Şifremi/Kullanıcı Adımı Unuttum
Bağlan Google+ ile Bağlan Facebook ile Bağlan
Şimdi Ara

Dil devrimi gerekli miydi?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı
41
Cevap
0
Favori
942
Tıklama
Cevapla
Tüm Forumlar >> Konu Dışı / Off Topic >> Konu Dışı >> Dil devrimi gerekli miydi?
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
  • Yüzbaşı
    811 Mesaj
    bildiğiniz üzere osmanlı yıkıldıktan sonra cumhuriyet dönemine geçilince harf devrimiyle beraber latin alfabesine geçilip dil devrimi yapıldı. harf devrimi konusunda sıkıntı yok gayet güzel sonuçta eski göktürk alfabesine benziyor ve türkçeye daha uygun.

    fakat farsça'dan arapça'dan geçmiş sözcükleri dilden çıkarmaya çalışmak doğru ve mantıklı bir hamle miydi?

    bugün ingilizce dünyanın en zengin dili bunuda latinceden fransızcadan veya almancadan çevre dillerden ve etkileşime girdiği kültürlerden edindiği kelimelere ve alışverişlere borçlu.

    bu sayede ingilizler geçmiş dönemiyle ve çevresiyle daha iyi bağlantı kurabilirken, biz 100 yıl önce yazılmış şiirleri veya selçuklu döneminde yazılmış eserleri zar zor anlayabiliyoruz.

    sizce bu mantıklı bir hamle miydi?

    ben bu konuda japonya'yı çok takdir ediyorum. onlarda bizim gibi uygarlaşmak ve batılı ülkelerden geri kalmamak için batıyı örnek aldı fakat sadece teknolojisini örnek aldı kendi kültürlerini ulusal kıyafetlerini, kültürlerini ve dillerini korudu.

    bizimkisi ise batıya yaranmak için bütün bağımızdan kopmuşuz ve giderek onlara benzemeye çalışmışız, hatta osmanlıyla ve daha öncesinde selçukluyla olan bağımızı yok etmek için kültürümüze varıncaya kadar arındırmak için çabalamışız gibi bir kompleksli hava izlenimi uyandırıyor.

    japonya geçmişini ve kültürünü silmeye çalışmazken biz neden ayıpmış gibi utanarak geçmişimizden kültürümüzden benliğimizden ödün verircesine tarih yolunda geçtiğimiz ayak izlerimizi silmeye çalıştık

    türkiye ve cumhuriyet tarihi inşaa edilirken osmanlıyla ve selçukluyla hiç bir bağımız yokmuş gibi direk orta asyaya atlamak zorundaymışız gibi bir kompleks oluşmuş. fakat bunda bir tezatlık var biz orta asyalıdan çok hem kültürel hem genetik olarak osmanlı torunu, ondan öncesinde ise selçuklu torunuyuz. bu kültürlerden kopmaya çalışıp sanki bin yıllık soylu avrupalılarmışız gibi kıyafetinden kültürüne tamamiyle onları örnek almak bana absürt geliyor.

    sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi 4F3 -- 17 Mart 2018; 21:26:51 >



    |
    |
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    714 Mesaj
    Bence latin alfebesine cekilmesi cumhuriyetten bile daha önemliydi. Araplarla ayni harfleri kullaniyor olmak bile ürkütücü.



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    The universe is made of protons neutrons electrons and morons.
  • Yarbay
    8015 Mesaj
    Dilimizi biz kaybettik ve kaybediyoruz.



    Teknoloji üreten örnek alınan bir millet değiliz dolayısıyla yeni kelimeler özentilik gırla gidiyor.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
    There's a hunger still unsatisfied.
  • Uzaklaştırılmış 358062 gün cezanın, 358061 gün 11 saat 40 dakika kadarı kaldı.
    Bir günde cahil kaldık.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
  • Yarbay
    10075 Mesaj
    Gündelik kullandığımız kelimelerin büyük kısmı Farsça ve Arapça'dan gelenler zaten? Kimsenin bunları çıkarmaya çalıştığını görmedim.

    trigger cring mring diye zırvalayan ekşicilerden bahsediyorsan görmezden gel gitsin. Toplumun 10.000'de 1'ini falan anca temsil ediyor onlar.
    _____________________________
  • Yüzbaşı
    811 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Dovahkiin

    Gündelik kullandığımız kelimelerin büyük kısmı Farsça ve Arapça'dan gelenler zaten? Kimsenin bunları çıkarmaya çalıştığını görmedim.

    trigger cring mring diye zırvalayan ekşicilerden bahsediyorsan görmezden gel gitsin. Toplumun 10.000'de 1'ini falan anca temsil ediyor onlar.

