- x
    Bunlarla Giriş Yapın: Facebook Google+ Twitter DH Giriş:
    ?
  • Hatırla
  • Yeni Kayıt
"big bang"le ilgili.. (durup duruken neden oldu ki??)
56 Cevap1866 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Linkli Mesajlar Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


1842 Mesaj
9 Ekim 2006; 1:31:46 

bilim insanları büyük patlama olmadan önce evrenin minimum hacimde ve maksimumu kütlede olduğunu söylüyorlar. geçen gün okuduğum bir kaynakta "büyük patlayan" bu kütlenin 10*35(on üzeri otuzbeş) santigrat derece sıcaklığında ve 10*-33(on üzeri eksi otuzüç -ki bu da bir hidrojen atomunun bilyonda biri bir büyüklüğü takabül ediyor- ) santimetre çapında bir büyüklük olduğu ifade ediliyor.

büyük patlama dediğimiz olay evren zamanı için t=0 ı ifade ediyor. yani diğer boyutlarda da olduğu gibi evrenin zaman boyutu big bangle başladı. yani teorik olarak t=0 (BİG BANG) anında öncesi diye birşey sözkonusu değildi.

benim sorum şu. bu başına büyük patlama gemiş olan o minnacık nokta:) neden patlama gereksinimi duydu. big bang i başlatan olgu neydi?. big bang başlamışsa t=0 anından evvel onu başlatmak için bir tetik mekanizması gerekli değil mi? ve de onu başlatan bir mekanizma var ise o zaman aslında t=0 anı zamanın başladığı an olmaktan çıkıyor. öyle değil mi?
o minnacık kütle acaba kararsız mıydı da patladı ya da bazı başka etkenler mi onu kararsız hale getirdi?

birkaç gündür düşünüyorum. aklımı kurcalayan bu sorulara burada cevaplar bulurum inşallah..

şimdiden sevgiler, saygılar..



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi the_point -- 9 Ekim 2006; 13:45:28 >


_____________________________

"Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz."
Confucius


6587 Mesaj
9 Ekim 2006; 9:49:58 

bilimsel zeminde pek çok soruya cevap verilemediği gibi senin de sorduğun soruya bilimsel cevap bulmak zor.

irdelenmesi gereken başka bir husus da o evrenin oraya nereden geldiği, nasıl var olduğu vs. dir ...


_____________________________

Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)


515 Mesaj
9 Ekim 2006; 10:10:29 

cevap okadarda zor deil aslında.daha orta okuldan başlıyarak hercismin kütlesine göre çekim oluşturdugunu ögretmişlerdi .benim bildigim kadarıyla bilim adamları gezegenlerin oluşmasını bu çekimden dolayı milyonlarcayıl boyunca sıkışan kütlenin patlaması sonucu oluştugunda nerdeyse hemfikirlerdi


_____________________________

"Umutlarının yarısını bana vericeksin!"
Umutlarımın bir kısmının ırzına dünya geçti.
Arta kalan kısmını evlatlıktan reddettim.

umutlarının yarısını bana vericeksin!
bende cenete gitsinler diye
acımasızca şehit düşürüp
üstünede birde keyif sigarası yakacagım


579 Mesaj
9 Ekim 2006; 10:58:49 

Bu soruyu ne yazıkki bu yüzyıl içinde cevaplayacak birisi olmayacak belki teorik olarak bir çok yorum yapılabilir ama insan oğlunun belkide en son öğreneceği şey dir bu soru, sonuçta bu sorunun cevabını bilen evrenin anahtarını bulmuş sayılır, kaldı ki sorduğun sorunun kaynağı bile henüz kesinleşmiş bir bilgi değil yani bilimsel olarak ispatlanmamıştır big-bang patlaması söylediklerinin hepsi sadece teori.


_____________________________

İNSANIN KONUŞMAYI ÖĞRENMESİ 2 YILINI SUSMAYI ÖĞRENMESİ İSE 60 YILINI ALIR.

NE ZAMAN SUSUP NE ZAMAN KONUŞACAĞINI İYİ BİL.
+25


1294 Mesaj
9 Ekim 2006; 13:00:08 

TEK açıklaması var


_____________________________



6587 Mesaj
9 Ekim 2006; 13:15:30 


quote:

Orjinalden alıntı: kargaşa

cevap okadarda zor deil aslında.daha orta okuldan başlıyarak hercismin kütlesine göre çekim oluşturdugunu ögretmişlerdi .benim bildigim kadarıyla bilim adamları gezegenlerin oluşmasını bu çekimden dolayı milyonlarcayıl boyunca sıkışan kütlenin patlaması sonucu oluştugunda nerdeyse hemfikirlerdi


bilim adamları kütlenin neden çektiğini bile bilmezken böyle bir açıklamada hem fikir olmaları imkan dahilinde olmasa gerek.

ayrıca evrenin genleşen - büzüşen bir yapı olarak sonsuzdan beri geldiğini mi düşünüyorsun ?


_____________________________

Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)


3051 Mesaj
9 Ekim 2006; 14:57:29 


quote:

Orjinalden alıntı: Dellci

TEK açıklaması var


soylede bilelim di mi?


_____________________________

GamerTag: fallen7ang | Ekleyin, ekletin. | Super Street Fighter IV ya da Starcraft II'den iddiali arkadaslari haftasonlari beklerim..
"Listen to me, Evey. This may be the most important moment of your life. Commit to it."


372 Mesaj
9 Ekim 2006; 15:44:21 

Bu konuda 3 tane varsayım var; teori değil.
1-Genişleyen evren. Bigbang ile başlar ve genişlemeye devam eder.
2-"Zonklayan evren". Evren bir genişler bir büzülür, sonra yine genişler...
3-Evren öylece durur; ne genişler ne büzülür.

Elimizde çok az veri varken, evrenin genişleyip
genişlemediği, büyük patlamanın olup olmadığı hakkında bir sonuca ulaşmak çok zor.
Varsayımlar, gözlem ölçeğimizle sınırlı. Gördüğümüzü sandığımız "şey" de
milyonlarca yıl önceki durumla ilgili...
Galaksilerin, bir merkezden çıkmışlar gibi hareket ettikleri
yönde bulgular olduğu söyleniyor (kızıla kayma). Ama
bunun bir patlama ile mi olduğu ya da bölgesel
çekim değişiklikleri sonucunda mı olduğunu kimse söyleyemiyor..

Kütle çekimi ile ilgili görünüyor.
Güneşimiz bir anda yok olursa, gökyüzünden silinişini 8 dakika sonra görebileceğiz.
Işık o sürede bize ulaşıyor.
Ama çekim için kimse birşey diyemiyor; dalga mı tanecik mi?
Bir hızı var mı? Güneş birden yok olursa, çekim etkisini
anında mı hissederiz, yoksa?
Çekim hakkında bu kadar kısıtlı bilgiyle, evrenin "doğuşuna" kadar gidip
"bu böyledir" demek, elbette heyecan verici.

Ama bazı fizikçiler, evrendeki toplam kütle miktarını ölçebiliyorsa (!!)
ben şöyle kenara çekileyim - diyecek fazla söz bulamıyorum..


_____________________________

En korkunç düşman, unutulmuş olandır..


515 Mesaj
10 Ekim 2006; 10:55:15 

quote:

"big bang"le ilgili.. (durup duruken neden oldu ki??)


1) Büyük patlama durup duruken olmadı ve hiç bir şeyde durup dururken olmaz

2) Evrenin yaratılışı ile ilgili Kurân-ı Kerim'de apaçık ayetler vardır.

Bismillahirrahmanirrahim

BAKARA SURESİ: 117 Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî' O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi ona sadece "Ol!" der. Artık o, oluverir.

ALİ İMRAN SURESİ : 190 Şu bir gerçek ki, göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akıllarını/gönüllerini işletenler için çok ibretler vardır.

ALİ İMRAN SURESİ : 191 Onlar o kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken hep Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin!Ateş azabından koru bizi!"

A'RAF SURESI: 54 Rabbiniz o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da arş üzerinde egemenlik kurmuştur. Geceyi gündüze bürüyüp örter. O bunu, bu da onu aralıksız ve titiz bir biçimde kovalar durur. Güneş, Ay, yıldızlar O'nun emrine boyun eğmiş. Gözünüzü açın; yaratış da O'nundur, emir veriş de/yaratış da O'nun içindir, emir veriş de. Âlemlerin Rabbi olan Allah çok yücedir.

YÛNUS SURESİ: 3 Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

YÛNUS SURESİ: 6 Şu bir gerçek ki, geceyle gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında, Allah'ın göklerde ve yerde vücut verdiği şeylerde, sakınan bir topluluk için sayısız ayetler vardır.

EN'AM SURESİ: 101 O gökleri ve yeri yoktan var edendir...

ENBİYA SURESİ: 30 O küfredenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de Biz onları ayırdık; canlı olan her şeyi sudan yaptık. Hala inanmıyorlar mı?




EVRENİN KÖKENİ

Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:
“O gökleri ve yeri yoktan var edendir... (En'am Suresi, 101)

Kuran'da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla tam bir uyum içindedir. Bugün astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. "Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Büyük Patlama teorisi bugün evrenin varoluşu ve başlangıcı konusunda bütün bilim çevreleri tarafından ortak kabul gören yegane bilimsel açıklamadır.

Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında madde, enerji ve zaman yaratılmıştır. Modern fiziğin ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden haber verilmektedir.

ATMOSFERİN KATMANLARI

Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olarak düzenlendiğidir:

Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur.
Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak
düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir.(Bakara Suresi, 29)

Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi;
Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti...(Fussilet Suresi, 11-12)

Kuran'da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi, Dünya göğünü ifade etmek için de kullanılır. Kelimenin bu anlamı alındığında, Dünya göğünün, bir başka deyişle atmosferin, 7 katmandan oluştuğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Nitekim bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir. Üstelik aynen ayette bildirildiği gibi, tam yedi temel katmandan...

Dünya, yaşam için gerekli olan özelliklerin tümüne sahiptir. Bunlardan bir tanesi de canlıları koruyan özel bir kalkan görevini yerine getiren atmosferdir. Bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir. Atmosfer aynen ayette bildirildiği gibi, tam yedi temel katmandan oluşmaktadır. Bu, elbette ki Kuran'ın mucizelerinden biridir.

GÖKLERLE YERİN BİRBİRİNDEN AYRILMASI

Göklerin yaratılışı konusundan bahseden bir başka ayet ise şöyledir:

“O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer,
birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi
sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?„
(Enbiya Suresi, 30)

Ayetin "birbiriyle bitişik" olarak tercüme edilen "ratk" kelimesi, Arapça sözlüklerde "birbiriyle içiçe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış" anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır. Ayette geçen "ayırdık" ifadesi ise Arapça "fatk" fiilidir ki, bu fiil "ratk" halindeki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması Arapça'da bu fiille ifade edilir.

Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik yani "ratk" durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi "fatk" fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor. Gerçekten de Big Bang'in ilk anını hatırladığımızda, tek bir noktanın evrenin tüm maddesini içerdiğini görüyoruz. Yani herşey, hatta henüz yaratılmamış olan "gökler ve yer" bile bu noktanın içinde, "ratk" halindeler. Ardından bu nokta şiddetle patlıyor ve bu yolla maddeler "fatk" oluyorlar…

Ayette geçen ifadeleri bilimsel bulgularla karşılaştırdığımızda tam bir uyum içinde olduklarını görüyoruz. 14 asır önce haber verilmiş olan bu bulguların bilimsel olarak ortaya konması ise ancak 20. yüzyılda mümkün olmuştur.

KORUNMUŞ TAVAN

Kuran'da Allah, gökyüzünün ilginç bir özelliğine şöyle dikkat çeker:

“Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.„ (Enbiya Suresi, 32)

Ayette belirtilen gökyüzünün bu özelliği, 20. yüzyıldaki bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Yerküremizi çepeçevre kuşatan atmosfer, canlılığın devamı için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Dünyaya doğru yaklaşan irili ufaklı pek çok gök taşını eriterek yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar vermesini engeller.

Atmosfer, bunun yanısıra, uzaydan gelen ve canlılar için zararlı olan ışınları da filtre eder. İşin ilginç olan yanı, atmosferin sadece zararsız orandaki ışınları, yani görünür ışık, kızıl ötesi ışınlar ve radyo dalgalarını geçirmesidir.
Bunların tümü yaşam için gerekli ışınlardır. Örneğin atmosfer tarafından belirli oranda geçmesine izin verilen ultraviyole ışınları, bitkilerin fotosentez yapmaları ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalmaları açısından büyük önem taşır. Güneş tarafından yayılan şiddetli ultraviyole ışınlarının büyük bölümü, atmosferin ozon tabakasında süzülür ve Dünya yüzeyine yaşam için gerekli olan az bir kısmı ulaşır.

Atmosferin koruyucu özelliği bunlarla da kalmaz. Dünya, uzayın ortalama eksi 270 derecelik dondurucu soğuğundan yine atmosfer sayesinde korunur.


Atmosfer, sadece canlılar için gerekli olan ışınların yeryüzüne geçmesine izin verir. Örneğin bu ışınlardan ultraviyole ışınları belirli oranlarda bize ulaşır. Bu oran bitkilerin fotosentez yapmaları ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalması için en uygun ölçüye sahiptir.

quote:

http://www.evreninyaratilisi.com


_____________________________

İnsan
Sadece İnsan


277 Mesaj
10 Ekim 2006; 12:04:14 

“O gökleri ve yeri yoktan var edendir...

termodinamik öyle demiyor ama.
yoktan madde oluşmaz
varolan madde yokolmaz...


