Hat Sanatçısı Uzmanlar ortak bir bildiri yayınlayarak Selimiye tartışmaları ve yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerini açıkladı. Uzmanlar, Selimiye’deki Hasan Çelebi’ye ait Karahisari ekolündeki yazılar kesinlikle muhafaza edilmesi, günümüz hattatlarının yazılarının camiye kesinlikle eklenmemesi, yaşayan bir hattatın imzasına yer verilmemesi gerektiğini savunarak, “Bilim kurullarında mutlaka hattatlar ve hat sanatı akademisyenleri bulunmalı, danışma heyeti oluşturulmalıdır. Yazılardaki imlâ hataları tashih edilmeli; anlam bütünlüğünü bozan sehivlerin korunmasında aşırıya gidilmemelidir. Hat ve tezyinat kararları yalnızca bu sahada uzman heyetlerce alınmalı, alan dışı uzmanların görüşleri sadece kendi ihtisaslarıyla sınırlı kalmalıdır.”


    ORTAK BİLDİRİ


    Hat sanatçısı uzmanların ortak bir bildirisi şöyle:


    “Edirne Selimiye Camii Kubbe Yazılan Restorasyonu: İhya mı, İmha mı?


    Dünya kültür mirasının en önemli eserlerinden sayılan ve Mimar Sinan’ın yüksek sanat anlayışıyla Türk-Islam mimarisine damgasını vurmuş olan Edirne Selimiye Camii’nin kubbesine, çinilerine, taş ve mermerlere işlenmiş bulunan yazılar aslen 16. yüzyılın meşhur hattatı Ahmed Şemseddin Karahisari’nin (ö. 1566) talebesi Hattat Hasan Çelebi (5.1594) tarafindan yazılmıştır. Selimiye Camii ile tarihi, mimari ve estetik bakımdan bütünlük arz eden, tarihi belge ve fotoğraflarda yer alan ve farklı dönemlerde yapılan restorasyonlarda da büyük ölçüde korunmasına özen gösterilmiş olan bu yazıların kaldırılması ve yerine günümüz sanat anlayışına göre yeni bir yazı programının uygulanması, caminin tarihi hüviyetiyle asla bağdaşmayacaktır. Tarihi camilerimizin bütünlüğünü, kavramsal mekânını ve orijinalliğini ortadan kaldırmaya yönelik büyük tehlike arz eden bu gibi teklif ve projelerden Edirne Selimiye Camii’nin korunması gerekmektedir.


    Bu kapsamda;


    1. Edirne Selimiye Camii’ndeki Hasan Çelebi’ye ait Karahisari ekolündeki yazılar kesinlikle muhafaza edilmelidir.


    2. Edirne Selimiye Camii’nin hiçbir yerine günümüz hattatlarından herhangi birisinin yazısı kesinlikle yazılmamalı, 450 yıllık bu tarihi mirasta, yaşayan bir hattatın imzasına yer verilmemelidir.


    3. Tarihi camilerimizin dönemine ait yazıları konusunda uzman hattatlar ve hat sanatı akademisyenleri, restorasyon için oluşturulan bilim kurullarında yer almalı, bu konuda ayrıca danışma heyeti oluşturulmalıdır.


    4. Selimiye Camii’ndeki yazılarda tespit edilen imlå hataları varsa bunlar tashih edilmeli ve âyetlerin yanlış yazılması sebebiyle çoğu zaman anlam bütünlüğünü bile ortadan kaldıran bu tür sehivleri de muhafaza etmeye yönelik aşırı korumacı bir tutumdan vazgeçilmelidir.


    5. Hat ve tezyinat konulanında da birden fazla uzmandan teşekkül eden heyetler oluşturulmalı, bilim kurulundaki mimar, sanat tarihçi vs. branşlardaki uzmanlar yerine, doğrudan hat ve tezyinat uzmanı olan heyet üyelerinin ortak kanaatiyle hat ve tezyinata müdahale karan alınmalıdır. Hat veya tezyinat hususunda özel bir ihtisası olmayan bilim kurulu üyelerinin sadece kendi ihtisas alanlarıyla ilgili konulardaki görüşleri dikkate alınmalıdır. Kültürel varlıklarımızın korunması, gelecek nesillere aktarılması ‘aslımı bozmadan onarmak’ esasına bağlı kalınarak restore edilmektedir. Aslı bozularak yapılan restorasyon ihya edilecek eserin imha edilmesidir.