    Dil Devrimi, Türkçenin, Arapça ve Farsça kökenli sözcük ve dilbilgisi kurallarından arındırılıp Türkiye Cumhuriyeti'nin ortak, ulusal dili olarak yazı ve konuşma dili haline getirilmesini amaçlayan, 12 Temmuz 1932 tarihinde başlayan devrim.

    yanlışsa düzelt.
    _____________________________




  • Teğmen
    150 Mesaj
    Eski Kullanıcı Adı:
    Fun Lovin Criminal


    ingilizlerin geçmişiyle bizimki bir mi? bizim geçmişimiz(padişahlık sistemi vs) koskoca osmanılının yıkılmasına sebep oldu. üstelik dil devrimiyle batılılaşma yaşandı biraz daha. tarihim kötüdür ama araplardan pek de bir yarar görmedik aksine zarar gördük.

    bunun yanında atatürkün dediği gibi dilini kaybeden milletini mi kaybederdi neydi şimdi tam hatırlamıyorum ama gerçekten öyle. çünkü başka dilde yaşayınca o kelimelerle daha çok bağdaşıyorsunuz ve oranın kültürünü daha çok benimsiyorsunuz ister istemez aynı kelimelerle anlatıldığı için. atatürk bu durumu düzeltti işte. iyi de yaptı. gerekli miydi dersen bence gerekliydi.

    bir de şey durumu vardı mmm nasıl deniyordu mmmmmm ya hani zenginler, hacılar, halk, çiftçi falan böyle ayrılıyor ya gruplara ha zümree şimdi hatırladım zümreler farklı farklı konuşuyorlardı. şairler farklı bir dil kullanıyordu, halk farklı bir dil kullanıyordu ve halk sanattan biraz daha mahrum kalıyordu. böyle durumlar da vardı. yani gerekliydi bence.
    _____________________________
    spinnin' round and round




  • Yüzbaşı
    811 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: Fun Lovin Criminal

    ingilizlerin geçmişiyle bizimki bir mi? bizim geçmişimiz(padişahlık sistemi vs) koskoca osmanılının yıkılmasına sebep oldu. üstelik dil devrimiyle batılılaşma yaşandı biraz daha. tarihim kötüdür ama araplardan pek de bir yarar görmedik aksine zarar gördük.

    bunun yanında atatürkün dediği gibi dilini kaybeden milletini mi kaybederdi neydi şimdi tam hatırlamıyorum ama gerçekten öyle. çünkü başka dilde yaşayınca o kelimelerle daha çok bağdaşıyorsunuz ve oranın kültürünü daha çok benimsiyorsunuz ister istemez aynı kelimelerle anlatıldığı için. atatürk bu durumu düzeltti işte. iyi de yaptı. gerekli miydi dersen bence gerekliydi.

    bir de şey durumu vardı mmm nasıl deniyordu mmmmmm ya hani zenginler, hacılar, halk, çiftçi falan böyle ayrılıyor ya gruplara ha zümree şimdi hatırladım zümreler farklı farklı konuşuyorlardı. şairler farklı bir dil kullanıyordu, halk farklı bir dil kullanıyordu ve halk sanattan biraz daha mahrum kalıyordu. böyle durumlar da vardı. yani gerekliydi bence.

    ingilizlerin geçmişi derken pek geçmişleri olduğunu sanmıyorum. ingilizler roma dışında yaşayan göçebe barbarlardı biz ingilizlerden çok daha önceden medeniyetle tanıştık diye biliyorum geçmişimiz daha eski.

    ben italyanların romalılardan utanç duyduğunu düşünmüyorum veya yunanlıların bizanslılardan ki onlarında karanlık dönemleri oldu.

    fakat bizim osmanlıdan ve selçukludan bu kadar öcü gibi bakmamızı anlayamıyorum sonuçta türk tarihinin zirveleri bu 2 devlet.

    ve bu 2 kültürü yok edersek geriye kımız, bozkır hayatı ve orhun yazıtları kalıyor.