_____________________________

başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır...


515 Mesaj
10 Ekim 2006; 12:16:12 

YOKLUKTAN VARLIĞA

İçinde bulunduğumuz uçsuz bucaksız evrenin nasıl var olduğu, nereye doğru gittiği, içindeki düzen ve dengeyi sağlayan kanunların nasıl işledikleri her devirde insanların merak konusu olmuştur. Bilim adamları, düşünürler asırlardır bu konuyla ilgili sayısız araştırmalar yapmışlar, pek çok teoriler üretmişlerdir.

20. yüzyılın başlarına dek hakim olan görüş, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduğu, sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı şeklindeydi. "Statik evren modeli" adı verilen bu anlayışa göre, evren için herhangi bir başlangıç veya son söz konusu değildi.

Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş, evreni sabit, durağan ve değişmez bir maddeler bütünü olarak kabul ederken bir Yaratıcı'nın varlığını da reddediyordu.

Materyalizm, maddeyi mutlak varlık sayan, maddeden başka hiçbir şeyin varlığını kabul etmeyen bir düşünce sistemidir. Tarihi eski Yunan'a kadar uzanan, ama özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan bu düşünce sistemi, Karl Marx'ın diyalektik materyalizmiyle ünlenmişti.
19. yüzyıldaki durağan evren modeli, başta belirttiğimiz gibi, materyalist felsefeye zemin sağlamıştı. Materyalist felsefeci George Politzer, bu evren modeline dayanarak, "Felsefenin Başlangıç İlkeleri" adlı kitabında "evrenin yaratılmış birşey" olmadığını öne sürmüştü ve şöyle demişti:

Evren yaratılmış birşey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan var edilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, herşeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) birşeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Buysa bilimin kabul edemeyeceği birşeydir.1

Politzer evrenin yoktan var edilmediğini iddia ederken 19. yüzyılın durağan evren modeline dayanıyor ve dolayısıyla bilimsel bir iddia ortaya attığını sanıyordu. Oysa 20. yüzyılda gelişen bilim ve teknoloji, materyalistlere zemin sağlayan durağan evren modeli gibi ilkel anlayışları kökünden yıkmıştır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, evrenin bir başlangıcı olduğu, yok iken bir anda büyük bir patlamayla yaratıldığı modern fizik tarafından pek çok deney, gözlem ve hesapla ispatlanmış durumdadır.

Ayrıca evrenin, materyalistlerin iddia ettikleri gibi sabit ve durağan olmadığı, tam tersine sürekli bir hareket ve değişim içinde olduğu, genişlediği saptanmıştır. Bugün bu gerçekler bütün bilim dünyası tarafından kabul edilmektedir.

Evrenin bir başlangıcı olması kainatın yoktan var edildiği, yani yaratıldığı anlamına gelir. Eğer (daha önce yok iken...) yaratılan bir varlık varsa bunun mutlaka bir Yaratıcısı'nın da olması gerektiğini kolayca anlarız. Yoktan var olma, insan aklının kavrayamayacağı bir şeydir. Dolayısıyla, yoktan var etmek, (sanat yapıtları veya teknolojik bulgular gibi...) bir şeyleri biraraya getirerek yeni birşey oluşturmaktan çok farklıdır. Çünkü yaratılan şeyin hiçbir örneği yok iken, hatta yaratmak için zaman ve mekan dahi yok iken bir anda, bir defada kusursuzca var olması, ancak Allah'ın yaratmasının bir delilidir.

İşte evrenin yoktan var olması, onun yaratılmış olduğunun en büyük delilidir. Bu gerçek derin olarak düşünülürse çok şeyi değiştirir. İnsanların hayatın anlamını kavramalarına ve buna göre bakış açılarını ve amaçlarını belirlemelerine sebep olur. Bu yüzden, tarih boyunca birtakım insanlar -kesin olarak delillerini gördükleri halde- tam olarak kavrayamadıkları yaratılış gerçeğini görmezlikten gelmeye kalkışmışlardır. Diğer insanlar üzerinde de bir düşünce bulanıklığı yaratmak kastıyla birtakım alternatif varoluş teorileri icat etmişlerdir. Ancak bilimin ışığı altında ortaya çıkan deliller kısa zamanda bu iddialara kesin olarak son vermiştir.

1. Georges Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 1989, s.84

Evrenin genişlemesi, Büyük Patlama teorisinin yani evrenin yoktan var edildiğinin en önemli kanıtlarından biridir. Evren yaratıldığından beri süregelen bu gerçek, modern bilim tarafından ancak bu yüzyılda keşfedildiği halde Kuran bu gerçeği yine bundan 14 asır önce haber vermiştir:

Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)

BIG BANG'E ALTERNATİF ARAYIŞLAR

Açıkça görüldüğü gibi, Büyük Patlama teorisi evrenin "yoktan var edildiği"nin, yani Allah tarafından yaratıldığının ispatıydı. Bu nedenle materyalist felsefeyi benimseyen astronomlar, Big Bang'e karşı direnmeye ve sabit durum teorisini ayakta tutmaya çalıştılar. Bu çabanın nedeni, önde gelen materyalist fizikçilerden A.S.Eddington'ın "felsefi olarak doğanın birden bire başlamış olduğu düşüncesi bana itici gelmektedir" sözünden anlaşılıyordu.2

Big Bang teorisinden rahatsız olanların başında dünyaca ünlü astronom Sir Fred Hoyle geliyordu. Hoyle, yüzyılın ortalarında "sabit durum" (steady-state) adında, 19. yüzyıldaki durağan evren anlayışına benzer bir teori ortaya attı. Sabit durum teorisi, evrenin boyut ve zaman açısından sonsuz olduğunu iddia ediyordu. Görünürdeki tek amacı materyalist felsefeyi desteklemek olan bu teori, evrenin başlangıcı olduğunu ortaya koyan "Big Bang" teorisiyle taban tabana zıttı.

Sabit durum teorisini savunanlar uzunca bir süre Big Bang'e karşı direndiler. Ama bilim aleyhlerine işliyordu.

1948 yılında George Gamov, Big Bang'e bağlı olarak yeni bir iddia ortaya sürdü. Buna göre evrenin Büyük Patlama ile oluşması durumunda, evrende bu patlamadan arta kalan bir radyasyonun da olması gerekmekteydi. Üstelik bu radyasyon evrenin her yanında eşit olmalıydı.

"Olması gereken" bu kanıt çok geçmeden bulundu.

2. S. Jaki, Cosmos and Creator, Regnery Gateway, Chicago, 1980, s. 54


Evrendeki bu eşsiz plan ve düzen, maddeyi yoktan var eden ve onun her anını kontrolü ve hakimiyeti altında bulunduran sonsuz bir bilgi, güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlamaktadır. O Yaratıcı, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Allah'tır.

Asırlar boyunca pek çok insanı etkileyen, hatta bir dönem "bilimsellik" maskesine bile bürünen materyalizm ise, herşeyi maddeden ibaret sayarak, maddeyi yoktan var eden ve düzenleyen Allah'ın varlığını reddetmiş ve böylelikle büyük bir yanılgıya düşmüştür. Bundan böyle, akla ve bilime aykırı ilkel ve batıl bir inanç sistemi olarak tarihe geçecektir.

quote:

www.harunyahya.org


_____________________________

İnsan
Sadece İnsan

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Ekim 2006; 14:09:32 


quote:

Orjinalden alıntı: mr.logic

“O gökleri ve yeri yoktan var edendir...

termodinamik öyle demiyor ama.
yoktan madde oluşmaz
varolan madde yokolmaz...


o dediğin kuralda belli gözlemler sonucu ortaya çıkmıştır. ilk hale göre uygulanamaz. ilk önce örneksiz yaratılır sonra kuralları ortaya çıkar.

ayrıca o kanunlar bazı noktalarda varlığının yitirir. madde yaratılması olayı halen devam etmektedir. ve bu ABD li astronomlarca gözlemlenmiş bir olaydır. (bir yazıda okuduğumdan aklımda kalan)

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
11 Ekim 2006; 0:49:15 

bu konu bir ara bayağı hararetli tartışılmıştı...... işallah tekerrür etmez..


1176 Mesaj
11 Ekim 2006; 1:30:50 

quote:

madde yaratılması olayı halen devam etmektedir. ve bu ABD li astronomlarca gözlemlenmiş bir olaydır. (bir yazıda okuduğumdan aklımda kalan)




nasılmış yaratılma madem gözlemişler anlatsınlar ya hu!millet meraktan çatlıyor


_____________________________

İzmir Sanat Merkezi


1294 Mesaj
11 Ekim 2006; 8:00:19 

quote:

Orjinalden alıntı: nofrost





nasılmış yaratılma madem gözlemişler anlatsınlar ya hu!millet meraktan çatlıyor

ŞOK ŞOK ŞOK! Tanrı yaratırken paparazilere yakalandı!
Yıllarca Plüton'un gezegen olup olmadığını bile algılayamayan abd'li astronomlar şimdi tutmuş madde yaratılmasını gözlemlemişmişmiş.. -Hanım Külahım nerde benim?


_____________________________



1753 Mesaj
11 Ekim 2006; 8:49:23 

Maddenin yaratılmaya devam edildiğine dair hiçbir gözlemsel veri yok. İşin komik tarafı yeni maddenin sürekli oluşması gerektiğini tahmin eden ve bu şekilde gözlenen genişlemeyi açıklamaya çalışan düşünceler, bazılarınızın "materyalist" olarak tu kaka ettiği Durağan Hal (Steady State) teorisiyle ilgili düşüncelerdir. Harun Yahya'nın bilimsel birikimini lütfen biraz sorgulayın. Bilime tek yönlü ve dar bakış açısıyla bakmayın. Big Bang'i bu kadar gündemde tutan en büyük neden Kozmik Mikrodalga Işınımı gözlemleri. Eğer bununla ilgili başka alternatif açıklamalar çıkarsa Durağan Hal teorisi gibi teoriler de önem kazanmaya başlayabilir.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mfiz -- 11 Ekim 2006; 8:51:59 >


_____________________________



515 Mesaj
11 Ekim 2006; 11:08:22 

quote:

Orjinalden alıntı: mfiz

Maddenin yaratılmaya devam edildiğine dair hiçbir gözlemsel veri yok. İşin komik tarafı yeni maddenin sürekli oluşması gerektiğini tahmin eden ve bu şekilde gözlenen genişlemeyi açıklamaya çalışan düşünceler, bazılarınızın "materyalist" olarak tu kaka ettiği Durağan Hal (Steady State) teorisiyle ilgili düşüncelerdir. Harun Yahya'nın bilimsel birikimini lütfen biraz sorgulayın. Bilime tek yönlü ve dar bakış açısıyla bakmayın. Big Bang'i bu kadar gündemde tutan en büyük neden Kozmik Mikrodalga Işınımı gözlemleri. Eğer bununla ilgili başka alternatif açıklamalar çıkarsa Durağan Hal teorisi gibi teoriler de önem kazanmaya başlayabilir.

Harun Yahya'nın bilimsel birikimi sorgulanacak kadar fazla olduğunu sanmıyorum beğendiğim yazılarıda yok değil alıntı yaptığım bölüm zaten fazla bilimselliğe dökülmemiştir.Konuyu açan arkadaşa durup dururken olup olmadığını 14 asır önceden Kuran-ı Kerim'de evrenin yaratılışı konusunun var olduğunu belirtmekti.


_____________________________

İnsan
Sadece İnsan


5489 Mesaj
13 Ekim 2006; 17:05:16 


quote:

Orjinalden alıntı: BY_ZEGEX


Harun Yahya'nın bilimsel birikimi sorgulanacak kadar fazla olduğunu sanmıyorum beğendiğim yazılarıda yok değil alıntı yaptığım bölüm zaten fazla bilimselliğe dökülmemiştir.Konuyu açan arkadaşa durup dururken olup olmadığını 14 asır önceden Kuran-ı Kerim'de evrenin yaratılışı konusunun var olduğunu belirtmekti.


Ustu kapalı ayetlerin bise acıkladıgını mı sanıyorsun?

Hepsi ortaya konusulmus nereye cekmek istersen oraya cekersin ve kesinlikle bilgi diye alınabilecek seyler degil kuranda yazanlar...


515 Mesaj
13 Ekim 2006; 17:35:48 

quote:

Orjinalden alıntı: Soultrap




Ustu kapalı ayetlerin bise acıkladıgını mı sanıyorsun?

Hepsi ortaya konusulmus nereye cekmek istersen oraya cekersin ve kesinlikle bilgi diye alınabilecek seyler degil kuranda yazanlar...


Bir şey açıkladığını sanmıyorum herşeyi zaten açık şeçik anlatıyor

Kuran-ı Kerim'in den bilgi diye almıcamda nereden alacağım ben bilgileri. KURAN-I KERİM' âla bilgimi olur



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi BY_ZEGEX -- 13 Ekim 2006; 17:36:11 >


_____________________________

İnsan
Sadece İnsan

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
13 Ekim 2006; 23:15:08 


quote:

Orjinalden alıntı: BY_ZEGEX



Bir şey açıkladığını sanmıyorum herşeyi zaten açık şeçik anlatıyor

Kuran-ı Kerim'in den bilgi diye almıcamda nereden alacağım ben bilgileri. KURAN-I KERİM' âla bilgimi olur


Bilim, deneysel olarak ispatlanan kuramlardan oluşur, veya deneysel olarak ispatlanan kuramlardan teori olarak ortaya çıkar.

