DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
dizel arabalar ve kullanma tekniği bilgileri
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı
88
Cevap
5
Favori
131.407
Tıklama
Tüm Forumlar >> Motorlu Araçlar Dünyası >> Otomobil Genel >> Otomobil ve Otomotiv Dünyası Genel >> dizel arabalar ve kullanma tekniği bilgileri
Sayfaya Git:
Sayfa: 1 2 3 4 5 sonraki >>>
Giriş
Mesaj
    • Yüzbaşı
      429 Mesaj
      14 Haziran 2006 00:51:33
      arkadaşlar www.arabadergisi.com sitesinde çok güzel bir analiz okudum. yararlı olacağını düşündüm ve sizlerle paylaşayım dedim.biraz uzun ama aynen aşağıya aktarıyorum. yorum sizin.

      Bir depoyla 1580 km?
      Peugeot 307 1.4 HDI ile İstanbul-Antalya arasında gayrıresmi bir yakıt tüketimi rekoru denemesi... Gerçek koşullarda düşük bir ortalama hızda ne kadar az tüketilebilir?

      Erkan Altınsoy

      Yolu tamamlayıp biraz uğraştıktan sonra Antalya'da benzinciyi bulup yakıt almak üzere aracı durdurdum. Araçtan inmeden sol kapıyı açarak pompadaki görevliyi çağırdım, "İstanbul'da Kozyatağı'nda depoyu doldurdum, buraya kadar 700 km geldim, ibre hala yarıdan fazla gösteriyor!" dedim. Görevlinin ilk tepkisi, "İbre yanlış gösteriyor?" oldu. "Hayır" dedim, "gayet doğru gösteriyor!". Bunun üzerine, "nasıl geldin, yavaş mı geldin" muhabbeti başladı ve o da acaba depo kaç litre alacak diye en az benim kadar meraklandı. Depoyu büyük bir titizlikle doldurdu. Hatta pompa üçüncü kez de otomatik olarak atınca (Peugeot, kullanım kitapçığında pompa üçüncü kez atınca doldurmayı bırakın diyor) yeterli olduğunu söyledim, ama bir hakem titizliğiyle, "dur, dur, hile yok" diye takılarak biraz daha doldurdu. 703.7 km geçmiştim İstanbul'da depoyu doldurduktan sonra. Değerli pompacı arkadaşımızın bütün çabalarına rağmen 26.58 litre motorin alabildi depo. Benzin pompasının göstergesine göre ödeyeceğim tutar da (o günkü fiyatla) 59.01 YTL idi, yani yakıt masrafım. Bu tüketim 100 km'de ortalama 3.77 litreye karşılık geliyordu. Yani, görev tamam, amacıma ulaştım. Sabah 07:45 İstanbul Kozyatağı'ndan depoyu doldurup yola çıktıktan sonra hava kararırken, 703.7 km'nin ardından 18:45'te Antalya'daki benzinciye hedeflediğim sürede ve hedeflediğim yakıt tüketimiyle ulaşmış oldum. Başlıktaki sorunun cevabı, evet, bir depoyla 1588 km gidilebilir!
      Nasıl bir yolculuk oldu?

      Bu yolculuk aslında aşırı yavaş giderek yapılmış bir yolculuk olmadı. Her şeyden önce, gerçek trafik koşullarında yapıldığı için, trafik kurallarına ve daha genel olarak trafik güvenliğine uygun bir şekilde kullanmak gerekiyordu. Bu nedenle yolculuğun ilk bölümünde İstanbul'da Kozyatağı'nda depoyu doldurduktan sonra TEM Adapazarı kavşağına kadar otoyolda hedef hız 90 km/s idi. Otoyolda daha yavaş gitmek tehlikeli çünkü diğer araçlarla hız farkı ne kadar yüksekse, kaza riski de o kadar artıyor. Adapazarı gişelerden itibaren Antalya'ya kadar ise hedef hız 80 km/s idi. Sonuçta, yemek ve diğer molalar için harcanan zaman çıkarılıp kalan zaman ile geçilen kilometre hesaplandığında ortalama hız 71.2 km/s olarak çıktı. Adapazarı'na kadar olan bölüm yolun beşte birinden biraz fazlasını oluşturuyordu. Bu nedenle otoyoldaki hızın ortalama hıza etkisi fazla olmadı. Ortalama hızın düşük çıkmasının nedeni tabii ki gerçek koşullarda gidilmesi. Gişede, trafik ışığında durup beklemek, yavaş araçların arkasında bir süre gitmek, jandarmanın kimlik kontrolü için durdurması vb. biraz zaman kaybına neden oldu. Ayrıca Kozyatağı'ndan TEM'e çıkmadan önce küçük bir kaza nedeniyle 1-2 dakikalık bir sıkışıklık oldu ve Antalya'ya ulaşınca da istediğim benzinciyi buluncaya kadar akşam trafiğine (neyse ki İstanbul kadar kötü değil) yakalanıp vakit ve yakıt kaybettim. Ama gerçek koşulda testte zaten böyle şeyler olması beklenir. Bunun dışında, artık bende alışkanlık haline geldiği üzere, yumuşak bir şekilde hızlandım, uygun zamanlarda gecikmeden üst vitese geçtim ve öndeki trafiği iyi bir şekilde izleyerek ve mümkün olduğunca az gaz vererek fren yapma ihtiyacını en aza indirmeye çalıştım. Her aracın motorunun ve vites kutusunun özellikleri farklı. 1.4 HDi motorunun 307'de kullanılan versiyonu 160 Nm torkunu 2000 devir/dakikada veriyor. Hedef yol boyunca aracı beşinci viteste 2000 d/d civarında tutmaktı. Bazen düz yolda yavaşlayınca ya da yokuş çıkarken dördüncü vitese geçmek gerekti. Bunun dışında, en yüksek hız en düşük tüketim hedefine uygun olarak şanzıman hep beşinci vitesteydi.
      Artık 307'de sunulmayan bir motor: 1.4 HDi

