- x
SİGARAYI İLAÇ KULLANMADAN BIRAKMANIN YOLU...
70 Cevap2244 Görüntüleme2 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Yazdır
Sayfa: [1]      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Giriş
Mesaj


 
17 Mesaj
5 Kasım 2012; 19:03:56 

Arkadaşlar merhaba Kötü ve vazgeçilmesi çok zor öldürücü olduğu halde elim kolum bağlı peşinden sürüklendiğim bir şeytan tarafından ele geçirildiğimi düşünüyorum bu günlerde. Eskiden severek ve isteyerek peşinden giderken son yıllarda özellile bu son 1 yıldır peşinden sürüklendiğim şeyin nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlıyorum. İstediğim zaman bağlarımı söküp atarak özgürlüğüme kavuşacağımı bilmeme rağmen beynimdeki asılsız korku bu bağları koparmama engel oluyor. Bir çoğumuzu esir alan aynı şeytan değimli*? Peşinden giderken, ben ne yapıyorum böyle ne işim var benim burada, salakmıyım ben deyip, kafamızı ondan çevirdiğimiz an gözlerimizin delice aradığı , vazgeçmeye çalıştığımız an sudan çıkmış balığa döndüren büyülü aldatmaca.... Evet sigaradan bahsediyorum....
Her bırakmaya çalışışımda beliren ve beni deli eden bir şeylerden yoksun kalma duygusundan ve başarısızlıkla sonuçlanan her bırakma deneyimimden sonra bilinçsel irademe vurduğum darbelerden, giderek günlük hayattaki diğer konularda da iradesizleşmeye başlayışımdan , Normalde hiç kimseden hiç bir şey isteme alışkanlığım olmamasına rağmen Sigaram bittiğinde, samimi olmadığım birinden bile sigara istemek zorunda kalmaktan, Yemeğimi çayımı bile sigara içmek için yiyip içmekten, Sararmış dişlerden , Kendimi bilerek zehirlemekten bıktım.
Sigara içmemin beni rahatlattığına inanmıyorum, Çünkü her sigara içişimde; lanet olsun seni biran önce bırakmalıyım, bugün son Diye düşünceler içerisinde oluyorum. Ve bu beni rahatlatmıyor aksine daha kötü bir hale sokuyor. Çünkü her sigaramda bunları düşünüyorum ve birtürlü o son gün gelmiyor. O son sigarayı hiçbir pakette bulamıyorum ne kadar bulmak için arasamda. Ve bağımlılığımın her geçen gün daha kalın zincir parçalarıyla birbirine bağlandığını düşünüyorum, Bu zinciri beynimde ve düşüncemde kıramazsam asla bırakamayacağımı da biliyorum. Can sıkıntısını giderdiğinede inanmıyorum. Çünkü canı sıkan zaten sigara, Nasılmı; Hani komşumuzun alarmı bütün gün çalar ve bunun gibi küçük bir şey sizi bir süre
rahatsız eder, sonra birdenbire ses kesilir. Huzur dolu bir duygu kaplar içinizi. Fakat bu
huzur gerçek anlamda bir huzur değil yalnızca rahatsızlığın sona ermesidir.

Bazısı sigaranın büyük bir zevk olduğunu söyler. Bu doğru değildir. Sigarayı yalnızca zevk için içtiğini sanan bir tiryakiye sigarası bittiğinde
içtiği marka yoksa onun yerine hiç sevmediği bir markayı içip içmeyeceğini sorun. Sigara
tiryakileri hiçbir şey içmemektense kenevir otu bile içerler. Bunun keyifle bir ilgisi yoktur.
Ben ıstakoz severim ama hiçbir zaman günde yirmi tane ıstakoz yemek gereksinimi
duymadım. Zevk aldığımız başka şeyleri yapmadığımız zaman çaresizlik içinde kıvranmayız.


Bazısı el alışkanlığı, bazısı ağız alışkanlığı der. Öyleyse sigarayı neden yakarlar?
Dumanın ciğerlere inerken verdiği duygu derler. Ne kadar iğrenç duygudur, adına
tıkanmak derler.

Şimdi ben bu mesajı neden yazdım , Bir aptal olduğumu artık ciddi ciddi düşünmeye ve buna inanmaya başladım da ondan. Sigaranın eroin bağımlılığından hiçbir farkı olmadığını sadece etkilerinin ve öldürme sürelerinin farklı olduğunu anladım. Sigaranın hayatıma zevk ve keyif getirme yerine kendimden nefret etmeme sebep olduğunu anladım. Ve benim gibi birçok sigara tiryakisinin olduğunu biliyorum ondan.

Ve bugün hiçbir ilaç almadan kendi irademle Sadece elimdeki bir kitabın hergün bir kısmını okuyarak ve gün içinde hep bunu düşünerek sigarayı bırakmaya karar verdim. Ve bunu burayı okuyacak olan kişilerle paylaşmamın iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Bu kitaptaki konuları hergün düzenli olarak burada paylaşmak istiyorum. Ve benimde sigarayı bırakmadaki gelişmelerimide hergün burada anlatmak istiyorum. Eğer bırakamazsam ve yarın veya öbür gün veya 5 gün sonra tek bir sigara içersem bunu burada paylaşıp iradesizliğimi tescilleyeceğimede söz veriyorum. :) Ayrıca 30 yaşındayım ve Müzik öğretmeniyim. Umarım bana ve burayı okuyacak tiryakilere faydası olur bu ve bundan sonraki yazılarımın.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi classsara -- 13 Kasım 2012; 20:13:57 >


_____________________________



 
727 Mesaj
6 Kasım 2012; 19:20:46 

Dünyaya bir defa daha gelsem,sigarayı bana ilk içiren kisinin kafasına sıkardım. Bu kadarki nefret ediyorum,ama fizyolojik bağımlıyım.



< Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________

Varsa Paran Olur Çulun,
Olursa Çulun,Olurlar Kulun.


685 Mesaj
6 Kasım 2012; 21:21:06 

Allah yardımcınız olsun



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



685 Mesaj
6 Kasım 2012; 21:23:31 

Sigarayı bırakmak istiyorsanız biz spor salonuna yazılın ve spor yapin.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



 
105 Mesaj
7 Kasım 2012; 10:28:49 

bu kadar nefret ettiğinize göre
ve daha da önemlisi bu kadar büyük bir bilinçle durumu kavradığınıza göre
bence şimdiden bırakmış sayabiliriz sizi...




