Şimdi Ara

Citroën C5 Aircross ANA KONU

Koronavirüs Özel
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir - 3 Masaüstü
6.932
Cevap
146
Favori
351.861
Tıklama
Giriş
Mesaj
  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    Diğer arkadaşlarım da cevap vermişler zaten. Ama bende ekleme yapmak isterim. Genelde gelen araçlar gemideyken bile hangi şasi numaralı aracın hangi özellikleri taşıdığını görebiliyorlar. Bununla ilgili ödeme yapmak için belirttiğiniz ve size olduğunu söyledikleri özellikleri bir A4 kağıda yazdırıp kaşe imza yaptırın...

    1.5 Bluehdi 130 hp Eat8 shine + otoyol destek + napa deri özellikli VR158000RYBL00O şasi numaralı beyaz kırmızı bumper araç ALİ BOLAT 'a satılmıştır.

    Gibi bir A4 kâğıt üzerine yazdırıp buna istinaden kapora ödemesi yapacağınızı söyleyin.

    5 bin 10 bin 20bin tl her neyse kaporanizi EFT yada Havale olarak aciklama ile ödeyin.


    10 bin tl

    ACIKLAMA: VR158000RYBL00O şasi nolu aracı satın almak için kapora ödemesi.

    Kalan parayı araci showroom da gördükten sonra ozelliklerini ve şasi numarasini kontrol edip ruhsat islemleri hazir olunca EFT olarak bayinin hesabına

    VR158000RYBL00O şasi numaralı aracın satış işlemi için ödeme

    aciklamasi ile islemi bitirirsiniz.

    Diyelim ki bayi size baska bir arac vermeye kalkti.

    Onlardan aldiginiz ve şasi numarasi yazan kağıt size bayinin vaadidir.

    Siz o vaade istinaden ilk 10 bin tl lik kaporayi gonderdiginiz icin. Onlarin beyan ettigi şasi numarasi disinda bir araci size satmaya kalkmalari halinde sizin hicbir kusurunuz olmadığını ispat eder ve bu satistan cayabilirsiniz.

    Kapora hukuki anlamda bir malin alınacağına dair alıcının beyanı anlamına gelir ve alıcı alım isleminden vazgeçerse kapora alıcıya kanunen iade edilmek zorundadır. Ödenmemesi halinde mahkemeye vereceginize dair noterden ihtar cekmeniz halinde kaporaniz hesabiniza iade edilecektir.

    Ki burada kapora nin hukuki durumundan önce bayinin şasi numarasına uygun aracı temin ve teslim etmemesi de zaten bayiyi suçlu duruma düşürecektir.

    Iyi alisverisler.

    Alıntıları Göster
    Yeni araç alacaklara kapora gönderme sırasında dikkat edilecek yöntem...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    O zaman size bilmediginiz bir seyi daha ogreteyim...

    Arabayı o gosterdiginiz iki cizgiye elinizle basarak actiniz. Ama elinizi cizgilerden cekmediniz. Siz elinizi cektiginiz seviyeye kadar 4 cami acar. Yani camlar istediginiz seviyeye kadar acilana kadar ellerinizi orada tutarsniz. Uygun gordugunuz yere kadar acilinca biraktiginizda acmayi durdurur.
    Yada camlar acikti. Arabadan indiniz. O iki cizgiye elinizi bir defa dokundurursaniz kapilari kitler. Ama elinizi cizgilere koyduktan sonra orada tutmaya devam ederseniz camlari ve bildigim kadari ile aciksa sunroof u da kapatir. Heryer tamamen kapaninca siz elinizi kapi kolundan cekip uzaklasabilirsiniz.

    Ben test aracinda test edip gordum. Size tavsiyem biraz daha fazla muncurun arabanızı... Neresinde ne özellik var diye...

    Hayir satış temsilcinizde garip. Bu söylediğiniz özellik size gostermesi gereken ilk ve yegane özellik. Ne yapmis yani bu adam. Bu sekilde arac mi satılır...

    Alıntıları Göster
    Pratik bilgi...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    -Bu arada bu anlatımdan anladığım arabanın yanına yaklaşınca arabanın otomatik açılıp kapanmadığı

    ● Evet araba otomatik açılıp kapanmıyor. Aslında Renault un 2009 dan beridir Megan da sunduğu uzaklaşınca aracı kendi kendine kilitleme özelliğini koysalar çok güzel olurdu ama bu konmamış.

    Açma kısmında çok sorun yok ama. Aracın yanına geldiniz. Elinizi kapının acma kısmına kapıyı açmak için yaptığınız hareketi yaparak kapı kolunun arkasına parmaklarınızı soktugunuzda kolla aracın kaportası arasındaki sensör eliniz araya girince kapı kilidini açıyor ve siz kapı acıkmış gibi kolu çekip kapıyı açıyorsunuz.

    ☆Burada bildiğim şöyle bir opsyonunuz var. Araç içi ayarlar menüsünden tek kişi kullanıyorsanız veya bayansanız gece yada tenha yerlerde güvenlik açısından aracı kumanda ile yada eller serbest tarif ettiğim şekilde nasıl açılabileceğini seçebiliyorsunuz.

    1- Sadece sürücü kapısı

    2- 4 kapı ve bagaj

    1 i seçerseniz siz arabaya binerken yandan yaklaşan bir kişi sizden önce yada sizinle birlikte karşı taraftaki sizin görmediğiniz yere aracın arkasına saklanıp siz kapıyı açar açmaz o taraftan kapıyı açıp yanınıza yada arka koltuğa binemez. Sizi yada aracı gasp edemez.

    Bu özellik mevcut C5 imde de var. 1 i seçerseniz. Ilk uzaktan kumandadan acma tuşuna basınca sadece sürücü kapısı açılıyor. Ikinci defa açma tuşuna basınca diğer 3 kapıyı ve bagajı da açıyor. Muhtemelen C5Air de de 2. Defa açma tuşuna basınca bu şekilde davranıyordur. Bunu denemedim. Ama bu şekildedir.


