ölüm üzerine yazılan şiirler!!! (önemli)
64 Cevap64517 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Yazdır
Sayfa: [1]      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Giriş
Mesaj


466 Mesaj
2 Haziran 2006; 18:50:46 

arkadaşlar ben Türkçe öğretmenliği bölümünde okuyorum. Ölüm şiirleri üzerine bir çalışma yapacağım. yardımcı olursanız sevinirim. şiirleri yazarken şairleri yazmayı ihmal etmeyelim... ilk şiir benden olsun!!!

Otuz Beş Yaş / Cahit Sıtkı Tarancı
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi halilgulen -- 2 Haziran 2006; 18:51:26 >


_____________________________

kusura bakma yine gecikmişim,
sevgiye on, ölüme beş...


 
602 Mesaj
2 Haziran 2006; 22:47:26 

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Y.Kemal Beyatlı

Bu da benden olsun.


_____________________________



643 Mesaj
2 Haziran 2006; 23:59:16 

ÖLÜNÜN ODASI

Bir oda , yerde bir mum , perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek , korkusundan dirilmiş.
Süt beyaz duvarlarda , çivilerin gölgesi;
Artık ne bir çıtırtı , ne de bir ayak sesi....
Yatıyor yatağında , dimdik , upuzun , ölü ;
Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam , mıhlı ahşap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
Küçük bir çizgi , küçük , titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında sırlı titrek bir an;
Belli ki birden bire gitmiş çırpınamadan.
Bu benim kendi ölüm , bu benim kendi ölüm..
Bana geldiği zaman , böyle gelecek ölüm....

NFK

************

BÜYÜK RANDEVU

Büyük randevu ... Bilsem nerede , saat kaçta ?
Tabutumun tahtası , bilsem hangi ağaçta ?

NFK


************

İŞİM ACELE

Gökte zamansızlık hangi noktada?
Elindeyse yıldız yıldız hecele !
Hüküm yazılıyken kara tahtada
İnsan yine çare arar ecele !

Gençlik ... Gelip geçti... bir günlük süstü ;
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın , emek yüzüstü;
Toplayın eşyamı işim acele !

NFK

*************

Vasiyet

Dostlarım, toplanın öldüğüm zaman;
Riyayı, o günlük bir yana atın!
Tutunuz tabutumun bir kenarından;
Bir derin çukura beni fırlatın!
Kalınca büsbütün sizden uzakta,
Vücudum çürürken kara toprakta,
Uzanın rahatça sıcak yatakta
Yaşamak gururu içinde yatın!

Yüz yüze getirmez bizi asırlar,
Meydana vurulsun saklanan sırlar
Sayılsın şahsıma ait kusurlar.
Korkmayın içine yalan da katın!

Anlayım: Kimlermiş dost sandıklarım;
Muhabbetlerini kıskandıklarım?
Anlayım: Ne boşmuş inandıklarım;
Şu yalan hayatı bana anlatın!

Dostlarım, anmayın artık adımı!
Siliniz gönülden eski yadımı!
Kırınız, sonuncu itimadımı:
Ölünce bir daha aldatın beni!

Orhan Seyfi ORHON

********


Buluşmak hayat denen sebebsiz savaş için
Yaşamak en sonunda dikilen bir taş için
Bütün ızdırapların işte en korkuncu bu
Bir avuç toprak olmak düşünen bir baş için.

İster bizi bir toz yap savur mahşer yerinde
İster sürü çöp gibi tufanların yelinde
Sonunda bir varlığa ulaştır da Allah'ım
Bırakma tabiatın merhametsiz elinde

Orhan Seyfi ORHON


***************

UZUN BİR ISTIRABIN SONUNDA
VE BİR SAADET ÂNINDA GELECEK
ÖLÜMÜN TÜRKÜSÜ

Bir sahile varacak günlerimiz..
Günler ki namütenahi ıstırap.
Kalmayacak bugünkü hasta, harap
Yüzlerde bahtın karanlığından bir iz.

Şekillenecek ruhu çeken kutup:
Sevmek kadar tatlı, yaşamak kadar
Kısa bir ânın ötesinde bahar.
İşte o dem ki bir ömrü unutup

Açacağız nurdan kapılarını
Bugün vadedilen cennetimizin.
En güzel, en son memleketimizin
Bulacağız ışıktan pınarını.

Gün vuracak baktığımız her yüze
Ve kızlar, kucaklarında çiçekler,
Ebedi baharı getirecekler
Bu yeniden başlayan ömrümüze.

Orhan VELİ

***************

ÖLÜME YAKIN

Akşam üstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hâli;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acaip, kuşların hâli.

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim,
—Akşam üstüne doğru, kış vakti—
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.

Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada
Kötülükten gayri?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.

Orhan VELİ



_____________________________

Yaman web tasarım Programlama


466 Mesaj
6 Haziran 2006; 19:27:29 

Ölümlü İnsanlar İçin

Hepiniz öleceksiniz!
Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
Topraklara gömüleceksiniz.

Kurtlar, böcekler, solucanlar
Sevinçle saldıracak üstünüze.
Elleriniz bomboş kalacak,
Kimse bakmayacak resminize.

Sevilmiş kadınların hayali
Dumanlar gibi dağılacak;
Faydaydı, şöhretti, merhametti
Semtinize uğramayacak.

Gözleriniz yok artık!
Dünyamızı göremeyeceksiniz!
Okşamak, gülmek, konuşmak
Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.

Cahit Külebi


_____________________________

kusura bakma yine gecikmişim,
sevgiye on, ölüme beş...


18 Mesaj
7 Haziran 2006; 15:55:13 

Işık Gözlü




Uyurken yüzünü seyredip yanımda,
Tanrının büyüklüğünü görmüşüm.
Gri gümüş telli saçların avuçlarımda,
Kendimi dünyanın en zengini saymışım.

Sen ey ışık gözlü sevgili,
Senden sonrasına,
Ölümü yazmışım...

Eflatun





_____________________________



 
1099 Mesaj
7 Haziran 2006; 21:18:27 

Hocam şimdi tam hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı nın ölüm konusunda cok şiiri var kendisi ölüm korkusuyla yaşamış ve bunuda biçok şiirine yansıtmış..Ölüm1-ölüm2-ölümden sonra vs böle şiirleri olması lazım


466 Mesaj
7 Haziran 2006; 22:09:45 

eyvallah sağol!
ama bana birçok şairden birçok şiir lazım. zaten cahit sıtkı da benim en büyük materyellerimden biri. tekrar ilgin için saoğl...
quote:

Orjinalden alıntı: subsonic

Hocam şimdi tam hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı nın ölüm konusunda cok şiiri var kendisi ölüm korkusuyla yaşamış ve bunuda biçok şiirine yansıtmış..Ölüm1-ölüm2-ölümden sonra vs böle şiirleri olması lazım



_____________________________

kusura bakma yine gecikmişim,
sevgiye on, ölüme beş...