_____________________________

magic was here


 
17 Mesaj
8 Kasım 2012; 22:23:48 

Arkadaşlar teşekkürler. Bugün Birinci günüm,Sigarayla ilgili ne varsa hayatımdan çıkardım. Sloganım < BEN SENİN AVIN DEĞİLİM< Buz devrini izleyenler bilir . inşallah kalıcı olacaktır. Kitabın ilk kısmını paylaşmak istiyorum. Gerçekten çok etkili sigarayı bırakmak isteyenlerin fakat bırakamayanların mutlaka okuması gerekiyor.Kitabın önsözünü okuduğunuzda zaten dünya çapında bilinen ve ne kadar etkili bir kitap olduğunu anlayacaksınız. Sigara hakkında önemli bir bilince ulaşacağımıza inanıyorum beraber. Bende daha okumadım burayı takip edecek tiryakilerle beraber hergün bir bölümünü okuruz umarım. Kitabın kendisini burada paylaşabilirdim ama hergün bir bölümünü buraya koymam daha etkili ve zevkli olacaktır. Önsözü ve birinci bölümüyle başlayalım okumaya ...

Önsöz
İşte sonunda bütün sigara tiryakilerinin beklediği mucize:
- Etkisini hemen gösteren
- En ağır tiryakilerde de aynı şekilde başarılı olan
- Sigara özlemini hafifleten
- Etkisi kalıcı olan
- Güçlü bir irade gerektirmeyen
- Şok tedavisi uygulamayan
- Yardımcı maddelere ve gereksiz ıvır zıvıra başvurmayan
- Kilo da aldırmayan bir yöntem
Sigara içiyor musunuz? O zaman okumaya devam edin.
Kendiniz sigara içmiyorsanız ve bu kitabı sevdiğiniz biri için aldıysanız o zaman onu
bu kitabı okumaya ikna edin. Onu ikna edemezseniz kitabı kendiniz okuyun; son
bölümdeki öğütler size hem sigaraya içenlere önemli noktaları aktarmak hem de kendi
çocuklarınızı sigaraya başlamaktan korumak konusunda yardımcı olacaktır. Çocuklarınızın
sigaradan tiksinecekleri yanılgısına düşmeyin. Bütün çocuklar tiryaki olana kadar öyle
düşünürler.
-

Giriş
“DÜNYAYI SİGARA DERDİNDEN KURTARACAĞIM” dediğimde karım
çıldıracağımı sandı. Çünkü yaklaşık iki yılda bir sigarayı bırakmak için yaptığım ciddi
atılımları biliyordu. Daha da önemlisi son kez sigarayı bıraktığımda altı ay azap çektikten
sonra yine başladığım için küçük bir çocuk gibi ağladığımı biliyordu –o gün ağlamamın
nedeni o kez de bırakmayı başaramazsam yaşamımın sonuna dek sigara içmeye devam
edeceğimi sanmamdı, o kadar çok enerji tüketmiştim ki başaramazsam bir daha bu
işkenceye katlanacak gücüm kalmayacağını biliyordum. En önemlisi de yukarıdaki cümleyi
son sigaramı söndürür söndürmez söylememdi, yalnız kendimi değil bütün dünyayı
kurtaracağıma inanıyordum.
Şöyle bir geriye baktığımda bugüne kadarki yaşamım sanki sigara sorununu
çözmek için bir hazırlıkmış gibi geliyor. O nefret ettiğim öğrencilik ve mali müşavirlik yılları
bile sigara sorununu çözmek açısından çok değerliydi. Herkesi her zaman aldatamazsınız
derler, oysa tütün endüstrisi yıllardır herkesi aldatmayı başarmış. Sigara tuzağının sırlarını
ortaya çıkaran ilk insanın ben olduğuma inanıyorum. Kendini beğenmiş bir izlenim
bıraktıysam bunu müthiş zekama değil, yalnızca yaşam tarzıma borçlu olduğumu hemen
ekleyeyim.
O tarihi gün 15 Temmuz 1983’tü. O gün son sigaramı söndürdüğüm an duyduğum
özgürlük hissi herhalde hapisten kaçan birinin yaşadığı duygudan daha hafif değildi. O an
bütün sigara tiryakilerinin düşlediği bir şeyi keyfettiğimi anladım: Sigarayı bırakmanın kolay
yolunu. Bu yöntemi arkadaşlarımda ve yakınlarımda denedikten sonra bu konuda
profesyonel bir danışman olup diğer tiryakilere bağımlılıklarından kurtulmalarında yardımcı
olmaya başladım.
Bu kitabın ilk baskısını 1985 yılında yazdım. Kendisinden 25. bölümde söz
edeceğim başarısızlıklarımın birinden esinlenmiştim. Beni iki kez ziyaret etti ve iki
görüşmemiz de karşılıklı göz yaşlarımız ile sona erdi. O kadar gergindi ki, onu
söylediklerimi kavrayacak kadar bile rahatlatamadım. Birden aklıma bunları yazarsam ne
zaman isterse okuyabileceği ve böylece önemli noktaları anlayacağı düşüncesi geldi. Bu
giriş bölümünü kitabın yeni baskısı için yazıyorum. Elimdeki kitabın kapağındaki küçük
kırmızı ok kitabın yıllardır satış listelerinin başında yer aldığını gösteriyor. Bu kitabı
yazdığım için dünyanın her köşesinden teşekkür mektupları alıyorum. Ne yazık ki bu
mektupların hepsini cevaplandıramıyorum ama her biri beni ayrı ayrı sevindiriyor ve
aslında tek bir tanesi bile bütün bu zahmete değer.
Sigara konusunda her gün yeni bir şey öğreniyor olmama hala şaşırıyorum. Yine de
bu kitabın ana düşüncesi hiç değişmiyor. Hiçbir şey mükemmel olmayabilir ama kitabın en
kolay yazdığım ve tesadüfen okuyucuların çoğunun en sevdiği bölüm olan 21. bölümünde
kesinlikle değiştirme yapmam.
Danışmanlık deneyimlerimin yanı sıra şimdi artık kitabın da verdiği beş yıllık bir
birikim oluştu. Kitabın ikinci baskısında yer alan değişiklikleri daha kesin ve anlaşılır bir
ifade sağlamak amacı ile yaptım. Bu değişiklikleri yaparken yöntemimin başarısızlığa
uğradığı durumları göz önünde tutarak bunun nedenlerini ortadan kaldırmaya çalıştım.
Bunların çoğu anne babaları tarafından benimle görüşmeye zorlanan ve kendileri aslında
sigarayı bırakmak niyetinde olmayan gençlerdi. Bunların bile dörtte üçünü vazgeçirebilirim,
fakat bazen 25. bölümde anlattığım, sigarayı bırakmak için umutsuzca çaba harcayan kişi
gibi gerçek anlamda başarısızlıklar da oluyor. Başarısızlıklar beni çok üzüyor ve bazen
geceleri bu insanlara nasıl yardımcı olabilirim diye düşünmekten gözüme uyku girmiyor.
Bu durumlarda başarısızlığın sigarayı bırakamayan kişiye değil, bırakmanın ne kadar kolay
olduğunu ve insanın sigaranın hapsinden kurtulur kurtulmaz yaşamdan ne kadar zevk
alacağını kendisine anlatamadığım için kendime ait olduğuna inanıyorum. Biliyorum ki
sigara içen herkes yalnızca kolaylıkla değil aynı zamanda büyük bir zevkle sigarayı
bırakabilir fakat bazı insanlar o kadar sabit fikirli oluyorlar ki, hayal güçlerini çalıştıramıyor
ve sigarayı bırakmanın verdiği korku yüzünde yerlerinde sayıyorlar. Bu korkuyu sigaranın
yarattığı ve sigarayı bırakmaktaki en büyük kazancın bu korkudan kurtulmak olduğunu
anlamıyorlar.
Bu kitabın ilk baskısını sigarayı bırakmalarını sağlayamadığın insanlara adadım.
Seanslarımda başarısızlık halinde parayı geri vermeyi garanti ediyorum. Yöntemim yıllarca
eleştirildi. Yine de “Yönteminiz bende etkili olmadı” eleştirisini alıyorum. Yöntemimi nasıl
uyguladıklarını anlattıklarında ise söylediklerimin yarısını yerine getirmedikleri ortaya
çıkıyor ve de hala sigara içtikleri için şaşırıyorlar! Yaşamınızı bir labirentte çıkış yolunu
arayarak geçirdiğinizi düşünün. Bende labirentin planı var ve size “şimdi sola dön, sonra
sağa dön, vs.” Diyorum. Söylediklerimin birini atlarsanız diğerleri de anlamını yitirir ve
labirentten dışarı hiç çıkamazsınız.
Başlangıçta tek kişi ile seans yapıyordum. Yalnızca çok umutsuz vakalar bana
geliyordu. İnsanlar bana bir tür deli diye bakıyorlardı. Bugün sigara bırakma konusunda
öncü bir uzman olarak tanınıyorum ve seanslarıma dünyanın her köşesinden insanlar
geliyor. Şimdiki seanslarım sekizer kişilik, reklam yapmadığım halde bana başvuran bütün
insanlara yardımcı olamıyorum. Adımı rehberde ararsanız sigarayla ilgili hiçbir şey
yazmadığını göreceksiniz.
Hemen hemen her seansa eskiden alkolik veya eroinman olan yada birkaç
bağımlılığı birden olmuş biri katılıyor. Yöntemimi alkoliklerde ve eroinmanlarda
denediğimde (daha önce başka gruplara katılmamışlarsa) sigara tiryakilerinden daha kolay
tedavi olduklarını gözledim. Benim yöntemim her türlü bağımlılık için uygulanabilir. Sigara
tiryakisi, eroinman yada alkolik olsun beni en çok üzen şey eskiden bağımlı olanların
bıraktıktan sonra tekrar başlamaları. En üzücü mektupları bu kitabı okumuş veya video
filmimin yardımıyla sigarayı bırakmış fakat sonra yine başlamış insanlardan alıyorum.
Önce özgürlüğe kavuştukları için çok mutlular derken bir ikinci kez aynı tuzağa düşüp artık
bir daha kurtulmayı başaramayacaklarını fark ediyorlar. Bu sorunu çözmeyi, sigara
tiryakilerine tekrar bağımlılık kazanmamaları için yardımcı olmayı ve alkol, diğer
uyuşturucular ve sigara arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmayı çok istiyorum. Fakat bu
konunun başlı başına bir kitap oluşturacağını fark ettim ve şu anda onun üzerinde
çalışıyorum.
En çok aldığım eleştiri kitapta birçok tekrarın yer alması. Bu yüzden özür
dilemiyorum. İleride belirteceğim gibi asıl sorun bedensel bağımlılıkta değil beynimize
işlenmiş asılsız inançlarda; bağımlılığın etkisi bunun yanında hiç kalıyor. Nedense bu
tekrarlardan en çok şikayet edenler başarı gösteremeyen tiryakiler oluyor.
Daha önce de söylediğim gibi hem bir sürü övgü hem de biraz eleştiri alıyorum.
Başlangıçta doktorlar bana şüphe ile bakıyorlardı, şimdi bana en büyük destek onlardan
geliyor. Şimdiye kadar aldığım en güzel övgü bir doktorun “bu kitabı keşke ben yazmış
olsaydım” demesiydi.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
8 Kasım 2012; 22:39:10 