      Doğrusu Golf sınıfı da denilen bu sınıfta Peugeot'nun 307'de 1.4 litrelik (70 beygir) bir motor sunması birçok kişiye şaşırtıcı gelmişti. Çünkü, genelde bu hacimdeki motorlar daha küçük sınıftaki otomobillerde sunulur. Tabii, teknoloji birçok eski genellemeyi geride bırakmaya neden oluyor. Aslında, 1.4 litrelik yüksek basınçlı ortak yakıt hattına (common rail) sahip bu turbodizel motorun sağladığı tork 1.6 litrelik benzinli bir motorun torkundan daha fazla. Üstelik bunu, 3500-4500 gibi devirlerde değil, daha 2000 d/d'den itibaren sağlıyor. Yani çok daha kullanışlı. Buna rağmen, bu kasayla bile en az tüketen dizel motorlar kadar da düşük yakıt tüketimine sahip. Fabrika rakamlarına göre şehir içi tüketimi 5.5 litre/100 km. Benim İstanbul'un yoğun trafiğinde elde ettiğim rakam ise 6.5 litre/100 km civarında. Yani, koşullar göz önünde bulundurulduğunda gerçekçi sayılır. Şehir dışı tüketimi ise fabrika rakamlarına göre 4.0 litre. Antalya yolculuğu bunun hayal ürünü olmadığını gösterdi. Normalde, araç yüklüyken normal hızlarda bile şehirlerarası yollarda 5 litre civarında bir tüketim elde edilebiliyor. Peugeot, yenilenen 307'de bu motorun yerine 1.6 litre 110 beygirlik dizel motorun daha düşük güçteki modeli 90 beygirlik motoru sunuyor. Bu yeni motor artık sunulmayan 1.4 HDi motora göre daha iyi performans sağlıyor ama yüzde 10 civarında daha fazla tüketiyor (ortalama 4.5 litre yerine 4.9 litre/100 km) 1.4'ün çok cimri olduğunu düşünürsek, yine de düşük sayılabilecek bir tüketim rakamı bu. Ama daha çok şehir içinde kullanıldığında aradaki fark açılıyor. Benim gibi ekonomiye daha çok önem verenler için 1.4 HDi iyi bir seçenekti. Hatta bu motorun 16 supaplı 92 beygirlik bir kardeşi de Citroen tarafından C3'te kullanılıyordu.

      Dizel motor kullanım tekniği

      Dizel satışlarının artması ve dizel motorlu araçların trafiğe çıkmasıyla birlikte bazı uyum sorunları da yaşanmaya başlandı. Sürücülerin bir bölümü (taksiler dahil) dizel motoru benzinli motor gibi kullanıyor, üst vitese geçmeden önce 4000-4500 devir/dakika'ya kadar çıkıyor. Halbuki, dizel motorların verimliliği (çoğunlukla) 3500 d/d'den sonra hızla düşmeye başlıyor. Hem daha iyi hızlanma hem de daha düşük yakıt tüketimi için üst vitese geçip, torkun en yüksek olduğu 2000 ile 3500 arasındaki devirlerden yararlanmak gerekiyor. Ekonomik kullanmak istiyorsanız, tercihen 2000 ile 3000 d/d arasında kalınmalı. Yani, 3500 d/d'deyken hızlanmak istiyorsanız yapmanız gereken en doğru şey önce üst vitese geçip ondan sonra gaza basmak olacaktır. Dizel motorların özellikleri genel olarak benzese de, tork eğrileri (hangi devirde ne kadar tork sunduklarını gösteren grafik) ve vites oranları farklılıklar gösteriyor. Bu nedenle, araçla ilgili biraz bilgi edinmek aracı daha verimli kullanmak açısından yararlı olur. Doğrudan direksiyona oturan biri de motorun hangi devirden itibaren iyi tepki göstermeye başladığını ve bu yüksek çekiş gücünün hangi devirlere kadar devam ettiğini zaman içinde anlayabilir ve alışabilir. Motorun özelliklerine uygun bir şekilde kullanılmasıyla hem daha iyi performans elde ediliyor hem de yakıt tüketimi düşüyor.
      Başka araçlarla da bu yakıt tüketimine ulaşmak mümkün mü?

      Artık satılmayan 1.4 HDi motorlu 307 şu anda yolda görebileceğimiz büyüklüğü ne olursa olsun en ekonomik araçlardan biri. Daha düşük yakıt tüketimi için aynı motoru kullanan daha küçük otomobillerden başlayarak mini sınıftaki otomobillere bakmak gerekir. Örneğin, Peugeot 206, Citroen C3, C2, Ford Fiesta (1.4 TDCi, aynı motor). Bu motor bir ara Citroen'in 307 ile aynı sınıftaki eski Xsara modelinde de sunuldu. Peugeot-Citroen'in dizel motorları, aynı zamana Ford'da ve Volvo'da da kullanılıyor. Bunun yanında, yeni nesil yüksek basınçlı yakıt hattını (common rail) kullanan birçok şirket çok verimli dizel motorlar sunuyorlar. Renault ve Fiat da bu alanda önemli uzmanlığa sahip. VW Grubu (VW, Audi, Skoda, Seat) ise pompa enjektörlü dizel teknolojisiyle düşük yakıt tüketimi sağlıyor. Araçların teknik bilgilerinde yakıt tüketimleriyle ilgili ayrıntılar belirtiliyor. Az yakıt tüketen birçok dizel (ve benzinli) araç seçeneği var. Ama, bu testte de görüldüğü gibi, aracın ne kadar tükettiği kadar, nasıl kullanıldığı da önemli. Ekonomik araç + ekonomik sürücü = ekonomik tüketim.

      Şehir Efsaneleri: "bu araba gaz yemiyor", "bu motor bu kasayı çekmiyor" vb. !

