Galatasaray 100 yıllık bir kulüp olmakla birlikte, 500 senelik bir eğitim kurumudur. Lise ve üniversitesi ile bu ülkeye politikadan ekonomiye hizmet eden binlerce kişi yetiştirmiş bir kurumdur Galatasaray. Avrupa'da kazandığı başarıları ile Türkiye'ye hiç bir zaman parayla yaptıramayacağı bir reklam yapmıştır Galatasaray. Yine kazandığı başarılar ile Avrupa'nın takımları sıralamasının en başına oturmuş bir TÜRK takımıdır Galatasaray. Ve, milyonlarca taraftara sahip bir kulüptür Galatasaray. İtibar para demek değildir. Büyüklüğünüz ile, hoş görünüz ile, başarılarınız ile, duruşunuz ile, sevginiz ile, doğruluğunuz ile, dürüstlüğünüz ile, kültürünüz ile itibarlı olursunuz. İşte bu Galatasaraylılık duruşu, sevgisi, doğruluğu ve kültürü yüzünden Galatasaray bu sene ipi göğüsledi. Özer ARMAĞAN
Değerli GALATASARAYLI dostlar bu topic,e ortak avatar,imza tespit etmek dahil her şekilde organize olmak ve ortak bir duruş sergilemek amacıyla,gönül verdigimiz renklerimize sevgi ve saygı çercevesinde hizmet etmek, dostluklar kurmak amacıyla bu topic,te buluşmayı,paylaşmayı teklif ediyorum...
DH - AY topigine ugrayıp Galatasaray'lı oldugunuzu belli edin lütfen
Ahmed ROBENSON;Galatasaray lisesi'nin en eski beden öğretmenlerinden ve ilk kalecilerden; 1911 yılında Türkiye'de ilk basket maçını yaptırmıştır.
1926 yılında Galatasaray'ın başkanlığını da yapmıştır.
Ahmet Robenson' un babası hindistan da gorev yapan bir ingiliz subayıdır müslüman olur ve 2.abdulhamit'e muracaat ederek istanbul'a gelir türk ordusunda gorev yapar.Ahmet,Abdurrahman ve Fevzi isimlerinde uc oğlu vardır hepsi de galatasaray lisesinde okur.Ahmet ve Abdurrahman Robenson sporla ilgilidir,beden egitimi ogretmenligi yaparlar izcilik,basketbol gibi yenilikleri ogretip tanıtırlar.Fevzi Robenson askeri pilottur ve ırak dolaylarında ucagının ingilizler tarafından dusurulmesi sonucunda ölmustür.
1907 yilinda bir amerikan dergisinde, basketbol ile ilgili bir makaleden etkilenmiş ve liseli arkada$larini toparlayarak turkiye'ye basketbolu kazandirmi$tir.yuksek yere asilmiş iki adet 2 adet sepet, buruşturulmuş kagitlar ile dergiyi okuya okuya basketbolun nasil oynandigini arkadaşlarina anlatmiştir.
Ali Sami YEN;Sonradan Yen soyadını alan Ali Sami bey, 20 Mayıs 1886'da İstanbulun Kandilli semtinde doğdu. Babası, ünlü edebiyatçılarımızdan Şemsettin Sami'ydi. Galatasaray Lisesi'nde okudu ve futbol oynadı. Ali Sami Yen, sadece Galatasaray Kulübünün kurucusu olarak kalmadı aynı zamanda Türk futbolunun önde gelen örgütleyicilerinden biri oldu.
Yen, 1923 yılında kurulan Türkiye idman cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. 1924 Paris olimpiyatlarına katılan Türk kafilesinin başkanlığını yaptı. 1926-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat komitesinin başkanlığı görevini yürüttü.
Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmak üzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak hizmet verdi.
Ali Sami Yen'in Sarı Kırmızılı kulübe önemli bir katkısıda Galatasaray Müzesinin kurulması oldu. 1905 yılında yönettiği Moda-Kadıköy karşılaşması nedeniyle, Ali Sami Yen'in ilk Türk hakem olabileceği de çeşitli kaynaklarda yazılıdır. Mili Takımın Romanya ile yaptığı ilk maçta, teknik adam olarak takımın başında o vardı. Bu görevi de bir süre yürütmüş, yani Türk Milli Takımın ilk teknik direktörü olmuştur. Türk Spor Tarihinin en seçkin kişilerinden biri olan Ali Sami Yen Feriköy mezarlığında toprağa verildi.
Asım Tevfik SONUMUT;Galatasaray Spor Kulübü'nün 12 kurucusundan biridir ve muhasebesinitutan ilk kişidir.
Burhan ATAK;Galatasaray'ın kurucularından ve futbolcularındandır.
Bülent EKEN;Çocukluk yıllarında Atatürk�ün kucağına alıp babasına "bu çocuk bana ne kadar benziyor ya" dediği bilinir.
1923 yılında doğan Bülent Eken 1942 yılında sarı kırmızılıu formayı giymeye başladı. 8 yıl boyunca Galatasaraya'ın savunmasında görev yaptı. 1950 yılında İtalya'nın Salernitana takımına transfer oldu. Bir sonraki sezon Palermo'ya transfer olan Bülent Eken orada da 1 sezon kaldıktan sonra 1953 yılında Galatasaray'a geri döndü. 13 kez Milli Takım'da oynayan Eken futbolu bıraktıktan sonra İtalya'da teknik direktörlük görevi aldı. 1963 yılında A Milli Takımı çaılştıran Bülent Eken başta Galatasaray, Altay ve Göztepe olmak üzere birçok takımın teknik direktörlüğünü üstlendi
Celal İBRAHİM;1884 yılında dogdu.Galatasaray Spor Kulübü'nün 4 numaralı kurucu üyesidir. 1. Dünya Savaşı'nda şehit olmuştur. Galatasaray adına Fenerbahçe'ye ilk gol atan futbolcudur.
