Şimdi Ara

341. DÖNEM (AĞUSTOS 2011) KD. ve YD. SUBAY ADAYLARI

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
8.053
Cevap
11
Favori
595.032
Tıklama
Giriş
Mesaj
  • Teğmen
    192 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321


    quote:

    Orijinalden alıntı: duga999


    quote:

    Orijinalden alıntı: snn_mlk

    hangi sayfada oldugunu hatırlıyasanız yazarmısınız.. bayabi sayfa gezdim göremedim:D


    arayacağıma yazayım buraya...


    *Bol bol atlet, don, çorap
    *Traş bıçağı , köpük
    *Şampuan, Sıvı sabun
    *Vatka
    *Ortopedik tabanlık
    *Pamuk ve Yarabantları
    *Pudra
    *Kolonya
    *1 büyük boy, çok miktarda küçük boy ıslak mendil. (Büyük boy olanı duş yapamadığınız zaman silinmek için kullanabilirsiniz)
    *Boyundan askılı cüzdan
    *Küçük bir not defteri ve kalem
    *Küçük dikiş seti (şapkanıza nefte ve rütbe alırsanız rütbe dikmek için)
    *ayakkabı boyası ve kaliteli bir sünger (Her gün boya yapacağınızdan ayakkabının içinden çıkan sünger birkaç gün sonra mahvoluyor).
    *Bozuk para (Kütahyada kola ve çay makineleri vardı. Bu lüks bir çok yerde yok ama olabilme olasılığına karşı bozuk para bulundurun)
    *Bol bol Türk Telekom telefon kartı.
    *Kitap
    *Kas gevşetici krem ve yanık kremi ( Birliğe teslim olurken topluyorlar. Şansınız varsa bulamazlar çantada :))
    *Çamaşır filesi
    *Askı
    *Kirli ve temiz çamaşır torbaları

    aklıma gelenler bunlar


    Çamaşır filesi ve kirli temiz çamaşır torbasını nereden temin edebiliriz ?

    Ayrıca askı almazsak ne olur?


    Bir şey olmaz. Dolap düzenine bizde pek önem vermediler . ama eğer denetlemeye filan denk gelirseniz askılar şart. Kantinden temin etmek zor olabilir.

    çamaşır filesi ve kirli temiz çamaşır torbalarını askeri malzemecilerden temin edersin. İstisnasız hepsinde vardır.
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1482 Mesaj
    İşte yoktu !!! Yoksa neden almayım yaa :( Allah'ım yaa şimdi çarşıya yeniden mi çıkacağım
    |
    |
    _____________________________
    Bizim sürdüğümüz hayatın geri vitesi yok... Arkamızda kalanları dikiz aynamızdan izliyoruz...

    JDM Spirit Turkey
  • Teğmen
    192 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: carloso

    Alisverise gitcem birazdn fakat yedek subaylik cikarsa aldiklarimiz bosa gitmez degil mi?


    Gitmez...

    Yedek subaylığın acemiliği daha beter :)
    |
    |
    _____________________________
  • Er
    12 Mesaj
    bide tlfn görüşmesi için bi kart ismi yapmıslardı dedeler tt aile karttan daha avantajlıymış.. kart alan var mı
    |
    |
    _____________________________
  • Teğmen
    135 Mesaj
    Merhaba arkadaşlar. Bu topici (341.dönem) neredeyse başından sonuna okudum. Ben geçen yıl 335.KD olarak askerliğimi yaptığım için 341. Döneme ayrı bir sempatiyle yaklaşarak yaşadığım tecrübeleri sizlere özetleyeceğim. Zira tam 1 yıl önce ben de aynı şeyleri yaşamıştım ve kafamda milyon tane soru işareti vardı.

    ŞUNU EN BAŞTA BELİRTEYİM, TAMAMEN KENDİ YAŞADIKLARIM VE TECRÜBELERİM İÇERİKLİ BİR YAZIDIR. ASKERDE YER-ZAMAN-MEKAN VE KOMUTANA GÖRE BUNLAR DEĞİŞEBİLİR.

    Aşağı yukarı bu yazıyı okuyanların çoğu sınavlarına girmiştir. Artık asker oldunuz. İzin kağıdınızı bile aldınız. Şu anda birer TSK personelisiniz ve şafağınızdan yemeye başladınız.
    Herkesin yazdığı şu şeyi ısrarla vurgulamakta fayda var. Sivil hayatınızın son günlerini hakkaten de en güzel şekilde değerlendirin. Gezin tozun. En güzel yemekleri yiyin. Bol bol uyuyun! Çünkü eninde sonunda nizamiyenin kapısından girişi yapacaksınız kaçarı yok…
    Askerliğin ilk günü ve son günü asla unutulmaz. Ben askerliğimin ilk gününü, o nizamiyenin kapısından girdiğim ilk anı asla unutmam. Giriş ne kadar iç burukluğu ve sıkıntı içinde olsa da çıkış tam tersine mutluluktan bulutların üstünde olunan, sanki bir hayal gibi. Anlatılmaz yaşanılır lafının en güzel örneklerinden biri…

    Neyse çok gevezelik yaptım. Şimdi detaylara gireyim…
    Arkadaşlar, askerlik bambaşka bir dünya. Kendi içinde ayrı bir alem. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Herkesin askerliği farklıdır. Aynı birlik içinde çok rahat da askerlik yapabilirsiniz, çok kötü de askerlik yapabilirsiniz.
    Acemi birliğiniz çok güzel geçecek. Çok eğlenceli ama yorucu geçecek 1 ay sizleri bekliyor. En güzel arkadaşlıklar, en komik anlar acemi birliğinde yaşanıyor. Oraya gittiğinizde “yahu bu adam nasıl üniversite mezunu?” diyeceğiniz anlar çok olacak. İlk gece sendromunu kolay atlatırsanız arkası gelir zaten. Öğrencilik hayatında kalabalık odalı yurtlarda kalan arkadaşlar bu duruma daha kolay alışacaklardır. Acemi birliğinde yemin törenine kadar kışla dışına çıkamayacağınız için giderken yanınıza gerekli şeyleri götürün. Çoğu arkadaş bahsetmiş zaten. Kantinlerde ihtiyaç malzemelerinin çoğu satılıyor diye. Ama benim tavsiyem, acemi birliğinde kantinlerde bir şey almanın çok zor olmasından ki (bunun nedeni aynı anda yüzlerce askerin aynı şeyleri tedarik etme isteği, eğitimlerdeki mola aralıklarının kısıtlığı nedeniyle asla sıra gelmemesi gibi…) bazı şeyleri bana göre giderken yanınızda bolca götürmenizdir. Nedir bunlar: *iç çamaşırı *çorap *ıslak mendil *traş malzemeleri… bir de askere giderken yanınızda MUTLAKA bir ya da birden fazla SİYAH renk pilot kalem ve ayrıca CD-DVD üzerine yazı yazılan asetatlı kalemlerden mutlaka bulundurunuz. Hele ki ilk günler paso form doldurmak, kayıt kuyut işlemleri, imzalar ki bunlar mutlaka SİYAH kalemlerle yapılır… Orada milletten bunu istemek yerine yanınızda bulundurun. Asetatlı kalemin gerekliliği ise şundan dolayı: Gittiğniz zaman herkese aynı şeylerden dağıtılacak ve karışma ihtimali çok çok yüksek… Karışmaması için aldığınız malzemeye (kamuflaj-şapka gibi) adınızı soyadınızı yazacaksınız… Casio F91W süper bir saattir. Efsanedir zaten. Paraya kıyıp orjinalini alın derim. Çünkü dayanıklılık ve su geçirmezlik bakımından sağlam bir saat gerekli…

    Evet, acemi birliğinin ilk gününe gelelim. Size tavsiyem. Çok erken saatlerde içeri girmeyin. Gittiğiniz şehri turlayın. Güzel bir yemek yiyin. Güzel demli çayınızı için…Kapıdan içeri girdiğinizde sizin gibi ellerinde bavullar, çantalar ile etrafa şaşkın şaşkın bakan kişileri gördüğünüz an, anlayın ki geri dönüşü olmayan bir yola girdiniz. Nizamiyede sizleri nöbetçi astsubay ve uzman çavuşlardan kurulu bir grup rütbeli ve yanlarındaki usta askerler karşılayacaklardır. Benim gittiğim birlikte kapıda bir uzman çavuş bizleri davul çalarak karşılamıştı  (ciddiyim)… Kapıdan girişte valizleriniz çantalarınız didik didik aranacak. İçeri telefon-mp3 çalar sim kart sokmaya çalışmayın derim. Çünkü karşınızda sizler gibi binlercesini görmüş (afedersiniz) işin kaşarı olmuş adamlar var. Ama “ben kendime güvenirim hacı, istediğimi de sokarım” derseniz siz bilirsiniz. Ha, içeri sim kart hatta mp3 çalar sokan arkadaşlarım da olmuştu ama ben bu riski almadım. Sizlere tavsiyem siz de almayın… Evet bu işlemler bittikten sonra tüm askerlerin gelmesi için mesai saati bitimine kadar oralarda beklersiniz. Zaten ilk arkadaşlıklar ve tanışmalar oralarda başlar. Her kafadan bir ses çıkar “burası şöyleymiş, böyleymiş” diye. Boş verin onları. Unutmayın ki oradaki hiç kimse asker sıfatıyla kışla içinde hiç bulunmadı. Ve çok bilmiş tiplerden kesinlikle uzak durun. Kafanızdaki milyon soru işaretini daha da arttırır bunlar…