    bizde ise tam tersi batılılara bizi affedin der gibi biz onlardan değiliz alın kültürümüzden kurtulduk osmanlıyı ve tarihimizi lanetliyoruz gibi bir hava var. buna dayalı hamlelerde bana biraz aşağılık kompleksi gibi geliyor.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi 4F3 -- 17 Mart 2018; 21:36:20 >
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    638 Mesaj
    Bir gece de cahil kalındığını söyleyenlere ithafen Yılmaz Özdil'in yazısıdır.

    nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. traktör sıfırdı, karasaban’dı. beş bin köyde sığır vebası vardı. hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480’di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. memlekette sadece 337 doktor vardı. sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü. diş hekimi, sıfırdı. dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. ortalama ömür 40’tı.

    *

    yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. toplam sermayenin sadece yüzde 15’i türk’tü. osmanlı’dan cumhuriyet’e miras kalan sadece dört fabrika vardı, hereke ipek, feshane yün, bakırköy bez, beykoz deri… elektrik sadece istanbul, izmir ve tarsus’ta vardı. otomobil sayısı bin 490’dı. sadece dört şehirde özel otomobil vardı.

    *

    kadın, insan değildi.

    *

    (veremle boğuşan halk, ahırda yatarken… bademlerin yere göğe sığdıramadığı abdülhamid’in 16 tane eşi vardı. nazikeda, safinaz, dilpesent, peyveste, nazlıyar, bidar, mezide, emsalinur hanım filan, 16 tane… yaş itibariyle, tamamı çocuktu. tayyip erdoğan’ın dedemiz dediği abdülmecid’in 22 eşi vardı. ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)

    *

    tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.

    *

    kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu, kimisi güneşin tamamen battığı ezani saat’i esas alıyordu. “saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan bi ses çıkıyordu.

    *

    kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda yaşıyordu!

    *

    dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz… ölçülerimiz ortaçağ’dı.

    *

    erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çoook uzaktı.

    *

    600 sene boyunca türkçe’nin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapça’yla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.

    *

    “harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” falan deniyor ya… ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.

    *

    bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, beş milyar adet satılmıştı. voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul’da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”

    *

    ve neymiş efendim, mezar taşı okuyacakmış…
    sen önce iki tane kitap oku da, dünyadan haberin olsun biraz!"
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    811 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: ülkücüadam

    Bir gece de cahil kalındığını söyleyenlere ithafen Yılmaz Özdil'in yazısıdır.

    nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. traktör sıfırdı, karasaban’dı. beş bin köyde sığır vebası vardı. hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480’di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. memlekette sadece 337 doktor vardı. sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü. diş hekimi, sıfırdı. dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. ortalama ömür 40’tı.

    *

    yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. toplam sermayenin sadece yüzde 15’i türk’tü. osmanlı’dan cumhuriyet’e miras kalan sadece dört fabrika vardı, hereke ipek, feshane yün, bakırköy bez, beykoz deri… elektrik sadece istanbul, izmir ve tarsus’ta vardı. otomobil sayısı bin 490’dı. sadece dört şehirde özel otomobil vardı.

    *

    kadın, insan değildi.

    *

    (veremle boğuşan halk, ahırda yatarken… bademlerin yere göğe sığdıramadığı abdülhamid’in 16 tane eşi vardı. nazikeda, safinaz, dilpesent, peyveste, nazlıyar, bidar, mezide, emsalinur hanım filan, 16 tane… yaş itibariyle, tamamı çocuktu. tayyip erdoğan’ın dedemiz dediği abdülmecid’in 22 eşi vardı. ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)

    *

    tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.

    *

    kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu, kimisi güneşin tamamen battığı ezani saat’i esas alıyordu. “saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan bi ses çıkıyordu.

    *

    kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda yaşıyordu!

    *

    dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz… ölçülerimiz ortaçağ’dı.

    *

    erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çoook uzaktı.

    *

    600 sene boyunca türkçe’nin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapça’yla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.

    *

    “harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” falan deniyor ya… ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.