Mekteb-i Sultani'de hukuk öğrencisi olan 646 okul numaralı Celal İbrahim, Çanakkale Savaşı'na gönüllü asker toplandığı sırada kayıtlardan bir gün önceki gece askerlik şubesinin kapısında beklemiş ve sabah gönüllü listesine ismini ilk yazdıran kişi olmuştur.
Cemil ERLERTÜRK(Katır Cemil);1938 Yılında Altay dan gelen Cemil G.Saray'a bek olarak gelmişti,ancak forvet sıkıntısı nedeniyle forvet oynatılan Cemil burada çok başarılı olur.Son derece güçlü,mücadeleyi seven,gözüpek biri olan Cemil,o zamanlar en sert şutlar attığı için Katır Cemil olarak anılmıştır.Attığı gollerle olduğu kadar rakip savunmayı yıpratarak arkadaşlarına gol imkanları yaratması ile de tanınır.Vatan kupası finalinde Fenerbahçe'ye 4 gol atarak kupanın kazanılmasını sağlamış.Katır Cemil gücüne çok güvendiği için kendine bakmadığından kısa süre sonra futbolunda düşüş başlar. Fransada futbolcu olarak şansını denese de başarılı olamayarak,döner.Dönüşte tekrar GS oynamaya başladıysa da, pek başarılı olamayınca futbolu genç sayılacak yaşta bırakır.
Edip OSSA;Galatasaray'ın efsane futbolcularından biridir.Fazla birbilgiye ulaşamadım.
Emin Bülent Serdaroğlu;Dogum yeri memleketi Halep yada İstanbul oldugu tahmin edilir.1886 yılında doğmuştur.Dedesi Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa,babası Ömer Muzaffer beydir. Annesi ise Müşür Cemil Paşa'nın kızıdır. Galatasaray Futbol Takımının ilk Türk kaptanıdır.Galatasaray Spor Kulübü'nün 2 numaralı kurucu üyesidir. Aynı zamanda şairdir.Şair olarak Fecriati Topluluğu kurucularından biriydi.28.11.1942 da öldü.
Eşref AYKAÇ;1918 Yılında İstanbulda doğan Eşfak Aykaç şair Fazıl Ahmet Aykaç'ın oğlu.Futbola G.Saray lisesinde başladı ve 18 yaşında A takıma alındı.10 Yıl süre ile sarı kırmızı formayı giydi.Futbolu bıraktıktan sonra GS kulübü ve Futbol Federasyonunda yönetici olarak çeşitli görevler alır.TFF Genel Sekreteri olarak 1955 yılında Türkiyenin UEFA ya alınmasında etkin rol oynadı.Futbola TD olarak da hizmet veren Eşfak Aykaç 1956 yılında Macaristanı 3-1 yenerek tarihi zafer elde eden milli takımın Tek Seçicisiydi.Uzun yıllar spor yazarlığı da yapan Eşfak Aykaç G.Saray'ın önde gelen duayenlerinden ve halen GS Divan Kurulunda aktif olarak görev yapmaktayken 2004 yılında öldü.
Fuat Hüsnü Kayacan(Oturanlardan soldan 4. sıra);İlk Türk futbolcusu olarak bilinir.
Amiral Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğlu olan Fuad Bey, 1879 yılında İstanbul'da doğmuştur. Deniz Harp Okulu'nda öğrenciyken, Kadıköy ve Moda'da oturan İngiliz ailelerin kendi aralarında kurdukları futbol takımlarından etkilenerek, arkadaşı Reşat Danyal Bey'le birlikte Türk gençlerden oluşan "Black Stockings" (Siyah Çoraplılar) adında bir takım kurdu.Bu takımın istibdat dönemi hafiyeleri tarafından ilk maçında sahada basılıp dağıtılması üzerine Boby takma adıyla İngiliz takımı olan Cadikeuy (Kadıköy) takımında oynamaya başladı. Cadikeuy ve Moda kulüplerinde üç yıl oynadıktan sonra 1908'de Galatasaray'a geçti ve 3 defa İstanbul Ligi şampiyonluğunu kazandı.
1912'de görevli olarak İngiltere'ye gitti. 1914'de yurda döndükten sonra 3 yıl boyunca Fenerbahçe'de oynadı, daha sonra genel kaptanlık yaptı.(Transfer oldugunu sanmayın Galatasaray Fenerbahçe kurulduğunda kendine dişli bir rakip kazanmak için bazı oyuncularını fenerbahçeye geçirmiştir.)1920'den itibaren gazete ve dergilerde futbolla ilgili yazıları yayınlandı. Fenerbahçe'den tekrar Galatasaray'a döndü ve 1963 yılında Galatasaray Kulübü Divan üyesi iken vefat etti.
Gündüz KILIÇ(Baba);1919 yılında İstanbul'da doğan Gündüz Kılıç, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra futbol hayatına sarı kırmızılı takımda santrafor olarak başladı. Güçlü, büyük, iyi eğitimli, incelikli, karizmatik, cana yakın ve başarıya aç...Sahte gösterişe asla yer vermeyen, ancak hiçbir zaman da insanı sıkmayan biri...
1938 yılında futbol hayatına ara vererek yüksek öğrenim için Almanya'ya gitti. Döndüğünde tekrar Galatasaray forması giyen Kılıç, dönüşünde 2 Türkiye Ligi Şampiyonluğu yaşadı. 11 kez A Milli Takım'da görev yapan Kılıç 1953 yılına kadar Galatasaray'da görev yaptı. Baba lakaplı futbolcu 1980 yılında vefat etti.
