- x
dizel arabalar ve kullanma tekniği bilgileri
88 Cevap121037 Görüntüleme5 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Sistem Belirtin Yazdır
Sayfa: [1]      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Giriş
Mesaj


 
422 Mesaj
14 Haziran 2006; 0:51:33 

arkadaşlar www.arabadergisi.com sitesinde çok güzel bir analiz okudum. yararlı olacağını düşündüm ve sizlerle paylaşayım dedim.biraz uzun ama aynen aşağıya aktarıyorum. yorum sizin.

Bir depoyla 1580 km?
Peugeot 307 1.4 HDI ile İstanbul-Antalya arasında gayrıresmi bir yakıt tüketimi rekoru denemesi... Gerçek koşullarda düşük bir ortalama hızda ne kadar az tüketilebilir?

Erkan Altınsoy

Yolu tamamlayıp biraz uğraştıktan sonra Antalya'da benzinciyi bulup yakıt almak üzere aracı durdurdum. Araçtan inmeden sol kapıyı açarak pompadaki görevliyi çağırdım, "İstanbul'da Kozyatağı'nda depoyu doldurdum, buraya kadar 700 km geldim, ibre hala yarıdan fazla gösteriyor!" dedim. Görevlinin ilk tepkisi, "İbre yanlış gösteriyor?" oldu. "Hayır" dedim, "gayet doğru gösteriyor!". Bunun üzerine, "nasıl geldin, yavaş mı geldin" muhabbeti başladı ve o da acaba depo kaç litre alacak diye en az benim kadar meraklandı. Depoyu büyük bir titizlikle doldurdu. Hatta pompa üçüncü kez de otomatik olarak atınca (Peugeot, kullanım kitapçığında pompa üçüncü kez atınca doldurmayı bırakın diyor) yeterli olduğunu söyledim, ama bir hakem titizliğiyle, "dur, dur, hile yok" diye takılarak biraz daha doldurdu. 703.7 km geçmiştim İstanbul'da depoyu doldurduktan sonra. Değerli pompacı arkadaşımızın bütün çabalarına rağmen 26.58 litre motorin alabildi depo. Benzin pompasının göstergesine göre ödeyeceğim tutar da (o günkü fiyatla) 59.01 YTL idi, yani yakıt masrafım. Bu tüketim 100 km'de ortalama 3.77 litreye karşılık geliyordu. Yani, görev tamam, amacıma ulaştım. Sabah 07:45 İstanbul Kozyatağı'ndan depoyu doldurup yola çıktıktan sonra hava kararırken, 703.7 km'nin ardından 18:45'te Antalya'daki benzinciye hedeflediğim sürede ve hedeflediğim yakıt tüketimiyle ulaşmış oldum. Başlıktaki sorunun cevabı, evet, bir depoyla 1588 km gidilebilir!
Nasıl bir yolculuk oldu?

Bu yolculuk aslında aşırı yavaş giderek yapılmış bir yolculuk olmadı. Her şeyden önce, gerçek trafik koşullarında yapıldığı için, trafik kurallarına ve daha genel olarak trafik güvenliğine uygun bir şekilde kullanmak gerekiyordu. Bu nedenle yolculuğun ilk bölümünde İstanbul'da Kozyatağı'nda depoyu doldurduktan sonra TEM Adapazarı kavşağına kadar otoyolda hedef hız 90 km/s idi. Otoyolda daha yavaş gitmek tehlikeli çünkü diğer araçlarla hız farkı ne kadar yüksekse, kaza riski de o kadar artıyor. Adapazarı gişelerden itibaren Antalya'ya kadar ise hedef hız 80 km/s idi. Sonuçta, yemek ve diğer molalar için harcanan zaman çıkarılıp kalan zaman ile geçilen kilometre hesaplandığında ortalama hız 71.2 km/s olarak çıktı. Adapazarı'na kadar olan bölüm yolun beşte birinden biraz fazlasını oluşturuyordu. Bu nedenle otoyoldaki hızın ortalama hıza etkisi fazla olmadı. Ortalama hızın düşük çıkmasının nedeni tabii ki gerçek koşullarda gidilmesi. Gişede, trafik ışığında durup beklemek, yavaş araçların arkasında bir süre gitmek, jandarmanın kimlik kontrolü için durdurması vb. biraz zaman kaybına neden oldu. Ayrıca Kozyatağı'ndan TEM'e çıkmadan önce küçük bir kaza nedeniyle 1-2 dakikalık bir sıkışıklık oldu ve Antalya'ya ulaşınca da istediğim benzinciyi buluncaya kadar akşam trafiğine (neyse ki İstanbul kadar kötü değil) yakalanıp vakit ve yakıt kaybettim. Ama gerçek koşulda testte zaten böyle şeyler olması beklenir. Bunun dışında, artık bende alışkanlık haline geldiği üzere, yumuşak bir şekilde hızlandım, uygun zamanlarda gecikmeden üst vitese geçtim ve öndeki trafiği iyi bir şekilde izleyerek ve mümkün olduğunca az gaz vererek fren yapma ihtiyacını en aza indirmeye çalıştım. Her aracın motorunun ve vites kutusunun özellikleri farklı. 1.4 HDi motorunun 307'de kullanılan versiyonu 160 Nm torkunu 2000 devir/dakikada veriyor. Hedef yol boyunca aracı beşinci viteste 2000 d/d civarında tutmaktı. Bazen düz yolda yavaşlayınca ya da yokuş çıkarken dördüncü vitese geçmek gerekti. Bunun dışında, en yüksek hız en düşük tüketim hedefine uygun olarak şanzıman hep beşinci vitesteydi.
Artık 307'de sunulmayan bir motor: 1.4 HDi

Doğrusu Golf sınıfı da denilen bu sınıfta Peugeot'nun 307'de 1.4 litrelik (70 beygir) bir motor sunması birçok kişiye şaşırtıcı gelmişti. Çünkü, genelde bu hacimdeki motorlar daha küçük sınıftaki otomobillerde sunulur. Tabii, teknoloji birçok eski genellemeyi geride bırakmaya neden oluyor. Aslında, 1.4 litrelik yüksek basınçlı ortak yakıt hattına (common rail) sahip bu turbodizel motorun sağladığı tork 1.6 litrelik benzinli bir motorun torkundan daha fazla. Üstelik bunu, 3500-4500 gibi devirlerde değil, daha 2000 d/d'den itibaren sağlıyor. Yani çok daha kullanışlı. Buna rağmen, bu kasayla bile en az tüketen dizel motorlar kadar da düşük yakıt tüketimine sahip. Fabrika rakamlarına göre şehir içi tüketimi 5.5 litre/100 km. Benim İstanbul'un yoğun trafiğinde elde ettiğim rakam ise 6.5 litre/100 km civarında. Yani, koşullar göz önünde bulundurulduğunda gerçekçi sayılır. Şehir dışı tüketimi ise fabrika rakamlarına göre 4.0 litre. Antalya yolculuğu bunun hayal ürünü olmadığını gösterdi. Normalde, araç yüklüyken normal hızlarda bile şehirlerarası yollarda 5 litre civarında bir tüketim elde edilebiliyor. Peugeot, yenilenen 307'de bu motorun yerine 1.6 litre 110 beygirlik dizel motorun daha düşük güçteki modeli 90 beygirlik motoru sunuyor. Bu yeni motor artık sunulmayan 1.4 HDi motora göre daha iyi performans sağlıyor ama yüzde 10 civarında daha fazla tüketiyor (ortalama 4.5 litre yerine 4.9 litre/100 km) 1.4'ün çok cimri olduğunu düşünürsek, yine de düşük sayılabilecek bir tüketim rakamı bu. Ama daha çok şehir içinde kullanıldığında aradaki fark açılıyor. Benim gibi ekonomiye daha çok önem verenler için 1.4 HDi iyi bir seçenekti. Hatta bu motorun 16 supaplı 92 beygirlik bir kardeşi de Citroen tarafından C3'te kullanılıyordu.

Dizel motor kullanım tekniği

Dizel satışlarının artması ve dizel motorlu araçların trafiğe çıkmasıyla birlikte bazı uyum sorunları da yaşanmaya başlandı. Sürücülerin bir bölümü (taksiler dahil) dizel motoru benzinli motor gibi kullanıyor, üst vitese geçmeden önce 4000-4500 devir/dakika'ya kadar çıkıyor. Halbuki, dizel motorların verimliliği (çoğunlukla) 3500 d/d'den sonra hızla düşmeye başlıyor. Hem daha iyi hızlanma hem de daha düşük yakıt tüketimi için üst vitese geçip, torkun en yüksek olduğu 2000 ile 3500 arasındaki devirlerden yararlanmak gerekiyor. Ekonomik kullanmak istiyorsanız, tercihen 2000 ile 3000 d/d arasında kalınmalı. Yani, 3500 d/d'deyken hızlanmak istiyorsanız yapmanız gereken en doğru şey önce üst vitese geçip ondan sonra gaza basmak olacaktır. Dizel motorların özellikleri genel olarak benzese de, tork eğrileri (hangi devirde ne kadar tork sunduklarını gösteren grafik) ve vites oranları farklılıklar gösteriyor. Bu nedenle, araçla ilgili biraz bilgi edinmek aracı daha verimli kullanmak açısından yararlı olur. Doğrudan direksiyona oturan biri de motorun hangi devirden itibaren iyi tepki göstermeye başladığını ve bu yüksek çekiş gücünün hangi devirlere kadar devam ettiğini zaman içinde anlayabilir ve alışabilir. Motorun özelliklerine uygun bir şekilde kullanılmasıyla hem daha iyi performans elde ediliyor hem de yakıt tüketimi düşüyor.
Başka araçlarla da bu yakıt tüketimine ulaşmak mümkün mü?

Artık satılmayan 1.4 HDi motorlu 307 şu anda yolda görebileceğimiz büyüklüğü ne olursa olsun en ekonomik araçlardan biri. Daha düşük yakıt tüketimi için aynı motoru kullanan daha küçük otomobillerden başlayarak mini sınıftaki otomobillere bakmak gerekir. Örneğin, Peugeot 206, Citroen C3, C2, Ford Fiesta (1.4 TDCi, aynı motor). Bu motor bir ara Citroen'in 307 ile aynı sınıftaki eski Xsara modelinde de sunuldu. Peugeot-Citroen'in dizel motorları, aynı zamana Ford'da ve Volvo'da da kullanılıyor. Bunun yanında, yeni nesil yüksek basınçlı yakıt hattını (common rail) kullanan birçok şirket çok verimli dizel motorlar sunuyorlar. Renault ve Fiat da bu alanda önemli uzmanlığa sahip. VW Grubu (VW, Audi, Skoda, Seat) ise pompa enjektörlü dizel teknolojisiyle düşük yakıt tüketimi sağlıyor. Araçların teknik bilgilerinde yakıt tüketimleriyle ilgili ayrıntılar belirtiliyor. Az yakıt tüketen birçok dizel (ve benzinli) araç seçeneği var. Ama, bu testte de görüldüğü gibi, aracın ne kadar tükettiği kadar, nasıl kullanıldığı da önemli. Ekonomik araç + ekonomik sürücü = ekonomik tüketim.