458 Mesaj
8 Haziran 2006; 11:40:45 



Ölümü düşünüyorum
O büyük yalnızlık içindeyim
Kulaklarımda duymadığım bir musiki
Kaskatı kesilmişim, kalbim durmuş
Artık hiç bir şeyi görmüyor gözlerim
İçimde ne bir umut, ne yasama zevki
Elim, ayağım buz gibi olmuş
Olumu düşünüyorum
Kulaklarımda duymadığım bir musiki

Olumu düşünüyorum
Lalelimde bir sokaktan tabutum geçiyor
Saygı durusunda bilmediğim insanlar
Butun pencereler acık biri kapalı
Kederlerim, ümitlerim, hayallerim
Ve gelen bir iki dost mezarlığa kadar
Sonra kadınlar gözleri yaşlı
Olumu düşünüyorum
Butun pencereler açık biri kapalı

Ölümü düşünüyorum
Simdi beni gömüyorlar bak
Ağlıyorsun, ellerinde dağ menekşeleri
Hazin bir parıltı gözbebeklerinde
İçin ziyanla doluyor, kahroluyorsun
Hatırladıkça geçmiş günleri geceleri
Bir acı ki öyle büyük öyle derinde
Olumu düşünüyorum


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


_____________________________

denilmiştir can sağıken yurt vermeniz düşmana.

hem sütünden,hem kanından,hem canından bu sendeki huy OĞUL!


116 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:16:13 

ölüm üzerine yazılmış şiirler arasında 'sessiz gemi' üzerine tanımıyorum ustaca sembolik bir dille anlatılmış insanı düşündüren bir eser


_____________________________

Atam İzindeyiz!!!!
Bizde Fenerbahçeliyiz......!


806 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:23:25 

Selam Olsun

Bu dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara, selam olsun

Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara, selam olsun

Tenim ortaya açıla
Yakasız gömlek biçile
Bizi bir asan vech-ile
Yunanlara, selam olsun

Azrail alır canimizi
Kurur damarda kanımız
Yuyacağın, kefenimiz
Saranlara, selam olsun

Sala verile kasdımıza
Gider olduk dostumuza
Namaz için üstümüze
Duranlara, selam olsun

Dünyaya gelenler gider
Hergiz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber
Soranlara, selam olsun

Miskin Yunus söyler sözün
Yas doldurmuş iki gözün
Bizi bilmeyen ne bilsin
Bilenlere, selam olsun

Yunus Emre


---------------------
Geldi Geçti Ömrüm Benim

Geldi Geçti Ömrüm Benim
Şol Yel Esip Geçmiş Gibi
Hele Bana Şöyle Geldi
Şol Göz Yumup Açmış Gibi

İşbu Söze Hak Tanıktır
Bu Can Gövdeye Konuktur
Bir Gün Ola Çıka Gide
Kafesten Kuş Uçmuş Gibi

Miskin Âdem Oğlanını
Benzetmişler Ekinciye
Kimi Biter Kimi Yiter
Yere Tohum Saçmış Gibi

Bir Hastaya Vardın İse
Bir İçim Su Verdin İse
Yarın Orda Karşı Gele
Hak Şarabın İçmiş Gibi

Yunus Emre
--------------------------------------

Bu dünya ol ahiretten içeri
Aşıkın yeri var kimseler bilmez
Yunus öldü diye sela verirler
Ölen beden imiş aşıklar ölmez



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zargana -- 16 Ağustos 2006; 15:36:40 >


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:38:54 

Ölüm Gelmişse

Bitmişse
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her yeri
Güneş devrilmiş
Renkler solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki ölüm saati gelmiştir
Senden uzak, kendimden uzak
Tüm umutlardan ve her şeyden uzak
Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde
Gövdesini kurtların oyduğu
Bir ağaç gibi devrilmişimdir
O anı sen bileceksin herkesten önce
Herkesten iyi sen anlıyacaksın
Çâresizliğini, yıkılmışlığını
Sevdiğin adamın
Ve seni nasıl sevdiğini
Duyacaksın derinden derine
Belli belirsiz
Bir gölge düşecek gözlerine
Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın
Sen tek gelinim, sen tek kadınım
Sen güzelim, nazlım, bebeğim
Kadersizim sen
Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim
Varlığım, nedenim, alınyazım benim
Elbette ağlamıyacaksın
Çünkü sonsuzluklar
Sonsuz sevenler içindir
Çünkü ölüm
Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.

Ümit Yaşar Oğuzcan


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:41:03 

Üşür Ölüm Bile

Bir ormanda tutup onu
Bağladılar ağaca
Yumdu sanki uyur gibi
Gözlerini usulca

Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle

Diz çöktüler karsısına
Sonra ateş ettiler
Parçalanan yüreğine
Yuva kurdu mermiler

Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle

Gelip kondu bir güvercin
Ellerine o gece
Kırmızı bir çelenk oldu
Bileğinde kelepçe

Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle

Ülkü Tamer


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:43:50 

Ölüm

foyası
ömrünü
şavkır
ki
ölüm
de
özünde
aykırı
aşktır.

Metin Altıok


_____________________________



1398 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:45:14 

Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
Ve tarihle yargıla...

Bal değildir ölüm bana,
İdam gül değildir bana,
Geceler çok karanlık,
Gel düşümdeki sevgilim,
Ay ışığı yedir bana...

Ahh... Ben hasrete tutsağım,
Hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz,
Bıyık bırakmak yasak bana,
Mahpus bana, sus bana.
Yağlık ilmek boynuma...
Sevgili yerine
Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,
Ve sonra sabırla beklerim,
Bulutları çekersiniz üstümden,
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
Gözlerimde güneş koşar,
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma...

Duygu bana, öykü bana,
Roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel,
Gel düşümdeki sevgilim,
Soyunup hazırlan bana.

Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
Hoşçakalın sevdiklerim;
Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
Bütün doğa hoşçakalın...
Hoşçakalın sevdalılar,
Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
Hoşçakalın...
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
Sevda türküleri ve şiirler.
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
Hoşçakalın ağız tatlarım;
Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
Ve kalemimi, ve saatimi,
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın, hoşçakalın...