Galatasaray'da Gündüz Kılıç devrimi 1952 yılında, bir sabah erkenden, takım kaptanının üniformasını dolabına astıktan sonra koç üniforması giyerek arkasına bakmadan ıslık çalmasıyla başladı. Bir zamanlar Galatasaray takımının kaptanı olan Gündüz Kılıç eski takım arkadaşlarının ve takıma aldığı parlak, genç yeteneklerin koçluğunu yaparak, 1934-1952 arasında tek bir şampiyonluk olmadan geçen, dertli ve kederli ok sekiz uzun yılın ardından takımı sayısız şampiyonluğa taşıdı. Her Galatasaray oyuncusu , öğrencisi ya da taraftarı Gündüz Kılıç'ta örnek birini görmüştü; çok iyi oynayan biri, çok iyi motive eden biri, çok iyi eğitim veren biri, birlikte çalıştığı her bir kişinin en iyi yanlarını ortaya çıkaran biri...Saha içinde de dışında da gerçek bir centilmen olan Gündüz Kılıç Galatasaray`ı , yepyeni parlak hedeflere taşıdı. Gündüz'ün liderliği altında Galatasaray Türkiye kupası ve uluslararası maçlar gibi sayısız şampiyonluğa imza attı.
Vizyonu geniş koçluk biçimi ve güçlü iletişim yetenekleri Türkiye'de yıllar boyunca koçluğun belkemiği olarak kalacaktı.
Mehmet LEBLEBİ(Leblebi Mehmet);1908 yılında doğan Mehmet Leblebi, Galatasaray Lisesi'nde okuduğu yıllarda futbol oynamaya başladı ve kısa sürede yıldızlaştı.20 Kasım 1925 tarihinde Fenerbahçe stadında yapılan maçta G.Saray Vefa'yi 20-0 yenmiş ve bu 14 gol atan Leblebi Mehmet birdaha kırılması biryana ,yaklaşılamayan dahi bir rekorun sahibi olmuş. 1908 Yılında doğan Mehmet G.Saray lisesinde okurken futbola başlar ve 12 yaşında genç takımda,14 yaşında ise A takımda yer almaya başlar.16 yaşında milli takımla beraber Paris Olimpiyatlarına katılır.Futbolu genç sayılacak yaşta,26 yaşında bırakır ve bundan sonra uzun yıllar kulüpte yönetici olarak görev yapar.Leblebi lakabı ile ilgili pek çok söylenti olsa da kendisinin söyledikleri doğru kabul edilir.Kendisinin ifadesine göre A takımda istediği gibi oynamayan bazı oyunculara çıkışan Yusuf Ziyan Öniş "şu leblebi kadar çocuğu örnek alın" deyince adı Leblebi Mehmet olarak kalır.GS ile 5 kez şampiyonluk yaşayan Leblebi Mehmet futboldan sonra atıldığı iş hayatında da büyük başarılar kazanır.
İşlettiği Taksim gazinosu ve Liman lokantası nedeniyle adı "gazinocular kralı" olarak anılır.Leblebi Mehmet 1972 yılında vefat etmiştir.
Muslihittin Peykoğlu;Galatasaray'ın efsane futbolcularından biridir.1944-1946 yılında başkanlık yapmıştır ve Ali Sami YEN stadının yapılmasında emeğiolan başkanlardandır.
Naci ÖZKAYA(Sarı Naci);Tam anlamıyla hayatını Galatasaray'a adamıştır.Bu cümle kimilerine klişe gelebilir. Ama Naci Özkaya ya da diğer adıyla �Sarı Naci� gerçekten de hayatını, birçoğunu bir daha asla yaşayamayacağı özel anlarını Galatasaray uğruna hiçe saymış bir futbol adamı. 1948�de adım attığı Galatasaray camiasında futbolculuktan Divan üyeliğine, menajerlikten Florya Tesisleri müdürlüğüne kadar sayısız görev yapan Naci Özkaya ve kızı Betül Doğan�la, Özkaya�nın rahatsızlığı sonrası kalmaya başladığı Nezih Yaşlı Bakımevi�nde biraraya geldik...
1923 yılında, Trabzon�da dünyaya gelen Naci Özkaya, futbola 22 yaşında Ankara Demirspor�da başlar. 1945-46 sezonunda o takımda Gündüz Kılıç�la birlikte forma giyen Özkaya, önce Ankaragücü�ne oradan da �Sarı Naci� olarak nam salacağı Galatasaray�a transfer olur. Geldiğinde Galatasaray şampiyonluğa hasrettir. Bülent-Reha Eken, Gündüz Kılıç ve Koçi Kandidis�li kadronun sağ beki Naci Özkaya�nın geldiği sezon 1931�den beri beklenen olur; Galatasaray İstanbul Ligi�nde şampiyonluğunu ilan eder. Gerçek hayatında nazik ve kibar bir beyefendi, yani tam bir centilmendir. Ama sağ kanatta, hırçın, rakibine adeta geçit vermeyen bir aslan kesilmesiyle tanınır Özkaya. İlk kez, 23 Nisan 1948�de Yunanistan�ı 3-1 mağlup ettiğimiz maçta Milli formayla tanışan futbolcu, aktif sporu bırakana dek 16 kez daha giyer ay-yıldızlı formayı� Galatasaray�da geçirdiği altı yılın ardından, 1954�te yine sarı kırmızı formayla futbola veda eder. Ama bu veda bir son değil; antrenörlük ve idarecilik günlerinin başlangıcı olur�
Kıbrıs Günleri 31 yaşında, futbolu bıraktığında daha da oynayabilecek gücü ve kuvveti vardır. Ama farklı bir hayata yelken açar. Önce, o yıllarda İngiliz hükümetinin yönetimindeki Kıbrıs�a gider. Ada�da renkleri sarı kırmızı olan bir kulüp kurar. Kurucusu, ilk antrenörü hatta futbolcusu olur Çetinkaya Spor Kulübü�nün. Ailesi de onunla birliktedir Kıbrıs�ta. Özkaya�nın kızı Betül Doğan, o kulüpte halen babasının �kurucu� sıfatıyla dev bir resminin asıldığını bilmesine rağmen bir türlü gidip, göremediğini söyler� Rahatsızlığı nedeniyle bir hayli çöken babasının o yıllardan kalma halini görmeye yüreği elvermez çünkü. Kıbrıs�ta sadece futbolla da ilgilenmez Sarı Naci. En büyük keyfi yemek olan Özkaya, bir de lokanta açar orada. Akdeniz�in ortasında geçirdiği altı yılın ardından, kader yeniden birleştirir yollarını Galatasaray�la Sarı Naci�nin.
