Şimdi Ara

Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
45
Cevap
3
Favori
2.576
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
14 oy
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız
    Uluslararası bir araştırmacı ekibi, Dünya'nın ekolojik sınırlar içinde taşıyabileceği sürdürülebilir insan nüfusunun 2.5 milyar olduğunu hesapladı. Mevcut artış eğiliminin sürmesi halinde bugün 8.3 milyar olan dünya nüfusunun 2070 civarında 12.4 milyara ulaşabileceği, süregelen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte ise doğal kaynaklar üzerindeki baskının artacağı öngörülüyor.



    Ayrıca Bkz.Ucuz arabalarıyla tanınan Tata'dan çılgın test: 5.500 dolarlık yeni sedanına 20 ton çakıl döktü



    Flinders Üniversitesi'nden ekolog Corey Bradshaw öncülüğündeki uluslararası bir ekip, son iki yüzyılın nüfus verilerini inceleyerek Dünya'nın taşıma kapasitesini hesapladı. Environmental Research Letters dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, gezegenin hem ekolojik dengesini koruyup hem de insanlara güvenli yaşam şartları sunabileceği sürdürülebilir nüfus yalnızca 2.5 milyar. Bu da günümüzdeki 8.3 milyarlık nüfusun üçte birinden daha azına denk geliyor.



    Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız



    2067–2076 yılları arasında zirve bekleniyor



    Araştırmadaki modellemeler, Dünya nüfusunun 2067 ile 2076 yılları arasında 11.7 ila 12.4 milyara ulaşacağını gösteriyor. Nüfusun bu zirve noktasına ulaştıktan sonra ise kademeli olarak azalmaya başlayacağı öngörülüyor.



    Tarihsel verileri inceleyen uzmanlar, 1960'ların başında kritik bir dönüm noktası tespit etti. Bu dönemde toplam insan nüfusu artmaya devam ederken, yıllık nüfus artış hızının istikrarlı biçimde yavaşlamaya başladığı belirlendi.



    Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız



    Fosil yakıtlar ve kaynak ihtiyacı



    Mevcut nüfus ile sürdürülebilir seviye arasındaki büyük farkın önemli nedenlerinden biri, insanoğlunun kaynak sağlama yöntemlerindeki değişim olarak gösteriliyor. Fosil yakıtların sağladığı yüksek enerji kapasitesi, gıda, enerji ve sanayi üretiminin büyük ölçüde artmasını sağladı. Ancak bu büyüme aynı zamanda suyun, toprağın ve doğal ekosistemlerin daha yoğun kullanılmasına ve üzerlerindeki çevresel baskının artmasına neden oldu.



    Araştırma, 1960'ların ardından nüfus artışıyla birlikte karbon emisyonları, ekolojik ayak izi ve küresel sıcaklıklardaki artışın da hızlandığını ortaya koyuyor.



    Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız



    Mesele sadece nüfus değil, tüketim biçimi



    Uzmanlar ortaya konan verilerin ani bir küresel çöküş anlamına gelmediğini ve nüfusun derhal azaltılması gerektiğini savunmadığını vurguluyor. Sustainable Development dergisinde yer alan bir başka çalışma ise nüfus artışının karbon salımı, enerji ve tatlı su kullanımı, maden çıkarımı, plastik üretimi ve yaban hayatı kaybını körükleyeceğine dikkat çekerek uzun vadeli bir senaryo ortaya koyuyor: Küresel nüfusun 2200 yılına kadar kademeli biçimde yaklaşık 4 milyara gerilemesi.



    Her iki araştırma da gezegenin ve ekosistemlerin geleceğinde tek faktörün insan sayısı olmadığını gösteriyor. Gelecekteki çevresel baskının boyutunu enerjinin, suyun, toprağın ve diğer doğal kaynakların nasıl tüketildiği de doğrudan belirleyecek.