      İnsanların birbirinden duyduğu ve tekrarladığı şehir efsanelerinden biri olan "bu araba gaz yemiyor" tabiri de aracın kullanımıyla ilgili. Trafikteki bir durumda yanlış viteste yakalanıp, vites değiştirmeden gaza basınca araba "gaz yemiyor" doğal olarak. İnsanlar, "ben yanlış viteste yakalandım, benim hatam" diyemiyor, "araba gaz yemiyor" diyorlar. Bu sürücülere asıl sizin kafanız "gaz yemiyor" demek lazım. Araç otomatik vitesli değilse, zaman zaman vites değiştirme ihtiyacı doğar. Bundan doğal bir şey olamaz (Kusura bakmasınlar, insanların iftiralarına karşı otomobilleri ve motorları savunmam gerekiyordu). Tabii ki bazı motorlar nispeten daha düşük güce ve torka sahip ama yine de doğru kullanıldıklarında gayet iyi bir performans verebilirler.

      Buna benzer bir konu da "bu motor bu kasayı çekmiyor" deyimi. Bunu söyleyenleri tebrik ederim. Fabrikaya bağlı çalışan binlerce araştırma ve geliştirme mühendisinin göremediği bir şeyi görmüşler... Her otomobil çeşitli güçteki benzinli ve dizel motorlarla sunuluyor. Bazıları düşük güçte ama ekonomik oluyor, bazıları da nispeten daha yüksek güçte oluyor ve daha çok yakıt tüketiyor. Bütün bu motorlar araçlar üzerinde, tam yüklü olarak normal trafik koşullarında da test edildikten sonra piyasaya sunuluyor. Müşteriler de araçların özelliklerini ve performans bilgilerini inceledikten sonra satın alıyor. Ama vatandaş aracı almış, ya yukarıdaki gibi yanlış viteslerde yakalanıyor ya da motor gerçekten istediğinden az performans veriyor. Ama burada suçlu aranacaksa, araç, motor ya da fabrikada aranmamalı, aynaya bakmak yeterli. Çünkü, herkes satın almadan önce aşağı yukarı nasıl bir performansla karşılaşacağını biliyor ya da alacağı aracı test edebiliyor.

      Lastiklerin yakıt tüketimine etkisi

      307 1.4 HDi'deki standart lastikler Continental EcoContact EP 195/65 15 idi. Bu lastiğin (modelinin) bileşimi (bir başka deyişle, hamuru) daha sert. Bu sayede düşük yakıt tüketimine katkıda bulunuyor. Bu tür "çevreci" lastiklerin yuvarlanma direnci normal lastiklere göre yüzde 10'u aşan oranlarda daha az olabiliyor. Ama bu durum yakıt tüketimine yüzde 10 olarak yansımıyor tabii, çünkü yuvarlanma direnci, birçok değişkenden sadece bir tanesi (diğerleri, mekanik sürtünme, hava sürtünmesi vb.). Ama yine de başka lastiklere göre daha düşük bir tüketim sunuyor.

      Dizel araç maliyet hesabı yanlış yapılıyor

      Dizel araçların kullanıcıya maliyetini hesaplarken hep şöyle bir yöntem izleniyor. Örneğin, aynı motor gücüne ya da donanım düzeyine sahip benzinli araçla arasındaki fiyat farkına bakılıyor (diyelim ki dizel 35,000 ve benzinli araç da 30,000 olsun). Sonra da her iki aracın yıllık yakıt tüketimi maliyetleri hesaplanarak aradaki fark (dizelin avantajı) bulunuyor. Bu da örneğin, 15,000 km geçildiğinde 2000 YTL olsun. Bu yönteme göre, deniyor ki, dizel aracın verilen 5000 YTL fazla fiyatı çıkarması için 2.5 yıl gerekiyor. Burada göz ardı edilen önemli bir şey var. Bu araçları diyelim ki 2.5 yıl sonra satmaya kalkıştık. Dizel motorlu araç benzinli araçla aynı fiyata mı satılacak? Hayır, tabii ki. Herkes biliyor ki dizel araçlar kullanılmış olarak satılırken de daha yüksek fiyata satılıyor. Bu şekilde, fiyat anlamında maliyetin bir kısmı sonraki kullanıcıya aktarılmış oluyor. Bu nedenle dizel aracın, benzinliye göre fiyat farkının hepsini bir kaç yıl içinde yakıt tasarrufuyla çıkarması gerekir diye düşünmek çok doğru olmuyor.

      Resmi yakıt tüketimi rakamları nasıl elde ediliyor?
      Resmi yakıt tüketimi testlerinin amacı müşterilere farklı modellerin standart testlerdeki yakıt tüketimi hakkında karşılaştırmalı bilgi sunmak. Gerçek hayattaki çok değişken koşullar nedeniyle kuralları sıkı sıkıya belirlenmiş ve karşılaştırılabilir bir test yapılması gerekiyor. Şu anda Avrupa'da AB'nin 80/1268/AET (en son 2004/3/EC ile değiştirildi) direktifine göre yakıt tüketimi testleri yapılıyor. Uluslararası alanda kabul gören bu testler önceki testlere göre gerçek koşullardaki yakıt tüketimini daha doğru gösteriyor.

      Testte kullanılacak araçların en az 3000 km kullanılmış olması gerekiyor. Test iki bölümden oluşuyor; şehir içi ve şehir dışı.

      Şehir içi testi

      Bu test bir laboratuarda 20°C ila 30°C sıcaklıkta döner bir yol üzerinde motor soğuk olarak başlanarak yapılır. Bu testte çeşitli hızlanmalar, sabit hızda gidişler, yavaşlamalar ve boşta çalışmalar bulunuyor. En yüksek hız 50 km/s, ortalama hız 19 km/s ve geçilen mesafe de 4 kilometredir. Aşağıdaki grafikteki birinci bölüm bu testi gösteriyor. Testin bu bölümü şehir içinde sürekli dur kalk trafiğini yansıtıyor.

      Şehir dışı testi

      Bu test şehir içi testinin hemen ardından yapılır ve aşağı yukarı yarısı sabit hızda gidişten ve geri kalın da hızlanma, yavaşlama ve biraz boşta çalışmadan oluşur. En yüksek hız 120 km/s, ortalama hız 63 km/s ve geçilen mesafe de 7 kilometredir. Bu test de aşağıdaki grafiğin sağ tarafında gösteriliyor.