    - peki bu durumda araçdan inince kilitlemeden gidersek araba açık mı kalıyor?
    ● Evet ne yazık ki açık kalıyor. Kalmaması için o iki çizgiye elleriniz doluysa bile dirseğiniz, yanağınız yada burnunuzla bile dokunup kapıları kitlemeniz gerekiyor.

    Ama kapının üzerinden yada anahtarla aracı açtınız. Fakat herhangi bir kapıyı açmadınız. Yada bagajı. 30 saniye içerisinde araç kendini tetrar kilitliyor.


    - Ve eğer bu durumda araba açık kalıyorsa arabayı kilitlemek için anahtar yakında olmak zorunda mı?

    ●Evet. Anahtar çantamda duruyor genelde. Hanım eşyaları alıp gidiyor. Ben arkada kalıyorum. Hoooppp araba kilitlenmiyor. Anahtarin açma işleminin yapılacağı kapıya yaklasik 1 metre yakınlıkta olmasi gerekiyor.

    Anahtar sizde. Siz şoför kapisindasiniz eşiniz ön yolcu kapısını açamıyor. Sizin açmanız lazım. Yada kilitlemeniz.

    Alıntıları Göster
    Pratik bilgi...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07



    Aynen. Benim klasik huyumdur. Elle kontrol ederim.

    Ama buda mümkün hala. Kapıyı kilitlediniz. Uzakta bile olsanız giderken arkanıza dönüp baktığınızda aynaların katlandığını yani kapalı olduğunu görüp emin olabilirsiniz.

    Ama ben bazen genede arabayı kilitledikten sonra sol arka kapı kolundan yoklayarak kilitli oldugundan emin oluyorum. Hele anahtar cebinizdeyse mekanik bir hareket de yapmadığınız için iyice güvensiz hissediyor insan. Arka kapıyı güzelce bir zorluyorum. Açılmadığını görünce içim daha rahat ediyor. Gözle de aynalardan sağlamasını yapıyorum. Yada uzaktayken kumandadan tekrar kilitlemeye basarsanız sinyaller daha farklı şekilde yanıp sönerek size mesaj veriyor.

    -zaten kilitliyim. Paranoyaklaşma git işine bak...! diye..

    Alıntıları Göster
    Aklına gelen ama eski mesajlari okumayanlara özel...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    Arabada otomatik merkezi kilit sistemi mevcut. 10 km hızı geçtiğiniz anda sistem merkezi kilidi otomatik olarak devreye sokuyor.

    Ama uzun bir nesne taşımak durumunda kalır ve bagaj açık seyahat edecek olursanız merkezi kilit düğmesine uzun süre basarak ekranda bir uyarı yazısı ve bir sesli bildirim duyana kadar otomatik merkezi kilidi devreden çıkartabilirsiniz.


    ● Uzaktan kumandadan yada kapı üzerindeki eller serbest kilitleme çizgilerinden aracı kilitlediniz. Ama aracın içerisinde çocuk var ve kapıyı açmasını istemiyorsunuz. (Asla arabada özellikle de camlar kapalı iken küçük bir çocuğu yanlız bırakmayınız)

    Normalde içeriden kapı kollarindan birisi açılmaya çalışılırsa yada merkezi kilit düğmesine basılırsa kapılar açılır.

    Kapıyı kilitledikten hemen sonra 5 saniye içerisinde tekrar kumandadan kilitleme tuşuna basarsanız iç ve dış kapı kolları ve merkezi kilit tuşu devre dışı kalır ve araç sadece eller serbest sistemle kapı üzerindeki sensörden yada uzaktan kumandadan açılabilir.

    Alıntıları Göster
    Ilginç ve pratik bir bilgi daha...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    Pardon! Biz düzeltme yapacağım.

    Hız sabitleyiciyi kullanirken pause ( II ) tuşu ile anlık ayarlarınızı koruyarak devre dışı bırakabiliyorsunuz. Adaptif hız sabitleyicisi olmayan bir araçta önünüze araç çıkar ve sizden daha yavaş ise ( II ) ile hız sabitleyiciyi durduruyor. Önünüz müsait olunca. Araç size yol verince yine ( II ) aynı tuşa basarak kaldığınız yerden ve ayarladığınız hizdan devam ediyorsunuz.

    Burada sistem tamamen durunca kendisi ( II ) pause tuşuna basmış gibi sistemi beklemeye alıyor. Size de şunu diyor. Trafik açılınca ben göremiyorum. Sen gaza basarak yada pause tuşunu ( II ) basarak beklemeden çıkar ki ben tekrar hareket edebileyim diyor.

    Yani burada siz zaten beklemeye alınmış araca ( II ) basarak artık yürüyebileceğini söylüyorsunuz. Ben ilk yazımda bunu durdurma yani devreye beklemeyi devreye alma gibi söylemiştim. Olay beklemeden çıkarma şeklinde oluyormuş. Yanlış bilgi verip sizi trafikte zor durumda bırakmayalım.

    Alıntıları Göster
    Himmm



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    Türkçe kullanım kılavuzunu da buradan indirebilirsiniz.

    https://carmanuals2.com/get/citroen-c5-aircross-2019-kullan-m-k-lavuzu-113899

    Alıntıları Göster
    Kullanım kitapçığı...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: ersinnisre

    Merhaba arkadaşlar daha önce bahsettiğim ses izolasyonunu sonunda bitirmek üzereyim sadece arka tekerleklerin davlumbazları kaldı.





    Dış hava sıcaklığı 23 dereceydi.Aracı ilk çalıştırdığımda rolentide 54 db çalışma sesi ölçülürken şuanda 51 db olarak ölçülüyor. Fakat ses kulağıma yarı yarıya az gelirken nasıl bu değer yakalndı diye araştırmaya başladım.