Dostum bana, sevdam bana,
Soluğunu geçir bana,
Uyku tutmuyor gözüm,
Anılar sıraya girdi.
Gel anne süt içir bana.

Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmış yedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın, hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla...


Ersin Ergün


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:46:07 

Ölüme Övgü

Sen olmasan duyar mıydım gerçekten
Özlem nedir acı nedir ayrılık ne
Ölüm sana övgüler düzenleme
Boynumun borcu olsun yürekten

Ölüm seni seviyorum inan ki
Hani alırsın diye sevdiğimi
Hep korku hep tasa içindeyim
Yani yaşamın daha içindeyim

Ölüm seni seviyorum şaşma buna
Sen olmasan bilir miydim hançeri
Ölüm seni seviyorum yaklaş daha
Yaşamın görünsün görkemli albenisi

Ölüm seni duymasaydım derinden
Düşünebilir miydim evreni
Evren ki renk renk bin bir görünümde
Saçılır şenlik fişekleri gibi

Ölüm seni kucaklıyorum seviden
Nelerle tanıştırmadın ki beni
Sana borçluyum duyularımın keskinliğini
Seni yaşadıkça varolduğumu yeniden

Nahit Ulvi Akgün


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:48:15 

Her Şey Uzaktadır

Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
Her an peşimizden koşan gölgemiz,
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

Ahmet Muhip Dıranas


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:50:22 

Ölümü Düşünmek

Mümkün mü ağlasın annem
Mezarımın başucunda
Ben sesimi çıkarmıyayım
Hayırsız bir evlat gibi

Bir bulut uçsun da
Ben başımı kaldırmıyayım
Yağmur dindikten sonra
Gezinmiyeyim caddelerde

Ah, mümkün mü bir güzel kadın
Geçsin de yanımdan
Ben seyretmiyeyim
İçimi çekerek

Muzaffer Tayyip Uslu


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:52:21 

Kuşun Ölümü

Kuş damdan düşünce
sarışın bir yürüyüşüdür artık ölümün
bir yağmurdur açılan kuraklığa
bir yağmurdur kulübesi nisandan
ve onun ayaklarina dolanan o gökyüzü
kansız yüzleridir diri kuşların
kuş düşünce camdan

kuş düşünce damdan
kızlar saçlarıyla ölümü düşünürler
uzun bacaklı tanrılar koşuşur sokaklarda
kuş öldü herkes mi arıyor
gençlik mi yürüyor herkese ve mi arıyor
onun gözlerini satılan çarşılarda
kuş öldü kanadının altındaki o yara
yağmurun karanlığını getiriyor geceye
yagmurun ırmaklarını getiriyor geceye
kuş öldü
küçücük bir yorgunluktu ölmeden önce

öldü, kim ısıtır artık onun ellerini
suların aynasında üşüyen ellerini
suların saygısıyla üşüyen ellerini.

İsmet Özel


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:54:47 

Doğunun Ölümleri

ölüm bir aşirettir doğuda

ay ışığı gülden hoyrat
gölleri güzelden talandır
ve asi , durak bilmez ağıtlarıyla
uçsuz bucaksız turnalarını
kat kat gurbete durmuş evvel baharla
sevdası göçer olandır

ve bu nasıl bir serencâmdır
satılır umudu beye
hasreti bir meta gibi
ve alınandır
ve tuzdan, bozkırdan ninelerini
bir çığlık gibi mengeneden mengeneye
sokup çürüten rüzgârdır

türküsü ki eşkıyaya geniş
ve bir kekliğe dardır
ovayı çelen bakışlı
ve bir fişekliğe dizilmiş
gibi omzu kuş nakışlı ağaçlarıyla
acıya pusu kurandır

ölüm bir aşirettir doğuda

Hilmi Yavuz


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:57:06 

Ölümün Yükselişi ve Çöküşü

Ne zaman bir yakını ölse birinin,
Onu ilk-ölüm sanır kalır o.

Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
Onu en-ölüm alır kalır o.

Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
Onu hep-ölüm bulur kalır o.

Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
Onu son ölüm sayar kalır o.

Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
Onu yok-ölüm duyar kalır o.

Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
Kendini ölümlerle yaşar kalır o.

Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
Ölümlerde kendini yaşar kalır o.

Özdemir Asaf


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 15:59:16 

İlâhi

Sabahın sinleye vardım gördüm cümle ölmüş yatar
Her biri biçare olmuş ömrün yayı varmış yatar

Vardım bunların katına baktım ecel heybetine
Nice yiğit muradına eremeyiben ölmüş yatar

Yemiş kurt kuş bunu keler nicelerin bağrın deler
Şol ufacık na-resteler gül gibice solmuş yatar

Tuzağa düşmüş tenleri hakka ulaşmış canları
Görmez misin sen bunları sıra bize gelmiş yatar

Esilmiş inci dişleri dökülmüş sarı saçları
Hepsinin bitmiş işleri emr-ü nemde ermiş yatar

Elleridir kınalı hep karavaşları şeker-leb
Kargı gibi uzun boylu gül yüzlü güzeller yatar

El bağlamıştır çoğusu hep Allah'tandır umusu
Taze kızdır kimisi alınmadan çoklar yatar

Gitmiş gözünün karası hiç işi yoktur durası
Kefen bezinin paresi sönüğe sarılmış yatar

Yunus gerçek aşık isen mülke suret bezemegil
Mülke suret bezeyenler kara toprak olmuş yatar.

Yunus Emre


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:01:51 

Korktuğum Şey

Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.
Ses gelmez oldu bahçelerden;
Gök kubbesi döndü siyaha.

Sular kesildi çeşmelerden;
Nerden dolacak bu taş nerden,
Nergislerin açtığı yerden
Ey kuş uçurtmayan ejderha?

Ne yardan geçilir, ne serden;
Korkuyorum bu gecelerden.
Bel bağladığım tepelerden
Gün doğmayabilir bir daha.

Cahit Sıtkı Tarancı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:03:53 

Fâni Dünya

İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
Her sabah başlayan şeye doymadık,
Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.

Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

Cahit Sıtkı Tarancı



_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:06:15 

Ölüme Yakın

Akşamüstüne doğru, kış vakti;
Bir hasta odasının penceresinde;
Yalnız bende değil yalnızlık hali;
Deniz de karanlık, gökyüzü de;
Bir acayip, kuşların hali.

Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
-Akşamüstüne doğru, kış vakti-
Benim de sevdalar geçti başımdan.
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
Zamanla anlıyor insan dünyayı.

Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
Kötülükten gayrı?

Ölünce kirlerimizden temizlenir,
Ölünce biz de iyi adam oluruz;
Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
Hepsini unuturuz.

Orhan Veli


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:09:04 

Ölüm

Sözünde durmadı mavi gökler;
Gün kararıyor gitgide ölüm.
Akşam yeli nedameti söyler;
Nedâmet yer etti bende ölüm.

Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
Sudur akar kendi bildiğince,
Hangi pencereye koşsam gece;
Gitmiyor bu can bu tende ölüm.

Ne vefasız geçmişten hayır var,
Ne gelecekler imdada koşar,
Çoktandır tekneyi aldı sular;
Çoktandır ümitler sende ölüm.

Cahit Sıtkı Tarancı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:11:33 

Ölümden Sonra

Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
Şimdi o dünyadan hiç bir haber yok;
Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz
Ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
Akar suda aksimizden eser yok.

Cahit Sıtkı Tarancı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:13:40 

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
Günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli,

Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicrânlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:15:50 

Düşünce

Ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde eğer tek bir altın ok
En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakından gözlerim artık son uykuma!
"Yalnız duyan yaşar" sözü derler ki doğrudur;
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.
Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse ruh eğer dilemezdim bekasını.
Hülyası kalmayınca hayatın ne zevki var?
Bitsin hayırlısıyla bu beyhude sonbahar.
Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Yahya Kemal Beyatlı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:18:12 

Giderayak

Handan, hamamdan geçtik,
Gün ışığında hissemize razıydık;
Saadetinden geçtik,
Ümidine razıydık;
Hiçbirini bulamadık;
Kendimize hüzünler icadettik,
Avunamadık
Yoksa biz...
Bu dünyadan değil miydik

Orhan Veli


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:20:20 

Şaşırdım Kaldım

Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
Gün kasvet gece kasvet.
Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
Gök mavisine hasret.

Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
Ummamak senden medet.
Suyun dibine vardı ayaklarım;
Suyun dibinde zulmet.

Kalmadı ümidin soluk ve cılız
Işığında bereket.
Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
Bir at oldu nihayet.

Cahit Sıtkı Tarancı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:22:25 

Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı Tarancı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:24:27 

Ölümlü İnsanlar İçin

Hepiniz öleceksiniz!
Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
Topraklara gömüleceksiniz.

Kurtlar, böcekler, solucanlar
Sevinçle saldıracak üstünüze.
Elleriniz bomboş kalacak,
Kimse bakmayacak resminize.

Sevilmiş kadınların hayali
Dumanlar gibi dağılacak;
Faydaydı, şöhretti, merhametti
Semtinize uğramayacak.

Gözleriniz yok artık!
Dünyamızı göremeyeceksiniz!
Okşamak, gülmek, konuşmak
Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.

Cahit Külebi


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:27:04 

Sonbahar

Fani ömür biter,Bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazînleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür serviliklere.
Dünyanın ufku gözlere gittikçe târ olur.
Her gün sürüklenip yaşamak ruha bâr olur.
İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsikîye geçiş farzeder bunu.
Teslim olunca vadesi gelmiş zevaline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
Rûh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
Farketmez anne toprak ölüm mâcerâmızı.

Yahya Kemal Beyatlı


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
16 Ağustos 2006; 16:27:22 

BİTER
Kakılır bir yerde,kalır oyuncak,
kurgular biter.
Ölüm...o geldimi ne var korkacak?
korkular biter.
Fikir,açmaz artık beyinde kuyu;
Burgular biter.
Unuturuz hayat adlı uykuyu,
uykular biter.
Biter,her şey biter;ses,şekil ve renk,
kokular biter.
Kabir sualiyle kapanır kepenk,
sorgular biter.


N.F.K


 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:29:21 

İlâhi

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kiminin başında biter ağaçlar
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus der ki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus Emre



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 16 Ağustos 2006; 16:31:10 >


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:31:50 

Sevinsin

Aldık nasibimizi hüzünden
İşte geldik gidiyoruz
Sevinsin.
Halbuki ne güzel başlamıştı hikâye
Şerbet gibi bir gök üstümüzde.
Ve bütün lezzetleriyle toprak
Gözümüzde nur, dizimizde takat
On parmağımızda on hüner vardı
Biz onun sevgili kulları.
Dünyasını abad eyledik
Bir can verdi bize bin alır
Gideriz gözümüz arkada kalır
Sevinsin.
Açın kapıları açın
Gidin haber verin meleklere
Can çekişip durmasın beyhude yere
Elbet bir tutam ot biter üstümüzde
Mezara göre ayağını uzatır ölülerimiz.

Bedri Rahmi Eyüboğlu


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:34:45 

Sanatkârın Ölümü

Gitti gelmez bahar yeli;
Şarkılar yarıda kaldı.
Bütün bahçeler kilitli;
Anahtar Tanrıda kaldı.

Geldi çattı en son ölmek.
Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
Yanıyor güneşte petek;
Bütün bal arıda kaldı.

Cahit Sıtkı Tarancı


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:37:20 

İlâhi

Geldi geçti ömrüm benim
Şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir
Şol göz yumup açmış gibi

İş bu söze Hak tanıktır
Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide
Kafesten kuş uçmuş gibi

Miskin adem-oğlanını
Benzetmişler ekinciye
Kimi biter kimi yiter
Yere tohum saçmış gibi

Bu dünyada bir nesneye
Yanar içim göynür gibi
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi

Bir hastaya vardın ise
Bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele
Hak şarabın içmiş gibi

Bir miskini gördün ise
Bir eskice verdin ise
Yarın anda sana gele
Hulle donun biçmiş gibi

Yunus Emre bu dünyada
İki kişi kalır derler
Meger Hızır, İlyas ola
Ãb-ı hayat içmiş gibi

Yunus Emre


_____________________________



 
536 Mesaj
16 Ağustos 2006; 16:39:23 

Rindlerin Ölümü

Hâfız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şirâz'i hayal ettiren ahengiyle.

Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

Yahya Kemal Beyatlı


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
16 Ağustos 2006; 16:44:48 

Sessizce Ölmek
Doğarken mi başladı benim son yolculuğum
Ondan mı öyle geçti o garip çoçukluğum
Masallarla düşlerle beni hep aldattılar
Yaşadığım;en büyük yalandı biliyorum
Boşluğu kucaklardım uzatsam ellerimi
Düşşem diye beklerdi pusuda bir uçurum
Kol gezerdi çevremde acılar ölüm gibi
Ben ondan böyle kaldım,ondan karardı ruhum
Yağmur mu yağmazdı ne,tarlalar mı çoraktı
Neden hiç yeşermedi serptiğim onda tohum
Şimdi ölen bir şey var içimde azar azar
Ha söndü ha sönecek yıllar önce yanan mum
Susmayın biliyorum,ben bir yalan dünyada
Gürültülü yaşadım,sessizce ölüyorum


Ümit Yaşar Oğuzcan


1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 17:29:01 

Ölüm...



Ölüm kime ne ifade edr ki
bazen sonsuz bir karanlık kimine göre bitmeyen acıların sonu
kimi zaman ise ufacık bi sercenin göz yaşı
ne farkeder ki ölüm işte
herkesin bir gün soğuk nefesini ensesinde hissedeceği ÖLÜM
azrail denen acımasız celladın
bedeninizden ruhunuzu söküp alması
peki ölüm bir son mu?
en önemlisi seni bana unutturur mu?
ben yaşasam sen beni hatırlar mısın?
ne ölüm seni bana unutturur
ne de sen beni bu dünyada hatırlarsın
imkansız bir aşkın kollarında
sobası yanmayan buz gibi bir odada
sigaramın son nefesinde, son nefesimde
belki seni unuturum ümidiyle
AZRAİL'i bekliyorum



_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
16 Ağustos 2006; 17:29:12 

bak şu dünyanın türlü türlü haline
hiç kimseler çare bulmaz ölüme
ne gelirse haktan gelir kuluna
sabredelim gönül elden ne gelir

ne gelirse kuluna ALLAH' tan gelir


---------------------------------------------

ÖLÜM HER AKLINA GELDİGİNDE AH EDİP,VAH EDİP İNLEME
BU HALİNLE TANRIYI İNCİTMİŞ OLACAKSIN
ECEL KAPINI ÇALDIGI ZAMAN EVİ TELAŞE VERME
O GELDİĞİ ZAMAN SEN GİTMİŞ OLACAKSIN



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 17:31:06 

Vakit



Mevsim döngüsüdür hızlanan..
Kalp çarpıntıları gibi
İflah olmaz artık..
Geriye dönüşler
Nafile bir arayıştan öte
Müktesepleşir hayatında..
Derin girdapların da..
Kırık kanatlı kuş muzdaripliğinde;
Sende sensizliğin duruşu,
Sende umutların yok oluşu,
Ölüm bizi ayırana kadar
yalanı saklı...
Zamandaysa zamansızlığın gizi var.
Vakit ölüm ayırma vakti değil,
Vakit yarın yok vakti...
Yarının asla kimsenin olmadığı,
Belkide olmayacağı vakittir.
Vakit aslında vakitsizlik zamanıdır.
Kimse kimseye ait değil,
Ölüm ayırana kadar hiç değil.
En azından yalan değildir.
Ne sen, nede SEN...
Hiç birisi ben ve BEN..
Bencilleştiren zaman ve zamansızlıktır.
Sonsuzluğun da sunulan
Bedeninden keşfedilenler gibidir.
Yüzünü ıslatan göz yaşlarından,
Arındıran saklayan zaman...
Vakit veda vaktidir.
Yaşananlara, yalınlığa..
Platonikliğin merceğinde büyütmeye;
Vakit ayrılığın son çalışları saatinde;
Vedaların körleştiği zifirilikten,
Ay ışığıyla kurtuluşlarıdır.
Son deminden, gem vuruluşlarına,
Dokunuşlarını gizemlerle ayrıştırmaktır,
Belkide vakitsizlik.
Vakit vakitsizlik zamanıdır.
İşte o an ölüm anıdır.
Vakit yok, zaman hiç yok.
Saatin son vuruşudur, o andır.
Son bulan ölüm sessizliğidir.
Önemsizdir her şey...
Biten bitmiştir.
Toprağın kucağında mutludur, vakitsizliğiyle....



_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 17:33:45 

Bacıma Ağıt



Bu ne acele bu ne telaş sende?
Siyah saçın, hani akmı ki bacım?
Düşmüşsün dermansız olan bir derde
Tabiplerde çaren yokmu ki bacım?

Senin de el gibi bir yuvan vardı.
Hemencik canını Azrail aldı.
Acımadı bile dört yavrun kaldı
Bu yaşında ölüm hakmı ki bacım?

Yavruların hepsi sana muhtaçlar
Derdine çaresiz kaldı ilaçlar
Bekçindir mezara dikilen taşlar
Yaşın otuzbeştir çok mu ki bacım?

Sen hakkını helal ettin mi bana?
Cenneti ihsan etsin yaratan sana
Vicdansız Azrail kıyıyor cana
Vefasızın karnı tok mu ki bacım?

Genç ölüm acıdır herkes biliyor
Açsana kolunu yavrun geliyor
Karnı büyük toprak seni yiyor
Doymamış mezarın aç mı ki bacım?

Dinecek mi sandın benim bu acım?
Sürüp gidecektir çaresiz acım
Beni de kovacak burada hancım
Ebedi yaşamak var mı ki bacım?

Medine’n Rabiyye’n her gün feryatta
Beyhan’ın Ahmet’in taze hayatta
Sen kara toprakta onlar yatakta
Sana yorgan,yoksa kar mı ki bacım?

ŞÜKÜRCAN’ım ahlar çekip ağlarım
Döktü yaprağını taze bağlarım
Coşkun sular gibi durmaz çağlarım
Geçeceğin köprü dar mı ki bacım?