    Sizlere kıyafet ve malzemeler dağıtılacaktır. Ağustos’ta askere gittiğiniz için hem yazlık hem de kışlık olmak üzere iki tip kıyafet verilecek. Zira ekim ayından sonra kışlık tip elbiseleri giyeceksiniz. Özellikle pantolonların üstünüze uymasına dikkat edin. Zira günün büyük bir kısmını bunlarla geçirecek ve devamlı hareket halinde olacağınız için pantolonun belinizi çok sıkmamasına ve bol olmamasına dikkat edin. Zaten giysiler dağıtıldığında orada herkes birbirlerine bedenlerini soracaktır. Takas işlemleri yapınız. Zararı olmaz. Bot konusunda klasik “sivilde giydiğinin 1 numara büyüğünü al” tavsiyesine aynen uyunuz.
    Askerlik günleriniz yavaş yavaş başladı. Askerlikte en önemli şey saattir. Dakikliktir. Söylenilen saatte söylenilen yerde olun. Yatış ve kalkış saatlerine uyun. İçtimalar önemlidir. İçtima saatlerinde kesinlikle komutanların söyledikleri saatte (ve hatta daha erken) orada olun. Gittiğinizde bir takım ve mangaya ayrılacaksınız. Takımınızı ve manganızı kaybetmeyin. Bilhassa ilk günler oradaki kişilerin yüzlerini, isimlerini unutmamaya çalışın… Eğer acil bir ihtiyacınız dolayısıyla orada olmama durumunuz olursa mutlaka oradaki takım kıdemlisine a da manga başına (ki bunlar da belirlenecektir) haber verin. Askerde bir kişinin yaptığı hatanın cezasını (maalesef) herkes çekmekte. O yüzden kuralara uymayan olursa (ki mutlaka çıkacaktır öyle tipler) o kişileri uyarın. Biz içtimaya geç gelen bir kişi yüzünden acemi birliğinde o sıcak havada dakikalarca istikamet yemiştik (istikamet yemek apayrı bir konudur, özetle: yat kalk sürün)…

    Acemi birliğinizde günleriniz bu şekilde geçecektir. Temel kural, herkesle aynı şeyleri yap. Aynı anda yap. Zaten ister istemez böyle olacaktır. Denilen şeyleri sorgulama. (çok klasik olacak ama) mantık arama…
    Evet… Günler günleri kovaladı ve acemi birliğiniz sona erdi. Yemin töreniniz olacak. Orada fazla anlayamıyorsunuz ama bana göre çok çok güzel bir olay. 1 aydır görmediğiniz aileleriniz gelecek. Tabi çok uzak bir yere düşmediğinizi ve gelebilecek durumda olanları varsayıyorum. Benim gibi evine 2,5 saatlik mesafede askerlik yapanlar için durum böyle… Yemin törenleri Cuma genelde Cuma günü olur. Size o hafta sonu evci izni hakkı verirler. Garnizonu (bulunduğunuz kışlanın olduğu ilçeyi) terk etmeniz yasaktır. Ama çoğu kişi bu yasağı çiğner. Riski vardır yapmayın ;)

    Geldik asıl askerliğe. Yani usta birliğine… Bu güne kadar yaşadıklarınız lig başlamadan önceki futbolcuların hazırlık kampı gibiydi. Yani yeni transferler. Kamp ortamları. Nispeten daha rahat ve keyifli geçen idmanlar… Artık lig başladı ve ligler uzun maratondur. (Futbol benzetmesini kullandım. Çünkü orada da bulunduğunuz kışlayı kulüp, başınızdaki komutanları teknik direktör, antrerör, kondisyoner ve oradaki usta askerleri ve kısa dönem askerleri ise daha önce orada oynayan futbolcular gibi görebilirsiniz. Arada çok fark var elbette ama ben yapıyı gözünüzde canlandırmanız açısından böyle bir örnek verdim. Saçma gelebilir…

    Sizi orada sabırsızlıkla bekleyen 339. KD’ler olacaktır ve gelmenize en az aileleri gelmiş kadar sevineceklerdir. Çünkü sizin oraya gitmeniz demek onların da artık yavaş yavaş teskere alması demek. Usta birliğinde kalabalık olmanın iyi ve kötü yönleri vardır. Ama genelde kalabalık gitmek iyidir. Acemi birliğindeki arkadaşlar yerine orada uzun dönem arkadaşlar ile karşılacaksınız.

    Sınav sonuçları açıklandığında tavsiyem; Doğu’ya düşenlerin üzülmemesi ve ayrıca (benim gibi) batıya düşenlerin de sevinmemesidir. Çünkü batı bölgesindeki garnizonlar genelde sürgün bölgesi olduğundan sorunlu, sivilde vukuatlı, hapçı, tinerci, uyuşturucu bağımlısı olanı… Yani anlayacağınız ne kadar sorunlu tip var ise onlar ile askerlik yapacaksınız… Bu yazdıklarım sizi ürkütmesin ama çok da iyi bir beklenti içinde olmayın. Ben usta birliğine ilk gittiğimde oradaki tipleri görünce “bunlar ile nasıl askerlik yapacağım?” demiştim. Ama inanın çocukların dış görünüşleri sizleri aldatmasın. İçlerinden çok iyi olanlar da çıkacaktır. Tabi ki psikopatı ve fırlaması da olan olur. Sizler kısa dönem gittiğiniz için mutlaka onlar tarafından sevilmeyeceksiniz. Çünkü askerde 1 gün bile çok önemlidir ve sizler onların neredeyse 3 te 1’i kadar süre askerlik yapıyorsunuz. Yaş itibariyle sizlere “abi-hoca” diyeceklerdir. Uzun dönem askerlerin teskereci tertip olanları biraz artist olurlar. Doğal karşılayın. O adamlar da çünkü en alt devreden itibaren aşama aşama en üst devre olmayı beklediler. Yadırgamayın. Güzel muhabbetler kurmaya çalışın. Ağırbaşlılığınızı elden bırakmayın. Bir sorunları olduğunda konuşup anlaşmaya çalışın. Yeri geldi dertleşin. “Ben üniversite mezunuyum, onlar okumamış muhatap olamam” demeyin. Onlar da tıpkı sizler gibi ailelerinden uzakta vatani görevlerini yapıyorlar.

    Asıl kendi devrelerinizden çekinin. Çünkü daha rahat askerlik yapabilmek için sizi anında satabilirler. Tabi bu da bir istisna. Herkes aynı değil.
    Askerliğinizin rahat geçmesinin altın anahtarı ise tamamen komutanlarınıza bağlıdır. Mesela “ben bilgisayardan iyi anlarım hacı, yazıcı olur rahat ederim” diye bir düşünceye asla kapılmayın. Yazıcılar genelde bölük astsubaylarının odasında olurlar ve eğer bölük astsubayınız iyi değilse, o askerlik çok zor geçer. O yüzden gittiğiniz zaman her işe atlamayın. Sizden önceki kısa dönemlere mutlaka komutanları sorun. Ona göre bir görev alıp almama konusunda istekli olun. Gerçi eğer komutan gelip de “oğlum sen yazıcı olacaksın, sen revirci olacaksın” dediğinde itiraz etme gibi bir şansın asla olmayacak… Askerde en güzel görev gece silahlık nöbetçiliğidir. Uyanık olup silahlık nöbetçiliği görevini kapmaya çalışın. Bütünce gece nöbete gidenlere silah teslim edip bütün gün bomboş koğuşta istirahat edersiniz. İçtimalara da katılmazsınız… kebap budur ;)

    Askerde komutanınıza bir şey söylemeden önce esas duruşunuzu göstererek (ki bunlar da öğretilecek merak etmeyin) yüksek sesle (evet en yüksek sesle) tekmil verip (“AHMET YILMAZ – ADANA” ) derdinizi anlatınız. Komutanlar mıymıntı-sessiz pısırık adamı sevmezler. Canlı-dik-kararlı askerleri severler… Gittiğiniz birlikte asteğmenler var ise onlar ile bir şekilde muhabbet kurmaya çalışın. Kısa dönemler ile iyi anlaşırlar. Unutmayın bundan birkaç ay önce onlar da sizin girdiğiniz sınava girdiler ve şafak sayıyorlar…

    Çok şey yazdım arkadaşlar ve daha bir çok şey var aslında anlatılacak ama en son şu Eşya çalınma hususunda birkaç kelime söyleyeceğim. Şu “yer değiştirme” muhabbetine çok uyuz oluyorum. Zira askerdeki düpedüz hırsızlıktır ve maalesef ortamda bolca bulunur. Benim, sivil eşya odasında kilitli valizimin içinden sıfır kışlık botumu çaldılar ve asla bulamadım. Hiçbir suçum olmamasına rağmen komutanlardan da fırçayı yedim “malına neden sahip çıkamıyorsun?” diye… O yüzden hırsızlık olayına kafayı fazla takmayın…

    Toparlamak gerekirse, herkesin askerliği farklıdır. Ben geçen yıl yaşadıklarımı dilim döndüğümce özetlemeye çalıştım. Haliyle çok merak ediyorsunuz. Ben de askere gitmeden önce donanımhaber-ekşi sözlük gibi siteleri hatim etmiştim. Şunu anladım. Benzer şeyler de olsa herkesin askerliği çok farklı geçebiliyor.