    ''Desibeller logaritmik olarak artar ve azalır. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB'dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB'dir ve böyle artarak gider.'' Okuduğum bir kaç kaynak bu şekilde diyordu ve bende çalıştığım fabrikanın isig sorumlusuna yaptığım çalışmayı anlattım ve bunun kulak dolgunluğuyla ses yarı yarıya azaldı fakat ölçümlere neden 3 db olarak yansıdığını sordum. Kendisinin bana cevabı logaritmik olarak yükseldiğini aynı formülün tersiyle yüzde olarak şu kadar iyileştirme yapıldığı diye hesaplayamayız nedeni ise yapmış olduğun izolasyon kulağın duyduğu bazı ses dalgalarının hz şiddetini baskılamış olmasıdır dedi.


    Silecek kolunun altındaki ve onunda altındaki plastik parçaları sökünce motorun arkasındaki camın altında olan ve konsolun arkasına ses gidebilecek olan C şeklinde olanbir kanal çıkıyor ve orada hiç izolasyon malzemesi yok. Camın altından içeriye doğru C şeklinde başladım almış olduğum bantları yapıştırmaya.
    https://www.adetasyapi.com/bituself-oto-ses-yalitimbandi-10-cm
    https://www.adetasyapi.com/1-cm-kendiliginden-yapiskanli-firex-sunger-5-m-top-halinde-satilir


    Altına izolasyon bandını onun üzerine süngeri yapıştırdım. İkiside kendinden yapışkanlı. Yaklaşık olarak 250 TL ücreti tutuyor.




    Çıkarmış olduğum birbirine geçmeli olan plastik parçalarında altında birşey yoktu orayada sadece 1 cm olan süngeri yapıştırdım



    Şimdi sıra gelmişti davlumbazlara. Önce sağ ön tekerlekten başladım.
    Bu resimde kapının içine yada göğüsün sağından ses gelmesin diye sağ kapıya doğru diden 9-10 cm lik bir kanal var ve yaklaşık 1 cm lik keçe koymuşlar o kanala bende üzerine 1 cm lik almış olduğum süngeri aynı ölçülerde kesarek üzerine yapıştırdım.


    Davlumbazın üzerindeki yeşil sünger özellikle izolasyon isteyen yerlere konulmuş diye düşünüyorum ve onları çıkartarak aynı kalıpları üzerine koyarak o yeşil süngerin altında kalacak şekilde birbirine yapıştırdım ve davlumbazın geri kalanınada süngerden yapıştırarak devam ettim.



    Sonrada sağ tekerleğe geçtim aynı işlemleri onda da yaptım.





    Sonuç olarak ilk çalıştırmadan sonraki rolentideki 54 ten 51 db düşmesi ve 0-80 arası hızlanmada aldığım 71-72 db sesden şu anda 67-68 db olarak alıyor olmam fakat kulak aşinalığında yarı yarıya düşmesi beni gerçekten çok sevindirdi. Çok fazla ekran görüntüsü vardı motor 90 derece sıcakken, soğukken hepsi üst üste alınca gerekli gereksiz db ölçümlerinide silmişim.

    Yaptıracak arkadaşların mutlaka davlumbazın etrafına ve kapıya giden kanalların önünüde mutlaka kaplatmaları tavsiyemdir. Özellikle yollardaki işıklara ve virajlara yaklaşırken uyarı için enine olan kabartmalı beyaz çizgilerde bile önlerden ses gelmemesi ve arkalardan tıkırr tıkırrr ses gelmesi keyifli o yüzden en kısa zamanda kalan malzeme ile arka davlumbazlarıda kaplamak istiyorum.
    Güzel bir çalışma...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: ersinnisre

    Teşekkür ederim.

    Evet aracı kendim söküp yaptım.
    Koçtaş tan şu ürünü satın aldım.
    https://www.koctas.com.tr/rico-tornavida-seti-32-parca/p/1000050601

    Yakınımdaki hırdavatçıdan da 50 liraya lokma takımı aldım. Şu ürünü aldım. Nette daha ucuzmuş şimdi farkettim😁
    https://m.n11.com/40-parca-lokma-takimi-circirli-anahtar-seti-kutulu-P285070802


    Mesajda izolasyon malzemelerinin linkleri var yalnız fireks süngerin ben 1cm kalınlıkta olanı almıştım siz 2 cm olanı tercih edebilirsiniz daha iyi yalıtım olacaktır.

    Arka davlumbazları bitirince direksiyon milinin sol tarafı plastik ile kaplanmış yukarıdan başlayıp aşağıya düz zeminin başladığı yere kadar bu sünger ile kaplama yapıcam. Önümüzdeki aylarda da kauçuk paspas alınca sünger tamamen altında kalıcak sonuçta o halı paspastan daha uzun ve hiçbir yerinden de görünmeyecek.
    Calismanin devami.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    Arkadaşlar. Benim kullandığım bir uygulama var. Ücretsiz versyonu işimi görüyor. Ama ücretlisi de alinabilir.

    Play store de ücretsiz indirmiştim. Iphone lar için var mı bilmiyorum.

    Bakım, lastik, yakıt. Sigorta kasko trafik cezası her türlü şeyi giriyorsunuz. En son yakıt aldığınızda, yakıt birim fiyatı ile litre yada ödediğiniz miktarı giriyorsunuz. Ve aracın o anki kilometresini. Bir sonraki yakıt alımında kilometre ve miktari girince km basina ne yaktiginizi hesapliyor.

    Birde. Diyelim ki 1 yıl içerisinde yada programı bugün kurdunuz. Örnek ben arabayı bugün teslim aldım. Kasko ve trafik sigortası yaptıracam. Boya koruma yaptırdım. 2.000 km de yag - yag filtresi değiştirdim. Olmazda bu sure içerisinde lastik değiştirdim. Birde 3.500 tl lik yakıt aldım. 10 ay sonra baktım arac 17.800 km de. Arac icin gider olarak girdigim yani benim arabaya harcadığım her kalemi toplayıp 17.800 e bölüyor. Bu aracı kullandığım için km başına ne kadar maliyete katlandığımı çıkartıyor bana.

    Ben bir süre kullanmıştım. Su sıra atıl telefonumda duruyor. Yeninarabayla tekrar bastan baslayacagim. Bir avantaji daha var. Lastigi hangi tarihte kac km de değiştirdiğinizi kac para verdiğinizi buraya bakıp hatırlıyorsunuz. Yada diger işlemleri.