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gecekusu084 -- 16 Ağustos 2006; 17:34:45 >


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 17:37:29 

Uyuyorum



uyuyorum
ne olacağını bilmeden
uyanır mıyım, uyanmaz mıyım
açılır mı gözlerim tekrar
bu çirkin dünya yansır mı merceklere
ya da mercek yansıtır mı
o görmeyen gözlere

uyuyorum
zehirlenir miyim sobadan bu gece
ölürsem uyanır mıyım
ya da uyanırsam ölür müyüm

uyuyorum
karabasanlar ziyaretime geliyor
ben daha korkunç rüyalar görüyorum
kimse beni dürtmüyor
ben de dünyadan bağımsız, bakımsız
uyuyorum

uyuyorum
kaygısız ve hazırlıksız bir yolculuktur uyumak
nasılsa kalkacaktır uyuyanlar
ölüm onlara uzaktır
uyku yaşama garantisidir
nefes alıyorsundur nasılsa
bu yaşama belirtisidir
ama unutabilir bir hain eli
o el belki uzanır sırtını dayadığın yastığa
ve bitirir garantideki nefesini
ya da sobadan sızan gaz kümesi
ya da sobada yanan kömür esmerliği

uyuyorum
ben ölümü biliyorum
ve her uykuya ölecek gibi dalıyorum


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 17:42:17 

Bu Meleklerin Yazdigi Bir Hasrettir



Sen ufkumda dogup da günün birakdigi aksamsin bende
Yilan gibi kivrilip hasretimin koynuna girensin
Bir gece yildizdan kalma isiklar yansiyinca yüzüne
Topragin icine düsüpde kaybolan hasretsin bende

Yanaklarimdan süzülüpde ellerime düsen damlalar bilir
Sevginle hasretiyin anilarindan kalan dokunamadigim sensin
En sessiz dakikalarda bile hayal ettim seni
Ucunda ölüm bile olsa seni günahimdan kalma sevgimle sevdim

Hesabini tutamadim üstüme dogan günesin kac gecesi var diye
Belki yildizi günesden daha cok gördüm seni seviyorum deyince
Bir mahkum yüregi ile ayni safta hasretiyin cenaze namazini kildim
O günden sonra bir delikanli hüzünle yürüdüm sensiz kaldigim sevgine

Yagmuru bekleyen bir tastan kalma hasret düser yüregime
Dayanamam budana hersey `an´olur icimde hepside güler bana
Bu dakikalarin icinde bogulan aklim kaderine boyun egdi ayni kiblede
Simdi ben hasretin cenaze namazini kiliyorum musalla tasinin önünde

Ruhum yagmalandi sensiz gecen günlerin birakdigi izlerden
Basimi kaldiripda bakamam bulutlar andirir seni
Sen ki bir günün birakdigi aksam yanisin
Yanlizligim avereligine vermis kus bakisi bakiyorum kendime

Kainati var eden ben dogmadan yazdirmis sensizligi
Dokunamam artik yagmurun rahmetine onlar icimden gecer
Bir gün dile gelirse bu hasret o zaman yazilir
Mürekkebi yagmur olan meleklerin kaleminden

Aynalardan kalma gölgemdir üflersen bütün anilarim silinir
Artik anilarin alevden bir kivilcim sensiz yüregime
Bu can bu hasretten düserse topraga yagmur damlasi gibi düser
Ben onlarla ayni kitapdayim
Bu meleklerin yazdigi bir hasrettir


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
16 Ağustos 2006; 18:11:06 

son yazdığınız şiir kime ait?


1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:09:32 


quote:

Orjinalden alıntı: laleman

son yazdığınız şiir kime ait?


Hüseyin Kırkgeçit e ait..


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:14:26 

ÖLÜM

Ölüm! ...
Dünyadaki her fani elbet ölecektir,
Canlı dünyasının değişmez kaderidir,
Allah Kur’an’ın’da da ölümü bildirir,
Şu dünya denen alemden göçüştür ÖLÜM...

Ölüm! ...
Sağlam kaleler içinde saklansak bile,
En güzel gıdaları alıp yesek bile,
Tıp dünyasını emrimize alsak bile,
Çare yok, her canlıya gelecek ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölümü unutan kalp, paslanmış sayılır,
Dünya benim, ben ölmem diyen yanılmıştır,
Her canlı mutlaka ölüme yakalanmıştır,
İnsan için son değil başlangıçtır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Yarın ölecekmiş gibi eceli bekle,
Sen bunu yaparken de dünyadan el çekme,
Dünya için ahiretini de yok etme,
Ahiret dünyasının kapısıdır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölümü unutan dünyada mutlu olamaz,
Ruhu urba olan beden buna dayanmaz,
Anatomik yapın ki, gün gelir kaldırmaz,
Varlığın kıymetini bilmektir ÖLÜM...

Ölüm! ...
En akıllı kul, ölümü fazla düşünür,
En güçlü kul ölüme hazırlık görür,
Muhammed işte ümmete böyle duyurur,
Son değil bir başlangıç sayılmıştır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölmek ki; insan için felaket değildir,
Sonra olacağı bilmemek felakettir,
Bunca mezar, bunca mevta da yol gösterir,
Yeni dünyaya geçiş kapısıdır ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölümün bir adına da “Ecel” denilmiş,
Ecelde; tayin edilmiş zaman bilinmiş,
Her canlının sonunu da Allah bilirmiş,
Allah’tan gayrisinin sonu denir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölüm meleği, ne has kullar canı aldı,
Bu ünlü, bu ünsüz, bu zengin aldırmadı,
Görevi nedeniyle asla suçlanmadı,
Sebeple bilinen dünya sonudur ÖLÜM...

Ölüm! ...
Yaşlı, genç, güzel, çirkin, zengin, fakir demez,
Hakk’ın listesinde kim yazılı bilinmez,
Ecel ki; torpille, rüşvetle engellenmez,
Sala ile ilan edilmektedir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Dünyaya gönül bağlayan sevmez ölümü,
Ne çabuk unutur, az önce gördüğünü,
Hakk yolda olanın o gün olur düğünü,
Alimin de, cahilin de yoludur ÖLÜM...

Ölüm! ...
Ölüm için Yunus’um ne güzel demiş,
“Ölenler ruh değil, ten ise hayvan imiş,”
Ruhlar ki; dünyaya imtihan için gelmiş,
Yok oluş değil başlangıç denilir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Nasihatler istersen eğer ölüm yeter,
Dünyaya gelen her canlı mutlaka gider,
Akleden kul, Allah’ın sevdiğini sever,
Okunası en güzel kitap denir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Cansız bedeni görmedin mi musallada,
O ölmeyecek gibi bakardı dünyada,
Şimdi cansız, hareketsiz yatar orada,
Liste olup sıra beklemeyendir ÖLÜM...

Ölüm! ...
Toprak kabulde arlı-arsız, kirli-kirsiz,
Bağrına basmış hırlı-hırsız, denli-densiz,
Hesaba kimse çıkamayacak deftersiz,
Büyük yere geçiş kapısıdır ÖLÜM...

Kabire azıksız girmek, sığmaz akıla,
Hakk’a asi hayat sürmek yakışmaz kula,
Her canlı doğdu ki, ölecektir Mutlaka,
Aklı selim hayat yaşamalı yiğidim...