Rollerin Değiştiği Zaman Kıbrıs dönüşü bir süre Galatasaray�da görev yaptıktan sonra, yurdun dört bir yanındaki farklı takımlarda antrenörlük yapar. Tabii Galatasaray�la olan bağını asla koparmaz� Çünkü bir tutkudur Naci Özkaya için Galatasaray ve futbol. Futbolcuları evladı gibi görür. Kimi zaman evlatlarından da üstün. Betül Hanım, sporla iç içe geçmiş aile yaşantılarını anlatırken kimi zaman mahzunlaşsa da, her zaman babasıyla gurur duyduğunu yineler: �Annem 10 ameliyat geçirdi yoktu; bizler doğum yaptık yoktu� Galatasaray her zaman birinci sıradaydı onun için. Hiçbir futbolcusunu ayırmazdı. Galatasaray Spor Kulübü�nde babamın emeğinin geçmediği birşey yok�.
Sadece Galatasaray�la sınırlı değildir onun futbolcularına olan düşkünlüğü. Giresun, İskenderun ya da Bolu�da antrenörlük yaptığı dönemlerde birlikte çalıştığı oyuncularına da aynı ilgi ve alakayı gösterir. Kimin düğünü, cenazesi ya da eşinin doğumu varsa, o her zaman yanlarındadır.
Galatasaraylı futbolcuların askerlik, sağlık ya da transferleriyle bizzat ilgilenir. Çünkü Futbol Takımı�nın idari menajeri olmuştur. Fatih Terim�in Adana�dan getirilmesinden tutun da, basında �yılan hikayesine döndü� diye başlıklar atılan Metin Yıldız�ın transfer anlaşmasının imzalanmasında da her zaman o vardı. Kimi zaman ailesini, hayatında ikinci plana atmasıyla da gazetelere konu olur Naci Özkaya. Öyle ki, bir Beşiktaş maçı öncesi doğan torununu ancak maç bittikten sonra görmeye gider. Yine de Betül Doğan, birçok özel günde yanlarında olmasa da, tüm çocuklarına dört dörtlük babalık yaptığını söyler Naci Özkaya�nın. Hem o olmasa da Özkaya Ailesi�nin koruyucuları her zaman vardır: �Bir derdimiz, hastalığımız olsa İlkyardım Hastanesi�ne gider, �Ali Amca ben geldim� derdim. Bizimle çok ilgilenirlerdi ama asla kulüp başkanı olarak değil. Rüçhan Ağabeyim, Ali Uras, hepsi� Biz babamın ismi ve şahsiyetiyle, onlarla büyüdük�.
Unutulmazlar Naci Özkaya, hayatı boyunca sayısız futbolcuyla birlikte oynayıp, birçoğunun antrenörlüğünü yapar. Ama Baba Gündüz ve Fatih Terim�in yeri onun için daima özeldir. 1980�de Gündüz Kılıç�ı zamansız kaybetmenin acısını çok çeker Özkaya. Hem takım arkadaşı, hem de idareciliği sırasında birlikte çalıştığı teknik direktörüdür o. Kılıç�ın vefatının ardından, ilk maç Ordu�yla deplasmanda olur. Sarı Naci, o gün Gündüz Kılıç�ın yıllar boyu giydiği 9 numaralı formasını hiçbir oyuncuya vermez. Santra çizgisine konulan bir sandalye üzerine asar özenle. Yanında da genç bir futbolcu vardır, elinde sarı kırmızı çiçeklerden bir buketle� Fatih Terim�dir o. Biri kadim dostunu, diğeri öğrenecek çok şeyi olan bir duayeni; ama ikisi de büyük bir Galatasaraylı�yı kaybetmenin üzüntüsünü yaşar. Yıllar sonra futbolcu Fatih, bu kez teknik direktör Fatih olarak tekrar gelir Galatasaray�a. O yıllarda çalışma hayatının son günlerini yaşayan Naci Özkaya, çok sevdiği Fatih Terim�i görmek için Florya Metin Oktay Tesisleri�ne gider defalarca. Bu ziyaretlerin birinde Terim, �Naci Ağabey, bizim oturacağımız hiçbir yer yok. İleride biraraya gelirsek nerede toplanacağız� der. Sağlığı elverse bunu da eminiz çok sevdiği Fatih Terim�in bu dileğini de yerine getirmeye çalışırdı Sarı Naci�
Sporcu Aile Sadece kendi değil, üç evladı da sporla uğraşır Sarı Naci�nin. Kızları voleybol, isim babası Gündüz Kılıç olan oğlu Gündüz de futbol oynar. Genç Takım�da forma giyen Gündüz Özkaya için adaşı Baba Gündüz, �Ben belki gideceğim ama adaşım Gündüz kalacak. Ben görmeyeceğim ama siz göreceksiniz� satırlarını yazmış olsa da hiçbir şey ikna etmez Sarı Naci�yi. Ve genç Gündüz�ün futbol macerası fazla devam etmeden, sona erer.