    Yada en son servisinizde hangi filtre ve işlemlerin yapıldığını açıp bakabiliyorsunuz.

    Tek handikabı siz giriş yapmayı unutursanız ortaya çıkıyor.

    Tavsiye ederim.





    Bence faydalı bir program...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: NEXUS_07

    Hocam "M+S" kısaltması İngilizcede "çamur ve kar" anlamına gelen "Mud + Snow" ifadesi için kullanılır. M+S lastiği (M&S, MS, M/S ) kısaca çamurlu ve karlı zeminlerde sürüşe uygun bir lastiktir.

    M+S, bütün kış lastiklerinde kullanılır. Fakat her M+S lastiği, kış lastiği değildir. Bu işareti 4x4 lastiklerde, dört mevsim lastiklerinde ve hatta bazı yaz lastiklerinde görebiliriz.

    M+S işaretine ek olarak kış lastiklerinde üç tepeli dağ içinde kar tanesi (3PMSF) görebilirsiniz. Bu işaretleme, lastiğin kar üzerinde gerçekten etkili performans gösterdiğini garantileyen 3PMSF (Three Peak Mountain SnowFlake) sembolüdür.



    3PMSF sembolünü elde etmek için lastiğin karlı zemindeki çekiş kapasitesini ölçen testlerden geçilmesi gerekir. Dolayısıyla kış şartlarında yüksek kapasiteye sahip olduğunu kanıtlayan lastikler satın almak için bu sembole güvenebilirsiniz.





    Kış lastiği ile Yaz lastiği arasında ki fark nedir?

    -En büyük fark lastik hamuru yani kullanılan kauçuk ve silikat malzemenin farkıdır. Yaz lastiklerinin malzemesi 7 °C’ın altındaki sıcaklıklarda sertleştiği için yola tutunması azalmaktadır.Kış lastiklerinin ise, özel profillerinin yanısıra, üretildikleri Silica esaslı malzeme daha yumuşaktır ve 7 °C’ın altındaki soğuk hava şartlarında kuru asfalt, kar ve buzda tutunmayı artırmaktadır. Fakat Kış lastikleri de 20 li derecelerin üzerinde (üreticiye göre 20-26 derece arası farklı beyan edilebilir) performans kayıpları yaşanır. Yani tek bir lastik yapayım hem yazın hemde kışın en iyi performansı versin diyemiyoruz.


    Bütün yeni alınan lastiklerde yapılması gereken şey gibi kış lastiği alarak yeni takacak olan arkadaşların bazı hususlara da dikkat etmesi gerekir;

    Yeni Kış Lastiği takıldıktan sonra;
    - Kuru yol üzerinde 300 - 500 km "Lastiğin Yüzey Alıştırması" yapılması gerekir.
    - Güvenlik açısından "Yüzey Alıştırması" sırasında yüksek hızlara çıkılmaması, ani fren yapılmaması, dar dönüşlere, virajlara hızlı girilmemesi gerekir.
    - "Yüzey Alıştırması" yapılmadan Kar üzerinde kullanılmamalıdır.


    "Lastik Yüzey Alıştırması&Aşındırması" yapılmasının nedeni, Kış Lastiği üretim sürecinde lastiğin lamellerinin kalıptan kolay ayrılabilmesi için Silica bazlı bir "Kalıptan ayırma yağı" kullanılması (bu tarz uygulamalar bir çok tür lastiğin üretiminde uygulanmaktadır) ve bu yağın lastiğin üzerinden temizlenerek, lastiğin istenen tutunmayı sağlayabilecek seviyeye gelmesi için gereklidir. Geniş tabanlı Kış Lastikleri için "Lastik Yüzey Alıştırması&Aşındırması" süreci daha da önem arz etmektedir.


    KIŞ LASTİĞİ SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT ETMEK GEREKİR:

    * Araç üreticisinin önerdiği, Kış lastiği markası, tipi, ölçüsü , yük sınıfı ve Hız Sınıfı takılmalıdır.
    Bu bilgiler Kullanıcı El Kitabı veya araç üzerinde bulunabileceği gibi; Aracın Yetkili Servisinden de bu konuda bilgi ve görüş alınabilir.

    * Araç üreticisi tarafından Kış lastiği markası ve Tipi önerisi verilmemişse, seçilecek Kış Lastiğinin aracın üzerindeki
    Standart Yaz Lastiği ile - ölçü:Genişlik(mm) / Profil (%) X Jant çapı ( inç) , Yük sınıfı : Load Index , Hız sınıfı : Speed Index özellikleri aynı olmalıdır ;

    * Bazı durumlarda Standart Yaz Lastiği ile farklı özelliklerde kış lastiği kullanılabilir:
    - Çapı aynı ancak genişliği daha az olan Kış Lastiği kullanılabilir.
    - Hız Sınıfı daha düşük bir Kış Lastiği kullanılabilir ancak; kullanılacaksa sürücü Kış Lastiğinin bu düşük Hız Sınıfından dolayı çıkacağı maksimum hızı düşük tutması gerektiğini asla unutmamalıdır. Yani takılan hız sınıfının izin verdiği maksimum hızı geçmeyecek.

    * Seçilen Kış Lastiğinin mutlaka;
    Üzerinde "Kış Lastiği" işaretinin olması,
    Üretim Yılı ve Ayının kontrol edilmesi ,
    Garanti şartlarının öğrenilmesi,
    Aracın tüm tekerleklerine takılması gerekir.

    * Kış Lastiklerinin çeşitli otomobil dergileri veya kuruluşlar tarafından yapılmış testlerdeki sonuçları , fiyatlarının yanında, aşağıdaki önem sırasına göre gözönüne alınmalıdır:
    - Kuru yolda fren
    - Islak yolda fren
    - Karda Fren
    - Karda Çekiş
    Kış Lastikleri kışın, kardan çok kuru ve ıslak zeminlerde
    kullanılmaktadır . Sadece kar üzerinde iyi sonuç veren , kuru yolda
    kötü sonuçlar veren "Kış Lastiği" iyi bir Kış Lastiği olamaz.