Toprağa düşen her tohum yeşermedi mi?
Topraktan gelen tekrar ona dönmedi mi?
Sana mahşerde, dirilme var denmedi mi?
Ölümü son görme başlangıçtır yiğidim...

Her adım, her nefes, idrak edilmeli ki;
Rahatça analiz et gelmişi, geçmişi,
Ölüm alıp gitti, bilemezi bilmişi,
Allah senin ameline bakar yiğidim...

Allah; kulun ibadetine muhtaç değil,
Her ibadet kurtuluş için bunu bil,
Hem Allah, hem de şu kullar içinde sevil,
Bu dünya bir imtihan yeridir yiğidim...

Ölüm son dersen, iyi düşün, iyi bakın,
Bilinmez ölüm, kime uzak kime yakın,
Seninde birden duruverir hayat çarkın,
Anın kıymetini bilmek gerek yiğidim...

Çocuk yaşta ölene de bir yer olmalı,
Yaşam denilen kutsalını yaşamalı,
Erken ölene yoksa, güzel mükafatı,
Bu dünyadan güzel yer olmalı yiğidim...

Tevekkülü mevt ile hazırla kendini,
Tez yapıver Allah’a kulluk görevini,
Seni senden başkası bilmez, bil kendini,
Allah’ın Peygamberi’ de ölmüş yiğidim...

Ölüm var diye, sakın dünyayı terk etme,
Dünya azık yeridir, kimseye zulmetme,
Adın yaşasın yükselsin ilim ve de fende,
Dünya ahiretin tarlasıdır yiğidim...

Şair: Abdullah Yaşar Erdoğan


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:16:54 

Yavaş Yavaş



İşte geldik gidiyoruz,
Çok şikayet ediyoruz
Dostlara selam diyoruz,
Yol görünür yavaş yavaş

Nice badireler aştık,
Çok yer gördük çok dolaştık
Nihayet sona ulaştık,
Çöl görünür yavaş.

Soyunur sırtlardan kaput,
Sarar bedeni çul çaput,
Bekliyor tahtadan tabut,
Sal görünür yavaş yavaş.

Daha dün oynardık misket,
Bilmem futbol, bilmem basket,
Başımızdan düştü kasket,
Kel görünür yavaş yavaş.

Al tası, tarağı hac et,
Ölümü başına taç et,
Artık doktora ne hacet,
Hal görünür yavaş yavaş.

Her gelen bir gün gidiyor,
Ölüm; “gerçek benim” diyor
Dil ifade edemiyor,
Lal görünür yavaş yavaş,

Adı ölümle anılan,
Hiç gelmeyecek sanılan,
Şol Meleku’l-Mevt denilen,
Kul görünür yavaş yavaş.

Ha durdu duracak yürek,
Dört arşın yer kazmak gerek,
İşte kazma işte kürek,
Bel görünür yavaş yavaş.


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:19:47 

Bir Akşam Üstü



Sensizliğin ardından ölüm gelir aklıma,
Ölümü düşünür,
Ölümü yaşarım,
Ölüm yanıbaşımda,
Ölüm başucumda,
Ha sensizlik ha ölüm,
Yaşamaktan kaçarım,
Beyaz kefen sarılır bedenime,
Sen yoksan,
Ölümüm senin elinden olsun isterim,
Uzak noktalara gözümü dikip,
Seni ararken,
Ya ölümü isterim,
Yada seni isterim,
Mezarlar gelir aklıma ıssız karanlık,
Yada yanı başımdaki ölüm,
Her akşam üstü,
Azrail yanımda çığlığımı duy,
Seni ölümüm ağlatmasın,
Bir akşam üstü.


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:22:32 

Bizim İçin Düşündüler Ölümü



Gün görmemiş derinliği zindanın
Azap dolu, ölüm dolu her an’ın
Yaslansan duvara tutulur yanın

Buz dağına döndürdüler ölümü
Bizim için düşündüler ölümü…

Suçumuz; bayrağı taşımak burca
Yurdumun üstünde coşturmak hürce
Göz yaşım döküldü kuruyan harca

Sığ betona döndürdüler özümü
Bizim için düşündüler ölümü…

Taktılar kollara paslı zinciri
Kan kıran yaptı pranganın kiri
Nereden aldınız siz bu sihiri

Çıkmazlara döndürdüler çözümü
Bizim için düşündüler ölümü…

Öyle muhtacız ki, kutlu bayrağa
Kavuşmayı görev bildik otağa
İdam sehpasında düştük toprağa

Kan gölüne döndürdüler uzvumu
Bizim için düşündüler ölümü…

Dün vatan üstünde açan gülüdük
Atıldık zindana, nemde çürüdük
Yılmadı yürek Hak için yürüdük

Kaf dağına döndürdüler yolumu
Bizim için düşündüler ölümü…

Bu devleti sevdik, yaptılar suçlu
Karşımıza çıktı devletten güçlü (!)
Sandık ki, sefer düzenliyor haçlı

Aşk gölünde söndürdüler közümü
Bizim için düşündüler ölümü…

“Türküz” dedik, yedik “ırkçı” damgası
Ekmeğe kattılar odun yongası
Özel hazırlanmış “ölüm mangası”

Zehir katıp çürüttüler gönlümü
Bizim için düşündüler ölümü..

Yaprak yaprak açın takvimi bakın
Her sayfada yazar Hak için akın
Lakin kaş üstüne göz yapma sakın

Atom bombası sandılar sözümü
Bizim için düşündüler ölümü…

Özütürk der, ilk ben uğradım hınca
Ezdiler, devleti baba bilince
Haddimi aşmışım vatan sevince

Yine sevdim, korkutamaz gözümü
Bizim için düşündüler ölümü…


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:27:29 

Su Gibidir Ölüm



SU GİBİDİR ÖLÜM

Su gibidir ölüm, renksiz, kokusuz ve berrak.
Ecel dolunca her nefis, ölümü tadacak mutlak.

Su gibidir ölüm, temiz, saf, elzem ve aziz.
Ölüm meleği ayrım yapmaz, dinlemez siz-biz.

Su gibidir ölüm, hayatın içinde ama çok farklı.
Ölümden kaçış yok, ister garplı ol, ister şarklı.

Su gibidir ölüm, hep bize, hep bize doğru akar.
Bütün yolların sonu yalnız, yalnız ölüme çıkar.

Su gibidir ölüm, kurumuş toprağa can verir.
Bütün canlar, ancak öldükten sonra dirilir.

Su gibidir ölüm, su gibidir ölüm, su gibidir.
Malına, evladına güvenme, hepsi gidicidir.