    Kaynak:https://www.popularmechanics.com/science/environment/a73895126/overpopulation-climate-change/
    Kaynak:https://iopscience.iop.org/article/10.1088/1748-9326/ae51aa



  • Herkes bunun farkında da, 5.8 milyar içinde kimler var kimse bunu söyleyemiyor.
    Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız





  • Zenginden al, fakire ver. Tüketimi kıs, insanları büyük şehirlerden çıkar, yerel üretime aban ,tedarik zincirini yerelleştir sorun çözülür.

  • Ankara - İstanbul arasıdaki boş arazilere dünyanın geri kalanı sığar.

  • Siyonist haberleri bunlar. Yahudiler tavşan gibi ürüyor.


    Dünya nüfusu sürdürülebilir sınırın üzerinde: 5.8 milyar fazlayız


    Tahteravallinin yahudi olmayan tarafı ağır basıyor. Haliyle azaltmak işlerine geliyor. Bunun için yalan haber basıyorlar dünyaya. Yutanlara afiyet olsun.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Dünya nüfusunu fazlalık görenlere duyurulur.Önden buyurun.

  • Herşeyi bir tarafa bırakın 100 yıl sonra bugün doğan bebekler bile yaşamayacak.
    O kadar kısa hayat

    < Bu ileti iOS uygulamasından atıldı >
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Arkadaşlar bazılarınıza kolpa, hayal ürünü, komplo teorisi v.s.v.s. geliyor farkındayız zaten ama 2011 yapımı Contagion filmini izleyin, dünya nüfusunu düşürmenin ne kadar basit şekilde yapilabilecegini, hatta bunu 5 6 sene önce nasıl denediklerini gördüğünüzde hafif bir şok geçireceksiniz. Bakın bu film 15 sene önce yapıldı hee, 2 3 sene önce değil... Bu filmi mutlaka izleyin..

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________

    . . . . > > > . . . Ne Mutlu TÜRK'ÜM Diyene . . . < < < . . . .

  • Seto-Kaiba kullanıcısına yanıt
    Kaynak tüketimine her insan aynı katkıyı yapmadığından o sayı toplam popülasyon içinde rastgele seçilen 5.8 milyar anlamına geliyor. Eğer belirli bir kritere göre seçilirse sayı değişir. Ayrıca bir insanın kaynak tüketimi için belirlenen standart da önemli. Yani amaç sadece hayatta kalmak olursa 100 milyarlarca insan da sorun olmayabilir.

  • 3 tane ülke var nufus çok olan sorun onlarda

    _____________________________
  • Nüfus fazlalığı yok bence, milyarder fazlalığı var. Belki de binlerce kişinin tükettiği kadar malzeme tüketiyorlar.

    _____________________________
    -- --Bilgisayar 1--
    MSI MPG X570 GAMING EDGE WIFI, AMD Ryzen 5900x, G.SKILL Trident Z Neo 64GB (4 x 16GB)DDR4 3600, MSI Radeon 6800 XT, Corsair HX1200, Corsair Air 540, 2x ST8000DM004 Seagate 8TB 5400RPM, WDC WD40EFRX WD RED 4 TB 5400 RPM, KXG50ZNV256G NVMe TOSHIBA 256 GB,Sandisk ULTA NVMe 1 TB, 2x ST1000DM003 1 TB 7200 RPM, SteelSeries RIVAL 100, Audio-Technica ATH-M50x, Samsung 28 UE590D, AOC Q3279VWF
  • Hindistan Pakistan,bagladesh Brezilya gibi türevler ortadan kalkarsa Earth daha yaşanılabilir bir hal alacak

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    ...
  • Hesaplamayı yapan bilim adamlarının kaçı siyonist hesaplansın

    < Bu ileti iOS uygulamasından atıldı >
    _____________________________
  • msahincelen kullanıcısına yanıt
    Bence böyle olursa nüfus daha da artar :)

  • Dünya nüfusunun azalması gerektiği bize neden sürekli dayatılıyor. Bu tarz haberler neden bizde sürekli önümüze konuluyor. Ama itraillilerin nüfusunun mutlaka artması için yahudilere 10-12 çocuk yapın deniyor ve onlarda boş durmuyor.