    * En iyi Kış Lastiği;
    - Karda Fren ve Çekiş yönünden yeterli ,
    - Kışın kuru ve ıslak zemindeki performansı,
    - Yazın Yaz Lastiğinin kuru ve ıslak zemindeki performansına en yakın sonuç veren lastiktir.

    * 1 Kasım 2012 itibariyle devreye girmiş olan "Lastik Etiketi" uygulamasına göre 1 Temmuz 2012 tarihinden sonra üretilen lastiklerin üzerinde lastiğin üç temel özelliğini derecelendiren bir etiket olma zorunluluğu vardır: (A:en iyi G:En kötü)
    - Yuvarlanma Direnci (Yakıt Tüketimi) : A,B,C,D,E,F,G
    - Islak yolda tutunma ( Fren mesafesi) : A,B,C,D,E,F,G
    - Gelecekteki mevzuatlara göre Gürültü: )Düşük ))Sağlıyor )))Yüksek

    * "Lastik Etiketi" yardımıyla iyi Kış Lastiği seçimi;
    - Yuvarlanma Direnci (Yakıt Tüketimi) : C - E arasında
    - Islak yolda tutunma ( Fren mesafesi) : C


    Lastik diş derinliğinin fren mesafesine etkisi...



    Alıntıları Göster
    Kış lastiği sorularına biraz ışık tutar belki...



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Er
    3 Mesaj

    Teşekkür ederim.

    Güncellemeyi yaptım. 15 dk sürdü. Bir değişiklik fark edemedim.

    my Citroen uygulamasına girdiğimde araç halen 23 km'de gözüküyor. Uygulama ekranında "Araca Bağlı" yazıyor ancak ne sürüş ne de km verilerini alıyor. ilk aracı aldığımda bu uygulama çalışıyordu. Sonra verileri telefona atmamaya başladı. Senkronizasyondan sonrada değişen bişey olmadı.

    Problem nerede çözemedim. Bilen var mı?

    herkese iyi akşamlar.
    |
    |
    kasai kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    "Türkiye’de satışa sunulan tüm Yeni Citroën C5 Aircross SUV versiyonlarında standart olarak bulunan Kademeli Hidrolik Destekli Süspansiyon Sistemi “Uçan Halı” etkisini beraberinde getiriyor. Bu yenilikçi teknoloji sürüş konforu ile birlikte üstün sürüş dinamikleri sunuyor.
    Markanın 100 yıllık süspansiyon konforu deneyiminin gelmiş olduğu en son noktayı temsil eden Kademeli Hidrolik Destekli Süspansiyon Sistemi markanın bundan sonraki modellerinde de kullanılacak.

    Söz konusu yenilikçi teknoloji markanın motorsporları deneyimine dayanıyor. İlk olarak rallide test edilen ve denenen bu çözüm, Citroën ZX’i 1994 yılında Paris-Dakar Rallisinde zafere taşırken bugün hala Citroën C3 WRC’de kullanılmaya devam ediyor.

    Sadece daha fazla konfor sunmakla kalmayan yeni süspansiyon aynı zamanda sürüş stabilitesine de katkı sağlıyor. Mümkün olan en üst seviyede konfor ve yol tutuş elde etmek için geliştirilen yeni süspansiyon için 20 adet patent alınmış durumda. Uygulanan teknoloji ise prensip olarak son derece basit; geleneksel süspansiyon sistemi, amortisör, yay ve mekanik bir stoperden oluşurken, Kademeli Hidrolik Destekli Süspansiyon Sistemine biri geri tepme ve diğeri sıkıştırma olmak üzere iki hidrolik yastık daha ekleniyor. Böylece süspansiyon ihtiyaç durumuna göre iki aşamalı olarak çalışıyor. Küçük darbelerde tek başına çalışan yay ve amortisör hidrolik sistemin desteğine gereksinim duymasa da hidrolik sistem süspansiyon yolunu uzatmak üzere yine de görev yapıyor. Böylece yol bozukluklarını etkin bir şekilde filtreleyen “Uçan Halı” etkisi oluşuyor. Daha büyük darbelerde ise kayda değer sıkıştırma ve geri tepmelerde yaylar ve amortisörler ile birlikte hidrolik destekeklerde çalışıyor. Böylece ani sarsıntıları kademeli olarak yavaşlatarak önlüyor ve bu sayede yolculukları çok daha konforlu bir hale getiriyor."

    Geçenlerde bir arkadaş, nerede okuduğumu hatırlamıyorum da. Bu süspansyonun uzun ömürlülüğü yada dayanımı hakkında bir fikrimiz yok ne olur acaba diye bir yerde yorum yapmıştı da. Yukarıdaki yazıyı gördüm. Paylaşmak istedim.

    1994 den bu güne 25 yıldır deneyimlenmiş ve muhtemelen zaman içerisinde zayıf yanları görülerek geliştirilmiş bir süspansyondan bahsediyoruz. Tabi ki ralli de kullanılan kadar spesifik bir üretim tarzı ve malzeme ile üretilmemiştir. Seri üretime ve maliyet düşürmeye yönelik üretim gerçekleştirilmiştir fakat teknoloji ve mantık en zorlu koşullarda test edilip onaylanmış.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi NEXUS_07 -- 4 Aralık 2019; 12:15:18 >
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    Orjinali, İsveç'te ortaya çıkan “Moose Test” yani bir geyik türünden esinlenilerek yapılmakta olan bu test, 1970'lerde popüler olmaya başlamış, günümüzde sıkça kullanılan bir kaçış manevrası testidir. Kaçış manevrası testi olmakla birlikte aracın iyi yada kötü yol tuttuğu anlamına gelmez. Tamamen farklı bir mantığı vardır.

    İlk olarak bir İsveç dergisi Teknikens Värld tarafından ünlenen bu manevra, 1997 senesinde Mercedes Benz - A serisinin takla atması nedeniyle çok büyük bir üne kavuşmuştur.