    Konu hakkında yetkili mercileri Edime Selimiye Camii’nin aslının korunması için acil müdahaleye davet ediyor, üst kurul tarafından verilen kararın iptalini talep ediyoruz.


    BİLDİRİDE İMZASI BULUNAN UZMANLAR:


    Hattat Prof. Dr. Fatih Özkafa, Hattat Prof. Dr. Süleyman Berk, Hattat Dr. Savaş Çevik, Hattat Talip Mert, Hattat Fuad Başar, Hattat Dr. Necmi Atik, Hattat Levent Karaduman, Hattat Dr. Orhan Altuğ, Hattat Öğr. Gör. Cafer Kelkit, Hattat Öğr. Gör. Murat Okumuş, Hattat Arş. Gör. Abdullah Furkan Yaman, Hattat Semih Akıncı, Hattate Şeyma Akyüz İsmailoğlu, Hattate Tuğba Bozkurt, Hattat Mehmet Arif Vural, Hattat Alperen Çelik, Hattat Fatih Hoşhan, Hattate Ümmügülsüm Kurbetoğlu, Hattat Muhammed Fatih Çelik, Hattat Ali Haydar Çetintürk, Hattat Abdullah Çalışkan, Hattate Gonca Sultan Cengiz, Hattat İbrahim Umuç, Hattate Hülya Akça, Hattat Halit Köksal, Hattate Firdevs Ugan, Hattat Abdülkadir Kaya, Hattat M. Cihan Özşirin, Hattate Esra Tekin, Hattat İsmail Yeşilyurt, Hattate Ümmühan Güner Aslan, Hattat Uğur Karataş, Hattat Kadir Sakoğlu, Hattate Fatma Kaya, Hattate Vildan Kantaroğlu, Hattat Ömer Faruk Tekin, Hattate Füsun Akşamoğlu, Hattat Halil Önsoy, Hattat Ömer Özgül, Hattate Güler Çalin, Hattate Derya Şahar, Hattate Aynur Koçtürk, Hattat Halil Karaca, Hattat Osman Çiçek, Hattat Ahmet Kutluhan, Hattat Mesut Dikel ve Hattat Gürkan Pehlivan.


    İhya mı? İmha mı? - Hudut Gazetesi




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi adolf1 -- 16 Eylül 2025; 14:1:34 >
    _____________________________
    "Sürekli savaşların yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." Adolf HİTLER




  • İçlerinde bir tane ulan biz ne yapıyoruz diyen eleman çıkmamış mı

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Tell me again all the crimes I've committed, and I'll tell you the price of victory.
  • Sanat Tarihçisi Talha Uğurluel, youtube kanalında bu konu ile ilgili video çekti...

    _____________________________
    "Sürekli savaşların yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." Adolf HİTLER
  • 500 yıllık kubbe süslemelerini kazımak isteyen heyet Anadolu Ajansına konuştu...



    ______________________________________


    Selimiye’nin tezyinatı 16. yüzyıldaki Mimar Sinan tarzına dönüştürülecek


    UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan 450 yıllık Selimiye Camisi'nin tezyinatı, yürütülen restorasyon çalışmalarıyla ustası Mimar Sinan'ın tarzına dönüştürülmesi hedefleniyor.




    *** Edirne Selimiye Camii Restorasyonu Sonrası, UNESCO Dünya Mirası Listesinden Çıkarılabilir ***







    İSTANBUL (AA) – UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan 450 yıllık Selimiye Camisi’nin tezyinatı, yürütülen restorasyon çalışmalarıyla ustası Mimar Sinan’ın tarzına dönüştürülmesi hedefleniyor.

    1575 yılından bu yana inananların ibadet ettiği Türk-İslam mimarisinin incisi camide, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Bilim Kurulu nezaretinde Kasım 2021’de başlayan restorasyonda artık son aşamaya gelindi.