1. BÖLÜM

SİGARAYI BIRAKAMAYACAK TİRYAKİYE DAHA RASTLAMADIM

Belki önce neden özellikle kendimi böyle bir kitap yazmaya uygun gördüğümü
anlatmam gerekir. Hayır, ne doktorum, nede psikolog; benim niteliklerim çok daha uygun.
Yaşamımın otuz üç yılını sürekli sigara içerek geçirdim. Son yıllarda bazı günler yüz
sigarayı buluyor, ama hiçbir zaman üç paketten az içmiyordum. Sigarayı bırakmak için
birçok girişimde bulundum. Bir kere altı ay boyunca sigara içmedim ve neredeyse
duvarlara tırmanıyordum, küçük bir tütün dumanı yakalayabilmek için trenlerde sigara
içilen kompartımanlara biniyordum.

İş sağlık konusuna gelince sigara içenlerin çoğu “sağlığımı etkilemeye başlamadan
önce bırakacağım zaten” derler. Ben öyle bir duruma gelmiştim ki sigarayla kendimi
öldürdüğümü gayet iyi biliyordum. Sürekli öksürmenin yaptığı basınç kronik baş ağrısına
neden oluyordu. Dikey olarak alnımın ortasına doğru yükselen sabit damar atışını
hissediyor, kafamın içinde her an bir şey patlayıp beyin kanamasından öleceğimi
sanıyordum. Bu düşünce beni rahatsız ediyor ama yine de sigarayı bırakmama neden
olmuyordu. Artık bırakmayı denemiyordum bile. Aslında sigara içmek bana keyif
vermiyordu. Sigara tiryakilerinin çoğu yaşamlarında bir zaman sigaradan zevk aldıkları
hayaline kapılırlar oysa bende hiç öyle olmadı. Ben tadından da kokusundan da hep nefret
ettim ama sigaranın beni rahatlattığına ve bana cesaret verdiğine inandırmıştım kendimi.
Sigarayı bırakma girişimlerimde hep perişan olurdum ve sigarasız yaşam çekilmez gibi
gelirdi.

