Şimdi Ara

Beni hayattan soğutan olay # Sözün Bittiği Yerdeyiz

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
152
Cevap
4
Favori
6.179
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Öncelikle hepinize merhaba

    Dün yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Gerçekten iğrenç denilecek bir olay. Ve ne duruma geldiğimizi gösteriyor. Ben hala hayretler içerisindeyim ve ne denilir bilmiyorum!

    Aqualand ( Eğlence amaçlı gidilen büyük bir havuzdur. 4-5 adet büyük boru bulunur, kayarsınız ve metrelerce aşağı uçarsınız. Çok zevklidir )

    Ailemle beraber gittim. Ve orda bizim mahalleden ortaokula giden çocukları gördüm. Kızlı erkekli gruplar halinde gelmişler.

    Orta 1e giden bir kız ve erkek beraber boruya girdiler. Uzunca bir müddet çıkmadılar. Ondan sonra bi çıktılar kızın üstü başı dağanık. Ben aklımın ucundan bile geçirmek istemiyordum daha 12 yaşındaki çocukların o tarz şeyler yapacağına. Erkek olanı yanıma çağırdım. Zaten beni tanır, çocuklarıda bilirsiniz hemen konuşmaya meyillidirler. Çocukla biraz sohbet ettim. Ve çocuk bana ben daha konuyu açmadan şu sözleri söyledi ; "Abi şu kızı az önce siyah boruya götürdüm içeri girdim seviştik yapmadığım şey kalmadı, mayosunuda çıkarttım içerde. Aynı okulda okuyoruz eski sevgilimdi benim"

    Ne denir bilmiyorum. Biz orta 1e giderken kızlarla beraber saklambac oynuyorduk, yakan top oynuyorduk. Bırakın sevişmeyi, sevgili olmanın bile anlamını bilmiyorduk. Daha ufacık , ilkokuldan yeni çıkmış bir kız çocuğu hangi akla hizmet sevgili yapar ve ayrıldığı sevgilisiyle havuzda sevişir ?

    Gerçekten yazık. Düştüğümüz durum.. Bilmiyorum. Duygularımı tarif edemiyorum şuanda.



    _____________________________
    "-Adalet diye birşey yok.. Bu dünyada yok"
    ( Spartacus )
  • Ben anlamıyorum insanları utanma duygusu kalmamış kimsede,herşeyi çok normal olarak karşılıyorlar fazlaca rahatlık var.Zamanla hep moka sarıyor.
    _____________________________

    Jason Statham
    İnsanlar farklı düşünür, farklı konuşur ve farklı dövüşür.

  • üzücü ...
    siyah boruya götürmüş de sevişmişmiş.. ama normal birşey görüyorlar bu davranışı ne yapsınlar. tvde internette sokakta gördükleri şey bu. yasaklasan da nereye kadar. eğitim şart. doğruyu yanlışı karıştırıyor gençler
    _____________________________
    iyi günler
  • quote:

    Orijinalden alıntı: G Man

    üzücü ...
    siyah boruya götürmüş de sevişmişmiş.. ama normal birşey görüyorlar bu davranışı ne yapsınlar. tvde internette sokakta gördükleri şey bu. yasaklasan da nereye kadar. eğitim şart. doğruyu yanlışı karıştırıyor gençler
    Zamani çocukları çok bozdu
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Predator536

    Zamani çocukları çok bozdu

    Alıntıları Göster
    Ailelerinin gösterdiği ilgiden, sevgiden ve eğitimden mi kaynaklanıyor diye düşünüyorum bazen

    Ama ailelerdede bi sorun yok

    Sonuç olarak insanın içinde olması gerekiyor bazı şeylerin

    Ve neden böyle utanç verici, ilerde pişman olacağını bildiği şeylere yöneliyor ki ufacık cocuklar bile ?
    _____________________________
    "-Adalet diye birşey yok.. Bu dünyada yok"
    ( Spartacus )




  • quote:

    Orijinalden alıntı: GökaLp.

    Ailelerinin gösterdiği ilgiden, sevgiden ve eğitimden mi kaynaklanıyor diye düşünüyorum bazen

    Ama ailelerdede bi sorun yok

    Sonuç olarak insanın içinde olması gerekiyor bazı şeylerin

    Ve neden böyle utanç verici, ilerde pişman olacağını bildiği şeylere yöneliyor ki ufacık cocuklar bile ?

