6 yillik Amerika hikayem (parca parca anlatacagim)-27. bolum geldi.
508 Cevap21332 Görüntüleme378 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Yazdır
Sayfa: [1] 3 4 5 6 7 8 9      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Giriş
Mesaj


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 8:50:37 

Baslikta yazdigi gibi yarindan itibaren baslayarak parca parca 6 yillik ve hala devam eden Amerika hikayemi sizlerle paylasacagim kizlarindan lise/universite hayatina kadar. Isteyenler takip edeblirler. Amerika ile ilgili merak ettigi seyler olan forumdaslarinda sorularini bu konu altinda yanitlayabilirim. Amerika'da yasadigim sure icersinde her yaz Turkiye'ye 3 aylik bir sure icin dondum istege gore yazlari Turkiye'de olanlarida anlatabilirim veya direk sadece seneden, seneye Amerika'da olanlar ile devamda edebilirim.

Not: Suan itibariyle bulundugum yerde saat 12:50 gece. Yarin dedigim 24 saat sonrasi degil. Kalktiktan sonra veya yarin okuldan ciktiktan sonra yazmaya baslayacagim.

Neyse belli bir sure yazip giris bolumunu bitirdim. Bir sonraki partta Amerika maceralarina giriyorum. Ilk bolum hayirli ugurlu olsun

Bastan soyliyeyim. Imla kurallarinda, turkce yazimimda hatalar, garip, devrik cumleler, noktalama hatalari falan olabilir. Onlarida surekli Turkce konusmamama verip mazur gorun.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

OKS sinavi stresiyle gecen bir seneden sonra hayatimda olucak degisiklerden habersiz arkadaslarimla yazin keyfini cikarmaya baslamistim. Yaklasik 8 senemi ayni okula giderek birlikte gecirdigim kisilerle pekde fazla zamanim kalmamisti aslinda cunku temmuz ayinda Amerika'da yasayan teyzemle kuzenimi ziyaret etmek icin ayni zamanda tatil amacli olarak Amerika yolunu tutucaktim. 8. sinif hayatimin OKS kaynakli olumsuzluklara ragmen en guzel yillarindan biriydi. Okulda epey populerdim, belkide en populer kisiydim, guzeller guzeli, laflarla anlatamayacagim kadar sevdigim bir kiz arkadasim vardi. Simdi 8. sinif cocugu askdan ne anlar diyor olabilir bazilariniz ama seviyordum iste. Bunlarin yaninda buyuk bir sosyal cevre ve harika arkadasliklarim vardi ama o yilin sonuna gelmistik artik onu dusundukce huzunleniyordum.
Olumsuz yonlere gelirsek, 1. siniftan beri oynadigim, cok basarili oldugum, yasitlarim icin olan milli takima kadar yukseldigim basketboldan derslerimin kotu olmasi ve ailemin okula spordan daha fazla onem vermesi sebebiyle vazgecmek zorunda kaldim. Cok zoruma gidiyordu cunku cok seviyordum bu sporu, beni kucuk yastan olgunlastiran, mukemmel arkadaslar kazandiran bu spordan vazgecip, cok sevdigim takim arkadaslarimla bi daha ayni sekilde birlikte olamayacak olmak hic hosuma gitmiyordu. Sonucta ben 1. siniftan beri bu spora herseyimi vermistim. Kar,kis,yaz,sicak demeden calismistim, yillarca hayatimi ona gore ayarlayip 4. siniftan itibaren okul mokul dinlemeden haftada 6 gun antremana gidiyordum. Bu cok sevdigim spordan vazgecmek, oynamaya devam etseydim ne olabilicegimi bilemeyecek olmak canimi cok sikiyordu ama artik tek cocuk olmaninda verdigi etkiyle ailemin ve cevremdekilerin beklentilerinin altinda ezilmeye baslamistim. Derslerden dolayi surekli her veli toplantisindan sonra, veya notlari ailemin ogrendigi her vakit evde bagir cagir kavga etmektende bikmistim. Beni basketbola baslatan babam her ne kadar oynamami her zaman destekleyip, oynamaya devam etmemi istesede annemle bu konu hakkinda tartistiktan sonra basketbolu birakip derslere yogunlasmanin benim icin en iyisi olduguna karar vermisti. Durum boyle olunca senenin ortalarina dogru arkadas cevremin gittigi dershaneye yazilmistim bende. Tembel bir ogrenciydim, yaramazdim. Ozel okula gidiyordum ve asiri buyuk seyler olmadikca atilmayacagimi bildigim icin haylazligin dibine vurmustum. Dersler falan 1 gram umrumda degildi, egleniyordum. Nihayetinde dershaneye gitmek birazda olsa etki etmisti ama 0 calismayla ancak ortalamanin ustunde bir sonuc alabilmistim. Sinav sonucuda umrumda degildi nasil olsa daha lisesi oss si var bunun diye bakiyordum. Ailemde memnun degildi ama kavga dovusten onlarda bikmisti ve hala zaman oldugunun onlarda farkindaydi ondan onumuze bakiyorduk. Neyse dershane konusunu cok uzatmadan yaza doneyim.

Okul/Dershane derken yeterince vakit geciremedigim kiz arkadasimla vakit gecirebilicektim sonunda ama ne olduysa eski kiz arkadasimla yilin sonlarina dogru onun bana hala asik oldugunu bile bile yakin arkadas olmustum ve bana yakin davrandikca bir sure sonra herseyden cok sevdigim kiz arkadasimdan sogumaya baslamistim. Bu soguma uzun surmeyecekti tabiki surmedide ama aklim 5-10 gun sonra basina geldiginde artik cok gecti cunku benim Amerikaya gitmeme daha vakit olmasina ragmen, kiz arkadasimin ailesi 20 gunlugune italya tatiline gitmeye karar vermislerdi ve bende o daha Turkiye'ye geri donmeden Amerika'ya gitmis olucaktim. Yapicak birsey yoktu, tatili her zaman yaptigim gibi arkadaslarimla gecirerek Amerika'ya gelme gunune yaklasiyordum. Zaman yaklastikca heyecanda artiyordu. Hic ingilizcem yoktu okulda ana okulundan beri Fransizca goruyordum, haftada gordugum 2 saatlik ingilizcede hicbir ise yaramiyordu zaten ama sorun degildi ben orda turist olucaktim vede nasil olsa ingilizceyi sakir sakir konusan kuzenim ordaydi. Amerika'ya 2 aylik bir tatile gidicektim ve heyecanliydim. Daha once 10 dan fazla ulke gezmistim ama herkesin bahsettigi o Amerika ismi bana heyecan veriyordu. Kuzenimin msn uzerinden anlattigi lise maceralarindaki kizlari/ortami gormek icin can atiyordum. Pasaport vize islemleride hallolduktan bir sure sonra o gun gelmisti. Bavullar hazirlandi ve Amerika yolculuguna baslamak uzere yasadigim sehir olan Bursa'dan Istanbul hava alanina dogru yolculuga koyulmustum.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Amerikaya ilk varis ve yazin buyuk bir bolumu

Hava alaninda bir sure bekledikten sonra ucaga binme vakti gelmisti. Bindikten sonra ulan simdi ucakta 10-12 saat nasil gecicek diye dusunuyordum. Neyseki uzun yolculuklarda koltuk arkalarina konulan konsollardan vardi. Film-oyun falan derken zaman bir sekilde geciyordu ama ona ragmen epey sikilmistim. Neyse uzun bir yolculuktan sonra Amerikaya varmistik. Kuzenimin yasadigi bolge Amerika'nin en guzel kizlarinin bulundugu bolgeydi bende sarisin hastasi biri olarak hava alanina iner inmez guzel 2-3 sarisin gormustum, Boyle kizlari onceden sadece filmlerde gorebildigim icin caktirmadan guzel kiz gordukce bakiyordum. Neyse pasaport kontrolune geldik yapili bir adam, bana niye geldin falan diye soruyordu bende anlamadim tabi. Cem Yilmazin anlattigi gibi yan tarafta ingilizce bilen insanlara bakip, bir ingilizce aktarmasi yapmaya falan kalktim. Neyseki adamda anladi ingilizce bilmedigimi ondan soru sormayi birakip sadece o parmak izi alan alete parmak basma islemlerini falan yaptirip bitirdi islemleri. Geldikten sonra 3 saatlik bir otobus yolculugu ile hava alanindan teyzemlerin yasadigi sehre vardik. Bu sehir Amerika'nin en iyi universitelerinden birine sahipdi ve ogrenci sehriydi. Nufusun cogunlugu universite ogrencisinden olusuyordu.

Sehir merkezinde otobusun son duraginda inmistik. Turkiye'de 13-14 yillik yasamimda gormedigim kadar guzel kizi resmen bir kac saat icinde goruyordum. Simdi abartma falan diyecekler olabilir, ama tum samimiyetimle soyliyorum gercektende durum oyleydi. O an cennete dustuk lan dedim su kizi soyle gotururum, bu kizi boyle gotururum diye hayallere girmeye basladim. Tabi bu hayaller kiz arkadasimin aklima gelmesiyle cok uzun surmedi. Zaten kiz goturebilcegim falanda yoktu. Yillarca anlatilan hikayelerden sonra oyle bir kani olusmustuki uzerimde sanki gider gitmez tum kizlar beni bekliyor olucakti nitekimde oyle olmadi ama sorun yoktu benim icin etrafimda konusulan hicbir seyi anlamamama ragmen 2-3 aya bu ingilizceyi sakir sakir konusurum ben diye bakiyordum. Neyse teyzem bizi karsilamaya gelmisti ve tekrar sehir otobuslerinden birine binip, kisa bir yolculugun ardindan eve varmistik. Simdi burda kuzenimle 2 ay gibi bir zamanim vardi. Kendisiyle hep iyi anlastigim icin epey zevkli olur diye dusunuyordum. Yaz baslar baslamaz annemler hafta ici her gun ozel ders almami istediler, benim tabi hosuma gitmedi ama babamin falan israriyla Amerika'ya bosunami gittin gitmisken ozel ders al ingilizcenide gelistir demesiyle mecburen her sabah 9 da kalkip gitmeye baslamistim. Derslere yolu ogrendikten sonra otobuse binip tek gitmeye baslamistim. Otobuste bana birsey dendiginde hic bir sekilde anlamiyordum bom bom insanlarin suratina bakiyordum. Heryerde boyleydi bu sadece otobusle sinirli degildi ama genelde yanimda kuzenim oldugu icin o beni kurtariyordu.

Dogrusunu soylemek gerekirse yazim, sporla, parkda tibetilerle, zencilerle basket oynarak, diger sporlari yaparak, vede kursa giderek geciyordu. Ne bir parti yuzu gordum nede bir kizla muhabbetim falan olmustu, zaten ne muhabbeti olucaktiki. Konusmayi birak anlamasini bile zor beceriyordum. Hayal kirikligina ugramistim. Amerika hicde oyle filmlerde izledigim, bana anlatilan hikayelerde oldugu gibi bir yer degildi. Sporla, kursa giderek, ve arada degisik yerlere giderek yazin buyuk bir bolumu gecmisti. Amerikda bir yazin hic bu kadar bos, monoton sekilde gecicegini dusunmemistim. Oyle bir yazdiki anlatilicak adam gibi bir anisi bile yoktu. Bu sirada kiz arkadasimida cok ozliyordum ve Amerika'ninda bekledigim gibi bir yer cikmamasindan sonra Turkiye'ye donup onu tekrar gorebilmek icin can atiyordum. Msn uzerinden surekli konusuyorduk. Artik yazin sonu yaklasmisti, donme vaktine 2 hafta falan kala, babam okul islemleri ile ilgili hangi liseye gidicegimi falan arayip soyledi, okul hakkinda falan konustuk. Kac senedir birlikte oldugum insanlar baska liselere dagilmisti, uzulmustum ama o an tek derdim kiz arkadasimla ayni okulda bulunmakti. En buyuk korkumda farkli sehirlere dusmekti. Yazin sonu yaklasirken aniden olcak olaylardan habersiz yukarda anlattigim sekilde gunlerimi gecirmeye devam ediyordum.

-----------------------------------------------------------
Amerikada kalis hikayesi.

Kiz arkadasimin ailesi Bursanin en zengin ailelerinden biriydi ve sulalecek cocuklarini lisede iyi egitim almalari icin isvicreye yolluyorlardi. Ben boyle bir ihtimal oldugunu en basindan beri biliyordum ama bir kesinligi yoktu. Ailesini ikna etmek icin tum yaz ugrasmasina ragmen ise yaramamisti. Liseye isivcreye gidicegini ogrendigim anda basimdan asagi kaynar sular dokulmustu ama yapabilcegim hicbirsey yoktu. Sinirliydim, onun bir sucu yoktu aslinda ama tum hayallerim yerle bir olmustu. Kuzenimde tatilin bitmesine yakin beni Amerikada liseye ve universiteye gitmem icin ikna etmeye calisiyordu ama benim aklimda oyle birsey hic bir zaman olmamisti taki isvicre olayini ogrenene kadar.

Beni Turkiyeye baglayan cok sey vardi ama o an yok gibiydi. Kuzenimde beni 3 ay iyi ingilizce ogrencegime ikna etmisti bende 3 ay ne ki diyip Turkiyede okullarin acilmasina 1 hafta kala ailemi ikna islemlerine baslamistim. Amerikada okumayi kafama koymustum. Hersey o kadar ani olmustuki aslinda hic bir umudum yoktu amerikada kalmama izin verceklerine dair. Nitekimde oyle oldu. Ilk basta hayir dediler ama bir sekilde ikna etmem gerekiyordu. Dil konusunu acip zaten iyi duzeyde fransizca bildigimi ve burda ingilizce ve ispanyolcada ogrenerek cok donanimli bir insan olacagimi soylerek ailemin kanina girmistim. Amerikada okuma dusuncesi onlarinda aklina yatmisti sonunde ve evet dediler.   Babam hemen ucak bileti alip Turkiyede kalan kiyafetlerimin kalanini getirmisti ve acilen gidip kuzenimin gittigi liseye kayit olmustum. Kiz arkadasimi gormek icin gun sayarken bir anda hersey degismisti. 1 hafta sonra Amerikada liseye baslayacaktim. Isin kotu yani ingilizcem hala 0 a yakindi ama hicbir sey umrumda degildi. Isvicre olayi beni yaralamisti ve kendi kendime o isvicreye gidiyorsa bende Amerikaya giderim diye kontra atak yapmistim guya. Kendime olan guvenim her zaman yuksek olmustur. Amerikada kalcagimi ogrenen insanlar sasiriyor ve o ingilizceyle ailem olmadan Amerikada kalmaya cesaret edebilmeme hayranlik duyuyorlardi ama bunun guvenle o vakit pek alakasi yoktu. Elbette kendime guvenim kararimda bir etki olmustur ama disardan bakan insanlar gibi cesaret konusunu ben nerdeyse hic dusunmemistim bile.

Artik yeni bir tecrubeye bakiyordum ve kuzenimin bana burda basketbolun daha gelisik oldugunu ve derslerin basit olmasini soylemesi beni kararimla ilgili epey rahatliyordu. Ingilizceyi cozdukten sonra burda hayatimi yasayacaktim. Tembel bir ogrenci olarak oss stresinden kurtulucak olmakda ayri bir guzellikti.  1 hafta bitmisti ve zaman gelmisti, okul basliyordu. Amerikada teyzem ve kuzenimle kalicaktim. Acikcasi korkuyordum, cunku dil bilmeden amerikada liseye gidicektim. Heyecanliydim ama daha cok korku vardi. Hic bilmedigim bir ortamdi ve insanlarin benle dalga geciceklerine kendimi inandirmistim ama donmeyecegim bir yola girmistim artik. Korkunun ecele faydasi yok dedim ve okul sabahi kalkip hazirlanmaya basladim...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Lisedeki ilk senemdeki ilk donemler


Vakit gelmisti. Okula gitmek icin hazirdim. Kafamda kurdukca kurdum, millet benle (turkey) hindi diye dalga gecicek falan niye. Neyse okula gitmek uzere kuzenimle evden ciktik. Otobuse bindik ve okula gelmistik ama bir konuda rahattim sonucta yanimda kuzenim olucakti herhangi bir durumda ondan yardim alirim diye dusunuyordum. 15 dklik otobus yolculugundan sonra okula varmistik ve iceri girdik. Her tarafta yuruyen topluluklar, sakalasan insanlar vardi. Binayi nerdeyse hic bilmiyordum etraftaki hersye buyuyor bense kuculuyordum. Cok olmamisti yardim alirim dedigim kuzenimle daha girdikten 5 dk sonra siniflara gitmek icin ayrilmistim bile. Artik tek basimaydim. Elimdeki ders programina gore ilk dersimin olcagi sinif numarasina bakip, sinifi aramaya koyuldum. Sinifa girdigimde benim gibi insanlar gelmis siralarda oturuyorlardi, hersey normaldi aslinda benim ingilizce bilmemem haric. Ilk gun adetidir, hoca siniftaki ogrencilerden kendilerini tanitmalarini istedi. Sirayla herkes catir catir adini falan soylerken bense sira bana gelmesin birsey olsun ben konusmiyim diye dua ediyordum ama dualarim kabul olmamis olacakki sira bana geldi. Ingilizcem el verdigi kadar tanittim kendimi, zaten siniftakilerde anladilar durumumu ve cok soru falan sormadilar. Cok vakit gecmeden mudurun konusma verecegi konferans odasinin yolunu tuttuk sinifca. Konferans odasinda sinifla birlikte oturdum ama etrafimda ne oluyor ne bitiyor hic bir fikrim yoktu. Soyle bir etrafima baktim, herkesin konusma seslerinden olusan gurultuyle birlikte etrafta olan biten hicbir seyi anlamiyordum. Tamamen baska dunyalara gidip kaybolmustum. Mudur konusmasini yapmaya basladi, sonra sirayla hocalar falan cikti konustular. Millet alkislayinca alkisliyor, gulunce yapmacik guluyordum bende. Her sinif farkli kisiler ve hocalarla oldugu icin tekrar tekrar tanitma olayini yapmak zorunda kaldim. 2000 kisilik bir liseydi ve buyuktu. Yazin basket oynadigim bir kac insandan baska kimseyi tanimiyordum daha once gormemistim bile. Dersler bitip, evin yoluna koyuldugumda mutsuz degildim aslinda. Garip hissediyordum, farkli bir tecrubeydi. Heyecanim hala dinmemisti. Kafamda kurdugum gibi kimsenin benle dalga gecmedigini gordum ama hala ilerki zamanlar icin konusmaktan hata yapmaktan korkuyordum. Mukemmel olmak ve bende iyi ingilizce konusan insanlar gibi konusabilmek icin cok sey verirdim o gun.


Ertesi gun beni benim gibi ingilizcesi kotu olanlarin oldugu bir sinafa koydular. Bir kac gun sonrada matematik icin ingilizce gerekmedigi gerekcesiyle tekrar Amerikalilarin oldugu sinafa gonderdiler. Ilk baslarda siniflarimda surekli degisiklikler oluyordu. Gunlerim ilk gunku gibi gecmeye devam etti ama zamanla kafamdaki olumlu tum dusunceler olumsuzlasiyordu. Ilk baslarda heyecanim bazi seyleri gormezden gelmeme izin veriyordu, ama ingilizce ogrenmenin sandigim kadar cabuk olmayacagini anlamaya basladigimda benim icin sorunlar basliyordu. Ogle tenefuslerinde okulun buyuk bir spor salonu vardi icerde 5-6 tam saha basketbol sahasi oluyordu, kuzenimle oraya gidip basketbol oynuyordum. Amerika'da rahat oldugum tek yer orasi olmaya baslamisti, cunku basketbolun dili ortakti ingilizce bilmek gerekmiyordu. Milletle konusmaya gelince ordada konusamiyordum ama fark etmiyordu sevdigim sporu yapiyordum zevk aliyordum. O siralar yasitlarima gore epey iyi oynadigimdan dolayi, millet beni tanimaya baslamisti. Gelip benimle tanisiyorlardi, konusmaya calisiyorlardi ama adin neden falan ileri gitmiyordu. Basketbol oynayanlarinda yuzde 80 i falan zenciydi zaten. Okuldaki tek tanidiklarim zenciler ve benim gibi ingilizce bilmeyen asyalilar, meksikalilar falandi.


Zaman gectikce kararimi sorguluyordum. Cunku hic bir sey bekledigim kadar hizli bekledigim kadar iyi gecmiyordu, hersey beklentilemin cok cok altindaydi. Biri bana birsey dediginde anlamiyordum ya yes ya no diyordum. Suratlari degisirse anliyordum ki evet hayir sorusu sormamislar. Hatta bi ara otomatige baglamistim beden egitiminde onumde duran cocuk arkasini donup adin ne demisti no demistim, ayni hizla geri donmustu. Bu sirada kiz arkadasimla ve Turkiye'deki arkadaslarimla hala asiri muhabbet ediyordum. Mesafe'nin verdigi etki ve burdaki kizlari gorunce yavas yavas kiz arkadasimdanda sogumaya baslamistim. Hala saniyordumki ben 1-2 aya kizlari goturmeye baslarim. Zaman gectikce ingilizcem iyi oluyordu ama hala iyi bir diyalog icine giricek seviyeden epey uzaktaydim. Kisiligim degisiyordu, kendime olan guvenimi kaybetmeye baslamistim. Her girdigim ortamda sozu gecen, sakaci cok konusan, sevilen biri olmaktan cikip. Sessiz, cogu zaman 1 kelime bile etmeyen, utangac, guvensiz, ezik bir insan haline gelmistim. Gun gectikce okulda sporlardan dolayi daha cok taninmaya baslamistim, beni ayakta tutan tek seyde oydu bir nevi. Koskaca Amerika'da tutunabilecim tek seyim basketbol olarak kalmisti. O ogle tenefuslerinde oynadigim basketbolda olmasa psikolojik olarak iyice kotu seviyelere inerdim sanirim. Resim cizmede, sanatda falan ne kadar yeteneksizsem, spordada o kadar yetenekliydim. Oynadigim her sporda iyiydim, basketten ziyade futbolada baya yetenegim vardi. Turkiye'dede okulda surekli oynayarak kendimi iyice gelistirmistim ve kluplerde futbol oynayan arkadaslarima karsi siritmadan rahatca oynayacak seviyelerdeydim. Beden egitiminde tenisden sonra sira futbola gelmisti. Benim seviyemi birak yaklasicak biri bile yoktu koskaca sinifda. Bana topu veriyorlardi sonra kalenin onunde bekleyip attigim calimlari sayiyorlardi sinifca. Dedigim gibi sporlar beni ayakta tutan tek seydi. Insanlarla tanisabilmemi saglayanda oynadigim sporlardi.



Zaman gectikce ingilizcemin bu sene icinde asla yeterince iyi olmayacagini anlamistim. Biliyordum artik kendimide ona gore hazirlamaya baslamistim. Turkiye'deki arkadaslarimla konusurkense herkesin buyuk beklentileri oluyordu. Kesin simdi 10 kiz gotusmussundur orda gibi. Konustugum herkese yalan soyliyordum bir suru kizla takiliyorum, amerika soyle guzel boyle guzel diye. Aslinda hicbiri dogru degildi ama kendime icinde bulundugum durumu yakistiramiyordum, biliyordumki arkadaslarimda beni taniyanlarda yakistirmazlardi. Yuksekteydim ama yere fena cakilmistim. Dususum cok sert olmustu ama en asagidan yukaridan baska gidicek bi yerim olmadigini biliyordum, onun icin hep olaya gittikce duzelicek diye pozitif bakmaya calistim. Sabirsizdim, islerin bu kadar yavas ilerliyor olmasi beni deli ediyordu. Okulda beni taniyanlar vardi, benim tanidiklarim merhabalastiklarim git gide cogaliyordu ama adam gibi diyalog kurabilicegim, dertlesebilicegim 1 tane bile arkadasim yoktu. Disarda cikip dolasabilcegim, gezebilicegimde birileri yoktu. Buda yazin gibiydi artik lisedeydim ama hala 1 tane parti yuzu gormemistim. Eve gelip zamanimin cogunu Turkiye'deki arkadaslarimla konusarak geciriyordum. Birileriyle konusabilmeye ihtiyacim vardi ve bunu onlarla karsilamaya calisiyordum. Aslinda yapabilicegim cok sey vardi ama dil herseye asilamayacak engeller koyuyordu. Yasitlarimdaki en guzel kizlarla kesisiyordum arkasinin gelmiyecegini bile bile. Ego tatminiydi herhalde, cunku kendime olan guven olarak nerdeyse yere vurmustum. Artik burda kaldigim icin tamamen pismandim. Verdigim kararin yanlis oldugunu dusunmekten kendimi alamiyordum. Turkiye'de krallar gibi yasamak varken senin neyine Amerika'da kalip bu durumlara dusmek, rezil olmak diyordum. Kisiligim tamamen degismisti, aslinda ben hala ayni kisiydim ama Amerika'daki halim farkliydi. Turkiye'de farkli Amerika'da farkli olucak sekilde 2 farkli kisilige sahip olmustum artik.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
9. sinifin devami

Artik senenin ortalarina gelmistik. Derslerden yana hicbir sikintim yoktu cunku lise 1 deki matematik dersi zaten Turkiye'den bildiigm konulardi ve asiri basitti. Diger siniflarida ingilizcesi kotu olanlarla gordugum icin normale gore daha basitti ve kolayca A aliyordum. Tembelligimden birsey kaybetmemistim aslinda sadece dersler cok basitti. Bu siralarda beden egitiminde basketbola gecmistik ve 9 zenci 1 de ben tam saha mac yapiyorduk. Beni tutan kisi yasitlarim arasinda en iyi oynayanlardan biriydi. Bende okulun en iyi sutorlerinden biriydim bunun yarinda point guard oynadigim icin tum hayatim boyunca dribbling ve pasimda ust duzeydi. Bazi maclar vardir ne atsaniz girer, oda o maclardan biriydi ben attikca topu bana veriyorlardi. Cocugu bildiginiz rezil etmistim, durumuna oda guluyordu ve mac sonunda hepsi gelip tek tek tebrik etmislerdi. O gun artik yukselis gunum olur belki diye dusunmustum ama olmadi. Hala cok farkli degildi okulun ilk basina gore. Oynadigim kisiler okulda her gordugunde selam verip benle konusmaya calisiyorlardi. Tek faydasi o olmustu sanirim ama zevkliydi. 9. siniftaki en guzel anim oydu sanirim tum sene boyunca. Aslinda okulda populer olabilirdim, elimde cok sans vardi. Burda klup takimlari olmadigi icin, herkes okul takimlarinda oynuyordu ve maclarada okuldaki ogrenciler falan herkes gidiyordu.
O sene okul takimlarinda futbol ve basket oynasaydim, ikisininde star oyuncularindan olup epey populer olabilirdim ama oyle bir durumdaydimki takimlarla ilgili bilgi almayi gec, daha kendimi duzgun ifade edemiyordum. Islerin nasil yurudugu konusunda hic bir fikrim yoktu dolayisiyla yaptigim sporlar beden egitimi ve ogle arasiyla sinirli kaldi. Kendimi ifadeyide gectim, resmen kuzenime muhtac hala gelmis gibi bir durumdaydim. Benim soyleyemedigim seyleri millete o soyliyordu benim adima. Birini telefonla aramam gerekiyorsa benim yerime konusmayi o yapiyordu bir yanlis anlama olmamasi icin. Guzel degildi, hala diplerdeydim. Ben kafa yapisi olarak guclu oldugumu dusundum her zaman, cunku hirsliydim, pes etmiyordum, sinirlari her zaman zorluyordum. Kaybetmeyi en kucuk bir macda bile kabullenemeyen sinirlenen bir yapim var. Suanki durumuma baktigimda ise bulundugum zaman icinde en kucuk bir cikis yolu bulamiyordum, eger bulsaydim sonuna kadar zorlardim ama yoktu beni kurtaricak tek sey zamandi. Aslinda isler ilk bastaki kadar kotu degildi. Az buz konusuyordum ve anlamamda epey gelismisti. Isler biraz daha iyi olsada, benim icin tamamen konusmayi ogrenemeden hic bir sey iyi olmayacakti.