Sonunda karım beni bir hipnoz tedavisine gönderdi. İtiraf etmeliyim ki son derece
kuşkuluydum, çünkü o zaman hipnotizmayla ilgili hiçbir şey bilmiyordum ve karşıma şeytan
kılıklı gözleri fırıl fırıl oynayan birinin çıkacağını sanıyordum. Ben de bütün tiryakiler gibi
kendime sigarayla ilgili çeşitli aldatmacalar yapıyordum, yalnız bir tanesi hariç: Kendimi
hiçbir zaman iradesi zayıf bir insan olarak görmedim. Yaşamımdaki diğer her şey
kontrolüm altındaydı. Sigara konusunda ise işler tam tersiydi. Hipnotizmanın iradeyi
zorladığına inanırdım ve karşı koymadığım halde (çünkü birçok tiryaki gibi ben de sigarayı
kesinlikle bırakmak istiyordum) kimsenin beni sigara içmenin gereksizliğine
inandırabileceğini sanmıyordum. Bütün seans bana zaman kaybıymış gibi geldi. Hipnotist
kollarımı kaldırıp bazı şeyler yapmamı istedi ama hiçbir şey doğru dürüst yürümüyordu.
Bilincimi kaybetmedim. Trans haline geçemedim yada en azından yalnızca sigarayı
bırakmadım sigarasızlığa alışma yöntemlerinden bile zevk aldım.

Size şimdi bir hipnoz tedavisine koşmadan önce bir şeyi açıklığa kavuşturmak
istiyorum. Hipnoz tedavisi bir iletişim aracıdır, yanlış bir şey iletilirse sigarayı
bırakamazsınız. Gittiğim kişiyi eleştirmek istemiyorum çünkü ona gitmeseydim herhalde
şimdiye kadar çoktan ölmüş olurdum ama sigarayı onun uğraşları sayesinde değil
uğraşlarına rağmen bıraktım. Hipnoz tedavisini küçümsediğim izlenimini bırakmak
istemiyorum, bilakis kendi seanslarımda ben de hipnotizmayı kullanıyorum çünkü
hipnotizmanın iyiye yada kötüye kullanılabilecek çok kuvvetli bir yönlendirme gücü vardır.
Size biri tarafından tavsiye edilmemiş ve kendisine saygı ve güven duymadığınız bir
hipnotiste gitmeyin.

Sigara içtiğim o iğrenç yıllarda yaşamımın sigaraya bağlı olduğunu sanıyor ve
bırakmak yerine ölmeyi tercih ediyordum. Şimdi “bazen yine canınız istemiyor mu?” diye
soruyorlar. Cevabım çok açık: “Asla, asla, asla. Gayet güzel bir yaşamım oldu, sigara
yüzünden ölseydim yine de yakınmayacaktım.b Hayatta çok şansım oldu fakat başıma
gelen en güzel şey bu kabustan, yani ömür boyu sistemli olarak kendime zarar verme ve
bunun için bir de servet harcama tutsaklığından kurtulmak oldu.

Bir şeyi başından açıklığa kavuşturayım. Gizem dünyasıyla bir ilgim yoktur.
Büyücülere, perilere inanmam. Bilimsel bir beynim vardır ve büyü gibi şeyleler aklım
ermek. Hipnotizma ve sigara hakkında bilimsel araştırmalar okudum. Okuduğum hiçbir şey
bu gerçekleşen mucizeye bir açıklık getiremedi. Daha önceden haftalarca ağır
depresyonlar yaşayan ben nasıl oldu da birden bire sigarayı bu kadar kolay bir şekilde
bırakabildim? Bu sorunun cevabını sondan başa gitmeye çalıştığım için uzun süre
bulamadım. Sigarayı bırakmanın neden bu kadar kolay olduğunu bulmaya çalışıyordum,
oysa sorun sigara içenlerin bırakmakta neden bu denli güçlük çektikleridir. Hep o
sigarasızlığa alışmanın felaketinden söz edilir ama şöyle geriye bakım bu felaketi
anımsamaya çalıştığında silinmiş olduğunu fark ettim. Bedensel hiçbir şikayetim yoktu,
demek ki her şey tamamen beynin ürünüymüş.

Şimdi tüm zamanımı başka insanlara alışkanlıklarından vazgeçmeleri için yardımcı
olmakla geçiriyorum. Benim sayemde binlerce tiryaki kurtuldu. Bir noktayı başından
belirteyim: Sigarayı bırakmayacak tiryaki yoktur. Sigaraya benim kadar bağımlı (yada en
azından o denli bağımlı olduğunu sanan) birine daha rastlamadım. Sigarayı herkes
kolaylıkla bırakabilir. Aslında sigara içmeye devam etmemizin nedeni sigarasız yaşamın
zevk vermeyeceği ve bir şeyden yoksun kalacağımız korkusudur. Bunun kadar gerçek dışı
bir şey olamaz. Sigarasız yaşam hem aynı şekilde güzel hem de birçok yönden daha
eğlencelidir, sağlık, enerji ve paraysa birçok avantajın yalnızca birkaçıdır.

Sigarayı herkes kolaylıkla bırakabilir, -siz bile! Yapmanız gereken tek şey kitabın
devamını açık kalplilikle okumak. İçindeki düşüncelerin ne kadarını anlarsanız sigarayı o
kadar kolay bırakabilirsiniz. Tek bir kelime bile anlamasanız dahi, söylediklerimi harfiyen
uygularsanız sigarayı kolaylıkla bırakabilirsiniz. En önemlisi sigara içmediğiniz için yas
tutarak kendinizi bir şeyden yoksun bıraktığınız duygusuyla sürüklenip gitmezsiniz.
Şaşıracağınız tek şey neden o zamana kadar sigara içtiğiniz olur.

Önceden sizi uyarayım. Yöntemimi başarısızlığa uğratacak iki nokta var:

1) Söylediklerimi Uygulamamak
Kimileri benim bazı öğütler üzerinde inatla durmamı can sıkıcı buluyor. Örneğin size
sigarayı azaltmak için uğraş göstermemenizi veya sigaranın yerine şeker, sakız vs. Gibi
(özellikle nikotin içeriyorlarsa) başka şeyler kullanmamanızı söyleyeceğim. Bu konuda
hiçbir şekilde ödün vermiyorum çünkü ne dediğimi iyi biliyorum. Birtakım taktiklerle sigarayı
gerçekten bırakan çok insanın olduğunu inkar etmiyorum ama onlar sigarayı bu taktikler
sayesinde değil bu taktiklere rağmen bırakmışlardır. Bir hamakta ayakta sevişen insanlar
da vardır, işin en kolay yolu bu olmasa da... Söylediğim her şeyin bir nedeni var: Size
sigarayı bırakmayı kolaylaştırmak ve başarıyı garanti etmek.