Kurandaki hiçbir hüküm deneysel ispatı gerektirmez, yalnızca teokratik hükümlere, insanları vardırmaya çalışır. Kuran, aksinin sorgulanmasını yasaklar. Bilim ise, aksinin sorgulanmasını fakat, ispat edilmesini de gerektirir.

Bilimsel bilgilerin kurandaki hükümlerin tarafından onaylanmasınıı beklemek, insanları bilimden uzaklaştırır, kişiden kişiye değişen yorumlar ve kavramlar kargaşasına sokar.

Bilim adamının rehberi, din kitabı değil, aksi ispatlanmaya açık teoriler, deneyler ve gözlemlerdir.

Aksi takdirde, orta çağda olduğu gibi, din adamlarına engizisyon mahkemelerinin kurma hakkı verirsiniz ki bu insanlık açısından hiç de iyi olmaz..

Orta çağ, yeniden yaşanmak için değildir. Dikkatli düşünüp, dikkatli konuşmak gereği, insan ve millet olmanın ereği içinde gizlidir. Ümmetler, insanlık için zararlı, bağlı bulunduğu grupları geriletmekten, birbirine düşürmekten başka hiçbir katkıda bulunmaz.


1842 Mesaj
13 Ekim 2006; 23:43:32 

bu bölüme açılan konuların bir süre sonra bilim-din tartışmasına dönüşmesinden nefret ediyorum..




edit:font boyutu artırıldı..



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi the_point -- 15 Ekim 2006; 14:39:25 >


_____________________________

"Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz."
Confucius


515 Mesaj
15 Ekim 2006; 11:39:41 

quote:

Orjinalden alıntı: Casius_Casar




Sözlerin en hayırlısı ALLAH (c.c.)’ın Kitabı, yolların en hayırlısı da H.z. Muhammed (s.a.v.)’in yoludur.

quote:

Ümmetler, insanlık için zararlı, bağlı bulunduğu grupları geriletmekten, birbirine düşürmekten başka hiçbir katkıda bulunmaz.


Eğer bu sözün Ümmet-i Muhammed e ise yazık olsun senin ve senin gibilerine

Hangi ümmet zararliymış sorarım size

Cahiliye döneminde kız çocuğunun doğması anne-baba hayatında kapkara bir gün olarak kabul ediliyordu. Hatta ailenin ve kabilenin hayatında bile bu böyle idi. Toplum bu hali kız çocuklarını -utanç ya da rezillik korkusuyla- diri diri gömmek noktasına kadar götürmüştü. Kız çocuklarının diri diri gömülmesi, merhametin hiçbir şekilde yerinin bulunmadığı, sevginin sözkonusu olmadığı, oldukça katı ve vahşi bir şekilde gerçekleşiyordu. Kız çocuğu diri diri gömülüyordu. Onlar bu günahı işlemekte çeşitli tekniklere de sahip idiler. Kimisinin kız çocuğu oldu mu onu altı yaşına basıncaya kadar bırakır, sonra annesine şöyle derdi: Sen bunu kokulandır ve süsle! Çünkü onu hısımlarına götüreceğim. Bu sırada ise çölde bir çukur kazmış oluyordu. Bu çukura gelince, ona şuraya bir bak, der. Sonra da onu şiddetlice iter, arkasından oldukça vahşi ve katı bir surette üzerine toprağı yığardı.

İşte bu cahilî toplum ortamında Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem anne olarak, eş olarak, kız çocuğu, kızkardeş ve hala ve teyze olarak kadına bu kadar büyük ve şerefli bir yer veren bu dini getirdi. Kız çocukları Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in sevgisine mazhar olmuşlardı. Kızı Fatıma yanına girdiği vakit onun için ayağa kalkar, elini tutar, onu öper, oturduğu yere oturturdu. Peygamberin kendisi Fatıma'nın yanına girdiğinde, o da onun önünde kalkar, elini tutar, onu öper ve oturduğu yere Peygamber efendimizi oturturdu.

İki dünyada aziz ümmet;Muhammed ümmetiydi.

quote:

Aksi takdirde, orta çağda olduğu gibi, din adamlarına engizisyon mahkemelerinin kurma hakkı verirsiniz ki bu insanlık açısından hiç de iyi olmaz..


Engizisyon (Latince:inquisitio, soruşturma), Katolik Kilisesine bağlı bir mahkeme sistem idi.

Orta Çağ Engizisyonu

Orta Çağ Engizisyonu, Valdensesler ile Katharlar'ın kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya başlamaları üzerine, 1231'de Papa IX. Gregorius tarafından kuruldu.Engisizyon Mahkemesi'nde mahkum suçunu kabul edene kadar işkence görürdü.Eğer suçunu kabul etmez ise işkenceden ölürdü, kabul ettiğinde zaten hapiste çürürdü.Yani kısacası, neresinden bakarsan bak, Engizisyona düşen bir ölü idi...


Müslümanlıkta adelet vardır, yargı vardır ama işkence yoktur. Bu üstte yazdıklarından bu dini hiç tanımadığın belli. Bilmediğiniz bir konuda sallamakta üstünüze yok. Bu dini karalamaya gücünüz yetmeyecektir.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi BY_ZEGEX -- 15 Ekim 2006; 11:41:06 >


_____________________________

İnsan
Sadece İnsan


329 Mesaj
15 Ekim 2006; 13:11:42 

Bir soruda bu noktacığında bulundupu bir yer var.Yani evrenin içinde bulunduğu yer burası neresi.Ve orada bu nokta nasıl ortaya çıktı ?


277 Mesaj
15 Ekim 2006; 15:25:10 

abi niye kultur bilimde sürekli bu nası olmustur denıldıgınde birileri çat diye buraya ayet yapıstırıp ahanda böle oldu diyo sonra ortalık gene din bilim çatışması oluyo.
burada pzitif bilim üzerinden bi konu tartışılmaya çalışılıyo. böyle yaparak konuya faydası olduğunumu sanıyo acaba bazı arkadaşlar


_____________________________

başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır...


509 Mesaj
17 Ekim 2006; 5:18:59 

quote:

Orjinalden alıntı: mr.logic

abi niye kultur bilimde sürekli bu nası olmustur denıldıgınde birileri çat diye buraya ayet yapıstırıp ahanda böle oldu diyo sonra ortalık gene din bilim çatışması oluyo.
burada pzitif bilim üzerinden bi konu tartışılmaya çalışılıyo. böyle yaparak konuya faydası olduğunumu sanıyo acaba bazı arkadaşlar



aslında doğrusun.dinle nereye kadar denilebilir.ama bunun sebebi de bilim değilmi.evren nasıl oldu big bang le.big bang nerede oldu ?? evren de Mİ ?... işte adam çıkıyo o noktada hayır kardeşim diyo Allah ol dedi ve oldu diyor. yaratılışa şu anda pozitif bilimin verebileceği yanıt yok.onun için gereksiz bir tartışma, haa yüzyıllar sonra uzayın sırları keşfedilirse yaratılışında sırları çözümlenebilir.o iş olana kadar inancımız "yerleri ve gökleri yaratan Allah" tır.


_____________________________


zaman içinde yapa yapa ,en iyisini öğrendim...


1612 Mesaj
17 Ekim 2006; 8:34:24 

quote:

Orjinalden alıntı: mr.logic
abi niye kultur bilimde sürekli bu nası olmustur denıldıgınde birileri çat diye buraya ayet yapıstırıp ahanda böle oldu diyo


Zannedersem, bunun en önemli sebebi, bilimin sessiz kaldığı noktaların Kur'anda izahı bulunması olabilir...


_____________________________

:::Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?


2711 Mesaj
17 Ekim 2006; 13:53:37 

ŞİMDİ SİZE BİRAZDA BU KONU İLE İLGİLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM GERÇEK VE KENDİ BAŞIMDAN GEÇEN BİR OLAYI ANLATMAK İSTİYORUM UMARIM SİZLEREDE YARDIMCI OLUR
geçen sene oluyo ozamanlar Kuranı Kerimin Türkçe mealini okuyodum ben arkadaşlarla bazen oturuyoruz ve sohbet din üzerine geliyo konu aılıyo o bişey söylüyo diğeri derken konu hep bi yerde tıkanıyo sürekli aklımızda sorular oluyo ve cvbını bulamadığımız sorular gene birgün oturmuş konuşuyoruz işte arkadaş bi soru sordu hiçkimseden cvp yok ben sordum yani cvbını bilemediğimiz aklımızın yetmediği sorular geliyo aklımıza hatta arkadaşın sorularından biri dünya varolmadan önce ne vardı gibi bi soru gene konuştuk konuştuk işte cvp bulamadık aklımızdaki bi çok soruya dağıldık evlere geldim evde Kuranı Kerimin Türkçe mealini dünki bitirdiğim sayfadan sonraki sayfayı açtım gene okumaya devam edecem ilk satırda şu yazıyodu hadi biraz bildiğiniz konularda konuşursunuz ama hiç bilmediğiniz konularda niye konuşursunuzki siz bilemezsiniz şüphesiz yüce Allah bilir o anda şok oldum 5 dak. böle kaldım resmen yani o akşam onları konuştuk ve geldim açtım ilk satırda bu yazıyo resmen bi işaret bi msj dı sonra arkadaşlara anlattım
sonra da bidaha böyle konuları bilmedimiz şeylerin ötesini araştırma işi birazda insanı günaha sokuyo bidahada bu konuları abartarak konuşmadık


_____________________________

CHEVROLET CRUZE LS BEYAZ ....

DH
Eski Üyelerin Mekanı...
2005 Üyesi.

ALIŞVERİŞ yaptıklarım: Noxco DH Yönetici.


579 Mesaj
17 Ekim 2006; 16:02:28 

Bir arkadşımızın dediği gibi konu din - bilim kapanına girmiş gibi :)

Şimdi bu tip konular konuşulurken ikisini aynı anda konuşamazsınız imkansızdır.Ya dini konuşup bak bu ayette böyle diyormuş deyip kabullenirsin yada bilimi seçer bu iş böyleymiş dersin.Ama her ikisininde aynı kefe içinde konuşulması imkansızdır.

İnsanoğlu var olduğu süreden beri bir şeylerden korkmak birşeylere sığınmak ve birşeylerden medet ummaktadır, bu taş devrinde ateş di sonra ay oldu güneş oldu benim bildiğim kadarı ile insan topluluğunun yaşamı süresinde dinen inanmadığı bir olgu kalmamıştır bence kalmamıştır gibi.

Dini inanışlarla bilim-felsefe aynı kefeye konmaz size soracağım soruyu umarım tersinden anlayıp tepki vermessiniz daha doğrusu ben yazayım siz kendi kendinize sorun ve cevabını verin ;

İslam inanışına göre insan nasıl yaratılmıştır kısaca ; Önce Adem yaratılmıştır sonrada onun kaburga kemiklerini kullanarak Havva yaratılmıştır ve insan nesli başlamıştır .

Yukarıdaki açıklamada sizce yanlış varmı ?

Yoksa devam edelim.

Bilime bakarsan nasıldır işte darwin maymun vs vs hepimizin bildiği şeyler ?

Peki işte size soru Adem ve Havvadan nasıl olduda 6 milyara geldik ?

Eğer üreyerek derseniz bana o üremenin nasıl olduğunuda yazarmısınız ?





_____________________________

İNSANIN KONUŞMAYI ÖĞRENMESİ 2 YILINI SUSMAYI ÖĞRENMESİ İSE 60 YILINI ALIR.

NE ZAMAN SUSUP NE ZAMAN KONUŞACAĞINI İYİ BİL.
+25


1176 Mesaj
17 Ekim 2006; 17:49:45 

quote:

Bilime bakarsan nasıldır işte darwin maymun vs vs hepimizin bildiği şeyler ?

Peki işte size soru Adem ve Havvadan nasıl olduda 6 milyara geldik ?

Eğer üreyerek derseniz bana o üremenin nasıl olduğunuda yazarmısınız ?


evet iki kardeşin ensest ilişkiye girmesi ile aralarında okyanus olan bütün kıtalar dahil insan nesli çoğalmıştır

bir de nedense adem çamurun içinden çıkıyor ama havvanın adem kadar değeri olmadığından onun kaburga kemiğinden yaratılıyor (kaburga kemiği ne alakaysa)

çok güzel izahlar bunlar şimdi herşeyi anlamış olduk


_____________________________

İzmir Sanat Merkezi

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
17 Ekim 2006; 18:18:52 


bazen bilim buyuk bir yanlis yaptigini farkeder ve yuzyillardir bilimin dogru dedigi yanlis cikar (KUR'AN da daha yeni ogrendigimiz seyler 14 yy once yazilmisdir!!!)...bazen herseyin kendi kendine olustugunu savunmakla baslayan insanlar ateist olarak biter ...tabiikide bilime inancaz(ama bilim herseyi bilmez heran yanlis biseyi dogru diyor olabilir)


 
674 Mesaj
17 Ekim 2006; 19:13:04 

Allah ıstedı ve oldu allah bu evrende demekkı baska yaratıkların evrenlerın olmasını sıtedıkı bıg bang oldu


_____________________________



1632 Mesaj
17 Ekim 2006; 19:49:33 

quote:

Orjinalden alıntı: nofrost



evet iki kardeşin ensest ilişkiye girmesi ile aralarında okyanus olan bütün kıtalar dahil insan nesli çoğalmıştır

bir de nedense adem çamurun içinden çıkıyor ama havvanın adem kadar değeri olmadığından onun kaburga kemiğinden yaratılıyor (kaburga kemiği ne alakaysa)

çok güzel izahlar bunlar şimdi herşeyi anlamış olduk


@nofrost üslubun harika.