    Rahat olun. Kafaya hiçbir şeyi takmayın. Oradaki göreviniz bittiğiniz an bir daha asla (isteseniz bile) oraya giremeyeceksiniz. Hayatınıza 5,5 ay bir ara vermiş gibi yapın. Eğlenceli kısımları da çok olacaktır. Anlatacak bir çok şeyiniz de olacaktır. Hepsi hayal gibi geçip gidecek…

    Askerlik bittikten sonra hakkındaki en gerçek ve hiç değişmeyecek yorum ise şudur ki “ASIL ASKERLİK ŞİMDİ BAŞLIYOR”…

    Sormak istediğiniz her şeyi sorabilirsiniz arkadaşlar. Hepinize hayırlı teskereler…
    |
    |
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    253 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321

    İşte yoktu !!! Yoksa neden almayım yaa :( Allah'ım yaa şimdi çarşıya yeniden mi çıkacağım


    ya boşver illa adının kirli-temiz çamaşır torbası olması şartmı 2 tane şu mavi çöp poşetlerini götür birine temizi koy birine kirliyi
    |
    |
    _____________________________
  • Yüzbaşı
    900 Mesaj
    Beyler ben aralıkta gideceğim kısa dönem olarak.yalnız ben 12 ay yapmak istiyorum. aöf işletme mezunuyum. Acaba uzun alınma şansım nedir. Sınavda heralde full e yakın yaparım
    |
    |
    _____________________________
  • Teğmen
    169 Mesaj
    griffe birde şu ilk gün girdiğimizde aşı varmı muayene varmı soyunma varmı onlardan bahsedermisin?



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi bluespark -- 3 Ağustos 2011; 14:37:30 >
    |
    |
    _____________________________
  • Binbaşı
    1482 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: griffe

    Merhaba arkadaşlar. Bu topici (341.dönem) neredeyse başından sonuna okudum. Ben geçen yıl 335.KD olarak askerliğimi yaptığım için 341. Döneme ayrı bir sempatiyle yaklaşarak yaşadığım tecrübeleri sizlere özetleyeceğim. Zira tam 1 yıl önce ben de aynı şeyleri yaşamıştım ve kafamda milyon tane soru işareti vardı.

    ŞUNU EN BAŞTA BELİRTEYİM, TAMAMEN KENDİ YAŞADIKLARIM VE TECRÜBELERİM İÇERİKLİ BİR YAZIDIR. ASKERDE YER-ZAMAN-MEKAN VE KOMUTANA GÖRE BUNLAR DEĞİŞEBİLİR.

    Aşağı yukarı bu yazıyı okuyanların çoğu sınavlarına girmiştir. Artık asker oldunuz. İzin kağıdınızı bile aldınız. Şu anda birer TSK personelisiniz ve şafağınızdan yemeye başladınız.
    Herkesin yazdığı şu şeyi ısrarla vurgulamakta fayda var. Sivil hayatınızın son günlerini hakkaten de en güzel şekilde değerlendirin. Gezin tozun. En güzel yemekleri yiyin. Bol bol uyuyun! Çünkü eninde sonunda nizamiyenin kapısından girişi yapacaksınız kaçarı yok…
    Askerliğin ilk günü ve son günü asla unutulmaz. Ben askerliğimin ilk gününü, o nizamiyenin kapısından girdiğim ilk anı asla unutmam. Giriş ne kadar iç burukluğu ve sıkıntı içinde olsa da çıkış tam tersine mutluluktan bulutların üstünde olunan, sanki bir hayal gibi. Anlatılmaz yaşanılır lafının en güzel örneklerinden biri…

    Neyse çok gevezelik yaptım. Şimdi detaylara gireyim…
    Arkadaşlar, askerlik bambaşka bir dünya. Kendi içinde ayrı bir alem. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Herkesin askerliği farklıdır. Aynı birlik içinde çok rahat da askerlik yapabilirsiniz, çok kötü de askerlik yapabilirsiniz.
    Acemi birliğiniz çok güzel geçecek. Çok eğlenceli ama yorucu geçecek 1 ay sizleri bekliyor. En güzel arkadaşlıklar, en komik anlar acemi birliğinde yaşanıyor. Oraya gittiğinizde “yahu bu adam nasıl üniversite mezunu?” diyeceğiniz anlar çok olacak. İlk gece sendromunu kolay atlatırsanız arkası gelir zaten. Öğrencilik hayatında kalabalık odalı yurtlarda kalan arkadaşlar bu duruma daha kolay alışacaklardır. Acemi birliğinde yemin törenine kadar kışla dışına çıkamayacağınız için giderken yanınıza gerekli şeyleri götürün. Çoğu arkadaş bahsetmiş zaten. Kantinlerde ihtiyaç malzemelerinin çoğu satılıyor diye. Ama benim tavsiyem, acemi birliğinde kantinlerde bir şey almanın çok zor olmasından ki (bunun nedeni aynı anda yüzlerce askerin aynı şeyleri tedarik etme isteği, eğitimlerdeki mola aralıklarının kısıtlığı nedeniyle asla sıra gelmemesi gibi…) bazı şeyleri bana göre giderken yanınızda bolca götürmenizdir. Nedir bunlar: *iç çamaşırı *çorap *ıslak mendil *traş malzemeleri… bir de askere giderken yanınızda MUTLAKA bir ya da birden fazla SİYAH renk pilot kalem ve ayrıca CD-DVD üzerine yazı yazılan asetatlı kalemlerden mutlaka bulundurunuz. Hele ki ilk günler paso form doldurmak, kayıt kuyut işlemleri, imzalar ki bunlar mutlaka SİYAH kalemlerle yapılır… Orada milletten bunu istemek yerine yanınızda bulundurun. Asetatlı kalemin gerekliliği ise şundan dolayı: Gittiğniz zaman herkese aynı şeylerden dağıtılacak ve karışma ihtimali çok çok yüksek… Karışmaması için aldığınız malzemeye (kamuflaj-şapka gibi) adınızı soyadınızı yazacaksınız… Casio F91W süper bir saattir. Efsanedir zaten. Paraya kıyıp orjinalini alın derim. Çünkü dayanıklılık ve su geçirmezlik bakımından sağlam bir saat gerekli…

    Evet, acemi birliğinin ilk gününe gelelim. Size tavsiyem. Çok erken saatlerde içeri girmeyin. Gittiğiniz şehri turlayın. Güzel bir yemek yiyin. Güzel demli çayınızı için…Kapıdan içeri girdiğinizde sizin gibi ellerinde bavullar, çantalar ile etrafa şaşkın şaşkın bakan kişileri gördüğünüz an, anlayın ki geri dönüşü olmayan bir yola girdiniz. Nizamiyede sizleri nöbetçi astsubay ve uzman çavuşlardan kurulu bir grup rütbeli ve yanlarındaki usta askerler karşılayacaklardır. Benim gittiğim birlikte kapıda bir uzman çavuş bizleri davul çalarak karşılamıştı  (ciddiyim)… Kapıdan girişte valizleriniz çantalarınız didik didik aranacak. İçeri telefon-mp3 çalar sim kart sokmaya çalışmayın derim. Çünkü karşınızda sizler gibi binlercesini görmüş (afedersiniz) işin kaşarı olmuş adamlar var. Ama “ben kendime güvenirim hacı, istediğimi de sokarım” derseniz siz bilirsiniz. Ha, içeri sim kart hatta mp3 çalar sokan arkadaşlarım da olmuştu ama ben bu riski almadım. Sizlere tavsiyem siz de almayın… Evet bu işlemler bittikten sonra tüm askerlerin gelmesi için mesai saati bitimine kadar oralarda beklersiniz. Zaten ilk arkadaşlıklar ve tanışmalar oralarda başlar. Her kafadan bir ses çıkar “burası şöyleymiş, böyleymiş” diye. Boş verin onları. Unutmayın ki oradaki hiç kimse asker sıfatıyla kışla içinde hiç bulunmadı. Ve çok bilmiş tiplerden kesinlikle uzak durun. Kafanızdaki milyon soru işaretini daha da arttırır bunlar…

    Sizlere kıyafet ve malzemeler dağıtılacaktır. Ağustos’ta askere gittiğiniz için hem yazlık hem de kışlık olmak üzere iki tip kıyafet verilecek. Zira ekim ayından sonra kışlık tip el

    mobil'den okudum hepsini Saol dostum ;)



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
    Bizim sürdüğümüz hayatın geri vitesi yok... Arkamızda kalanları dikiz aynamızdan izliyoruz...