Şehir Efsaneleri: "bu araba gaz yemiyor", "bu motor bu kasayı çekmiyor" vb. !

İnsanların birbirinden duyduğu ve tekrarladığı şehir efsanelerinden biri olan "bu araba gaz yemiyor" tabiri de aracın kullanımıyla ilgili. Trafikteki bir durumda yanlış viteste yakalanıp, vites değiştirmeden gaza basınca araba "gaz yemiyor" doğal olarak. İnsanlar, "ben yanlış viteste yakalandım, benim hatam" diyemiyor, "araba gaz yemiyor" diyorlar. Bu sürücülere asıl sizin kafanız "gaz yemiyor" demek lazım. Araç otomatik vitesli değilse, zaman zaman vites değiştirme ihtiyacı doğar. Bundan doğal bir şey olamaz (Kusura bakmasınlar, insanların iftiralarına karşı otomobilleri ve motorları savunmam gerekiyordu). Tabii ki bazı motorlar nispeten daha düşük güce ve torka sahip ama yine de doğru kullanıldıklarında gayet iyi bir performans verebilirler.

Buna benzer bir konu da "bu motor bu kasayı çekmiyor" deyimi. Bunu söyleyenleri tebrik ederim. Fabrikaya bağlı çalışan binlerce araştırma ve geliştirme mühendisinin göremediği bir şeyi görmüşler... Her otomobil çeşitli güçteki benzinli ve dizel motorlarla sunuluyor. Bazıları düşük güçte ama ekonomik oluyor, bazıları da nispeten daha yüksek güçte oluyor ve daha çok yakıt tüketiyor. Bütün bu motorlar araçlar üzerinde, tam yüklü olarak normal trafik koşullarında da test edildikten sonra piyasaya sunuluyor. Müşteriler de araçların özelliklerini ve performans bilgilerini inceledikten sonra satın alıyor. Ama vatandaş aracı almış, ya yukarıdaki gibi yanlış viteslerde yakalanıyor ya da motor gerçekten istediğinden az performans veriyor. Ama burada suçlu aranacaksa, araç, motor ya da fabrikada aranmamalı, aynaya bakmak yeterli. Çünkü, herkes satın almadan önce aşağı yukarı nasıl bir performansla karşılaşacağını biliyor ya da alacağı aracı test edebiliyor.

Lastiklerin yakıt tüketimine etkisi

307 1.4 HDi'deki standart lastikler Continental EcoContact EP 195/65 15 idi. Bu lastiğin (modelinin) bileşimi (bir başka deyişle, hamuru) daha sert. Bu sayede düşük yakıt tüketimine katkıda bulunuyor. Bu tür "çevreci" lastiklerin yuvarlanma direnci normal lastiklere göre yüzde 10'u aşan oranlarda daha az olabiliyor. Ama bu durum yakıt tüketimine yüzde 10 olarak yansımıyor tabii, çünkü yuvarlanma direnci, birçok değişkenden sadece bir tanesi (diğerleri, mekanik sürtünme, hava sürtünmesi vb.). Ama yine de başka lastiklere göre daha düşük bir tüketim sunuyor.

Dizel araç maliyet hesabı yanlış yapılıyor

Dizel araçların kullanıcıya maliyetini hesaplarken hep şöyle bir yöntem izleniyor. Örneğin, aynı motor gücüne ya da donanım düzeyine sahip benzinli araçla arasındaki fiyat farkına bakılıyor (diyelim ki dizel 35,000 ve benzinli araç da 30,000 olsun). Sonra da her iki aracın yıllık yakıt tüketimi maliyetleri hesaplanarak aradaki fark (dizelin avantajı) bulunuyor. Bu da örneğin, 15,000 km geçildiğinde 2000 YTL olsun. Bu yönteme göre, deniyor ki, dizel aracın verilen 5000 YTL fazla fiyatı çıkarması için 2.5 yıl gerekiyor. Burada göz ardı edilen önemli bir şey var. Bu araçları diyelim ki 2.5 yıl sonra satmaya kalkıştık. Dizel motorlu araç benzinli araçla aynı fiyata mı satılacak? Hayır, tabii ki. Herkes biliyor ki dizel araçlar kullanılmış olarak satılırken de daha yüksek fiyata satılıyor. Bu şekilde, fiyat anlamında maliyetin bir kısmı sonraki kullanıcıya aktarılmış oluyor. Bu nedenle dizel aracın, benzinliye göre fiyat farkının hepsini bir kaç yıl içinde yakıt tasarrufuyla çıkarması gerekir diye düşünmek çok doğru olmuyor.

Resmi yakıt tüketimi rakamları nasıl elde ediliyor?
Resmi yakıt tüketimi testlerinin amacı müşterilere farklı modellerin standart testlerdeki yakıt tüketimi hakkında karşılaştırmalı bilgi sunmak. Gerçek hayattaki çok değişken koşullar nedeniyle kuralları sıkı sıkıya belirlenmiş ve karşılaştırılabilir bir test yapılması gerekiyor. Şu anda Avrupa'da AB'nin 80/1268/AET (en son 2004/3/EC ile değiştirildi) direktifine göre yakıt tüketimi testleri yapılıyor. Uluslararası alanda kabul gören bu testler önceki testlere göre gerçek koşullardaki yakıt tüketimini daha doğru gösteriyor.

Testte kullanılacak araçların en az 3000 km kullanılmış olması gerekiyor. Test iki bölümden oluşuyor; şehir içi ve şehir dışı.

Şehir içi testi

Bu test bir laboratuarda 20°C ila 30°C sıcaklıkta döner bir yol üzerinde motor soğuk olarak başlanarak yapılır. Bu testte çeşitli hızlanmalar, sabit hızda gidişler, yavaşlamalar ve boşta çalışmalar bulunuyor. En yüksek hız 50 km/s, ortalama hız 19 km/s ve geçilen mesafe de 4 kilometredir. Aşağıdaki grafikteki birinci bölüm bu testi gösteriyor. Testin bu bölümü şehir içinde sürekli dur kalk trafiğini yansıtıyor.

Şehir dışı testi

Bu test şehir içi testinin hemen ardından yapılır ve aşağı yukarı yarısı sabit hızda gidişten ve geri kalın da hızlanma, yavaşlama ve biraz boşta çalışmadan oluşur. En yüksek hız 120 km/s, ortalama hız 63 km/s ve geçilen mesafe de 7 kilometredir. Bu test de aşağıdaki grafiğin sağ tarafında gösteriliyor.

Ortalama yakıt tüketimi rakamı

Ortalama yakıt tüketimi şehir içi ve şehir dışı rakamlarının bileşimidir. Bu nedenle, her iki testin her bölümde geçilen mesafeye göre ağırlıklı olarak alınmış ortalamasıdır.

Yakıt tüketimi testi grafiği
Yukarıdaki hız ve zaman grafiğinde test sırasındaki hızlanmalar, yavaşlamalar, sabit hızda gidişler ve boşta çalışmalar gösteriliyor. Belirtilen zamanlara ve hızlara aynen uyulması büyük önem taşıyor, izin verilen toleranslar çok düşük. Bu nedenle, testi yapan sürücülerin çok dikkatli olması ve testi çok hassas bir şekilde uygulaması gerekiyor. Bazen testin doğru olarak yapılıncaya kadar 25-30 kez tekrar edilmesi gerekebiliyor. Test sürücülerinin işi hiç de kolay değil, ama testlerin karşılaştırılabilir olmasının başka yolu da yok.
Test Bilgileri
Test Tarihi: 27.03.2006 (motorin fiyatı ve maliyet rakamları da aynı tarihin)

Sabah Yola Çıkış (Kozyatağı, Hal, Petrol Ofisi) = 07:45

Antalya Varış (Petrol Ofisi, Erdemli Petrol) = 18:40

Toplam Süre : 10 saat 55 dakika

Geçilen kilometre: 703.7 km

Toplam yolculuk süresi (molalar dışında) = 9 saat 53 dk

Ortalama hız (yaklaşık) : 71.2 km/s (trafik ışığı, gişe, trafik sıkışıklığı vb. dahil)

Tüketilen yakıt miktarı (motorin) : 26.58 litre (deponun pompada aldığı yakıt)

1 litre yakıtla gidilen ortalama mesafe = 26.474 km

100 km'de ortalama tüketim = 3.77 litre

Yakıta (26.58 litre) ödenen tutar = 59.01 YTL

0.083 YTL / kilometre

100 km'de = 8.30 YTL (27.03.2006 tarihindeki yakıt fiyatlarına göre)

Bu tüketime göre bir depoyla (60 litre) tahmini menzil = 1588.44 km.

Peugeot 307 1.4 HDI (2004 model) resmi yakıt tüketimi rakamları, şehir içi, şehir dışı, ortalama = 5.5 - 4.0 - 4.5 litre/100 km.

Lastikler = standart Continental Ecocontact EP 195/65 R 15 H

Lastik basıncı = ön 2.4 bar, arka 2.55 bar (üreticinin önerisi, normalde ön/arka 2.4 bar, yüklüyken, ön: 2.6, arka 3.0 bar)





_____________________________



11050 Mesaj
14 Haziran 2006; 0:58:13 

faydalı bilgiler...


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


 
600 Mesaj
14 Haziran 2006; 1:06:10 

tesekkürler effem



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mertturkozu -- 14 Haziran 2006; 1:06:42 >


_____________________________



1921 Mesaj
14 Haziran 2006; 2:48:04 

böyle faydalı bilgilerin olduğu bir topik varmıydı,yoksa her topiğe bu gözle baka baka bana mı öyle gelmeye başladı


varsa hemen topikleri birleştirip ,kısayollara ekleyelim.


bu arada bilgiler için teşekkürler.


_____________________________

..........................her şey fiyat/performans oranıdır..........................
...........[Otomobil Bölümü] VERİ TABANINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ............


 
637 Mesaj
14 Haziran 2006; 4:15:13 

çok sağol arkadaşım bide 407 yapsanız şunu iyi olur eline sağlık helal olsun sana


_____________________________

İçeçek siparişi alınır (absint hariç) :)


1373 Mesaj
14 Haziran 2006; 8:40:50 

teşekkürler iyi çalışma


_____________________________




6658 Mesaj
14 Haziran 2006; 9:29:41 



Turbo nasıl çalışır, turbonun motordaki fonksiyonu nedir?