Lütfen şu insanlığın ensest ilişki içermeyen tamamen bilimsel versiyonunu burada tüm detaylarıyla anlatabilir misin? Bilimsel açıdan ilk insanlar nasıl çoğaldılar? İlkel insanlar çiftleşirken kardeş kavramına dikkat ediyorlar mıydı? Yoksa onlar o ilkel halleriyle müthiş bir bilgi dağarcığına mı sahiptiler? Bu bilgi dağarcığı onların cinsel hayatlarında nasıl bir yol tutturmaları gerektiğini içeriyor muydu? Bu konuda bizleri bilgilendirirsen her şey güzelce yoluna girer, herkes güzelce bir şeyler öğrenir yanılıyor muyum?



_____________________________



509 Mesaj
17 Ekim 2006; 21:38:12 

quote:

Orjinalden alıntı: nofrost

evet iki kardeşin ensest ilişkiye girmesi ile aralarında okyanus olan bütün kıtalar dahil insan nesli çoğalmıştır

bir de nedense adem çamurun içinden çıkıyor ama havvanın adem kadar değeri olmadığından onun kaburga kemiğinden yaratılıyor (kaburga kemiği ne alakaysa)

çok güzel izahlar bunlar şimdi herşeyi anlamış olduk


sana sadece yuh diyebiliyorum.eleştiriye bak? ayıp be


_____________________________


zaman içinde yapa yapa ,en iyisini öğrendim...


1176 Mesaj
17 Ekim 2006; 21:45:29 

quote:

Orjinalden alıntı: trackfind500



@nofrost üslubun harika.

Lütfen şu insanlığın ensest ilişki içermeyen tamamen bilimsel versiyonunu burada tüm detaylarıyla anlatabilir misin? Bilimsel açıdan ilk insanlar nasıl çoğaldılar? İlkel insanlar çiftleşirken kardeş kavramına dikkat ediyorlar mıydı? Yoksa onlar o ilkel halleriyle müthiş bir bilgi dağarcığına mı sahiptiler? Bu bilgi dağarcığı onların cinsel hayatlarında nasıl bir yol tutturmaları gerektiğini içeriyor muydu? Bu konuda bizleri bilgilendirirsen her şey güzelce yoluna girer, herkes güzelce bir şeyler öğrenir yanılıyor muyum?




tabi ki açıklarım
ilk insan diye bir kavram olmaz.ilk insanlar ya da insan benzeri toplulukları vardı.hemde farklı farklı bölgelerde yaşayan topluluklar.işte bu topluluklardan bu güne kadar değişerek gelmiş bir insan nesli vardır.sizin ilk insan dediğiniz canlılar aslında tam anlamı ile bu günkü insan kadar akıllı değillerdi.beyin hacimleri bile bulunan isketletlerinde bugunkü modern insan kafatasından daha küçüktür.zamanla insan dediğimiz canlının düşünme yeteneği arttıkça,akıllandıkça diyelim hem fiziksel hem de beyinsel özelliklleri değişmiştir/gelişmiştir.

sizin bu mubarek sanki dünya üstü bambaşka bir varlık olarak gördüğünüz insanın sahip olduğu genler bir bitkide de var.yani biz bir sihirbazlık gösterisi ile çamurdan çıkan bir insan ile sonra da onun kaburga kemiği kadar değer verilen eşinden gelme bir popülasyon değiliz.


edit

İlkel insanlar çiftleşirken kardeş kavramına dikkat ediyorlar mıydı? Yoksa onlar o ilkel halleriyle müthiş bir bilgi dağarcığına mı sahiptiler? Bu bilgi dağarcığı onların cinsel hayatlarında nasıl bir yol tutturmaları gerektiğini içeriyor muydu?

pardon bu arada bunları ben idda etmyorum.siz idda ediyorsunuz.aklı çalışan bir insansınız.mantığınız size doğru olanı söylüyor.ancak siz daha sonra tam tersi olan şartlanmış bir inancı mantıksız gelse bile idda ediyorsunuz.
ilk insanlar evet ilkeldi.ahlak vs. gibi kavram olamazdı değil mi?evet bakın mantıklı.ama siz bu insanların peygamber yani ahlak dağıtmak için yollanan bir elçi olduğunu idda ediyorsunuz.

yani neresinden bakarsanız bir çelişki var.





< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi nofrost -- 17 Ekim 2006; 22:05:47 >


_____________________________

İzmir Sanat Merkezi


3399 Mesaj
17 Ekim 2006; 23:23:59 

bulunan bir kaç iskeletin kafa yapısından o zamanki insanların neler düşündüklerini dahi çıkaracaklar neredeyse. peki bu yapılan bir sihirbazlık örneği değil mi? iskeletlere bakıp "hımm bu adam şunu yemiş bunu yapmış bununla yatmış şununla kalkmış" diye neredeyse iskeletin seceresini saymakla mı insanlığın başlangıcı aydınlatılacak?

nofrosta bakılırsa, demek ki insanlar önceleri hayvanlar tarzında yaşayan topluluklar olup, daha sonra akılları tekamül edince bunlara peygamberler gönderilmeye başlandı. o ilk gelenler olayın dışındaydılar zira henüz insan vasfı kazanamamışlardı yarı hayvan gibiydiler dolayısıyla peygambere kitaba ahlaka kanuna vs gereksinimleri yoktu. Allah onları pas geçti öyle mi oldu?

bu, neresinden bakarsan bak elinde kalacak bir söylem. birde havvanın ademin kaburga kemiğinden yaratılma meselesi var ki evlere şenlik. bu, tamamen değiştirilmiş tevrata dayalı bir zandır başka bir şey değildir. getirin Kur'an dan havvanın hz.ademin kaburga kemiğinden yaratıldığına dair bir ayet? var mı, yok.

değiştirilmiş tevrat'ta havva'nın yaradılışı şöyle anlatılır;
"Ve Rab allah dedi: Adam'ın yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yardımcı yapacağım. Ve Rab Allah, Adem'in üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu, onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini otla doldurdu. Ve Rab Allah Adem'den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratıp onu Ademe getirdi. Ve Adem dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, bu insandan alındığı için ona "nisa" ismi verilsin dedi. Ve Adem karısının ismini Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu." (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin: 2/18-23)

görüldüğü gibi bu tamamen yahudi uydurmasıdır, israiliyattır. şaşılacak olan da sanki Kur'an da yazıyormuş gibi arkadaşın (nofrost) olayı alıp alay edercesine ortaya atması.

Peygamberimizin "kadın eğri kaburga kemiği gibidir, bükersen kırılır" mealindeki hadisi ise kadınların tabiatlarının erkeklere benzemediği, daha duygusal oldukları için onlara hayırla, sabırla yaklaşılması tavsiye edilmektedir. yani buradaki kemik, mecazidir. yaratılmayla alakası yoktur. ama o dönemde araplara bu mesele bundan güzel bir örnekle açıklanamazdı.
bu konuda Prof. Mazhar Osman şöyle der:
"Kadının esas mizacı heyecanlılıktır. Bütün kadınlarda buna rastlanır. Ruh hastalıkları kadınlarda daha çoktur. En vahşi kavimlerden en medeni milletlerin kadınlarına, medeni terbiye görmüş hanımından eğitimsiz bir köy kızına varıncaya kadar kadınlığın müşterek hisleri vardır. Her kadın ayının yarısını hazırlanma, adet, adetten sonra gayri tabilik, adete yarı hasta olarak geçirir".

yani ne ayette ne hadiste yok öyle kaburga dan şuradan buradan yaratma diye bir şey.
ayette geçen şudur;"Ey insanlar, sizi tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkek ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun"(Nisa Süresi:1)

ondan eşini yaratmak ne demek? aynı dünyaya indirilmeleri gibi burası da kapalıdır. ayrıca, o ortamda ikizlerin diğerleri ile evlenmesi bir gereksinim olup bildiğimiz manada ensest ilişki demek olayı bilinçli olarak saptırmaktır. peki o ilk oluşan insanlar nasıl oluştu? onlar milyonlarcamıydılar? madem onlar da tek bir hücreden türediler, demek ki onlar da ilk başlarda ensest ilişkiye girdiler. hem de tam teşekkül edemeden? daha tam teşekkül edememiş bu canlılar nasıl eş seçmişler ilişkiye girmişler ve üremişler açıklarmısın dostum nofrost? yalnız rica ediyorum olayı makaraya almadan.




_____________________________



1176 Mesaj
18 Ekim 2006; 0:01:32 


quote:

Orjinalden alıntı: C4

bulunan bir kaç iskeletin kafa yapısından o zamanki insanların neler düşündüklerini dahi çıkaracaklar neredeyse. peki bu yapılan bir sihirbazlık örneği değil mi? iskeletlere bakıp "hımm bu adam şunu yemiş bunu yapmış bununla yatmış şununla kalkmış" diye neredeyse iskeletin seceresini saymakla mı insanlığın başlangıcı aydınlatılacak?

nofrosta bakılırsa, demek ki insanlar önceleri hayvanlar tarzında yaşayan topluluklar olup, daha sonra akılları tekamül edince bunlara peygamberler gönderilmeye başlandı. o ilk gelenler olayın dışındaydılar zira henüz insan vasfı kazanamamışlardı yarı hayvan gibiydiler dolayısıyla peygambere kitaba ahlaka kanuna vs gereksinimleri yoktu. Allah onları pas geçti öyle mi oldu?

bu, neresinden bakarsan bak elinde kalacak bir söylem. birde havvanın ademin kaburga kemiğinden yaratılma meselesi var ki evlere şenlik. bu, tamamen değiştirilmiş tevrata dayalı bir zandır başka bir şey değildir. getirin Kur'an dan havvanın hz.ademin kaburga kemiğinden yaratıldığına dair bir ayet? var mı, yok.

değiştirilmiş tevrat'ta havva'nın yaradılışı şöyle anlatılır;
"Ve Rab allah dedi: Adam'ın yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yardımcı yapacağım. Ve Rab Allah, Adem'in üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu, onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini otla doldurdu. Ve Rab Allah Adem'den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratıp onu Ademe getirdi. Ve Adem dedi: Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, bu insandan alındığı için ona "nisa" ismi verilsin dedi. Ve Adem karısının ismini Havva koydu, çünkü bütün yaşayanların anası oldu." (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin: 2/18-23)

görüldüğü gibi bu tamamen yahudi uydurmasıdır, israiliyattır. şaşılacak olan da sanki Kur'an da yazıyormuş gibi arkadaşın (nofrost) olayı alıp alay edercesine ortaya atması.

Peygamberimizin "kadın eğri kaburga kemiği gibidir, bükersen kırılır" mealindeki hadisi ise kadınların tabiatlarının erkeklere benzemediği, daha duygusal oldukları için onlara hayırla, sabırla yaklaşılması tavsiye edilmektedir. yani buradaki kemik, mecazidir. yaratılmayla alakası yoktur. ama o dönemde araplara bu mesele bundan güzel bir örnekle açıklanamazdı.
bu konuda Prof. Mazhar Osman şöyle der:
"Kadının esas mizacı heyecanlılıktır. Bütün kadınlarda buna rastlanır. Ruh hastalıkları kadınlarda daha çoktur. En vahşi kavimlerden en medeni milletlerin kadınlarına, medeni terbiye görmüş hanımından eğitimsiz bir köy kızına varıncaya kadar kadınlığın müşterek hisleri vardır. Her kadın ayının yarısını hazırlanma, adet, adetten sonra gayri tabilik, adete yarı hasta olarak geçirir".

yani ne ayette ne hadiste yok öyle kaburga dan şuradan buradan yaratma diye bir şey.
ayette geçen şudur;"Ey insanlar, sizi tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkek ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun"(Nisa Süresi:1)

ondan eşini yaratmak ne demek? aynı dünyaya indirilmeleri gibi burası da kapalıdır. ayrıca, o ortamda ikizlerin diğerleri ile evlenmesi bir gereksinim olup bildiğimiz manada ensest ilişki demek olayı bilinçli olarak saptırmaktır. peki o ilk oluşan insanlar nasıl oluştu? onlar milyonlarcamıydılar? madem onlar da tek bir hücreden türediler, demek ki onlar da ilk başlarda ensest ilişkiye girdiler. hem de tam teşekkül edemeden? daha tam teşekkül edememiş bu canlılar nasıl eş seçmişler ilişkiye girmişler ve üremişler açıklarmısın dostum nofrost? yalnız rica ediyorum olayı makaraya almadan.