    Camide en çok yıpranmanın görüldüğü 4 minarenin taş onarımları ve temizlikleri tamamlandı.

    Ana ve avlu kubbelerindeki güçlendirme ve enjeksiyon uygulamaları yapılan camide, kalem işi, hat ve tezyinat çalışmaları sürüyor.

    Restorasyon kapsamında oluşturulan camideki mevcut süsleme ve kalem işlerinin, Mimar Sinan dönemindeki 16. yüzyıl tezyinat anlayışına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi hedefleniyor.

    Heyet Başkanı Uğur Derman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hüsnühattın özellikle camilerde çok istifade edilen bir sanat dalı olduğunu söyledi.

    Osmanlı’nın hat sanatında zirveye ulaştığı 19. yüzyılda İstanbul’da devrin en güçlü hattatları bulunmasına rağmen Selimiye’de tercih edilen isimlerin bu seviyenin çok altında olduğunu belirten Derman, “19. asrın başlarında, herhalde Osmanlı’nın mali sıkıntılarının olduğu bir devirde, İstanbul gibi hüsnühattın çok geçerli olduğu yerden gelen hattatları -mesela bir (Mustafa) Rakım emsali olmayan bir kimse, Hattat Sami Efendi gibi- zevatı bir tarafa bırakıp Edirne’de mahalli yazı yazan, yani kendilerine hattat denmeyecek seviyede olan kimselerle 19. asrın başında Selimiye Camisi’nin doldurulması beni çok rahatsız eder. Bunların bir an evvel kalkmasını temenni ederim.” diye konuştu.

    Hat sanatının özellikle Osmanlı döneminde cami mimarisinin ayrılmaz parçası haline geldiğine dikkati çeken Derman, bunun bilhassa camilerde baş tacı edildiğini vurguladı.

    Derman, bunun Osmanlı devrinde had safhasında çıktığının altını çizerek, “Çünkü bilhassa uzaktan okunabilecek celi sülüs yazıları camilerde çok kullanıldı. Ayetler veya hadiste kullanıldığı için bunlara daha fazla yer verilme imkanı doğmuştu. Bilhassa 19. asırda hüsnühattın en mükemmel devrine eriştiği yıllarda siz İstanbul’un fevkalade muvaffak ve büyük hattatlarını Edirne’ye çağırmayıp mahalli, adı sanı duyulmamış kimseleri bu işe memur edin. Doğrusu ben bundan çok gücenmişimdir.” ifadelerini kullandı.

    “O dönemin Osmanlısı ‘Başkaları ne der?’ fikrinden münezzehtir”


    Heyet Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sadettin Ökten de son zamanlarda camideki bir problemle karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi.

    Ökten, “Selimiye Camisi’nin ana kubbesinde yapılan tezyinatı uygun bulanlar var, bulmayanlar var. Biz de bu ihtilaf vesilesiyle meseleye muttali olduk.” dedi.

    Her medeniyetin kendi inançları ve eylemleri doğrultusunda biçimlerini ortaya koyduğunu belirten Ökten, “Selimiye Camisi de belli bir dönemde bize ait toplumsal bir yapının kendi özgün medeniyet tasavvurunu kendi iradesiyle net biçimde ortaya koyduğu bir yapıdır. Şimdi dışarıdan bir örnek vereyim. Katolik Hristiyan medeniyet tasavvuru, 11. asırdan başlayarak kendi gotik katedrallerini, kendi inançları istikametinde, kendi iradesine göre, kendi biçimleriyle ortaya koyduğu gibi Osmanlı medeniyet tasavvuru da -ki Sünni İslam’ın bir yorumudur- kendi biçimlerini Selimiye ve başka külliyelerde bütüncül bakış açısı içinde çelişkisiz olarak ortaya koymuştur. Buradaki çelişkisiz sözünün altını çok kalın çiziyorum. O dönemin Osmanlısı ‘Başkaları ne der?’ fikrinden münezzehtir çünkü kendine güvenir.” diye konuştu.