Bu arada kiz arkadasimdanda git gide sogumustum ve burdaki kizlarida gore gore ayrilma noktasina gelmistim. Aslinda ciktigim kizda Turkiye sartlarinin cok ustunde Amerika'da dahi guzel sayilicak biriydi ama mesafe elimde olmayan bir sekilde beni ondan sogutuyordu. O ise beni hala cok seviyordu. Beni niye o kadar seviyordu bilmiyordum ama gercekten seviyordu. Ben onu cok sevmistim, cok asiktim ama o hep beni benim onu sevdigimden daha cok sevmisti. Bunu lafda inkar ediyordum ama icten ice biliyordum. Ciddi ciddi ayrilmayi dusunmeye baslamistim. Bahanemde hazirdi, bu iliskiye ailesini ikna edemeyerek onun engel oldugunu dusunuyordum. O oraya gitmisken, ve burda bu kadar guzel kizlar varken ona ihtiyacim yoktu artik. Isin komigi guzel kizlar vardi olmasina hatta cok vardi, mukemmel denilicek kizlari her gun defalarca goruyordum ama bana bir faydalari yoktu. Neyse bir sure daha iliskime devam etme karari aldim. Zordu sevmeden cikmak ama belki yaza kadar dayanabilirsem tekrar severim diye dusunuyordum.

Gunler devam ettikce artik insanlarla yavas yavas konusabilmeye baslamistim ama cat put konusmakla mutlu olucak degildim olamazdimda. Hala dertlesebilcek seviyede olan hicbir arkadasim yoktu, arkadas yapmasi cok basitti aslinda ama konusamayan biriyle istese bile kim arkadaslik yapabilirdiki. Diyalog olmadan el hareketleriyle konusucak degildik. Artik insanlari daha iyi anlayabiliyordum ve bunun farkina varan hocalar beni yavastan amerikalilarla siniflara koymaya baslamislardi. Artik ilk donemin sonlarina dogru variyorduk. Okul notlarim iyiydi. Eve geldigimde eski Kurtlar Vadisinin 90 kusur bolumunu gunluk olarak izliyordum. Birde kuzenimle aksamlari parkda diger insanlarla basketbol oynuyorduk. Su vakte kadar 1 kere olsun okuldan biriyle disarda gezmemistim bile. Artik tek bekledigim sey zamanin gecmesiydi. Bir an once bu yil bitsin bu cehennem bitsin diye bakiyordum ama zaman cok yavas geciyordu. Bir gun bu bulundugum durumdan kalkacagimdan emindim ama suan dogru zaman degildi. Benim Turkiye'de hic bir zaman arkadas yapmak gibi bir problemim olmamisti. Agzim laf yapardi, tipim iyiydi, sakaciydim, herkes beni severdi ve herkesle iyi gecinirdim ama bunlarin hic biri ise yaramiyordu tip haric. Agzimin laf yapmasi bi ise yaramiyordu cunku agzim artik laf yapamiyordu, sakalarimin espirilerimin hepsi gitmisti. Saka yapabilmekten cok uzaktaydim. Beni ben yapan kisisel ozelliklerimden hic birini sergileyemiyordum.


Tam bu siralarda, uzmemek icin surekli ayrilmayi erteledigim kiz arkadasimdanda ayrilmistim. Cok uzulcegini biliyordum, nitekimde oyle oldu ama surekli onun ne hissedicegini dusunerek bu isi erteleyemezdim. Sonra komik bir olay oldu. 2 gun sonra Amerika'dan, Turkiye'ye eski kiz arkadasimla cikmaya baslamistim. Simdi diyeceksinizki sen zaten bu kizdan mesafe yuzunden ayrildin, simdi bu kizda Turkiye'de bunla niye cikiyorsun. Bunu aciklamadan once 8. sinifa geri doneyim. Ben aslinda uzun suredir ayrildigim kiz arkadasimi seviyordum yaklasik 6. sinfidan beri ama hic bir zaman gidipte cikma teklifi etmemistim cunku hep baska kisilerle cikip ayriliyordum. Okul genelinde biliniyordu aslinda ona asik oldugum bana karsi hisleri olsa belli eder diye dusunmustum ama hic boyle birsey olmadi. Sonra 8. sinifda dershanede Bursa'daki tum dedikodulardan haberi olan bir kiz, senin hakkinda cok onemli birsey biliyorum ama soyleyemem dedi. En sinir oldugum insan tiplerinden biride budur, madem soylemiyeceksin niye o zaman oyle diyip insani merak ettiriyorsun anasini satayim. Zira onu dedikten sonra sovdum saydim ve ne oldugunu ogrendim. Soyledigi seyde asik oldugum kizin beni uzun zamandir sevdigiydi. Bunu ogrendikten sonra o siralardan ciktigim kizla ayrildim ertesi gun ve 2-3 tenefus sonra asik oldugum kiza cikma teklifi ettim. Kabul etti ama olaylar cok buyudu cunku ayrildigim kiz ve asik oldugum, cikma teklifi ettigim kiz en iyi arkadaslardi yillardir. Buyuk serefsizlik yaptim ama o kizi uzun zamandir seviyordum ve ogrendigimde dayanamamistim zaten ayrildigim kizlada aram limoniydi ondan direk ayrildim. Neyse simdi olaylarin devamina girmiyip, Amerika'ya geri doneyim. O cok sevdigim kizdan ayrildim ve 2 gun sonra zamaninda ayrildigim eski kiz arkadasimla cikmaya basladim. O kizda zamaninda yaptigim seyden dolayi benden nefret ediyordu ama sonra hala bana asik oldugu icin baristi benimle ve icinde mi kaldi bilmiyorum ama hala beni seviyordu. Aslinda o sirada onuda sevmiyordum ama cikmaya basladik. Cunku kendime olan guvenim 0 di nerdeyse bu siralarda ve hala birileriyle cikip cikamayacagimi gormek istemistim. Uzmemek icin o kadar ayrilmayi erteledigim kiza, en buyuk darbeyi vurmustum, derinden yaralamistim. Bana uzun bir mesaj atmisti, ve yakin arkadaslari her gece uzun sure agladigini soyliyordu. Yaptiklarimdan cok utanmistim ama herkes olaya kendi acisindan bakiyordu. Benim durumumu bilen biri yoktu ama yinede bu benim yaptiklarimi aklamiyordu. Zaten burda bir suru isim vardi, simdi birde bu konu kafami mesgul ediyordu... Aslinda boyle dusuncesiz bir insan degildim hic bir zaman, arkadaslarima ve sevdigim insanlara cok onem verirdim ama her sey cok yanlis vakitlerde oluyordu...
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
9. sinifdaki diger olaylar ve ilk donemin sonu

Not: Yildizli cikan kelime niye oyle cikiyor bilmiyorum ama a-d-v-i-s-o-r-y olucak.

1 hafta icinde diger kizdanda ayrilmistim. Daha dogrusu ben ondan degil o benden ayrilmisti verdigim ters cevaplar, gec saatlere kadar beni beklemesine ragmen onu takmamamdan dolayi. Cokda umrumda degildi sevmiyordum zaten. 9. sinif olarak adlandirilan freshmen lar icin ogle tenefuslerinde 20 dklik ****ory denilen bir sey vardi. Bilmeyenler icin hemen belirteyim. 9. siniflar freshmen, 10. siniflar sophomore, 11. siniflar junior, 12. siniflarda senior olarak adlandiriliyor. Universitedede boyle. Neyse ****ory e geri doneyim. Bu ****ory sacma sapan birseydi, gidip oyle bos bos oturuyordu millet, kucuk etkinlik aktivite falan yapiyorlardi. Guya hocalarda lise ile ilgili tavsiye falan veriyordu ama tamamen bos birseydi. Ben zaten birsey anlamadigimdan gitmek istemiyordum. Gidince etkinliklere katilmak zorunlu oluyordu ve bende anlamiyordum cogu zaman ne oluyor ne bitiyor ve benim birsey yapmam gerekince oyle napcagini bilmeyen biri gibi saga sola bakiniyordum, garip bir durum oluyordu. Aslinda giderdim normalde cunku genel not ortalamasina etki etmesede yarim kredilik bir dersti ama sene basinda benim ders programimda bir karisiklik olmustu ve programa yanlis sinif numarasini yazmislardi. Sonra 1 hafta falan sonra dogru sinifi ogrendigimde hic gitmedim bile cunku herkes birbirini coktan tanitmis olucakti ve benim yeni kisi olarak herkese kendimi tanitmam gerekicekti.
Ogle tenefusleri zaten 50 dk falandi ve bu vakitleri hep basket oynayarak geciriyordum. Daha dogrusu ilk yemek yiyordum. Devlet okulu olmasina ragmen ogle tenefusunde herkezin 2 dilim pizza ve cikolatali, cilekli veya normal sut hakki alma hakki vardi. Ogrenci olanlara bedavaydi, ozel olmayan bir kurumun bu sekilde hizmet vermesi garip gelmisti ama cok takilmamistim bunun yani sira okulun verdigi senelik otobus kartiyla, sehir otobuslerine istedigin vakit karti kullanarak 1 sene boyunca bedava binebiliyordun. Buda guzeldi cunku tum sene boyunca ulasim bedava olucakti. Sehirde zaten otobusler tek ulasim araci oldugu icin gayet kullanisliydi. Turkiye ile karsilastirinca, bi yere gitmek icin surekli para vermeyecek olmak guzel geliyordu. Bu sadece bizim okula ozgun birsey degildi, hastaneler calisanlara, universiteler ogrencilerine, diger universitelerde ayni sekilde ogrencilerine, ve bunun gibi bir suru kurum calisanlarina bu kartlardan veriyordu. Cogu kisi icin senelik ulasim hep bedavaydi yani. Neyse ****ory e geri doneyim. Ilk donem hic gitmedim, 5-10 dk herkes gibi yemek yiyip sonra direk kuzenimle basket sahasina gidiyordum. Eger ****orye gitseydim, sonra yemek derken basket oynamak icin bana kalicak sure 20 dk falandi. 20 dk oynasam nolurdu oynamasam nolurdu.

Basket sahasina gelen insanlarin yuzde 80 i falan zenciydi. Kalan yuzde 20 belkide daha az kisilerde benim gibi beyazlar veya zenci olmayan diger kisilerdi iste. Icerde 5-6 saha oldugu icin epey insan oluyordu. 200 civari vardir diye saniyorum, belkide daha fazla. Oynama sistemi basitdi, 5 kisilik takimini topluyordun, yenilen takim cikiyor, yenen takim oynamaya devam ediyor, bir takim yenilincede kenarda bekleyen insanlar giriyordu. En ortadaki sahada 12. siniflar oynuyordu hep, hem yas, hem fiziksel olarak benden cok guclulerdi ondan nerdeyse hic orda oynamadim. Genelde kenardaki sahalarda oynuyordum. Kenardakilerdede yasca en kucuk bendim aslinda ortada hem buyuk hemde en iyi oynayanlar oynuyordu hep. Bu sirada sene basindan beri burda takilarak, icerde konusulan terimleri ogrenmeye baslamistim. Who has got next? Kim bir sonraki macda oynacak takimin kaptani manasina geliyordu. Next yapan kisi takim kaptani oluyordu ve istedigi kisileri takima aliyordu. Basket sahasinda artik epey taniniyordum, herkes beni buyuk saniyordu cunku ****oryde olmam gerekirken ben orda basketbol oynuyordum. Bende diger insanlari taniyordum cunku gelen kisiler genel olarak ayniydi.

Bu sahada cok sasirdigim bir suru olay oldu. Gunlerden birinde yine basket oynarken birsey oldu, herkes maclari birakti ayni anda ve bir anda bir yone dogru kosusturmaya basladilar, ama herkes tum sahalar. Ne oldugunu anlamam biraz surdu cunku ilk kez oyle birsey goruyordum. Kalabalik bir yerde toplanmisti ve yuvarlak olusturmuslardi bende gidip baktigimda 2 kisi o yuvarlagin icinde kavga ediyordu. Millet fight fight diye bagiriyordu ve o yuvarlaga kimse alinmiyordu. Basket sahasinda guvenlik gorevlileri falanda vardi ama onlarda o kadar insani gecip giremiyorlardi. Bu kavgalarda hep birilerinin kafasi gozu yariliyordu. Hic kan bulasmayan bir kavga gormemistim ilerde baska kavgalar gordukce. Beni en sasirtan olaysa gene kavga cikan gunlerden birinde izlemeye gittigimde ortada dovusen 2 kisinin 2 zenci kiz olmasiydi ama oyle boyle degil allah ne verdiyse vuruyorlar, kas dudak patlamayan yerleri kalmamisti. Ilk kez boyle bir kiz kavgasi gorup inanilmaz sasirmistim. Bu sure icinde zencilerin delikanli adamlar oldugunada karar vermistim. Gene bir macda olaylar kizismisdi kavga cikacakti 2 kisi arasinda cok acikti. Kavga etmeye karar veren cocuk gidip arkadan dalmadi, kavga edicegi cocuga seslendi elleriyle gardini aldi sonra kavgaya tutustular. Bu kavgalar araliklarla oluyordu hep ve her biri cok ilgincdi. Bu sahada takildikca zencilerin konustugu dili (argo, kufurlu dili) ogenmeye baslamistim. Mesela sayi attiginizda veya iyi bir sey yaptiginizda normal bir insan good job falan der zencilerin agzindan good shit lafi eksik olmuyordu her laflari kufur argoydu. Ben tabi dogru yanlis bilmiyordum orda burda millete good shit falan demeye baslamistim. Orda basket oynamaya giden insanlar hep cantalarini duvar dibine birakiyorlardi, gene oynadigim bir gun her zamanki gibi birakmistim bende, cep telefonumu ve cuzdanimida cantama koymustum. Tenefus bittiginde calinmis olduklarini gordum. Zencileri seviyordum ama aralarinda hirsiz, kotu niyetli olanda coktu. Bana bir ders olmus oldu, hic farketmemistim bile zaten kalabalikti ve cantaya dikkat etmiyordum pek kasla goz arasinda goturmuslerdi.

Kayda deger tum anilarim bu alanda geciyordu aslinda 9. sinifta. Yine bir okul gunu, sabah kalkip dus almistim ama temiz boxer kalmamisti giyecek, boyle beyaz slip don tarzi bi sey buldum eskiden kalma 1 gunluk onu giyeyim bari dedim, giymez olaydim. Gittim sahaya, o siralar zaten dusuk bel pantolon giyiyordum, ama ustume giydigim seylerde bol oluyordu ve oyle don falan alttan gozukmuyordu. Basket oynamadan once ustumdeki sweat shirti cikarirken tshirtde kalkmis, pantolon zaten dusuk, bir kac zenci o beyaz slip donu gorduler. Ulan tam cikarirken, boyle topluca bir kopma sesi geldi ama nasil bir kopus. Sweat shirti cikardim bi baktim zenciler bana bakip ziplaya hoplaya topluca guluyorlardi. 1 gunluk giydigim seyden basima boyle bir olay geldi, dedim hay allah belani sansa bak. Herifleri oyle ziplaya hoplaya koparken gulunce benimde gulesim geldi. Adamlar abartmiyorum en az 5 dk gulduler. Dusuk bel olayina geleyim. Cevremdeki insanlarin yuzde 80 i zenci olunca bende artik zencilesiyordum, onlar gibi cok dusuk bel, bol kiyafetler giyinmeye basladim. Bildiginiz white trash veya wigger olarak adlandirilan zenci ozentisi beyazlardan olmustum. O kadar indiriyordumki pantolonu annem babam ziyarete geldiginde surekli bu ne bicim pantolon. Bacaginizdan dusmesin diye penguen gibi yuruyorsunuz diyordu, dogruydu, ama o zamanlar havali/guzel geliyordu. Her gun en az 50 kere laf ediyorlardi ama cok umrumdada degildi. Kuzenim benden 2 yas buyuktu ama oda ayni sekildeydi. Hatta bir gun okul otobusune binmistim, ve karti cikarayim derken canta falanda vardi ustumde bir sekilde giydigim tshirt kalkti sanirim ve sofor dusuk pantolondan boxeri falan gordugu icin tum ogrencilerin icinde bir suru laf etmisti. Soforde zenciydi cok ironik olmustu ondan. Gerci ben onuda anlamamistim, sonra kuzenime dondum ne dedi lan bu herif bana diye, o soylemisti. Olay bide tiklim tiklim dolu okul otobusunde olmustu tam rezillikti yani. Yillar oldu am hala o adamin bana niye o kadar tepki verdigini anlamis degilim ben belki cok abarti indiriyordum ama bazi kisiler abartmiyorum pantolonu taa dizlerinin altina kadar dusuruyorlardi. Tum okula boxerlarini gostermekti sanki amaclari, boyle kisilerde varken bana bu kadar tepki vermesi sacmaydi. Belkide aradan falan aleti gordu ondan sinirlendi oyle aklima baska bir neden gelmiyor cunku. Gelen tepkiler hic umrumda degildi, oyle giyinmeye devam ediyordum. Artik bende zenciler gibi olmustum sadece derim beyazdi. Bu duruma gelmemde bir kac sebep vardi, basketboldan dolayi adamlara zaten bir hayranlik duyuyordum ve heriflerin hic bir sey umrunda degildi, derslerde full girgir samata, dersin ortasinda uyuma falan dedikleri seyler konusma sekilleride komediydi. Adamlarda Turkiye'deki kendimi goruyordum. Ilk donem bu sekilde bitiyordu. Kalan hersey hemen hemen ayniydi, ingilizce falan yavasca gelisiyordu, hala arkadasim yoktu. Onlarin disindaki olaylarda bu sekildeydi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ilk donem sonu, ikinci donem baslangici


Ilk donem bitmisti. Not ortalamam epey yuksekti hic calismadan aliyordum bu notlari, dersler asiri basitti. Simdi onumde 25 gunluk bir kis tatili vardi, Turkiye'ye gitmiyecektim cunku kalip belki bir umut biraz daha gelisir ingilizcem diye bakiyordum olaya. Yasadigim yer cok soguk bir bolge. Turkiye'nin erzurumu gibidir sanirim karsilastirma yapmak gerekirse. Kislari -30 lara gelen soguklar oluyordu. 3-4 kat giyinmeme ragmen soguk havaya etki etmiyordu usuyordum. Bu kadar soguk olunca karda eksik olmuyordu tabi. Kar yagdiktan sonra soguk havadan dolayi erimedigi icin nisan ayina kadar yerde kaliyor diye duymustum, nasil kar yagdigini gordukten sonra emin oldum. Kari severdim aslinda ama o kadar cok yagiyorduki artik bikar hale gelmistim. Bu kadar kar Turkiye'de yagiyor olsa okullar her gun tatil olurdu ama burda tatil olmasi icin hayatin tamamen felc olmasi gerekiyordu. Dolayisiyla disarda yapilicak fazla birseyde yoktu. Yaptigim fazla birseydi yoktu zaten, eve 5 dakika olan parkda basketbol oynamaktan baska. Artik onuda yapamiyordum onun icin tatilim evde geciyordu. Okula gitmekten daha zevkliydi aslinda. Internet hizli oldugu icin surekli torrentden oyun falan indirip oynuyordum, film indirip izliyordum. Bu zamana kadar Turk dizilerinden baska hic bir diziyi izlememistim ve kuzenim beni Amerikan dizileriyle tanistirinca ve dizilerde kaliteli olunca epey hosuma gitmisti. Prison Break-Lost-One tree Hill falan izlemeye baslamistim. One tree hill cok hosuma gitmisti aslinda, izleyenler bilir lisede geciyordu ve dizide basketbol onemli bir yer tutuyordu ama dizideki lise yasantisiyla benimki arasinda uzaktan yakindan alaka yoktu. Benimkide boyle olur mu acaba diye dusunuyordum.

Bu siralar bilgisayar hayatimda onemli bir yer tutuyordu. Okulda olmadigim vakitler, surekli bilgisayar basindaydim cunku yapcak baska hic bir sey yoktu. Bir cok turk genci gibi bende knight online oynuyordum ve epey mesgul ediyordu beni. Bu oyuna harcadigim vakitten dolayi sucluluk duyuyordum biraz, cunku ingilizcem kotu falan diye yakinirken ve teyzem surekli ingilizce calismam gerektigini soylerken bana bir gram calismiyordum. Calisasimda yoktu tamamen oluruna birakmistim artik. Calismam gerektigini bildigimden icimde her ne kadar sucluluk duygusu olsada biraz, oynamaya devam ediyordum. Fanatik bir Galatasaray'li olarak takimi takip etmekten, internetden maclari izlemektende zevk aliyordum. Her zaman hafta sonlarini iple cekiyordum, cumartesi veya pazar olsunda mac izliyeyim diye. 25 gunluk kar tatili bu sekilde gecmisti.

2. donem yeni dersler alicaktim. Tum derslerim degismesede belli bir kismi degisiyordu. Almam gereken bir sinif, ders programima uymadigi icin alistigim, milletin beni tanidigi matematik sinifindan baska bir sinifa aktarilmis oldugumu gordum. Hic mi hic hosuma gitmemisti. 2. donemin baslamasiyla Amerikalilara gelmeden onceki son seviye siniflara almislardi beni. Burdaki insanlar artik comez ingilizcesi konusmuyordu ama nihayetinde yabancilardi, Amerikali degillerdi benim gectigim yollardan onlarda gecmisti bu yuzden onlardan hic utanmiyordum. Matematik sinifim degistirilmesinin hosuma gitmemesinin sebebi ise tekrar olarak herkesin birbirini tanidigi sinifta benim insanlara taniliticak olmamdi. Hocam ayniydi, sadece ogrenciler degisikti ondan bir derece rahattim. Artik aslinda utancak noktayida gecmistim, yani belli bir suredir burdaydim ve herseye alismistim artik ama herseyi kabusa ceviren bir sey vardi oda ismim. Aslinda bu sorun sene basindan beri hep vardi ama daha once bu hikayede hic bahsetmemistim. Adim Ufuk ve burda okununca you fu*k gibi falan okunuyordu. Onlarda hic boyle isim gormemisti tabi, bildigin kufur gibi ismim vardi her yerde gorenlere garip geliyordu dogal olarak. Ismimi ilk gorenler okumadan once bir duraksayip, acaba yanlis mi goruyorum lan diyip kufur etmemek icin belli bir sure inceleyip okuyorlardi ismimi. Kimse kalkip you fuck demiyordu aslinda yufuk falan diye yada ufak falan diye okuyorlardi ama benim icin cok buyuk sorundu bu. Ulan hatta herseyi gectim ingilizce bilmemeyi falan en sevmedigim sey buydu belkide o vakitlerde. Dalga gecen biri olmamisti ilk donemde hic ama cok insan tanimiyordum zaten daha cok insan tanidikca dalga gecmeye calisicak olan dingiller cikacagina adim gibi emindim. Buna bir cozum bulunmasi gerekiyordu ama artik zaten beni herkes bu sekilde taniyordu ve bu sene boyle gecicekti ondan cokda kafa yormuyordum. Ikinci donemin baslamasina cok kisa bir sure kala bu konu kafami mesgul etsede, yeni doneme hazirdim.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
2. Donemin baslari



Ikinci donem basliyordu. Donemin ilk gunu her zamanki gibi kalktim, ve okul otobusune binip okula dogru yola ciktim. Ilk donemin ilk gunu gibi heyecanli degildim, cunku neyle karsilasicagimi biliyordum, herseyin nasil oldugunuda gormustum. Kafamdaki tek sorun yeni siniflardaki tanisma seyiydi ozellikle matematik. Okula geldikten sonra sira sira siniflara giriyordum, yabancilarla oldugu icin sorun olmuyordu. En sonunda sira matematige gelmisti. Hoca beni tanitti direk yeni bir ogrencimiz var bu donem diye ismimi falan soyledi. Oyle bir sessizlik olustu orda sonra derse basladik. Ondada bir sorun yoktu, ikinci donem sorunsuz olarak baslamisti. Yeni siniflara cikinca, ingilizce seviyeside yukseldigi icin zorluk seviyeside onceki doneme gore biraz artmisti ama fazla degildi ondan sorun olmuyordu. Ikinci donemin baslamasiyla a-d-v-i-s-o-r-y e gitme karari almistim artik. Cunku ilk donem gitmeyip 0.5 kredinin 0.25 i olan yarisini kaybetmistim zaten. Ogrendimki .25 kredi alarak o sacma sapan seyi gecebiliyormusuz. Bende gideyim bari bu donemde oda aradan ciksin diye karar verip gitmeye basladim. Acayip gicik oluyordum cunku 25 dk falan suruyordu, sonra basketbol icin zaman kalmiyordu. Ordaki hocada iyi biri cikmisti gerci, o 25 dk icinde her gun gelip benle konusmaya calisiyordu. Turkiye ile ilgili sorular falan soruyordu. Bu donemlerde ingilizcem gelismisti biraz ondan cat put konusuyordum adamla. Muhabbet etcek birinin olmasi hosuma gitmiyor degildi.

Zaman ilerledikce bu meksikalilardan nefret etmeye baslamistim. Zaten pesmerge pantolonlari gibi garip garip seyler giyiyorlardi. Hepsinin kafasi joleliydi, cirkin insanlardi. Davranislarinida sevmiyordum. Meksikalilar hep meksikalilarla takiliyordu nufuslarida az buz degil baya meksikali ogrenci vardi. Benim gibi okulun kuzenimle birlikte tek Turk ogrencileri durumu yoktu onlarda. Bu meksikalilari sevmemin sebebi adamlarla siniflarda belli bir sure gecirdikten sonra az buz muhabbete baslayinca, ismimle youfuck diye dalga gecmeye baslamalariydi. Ulan amerikalilar gecmiyor, siz kimsiniz benle dalga geciyorsunuz diyordum icimden. Allahin kacaklari, sacma sapan insanlari gelmisler akillarinca benle egleniyorlardi. 5-6 kisi yaptiklari icinde cevapda vermiyordum fazla hangisine vericektim. Meksikali kizlarinda tipleri cok kotuydu, hayatimda boylesine tipsiz insanlar gormemistim. Normalde tipine gore insan degerlendirmemde bu meksikalilarin akillarinca eglenmesinen sonra gicik oluyordum bunlara zaten tipleride dahada itici yapmisti onlari benim icin. Neyse zaten yakinda bunlardan kurtulucaktim ondan cok takilmiyordum. Tarih hocasida biraz kacik bir adamdi, Amerikaliydi, bu meksikalilarin gazina gelip oda oyle 2-3 haftada bir youfuck falan diyordu. Onada ayri bir giciktim ondan. Kendi kendime ne hallere dustun ulan falan diyordumda cok buyuk sorun degildi.