öncelikle sana şunu söylemek istiyorum
bulunan bir kaç iskeletin kafa yapısından o zamanki insanların neler düşündüklerini dahi çıkaracaklar neredeyse. peki bu yapılan bir sihirbazlık örneği değil mi? iskeletlere bakıp "hımm bu adam şunu yemiş bunu yapmış bununla yatmış şununla kalkmış" diye neredeyse iskeletin seceresini saymakla mı insanlığın başlangıcı aydınlatılacak?

bu paragrafı yazan kişi sen olmamalıydın.yani öyle umardım.maalesef ki şuan kafatası ve iskeletlerden onların neler düşündüğü anlaşılamıyor ama şu kadarını söyleyim dünyada bu konuyu araştıran insanlar o kadar fazla mesafe katetti ki artık bir iskelet hele hele kafatası bulunduğunda onun ne tür bir canlıya ait olduğu saptanabiliyor.şükür o kadar gelişti artık bilim.
yapılan kazılarda ise insanlığın atasının kimler olduğu daha doğrusu hangi türler oldu artık açığa kavuşuyor.ortada çok net bir olay var ki o da şudur: ilk insan ademdir ve havvadır sonra bütün insanlık onun çocuklarından türemiştir iddası tamamen bir hikayedir.kesinlikle yanlışlanmıştır.

eğer merak edip okumak istiyorsanız sevgili C4 size özel mesajdan linkini atayım girin siz de okuyun.insanlar neler araştırıyor neler buluyor öğrenin.

ikizlerin üremesi için gereksinim olup bildiğimiz manada da ensest ilişkiye girmeseler yine de iki kardeşin ilişkisinden bütün insanlık oluşmaz.(yani olayı yumuşatıp farklı anlamlara çekmeye çalışsak ta olmuyor)

bakın ben sadece şuana kadar keşfedilen ve elde edilen bilgiler ile sizin idda ettiklerinizin örtüşmediğini söylüyorum.

ne zaman kitap yollanır mı,ahlak nedir ,din nedir vs . bu tip tartışmalara girersek içinden çıkılmaz.çok merak eden olursa onları da yazıp tartışabileceğiniz bir link atarım bütün aklınıza takılan sorularınızı sorarsınız.

saygılar



_____________________________

İzmir Sanat Merkezi


1632 Mesaj
18 Ekim 2006; 0:10:23 

quote:

Orjinalden alıntı: C4

peki o ilk oluşan insanlar nasıl oluştu? onlar milyonlarcamıydılar? madem onlar da tek bir hücreden türediler, demek ki onlar da ilk başlarda ensest ilişkiye girdiler. hem de tam teşekkül edemeden? daha tam teşekkül edememiş bu canlılar nasıl eş seçmişler ilişkiye girmişler ve üremişler açıklarmısın dostum nofrost? yalnız rica ediyorum olayı makaraya almadan.



İşte benim de burada asıl vurgulamak istediğim şey buydu. Anlatmak istediklerime tam olarak tercüman olmuşsun @C4.

İlk insan nerede olursa olsun -bir şekilde- dünya üzerinde var oldu öyle değil mi? Yani bir hücre düşünelim. Bu hücre önce A türünde idi. Sonra bu hücre giderek değişti ve B türünü oluşturdu. Bu oluşum sürekli devam etti ve sonunda X türü adında insanımsı yaratıklar ortaya çıktı. Şimdi bu insanımsılar bir penise ve vajinaya sahip iseler o zaman bu yaratıkların çifleşme şekli nasıl olacaktır? İnsanımsılar giderek akıllandıkça cinsel dhayatlarında kardeş kavramını neden önemli bulmaya başladılar? Bir anda ne oldu da bu insanlar çoğalırken derin bir zihniyet değişikliğine sahip oldular? Buna genler mi karar verdi yoksa? İnsanlığın kökeni hakkında dinlere yönelik ensest ilişki suçlaması yapılacaksa bilim dünyasının insanların geçmişlerine dair sundukları çıkarımlara bir göz atın derim. Mesela National Geographic izlediğinizde her beş filmden dördünde insanların geçmişinde ensest ilişkilerin bulunduğunu, insanların aslında eskiden vahşi yaratıklar olduğunu, insanların aç kalmamak için diğer insanları yiyerek beslenen yamyamlar olduğunu vurgular dururlar. Bunu sadece birkaç delinmiş kafatasına veya gen dizilimlerine bakarak çıkarabiliyorlarsa söylenebilecek fazla bir şey yok. Ancak şunu bilmeliyiz ki bilim dünyasının insanların geçmişlerine yönelik acımasız yorumları bırakın dini verileri kirletmeyi günümüz modern insan prototipini de rahatsız ediyor...

ayrıca;

quote:

Orjinalden alıntı: @nofrost

tabi ki açıklarım
ilk insan diye bir kavram olmaz.ilk insanlar ya da insan benzeri toplulukları vardı.hemde farklı farklı bölgelerde yaşayan topluluklar.işte bu topluluklardan bu güne kadar değişerek gelmiş bir insan nesli vardır.sizin ilk insan dediğiniz canlılar aslında tam anlamı ile bu günkü insan kadar akıllı değillerdi.beyin hacimleri bile bulunan isketletlerinde bugunkü modern insan kafatasından daha küçüktür.zamanla insan dediğimiz canlının düşünme yeteneği arttıkça,akıllandıkça diyelim hem fiziksel hem de beyinsel özelliklleri değişmiştir/gelişmiştir.

sizin bu mubarek sanki dünya üstü bambaşka bir varlık olarak gördüğünüz insanın sahip olduğu genler bir bitkide de var.yani biz bir sihirbazlık gösterisi ile çamurdan çıkan bir insan ile sonra da onun kaburga kemiği kadar değer verilen eşinden gelme bir popülasyon değiliz.

İlkel insanlar çiftleşirken kardeş kavramına dikkat ediyorlar mıydı? Yoksa onlar o ilkel halleriyle müthiş bir bilgi dağarcığına mı sahiptiler? Bu bilgi dağarcığı onların cinsel hayatlarında nasıl bir yol tutturmaları gerektiğini içeriyor muydu?

pardon bu arada bunları ben idda etmyorum.siz idda ediyorsunuz.aklı çalışan bir insansınız.mantığınız size doğru olanı söylüyor.ancak siz daha sonra tam tersi olan şartlanmış bir inancı mantıksız gelse bile idda ediyorsunuz.
ilk insanlar evet ilkeldi.ahlak vs. gibi kavram olamazdı değil mi?evet bakın mantıklı.ama siz bu insanların peygamber yani ahlak dağıtmak için yollanan bir elçi olduğunu idda ediyorsunuz.

yani neresinden bakarsanız bir çelişki var.



@nofrost öyle bir üslubun var ki şaşırmamak elde değil doğrusu. Sihirbazlık kelimesini kendine arkadaş yapmışsın. Hemen her konuda bir sihirbazlık lafı dolamışsın klavyene gidiyor doğrusu. Ben sana dini konularda açıklama yap demedim ki. Ben senin yukarıda ifade etmiş olduğun gibi kaburga kemiklerinden oluşan kadın hayatını kabullendim demedim ki! Ben ilkel kavimlerin peygamberlerle ilişkisine de değinmedim ki! Ben sadece dalga geçer tarzda yazmış olduğun verileri hoş bulmadım ve bu tepkimi dile getirmek istedim. Üstelik senin bilimsel açıklama diye yazmış olduğun şeyler kimseleri tatmin edemez. Bilim dünyasının bile çözemediği pek çok şey varken hem de...

Benim burada vurgulamak istediğim asıl nokta şudur: Bir insan dini verilere inanmayabilir veya güvenmeyebilir ancak böylesi bir durum o kişiye dini verilere inananlarla veya güvenenlerle dalga geçme hakkı tanımaz. Dinin ne anlatmaya çalıştığı hakkında bilgi edinmek isteyen insan açar kitapları okur. Tıpkı bilim nasıl bilgi gerektiriyorsa dini anlamak da bilgi gerektirir. Haa okursunuz, bilgi sahibi olursunuz ve yine tatmin olmazsınız o ayrı konu. Ancak bu durum yine de üslup da saygısızlığı gerektirmez. Ne anlatmaya çalışıyorsan güzel bir üslup ile anlatır geçersin. Umarım anlatabiliyorumdur.


_____________________________



1176 Mesaj
18 Ekim 2006; 0:31:00 

quote:

Bir anda ne oldu da bu insanlar çoğalırken derin bir zihniyet değişikliğine sahip oldular? Buna genler mi karar verdi yoksa? İnsanlığın kökeni hakkında dinlere yönelik ensest ilişki suçlaması yapılacaksa bilim dünyasının insanların geçmişlerine dair sundukları çıkarımlara bir göz atın derim. Mesela National Geographic izlediğinizde her beş filmden dördünde insanların geçmişinde ensest ilişkilerin bulunduğunu, insanların aslında eskiden vahşi yaratıklar olduğunu, insanların aç kalmamak için diğer insanları yiyerek beslenen yamyamlar olduğunu vurgular dururlar. Bunu sadece birkaç delinmiş kafatasına veya gen dizilimlerine bakarak çıkarabiliyorlarsa söylenebilecek fazla bir şey yok. Ancak şunu bilmeliyiz ki bilim dünyasının insanların geçmişlerine yönelik acımasız yorumları bırakın dini verileri kirletmeyi günümüz modern insan prototipini de rahatsız ediyor...


bakın ilkönce şunu söyleyim eğer dini inanışlarınız hakkında en ufak bir eleştriyi kaldıramıyorsanız hiç tartışmayalım.

öte yandan da National Geographic te izledikleriniz doğrudur.insan nesli sizin inandığınız gibi bir peygamberden itibaren kültürlü bir biçinde dünyaya tepeden düşmedi/ya da çamurdan fışkırmadı.

insan nesli de diğer canlılar gibi bu dünyadaki canlılıktan gelişmiştir.yani insanın ataları da aynen vahşi bir hayvan gibiydi denebilir.sonra ne oldu da pat diye derin bir zihniyet değişikliği geçirmedi sevgili üstadım.insanın düşünebilme yeteneği yaşama şekline bağlı olarak daha fazla gelişti.üstelik insanların atası 1 tür canlı da değildi.birden fazla tür insan ataları aynı zamanda farklı bölgelerde yaşamışlardı.bunlardan bazıları elemine oldu bazıları gerek vucut yapıları gerekse zekalarını daha iyi adapte edebildikleri için gelişti.bu gelişme bir anda olan bir şey değil.belki isanın doğmundan bu yana geçmiş zamanın 10 katı kadar zamanda oluşmuş bir gelişimdir.

zeka geliştirilebilir bir kavramdır.çünkü düşünmek beyin ön lobunun bir faaliyetidir.her canlıda zeka vardır ancak bunlar farklı farklı seviyelerdedir.

ahlak nedir?ne zaman oluşur?dinler nerden çıkmıştır bütün bunlar ap ayrı konulardır.

benden size sadece bir konuda eleştiri,ister kabul edersiniz ister kabul etmezsiniz.siz inandığınız dini bilgilere kesin ve tartışılmaz bir şekilde doğrudur gözüyle baktıkça,hiçbir zaman kafanızdaki sorulara yanıt bulamayacaksınız.gerçek şudur tartışılmaz doğru diye bir şey olamaz.ayrıca bilim insanlarının insanların inançlarıyla işi olmaz.onlar sadece araştırıp gözlemler ve yayınlarlar.
eğer bu sonuçlar sizin inançlarınızla bağdaşmıyorsa hemen karşıdakini suçlamak yerine peşinen,sorgusuz sualsiz inanageldiğiniz inançlarınızı sorgulayın derim.

ama düşünmenin günah olduğunu kabul eden bir toplumda bunları bile söyleyince bombardımana tutuluyorsunuz.sorun o.
saygılar.


_____________________________

İzmir Sanat Merkezi


3399 Mesaj
18 Ekim 2006; 0:57:46 


insanlığın şu yada bu şekilde oluştuğu ve geliştiği yolundaki araştırmalar, nofrosta bakılırsa sanki tamamlanmış, bitmiş, bilimsel olarak "%66 kalay ve %34 kurşun alaşımından lehim elde edersin" der gibi itiraza mahal bırakmayacak şekilde ispatlanmış zannedilecek.

kafatası yapısından ve hatta kafatasındaki ufak tefek çatlaklardan dahi binbir türlü varsayım üreten araştırmacılar, iş adem ve havva meselesine gelince "masal anlatmayın" diyorlar

nebraska adamını hatırlayın. bir dişten yola çıkarak hayalet adamın neler yediği, nasıl avlandığı, yaşadığı ortam, kendisi hatta ve hatta ailesinin dahi resmini çizmişlerdi. yahu bir diş, altı üstü bir diş bu. seneler sonra da o dişin bir domuza ait olduğu ortaya çıkınca apar topar literatürden çıkardılar. piltdown adamının da sahte olduğu flor testiyle ispatlanınca 40 yıl sergilendiği british museumdan alelacele yok edilmemişmiydi? şimdilerde her şey öyle gelişti ki, kafatasını bulduğunuz anda kafatasındaki küçük bir iz yada ince bir farklılıktan, bu kafatasının sahibinin felan gün öğle yemeğinde hangi hemcinsini yediğini bile kestirebiliyorsunuz öyle mi? ve bu kafatasları, insanlık tarihine ışık tutacak, en ince ayrıntıları dahi bizlere sunacaklar öyle mi? yada bu bir kaç kemik parçasını inceleyerek dinin binlerce yıldır insanları nasıl uyuttuğunu, aslında bir adem ve havva olmadığını, hepimizin aslının sürüngenler olduğunu ispatlayacağız öyle mi? şimdi bizi duyan bilim düşmanı sanacak ama varsın sansın sorun değil. benim bilimden anladığım bu değil. bilim, tabloya bakarak yorum yapar gibi kafatasına bakarak milyon tane saptama yapmak değil.