Bir motorun gücü, yanma hücrelerinde belli zaman aralığında tükenilen yakıt ile doğru orantılıdır. Daha yüksek ve düzenli yanma için daha çok oksijene ihtiyaç duyulur. Günümüzde motor hacimleri sabit tutularak aynı motordan daha fazla verim alabilmenin yolu, yanma hücrelerine turbo vasıtasıyla daha fazla hava aktarabilmekle mümkün olmaktadır. Turbonun temel çalışma prensip, türbin pervanelerinin atık ekzost gazları ile hızla harekete geçip, hava filitresinden bol ve sıkıştırılmış havayı emerek, yanma hücrelerine aktarmasıdır.
Turbolu motorlarda artık ekzost gazı enerjisi, motorun performansını artırdığı için gerçek manada yakıt tüketiminde tasarruf yapılmaktadır. Ayrıca turbolu motorlarda yakıt gereği gibi tüketildiğinden, çevre koşulları bakımından da vazgeçilmez tercih nedenidir. Bir diğer avantajı ise ülkemizin coğrafyası gibi, bir hayli tırmanış gerektiren yol koşullarında, turbolu motorda güç kaybı en az seviyede oluşmaktadır.

Turbolu motorlarda motor yağının önemini nedir?

Turbonun motordan bağımsız bir ünite olduğu halde, motorun ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Motor yağının, yağ filitresinin ve hava filitresinin düzenli bir şekilde değiştirilmesi, turbolu motorların performansının arızasız devamı için en önemli koşuldur.

Turbolu motorlarda mutlaka araç üreticisinin tavsiye ettiği yüksek kalitede motor yağları kullanılmalıdır. Zira düşük kalitede motor yağları özellikle turbonun içi gövdesinde yüksek ısıyla karbonlaşıp, turboya büyük zarar verir. En önemli zarar, zamanla kümeleşen karbon parçacıklarının turbo yağ kanallarını tıkayarak pervaneli milde, segmanlarda ve gövdede önemli hasarlar meydana getirmesidir. Motorun arızasız çalışması için en az beş misli daha önemlidir. Zira günümüzde turbo devir sayısı 150-300.000 rpm gibi rakamlarla ifade edilebilmektedir. Bu yüksek devirde turbonun çok kısa süre için yağsız kalması, bozulması için yeterli sebeptir.

Motorun turbo ile olan tüm yağ bağlantılarının (yağ giriş çıkış boruları ve karter havalandırması) çok titizlikle gözden geçirilip, arızalarının giderilmesi şarttır.

Turboları uzun ömürlü olması için nelere dikkat edilmelidir?
Öncelikle kötü kalitede hava filitreleri zamanla aşınmakta ve buradan kopan tel veya kağıt parçaları turbonun içine çekilerek turbonun emiş pervanesini kırmaktadır. Ayrıca hava filitrelerini temizlemek için basınçlı hava tutmak çok sakıncalıdır.

Motordan kopup gelen kırık segman veya piston parçacıkları mercimek kadar küçük olsalar bile dakikada 150 bin devirde dönen ekzost pervanesine çarptıkları zaman büyük hasarlar meydana getirirler. Matkap ile delinmesi mümkün olmayan pervane kanatları bu yüksek devirde dönerken her hangi bir sert cisimle temas ettiğinde hemen kırılmaktadır. Bu nedenle motorun sürekli olarak bakımlı olmasına dikkat edilmelidir.

Turbolu araçları kullanırken uyulacak kurallar nelerdir?
Turbolu araçlar sabahları ilk çalıştırılışta kesinlikle gaz verilmemelidir. Ayrıca uzun yolculuklar sonrasında araç stop edilmeden önce mutlaka bir dakika süreyle rölentide çalışmasına dikkat edilmelidir. Aniden stop edilen turbolu araçlarda turbonun içindeki yağ zamanla kurumlaşmakta ve turbonun yağlama kanallarını tıkamaktadır. Dolayısıyla turbonun ömrü kısalmakta veya turbonun yağ vermesine sebep olunmaktadır.

Kaçak mazot kullanımının turboya zararı nedir?
Kaçak mazot kullanılan araçlarda zamanla motor yağının niteliği bozulmakta olup ilk önce turboya zarar vermektedir. Zira unutulmaması gereken nokta turboda toleranslar motora göre çok daha hassas ve küçüktür. Motora ilk görünüşte zararı olmayacak yağdaki bozulma turboya rahatlıkla hasar verebilmektedir.

Günümüzde kullanılan turbo dizel arabalarda dizel kalitesi nasıldır?
Günümüzde kullanılan turbo dizel araçlar öncelikle comman rail teknolojisine sahip oldukları için bu araçlarda kullanılan yakıt kalitesi çok ama çok önemlidir. Dikkat edilecek olursa günümüz Türkiye’sinde Avrupa Birliği uyum yasaları uyarınca akaryakıt üretiminde ve satışında bazı yenilikler yapılmıştır. Bu yapılan değişikliklere eş zamanlı olarak otomobil ithalatçıları CDİ, HDİ, ve TDİ tipi araçları ithal etmeye ve iki yıl garanti çerçevesinde satmaya başlamışlardır. Daha önceleri Avrupa’da uzun zamandır kullanılan bu araçları ithal edip satmaya yakıt kalitesinden dolayı cesaret edemiyorlardı. Yinede itiraf etmek gerekirse Türkiye’de satılan dizeller Avrupa’dakilerden çok daha düşük kalitededir. Bu kalite farkı zaman içinde tarifsiz turbo ve pompa arızalarının sebep olabilmekte, araç sahibi ile satıcı karşı karşıya getirmektedir. TDİ, CDİ ve HDİ araç sahiplerinin mutlaka bildikleri yerlerden dizel yakıt almalarını ve kesinlikle katkı maddesi kullanmamalarını daha iyidir..


alıntı:metalok


_____________________________




6658 Mesaj
14 Haziran 2006; 9:51:31 



Yeni nesil dizel araç sahiplerinin, araçlarının yakıt, yağ ve su seviyeleri konusunda duyarlı olmaları gerektiği, aksi taktirde yolda kalmalarının yanında tamiri için de yüksek maliyetlerle karşılaşabilecekleri bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Otomotiv Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadir Aydın, son yıllarda tasarruflu olmaları nedeniyle vatandaşların dizel araca yönelik taleplerinin arttığını söyledi.
Dizel araç sahiplerini olumsuz bir durumla karşılaşmamaları için araçlarının yakıt, yağ ve su seviyesine mutlaka dikkat etmeleri konusunda uyaran Aydın, ayrıca, yeni nesil dizel araçlarda kükürt oranı 50 PPM'in altında olan motorinin kullanılması gerektiğini ifade etti.
Aydın, yeni nesil dizel araçların çok lüks olmalarının yanında motorlarının da bir o kadar hassas olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Püskürtme özelliklerinin en düşüğü 1400 barda yapılıyor. Hatta 2 bin 145 barda çalışan dizel motorlar var. Dolayısıyla bu yükseklikte basınçta çalışan bir araç hatayı kesinlikle affetmez. Bu nedenle gösterge tablosundaki en hassas uyarılar bile dikkate alınmalı. Eğer yakıtın azaldığını gösteren uyarı sinyali dikkate alınmaz ve yakıt tamamen biterse motor hava yapacağından sürücünün aracını çalıştırabilmesi mümkün olmaz. Aracın hareket etmesi için mutlaka servisin çağrılması gerekiyor.''

''YAKITIN BİTMEMESİ GEREKİYOR''
Prof. Dr. Aydın, eski dizel araçlarda enjektör ve pompa ayarı ile hava yapan motorun ayarlanabildiğini hatırlatarak, ''Ancak, şimdiki araçlar çok hassas oldukları için bunu yapmanın imkanı yok. Tamiri olanaksız olduğundan komple değiştirmek gerekiyor, bunun maliyeti de bin 500 YTL'den başlıyor'' dedi.
Dizel araçların hava yapmaması için yakıt kontrolüne azami önem verilmesi gerektiğini anlatan Aydın, ''Son aşamasına kadar tüketme yerine yakıt deposu uyarı sinyalini görür görmez takviye yapın. Dizel araç sürücüleri yüksek oranlardaki maliyetlerle karşılaşmamak için araçlarının yakıtına, yağına ve su seviyesine dikkat etmeliler'' dedi.


alıntı: yavuzhan26


++++++++++++++++++++++++++



Çok değil daha on yıl öncesine kadar dizel dendiğinde akla ekonomik ama gürültülü, güçlü olmasına rağmen pek de seri olmayan araçlar gelirdi.Hatta LPG modası başlamadan önce ticari taksilerin pek çoğu dizel olan ülkemizde yolda yürürken yanınızdan geçen aracın dizel oldugu gürültüsünden kolayca anlaşılırdı.Ekonomik olmasına rağmen yükek gürültü ve düşük çekiş dizel araçların tercih edilirliğini olumsuz etkilerdi.Özellikle 90’lı yılların ikinci yarısından sonra öncülüğünü Delphi Diesel’in yaptığı, yakıt enjeksiyon sistemi üreticileri büyük AR-GE yatırımları sonucunda dizel araçları çok daha popüler hale getirmeyi başardı.Dizel araçların popüler olması sadece yakıt sarfiyatı ve gürültü temizliğinde olmadı, binek aracı güçlü bir motorla kullanmanın zevki dizellerin daha fazla tercih edilmesinin bir diğer sebebi oldu.

Güçlü ,Cimri,Çevreci
Amerikalıların çok kullandığı bir deyim var, “aracı beygir gücü sattırır,tork götürür” derler, araç satın alırken beygir gücüne bakarak performansı hakkında karar veririz ancak o gücü oluşturan esas unsur tork’tur bu da dizellerin işidir.Dizel kullanıcıları ara hızlanmalarda aracın sahip olduğu bu tork gücünü sonuna kadar damarlarında hisseder ve bundan da buyuk keyif alır, zaten bugün satılan pek çok lüks dizel araç kullanıcısı adeta tutku halini alan bu tork hissiyatının onları dizel’e bağımlı kıldığından sözeder.

Dizel araçlar yakıt sarfiyatı konusunda muadili benzinli araçlarla kıyaslandığında aradaki fark açık olarak görünür.Örneğin aynı model benzinli ve dizel eşit miktarlarda yakıt ile yol testine çıkacak olsa dizel’in yaklaşık yüzde 30 daha uzağa gittiği görülür ki ayrıca buna fiyat düşüklüğü farkı da eklendiğinde yüzde 50’lere varan oranlarda bir tasarruftan söz edilmesi hiç de yanlış olmaz.Ayrıca toplu taşım araçlarının(minibüs,otobüs,tren ..vb) dizel secilmesi sadece az yaktığı için değil, olası bir kaza anında yakıtın tutuşma-parlama özelliğinin diğer yakıtlara göre emniyet sınırının çok altında olduğu içindir.