Ingilizceyi gittikce daha iyi anlamaya baslamistim, konusmam hala kotuydu ama anlama konusunda epey gelisme kaydetmistim. Insanlari anlayabiliyordum artik, her zaman olmasada. Eskisine gore daha rahattim bu nedenden dolayi. Beden egitimi yarim donemlik bir dersti o bitmisti yerine saglik sinifina koymuslardi beni 2. donemde. Bu ders baya zordu benim icin cunku hep hastalik terimleri, saglik terimleri falan vardi. Bas donmesi, halsizlik falan gibi hic bilmedigim kelimeler derste sik sik kullaniliyordu. Ondan bu derste zorlaniyordum. Bu siniftan 2 tane Albania li cocuk cikmisti. Turkcesini hatirlamiyorum suan ama arnavutluk olmasi lazim yanilmiyorsam. Bu cocuklar gelip benle tanismak istemislerdi. Ibrahim Tatlises dinliyoruz falan dediler, telefonlarindan bir kac sarki falan caldilar oyle. Turkiye hakkinda bilgileri vardi epey, ondan bundan konusuyorduk. Birinin ingilizcesi iyiydi baya, digeride benden biraz fazla konusuyordu. Yeni siniflarla birlikte yeni kisiler tanimaya baslamistim. Basket sahasindan tanidigim zenciler, ve onceki donemden tanidigim bazi insanlar cikiyordu arada yeni siniflarimda, onlarla merhabalasiyorduk. Ilk geldigimdeki gibi degildi yani olaylar, 1 seviye atlamis gibiydim ama hala kotuydu epey. 1 donem bitmisti ve en zorlu zamanin o olcagini biliyordum. Onu atlatabildigime gore herseyi atlatabilicegim farkindaydim, onun icin artik hizli gecip bir an once bitmesini istiyordum.


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Okulun sonuna yaklasirken cikan buyuk sorun

Ikinci donemde ilk donemki gibi ilerliyordu. Artik sene bitsede yazin Turkiyeye gitsem diye bekliyordum. Donemin yarisi gecmisti bile. Bir gun eve geldigimde teyzem suandan itibaren okula gitmesen dersleri gecebiliyormusun yoksa F mi alirsin diye garip bir soru sordu. Daha donemin yarisi vardi, kalan hicbir seye girmesem buyuk ihtimal F alirdim bunu ona soyledim ama niye boyle bir soru sordugunu anlamamistim. Anladigim sey ise bu sorunun siradan bir soru olmadigi altindan birsey cikacagiydi. Nitekimde cikmisti hemde buyuk bir sorundu. Amerika'da kalmaya birden karar verip hic arastirma yapmayinca buyuk bir hata yapmistik. Ogrenci vizesi olmadan, turist vizesiyle okula gidiyordum. Yabanci ogrencilerin, green kart olmadan devlet okullarina gitme hakki yoktu. Sadece ozel okullara gidiliyordu tabi biz bunu bilmiyorduk. Okula kayit olurkende hic bir bilgi vermeden direk kayit etmislerdi. Kisaca durum epey kotuydu cunku Amerika'da 6 aydan fazla kaldigim taktirde illegal duruma dusucektim ve bir daha geri gelmem okul icin cok zor olucakti belki belli bir sure mumkun olmayacakti. Acilen ulkeden cikis yapmam gerekiyordu. Sansima o sirada 10 gunluk spring break tatili vardi. Hemen ucak bileti alinip Turkiye'ye dondum. 10 gun sonra donmem suphe uyandiricagi icin, Turkiye'ye 20 gun kalip geri donmek uzere gitmistim. Okulun 10 gununu kaciricaktim ama o, icinde oldugum soruna gore hicbir seydi.

Hemen okuldaki hocalarima tatile gittigimi ve okulun 10 gununu kacircagimi gosteren bir kagit gosterdim ve gerekli ev odevlerini falan aldim onlardan. Ben aslinda durumun bu kadar ciddi oldugunu bilmiyordum, ciktigimda tekrar geri geldigimde rahatca giris yapabilcegimi saniyordum ama ogrendimki oyle degilmis. Amerikaya tekrar girememe ihtimalim vardi. Arastirdiktan sonra Amerika'da okumam icin F-1 ogrenci vizesi ve I-20 belgesi gerektigini ogrenmistiler ailem ve teyzem. Turkiye'ye gidicek olmak cok hostu aslinda, kafamda bir nevi rahatti. Olayin ciddiyetinin farkindaydim fakat bir sekilde hallolur diye bakiyordum olaya. En kotu sartlarda 1 sene kaybedip Turkiye'de okurum diyordum icimden zaten Amerika kariyerim suana kadar cok ic acici degildi.

Hemen esyalarimin bir kismini toplayip chicagoya gittim ucaga binmek uzere. Bindim Turkce gazeteler falan vardi giriste, THY ile ucucaktim. Icerde insanlar Turkce konusuyordu ve adamin biri bana su gazeteyi uzatabilirmisin dediginde boyle aciklanmasi zor ama guzel bir duygu icine girmistim. Sonunda teyzem ve kuzenimden baska Turkce konusan insanlar goruyordum. Onlarin yaninda rahattim, cunku Turkce benim ana dilimdi, istedigim gibi konusurdum, korkmam utanmam gereken hic bir durum yoktu artik. Neyse uzun bir yolculugun ardindan Turkiye'ye vardim. Turkiye anilarim her zamanki gibi guzel olmustu, arkadaslarimla guzel vakit gecirmistim. Tekrar kendime olan guvenim tavan yapmisti burda ama Amerika'ya dondugumde, eger donebilirsem, ayni hale donecegimi biliyordum ama yinede guzeldi hala ayni kisi olabildigimi gorebilmek bana iyi gelmisti. 20 gun gectikten sonra babamla birlikte Amerika'ya geri donecektik. Babaminda benle gelmesi gerekiyordu cunku hem ingilizce aciklama yapmak gerekirse o yapacakti hemde tekrar amerikaya girebilmek icin iyi bir bahane gerekiyordu bana. New York'da girislerin Chicagoya gore daha az siki oldugunu ogrenmistik dolayisiyla sansimizi arttirmak icin New Yorkdan girmeyi deneyecektik. Girdigimiz taktirdede ordan Chicagoya ucucaktik. Ucaga binip New York a gelmistik. Acaba ne olucak diye dusunuyordum, zaman yaklastikca kafamdaki soru isaretleri iyice artmisti...


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Amerikaya tekrardan giris.



Hava alaninda yabancilar icin pasaport kontrolunun oldugu yerde baya uzun bir sira vardi. Bize sira gelene kadar en az 2 saat falan gecmisti. Sonunda sira bizdeydi ilk babam gitti ve sorunsuz bir sekilde gecti o. Sonra benim siramdi gittim, denilenleri yaptim ve beklemedeydim ama benim islemim diger insanlara gore cok daha uzun surmustu artik sorun cikcagindan emindim ama belki birsey olmaz diye bekliyordum. Sonunda ordaki gorevli, pasaportumu falan aldi ve benle gel diyip beni immigration diye adlandirilan bolume goturdu. Burda benim gibi vizesinde sorun olanlar, vizesiz amerikaya gelmeye calisanlar, kacaklar,veya tum islemleri sorunsuz olup sadece ismi suclaya benzedigi icin iceri alinmis insanlar vardi. Icerde surekli sinirlenen insanlar oluyordu cunku bazi kisilerin herseyi sorunsuz olmasina ragmen bosuna oraya alip bekletiyorlardi. Beklettikleri surede 5-10 dk degildi 2 saat 1 saat falandi. Neyse sira bana gelmisti, babamda benle birlikteydi.

Gorevli sorular soruyordu bu kadar suredir amerikada napiyorsun, niye bu kadar uzun kaliyorsun falan diye. O sekilde okula gitmem legal degildi ondan gorevlinin onu anlamamasi gerekiyordu. Gorevli neden bu kadar uzun kaldigimi sorunca babam is adami oldugunu ve surekli yurt disina cikip bana bakamadigindan burdaki teyzeme biraktigini beni soylemisti. Adam babamin pasaportuna ve gittigi ulkelere bakinca hikayeyle tutuyordu soyledikleri. (Babam islerden dolayi siklikla 3-5 gunlugune falan yurt disina cikar). Tabi hikayenin tutmasi falan yeterli degildi nitekimde ordaki herifde anlamisti zaten soylenenlerin bahane oldugunu. Adam okulla ilgili hic bir sey yokken, o sekilde okula gitmenin legal olmadigini ve i-20 belgesi F-1 vizesi falan alinmasi gerektigini soyledi. Sana 3 ay daha sure veriyorum diyip aldi iceri. 3 ayda okul icin gayet yeterli bir sureydi zaten. 2 aya falan okul bitiyordu. Ters bir adama denk gelsem gecirirmiydi bilmiyorum ama bu adam anlayisli cikip gecirmisti.

Her zaman oldugu gibi islerim oyle yada boyle cozuluyordu. Simdi yapmam gereken tek sey New York'dan Chicagoya gitmekti babamla birlikte. Girememe ihtimaline karsi Chicago-New York arasi biletler daha alinmamisti ondan babam sirketten birini aradi ve 2 saat sonrasina mi ne bilet alinmisti yanlis hatirlamiyorsam. Sonra bindik ve uzun surmeyen bir yolculugun ardindan Chicagoya vardik. 3 saatlik otobus yolculugundan sonrada Madison a donmustuk eve. Yolculukda yorulmustum zaten ertesi gunde direk okul vardi. Okulun 1 haftasini kacirmistim ondan simdi donunce bir suru odev falan olcagini dusunmustum ve okula gidesim gelmemisti hic ama zaten kacirmistim belli bir sure ve dahada kacirmamak icin gitmeye karar verdim.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
9. sinifin bitisi

Okula donmustum. Derslere sirayla giriyordum baya odev falan birikmisti icimden hay anasini simdi bide bunlarla ugrascaz dedim. Matematik dersine giriste hoca her zamanki gibi sinif kapisinda bekliyordu girerken donmeyecegini dusunmustum, merak ettim falan dedi. Cok iyi bir hocaydi, gencdi. Sarisindi ve baya guzeldi. Derslerde dersi dinlemekten cok hocayi izliyordum. Matematik dersi cok basitdi hic calismadan tum sinavlardan rahatca A aliyordum. Diger derslerim ilk donemki kadar kolay degildi onlardanda B falan aliyordum. Bu arada ikinci donem soyledigim gibi a-d-v-i-s-o-r-y e gitmeye baslamistim. Donem boyunca onun %75 ine gitmem gerekiyordu bende 2 haftada 1 kez veya 2 kez onu asip basket oynamaya gidiyordum. Basket sahasinda artik baya taniniyordum. 2 kisiyle oynanan bir sut oyunu vardi 2 ball du ismi. Partnerlerle oynanan bir oyundu. iki kisilik 2 grup birbirine karsi yarisiyordu. Bir kisi rebound alip pas verirken 2 kiside sut atiyordu. Koseden,caprazdan,ortadan kisaca 5 bolgeden ucluklerini ilk sokan grup kazaniyordu oyunu. Ilk atan kisi 5 sutu soktuktan sonra pas veren partner atmaya basliyordu. Kisaca kazanmak icin kisi basi 5 den 10 ucluk sokmak gerekiyordu toplam. Zenciler kumari cok sevdikleri icin bunada surekli para yatiriyorlardi. Oyunu kazanan 3-5 dolar kazaniyordu yatirdiklari paraya gore. Benimde sutum okulda ilk 3 e giricek duzeydeydi. Ondan herkes partner olarak beni almaya calisiyordu. Senin para yatirmana gerek yok benimle partner ol kazaninca parayi bolusuruz diye cagiriyorlardi beni. Oyle orda oynayarak gunde 5-10 dolar para kazaniyordum. Her gun oynanmiyordu bu oyun bazi gunler tenefus bitmek uzereykendi sadece.

Artik sahadaki zencilerin alayi ismimi ogrenmisti, yadirgamiyorlardi. Hatta tanimadigim insanlar bile kulaktan kulaga ismimi ogrenmis olup bana isimle sesleniyorlardi. Orda baya seviliyordum nedenini bilmedigim bir sebepden dolayi. Bazi maclari epey izleyen kisiler oluyordu kenarda ben basket attikca ufu ufu diye zipliyorlardi birbirlerine falan sariliyordu boyle tipik zenci hareketleri. Ismimi dogru bilenler vardi aslinda ama geneli ufuk yerine ufu diyordu. Sorun degildi gerci, isimle dalga gecmedikleri surece yadirgadigim bir olay degildi. Bu siralarda artik milletle yavas yavas konusabilmeye baslamistim. Hala konusmanin icinde anlamadigim yerler oluyordu elbet ama anladigim seylerde vardi artik. %0 anlamadan,%30-40 lara gelmistim en az. Her gun okul otobusuyle eve gidiyorduk ve bakistigim bir kiz vardi baya guzeldi. Ne ben kizi taniyordum nede o beni. Kizla birsey olcagi yoktu ingilizce seviyemden dolayi farkindaydim bunun ama yinede bakisiyordum belki bir umut falan diye. Bu siralar amerikalilarlada az cok muhabbetim vardi. Tanidigim kisiler oluyordu, bir gun bu kiz anthony adli arkadasima benimle ilgili kim oldugumu falan sormus. Ertesi gun banada Anthony denilen cocuk soylemisti, ama sonra hicbir sey olmadi. Oyle bakismaya devam ettik, kizla hic konusmamistim. Kiz olayindan pek umudum yoktu ama hosuma gidiyordu cunku artik Amerika'da gelisme kaydettigimi goruyordum. Artik belkide kisa bir zaman sonra birseyler yapabilcek seviyedeydim. Bu noktaya gelmem Amerika hakkindaki olumsuz dusuncelerime biraz daha pozitif bakmami sagliyordu ama hala kat edilicek cok yol oldugunu biliyordum. Ders notlarim ilk doneme gore biraz dusmustu ama yinede 4 uzerinden 3.7 falan ortalamam vardi buda gayet iyiydi. Bu senenin kalanida suana kadar anlattiklarimdan cok farkli gecmemisti ve Amerikadaki ilk senemi bitirmistim. Okul biter bitmez Turkiye'ye donucektim biletim falan onceden alinmis hazirdi. Bunun icin sabirsizlaniyordum cunku ailem, evim,arkadaslarim herseyim ordaydi. Tekrar kendim gibi olabilcegim icin mutluydum.

Aklimda ise gelecek yilla ilgili bir sorun vardi. Bu sene tam olarak legal olmayan bir sekilde devlet okuluna gitmistim. Seneye gidemeyecegimi biliyordum yani okul degistirmek zorunda kalicaktim ama belki bir umut gozden kacirdigimiz birsey vardir falan diye dusunuyordum. Yada yazin cekiliste green kart cikarsa falan tekrar oraya gidebilicektim. Okuldan ayrilmak istemiyordum cunku bu okulun ortamini biliyordum artik. Bir suru tanidigim vardi, insanlarda beni taniyordu. Tekrardan bu sene yasadigim seyleri yasamak istemiyordum. Sonra onunde 3 aylik bir tatil var bunu zamani yaklasinca dusunursun diyip aklimdan cikardim. Artik 3 aylik Turkiye tatiline tamamen hazirdim...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ikinci senem


Yaz guzel gecmisti. Ailemle tatile bir sureligine bodruma gitmistim. Yan oteldende arkadasim cikmisti baya zevkli gecmisti. Onun disindada surekli arkadaslarimla birlikteydim. Ya onlar bizde kaliyordu yada ben onlarda. Cevremdeki insanlarin coguyla gorusmustum. Bu sirada rahatca konusabilmenin, herkesi anlayabilmenin ne kadar guzel bir sey oldugunu tekrar anlamistim. Bu sirada teyzem amerikada benim gidebilicegim okullari arastiriyordu. Green kartda cikmadigina gore artik 9. sinifta gittigim okula gidemeyecegim kesindi. Tum ozel okullarda toefl istiyorlardi ingilizcemde onlarin istedigi toefl i vermeye yeterli degildi. Sonra 1 tane ozel okul bulundu toefl istemeyen ona gidicektim. Yazinda haftada 4 yada 5 gun 2 saatlik ingilizce dersi aliyordum. Dondugumde tekrar sikinti yasamamak icin. Bu hic istemedigim birseydi, sacma geliyordu, daha dogrusu zamanimi gidip 2 saat orda ingilizce calisarak gecirmek istemiyordum. Ailem ingilizce seviyemin yetersiz oldugunu dusunuyordu. Onlara gore 1 senede sular seller gibi ingilizce ogrenilebilirdi halbuki durum oyle degildi. Dogru belki evde kendimde calissam ingilizceyi daha cabuk ogrenebilirdim ben onlari hic yapmamistim fakat buna ragmen sene basinda ingilizcesi benim kadar olan insanlardan cok daha hizli ogrenmistim ve benden onde olan insanlari yakalamistim. Tabi bunlar onlari tatmin etmiyordu ondan zorla gittim derslere. Az buz faydasi oldu aslinda ama cok cok faydali oldu diyemeyecegim. Okullar baslamadan hemen once donmustum ama bu okula kayit olma islemlerim falan yapilacakti oraya gidip ondan dolayi ilk 3 gunu kaciricaktim.

Artik Amerika'da yeni bir sayfa acmaya kararliydim. Yeni bir okul, yeni bir ben demekti. Artik o 9. siniftaki ezik halimden kurtulmam gerekiyordu. Yaptigim ilk sey Ufuk ismini kaldirmak oldu. Okula ikinci ismim ve soyadimla kayit olmustum. Kimse artik ismimin ufuk oldugunu bilmeyecekti. Ikinci ismimde ingilizceye gayet uygundu, hatta harf olarak 1 harf farki olsada okunus olarak bir amerikan ismiyle ayni sekilde okunuyordu. Bu benim icin arti puandi. Cunku artik zayif noktalarimdan birini kaldirmistim ve insanlar istesede benle dalga gecemezdi. Bundan ziyade acaba ismimi dogru soyleyeceklermi ilk gorenler falan diye icten ice tirsmaktanda bikmistim. Cunku yanlis soylenince, komik bir sey cikinca siniflarda gulusmeler olabiliyordu oda hosuma gitmiyordu. Neyse okula gitmistik. Aslinda kuzenimin ingilizcesi gayet yeterliydi ama herhangi bir yanlis anlasilma olmasin diye 40 senedir Amerikada yasayan profesor bir Turk tanidigimiz bizle birlikte gelmisti ve konusmalari o yapiyordu seri sekilde. Kayit islemleri tamamlanmisti, konusulanlarin cogunu anliyordum. Tam kayit isleminin yapildigi odadan ciktigimizda 9. sinifdan cok begendigim bir kizin bu okula gectigini gordum. Burda ogrenciydi resmen cok sasirmistim. Kizla hic konusmamistim ama ismini cismini biliyordum. Onunda beni tip olarak tanidigina emindim cunku 9. sinifta ayni okul otobusundeydik ve indigimiz duraklar hemen hemen ayniydi dolayisiyla cok kez karsilasmistik. Zaten oda beni gorunce sasirmis olacakki belli bir sure bakti. Bu durumdan dolayi hem heyecanliydim biraz sonucta o kiz beni tanimiyordu ve 9. sinifta nasil bir kisilik oldugumuda bilmiyordu. 3 gun kacirdiktan sonra okula gittim. Normalde ozel okullar cok daha buyuk oluyordu ama onlarda toefldan dolayi almamisti. Bu okulda gayet kaliteliydi. Yale a, standford a falan burslu ogrenci yollayan bir okuldu. IB adli universiteye girislerde kolaylik saglayan ve universitede kredi veren bir programlari vardi. Diger ozel okullarla buyukluk olarak kiyaslamamin nedeni bu okulun cok kucuk olmasiydi. Lisede toplam 60-70 ogrenci vardi. 9. sinifta gittigim okulda bu sayi 2500 falandi. 70-80 ogrenciden benim sinifimda olan kisi sayisida 11 di evet yanlis duymadiniz 11. Tum sene boyunca sadece bu 11 kisiyle derslere giricektim. Hic hosuma gitmemisti, cunku ben kalabalik seven biriyim ve genis sosyal cevre yapabilmem icin daha fazla insan gerekiyordu. Yapacak birsey yoktu bir sene buraya gidicektim. Sene kaybetmeden lise hayatima devam edicektim en onemlisi oydu zaten secme sansimda yoktu.

9. sinifta gittigim okul serbest kiyafetken bu okulun giyim kurallari vardi. Belli bir uniforma yoktu ama kot pantolon falan yasakti. Daha resmi bir pantolon vede istedigin renk ustunde yazisi sekli falan olmayan fazla yakali/polo tshirtle gitmek gerekiyordu. Kiyafetlerimi cektim, okul servisine bindim ve gittim okula. Ilk gundu cok heyecanliydim kimseyi tanimiyordum. Sinif 11 kisi olmasina ragmen 3 tane guzel kiz vardi sinifda. Toplam 6 kiz 5 erkekdi. Muthis sessizdim ilk gun hic konusmuyordum gerekmedikce. Hala 9. sinifin verdigi etkiler tamamiyla uzerimdeydi. Daha ilk gunden gordum ki belli bir sure hala ezik ezik takilicaktim. Sinfita guzel kizlar falan olmasindan dolayi konusup hata yapip onlara rezil olmak istemiyordum. Bir kac derse girmistik ve ogle tenefusu olmustu. Herkes yemek yenilen bolume inmisti ve orda birlike oturuyorlardi bende kendime bir sandalye cekmis elimde telefonla facebooktan falan arkadaslarimla konusuyordum Turkiyeden. Gene yanliz kalmistim. Sonra baktim hemen orda basket sahasi vardi ama bu defa kalabalik falan degildi. Benden baska basketbol oynayan kimse yoktu. Gittim tek basima sut falan attim basket oynayarak zaman gecirdim. Hem okul az kisiydi hemde yine yanliz kalmistim. Sinir bozucu bir durumdu eski okulda belli bir duzen kuruyordum ve hersey yerle bir olmustu. Ingilizcem ise iyiydi aslinda konusulan cogu seyi anliyordum ve biraz biraz konusabiliyordumda hatta matematik hocasi ingilizcemin onun beklediginden cok daha iyi ciktigini soylemisti. Okulun ilk gunu sinifta kendimi tanitma gibi seyler haricinde hic konusmamistim. Benim gibi 2-3 kisi haric kalan kisiler 1. siniftan beri ayni okuldalardi ve birbirlerini taniyorlardi. Kalan kisilerde Amerikaliydi zaten ve kolayca onlarin arasina karisabilirlerdi. Okulun ilk gunu bitmisti ve yine cok zor bir sene olucak gibi duruyordu ama ilk seneki kadar umutsuz degildim cunku bana lazim olan tek sey olan ingilizcem artik belli bir seviyedeydi...

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
10. sinifin ilerleyisi/ilk donemler

Okula gidip geliyordum, biraz biraz alismaya baslamistim. Sabah 15 dakikalik tenefuste futbol falan oynuyorlardi tabi ben daha insanlari tanimadigim icin aralarina girmiyordum basket oynuyordum tek basima. En sonunda bir gun gittim bende oynayabilirmiyim dedim. Oyle pas falan yapiyorduk tabi oynadigimiz kisilerin icinde Josh diye bir cocuk futbol oynuyordu yillardir ve okulun en iyi oynayaniymis ondan dolayi bende oyuna girince boyle en iyi oynayan benim havalarina girip hareketler yapmaya basladi. Icimden bir mac yapsakda sunlarin aklini alsam diye gecirdim ama mac yapcak ortam olmamisti daha hic. Bu siralarda hala cok suskundum, ortama ayak uydurmaya calisiyordum. Dersleri genel olarak anliyordum ama tarihte not tutmakta cok zorlaniyordum. Denilenleri anliyordum aslinda ama hizli konusurken hepsini aklimda tutup not tutamiyordum bu yuzden quiz notlarim dusuk gelmisti ilk baslarda. Zaman gectikce baktimki bu okul 9. sinifta gittigim okula gore epey zordu. Rahatliktan yine zora dusmustum. Bu okuldaki insanlar baya dost canlisiydi aslinda siniftaki kizlar falan veya erkekler gelip benle konusuyorlardi ama ben pek muhabbet edemiyordum. Bana birsey denmedikce konusmayan sessiz bir yapim vardi. Bir kac gun aradan sonra sabah tenefuslerinde basket oynayan insanlarin arasina katilmistim. Okulda acik ara en iyi oynayan kisiydim, o kadar Amerikalinin arasindan bir Turkun onlardan bu derece ustun olmasina sasirmislardi ilk baslarda bana surekli nasil boyle oynamayi ogrendigimi falan soruyorlardi bende Turkiye'de oynadigimi acikliyordum. Turkiye ile ilgili hic bilgileri yoktu bazi kisiler arapca konusuldugunu falan saniyorlardi. Basketboldan dolayi kucuk ve buyuk siniflar ismimi ogrenmisti hep, mac icinde surekli beni oven sozler soyliyordular ama gene milletle muhabbetim yoktu hic.

Sporlar beni bu icinde bulundugum sessiz yapidan kurtariyorlardi. Gunler yavas yavas gecerken gene bir gun ogle tenefusunde kizli erkekli futbol oynamaya gitmislerdi. Amerika genelinde millet oynamasada fazla futbol bu okulda cok yaygindi nedense. Neyse bu defa bende davet edilmistim. Sonunda elime firsat gectigi icin seviniyordum. Oynamaya basladiktan cok kisa bir sure sonra o okulun en iyisi olarak gosterilen cocuktan cok daha iyi oynuyor oldugumu oynayanlar gormuslerdi ve yine epey sasirmislardi. Zaten surekli kosup topa vurmayi bilmeyen mallarda vardi aralarinda ondan dolayi bunlari iyice oynatarak isi sova dokmustum iyice. Macdan sonra tek tek yanima gelip hem basket hem futbol, helal gibi laflar ediyorlardi. Gene herkes saskinlik icindeydi. Bunlar guzel seylerdi benim adima cunku sporlar sayesinde yavas yavas insanlarin arasina katilmaya baslamistim artik. Bu sirada bizim siniftan olan ingiltereli bir cocuklada baya muhabbet etmeye baslamistim. Artik bir miktar zaman gecmisti ve hafif hafif sinavlar baslamisti, ilk matematik sinavini olucaktik. Her zamanki gibi oyle konulari gozden gecirip girdim sinava nasil olsa 95 falan alirim cikarim diye. Sinava bir girdim bu ne lan dedim cunku baya zordu nitekimde sinav sonucu belli oldugunda notum 45 di. Bu okul ineklerin okuluydu sanirim cunku herkes notlara baya onem veriyordu. Serefsiz matematik hocasida direk annemlere notumu mail atmisti. Notu gorunce babamda baya kizmisti, Amerikada hersey o kadar kolayken nasil oyle not aliyorsun diye. Halbuki zamanla gormustumki artik kolay bir okula gitmiyordum. Bu okul sehirdeki en zor okuldu. Yale gibi onemli universitelere burslu ogrenci yollayacak kadar iyi bir programlari vardi. Benim gibi tembel bir ogrenci, heleki o seviyede bir ingilizce varken bu okulda yapamazdi. Cok zordu ama cokda umrumda degildi.

Aklimdada o benle birlikte bu okula gecen guzel dedigim kizla cikma hayalleri vardi ama benle niye cikicakti ki hic konusmayan bir adamla kim cikardi. Zaten kizla bir gram muhabbetimde yoktu bunca zaman olmustu. Herkes benle konusuyordu gelip, oda hic konusmamisti. Hafif burnu havada bir kizdi. Onla ilgili olan umutlarimida yavas yavas tuketmeye baslamistim. Bu sirada iyi futbol oynuyor olan Josh isimli cocuklada muhabbeti ilerletmistim biraz. Ortak yonumuz vardi futbol ve basketbol dolayisiyla ondan bundan baya konusuyorduk sporlar uzerine. Onun uzerine Turkiye ilgilide baya sorular soruyordu ogrenmeye merakliydi. Boyle olmasi cok iyi olmustu cunku Josh 1. siniftan beri bu okuldaydi, o herkesi, herkesde onu taniyordu. Dolayisiyla bende artik milletle daha rahat muhabbete girebilcek seviyelere gelicektim. Diger bir nedeni ise konusmami gelistirmem gerekiyordu. Artik anlamam epey ust seviyelerdeydi ama konusmam degildi. Konusmayi gelistirmekde milletle konusup pratik yapmakla alakali birseydi. Ingiltereli cocuk ve Joshla konusuyordum baya ve kisa bir sure icinde konusmamin baya hizli gelistigini gormustum. Bu okulda ingilizcem cok daha hizli gelisiyordu cunku etrafimdaki herkes amerikaliydi. 9. sinifta etrafimda meksikalilar, diger ulkeliler vardi genelde ve onlarda benim gibi comez ingilizcesi konustuklari icin gelismesi yavas oluyordu. Bu okulda konusmalari duydukca, hata yaptigim yerleri goruyordum ve yeni seyler ogreniyordum surekli. Sonucta ingilizce onlarin ana diliydi, hata yapmayacaklarini biliyordum. Ondan dolayi onlari dinledikce hee demekki bu boyle deniyormus bu boyle oluyormus diyordum. Bu okulun bu yonden bana buyuk katkisi dokunuyordu cunku ingilizcemin gelisme hizi epey yukselmisti. Dersler sikintiliydi ama zamanim daha iyi gecmeye baslamisti. Sabah tenefuslerinde basketbol, 1 saatlik oglen tenefuslerindede world cup adli futbol oyununu oynuyorduk hep. Sene basindan beri tum oyunlari ben kazanmistim. World cup dedigim oyunda herkes bir ulke seciyordu ve 1 kaleci oluyordu. Herkes tek gol atmaya calisiyordu. Her tur 1 kisi eleniyordu. Sevdigim sporlardi dolayisiyla sikilmiyordum oynamaktan. Bu vesileyle insanlarlada konusmaya devam ediyor ve daha fazla kaynasmaya basliyordum. Amerikadaki yukselisim bu sene ile basliyordu sanirim...