    Alıntıları Göster
    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
    kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

    Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

    Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

    Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

    Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

    Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

    Benim değildir bu kültür.

    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

    Nedir bunlar?

    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

    İyi de neden böyle olduk ?

    Biz mi istemiştik?

    Yoksa hak mı ettik?

    ya sizce ?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık ...
    Bir tutam saç , bir oyuncak araba, bir bebek
    Şimdi büyüdük ...
    Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri
    Ölümleri,iflaslar,savaşlar ...
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın ?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba ?
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: GökaLp.

    Ailelerinin gösterdiği ilgiden, sevgiden ve eğitimden mi kaynaklanıyor diye düşünüyorum bazen

    Ama ailelerdede bi sorun yok

    Sonuç olarak insanın içinde olması gerekiyor bazı şeylerin

    Ve neden böyle utanç verici, ilerde pişman olacağını bildiği şeylere yöneliyor ki ufacık cocuklar bile ?

    Alıntıları Göster
    Konuyu yazan kişiye 'birebir' olarak katılsam da, olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum. DH'de 18 yaşının üstü olup, eline bir kız eli değmemiş olanlar napsınlar şimdi
    _____________________________

    Red Wedding - Robb Stark'ın Ölümü

    Sonra Tywin ve Joffrey!!!




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • quote:

    Orijinalden alıntı: GökaLp.

    Ailelerinin gösterdiği ilgiden, sevgiden ve eğitimden mi kaynaklanıyor diye düşünüyorum bazen

    Ama ailelerdede bi sorun yok

    Sonuç olarak insanın içinde olması gerekiyor bazı şeylerin

    Ve neden böyle utanç verici, ilerde pişman olacağını bildiği şeylere yöneliyor ki ufacık cocuklar bile ?

    Alıntıları Göster
    Biz o yaşlarda masturbasyon yapmıyorduk , ne oldugunu bilmiyorduk.Simdi devir çok farklı bilgisayar var artık herkesin elinin altında ne ögrenmek istiyorsalar hemen ögreniyorlar.Yeni gelen nesil '' Gerizekalı ve Salak '' Cocukların beyinlerini ufacıcık telefonlara sıgdırdılar joleli saçlar 17 cm dar paça kotlar akşama kadar kız kız kız peşinde koşanlar yanlarında bomba patlasa haberleri olmayacak




  • la velet kızı götürmüş biz hala elizbeth
    _____________________________
    Düşünebilen her canlının insan olması,insan olan herkesin düşünebildiği anlamına gelmiyor ne yazık ki.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: WhiteSword

    la velet kızı götürmüş biz hala elizbeth
    Sadece şunu yazıp çıkacağım 'MEDYA' .
    _____________________________

    Üniversiteyi 5 yılda bitiren 1 sene , 4 yılda bitiren 4 sene kaybetmiştir .
  • Kafasına ciddi bir şekilde şaplak atıp düzgün durmasını ve kızın ailesine söylemekle tehtit ederdim

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
    kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

    Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

    Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

    Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

    Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

    Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

    Benim değildir bu kültür.

    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

    Nedir bunlar?

    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

    İyi de neden böyle olduk ?

    Biz mi istemiştik?

    Yoksa hak mı ettik?

    ya sizce ?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık ...
    Bir tutam saç , bir oyuncak araba, bir bebek
    Şimdi büyüdük ...
    Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri
    Ölümleri,iflaslar,savaşlar ...
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın ?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba ?


    Şu anki nesilin sizin nesile benzememesi normal,hatta doğal.Şimdiki genç/ergen/herneyse 'nin suçu değil.Sanki hepsi bizim suçumuz gibi yazılmış.Ama değil.Bir çocuğun önüne 6 yaşında pc koyarsan olacağı budur. (bkz:bizim kapıcının çocuğu)
    _____________________________
    Telefonunun interneti,bilgisayarının internetinden hızlı olan adam
    Fiş istenni?




