Şimdi Ara

30 yaşından sonra öğrenilen gerçekler.

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
22
Cevap
1
Favori
793
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum 2 yıl
  • Cevaplayan Üyeler 12
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 4
  • Ortalama Mesaj Aralığı 25 dakika
  • Haberdar Edildiklerim (Alıntılar) 2
  • Favoriye Eklediklerim 1
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • TRI CLICK 0.7 (4 mesaj) lethal gun (4 mesaj) Guest-89183934B (3 mesaj) Quantum Limit (3 mesaj) olishernandez (1 mesaj)
  • Konuya Yazanların Platform Dağılımı
  • Masaüstü (13 mesaj) Mobil (6 mesaj) Mini (3 mesaj)
  • @
0 oy
Öne Çıkar
Giriş
Mesaj
  • 30 yaşından sonra öğrendiğiniz gerçekler var mı gençler?


    Ben öğrendim mesela umutsuzluk, hayal kırıklığı, parasızlık, arkadan kazık yeme, güvensizlik gibi...


    Tecrübeleriniz varsa aktarın.




    |
    |
  • gruptati ikinci bayanın daima kıskanç olduğu

  • Elindekilere sahip çıkmak ! Sahip olmadıkların da zaten senin değildir, çok kasmamak anı yaşamak...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi MetaLisT_ -- 14 Ocak 2021; 18:24:15 >
  • Senin için ölüyorum bitiyorum, diyen kadına inanma.
    Senin kelini öperim.
    Tatlım kilo al seni daha çok severim.
    Diyen kadına güvenip, salma sakın kendini. Saçın dökülüyorsa git doktora kilo alıyorsan sporunu yap.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi TRI CLICK 0.7 -- 14 Ocak 2021; 18:31:34 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: TRI CLICK 0.7

    Senin için ölüyorum bitiyorum, diyen kadına inanma.
    Senin kelini öperim.
    Tatlım kilo al seni daha çok severim.
    Diyen kadına güvenip, salma sakın kendini. Saçın dökülüyorsa git doktora kilo alıyorsan sporunu yap.

    bunları mı öğrendin 30 yılda



    30 yılın gerçekten çok dolu geçmiş

  • Ordan 30 yaşında birine mi benziyorum 😁😁😁


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: TRI CLICK 0.7

    Ordan 30 yaşında birine mi benziyorum 😁😁😁

    30 yaşından sonraki tecrübeler diyor



    neden yorum atıyosun 30 değilsen

  • Yemeğiimi yapıyorum pişmesini beklerken salladım bişiler


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: TRI CLICK 0.7

    Yemeğiimi yapıyorum pişmesini beklerken salladım bişiler

    ne yapıyosun makarna mı

  • 30 yaşından sonra öğrenilen gerçekler.
  • Yok knk tavuk pilav miss gömdüm valla. Acıkmışım be


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Her şeyin, tüm hayatın ve evrenin bir illüzyon olduğu gerçeği.


    Not: Kendi yazılarımdan alıntıdır.

    Takıldığınız yer olursa sorabilirsiniz.



    Biz bir "simülasyondayız" ve bunun en büyük kanıtı kuantum dolanıklıktır.

    Şöyle örnek vereyim. Mesela insanların şu anki sezgileri ve bilinci "maddenin" bir sabit alan ve zaman diliminde olduklarını varsayması, tüm bunların gerçek olduğu anlamına gelmiyor. Şu anda yersiz bir alandayız. Bu tıpkı uzayın büyük patlamadan önceki hali gibidir. Büyük patlama ve enerji-"maddenin" ortaya çıkışı bu sorunu çözmedi.

    Yersizlik (ve ŞU ANKİ kuantum dolanıklık) uzayın var oluşundan ve öncesinden beri hala gerçerlidir ve bu şu ana kadar bilim tarihindeki en büyük keşiflerden biri.

    Yani gözlemlenen evren aslında boş bir hiçliktir. Biz sanal bir evrende yaşıyoruz ve tüm enerjiler bilgi ve veriden ibarettir ve süperpozisyondadır. Evrendeki tüm bilinçli varlıkları ortadan kaldırırsak süperpozisyon ilkesine de gerek kalmaz ve evren tamamen dalga potansiyellerinden ibaret olur. Ki zaten öyle.

    Gerçek şu ki bir gerçeği sadece öğrenip anlamak yetmez, bir de bunu kabullenme durumu var çünkü elektronun dalga formundaki çöküşü evrenin çok küçük bir bölümünde gerçekleşiyor o da beyninizden, bilincinizden gelen etkilerin sonucudur. Fakat her şey algıya dayalıdır ve algılarımız öznel gerçeklik sınırının çok dışında.