    JDM Spirit Turkey




  • Teğmen
    135 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: bluespark

    griffe birde şu ilk gün girdiğimizde aşı varmı muayene varmı soyunma varmı onlardan bahsedermisin?


    Acemi birliğinde sadece muayene olduk. Muayeneden kasıt yalandan bir sırtını dinleyip "herhangi bir sağlık sorunun var mı?" diye sordular. Eğer yoksa "tamam, çıkabilirsin" diyip gönderiyorlar. Aşıyı usta birliğinde yapmışlardı.
    |
    |
    _____________________________
  • Teğmen
    135 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321


    quote:

    Orijinalden alıntı: griffe

    Merhaba arkadaşlar. Bu topici (341.dönem) neredeyse başından sonuna okudum. Ben geçen yıl 335.KD olarak askerliğimi yaptığım için 341. Döneme ayrı bir sempatiyle yaklaşarak yaşadığım tecrübeleri sizlere özetleyeceğim. Zira tam 1 yıl önce ben de aynı şeyleri yaşamıştım ve kafamda milyon tane soru işareti vardı.

    ŞUNU EN BAŞTA BELİRTEYİM, TAMAMEN KENDİ YAŞADIKLARIM VE TECRÜBELERİM İÇERİKLİ BİR YAZIDIR. ASKERDE YER-ZAMAN-MEKAN VE KOMUTANA GÖRE BUNLAR DEĞİŞEBİLİR.

    Aşağı yukarı bu yazıyı okuyanların çoğu sınavlarına girmiştir. Artık asker oldunuz. İzin kağıdınızı bile aldınız. Şu anda birer TSK personelisiniz ve şafağınızdan yemeye başladınız.
    Herkesin yazdığı şu şeyi ısrarla vurgulamakta fayda var. Sivil hayatınızın son günlerini hakkaten de en güzel şekilde değerlendirin. Gezin tozun. En güzel yemekleri yiyin. Bol bol uyuyun! Çünkü eninde sonunda nizamiyenin kapısından girişi yapacaksınız kaçarı yok…
    Askerliğin ilk günü ve son günü asla unutulmaz. Ben askerliğimin ilk gününü, o nizamiyenin kapısından girdiğim ilk anı asla unutmam. Giriş ne kadar iç burukluğu ve sıkıntı içinde olsa da çıkış tam tersine mutluluktan bulutların üstünde olunan, sanki bir hayal gibi. Anlatılmaz yaşanılır lafının en güzel örneklerinden biri…

    Neyse çok gevezelik yaptım. Şimdi detaylara gireyim…
    Arkadaşlar, askerlik bambaşka bir dünya. Kendi içinde ayrı bir alem. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Herkesin askerliği farklıdır. Aynı birlik içinde çok rahat da askerlik yapabilirsiniz, çok kötü de askerlik yapabilirsiniz.
    Acemi birliğiniz çok güzel geçecek. Çok eğlenceli ama yorucu geçecek 1 ay sizleri bekliyor. En güzel arkadaşlıklar, en komik anlar acemi birliğinde yaşanıyor. Oraya gittiğinizde “yahu bu adam nasıl üniversite mezunu?” diyeceğiniz anlar çok olacak. İlk gece sendromunu kolay atlatırsanız arkası gelir zaten. Öğrencilik hayatında kalabalık odalı yurtlarda kalan arkadaşlar bu duruma daha kolay alışacaklardır. Acemi birliğinde yemin törenine kadar kışla dışına çıkamayacağınız için giderken yanınıza gerekli şeyleri götürün. Çoğu arkadaş bahsetmiş zaten. Kantinlerde ihtiyaç malzemelerinin çoğu satılıyor diye. Ama benim tavsiyem, acemi birliğinde kantinlerde bir şey almanın çok zor olmasından ki (bunun nedeni aynı anda yüzlerce askerin aynı şeyleri tedarik etme isteği, eğitimlerdeki mola aralıklarının kısıtlığı nedeniyle asla sıra gelmemesi gibi…) bazı şeyleri bana göre giderken yanınızda bolca götürmenizdir. Nedir bunlar: *iç çamaşırı *çorap *ıslak mendil *traş malzemeleri… bir de askere giderken yanınızda MUTLAKA bir ya da birden fazla SİYAH renk pilot kalem ve ayrıca CD-DVD üzerine yazı yazılan asetatlı kalemlerden mutlaka bulundurunuz. Hele ki ilk günler paso form doldurmak, kayıt kuyut işlemleri, imzalar ki bunlar mutlaka SİYAH kalemlerle yapılır… Orada milletten bunu istemek yerine yanınızda bulundurun. Asetatlı kalemin gerekliliği ise şundan dolayı: Gittiğniz zaman herkese aynı şeylerden dağıtılacak ve karışma ihtimali çok çok yüksek… Karışmaması için aldığınız malzemeye (kamuflaj-şapka gibi) adınızı soyadınızı yazacaksınız… Casio F91W süper bir saattir. Efsanedir zaten. Paraya kıyıp orjinalini alın derim. Çünkü dayanıklılık ve su geçirmezlik bakımından sağlam bir saat gerekli…

    Evet, acemi birliğinin ilk gününe gelelim. Size tavsiyem. Çok erken saatlerde içeri girmeyin. Gittiğiniz şehri turlayın. Güzel bir yemek yiyin. Güzel demli çayınızı için…Kapıdan içeri girdiğinizde sizin gibi ellerinde bavullar, çantalar ile etrafa şaşkın şaşkın bakan kişileri gördüğünüz an, anlayın ki geri dönüşü olmayan bir yola girdiniz. Nizamiyede sizleri nöbetçi astsubay ve uzman çavuşlardan kurulu bir grup rütbeli ve yanlarındaki usta askerler karşılayacaklardır. Benim gittiğim birlikte kapıda bir uzman çavuş bizleri davul çalarak karşılamıştı  (ciddiyim)… Kapıdan girişte valizleriniz çantalarınız didik didik aranacak. İçeri telefon-mp3 çalar sim kart sokmaya çalışmayın derim. Çünkü karşınızda sizler gibi binlercesini görmüş (afedersiniz) işin kaşarı olmuş adamlar var. Ama “ben kendime güvenirim hacı, istediğimi de sokarım” derseniz siz bilirsiniz. Ha, içeri sim kart hatta mp3 çalar sokan arkadaşlarım da olmuştu ama ben bu riski almadım. Sizlere tavsiyem siz de almayın… Evet bu işlemler bittikten sonra tüm askerlerin gelmesi için mesai saati bitimine kadar oralarda beklersiniz. Zaten ilk arkadaşlıklar ve tanışmalar oralarda başlar. Her kafadan bir ses çıkar “burası şöyleymiş, böyleymiş” diye. Boş verin onları. Unutmayın ki oradaki hiç kimse asker sıfatıyla kışla içinde hiç bulunmadı. Ve çok bilmiş tiplerden kesinlikle uzak durun. Kafanızdaki milyon soru işaretini daha da arttırır bunlar…

    Sizlere kıyafet ve malzemeler dağıtılacaktır. Ağustos’ta askere gittiğiniz için hem yazlık hem de kışlık olmak üzere iki tip kıyafet verilecek. Zira ekim ayından sonra kışlık tip el

    mobil'den okudum hepsini Saol dostum ;)


    rica ederim ne demek ;)
    |
    |
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    253 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: griffe

    Merhaba arkadaşlar. Bu topici (341.dönem) neredeyse başından sonuna okudum. Ben geçen yıl 335.KD olarak askerliğimi yaptığım için 341. Döneme ayrı bir sempatiyle yaklaşarak yaşadığım tecrübeleri sizlere özetleyeceğim. Zira tam 1 yıl önce ben de aynı şeyleri yaşamıştım ve kafamda milyon tane soru işareti vardı.

    ŞUNU EN BAŞTA BELİRTEYİM, TAMAMEN KENDİ YAŞADIKLARIM VE TECRÜBELERİM İÇERİKLİ BİR YAZIDIR. ASKERDE YER-ZAMAN-MEKAN VE KOMUTANA GÖRE BUNLAR DEĞİŞEBİLİR.