    Şu anki tezyinatı savunan metinleri ve raporları okuduğunu aktaran Ökten, şöyle devam etti:

    “Şunu gördüm. Seküler ve modernist bir zihin Selimiye’ye bakıyor. Gördüğü şey tarihi bir eserdir. Daha ayrıntıya inersek Osmanlı mimarlık tarihinin çok katmanlı önemli bir belgesidir. Bu zihin için bir antik Yunan tapınağı, bir Roma amfitiyatrosu, Petra’daki kalıntılar, gotik bir katedral aynı anlamda ele alınır. Hepsi tarihi eserdir. Mimarlık tarihi için çok katmanlı önemli vesikalardır. Seküler modernist zihin, Selimiye’yi bu kategoride ele alır ve böyle değerlendirir. Bu yaklaşım seküler modernist zihin için tutarlıdır ve hiçbir mahzur ihtiva etmez. Bu yaklaşım İslam medeniyet tasavvuruna mensup bir birey için fevkalade yanlış ve eksik bakış açısıdır.

    Ben İslam medeniyet tasavvuruna mensup bir birey olarak Selimiye’ye baktığım zaman ilk Mescid-i Nebevi’yi görüyorum. Orada sünnet-i seniyyeyle müşerref oluyorum. Sembolik manada Mescid-i Nebevi’ye gidiyorum. Peki başka? Kabe-i Muazzama’ya gidiyorum. Orada tevhidi görüyorum. Daha ilerisi de var. Selimiye’de İslam medeniyet tasavvurunun bir iktidar tarafından mücessem hale getirilmiş ve yaşatılan uygulamasını görmekteyim. Bu uygulamanın Edirne gibi bir şehirde olması da benim için ayrı mana ifade ediyor. Medeniyetimizin Avrupa’daki uzun ve etkin macerasının günümüze yansıyan iz düşümü.”

    Camideki mevcut tezyinatı savunan raporlarda bu tezyinat için Edirnevari bir üslup denildiğini, Üç Şerefeli Camisi’nin şadırvan avlusundaki bir kubbeden alınıp kompoze edildiğini aktaran Ökten, bunun hiç önemi olmadığına değindi.

    Ökten, zihniyet itibarıyla bıraktığı izlenim üzerinden kompozisyonun barok olduğuna dikkati çekerek, “Mesela orada birtakım madalyonlar var. Ziyaret ettiğim barok kilisenin üzerinde melek tasvirleri var. Herhalde Selimiye’nin kubbesine melek tasviri yapacak hali yok kimsenin. Madalyonun içine ayet yazacak ama madalyon var. Dolayısıyla medeniyet noktasından bakıldığında, barok bana yabancı, beni iten bir şey. Barok bir tezyinat, sizi alır götürür, nereye? Yüzeyselliğe mahkum eder.” değerlendirmesini yaptı.

    Camiye ilahi kelamı duymak için gittiğini vurgulayan Ökten, “İslam Medeniyeti noktasından bakıldığında, bu tezyinatın teşekkürlerle tarihe intikal ettirilmesi, onun yerine bizim Sinan camilerinde gördüğümüz ve üstatlarınca malum olan bir tezyinatın yapılması icap eder. Çünkü belli ki bu tezyinat, Sultan Mecid zamanındaki sıkıntılı dönemlerde ortaya çıkan bir resimdir. Sultan Mecid’in tercüme-i hali ve icraatı malumdur. Böyle bir dönem geçirmişiz. Selimiye’yi tarihi bir eser olarak 4. belki 5. safhada görürüz. Öncelikle bizim için orası Mescid-i Nebevi’nin Edirne’deki iz düşümüdür. Tevhidin ve sünnetin sembolüdür. Tevhide ve sünnete götürmeyen her türlü unsurun, oradan edepli şekilde kaldırılması icap eder.” şeklinde konuştu.

    “Dışarıdan bakan bir göz, yarım kubbeleri, ana kubbeyi, eksedraları, birbirlerinden bağımsız mimari ögeler, inşaat ögeleri olarak görür. Hatta camiye giren bir insan bunları görmeyebilir.” diyen Ökten, bu sistemden bir ögeyi çıkardıklarında sistemin çökebileceğini aktardı.