Dizel denince akla gelen bir diğer konu da düşük eksoz emisyon değerleri..Son teknoloji dizel motorların emisyon oranları benzinli motorlar ile karşılaştırıldığında çok daha düşük değerler elde edilmekte ve bu da çevre ile ilgili duyarlılığımızın üst düzeye ulaştığı günümüzde dizel motorların tercih edilme oranını doğrudan etkiliyor.
Bu tercih edilirlik kendini rakamlarla da açık biçimde gösteriyor. Avrupada üretilen yeni nesil binek araçların yüzde 50’si dizel ,Türkiyede de bu trende parelel olarak 2002 yılında yüzde 12’ye çıkan ( 2001-% 3) dizel binek araçların oranı 2003’te yüzde 17’ye ulaşırken 2004 yılında bu rakamın yüzde 22’nin üzerinde olması bekleniyor.

Delphi Diesel

Dizeldeki bu gelişmeye, alanının en güçlü ismi Delphi buluşları ile önderlik ediyor .Delphi’in geliştirdiği yüksek basınçlı yakıt enjeksiyon sistemleri 8 silindirli’den 3 silindirliye kadar her tip motora uygulanarak , günümüzde dizel teknolojilerinin geliştirilmesinin yolunu açan devrim niteliği taşıyor.Pazar paylarındaki bu gelişmeyi Delphi’ın satış rakamlarında da görmek mümkün.Delphi 2003 yılında dünya genelinde 5 milyon adet’ten fazla Common Rail ve Birim Enjektör sistemi üretti, bu sayının 2004 yılında daha da artırılması hedefleniyor.

http://www.dieselset.com/mtr/wrt_det.asp?id=5





_____________________________




 
279 Mesaj
14 Haziran 2006; 10:20:38 

Biraz alakasız olucak ama bişey sorucam. Dizel aracım var kontağı yarım çevirdiğimde ekranda yanan ikazların sönmesini beklemelimiyim? beklemeden hemen ateşlersem herhangi bi sorun olur mu? Birkaç kişi her ateşlemeden önce ikazların sönmesini beklememi söyledi de böyle bir gereklilik varmı gerçekten?


_____________________________

Ignorance is bliss...


 
600 Mesaj
14 Haziran 2006; 10:41:57 


quote:

Orjinalden alıntı: Tyrael

Biraz alakasız olucak ama bişey sorucam. Dizel aracım var kontağı yarım çevirdiğimde ekranda yanan ikazların sönmesini beklemelimiyim? beklemeden hemen ateşlersem herhangi bi sorun olur mu? Birkaç kişi her ateşlemeden önce ikazların sönmesini beklememi söyledi de böyle bir gereklilik varmı gerçekten?


arkadaşım aradığın bilgiler burada var.
http://forum.donanimhaber.com/m_7250780/tm.htm


_____________________________



6658 Mesaj
14 Haziran 2006; 10:52:09 

bildiğim kadarıyla
uyarı ışıkları sönme süresi, elektrik o ünitelere gelip kontrol edecek kadar geçen süre anlamına geliyor... yani herşeyini kontrol edip yağını, abs ni ..vs ondan sonra bu ışıklar söndükten sonra yani okey verdikten sonra yola çık anlamına geliyor.
bunu kontrol etmesi çok önemli.. çünkü bu sizin ve aracınızın emniyetini sağlıyor.....
ama kendine güveniyorsan benim aracım tas tamam diyorsan bu ışıkları illede sönmesini beklemeyebilirsin (özellikle benzinli araçlarda)
ayrıca bu ışıklar tam sönmeden çalışması durumunda kontol ünitesi bazı durumlarda görevini yapamamış olabiliyor.

ilave : kızdırma bujilerinin randumanlı çalışması içinde bu bekleme süresi önemli
quote:

Orjinalden alıntı: Tyrael

Biraz alakasız olucak ama bişey sorucam. Dizel aracım var kontağı yarım çevirdiğimde ekranda yanan ikazların sönmesini beklemelimiyim? beklemeden hemen ateşlersem herhangi bi sorun olur mu? Birkaç kişi her ateşlemeden önce ikazların sönmesini beklememi söyledi de böyle bir gereklilik varmı gerçekten?




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi serkes -- 14 Haziran 2006; 11:07:36 >


_____________________________




6658 Mesaj
14 Haziran 2006; 10:59:57 


1) kızdırma bujisi ne işe yarar : mazot çabuk katılaşmaya giden bir yakıttır. içinde bulunan parafin oranına göre( parafin bildiğimiz mumdur ) çok düşük sıcaklıklarda donma noktasına gider. piyasada euro dizel diye satılan yakıtlarda donma derecesi -20 - 25 derece civarıdır. yani bu sıcaklıkların ötesinde mazot kristalleşerek donar. dizel aracımızı çalıştırmaya hazırlanırken biz uygun olan çalışma şartlarını şu şekilde sağlarız, yakıtı ve yanma hücresini uygun alevlenme ortamına getirerek. işte bu işi araçlarımızda kızdırma bujisi yapıyor. giren hava ısıtılmaz arkadaşlar, yanma odası, enjektör tepeleri uygun sıcaklığa getirilir. Dizel motorların çalışma prensibi sıkıştırılmış ve bu sayede çokça ısınmış (yaklaşık 850 derece) olan havanın üzerine enjektör sayesinde motorin püskürtülerek yanmanın sağlanmasından ibarettir.

2) kızdırma buji lambası (standardı rezistans işaretidir) sönmeden motoru çalıştırmaya uğraşmak gereksiz yere karbon birikimine sebep olur, bunun acısını ilerde yaşarsınız. gereksiz karbon birikimi aracınızda çekiş düşüklüğüne sebep olur, gürültülü çalışmasına neden verir. Common Rail sistemlerde bu rezistans zaten 2-3 saniyeden fazla yanmamaktadır. yani kzıdırma görevi sona ermektedir. ondan sonra gönül rahatlığıyla marşa basabilirsiniz.

3) Turbo nasıl çalışır.
Tamamen Daha İyi Bir Yanmadan İbaret

Turbocharger hava-yakıt karışımının daha yanıcı olmasını sağlar. Bu motorun yanma hücresine daha fazla hava sıkıştırılmak suretiyle olur. Bu da pistonun “patlama” sonrasında daha fazla güçle aşağı itip inmesine, sonuç ta artı tork üretilmesine imkan verir. Bu olay yoğunlaştırılmış hava moleküllerinin sıkıştırılması suretiyle yapılır. Ancak asıl hikaye turbocharger’ın bunu nasıl yaptığıdır.

İki Çarkın Hikayesi

Turbocharger temel olarak bir hava pompasıdır. “Yanma-güç” sonrası motoru terk eden sıcak egzoz gazları turbochargerın türbin pervanesine yönlendirir ve onu döndürür. Türbin pervanesi şaft vasıtasiyle kompresör pervanesine bağlıdır. Türbin pervanesi döndüğü sürece kompresör pervanesini de döner. Kompresör pervanesinin dönüşü esnasında temiz hava içeri çekilir ve motorun manifold-cooler üzerinden yanma hücresine gönderilmeden önce sıkıştırılır.

Tahmin edileceği gibi kompresör salyangozunu terk eden hava sıkıştırılma ve sürtünme gibi nedenlerle çok sıcaktır. Bu yüzden sıcak havayı silindir içine yönlendirmeden soğutmak gerekir. İşte burada charge-air cooler (veya “heat exchanger”) devreye girer. Sıkıştırılmış havanın ısısı düşürken yoğunluğu artar. (Bilindiği üzere ısı genleşme sebebidir) Charge-air cooler aynı zamanda yanma odasının ısısını da düşürür. Böylece, motor, turbocharger ve charge-air cooler “charge-air system”ı meydana getirir.

turbo her devirde devreye girmez, alt devri rölanti sınırı olamaz, bu sistem stop edildiği anda turbo ünitesinin yağsız kalmasına neden olmaktadır. bu da ana yatağın bozulmasına, turbonun dağılmasına neden olmaktadır.benden size tavsiye fazla değil, 25-30 saniye aracınızı rölantide bekleterek stop ediniz, gaz vererek kesinlikle stop etmeyiniz.

arkadaşlar dizel motora fazla devir çevirtmeye çalışmak anlamsızdır

tork devrinde kullanmak hem atak bir sürüşü hem de yakıt tasarrufunu beraberinde getirir.


alıntı: sonmocan



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi serkes -- 14 Haziran 2006; 11:03:13 >


_____________________________




6658 Mesaj
14 Haziran 2006; 11:37:17 

0


Turbo unitesi, motorun gaz cevriminde yer alan bir ara unitedir. Egzost gazlarindan hareket alan turbin kanatciklari, esmerkezli saftin diger ucundaki kompresor kanatciklarini harekete gecirerek emme manifolduna gonderilecek olan havanin basincini yukseltir. Motor devri ile egzost gazlarinin debisi dogru orantili oldugu icin turbo devri de motor devri ile dogru oranilidir dolayisiyla. Hatta çok yuksek devirlerde turbonun asiri basinc yukseltme tehlikesine onlem olarak tahliye valfleri, havanin belirli bir maksimum basincin uzerine cikmasini engeller.

Gelelim turbo motorlarin neden durdurulmadan once rolanti devrinde bir iki dakika calistirilmalari gerektigi hadisesine... Oncelikle bu konu sadece tam sentetik motor yagi kullanmayan turbo motorlar icin gecerlidir. Amaci ise, surekli olarak motor yagi ile yaglanan ve yuksek devirlerde isinan turbo biriminin, motor aniden durduruldugu zaman yag cevriminin de durmasiyla birlikte, turbo yag kanallarinda kalan yagin kendiliginden yuksek sicaklik nedeniyle kavrulup kurumlasmasinin onlenmesidir. Rolantide bir sure calistirilinca, turbo unitesi yag cevrimi ile soguyarak yagi kavuracak yuksek isidan kurtulur. Eger motorunuzda tam sentetik yag kullanirsaniz yagin kavrulmasi probleminden mumkun mertebe uzak kalirsiniz. Aksine mineral bilesimli yaglari kullanirsaniz, turbo kanallarinda yagin kavrulmasi cok olasidir. Ancak uretici tavsiye etmiyorsa kendi kendinize tam sentetik yag koymaya karar veremezsiniz, motorunuzun yag keceleri tam sentetik için uygun olmayabilir. O zaman basiniza daha buyuk bir çorap orebilirisiniz. Isin ozeti budur, eger gercekten turbo unitesi alt devirlerde devre disi kalan bir motor uygulamasi mevcutsa orneklerini anlatmaniz memnun edici olacaktir.