    Gerçekte, ismi her ne kadar geyik testi olarak adlandırılmış olsa da, bu kaçış manevrasıyla, birden yol üzerinde karşımıza çıkan bir cisim (ki bu bir çocuk ya da geri geri giden bir otomobil de olabilir) yada engelden aniden kaçabilmek ve kazasız belasız kendi şeridimize geri dönebilmekten ibarettir. Bunun sebebi geri geri giden bir otomobil yada yolda önlem almadan durmuş lastiği patlamış yada bozulmuş bir aracı yada yola aniden çıkan küçük bir çocuğu, son anda fark ettiğinizde, fren yapmak her zaman kazayı önleyemeye yetmeyebileceği için, bazen de yoğun akan trafikte çok daha büyük zincirleme kazalara sebep olabileceği için bu manevrayı güvenli bir şekilde yapmayı sağlamayı amaçlayan bir manevra testidir.

    Test Detayları
    Test kuru bir yol (takip yolu), aracın izleyeceği hareket yolunu S şekli çizdirecek şekilde yerleştirilen kukalar yerleştirilerek yapılır. Araçtaki tüm koltuklar dolu olacak ve bagajda yük olacak şekilde maksimum ağırlıkta yapılması tercih edilir.



    Sürücü pistte seyretmekte olduğu şeritte ilerlerken önüne gelen kukalardan ani bir şekilde karşı şeride geçiş yapar ve karşı şeritte kendi şeridinde bulunan kukalardan daha ileride bulunan kukalara çarpmadan kendi şeridine geri dönmeyi amaçlar. Test aracı yoldan çıkıncaya yada kukaları devirinceye kadar hız artırılarak test yapılmaya devam edilir. Genelde 70-80 km / s arasında ki hızlarda kukaların devrilmesi ile test son bulur. Bazen de Mercedes A serisi gibi aracın takla atmasıyla sonuçlanır.

    Mercedes - 1997 A Serisi Olayı
    21 Ekim 1997 yılında, Teknikens Värld dergisi için Robert Collins isimli otomobil muhabiri tarafından yapılan bu testte 60 km / s hızla giderken takla atmasıyla olay olmuş ve tüm dünyada Mercedes in kötü reklamı ile prestij kaybına neden olurken geyik testinin de tüm dünyada bilinirliğinin ve popülaritesinin artmasına sebep olmuştur.

    Aynı şekilde 2005 yılında Dacia Logan'ın da benzer bir tepkiyle testi geçemediği, ama bir süre sonra yapılan testlerde, sebebin sık sık test yapıldığı için zeminde lastiklerin sebep olduğu zemin yıpranması yada kayganlaşması sebebi ile yaşandığı ortaya çıkmıştı.


    Sonuçlar
    Başarılı ve başarısız olarak tabir edilen bir çok durum söz konusu.
    Bu testi en yavaş geçmiş olan araç 42.5 km / s hız ile Reliant Realto isimli üç tekerlekli bir araç olup,
    en hızlı geçmiş olan araç da 85 km / sn ile Citroën Xantia modelidir.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    368 Mesaj

    Bluetooth bağlantısını kapatıp araçla yeniden eşleştirin. Sonra kısa bir seyahat yapın verilerin telefona gelmeye başladığını göreceksiniz. Ancak aradaki veriler gelmedi bana.



    < Bu ileti DH mobil uygulamasından atıldı >
    |
    |
    ilkerozgenn kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    Diğer konuda paylaştığım rodaj yazısı....


    "Şimdi öncelikle size tavsiyem şu yönde olacak.

    Eski araçlara nazaran üretim teknolojilerindeki gelişmeler, mekanik parçaların birbirine uyumu, malzeme kalitesindeki artış ve motor yağlarında ki koruyuculuk düzeyinin artması ve motor iç aksamındaki parçaların birbirine olan uyumunun ve çapak yada uyumsuz parcalar sebebi ile sürtünme ihtimalinin minimuma inmesi sebebi ile günümüz araçlarında rodaj işlemi eskisi kadar ağır geçmemekle birlikte motor yürüyen aksam ve mekanik parçaların alışması ve sağlıklı çalışması için belli bir süre dikkat edilmesi gereken konular var.

    Farklı marka ve servisler son 5 yıldır rodaj yok artık desede siz onlara kulak asmayın. Bu işin uzmanları yada iyi teknik personelin tamamı rodaj ihtiyacı oldugunu söyler. İlk 1000 km de uygulanacak prosedür ve 1000 - 5000 km arası uygulanacak prosedür olmak üzere 2 aşamalı ele alınması tavsiye edilir.

    Mekanikten biraz anlayan birisi rodajın gerekliliğini bilir ve kabul eder.

    En basit tabirle alakasız ve saçma bir örnek vereceğim. Basit şekilde anlatmak için bu örneği veriyorum.
    Pikniğe gittiniz. Yada evinizin önünde bir ağaç var. O ağacın dalına ipten bir salıncak kurdunuz. O salıncağın bile düzene girmesi ipin geçtiği yerdeki dalda kendisine yer yapıp pürüzleri temizleyip akıcı bir şekilde sallanmaya başlaması zaman alır. Şimdi bunu rodaji bilen ve daha önce salıncak kurmuş birisi gülerek okuyordur. Her ikisinide bilmeyenler ne saçmalıyor bu diyordur.

    Binlerce parçadan oluşan motorun her parçasının birbiri ile uyumlu şekilde ve sürtünme halinde çalışırken bunların birbirine alışma süreci var. Yüksek ısı ve sıcaklık altında doğa koşulları karşısında sogukta büzüşerek sıcakta genleşerek çalışmaya alışacaklar. Yürüyen aksam, amortisörler, rotlar, rotiller, diskler, balatalar, akslar, yürür aksam. Kapı, kaput ve cam fitilleri contaları bunların alışması genleşmesi yada çekmesi gerçekleşir. (Tabi ki rodaj bunlar için degil. Motor, yürür aksam ve mekanik bileşenler için alışma süreci olarak gerçekleşir)

    Düşünün ki yeni bir lastik aldığınızda bile lastiğin üst yüzeyindeki üretimden kaynaklanan yağ ve artıklar sebebi ile kaygan olan üst katman aşınıp alttaki kauçuk yüzey ortaya çıkana kadar dikkatli sürmenizi isterler.