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
10. sinifin devami

Artik sinfitaki hemen hemen herkesle muhabbetim vardi. Siniftaki kizlar ve ust siniflardaki kizlar facebooktan beni ekleyip birseyler yaziyorlardi. Guzel dedigim kiz haric onun hala benimle konusmak icin hicbir cabasi yoktu. Bunlarla konusmak benim icin iyiydi cunku ingilizcemi evde olmadigim vakitlerlede gelistirme sansi elde ediyordum. Bununda yari sira arkadas ediniyordum. Olay biraz garipti aslinda bu kizlarla facebookta ne kadar konusursam konusayim, gercek hayatta hic konusmuyorduk. Okulda genelde hep erkeklerle konusuyordum. Bu siralarda son siniflardan (12. sinif) bir kizda benle konusma cabasi icine girmisti. Facebooktan eklemisti, birseyler yaziyordu. Bunun yani sira okuldada surekli gordukce konusmaya calisiyordu. Odevlerinde falan yardim gerekirse getir yaparim bile demisti daha yeni tanismisken. Niye boyle birden benle ilgilenmeye baslamisti onu bilmiyordum. Tipide baya iyiydi ama bu 9. siniftan ustume gecen eziklik devam ediyordu. O bana birsey demedikce konusmaktan kaciniyordum hep. Hala sessizlik epey hakimdi bana. Erkekler arasinda epey sesim cikmaya baslamisti aslinda ama etrafta kizlar olunca veya muhabbetim olmayan kisiler yine sessizlige burunuyordum. Konusurken tikanirim, hata yaparim diye icten ice korkmaktan dolayi oluyordu hep bunlar.
Dersler hic ic acici degildi. Okul asiri zordu ve bu okulun uyguladigi programdan dolayi resim ve muzik zorunluydu. Diger tum liselerde herkes istedigi dersleri kendi seciyordu, muzik ve resim zorunlu degildi. Asciligindan tut ceviklik ve hizlilik dersine kadar her turlu dersleri secme hakkina sahiptik, 3 zorunlu dersin disinda (Matematik, Fen, Ingilizce). Bu okulda zorunluydu. Kendimi bir anda muzigin ve resmin icinde bulmustum. Bu okulda hemen hemen herkes bir instruman caliyordu. Hayatim boyunca hic bir zaman bir instruman calmaya herhangibir istegim olmamisti vede calmiyordum bundan dolayi beni koroya koymuslardi. Sporlarda ne kadar yetenekliysem, resim ve muzikdede bir o kadar yeteneksizdim. Kac yasina gelmistim hala cop adam ciziyordum. Ustune ustuk bu okulda beden egitimi dersi not ortalamasina dahil edilmiyordu bile. Not ortalamami yukselticek tek ders ortalamada yoktu. Sene sonunda GPA imin dusuceginden emindim artik. GPA=Grade Point Average. Hemen bir bilgi vermek gerekirse bu GPA dedigim sey 4 puan uzerinden olan not ortalamasi. A=4.0, AB=3.5, B=3, BC=2.5, C=2, D=1 puanlamalar bu sekildeydi ve derslerden aldigin notlara gore ortalamani hesapliyordun bu sekilde. Ilk sene ortalamam 3.7 falandi epey iyiydi ama bu donem dusuceginden adim gibi emindim. Ingilizcem artik bana gunluk yasamda yetiyordu ama tarih dersinde hala not tutamiyordum. Hoca seri konustukca, ben birseyleri kaciriyordum. Durum boyle olunca bir sure sonra not almayi birakmistim, aliyor gibi yapiyordum ama almiyordum, planim ise sinavdan once baskasinin notlarini almakti. Ingilizce dersi cok sorun olmuyordu B falan aliyordum yazdiimiz essaylerden. Aslinda B alcak Essayi yazmadigimdan adim gibi emindim ama hoca ingilizce seviyemden dolayi bence beni ona gore degerlendiriyordu bir nevi kiyak geciyordu. Tarih quizlerinden bu not tutamama olayi yuzunden dusuk aliyordum. Matematikdende ilk sinavdan 45 aldiktan sonra dedigim gibi hoca aileme mail atmisti ve epey azar yemistm. Bunun uzerine bir sonraki sinava duzgunce calisip 98 almistim. Matematik falan sorun degildi, onlari calisir yapardim, sonucta inglizce gerektirmiyordu ama diger dersler sorun olucakti. Ozellikle resim ve muzik. Bu okulun sistemi bana cok sacma geliyordu. Sonucta herkes resim ve muzikde yetenekli olmak zorunda degildi ama bu okul zorunlu birakiyordu bir nevi.

Bu siralar hala spora devam ediyordum. Basketboldan dolayi tum okul taniyordu artik beni orta okul ve ilk okul cocuklari haric. Okulun basket takimi yoktu, keske olsaydi diye icimden geciriyordm. Cunku rahat sekile ligi domine edebilirdim. Ligler okulun buyuklugune gore D1, D2,D3,D4,D5 diye ayriliyordu. Bu okul ancak D5 ligine girebilcek buyuklukteydi. Ogrenci sayisi dustukce, oyuncularin kaliteside dusuyordu. Eger bir basket takimi olsaydi, bu okuldaki gibi ezik buzuk oyunculara karsi oynayacaktim ama yoktu yine sans yuzume gulmemisti. Gunlerden birinde siniftan bir arkadas orta okullar icin futbol oynayip oynayamayacagimi sormustu. Sasirmistim, sonucta lisedeydim ben. Biraz konustuktan sonra bu okullar kucuk oldugu icin maclarin bir nevi zevk icin oynandigi ve hakemlerin oyle kimlik, oyuncu kontrolu falan yapmadigini ogrenmistim. Kabul etmistim oynamayi ama arabam yoktu, teyzeminde arabasi yoktu dolayisiyla hafta sonu mac gunu okuldan birinin beni maca goturmesi gerekiyodu. Siniftaki kizlardan biri ablasiyla evimden alip goturuyorlardi beni mac gunu. Gittigimde biraz sasirmistim cunku kiz, erkek karisik takimdi. Bizim takimda defans denilen bir sey yoktu resmen. Defansda 1.30-1.40 boylarinda ilk okullar oynuyordu dolayisiyla genelde ataklarin cogu gol oluyordu. Benim gibi bizim siniftan bi kac kisi daha gelmisti o gun ve defansda duruyorlardi bense hucumda tek basimaydim. Bu oynayan cocuklardan buyuk oldugum acikti, hem gorunus olarak, hemde oynayis olarak sahadaki herkesden cok daha yukardaydim ama zevk alamiyordum cunku bana top gelmiyordu. Takimdaki kizlar oyle kafasina gore topu ileri geri vuruyorlardi. Pas atabilen 2-3 kisi vardi ve rakip takim antrenoru basima 3 oyuncu koymustu. Nereye gitsem beni takip ediyolardi. Mac oynanirken karsi takimdan beni tutan cocuklardan bir kac yasinda olugumu sormustu bende bir an iyi dusunmeden 8 mi 10 mu ne demistim. Soruyu soran cocuk lan bir sie git der gibi bakmisti. Maci 8-4 mu ne kaybetmistik. Tum golleri ben atmistim zaten ben olmasam atak yapabilcekleri bile yoktu. Mac sonunda tum veliler bana adimla sesleniyordu, ben hic birini tanimiyordum ama onlarin hepsi beni taniyordu. Okulda senemin nasil gectigini falan bile sormuslardi iyi insanlardi. Bu noktada artik okulda herkes tarafindan taninan biri haline geldigimi anlamistim. Gerci gelmis olsam nolcakti kucucuk okuldu, gelmemem garip olurdu ama en azindan artik okulda hayalet gibi gezmiyordum buda bir gelismeydi.

Okulda herkes bana yardimci olmaya calisiyordu. Tarih ve ingilizce hocasi derslerden sonra bos zamanlarda benle ozel olarak bulusup, konularin ustunden geciyorlardi tekrar. Ozellikle tarih cok yardim ediyordu cunku teke tek anlamamis oldugum herseyi soruyordum ve bu sekilde notlarim yukselmeye baslamisti. Begendigim kiz ise bir ust siniflardan hiyarin tekiyle cikmaya baslamisti. Ciktigi cocuk tip olarak benden cok daha kotuydu ama kizi goturmustu. O bu kizla cikiyorsa benim hayli hayli cikmam gerekir diye dusunuyordum ama baktigimda hep birlikteydiler ve birbirlerinden epey hoslaniyor gibi gorunuyorlardi. Benimse gunlerim suana kadar anlattigim sekilde gecmeye devam ediyordu. Bundan sonra her hafta sonu orta okullara "yardim etmek amacli" bu onlarin dusundugu seydi, benim icinse sosyal aktivite olarak maclara gitme karari almistim. Bu resmen amerikada yaptigim nadir sosyal islerden biriydi okulla birlikte. 9. sinifta arkadasim yoktu ve bu gibi seylerde hic bulunmamistim ondan dolayi firsat geldikce kacirmamaya calisiyordum. Gitmeyi cok istiyordum neresi olursa olsun cunku Amerikada artik bir yerlere gelebilmek istiyordum, arkadaslarim olsun, hayati daha zevkli sekilde yasiyayim istiyordum. Yavas yavas kapilar acilmaya baslamisti ama kucuk okul durumundan hosnut degildim. Buyuk bir okula gitsem, cok daha fazla arkadasim olur, cok daha buyuk firsatlar elime gecer diye dusunuyordum. Bunun bir kesinligi yoktu tabiki, gerci yapcak birseyde yoktu bununla ilgili cunku bu sene burdaydim artik. Sene bir sekilde gecicekti. Artik birseyler yapabilmeye baslamistim ve ilerde ne gibi seylerle karsilasicagimi merak ediyordum.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
10. sinif devam ve ilk davet

Siniftaki baska kisilerde birbirleriyle cikmaya baslamisti. Benimle birlikte transfer olan bu okula baska guzel bir kiz daha vardi, oda siniftaki iyi gorunumlu cocuklardan biriyle cikmaya baslamisti. Onceden beri birbiriyle cikan 1 cift daha vardi. Sinifta sevgilisi olmayan 3-5 kisiden biriydim. Cokda umrumda degildi gerci zaten o kizda gozumde yoktu, cikicak olsam en guzel dedigim kizdan baskasini istemezdim. Onunda sevgilisiyle iliskisi hala devam ediyordu. Ogle tenefuslerinde falan hep birlikte yiyip iciyorlardi, bende bir yandan cevremdekilerle konusurken falan hep onlari izliyordum belki bir umut aralari bozulur falan diye ama boyle bir sey hic olmuyordu. Bu siralarda okula board game ler gelmisti. Stratego denilen oyun ve satranc falan oynamaya baslamistik milletle. Stratego denilen oyunu hic bilmedigim icin hep kaybediyordum ama zevkli oyundu. Satrancdada herkesi yeniyordum, hem iyi seviyede oynayan yoktu hemde 7. sinifta satranc klubunde sampiyonluklar kazanmis asiri zeki satranc hocamiz sayesinde kendimi inanilmaz gelistirmistim. Okullar arasinda dereceye falan girmistim onun meyvelerini yiyordum. 7. siniftaki halimden cok uzaktim aslinda satranc oynayanlar bilir bir sure oynamadiktan sonra cok geriliyor insan. Ben 3 senedir oynamiyordum ve epey gerilemistim ama o bile bunlari yenmeye yetiyordu. Onlar beni diger oyunda yendikce ben hirslaniyordum, ben onlari satrancda yendikce onlar hirslaniyordu. Tenefusun kalanindada cikip futbol oynuyorduk disarda her zamanki gibi yemekler yenildikten sonra. Okulun ilk basinda bu ogle tenefusu oldugu vakit ben tek basima oturur elimde telefon forumda futbol bolumunde takilir muzik falan dinlerdim tek basima veya facebooktan arkadaslarla falan konusurdum ama hep yanlizdim. O zamana donup baktigimda bu okulda epey mesafe kat etmistim aslinda. Yine mesafe kat etmeme ihtimalim muhtemeldi aslinda ama bu okulda 2-3 erkek vardiki surekli benle konusup beni ortama monte ettiler bir nevi. Onlarin payi cok buyuktu artik eskisi kadar ezik olmamamda.

Bunun yani sira ingilizcem asiri hizli ilerliyordu. Her gun yeni seyler ogreniyordum, milletle daha cok konustukca konusmam gelisiyordu. Rahatlamistim ingilizce bakimindan epey ama etrafimda surekli Amerikalilarin bulunmasi bana o kadar yarar sagliyorduki ingilizce bakimindan laflarla anlatmak zordu. Tabiki hala onumde gitmem gereken uzun yollar vardi ama artik cogu seyi anliyordum. Elbette arada anlamadigim seyler oluyordu ama onlar pek sorun yaratmiyordu. Herseyi anliyorum dedigimde su sekildeydi. Konusmalar arasinda illaki anlamadigim kelimeler oluyordu surekli ama konustugumuz konudan, cumlenin kalanindan falan ne demek istediklerini bir sekilde anliyordum kurduklari cumlelerde. Bu sekilde kelimelerin anlamini cikararak kendi kendime bayada kelime ogreniyordum. Grammer bakimindan hala eksiktim bilmedigim bir suru sey vardi. Bazi seyler vardiki hic mantikli gelmiyordu kafamda. Ornek vermek gerekirse I have been falan veya bilmiyordum demek gibi seyler. Sonucta have been zamani turkcede yoktu ve bana anlamli gelmiyordu dolayisiyla bu zamani hemen hemen hic kullanmiyordum zaten dedigim seyler tamamen dogru olmasada konustugum seyleri anliyorlardi. Bilmiyordumda su sekilde mantikli gelmiyordu, yapmiyordum, gitmiyordum I wasn't doing/going diye soyleniyordu teknik olarak bilmiyordumunda I wasn't knowing olarak soylenmesi lazimdi ama I didn't know diyorlardi. Cevirince bilmedim oluyordu. Bu ve bunun gibi bana mantikli gelmeyen o kadar cok sey vardiki... Bunlarin nasil kafama oturucagini cok merak ediyordum. Aslinda hic grammer dersi almamistim ve grammerim oldukca iyiydi, anlamadigim seyler sadece turkcede olmayan zamanlar, ve onun gibi seylerdi. Mesela ben hic a,an/the nasil kullanilir ogrenmemistim. Bu ve kalan diger grammer konularini konustukca, etrafta duya duya cozmustum kendi kendime. Konusurken hic dusunmuyordum acaba burda a mi yoksa the mi kullanicam diye kafamda mantikli olan seyi soyliyordum ve dogru oluyordu cunku bunlarin hepsi artik duya duya kafama oturmustu. Dil ogrenmek garip birseydi baya ama hizli gelisiyor olmasida cok hosuma gidiyordu.
Gene hafta sonlari futbol oynamaya devam ediyordum okul icin ama her maci kaybediyorduk, hatta kuzenimide getirmistim 1 maca benden 2 yas buyuk olan o da fayda etmemisti yine kaybetmistik. Zaten abuk subuk bir takimdi sosyal aktivite olsun diye gidiyordum. Tam bu siralarda Josh denilen futbol oynuyor dedigim cocuk evinde dogum gunu partisi veriyordu ve benide cagirmisti. Ilk kez bir yere cagriliyordum bu sekilde, cok heyecanlanmistim ve kesinlikle gidicektim. Adres almayi okulda unutmustum ama joshin telefonu vardi. Adresi anlamam falan diye konusmayi kuzenime yaptirmistim kesinlikle dogru olsun diye. Hala ingilizce olarak guven sorunum vardi yani kendime tam olarak guvenemiyordum. Josh'in evi baya uzakti, tek basima nasil gidicegimi hic bilmiyordum. En kotu sartlarda taksiyle giderdim ama Josh arabam olmadigini bildigi icin annesiyle gelip beni alabilcegini soylemisti. Yol sorunuda ortadan cikmisti. Ilk kez boyle bir partiye gidicektim nasil olcagini baya merak ediyordum. Joshin annesi vakit geldiginde beni almaya gelmisti ama arabada josh yoktu. Icimden hass.... dedim cunku annesi hafif garip bir kadindi boyle insanlarla tip tip bakiyordu ve kadinla hic muhabbetim yoktu. Boyle hic tanimadigim insanlarla konusurken hep hata yapicam diye korkuyordum. Yol boyunca kadin bana bir kac soru sordu onlari cevapladim bende fazla konusmadik zaten. Vardigimizda icerde okuldan kisiler vardi, bekledigimden farkliydi gerci annesinin evde olcagini bildigimden cokda bir beklentim yoktu ama parti denilince akla alkol, icerde yiyisen insanlar falan geliyordu sonucta amerikaydi burasi. Alakasi yoktu millet oyle soda, kola falan elinde takiliyordu. Buyuk bir evleri vardi icerde pinpon masasi xbox falan vardi. Pasta falan kesilmisti, hediyeler falan verilmisti ondan sonra saat gec oldugunda kizlar ayrilmisti ve erkeklerin hepsi bu gece joshlarda kaliyordu ben haric. Neyse belli bir sure kalayim dedim. Amerikanin unlu oyunu Halo yu oynamaya baslamislardi ama silahli oyunu xbox kolundan oynuyorduk 4-5 kisi. Ben surekli oluyordum cunku analogla hic silahli oyun oynamamistim daha once ve oynayan herkes kucukluken beri boyle oynamaya alismis iyi oynuyorlardi. Arada bala falan bir kac adam aliyordum ama 0 zevk aliyordum oyundan. Surekli olmenin hic zevki yoktu. Bu tur oyunlarin mousela daha zevkli oldugunu anlatmaya calisiyordum millete, mouse verin hepinizin aklini alayim turunden seyler diyordum ama herifler hic mousela oyun oynamamisti daha once ve analogun daha iyi oldugunu iddaa ediyorlardi. Normalde bende kalirdim orda herkes gibi ama kalincagini bilmiyordum. Daha dogrusu josh bana soylemis ama ben anlamamis oldugumu ogrendim Joshtan. Teyzemi aradigimda acmamisti bende merak etmesinler diye eve donmeye karar vermistim. Sonucta ilk kez boyle amerikada disari cikiyordum. Joshsa benim kalcagimi dusunerek annesine haber vermemisti benim donmem gerektigini. Saatde 12 falandi annesi uyumustu, sonra annesini kaldirmak zorunda falan kaldi. Kadin sirf beni birakmak icin uykusundan falan kaldirilmisti. Ne oldugunu falan soruyordu bende gece kalmak nasil soylenir bilmiyordum ve kendimi aciklamakta cok zorlanmistim ama bir sekilde aciklamistim sonra sorun olmadigini falan soyledi ama icinden iyi sovmustur herhalde. Beni eve birakti. Bu vesileyle Amerika'da ilk kez boyle bir ortamda bulunmus olmustum ama gittigim parti hic oyle filmlerde gordugumuz gibi degildi. Her parti boyleyse isimiz var ilerde dedim kendi kendime ama yinede boyle bir ortama cagrilmis oldugum icin mutluydum. Okulunda yavas yavas ikinci donemine yaklasiyorduk ve 25 gunluk tatili bekliyordum artik dort gozle. Okula gitmekten surekli cok sikilmistim...

Not: Bilmeyenler ve ogrenmek isteyen arkadaslar icin birinin evinde kalmak gece=sleep over.

-------------------------------------------------------------------------------------------
16. bolum-Ilk donem sonu, ara tatil ve ikinci donem baslangici

Ilk donemin sonlarina yaklasirken 12. siniflarda surekli benle konusmaya calisiyor dedigim kizlada biraz biraz muhabbet etmeye baslamistim. Cok hos biriydi, muhabbetide guzeldi, hala mukemmelliyetciligimden dolayi suskundum konusmuyordum. Hata yapmaktan cok korkuyorum ve milletin beni mukemmel olarak gormesini istiyordum. Hicibiri olmuyordu buyuk bir hata icindeydim bu sekilde davranarak ama o kisilik ustume bir kere oturmustu, kurtulmak icin bir cabamda yoktu. Icimden keske okul disindada onla takilabilsem falan desemde disardan ilgisizmisim gibi davraniyordum. Yaptiklarim hep benim zararimaydi aslinda. Bu sirada okul notlarimi ogneniyordum yavas yavas donem sonu geldigi icin. Notlarim genel olarak B ve C di bir ders haric. Serefsiz resim hocasi D vermisti. Buda 4 puanlik sistem uzerinden 1 e denk geliyordu ve ortalamamin ebesini opuyordu resmen. Sinirlenmistim ama yine birsey demedim. Turkiyede olsaydi bu olay eminimki gider saydirirdim bir suru sey derdim ama dil yine beni dizginliyordu. Evet ingilizce artik anliyor ve konusuyordum belki bir derece ama atesli bir tartismanin icine gircek seviyede olmadigimi kesinlikle biliyordum ve oyle birsey yapmayi goze alamadim. Resimde herkes yetenekli olmak zorunda degildi sonucta. Ben elimden geleni yapmamistim belki tamamen ama her projeyi bitirmistim ve D almayacak kadar ugrasmistim ama hoca serefsizlik yapmisti. Icimden iyi sovdum ama disardan hicbirsey demedim. Dersler pek umrumdada degildi sadece annemlere ne aciklama yapacagimi dusunuyordum.

25 gunluk ara tatilde Turkiyeye gidicektim ve okul bitmek uzereydi. Okulda gunleri gecirip tatile yaklastikca bahane uretme cabalarini arttirmistim. Okulda erkeklerle epey muhabbetim ilerlemisti ama kizlarla nerdeyse hic konusmuyordum. Aralarinda sevmedigim 1-2 de kisilik vardi zaten. Koskoca donemi kizlarla facebookta konusmadan gecirmistim resmen ama 2. donemin cok daha zevkli olacagini biliyordum cunku artik yanliz degildim. Erkeklerin cogu ile iyiydi aram, ust siniflardaki kisilerde dahil. Okulda muhabbet ettigim 2 kiz vardi biri 12. siniflardaki bahsettigim kisi digeride 11. siniflardaki gene hos bi kizdi. Onlada ortak noktalarimiz vardi, basketbol seviyordu benim gibi ve nba hakkinda konusuyorduk. Bir kizla nba konusmak cok guzel geliyordu zaten baska turlu kizlarla konuscagimda yoktu. Son gunlerde laylaylom gecmisti ve tatil vakti gelmisti...

Turkiyeye gitmek icin hazirliga baslamistik yine. 9. sinifin yazinda Turkiye'ye gelmeyen kuzenimde geliyordu bu sene Turkiyeye 3 senelik bir aradan sonra. Dondugumuzde dersler konusu acilmisti 1-2 gun sonra evde. Tartisma baslamisti. Babamlara gore Amerika cok kolaydi ve benim ingilizceyi 1 senede ana dilim gibi ogrenmis olmam lazimdi. Herkes gidip 6 ayda ogreniyormus amerikada benim 2. yilim olmus hala ogrenememisim onlara gore. Halbuki alakasi bile yok ben 9. sinifta ingilizce olarak geride basladigim insanlardan cok daha ilerdeydim. Boyle herseyi bilmeden konusmalari herseyi biliyormus gibi beni deli ediyordu ve zaten kolay sinirlenen bir yapiya sahip oldugum icin tartismada iyice alevleniyordu. Aslinda c-b-a tarzinda degilde not olarak soyleyince 70-80-90 diye notlarim babama dusuk gelmemisti cunku onlar benim hep Turkiyede 20-30-40 almama alismislardi. Bu arada kuzenimde hala benim ilk sene gittigim okula gidiyordu ve onun dersleri iyiydi. Benim okulumun ise onunla hicbir alakasi yoktu. O okula giderken benimde derslerim iyiydi cunku devlet okullari asiri basitti. Bu okul ise sehrin en zor okuluydu ve iyi olmadigim 2 alanda zorunlu ders aliyordum tabi kime anlatiyordum ki. Onlar neticeye bakiyordu neyin ne oldugunun bir onemi yoktu. En sonunda her zamanki gibi durdu tartisma daha zaman var donunce duzeltirsin falan diyerekten konuyu kapattik.

Bu tatilde okuldaki kizlar bana facebooktan surekli birseyler yazmaya baslamisti. Toplu organize olmus gibi yaziyorlardi resmen hepsi birden. Onlarla konusuyordum geceleri zaten uyku duzenim Amerikaya gore ayarli oldugu icin her gun 4-5 e kadar ayaktaydim. Yarim donem ayni okula gidiyor olmamiza ragmen Turkiye'de konusulan dilin arapca oldugunu dusunen bir kiz vardi hala. Boyle cahil insanlar surekli cikiyordu. Aslinda cahil degillerdi kendi kulturlerince ama Turkiye hakkinda bilgileri yoktu. Bende onlara konusurken Turkce begendigim sarkilari falan atiyordum. Onlarda begeniyordu epey. Tatilde Amerika ile ilgili bunlardan baska birsey yapmamistim, kalan zamanlarda hep arkadaslarimla gorusup hasret gidermistim.