Sicak dizel motorun durdurulmadan once rolantide bekletilme suresi 90-120 saniye kadar olabilir. Kullandiginiz motor yaginin ne olduguna dikkat ediniz ve bu bekleme sureleri için ureticinin kullanma kitapciginda tavsiye ettigi degerleri goz onune aliniz, burada anlattiklarimiz tum genel kullanicilara hitap etmektedir, tek tek marka modele gore her aracin bekleme suresini veremeyiz...

Turbonun arızalanma ihtimalini azlatmak için yağdeğişim zamanını aşmamalı ve mümkünse tamsentetik yağ kullanılmalı.Ayrıca hava filtresinin temiz ve saglam olmasıda çok önemliymiş. Çünkü hava filtresinden gelebilecek parçalar turbo kanatçıklarına zarar verebilirmiş.

++++++

Ayrıca enjeksiyon sisteminin saglam kalması açısından da kaliteli eurodizel kullanmalıyız.Kalitesiz yakıt mazot filtresinin ve enjektörlerin zamanla tıkanmasına neden oluyormuş. Ayrıca sürekli devirsiz kullanmak da motorda kurumlanma yapabilir, devirsiz kullanırken gaz pedalına çok az basın,eger araç zorlanıyorsa gaza daha fazla basman yerine bir altviterse alıp biraz daha devirli kullanın. Yani aracın max tork verdigi devirlerde kullanmak uygun olanı. (Buda aracına göre değişmek üzere genelde 1900-3000 devirler arası gibi)


alıntı: mühendis06
alıntı: emre
alıntı: Se®k@n




_____________________________




 
422 Mesaj
14 Haziran 2006; 14:49:27 

peki bu turbo neden sadece dizelde kullanılıyor. benzinli motorda kullanılan varmı? (ben hiç duymadım) veya bu yönde çalışma var mıdır acaba.


_____________________________



 
1005 Mesaj
14 Haziran 2006; 15:16:32 


quote:

Orjinalden alıntı: effem

peki bu turbo neden sadece dizelde kullanılıyor. benzinli motorda kullanılan varmı? (ben hiç duymadım) veya bu yönde çalışma var mıdır acaba.

benzinlilerde çok çok önceden kullanıldı.


_____________________________



 
422 Mesaj
14 Haziran 2006; 20:18:11 


quote:

Orjinalden alıntı: cncrd



benzinlilerde çok çok önceden kullanıldı.



e şimdi niye kullanılmıyor peki?


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
14 Haziran 2006; 20:42:09 

Maliyeti yüksek olur.Bir de fazla yakar.


35 Mesaj
21 Haziran 2006; 12:18:05 

Benzinlilerdede hala kullanılıyor arkadaşlar. Passat 1.8T,Volvo S80 2.0T,Saablar vede Mercedes Kompressor Benzinlilerdede turbo kullanıyolar yani


_____________________________

Opel Corsa CDTI


1032 Mesaj
22 Haziran 2006; 11:32:33 

bir soruda benden

acaba bütün dizel motorlar gaz verirken (özellikle ilk kalkışlarda) egzozdan siyah duman atar mı? benim araç azda olsa atıyorda.
eğer atar diyorsanız sebebi nedir?

teşekkürler


_____________________________



 
349 Mesaj
30 Haziran 2006; 13:01:02 

egzozdan siyah duman atması demek turboda bi sorun var anlamına gelebilir. Eğer aracında turbonun arızalı olabilceğini gösteren aşka belirtiler de(çekişde düşme vs..) varsa ya servise ya da bi turbocuya göstermende fayda var bence


_____________________________

2009 Yeni Mondeo 2.0 TDCI Aut. Titanium

XBOX 360 S + KINECT
Canon EOS 40D 18-55 KIT - Canon EF-S 55-250 Zoom Lens - Canon EF-S 10-22 Lens - Canon 50mm 1,8 II Lens



DH XBOX 360 TOPLULUĞU

Eski Nick: yolgezer03


1097 Mesaj
3 Temmuz 2006; 15:14:51 

BEN 0 DİZELLERDE BİLE GÖRÜYORUM SİYAH DUMAN ATIYORLAR....


_____________________________

Güç Para İktidar ve Hız


153 Mesaj
3 Temmuz 2006; 15:22:10 

Abi oku oku canım çıktı ama sağolun herkese yararlı bir bilgi bunlar...


_____________________________



 
10734 Mesaj
3 Temmuz 2006; 17:50:46 

Baştan sona kadar tüm satırları ilgiyle okudum, gerçekten tüm merak edilen sorulara cevap niteliğinde bir topiç olmuş. Yazan arkadaşların klavyelerine sağlık, hepsinede ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağolsunlar,üşenmeyip uzun uzun yazmışlar, bizleri aydınlatmışlar. Tüm yazılanları arşivime kaydettim.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi set -- 3 Temmuz 2006; 17:51:11 >


_____________________________



742 Mesaj
3 Temmuz 2006; 20:07:37 

bu siteyi bu yüzden seviyorum takıldıgın mevzu varsa sor bilgisi olan arkadaşlar yada başından daha önce geçmişbir olaysa seni aydınlatıyorlar hele elinde biraz takım tutuyorsa tamirciler açkaldı demek


_____________________________



45 Mesaj
5 Temmuz 2006; 12:58:15 

serkes ve effem'e helal olsun.Ayıptır söylemesi otu hoku bilen ben çok faydalı bilgiler edindim.Yayında ve yapımda emeği geçen herkese herkeseye teşekkürler.


_____________________________


CORSA CDTI 1.3 ENJOY+SP


796 Mesaj
5 Temmuz 2006; 14:51:35 


Herkes okusun


_____________________________

~ ~
... AŞIRI HIZA SON ...


1233 Mesaj
5 Temmuz 2006; 16:21:26 

Bilgiler için teşekkürler...


_____________________________


Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir



2457 Mesaj
5 Temmuz 2006; 16:25:42 

Paylasım için çok teşekkürler hocam


_____________________________

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Mustafa Kemal Atatürk

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
5 Temmuz 2006; 16:28:37 

vallahi yazıyı okumadım ama hemen 1.4 Pejo 307 70Bg muhabbetini gördüm de yazıyı yazan adam bişiden anlamıyormuş, alıntı yapan arkadaşı tenzih ederim...

Yok torku 1.6 otomobilden fazlaymış ta 1.6 gibiymiş...

Onu geçsin o arabanın nasıl olduğunu kullananlar bilir... O kadar para bayılanlar arabayla giderken sağdan soldan minibüsler otobüsler sollayınca kamyonetler sellektör yapınca düştükleri durumlara yanıyorlardı


 
798 Mesaj
5 Temmuz 2006; 16:46:49 

mesela 1.8 turbo passatlar vardi
quote:

Orjinalden alıntı: effem

peki bu turbo neden sadece dizelde kullanılıyor. benzinli motorda kullanılan varmı? (ben hiç duymadım) veya bu yönde çalışma var mıdır acaba.



_____________________________



 
798 Mesaj
5 Temmuz 2006; 16:49:21 

orada 1.6 benzinli motordan daha yuksek tork alıyo dedi
quote:

Orjinalden alıntı: antiochos

vallahi yazıyı okumadım ama hemen 1.4 Pejo 307 70Bg muhabbetini gördüm benzinli moyazıyı yazan adam bişiden anlamıyormuş, alıntı yapan arkadaşı tenzih ederim...

Yok torku 1.6 otomobilden fazlaymış ta 1.6 gibiymiş...

Onu geçsin o arabanın nasıl olduğunu kullananlar bilir... O kadar para bayılanlar arabayla giderken sağdan soldan minibüsler otobüsler sollayınca kamyonetler sellektör yapınca düştükleri durumlara yanıyorlardı



_____________________________



 
60 Mesaj
24 Temmuz 2006; 21:20:56 

Yazıyı yazan adam cevap veriyor:

1- Peugeot 307 1.6 benzinli (110 bg) motor en yüksek torku 147 Nm/4000 d/d
Peugeot 307 1.4 dizel (70 bg) motor en yüksek torku 160 Nm/2000 d/d
Hem daha yüksek tork hem de daha düşük devirde.

2- Minibüs, kamyonların selektör yapması konusu: Değerli arkadaşımız yazının "Şehir efsaneleri" bölümünü okusaydı, bu lafı etmezdi sanırım.
1.4 HDi, sıfırdan 100 km/s hıza, 15.2 saniyede çıkıyor. Eskiden çok yaygın olarak kullanılan Şahin ve Doğan marka araçlar, Tempra motoruna geçmeden önce aşağı yukarı (14.5 saniye) bu kadar sürede 100 km/s hıza çıkıyordu. Hiç kimse Şahin'e minibüs ve kamyonlar arkadan selektör yapıyor demiyordu.
Daha çok bu yukarıdaki bölümde belirtilen, sürücünün yanlış viteste bulunmasından ya da yakalanmasından kaynaklanıyordur. Hani derler ya, "At adımına göre değil, adamına göre yürür".

Değerli dostumuz lütfen bütün yazıyı okusun, ondan sonra yazıyı yazan adamın "bişi" olup olmadığına karar versin. Okuduktan sonra da bu fikrini korumayı tercih ederse, tabii ki bu görüşe de saygı gösterilir.



_____________________________



 
87 Mesaj
24 Temmuz 2006; 22:59:25 

bu testi yapan arkadaşa sorum şu: dönüşte nasıl geldin bilader?(gene o kadar sabredip yavaş geldim dersen helal olsun::)


_____________________________



 
671 Mesaj
24 Temmuz 2006; 23:45:32 

örnek olarak tempra motoruna geçmemiş şahini verebiliyorsun,fazla söze gerek yok
quote:

Orjinalden alıntı: kursunasker

Yazıyı yazan adam cevap veriyor:

1- Peugeot 307 1.6 benzinli (110 bg) motor en yüksek torku 147 Nm/4000 d/d
Peugeot 307 1.4 dizel (70 bg) motor en yüksek torku 160 Nm/2000 d/d
Hem daha yüksek tork hem de daha düşük devirde.

2- Minibüs, kamyonların selektör yapması konusu: Değerli arkadaşımız yazının "Şehir efsaneleri" bölümünü okusaydı, bu lafı etmezdi sanırım.
1.4 HDi, sıfırdan 100 km/s hıza, 15.2 saniyede çıkıyor. Eskiden çok yaygın olarak kullanılan Şahin ve Doğan marka araçlar, Tempra motoruna geçmeden önce aşağı yukarı (14.5 saniye) bu kadar sürede 100 km/s hıza çıkıyordu. Hiç kimse Şahin'e minibüs ve kamyonlar arkadan selektör yapıyor demiyordu.
Daha çok bu yukarıdaki bölümde belirtilen, sürücünün yanlış viteste bulunmasından ya da yakalanmasından kaynaklanıyordur. Hani derler ya, "At adımına göre değil, adamına göre yürür".