    Biz Müslümanız Allahü teala rızka kefildir. Yer gök bakır da olsa rızkımızın bize geleceğine tam inanırız.

    İnsanlar, İslamiyet'i terk ettikleri için, yani Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymadıkları için ve İslam dininin gösterdiği rahat ve huzur yolundan ayrıldıkları için, dünyada bereket kalmadığı gibi maddi ve manevi rızklar da azaldı. Bir âyet-i kerime meali:
    (Beni unutursanız [maddi ve manevi] rızklarınızı kısarım.) [Taha 124]
    Bunun için, iman rızkı, ilim rızkı, kalbin rızkı, mal rızkı, rütbe rızkı, evlat rızkı, sıhhat rızkı, gıda rızkı, insanlık ve merhamet rızkı ve daha nice rızklar azaldı. Bu rızkların hepsi dünya yaratılmadan önce, ezelde taksim edilmiştir. Kalbin rızkı dini ilimdir. Namaz manevi bir rızktır.

    İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın bedeninin ve ruhunun rızkları da bellidir. Rızk hiç değişmez, azalıp çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yemeden, bitirmeden ölmez. Rızk, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Ama yine rızk için çalışmak dinimizin emridir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi faniseyler -- 2 Ekim 2026; 08:42:23 >




  • msahincelen kullanıcısına yanıt

    O kadar basit ve kısa bir çözüm formülü olduğunu sanmıyorum.


    Bence insanoğlu ekolojik-sürdürülebilir sorunlarını çözebilecek altyapıdan yoksun ama bu demek değildir ki hiçbir şey yapmayalım; hiçbir girişim olmasın.


    Biraz fikrim absürt gelebilir ama dünya ekolojik niyetlere sahip tek bir gücün tahakküm veya teşvik edici hegemonyasına girmeden hiçbir şey olmaz. Bu da kendi bencil çıkarlarını izleyecek nükleer güç büyük devletlerin varlığıyla biraz imkansız görünmekte ama bu devletler arasında sinerji oluşursa veya bir tanesi çok ağır basarsa işler başka tabii. Öte yandan o devlet de doğal olarak dünyanın tamamından ziyade kendi halkının çıkarını önceliklendirme eğiliminde olacaktır. Dünyayı da kendi işine geldiği için gözetecektir (yeşil dönüşümde en önde olup ekonomisini döndürmek için dünya ekonomisine muhtaç küresel üretim merkezi Çin bu bahsettiğim tip hegemon profile en yakın büyük devlet, ilaveten ekolojik dönüşümde daha etkili olmasını sağlayabilecek sosyal deney geçmişine ve geleneğine sahip bir iktidarca idare edilmekte ama onlar da yapısal zafiyetlerden azade değiller).


    Tür olarak yapısal bencilliğimiz ve konformizm yatkınlığımız, koşullanma eğilimlerimiz, alışkanlık ve bağımlılıklarımız, kurgulanmış kültürel çerçeve içerisinde hareket etme meyilimiz, sosyal-kültürel-siyasi-ekonomik yapılarımız ve kurumlarımız ciddi adımlar atmamız konusunda ciddi - kısmen "self-inflicted" yani kendi kendimize koyduğumuz - engeller teşkil ediyorlar.


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.




  • msahincelen kullanıcısına yanıt

    Bir de bu çalışmanın refah kriterlerinde nüfus taşıma kapasitesi zaten çoktan aşılmış. Bu noktada artık önemli olan zaten kendisi de oynak olan taşıma kapasitesine doğru düşüş ve dengelenme mi yaşayacağımız ve katastrofileri de lokal seviyede tutabileceğimiz mi yoksa verilmiş taşıma kapasitesinin de çok altına düşerek tam bir katastrofi yaşayacağımız mı? Açıkçası, muhtemelen taşıma kapasitesinin de düşmesine yol açabilecek kalıcı zararlar verdiğimiz için ikinci majör katastrofi senaryolarına doğru şansımızı çok zorluyoruz.