    Evrendeki her şey ve her fiziksel ilişki atomaltı kuvvetlerin dengesidir. Tüm uzay "kumaşı" ve bilinç, bir bilgi ve "veri" alanıdır ve bu durumda da biyolojik ölüm hiçbir şeyi ifade etmiyor (sevdiklerimiz için üzülürüz tabi o ayrı) çünkü temelde bizi biz yapan (ve tüm evreni) hep aynı yapıtaşlarıdır ve tüm bunlar aynı (kuantum) hiçliğin dalga potansiyelleridir.

    Yani enerji-maddenin ve uzay dokusunun yapısında gerçeklik diye bir kavram yoktur, olmamıştır.


    Kuantum dolanıklık evrenin SANAL bir ortam olduğunu kanıtlıyor. Evrenin var oluşundan beri her şey birbiriyle anlık (yersiz-zamansız) iletişm halindedir.

    Tüm bunlar ve hayattaki tüm acılar ve olumsuzluklara rağmen hayat yine de yaşamaya değerdir. Hem şartlar ne kadar zor olursa olsun yaşam pahabiçilmez.

    Kişisel olarak ise her şey algıya ve tecrübeye (deneyime) dayalıdır ve algılarımız bizi gerçeklik konusunda fazlasıyla yanıltıyor ama anlayana tabi çünkü dediğim gibi bir şeyi okuyup anlamak yetmez bir de bu gerçeği kabullenmek var o da herkese ve her sağlam zihne göre iş değil. Gerçekleri görmek kolay değil çünkü gerçek olan sadece algılarımız, bilincimizdir.

    Öznel gerçeklik sınırlarımızın çok ÇOK ötesindedir. Tüm bu deneyimlediklerimiz (tüm duyularımız) sıradan insanların (yaşamların), realitenin sınırını aşamayacağı anlamına gelir. Algılarımızın bize ilettiği şey gerçeklik değil, bizler (sonsuz) enerji değişimlerinden kendi realitemizi yaratıyoruz ve çoğumuz bunun farkında değiliz. Tüm madde yavaş bir titreşime sıkıştırılmış enerjidir ve hepimiz kendini öznel olarak deneyimleyen bir bilinciz. Gerçekler sandığınızdan daha karmaşıktır çünkü bilim ALGILAMAYA dayalıdır, temelde bilgiye ulaşmak değil. Bilgi görünür fakat o yan ürünüdür. Daha az uyumlu bir şeyle bağlantıya uyumlu bir şekilde girebildiğiniz anda, bu sizin anlayışınızın doğru olduğunu gösterir.


    Einstein YANILDI !


    Determinist kaos karmaşık bir sistemin geleceğini tümüyle bilemeyeceğimizi çünkü bunu bilmek için gereken enformasyonu sistemden sonlu ve makul zamanda çekemeyeceğimizi söylüyor. Buna belirlenemezlik ilkesi deniyor. Belirsizlik ilkesi rastlantısallığın, doğanın temel ve ayrılmaz bir özelliği olduğunu gösteriyor. Öyle ki karmaşık bir sistem hakkındaki bütün bilgiye sahip olsak bile, atomlar (elektronlar) bir ölçekte her daim rastgele ve öngörülemez olarak hareket edecektir. Kuantum fiziği bize doğayla ilgili bütün olasılıkları veriyor ancak, olasılık dağılımını %100 kesin olarak, yani determinist olarak belirliyor. Sonuç olarak öznel gerçeklik ile nesnel gerçeklik arasında çok önemli bağ kurmaktadır. 

    Maddenin temel yapısındaki kararsızlık ise (kuantum alan), zamansızlık (mesafesizlik) çok-boyutlu ortam ile ilgilidir. Yani 4. boyuttaki klasik fizik kuralları orada geçersizdir, makro 4 boyutlu ortam için kurallar bellidir, sabittir. Madde-enerjideki kararlılığın degişken şekli ise gözlemlenen ölçek ortamıyla alakalı (mikro ve makro ortam). Kuantum alanda kurallar, boyutlar (çoklu boyut) ve zaman dilimleri birbirine geçmiş durumdadır.


    Evrenin TEMELİNDE hiç bir düzen yoktur !

    Madde kendi iç yapısında rastlantısal hareket eder.