    *

    bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, beş milyar adet satılmıştı. voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul’da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”

    *

    ve neymiş efendim, mezar taşı okuyacakmış…
    sen önce iki tane kitap oku da, dünyadan haberin olsun biraz!"



    dostum sen sanıyor musun romalılar veya bizanslılar mükemmel yaşıyordu veya persler çok harikaydı. ne olduysa oldu günahıyla sevabıyla bu senin kültüründür. ama sen dersen ki hayır bu adamlar bize ait değil bunlara ait ne varsa üzerimizden atalım bu aşağılık kompleksidir. tamam kitap oku ama kendi kültüründende oku illa dünyadan veya batı ne yazdıysa onu okuyacaksın demek bir aşağılık kompleksidir.

    ilim batıda olduğu kadar doğudada vardır. hatta ilim dünyaya doğudan yayılmıştır.

    osmanlı döneminde selçuklu döneminde iran tarihinde edebiyatında nice eserler yazılmıştır. arapça ve arap kültürü dünyanın en zengin dillerinden medeniyetlerinde ve kültürlerinden biridir. eğer sen bu tarafla yani doğuyla bağlantını koparmaya çalışırsan kendinden tarihinden ayak izlerinden benliğinden ödün vermiş olursun.

    yani bu tıpkı italyanların roma döneminde türlü barbarlık yapıldı kardeş katli vardı vs deyip kendini aslını kökenini inkar etmesi gibi bir şey bunu yalnızca aşağılık kompleksi olan toplumlar yapar.

    bugün iranlısı pers tarihiyle yunanlısı bizans tarihiyle italyanı roma tarihiyle gurur duyuyor hatasıyla sevabıyla kabul ediyor aslını inkar etmiyorken bize bu lüks nereden geliyor.

    ister kabul edelim ister etmeyelim osmanlı ve selçuklu türk tarihinin zirve medeniyetlerindendir hatasıyla sevabıyla bizimdir.

    benim dikkatimi çeken nokta neden kültürümüzden, benliğimizden ve bu imparatorluklar yoluyla kazandığımız etkileşimlerden, kelimelerden ödün verdik.

    ben burada osmanlı halkı neden şöyle yaşamış refah düzeyleri nasılmış demiyorum bu kültürden neden günah keçisi gibi kaçmaya çalışıp geldiğimiz yer olan doğu'dan ayak izlerimizi silmeye çalıştık. ve böyle yaptıkta batı bizi batılı mı kabul etti, yoksa avrupa birliğine mi aldı? bu eylem kime yaradı?

    o yoktu bu yoktu dediğin osmanlı devleti türk medeniyet tarihinin en ileri ucu onuda belirtmiş olalım.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi 4F3 -- 17 Mart 2018; 21:51:49 >
    _____________________________




  • Teğmen
    150 Mesaj
    Eski Kullanıcı Adı:
    Fun Lovin Criminal


    quote:

    Orijinalden alıntı: 4F3


    quote:

    Orijinalden alıntı: Fun Lovin Criminal

    ingilizlerin geçmişiyle bizimki bir mi? bizim geçmişimiz(padişahlık sistemi vs) koskoca osmanılının yıkılmasına sebep oldu. üstelik dil devrimiyle batılılaşma yaşandı biraz daha. tarihim kötüdür ama araplardan pek de bir yarar görmedik aksine zarar gördük.

    bunun yanında atatürkün dediği gibi dilini kaybeden milletini mi kaybederdi neydi şimdi tam hatırlamıyorum ama gerçekten öyle. çünkü başka dilde yaşayınca o kelimelerle daha çok bağdaşıyorsunuz ve oranın kültürünü daha çok benimsiyorsunuz ister istemez aynı kelimelerle anlatıldığı için. atatürk bu durumu düzeltti işte. iyi de yaptı. gerekli miydi dersen bence gerekliydi.

    bir de şey durumu vardı mmm nasıl deniyordu mmmmmm ya hani zenginler, hacılar, halk, çiftçi falan böyle ayrılıyor ya gruplara ha zümree şimdi hatırladım zümreler farklı farklı konuşuyorlardı. şairler farklı bir dil kullanıyordu, halk farklı bir dil kullanıyordu ve halk sanattan biraz daha mahrum kalıyordu. böyle durumlar da vardı. yani gerekliydi bence.

    ingilizlerin geçmişi derken pek geçmişleri olduğunu sanmıyorum. ingilizler roma dışında yaşayan göçebe barbarlardı biz ingilizlerden çok daha önceden medeniyetle tanıştık diye biliyorum geçmişimiz daha eski.

    ben italyanların romalılardan utanç duyduğunu düşünmüyorum veya yunanlıların bizanslılardan ki onlarında karanlık dönemleri oldu.

