waaay be yaşıyo bu topic daha...!;) resimleri ekliimde çok kişisel olucaklar be..!
_____________________________
Herkes bir gün GALATASARAY'lı olmasın...! Bırakın GALATASARAY'lılık bize özel kalsın Onların ''HAYAL'' Bile Edemeyeceklerini biz ''GERÇEK'' Yaptık Onlar Bakakaldılar...! ultraAslanÜNİ
Merhaba arkadaşlar, itiraf.com da Adana ile ilgili bir itiraf vardı, onu yazmak istedim.
quote:
Yeni başlayanlar için Adana: 1. Temmuz-Ağustos´ta gelmeyin, sıcak ve ölü bir kent, zira herkes soluğu Mersin´deki deniz evinde veya Tekir´deki dağ evinde alır. 2. Kebabımız çok güzeldir, orda burda Adana kebabı diye satılan bulgur pilavlı kebaplara çok sinirimiz bozulur, o yüzden Adana´da yemediyseniz, yemiştim demeyin. Kebap dediğin, kebabın fiyatına dahil sınırsız salata ve yeşillikle gelir! 3. Adana esnafı, sıcak çay ile serinler, şaşırmayın. 4. Buçuklu duraklara şimdiden alışın, 4.5 durak, 6.5 durak normal şeyler, rakamları israf etmeyiz. 5. Herhangi bir bakkal veya simitçiye girdiğinizde, hatta pazardan alış veriş yaparken 50 YTL uzatırsanız, esnafın sizi ilk defa görmesine rağmen ´bozuk yoksa sonra getir´ dediğini sıkça duyarsınız, kimse de bunu su istimal etmez, sonra getirir, getirmese bile esnaf helal eder. 6. Küçük ev diye bir şey yoktur, aramayın. Aylık kiraya verilen bir ev aramakla da hiç uğraşmayın. 7. Regülatör bir yer ismidir, regüle köprü demektir, şaşırmayın. 8. Adana´da ana, bacı, eşe küfretmeyin. Pis dayak yersiniz. Onun haricinde her şeye küfredebilirsiniz, ciddi bir etki yaratmaz.
_____________________________
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
Tanzimat dönemi tarihi ne dramatik, ne grotesk, ne de mutantan bir tarihtir, kelimenin tam anlamıyla bir trajedidir. Trajik bir çözülmezliğin içten içe, ağır ağır kaynamasıyla tarihin ilerlediği bir zamandır. Bir toplumun kurumlarıyla, gelenekleriyle, devlet adamlarıyla kaçınılmaz bir yazgıya doğru ilerlediği, karanlığın ve gafletin yanında fazilet ve aydınlığın ortaya çıktığı, çöküşle ilerleyişin boğuştuğu, "OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN EN UZUN ASRI"dır!
İLBER ORTAYLI, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, Sf:31