Amerikaya donme vakti gelmisti. Bu tatilde 8. siniftaki kiz arkadasimla baya yakinlasmistik yine. Onun hala bana asik oldugundan emindim, bende ona asiktim sanirim. Hatta emindim zaten zamaninda ayrilmamin tek nedenide mesafe girmesiydi araya. Hava alanindayken ben oda isvicreye gitmek uzere hava alanindaydi, son kez hava alaninda gorusmustuk ve sonra ucaga binmistim. Yolculuk hic cekilmiyordu 10-12 saat. Sadece 10-12 saat olsaydi iyiydi. Bursa'dan Istanbula gitmesi, hava alaninda beklemesi, Amerika'da pasaportdan gecme, valizleri alma derken epey uzuyordu zaten. Birde bunun ustune Chicagodan yasadigim sehre otobusle 3 saat gitmek gerekiyordu. Hepsini toplayinca yol toplam 1 gunden fazla suruyordu veya 1 gun falan. Pasaportda ne kadar bekledigine gore degisiyor sure veya diger faktorlere gore. Turkiye'den Amerika'ya da hep okuldan ya 1 yada 2 gun once donuyordum. Turkiye'de olabildigince uzun kalmak guzeldi ama 1 gunluk yolculuktan eve aksam 9 da gelip sabahin korunde okula gitmekse igrencti. Bunun boyle olmasini ben istiyordum gerci. Turkiye'de daha cok vakit gecirmek icin bu igrencligi goze aliyordum.
Eve geldikten sonra esyalarimi yerlestirip tekrar yatmistim direk sabah zorla istemeye istemeye yine 6:30 da kalktim okula gitmek icin. Okul servisi 7:30 da falan geliyordu. Bu okul dag basi gibi bir yerdi toplumsal araclarla okula gitmek mumkun degildi. Sehir disinda kaliyordu bu nedenden dolayi okul otobusu kullaniyordum. Sene basinda okula gittigimde saclarim bayagi uzundu. Normalde o uzunluga geldiginde hep kestirirdim ama bu okulda uzun sacli bir suru cocuk vardi. Uzun saclidan kastim at kuyrugu gibi degil daha cok Messi, Torres gibiydi ornek vermek gerekirse. Bende boyle bir ortamda dedim bende uzatayim bari. Okul basladiktan Turkiyeye gidene kadar artik kac aysa 4-5 ay boyunca zaten uzun saclarimi hic kestirmemistim. Resmen goruntum degismisti artik saclar iyice kabarmisti. Saclarim/duz hafif dalgali gibi olsa bile hic bakim olmadigi icin koca kafali gibi gozukuyordum nerdeyse artik. Turkiyeye gittigimde millet beni gorunce epey sasirmisti bu goruntuden dolayi herkes kestirmemin daha iyi olcagini soyledi. Kestirdim bende. Goruntum hem normale donmustu, hemde cok daha iyi olmustu ama o okulda kimse benim bu halimi daha once gormemisti. Okula gittigimde derse gec kalmistim, ve sinifa son giren bendim. Durum boyle olunca zaten herkes bana bakicakti sinifa girerken ama bu defa girdigimde herkes saskinlikla yaklasik 2-3 dk bana bakmisti. Sonrada surekli bakiyorlardi cunku beni hic kisa sacla gormemislerdi. Tenefusde kizlar, erkekler hepsi daha guzel oldugunu soylemislerdi. Tenefuslerde onumde yuruyen kizlar donup arkasina bakiyordu hala niye o kadar sasirmislardi anlamadim. Bana goruntu ayni geliyordu fakat onlara baya degismis olarak gelicem ki boyle bir durum ortaya cikmisti. Ilk donem aldigim notlardan sonra not ortalamamda dususteydi. Bu donem amacim yuksek notlar alip ortalamayi belli bir seviyede tutmakti ama bunu yapamayacagimi biliyordum. Belki bir umut birseyler olurdu ama zordu. Calisipda yapabilcegim cokda fazla birsey yoktu. Yani elbet vardir, daha cok calissam ingilizcemi daha hizli gelistirirdim tabiki ama bunlarda cok zor geliyordu. Ingilizce calisip kelime ogrenmek falan hic sevmedigim seylerdi. Dusundugum sey ise suan calisip yapabilcegim birsey olmamasiydi bana her zamanki gibi ancak zaman yardim edebilirdi. Ingilizcemi ne kadar calissamda belli bir sure gecmeden o kadar gelistirmem imkansizdi durumda boyle olunca hevesim kiriliyordu. Okula dondugumde begendigim kizin hala Max denen cocukla cikmaya devam ettigini gordum gerci artik cok umrumda degildi o cunku eski kiz arkadasim aklimdaydi. Derslerimin kotu olmasindan ise hicbir ders cikarmamistim yine ailemin dedigi hersey bir kulagimdan girip digerinden cikmisti. Kendi bildigimi okumaya devam edicektim. Calismaya baslamaya ise hic niyetim yoktu halimden gayet memnundum.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
17. Bolum- Ikinci donemin ortalarina dogru

Ikinci donemin baslangiciyla birlikte, Turkiye'de gorustugum eski kiz arkadasima tekrar yada belkide hala asik oldugumu anlamistim. Tatil bitmisti artik Amerikadaydim ama onu ozluyordum tekrardan. Oda hala beni seviyordu ve birseyler yapmak istiyordum. Suana kadar Amerika maceram zaten guzel gecmiyordu pek. Iyiye gidiyorduda daha ne kadar iyi olabilirdi bunu bilmiyordum. Dolayisiyla lise biter bitmez, universiteyi amerikada okumak yerine Turkiye'de okumak gibi bir plani iyiden iyiye gozden gecirmeye baslamistim. Bu konu hakkinda hicbir bilgim yoktu ama olabilitesi oldugunu dusundugum bir seydi. Arastirmakda istemiyordum cunku eger boyle birsey olmadigini ogrenirsem moralim bozulurdu, uzulurdum. Daha onumde bu is icin 2.5 senelik bir zaman vardi ve son anina kadar ogrenmeden bunun hayalleri ile yasamak daha iyi olurdu diye dusunuyordum. Zaman gectikce bu okulda cok iyi insanlarin oldugunu farkediyordum. Mesela bir ust yani 11. siniftaki Fabi adli cocuk. Tek kelimeyle mukemmel bir kisilige sahipti, her firsatta bana yardimci oluyordu ve okulda herkes tarafindan asiri derecede seviliyordu. Fabi gibi insanlarin benim bulundugum ortamlarda olmasi beni rahatliyordu cunku kendimi onlarin yaninda yabanci hissetmiyordum. Muhabbet edebiliyordum vede bana her zaman yardimci olucaklarini biliyordum. Sadece kisilik bakimindan mukemmel degil dersler bakimindanda mukemmeldi nitekimde suan Yale a gidiyor tam burslu sekilde. Bu okulda guzel arkadasliklar ediniyordum aslinda ama hic bir zaman bana gore oldugunu dusunmemistim. Cok kucuktu. Benim amacim ise burda bir cevre yapmakti, kalabalik icinde olmakti surekli farkli, daha cok insanla gorusebilmekti. Bu okul ise bu amaca uygun degildi. Asirida zordu.

Durum boyle olunca bir sonraki sene tekrar okul degistirme ihtimalim dogmustu. Guc bela annemlere bu okulun bana gore olmadigini cok zorlandigimi, uyguladiklari programla notlarimin giderek dusucegini anlatabilmistim. Aslinda en basindan bu okula gitmeyecektim ama diger ozel okullarin hicbiri icin ilk sene sonunda ingilizcem yeterli degildi ve istedikelri toefl puanini veremiyordum. Tek opsiyon burasi kalmisti ama seneye boyle bir problemim yoktu. Toefl i verip istedigim ozel okula gecebilicektim. Bundan okulda kimseye bahsetmemistim tabi birileri sorunca seneyede bu okula gidiyor olcagimi soyliyordum. Bu arada siniftaki diger erkekler ve ozellikle joshla arkadasligim epey ilerlemisti. Onlarla kafama gore sakalasabilicek, durduk yere gidip tokat atabilicek kafalarina vurabilicek kisaca sinir bozucu seyler yapabilicek seviyelerdeydim. Ikinci donemin baslamasiyla birlikte dahada cok yerlere davet edilmeye baslanmistim. Zaten kucuk bir okuldu, kimin evinde bir etkinlik olsa bende artik davet ediliyordum. Dersleri ise her zaman oldugu gibi hic dinlemiyordum. Surekli aklim baska yerlerdeydi zaten dikkat sorunumda vardi konu derslere gelince. Okula bosuna gidiyor gibiydim. Dersler de derslerden baska herseyi dusunuyordum. Bu sirada fanatik bir Galatasaray taraftari olarak millete facebookta falan Galatasaray sayfasini begendiriyordum. Turkiye'de gelmeden bir kac tane forma almistim ve futbol seven/oynayan arkadaslarima hediye etmistim donunce tatilden. Disarda orda burda maclari oldugunda giyiyorlardi. Bir taraftanda herkesi fenere karsi orgutluyor kufurlu tezahuratlari ogretiyordum. Zaten allahin emriydi o birine Turkceden birsey ogretirken ilk ogretilenler her zaman kufur oluyordu.

Tam bu siralarda Josh bana indoor futbol takiminda oynayip oynamayacagimi sormustu. Indoor futbol hali saha gibiydi. Saha kapaliydi, yerler hali saha gibi suni cimdi, kenarlarda duvar vardi. Top cok havadan gitmedikce tac veya aut olmuyordu. Yorucuydu ama inanilmaz zevkliydi, daha once bahsetmedim ama ilk donem bir kere Joshin takimi icin oynamistim. Direk kabul ettim tabiki. Sonunda sevdigim, hakketen zevkli olan birseyi yapabilicektim. Joshin tanidiklariyla diger okullardan futbolda iyi olan kisilerle takim kuruyorduk ve turnuvaya katilicaktik. 2-3 aylik turnuvaydi her hafta sonu 1-2 mac olucakti. Takimda tek tanidigim Josh ve David diye bir cocuktu onuda Joshin evinde gorup tanismistim. Gerci takimdaki insanlari tanimiyor olacagim icin hicbir korkumda yoktu. Sonucta futboldu bu artik ingilizceyide anliyordum zaten ki ingilizce gerekmeyecekti. Cikip topumuzu oynayip gidicektik. Bu turnuvanin baslamasi icin sabirizlaniyordum ama daha biraz zaman vardi. Zaman ilerdikce okul daha zevkli bir hal aliyordu, bende millete satasmayi seven biri olarak surekli birilerine birseyler yapiyordum. Zaman zaman olaylar biraz buyuyor tartisma cikicak seviyelere geliyordu ama sonra birsey olmuyordu. Gene bu zamanlarin birinde Joshla birbirimize sprey sikip sakalasirken ben su diye deterjan veya onun gibi bir madde dolu birsey ile joshi siril siklam etmistim ve tshirtinde denilene gore kalici benekler olusmustu. Bu olaydan sonra siniftan muhabbetim olmayan 1-2 kizin bana karsi cephe aldigini gormustum. Tamam Joshla arkadaslari ve benle degillerdi bir noktaya kadar anlasilirdi bu durum ama Josh bile bana sinirli degilken onlara ne oluyordu. Resim dersinde sinifta konusmanin serbest oldugu bir ortamda herkesin duyabilicegi sekilde bana laf atiliyorlardi. Bence yeni tshirt almali josha yok oyle yok boyle diye. Halbuki olayi Josh baslatmisti. Ben tabi bu siralar artik nerdeyse herseyi anliyordum ama konusmam kisitliydi. Diyecekelrimi bir sekilde soyliyordum ama surekli kullandigim 3-5 cumle vardi. Hatta arkadaslarinda dikkatini cekmisti ve dalgaya vurmuslardi isi. Boyle bir durumda onlar bana laf ederken hic cevap bile vermiyordum. Aslinda verirdim ama kavgaya giricek kadar iyi ingilizcem olmadigini biliyordum onlar takir takir konusurken ben tikanicaktim. Tum ders boyunca 2 kizin bana surekli laf etmeside acayip sinirlerimi bozmustu. 2 side malin tekiydi zaten. Sanki onlarin tshirti lekelemistim. Icimden ana avrat soverken bir yandanda size ne oluyor, bunlar simdi niye boyle karistilarki diye dusunuyordum. Cunku bu okulda bulundugum surece onlara asla kotu bir davranisti bulunmamistim ve yaptiklari manasiz geliyordu. En sonunda herkesin duyabilcegi sekilde Josha yeni tshirt parani veririm alirsin dedim ve sustular. Bu 2 kiza kin duymaya baslamistim ve elime gecen ilk firsatta fislerini cekicektim ama elime bir firsat gecicegini hic sanmiyordum.
Max denilen begendigim kizla cikan cocugun annesi babasi hafta sonu icin sehirden ayriliyordu ve milleti evine cagirmisti. Kizli erkekli herkes gidiyordu, benide her zaman oldugu gibi Josh goturucekti oraya. Bakalim bu defa nasil olucak diye merak ediyordum. Cok da ucuk birsey olcagini dusunmuyordum gerci. Belki biraz alkol olurdu. Hala aklim eski kiz arkadasimdaydi bir taraftan ama diger taraftanda amerikada guzel bir kiz bulsam sonuna kadar giderdim. Bu siralar gereksiz davranislar icine girmistim. Tipsiz kizlar hic umrumda degildide guzel kizlarin onunde mukemmel olmaya calisiyordum ve bu nedenden dolayida acayip kasinti olmus gibi hissediyordum. Suskun, ezik gibi taninan biri olmaktan cikip artik milletin takilmak isteyecegi, havali bir insana donusmenin pesindeydim sanirim. Turkiye'de agzim cok iyi laf yaptigi icin, herkesle kolayca diyalog kurabiliyor, yakinlasiyor davranislarimida karsi tarafin bana ne sekilde davrandigini ve benim hakkimda ne dusundugunu bildigimden ona gore sekillendiriyordum burda ise kizlarla facebook disinda gercek hayatta 0 muhabbetim vardi nerdeyse ve nasil davranmam gerektigini bilmiyordum. Neyse gittik kizlar yine 12 ye kadar falan kalicakti erkeklerse gece yatili kalcakti. Bende bu defa kaliyordum onceden ayarlamistim bu defa. Guzel bir ortam vardi, millet muhabbet ediyor, kart oyunlari board oyunlari falan oynuyor takiliyordu. Ailesi evde olmadigi icin tahmin ettigim gibi alkolde vardi biraz. Sadece bira vardi gerci. Bu siralar yanlis hatirlamiyorsam Chatroulletin yeni ciktigi veya ciktiktan sonra belli bir sure gecmis oldugu zamanlardi. Kimse bilmiyordu bu siteyi, ve bende dh de takilan biri olaraktan bu tur seylerin hepsinden haberim vardi. Ordakilere soylemistim bunu az takilir cikariz zevkli olur diye, soylememle birlikte 10 dk icinde kizli erkekli herkes 3-4 farkli bilgisayardan topluca chatroullete e girmisti. Aslinda baya zevkliydi, surekli malum kisilerden goruyorduk gerci ama komedi olaylarda olmuyor degildi. Tabi bir sure sonra zevki kacmisti ben bunu millete soyledigimde saat 11 falandi abartmiyorum sabah 5 e kadar bunla ilgilenmislerdi. Bende orda olan biri olarak onlara katilmistim. Sabaha kadar sacma sapan gecmisti vakit soyledigime soyliyecegime pisman olmustum. Amerikada ise dikkatimi ceken birsey vardi herkesin evi mustakildi zaten ama basement yani bodrum katlari hep cocuklarina ayirmislardi aileler. Boyle arkadaslari geldiginde takilicak ortam burasiydi. Bodrumlar baya genisti, ps3 ler xboxlar bilardo masalari, ping pong pasalari, plazma tvler, koltuklar, puflar ne ararsaniz vardi burda. Zaman gecircek cok sey oluyordu dolayisiyla insanlar pek sikilmiyordu.

Artik bu okulda beni herkes taniyordu ve kabul etmislerdi aralarina ama dedigim gibi kucuk okuldu benimse hedeflerim cok daha buyuktu. Daha once hic gormemistim belki ama daha cok ortamlara girdikce, muhabbetlere sahit oldukca o tvdeki filmlerin ortamlarinin hakketen gercek olduguna inanmaya baslamistim. Bu okuldayken o ortamlara girme sansimi cok dusuk goruyordum hatta belkide o anki durumumla imkansizdi. Artik 11. sinif icin okul degistirmeyi cok ciddi sekilde dusunuyordum ama bir yandanda cok buyuk tereddutteydim. Cunku bu okulda tamamen oturmus bir duzenim vardi artik ve herkes taniyordu beni. Simdi yeni okula gecince gene 0 a donucektim ve bu sene kazandigim herseyi kaybedicektim yine. Kendime guvenim vardi ama ya gittigim okulda beni Josh gibi okula uyum saglatacak, kabul ettiricek biri olmazsa diye dusunuyordum. Teredduttedim ama denemek istiyordum. Denemeyip pisman olmaktansa deneyip basarisiz olmak daha cazip geliyordu. Bu senenin bitmesine baya zaman vardi gerci bunlari dusunmek icin biraz erkendi. Indoor turnuvasininda baslamasinada cok az zaman kalmisti ve baya heyecanliydim, dolayisiyla bu okul konulari falan bir sureligine tamamen aklimdan cikmisti.

---------------------------------------------------------------------------------
18. Bolum- Ivir zivir

2. doneme derslerde basarili olma dusuncesiyle girmistim ama basarili olmak icin gerekli seyleri yapmiyordum dolayisiyla ilk donemki gibiydi belki biraz ingilizcemin gelismesiyle biraz daha iyiydi ama kesinlikle yeterli degildi. 5. sinifta basketbol antremanlari haftada 6 gune cikmisti ve carsamba haric haftanin her gunu antreman oluyordu. Takimdaki arkadaslarimin cogu devlet okuluna gittiginden aksama kadar antremandan once vakitleri oluyordu okullari oglen bittikten sonra. Benimki ise ozel okul oldugundan aksama kadar okuldaydim ve hemen okul sonrasi antremana gidiyor eve aksam 10 da falan geliyordum. Durum boyle olunca ipin ucunu orda kacirmistim ve o zamandan sonra asla derslerim iyi olmadi hep tembel bir ogrenci oldum. Annemlerede her yil derslere duzeltecegime dair soz verip hic bir zaman duzeltmemistim. Bu durum gene devam ediyordu ve 2. donem icin yine soz vermistim ama biliyordumki ne kadar inanmak isteselerde dersleri duzeltecegime inanmiyorlardi.
Bende bunu bilerek nasil olsa alisiklar diye cok kasmiyordum belkide. Durumda musait degildi aslinda, calismam gereken seyler matematik, fizik, kimya gibi zaman harcayinca iyi yapabilcegim seyler olsa calisirdim buyuk ihtimal ama ingilizcemi tamamen gelistirmeden derslere calistirmam hic bir seyi degistirmiyordu. Tarih dersinde bilmedigim kelimeler oluyordu sinavda direk cakiyordum. Bu donem basarli olmam hemen olcak birsey degildi ve cok saglam bir calisma programi gerekiyordu. Ingilizcemi kendimde calisip daha hizli gelistirmem bana faydasi olcak tek seydi ama oda zaman istiyordu ve direk calisip ogrenemeyecek olmak heves kiriciydi. Amerika'da bulundugum bu sure icinde kendim nerdeyse hic ingilizce calismamistim, hep oluruna birakip okula gide gele ogreniyordum. Hizliydi aslinda ogrenme hizim birlikte ogrenmeye basladigim insanlarin baya onune gecmistim ama daha iyisini yapabilirdim kesinlikle. Hani insan calismadigi zaman icinde rahatsizlik veren bir his olur ya acaba calissamiydim diye, o his hep icimdeydi ama ders calismamak daha cazip geliyordu. Bahanemde hazirdi zaten zor okula gidiyordum ingilizcem ana dilim degildi. Bu donem artik annemler universite isinin zora giricegini falan dusunup ozel ders al dediler. Birde tum gun okula gitmiyormus gibi haftada 2 gun 2 saat ozel ders alicaktim. Onceden soylemistim yasadigim yer Wisconsin eyaletinin baskenti diye. Dersi almaya gidicegim yerde hemen wisconsin eyaletinin valilik binasinin oldugu yerdeydi. Neyse gittim Nathan isimli biriyle gorusup ayarlicaktik dersi. Adam geldi sicak kanli biriydi nerelisiniz falan dedi Turkiye diyince, cay icer misiniz dedi turkce. Dedim ne diyor lan bu. Diyisinden yabanci oldugu belliydi zaten aksani vardida baya sasirmistim. Sonradan anlattigina gore lisede 1 sene turkiyede kalmisti yaklasik 15-20 sene once. O siralar biraz Turkce ogrenmis ve ogrendiklerinin cogunu hala hatirliyordu. Hatirlamasina hayran kalmistim cunku 15-20 sene baya uzun bir sureydi ben 8 sene gordugum sakir sakir konustugum fransizcayi 2 sene konusmayinca epey unutmustum. Adami baya sevmistim, Turkiye hikayelerini falan anlatiyordu teyzemle bana baya iyi ve kafa bir adamdi. Turkiye'de okula giderken istiklal marsi sirasinda okul mudurunun istiklal marsini soylemedigi icin kendisine tekme tokat daldigini soylemisti. Kafamda canlandirinca baya gulmustum. Sonra hocalarin o yabanci diye muduru guc bela durdurdugunu soyledi. Kafa adamdi falandi ama yinede 2 saat boyunca gitmek istemiyordum haftada 2 gun ama yapcak birsey yoktu.
Hafta sonu gelmisti ve indoor futbol basliyordu. Josh beni evden aldi sahaya gittik. Josh olmasa gitmem baya zordu oraya cunku mekan sehir disinda kaliyordu ancak taksiyle gidebilirdim. Beni buyuk bir dertten kurtariyordu hep Josh. Neyse gittik takimdaki insanlarla tanistim, beni isim olarak biliyordu hepsi ve direk kaynasmistik. Herhalde amerika hayatim boyunca en cok insanlarla kaynastigim yer orasi olmustur. Toplam 10 kisiydik ve 6 vs 6 oynaniyordu. Cok yorucuydu dolayisiyla surekli oyuncu degisikligi oluyordu yani yedek baslayanlarda ilk 6 kadar cok oynuyordu. Yorulan cikiyordu bir kac dkligina. Zaten zevk icin olan bir turnuvaydi. Takimdaki herkes para vermisti sadece en iyi oynayanlari oynatmak olmazdi. Kimin nasil oynadigini bilmiyordum, ne kadar iyi olduklarinida bilmiyordum ama direk ben onlardan iyiyimdir nasil olsa diye sahadaki yerimi aldim. Mac basladiktan sonra bizim takimin gayet iyi oldugunu gordum. Amerikada olan insanlarin ustunde bir seviyedelerdi boyle olunca daha zevkli oluyordu oyun. Karsi takimdan ise baya ustunduk. 10-2 mi ne kazanmistik zaten. Amerika'da futbol takiminda olanlar bile Turkiye'deki insanlardan cok alt seviyelerdeydi. Pas vermeyi falan biliyorlardi ama teknik degillerdi. Surekli kosuyorlardi boyle olunca oynatmasi cok zevkli oluyordu. Ilk macda isi bencillige vurmustum biraz surekli calima giriyordum ve asiriya kaciyordum. Asiriya kactiktan sonra bir kac calimdan sonra cok kisi basinca cogu zaman topu kaybediyordum. Macin ilk yarisindan direk 4 gol atmistimda surekli calima girip top kaptirmam eminimki takimdakileri kizdirmistir biraz ama birsey demediler. Tek bencil oynayan ben degildim aslinda herkes oyle oynuyordu takim kimyasi 0 di resmen. Bizim takimin geneli iyiydi 2 cocuk vardi topla hayatimda gormedigim hareketler yapiyorlardi. Freestyle olarak mukemmellerdi, ama mac icinde onlardan daha iyiydim cunku o topla yaptiklari hareketlerin yuzde 90 ini mac icinde kullanamiyorlardi. Turkiye'dede okulda en iyi oynayan 2-3 kisiden biriydim ama bizim okulda futbolcu yoktu. Bursaspor alt yapisinda oynayanlar falan benden gozle gorulur sekilde acik ara iyilerdi yani. Burda ise bu insanlarin hepsi kendi okullarinda futbol oynuyordu ama hepsinden cok acik sekilde iyiydim. Amerikadaki futbol seviyesi hakketen Turkiyeye gore cok dusuktu. Bu kadar sey varken onlarin dunya kupasina gidip bizim gidemiyor olmamizda ayri bir komediydi. Hatta futbolun Turkiye'de cok daha iyi oldugunu soyledigimde dunya kupasinda varmisiniz yoksunuz diye dalga geciyordu bazi hiyarlar akillarinca. Tabi onlarin Turkiye'deki okul sisteminden haberleri yoktu kendi ulkemi ovmek icin oyle dedigimi saniyorlardi. Turkiye'de oynadigimiz hali saha kadrosuyla o turnuvadaki tum takimlara rahatca yenerdik hatta oyle acikliyim durumu. Herseye ragmen baya zevkliydi orda oynamasi. Biraz saga sola bakindiktan sonra oynadigimiz takima gore cok daha saglam takimlar oldugunu gordum. Bu haftalik bu kadardi baska mac yoktu ondan o takimlara karsi oynamak icin beklememiz gerekicekti.

Artik yavas yavas sosyal etkinliklere baslamis olsamda hala bilgisayar hayatimda onemli yer tutuyordu. Ne zaman evde olsam hep bilgisayar basindaydim baska yapicak birseyde yoktu zaten. Bu yillar surekli torrentden oyun cekip her oyunu oynadigim vakitlerdi. Ders calismamamin bir nedenide buydu. Oyunlara kendimi fazla kaptirmistim. Ders calismadigim icin surekli icimde o pismanlik duygusu oluyordu ama yinede calismiyordum. Bu siralarda ozel ders e de gitmeye baslamistim, ozel dersin amaci ingilizcemi gelistirmek bilmedigim grammer konusu falan varsa onlar uzerinde calismakti bense gidip orda odevler icin adamdan yardim aliyordum. O kadar odev oluyorduki ingilizce falan tum ders odev yaparak geciyordu zaten. Bir nevi odev yaptirmak icin ozel derse gidiyor gibi olmustum. Sacma sapan birseydi yaptigim ama bir yandanda odevleri aradak cikarmak istiyordum. Bunu yapmamdaki amac ingilizce odevlerini diger ogrenciler kadar iyi yapabiliyor olmayi istemekdi. Bunuda tek basima yapamazdim, Amerikali birinden yardim almam gerekiyordu. Tabi gereksizdi bu yaptigim cunku odev yaptirmak icin bir suru para veriyorduk resmen, ozel dersi asil amacina uygun kullanmam gerekiyordu aslinda. O kadar parayi baska birine versem tum senelik odevlerimi zevkle yapardi zaten. Tabi ben o zamanlar bunlarin hicbirini dusunmuyordum. Amac odevleri aradan cikarip, kafami rahatlatip oyunlara falan daha cok zaman ayirmakti. Cok yanlis yollarda oldugumun tamamen farkindaydim ama bunu duzeltmekle ilgili hicbir girisimimde yoktu. Lafa gelince buyuk adam olucaktik ama nasil...?