    Aşağı yukarı bu yazıyı okuyanların çoğu sınavlarına girmiştir. Artık asker oldunuz. İzin kağıdınızı bile aldınız. Şu anda birer TSK personelisiniz ve şafağınızdan yemeye başladınız.
    Herkesin yazdığı şu şeyi ısrarla vurgulamakta fayda var. Sivil hayatınızın son günlerini hakkaten de en güzel şekilde değerlendirin. Gezin tozun. En güzel yemekleri yiyin. Bol bol uyuyun! Çünkü eninde sonunda nizamiyenin kapısından girişi yapacaksınız kaçarı yok…
    Askerliğin ilk günü ve son günü asla unutulmaz. Ben askerliğimin ilk gününü, o nizamiyenin kapısından girdiğim ilk anı asla unutmam. Giriş ne kadar iç burukluğu ve sıkıntı içinde olsa da çıkış tam tersine mutluluktan bulutların üstünde olunan, sanki bir hayal gibi. Anlatılmaz yaşanılır lafının en güzel örneklerinden biri…

    Neyse çok gevezelik yaptım. Şimdi detaylara gireyim…
    Arkadaşlar, askerlik bambaşka bir dünya. Kendi içinde ayrı bir alem. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Herkesin askerliği farklıdır. Aynı birlik içinde çok rahat da askerlik yapabilirsiniz, çok kötü de askerlik yapabilirsiniz.
    Acemi birliğiniz çok güzel geçecek. Çok eğlenceli ama yorucu geçecek 1 ay sizleri bekliyor. En güzel arkadaşlıklar, en komik anlar acemi birliğinde yaşanıyor. Oraya gittiğinizde “yahu bu adam nasıl üniversite mezunu?” diyeceğiniz anlar çok olacak. İlk gece sendromunu kolay atlatırsanız arkası gelir zaten. Öğrencilik hayatında kalabalık odalı yurtlarda kalan arkadaşlar bu duruma daha kolay alışacaklardır. Acemi birliğinde yemin törenine kadar kışla dışına çıkamayacağınız için giderken yanınıza gerekli şeyleri götürün. Çoğu arkadaş bahsetmiş zaten. Kantinlerde ihtiyaç malzemelerinin çoğu satılıyor diye. Ama benim tavsiyem, acemi birliğinde kantinlerde bir şey almanın çok zor olmasından ki (bunun nedeni aynı anda yüzlerce askerin aynı şeyleri tedarik etme isteği, eğitimlerdeki mola aralıklarının kısıtlığı nedeniyle asla sıra gelmemesi gibi…) bazı şeyleri bana göre giderken yanınızda bolca götürmenizdir. Nedir bunlar: *iç çamaşırı *çorap *ıslak mendil *traş malzemeleri… bir de askere giderken yanınızda MUTLAKA bir ya da birden fazla SİYAH renk pilot kalem ve ayrıca CD-DVD üzerine yazı yazılan asetatlı kalemlerden mutlaka bulundurunuz. Hele ki ilk günler paso form doldurmak, kayıt kuyut işlemleri, imzalar ki bunlar mutlaka SİYAH kalemlerle yapılır… Orada milletten bunu istemek yerine yanınızda bulundurun. Asetatlı kalemin gerekliliği ise şundan dolayı: Gittiğniz zaman herkese aynı şeylerden dağıtılacak ve karışma ihtimali çok çok yüksek… Karışmaması için aldığınız malzemeye (kamuflaj-şapka gibi) adınızı soyadınızı yazacaksınız… Casio F91W süper bir saattir. Efsanedir zaten. Paraya kıyıp orjinalini alın derim. Çünkü dayanıklılık ve su geçirmezlik bakımından sağlam bir saat gerekli…

    Evet, acemi birliğinin ilk gününe gelelim. Size tavsiyem. Çok erken saatlerde içeri girmeyin. Gittiğiniz şehri turlayın. Güzel bir yemek yiyin. Güzel demli çayınızı için…Kapıdan içeri girdiğinizde sizin gibi ellerinde bavullar, çantalar ile etrafa şaşkın şaşkın bakan kişileri gördüğünüz an, anlayın ki geri dönüşü olmayan bir yola girdiniz. Nizamiyede sizleri nöbetçi astsubay ve uzman çavuşlardan kurulu bir grup rütbeli ve yanlarındaki usta askerler karşılayacaklardır. Benim gittiğim birlikte kapıda bir uzman çavuş bizleri davul çalarak karşılamıştı  (ciddiyim)… Kapıdan girişte valizleriniz çantalarınız didik didik aranacak. İçeri telefon-mp3 çalar sim kart sokmaya çalışmayın derim. Çünkü karşınızda sizler gibi binlercesini görmüş (afedersiniz) işin kaşarı olmuş adamlar var. Ama “ben kendime güvenirim hacı, istediğimi de sokarım” derseniz siz bilirsiniz. Ha, içeri sim kart hatta mp3 çalar sokan arkadaşlarım da olmuştu ama ben bu riski almadım. Sizlere tavsiyem siz de almayın… Evet bu işlemler bittikten sonra tüm askerlerin gelmesi için mesai saati bitimine kadar oralarda beklersiniz. Zaten ilk arkadaşlıklar ve tanışmalar oralarda başlar. Her kafadan bir ses çıkar “burası şöyleymiş, böyleymiş” diye. Boş verin onları. Unutmayın ki oradaki hiç kimse asker sıfatıyla kışla içinde hiç bulunmadı. Ve çok bilmiş tiplerden kesinlikle uzak durun. Kafanızdaki milyon soru işaretini daha da arttırır bunlar…

    Sizlere kıyafet ve malzemeler dağıtılacaktır. Ağustos’ta askere gittiğiniz için hem yazlık hem de kışlık olmak üzere iki tip kıyafet verilecek. Zira ekim ayından sonra kışlık tip elbiseleri giyeceksiniz. Özellikle pantolonların üstünüze uymasına dikkat edin. Zira günün büyük bir kısmını bunlarla geçirecek ve devamlı hareket halinde olacağınız için pantolonun belinizi çok sıkmamasına ve bol olmamasına dikkat edin. Zaten giysiler dağıtıldığında orada herkes birbirlerine bedenlerini soracaktır. Takas işlemleri yapınız. Zararı olmaz. Bot konusunda klasik “sivilde giydiğinin 1 numara büyüğünü al” tavsiyesine aynen uyunuz.
    Askerlik günleriniz yavaş yavaş başladı. Askerlikte en önemli şey saattir. Dakikliktir. Söylenilen saatte söylenilen yerde olun. Yatış ve kalkış saatlerine uyun. İçtimalar önemlidir. İçtima saatlerinde kesinlikle komutanların söyledikleri saatte (ve hatta daha erken) orada olun. Gittiğinizde bir takım ve mangaya ayrılacaksınız. Takımınızı ve manganızı kaybetmeyin. Bilhassa ilk günler oradaki kişilerin yüzlerini, isimlerini unutmamaya çalışın… Eğer acil bir ihtiyacınız dolayısıyla orada olmama durumunuz olursa mutlaka oradaki takım kıdemlisine a da manga başına (ki bunlar da belirlenecektir) haber verin. Askerde bir kişinin yaptığı hatanın cezasını (maalesef) herkes çekmekte. O yüzden kuralara uymayan olursa (ki mutlaka çıkacaktır öyle tipler) o kişileri uyarın. Biz içtimaya geç gelen bir kişi yüzünden acemi birliğinde o sıcak havada dakikalarca istikamet yemiştik (istikamet yemek apayrı bir konudur, özetle: yat kalk sürün)…

    Acemi birliğinizde günleriniz bu şekilde geçecektir. Temel kural, herkesle aynı şeyleri yap. Aynı anda yap. Zaten ister istemez böyle olacaktır. Denilen şeyleri sorgulama. (çok klasik olacak ama) mantık arama…
    Evet… Günler günleri kovaladı ve acemi birliğiniz sona erdi. Yemin töreniniz olacak. Orada fazla anlayamıyorsunuz ama bana göre çok çok güzel bir olay. 1 aydır görmediğiniz aileleriniz gelecek. Tabi çok uzak bir yere düşmediğinizi ve gelebilecek durumda olanları varsayıyorum. Benim gibi evine 2,5 saatlik mesafede askerlik yapanlar için durum böyle… Yemin törenleri Cuma genelde Cuma günü olur. Size o hafta sonu evci izni hakkı verirler. Garnizonu (bulunduğunuz kışlanın olduğu ilçeyi) terk etmeniz yasaktır. Ama çoğu kişi bu yasağı çiğner. Riski vardır yapmayın ;)

    Geldik asıl askerliğe. Yani usta birliğine… Bu güne kadar yaşadıklarınız lig başlamadan önceki futbolcuların hazırlık kampı gibiydi. Yani yeni transferler. Kamp ortamları. Nispeten daha rahat ve keyifli geçen idmanlar… Artık lig başladı ve ligler uzun maratondur. (Futbol benzetmesini kullandım. Çünkü orada da bulunduğunuz kışlayı kulüp, başınızdaki komutanları teknik direktör, antrerör, kondisyoner ve oradaki usta askerleri ve kısa dönem askerleri ise daha önce orada oynayan futbolcular gibi görebilirsiniz. Arada çok fark var elbette ama ben yapıyı gözünüzde canlandırmanız açısından böyle bir örnek verdim. Saçma gelebilir…

    Sizi orada sabırsızlıkla bekleyen 339. KD’ler olacaktır ve gelmenize en az aileleri gelmiş kadar sevineceklerdir. Çünkü sizin oraya gitmeniz demek onların da artık yavaş yavaş teskere alması demek. Usta birliğinde kalabalık olmanın iyi ve kötü yönleri vardır. Ama genelde kalabalık gitmek iyidir. Acemi birliğindeki arkadaşlar yerine orada uzun dönem arkadaşlar ile karşılacaksınız.