    fakat bizim osmanlıdan ve selçukludan bu kadar öcü gibi bakmamızı anlayamıyorum sonuçta türk tarihinin zirveleri bu 2 devlet.

    ve bu 2 kültürü yok edersek geriye kımız, bozkır hayatı ve orhun yazıtları kalıyor.

    bizde ise tam tersi batılılara bizi affedin der gibi biz onlardan değiliz alın kültürümüzden kurtulduk osmanlıyı ve tarihimizi lanetliyoruz gibi bir hava var. buna dayalı hamlelerde bana biraz aşağılık kompleksi gibi geliyor.

    osmanlıya falan öcü gibi bakıldığı yok. sadece, zaman değişince ayak uyduramadı osmanlılar ve mecburen batılılaşıldı. çünkü batı gerek teknoloji(doğal olarak silahlanma da) gerek ekonomi de, keşifler de hemen her şey geçmişti doğuyu.

    lanetleme gibi bir hava yok, sadece dediğim gibi, osmanlının zamanı geçmişti artık. atatürk de geldi kurtardı ülkeyi. batılılaşma yönünde adımlar atıldı çünkü batı daha iyidi.

    ayriyetten, farklı bir konu ama, ben milliyetçiliği de anlamıyorum. 1000 yıl önce kim ne yapmış ne etmiş, hatta 1000 yılı geç; ben kendi doğumumdan öncesini tarihim olarak görmüyorum. kabullenmiyorum veya reddetmiyorum. açıkçası aramızda ilişki kurmuyorum. fakat yaşadığım toplumla tabii ki ilişkili, ve ben kendimi sadece yaşadığım toplumun bir parçası olarak görüyorum.

    lanetleme olayı nereden geliyor biliyor musun? bu hacılar hocalar osmanlıya dönelim yok okullarda arapça öğretelim ıvır zıvır şeylerinı çıkardılar son zamanlarda. okullarda arapça öğretiliyor bile ne yapacaklarsa artık arapçayı. bir de şey diyenler var tarihimizmiş o yüzden arapça öğretiliyormuş yav bu çocuk okulu bitirince gidip tarihini mi araştıracak? tarihini araştıracak olsa zaten arapçayı öğrenir. bu adam tarihini araştırmayacaksa ne işine yarayacak bu arapça? bırak tarihçiler öğrensin arapçayı onlar araştırsın tarihi. her neyse işte bu tarz ıvır zıvırlar ile milleti gerdiler. millet de osmanlıdan bıkar oldu. durum bu bildiğim kadarıyla.
    |
    |
    _____________________________
    spinnin' round and round




  • Yüzbaşı
    638 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: 4F3


    quote:

    Orijinalden alıntı: ülkücüadam

    Bir gece de cahil kalındığını söyleyenlere ithafen Yılmaz Özdil'in yazısıdır.

    nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. traktör sıfırdı, karasaban’dı. beş bin köyde sığır vebası vardı. hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480’di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. memlekette sadece 337 doktor vardı. sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü. diş hekimi, sıfırdı. dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. ortalama ömür 40’tı.

    *

    yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. toplam sermayenin sadece yüzde 15’i türk’tü. osmanlı’dan cumhuriyet’e miras kalan sadece dört fabrika vardı, hereke ipek, feshane yün, bakırköy bez, beykoz deri… elektrik sadece istanbul, izmir ve tarsus’ta vardı. otomobil sayısı bin 490’dı. sadece dört şehirde özel otomobil vardı.

    *

    kadın, insan değildi.

    *

    (veremle boğuşan halk, ahırda yatarken… bademlerin yere göğe sığdıramadığı abdülhamid’in 16 tane eşi vardı. nazikeda, safinaz, dilpesent, peyveste, nazlıyar, bidar, mezide, emsalinur hanım filan, 16 tane… yaş itibariyle, tamamı çocuktu. tayyip erdoğan’ın dedemiz dediği abdülmecid’in 22 eşi vardı. ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)

    *

    tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.

    *

    kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu, kimisi güneşin tamamen battığı ezani saat’i esas alıyordu. “saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan bi ses çıkıyordu.

    *

    kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda yaşıyordu!

    *

    dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz… ölçülerimiz ortaçağ’dı.

    *

    erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çoook uzaktı.

    *

    600 sene boyunca türkçe’nin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapça’yla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.