      Ortalama yakıt tüketimi rakamı

      Ortalama yakıt tüketimi şehir içi ve şehir dışı rakamlarının bileşimidir. Bu nedenle, her iki testin her bölümde geçilen mesafeye göre ağırlıklı olarak alınmış ortalamasıdır.

      Yakıt tüketimi testi grafiği
      Yukarıdaki hız ve zaman grafiğinde test sırasındaki hızlanmalar, yavaşlamalar, sabit hızda gidişler ve boşta çalışmalar gösteriliyor. Belirtilen zamanlara ve hızlara aynen uyulması büyük önem taşıyor, izin verilen toleranslar çok düşük. Bu nedenle, testi yapan sürücülerin çok dikkatli olması ve testi çok hassas bir şekilde uygulaması gerekiyor. Bazen testin doğru olarak yapılıncaya kadar 25-30 kez tekrar edilmesi gerekebiliyor. Test sürücülerinin işi hiç de kolay değil, ama testlerin karşılaştırılabilir olmasının başka yolu da yok.
      Test Bilgileri
      Test Tarihi: 27.03.2006 (motorin fiyatı ve maliyet rakamları da aynı tarihin)

      Sabah Yola Çıkış (Kozyatağı, Hal, Petrol Ofisi) = 07:45

      Antalya Varış (Petrol Ofisi, Erdemli Petrol) = 18:40

      Toplam Süre : 10 saat 55 dakika

      Geçilen kilometre: 703.7 km

      Toplam yolculuk süresi (molalar dışında) = 9 saat 53 dk

      Ortalama hız (yaklaşık) : 71.2 km/s (trafik ışığı, gişe, trafik sıkışıklığı vb. dahil)

      Tüketilen yakıt miktarı (motorin) : 26.58 litre (deponun pompada aldığı yakıt)

      1 litre yakıtla gidilen ortalama mesafe = 26.474 km

      100 km'de ortalama tüketim = 3.77 litre

      Yakıta (26.58 litre) ödenen tutar = 59.01 YTL

      0.083 YTL / kilometre

      100 km'de = 8.30 YTL (27.03.2006 tarihindeki yakıt fiyatlarına göre)

      Bu tüketime göre bir depoyla (60 litre) tahmini menzil = 1588.44 km.

      Peugeot 307 1.4 HDI (2004 model) resmi yakıt tüketimi rakamları, şehir içi, şehir dışı, ortalama = 5.5 - 4.0 - 4.5 litre/100 km.

      Lastikler = standart Continental Ecocontact EP 195/65 R 15 H

      Lastik basıncı = ön 2.4 bar, arka 2.55 bar (üreticinin önerisi, normalde ön/arka 2.4 bar, yüklüyken, ön: 2.6, arka 3.0 bar)






      _____________________________

    • Yarbay
      11050 Mesaj
      14 Haziran 2006 00:58:12
      faydalı bilgiler...


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      602 Mesaj
      14 Haziran 2006 01:06:09
      tesekkürler effem


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mertturkozu -- 14 Haziran 2006; 1:06:42 >
      _____________________________

    • Binbaşı
      1921 Mesaj
      14 Haziran 2006 02:48:04
      böyle faydalı bilgilerin olduğu bir topik varmıydı,yoksa her topiğe bu gözle baka baka bana mı öyle gelmeye başladı


      varsa hemen topikleri birleştirip ,kısayollara ekleyelim.


      bu arada bilgiler için teşekkürler.



      _____________________________

      ..........................her şey fiyat/performans oranıdır..........................
      ...........[Otomobil Bölümü] VERİ TABANINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ............
    • Yüzbaşı
      638 Mesaj
      14 Haziran 2006 04:15:12
      çok sağol arkadaşım bide 407 yapsanız şunu iyi olur eline sağlık helal olsun sana


      _____________________________

      İçeçek siparişi alınır (absint hariç) :)
    • Binbaşı
      1373 Mesaj
      14 Haziran 2006 08:40:50
      teşekkürler iyi çalışma


      _____________________________


    • Emekli Yönetici
      6659 Mesaj
      14 Haziran 2006 09:29:40


      Turbo nasıl çalışır, turbonun motordaki fonksiyonu nedir?


      Bir motorun gücü, yanma hücrelerinde belli zaman aralığında tükenilen yakıt ile doğru orantılıdır. Daha yüksek ve düzenli yanma için daha çok oksijene ihtiyaç duyulur. Günümüzde motor hacimleri sabit tutularak aynı motordan daha fazla verim alabilmenin yolu, yanma hücrelerine turbo vasıtasıyla daha fazla hava aktarabilmekle mümkün olmaktadır. Turbonun temel çalışma prensip, türbin pervanelerinin atık ekzost gazları ile hızla harekete geçip, hava filitresinden bol ve sıkıştırılmış havayı emerek, yanma hücrelerine aktarmasıdır.
      Turbolu motorlarda artık ekzost gazı enerjisi, motorun performansını artırdığı için gerçek manada yakıt tüketiminde tasarruf yapılmaktadır. Ayrıca turbolu motorlarda yakıt gereği gibi tüketildiğinden, çevre koşulları bakımından da vazgeçilmez tercih nedenidir. Bir diğer avantajı ise ülkemizin coğrafyası gibi, bir hayli tırmanış gerektiren yol koşullarında, turbolu motorda güç kaybı en az seviyede oluşmaktadır.

      Turbolu motorlarda motor yağının önemini nedir?

      Turbonun motordan bağımsız bir ünite olduğu halde, motorun ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Motor yağının, yağ filitresinin ve hava filitresinin düzenli bir şekilde değiştirilmesi, turbolu motorların performansının arızasız devamı için en önemli koşuldur.