_____________________________



3399 Mesaj
18 Ekim 2006; 1:12:17 

quote:

Orjinalden alıntı: nofrost



benden size sadece bir konuda eleştiri,ister kabul edersiniz ister kabul etmezsiniz.siz inandığınız dini bilgilere kesin ve tartışılmaz bir şekilde doğrudur gözüyle baktıkça,hiçbir zaman kafanızdaki sorulara yanıt bulamayacaksınız.gerçek şudur tartışılmaz doğru diye bir şey olamaz.ayrıca bilim insanlarının insanların inançlarıyla işi olmaz.onlar sadece araştırıp gözlemler ve yayınlarlar.
eğer bu sonuçlar sizin inançlarınızla bağdaşmıyorsa hemen karşıdakini suçlamak yerine peşinen,sorgusuz sualsiz inanageldiğiniz inançlarınızı sorgulayın derim.

ama düşünmenin günah olduğunu kabul eden bir toplumda bunları bile söyleyince bombardımana tutuluyorsunuz.sorun o.
saygılar.

işte asıl hastalık burada. bu tarz söylemlerde, sanki iş bilimsel olarak kanıtlanmış ortaya konmuş gibi çıkıp ta inanç-bilim çatışması çıkarmak neyin nesi oluyor? var mı ispatlanmış bir şey sevgili dostum? varsa koyun ortaya, hemen dönelim inançlarımızdan. insanın yeryüzüne hangi galaksiden hangi kuyruklu yıldız ile geldiğini ispatladın mı? koy ispatını hemen kabullenelim.

ben senelerdir inançlarımı sorguluyorum. ve sorgulamamda samimi olduğum için sorgulamalarım hep kendi lehime oldu. ama sanırım sen sorgulamalarında samimi değilsin bu yüzden daima aslı atarı olmayan şeyleri diline doluyorsun. az önceki mesajlarında havvanın ademin kaburga kemiğinden yaratılması olayının saçma olduğunu söyleyen sendin. ama islamda öyle bir şey yok. sen islamda olmayan şeyleri alıp alıp ortaya atıyorsun. önce neyin olup neyin olmadığını öğrenelim ondan sonra itiraz etmek için ortaya atalım. tahrif edilmiş tevratta yazan ve yahudi uydurması olan şeyleri burada islamdanmış gibi ortaya atıyorsun sonra da inançlarınızı sorgulayın diyorsun. insaf...



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi C4 -- 18 Ekim 2006; 1:13:50 >


_____________________________



1176 Mesaj
18 Ekim 2006; 1:51:57 

quote:

Orjinalden alıntı: C4


insanlığın şu yada bu şekilde oluştuğu ve geliştiği yolundaki araştırmalar, nofrosta bakılırsa sanki tamamlanmış, bitmiş, bilimsel olarak "%66 kalay ve %34 kurşun alaşımından lehim elde edersin" der gibi itiraza mahal bırakmayacak şekilde ispatlanmış zannedilecek.

kafatası yapısından ve hatta kafatasındaki ufak tefek çatlaklardan dahi binbir türlü varsayım üreten araştırmacılar, iş adem ve havva meselesine gelince "masal anlatmayın" diyorlar

nebraska adamını hatırlayın. bir dişten yola çıkarak hayalet adamın neler yediği, nasıl avlandığı, yaşadığı ortam, kendisi hatta ve hatta ailesinin dahi resmini çizmişlerdi. yahu bir diş, altı üstü bir diş bu. seneler sonra da o dişin bir domuza ait olduğu ortaya çıkınca apar topar literatürden çıkardılar. piltdown adamının da sahte olduğu flor testiyle ispatlanınca 40 yıl sergilendiği british museumdan alelacele yok edilmemişmiydi? şimdilerde her şey öyle gelişti ki, kafatasını bulduğunuz anda kafatasındaki küçük bir iz yada ince bir farklılıktan, bu kafatasının sahibinin felan gün öğle yemeğinde hangi hemcinsini yediğini bile kestirebiliyorsunuz öyle mi? ve bu kafatasları, insanlık tarihine ışık tutacak, en ince ayrıntıları dahi bizlere sunacaklar öyle mi? yada bu bir kaç kemik parçasını inceleyerek dinin binlerce yıldır insanları nasıl uyuttuğunu, aslında bir adem ve havva olmadığını, hepimizin aslının sürüngenler olduğunu ispatlayacağız öyle mi? şimdi bizi duyan bilim düşmanı sanacak ama varsın sansın sorun değil. benim bilimden anladığım bu değil. bilim, tabloya bakarak yorum yapar gibi kafatasına bakarak milyon tane saptama yapmak değil.



C4 bana üslup ve cidiyet ile ilgili konularda bir takım mesajlar yazmıştınız ama umarım bu uyarılarınıza kendiniz uyarsınız abicim.

böyle sizin sandığınız gibi bir kaç kemik parçasına bakıp insanlar kafalarından milyon tane senaryo uydurmuyor.bu nasıl bir alaya almadır?hiç saygınız yok mu sizin emeğe?o kemik parçası dediğiniz yapı hem morfolojik yapısıyla hem de genetik yapısıyla değerlendiriliyor.ayrıca ben bu araştırmaları yapan ekip üyesi bir Türk bilim adamının direk kendi yazılarını okudum.bütün her sonuçlar Nature gibi dünyanın saygın dergilerinde yayınlanıyor.

sizin bu çalışmalara itibarınız yoksa orası sizi bağlar.ben bilime itibarı olan insanları muhatap alırım o zaman.

Farkında değilsiniz ama peşinen kabullendiğiniz dini inançlarınıza aykırı ne olursa olsun hemen onu yalancı,sahtekar,yanlış ilan ediyorsunuz!

daha benim göstermek istediğim kaynakları bile sormadan yanlış deyip çıktınız işin içinden!

.bu konuda konuşan yazan,araştıranların hepsi yüzlercesi hep yanlış yazıyor yanlış söylüyor.herkesi işini gücünü bırakmış size iftira atmak için malzeme yaratıyor değil mi?

Farkında değilsiniz ama o inanç dediğiniz şey sizin beyninizin afyonu olmuş.akıllı bir insan oturur biraz düşünür,sana bu toplum yıllardan beri .....doğrudur ..... yanlış dedi öğretti kafana işledi.şimdi sen bunları peşinen kabul ediyorsun ve sorgulama gereği bile duymuyorsun.

daha geçenlerde zaman gazetesi başlık atmış bilim adamları evrimi çürüttü diye..atıf olarak TIME dergisini vermiş..time dergisine baktım tam sekiz sayfalık bir rapor ve tam aksine evrimi yine kanıtlar nitelikte bir rapor.
nedense artık yalancılıkla,sahtekarlıkla suçlayan mekanizmalar hep aynı sonuçlarla karşılaşınca kendisi yalancılık yapar oldu.

kendi inandığın din ensest ilişkiyi yasaklıyor sen bütün insanlık bu yoldan geldi gibi komik bir iddayı bile çok mantıklı hale getirmek için kılıflar arıyorsun.bu çok basit bir çelişki.daha nice çelişkiler var.

siz bilirsiniz sizinkisi doğru olsun bana göre hava hoş.ben de yazmam olur biter..

beni şimdi düşüncelerimi yazdığım için şikayet te edebilirsiniz.saldırıyorum ya dine imana fln..
hatta beni gördüğünüz yerde ya öldürmeniz ya da elimi ayağımı kesme cezası vermeniz gerekiyor.bunu kitabınız emrediyor.






< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi nofrost -- 18 Ekim 2006; 2:08:43 >


_____________________________

İzmir Sanat Merkezi


1632 Mesaj
18 Ekim 2006; 3:34:09 

quote:

Orjinalden alıntı: nofrost

C4 bana üslup ve cidiyet ile ilgili konularda bir takım mesajlar yazmıştınız ama umarım bu uyarılarınıza kendiniz uyarsınız abicim.

böyle sizin sandığınız gibi bir kaç kemik parçasına bakıp insanlar kafalarından milyon tane senaryo uydurmuyor.bu nasıl bir alaya almadır?hiç saygınız yok mu sizin emeğe?o kemik parçası dediğiniz yapı hem morfolojik yapısıyla hem de genetik yapısıyla değerlendiriliyor.ayrıca ben bu araştırmaları yapan ekip üyesi bir Türk bilim adamının direk kendi yazılarını okudum.bütün her sonuçlar Nature gibi dünyanın saygın dergilerinde yayınlanıyor.

sizin bu çalışmalara itibarınız yoksa orası sizi bağlar.ben bilime itibarı olan insanları muhatap alırım o zaman.

Farkında değilsiniz ama peşinen kabullendiğiniz dini inançlarınıza aykırı ne olursa olsun hemen onu yalancı,sahtekar,yanlış ilan ediyorsunuz!

daha benim göstermek istediğim kaynakları bile sormadan yanlış deyip çıktınız işin içinden!

.bu konuda konuşan yazan,araştıranların hepsi yüzlercesi hep yanlış yazıyor yanlış söylüyor.herkesi işini gücünü bırakmış size iftira atmak için malzeme yaratıyor değil mi?

Farkında değilsiniz ama o inanç dediğiniz şey sizin beyninizin afyonu olmuş.akıllı bir insan oturur biraz düşünür,sana bu toplum yıllardan beri .....doğrudur ..... yanlış dedi öğretti kafana işledi.şimdi sen bunları peşinen kabul ediyorsun ve sorgulama gereği bile duymuyorsun.

daha geçenlerde zaman gazetesi başlık atmış bilim adamları evrimi çürüttü diye..atıf olarak TIME dergisini vermiş..time dergisine baktım tam sekiz sayfalık bir rapor ve tam aksine evrimi yine kanıtlar nitelikte bir rapor.
nedense artık yalancılıkla,sahtekarlıkla suçlayan mekanizmalar hep aynı sonuçlarla karşılaşınca kendisi yalancılık yapar oldu.

kendi inandığın din ensest ilişkiyi yasaklıyor sen bütün insanlık bu yoldan geldi gibi komik bir iddayı bile çok mantıklı hale getirmek için kılıflar arıyorsun.bu çok basit bir çelişki.daha nice çelişkiler var.

siz bilirsiniz sizinkisi doğru olsun bana göre hava hoş.ben de yazmam olur biter..

beni şimdi düşüncelerimi yazdığım için şikayet te edebilirsiniz.saldırıyorum ya dine imana fln..
hatta beni gördüğünüz yerde ya öldürmeniz ya da elimi ayağımı kesme cezası vermeniz gerekiyor.bunu kitabınız emrediyor.




Tüm bunları C4' e atfen yazmış olabilirsin ancak ben yine burada devreye girmek istiyorum. Sen bunca şeyi sayıp dökerken ben de sana bilim dünyası ile ilgili birkaç iddiada bulunmak isterim. Şu dünya üzerinde satın alınamayacak şey yoktur diyenler vardır bilirsin. İşte şu andaki bilim dünyası tanrı tanımaz insanların oyuncağı olmuştur. Bu insanlar bilime yön vermektedirler. Bu güçlü, nüfuz sahibi insanlar bilim adamlarının her türlü açıklamalarına yön vermektedirler. Çünkü bu güçlü adamlar bilimsel çalışmalar için finansal kaynak sağlıyorlar. Bir bilim adamı kendi bulgularında tanrıyı bulsa bile üst düzey yöneticiler tarafından makalelere yansıtılmaz bu durum. Hatta şu anki bilim dünyası insanların genelini büyük bir kandırmacanın içine gömmektedir ve bu kandırmaca insanlığı büyük bir felakete sürükleyecektir.

Şimdi @sayın nofrost sen bilime mi iman ediyorsun? Senin dinin ve kitabın bilim mi? Eğer öyleyse sen de çelişkidesin demektir çünkü senin bilim diye inandığın şeyler de sorgulanabilir pekala? Her gördüğün bilgiye şap diye inanırsan sen kendi kendinle çelişiyorsun demektir. Hadi göster bana o zaman net bir delil insanların kökeni hakkında? Nerede bu delil? Bilim adamının teki şu şöyledir dedi diye ona hemen iman mı etmen gerekiyor? Hadi dini inançları sağlam olanlar kendilerini sorgulasınlar da siz bilim severler neden bilim dünyasının ne haltlar karıştırabileceğini sorgulamıyorsunuz? İnsanların geçmişlerini yerle bir eden bir bilim dünyası var. Peki yukarıdaki iddialara ne diyorsun? İspatla bana tüm belgeleri ile bilim dünyasının satılık olmadığını. Hemen ispatla bilim dünyasında her çıkan gelişmenin insanlara tam olarak doğru bir şekilde yansıtıldığını. Yapabilir misin bunu? Eğer yapamıyorsan sen de kendinle çelişme ve bilim dünyasının senin beynine üflediği afyonlardan kurtulmaya çalış. Bilim dünyası tarafından uyuşturulmuş olma ihtimalini de bundan böyle aklına getir.