Su gibidir, su gibidir, Müslüman için ölüm.
İşte bu yüzden, bebekler gibi hoştur gönlüm.

Su gibidir ölüm, şehâdetle ecel şerbeti içenlere.
Din-i Mübin-i İslam için kendinden geçenlere


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 19:30:07 

Ölüm zamanı



Ecel gelip çalınca kapını
Musalla taşına konduğun an
Ecel gelip çalınca kapını
Ne kıpranış, ne kalır can

Götürüler seni dört kollu tabutla
Vurursun başını o cismi tahtaya
Gidiyorum öldüm ben deyip
İmam'da kıldırır son namazı

Tabuta konunca gelirsin kabristana
Sadece bedeni bir kefen sarar
Üstüne kara toprak yorgan olur
Bir doğan ki ölümle son bulur

Bırakıp giderler seni
Rabbinle, sualle başbaşa
Ölümden kaçış yok
Doğarsın, yaşarsın ölürsün
Sonunda kara toprağa gömülürsün

Kim kaçmış ölümden gösterin
Eğer dolmuşsa ecel defterin
Ne bir an çok, ne bir an az
Yaşarsın, fanisin ölürsün

Bu aleme kimler kondu, kimler göçtü
Fatihler,süleymanlar, osmanlar, aslanlar
Dünya kurulalı aktı oluk,oluk kanlar
İnsan ölüme yenik düştü
Bu sonsuz bir göçtü

Dağı devirdi ölümü gördü
Demiri büktü ölümü gördü
Kibiri çoktu ölümü gördü
Kaçamadı, kaçamadı hiç kaçamadı

Sevdi, sevildi ölümü tattı
Açtı,toktu ölümü tattı
Mala, mal kattı ölümü tattı
Kurtulamadı ölümden, kurtulamadı ölümden

O ulu Muhammed' ki dünyasını değiştirdi
Bir çok islam talebesi yetiştirdi
Ne uhudlar, ne bedirleri geçiştirdi
Hakkına kavuştu ölümü buldu

Ölüm ikinci yaşamdır bunu bilin
Aklınızdan başka şeyleri silin
Öbek, öbek gelen ölüm denen selin
İnsan ölüme yenik düştü
Bu sonsuz bir göçtü
Sevabın var karşılığı orada
Günahın karşılığı var orada
Bir alem ki
Ahiret, sonsuzluk orada


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
16 Ağustos 2006; 20:21:47 


quote:

Orjinalden alıntı: gecekusu084


quote:

Orjinalden alıntı: laleman

son yazdığınız şiir kime ait?


Hüseyin Kırkgeçit e ait..

Teşekkürler


63 Mesaj
16 Ağustos 2006; 20:24:35 

Ölüm Dörtlüğü

Ölüm her aklına geldiğinde ah edip vah edip inleme

bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın

Ecel kapını çaldığı zaman evi telaşa verme

o geldiği zaman sen gitmiş olacaksın



Yusuf HAYALOGLU




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Pckopatimben -- 16 Ağustos 2006; 20:27:05 >


_____________________________

Bu günde ölmedim anne


1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 23:10:38 


quote:

Orjinalden alıntı: laleman


quote:

Orjinalden alıntı: gecekusu084


quote:

Orjinalden alıntı: laleman

son yazdığınız şiir kime ait?


Hüseyin Kırkgeçit e ait..

Teşekkürler


rica ederim.
=================================================================
Seninde mi Ellerin Ölümle Tutuşmuş



bekliyorum
dudaklarıma yapışmış dualarla
bir düştü belki
çocukluğumda kaybettiğim
sevinçlerimdi iç benimde ağlayan
her gece başka bir düşe çarpar yüreğim
umutsuz bekleyişlerle avunurdu gözlerim
seninde mi ellerin ölümle tutuşmuş
bırakıp git çok bile kalmışsın
bir sen kaldın giden gidene
kayıp bir şehrin orta yerindeyim
artık yapacak bir şey kalmadı
uyandım rüyadan acıtsa da
takıldı gözlerim gidenlerin peşine
yine havada mı kalmış ellerim
tut bırakma ellerimi ölüm meleği
hey taktım maskemi gülüyorum
kanıma karışıyor sessizce
aldığım soğuk nefesin
içime yine ölüm geliyor
ü ş ü y o r u m
galiba bende yavaş yavaş
ö l ü y o r u m


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 23:14:13 

Ölümü herkes tadar



Sağlam,hasta, yatalak, farketmez genç ihtiyar
Hayatın çilvesi bu, üzülür her bahtiyar
Ne kadar da sevilse, terkedilir bu diyar
Mutlaka öleceksin, yaşasan da bin sene

Ölümü herkes tadar, ölür can da insan da
Yüksek kaleye çıksan, sağlam yerde olsan da
Gelip seni bulacak, beklemediğin anda
Kaçsanda gizlensen de, ölüm konar ensene

Yok bunun başka yolu, her lahza bitiyorsun
Doğduğun günden beri, yoldasın gidiyorsun
Gördüğün bir seraba, malım mülküm diyorsun
Onlar seni kurtarmaz, Allah’a güvensene

Fazla uzakta değil, son durak şu ilerde
Yolculuk noktalanır, seçmediğin bir yerde
Nerede annen baban, nice dostların nerde?
Dostlarından bir çoğu burdaydı geçen sene

Mikdat der en kötü şey, unutmaktır ölümü
Ölümü unutanlar, mubah sayar zulümü
Ölüm bağladı benim, ayağımı kolumu
Ölüm seni kolluyor, sen de ona dönsene


_____________________________



1502 Mesaj
16 Ağustos 2006; 23:16:42 

Baba



Dünya ne, ben kimim, gün nere akar?
Ölüm nerde saklı, ruh nasıl yaşar?
Bu sevda sadece beni mi yakar?
Tutuştu ocağım, toprağım, obam...
SENİ arıyorum nerdesin BABAM? ..

Her şey baş kaldırdı isyan var bugün...
Konuşmak, ağlamak, gülmek ar bugün...
Koca dünya bile bana dar bugün...
Asi yüreğimi nasıl bastırsam...
SENİ özlüyorum nerdesin BABAM? ..

İhtiyar zamanı çeksem hesaba.
Dayanmaz yüreğim bunca azaba,
Komşu etsin MEVLA'm seni Ashab-a,
Yüreğimi nasıl, nerde sustursam...
SENİ anıyorum nerdesin BABAM?