    Tabii teorik taşıma kapasitesinin çok altında nüfusa düşmek ciddi küresel felaketler yaşanmaksızın görece yavaşça da gerçekleşebilir ama böyle olacağını pek sanmıyorum. Birçok yerde felaket yaşanması bu gidişle neredeyse kaçınılmaz görünüyor. Çevreye sera gazları ve benzeriyle bir kez ciddi enerji yüklediğimiz için ortaya çıkan süreçleri kontrol etme şansımız da kalmıyor. Fizikteki eylemsizlik prensibi üzerinden düşünebilirsiniz. Onun sadece çok daha karmaşık hali. Bir mermiyi bir kez ateşlediğinizde durduramazsınız ya da Türkçemizdeki ok yaydan çıktı deyişindeki gibi.


    Ok yaydan, mermi namludan çıktı ama nereye, neye, kime, ne zaman vs tam olarak isabet edecek; esas kimleri ciddi şekilde vuracak tam bilmiyoruz. Sadece bu konuda çeşitli - çevresel felaket - senaryoları olarak iyi eğitimli tahminlerimiz ve bazı hesaplarımız var.


    Bu belirsizlik durumu normalde birisini daha çok rahatsız etmeliyken bilakis insanlar buna "bana dokunmaz/beni ıskalar" kafasıyla yaklaşıyor zira kısa vadede işlerine gelen o. 😃


    Tür olarak kısa vadeci davranmaya eğilimli şekilde evrimleşmişiz.

    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.




  • herkesi aynı yere toplarsanız yetmezlik algısı oluşur tabi

    köyler bomboş araziler ekilip dikilmiyor köyde kalanlar tavuk inek yapmıyor kendine yetecek sebzeyi bile dikmiyor

    yahudi aklı bunu da düşündü tabi dünya nüfusunu azaltalım

    _____________________________
  • kaynağa bakınca da belli olan geh bili bili gatesi haberi.. maşalar çok olunca bu habeleri daha çok yapacaklar! grip aşısı yapıyorlar klinik deneme sürecinde 1 kişi hariç herkeste hastanelik komplikasyon çıkıyor ama o 1 kişi gripten korundu diye aşıya fda da onay vermiş
    artan kalıcı sakatlık riski, artan ölüm riski de çalışmada gösterilmiş
    ama nüfus çok olunca bu şeytanların bu aşılara(?) vb.lerine ihtiyacı çok!
    bu arada çalışma da bu https://journalofindependentmedicine.org/articles/v02n05a07/



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi drserk -- 2 Ekim 2026; 09:51:50 >
  • Türkiye’nin topraklarının %98,06’sı yani 768bin 362 km2’si yerleşim dışı boş arazi.


    Hızlı tren Türkiye geneline yayılabilse ve taşımacılık TIR yerine büyük ölçüde demiryoluna kaydırılabilse, lojistik maliyetleri düşer, yakıt ithalatı azalır, yolların ömrü uzar, trafik ve kaza yükü azalır, şehirler arası ulaşım hızlanır, iş gücü hareketliliği artar, Anadolu’daki şehirlerin yatırım çekme kapasitesi yükselir, turizm ve ticaret canlanır, işletmelerin üretim maliyetleri düşer ve hane halklarının ulaşım için harcadığı zaman ve para azalır. Bunun sonucunda ekonomik faaliyet ülke geneline daha dengeli yayılır, verimlilik yükselir ve uzun vadede kişi başına düşen gelir ile yaşam standardında artış sağlanabilir. Hızlı tren Türkiye geneline yayılabilse ve yine taşımacılık tır yerine trenle yapılsa insanlar bir şehire yığılmak yerine ülke geneline yayılabilir.


    Ancak bu faydadan mahrum bırakıldık. Marshall yardımları alan hükümetin uyması gereken şartlarda taşımacılığın; aracını/yakıtını/yedek parçasını ithal ettiğin, sürekli asfalt döküp tamir etmek zorunda kaldığın verimsiz karayolu taşımacılığının yapılması gerektiği vardı..


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • 
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.