  • quote:

    Orijinalden alıntı: heatrash

    Kafasına ciddi bir şekilde şaplak atıp düzgün durmasını ve kızın ailesine söylemekle tehtit ederdim

    o eskidenmiş kardeşim.. şu devirde öyle birşey yapsan sen kim oluyorsun da şikayet ediyorsun derler. bizim zamanımızda yere düşsek 'niye düştün' diye dayak yerdik, kavga etsek ' niye kavga ettin'diye... ha dayak kötü bir şey mi dersen... dayaktan ne anladığına bağlı.. biraz kulak çekilmeli, öyle kafa göz dalmak olmaz ama keşke babam, ona ' sen bana karışamazsın' dediğimde ekstradan 1 kafa daha atsaymış :)
    ilgili adammış sağolsun. şimdiki nesil saldım çayıra mevlam kayıra
    eee
    _____________________________
    iyi günler
  • quote:

    Orijinalden alıntı: G Man

    quote:

    Orijinalden alıntı: heatrash

    Kafasına ciddi bir şekilde şaplak atıp düzgün durmasını ve kızın ailesine söylemekle tehtit ederdim

    o eskidenmiş kardeşim.. şu devirde öyle birşey yapsan sen kim oluyorsun da şikayet ediyorsun derler. bizim zamanımızda yere düşsek 'niye düştün' diye dayak yerdik, kavga etsek ' niye kavga ettin'diye... ha dayak kötü bir şey mi dersen... dayaktan ne anladığına bağlı.. biraz kulak çekilmeli, öyle kafa göz dalmak olmaz ama keşke babam, ona ' sen bana karışamazsın' dediğimde ekstradan 1 kafa daha atsaymış :)
    ilgili adammış sağolsun. şimdiki nesil saldım çayıra mevlam kayıra
    eee

    Bizim zamanımızda,Babalarımızın,annelerimizin zamanında,Öğretmen babamıza şikayet etmesin diye dayak yerdik.Babamız şöyle karşımıza geçip bakış attığı zaman birşeyin ters gittiğini bir hata yaptığımızı anlardık.Şuankiler yüzsüz.Çoğu babasıyla kavga ediyor,annesine küfür ediyor,öğretmenlerine bağırıyor vs.Çok şey değişti Türkiyede ve ''Dünyada''.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    quote:

    Orijinalden alıntı: G Man

    quote:

    Orijinalden alıntı: heatrash

    Kafasına ciddi bir şekilde şaplak atıp düzgün durmasını ve kızın ailesine söylemekle tehtit ederdim

    o eskidenmiş kardeşim.. şu devirde öyle birşey yapsan sen kim oluyorsun da şikayet ediyorsun derler. bizim zamanımızda yere düşsek 'niye düştün' diye dayak yerdik, kavga etsek ' niye kavga ettin'diye... ha dayak kötü bir şey mi dersen... dayaktan ne anladığına bağlı.. biraz kulak çekilmeli, öyle kafa göz dalmak olmaz ama keşke babam, ona ' sen bana karışamazsın' dediğimde ekstradan 1 kafa daha atsaymış :)
    ilgili adammış sağolsun. şimdiki nesil saldım çayıra mevlam kayıra
    eee

    Bizim zamanımızda,Babalarımızın,annelerimizin zamanında,Öğretmen babamıza şikayet etmesin diye dayak yerdik.Babamız şöyle karşımıza geçip bakış attığı zaman birşeyin ters gittiğini bir hata yaptığımızı anlardık.Şuankiler yüzsüz.Çoğu babasıyla kavga ediyor,annesine küfür ediyor,öğretmenlerine bağırıyor vs.Çok şey değişti Türkiyede ve ''Dünyada''.

    Alıntıları Göster
    Çok tehlikeli gerizekalı nesil kapıda.
    Bunların hepsi ahlak eksiliğinden.
    Allah bizi korusu.
    _____________________________
    I ❤ Sketch - Boston/MA
    iPad Pro - Macbook Pro M1 16GB - iPhone 12




  • quote:

    Orijinalden alıntı: 'ressam

    Çok tehlikeli gerizekalı nesil kapıda.
    Bunların hepsi ahlak eksiliğinden.
    Allah bizi korusu.