    “Yarım kubbelerdeki tezyinatlar orantılı büyütülerek ana kubbeye taşındı”

    Nakkaş ve yüksek mimar Semih İrteş ise camideki çalışmalarda tezyinatın bilimsel veriler, tarihi belgeler ve özgün örnekler temelinde hazırlandığını söyledi.

    İrteş, restorasyon sürecinde hazırladıkları tezyinat projesinde Selimiye Camisi’nin yarım kubbelerinde bulunan özgün nakışların esas alındığını anlatarak, “Yarım kubbelerdeki tezyinat birebir, orantılı şekilde büyütülerek ana kubbeye taşındı. Bu, yeni bir tasarım değil. Caminin kendi özgünlüğüne dönüşüdür. Bu karar, Vakıflar Genel Müdürlüğüne sunulan ve kabul edilen bilimsel proje kapsamında alınmıştır.” dedi.

    Camide daha önce de bulunan özgün 16. yüzyıl nakışlarının özellikle revak kubbeleri, kemerler ve mahfil tavanlarında yer aldığını ifade eden İrteş, “1950’li ve 1983’teki restorasyonlarda yapılan araştırmalarda Sinan dönemine ait nakış örnekleri bulundu. Özellikle avlu revak kubbelerinde 16. yüzyıla ait motifler belgelerle sabittir.” ifadelerini kullandı.

    İrteş, bugün tartışılan tezyinatın aslında 1840-1860 yıllarında yapılan barok etkili süslemelerin bir devamı olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

    “1983’te kubbe pencereleri çevresindeki barok tezyinat klasik üslupla değiştirildi. Bu, Anıtlar Yüksek Kurulu kararıyla klasik tezyinata döndürüldü. Bugünkü restorasyonda tekrar barok süslemelere dönülmesi Anıtlar Yüksek Kurulunun kararlılığının sürekliliğini göstermiyor. Ana kubbe eteğinde, Sinan’ın özel olarak yaptığı 25 santimetrelik profil yer alıyor. Bu profil, süslemenin sınırını belirliyor. Yeni tezyinat bu hattın altına inmeden, özgün yapının sınırlarına sadık kalınarak yapıldı.”

    Restorasyondaki en büyük hassasiyetin başka camilerden üslup transferi yapmak yerine yapının kendi içinden örnekler almak olduğunu dile getiren İrteş, “Selimiye’deki yeni tezyinat, Rüstem Paşa’dan, Kılıç Ali Paşa’dan değil, bizzat Selimiye’nin kendi içindeki örneklerden alınmıştır. Sinan’ın ‘Ustalık eserim.’ dediği bu yapının kendi kimliğine dönmesi hepimizin arzusu. Tüm çalışmamız bu yönde olmuştur.” değerlendirmesini yaptı.

    “Kubbe merkezindeki hattın üzerinde üç imza var”

    Hattat Mehmet Özçay da camideki mevcut kubbe yazılarının ve tezyinatın 16. yüzyıla ait olmadığının belgelerle ve imzalarla sabit olduğunun altını çizdi.

    Özçay, “Kubbe merkezindeki hattın üzerinde üç imza var. Biri 1808 tarihli Nakşi’ye, biri 1883 tarihli Hayri’ye, biri de günümüzde yaşayan bir nakkaşa ait. Böyle bir yazının 16. yüzyıldan günümüze geldiğini söylemek ne ilimle ne de ilmi ahlakla bağlaşır. Bu, çok yanlış bir şeydir. Bunu iddia edenlerin bu yazının altından 16. yüzyıl yazısının izlerini ortaya çıkarmaları gerekirdi. Öyle bir şey yok.” diye konuştu.