Değerli dostumuz lütfen bütün yazıyı okusun, ondan sonra yazıyı yazan adamın "bişi" olup olmadığına karar versin. Okuduktan sonra da bu fikrini korumayı tercih ederse, tabii ki bu görüşe de saygı gösterilir.





_____________________________




 
60 Mesaj
25 Temmuz 2006; 11:25:59 

Dönüşte başka yoldan geldim, bu sefer 110 km/s hızı aşmamaya dikkat ederek. Antalya ve Kemer arasında 2-3 gün kullandıktan sonra, Denizli üzerinden Bergama'ya ve oradan dönüp Susurluk'a ulaştım. 1000 kilometre civarında geçmiştim, depoyu doldurunca ortalama yakıt tüketimi 4.7 litre civarındaydı. Bazı yokuşlarda biraz fazla hızlı gitmiş olabilirim.
Ama normalde hızlı otoyol sürüşlerini içermeyen şehirlerarası yollarda 5 litre civarında tüketiyor. Ama ekonomik ve dikkatli kullanımla tabii. Yani, gereksiz yere devir yapmayarak, zamanında üst vitese geçerek.
Yokuş aşağı boşa atmak gibi bir şey yapmıyorum çünkü yakıt tüketimini düşürmüyor, arttırıyor. Hızı sabit tutacak bir vites seçilip inildiğinde, motor yakıtla değil aracın ağırlığının oluşturduğu kuvvetle dönüyor. Gaz verilmezse, yakıt tüketimi sıfır oluyor. Boşa atılırsa, bu sefer motoru rölantide tutmak için belli bir yakıt tüketilmesi gerekiyor. Yol bilgisayarlı başka araçlarda bu açıkça görülüyor.

Diğer arkadaşımızın sorusuna gelince:
Şahin örneğini, Şahin ve 307 1.4 Hdi bile minibüslerden ve kamyonlardan hızlıdır anlamında verdim.
Hayır, minibüs ve kamyonlar daha hızlıdır diyen varsa, buyursun rakamları sunsun.

Yanlış viteste yanlış devirde yakalanınca her araçta olabilir böyle şeyler. 70 beygirlik bir dizel motorun yüksek performanslı olacağını kimse iddia edemez.
Buradaki iddia şudur:
1- Bu araç çok ekonomiktir.
2- Günlük kullanımda yeterli performansa sahiptir

Herkes ticari araçların çok performanslı olduğunu iddia ediyor. Bunu söylerken tabii eski ticari araçlarla karşılaştırma yapıyorlar. 307 1.4 HDi de yavaştır biraz ama diğer binek otomobillere göre yavaştır. Ticari araçlardan daha yavaş değildir. Hiç kimse bana öyle geliyor diyemez.

307 1.4 HDi, otoyolda 160 km/s hıza kadar çıkabiliyor. Ama doğrusu normalde, yol boşsa ve fazla rüzgar yoksa 120-130 km/s ile gitmeyi tercih ediyorum. Bu hızda gidildiğinde 6 litre / 100 km civarında tüketiyor. Örneğin, 80 km/s hızla giderkense 3.5 litre civarında tükettiğini tahmin ediyorum. Tabii, sabit hızda gitmek mümkün değil. Buna göre değişebiliyor.
Diğer araçlarda da aynı şekilde. Örneğin bazı benzinli araçların tüketimi 140-150 km/s hızda 10 litreye ulaşıyor.

Ben bu araçla istediğim yere istediğim hızda gidebiliyorum. Belki biraz daha geç hızlanıyorum ama yine de bu yakıt tüketimi için değer. Sonuç olarak, trafik kurallarına uygun bir şekilde bir yerden bir yere gidildiğinde, zaman olarak kayde değer bir kayıp olmuyor. Yarış yapacak olsak zaten başka araba alırız. (Trafikte yarışa karşıyım zaten, büyük sorumsuzluk. Kendine güvenen, çıkar piste, giyer kaskını, örneğin, Karting'de aynı araçlarla yarışır, o zaman görülür kimin ne kadar iyi olduğu. Aksi durumlarda, trafikte kendi kendine gelin güveyi olup, normal giden araçlarla yarışır gibi yapıp tatmin olmaya çalışmak çocukça bir davranış)
Ayrıca, çoğunlukla, şehir içinde kullanıldığında yakıt tüketimi daha da önem kazanıyor.

Bu araç herkese uygundur, herkes bunu almalıdır demiyorum.
Ben sürüş yeteneklerime güveniyorum. Aracın sahip olduğu performansı gerekli durumlarda sonuna kadar kullanıyorum. Ama doğrusu, benzinli araçlara göre neredeyse yarı yarıya az masrafla yolculuk etmek bayağı zevkli. Hem de bir depoyla gidilen yol çok uzun. Şehir içinde bir depoyla (60 litre) 800 km civarıda geçiliyor. Şehir dışında, araç yüklüyken bile 1000 km civarında (50-55 litre yakıtla).

Not: arabadergisi.com'daki yazıyı okumadan tartışıyoruz gibi geliyor bana.
Bu testin amacı acaba bu araba ne kadar az yakabilir diye öğrenmekti. Bazı insanlar resmi yakıt tüketimi rakamlarının doğru olmadığını iddia ediyor. Demek ki koşullar uygun olursa, bu rakamlara ulaşılabiliyor. Koşullar ne kadar kötüyse, bu rakamlardan o kadar uzaklaşılıyor.


_____________________________



 
60 Mesaj
29 Temmuz 2006; 13:00:05 

Varmı başka sorusu olan ?


_____________________________



 
404 Mesaj
29 Temmuz 2006; 20:36:16 

Kurşunasker dostum bende 1.3 Opel corsa CDTI 70 HP var. Hangi devirde vites yükseltmeliyim ve hangi devirde devam etmeliyim yardımcı olursan sevinirim.


_____________________________

KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI...
PANASONİC ES8807


 
60 Mesaj
29 Temmuz 2006; 20:50:45 

Tork eğrisine bakmamız lazım. Benim arabaya benziyordur diye tahmin ediyorum. Ben ne yaptığımı anlatayım (Corsa'nın tork eğrisini gösteren grafiği bulunca daha net konuşuruz).

Hızlanırken 3500 d/d'e gelince üst vitese geçiyorum. Üst vitese geçtiğimde aşağı yukarı 2000 d/d'de başlıyor oluyorum yeni vitese. Yani torkun en yüksek olduğu devir civarında.
Ama her zaman viteslerin arasındaki oran aynı olmuyor. Örneğin, dördüncü vitese geçmek için üçüncü viteste 3000 d/d civarına gelmek yetiyor.
Bazen taksiye binince görüyorum dizel motoru (artık benzinli kadar sessiz ve yumuşaklar tabii) benzinli motor gibi 4000 devire kadar çıkarıyor. Halbuki, 3500 d/d'den sonra artık boşuna basmış oluyor, üst vitese geçse, en yüksek torkun olduğu 2000 d/d civarına gelecek ve bastığında araç daha çabuk hızlanacak. Tabii, yakıt tüketimi de düşecek.
Genel olarak motoru da dinlemek lazım. En düşük hangi devirde kurtarıyor anlamak için. Bazı araçların 1800 d/d'de en yüksek torku, bazılarının 2000 d/d. Bazılarının tork eğrisi nispeten düz. Bazılarının da tepe yapıp hemen iniyor vb.
Genel olarak amaç aracı mümkün olan en düşük devirde kullanmak. Dizelin avantajı bu devrin aşağı yukarı en yüksek tork devrine yakın olması.
Benzinli bir araçlar 2000-2500 d/d ile giderken hızlanmak gerektiğinde, en yüksek tork 3500-4500 civarında olduğu için ya uzun süre beklemek ya da vites küçültmek gerekiyor.


_____________________________



 
404 Mesaj
29 Temmuz 2006; 23:09:35 

Kurşunasker dostum verdiğin bilgiler için çok teşekkür ederim.Opelin sitesinde Opel corsa 1.3 ile ilgili olarak şu bilgiler mevcut belki bana yardımcı olmanı sağlayabilir
Maximum tork :170 Nm - 1750-2500devir/dk. Maximum güç 70HP - 4000devir/dk.

Bu bilgiler ışıgında soruma yeniden cevap verebilirmisin?birde tork egrisini nereden bulabilirim?


_____________________________

KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI...
PANASONİC ES8807


 
60 Mesaj
30 Temmuz 2006; 1:57:02 

Aslında her markanın vermesi lazım bunu. Genelde Almanya sitelerine bakıyorum markaların. Almanlar daha çok teknik bilgi veriyor özellikle de hacimli pdf katalogların içinde.
Neyse, bir tuning sitesinde vardı corsa 1.3 CDTi'nin tork grafiği. Tuning yaptıktan sonraki artışı göstermek için standart tork ve güç eğrilerini sunmuşlar. Tuning'den sonraki eğrileri sildim karışıklık yaratmasın diye. Biraz küçük ama bilgisayarına kaydedip oradan açarak büyütebilirsin. Gri olan çizgi, tork eğrisi. Siyah olan çizgi, güç eğrisi. Sol taraf gücü gösteriyor kW olarak, sağ taraftaki rakamlar torku gösteriyor, Nm olarak. Bu grafik çok hassas olarak göstermeyebilir ama 1750-2500 d/d arası aşağı yukarı aynı kalan 170 Nm'lik bir tork var. Ama daha geniş bakarsak, 1700 ile 3700 d/d arasında tork düzeyinin yüksek olduğunu görüyoruz. Araç bu devirlerde kullanıldığında en iyi performansı verir. Teknik olarak, 3700 d/d'nin üzeri en yüksek vites dışında bir işe yaramıyor. Küçük viteslerde hep daha yüksek bir vites olduğu için, vites yükseltip, yüksek torktan ve düşük yakıt tüketiminden yararlanmak gerekiyor. Bu nedenle dizeli kullanmak daha kolay ve zevkli. 5000 d/d'deki tork 1000 d/d'dekiyle aynı, dikkatini çekerim !