----------------------------------------------------------------------------------------
19. bolum-ikinci donem ivir zivir

2. donem ilerledikce teyzemle derslerle ilgili baya atesli tartismalar icine girmeye baslamistim. Cok cabuk sinirlenen biriyim ve teyzemin ders calismadigini annemlere soylemesine surekli olarak acayip sinir oluyordum. Onla kavga ettigim yetmiyormus gibi birde annemlerle kavga etmek zorunda kaliyordum. Ders calismiyordum fazla eyvallah ama teyzem yaptigim seyleride yapmiyormusum gibi soyleyince deli oluyordum bu defa bagrismalar basliyordu. Senin yasin kucukken sen nasil benle oyle konusursun falan derken oda bagiriyordu bu sekilde bildiginiz olay cikiyordu. Bunlarin disinda tartistigimiz hicbir konu yoktu nerdeyse. Iyi bir universiteye girememden korkuyorlardi bense olayin ciddiyetinde degildim. Her zaman islerimi bir sekilde son dakikada halletmistim bunuda hallederdim. Bu neydi ki ben nelerin icinden cikmistim. Ki daha 2-3 sene vardi universiteye ondan cok rahattim. Derslerimde ilk doneme gore nerdeyse hicbir degisiklik yoktu ayni tas ayni hamam ilerliyordum. Ozel derslerede gidip geliyordum ama orda odev yapiyorduk hocayla. Halbuki sene sonunda diger ozel okula transfer olmam icin toefl vermem gerekiyordu belli bir skorla ve hocanin tutulma amaci oydu ama daha nerdeyse hic toeflla ilgili bir calisma yapamamistik bile. Yapmasakda olurdu benim icin zaten bu okulda ingilizcem baya gelismisti gecerdim herhalde toefli. Kuzenim 120 uzerinden 114 mu ne almisti bende alirdim herhalde 80 falan artik. Sonucta 2 yildir burdaydik.
Okuldada artik her turlu sosyal aktivetinin icindeydim. Kizlarin falanda evine gidiyordum artik. Milletin annesiyle babasiylada tanismistim beni seviyorlardi ve evlerine davet ediyorlardi. Dersler haric hersey tikirindaydi. Bir kizin evine ilk gidisimde ayak ustu tanistigim bir cocukla direk mutfaga girmistik herkesden once daha millet eve yeni giriyorken. Cikolatali kurabiye bulmustuk tadi baya guzeldi, agzimiza tikabildigimiz kadar tikmistik millet gelene kadar bitiririz diye fazla tikmisiz bitiremedik herkes geldiginde agzimiz sonuna kadar doluydu annesi babasida gormustu kizin gulmuslerdi utanmistim baya. Neyse en azindan eglenceli bir ani olmustu, saklabanliklada olsa milleti guldurmustuk. Bu milletin evlerine gittigimizde genelde hep board oyunlari oynuyorduk sonrada gece tum isiklar sonup film izliyorduk birlikte. Battaniye falan getiriyorlardi ustumuze seriyorduk. Turkiye'den farkli olarak burda erkekler kizlarin evlerinde hic bir erkek kizin evinde kalir mi dusuncesi olmadan kaliyordu. Bende direk ilk gidisimden kalmistim hatta. Okulda hocalarlada kanka olmustum. Ingilizce hocasi ingiltereliydi fanatik manchester united taraftariydi Galatasarayida biliyordu. Onla surekli futbol hakkinda konusuyorduk dersler disinda dunya kupasi olsun sampiyonlar ligi olsun. Tarih hocasida basketbola cok ilgiliydi onlada surekli basketbol hakkinda konusuyorduk. En ilgili oldugum ders beden egitimiydi her zamanki gibi dolayisiyla derse gosterdigim ilgiden dolayi beden egetimi hocasi olan 25 yasindaki bayan ablamizlada baya muhabbet icindeydim ondan bundan. Gene okul kutuphaneciside inanilmaz konusken bir adamdi ve nedense beni seviyordu baya veya herkesi seviyordu adam genel olarak. Benle surekli konusuyordu ne zaman kutuphanede olsam. Okulda hemen hemen herkesle cok guzel iliskiler icindeydim. Herkes bana yardimci olma cabasi icindeydi. Bu okulun insanlari falan git gide dahada cok hosuma gidiyordu. Artik belki seneyede burda kalirim diye dusunuyordum. Sene sonu gelince baya zor bir karar olucakti okul degistirip degistirmemek. Kucukdu mucukdu ama zevkliydi ve belli bir ortam kurmustum burda. Simdi herseye 0 dan baslasam nolcakti ki diye dusunmeye baslamistim biraz.

Ingilizcem mukemmel degildi hala ama sikintimda yoktu pek. Su noktadaki ingilizcemi soyle aciklayabilirim sanirim. Denilen seylerle anlamadigim kelimeler olursa ki mutlaka oluyordu bir sekilde konustugumuz seyden ve cumlenin kalan kelimelerine gore cikariyordum hep anlami. Bu yuzden bir cumledeki herseyi anlamama gerek kalmiyordu. Yarisini anlasam cogu zaman anlam cikiyordu ki cogu zamanda tamamini anlayacak seviyelere gelmistim artik. O ilk zamanlardaki halime bakinca aradaki fark daglar kadardi. Sadece gecen sene degil bu seneki ilk zamanlarimla aramdada muthis bir fark vardi. Artik derdimi bir sekilde oyle yada boyle kesinlikle anlatiyordum. Ogle tenefuslerindede hala o begendigim kizi ciktigi cocukla gormeye devam ediyordum. Ulan kac ay olmustu hala hersey yolundaydi onlar acisindan bizde belki ayrilirlar diye bekliyorduk. Ciktigi cocuklada arkadasdim arada muhabbet ediyorduk basket falan oynuyorduk iyi cocuktu aslindada ne biliyim o kizin yanina yakismiyordu. Cocuk mavi gozluydu falan ama hem boyu kisaydi hemde kafasi kocaman ve biraz tipsizdi. Bir sureden sonra bundan sikilir ayrilir diye dusunmeme ragmen boyle olmamisti aylar gecmisti hala cikiyorlardi. Bende bir kiz benden hoslandiginda mutlaka anlarim, hem davranislardan, hem bakislarindan hemde hislerim kuvvetlidir. O kiza baktigimda bana olan bakislarindan bile benden hoslanmiyor oldugunu dusunuyordum. Birde benden hoslandigini dusundugum bir kiz vardi. Ne zaman ona baksam bana bakiyor oluyordu ve gozlerini kaciriyordu. Mavi gozlu hafif sarisin bir kizdi. Cirkin degildi ama guzelde degildi bence okulda begenenleri olmasina ragmen benim pek hosuma gitmiyordu. Nihayetinde kizla hicbirsey olmadida. Facebooktada milletin profillerinden ordan burdan baska kisilere girince vay anasini dedigim kizlar oluyordu. Disardada goruyordum zaten onlari bizim okuldaki 5-10 kizdan kat kat guzellerdi. Bu tur seyleri gordukce okuldan ayrilasim, okuldaki sicakligi goruncede okulda kalasim geliyordu. Facebooktada 1200 kusur arkadasim vardi o zamanlar yanlis hatirlamiyorsam ama o arkadas sayisina en yanliz kisi benimdir dunya uzerinde sanirim. Gerci yanliz demekte olmaz fazla cunku yuzde 70 i falan Turktu onlarda Amerikada yoktu ama olsun. Bu sekilde hissediyordum mantikli dusunmuyordum. Zamanda ilerliyordu ve artik yavas yavas karar verme vaktide yaklasiyordu. Bu arada onceden kafamda hic olmayan bir soru olusmaya basladi. Acaba Toefli gerekli skorla gecebilcekmiydim? Gecerdim herhalde ama kafamdada soru isaretleri yok degildi. Calismadigim bir seye fazla guveniyormusum gibi geliyordu ama bakacaktim zaman vardi daha. Her isi son dakikaya birakmak adetti zaten daha onceden yapmaya baslasam birseyi prensiplerime aykiri olurdu...

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

20. bolum- yil sonuna yaklasirken

Indoor futbol takimiylada baya oynamistik ve sezonun sonlarina gelmistik. Bu takimdaki oyunculara ilk bastan beri hic yabancilik hissetmemistim ve sezon icinde birbirimizi tanidikca bu kisilerlede arkadas olmustuk. Onlarda oyle evlerinde falan birseyler oldugunda cagiriyorlardi. Ligde bir anlam ifade etmesede gol krali olmustum. Toplam 8 mac mi ne yapmistik 38 golle kral olmustum onunda bir odulu yoktu gerci sadece isminizi yaziyorlardi bi yere ama guzeldi yinede. Ligi kacinci bitirdik hic bir fikrim yok ama yuksek siralarda olmasi lazim cunku sadece 1 mac kaybetmistik. Aslinda her takimi yenebilicek kaliteye sahiptik rahatlikla ama bazi haftalar hasta olanlar oluyordu o oluyordu bu oluyordu eksik kaliyorduk. Kalecimiz oluyordu donusmeli oynuyordu millet. Takim profosyonel olmayinca boyle sorunlar cikiyordu. Sorunlarda 1 mac kaybetmemize neden olmustu. Bu sezonda en unutamadigim mac bir cumartesi gunu 7:30 da sabah olan macdi. Mac baslarken 5 oyuncuyduk 6. oyuncumuz bile yoktu yedegi gectim. Karsi takimsa bildiginiz klup takimi gibi birseydi 18 oyunculari vardi. Yoruldukca oyuncu degistiriyorlardi. Bizede neyseki 2-0 geri dustukten sonra 1 oyuncu gelmisti. Artik daha kimse gelmezdi ve tum mac hic kimse cikmadan oynayacakti. Bu oyunda kondisyonu olan kisiler icin bile inanilmaz yorucu oluyordu. Eger bu macda bir seyler yapmak istiyorsak herkes showu bencilligi birakip terinin son damlasina kadar mucadele edicekti. Mitchell denilen cocuk hala show pesindeydi ve ataklarin anasini opuyordu en sonunda bagira cagira oda duzgun oynamaya basladiktan sonra yedeksiz olarak rakip takimi bildiginiz ezmeye basladik. Bilenler vardir Galatasarayin sampiyonlar liginde deplasmanda 3-0 geri dusup Liverpool a 3-2 kaybettigi macin 2. yarisindaki gibi eziyorduk rakip takimi. 3-2 onede gectik zaten ilk devre bitti. Herkes gorevini yapiyordu ben orta saha forvet ve edebildigimce defansa yardimdim. Bu sezon oynadigim en zevkli mac buydu. Rakip takim kadar kondisyonumuzda yoktu ama enerjimizi tasarruflu kullanarak ve guzel bir alan savunmasiyla tum maci cikaracaktik resmen. Biz iyi oynadikca rakip takim deli olmustu son 5 dk ya girilerken 3 farka ulasmistik bir anda 2 gol yedik ve deli gibi yuklenmeye basladilar ama birsey olmadi ve 1 farkla yendik adamlari. Herhalde bu sezonun en zevk aldigim maci buydu. Yendigimiz takimda namaglup gidiyordu vede onlarda bizim gibi 1 yenilgiyle kapamislardi yili. Yedeklerimiz olsa bile yenemeyebilirdik bu takimi cunku bu defa herkes show a kacicakti, duzgun oynamadiktan sonra yenmesi zordu. Bir sonraki yil tekrar ayni takimla oynamak uzere sozlesip sezonumuzu kapamistik.

Okula geri donelim yada donmeyelim cunku bu matematik hocasi surekli sinav notlarimi babama mail atiyordu artik calismayida birakmistim bir nevi. Belki 70-80 aliyordum ama 90+ gerekiyordu. Cok kotu degildi yani ama babami kizdirmaya yetti. Bu ders durumlarindan dolayi en sonunda ultimatom diye bir mail atti ve klasik calismicaksan gel burda seni dandik bir liseye gondereyim tehtidini yapti ama bu defa ciddiydi hakketen. Teyzeminde babamlara birsey soyledigine emindim calismiyor falan diye ve kizip onlada tartismistim niye benim hakkimda yanlis yalan bilgiler veriyorsun ben calisiyorum zaten diye. Neyse bir sekilde olayin icinden kurtuldum yine sorun olmadi ama haysiyetsiz resim hocasi gene D verip notumun icine ediyordu. Ana derslerim normaldi resimden notum dusuyordu. Boyle sacmalik olur muydu? Universiteler oyle resimmis matematikmis diye fazla incelemiyordu sonucta genel not ortalamana bakiyorlardi. Sene sonuna yaklasirken notlarimin hemen hemen ne olcagini biliyordum ondan cokda supriz olmayacakti. Ben acaba burdami kalsam gitsemmi diger okullara diye dusunurken bu okul bana buyuk bir serefsizlik yapti. Sene basinda 9. sinifi zaten bitirmis olmamdan dolayi her ne kadar tum dersler uyusmasada bu sene sonunda 11. sinifa gecebilicegim sekilde anlasmistik ama sene sonunda yamuk cizdiler ve 10. sinifi tekrar yapmam gerektigini soylediler. Zaten sevmedigimin Amerikasinda 1 sene dahaydi bu fazladan ve cozum gerekiyordu acilen ama yaptiklari hosuma gitmemisti her ne olursa olsun. Cozum olurdu veya olmazdi o ayri konu sonucta diger okullar belki direk 11. siniftan baslatacakti. Bunlarin yalan soylemeleri hic hosuma gitmemisti. Para tatli gelmisti herhalde. Zaten yabanci ogrenci oldugum icin Amerikalilarin 2 kati oduyorduk okula birde 1 sene daha fazladan diye yoktan birsey cikarmislardi. Noluyoruz falan derken bu diger okullarla gorusme islemleride iyice hizlanmisti cunku bosu bosuna 1 sene kaybetmeyi hic mi hic
istemiyordum.

================================================================================================

21. Bolum- 10. sinif sonlari

Toefl a girmistim. Gerekli puani aldim ve artik istedigim ozel okula gidebiliyordum. Aldigim puanda yuksek falan degildi aslinda nerdeyse sinirlarda gecmistim. Tum yakinlarimin toefl a girmeden calis calis demesine ragmen bir gram calismamistim. Gecemesem buyuk olay olurdu ama her zamanki gibi buda bir sekilde hallolmustu.
Okul artik iyice sonlara dogru geliyordu ve bitsin artik diye gidip geliyordum. Bir gun eve geldigimde yine babam tarafindan yollanmis sert bir maille karsilastim, ama dediklerinden hicbirsey anlamiyordum imali sekilde konusmalar ve yine benim orda okumayi haketmedigimi belirten bir maildi. Imali konusmalarin genelinde onlardan gizli olarak naptigimi ogrendigini gosteren seyler yazmisti. Belliydi yazarken baya sinir olmustu artik neyle ilgiliyse. Gercekten hicbir fikrim yoktu, sonra teyzemin imali sekilde konusmalari basladi. Anlamiyordum. Teyzemin imali konusmalarini, babamin attigi maili, tum bunlara neyin sebep oldugunu. Teyzem ilk basta ne oldugunu bana soylemeyecekti cunku bu benim ailemden ve herkesden gizli sekilde yaptigim birseymis guya ve teyzem bu "yapmis oldugum seyi" bildigini belli etmemek veya annemlerden bana soylememesi icin tembihlenmis gibi davraniyordu. Belki ilk basta rol yaptigimi ve anlamamazliktan geldigimi dusundu ama o kadar aciktiki bilmedigim en sonunda oda anladi ve ne oldugunu soyledi. Sok olmustum ogrendigimde. Hadi daha once vukuatlari oldu ama artik iftirada atmamistir herhalde dedim icimden ama dogruymus. Amcam, anneme ve babama okul odevlerimi falan artik her neyse onun benle yasit olan kizi/benim kuzenime yaptirdigimi soylemisti. O siralar kuzenimle facebook uzerinden hayattan sudan budan konusuyordum ama asla ve asla odev yaptirma gibi bir olay olmamisti. Kuzenim teklif etmisti matematikde falan birsey lazim olursa soyle diye bende gerekmiyor demistim. Bunu ogrenmis amcam firsat bulmus olacakki babamlara benim odevleri kuzenime yaptirdigimi soyleyerek her zamanki gibi kendi kizini yuceltme beni ise alcaltma hareketlerine bir yenisini eklemisti ama ilk kez bu kadar ileri gidiyordu. Amcam her zaman basari olarak babamin arkasinda kalmis cok zeki/cakal bir adamdi. Bizim durumumuzda iyi oldugu icin babamda amcami kirmazdi, amcamda bunlari firsat bilerek cogu istedigini yaptirmaya/aldirmaya calisirdi. Zekasini iyi seylere yorsa buyuk adam olacak biriydi ama o boyle cakalliklardan yana kullanmayi tercih etmisti. Annemlere bu yalani soylerken onlara ne olursa olsun bana soylememelerini tembih etmisti, cunku bu benim cok gizlice yaptigim birseymis ve onlarin ogrenmemesi gerekiyormus. Bir de cocuga kizmayin falan demis. Cokda iyi kalplidir kendisi... Amerikada okuyup odevleri, kendim yapmam gereken seyleri kuzenime yaptirdigim soylenen babamda yillarca vermis oldugum basarisiz ogrenci gorunumunden dolayi koru korune inanmis ve sinirlenmisti. Onlar beni calisiyor bilirken boyle birsey ogrenmislerdi, ve onlara yalan soyledigimi dusunmuslerdi. Sonra teyzem benim bilmedigimi anlayinca annemlerle konustu ve babamlar ilk basta inanmasada sonunda bana inanmislardi. Amcamin planini bozucak olan tek sey yani benim onun aileme ne soyledigini ogrenmem gerceklesmisti. Neyse bu konuyu cokta uzatmaya gerek yok gerisini babamin amcama neler diyecegini sizde az buz tahmin ediyorsunuzdur. 10. sinif cocuguna boyle bir iftirada bulunabilicek bir amcam oldugunu ogrenmistim ve artik onu sevmeyi gectim nefret ediyordum. Bu nasil bir hirsti lan? Bunlar sirf ben amerikada okudugum kendi kizi turkiyede okudugu icin miydi? Roller degisip tam tersi olsaydida boyle hareketlerde bulunmasaydi dedim icimden keske. Bu sene ters olaylar bir turlu yakami birakmiyordu. Araliklarla bu tur seylerle karsilasmaktan artik bikmistim.

Bu arada bu sene gittigim okuldanda kesinlikle ayrilma karari almistim. Bir kere yalanciydilar sozlerinde durmadilar. Bana uygun degildi zaten, hem zordu hemde benim en zayif oldugum muzik ve resim bu okulda cok onemliydi. Ayrilcagimi son gune kadar kimseye soylemeyecektim ne olur ne olmaz belki dusuk not verirler ayriliyorum diye. Herkes seneye orda devam edicegimi dusunuyordu. Okulun artik iyice sonlarina geldigimizde notlar hemen hemen belli oluyordu. Bu resim hocasi irkcimiydi neydi bu donemde D vererek not ortalamamin anasini opmustu. Kulaklarini iyi cinlatmistim. Zaten yabanciydim tarihte ingilizcede zorlaniyordum, o derslerden B alirken resimden D almak neydi? iki donem boyunca not ortalamami feci sekilde asagi cekmisti bu kadin. Yaptigi birebir serefsizlikti.

Teyzemle seneye gidicegim okula gitmistik okuldan sonra bir gun ve ordaki kayit islemlerine baslamistim. Bu okul buyuktu sadece liseydi ve toplam 900 kisi falandi. Benim istedigim turden bir yerdi ve orda gidince muhattap oldugumuz insanlar inanilmaz sicak kanliydi direk isinmistim buraya. Beni direk 11. sinifa aliyorlardi ve hic zaman kaybetmeden mezun olabiliyordum bu sekilde. Simdi tek yapmam gereken sey diger okulda bu seneye nokta koymakti. Guzel arkadasliklarim vardi bu okulda oncedende anlattigim gibi. Insanlarla iliskilerimi dahada ilerletmistim. Yavas yavas amerika ile ilgili yeni yeni seyler ogreniyordum. Mesela ehliyetin 16 yasinda alindigini ve o islerimlerin nasil oldugunu ogrenmistim cunku tam bu siralarda 11. siniftaki ogrenciler kendileri araba kullanmaya baslamislardi. Guzel bir sistemdi aslinda daha 18 olmadan ehliyet alip kullanabiliyorlardi. Bu sirada tam bilmiyordum tabiki nasil isledigini sistemin tamamen o yuzden ehliyet icin hic bir girisimim olmamisti ama merak edenler icin anlatayim. 18 yasindan kucuklerin ehliyet almasi icin 3 ay yazili kursa gitmeleri ve yazili sinavi gectikten sonra 6 ay boyunca ehliyeti olan bir veli esliginde araba surmeleri gerekiyordu. Yazili kursa 15.5 yasina geldiginde basvurabiliyorsun yani hemen basvuranlar toplam 3 ay kurs 6 ay velile surmek derken 16 yaslarinin ortasinda tek baslarina araba kullanma ehliyetini alacak duruma geliyorlardi. Kimileri 10. sinifta basliyordu araba surmeye kimileri 11. Bu amerikada yas olayi biraz garipti cunku benim sinifimda olup benden 1 yas buyuk olan tonla insan oluyordu ve bunun normal oldugunu savunuyorlardi. Ayni sekilde benim gibi olanlarda vardi normali bendim ama onlara gorede onlar normaldi. Neyse bu araba isi iyi olmustu cunku arkadaslarim araba almisti ve okul servisiyle ugrasmiyordum artik. Evden alip onlar getirip goturuyordu. Yine yabanci ve kisitli ingilizceye sahip olmanin zararlarini cekiyordum. Benim bu insanlardan bir eksigim yoktu hatta fazlam vardi. Ailemin durumuda iyiydi cok kral bir araba alabilirdim, guzel havamda olurdu ama iste yoktu ehliyet falan nasil basvurcam falan bilmiyordum zor geliyordu. Teyzemdede araba yoktu ve kurs almam gereken yer eve 1 saat uzakliktaydi otobusle. Her gun otobusle gidip gelemezdim oraya...

Yine bir okul sabahi kutuphaneye girmistim odev falan yapmak icin bos derslerimin birinde. Kutuphaneci cok komedi bir adamdi ve surekli konusuyorduk. Adam yanima bildiginiz kopmus bir sekilde geldi ve beni cagirdi. Futbol takip ediyormusun dedi evet dedim. Turkiye ligini bilirsin o zaman dedi evet dedim. Fenerbahceyi biliyormusun dedi yine evet dedim. Bana arkadasinin attigi maili gosterdi, attigi maildede fenerbahcelilerin kendilerini sampiyon sanip statda yaptiklari kutlamalar vardi. Ben zaten biliyordum bunu ama adamin bunu hayvansi sekilde gulerek anlatmasina tekrar tekrar videoyu acmasina baya gulmustum. Fenerin unu demek buralara kadar gelmis dedim icimden. Bir Galatasarayli olarak mest olmustum, Fenerli arkadaslar darilmasin kirilmasin ama durum boyleydi. Bende bulmusken vurdumda vurdum fenere olaylari en ince detayina kadar anlattim Galatasaray hakkindada bilgi verdim baya. Zaten erkeklerin alayini Galatasarayli yapmistim, hepsi facebookta Galatasaray sayfasini begenmisti ve futbola ilgisi olanlara Galatasaray formasi hediye etmistim. Ben her sene 2-3 forma aliyordum zaten eskileri veriyordum millete. Orda burda futbol oynarken giyiyorlardi reklam oluyordu. Fener olayina baya sasirmistim olay bombaydi falan ama amerikaya hatta bizim kutuphaneciye kadar gelecegini olayin hic dusunmemistim. Su okulda en cok ozlicegim seylerden biride bu adamdi. Muhabbet etmeyi sevdigim kisilerden biriydi. Bu sene ile ilgili en buyuk pismanligim sene basinda 12. siniflarda surekli benle konusmaya calisan kizla hic bir sey yapmamamdi. Sene sonunda farkina vardimki cok eglenceli bir insandi deli doluydu. Oncedende farkindaydim ama son yaklastikca pisman olmustum. Keske firsati degerlendirip onla takilsaydim ne bileyim disari gitseydim birseyler yapsaydim. Artik cok gecti zaten baska bir eyalette universiteye gidicekti seneye ve okulun sonu gelmisti bir daha onu gormezdim. Guzel bir arkadaslik edinebilirdim belkide ama o firsati elimin tersiyle itmistim. Sirf korkumdan, utangacligimdan oluyordu bunlar. Aklimda hep konusurken ya aksanimla dalga gecerlerse, ya hata haparsam korkusu vardi. Hic dalga falan olmamasina ragmen bunlar hic gitmiyordu bundan dolayi yeni arkadasliklar kurarken zorlaniyordum biraz. Turkiyede ise tam tersiydim dunya umrumda degildi, bir seyden korkum yoktu. Bir insan nasil bu kadar farkli olabilirdiki? Oluyordu iste. Ilk senenden oyle ezik bir sene gecirdikten sonra boyle psikolojik etkileri hala kaliyordu ustunde. Ingilizce bilmemek beni ne hallere sokmustu ama bunuda sukur dedim. Hersey cok daha guzeldi. Bu sene ingizlice olarakda cok yol katetmistim, yeni okulda neler olucak/nasil olucak diye dusunmeye baslamistim icimden surekli...

--------------------------------------------------------------------------------
22. bolum-11. sinifa gecis

Sene bitmisti. Okulun son gunu artik herkes oraya devam etmiyecegimi ogrenmisti ve hocalarla ogrencilerle falan vedalasmistim hep. Bu donem yine resim hocasi D vererek not ortalamanin icine etmeyi basarmisti. Ogrendimki bu okulda son senesiymis oda bana denk gelmis. Ogrencilerden bazilariyla cok iyi arkadasliklar kurmustum ondan seneyede gorusecegimize emindim. Ayrilik cokda fark etmeyecekti benim icin. Neyse iyisiyle kotusuyle bu sene bitmisti. Bu okul belki zordu falan ama bana muthis katki saglamisti ingilizce bakimindan. Bu sene gercekten ingilizcem epey duzeyde gelismisti. Cok mukemmel olmasada buda degisik bir tecrube olmustu benim icin. Turkiyeye gitmeden once seneye gidicegim okulla ilgili tum kayit islemlerini falan bitirmis ve I-20 belgesini almistim. Gitmeye hazirdim.


Yaz hizlica noldugunu anlayamadan gecip gitmisti. Amerikaya donmeme yakin yine heyecan bastirmaya basliyordu yavas yavas. Yeni okulumun internet sitesine girdigimde oraya gecen yeni ogrencilerin yazdiklari yorumlari okumustum ve herkes insanlarin ne kadar arkadas canlisi olarak davrandigindan, o okula gecmenin verdikleri en iyi kararlardan biri oldugundan falan bahsediyorlardi. Bunlari okuyunca icim rahatlamisti benimde. Sanirim artik hayallerime yakin bir okula kavusucaktim. Vakit geldiginde amerikaya donmustum. Artik ailem sadece feribota birakiyordu ordan sonra istanbula gitmeyi falan herseyi kendim hallediyordum. Belki kimi insanlar icin buyuk bir sey degildi ama artik tek basima bursadan amerikadaki eve kadar gidebiliyordum. Dusununce 11. sinifta boyle birseyi yapabiliyor olmak guzel geliyordu. Ingilizce konusabildigimden hava alaninda bulundugum vakitlerde her isimi rahatca halledebiliyordum. Amerikaya giderken tek sevmedigim olay hava alaninda amerikaya giriste vize kontrolunde hic bir zaman bir sey cikmamasina ragmen beni surekli vize veya diger problemleri olan insanlarin bulundugu bolume aliyorlardi. 1-2 saat bekletip ismimi soyleyip islemleri yapip birakiyorlardi. Artik isimden dolayimidir nedendir bu yaptiklari bilmiyordum. Cok gereksiz nedenlerden dolayi orda insanlari beklettiklerini gordugumden dolayi nedeni hakkinda hic fikrim yoktu. Yine tam okulun acilmasina 1 gun kala gelmistim. O yorgunlugun uzerine direk okula gitmem gerekiyordu ertesi sabah. Bu gece cok heyecanliydim ondan uyuyamiyordum uyusam bile surekli kabus turu bir ruya gorup uyaniyordum. Zamansa hizla geciyordu..