    Bknz: Kuantum SÜPERPOZİSYON

    Madde (elektronlar) en temel düzeyde (gözlem olmadığı sürece) dalga formundadır. Gözlem olduğunda süperpozisyondadır ki bu da gerçeklik olmadığı anlamına gelir.


    4 boyutlu bir ortamda ise zaman-mekan bükülemez. Bunu yapmak için maddenin sonsuz bir kütleye ulaşması gerekir ve bu sonsuz ölçüde enerji gerektirir (yani tüm evrendeki enerjiye eşit miktarda yakıt). Fiziksel nesneler için bu asla mümkün değil o yüzden zamanda yolculuk ancak kuantum boyutta gerçekleşebilir.

    Özetle, kuantum alandaki fizik kuralları, standart 4 boyutlu ortama uyarlanamaz ve bilinen evrendeki fizik kuralları değiştirilemez. Bunu belirleyen şey enerji-maddenin makro ve mikro ortamdaki işleyiş şeklidir. Enerji-madde olmasa zaman da olmazdı, zaman soyut bir kavramdır. Temelde her şey enerji türleriyle ilişkilidir ve enerji-maddenin belirli "zaman" diliminde, ileri aktığı fizik tarafından doğrulanmıştır.


    Madde, en temel düzeyde kuantum (enerji) dalga-parçacıklarından oluşur. Bu dinamik bir olgudur. Enerji sürekli yenilenmediği sürece varlıktan bahsetmek mümkün değil. Kuantum alanda mutlak bir yokluk-hiçlik mevcut olmadığı gibi, mutlak bir varlık da yoktur. Maddeye atom altı ölçeklerde bakıldığında o dünyada bildiğimiz "katı" objeler yok, sadece ilişkiler var ve titreşim halinde olan bir enerji okyanusu. Yani madde, hem parçacık, hemde bir dalga gibi davranır. Kuantum alanda tam doğru tam yanlış diye bir durum yoktur. Buna belirsizlik ilkesi deniyor.

    Fakat gözlemlemek çok önemli ve farklı bir foksiyonu belirliyor. Gözlemlemek dalga fonksiyonunu çökertiyor (atom altı boyutlardaki gerçekliği, gözleyenin beklentisi yönünde hareket etmesini sağlıyor) ve bilinen maddenin dalga şeklini, ("kararlı") bir parçacık haline getiriyor. Yani (maddesel) varlık gözlemlemekle beraberinde ortaya çıkmış oluyor ve esas, fakat aldatıcı olan bu gerçekliği, bilincimiz var ediyor.

    4 boyutlu bir ortama baktığımızda ise, geçmiş zamanın fiziki şeklini görürüz. O vardır ve ordadır. Fakat gelecek yok. An vardır ve anın bir oluşu, çünkü ("maddesel" nesneler) kuantum dalgaları anlık, (zamansız) sınırsız bir ortamın tepkimelerin birer parçasıdır ve zamandan bağımsız bir ortamda hareket ediyorlar.

    Aynı kuantum frekansına girmiş iki parçacık, birbirinden ne kadar uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar, birbirinden milyarlarca ışık yılı uzakta olsalar dahi, iletilerini korurlar.


    Peki bu nasıl olur ?


    Parçacıklar (atomu oluşturan "maddeler") madde için bir araya geldiklerinde ayrılsalar dahi enerji hala oradadır ve onları bağlamaktadır. Zamanda yeteri kadar geri gidersek, genişleyen evrendeki bütün parçacıklar ve maddeler tek bir parçacığın içerisindeydi. O parçacıklar şimdi ayrı olsalar ve genişleseler bile, biz hepimiz hala enerji olarak bağlıyız. Her şey (hepimiz) aynı parçacığın parçasıdır.

    Kuantum fiziğine göre iki benzer parçacık birbiri ile eşzamanlılığa sahiptir. Bu parçacıklar ayrı yerlerde birbirlerinden çok uzak mesafelerde olsalar dahi birinde olan bir durum diğerini anında, aynı şekilde etkiler. Yani kuantum bilgisi anlık olarak evrenin diğer ucuna iletilebiliyor. Işık hızı saatte 1 milyar küsür km hareket ederken, kuantum iletilerin hızları mesafesizdir. Buna kuantum dolanıklığı deniyor.


    Peki gerçeklik nedir ve onu nasıl tanımlayabiliriz ?