    +1903.

    sübliminal mesajlar olsun diziler filmler olsun amaçlarına ulaştılar artık. tüm dünyaya ahlaksızlığı yaymayı amaçlıyorlardı başarıyorlar.. yeğenlerimin izlediği çizgifilmlere bakıyorum artık çizgifilm kanalında filmin sonunda öpüşüyorlar..tvlerde filmlerde cinsel sahne içermeyeni yok gibi..şarkıcılar vs. de hepsi soyunmuş soyunmak modernlik olmuş..ee çocukta gördüğünü yapıyor işte. sen aşk-ı memnuyu pür dikkat izlersen çocuğun yanında fatmagülün suçu ne yi izlersen çocuk daha o yaşta saçma sapan fikirler edinir. yazık çok yazık tamamen saman ahlaksız bir nesil..%99 müslüman dersiniz ama şu ülkede yaşanan pisliklerin haddi hesabı kalmadı artık.herşey sözde olmuş dindarlık bile gösteriş için.. ahir zamandayız beyler imanını kalbinde tutmak elinde kor alev tutmak kadar güç olacak diye bir hadis var. öyle değil mi ? sadece bir iki tık ile birsürü günaha girebilirsiniz. tvyi açarsınız gene saçmalık. sokağa çıkarsın gene görürsün dar giyinenleri yarıçıplakları. saçma bir çevredeysen gel oğlum seni mektebe götürelim gibi aptalca hareketler. saymakla bitmez..



    quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.





    bu arada hocam yemin ederim çocukluğumun özetini geçmişin şu yazdıklarından yaşamadığım yok duygulandım ulan ya o günleri tekrar yaşayabilmek için nelerimi vermezdim ah ulan ah..



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi MühendisMurat -- 8 Eylül 2012; 5:47:48 >
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
    kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

    Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

    Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

    Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

    Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

    Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

    Benim değildir bu kültür.

    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

    Nedir bunlar?

    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

    İyi de neden böyle olduk ?

    Biz mi istemiştik?

    Yoksa hak mı ettik?

    ya sizce ?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık ...
    Bir tutam saç , bir oyuncak araba, bir bebek
    Şimdi büyüdük ...
    Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri
    Ölümleri,iflaslar,savaşlar ...
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın ?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba ?


    +1
    _____________________________
    BAY VURAL




  • quote:

    Orijinalden alıntı: selamivural

    quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
    kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

    Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

    Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

    Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

    Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

    Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

    Benim değildir bu kültür.

    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

    Nedir bunlar?

    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

    İyi de neden böyle olduk ?

    Biz mi istemiştik?

    Yoksa hak mı ettik?

    ya sizce ?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık ...
    Bir tutam saç , bir oyuncak araba, bir bebek
    Şimdi büyüdük ...
    Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri
    Ölümleri,iflaslar,savaşlar ...
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın ?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba ?


    +1

    Alıntıları Göster
    yeni nesil cidden tehlikeli geliyor .
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
    kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

    Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

    Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

    Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

    Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

    Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

    Benim değildir bu kültür.

    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

    Nedir bunlar?

    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

    İyi de neden böyle olduk ?

    Biz mi istemiştik?

    Yoksa hak mı ettik?

    ya sizce ?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık ...
    Bir tutam saç , bir oyuncak araba, bir bebek
    Şimdi büyüdük ...
    Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri
    Ölümleri,iflaslar,savaşlar ...
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın ?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba ?


    Bu olayları 90'lı yıllarda bire bir yaşamış biri olarak şimdiki hayattan zevk almıyorum.8 yaşında bilgisayar başına oturan çocuklardan ot gibi bir nesil ortaya çıkıyor.Hiçbirinin sosyal ilişkisi normal değil, arkadaşlık nedir bilmiyorlar.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: heytaxi

    Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.

    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.

    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden,
    kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

    Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.

    Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

    Kısacacı evine girip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

    Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
    onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
    en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

    Azar işitip, acillere taşınmazdık.

    Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

    Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

    Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

    Evlerimiz var içinde yaşayan yok.

    Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.

    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…

    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

    Ben kapılarında ” vale ” lerin, ” bady ” lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

    Benim değildir bu kültür.

    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

    Nedir bunlar?

    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

    İyi de neden böyle olduk ?

    Biz mi istemiştik?

    Yoksa hak mı ettik?

    ya sizce ?

    Ne kadar küçük şeyler için ağlardık ...
    Bir tutam saç , bir oyuncak araba, bir bebek
    Şimdi büyüdük ...
    Çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri
    Ölümleri,iflaslar,savaşlar ...
    Şimdi daha mı güçlüyüz
    Yoksa daha mı alışkın ?
    Hayatı öğrenmek
    Alışmak mı acaba ?


    Alıntıları Göster
    top oynamayi özledim



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ans Destroyer -- 8 Eylül 2012; 7:02:09 >
    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Toros Üniversitesi-- Sağlık Kurumları Yöneticiliği.




  • 
Sayfa: 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.