Düşler Gerçekleşti 80�lere geldiğinde, Sarı Naci için hayatta iki önemli şey vardır. Biri, tuğlasından, harcına her yerinde emeği olan ve uzun süre müdürlüğünü yaptığı Florya Tesisleri; diğer ise büyük uğraşlar sonucu 1986�da kurup, �Onur Başkanı� sıfatını taşıdığı Galatasaraylı Eski Sporcular Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği� Ama bu iki önemli proje ve yaşadığı yoğun tempo onun sağlığından eder. 1988�de by-pass ameliyatı geçirir. Ama yine de yılmaz Özkaya. İyileşir iyileşmez Galatasaray için çalışmaya devam eder. Gerek futbolculuk, gerekse idari ve teknik kadroda görev yaptığı yıllarda Ulvi Yenal ve Selahattin Beyazıt gibi dönemin başkanları ile birlikte çalışan Naci Özkaya, ameliyat sonrası bu kez de Alp Yalman�a yardımcı olur. Ama her güzel şeyin bir sonu vardır. 1996 yılında Alp Bey�in başkanlığı bırakmasıyla, Naci Özkaya�nın da Galatasaray Spor Kulübü�ndeki görevi sona erer�
�Altın Sağ Bek� Sarı Naci Belki spor hayatına son noktayı koymuştur Naci Özkaya ama bu onun geçmişte yaptıklarının unutulacağı anlamına gelmez. 1998�de, Cumhuriyet�in ilan edilişinin 75. yılında her alanda olduğu gibi futbolda da �Cumhuriyet�in Altın Karması� seçilir. Türk sporuna hizmet etmiş, yön vermiş 123 kişilik dev jürinin titiz çalışması sonucu 33 kişilik altın, gümüş ve bronz kadrolar oluşturulur. Altın 11�de o yıllarda aramızda olmayan �Taçsız Kral� Metin Oktay Cumhuriyet tarihinin en iyi santrforu seçilirken; en iyi sağ bek de Sarı Naci olur. Bu gurur tablosunda yer almak onu çok mutlu eder. Unutulmamış, yıllar geçse de değeri bilinmektedir. O günün hatırası gazete kupürlerini, son birkaç yıldır kaldığı Nezih Yaşlı Bakımevi�ndeki odasının baş köşesine asar. Bir yanda Milli Takım formasıyla fotoğrafı, diğer yanda Divan üyeliği beratı ve asla boynundan çıkarmak istemediği Galatasaray madalyası da her zaman yanındadır� Yaşadığı güzel günlerin hatıralarını misafirleriyle paylaşmak adına�
Necdet CİCİ;Kayral adlı soyadını lakabıyla değiştirdi.15 Yaşında Galatasaray Lisesi'nden futbol tarihine geçen isimlerden..O yaşda Fenerbahçe'ye 3 gol birden atıp GAZİ BÜSTÜ KUPASI'nın alınmasında en büyük rol sahibi..Yine toplamda Fenerbahçe'ye 7,Beşiktaş'a 6 gol..O dönemlerde 1 kez milli formayı giyme fırsatı bulabilen Cici Necdet cemiyet hayatındaki yeriyle de hayli tanınan bir sima idi..
Necip ŞAHİN;Galatasaray'ın efsane futbolcu ve teknik adamlarından biridir.
Nihat BEKDİK(Aslan);Galatasaray'a "ASLAN" ünvanını vermiştir.
1902 yılında İstanbul'da doğan Bekdik, Galatasaray Lisesi'nde okuduğu yıllarda futbola başladı.. Kısa zamanda A Takıma yükselen ve olağanüstü bir performans sergileyen Bekdik'i taraftar "Aslan Nihat" olarak benimsedi. Bekdik' e Arslan unvanı, takımı için çok iyi mücadele etmesinden dolayı seyirciler tarafından verilmiştir.
Arslan Nihat, Galatasaray'da tam 18 yıl futbol oynayan ve bunun yanında daha pek çok özelliği ile adını Sarı Kırmızılı takımın tarihine altın harflerle yazdıran bir sporcudur. Bekdik, 1923 yılında 11 metre 92 santimetrelik derecesiyle, üç adım atlama' da, 1.58 metre ile de yüksek atlamada Türkiye rekorlarının sahibi olmuştu. 1936 yılında futbolu bırakana dek sarı kırmızılı formayı giydi ve son 8 yıl Galatasaray'ın kaptanlığını yaptı. Ayrıca 1931 yılında Milli Takımı bırakana kadar da 18 kez milli formayı giydi. Savunmada görev yapan Bekdik 5 kez İstanbul Ligi Şampiyonluğu yaşadı. Bekdik, 10 kez de Milli Takım kaptanlığı yaparak bu konuda da adını futbol tarihimize yazdırmıştır.
Aktif futbolculuk yaşantısından sonra da sporu sürdüren Arslan Nihat, binicilik, yelken ve yüzme sporlarını yaptı. Katıldığı yarışlarda dereceler ve madalyalar kazandı. Yaşıtlarının artık kendilerini emekli ederek köşelerine çekildiği dönemde bile Arslan isimli teknesiyle yarışlara katılıp şampiyonluklar kazanan, Boğazı yüzerek geçme yarışlarına katılan Nihat Bekdik neredeyse bütün ömrünü sporcu olarak geçirdi.
1957 yılında milletvekili olan Bekdik 1960 yılında Yassıada da yargılandı ve beraat etti.21 Ekim 1972 'de İstanbul'da ölmüştür.
Boduri(Nikola Büyükvafiadis);1921 yılında doğdu.Boyunun kısalığı nedeniyle kendisine takılan "Boduri" lakabı ile bilinir.
Futbola Beyoğluspor'da başlamıştı. İnanılmaz derecede yetenekli ele avuca sığmaz bir oyuncuydu. O kadar iyi bir ayak hakimiyetine sahipti ki, yağmur yüzünden salonda yapılan çalışmalarda topu eliyle atar gibi basket yapardı. Galatasaray'a 1938-39 sezonunda gelmişti ve ne yazık ki üçüncü sezonunu bile tamamlayamadan, vefat etmiştir.
Boduri'nin ölümü tam bir trajedidir. O sırada asker olan Boduri, birliğinden izinli olarak gelip oynadığı Beyoğluspor maçından sonra kışlasına dönerken, kar altında yürüdüğü uzun yol nedeniyle zatürreeden ölmüştü! Boduri henüz 21 yaşındaydı. O yıllarda henüz pek çok ilaç bilinmediğinden, zatürree öldürücü bir hastalıktı ve Boduri çift taraflı olanına yakalanınca kurtulamamıştı. Son maçını, yetiştiği takım olan Beyoğluspor'a karşı oynamış olması da, ilginç bir rastlantıydı.