Ekteki dosya (1)


_____________________________



 
404 Mesaj
30 Temmuz 2006; 10:31:32 


quote:

Orjinalden alıntı: kursunasker

Aslında her markanın vermesi lazım bunu. Genelde Almanya sitelerine bakıyorum markaların. Almanlar daha çok teknik bilgi veriyor özellikle de hacimli pdf katalogların içinde.
Neyse, bir tuning sitesinde vardı corsa 1.3 CDTi'nin tork grafiği. Tuning yaptıktan sonraki artışı göstermek için standart tork ve güç eğrilerini sunmuşlar. Tuning'den sonraki eğrileri sildim karışıklık yaratmasın diye. Biraz küçük ama bilgisayarına kaydedip oradan açarak büyütebilirsin. Gri olan çizgi, tork eğrisi. Siyah olan çizgi, güç eğrisi. Sol taraf gücü gösteriyor kW olarak, sağ taraftaki rakamlar torku gösteriyor, Nm olarak. Bu grafik çok hassas olarak göstermeyebilir ama 1750-2500 d/d arası aşağı yukarı aynı kalan 170 Nm'lik bir tork var. Ama daha geniş bakarsak, 1700 ile 3700 d/d arasında tork düzeyinin yüksek olduğunu görüyoruz. Araç bu devirlerde kullanıldığında en iyi performansı verir. Teknik olarak, 3700 d/d'nin üzeri en yüksek vites dışında bir işe yaramıyor. Küçük viteslerde hep daha yüksek bir vites olduğu için, vites yükseltip, yüksek torktan ve düşük yakıt tüketiminden yararlanmak gerekiyor. Bu nedenle dizeli kullanmak daha kolay ve zevkli. 5000 d/d'deki tork 1000 d/d'dekiyle aynı, dikkatini çekerim !



ekte verdiğin dosya sanırım opel corsanın tork eğrisi ama malesef açılmıyor.


_____________________________

KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI...
PANASONİC ES8807


 
60 Mesaj
30 Temmuz 2006; 11:19:27 

Bir daha deniyorum.

0


Ekteki dosya (1)


_____________________________



 
404 Mesaj
30 Temmuz 2006; 11:55:58 

Kurşunasker dostum çok sağol.cok yararlı bilgiler verdin bana. birazdan 400kmlik bi yola çıkacagım bu bilgiler çok iyi oldu.Bu forumu gerçekten seviyorum.Çok şey katıyor insana.


_____________________________

KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI...
PANASONİC ES8807


1728 Mesaj
30 Temmuz 2006; 12:03:08 

kursunasker teşekkürler, yalnız şimdi bi çelişki var
maksimum torkun verildiği devir en tasarruflu en iyi devir ama düşük devirdede kurumlanma oluyo; napcaz


_____________________________

Ben Antepliyim Şahinim ağam
Mavzerim omuzuma yük
Ben yumruklarımla dövüşeceğim
Yumruklarım memleket kadar büyük


 
60 Mesaj
30 Temmuz 2006; 12:48:54 

Kurumlanma oluyor ne demek? Koyu duman çıkıyor demek mi?

Yukarıda başka bir dostumuz da sormuştu bununla ilgili bir şey.
Motor yeni çalıştığında, dizellerde de benzinli araçlarda egzozdan koyu bir duman çıkar. Dizellerin dumanı daha siyah renkli olur. Motor ısınınca normale döner. Benzinli araçlarınki de normal dumanın biraz daha koyusu, yoğunu olur.

Bazen önümde bir dizel araç giderken görüyorum. Hızlanmak için birden gaza basınca siyah duman çıkıyor. Yeni araçlarda da oluyor. Sanıyorum, bir kaç saniyeliğine de olsa motor yakıtı çok iyi yakamıyor ve bu arada daha koyu duman çıkıyor.
Normal sabit gazda giderken koyu duman çıkıyorsa aracı kontrol ettirmek lazım.

Motorun içinde kurumlanma olması ancak yakıtın düzgün yanmamasıyla olur. Motor yüksek torkunu verdiği devirlerde en iyi verimle çalıştığı için kurumlanma olmaması gerekir. Motorun zorlanacağı, rahat çalışamayacağı kadar düşük devirlerde kullanılması durumunda kurumlanma olabilir, çünkü yakıt çok verimli yakılamayabilir. Bu nedenle doğru devirde kullanmak çok önemli, gerekenden düşük devirde kullanmak da iyi değil, yüksek devirde kullanmak da.


_____________________________



596 Mesaj
30 Temmuz 2006; 13:53:22 


quote:

Orjinalden alıntı: Ahmey

kursunasker teşekkürler, yalnız şimdi bi çelişki var
maksimum torkun verildiği devir en tasarruflu en iyi devir ama düşük devirdede kurumlanma oluyo; napcaz

Arkadaşlar bu konuda ben zaten bi topic açtım "dizelde kurumlanma" diye
bu konuda gerçekten uzun tartışmalara ihtiyacımız var


_____________________________



 
404 Mesaj
1 Ağustos 2006; 14:03:00 

Kurşun asker verdiğin teknik bilgiler ışıgında 670km yol yaptım.3/4 depo bezinle (yakşalık 35lt) ancak şöyle bir sorun var dizel araçlarda ne kadar devir düşük olursa o kadar iyi mantığı ne kadar doğru? Mesela dik bir yokuşu 4. vitesle 3000 devirlemi çıkmak iyi yoksa 5. viteste 2000 devirlemi? Düşük devirde dizel araçlarda kurum yapma sorunu var?Bu konuda bilgi verirsen sewvinirim


_____________________________

KAYIP KENTİN YAKIŞIKLISI...
PANASONİC ES8807


 
60 Mesaj
1 Ağustos 2006; 15:00:09 

Dizelde kurum sorunu başka bir topikte ele alınıyormuş. Benim de çok iyi bildiğim bir konu değil.
Ama kullanım açısından yorumda bulunabilirim.
Motor verimli bir devirde çalıştığı sürece, herhangi bir arıza da yoksa, kurum yapması için bir neden yok.
En düşük devir ne olmalı kullanırken sorusunun cevabı, aracın motorunun çekebildiği en düşük devir.
Yani motor teklemeyecek, hissizleşmeyecek, sesi ya da titreşimi değişmeyecek. Böyle yapıyorsa, vites küçültmenin zamanı gelmiş demektir.
Geçen gün bir yokuşu çıkıyordum beşinci viteste 90 ile, motor beni şaşırtan bir şekilde iyi çekiyordu. Gaza da daha fazla basmam gerekmemişti.
Ama araçta tek kişiydim. Benzer bir durumda 3-4 kişi ve/veya yük de olabilir, klima açık olabilir vb.
O zaman vites düşürmek gerekebilirdi.
Eğer gaz pedalına daha fazla basmadan araç çıkıyorsa yokuşu, yani hızı fazla düşmeden, o zaman vites değiştirmeye gerek yok.
Örneğin düz yolda giderken beşinci viteste 100 km/s ile giderken yokuşa gelince 90'a düşmüş olabilir, bu normal ama, daha da düşüyorsa, o zaman vites küçültmek gerekebilir.
Bence en doğru ölçü, motoru dinlemek (motorun sesi, tepkisi) motor zaten kendini belli ediyor zorlandığında.

Benim motorun torku 2000 d/d'de 160 Nm. Başka bir dizelin torku aynı devirde 240 Nm olabilir, o araç o devirde zorlanmayabilir vb.

Yüksek viteste kalmak, verimli (motorun çekebildiği) devir aralığında kalmak koşuluyla verimli, aksi halde motor verimli çalışamamış oluyor.

Yakıtı az harcamak bakımından diğer bir konu da yokuşta düzlükteki hızı korumaya çalışmak. Bu durumda gaza daha çok basmak gerekiyor. Yakıt tüketimi de artıyor. Mümkünse gaz pedalının konumunu sabit tutmak (daha çok basmamak), gerekiyorsa da vites küçültmek, yakıt tüketiminin fazla artmaması açısından yararlı.
Otoyolda hız zaten yüksek olduğu için gazı sabit tutmaya çalışıyorum. Örneğin düzlükte 130 km/s ile giderken yokuşta bazen 110 km/s'ye düşüyor sabit gazda. Hızı sabit tutmak için gaza basarsam çok daha fazla yakıyor tabii. Yokuş aşağı inerkense, çok hızlanmak istemediğim için hızımı sabit (örneğin, 130'da) tutacak şekilde gaz veriyorum. Daha fazla hızlanıp yakıtı hava sürtünmesine feda etmek istemiyorum.



_____________________________



 
422 Mesaj
8 Eylül 2006; 0:09:35 

evet topiği açan kişi olarak uzun süredir ayrı kaldım (malum tatil) yeni geldim. bende bi dizel kullanıcısı olarak arabamın uzun yol izlenimlerini yazayım.
arabam 2005 fiesta tdci. bu yaz yaklaşık 7500 km yol yaptım. aracım yol sesini biraz fazla aldığını itiraf etmeliyim. ayrıca kronik kapı sesleride yok değildi hani.
ancak yakıt beni fazlasıyla memnun etti. sürekli full bagaj ve 3 kişi+klima gitmeme rağmen 4.5-4.8/100km arası yaktı. tabi bu değerler 120-130 km hızla. (otobanda 150-160) bu arada en azından 1 depoyu 90-100 km ile denemek istememe rağmen hiç dayanamadım. dayanan arkadaşları tebrik ederim.
tabi dizelin tadını rampalarda sürdüğümüde belirtmek isterim. yani sonuç olarak genelde arabama iyi not verdim.


_____________________________



 
5663 Mesaj
8 Eylül 2006; 10:38:10 


quote:

Orjinalden alıntı: umut976

Kurşun asker verdiğin teknik bilgiler ışıgında 670km yol yaptım.3/4 depo bezinle (yakşalık 35lt) ancak şöyle bir sorun var dizel araçlarda ne kadar devir düşük olursa o kadar iyi mantığı ne kadar doğru? Mesela dik bir yokuşu 4. vitesle 3000 devirlemi çıkmak iyi yoksa 5. viteste 2000 devirlemi? Düşük devirde dizel araçlarda kurum yapma sorunu var?Bu konuda bilgi verirsen sewvinirim




torkun yüksek olduğu devirde kullanırsan araba rampada daha iyi çıkar


_____________________________



1097 Mesaj
8 Eylül 2006; 17:26:28 

Bir tuhaflık var bende HDI 110 HP olanından var... 1000 civarı km yapıyorum şehir içi... şehir dışı 1400 gördüm... Bu yaz çeşmeye giderken...

Birde aklıma gelmişken vites değiştirme sırasında 3500dd demişsin ben 3000 deviri geçmem... SAnırım o aralıkta daha az yakıyor...

sende 1,6 ve 1,4 HDI olanların tork eğrileri var mı paylaşabilirmisin...


quote:

Orjinalden alıntı: kursunasker

Dönüşte başka yoldan geldim, bu sefer 110 km/s hızı aşmamaya dikkat ederek. Antalya ve Kemer arasında 2-3 gün kullandıktan sonra, Denizli üzerinden Bergama'ya ve oradan dönüp Susurluk'a ulaştım. 1000 kilometre civarında geçmiştim, depoyu doldurunca ortalama yakıt tüketimi 4.7 litre civarındaydı. Bazı yokuşlarda biraz fazla hızlı gitmiş olabilirim.
Ama normalde hızlı otoyol sürüşlerini içermeyen şehirlerarası yollarda 5 litre civarında tüketiyor. Ama ekonomik ve dikkatli kullanımla tabii. Yani, gereksiz yere devir yapmayarak, zamanında üst vitese geçerek.
Yokuş aşağı boşa atmak gibi bir şey yapmıyorum çünkü yakıt tüketimini düşürmüyor, arttırıyor. Hızı sabit tutacak bir vites seçilip inildiğinde, motor yakıtla değil aracın ağırlığının oluşturduğu kuvvetle dönüyor. Gaz verilmezse, yakıt tüketimi sıfır oluyor. Boşa atılırsa, bu sefer motoru rölantide tutmak için belli bir yakıt tüketilmesi gerekiyor. Yol bilgisayarlı başka araçlarda bu açıkça görülüyor.