    Biz olmadan bu mümkün olamaz çünkü rolümüz etraftaki dünyayı gözlemlemektir ki bu içinde yaşadığımız algıladığımız evreni yaratmaktadır. Evrenin neye benzediğini araştırmamıza rağmen hiç bir zaman evrenin sınırlarını bulamayacağız, hiç bir zaman en küçük parçacığı bulamayacağız. Çünkü baktığımız her yerde bilinç bir şeyin orada olacağı ümidiyle keşif yapmaktadır. Bu keşif bakma gözlemleme hareketi, görmek için yapılan baskıyla bir şeyler yaratma rolüdür ve yaşadığımız her an evreni var ediyoruz.

    Bilinç evrenin programlama dilidir. Bilinç bizden ortaya çıkanla başlar. Biz oluşturucularız, bu gezegende hedeflenen tekliğiz, çünkü sadece diğer herkesin yaptığı gibi, biz realiteyi amaçlayan tekliğiz. Eğer beyninizi kapatırsanız medya ilüzyonunun ana görüşüne çekilirsiniz.


    REALİTEYİ BİZ OLUŞTURUYORUZ onu biz kontrol ediyoruz.


    Bunun en basit kanıtı > atom altı boyutlardaki gerçekliğin onu gözleyenin beklentisi yönünde hareket etmesidir. <

    Yani bilinç gözlemlemekle beraberinde realiteyi oluşturma fonksiyonlarını belirler.


    Dakika 15:44 - 25:05 arası bakınız




    Evreni bir bütün olarak birleştiren en temel şeylerden biri bilinçtir.







    Alıntı

    Vücudumuzun (ve tüm evrenin / evrenlerin) %99,9999999’luk kısmı tamamen boşluktan oluşuyor. Bu tanım için bilimin cevabı ise şu şekilde: 

    Bir atomun boyutu, çevresinde bulunan elektronların konumuna göre değişkenlik gösteriyor. Atomun büyüklüğü, çekirdekle elektronlar arasında boşluktan ibaret. Bu boşluk ise %99,9999999'luk kısma tekabül ediyor. Yani çekirdekler, bu boş alanın yalnızca 100 binde birine denk gelen bir boyuta sahip. Mesela çekirdeğin boyutunu fındık tanesi kadar ele alırsak, atomun kendisi bir stadyum kadar büyük olurdu. Biz de eğer atomlar arasındaki boşluklar olmadan yalnızca çekirdek ve elektronlardan ibaret olsaydık, bir toz tanesinden dahi daha küçük olurduk. Bunun anlamı, tüm insanlığın bir küp şekerin kapladığı alana sığması demek. 

    Peki kütlemiz ? 

    Madem atomla ilgili gerçek bu, peki kütlemiz nereden geliyor? Bunun da cevabı enerji. Temel olarak hepimiz proton, nötron ve elektronlardan oluşuyoruz. Proton ve nötronlar ise kuark adı verilen küçük parçacıklardan meydana geliyor. Kuarklar da gluon adı verilen başka bir madde sayesinde bir arada tutunabiliyorlar. 

    Başka bir soru daha. Madem atomlar tamamen boşluktan meydana geliyor, neden bir şeye dokunduğumuzda hissediyoruz ? Ya da bilim kurgu filmlerinde olduğu gibi maddelerin içinden geçemiyoruz ? 

    Boşluk, sandığınız gibi tamamen boşluktan oluşmuyor. Boş olarak gözlemleyebildiğimiz bu alanlar, gerçekte dalga fonksiyonları ve görünmez kuantum alanlarıyla dolu. 

    Dokunduğunuzu sandığınız hiçbir şeye aslında hiç dokunmadınız. Bir maddeye dokunduğunuzda (insan, masa, duvar, at vb) aslında atomların çekirdeği ya da elektronlar birbirine dokunmuyor. Dokunmaya çalıştığınız maddenin elektronları etrafındaki elektromanyetik alan, sizin atomlarınızdaki elektromanyetik alanı itiyor. Yani dokunarak hissetmenizi sandığınız şey, tamamen bu itme durumuyla alakalı ve her şey aslında tüm bu olan bitenleri nasıl kavradığımızla alakalıdır. Farkındalık ve anlama yetisi.

    Her şey illüzyondur ! Evrendeki tüm enerjinin (maddenin) %99.9999999'u boşluktan oluşur ve atom boyutundaki hızı, ışık hızının %99.9999999'una eşittir.

    Enerjinin (maddenin) iç hızı 300 bin km saniyede hareket eder ve evrendeki tüm enerji-madde birbiriyle ANLIK iletişim halindedir. Araştırmalar ve fizik alemi bunda hemfikirdir.