    Fabrika hatası sebebi ile dizel tahliye hortumlarının depoya geri dönmesi gereken fazla mazotu motorun üzerine boşalttığı bir örnek duymuşmuydunuz hiç.

    Yada sıkılırken kırılan (muhtemelen hatalı üretim olduğu için) bijon yüzünden yalpa yapan üretim hatası yüzünden yolda giderken dağılan çelik jant duydunuz mu hiç!

    Bunlar benim gördüğüm bire bir şahit olduğum örnekler.

    Aracın iç aksamının silindir piston ve segman parçalarının birbirine alışması yer yapması ve homojen bir aşınma sağlaması gerekmektedir.

    Aslında günlük hayatta bile rodaja uyarız. Sabah arabayı çalıştırdığınızda ilk 30-45 saniye rölantide çalıştırarak parçaların yağlanmasını ve ısınmasını araç motorunda meydana gelen en büyük aşınmanın aracın ilk çalıştığı anda meydana geldiği düşünülürse bu süreci en hafif şekilde atlatmaya çalışırız.

    Genel rodaj da bunun daha büyüğü ve önemlisi niteliğindedir. Hatalı yada gevşek parça varsa bu dikkatli ve temkinli kullanımın yapıldığı sırada varsa sorun ortaya cikar ve biz bu süreci en hafif şekilde atlatmaya çalışırız. Motor iç aksamının alışması ve sağlıklı bir çalışma yapısı oluşturması için de bu süre önemlidir.

    Bu süre de önemli olan ani hızlanmalardan ve aşırı sert fren yada vites düşerek motoru yığdırmak ve kompresyona maruz birakmaktan kaçınılmalıdır.

    Akıcı ve yavaş bir hızlanma tercih edilmelidir. Ani dip gazlardan ve birden devir yükseltmekten, aniden vites küçültmekten kaçınılmalıdır. Belli bir hız ve devirde sabit gitmekten kaçınılmalıdır.

    Burada onemli olan hizla alakalı olarak yüksek hızlardan uzak durmaktır. Mümkünse 120 km gibi hızların üzerine çıkmamaktır. Mekanik parçaların alıştığı ve birbirini aşındırdığı bu süreci düşük hızlarda daha güvenli ve parçaları zorlamadan atlatmış oluruz.

    1.000 km sonrasında 3 - 5 km lik mesafelerde akıcı bir sekilde 130-140 km hıza çıkılıp 3-5 km sonra.100 , 110 km hızlara geri düşülür. 10 - 20 km sonra yine yavaş bir ivmeyle 140-150 km hıza çıkılıp 2-3 km bu hizda ilerledikten sonra ki bu mesafe 1-2 dakikaya tekabül eder o hızda ilerlerken. Sonra yine 90-100 km hıza gaz kesilerek aracın düşmesi beklenir.

    Bu hızlanma olayı kademe kademe arttirilarak çıkılan hızda 1-2 dakika kalıp gazı bırakarak aracın kendi kendine devir düşürerek yavaşlaması ile devam ettirilir.

    Devir konusunda önemli olan konu. 1500 yada 2000 yada 3000 devir/dakika. Yüksek yada düşük devir olması önemli değil. Aynı devirde sabit gitmemeye dikkat etmek önemlidir.

    İlk 1000 km de 2.500 deviri buldurmamakta fayda vardır.
    Ilk 500 km yi aşırı sakin ve ekonomik sürüş yaparcasına gaza yavaşca ve nazikçe basarak geçirmek. 500 km den sonra bir tık daha net gaz yepkileri ile kullanarak ama 2000 deviri çok geçmeden en fazla 2500 devirleri bulacak şekilde
    o da kısa süreliğine olmak kaydıyla kullanmak gerekmektedir.

    1000 km yi tamamladıktan sonra belli bir hız ve devirde sabit kalmamak kaydıyla 3.000 devirlere kadar o da belli bir devirde sabit kalmamak kaydıyla sürüş yapılır. 1500 devirle 3000 devir arasında devir yükseltilerek azaltılarak gezilir. Çok kısa süre ve mesafelerde 3500 devirlere çıkılıp geri 2500 devirlere düşülür.

    5000 km den sonra yavaş yavaş hız ve limit 4500 devirlere kadar yükseltilerek rodaj tamamlanır.

    Hız sabitleyici ile 120 km hız ile 2000 - 2200 devirlerde sabit hızda gittiğinizi varsayalım. Motor iç parçaları aynı devirde sabit giderken motor parçalarının hep aynı noktalarına yük binecektir ve aynı yerler aşınacaktır. Homojen bir aşınma için sürekli hız ve devir yumuşak bir şekilde değiştirilerek yükün bindiği krank kolu ve poston ile gömlekler arasındaki sürtünme olan yerlerde her yere ayrı ayrı farklı güçlerde etki oluşması sağlanıp daha homojen bir aşınma ve alışma sağlanacaktır.

    Bir zemine zımpara yaptığınızı düşünün. Her yere yapmanız gerekir. Yoksa sadece zımparayı sürttüğünüz alan aşınır diğer kısımlar sabit kalır.

    Zamanında motosiklet motoru dağıtıp toplayan bir kişi olarak mekanik alışma ve uyum süreçlerini en yakından görmüş ve deneyimlemiş bir kişi olarak bu süreçlerin gerekliliğini biliyorum ama bunu bilmiyorum size yada bu yazıyı okuyanlara aktarabildim mi.

    Bir yandan da 3 yaşındaki bir çocukla baş etmeye çalıştığım için yaklaşık 1.5 saattir bu yazıyı yazmaya çalışıyorum. Saçmaladığım yada anlaşılmayan bir yer olursa düzeltmeye çalışırım. Yada okuduktan sonra hata görürsem düzeltir yada ekleme yaparım.