2) Söylediklerimi tam olarak anlamamak
Hiçbir şeyi garanti olarak düşünmeyin. Yalnızca benim söylediklerimi değil kendi
düşüncelerinizi ve toplumun sigara konusunda size öğrettiklerini de sorgulayın. Sigarayı
yalnızca kötü bir alışkanlık olarak görenler iğrenç bir tadı olan, bir servete mal olan ve
ölüme yol açan bir alışkanlıktan vazgeçmek bu kadar zorken, başka alışkanlıkların neden
kolaylıkla bırakılabildiğini kendilerine bir sorsunlar. Sigaranın bir zevk olduğuna inananlar
hayatta çok daha fazla zevk veren başka şeyleri yapmanın ve bırakmanın neden kolay
olduğunu acaba hiç merak etmişler mi? Neden kendinizi bir sigara yakmak zorunda
hissediyor ve yakmazsanız paniğe kapılıyorsunuz?


_____________________________



 
17 Mesaj
9 Kasım 2012; 21:29:18 

2. BÖLÜM

KOLAY YÖNTEM

Bu kitabın amacı alışılagelmiş diğer yöntemlerde olduğu gibi Everest Dağı’nı
tırmanacakmışçasına bir duyguya kapılıp haftalarca sigara diye ölerek, sigara içenleri
kıskanmak yerine, daha ilk dakikadan itibaren felaket bir hastalıktan kurtulmanın verdiği
yüksek morali aşılamaktır. Zamanla sigaraya baktıkça “ben bunu nasıl içiyordum” diye
şaşıracak, sigara içenleri kıskanmak yerine onlara acıma duygusu besleyeceksiniz.

Sigara içmeyen veya sigarayı yeni bırakmış bir kişi değilseniz bu kitabı bitirene
kadar sigara içmeye devam edin. Bu size şimdi bir çelişki gibi gelebilir. Sigaranın size
hiçbir şey kazandırmadığını daha sonra anlatacağım. Çok ilginçtir, bazen sigara içerken
sigaraya bakıp kendimize neden sigara içtiğimizi sorarız. Sigara sigarasız kaldığımız
zaman değerli olur. Hoşunuza gitsin yada gitmesin bağımlı olduğunuza inandığınızı kabul
edelim. Bağıllılığınızdan eminseniz sigarasız hiçbir zaman tamamen rahatlayamaz yada
konsantre olamazsınız. Bu yüzden bu kitabı sonuna kadar okumadan sigarayı bırakmaya
kalkışmayın. Okurken sigara içme isteğiniz zamanla azalacaktır. Kendinizden tam olarak
emin olmadan bırakmayın, sonu kötü bitebilir. Unutmayın, benim söylediklerimi
uygulamanız yeterli olacaktır.

Kitabın ilk baskısından beri kazandığım birikimde beni 28. bölüm “Zamanlama”
dışında en çok kahreden şey kitabın sonuna kadar sigara içmeye devam edin talimatı
olmuştur. Ben sigarayı bıraktığım zaman birçok yakınım ve arkadaşım sırf ben bıraktım
diye sigarayı bıraktı. Herhalde “o bırakırsa biz çoktan bırakırız” diye düşündüler. Sonraki
yıllarda sigarayı bırakmamış olanları küçük mesajlarla özgürlüğün ne kadar güzel
olduğuna inandırmayı başardım. Bu kitap çıkınca hala sigara içmeye devam eden çetin
cevizlere hediye ettim. Dünyanın en sıkıcı kitabı bile olsa “bir arkadaş yazmış” diye okurlar
sandım. Aylar sonra sonuna kadar okuma zahmetinde bile bulunmadıklarını duyunca çok
şaşırdım ve kırıldım. O zamanki en iyi arkadaşımın kitabın ona hediye ettiğim imzalı orijinal
baskısını okumadan başka birine hediye ettiğini öğrendiğimde çok kırılmıştım. Çünkü
tiryakiliğin insanda yarattığı o inanılmaz korkuyu unutmuştum. Bu korku her arkadaşlığa
baskın çıkabilir. Neredeyse bir boşanmaya neden oluyordu. Annem bir gün karıma “Neden
ya sigara ya ben diye tehdit etmiyorsun?” diye sorduğunda karım “o zaman sigarayı seçer
de ondan” diye yanıtladı. Utanarak itiraf etmeliyim ki sanırım haklıydı. İşte sigaranın
insanlarda yarattığı korku bu denli büyüktür. Şimdi anlıyorum ki birçok tiryaki sigarayı
bırakmak zorunda kalmamak için bu kitabı sonuna kadar okumuyor. Bazıları o korkunç
günü ertelemek için özellikle günde bir satır okuyor. Anladığım kadarıyla birçok okuyucu
kendilerini seven biri tarafından bu kitabı okumaya zorlanıyor. Şöyle bir düşünün:
Kaybedecek neyiniz var? Kitabın sonunda sigarayı bırakmazsanız şimdikinden daha kötü
bir duruma düşmeyeceksiniz. KAYBEDECEK BİHÇİB ŞEY YOK, kazanacak o kadar çok
şey var ki! Birkaç gün veya haftadır sigara içmiyorsanız ve hala sigarayı bırakıp
bırakmadığınızdan emin değilseniz kitabı okurken sigara içmemeye devam edin. Artık
sigara içmeyen bir insansınız nasıl olsa. Bir de beyninizle bedeniniz bağdaşırsa bu kitabın
sonunda sigara içmemekten mutluluk duyan bir insan olursunuz.

Benim yöntemim temelde sigarayı bırakmanın alışılagelmiş yöntemlerinin tam tersidir.
“Normal yöntemler” sigaranın dezavantajlarını sıralayıp” yeterince uzun bir süre sigarasız
kalırsam sonunda sigara içme isteğim yok olur ve tütünün esiri olmadan yaşamdan zevk
alabilirim” ilkesini savunur.

Bu mantıksal bir yöntemdir. Her gün binlerce kişi bu yöntemin değişik bir türü ile
sigarayı bırakmaya çalışıyor. Fakat bu yöntemi başarılı bir şekilde uygulamak aşağıdaki
nedenlerden dolayı çok zordur.

1. Asıl sorun sigarayı bırakmak değil. Her söndürdüğünüz sigarayla sigarayı
bırakmış oluyorsunuz. Birinci gün size “artık sigara içmek istemiyorum” dedirtecek
nedenler olabilir. Sigara içen herkes her gün bu tür nedenlerle karşılaşır ve bu nedenler
insanları sigara içmemeye tahmininizden çok fazla zorlar. Asıl sorun ikinci, onuncu yada
on birinci gündedir. Zayıf veya çakırkeyif yada güçlü bir anınızda bir sigara içtiğiniz zaman
işin içine uyuşturucu bağımlılığı girdiği için canınız ikinci bir sigara isteyecek ve böylece
tekrar sigara içmeye başlamış olacaksınız.