    Sınav sonuçları açıklandığında tavsiyem; Doğu’ya düşenlerin üzülmemesi ve ayrıca (benim gibi) batıya düşenlerin de sevinmemesidir. Çünkü batı bölgesindeki garnizonlar genelde sürgün bölgesi olduğundan sorunlu, sivilde vukuatlı, hapçı, tinerci, uyuşturucu bağımlısı olanı… Yani anlayacağınız ne kadar sorunlu tip var ise onlar ile askerlik yapacaksınız… Bu yazdıklarım sizi ürkütmesin ama çok da iyi bir beklenti içinde olmayın. Ben usta birliğine ilk gittiğimde oradaki tipleri görünce “bunlar ile nasıl askerlik yapacağım?” demiştim. Ama inanın çocukların dış görünüşleri sizleri aldatmasın. İçlerinden çok iyi olanlar da çıkacaktır. Tabi ki psikopatı ve fırlaması da olan olur. Sizler kısa dönem gittiğiniz için mutlaka onlar tarafından sevilmeyeceksiniz. Çünkü askerde 1 gün bile çok önemlidir ve sizler onların neredeyse 3 te 1’i kadar süre askerlik yapıyorsunuz. Yaş itibariyle sizlere “abi-hoca” diyeceklerdir. Uzun dönem askerlerin teskereci tertip olanları biraz artist olurlar. Doğal karşılayın. O adamlar da çünkü en alt devreden itibaren aşama aşama en üst devre olmayı beklediler. Yadırgamayın. Güzel muhabbetler kurmaya çalışın. Ağırbaşlılığınızı elden bırakmayın. Bir sorunları olduğunda konuşup anlaşmaya çalışın. Yeri geldi dertleşin. “Ben üniversite mezunuyum, onlar okumamış muhatap olamam” demeyin. Onlar da tıpkı sizler gibi ailelerinden uzakta vatani görevlerini yapıyorlar.

    Asıl kendi devrelerinizden çekinin. Çünkü daha rahat askerlik yapabilmek için sizi anında satabilirler. Tabi bu da bir istisna. Herkes aynı değil.
    Askerliğinizin rahat geçmesinin altın anahtarı ise tamamen komutanlarınıza bağlıdır. Mesela “ben bilgisayardan iyi anlarım hacı, yazıcı olur rahat ederim” diye bir düşünceye asla kapılmayın. Yazıcılar genelde bölük astsubaylarının odasında olurlar ve eğer bölük astsubayınız iyi değilse, o askerlik çok zor geçer. O yüzden gittiğiniz zaman her işe atlamayın. Sizden önceki kısa dönemlere mutlaka komutanları sorun. Ona göre bir görev alıp almama konusunda istekli olun. Gerçi eğer komutan gelip de “oğlum sen yazıcı olacaksın, sen revirci olacaksın” dediğinde itiraz etme gibi bir şansın asla olmayacak… Askerde en güzel görev gece silahlık nöbetçiliğidir. Uyanık olup silahlık nöbetçiliği görevini kapmaya çalışın. Bütünce gece nöbete gidenlere silah teslim edip bütün gün bomboş koğuşta istirahat edersiniz. İçtimalara da katılmazsınız… kebap budur ;)

    Askerde komutanınıza bir şey söylemeden önce esas duruşunuzu göstererek (ki bunlar da öğretilecek merak etmeyin) yüksek sesle (evet en yüksek sesle) tekmil verip (“AHMET YILMAZ – ADANA” ) derdinizi anlatınız. Komutanlar mıymıntı-sessiz pısırık adamı sevmezler. Canlı-dik-kararlı askerleri severler… Gittiğiniz birlikte asteğmenler var ise onlar ile bir şekilde muhabbet kurmaya çalışın. Kısa dönemler ile iyi anlaşırlar. Unutmayın bundan birkaç ay önce onlar da sizin girdiğiniz sınava girdiler ve şafak sayıyorlar…

    Çok şey yazdım arkadaşlar ve daha bir çok şey var aslında anlatılacak ama en son şu Eşya çalınma hususunda birkaç kelime söyleyeceğim. Şu “yer değiştirme” muhabbetine çok uyuz oluyorum. Zira askerdeki düpedüz hırsızlıktır ve maalesef ortamda bolca bulunur. Benim, sivil eşya odasında kilitli valizimin içinden sıfır kışlık botumu çaldılar ve asla bulamadım. Hiçbir suçum olmamasına rağmen komutanlardan da fırçayı yedim “malına neden sahip çıkamıyorsun?” diye… O yüzden hırsızlık olayına kafayı fazla takmayın…

    Toparlamak gerekirse, herkesin askerliği farklıdır. Ben geçen yıl yaşadıklarımı dilim döndüğümce özetlemeye çalıştım. Haliyle çok merak ediyorsunuz. Ben de askere gitmeden önce donanımhaber-ekşi sözlük gibi siteleri hatim etmiştim. Şunu anladım. Benzer şeyler de olsa herkesin askerliği çok farklı geçebiliyor.

    Rahat olun. Kafaya hiçbir şeyi takmayın. Oradaki göreviniz bittiğiniz an bir daha asla (isteseniz bile) oraya giremeyeceksiniz. Hayatınıza 5,5 ay bir ara vermiş gibi yapın. Eğlenceli kısımları da çok olacaktır. Anlatacak bir çok şeyiniz de olacaktır. Hepsi hayal gibi geçip gidecek…

    Askerlik bittikten sonra hakkındaki en gerçek ve hiç değişmeyecek yorum ise şudur ki “ASIL ASKERLİK ŞİMDİ BAŞLIYOR”…

    Sormak istediğiniz her şeyi sorabilirsiniz arkadaşlar. Hepinize hayırlı teskereler…



    vay vay vayy ... yazının sonuna bide '' Coming Soon'' yazsan tam olacakmış nerdeyse 66 sayfayı özetlemişsin çok teşekkürler
    |
    |
    _____________________________




  • Teğmen
    135 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: tytolga


    quote:

    Orijinalden alıntı: griffe

    Merhaba arkadaşlar. Bu topici (341.dönem) neredeyse başından sonuna okudum. Ben geçen yıl 335.KD olarak askerliğimi yaptığım için 341. Döneme ayrı bir sempatiyle yaklaşarak yaşadığım tecrübeleri sizlere özetleyeceğim. Zira tam 1 yıl önce ben de aynı şeyleri yaşamıştım ve kafamda milyon tane soru işareti vardı.

    ŞUNU EN BAŞTA BELİRTEYİM, TAMAMEN KENDİ YAŞADIKLARIM VE TECRÜBELERİM İÇERİKLİ BİR YAZIDIR. ASKERDE YER-ZAMAN-MEKAN VE KOMUTANA GÖRE BUNLAR DEĞİŞEBİLİR.

    Aşağı yukarı bu yazıyı okuyanların çoğu sınavlarına girmiştir. Artık asker oldunuz. İzin kağıdınızı bile aldınız. Şu anda birer TSK personelisiniz ve şafağınızdan yemeye başladınız.
    Herkesin yazdığı şu şeyi ısrarla vurgulamakta fayda var. Sivil hayatınızın son günlerini hakkaten de en güzel şekilde değerlendirin. Gezin tozun. En güzel yemekleri yiyin. Bol bol uyuyun! Çünkü eninde sonunda nizamiyenin kapısından girişi yapacaksınız kaçarı yok…
    Askerliğin ilk günü ve son günü asla unutulmaz. Ben askerliğimin ilk gününü, o nizamiyenin kapısından girdiğim ilk anı asla unutmam. Giriş ne kadar iç burukluğu ve sıkıntı içinde olsa da çıkış tam tersine mutluluktan bulutların üstünde olunan, sanki bir hayal gibi. Anlatılmaz yaşanılır lafının en güzel örneklerinden biri…