    *

    “harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” falan deniyor ya… ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.

    *

    bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, beş milyar adet satılmıştı. voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul’da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”

    *

    ve neymiş efendim, mezar taşı okuyacakmış…
    sen önce iki tane kitap oku da, dünyadan haberin olsun biraz!"



    dostum sen sanıyor musun romalılar veya bizanslılar mükemmel yaşıyordu veya persler çok harikaydı. ne olduysa oldu günahıyla sevabıyla bu senin kültüründür. ama sen dersen ki hayır bu adamlar bize ait değil bunlara ait ne varsa üzerimizden atalım bu aşağılık kompleksidir. tamam kitap oku ama kendi kültüründende oku illa dünyadan veya batı ne yazdıysa onu okuyacaksın demek bir aşağılık kompleksidir.

    ilim batıda olduğu kadar doğudada vardır. hatta ilim dünyaya doğudan yayılmıştır.

    osmanlı döneminde selçuklu döneminde iran tarihinde edebiyatında nice eserler yazılmıştır. arapça ve arap kültürü dünyanın en zengin dillerinden medeniyetlerinde ve kültürlerinden biridir. eğer sen bu tarafla yani doğuyla bağlantını koparmaya çalışırsan kendinden tarihinden ayak izlerinden benliğinden ödün vermiş olursun.

    yani bu tıpkı italyanların roma döneminde türlü barbarlık yapıldı kardeş katli vardı vs deyip kendini aslını kökenini inkar etmesi gibi bir şey bunu yalnızca aşağılık kompleksi olan toplumlar yapar.

    bugün iranlısı pers tarihiyle yunanlısı bizans tarihiyle italyanı roma tarihiyle gurur duyuyor hatasıyla sevabıyla kabul ediyor aslını inkar etmiyorken bize bu lüks nereden geliyor.

    ister kabul edelim ister etmeyelim osmanlı ve selçuklu türk tarihinin zirve medeniyetlerindendir hatasıyla sevabıyla bizimdir.

    benim dikkatimi çeken nokta neden kültürümüzden, benliğimizden ve bu imparatorluklar yoluyla kazandığımız etkileşimlerden, kelimelerden ödün verdik.

    ben burada osmanlı halkı neden şöyle yaşamış refah düzeyleri nasılmış demiyorum bu kültürden neden günah keçisi gibi kaçmaya çalışıp geldiğimiz yer olan doğu'dan ayak izlerimizi silmeye çalıştık. ve böyle yaptıkta batı bizi batılı mı kabul etti, yoksa avrupa birliğine mi aldı? bu eylem kime yaradı?

    o yoktu bu yoktu dediğin osmanlı devleti türk medeniyet tarihinin en ileri ucu onuda belirtmiş olalım.

    Ben yılmaz bey'in o günlerdeki durumumuzu beyan eden yazısını sizinle paylaştım. Osmanlının son dönemdeki halini anlatmak ne zamandan beri Osmanlı'yı sevmemek oluyor. Osmanlı Tıpkı Selçuklu gibi benim ceddimdir. Lakin öyle anlatıldığı gibi kimse cahil kalmamış halk zaten cahildir. Aynı zamanda fabrika yok denecek kadar az sanayi ara ki bulasın okul hak getire.

    Gerçekleri inkar etmemeliyiz. Evet Osmanlı bir zamanlar büyük imparatorluktu ama son dönemleri tam faciaydı. Bence aslını inkar etmek olmayan birşeyi varmış gibi anlatmakta ecdada ihanettir. Günümüzde herkes özellikle tarihçiler kendi hayal ürünlerini anlatıyorlar. Gerçekleri yazan kalemler ise Osmanlı düşmanı ilan ediliyor. Ben yılmaz beyin yazdıklarını okurken inanamadım nutkum tutuldu. Acabalarla dolu kafamda bir araştırma yapmadan bunlara inanmamalıyım fikri vardı. Araştırdım ne göreyim yılmaz bey yazdıklarında haklı ve daha fazlası da var.

    Dönemin şartlarının anlatılması kimseyi rahatsız etmemelidir.
    |
    |
    _____________________________




  • Yarbay
    2538 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: 4F3


    quote:

    Orijinalden alıntı: ülkücüadam

    Bir gece de cahil kalındığını söyleyenlere ithafen Yılmaz Özdil'in yazısıdır.

    nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. traktör sıfırdı, karasaban’dı. beş bin köyde sığır vebası vardı. hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. iki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480’di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. memlekette sadece 337 doktor vardı. sadece 60 eczacı vardı, sadece 8’i türk’tü. diş hekimi, sıfırdı. dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. ortalama ömür 40’tı.