Onu izlemiş olanlar, daha sonraki yılların büyük yıldızı Lefter ile kıyaslamışlardır. Bu kıyaslamada oyunu Boduri lehinde kullananlar da çok olmuştur.
Boduri İstanbul Karması'nın Taksim Stadı'nda Budapeşte karması ile yaptığı karşılaşmada oynadığı futbolla Macarların bile hayranlığını kazanmıştı. Büyük Fikret gibi bir yıldızla yan yana oynayan Boduri, rakip takımı adeta sürklase etmiş ve İstanbul karması maçı 5-0 kazanmıştı. Macar takımının kaptanı ve dönemin büyük yıldızı olan Dr. Saroşi, "Hayatımda ilk kez bir maçta aciz kaldığımı hissettim. Bu kadar büyük iki yıldızın karşısında oynamaktan daha büyük bir şanssızlık olamaz" demişti.
Osman İNCİLİ(Kova);Galatasaray'ın efsane futbolcu ve yöneticilerinden biridir.Fazla bilgiye ulaşamadım.
Reha EKEN;1925 yılında doğan Reha Eken 12 yıl boyunca Galatasaray forması giydi ve sayısız gole imza attı. Galatasaray'ın yetiştirdiği büyük golcülerden biridir. Futbol hayatı boyunca 4 kez Milli Takım'da görev yaptı ve buna rağmen 4 maçta 5 gol atarak bir rekora imza attı.1954 yılında futbola veda etti. 1965-68 yılları arasında Suphi Batur'un başkanlık döneminde yönetim kurulunda görev yaptı.
Sedat KARSAN;Galatasaray'ın efsane futbolcu ve yöneticilerinden biridir.Sadi Karsan 1943-1948 yıllarında TFF başkanıydı.
Ulvi Ziya YENAL;1908 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Yenal, futbola 15 yaşında Galatasaray Lisesi'nde başladı. 6 kez milli olan Yenal, Galatasaray, Gençlerbirliği ve İsviçre'nin Servette takımında oynadı.
Türkiye'de çağdaş kaleciliğin tanınmasında önemli rolü olan Yenal, 1927'de üç adım atlamada İstanbul birinciliğini kazandı.Galatasaray'dan ayrıldı ve arkadaşlarıyla birlikte Güneş Kulübü'nü kurdu. Bir süre sonra eski takımı Galatasaray'a dönen Yenal, 1954, 1960 ve 1964 yıllarında bu kulübün başkanlığına seçildi.
Futbol ve tenis federasyonlarına başkanlık eden Yenal, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerinde bulundu. UEFA'nın profesyonel ve amatör komisyonlarına üye olan Yenal, çeşitli kamu kuruluşlarında yönetici olarak çalıştı. Çeşitli günlük gazetelerde spor yazılığı da yapan Yenal, 1993 yılında vefat etti.
1950 - 1990 Arası
Arif KOCABIYIK(Çingene);Arif kocabıyık..nam-ı diğer Çingene Arif..1981-82 yılında fenerbahçe'ye gelen arif 4 yıl oynadığı fenerbahçe'den olaylı bir biçimde Gs'ye geçmişti.Galatasaray'a geçmek için her arkadasından 10ar bin liar almıs ve ben avrupaya transfer oluyorum bu ad bonservisi diyip Galatasaray'a gecmiştir.Burada da büyük maçlar çıkardıktan sonra gece hayatı yüzünden takımdan atıldı.
Ayhan ELMASTAŞOĞLU;İzmir'de yetişen futbolcuların büyük bölümü nedense hep kalburüstü tabir ediilen cinsten oluyorlar.herhalde bu bir ekol meselesidir. Elmastaşoğlu da bunlardan birisidir.Teknik üstünlüğü ilk başta göze çarpan özelliklerindendi.Top alışı , verişi rahat ve göz okşayıcıydı.Futbolu zora sokmadan oyunuyor,pasları sanki önceden hesaplı.
Ayhan Elmastaşoğlu, Galatasaray'da her maçını güzel oynadı.Kapris ve egoizmden uzak oyunu ile takımına faydalı oldu.Bilinçli futbol oynadığı için daima üst seviyelerde kaldı.
Coşkun ÖZARI;Galatasaray Lisesi mezunu olan Coşkun Özarı 1931 yılında doğdu. 1953 yılında sarı kırmızılı forma ile futbola başladı. Teknik direktörlük görevi gördükten sonra Gündüz Kılıç'ın yardımcısı olarak Galatasaray'da antrenörlüğe başladı. Daha sonra da A Milli Takım'ın antrenörlüğünü yaptı.
Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sonra kendini Galatasaray takımının hücum çizgisinde buldu. Bundan sonra on üç yıl boyunca Galatasaray takımının yanısıra milli takımın da defans belkemiği olan Özarı, çetin oyunculuğu, ancak yumuşak huylarıyla tanındı. Özarı'nın defanstaki liderliği, Gündüz Kılıç'ın koçluğu, Turgay Şeren'in kaleciliği ve Metin Oktay'ın forvetliği ile birleşince takımı sayısız şampiyonluğa ve Türkiye Kupası zaferlerine taşıdı.
Özarı'nın oyuncu olarak kariyeri, koç olma tutkusu yüzünden erken sona erdi. 1954-55, 1955-56 ve 1957-58 sezonlarında takımın İstanbul Ligi Şampiyonluğu'nu yaşadığında Coşkun Özarı orta sağın ya da savunmanın sağında görev yaptı. 5 kez A Milli Takım'da oynayan Özarı futbolu 29 yaşındayken bıraktı. 1961 yılında, İngiltere'de efsanevi koç Winterbottom'ın başkanlığındaki koçluk seminerine katıldı. Yurda döndüğünde Galatasaray'ın yardımcı koçu oldu. Üç yıl sonra da koçu Gündüz Kılıç'ın görevini devraldı. Coşkun Özarı takımı dört kez şampiyonluğa taşıdı. 1965 yılında milli takıma koç olarak atandığında milli düzeydeki başkanlığı on yıl sürdü. Koçluk kariyerini 1986'da noktalayarak spor yazarı oldu. Bugün hala milli takım ve Galatasaray hakkındaki yazılarıyla etkinliğini hala sürdürmektedir.