    "Gerçeklik" aslında sadece bir yanılsamadır ve biz aldatıcı bilincimizdeki dünyayı yaşıyoruz. Bilim araştırmaları bu yöndedir. Madde (elektronlar) en temel düzeyde süperpozisyondadır, bu da gerçeklik olmadığı anlamına gelir.



    Üstteki tüm yazdıklarım tamamen bilimsel araştırmalara dayanmakta ve bunlar benim düşüncem değil. Tüm fizik araştırmaları bu yöndedir ve tutarlıdır.

    Fiziğin temeli teorilere dayanmaktadır ama bu yaşadığımız evrenin kuantum enerji (dalga) alanlarından oluşmadığı anlamına gelmiyor ve nesnel gerçekliğin var olduğu anlamına. Bunda araştırmalar ve fizik alemi hemfikirdir. 

    Ayrıca ışıktan bahsedecek olursak o bir dalgadır ama fotonlar (ışık dalgaları) gözlendiğinde parçacık gibi davranır. Yani foton etkileşime parçacık olarak girer ancak dalga olarak yayılır, tıpkı elektronda olduğu gibi. Bu deneyler kuantum dünyasında nesnel gerçeklik olmadığını gösteriyor. Gerçek bakanın gözündedir. Elbette gözlemcinin insan olması şart değil. Parçacıklarla etkileşime giren bir detektör teknik olarak zaten gözlemcidir.


    Ayrıca bilimde inanca yer YOKTUR ! Bir olgu ya kabul görür yada RED.


    Tüm bilimsel kanıtlar ortada. DÜZENSİZ bir SANAL sistemin yaratıcısı OLAMAZ !


    Kaos teorisi


    Kaynak: Wikipedia


    Kaos teorisi, kaos kuramı veya kargaşa kuramı; yapısal olarak bir fizik teorisi ya da matematiksel bir tümevarım değil, fiziksel gerçeklik parçalarının bir bütün olarak eğilimini açıklamaya yarayan bir yöntemdir.

    Örneğin bir sigara dumanının havada yaptığı şekiller tamamen düzensiz ve bağımsız rastlantıların ürünü olarak görülebilir. Ancak bir teorik fizikçi dumanın bu dinamiğinin aslında ortamdaki birçok parametre ve etken ile belirlendiği görüşündedir. Bu girdiler o kadar çoktur ve o kadar değişkendir ki incelemek ve net bir kanıya varmak imkânsızdır. Parametrelerin bu denli değişken olması, aslında o parametrelerin aynı zamanda bir çıktı olmasından kaynaklanır. Dumanın hareketine neden olan hafif bir hava akımı aslında odanın başka yerindeki bir sıcaklık değişikliği ve basınç farkının neden olduğu bir harekettir. Ayrıca dumanın dinamiğini etkileyen girdiler birbirlerine bağlı olabilirler ki bu durumu tam anlamıyla içinden çıkılmaz hâle sokar. Sigara dumanı örneğine geri dönersek, hava akımının yalnızca sıcaklık değişiminden kaynaklandığını farz edelim (ki pratikte bu milyonlarca etkenden biridir). Sıcaklık değişimi ortamda basınç farkı yarattığından hava akımını etkiler. Ancak oluşan hava akımı sıcaklıkta tekrar değişimlere neden olacağından farklı girdilerle tekrar bir fonksiyon oluşturur ve bu değişim sonsuza kadar devam eder. Birçok farklı girdinin sürekli değişerek fiziksel değişimler ve farklı düzenler yaratması ve bu düzenlerin yine kendisini etkilemesi insan zekasının ve günümüzdeki gözlem ve bilimsel tahmin yeteneklerinin çok çok üstünde olmasından dolayı kaos olarak nitelendirilir. Oysa tüm bu değişimlere neden olan fiziksel yasalara ve matematiksel açıklamalara hakimiz. İşte bu noktada karşımıza düzen ve kaosun aslında birbirine ne kadar sıkı sıkıya sarılmış olduğu ortaya çıkar. Fiziksel yasalar ne kadar basit olursa olsun sonuç o kadar rastlantısal ve karmaşa doludur.

    Sayısal bilgisayarların ve onların çıktılarını çok kolay görülebilir hâle getiren ekranların ortaya çıkmasıyla gelişti ve son on yıl içinde popülerlik kazandı. Ancak kaotik davranış gösteren sistemlerde kestirim yapmanın imkânsızlığı bu popüler görüntüyle birleşince, bilim insanları konuya oldukça kuşkucu bir gözle bakmaya başladılar. Fakat son yıllarda kaos teorisinin ve onun bir uzantısı olan fraktal geometrinin, borsadan meteorolojiye, iletişimden tıbba, kimyadan mekaniğe kadar uzanan çok farklı dallarda önemli kullanım alanları bulması ile bu kuşkular giderek yok olmaktadır.