    *

    yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. toplam sermayenin sadece yüzde 15’i türk’tü. osmanlı’dan cumhuriyet’e miras kalan sadece dört fabrika vardı, hereke ipek, feshane yün, bakırköy bez, beykoz deri… elektrik sadece istanbul, izmir ve tarsus’ta vardı. otomobil sayısı bin 490’dı. sadece dört şehirde özel otomobil vardı.

    *

    kadın, insan değildi.

    *

    (veremle boğuşan halk, ahırda yatarken… bademlerin yere göğe sığdıramadığı abdülhamid’in 16 tane eşi vardı. nazikeda, safinaz, dilpesent, peyveste, nazlıyar, bidar, mezide, emsalinur hanım filan, 16 tane… yaş itibariyle, tamamı çocuktu. tayyip erdoğan’ın dedemiz dediği abdülmecid’in 22 eşi vardı. ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)

    *

    tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.

    *

    kimisi alaturka saat’i kullanıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi zevali saat’i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu. kimisi güneş batarken grubi saat’i esas alıyordu, kimisi güneşin tamamen battığı ezani saat’i esas alıyordu. “saat kaç birader?” diye sorduğunda, her kafadan bi ses çıkıyordu.

    *

    kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. kimisinin şubat’ı kimisinin aralık’ına denk geliyordu. herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda yaşıyordu!

    *

    dirhem, okka, çeki vardı. arşın, kulaç, fersah vardı. ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz… ölçülerimiz ortaçağ’dı.

    *

    erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. türkiye’nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. ülke bilim’den çoook uzaktı.

    *

    600 sene boyunca türkçe’nin ırzına geçilmiş, osmanlıca denilmişti. arapça, farsça, fransızca, italyanca kelimeler, levanten terimler dilimizi istila etmişti. karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan arapça’yla türkçe yazmaya çalışıyorlardı.

    *

    “harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik” falan deniyor ya… ibrahim müteferrika’dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? sadece 417’ydi. bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. ki zaten, müteteferrika da devşirmeydi, macar’dı.

    *

    bu topraklara kitap gelene kadar, avrupa’da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, beş milyar adet satılmıştı. voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: “istanbul’da bir yılda yazılanlar, paris’te bir günde yazılanlardan azdır!”

    *

    ve neymiş efendim, mezar taşı okuyacakmış…
    sen önce iki tane kitap oku da, dünyadan haberin olsun biraz!"



    dostum sen sanıyor musun romalılar veya bizanslılar mükemmel yaşıyordu veya persler çok harikaydı. ne olduysa oldu günahıyla sevabıyla bu senin kültüründür. ama sen dersen ki hayır bu adamlar bize ait değil bunlara ait ne varsa üzerimizden atalım bu aşağılık kompleksidir. tamam kitap oku ama kendi kültüründende oku illa dünyadan veya batı ne yazdıysa onu okuyacaksın demek bir aşağılık kompleksidir.

    ilim batıda olduğu kadar doğudada vardır. hatta ilim dünyaya doğudan yayılmıştır.

    osmanlı döneminde selçuklu döneminde iran tarihinde edebiyatında nice eserler yazılmıştır. arapça ve arap kültürü dünyanın en zengin dillerinden medeniyetlerinde ve kültürlerinden biridir. eğer sen bu tarafla yani doğuyla bağlantını koparmaya çalışırsan kendinden tarihinden ayak izlerinden benliğinden ödün vermiş olursun.

    yani bu tıpkı italyanların roma döneminde türlü barbarlık yapıldı kardeş katli vardı vs deyip kendini aslını kökenini inkar etmesi gibi bir şey bunu yalnızca aşağılık kompleksi olan toplumlar yapar.

    bugün iranlısı pers tarihiyle yunanlısı bizans tarihiyle italyanı roma tarihiyle gurur duyuyor hatasıyla sevabıyla kabul ediyor aslını inkar etmiyorken bize bu lüks nereden geliyor.

    ister kabul edelim ister etmeyelim osmanlı ve selçuklu türk tarihinin zirve medeniyetlerindendir hatasıyla sevabıyla bizimdir.