      Turbolu motorlarda mutlaka araç üreticisinin tavsiye ettiği yüksek kalitede motor yağları kullanılmalıdır. Zira düşük kalitede motor yağları özellikle turbonun içi gövdesinde yüksek ısıyla karbonlaşıp, turboya büyük zarar verir. En önemli zarar, zamanla kümeleşen karbon parçacıklarının turbo yağ kanallarını tıkayarak pervaneli milde, segmanlarda ve gövdede önemli hasarlar meydana getirmesidir. Motorun arızasız çalışması için en az beş misli daha önemlidir. Zira günümüzde turbo devir sayısı 150-300.000 rpm gibi rakamlarla ifade edilebilmektedir. Bu yüksek devirde turbonun çok kısa süre için yağsız kalması, bozulması için yeterli sebeptir.

      Motorun turbo ile olan tüm yağ bağlantılarının (yağ giriş çıkış boruları ve karter havalandırması) çok titizlikle gözden geçirilip, arızalarının giderilmesi şarttır.

      Turboları uzun ömürlü olması için nelere dikkat edilmelidir?
      Öncelikle kötü kalitede hava filitreleri zamanla aşınmakta ve buradan kopan tel veya kağıt parçaları turbonun içine çekilerek turbonun emiş pervanesini kırmaktadır. Ayrıca hava filitrelerini temizlemek için basınçlı hava tutmak çok sakıncalıdır.

      Motordan kopup gelen kırık segman veya piston parçacıkları mercimek kadar küçük olsalar bile dakikada 150 bin devirde dönen ekzost pervanesine çarptıkları zaman büyük hasarlar meydana getirirler. Matkap ile delinmesi mümkün olmayan pervane kanatları bu yüksek devirde dönerken her hangi bir sert cisimle temas ettiğinde hemen kırılmaktadır. Bu nedenle motorun sürekli olarak bakımlı olmasına dikkat edilmelidir.

      Turbolu araçları kullanırken uyulacak kurallar nelerdir?
      Turbolu araçlar sabahları ilk çalıştırılışta kesinlikle gaz verilmemelidir. Ayrıca uzun yolculuklar sonrasında araç stop edilmeden önce mutlaka bir dakika süreyle rölentide çalışmasına dikkat edilmelidir. Aniden stop edilen turbolu araçlarda turbonun içindeki yağ zamanla kurumlaşmakta ve turbonun yağlama kanallarını tıkamaktadır. Dolayısıyla turbonun ömrü kısalmakta veya turbonun yağ vermesine sebep olunmaktadır.

      Kaçak mazot kullanımının turboya zararı nedir?
      Kaçak mazot kullanılan araçlarda zamanla motor yağının niteliği bozulmakta olup ilk önce turboya zarar vermektedir. Zira unutulmaması gereken nokta turboda toleranslar motora göre çok daha hassas ve küçüktür. Motora ilk görünüşte zararı olmayacak yağdaki bozulma turboya rahatlıkla hasar verebilmektedir.

      Günümüzde kullanılan turbo dizel arabalarda dizel kalitesi nasıldır?
      Günümüzde kullanılan turbo dizel araçlar öncelikle comman rail teknolojisine sahip oldukları için bu araçlarda kullanılan yakıt kalitesi çok ama çok önemlidir. Dikkat edilecek olursa günümüz Türkiye’sinde Avrupa Birliği uyum yasaları uyarınca akaryakıt üretiminde ve satışında bazı yenilikler yapılmıştır. Bu yapılan değişikliklere eş zamanlı olarak otomobil ithalatçıları CDİ, HDİ, ve TDİ tipi araçları ithal etmeye ve iki yıl garanti çerçevesinde satmaya başlamışlardır. Daha önceleri Avrupa’da uzun zamandır kullanılan bu araçları ithal edip satmaya yakıt kalitesinden dolayı cesaret edemiyorlardı. Yinede itiraf etmek gerekirse Türkiye’de satılan dizeller Avrupa’dakilerden çok daha düşük kalitededir. Bu kalite farkı zaman içinde tarifsiz turbo ve pompa arızalarının sebep olabilmekte, araç sahibi ile satıcı karşı karşıya getirmektedir. TDİ, CDİ ve HDİ araç sahiplerinin mutlaka bildikleri yerlerden dizel yakıt almalarını ve kesinlikle katkı maddesi kullanmamalarını daha iyidir..


      alıntı:metalok



      _____________________________


    • Emekli Yönetici
      6659 Mesaj
      14 Haziran 2006 09:51:30


      Yeni nesil dizel araç sahiplerinin, araçlarının yakıt, yağ ve su seviyeleri konusunda duyarlı olmaları gerektiği, aksi taktirde yolda kalmalarının yanında tamiri için de yüksek maliyetlerle karşılaşabilecekleri bildirildi.
      Çukurova Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Otomotiv Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadir Aydın, son yıllarda tasarruflu olmaları nedeniyle vatandaşların dizel araca yönelik taleplerinin arttığını söyledi.
      Dizel araç sahiplerini olumsuz bir durumla karşılaşmamaları için araçlarının yakıt, yağ ve su seviyesine mutlaka dikkat etmeleri konusunda uyaran Aydın, ayrıca, yeni nesil dizel araçlarda kükürt oranı 50 PPM'in altında olan motorinin kullanılması gerektiğini ifade etti.
      Aydın, yeni nesil dizel araçların çok lüks olmalarının yanında motorlarının da bir o kadar hassas olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
      ''Püskürtme özelliklerinin en düşüğü 1400 barda yapılıyor. Hatta 2 bin 145 barda çalışan dizel motorlar var. Dolayısıyla bu yükseklikte basınçta çalışan bir araç hatayı kesinlikle affetmez. Bu nedenle gösterge tablosundaki en hassas uyarılar bile dikkate alınmalı. Eğer yakıtın azaldığını gösteren uyarı sinyali dikkate alınmaz ve yakıt tamamen biterse motor hava yapacağından sürücünün aracını çalıştırabilmesi mümkün olmaz. Aracın hareket etmesi için mutlaka servisin çağrılması gerekiyor.''