Diğer arkadaşımızın sorusuna gelince:
Şahin örneğini, Şahin ve 307 1.4 Hdi bile minibüslerden ve kamyonlardan hızlıdır anlamında verdim.
Hayır, minibüs ve kamyonlar daha hızlıdır diyen varsa, buyursun rakamları sunsun.

Yanlış viteste yanlış devirde yakalanınca her araçta olabilir böyle şeyler. 70 beygirlik bir dizel motorun yüksek performanslı olacağını kimse iddia edemez.
Buradaki iddia şudur:
1- Bu araç çok ekonomiktir.
2- Günlük kullanımda yeterli performansa sahiptir

Herkes ticari araçların çok performanslı olduğunu iddia ediyor. Bunu söylerken tabii eski ticari araçlarla karşılaştırma yapıyorlar. 307 1.4 HDi de yavaştır biraz ama diğer binek otomobillere göre yavaştır. Ticari araçlardan daha yavaş değildir. Hiç kimse bana öyle geliyor diyemez.

307 1.4 HDi, otoyolda 160 km/s hıza kadar çıkabiliyor. Ama doğrusu normalde, yol boşsa ve fazla rüzgar yoksa 120-130 km/s ile gitmeyi tercih ediyorum. Bu hızda gidildiğinde 6 litre / 100 km civarında tüketiyor. Örneğin, 80 km/s hızla giderkense 3.5 litre civarında tükettiğini tahmin ediyorum. Tabii, sabit hızda gitmek mümkün değil. Buna göre değişebiliyor.
Diğer araçlarda da aynı şekilde. Örneğin bazı benzinli araçların tüketimi 140-150 km/s hızda 10 litreye ulaşıyor.

Ben bu araçla istediğim yere istediğim hızda gidebiliyorum. Belki biraz daha geç hızlanıyorum ama yine de bu yakıt tüketimi için değer. Sonuç olarak, trafik kurallarına uygun bir şekilde bir yerden bir yere gidildiğinde, zaman olarak kayde değer bir kayıp olmuyor. Yarış yapacak olsak zaten başka araba alırız. (Trafikte yarışa karşıyım zaten, büyük sorumsuzluk. Kendine güvenen, çıkar piste, giyer kaskını, örneğin, Karting'de aynı araçlarla yarışır, o zaman görülür kimin ne kadar iyi olduğu. Aksi durumlarda, trafikte kendi kendine gelin güveyi olup, normal giden araçlarla yarışır gibi yapıp tatmin olmaya çalışmak çocukça bir davranış)
Ayrıca, çoğunlukla, şehir içinde kullanıldığında yakıt tüketimi daha da önem kazanıyor.

Bu araç herkese uygundur, herkes bunu almalıdır demiyorum.
Ben sürüş yeteneklerime güveniyorum. Aracın sahip olduğu performansı gerekli durumlarda sonuna kadar kullanıyorum. Ama doğrusu, benzinli araçlara göre neredeyse yarı yarıya az masrafla yolculuk etmek bayağı zevkli. Hem de bir depoyla gidilen yol çok uzun. Şehir içinde bir depoyla (60 litre) 800 km civarıda geçiliyor. Şehir dışında, araç yüklüyken bile 1000 km civarında (50-55 litre yakıtla).

Not: arabadergisi.com'daki yazıyı okumadan tartışıyoruz gibi geliyor bana.
Bu testin amacı acaba bu araba ne kadar az yakabilir diye öğrenmekti. Bazı insanlar resmi yakıt tüketimi rakamlarının doğru olmadığını iddia ediyor. Demek ki koşullar uygun olursa, bu rakamlara ulaşılabiliyor. Koşullar ne kadar kötüyse, bu rakamlardan o kadar uzaklaşılıyor.



_____________________________

Güç Para İktidar ve Hız


 
60 Mesaj
14 Eylül 2006; 10:45:40 

Şu anda bulamadım 1.6'nın tork grafiğini, bulunca gönderirim.
1.6 HDi'nin torku daha yüksek bu nedenle daha erken vites değiştirmeyi kaldırabilir.
Bir de 1.4'ün en yüksek torku 2000 d/d olduğu için, üst vitese geçince bu devirde olmayı hedefliyorum.
1.6 HDi ise en yüksek torkunu 1750 d/d'de veriyor. Yani hem daha yüksek torka sahip hem de bunu daha düşük devirde veriyor. Bu da motorun esnekliğini arttırıyor.


_____________________________



 
1092 Mesaj
21 Ekim 2006; 11:25:55 

arkadaşlar bildiğim ve kullandığım kadarıyla aktarayım mukayeseli olarak..araçların tork eğrileri değişkenlik gösterebilir evet..ve bu bantta vites değişikliği uygun olabilir evet..motorlar devirsiz kullanılırlarsa araçta faydasız kurum denen tortular oluşur evet..dizellerin ilk çalıştırılmaları esnasında kısa bir zaman zarfında siyah duman atması normal(ki benzinli motorlarda jikle devrede olduğundan ilk çalışma anında zengin karışımdan dolayı siyah duman atar kısa bir süre..)bu duman devamlı olmamalı..size 1999 model vw caddy 1.9 SDI 64 hp aracı örnekleyeyim;bu araçlardan birini ben,diğerini arkadaşım benimle aynı güzergah,hava koşulları,yük ve trafik yoğunluğunda kullandık..ve ben 49 lt mazotla 820 km yaptım,O ise 52 lt mazotla 790 km yaptı..dağılım %65 yoğun şehiriçi trafiği % 35 E5-E6 gibi açık trafik..buradan hareketle ben daha makul devirlerde vites değiştiriyorken arkadaşım üst devirleri zorluyordu..şimdi diyeceksiniz ki;senin kullandığın aracın motoru faydasız kurum bağladı..
bunun da püf noktası şudur;ister benzinli olsun ister dizel,şehir içinde sağır kalmış yani hep alt devirlerde dur kalk yorulmuş bir aracı uzunyola çıkar çıkmaz sıkıştırmayacaksın,yavaş yavaş hızı artıracaksın..ve benzinli ise yaklaşık 4000-4500 devirlerde,dizelse yine 3500-4000 devirlerde en az 25-30 dakika yol almak ki en üst vitesi kastediyorum bu zararlı kurumların büyük ölçüde atılmasını sağlayacaktır..her hareketin bir kontrası var değil mi?ben gerektiği kadar gaza basmayı iyi öğrendiğimi düşünüyorum.. 99 model 1.4 paliom ile ki 111700 km de 45 lt benzin ile 800 km menzile ulaşıyorum iş için kullandığım araçları da bu hassasiyetle kullansam yakıt kaygısıyla çok uzun menzile erişmem hiç te zor değil benim için..gerçekten gaza nasıl basılması gerektiğini iyi öğrendim (frenleme ve yavaşlama dahil)


_____________________________



 
60 Mesaj
29 Ekim 2006; 0:34:40 

Bir noktaya açıklık getirelim, yanlış anlaşılmasın.
Dizeller için düşük devir en yüksek torkun altında bir devir anlamındadır.
Genelde en yüksek tork motora göre 1700 ile 2000 arasında oluyor. Bundan 200-300 d/d aşağıda kullanmak geçici olarak kabul edilebilir ama sürekli olarak bu devrin altında gitmek iyi değil. Verimliliği de düşürür. Kurum zaten bu nedenle oluşur, yani iyi yanma olmayınca. Ayrıca gaza birden yüklenildiğinde de siyah duman çıkıyor. Gaza biraz daha kademeli basıldığında bu siyah duman ya çıkmıyor, ya da çok az çıkıyor. Siyah duman çıkması demek yakıt iyi yanmıyor, yani yakıt (paralar) boşa gidiyor demek.

Sürekli en yüksek tork devrinde kullanmanın dizele herhangi bir zararı yok, aksine her bakımdan faydası var. Motor en verimli şekilde çalışıyor, performans en yüksek düzeyde, yakıt tüketimi en düşük düzeyde, egzoz atıkları da en düşük düzeyde.


_____________________________



174 Mesaj
2 Kasım 2007; 0:11:03 

ARKADAŞLAR KISACA SORUYORUM LÜTFEN NET CEVAP MÜMKÜNSE
---BEN YENİ DİZEL ARABA ALDIM DEDİKLERİNİZE MÜMKÜN MERTEBE DİKKAT EDİYORUM BAZEN DALGINLIKTA DEVİRİ TUTMUYOR AMA HEMEN AKLIMA GELİNCE TORKU AYARLIYORUM...

BU HATALAR UZUN VADELİ YAPILIRSAMI YOKSA BİRKAÇKEZ OLUNCA ARIZA BAŞLAR MI...

YANİ KISACA DİZEL ARABA ALMAKLA IYI ETMIŞMİYİM...
SAYGILAR..


_____________________________



1007 Mesaj
2 Kasım 2007; 0:55:03 


quote:

Orjinalden alıntı: MAŞ71

ARKADAŞLAR KISACA SORUYORUM LÜTFEN NET CEVAP MÜMKÜNSE
---BEN YENİ DİZEL ARABA ALDIM DEDİKLERİNİZE MÜMKÜN MERTEBE DİKKAT EDİYORUM BAZEN DALGINLIKTA DEVİRİ TUTMUYOR AMA HEMEN AKLIMA GELİNCE TORKU AYARLIYORUM...

BU HATALAR UZUN VADELİ YAPILIRSAMI YOKSA BİRKAÇKEZ OLUNCA ARIZA BAŞLAR MI...

YANİ KISACA DİZEL ARABA ALMAKLA IYI ETMIŞMİYİM...
SAYGILAR..

Dikkat ederseniz,aracınızın bakımını zamanında yaptırırsanız hiçbir zararı olmaz,ama dizel motor olduğu için yüksek devirlerde daha düşük verim alırsınız.


_____________________________



 
27 Mesaj
2 Kasım 2007; 15:11:56 

arkadaşlar 2005 clio dizel km 130000 binde uygun fiyatla alabiliyorum ama cevremdekilier km fazla dizel araba 100 binden sonra motor ister altından kalkamasssın diyor ne yapmalıyım.