    Neyse çok gevezelik yaptım. Şimdi detaylara gireyim…
    Arkadaşlar, askerlik bambaşka bir dünya. Kendi içinde ayrı bir alem. En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Herkesin askerliği farklıdır. Aynı birlik içinde çok rahat da askerlik yapabilirsiniz, çok kötü de askerlik yapabilirsiniz.
    Acemi birliğiniz çok güzel geçecek. Çok eğlenceli ama yorucu geçecek 1 ay sizleri bekliyor. En güzel arkadaşlıklar, en komik anlar acemi birliğinde yaşanıyor. Oraya gittiğinizde “yahu bu adam nasıl üniversite mezunu?” diyeceğiniz anlar çok olacak. İlk gece sendromunu kolay atlatırsanız arkası gelir zaten. Öğrencilik hayatında kalabalık odalı yurtlarda kalan arkadaşlar bu duruma daha kolay alışacaklardır. Acemi birliğinde yemin törenine kadar kışla dışına çıkamayacağınız için giderken yanınıza gerekli şeyleri götürün. Çoğu arkadaş bahsetmiş zaten. Kantinlerde ihtiyaç malzemelerinin çoğu satılıyor diye. Ama benim tavsiyem, acemi birliğinde kantinlerde bir şey almanın çok zor olmasından ki (bunun nedeni aynı anda yüzlerce askerin aynı şeyleri tedarik etme isteği, eğitimlerdeki mola aralıklarının kısıtlığı nedeniyle asla sıra gelmemesi gibi…) bazı şeyleri bana göre giderken yanınızda bolca götürmenizdir. Nedir bunlar: *iç çamaşırı *çorap *ıslak mendil *traş malzemeleri… bir de askere giderken yanınızda MUTLAKA bir ya da birden fazla SİYAH renk pilot kalem ve ayrıca CD-DVD üzerine yazı yazılan asetatlı kalemlerden mutlaka bulundurunuz. Hele ki ilk günler paso form doldurmak, kayıt kuyut işlemleri, imzalar ki bunlar mutlaka SİYAH kalemlerle yapılır… Orada milletten bunu istemek yerine yanınızda bulundurun. Asetatlı kalemin gerekliliği ise şundan dolayı: Gittiğniz zaman herkese aynı şeylerden dağıtılacak ve karışma ihtimali çok çok yüksek… Karışmaması için aldığınız malzemeye (kamuflaj-şapka gibi) adınızı soyadınızı yazacaksınız… Casio F91W süper bir saattir. Efsanedir zaten. Paraya kıyıp orjinalini alın derim. Çünkü dayanıklılık ve su geçirmezlik bakımından sağlam bir saat gerekli…

    Evet, acemi birliğinin ilk gününe gelelim. Size tavsiyem. Çok erken saatlerde içeri girmeyin. Gittiğiniz şehri turlayın. Güzel bir yemek yiyin. Güzel demli çayınızı için…Kapıdan içeri girdiğinizde sizin gibi ellerinde bavullar, çantalar ile etrafa şaşkın şaşkın bakan kişileri gördüğünüz an, anlayın ki geri dönüşü olmayan bir yola girdiniz. Nizamiyede sizleri nöbetçi astsubay ve uzman çavuşlardan kurulu bir grup rütbeli ve yanlarındaki usta askerler karşılayacaklardır. Benim gittiğim birlikte kapıda bir uzman çavuş bizleri davul çalarak karşılamıştı  (ciddiyim)… Kapıdan girişte valizleriniz çantalarınız didik didik aranacak. İçeri telefon-mp3 çalar sim kart sokmaya çalışmayın derim. Çünkü karşınızda sizler gibi binlercesini görmüş (afedersiniz) işin kaşarı olmuş adamlar var. Ama “ben kendime güvenirim hacı, istediğimi de sokarım” derseniz siz bilirsiniz. Ha, içeri sim kart hatta mp3 çalar sokan arkadaşlarım da olmuştu ama ben bu riski almadım. Sizlere tavsiyem siz de almayın… Evet bu işlemler bittikten sonra tüm askerlerin gelmesi için mesai saati bitimine kadar oralarda beklersiniz. Zaten ilk arkadaşlıklar ve tanışmalar oralarda başlar. Her kafadan bir ses çıkar “burası şöyleymiş, böyleymiş” diye. Boş verin onları. Unutmayın ki oradaki hiç kimse asker sıfatıyla kışla içinde hiç bulunmadı. Ve çok bilmiş tiplerden kesinlikle uzak durun. Kafanızdaki milyon soru işaretini daha da arttırır bunlar…

    Sizlere kıyafet ve malzemeler dağıtılacaktır. Ağustos’ta askere gittiğiniz için hem yazlık hem de kışlık olmak üzere iki tip kıyafet verilecek. Zira ekim ayından sonra kışlık tip elbiseleri giyeceksiniz. Özellikle pantolonların üstünüze uymasına dikkat edin. Zira günün büyük bir kısmını bunlarla geçirecek ve devamlı hareket halinde olacağınız için pantolonun belinizi çok sıkmamasına ve bol olmamasına dikkat edin. Zaten giysiler dağıtıldığında orada herkes birbirlerine bedenlerini soracaktır. Takas işlemleri yapınız. Zararı olmaz. Bot konusunda klasik “sivilde giydiğinin 1 numara büyüğünü al” tavsiyesine aynen uyunuz.
    Askerlik günleriniz yavaş yavaş başladı. Askerlikte en önemli şey saattir. Dakikliktir. Söylenilen saatte söylenilen yerde olun. Yatış ve kalkış saatlerine uyun. İçtimalar önemlidir. İçtima saatlerinde kesinlikle komutanların söyledikleri saatte (ve hatta daha erken) orada olun. Gittiğinizde bir takım ve mangaya ayrılacaksınız. Takımınızı ve manganızı kaybetmeyin. Bilhassa ilk günler oradaki kişilerin yüzlerini, isimlerini unutmamaya çalışın… Eğer acil bir ihtiyacınız dolayısıyla orada olmama durumunuz olursa mutlaka oradaki takım kıdemlisine a da manga başına (ki bunlar da belirlenecektir) haber verin. Askerde bir kişinin yaptığı hatanın cezasını (maalesef) herkes çekmekte. O yüzden kuralara uymayan olursa (ki mutlaka çıkacaktır öyle tipler) o kişileri uyarın. Biz içtimaya geç gelen bir kişi yüzünden acemi birliğinde o sıcak havada dakikalarca istikamet yemiştik (istikamet yemek apayrı bir konudur, özetle: yat kalk sürün)…

    Acemi birliğinizde günleriniz bu şekilde geçecektir. Temel kural, herkesle aynı şeyleri yap. Aynı anda yap. Zaten ister istemez böyle olacaktır. Denilen şeyleri sorgulama. (çok klasik olacak ama) mantık arama…
    Evet… Günler günleri kovaladı ve acemi birliğiniz sona erdi. Yemin töreniniz olacak. Orada fazla anlayamıyorsunuz ama bana göre çok çok güzel bir olay. 1 aydır görmediğiniz aileleriniz gelecek. Tabi çok uzak bir yere düşmediğinizi ve gelebilecek durumda olanları varsayıyorum. Benim gibi evine 2,5 saatlik mesafede askerlik yapanlar için durum böyle… Yemin törenleri Cuma genelde Cuma günü olur. Size o hafta sonu evci izni hakkı verirler. Garnizonu (bulunduğunuz kışlanın olduğu ilçeyi) terk etmeniz yasaktır. Ama çoğu kişi bu yasağı çiğner. Riski vardır yapmayın ;)

    Geldik asıl askerliğe. Yani usta birliğine… Bu güne kadar yaşadıklarınız lig başlamadan önceki futbolcuların hazırlık kampı gibiydi. Yani yeni transferler. Kamp ortamları. Nispeten daha rahat ve keyifli geçen idmanlar… Artık lig başladı ve ligler uzun maratondur. (Futbol benzetmesini kullandım. Çünkü orada da bulunduğunuz kışlayı kulüp, başınızdaki komutanları teknik direktör, antrerör, kondisyoner ve oradaki usta askerleri ve kısa dönem askerleri ise daha önce orada oynayan futbolcular gibi görebilirsiniz. Arada çok fark var elbette ama ben yapıyı gözünüzde canlandırmanız açısından böyle bir örnek verdim. Saçma gelebilir…

    Sizi orada sabırsızlıkla bekleyen 339. KD’ler olacaktır ve gelmenize en az aileleri gelmiş kadar sevineceklerdir. Çünkü sizin oraya gitmeniz demek onların da artık yavaş yavaş teskere alması demek. Usta birliğinde kalabalık olmanın iyi ve kötü yönleri vardır. Ama genelde kalabalık gitmek iyidir. Acemi birliğindeki arkadaşlar yerine orada uzun dönem arkadaşlar ile karşılacaksınız.