Okulda ilk ders 7:50 de basliyordu ve yasadigim yerden okula tek otobusle gidilmiyordu buda zaman kaybi demekti. Arabayla maksimum 13-15 dk suren yol otobusle en az 45 dakika suruyordu ondan in buna bin derken. Tum sene boyle olucaksa isimiz vardi. Okulun ilk gunu bunlara takilmadim gerci fazla, heyecan falan derken hazirlanip ciktim. Okula varip girdigimde 9. sinifin flashback i gibiydi. Cok kalabalikdi ve hic bir yuz tanidik gelmiyordu. Etrafta olan biteni takip etmesi zor geliyordu. Okulda buyuktu biraz ve hic tanimiyordum binayi. Elimdeki ders programina bakiyor ve sinif numaralarina gore binadaki siniflari takip ederek gidicegim siniflari bulmaya calisiyordum. Okulun kalabalik olmasi cok hosuma gitmisti, cok fazla insan vardi bu tur okullari seviyordum. Guzel kiz sayisida bir o kadar fazlaydi hatta gordugum her 10 kizin en az 7-8 i guzel oluyordu. Herkes yaninda birileriyle dolasiyordu bense tek. Yine ezik hissetmistim kendimi ama aralarina karistigim anda baya zevkli olacaga benziyordu. Daha once bu okulun partileriyle ilgili ve okuldaki kisilerle ilgili bir kac sey duymustum ondan milletin arasina karismak icin sabirsizlaniyordum. Ilk ders ingilizceydi, hocanin tipinden huysuz birsey oldugu belli oluyordu zaten. Soyismim amerikalilar icin zor okunuyor, yoklama alirken sacmaladi herif. Tum sinif guldu dakka bir gol bir oldu. Ulan hadi gulup gecseler neyse dicem herif ogrenmek istedi soylememe ragmen 3-5 kere soyleyemedi, en sonunda pes etti tam rezillik oldu orda. Senelik programi gorunce bu dersin cok zor gececegini anlamistim. Sene boyunca gunluk 35-40 sayfa kitap okuma vardi. Birde sinifta baya havali tipler vardi ondan baya kasinti bir sinifti bu. Sinifa gec girmistim ondan tek kalan yer en arkada en soldaki yerdi. Sonraki siniflarimda hemen hemen bu sekilde ilerliyordu. Bu okulun ders programi biraz degisikti bazi dersler haftada 3 gun bazi dersler haftada 4 gun oluyordu. Dolayisiyla her gun bos derslerim baska gunlere denk geliyordu. 4-5 ve 6. derslerdede ogle yemegi yeniliyordu. Hangisi bossa gidiyorduk lunch mekanina. Gittim soyle bir baktim herkes topluca masalara oturmus yemek yiyorlardi, ne yapsam bilemedim cunku kimseyi tanimiyordum. Gittim en yakinda bombos bir masa vardi tek basima oturdum oraya saga sola bakiniyordum ki 3-5 kisi yanliz oldugumu gorunce yanima geldiler. Yenimisin kimsin nerelisin falan diye sordular. Orda oyle yanliz birakmamak istemeleri guzeldi ama bu kisiler bu okulda kendi halinde takilan ezik tiplere benziyordu inek turu insanlara. Iyi kisilerdi ama benim kafamdan degillerdi.

Son derslerede girip okulun ilk gununu bitirmistim. Amerikada okulun ilk gunlerinden hep korkmustum bu zamana kadar cunku sinifta kendimi tanitmam gerekiyordu buda demek oluyorduki tum gozler beni izlerken herkesin onunde konusmam gerekiyordu. Bazi derslerde sene boyunca hic konusman gerekmiyordu ondan en boyle zor gelen sey kendini tanitmasi oluyordu bazen. Bu sene sanssizdim cunku derslerin cogunda surekli katilim gerekiyordu ozellikle ingilizcede. Neyse ilk gun bitmisti pek bi arkadas edinememistim. Okuldan cikmanin rahatligiyla eve dogru gitmeye koyuldum. Baktim herkesin arabasi vardi, abartmiyorum okulun yuzde 90 inin falan arabasi vardi 9 ve 10. siniflar haric. Otobuse binen nadir ogrencilerden biriydim. Herkesin arabasi varken benim otobuse biniyor olmam baya koyuyordu acikcasi. Burasi onceden bulundugum okullara gore cok degisik bir ortamdi. 9. sinifta gittigim devlet okulunda amerikali kadar meksikalisi, ispanyolu oyu buyu bir suru yabancisi vardi bu okulda ise yabanci ogrenci sayisi az okulun yuzde 85 i falan amerikaliydi resmen ve ozel okuldu millet daha havaliydi. Artist artist gezen tiplerden gecilmiyordu okul. Okulun ilk gunu bittiginde nasil aralarina gircem acaba diye dusunuyordum. Hic adam gibi biriyle tanismamistim ama okulun ilk gunuydu sonucta daha uzun bir zaman vardi herseyi yapmak icin...
-------------------------------------------------------------------------
11. sinif baslari-23. bolum

Okula gidip gelmeye devam ederken en cok koyan seylerden biride arabamin olmamasiydi. Oturdugumuz yerden dolayi tek otobuslede gidemiyordum sehir merkezinde otobus degistirmem gerekiyordu buda zaman kaybi demekti. Normalde arabayla okuldan ev 13-15 dk iken benim okula gitmem 45 dk falan suruyordu boyle, otobus beklemesi falan derken. Sehir merkezinde otobus beklerken onumden arabayla okulda gormus oldugum ama tanimadigim insanlar geciyordu. Surekli bu durumlara dusmek canimi sikiyordu. Resmen kendimi 2. sinif vatandas gibi hissetmeye baslamistim halbuki burda dogup buyusem okulun reyisi olcak adamlardanim diyordum icimden. Ingilizce dersleri en nefret ettigimdi. Hoca her gun 35-40 sayfa okuma odevi veriyordu. Okudugumuz seylerde shakespeare falandi yani agirdi. Derste zaten okunulan seyi analiz ediyorduk. Ulan Amerikalilarin bile anlayamadigi tartistiklari seyleri ben nasil anlayacaktim? Bu nedenden dolayi okumalari ilk baslarda yapmiyordum internetten ozetini bulup ona bakiyordum ama didik didik analiz ettikleri icin hoca elbet ozette olmayan bir yerden soru soruyordu oyle oluncada g*t gibi kaliyordum. Sinifin en sessizlerindendim yine seneye kotu bir giris olmustu. Etrafa ezik gorunumu vermistim. Oyle etraftakilerle 3-5 kelime konustugum olsada hala arkadasim diyebilicegim bir kimse yoktu. Cok buyuk beklentilerimin oldugu bir senede hic bir sey bekledigim gibi gitmiyordu.

Yazin basketbol kocuna email atmistim takima girmek istiyorum, iyi oyuncuyum falan diye bana olumlu cevap vermisti. Okulun basindan direk kocla irtibata gecmistim. Odasina gidip yuzyuze gorusup tanismistim falan. Diger olumsuzluklar yetmezmis gibi bir olumsuz haberde burdan aldim. Transfer kurallari... Ayni eyaletler icinde baska okula gecince 1 sene okulun hic bir spor takimina giremiyordun. Yani demek oluyorduki bu senede basketbol olmayacakti. 9.sinifta durum malumdu takim olmasina ragmen oynayamamistim, 10. siniftaki okul o kadar kucuktuki takim yoktu zaten bu sene ise bu cikmisti. Bir turlu takima giremiyordum. Koc bu federasyon mudur nedir artik hangi kurumsa oraya itiraz edecegimizi belki kabul olcagini soylemisti. Neyse onun icin hazirlanmaya baslamistim, pek umudum yoktu ama bakacaktik belki olurdu. Kendimden ise cok emindim, takima girer girmez en iyi oyunculardan olcagimi dusunuyordum ama kimin nasil oynadigini bilmiyordum. Acaba gercekten oyle mi olacakti? Okuldaki gunlerim devam ederken ogle tenefuslerinde yemek mekanina hic gitmiyordum kutuphanede bilgisayar basinda takiliyordum. Aslinda gitmek isterdim ama gidersem birlikte oturucak arkadasim yoktu. Orda boyle 10 kisilik yuvarlak masa vardi tonla millet hep arkadas grubuyla birlikte oturuyordu. Neyse kutuphanede internet vardi orda takiliyordum bende bilgisayar basinda. Tum bos derslerimdede ordaydim zaten. Artik oraya ne zaman biri gelse beni goruyordu muhtemelen. Demislerdir bu cocuk surekli burda diye iclerinden.

Bu sirada siniflara gide gide hoca benim adimi soyleye soyleye yavas yavas milletin adimi ogrendigini gordum. Ornegin matematik sinifinda hoca odevleri falan 1-2 kisiye veriyordu isimlere bakarak onlar tum sinifa dagitiyorlardi. Benide hic kimseye sormadan bulup benim odevleri falan bana teslim ediyorlardi. Bu hosuma gitmisti, cunku daha ilk gunden itibaren baya hoslandigim bir kiz ismimi biliyordu. Zugurt tesellisiydi gerci buda neyse... Bu zamana kadar bu okulda parti marti hic bisey gormemistim daha. Partiler vardi ama ben nerde oldugunu bilmiyordum ve davet edilmiyordum. Insanlar beni tanimiyorlardi bile. Yeni ortamlara girince hep boyle mi olacak diye sordum kendime. Aslinda insanlar beni taniyor olsalar severlerdi biliyordum ama tanimiyorlardi iste paso kendi basima geziyordum ilk gunlerde. Icimde her zamanki dalga gecilme korkusuyla birlikte. Bu donemki siniflarimda hic hosuma gitmiyordu zaten, ekonomisiydi ingilizcesiydi hep katilim gerektiren derslerdi bana tersti. Ders calistigim falanda yoktu, eve gelince direk bilgisayar, forum oyun falan takiliyordum. Dolasiyla derslerimde pek iyi degildi yine ama kotude degildi orta seviyeydi. Okul kolay olmasada zorda degildi. Benim kaybettigim nokta gene ingilizceydi. Ingilizcem ana dilim olsa calismadanda iyi notlar alirdim burda rahatlikla ama hala kucuk seylerde olsa bazi noktalarda problem cikariyordu konu dersler olunca. Bu donem beden egitimi dersi falanda yoktu tam rezil bir semester olacaga benziyordu. Zaman gectikte kista yaklasacakti. Yasadigim yerin dondurucu sogugunda otobus beklemek olum gibi olcakti. Daha simdiden bunlari dusunmeye baslamistim. Okul bana olanlar haric bekledigim gibiydi aslinda. Mukemmel kizlar vardi, insan coktu, ortamda guzeldi ama onemli olan o ortama girebilmekti ne zaman olcakti bu onu bilmiyordum iste...
----------------------------------------------------------------
11. sinif ilk donem sonu-24. bolum

Okula gidip geldikce nedense kendime guvenim kayboluyordu yine cunku adam gibi arkadas edinemiyordum. Beklentilerimin cok cok altindaydi bu konuda. Gecen sene okulun internet sitesinde okudugum bir yorum geliyordu aklima benim gibi yeni gecen bir ogrenci tarafindan yapilmis. Yorumda ne kadar cabuk okula adapte oldugunu, ne kadar hizli sekilde arkadas edindigini vsvs yazmisti. Bende sanmistimki benimkide oyle olacak herkes arkadas canlisi. Oyle degilmis, yada oylede sorun benden mi kaynaklaniyordu? Olabilirdi ama olamazdida cunku ben Turkiye'de hic bi zaman arkadas edinmekte gucluk cekmis bir insan degildim. Insanlarin benle takilmamasi,arkadas olmamasi icin bir neden goremiyordum. Sonra dusundukce aslinda sorunun bende oldugunu anladim zaten kimseyle adam gibi muhabbetim olmadigi icin hep utanganc davraniyordum ve sessiz kaldikca millet beni oyle sessiz, ezik biri olarak taniyordu. Resmen 9. sinifdaki halimin ingilizce bilen versiyonuna donmustum hemen hemen..

Gun gectikce soguklarda yaklasiyordu ve otobusle gittigim icin sabahin 6:10 unda kalkmam gerekiyordu. Otobuse binmekten nefret etmeye baslamistim artik. Artik nerdeyse gecen sene gittigim okulu biraktigima pisman gibiydim. 1 sene daha fazladan okuyup orda kalmak mi yoksa burda bu duruma dusmek mi daha iyiydi kararda veremedim dusununce. Allahtan o okulda kurdugum arkadasliklar hala devam ediyorduda o insanlarla hala bulusup gorusuyordum ondan cok cokda kotu degildi durum. Okulda konustugum insanlarda yok degildi tabi ama azdi. Ilk donem hep ayni sekilde devam ediyordu artik pek oyle ortama girmeye falanda calismiyordum. Zaten hic calismamisdimda sadece istemistim. Bu nerden geldigini anlayamadigim utanganclik beni bitiyordu resmen. Normalde pek bir sey umrunda olmayan bir insanin bu kadar utangac olmasida garipti tabi..

En cok muhabbetim olan sinif kimya sinifiydi orda harbi harbi konusmaya basladigim adamlar olmustu. Aslinda konustugum kisilerin bazilariyla kafa yapilarimiz hic uyusmuyordu. Onlarin anlattigi seyler hic mi hic ilgimi cekmiyordu ama sessiz kalmaktan iyiydi birileriyle muhattap olmak gerekiyordu sonucta artik yavas yavas mi olacaksa nasil olacaksa bir sekilde insanlarla tanismam gerekiyordu. Derslerim yine orta seviyeydi, her zamanki gibi derslerden dolayi annemlerle skypeda tartisiyordum benden beklentileri buyuktu gene hep A falan bekliyorlardi ve beklentileri karsilayamiyordum. Okul notlarida universiteye girmek icin baya onemliydi. Notlarim kotude degildi ama beklentilerin altindaydi sadece. Okulda baya hizli ilerliyordu.

Aslinda bu donemi uzun uzuya anlatmaya pek gerekte yok cunku inanirmisiniz nerdeyse donemin cogu bu sekilde gecmisti sonlara dogru biraz daha insanla tanismistim o kadar. Ulan bu okuldada boyle ezik takilan biri olup cikmistik. Kar soguklar falanda baslamisti, okula gidip donerken donuyordum. -20,-30 lari goren soguklar goruyorduk. Cok sevdigim kardan artik hoslanmiyordum cunku asiri fazla yagiyordu o derece sogukda olunca karin hic bir zevki kalmiyordu. Duruma baktikca kendime gulesim geliyordu, cok guzel bir hayati olabilicekken bu kadar b*ktan bir hayat yasayacak tek ben vardim bu dunyada sanirim. Turkiye'de yasarken halim gayet iyiydi, ailemin durumuda iyi ama gel gorki su yasadigim hayat sacma sapan birseydi. Ulan hadi anladik her zor seyin bir bedeli varda, bu bedel biraz agir oluyordu. Ailem burda olmadigi icin her iside kendim halletmem gerekiyordu. Oraya git buraya git, onla ilgilen bunla ilgilen derken yogunluktan bunaldigim anlarda olmuyor degildi. Hele arabasiz bunlar cok asiri zaman aliyordu. Otobus denen illet don babam don surekli zaman kaybettiriyordu bana. Bu sekilde ilk donemin sonuna gelmistim resmen. Beklentilerim ve gercegin arasindaki fark kocamandi. Bir sonraki donemdende bundan fazla bir beklentim cok yoktu oyle yuvarlanir gideriz sene biter diye bakiyordum artik. Ingilizcemin ana dilim olmamasi konusabilmeme ragmen bana hala buyuk darbeler vuruyordu bu ne zaman degisecekti onu hala kestiremiyordum.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

25. bolum-11. sinif ikinci donem

Ilk donem bitince ara tatilde 20 gunlugune bir Turkiye yapmistim gene. Turkiye'ye donmek iyi geliyordu cok. Donunce hic yanliz kalmiyordum, ailem, arkadaslarim derken cok guzel geciyordu tatil. Ana dilimi konusabilmenin zevkini cikariyordum. Bu zevkide sadece Amerika'ya geldikten sonra almaya baslamistim cunku daha once boyle birseyi dusunmeyi gec aklima bile gelmemisti. Bazi kucuk seyler olur anca bi seyler yasadiktan sonra zevki cikar, buda oyle birseydi. Yurt disinda dil problemleri yasayinca, donup kendi dilini konusabilmek cok guzel geliyordu. Bunu ilk 9. sinifin ara tatilinde gene Turkiye'ye donerken yasamistim, Chicago'dan Turkiye'ye donmek uzere ucaga bindigimde biri Turkce su gazeteyi uzatabilir misiniz acaba dediginde boyle cok garip bir mutluluk olusmustu. Normalde belki umursamazca donup vericegim gazete icin donup soyle bi bakip tabi diyip mutlulukla vermistim. Birde o zamanlar dil sikintisinin dorukta oldugu vakitlerdi milleti anlamazken kendini dilini duyunca cok guzel gelmisti.. Kisaca Turkiye'ye dondugumde biri bisey dediginde ya anlamazsam, ya konusurken tikanirsam korkusu olmuyordu buda cok rahatlatiyordu insani. Bu ara tatillerde kendime olan guvenim tekrar tavan yapiyor, guven depolayip donuyordum cunku guzel bi hayatim vardi, arkadaslarim vardi, herhangi bir korkumda yoktu. Hayattan falan ziyade daha cok arkadaslar guveni yukari cikaran seylerdi cunku orda nedense arkadas edinirken gucluk cekiyordum Turkiye'de ise herkesin takilmak istedigi kisilerle cok yakin arkadasliklarim vardi. Buraya gelince goruyordumki milletin benle arkadas olmamasi icin bir neden yok. Bunu zaten biliyordum ama hal oyle olunca icimde acaba sorulari eksik olmuyordu. Her donusumde demekki orda birseyi yanlis yapiyorum diyip donuyordum. Eskiden bahanem vardi, ingilizce konusamiyordum ama artik pek bahanemde kalmamisti. Degisim vakti gelmisti, farkindaydim ama birseyleri degistircegimden cok supheliydim. Orda belki 0 dan baslangic yapabilsem cok farkli sekilde baslayabilirdim ama zaten 1 donemi orda gecirmistim. Sessiz, ezik bir gorunum edinmistim bi kere insanlarin gozunde, icimden degistirmek istesemde ruh halim bi kere edindin o gorunumu simdi nah kurtulursun seklinde oldugu icin cok birsey yapasimda yoktu. Turkiye'de millet nasil gidiyor diye sordugunda gene bol keseden sikiyordum, yok soyle guzel boyle guzel, surekli kizlarla takiliyorum vsvsvs. Zaten milletin gozunde Amerika denince Amerikan pastasi filmleri canlandigi icin inanmalari cok kolay oluyordu. Tipsiz adamlar bile ben Amerika'da olsam gunde 3 kiz kaldiririm soyle yaparim boyle yaparim diyorlardi cok kolaydiya zaten! Milletde oyle bir izlenim vardiki sanki herkes onlari bekliyordu hava alaninda guzel kizlar karsilicakti onlari sonra American Pie gibi partiden partiye eglenmeye gidiceklerdi. Bende birsey demiyordum aynen aynen diyip gecistiriyordum ki benim anlattiklarimla ortussun. En yakin arkadaslarima dahil anlatmiyordum aslinda nasil oldugunu, arada biraz ic doksemde kalan zamanlarda guzel falan diye biseyler soyledigim icin onlarda pek farkinda degildi olan bitenin cunku 1 kotulesem 3 guzel diyordum.

Tekrar geri donme vakti geldiginde gene icim kararmaya baslamisti. Burda evdeydim ekmek elden su golden, ayaga yemekler, heryere arabayla gitme guzel guzel yasiyordum. Simdi isin yoksa git gene allahin Amerika'sina bir donem daha gecir diyordum her zamanki gibi icimden. Turkiye'de daha uzun kalabilmek icin direk okul baslamadan hemen once donuyodum. Aksam 9 da 25-30 saatlik yolculuktan eve gelip sabahin 6 sinda okul icin kalkmak gerekiyordu buda ayri bi eziyetti. Gerci jet lag oldugum icin genelde zaten sabah 5 gibi uyaniyordum ama psikoloji yeterdi onun. Turkiye'deki guzel havadan cikip burda -20-30 lara gelmeside ayri bir koyuyordu. Artik soguga o kadar alismistimki Turkiye'de herkesin cok soguk dedigi havalar bana asiri guzel geliyordu. 10-15 derece havadan birden -20 lere gelince 30-35 derecelik bir fark oluyordu birden zaten hava alaninda disari ciktigin an ruzgarla birlikte suratina vuran soguktan anliyordun farki. Gidip gelip Turkiye'yi gormek guzeldi ama yolculuk cok kotu oluyordu. Hadi Turkiye'ye giderken onumde guzel gecirecegim bir vakit var diyerek bi sekilde sabrediyordumda donerken Amerikaya hic cekilmiyordu. Bursa'dan Istanbul'a gidis sonra giderken veya hava alaninda bir sorun olur diye 3 saat erkenden orda olup beklemek onun uzerine 12 saat araliksiz ucmak, oda yetmezmis gibi 3 saatde Chicago'dan otobusle yasadigim yere gelmek izdirap gibiydi. Zaten 12 saat boyunca hic hareket etmeden oturdugum yerden 3-4 ogun yemek yiyince patlicak gibi hissediyordum. Ucaklardada nasil bir sansim varsa hep yanimda obezlerin oturuyor olmasi artik cinnet gecirmeme sebep olucakti. 1 degil 2 degil her defasinda obez geliyordu. Hep ucaga uyurum hizli gecer yolculuk diye biniyordum ama adamlarin benim koltuguda isgal etmelerinden dolayi uyuyamiyordum. Neyse gene izdirap gibi bir yolculugun ardindan geri dondukten sonra bari bu donem guzel olsun diye geciriyordum icimden.

Gene icimde belki bu donem farkli olur diye umut vardi cunku ilk doneme gore bazi derslerim degisikti sadece 1-2 tanesi hala ayni kalicakti. Her sinif farkli insanlarla oldugu icin yeni insanlar bakalim belki biseyler cikar diye dusunuyordum. Kotu olan sey en sevmedigim ingilizce sinifinin ikinci donemde devam ediyor olmasiydi. Zorla D alip gecmistim dersten ilk donem. Bu ingilizce gibi derse katilim gerektiren dersler en sevmediklerimdi. Derste konusmiyim, hoca konussun millet konussun zaman gecsin bitsin gitsin tarzi birseyler istiyordum. Ingilizce ve 1-2 ders harici oyleydi ondan cokda sorun yoktu. Ikinci donem weightlifting dersi vardi yani agirlik kaldirma. Derse gittim ilk gun, herkes hocanin verdigi programi aldi sonra hareketleri yapmak icinde bir partner bulun dedi. Herkes birbirini genel olarak tanidigi icin cat cat eslestiler ben gene ortada kaldim. Sinifta tek yanliz kalan bendim sanirim. O dersede bomba bir giris yapmistim. Ikinci donem ilk doneme gore daha iyiydi gene cunku agirlik kaldirma dersinin disinda birde beden egitimi dersim vardi. Basketbol-futbol oynarken millete kendimi gosterme firsatim oluyordu, iyi oynayinca tanisiyordum insanlarla gelip benle konusuyorlardi ondan seviyordum spor derslerini. Ikinci donemin ilk gunude iste sirayla derslere girip, yeni derslerde kendimizi tanitip gecmisti. Ilk donemden pek bir farki olcagini cok dusunmemistim ilk gunun biraktigi izlenimden sonra ama tabi daha koca bir donem vardi ne olup ne biticek bilmiyordum daha. Belki bir umut...

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
26. bolum-Ivir Zivir


Durum hala bu sekildeydi bir ilerleme kaydedememistim ama en azindan ailemin durumu iyiydi. Bu yillari bir sekilde atlatirim sonra zaten hayatim garanti birsey olmaz 3 sene gecmis zaten 1 sene daha gider bitiririm nolcak ki diyordum. Bu siralarda yurt disinda lise okumus olup Turkiye'de universite okumak isteyen Turk ogrenciler icin bir yasa cikicakti. O yasayla birlikte SAT sinavinda ortalamalarin biraz ustunde notlarla bogazici gibi okullara girmek mumkundu. Ben bu olayi bilmeden zaten universite icin bir kere SAT sinavina girmistim. Sonuclarim bogazicinin falan istedigi sonuclara epey yakindi ki bu sinav her 1 ayda falan 1 kere girebildigin bir sinavdi yani calisarak cok rahat o notlari alip Turkiye'de universite okuma firsati doguyordu. Turkiye'de ki arkadaslarimin dershanelere giderek falan ne kadar calistiklarini, stres altinda olduklarini gordukce elime nasil bir firsat geldigini goruyordum. Bu SAT sinavi Amerikanin YGS sinavi gibi birsey ama Turkiye'de ki kadar cok etki etmiyor bu sinav kadar okul notlarida onemli. %50-50 gibi. E boyle bir firsat dogunca ve Amerika'dada bekledigimi bulamayinca artik tamamen universiteyi Turkiye'de okumaya yonelmistim. Babamlada konusmustum bu konuyu, Amerika'da gitsem Universiteye daha iyi olucagini soylemisti ama halimi az buz anlamistiki cok israr etmemisti. Nasil istiyorsan oyle yap sen bilirsin biz destekleriz demisti. En kotu sartlar altinda boyle garantilerin olmasi baya rahatlatiyordu beni, zaten kalbur ustu okullarda degil. ODTU-Bogazici-ITU-KOC falan hepsine girme firsatim vardi rahat sekilde alabilicegim SAT notlariyla. Bulundugum sehrin universitesi dunya siralamasinda 17. siradaydi, insaat muhendisliginde ise 12. Beni o bolum ilgilendiriyordu cunku bolum icin onu secmeyi planliyordum. Turkiye'de en iyi universite bu siralamarda ancak 220-240. siralarda oluyordu. Oyle dusununce arada baya buyuk fark vardi ama cokda umrumda degildi acikcasi. Bu 3 sene cektiklerimi bir 5 sene daha cekmeye cok niyetim yoktu, ihtiyacimda yoktu zaten. Ingilizceyi ogrenmistim o bana yeterdi.

Ikinci donem ilerledikce ve bu okulda gecirdigim sure arttikca insanlari daha yakindan gozlemleme firsatim oluyordu, onlar belki beni tanimasada ben onlari tanimaya basliyordum. Eve geldigimde facebooktan bir suru kisinin profilini geziyordum, birlikte cekindikleri resimlerden kisiden kisiye atliyordum, oylelikle isimlerinide facebook araciligiyla ogrenmis oluyordum. Ozel okul ve fazla kisi oldugundan her turlu insan vardi ama havali tipler fazlaydi. Okulda cok cok asiri zenginler bildigim kadariyla yoktu ama havasindan gecilmeyen kizlar erkekler oldukca fazlaydi. Aralarina girmek isterdim aslinda cunku asil eglenceler hep onlardaydi ama imkansiz gorunuyordu. Onceden duydugum gibi surekli partilerin falan oldugu dogruydu, facebooktan koyduklari resimlerden goruyordum hep ama ben daha hicbirine gidememistim. O tecrubeyi edinmek, o tur ortamlarda bulunmak cok istiyordum ama bunun icin birsey yaptigimda yoktu. Cebimde %95 inden daha cok para vardi, aralarina girsem onlarin yaptigi tum aktiviteleri yapabilir, hic bir sorun yasamazdim o yondende hic bir sikintim yoktu ama o ilk baslarda edigindigim sessiz, ezik gorunumden dolayi sanmiyordum ki benim varligimdan cok haberleri olsun. Zaten sessiz, ezik gorunumun yaninda birde fakir gorunumu vardi bende. Oyle gosteris meraklisi degildim, marka kiyafet falan giymiyordum. Okul serbest kiyafet oldugundan surekli gosteris yapan tipler oluyordu ama marka takintim falan olmadigi icin hic dikkat dahi etmiyordum o tur seylere. Arabam falanda yoktu zaten, otobusle gidip geliyordum. Okulun yuzde 80 inin arabasi vardi 11 ve 12. siniflarin. Ehliyet almaya yasi yetenlerin yani. Benide otobus duraginda ille goruyorlardir, yasadigim evde zaten miletin yasadigi evlerin cok altindaydi. Arabalarinda zaten ucuz oldugu bir memlekette arabam olmayinca dogal olarak o sekilde dusunmuslerdir eminimki benim hakkimda. Bi yandan artik cok umrumda degildi zaten Turkiye'ye donerim diye bakiyordum bi yandanda acayip ozeniyordum. Mukemmel 10 uzerinden 10 hatta 11 lik kizlar vardi ama ben hic birsey yapamiyordum. Amerikanin en guzel kizlari benim yasadigim bolgedeydi. Burda 40 senedir yasayan Turk profosor tanidigim vardi o bile soyliyordu cok eyalette hocalik yaptim ama derslerimde hic burdaki kadar mukemmel kizlar olmamisti diye. Oyle guzeller oluyorduki insan bakmaya doyamiyordu. Birde benim gibi sarisin seven biri icin cok asiri guzeldi boyle bir ortamda bulunmak. Derslerde bakistiklarim oluyordu hep oyle kaliyordu. Diger arabasi falan olan kisilerle yarisamayacagimi dusunuyordum hamle bile yapmiyordum. Sacma sapan dusunceler icersindeydim, gereksiz gereksiz seylere kafayi takmaya devam ediyordum. Bu durumda artik kotu noktalara ilerlemeye baslamisti, bildigin 2-3 senedir sevgilim yoktu. Sap sap geziyordum. 2-3 seneden ziyade Amerika'da hic sevgilim olmamisti zaten. Arada yazlari onceden Turkiye'de ciktigim kisilerle falan tekrar cikmaya baslamistim ama Amerika'ya donunce o iliskileride bitiyordum bir manasi kalmiyordu yani hic bir ise yaramiyordu.