      ''YAKITIN BİTMEMESİ GEREKİYOR''
      Prof. Dr. Aydın, eski dizel araçlarda enjektör ve pompa ayarı ile hava yapan motorun ayarlanabildiğini hatırlatarak, ''Ancak, şimdiki araçlar çok hassas oldukları için bunu yapmanın imkanı yok. Tamiri olanaksız olduğundan komple değiştirmek gerekiyor, bunun maliyeti de bin 500 YTL'den başlıyor'' dedi.
      Dizel araçların hava yapmaması için yakıt kontrolüne azami önem verilmesi gerektiğini anlatan Aydın, ''Son aşamasına kadar tüketme yerine yakıt deposu uyarı sinyalini görür görmez takviye yapın. Dizel araç sürücüleri yüksek oranlardaki maliyetlerle karşılaşmamak için araçlarının yakıtına, yağına ve su seviyesine dikkat etmeliler'' dedi.


      alıntı: yavuzhan26


      ++++++++++++++++++++++++++



      Çok değil daha on yıl öncesine kadar dizel dendiğinde akla ekonomik ama gürültülü, güçlü olmasına rağmen pek de seri olmayan araçlar gelirdi.Hatta LPG modası başlamadan önce ticari taksilerin pek çoğu dizel olan ülkemizde yolda yürürken yanınızdan geçen aracın dizel oldugu gürültüsünden kolayca anlaşılırdı.Ekonomik olmasına rağmen yükek gürültü ve düşük çekiş dizel araçların tercih edilirliğini olumsuz etkilerdi.Özellikle 90’lı yılların ikinci yarısından sonra öncülüğünü Delphi Diesel’in yaptığı, yakıt enjeksiyon sistemi üreticileri büyük AR-GE yatırımları sonucunda dizel araçları çok daha popüler hale getirmeyi başardı.Dizel araçların popüler olması sadece yakıt sarfiyatı ve gürültü temizliğinde olmadı, binek aracı güçlü bir motorla kullanmanın zevki dizellerin daha fazla tercih edilmesinin bir diğer sebebi oldu.

      Güçlü ,Cimri,Çevreci
      Amerikalıların çok kullandığı bir deyim var, “aracı beygir gücü sattırır,tork götürür” derler, araç satın alırken beygir gücüne bakarak performansı hakkında karar veririz ancak o gücü oluşturan esas unsur tork’tur bu da dizellerin işidir.Dizel kullanıcıları ara hızlanmalarda aracın sahip olduğu bu tork gücünü sonuna kadar damarlarında hisseder ve bundan da buyuk keyif alır, zaten bugün satılan pek çok lüks dizel araç kullanıcısı adeta tutku halini alan bu tork hissiyatının onları dizel’e bağımlı kıldığından sözeder.

      Dizel araçlar yakıt sarfiyatı konusunda muadili benzinli araçlarla kıyaslandığında aradaki fark açık olarak görünür.Örneğin aynı model benzinli ve dizel eşit miktarlarda yakıt ile yol testine çıkacak olsa dizel’in yaklaşık yüzde 30 daha uzağa gittiği görülür ki ayrıca buna fiyat düşüklüğü farkı da eklendiğinde yüzde 50’lere varan oranlarda bir tasarruftan söz edilmesi hiç de yanlış olmaz.Ayrıca toplu taşım araçlarının(minibüs,otobüs,tren ..vb) dizel secilmesi sadece az yaktığı için değil, olası bir kaza anında yakıtın tutuşma-parlama özelliğinin diğer yakıtlara göre emniyet sınırının çok altında olduğu içindir.


      Dizel denince akla gelen bir diğer konu da düşük eksoz emisyon değerleri..Son teknoloji dizel motorların emisyon oranları benzinli motorlar ile karşılaştırıldığında çok daha düşük değerler elde edilmekte ve bu da çevre ile ilgili duyarlılığımızın üst düzeye ulaştığı günümüzde dizel motorların tercih edilme oranını doğrudan etkiliyor.
      Bu tercih edilirlik kendini rakamlarla da açık biçimde gösteriyor. Avrupada üretilen yeni nesil binek araçların yüzde 50’si dizel ,Türkiyede de bu trende parelel olarak 2002 yılında yüzde 12’ye çıkan ( 2001-% 3) dizel binek araçların oranı 2003’te yüzde 17’ye ulaşırken 2004 yılında bu rakamın yüzde 22’nin üzerinde olması bekleniyor.

      Delphi Diesel

      Dizeldeki bu gelişmeye, alanının en güçlü ismi Delphi buluşları ile önderlik ediyor .Delphi’in geliştirdiği yüksek basınçlı yakıt enjeksiyon sistemleri 8 silindirli’den 3 silindirliye kadar her tip motora uygulanarak , günümüzde dizel teknolojilerinin geliştirilmesinin yolunu açan devrim niteliği taşıyor.Pazar paylarındaki bu gelişmeyi Delphi’ın satış rakamlarında da görmek mümkün.Delphi 2003 yılında dünya genelinde 5 milyon adet’ten fazla Common Rail ve Birim Enjektör sistemi üretti, bu sayının 2004 yılında daha da artırılması hedefleniyor.

      http://www.dieselset.com/mtr/wrt_det.asp?id=5






      _____________________________


    • Yüzbaşı
      279 Mesaj
      14 Haziran 2006 10:20:38
      Biraz alakasız olucak ama bişey sorucam. Dizel aracım var kontağı yarım çevirdiğimde ekranda yanan ikazların sönmesini beklemelimiyim? beklemeden hemen ateşlersem herhangi bi sorun olur mu? Birkaç kişi her ateşlemeden önce ikazların sönmesini beklememi söyledi de böyle bir gereklilik varmı gerçekten?