2. Sağılığımıza verdiği zararın aslında bize sigarayı bıraktıracak bir etken
olması gerekir. Aklımız: “Bırak artık aptal kafa” diyerek bir bakıma işimizi daha da
güçleştirir. Örneğin sinirli veya heyecanlı olduğumuz zaman sigara içeriz. Sigara içen
birine sigaranın kendisini öldüreceğini söylediğinizde ilk yapacağı şey bir sigara yakmak
olur. İngiltere’nin ünlü kanser kliğini Royal Marsden Hospital’in önünde ülkedeki diğer
kliniklerden çok daha fazla sigara tiryakisi beklemektedir.

3. Bizi sigarayı bırakmaya zorlayan nedenler bırakmayı aslında aşağıdaki iki
unsurdan dolayı güçleştirir. Birincisi insanda özveride bulunma duygusu yaratmaları.
Sürekli o küçük dost, destek, günah yada keyif –yorumu kişiye kalmış- diye bildiğimiz
nesneyi bırakmaya zorlanıyoruz. İkincisi insanı umursamazlığa itmeleri. Sigara içmemizin
nedeni bırakmamızı gerektiren nedenlerden çok farklıdır. Asıl soru neden sigara içmek
istediğimiz yada buna neden gereksiniz duyduğumuzdur.

Benim yöntemimin temelinde neden sigarayı bırakmak istediğimizi tamamen
unutarak sigara sorununu ele alıp aşağıdaki soruları sormak yatıyor:
1. Sigara içmek bana ne veriyor?
2. Gerçekten zevk alıyor muyum?
3. Bu şeyleri yaşam boyunca ağzıma sokup kendimi zehirlemek ve bunun için
bir servet harcamak zorunda mıyım?

Sigaranın size hiçbir şey vermediği kesin bir gerçektir. İzin verin, bunu iyice
açıklayayım. Sigara içmenin dezavantajları avantajlarından daha fazladır demiyorum,
bunun öyle olduğunu her tiryaki bilir. Ben sigara içmenin size kesinlikler hiçbir şey
vermediğini söylüyorum. Sigaranın bugüne kadar sağladığı tek avantaj bir zamanlar
toplumun sigarayı “artı puan” olarak nitelendirmesiydi. Bugün ise tiryakiler bile sigara
içmeyi anti-sosyal bir davranış olarak yorumluyorlar. Çoğu tiryaki neden sigara içtiğine
mantıklı bir açıklama getirmek gereğini duyar fakat yaptığı açıklama aldatmaca ve
yanılgıdan ibarettir. İlk olarak bu aldatmaca ve yanılgıları ortadan kaldıracağız. Sigarayı
bıraktığınızda aslında hiçbir şeyden vazgeçmek zorunda olmadığınızı göreceksiniz. Hem
bıraktığınız şeyin hiç bir şey olduğunu anlayacak hem de sigara içmeyen bir insan olarak
bir sürü güzel ve olumlu şeylere kavuşacaksınız. Sağlık ve para bunların yalnızca ikisi.
Yaşamın sigara olmadan bir daha o kadar zevk vermeyeceği yanılgısı kaybolur
kaybolmaz, siz sigarasız yaşamın hiçbir eksiği olmadığı gibi daha anlamlı olduğunu fark
eder etmez, yoksunluk ve özlem duygusu yok olur olmaz, sağlık ve tasarruf edilen para gibi
sigarayı bırakmanın bir sürü haklı nedenini tekrar ele alabiliriz. Yukarıdaki noktaları
kavradığınız zaman gerçek hedefinize ulaşmanız kolaylaşacak ve tütünün tutsaklığından
kurtulup yaşamın tadını çıkarabileceksiniz.


_____________________________



 
17 Mesaj
10 Kasım 2012; 22:22:23 

3. BÖLÜM

BIRAKMAK NEDEN ZOR GELİYOR.

Daha önce belirttiğim gibi bu konuya kendi bağımlılığım yüzünden ilgi duymaya
başladım. Sonunda bıraktığımda mucize olmuştu sanki. Daha önceki bırakma
girişimlerimde haftalarca ağır depresyonlar yaşardım. Arada bir nispeten keyfim yerine
gelir sonra yine depresyona girerdim. Hani kaygan bir çukurdan dışarıya çıkmaya
çalışırsınız; tam yukarıya çıkıp gün ışığını görünce birden ayağınız kayar ve tekrar aşağı
düşersiniz ya onun gibi bir şey. Sonunda yine bir sigara yakarsınız, tadı iğrenç gelir ve
neden o sigarayı yakmak gereğini duyduğunuzu anlamaya çalışırsınız.

Tiryakilere seanslarımdan önce yönelttiğim sorulardan biri “sigarayı bırakmak istiyor
musunuz?” sorusudur. Bir yerde aptalca bir soru. Bütün tiryakiler sigarayı bırakmaya can
atarlar. En koyu tiryakiye bile “sigaraya başlamadan önceki zamana geri dönme şansınız
olsaydı şimdiki aklınızla tekrar sigaraya başlar mıydınız?” diye sorduğunuzda “kesinlikle
hayır” cevabını alırsınız. Sigaranın sağlığına zarar verdiğini kabul etmeyen, sosyal baskıya
aldırmayan ve sigaraya para ayırabilen (bugünlerde artık fazla kalmadı) bir tiryakiye
“çocuklarınızı sigara içmeye teşvik eder misiniz?” diye sorduğumuzda yine “kesinlikle
hayır” cevabıyla karşılaşırsınız.

Bütün tiryakiler şeytani bir gücün etkisi altında olduklarının farkındadırlar. İlk
zamanlar insan kendini “yakında bırakacağım, bugün değil ama yarın” düşüncesiyle
avutur. Sonunda öyle bir noktaya gelir ki, ya iradesinin olmadığını yada sigaranın
yaşamdan tat alabilmek için gerekli bir şey olduğunu düşünmeye başlar.

Daha önce söylediğim gibi sorun bırakmanın neden kolay olduğunu değil, neden
“zor” olduğunu açıklamaktır. Aslında gerçek sorun insanların neden sigaraya başladıkları
veya bir zamanlar dünya nüfusunun yüzde altmışından fazlasının neden sigara içtiğiydi.

Bu sigara konusuna akıl sır ermez. Sigaraya başlamamızın tek nedeni binlerce
insanın sigara içiyor olması. Oysa her biri başlamamış olmayı dilediklerini belirtip sigaranın
para ve zaman kaybı olduğunu söylerler. Sigaradan zevk almadıklarına bir türlü
inanamayız ve yetişkinlere özenti olarak başlayıp bağımlılık kazanana dek bir sürü çaba
harcarız. Sonra yaşamımızın geri kalan bölümünü çocuklarımıza sigara içmemelerini
söyleyerek, kendimizi ise bu alışkanlıktan kurtarmaya çalışarak geçiririz.