Aslında senin derdin başka. Senin derdin tartışmak falan değil. Çamur at izi kalsın felsefesi ile hareket eden birisin anladığım kadarıyla. Vaktini bu şekilde harcayacağına gerçek anlamda birşeyler öğrenme gayreti içinde olsan iyi olur. Yok dindarlar sorgulamıyorlar yok insanlar araştırmıyorlar deyip duruyorsun. Bunların üstelik konu ile bir alakası yok. Çelişkiden bahsedip duruyorsun kendi kendinle çelişiyorsun. Bilim dünyasındaki her geçen gün artan çelişkileri görmezden geliyorsun. Dindar bir adamın gözünü dini kurallar boyamışsa şayet senin gözünü de satılık bilim dünyası boyamış. Yanılıyor muyum? Prof A şöyle demiş bu konuda makalesi var Prof B şöyle demiş bu şaşmaz bir doğrudur tavırları artık çürüdü. Hem bilim de nedir? Ben felsefi yönden soruyorum o zaman? Niye bilim yapıyorsun ki? Böyle bir şeye niye ihtiyaç duyuyorsun ki? Anlamı olmayan, gelişigüzel kurallarla yürüyen, bilinemez ve kestirilemez dünyanın ucubeleri olarak o daldan bu dala, hiçbir uğraşıda bulunmadan zevk-i sefa edelim o zaman? Bilim yapmanın anlamlı olduğunu sana kim söyledi ki hem? Bu sadece senin içinde bulunan bir his. Sadece bir his...Hislere mi iman ediyorsun? Kısacası daha düne kadar ilkel bir adamken neden şu anda düşünen bir insan olduğunu düşünemeyen, felsefi esneklikten uzak, bulgularını tam olarak izah edemeyen bir insanın bilim yapmaya ve bilimden bahsetmeye hakkı olamaz.


_____________________________



1632 Mesaj
18 Ekim 2006; 3:44:04 

quote:

Orjinalden alıntı: trackfind500

beni şimdi düşüncelerimi yazdığım için şikayet te edebilirsiniz.saldırıyorum ya dine imana fln..
hatta beni gördüğünüz yerde ya öldürmeniz ya da elimi ayağımı kesme cezası vermeniz gerekiyor.bunu kitabınız emrediyor.




Ayrıca şu nokta da dikkatimi çekmişken ilave edeyim istedim. Hani sen inançlı bir insan olduğunu iddia edip duruyordun? Geçmişteki tartışmaları hatırla bakalım. "Ben de inançlı bir insanım dostum ancak evrimin kurallarına da inanıyorum" diyen sen değil miydin? Bu nasıl bir inanç halidir böyle? Kitabınız bunu emrediyor diyen bir insanın inançlı olduğunu iddia etmesi şaşırtıcı doğrusu. Dürüstlük en önemli erdemdir bence.

Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün sözü mükemmelliğini koruyor bu arada.




_____________________________



3399 Mesaj
18 Ekim 2006; 3:58:36 

nofrost ne oldu kızdın hemen?senin şu ortamda kızmaya darılmaya hakkın varmı önce onu bir saptayalım. bana göre yok ve sen aynıyla karşılık buluyorsun. neden yok açıklayalım o halde. şunlar yazdıkların;

quote:

Orjinalden alıntı: nofrost

evet iki kardeşin ensest ilişkiye girmesi ile aralarında okyanus olan bütün kıtalar dahil insan nesli çoğalmıştır

bir de nedense adem çamurun içinden çıkıyor ama havvanın adem kadar değeri olmadığından onun kaburga kemiğinden yaratılıyor (kaburga kemiği ne alakaysa)

çok güzel izahlar bunlar şimdi herşeyi anlamış olduk


sen hakkında bilgin olmayan şeyleri eğlence konusu yaparken iyi hoş ama insanlar senin iki-üç kemik parçana laf edince neden kızılca kıyameti koparıyorsun? bak sana muharrif tevratta yazan ve oradan halk arasına yayılmış olan ve senin islamdan sandığın havvanın ademin kaburgasından yaratıldığı safsatasını yukarıda söyledim. demek ki sen, hakkında bilgin olmayan şeyleri alıp alıp kendine eğlence ediniyorsun. sonrada serzenişte bulunuyorsun.

inanç bizi afyonlamadı dostum bilakis inanç eğer samimi isen senin önünde daha nice ufuklar açar ama samimi değilsen işte böyle inanç sisteminde olmayan safsataların peşine düşer iki arada bir derede kalır ve "nereden tutsam da elimde kalmadan karşı tarafa sallasam" diye düşünürsün. alırsın havvayı kendine malzeme yaparsın. olmayan şeyi var diye yutturmaya kalkarsın. sonra da "vay bana, benim bilimime laf söyletmem" diye bayrak açarsın.
quote:


beni şimdi düşüncelerimi yazdığım için şikayet te edebilirsiniz.saldırıyorum ya dine imana fln..
hatta beni gördüğünüz yerde ya öldürmeniz ya da elimi ayağımı kesme cezası vermeniz gerekiyor.bunu kitabınız emrediyor.


işte son örnek. bırak dostum artık sen din kitap hakkında tek kelime yazma istersen. yazdıkça batacaksın. kitap nerede bu tarz insanları öldürün elini ayağını kesin diyor? bul ayeti koysana şuraya? koyamazsın zira yok. bilakis kitap ne der biliyormusun? "bırakın onları daldıkları işlerde oynaya dursunlar, yakında bileceklerdir" der.
din adına el ayak kesen bazı kendini bilmezleri de şu senin uydurma fosilleri ortaya atanlara say. sadece hırsızın eli kesilir ki o da belli kurallar, suçun tekrarı, ıslah olmama,defaten hırsızlık yapma gibi şartlara bağlıdır.

şimdi topiği din - bilim tartışmasına çevirecek ya da topiği dini topiğe döndürecek değiliz. ama sana söyleyeceğim, var olmayan şeyleri alıp alıp insanların önüne"işte dindendir, saçmalıktır" diye koymayın. sonrada "vay benim fosilime araştırmama laf edemezsiniz" diye asabileşmeyin. her şey karşılıklı. saygı da karşılıklı sevgi de karşılıklı.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi C4 -- 18 Ekim 2006; 4:22:35 >


_____________________________



3399 Mesaj
18 Ekim 2006; 4:13:03 

quote:

Orjinalden alıntı: trackfind500



Tüm bunları C4' e atfen yazmış olabilirsin ancak ben yine burada devreye girmek istiyorum. Sen bunca şeyi sayıp dökerken ben de sana bilim dünyası ile ilgili birkaç iddiada bulunmak isterim. Şu dünya üzerinde satın alınamayacak şey yoktur diyenler vardır bilirsin. İşte şu andaki bilim dünyası tanrı tanımaz insanların oyuncağı olmuştur. Bu insanlar bilime yön vermektedirler. Bu güçlü, nüfuz sahibi insanlar bilim adamlarının her türlü açıklamalarına yön vermektedirler. Çünkü bu güçlü adamlar bilimsel çalışmalar için finansal kaynak sağlıyorlar. Bir bilim adamı kendi bulgularında tanrıyı bulsa bile üst düzey yöneticiler tarafından makalelere yansıtılmaz bu durum. Hatta şu anki bilim dünyası insanların genelini büyük bir kandırmacanın içine gömmektedir ve bu kandırmaca insanlığı büyük bir felakete sürükleyecektir.

Şimdi @sayın nofrost sen bilime mi iman ediyorsun? Senin dinin ve kitabın bilim mi? Eğer öyleyse sen de çelişkidesin demektir çünkü senin bilim diye inandığın şeyler de sorgulanabilir pekala? Her gördüğün bilgiye şap diye inanırsan sen kendi kendinle çelişiyorsun demektir. Hadi göster bana o zaman net bir delil insanların kökeni hakkında? Nerede bu delil? Bilim adamının teki şu şöyledir dedi diye ona hemen iman mı etmen gerekiyor? Hadi dini inançları sağlam olanlar kendilerini sorgulasınlar da siz bilim severler neden bilim dünyasının ne haltlar karıştırabileceğini sorgulamıyorsunuz? İnsanların geçmişlerini yerle bir eden bir bilim dünyası var. Peki yukarıdaki iddialara ne diyorsun? İspatla bana tüm belgeleri ile bilim dünyasının satılık olmadığını. Hemen ispatla bilim dünyasında her çıkan gelişmenin insanlara tam olarak doğru bir şekilde yansıtıldığını. Yapabilir misin bunu? Eğer yapamıyorsan sen de kendinle çelişme ve bilim dünyasının senin beynine üflediği afyonlardan kurtulmaya çalış. Bilim dünyası tarafından uyuşturulmuş olma ihtimalini de bundan böyle aklına getir.

Aslında senin derdin başka. Senin derdin tartışmak falan değil. Çamur at izi kalsın felsefesi ile hareket eden birisin anladığım kadarıyla. Vaktini bu şekilde harcayacağına gerçek anlamda birşeyler öğrenme gayreti içinde olsan iyi olur. Yok dindarlar sorgulamıyorlar yok insanlar araştırmıyorlar deyip duruyorsun. Bunların üstelik konu ile bir alakası yok. Çelişkiden bahsedip duruyorsun kendi kendinle çelişiyorsun. Bilim dünyasındaki her geçen gün artan çelişkileri görmezden geliyorsun. Dindar bir adamın gözünü dini kurallar boyamışsa şayet senin gözünü de satılık bilim dünyası boyamış. Yanılıyor muyum? Prof A şöyle demiş bu konuda makalesi var Prof B şöyle demiş bu şaşmaz bir doğrudur tavırları artık çürüdü. Hem bilim de nedir? Ben felsefi yönden soruyorum o zaman? Niye bilim yapıyorsun ki? Böyle bir şeye niye ihtiyaç duyuyorsun ki? Anlamı olmayan, gelişigüzel kurallarla yürüyen, bilinemez ve kestirilemez dünyanın ucubeleri olarak o daldan bu dala, hiçbir uğraşıda bulunmadan zevk-i sefa edelim o zaman? Bilim yapmanın anlamlı olduğunu sana kim söyledi ki hem? Bu sadece senin içinde bulunan bir his. Sadece bir his...Hislere mi iman ediyorsun? Kısacası daha düne kadar ilkel bir adamken neden şu anda düşünen bir insan olduğunu düşünemeyen, felsefi esneklikten uzak, bulgularını tam olarak izah edemeyen bir insanın bilim yapmaya ve bilimden bahsetmeye hakkı olamaz.


süper tespitler



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi C4 -- 18 Ekim 2006; 4:13:32 >


_____________________________



 
56 Mesaj
18 Ekim 2006; 5:10:28 


arkadaşlar bilimsel olarak açılan bir konuya Allah böyle istedi oldu veya ol dedi oldu gibi cevaplar vermeyin lütfen. Elbette bir yaratıcı var. Kimi inanır kimi inanmaz. Ama bunu açıklama diye önümüze koymanın ne gibi bir anlamı var. Biri kalkıp Volkan nasıl patlıyor sorusuna biri kalkıp Allah istiyor ondan patlıyor derseniz bunun kime ne yararı var. Kime ne katar. Herkes bildiğini okuduğunu paylaşsın Forumun genel amacı bu. Yoksa herkesin bildiği veya en azından duyduğu şeyi tekrar tekrar söylemenin insanları forumdan soğutmaktan başka bir işe yaradığını sanmıyorum. Bütün konular neredeyse öyle.. ilk bikaç cevabı gördükten sonra okuyasım bile kalmıyor. Buna biraz dikkat edersek kimseyi üzmek durumunda kalmayız.


_____________________________


Niyetlerle değil, yaptıklarınızla yargılanacaksınız...


3399 Mesaj
18 Ekim 2006; 5:55:22 


quote:

Orjinalden alıntı: yüzüncü ad


arkadaşlar bilimsel olarak açılan bir konuya Allah böyle istedi oldu veya ol dedi oldu gibi cevaplar vermeyin lütfen. Elbette bir yaratıcı var. Kimi inanır kimi inanmaz. Ama bunu açıklama diye önümüze koymanın ne gibi bir anlamı var. Biri kalkıp Volkan nasıl patlıyor sorusuna biri kalkıp Allah istiyor ondan patlıyor derseniz bunun kime ne yararı var. Kime ne katar. Herkes bildiğini okuduğunu paylaşsın Forumun genel amacı bu. Yoksa herkesin bildiği veya en azından duyduğu şeyi tekrar tekrar söylemenin insanları forumdan soğutmaktan başka bir işe yaradığını sanmıyorum. Bütün konular neredeyse öyle.. ilk bikaç cevabı gördükten sonra okuyasım bile kalmıyor. Buna biraz dikkat edersek kimseyi üzmek durumunda kalmayız.


sana sonuna kadar katılıyorum. bu meseleden en az senin kadar rahatsız olduğumu söylemek isterim.

rahatsız olma gerekçem;
bu "ol der olur" meselesi, Kur'anda bizzat Allah'ın kendisini vasfetmesidir. yani anlatılmak istenen, Allah'ın yaratmada sınır tanımadığıdır. ona bakarsanız, Kur'anda dünyayı "ol dedik oldu" şeklinde yarattığını bildirmiyor. 6 evrede yarattığını bildiriyor değil mi? ol der olur meselesi, tüm zerrelerin Allah'ın emrinde olduğunu bize anlatır. eğer bizde her mesele için "ol dedi oldu" tarzında bir yaklaşıma girersek eskilerin deyimiyle" eşyanın mahiyetini" kavrayamayız. eğer bir insan yaratıcısına inanıyorsa ol der olurun değil de bilimsel araştırmaların peşine düşmelidir ki Allah'ın o şeyi nasıl yarattığını kavrayabilsin. aksi taktirde mahiyetini bilmediği bir şeyin neyine hayranlık duyacak ta inandığı Allah'a muhabbeti artacak?

mesela bakın ayette ne var;"kulları içinde Allah'a gerçek olarak ancak alim kulları saygı duyarlar". bu ayette çok manalar var. siz, evsafını bilemediğiniz şeyin sahibine ancak bir yere kadar muhabbet duyarsınız ama evsafını bildikçe bu muhabbetiniz bu hayranlığınız bu saygınız artar.

gene ayette" hiç bilenle bilmeyen bir olur mu" şeklinde geçer. bilmek, bir çok kapının anahtarıdır. bir insanın anne karnında nasıl teşekkül ettiğini ayrıntıları ile biliyorsanız Allah'ın yaratma sanatına daha bir hayranlık duyarsınız ama bilmiyorsanız, "Allah ol diyor oluyor" der ve geçersiniz. bu ise sizi bir yere kadar götürür neticesinde tıkanır kalırsınız. ama Allah ve Peygamberi, daima ilerlemeyi öğrenmeyi tavsiye etmiştir. bakın ne Kur'an ne de hadislerde" meseleleri karıştırmayın, Allah ol der ve olur gerisini boşverin" diye bir ibare yoktur. ol der olurun yeri, yasin suresi sondan bir önceki ayettir. anlatılan, iradesi dışına hiç bir zerrenin dahi çıkamayacağıdır.

ama biz kalkarda buradan ol der oluru alır kendimize hayat felsefesi yapar bununla yatar bununla kalkarsak, tamam belki zarar etmezsin ama kar da edemezsin. zira var olan ne varsa mahiyetini ve oluşumunu incelemek bilmek, buradan hareketle inandığın yaratıcının yaratma sanatına bir nebze olsun şahit olarak daha da inanmak, muhabbetini arttırmak dururken neden "yav Allah ol demiş olmuş işte" diyerek kardan zarar edesin?