      _____________________________

      Ignorance is bliss...
    • Yüzbaşı
      602 Mesaj
      14 Haziran 2006 10:41:56

      quote:

      Orjinalden alıntı: Tyrael

      Biraz alakasız olucak ama bişey sorucam. Dizel aracım var kontağı yarım çevirdiğimde ekranda yanan ikazların sönmesini beklemelimiyim? beklemeden hemen ateşlersem herhangi bi sorun olur mu? Birkaç kişi her ateşlemeden önce ikazların sönmesini beklememi söyledi de böyle bir gereklilik varmı gerçekten?


      arkadaşım aradığın bilgiler burada var.
      http://forum.donanimhaber.com/m_7250780/tm.htm



      _____________________________

    • Emekli Yönetici
      6659 Mesaj
      14 Haziran 2006 10:52:09
      bildiğim kadarıyla
      uyarı ışıkları sönme süresi, elektrik o ünitelere gelip kontrol edecek kadar geçen süre anlamına geliyor... yani herşeyini kontrol edip yağını, abs ni ..vs ondan sonra bu ışıklar söndükten sonra yani okey verdikten sonra yola çık anlamına geliyor.
      bunu kontrol etmesi çok önemli.. çünkü bu sizin ve aracınızın emniyetini sağlıyor.....
      ama kendine güveniyorsan benim aracım tas tamam diyorsan bu ışıkları illede sönmesini beklemeyebilirsin (özellikle benzinli araçlarda)
      ayrıca bu ışıklar tam sönmeden çalışması durumunda kontol ünitesi bazı durumlarda görevini yapamamış olabiliyor.

      ilave : kızdırma bujilerinin randumanlı çalışması içinde bu bekleme süresi önemli
      quote:

      Orjinalden alıntı: Tyrael

      Biraz alakasız olucak ama bişey sorucam. Dizel aracım var kontağı yarım çevirdiğimde ekranda yanan ikazların sönmesini beklemelimiyim? beklemeden hemen ateşlersem herhangi bi sorun olur mu? Birkaç kişi her ateşlemeden önce ikazların sönmesini beklememi söyledi de böyle bir gereklilik varmı gerçekten?




      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi serkes -- 14 Haziran 2006; 11:07:36 >
      _____________________________


    • Emekli Yönetici
      6659 Mesaj
      14 Haziran 2006 10:59:56

      1) kızdırma bujisi ne işe yarar : mazot çabuk katılaşmaya giden bir yakıttır. içinde bulunan parafin oranına göre( parafin bildiğimiz mumdur ) çok düşük sıcaklıklarda donma noktasına gider. piyasada euro dizel diye satılan yakıtlarda donma derecesi -20 - 25 derece civarıdır. yani bu sıcaklıkların ötesinde mazot kristalleşerek donar. dizel aracımızı çalıştırmaya hazırlanırken biz uygun olan çalışma şartlarını şu şekilde sağlarız, yakıtı ve yanma hücresini uygun alevlenme ortamına getirerek. işte bu işi araçlarımızda kızdırma bujisi yapıyor. giren hava ısıtılmaz arkadaşlar, yanma odası, enjektör tepeleri uygun sıcaklığa getirilir. Dizel motorların çalışma prensibi sıkıştırılmış ve bu sayede çokça ısınmış (yaklaşık 850 derece) olan havanın üzerine enjektör sayesinde motorin püskürtülerek yanmanın sağlanmasından ibarettir.

      2) kızdırma buji lambası (standardı rezistans işaretidir) sönmeden motoru çalıştırmaya uğraşmak gereksiz yere karbon birikimine sebep olur, bunun acısını ilerde yaşarsınız. gereksiz karbon birikimi aracınızda çekiş düşüklüğüne sebep olur, gürültülü çalışmasına neden verir. Common Rail sistemlerde bu rezistans zaten 2-3 saniyeden fazla yanmamaktadır. yani kzıdırma görevi sona ermektedir. ondan sonra gönül rahatlığıyla marşa basabilirsiniz.

      3) Turbo nasıl çalışır.
      Tamamen Daha İyi Bir Yanmadan İbaret

      Turbocharger hava-yakıt karışımının daha yanıcı olmasını sağlar. Bu motorun yanma hücresine daha fazla hava sıkıştırılmak suretiyle olur. Bu da pistonun “patlama” sonrasında daha fazla güçle aşağı itip inmesine, sonuç ta artı tork üretilmesine imkan verir. Bu olay yoğunlaştırılmış hava moleküllerinin sıkıştırılması suretiyle yapılır. Ancak asıl hikaye turbocharger’ın bunu nasıl yaptığıdır.

      İki Çarkın Hikayesi

      Turbocharger temel olarak bir hava pompasıdır. “Yanma-güç” sonrası motoru terk eden sıcak egzoz gazları turbochargerın türbin pervanesine yönlendirir ve onu döndürür. Türbin pervanesi şaft vasıtasiyle kompresör pervanesine bağlıdır. Türbin pervanesi döndüğü sürece kompresör pervanesini de döner. Kompresör pervanesinin dönüşü esnasında temiz hava içeri çekilir ve motorun manifold-cooler üzerinden yanma hücresine gönderilmeden önce sıkıştırılır.

      Tahmin edileceği gibi kompresör salyangozunu terk eden hava sıkıştırılma ve sürtünme gibi nedenlerle çok sıcaktır. Bu yüzden sıcak havayı silindir içine yönlendirmeden soğutmak gerekir. İşte burada charge-air cooler (veya “heat exchanger”) devreye girer. Sıkıştırılmış havanın ısısı düşürken yoğunluğu artar. (Bilindiği üzere ısı genleşme sebebidir) Charge-air cooler aynı zamanda yanma odasının ısısını da düşürür. Böylece, motor, turbocharger ve charge-air cooler “charge-air system”ı meydana getirir.

      turbo her devirde devreye girmez, alt devri rölanti sınırı olamaz, bu sistem stop edildiği anda turbo ünitesinin yağsız kalmasına neden olmaktadır. bu da ana yatağın bozulmasına, turbonun dağılmasına neden olmaktadır.benden size tavsiye fazla değil, 25-30 saniye aracınızı rölantide bekleterek stop ediniz, gaz vererek kesinlikle stop etmeyiniz.

      arkadaşlar dizel motora fazla devir çevirtmeye çalışmak anlamsızdır

      tork devrinde kullanmak hem atak bir sürüşü hem de yakıt tasarrufunu beraberinde getirir.


      alıntı: sonmocan



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi serkes -- 14 Haziran 2006; 11:03:13 >
      _____________________________


    • Emekli Yönetici
      6659 Mesaj
      14 Haziran 2006 11:37:16


      Turbo unitesi, motorun gaz cevriminde yer alan bir ara unitedir. Egzost gazlarindan hareket alan turbin kanatciklari, esmerkezli saftin diger ucundaki kompresor kanatciklarini harekete gecirerek emme manifolduna gonderilecek olan havanin basincini yukseltir. Motor devri ile egzost gazlarinin debisi dogru orantili oldugu icin turbo devri de motor devri ile dogru oranilidir dolayisiyla. Hatta çok yuksek devirlerde turbonun asiri basinc yukseltme tehlikesine onlem olarak tahliye valfleri, havanin belirli bir maksimum basincin uzerine cikmasini engeller.