    Camideki mevcut hat yazılarının hem sanatsal hem de tarihi değer taşımadığını ifade eden Özçay, şunları kaydetti:

    “Özgün olmayan hiçbir tarihi ve sanat değeri olmayan bu yazıların ihyası son derece yanlıştır. Bunların kaldırılması gerekir. Kubbe tezyinatı ve hattıyla ilgili sunulan tarafı, bizim savunduğumuz projede sunulan hatlar da yine dönemine ait cami içinde bulunan Hasan Çelebi’ye ait olduğu düşünülen harfler baz alınarak yapılan çalışmalardır. Raspalarda ortaya çıkarılan Sinan dönemine ait yazıların korunması, eksiklerinin tamamlanması gerekir ancak sonradan eklenen, muhdes yazıların kaldırılması zaruridir.”

    _____________________________
    "Sürekli savaşların yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." Adolf HİTLER




  • Yanılmıyorsam Selimiye camisinin kubbesi en son 1800'lü yıllarda yaşanılan depremlerden ve özellikle Rus-Osmanlı savaşlarından sonra hasar görmesinden dolayı tamirata alınmış ve yine 19.yüzyılda Osmanlı mimarisine çokça etki eden Barok sitili ile yeniden yapılmıştı.Bu yazılarda o dönemin sanat anlayışına göre yazılmış.


    Fakat asıl mesele orjinal Selimiye camisinin kubbesinin ne şekilde olduğunun günümüze kadar ulaşamamış olmasıdır.Yani caminin tamamlandığı 1574'te kubbe içeriğinin nasıl göründüğüne dair günümüze ulaşan net bir belge veya çizim yok.Sadece tahminler ve o dönem yapılan diğer Osmanlı camileri ile Mimar Sinan yapmış olduğu camilerdeki kubbe tasarımları ve yazı şekilleri var.Bugün ise elimizde olan kubbe yine Osmanlı zamanında 19.yüzyılda tamirat görmüş ve o döneme uygun sanat mimarisine göre yazılmış kubbe yazılarıdır.Herhalde o dönem 'ecdat' camiyi tamir ederken orjinaline sadık kalmak istemiştir ama elde böyle bir veri olmayınca dönemin sanatına uygun olacak şekilde tamiratı yapmış görünüyorlar.Yani o dönemin Osmanlısı Barok sitiline karşı olmamışken bunlar neden bu sitili 'orjinaline dönmek için sileceğiz' havasına girmişler anlamadım.Üstelik elde 16.yüzyıldaki Osmanlı Selimiye Camisinin kubbe içeriğine dair tutarlı bir belge ve çizim yokken bunu yapmaya niyetliler...Bir de en son hat yazısının yazıldığı tarih 1883 imiş..Yani bunların yere göğe sığdıramadığı ve oldukça 'dindar' olarak naklettikleri II.Abdülhamid dahi bu yapıyı 'orjinaline dönelim' diyerek bozmamış,Barok sitiline ve 19.yüzyıldaki mimari sanatına karşı çıkmamış.


    Bundan dolayı esas alınması gereken dönem 16.yüzyıldaki Selimiye camiisinin orjinal kubbesi değil 19.yüzyılda yapılan tamirat sonucunda ortaya çıkan eserdir.Zira orjinal yazılara ve kubbeye dair elimizde net bir belge ya da çizim yok.Bugünkü yazılar 19.yüzyıldan kalma yazılar.Yani en az 120-130 yıllık yazılardan bahsediyoruz.Üstelik bu yazıları eserin sahibi olan Osmanlı devleti kendisi yazmış.Yani eserin sahibi olan geçmişteki bir devlet bundan rahatsızlık duymamış ama 2025 Türkiyesindeki birileri bundan rahatsız olarak Osmanlılardan daha çok 'Osmanlı' oldukları düşüncesinden hareketle Unesco Dünya Kültür Miras listesine bu haliyle kabul edilen bir camiyi kendi sanat görüşleri çerçevesinde dönüştürmek niyetindeler...


    Halbuki restorasyonun amacı eseri yıkmak ya da eserdeki yazıları silmek değil o eseri olabildiğince korumaktır.Bunların ise restorasyondan anladıkları orjinal eseri tamamen yıkıp yeni baştan inşa etmek üzerine...


    Gerçi son 20 yılda 'restorasyon' adı altında yok etmedikleri hangi eser kaldı ki?




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Long Nightt -- 24 Eylül 2025; 0:7:39 >
    _____________________________




  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.