_____________________________



847 Mesaj
18 Ekim 2006; 6:39:07 

quote:

Orjinalden alıntı: the_point

benim sorum şu. bu başına büyük patlama gemiş olan o minnacık nokta:) neden patlama gereksinimi duydu. big bang i başlatan olgu neydi?. big bang başlamışsa t=0 anından evvel onu başlatmak için bir tetik mekanizması gerekli değil mi? ve de onu başlatan bir mekanizma var ise o zaman aslında t=0 anı zamanın başladığı an olmaktan çıkıyor. öyle değil mi?
o minnacık kütle acaba kararsız mıydı da patladı ya da bazı başka etkenler mi onu kararsız hale getirdi?

birkaç gündür düşünüyorum. aklımı kurcalayan bu sorulara burada cevaplar bulurum inşallah..

şimdiden sevgiler, saygılar..


aslında düşünmemiz gereken asıl şey bir noktanın nasıl patladığı değil bütün evrenin nasıl bir noktada var olduğudur: yani enerjinin korunumu yasasına göre hiç bir şekilde o nokta yaratılmadı, zaten vardı. önemli olan bu basıncın nasıl sağlandığı ki tüm evreni sıkıştırmış: aklıma ilk gelen şey evrenin bi ilizyon süngeri olduğu. yani büzülebiliyor patlayabiliyor genişliyor durmadan ilerliyor durmadan büzülüyor. o zaman büyüklüğü 0'a indirgenen evren gerçekte reelde var olmayan anlamına gelir ki madde'nin ne olduğunu kavrama konusu evrenin neden patladığı konusundan daha önemli bir hale geliyor...

@C4 konuyla alakalı bir mesajınız bile yok efendim, yukarıda rahatısz olduğunuz " allah istediği için patladı" türünden mesajlar bile sizin uzun uzadıya yazdığınız "dini içerikli" mesajlarınızdan daha dolu olmuş. çünkü sizin konuyla alakanızda yok ilgilendiğinizde yok...



_____________________________



1753 Mesaj
18 Ekim 2006; 9:26:19 

Bilim sürekli değişir, bilimsel teoriler zaman içinde evrilirler. Şu tavrı hala anlayamıyorum, evrim teorisi denilince bazı insanların tüyleri diken diken oluyor, big bang denilince aynı insanlar gayet mutlu ve çoğu zaman çok da sorgulamadan bilim güzel demiş diyorlar. Bilimin güzel ya da çirkin olduğunun referansı yine bilimin içindedir. Big Bang mutlak gerçeklik değildir. Big Bang teorisi de evrim teorisi de son sözü söylediklerini iddia edemez, çünkü bilim hiçbir zaman son sözü söylediğini iddia edemez. Elmalarla armutların sürekli kıyaslanması artık kabak tadı verdi.

Not: Yukarıda anlattıklarımdan bilimin zayıf ve çaresiz olduğu sonucunu çıkarmayın. Tam tersine bilimin bilim olabilmesi için böyle "dinamik" bir yapıya sahip olması lazım. Bilimin gücü buradan gelir.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mfiz -- 18 Ekim 2006; 9:34:15 >


_____________________________



470 Mesaj
18 Ekim 2006; 10:25:35 

quote:

Orjinalden alıntı: the_point

bu bölüme açılan konuların bir süre sonra bilim-din tartışmasına dönüşmesinden nefret ediyorum..



valla istedigin kadar nefret et. Bu her yerde, her zaman boyle olmustur. Bi tarafta insani ve evreni anlatirken dogmalara basvuran kati bir inanis var, bi tarafta ayni seyi anlatirken evrilen, degisen, surekli gelisen bir bilgiler yigini.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi solitude_within -- 18 Ekim 2006; 10:27:03 >


_____________________________



515 Mesaj
18 Ekim 2006; 10:45:10 

quote:

Orjinalden alıntı: khanturks1

Bir arkadşımızın dediği gibi konu din - bilim kapanına girmiş gibi :)

Şimdi bu tip konular konuşulurken ikisini aynı anda konuşamazsınız imkansızdır.Ya dini konuşup bak bu ayette böyle diyormuş deyip kabullenirsin yada bilimi seçer bu iş böyleymiş dersin.Ama her ikisininde aynı kefe içinde konuşulması imkansızdır.

İnsanoğlu var olduğu süreden beri bir şeylerden korkmak birşeylere sığınmak ve birşeylerden medet ummaktadır, bu taş devrinde ateş di sonra ay oldu güneş oldu benim bildiğim kadarı ile insan topluluğunun yaşamı süresinde dinen inanmadığı bir olgu kalmamıştır bence kalmamıştır gibi.

Dini inanışlarla bilim-felsefe aynı kefeye konmaz size soracağım soruyu umarım tersinden anlayıp tepki vermessiniz daha doğrusu ben yazayım siz kendi kendinize sorun ve cevabını verin ;

İslam inanışına göre insan nasıl yaratılmıştır kısaca ; Önce Adem yaratılmıştır sonrada onun kaburga kemiklerini kullanarak Havva yaratılmıştır ve insan nesli başlamıştır .

Yukarıdaki açıklamada sizce yanlış varmı ?

Yoksa devam edelim.

Bilime bakarsan nasıldır işte darwin maymun vs vs hepimizin bildiği şeyler ?

Peki işte size soru Adem ve Havvadan nasıl olduda 6 milyara geldik ?

Eğer üreyerek derseniz bana o üremenin nasıl olduğunuda yazarmısınız ?







İnsanlar Hz. Âdem’le Hz. Havva’dan doğarak çoğalmışlardır. Havva anamız hep ikiz doğum yapıyordu. Bunlardan birisi erkek, diğeri de kızdı. Hz. Âdem, aynı anda doğan ikizleri, bir önce veya bir sonra doğan ikizlerle evlendiriyordu. Habil’le beraber doğan kız çırkın, Kabil’le birlikte doğan kız ise güzeldi. Bu durumda Hz. Âdem, Habil’in, Kabil’le beraber doğan kızla, Kabil’in de Habil’le beraber doğan kızla evlenmesini istedi. Fakat Kabil buna razı olmadı, kendisiyle doğan güzel kızı Habil’e vermek istemeyerek kendisi almak istedi.

Hz. Âdem buna müsaade etmedi ve meseleyi Allah’a havale etti. Cenab-ı Haktan gelen emir üzerine her ikisinin de Allah’a birer kurban takdim etmelerini, hangisinin kurbanı kabul edilirse Kabil’in bacısının ona ait olacağını söyledi. Bunun üzerine Kabil bir demet buğday, Habil de bir koyunu kurban olarak takdim etti. Gökten inen bir ateş Habil’in kurbanını aldı, Kabil’inki olduğu yerde kaldı. Bu durumda Habil haklı çıkmış ve kızı almaya hak kazanmıştı Fakat Kabil iyice çileden çıkmıştı. Bu hâdise Kur’ân’da şöyle anlatılır:

“Onlara Âdem’in iki oğluna dair haberi hak ile oku. Onlar birer kurban takdim ettiklerinde, birisinin kurbanı kabul olunmuş, diğeri kabul olunmamıştı. Kurbanı kabul olunmayan diğerine, ‘Ben seni öldüreceğim’ dedi. O da, ‘Allah ancak takva sahiplerinin kurbanını kabul eder’ diye cevap verdi.

“Habil şöyle devam etti: ‘Eğer sen öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi kaldıracak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Dilerim ki, sen benim günahımı yüklenesin de, Cehennem ateşinin ehlinden olasın. Bu da zalimlerin cezasıdır.

“Sonra nefsi, kardeşini öldürmeyi ona kolay ve hoş gösterdi; o da kardeşini öldürüp hüsrana uğrayanlardan oldu. Sonra Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için, ona, yeri eşeleyen bir kargayı gönderdi. Kabil, ‘Yazıklar olsun bana!’ dedi. ‘Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtemedim!’ Artık o yaptığına pişmanlık duyanlardan olmuştu.”1

Hz. Âdem’in çocuklarının birbirleriyle evlenmelerinin dindeki yerine gelince; Hz. Âdem’den Peygamber Efendimize gelinceye kadar bütün peygamberler hak dini tebliğ etmişlerdir. Dinin temeli olan îman esasları hep aynı kalmıştır. Fakat şeriat dediğimiz, ibadet ve dünyaya ait işlerde Hz. Âdem’den Peygamberimize kadar her devrin icaplarına, insanların ihtiyaçlarına göre bazı hükümler değişerek gelmiştir. Cenab-ı Hak her devrin insanının yaşayışını ve menfaatini gözeterek her ümmete ayrı bir şeriat göndermiştir. Mâide Sûresinin 48. âyetinde bu hususta, “Sizin her biriniz için Biz bir şeriat ve açık bir yol tayin ettik” buyurulur.

Bediüzzaman da bu meseleyi şöyle izah eder: “Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l-Enbiya’dan (a.s.m.) sonra şeriat-ı kübrası (büyük şeriatı) her asırda, her kavme kâfi geldiğinden muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır.”2

Meselâ, Yahudiler ancak havralarda, sinagoglarda, Hıristiyanlar sadece kiliselerde ibadet edebilirlerken, biz Müslümanlar her yerde namaz kılabiliyoruz. Yine sığır ve koyun gibi hayvanların iç yağları Hz. Musa’nın şeriatında haramken, bizim dinimizde helâldir.
Hz. Âdem ise ilk insan ve ilk peygamberdir. Allah ona da bir din ve bir şeriat göndermiş ve öğretmişti. O da Allah’ın kendisine gösterdiği şekilde hareket ediyordu. Cenab-ı Hak, Hz. Âdem’in çocuklarının birbirleriyle evlenmesini de bir zaruretten dolayı helâl kılmıştı. Çünkü insan neslinin artması gerekiyordu. Başka insan da olmadığına göre, bir zaruret olarak kardeşlerin birbirleriyle evlenmesi gerekiyordu. Bu âdet bir süre devam etti, fakat insanlar çoğalınca böyle bir evliliğe ihtiyaç ve zaruret kalmadı ve bu tatbikat da kalkmış oldu.

1. Mâide Sûresi, 27-31
2. Sözler, s. 454



Burada iki önemli husus var : Biri, “dogma”nın ne olduğu, hangi dinin inanç sistemine ait olduğu konusudur. Meselenin uzmanları bilir ki, “dogma” Hıristiyanlığa aittir, yanılmaz olduğuna inanılan Kilise’nin başı olan ve hem din hem Tanrı adına konuşma yetkisi bulunan Papa tarafından vaz’edilir. Dogma reddedilemez, eleştirilemez, aksi dogma ile yürürlükten kaldırılamaz; akılcı bir açıklama yapılması mecburiyeti de yoktur. “Nass” İslamiyet’e aittir, Kur’an’dan bir ayet veya bir hadise tekabül eder. İslamiyet’te hiç kimse Allah ve din adına konuşamaz, kendi şahsi görüşlerini dile getirir. Ayet ve hadisler, “nass” olmaları hasebiyle tefsire, tevile, içtihada açıktırlar; birden fazla yorumları mümkündür ve akli izahları yapılabilir, hatta aklı tatmin edici mahiyette olmadıkça açıklamalar makbul değildir. Dogma ile nass arasındaki bu yalın fark bile sizin dogma ile islam arasındaki iddalarınızın boş oldunun açıkça delilidir.

quote:

www.islamdunyasi.com'a ve Ali BULAÇ abimize teşekkürler


_____________________________

İnsan
Sadece İnsan

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
18 Ekim 2006; 11:07:17