Bir yandanda basketbol kocuyla iletisim halindeydim. Bu sene transfer kurallarindan dolayi spor takimlarina giremiyordum ama seneye girmek icin bir engel kalmiyordu. Sacma sapan kurallar yuzunden belkide Amerika hayatimi degistiricek spor takimlarina dahil olamiyordum. 10. siniftan sonra ayni eyalet icinde baska okula gectigin taktirde 1 sene hicbir spor takiminda oynayamiyordun kurallar geregi. isin kotu yani gecen seneki okuldada bu sene baska bir okulla birleserek basketbol takimi olmustu. 2 kucuk okul birlesmisti ki o okulda acik ara en iyi oynayan bendim. O takimin rahatlikla stari olabilicekken gene sporsuzluga mahkum kalmistim. Koc tabi benim nasil oynadigimi bilmiyordu sadece Turkiye'deyken yasitlarim arasinda milli takima girdigimi falan soylemistim, ama beni hic oynarken gormemisti. Bense kendimden emindim ve seneye takima girip onemli bir oyuncu olucagimi dusunuyordum. 9. sinifta 2000 kisilik okulda yasitlarim arasinda en iyi oynayan 2-3 kisiden biriydim dolayisiyla hala guvenim cok yuksekti ama o seneye kadar aktif olarak takimla basketbol oynuyordum. Cok dikkat etmedigim seyse 2 senedir hicbir sekilde kendimi gelistirmedigim herkesin ise fiziksel, ve yetenek olarak kendini gelistirdigiydi. Star olmayi beklemiyordum ama iyi olcagimi dusunuyordum. Nasil olucagini tabi onumuzdeki seneye kadar gorme sansim yoktu ama basketbolun hayatimi cok guzel sekilde degistiricegini dusunuyordum. Cunku sporcular kizlardan falan asiri ilgi goruyorlardi ve bu ilgi sadece kendi okulunla sinirli kalmiyordu. Surekli deplasmanlara baska okullara gittigin icin eger iyi oynuyorsan diger okullardada ilgi cekiyordun epey. Okul vakti herkes okul takimlarinda oynuyordu oyle Turkiye'deki gibi klup takimlari yoktu Amerika'da. Sadece yazin okul bitince klup turnuvalari oluyordu ama tum sampiyonalar eyalet sampiyonalari, ulke sampiyonalari falan hep okullarda onemliydi. Bu gidisati degistircek sey varsa bana gore oda okul takimina girip oynamakti. Her sporun sezonu vardi futbol direk son baharda 3-4 ay. Basketbol kasim-aralik gibi baslayip mart gibi bitiyordu sonrada ilk baharda tenis falan vardi. Yani hem basketbol hem futbol oynayabilirdim. Futbol sezonu agustos ortalarinda secmelerle baslayip direk antremana basliyordu ve ben o sirada Turkiye'de oldugum icin ona girmeyi istiyordum ama cok dusunmuyordum. Kocla konusup girerdim sonradan belki, beni geri cevirmezdi cunku okuldaki muhtemelen en iyi futbol oynayan kisiydim ama antremanlar falanda sorun olacagi icin girmek istemedim cok. Okul 3:45 gibi bitiyor antremanlarsa 5:30 gibi basliyordu. Arabam olsa sorun olmazdi 10 dk eve gitmek suruyordu arabayla. Arada eve gidip donebilirdim ama otobus cok durup dolastigi icin 30-40 dk da variyordu. Gidip gelene kadar bitiyordu zaten vakit. Her gunumu oyle gecirmek istemedigimden hic dusunmedim bile nerdeyse oynamak. Halbuki futbol oynasam, basketbola gore cok daha dikkat cekip, cok daha ilgilenilen bir oyuncu olabilirdim ama hayatimi basketbola adamistim ben ve onla devam etmek istiyordum. Olaya birazda duygusal bakiyordum belki ama kararim kesindi. Basketbol takiminda okulun en populerleri- aga babalari vardi ondan oraya girince degisimlerin olcagindan emindim ama daha uzun bir sure vardi ona once bu donemle ilgilenmem gerekiyordu.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
27. bolum

Derslerde arada grup projeleri falan oldugu icin insanlarla gene az buz konusmuslugum falan oluyordu beni taniyorlardi. Ozellikle kimya dersinde labaratuvarlarda partnerle calistigin icin siniftakilerin genelini taniyordum konusuyordum. Bir gun okul cikisi biri bana sesleniyordu ama kalabalik oldugu icin kim oldugunu ilk basta gorememistim. Sonra kimya dersinden bir cocuk oldugunu gordum. Bana eve birakayim mi diye sordu bende olur dedim. Sonra arabasina dogru yururken soyledigine gore, beni otobusten inip eve dogru yururken gormus. Evimde onun yolunun ustundeymis. Bundan sonra her okul cikisi birakabilirim dedi, oyle diyince zaten icimde allah yasadik dedim. Sonunda bir nebzede olsa otobuslerden kurtuluyordum. Oyle karizma bir arabasi yoktu, orta seviye bir kamyoneti vardi ama arabanin guzelligine bakip binip binmeme luksune sahip bir durumda degildim zaten. Arabaya binip yolda giderken yeni bir baslangic gibi geldi. Bu cocugun bulundugu ortamlardan baslar, sonra yavas yavas herkesle bir sekilde tanisirim diye dusundum. Isin guzel yani sadece okul cikisi degil sabahlarida artik okula giderken bu cocuk alicakti beni. En cokta artik sabah 6:40 da kalkmak yerine 7:20 de kalkip daha fazla uyuyabilcegime seviniyordum sanirim. Sabahin 6 sinda kalkip otobuse binip okula gitmek tam eziyetti. Yolda giderken bir taraftanda muhabbet ediyorduk. Cocugu baya sevmistim, konuskan etraftekileri hic takmayan, surekli kendi istedigi sekilde davranan bir yapisi vardi. Agzida iyi laf yapiyordu. Neyse eve gelmistim. Normalde otobusle 40 dk-1 saatte falan vardigim yolu 15 dk icinde gelmistik. Otobus dolastiriyordu ama oyle 45 dk da farketmiyordu. O kadar uzun surmesinin sebebi evden okula direk 1 otobus yoktu, sehir merkezinde otobus degistirmem gerekiyordu. In bin yapincada iyice uzuyordu zaten. Zaten artik Turkiye'ye donmeyi dusunuyordum ondan bari su son 1-2 sene guzel gecsinde oyle doneyim diyordum icinden. Elimede guzel bir firsat gecmisti.

Eve gelince her zamanki gibi direk yemek yiyip bilgisayari aciyordum. Bu aralarda Sat sinavina hazirlanmam gerektigi icin bir yandanda onla ilgili arastirma yapiyordum internetten, kelime falan ezberliyordum ama hic stres falan yoktu cunku taa 12. sinifin ortasina kadar yaklasik bir 7-8 tane sinava girebiliyordum. O zamana kadar hayli hayli gerekli notu alirim diyordum icimden. Ertesi gun 7:30 gibi alcakti cocuk beni. Ilk gunden bekletmiyim diye erken kalktim direk 7:25 gibi disari ciktim. 5 dk sonrada geldi zaten. Sonunda artik bende okula arabayla giden tayfadan olmustum. Boyle beni okula getirip goturebilicek tonla adam vardi aslinda benim yasadigim civarda yasayan ama milletle muhabbetim olmadigi icin hic boyle denk gelmemisti daha once. Bu cocuk bana teklif etmeseydi zaten halada olmayacakti. Okulun oto parkina parketmemisti. Okulun etrafindaki mahallerden birine parketmistik. Boyle parkeden tonla ogrenci vardi. Okulda yeterince park yeri olmadigini biliyordum ama neye gore okulun oto parkina parkedildigini bilmiyordum. Sordugumda sadece 12. siniflara park izni verildigini ogrendim, ondan alt siniflar okulun etrafindaki sokaklara parkediyorlardi. Neyse zaten yurumek 1-2 dk suruyordu ondan onemli degildi. Gun gectikce okulda siniftan sinafa yururken merhabalastigim insanlar cogaliyordu ama okula benle ayni zamanda yeni gelen diger kisilere bakinca durumun kotu oldugunu goruyordum. Cunku onlar coktan arkadas cevrelerini kurmuslardi. Zaten normalide oydu yani bu kadar sure icinde oyle olmasi gerekiyordu. Neyse yavastan benimde birseyler olmaya basliyordu. Arada facebooktan okuldan birileri ekliyordu, ekleyenlerle konusmuyordum ama ekliyorlarsa demekki birseyler vardir, taniyorlardir diyordum. Bu donem din dersim vardi, herhalde suana kadar okulun en havalilari olarak adlandirdigim kisilerin en bol oldugu dersti. Mezun olmak icin bu din dersini almak zorunluydu cunku gittigim okul her ne kadar bir suru baska dinlerden insan olsada katolik okuluydu. Dinsel seromoniler falanda oluyordu arada. Neyse baya havali tip vardi. Siniftan bir kiz artik ben yalnizim diye kotu mu hissetti bilmiyorum ama gelip benle tanismisti, yanima falan oturuyordu. Ordanda oyle bir kac kisiyle tanismistim. Kiz sarisin-mavi gozluydu guzeldi aslinda ama diger en guzellerle kiyaslayinca yarisamazdi. Ondan hic muhabbeti ilerleteyimde belki birsey olur diye dusunmemistim bile. Ikinci donem ilk doneme gore daha iyiydi. Yavas yavas insanlarla tanismaya baslamistim. Biraz acili olmustu ama istedigim yerlere gelicektim sanirim.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi King#6James -- 16 Mart 2014; 23:32:18 >


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


2309 Mesaj
7 Mayıs 2013; 8:51:54 

Konusu ney


_____________________________

!'^ %&/()=?_>£#$½{[]}\|@<>
bniem sdaık yriam kraa tporktaır


90 Mesaj
7 Mayıs 2013; 8:58:12 

bir giriş bölümü yazaydın. resimlerle destekle konuyu


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:06:53 

quote:

Orijinalden alıntı: eltürco

bir giriş bölümü yazaydın. resimlerle destekle konuyu

Suan Amerika oncesi olan giris bolumunu yaziyorum ama yarina kadar tam bitirmeden paylasmam. Normalde bugun bitirirdimde cuma fizik finalim var ona calismam lazim ondan dolayi bugun bitirebilcegimi sanmiyorum.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


2309 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:06:56 

quote:

Orijinalden alıntı: hdloader11

quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

Konusu ney

Amerika

Aşk var mı, ihtiras var mı, biri bunu mu dolandırdı, annesi babası mı terketti, inşaat köşelerinde tecavüz edip sokağa mı bıraktılar yoksa genel, gündelik şeyleri mi anlatıcak yani onu soruyorum.

quote:

Orijinalden alıntı: AjanGevrek


quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

Konusu ney

Bilip bilmeden konuşma arkadaşım. ney değil ZURNA ZURNA

Buralar değerlenecek




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Alejàndro -- 7 Mayıs 2013; 9:08:45 >


_____________________________

!'^ %&/()=?_>£#$½{[]}\|@<>
bniem sdaık yriam kraa tporktaır


1737 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:08:55 

quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

quote:

Orijinalden alıntı: hdloader11

quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

Konusu ney

Amerika

Aşk var mı, ihtiras var mı, biri bunu mu dolandırdı, annesi babası mı terketti, inşaat köşelerinde tecavüz edip sokağa mı bıraktılar yoksa genel, gündelik şeyleri mi anlatıcak yani onu soruyorum.

Avukat yerine dizi yapimcisi olmalisin sen


_____________________________



2542 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:09:37 

kesin okulun en populer kızına göz dıkmışsındır


_____________________________


Her maskenin altında karanlık bir yolcu vardır
Kimisi için Ete Duyulan açlık
Kimisi için Güce duyulan açlık
Kimisi içinse Kana duyulan açlıktır karanlık yolcu,
Bazısı cesurca kabullenir onu dizginler
Bazısı Görmezden gelir fakat günden güne esiri olur.
Bazısı ıse artık odur ! onun kendisi olmuştur.


1849 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:12:58 

Neler yaptın orada



< Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:15:28 

quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

quote:

Orijinalden alıntı: hdloader11

quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

Konusu ney

Amerika

Aşk var mı, ihtiras var mı, biri bunu mu dolandırdı, annesi babası mı terketti, inşaat köşelerinde tecavüz edip sokağa mı bıraktılar yoksa genel, gündelik şeyleri mi anlatıcak yani onu soruyorum.

quote:

Orijinalden alıntı: AjanGevrek


quote:

Orijinalden alıntı: Alejàndro

Konusu ney

Bilip bilmeden konuşma arkadaşım. ney değil ZURNA ZURNA

Buralar değerlenecek



Valla basimdan ne gectiyse herseyi yaziyorum. Giris bolumu bile uzun olucak sanirim. Atlamadan basimdan gecen herseyi anlatacagim iste. Konu olarak ne bekliyorsun bilmiyorum ama dedigim gibi hersey dahil olucak ne olduysa bazi konulari atlayarak yazmayacagim yani.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


451 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:22:58 

Okumaya gidip garsonluk yapan çok. Bakalım seninki nasıl



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



2309 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:24:46 

quote:

Orijinalden alıntı: hdloader11

Avukat yerine dizi yapimcisi olmalisin sen

Yazdığım senaryolar var aslında bi iki tane kısa film tadında, okulu bitiremezsek deneyebilirim şansımı


_____________________________

!'^ %&/()=?_>£#$½{[]}\|@<>
bniem sdaık yriam kraa tporktaır


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:33:52 

quote:

Orijinalden alıntı: acizcool

Okumaya gidip garsonluk yapan çok. Bakalım seninki nasıl

Gorursun yakinda. Garsonlukla yakindan uzaktan alakam yok benim hatta o filmlerde gordugun hayata yakin bir hayat yasiyorum


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 9:41:00 

Giris bolumunu koydum. Yarin falan yazmaya devam edecegim. Yarindan itibaren baslayarak Amerika bolumune tamamen giris yapiyorum.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


202 Mesaj
7 Mayıs 2013; 10:28:50 

okuyorum şimdi..


_____________________________

Tarık.


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 10:34:24 

quote:

Orijinalden alıntı: onlarburdalar

tutmaz

Tutup tutmamasi umrumda degil pek. Can sikintisindan ve merak edenler vardir diye yazicagim. Amerika'da olabilcek cogu seyi yasadim ve gordum. Forumdada bunlari merak eden bir suru insan var, merak edilen konular hakkinda onlarada yardimci olabilmek icinde yaziyorum. Isteyen okur istemeyen okumaz. Hic kimse istemezse devam etmem, birakirim. Benim kaybedicegim bir sey olmaz. Zira bu konudan kazanmayi bekledigim birseyde yok. Cogu kisiye, yakin arkadaslarima bile anlatmadigim bazi seyleri burda kimsenin beni tanimiyor olmasindan dolayi rahat rahat yazabilcegim icin yazacagim bir nevi.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi King#6James -- 7 Mayıs 2013; 10:43:53 >


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


451 Mesaj
7 Mayıs 2013; 10:35:56 


quote:

Orijinalden alıntı: King#6James

quote:

Orijinalden alıntı: acizcool

Okumaya gidip garsonluk yapan çok. Bakalım seninki nasıl

Gorursun yakinda. Garsonlukla yakindan uzaktan alakam yok benim hatta o filmlerde gordugun hayata yakin bir hayat yasiyorum

Hiç hevesim yok filmlerdeki gibi hayata. Sadece dramatik sonu olan hayat hikayesi olmamasını umdum. Anlat bakalım. Hayat hikayeleri her zaman ilgimi çeker



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 10:37:01 

quote:

Orijinalden alıntı: acizcool


quote:

Orijinalden alıntı: King#6James

quote:

Orijinalden alıntı: acizcool

Okumaya gidip garsonluk yapan çok. Bakalım seninki nasıl

Gorursun yakinda. Garsonlukla yakindan uzaktan alakam yok benim hatta o filmlerde gordugun hayata yakin bir hayat yasiyorum

Hiç hevesim yok filmlerdeki gibi hayata. Sadece dramatik sonu olan hayat hikayesi olmamasını umdum. Anlat bakalım. Hayat hikayeleri her zaman ilgimi çeker

Dramatik bir sonu yok. Hatta gittikce benim adima daha iyi olan bir hikaye. Ilk baslari pek ic acici degil.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


556 Mesaj
7 Mayıs 2013; 10:47:46 

quote:

Orijinalden alıntı: King#6James

quote:

Orijinalden alıntı: onlarburdalar

tutmaz

Tutup tutmamasi umrumda degil pek. Can sikintisindan ve merak edenler vardir diye yazicagim. Amerika'da olabilcek cogu seyi yasadim ve gordum. Forumdada bunlari merak eden bir suru insan var, merak edilen konular hakkinda onlarada yardimci olabilmek icinde yaziyorum. Isteyen okur istemeyen okumaz. Hic kimse istemezse devam etmem, birakirim. Benim kaybedicegim bir sey olmaz. Zira bu konudan kazanmayi bekledigim birseyde yok. Cogu kisiye, yakin arkadaslarima bile anlatmadigim bazi seyleri burda kimsenin beni tanimiyor olmasindan dolayi rahat rahat yazabilcegim icin yazacagim bir nevi.

bende merak ediyorum amerikayı


_____________________________



98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 11:15:24 

quote:

Orijinalden alıntı: ahmetinho06

Takip fazla önlerden olmasada reklam alınır.

yeni bölüm gelince mesajı alıntı yapabilir misin iz

Hatirlarsam yaparim. 10-15 saat icinde yeni bolum gelmis olur sanirim. Kendinde hatirlarsan bakabilirsin.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


4252 Mesaj
7 Mayıs 2013; 11:24:03 

Bana fakir adamın hayat hikayesi lazım.tipik dizilerdeki mavi gözlü ve hiç çalışmayan liseli hikayeleri sarmıyor ve samimi gelmiyor.ha sana ve yaşadıklarına saygı duyarım.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________

Cryengine 3 Amateur developer.
https://www.youtube.com/watch?v=T3VEt5GKOqE
*Model design.
*Map design.
*Concept design.


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 11:37:50 

quote:

Orijinalden alıntı: kımyasal

Bana fakir adamın hayat hikayesi lazım.tipik dizilerdeki mavi gözlü ve hiç çalışmayan liseli hikayeleri sarmıyor ve samimi gelmiyor.ha sana ve yaşadıklarına saygı duyarım.

Valla hikayem oyle tam olarak senin sandigin gibi degil. Suan bulundugum noktaya gelirken epey zor seyler yasadim ama senin istedigin gibi fakir bir adamin basari oykusude degil.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


696 Mesaj
7 Mayıs 2013; 13:09:23 

quote:

Orijinalden alıntı: King#6James

quote:

Orijinalden alıntı: kımyasal

Bana fakir adamın hayat hikayesi lazım.tipik dizilerdeki mavi gözlü ve hiç çalışmayan liseli hikayeleri sarmıyor ve samimi gelmiyor.ha sana ve yaşadıklarına saygı duyarım.

Valla hikayem oyle tam olarak senin sandigin gibi degil. Suan bulundugum noktaya gelirken epey zor seyler yasadim ama senin istedigin gibi fakir bir adamin basari oykusude degil.

Şuan ki durumdan kasıt nedir? iş adamımı oldun hocam


_____________________________




79 Mesaj
7 Mayıs 2013; 13:19:52 

kardeş senın akraban var gitmişin yanı ballısın. bu yüzdende büyük ihtimal fenerbahçelisin

şaka bi yana anlatta dinleyek ben sanmıyom diziler gerçeği yansıtıyor. yansıtsa bizim dizilerde var gerçek hayatla alakası yok

ama türkiyeden 5 kat daha ıyıdır onu bılırım



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Mert_Jeksin -- 7 Mayıs 2013; 13:20:57 >


_____________________________

1996 sezonu bittiğinde Fb 13 Gs 10 ve Bjk 9 şampiyonluğa sahipti.2013 sezonu bittiğinde ise Fb 18 Gs 19 ve Bjk 13 şampiyonluğa sahip oldu. 17 senede Gs 9 Fb 5 Bjk 2 Bursa 1 Şampiypnluk elde etti. 3 Şampiyonluk geriden gelip 1 fark atan ve bunu 17 senede yapan bir takım. Fatih Terim...


5529 Mesaj
7 Mayıs 2013; 13:36:43 

quote:

Orijinalden alıntı: KükenmezTalem

[Onay bekliyor]

Sen arada kaynama da


Herkesin mesaj onay bekliyor yazıyor neden acaba?


_____________________________

It's only after we've lost everything that we're free to do anything.

Dubstep is a life


 
5 Mesaj
7 Mayıs 2013; 13:40:08 

Herkesin mesajı neden onay bekliyor,hangi troll yönetici yaptı bunu


_____________________________



499 Mesaj
7 Mayıs 2013; 13:46:25 

[Onay bekliyor]


_____________________________

hayırlısı



109 Mesaj
7 Mayıs 2013; 14:16:02 

Kendisi amerikaya kız arkadaşı da italyaya gidiyor.Ben de haritaya bir dart atacam kısmet ne olursa :D



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


6337 Mesaj
Eski Kullanıcı Adı:
LED ZEPPELIN
7 Mayıs 2013; 14:18:40 

Abd oncesi hayatini napalim yaa sen amerikadan kizlardan ortamlardan bahset birazda ss koy



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________


Dark Souls & Skyrim
Xbox live


 
1051 Mesaj
7 Mayıs 2013; 15:56:39 

Bu aralar acayip bir Amerika hevesi var bende.Mesajım kıvrılsın okurum bir ara.


_____________________________



 
1051 Mesaj
7 Mayıs 2013; 16:22:18 

Hocam hikaye mi bu ?8. sınıf anılarını biraz fazla uzatmışsın.


_____________________________



 
2202 Mesaj
7 Mayıs 2013; 16:34:20 

Takip



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________




211 Mesaj
7 Mayıs 2013; 16:47:40 




< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________

The Rev ölmedi.Sadece Tanrı Bateri dersi almak istedi.


873 Mesaj
7 Mayıs 2013; 16:52:28 

Zengin çocuğusun sanırım.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



 
412 Mesaj
7 Mayıs 2013; 16:57:59 

Anıları çok uzatmışsın ve çok samimi olmamış. Sana tavsiyem devamında biraz olayları dramatize et. Bune böyle şunda iyiydim bunda iyiydim, çok sosyaldim. Dh kitlesine fakir ama başarılı adam hikayeleri gidiyor.


_____________________________



326 Mesaj
7 Mayıs 2013; 17:12:21 

okuyacağım

Bu mesajda bahsedilenler: @King#6James


_____________________________



 
365 Mesaj
7 Mayıs 2013; 17:22:29 

Amerika'dan nağmeler dinlemeye geldik.. Türkiye'de ki haylazlıklarını anlatıyor.. O anlattıklarını burdaki çoğu kişi yaşamıştır.. Sen oraları anlat bize oraları



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 18:14:08 

quote:

Orijinalden alıntı: owermars

Amerika'dan nağmeler dinlemeye geldik.. Türkiye'de ki haylazlıklarını anlatıyor.. O anlattıklarını burdaki çoğu kişi yaşamıştır.. Sen oraları anlat bize oraları

Bastan dedim uzun yaziyorum diye. Giris bolumu olarak hakkimda az bilgi edinin diye o sekilde yazdim. Sonra o nerden cikti bu nerden cikti demeyin diye. Simdi uyandim Amerikaya ilk gittigim vakti falan yazacagim.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi King#6James -- 7 Mayıs 2013; 18:53:31 >


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


469 Mesaj
7 Mayıs 2013; 18:15:44 

quote:

Orijinalden alıntı: Straight X Edge

quote:

Orijinalden alıntı: KükenmezTalem

[Onay bekliyor]

Sen arada kaynama da


Herkesin mesaj onay bekliyor yazıyor neden acaba?



_____________________________




Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 sonraki > >>


4044 Mesaj
7 Mayıs 2013; 18:19:34 

Hadi yeni yaz benimde hayalim amerika sen tatil diye gidip kaldın mı naptın

NOT . Tüm partları ilk mesaja ekle diğer arkadaşlar gibi süründürme bizi


_____________________________

<| 1881 193∞ |>
Ðєνicє1: MSI GE70 2OE-049XTR
Ðєνicє2: Samsung Galaxy S4 16GB
Ðєνicє3: New iPad (3) 64GB+4G 7.0.3
Gαмє Cєηтєя (iσѕ): XanthiN20
Galatasaray
Steam | Raptr | Origin | Battle.net


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 18:50:46 

2. bolumu koydum. Daha sanirim herkesin merak ettigi bolumlere bir 2-3 bolum olur. Bir kac saate yeni bolumu eklerim.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


 
365 Mesaj
7 Mayıs 2013; 18:51:55 


quote:

Orijinalden alıntı: King#6James

quote:

Orijinalden alıntı: owermars

Amerika'dan nağmeler dinlemeye geldik.. Türkiye'de ki haylazlıklarını anlatıyor.. O anlattıklarını burdaki çoğu kişi yaşamıştır.. Sen oraları anlat bize oraları

Bastan dedim uzun yaziyorum diye. Giris bolumu olarak hakkimda az bilgi edinin diye o sekilde yazdim. Sonra o nerden cikti bu nerden cikti demeyin diye. Simdi uyandim Amerikaya ilk gittim vakti falan yazacagim.

bekliyoruz



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



1563 Mesaj
7 Mayıs 2013; 19:02:22 

Okuyalim bakalim.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________


Vu+ Duo

Sym Fiddle II

nothing is true everything is permitted


403 Mesaj
7 Mayıs 2013; 19:16:09 

Konu ilginçleşmeye başlarken kesmişsin birde resimler ile konuya ek yaparsan bizde birşeyler görmüş oluruz



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi AnadoluEfes -- 7 Mayıs 2013; 19:17:04 >


_____________________________

www.parkpera.com


272 Mesaj
Eski Kullanıcı Adı:
saki
7 Mayıs 2013; 19:17:54 

Takip

Yaş kaç?



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________

HEDEF




98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 19:19:11 

quote:

Orijinalden alıntı: AnadoluEfes

Konu ilginçleşmeye başlarken kesmişsin birde resimler ile konuya ek yaparsan bizde birşeyler görmüş oluruz

Bilerek orda kestim. Ordan sonrasi icin tekrar zaman harcayip yazmam gerekiyor ve suan zamanim yok yazicak. Resim buyuk ihtimal koymam. Bu forumda her turlu insan var bir sekilde resmi koyulan kisiyi bulup rahatsiz edicek adamlar var. Daha once basima geldi ondan temkinliyim. Sorun cikarmayacak resimler olursa belki koyabilirim. Onun disinda boyle nba maci resmi falan isterseniz onlari koyarim bahsettigim resimler kiz resimleri.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi King#6James -- 7 Mayıs 2013; 19:26:08 >


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


98 Mesaj
7 Mayıs 2013; 19:23:26 

Uni 2 deyim. Yas 19. Haziranda 20 olucam.

Bu mesajda bahsedilenler: @12 Numara Bu mesaja 1 cevap geldi.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


 
212 Mesaj
7 Mayıs 2013; 19:26:42 

Bekliyorum yeni bölümü acele et :)



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________