    Sınav sonuçları açıklandığında tavsiyem; Doğu’ya düşenlerin üzülmemesi ve ayrıca (benim gibi) batıya düşenlerin de sevinmemesidir. Çünkü batı bölgesindeki garnizonlar genelde sürgün bölgesi olduğundan sorunlu, sivilde vukuatlı, hapçı, tinerci, uyuşturucu bağımlısı olanı… Yani anlayacağınız ne kadar sorunlu tip var ise onlar ile askerlik yapacaksınız… Bu yazdıklarım sizi ürkütmesin ama çok da iyi bir beklenti içinde olmayın. Ben usta birliğine ilk gittiğimde oradaki tipleri görünce “bunlar ile nasıl askerlik yapacağım?” demiştim. Ama inanın çocukların dış görünüşleri sizleri aldatmasın. İçlerinden çok iyi olanlar da çıkacaktır. Tabi ki psikopatı ve fırlaması da olan olur. Sizler kısa dönem gittiğiniz için mutlaka onlar tarafından sevilmeyeceksiniz. Çünkü askerde 1 gün bile çok önemlidir ve sizler onların neredeyse 3 te 1’i kadar süre askerlik yapıyorsunuz. Yaş itibariyle sizlere “abi-hoca” diyeceklerdir. Uzun dönem askerlerin teskereci tertip olanları biraz artist olurlar. Doğal karşılayın. O adamlar da çünkü en alt devreden itibaren aşama aşama en üst devre olmayı beklediler. Yadırgamayın. Güzel muhabbetler kurmaya çalışın. Ağırbaşlılığınızı elden bırakmayın. Bir sorunları olduğunda konuşup anlaşmaya çalışın. Yeri geldi dertleşin. “Ben üniversite mezunuyum, onlar okumamış muhatap olamam” demeyin. Onlar da tıpkı sizler gibi ailelerinden uzakta vatani görevlerini yapıyorlar.

    Asıl kendi devrelerinizden çekinin. Çünkü daha rahat askerlik yapabilmek için sizi anında satabilirler. Tabi bu da bir istisna. Herkes aynı değil.
    Askerliğinizin rahat geçmesinin altın anahtarı ise tamamen komutanlarınıza bağlıdır. Mesela “ben bilgisayardan iyi anlarım hacı, yazıcı olur rahat ederim” diye bir düşünceye asla kapılmayın. Yazıcılar genelde bölük astsubaylarının odasında olurlar ve eğer bölük astsubayınız iyi değilse, o askerlik çok zor geçer. O yüzden gittiğiniz zaman her işe atlamayın. Sizden önceki kısa dönemlere mutlaka komutanları sorun. Ona göre bir görev alıp almama konusunda istekli olun. Gerçi eğer komutan gelip de “oğlum sen yazıcı olacaksın, sen revirci olacaksın” dediğinde itiraz etme gibi bir şansın asla olmayacak… Askerde en güzel görev gece silahlık nöbetçiliğidir. Uyanık olup silahlık nöbetçiliği görevini kapmaya çalışın. Bütünce gece nöbete gidenlere silah teslim edip bütün gün bomboş koğuşta istirahat edersiniz. İçtimalara da katılmazsınız… kebap budur ;)

    Askerde komutanınıza bir şey söylemeden önce esas duruşunuzu göstererek (ki bunlar da öğretilecek merak etmeyin) yüksek sesle (evet en yüksek sesle) tekmil verip (“AHMET YILMAZ – ADANA” ) derdinizi anlatınız. Komutanlar mıymıntı-sessiz pısırık adamı sevmezler. Canlı-dik-kararlı askerleri severler… Gittiğiniz birlikte asteğmenler var ise onlar ile bir şekilde muhabbet kurmaya çalışın. Kısa dönemler ile iyi anlaşırlar. Unutmayın bundan birkaç ay önce onlar da sizin girdiğiniz sınava girdiler ve şafak sayıyorlar…

    Çok şey yazdım arkadaşlar ve daha bir çok şey var aslında anlatılacak ama en son şu Eşya çalınma hususunda birkaç kelime söyleyeceğim. Şu “yer değiştirme” muhabbetine çok uyuz oluyorum. Zira askerdeki düpedüz hırsızlıktır ve maalesef ortamda bolca bulunur. Benim, sivil eşya odasında kilitli valizimin içinden sıfır kışlık botumu çaldılar ve asla bulamadım. Hiçbir suçum olmamasına rağmen komutanlardan da fırçayı yedim “malına neden sahip çıkamıyorsun?” diye… O yüzden hırsızlık olayına kafayı fazla takmayın…

    Toparlamak gerekirse, herkesin askerliği farklıdır. Ben geçen yıl yaşadıklarımı dilim döndüğümce özetlemeye çalıştım. Haliyle çok merak ediyorsunuz. Ben de askere gitmeden önce donanımhaber-ekşi sözlük gibi siteleri hatim etmiştim. Şunu anladım. Benzer şeyler de olsa herkesin askerliği çok farklı geçebiliyor.

    Rahat olun. Kafaya hiçbir şeyi takmayın. Oradaki göreviniz bittiğiniz an bir daha asla (isteseniz bile) oraya giremeyeceksiniz. Hayatınıza 5,5 ay bir ara vermiş gibi yapın. Eğlenceli kısımları da çok olacaktır. Anlatacak bir çok şeyiniz de olacaktır. Hepsi hayal gibi geçip gidecek…

    Askerlik bittikten sonra hakkındaki en gerçek ve hiç değişmeyecek yorum ise şudur ki “ASIL ASKERLİK ŞİMDİ BAŞLIYOR”…

    Sormak istediğiniz her şeyi sorabilirsiniz arkadaşlar. Hepinize hayırlı teskereler…



    vay vay vayy ... yazının sonuna bide '' Coming Soon'' yazsan tam olacakmış nerdeyse 66 sayfayı özetlemişsin çok teşekkürler


    rica ederim dostum. hayırlı teskereler şimdiden...
    |
    |
    _____________________________




  • Binbaşı
    1482 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: tytolga


    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321

    İşte yoktu !!! Yoksa neden almayım yaa :( Allah'ım yaa şimdi çarşıya yeniden mi çıkacağım


    ya boşver illa adının kirli-temiz çamaşır torbası olması şartmı 2 tane şu mavi çöp poşetlerini götür birine temizi koy birine kirliyi

    Saol dostum. çarşıdayim. çamaşır filesi bulayim bari ;)



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
    Bizim sürdüğümüz hayatın geri vitesi yok... Arkamızda kalanları dikiz aynamızdan izliyoruz...

    JDM Spirit Turkey




  • Teğmen
    192 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: bluespark

    griffe birde şu ilk gün girdiğimizde aşı varmı muayene varmı soyunma varmı onlardan bahsedermisin?


    Aşı var ama merak etme birley anlamıyorsun. Sıra sıra altında sadece don ile yürüken sağ tarafta bir acı hissediyorsun ne oldu diye sağ tarafa bakarken bir de sol tarafta acı hissediyorsun.

    al sana 2 koldan da aşı :)
    |
    |
    _____________________________
  • Teğmen
    192 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321


    quote:

    Orijinalden alıntı: tytolga


    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321

    İşte yoktu !!! Yoksa neden almayım yaa :( Allah'ım yaa şimdi çarşıya yeniden mi çıkacağım


    ya boşver illa adının kirli-temiz çamaşır torbası olması şartmı 2 tane şu mavi çöp poşetlerini götür birine temizi koy birine kirliyi

    Saol dostum. çarşıdayim. çamaşır filesi bulayim bari ;)


    Kirli çamaşır torbası, siyah olacak ve üzerinde "Kirli Çamaşır Torbası" yazacak...
    Temiz Çamaşır torbası, beyaz olacak ve üzerinde "Beyaz Çamaşır Torbası" yazacak...

    Hatat bizde herkesin 3 tane olması zorunlu ve 3ünü de üst üste koyduğun zaman hem kirliler hem beyazlar aynı yükselikle olması gerekiyordu.
    |
    |
    _____________________________




  • Çavuş
    67 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: hero4262321

    İşte yoktu !!! Yoksa neden almayım yaa :( Allah'ım yaa şimdi çarşıya yeniden mi çıkacağım


    Yahu almana gerek yok. Gittiğin yerde bulunur ve alırsın. Zaten senden ilk günlerde bunları eksiksiz yerine getirmen istenmeyecektir. Ancak söylenecektir kantinden alın diye.
    |
    |
    _____________________________
  • Teğmen
    178 Mesaj
    griffe arkadaşım süper anlatmışsın. biz de şimdi aynen o merak ve heyecan içerisindeyiz. paylaştıkların, önerilerin için çok çok teşekkürler.. = )
    |
    |
    _____________________________
  • Binbaşı
    1482 Mesaj
    valla suan bulunduğum bölgede o torbaları bulacağımı sanmiyorum ama gene de araştıracağım



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    |
    |
    _____________________________
    Bizim sürdüğümüz hayatın geri vitesi yok... Arkamızda kalanları dikiz aynamızdan izliyoruz...

    JDM Spirit Turkey
  • Teğmen
    135 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: MertoPookito

    griffe arkadaşım süper anlatmışsın. biz de şimdi aynen o merak ve heyecan içerisindeyiz. paylaştıkların, önerilerin için çok çok teşekkürler.. = )


    rica ederim dostum :) şimdiden hayırlı teskereler dilerim...
    |
    |
    _____________________________
Reklamlar
Bey Azura
Mobilya Takımları
SEO
kolayoto.com
üniversite
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR3
1,016
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.