Cüneyt TANMAN;1956 yılında doğan Tanman Galatasaray alt yapısından yetişti. 342 lig maçında görev yapan Tanman, 1.Lig'de en çok forma giyen oyuncu ünvanını aldı. Bu ünvanı 2001-02 sezonuna kadar korudu. Savunma ve orta sahada görev yapan Tanman, 1975-76 sezonunda Giresunspor'da kiralık oynadığı dönem dışında futbol hayatı bitene kadar Galatasaray'da futbol oynadı. 1988-89 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale çıkan Galatasaray'ın kaptanlığını yaptı. 17 kez A milli Takım'da görev yapan Cüneyt Tanman futbola 1991'de veda etti. Daha sonra Galatasaray'da Lucescu döneminde ve A Milli Takım'da Mustafa Denizli yönetiminde menajerlik yaptı.
Erdal KESER;1961 doğumludur. Borussia Dortmund, Sarıyer ve Galatasaray'da futbol oynadı. Galatasaray'ın unutulmaz kaptanlarından oldu. Türkiye Birinci Ligi'nde sahaya çıktığı 202 maçta 64 gol kaydetti.
Borussia Dortmund formasını giydiği 5 sezonda ise 106 maçta 27 gol kaydetti. İngilizce ve Almanca bilen Keser, uzun süre yurtdışında Türkiye Futbol Federasyonu için gurbetçi Türk futbolcularını izledi ve birçok gurbetçi futbolcuyu milli takımlara kazandırdı.Ayrıca Galatasaray'ın ilk defa katıldığı 1993-1994 sezonu Şampiyonlar Ligi kura çekimine Erdal Keser klubü temsilen katılmıştır.
Şu sıralarda (2006/2007 sezonunda), bir zamanlar kaptanlığını yaptığı Galatasaray'da Eric Gerets'in yardımcılığını yürütmektedir
Erhan ÖNAL;Erhan Önal 16.12.1957 izmir doğumludur ve tahsilini Almanya�da tamamlamıştır. Okul esnasında futbola merakı olduğu için bir amatör kulüpte oynamaya başlar. 1972 senesinde arkadaşlarının ısrarı üzerine Bayern Münich alt yapısına denenmeye gider ve orada kalır. Çok kısa bir süre içinde, 1976�da, Bayern Münich�te profesyonel olup Beckenbauer, Gerd Müller, Ulli Hoeness, Rummenigge.sepp Maier gibi devlerin arasında oynamaya başlar. 1978 senesinde Belçika�nın standart lig takımına transfer olur. 1982 senesinde Fenerbahçe�de oynadıktan sonra tekrar eski takımına dönüp, 1985 senesinde Galatasaray�da oynamaya başlar.
Eser ÖZALTINDERE;Eser Özaltındere 1954 Ankara doğumlu. İlk kez 1968'de Artvin'de futbol oynamaya başladı. Sonra Gençlerbirliği ve Adanademirspor'da kalecilik yaptı. 1978 - 84 yıllarında Galatasaray'da oynadıktan sonra sakatlandı ve zamanın teknik direktörü İviç'in verdiği rapor doğrultusunda takımdan çıkarıldı. Daha sonra Sakaryaspor, 2. Lig takımı Üsküdar Anadolu, Yalovaspor, Feriköyspor ve Galata'da oynadıktan sonra futbolculuğu bıraktı. Uzun zamandır Galatasaray'da kaleci antrenörlüğü yapıyor.
Fatih TERİM(İmparator);1953 yılında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Altı yaşından itibaren, bir ayağı aksak olduğu için "Topal Talat" lakabıyla çağrılan babasıyla birlikte birçok ağır işte çalışır.
Bir yandan da mahalle arasında futbol topunu ayağına değdirmeden yapamamaya başlamıştır. Okul hayatı, futbol kadar cazip gelmez. Babasının isteği üzerine Motor Sanat Enstitüsüne girer fakat 2. sınıfta devamsızlıktan okulu bırakmak zorunda kalır. 1969'da henüz 16 yaşındayken formasını giymeğe başladığı Adanademirspor'la futbol hayatı başlar.
Adanademirspor genç takımında kimse para almazken bir tek Fatih Terim maaş almaktadır. Maaşı 150 liradır ve diğer futbolcular görmesin diye bu para Fatih'e gizlice verilmektedir. Üç yıl içerisinde Adanademirspor'da takım kaptanlığına kadar yükselir. İlk kez kaptanlık pazubentini koluna geçirdiği andaki heyecanını hiç bir zaman unutmayacaktır. Takım çıkış tüneline geldiğinde, arkadaşlarına 'bir kaptanın söylemesi gerektiğini söyleyerek' sahaya son sürat koşar. Bir an duraksar, çünkü arkasında kimse yoktur: " Öyle hızlı koşmuşum ki kimse bana yetişememiş." Fatih Terim 6 yıl daha Adanademirspor formasını giyer.
1972 yılında, Santrafor Fatih, yeşil sahalarda fırtına gibi eserken, futbol otoritesi Fatih Somer ve Genç Milli Takım Antrenörü Gündüz Tekin Onay'ın dikkatini çekmekte gecikmez. Milli takıma çağrılır. Futbolculuk döneminde hayatını değiştiren en önemli maç ise Adanademirspor'un Galatasaray'ı 1-0 yendiği maç olur.
Doksan dakika boyunca oynadığı futbolla göz doldurur. Milli takımla birlikte gittiği Romanya maçı sonrası yıldırım hızıyla nasıl Galatasaray'lı olduğunu şöyle anlatır. "Romanya milli maçından sonra İstanbul'a dönmüştük. Galatasaray'lılar beni havaalanından alıp kulübe götürdüler. Bu arada Adanademirspor'lular araya girmek istediler ama ben kararımı vermiştim. Galatasaray'a gönülden 'evet' dedim." Ve Galatasaray Kulübü'ne 1 milyon 650 bin liraya transfer olur. O artık Galatasaray'lı Fatih'tir.