    benim dikkatimi çeken nokta neden kültürümüzden, benliğimizden ve bu imparatorluklar yoluyla kazandığımız etkileşimlerden, kelimelerden ödün verdik.

    ben burada osmanlı halkı neden şöyle yaşamış refah düzeyleri nasılmış demiyorum bu kültürden neden günah keçisi gibi kaçmaya çalışıp geldiğimiz yer olan doğu'dan ayak izlerimizi silmeye çalıştık. ve böyle yaptıkta batı bizi batılı mı kabul etti, yoksa avrupa birliğine mi aldı? bu eylem kime yaradı?

    o yoktu bu yoktu dediğin osmanlı devleti türk medeniyet tarihinin en ileri ucu onuda belirtmiş olalım.

    O yazıya bu yorumu yapman bile üzücü
    |
    |
    _____________________________




  • Yarbay
    3884 Mesaj
    Tam atomu parcalayacaktik uzaya cikacaktikki bir gecede cahil kaldık :))



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Yüzbaşı
    811 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: JaReD22

    Tam atomu parcalayacaktik uzaya cikacaktikki bir gecede cahil kaldık :))

    valla yaptığınız yorumlar savunma kabiliyetiniz hiç iç açıcı değil gerçekten biraz öyle olmuş



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi 4F3 -- 17 Mart 2018; 22:9:7 >
    _____________________________
  • Yarbay
    8015 Mesaj
    Yılmaz özdil dallamanın tekidir hadsiz boş beleş bir insan.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
    There's a hunger still unsatisfied.
  • Yarbay
    3884 Mesaj

    Ne yazmamı bekliyorsunki şimdi ben sana tutup anlatsam anlamayacaksin anlamak istemeyeceksin



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    4F3 kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
  • Binbaşı
    1595 Mesaj
    Evet gerekliydi. Değiştirilen alfabe Arap alfabesi değil Türk alfabesi olsaydı tabi ki karşı çıkardım ama Arap da bizim değil Latin de bizim değil, bari bütün dünyanın kullandığını kullanalım işte. Sanki Osmanlıca yazılmış bilime ilime ışık tutacak kitaplar kaynaklar vardı da Latine geçince okunamaz hale geldi gibi konuşuyorsun. Devrimden önceki sonraki okur yazarlık oranlarına bakman da gerekli ayrıca



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
  • Çavuş
    79 Mesaj
    Yari cahillik iyi degil. Ingilizce almanca iliskisi ile turkce farsca iliskisinin alakasi yok. Dil ailesi nedir lehce nedir duydun mu hic? Sanmiyorum. Ayriyeten yuksek ihtimalle avam zaten arapca farsca karisik bir dil kullanmiyordu. Bunu en azindan bugunku durum ve halk edebiyatindan anlayabiliyoruz. Yani arapca farsca cikarilmasinin en buyuk nedeni medreseye yolu dusmemis insanlari da egitmekti. Latin alfabesi ise oldukca kolaylik sagliyordu. Arap alfabesinin Turkceye uygun olmayan bircok problemi var. Son yillarinda Turkceye uydurmak icin cabalayanlar oldu ama namumkun. Kisacasi olabilecegin en iyisi olmus. Koy enstitulerini kapatan zihniyetin bir gecede cahil kaldik soylemlerine inanmayin. Ogrenmek dertleri degil. Bagciyi dovmek. Dille alakasi olmayan ben bile 3 ayda matbu alfabeyi ogrendim.



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
  • Binbaşı
    1337 Mesaj
    Senin kafan karışmış kardeş harf devrimini ve dil devrimini yapıp eski kültürlerimizle tekrar kaynaşmaya çalıştık artık tarihimize daha yakınız herkes bi azerbeycanda bi özbekistanda konuşulan dili anlar şu an türkçe üzerine çalışmalar yaptık türk tahi ile ilgili çalışmalar yaptık arapça farsça arap milletinin dili bizim değil biz türk devletiyiz

    İsteyen arapça farsça öğrensin kısıtlayan yok türk devletinde türkçe öğrenemiyordu insanlar farçası arapçası yüzünden



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
HızlıCevap
Sayfaya Git:
Sayfa:
Reklamlar
e-ticaret
Kurumsal Web Tasarım Şirketi
Lastik Fiyatları
son dakika
Blogio
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

DHBR1
0,499
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.