    Kısaca rodaj diye beklediğiniz süreç size hiç birşey kaybettirmez. Var sayalım rodaj diye birşey size saçma geliyor. Bu süreci arabayı tanıma ve yetkinlikleri konusunda tecrübe ettiğiniz dönem olarak geçirseniz hiç birşey kaybetmezsiniz. Ama rodajın size uzun dönemde kazandıracakları da sizin kârınız olur.

    Saygılar."



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi NEXUS_07 -- 11 Aralık 2019; 21:58:51 >
    _____________________________




  • Binbaşı
    1247 Mesaj

    İlk güncelediğimde araç hareket edene kadar hiçbir veriyi almamıştı. Uygulamayı kilitledim arka planda sürekli çalışır yaptım ama yinede binmeden açmazsam bazen veriyi alamıyor, bir sonraki sürüşte hepsini alıyor.



    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    ilkerozgenn kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
    i7 5820k @4.3ghz / Gigabyte X99 Gaming G1 Wifi /16GB G Skill F4-3000C14 4x4 /Samsung 850 Evo 250Gb / MSI GTX 1080 Gaming X
  • Binbaşı
    1036 Mesaj
    2. Mesaj ve artı yorum...

    "Bilale derken yanlış anlaşılmasın. Biraz ayrıntıcı bir kişiliğim var. Bazen lafı fazla uzatabiliyor ayrıntılarda boğulabiliyorum. O konuda özür dilerim.

    Simdi hocam. Kişisel tavsiyem şu yönde olacaktır. Aslında sürekli farkli devir ve hızlarda gitmenizi saglamak açısından şehir içi sürüş daha avantajlı. Ani hızlanmalardan kaçınmak kaydıyla sürekli değişken bir hız ve devir kombinasyonu saglar sizin için. Bu dönem ilk 500 km de eco modunu kullanabilirsiniz. Şanzıman düşük devirlerde en yüksek vitesi seçmeye çalışacaktır buda bence rodaj da aradığımız devir ve hızları sağlayacaktır. Ani hızlanma ve devir yükseltmeden de bizi uzak tutacaktır.

    Uzun yolda da yine biraz eco modda hız arttırıp azaltarak. Ama yumuşak bir biçimde. Ve manuel modda vitesi kendiniz degistirerek. 1500 devir 5.vitesle yavas yavas hizlanarak 2250-2500 leri görünce 6.vitese geçip, ayni sekilde 2250-2500 de 7 ve sonra 8. Vitesleri görüp 8 de 2500 devirden sonra gazi kisarak 1200 devirlere kadar yavas yavas hizi (km olarak kaca tekabül eder bilemiyorum) düşürerek sonra bu hizdan tekrar yavas yavas 2500 lere kadar cikabilirsiniz. Yol virajli olursa daha iyi olur. Yol şartları zaten sizi hızlanıp yavaşlamaya ve devir yükseltip düşürmeye itecektir. Önemli olan ani gaza yüklenmemek.

    Bu şüreç te alışması gereken en önemli parçalardan biriside her iki motor tipinde de turbo ve parçaları olacaktır. Daha önce turbo araç kullanmadıysanız önemli olan bir ayrıntıda yoldan geldiğinizde geldiginiz hıza bağlı olarak yani turboya yük binip binmemesine bağlı olarak minimum 30 saniye mümkünse 1 dakika aracı rölantide çalıştırdıktan sonra stop etmenizdir. Uzun yoldan geldiğimde ben evime 3-5 dakika kala klimayı kapatıp A/C fonksyonunu fanda calistirmaya devam ederim. Bu klima gazının toplanmasını ve klima kanalları içerisindeki nemin atılmasını sağlar. Evin park yerine girince aractan inerim. Bagajda esyalarim varsa onlari toparlarım. Ön cam güneşliğini yerine takarım. Diğer kontrollerimi yaparım. Minimum 1,5 - 2 dakika araba rölantide çalışır ve turbo türbini yavaşlar. Hatta uzun yoldan ve hızlı geldiysem bu süre 3-5 dakikayı bulabilir. (Bu benim pimpirikliliğim) 2 - 3 dakika yeterlidir. Fazla mal göz çıkarmaz... Sonra motoru stop ederim.

    Bekleme yapmadan stop ederseniz motor yağı ile yağlanan turbo milinden yağ basıncı kalkacağı için yağlama olmayacaktır fakat 15-20.000 devirle dönen turbo mili yatak yapacak döndüğü yeri aşındıracaktır. Bugün bir turbo maliyeti 7-8 bin TL lerde geziyor.

    Ilk harekette de 1 - 2 km lik mesafede motor yağ sıcaklığı biraz yükselene kadar 1500 devirleri geçmemeye ve turbo 1750-1800 devirde devreye girince de turbo mili hızlanana ve turbo yağ basıncı oluşup turbo yeterli şekilde yaglanana kadar sakin ve yumuşak kullanmak önemlidir.

    Bunu da serviste söylememişlerdir tahminim...
    Kitapçıkta da görmedim ben !!!

    Uzun yolda da eğlenceli bir biçimde rodaj yapılabilir. Dalıp hata yapmamanız için size tavsiyem hız sabitlemeyi ilk 1000 km de hiç kullanmamanız. 1000-5000 km arasında da mümkün olduğunca az kullanmanız olacaktır. "



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Onbaşı
    27 Mesaj

    Otasay a kapora verdim bekliyorum 10 Gundür. ATA cok absurd fiyat veriyor 215k falan demislerdi gecen hafta



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    Mustafatomen kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
    _____________________________
  • Binbaşı
    1247 Mesaj

    Otosay ben fiyat istediğimde de hem daha uygun fiyat vermişti hemde hediye konusunda elini bol tutmuştu. Bunu ata daki satış temsilcisine söylediğimde gereksiz gördüğüm bir hediye dışında 1000 lira aşağı fiyat söylemişti, fakat ikisininde elinde shine olmadığından (Otosay da benzinli vardı) gidip sivastan almıştım.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi kasai -- 3 Aralık 2019; 23:32:34 >
    |
    |
    kadirberk kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
Reklamlar
kolayoto.com
Sohbet
SEO
Media Sözlük
bankalar.org
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR6
0,391
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.