    Link

    https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Kaos_teorisi


    Ve bknz:

    Sıfır enerjili evren teorisinde evrenin total enerjisi tam olarak SIFIRDIR. Maddenin pozitif olan enerjisi tam olarak kütleçekimin negatif enerjisine eşittir.


    Kaynak

    https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Sıfır_Enerjili_Evren_Teorisi



    Hem bilincin nerden geldiği belli. O beyin dokularındaki nöronal ve elektro-kimyasal etkileşimler ile oluşmaktadır.


    Beyindeki Pontine Tegmentum bölgesinde oluşur.


    30 yaşından sonra öğrenilen gerçekler.


    Haber kaynağı

    https://onedio.com/haber/buyuk-sir-cozuldu-bilim-insanlari-beyinde-bilincin-bulundugu-noktayi-tespit-etti-757304


    Pontine Tegmentum Türkçe Wikipedi kaynağı

    https://translate.googleusercontent.com/translate_c?depth=2&nv=1&pto=aue&rurl=translate.google.com&sl=auto&sp=nmt4&tl=tr&u=https://en.m.wikipedia.org/wiki/Pontine_tegmentum&usg=ALkJrhiddoXn0vRX35huiia4SROyeci9bA


    Ana kaynak

    https://en.m.wikipedia.org/wiki/Pontine_tegmentum



    Ayrıca bilinci kısıtlı donanımsal teknolojilerle (gelişmiş bilgisayarlar ile) kıyaslamak yanlıştır. İnsanları makinelerden ayıran en büyük etken bilincimiz, SEÇİM HAKKIMIZDIR. Makineler bu yeteneğe 1000 yıl sonra bile sahip olamayacaklar. Özellikle ADİL seçim hakkına. 

    İnsan aşırı gelişmiş bir öğrenme organizmasıdır ve her yeni öğrendiklerine kıyas yaparak kendini en uygun şekilde geliştirme eğilimindedir (adaptasyon). 


    Paylaştığım videoda, profesör Michio Kaku yorumunda insan ve teknolojinin farklılıklarından ve insan zekasının her daim önde olacağından detayli bir şekilde açıklıyor. 


    Makinelerde (robotlarda) vicdan, duygu ve ÖN SEZGİLER olamaz. Bu etkenler canlı türlerin seçim hakkını çok derinden etkilerler. 

    Temelde her şey ALGILAMAYA dayalıdır, bilgiye ulaşmak veya bilgiyi (veriyi) işlemek değil. Seçim hakkını etkileyen en büyük etken budur.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Quantum Limit -- 14 Ocak 2021; 19:13:33 >
    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >




  • Quantum Limit kullanıcısına yanıt

    Hocam bu yazdıklarınızı uygulamaya kalksam nirvana'ya ulaşmış olurum herhalde.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi lethal gun -- 14 Ocak 2021; 18:11:25 >
  • lethal gun kullanıcısına yanıt
    Amaç nirvana ulaşmak değil, önemli bir seyi anlamak ve KABULLENMEKTİR. Takıldığınız yer olursa sorabilirsiniz.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • Quantum Limit kullanıcısına yanıt

    Takıldığım soru elbette var şöyle ki: Madem matrix benzeri bir ortamdayız neden süper güçlerimiz yok ve neden sınırlıyız?

  • lethal gun kullanıcısına yanıt
    Çünkü evrenin (enerji-maddenin) belirli fizik kuralları vardır ve onları aşamazsınız. Üstte detaylıca açıkladım. Kuantum alandaki fizik kuralları standart 4 boyutlu ortama uyarlanamaz bu doğa yasalarına aykırıdır.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Quantum Limit -- 14 Ocak 2021; 19:50:32 >
    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • Yaş ilerledikçe herşeyin daha kötüye gitmesi. Bence elliyi geçmemek lazım fazlası gereksiz.

  • Eskiden yoklukta olduğum
    Şimdi açlık sınırına yükseldiğim
    Biraz çabayla fakir olabileceğim gerçeği

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • HayatDevamEdiyor kullanıcısına yanıt

    Hocam ben mesela meteliğe kurşun sıkıyorum ama nereye kadar dayanırım bilmiyorum.

- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.