Ayrıca yaşam boyu bu dert için bir servet harcarız. Günde ortalama yirmi tane
sigara içen bir tiryaki sigara için yaşamı boyunca 30.000 pound harcar. Bu parayla ne
yaparız? Pencereden dışarı atsak daha iyi olur. Oysa biz sistemli olarak ciğerlerimizi
kansere yol açan bir katranla doldurmak ve damarlarımızı yavaş yavaş tıkayıp zehirlemek
için kullanırız. Her geçen gün bedenimizin kas ve organlarını daha fazla oksijenden yoksun
bırakır giderek iyicene uyuşuk oluruz. Kendimizi pislik içinde bir yaşama, kötü kokan
nefese, sararmış dişlere, yanık izlerine, kirli küllüklere ve durmuş sigaranın o iğrenç
kokusuna mahkum ederiz. Yaşamımızın yarısını ya toplumun bize sigara içmeyi
yasakladığı yerlerde (hastaneler, okullar, otobüsler, tiyatrolar, kiliseler vs.) yada sigarayı
azaltmaya veya bırakmaya çalışırken yaşadığımız çaresizlik içerisinde geçiririz. Ne biçim
bir hobi bu böyle? Yaparken keşke yapmasam dedirten yapmazken ise kendini özleten.
Toplumun insana yaşam boyu cüzamlı bir hasta olarak bakmasına daha da kötüsü aslında
akıllı, mantıklı bir kişinin ömür boyu aşağılanmasına yol açan etken sigaradır. İnsan
farkında olmadan sigara paketinin üzerine ufacık yazılmış uyarıyı okuduğunda, sigara
içmeyenlerden oluşan bir grubun içinde bulunduğunda yada kansere veya ağız kokusuna
karşı bir kampanya sırasında kendisini yine aşağılanmış hisseder. Aklının bir köşesinde bukara lekeler varken yaşamdan ne bekleyebilir? HİÇBİR ŞEY! Eğlence? Keyfi? Rahatlama?
Destek? Enerji aşısı? Çıkardığınız zaman rahatlama duygusu verdiği için dar ayakkabı
giymekten hoşlanan bir insan değilseniz, bunların hepsi aldatmacadır!

Söylediğim gibi asıl sorun tiryakilerin sigarayı bırakmakta neden bu kadar güçlük
çektikleri değil insanların neden sigara içtiklerini bulmaktır.

Herhalde !İyi, güzel biliyoruz ama alışınca bırakmak zor geliyor” diyorsunuzdur. Peki
ama bırakmak neden bu kadar zor ve neden sigara içmek zorundayız? Sigara tiryakileri
yaşamları boyunca bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırlar.

Bazısı sigaranın eksikliğini şiddetli bir şekilde duymaktan korkar. Aslında nikotin
eksikliğinin yarattığı özlem duygusu o kadar hafiftir ki birçok tiryaki uyuşturucu bağımlısı
olduğunu fark etmeden yaşayıp ölür (6. Bölüm)

Bazısı sigaranın büyük bir zevk olduğunu söyler. Bu doğru değildir. Sigara pis ve
iğrenç bir şeydir. Sigarayı yalnızca zevk için içtiğini sanan bir tiryakiye sigarası bittiğinde
içtiği marka yoksa onun yerine hiç sevmediği bir markayı içip içmeyeceğini sorun. Sigara
tiryakileri hiçbir şey içmemektense kenevir otu bile içerler. Bunun keyifle bir ilgisi yoktur.
Ben ıstakoz severim ama hiçbir zaman günde yirmi tane ıstakoz yemek gereksinimi
duymadım. Zevk aldığım başka şeyleri yapmadığımız zaman çaresizlik içinde kıvranmayız.

Bazısı nedenleri psikolojinin derinliğine inip Freud sendromu veya anne kucağındaki
bebeklik döneminde arar. Aslında durum tam tersidir. Sigara içmeye başlamamızın asıl
nedeni yetişkin ve olgun olduğumuzu göstermek istememizdir. Herkesin önünde
ağzımızda bir emzikle otursak utancımızdan ölürüz.

Bazısı burun deliklerinden duman yada ateş çıkarmanın tam tersine maço izlenimi
verdiğini düşünür. Bu düşüncenin de aslı yoktur, çünkü kulak deliğinde yanan bir sigara
komik olurdu. Kansere yol açan katran maddelerini ciğerlere doldurmak ise daha da
komiktir.

Bazısı el alışkanlığı, bazısı ağız alışkanlığı der. Öyleyse sigarayı neden yakarlar?
Dumanın ciğerlere inerken verdiği duygu derler. Ne kadar iğrenç duygudur, adına
tıkanmak derler. Birçok kişi sigara içmenin can sıkıntısını geçirdiğini savunur. Bu da bir
yanılgıdır, çünkü can sıkıntısı beynin bir ürünüdür.

Ben otuz üç yıl boyunca, beni rahatlattığına bana güven ve cesaret verdiğine
inandım. Aynı zamanda beni öldürdüğünü ve bana bir servete mal olduğunu da biliyordum.
Neden bir doktora gidip beni rahatlatacak, güven ve cesaret verecek bir alternatif
sormadım? Çünkü bir alternatif önereceğini biliyordum. Benimki bahaneden başka bir şey
değildi.

Bazıları sırf arkadaşları yüzünden içtiklerini söylerler. Gerçekten o kadar aptal olup
olmadıklarını merak ederim. Dua etsinler de arkadaşları istiyor diye, baş ağrısından
kurtulmak için başlarını kesmeye kalkışmasınlar!

Bu konuya biraz kafa yoran tiryakilerin çoğu sonunda bunun bir alışkanlık olduğu
sonucuna varır. Bu gerçek bir açıklama değildir ama bütün mantıklı nedenleri eledikten
sonra geriye kalan bir tek budur. Fakat korkarım bu açıklama da saçmadır. Yaşamımızın
her günü alışkanlıklarımızı değiştiririz, bunların bazıları çok da eğlencelidir. Benim yemek
alışkanlıklarım sigara içtiğim günlere dayanır. Sabah ve öğle yemek yemem, yalnızca bir
öğün yemek yerim o da akşam yemeğidir. Tatilde ise en çok sevdiğim öğün kahvaltıdır.
Eve geldiğimde en ufak bir çaba harcamadan normal alışkanlığıma dönerim.