      Gelelim turbo motorlarin neden durdurulmadan once rolanti devrinde bir iki dakika calistirilmalari gerektigi hadisesine... Oncelikle bu konu sadece tam sentetik motor yagi kullanmayan turbo motorlar icin gecerlidir. Amaci ise, surekli olarak motor yagi ile yaglanan ve yuksek devirlerde isinan turbo biriminin, motor aniden durduruldugu zaman yag cevriminin de durmasiyla birlikte, turbo yag kanallarinda kalan yagin kendiliginden yuksek sicaklik nedeniyle kavrulup kurumlasmasinin onlenmesidir. Rolantide bir sure calistirilinca, turbo unitesi yag cevrimi ile soguyarak yagi kavuracak yuksek isidan kurtulur. Eger motorunuzda tam sentetik yag kullanirsaniz yagin kavrulmasi probleminden mumkun mertebe uzak kalirsiniz. Aksine mineral bilesimli yaglari kullanirsaniz, turbo kanallarinda yagin kavrulmasi cok olasidir. Ancak uretici tavsiye etmiyorsa kendi kendinize tam sentetik yag koymaya karar veremezsiniz, motorunuzun yag keceleri tam sentetik için uygun olmayabilir. O zaman basiniza daha buyuk bir çorap orebilirisiniz. Isin ozeti budur, eger gercekten turbo unitesi alt devirlerde devre disi kalan bir motor uygulamasi mevcutsa orneklerini anlatmaniz memnun edici olacaktir.


      Sicak dizel motorun durdurulmadan once rolantide bekletilme suresi 90-120 saniye kadar olabilir. Kullandiginiz motor yaginin ne olduguna dikkat ediniz ve bu bekleme sureleri için ureticinin kullanma kitapciginda tavsiye ettigi degerleri goz onune aliniz, burada anlattiklarimiz tum genel kullanicilara hitap etmektedir, tek tek marka modele gore her aracin bekleme suresini veremeyiz...

      Turbonun arızalanma ihtimalini azlatmak için yağdeğişim zamanını aşmamalı ve mümkünse tamsentetik yağ kullanılmalı.Ayrıca hava filtresinin temiz ve saglam olmasıda çok önemliymiş. Çünkü hava filtresinden gelebilecek parçalar turbo kanatçıklarına zarar verebilirmiş.

      ++++++

      Ayrıca enjeksiyon sisteminin saglam kalması açısından da kaliteli eurodizel kullanmalıyız.Kalitesiz yakıt mazot filtresinin ve enjektörlerin zamanla tıkanmasına neden oluyormuş. Ayrıca sürekli devirsiz kullanmak da motorda kurumlanma yapabilir, devirsiz kullanırken gaz pedalına çok az basın,eger araç zorlanıyorsa gaza daha fazla basman yerine bir altviterse alıp biraz daha devirli kullanın. Yani aracın max tork verdigi devirlerde kullanmak uygun olanı. (Buda aracına göre değişmek üzere genelde 1900-3000 devirler arası gibi)


      alıntı: mühendis06
      alıntı: emre
      alıntı: Se®k@n





      _____________________________


    • Yüzbaşı
      429 Mesaj
      14 Haziran 2006 14:49:26
      peki bu turbo neden sadece dizelde kullanılıyor. benzinli motorda kullanılan varmı? (ben hiç duymadım) veya bu yönde çalışma var mıdır acaba.


      _____________________________

    • Binbaşı
      1006 Mesaj
      14 Haziran 2006 15:16:32

      quote:

      Orjinalden alıntı: effem

      peki bu turbo neden sadece dizelde kullanılıyor. benzinli motorda kullanılan varmı? (ben hiç duymadım) veya bu yönde çalışma var mıdır acaba.

      benzinlilerde çok çok önceden kullanıldı.



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      429 Mesaj
      14 Haziran 2006 20:18:10

      quote:

      Orjinalden alıntı: cncrd



      Alıntıları Göster


      benzinlilerde çok çok önceden kullanıldı.



      e şimdi niye kullanılmıyor peki?



      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      14 Haziran 2006 20:42:08
      Maliyeti yüksek olur.Bir de fazla yakar.


      _____________________________

    • Onbaşı
      35 Mesaj
      21 Haziran 2006 12:18:05
      Benzinlilerdede hala kullanılıyor arkadaşlar. Passat 1.8T,Volvo S80 2.0T,Saablar vede Mercedes Kompressor Benzinlilerdede turbo kullanıyolar yani


      _____________________________

      Opel Corsa CDTI
    • Binbaşı
      1032 Mesaj
      22 Haziran 2006 11:32:33
      bir soruda benden

      acaba bütün dizel motorlar gaz verirken (özellikle ilk kalkışlarda) egzozdan siyah duman atar mı? benim araç azda olsa atıyorda.
      eğer atar diyorsanız sebebi nedir?

      teşekkürler



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      404 Mesaj
      30 Haziran 2006 13:01:02
      egzozdan siyah duman atması demek turboda bi sorun var anlamına gelebilir. Eğer aracında turbonun arızalı olabilceğini gösteren aşka belirtiler de(çekişde düşme vs..) varsa ya servise ya da bi turbocuya göstermende fayda var bence


      _____________________________

Reklamlar
-x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.