FUTBOLCUYKEN DE ÇOK BAŞARILIYDI
Sahalarda çizdiği lider, hırçın futbolcu portresi, bir maçta hakeme tükürmesiyle daha da sert bir görünüm alır. Galatasaray taraftarı Fatih'ten memnundur. Formasının hakkını verir, başarıya kodlanmış hırsını sarı-kırmızı renkler için döktüğü terlerle akıtır. Fakat bu onbir sene boyunca Fatih Terim hiç şampiyonluk yaşayamaz.
Şampiyonluk yaşayamasa da milli takımda çizdiği grafik onu takın değişmez oyuncusu yapmıştır. 51 kez milli formayı giyer, A Milli Takımı'nda oynama rekorunu 1984 yılından 1995'e kadar elinde tutar. İlk milli maçına İsviçre ile deplasmanda 1-1 berabere kalınan 20 Nisan 1975 tarihinde çıkar. Son milli maçının skoru da yine beraberlik olacaktır. 4 Nisan 1984'te oynanan Türkiye-Macaristan maçı golsüz berabere bitecektir. Rekorunun kırılmasını görmesi için 11 yıllık müddetin geçmesi gerekecektir
6 Eylül 1995 tarihinde İstanbul'da Macaristan'a karşı oynadığımız Avrupa Futbol Şampiyonası grup maçında Oğuz Çetin bu rekoru ele geçirir. Fatih Terim ise 1995'te teknik direktör olarak ay-yıldızlı takımın başına çoktan geçmiş olacaktır. Yani, rekorunun takımda yer verdiği bir futbolcusu tarafından kırılışına tanıklık edecektir.
Fatih Terim jübilesi için sahaya helikopterle inerek, futbolculuk hayatına son noktasını renkli kalemle atmış oldu.
Fatih Terim isminin çevresinde dönmeye başladığımızda futbolla uzaktan yakından alakalı herkesin aklında kalan 'muhteşem jübile'nin unutulur gibi olmadığını fark etmeniz uzun sürmüyor. 18 yıllık futbol yaşamının 11 koca yılını verdiği Galatasaray'dan, yeşil sahalardan, tezahüratların çarpıştığı statlardan, tezahüratların çarpıştığı statlardan ayrılma zamanıdır. Havasından geçilmez bir futbol şovunun en şatafatlı vedası... Sarı-kırmızı konfetiler uçuşurken sahada Galatasaray-Trabzonspor maçı oynanır... Sadece sahayı değil kırmızı karanfilleri de birbirine katar helikopterin sesi ve nefesi... Santra noktasına inen helikopter de kaptan Fatih gözükür, alkış kıyamet... "Formam gözüksün diye kapıyı da açacaktık. Çok korktum, yanımdakinin omzunu çürütmüşümdür herhalde. Bu arada maç devam ediyordu ama halk toplanmıştı, polis de. Biz tur atıyorduk, hiçbir şey görünmüyordu maçta. Tam helikopterle o kalabalığın üzerine geliyorduk, bir rüzgar! Herkesin şapkası uçtu tabii. Ve böylelikle boşaldı saha içindeki kalabalık."
TEKNİKDREKTÖRLÜK HAYATI
Terim utbolu bıraktıktan sonra antrenörlük kurslarına gider. Ankaragücü'nü iki Göztepe'yi bir yıl çalıştırır.
1990-1993 tarihleri arasında Ümit Milli Takım hocalığını A Milli Takım Teknik Direktörlüğü izler. A Milli Takım Teknik Direktörü olarak ilk maçına Ekim 1993'te çıkar. Türk futboluna attığı başarı imzaları birbiri ardına sıralanmaya başlar. Dönüm noktası olarak ise İnönü Stadı'nda oynanan ve 2-1 Türkiye'nin galibiyetiyle sonuçlanan İsveç maçını gösterir. Türk milli takımını 1996 Haziran'ında İngiltere'de oynanan Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine taşıyan hoca odur.
Daha sonra Galatasaray�ın başına geçen İmparator, takımı dört yıl üst üste şampiyon yapar. Takımın mali problemlerinden futbolcunun psikolojisine kadar ilgilenen bir teknik drektördür Fatih Terim. Karizmatik kişiliğiyle ödenmeyen paralar karşısında tavır takınan futbolcularını ikna eder ve takımda tek sorumlunun kendisi olduğuna inandırır. Bu istikrar en nihayetinde Türk Futbol tarihinde bir ilkin daha gerçekleşmesini sağlar. Galatasaray�ı UEFA kupasını kazandırır.
1999-2000 Sezonu'nda Galatasaray'a UEFA Kupası'nı kazandıran Fatih Terim, kariyerini İtalya Futbol 1.Lig takımlarından Fiorentina'nın Teknik Direktörü olarak sürdürdü. Bu takımdaki başarılarıyla İtalyan futbol kamuoyunun dikkatlerini üzerine topladı. 2001-2002 futbol sezonunda ise dünyaca ünlü Milan takımı ile anlaştı. Fakat ilk yarının ortasında görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
Gökmen ÖZDENAK;1948 yılında doğdu. Spor yazarı ve eski futbolcu.
İstanbulspor forması giydi. Galatasaray'da oynadığı 12 yıllık dönemde 4 lig şampiyonluğu ve 2 Türkiye Kupası sahibi olan kadroda yer aldı. 1976'da, Galatasaray'ın Avrupa Kupaları'ndaki 50. golünü attı. Golcülüğü ve kafa vuruşları ile tanındı. 1972 - 1977 arasında A Milli Futbol Takımı'nda 10 kez yer aldı. 1980'de faal futbol yaşamını noktaladı. Halen spor yazarlığı yapmaktadır