İğrenç bir tadı olan, bizi ölüme sürükleyen bir servete mal olan, aslında bırakmak
için can attığımız ve istesek bir anda keserek kurtulabileceğimiz bu pis ve tiksindirici
alışkanlığa neden bu denli bağlıyız? Bırakmak neden bu kadar zor geliyor? Oysa hiç zor
değil, bilakis çok basit. Sigara içmenin gerçek nedenlerini anlar anlamaz kolayca
bırakacaksınız. Ve en geç üç hafta sonra bu kadar yıl neden sigara içtiğinize
şaşıracaksınız.
OKUMAYA DEVAM EDİN
-


_____________________________



 
17 Mesaj
11 Kasım 2012; 13:32:54 

4. BÖLÜM

SİNSİ TUZAK

Sigara kadar sinsi ve kurnaz bir tuzak yoktur. Akıl almayacak kadar zekice
düşünülmüştür. Bizi başlangıçta bu tuzağa düşüren, tuzağın içindeki binlerce yetişkindir.
Bize sigaranın dünyanın parasına mal olan, ölüme yol açan pis, iğrenç bir alışkanlık
olduğunu söylemelerine rağmen biz hiçbir keyfi olmadığına inanamayız. Sigara
alışkanlığının acıklı yanlarından biri de alışana kadar birçok uğraş vermemizdir.

Yemi, peyniri olmayan tek tuzak sigaradır. Ağzımızın suyunu akıtan sigaranın enfes
değil iğrenç tadıdır. İlk içtiğimiz sigaranın tadı güzel olsaydı alarm çanları çalardı ve zeki
bir insan olarak yetişkinlerin yarısının büyük paralar harcayarak kendilerini neden
zehirlediklerini anlayabilirdik. Ama o ilk sigaranın tadı iğrenç olduğundan acemi beynimiz
hiçbir zaman bağımlılık kazanamayacağımız kanısına varır ve zevk almadığımızdan dolayı
ne zaman istersek o zaman bırakabileceğimizi sanırız.

İnsanı hedefine ulaşmaktan alıkoyan tek uyuşturucu sigaradır. Genç erkekler sert
bir izlenim bırakmaya, Humphrey Bogart yada Clint Eastwood’a özenerek başlarlar. Oysa
sertlik ilk sigaranın verdiği en son duygudur. İnsan içine çekmeye cesaret edemez ve çok
içtiğinde önce baş dönmesi sonra mide bulantısından yakınır. O anda yapmak istediği tek
şey diğerlerinden ayrılıp o pis sigaraları atmak olur.

Kızlar deneyimli, modern genç kadın olma amacındadırlar. Sigaralarını içerken ne
kadar komik olduklarını hepimiz görmüşüzdür. Erkekler sert, kızlar da deneyimli ve modern
görünmeyi öğrendikten sonra sigaraya hiç başlamamış olmayı dilerler.

Böylece yaşamımız boyunca neden sigara içtiğimizi açıklamaya çalışır.
Çocuklarımızı bu tuzağa karşı uyarır ve ara sıra kendimiz bırakmaya çalışırız.

Tuzak öyle ayarlanmıştır ki sigarayı ancak sağlık ve para sorunu olduğunda yada
cüzamlı muamelesi görmekten rahatsızlık duyduğumuz stresli, sıkıntılı anlarda bırakmaya
çalışırız.

Bırakır bırakmaz da sıkıntımız artar (o korkunç sigara özlemi) çünkü stres anında
rahatlamak için kullandığımız eski arkadaşımız artık yoktur yanımızda.

Birkaç gün eziyet çektikten sonra yanlış bir zaman seçtiğimize karar verir daha az
stresli bir anı beklemeye başlarız. O an geldiğinde ise bırakma nedenimiz ortadan kalkmış
olur. Tabii o an hiç gelmez çünkü kendimizi yaşamımızın giderek daha stresli olduğuna
inandırmışızdır bir kere. Anne babamızın korumasından çıktığımızda yaşamımızın doğal
akışı ev kurmak, borçlar, çocuk, daha fazla sorumluluk isteyen görevler vs. Olur. Bu da bir
yanılgıdır. Aslında yaşamımızın en stresli dönemleri çocukluğun ilk yılları ve ergenlik
dönemidir. Biz genellikle sorumluluğu stresle karıştırırız. Sigara içenlerin yaşamları
otomatik olarak daha çok stres doludur. Çünkü tütün toplumun ileri sürdüğü gibi bizi
rahatlatmak yada sıkıntılarımızı hafifletmek yerine tam tersine daha sinirli ve gergin
olmamıza neden olur.

Sigarayı bırakan tiryakiler bile (bir çoğu yaşamlarında bir veya birden daha çok kez
denerler) gayet mutlu bir yaşam sürerken birdenbire tekrar bağımlılık kazanırlar.

Bu sigara konusu büyük bir labirente dönüşmeye benzer. Girer girmez kafamız
dumanlanır, aklımız karışır ve yaşamımızın geri kalan kısmını kurtulmaya çalışarak
geçiririz. Bir çoğumuz başarırız fakat bir süre sonra tekrar aynı tuzağa düşeriz.

Ben otuz üç yılımı labirentin çıkış yolunu aramakla geçirdim. Bütün tiryakiler gibi bir
türlü işin içinden çıkamıyordum. Sonunda kendime mal edemeyeceğim bazı ilginç
durumların bir araya gelmesi sonucunda başardım. Sigarayı bırakmakta daha önce neden
bu denli güçlük çektiğimi, bıraktığımda ise bırakmanın neden bu denli kolay ve eğlenceli
olduğunu merak etmeye başladım.

Sigarayı bıraktığımdan beri sigaranın sırlarını çözmeyi önce hobi, sonra meslek
edindim. Sigara Rubik küpü gibi çözülmesi neredeyse olanaksız karışık ve büyüleyici bir
bilmeceye benzer. Fakat bütün karmaşık sabır oyunları gibi cevabı bilindiğinde çözümü
çok kolaydır. Ben sizi labirentten dışarıya çıkarıp bir daha oraya girmemenizi
sağlayacağım. Yapmanız gereken tek şey talimatlarımı uygulamaktır, yalnız bir kez yanlış
yola saparsanız diğer talimatların anlamı kalmaz.

Bir kez daha vurgulamak istiyorum ki sigarayı herkes bırakabilir. Yalnız önce
gerçekleri ortaya koymak gerekir. Hayır bizde korku yaratan gerçekleri demiyorum, onları
bildiğinizi biliyorum. Sigaranın doğurduğu kötü sonuçlarla ilgili yeterli enformasyon var
zaten. Bu sizi sigaradan vazgeçirseydi şimdiye kadar çoktan bırakırdınız. Benim söylemek
istediğim sigarayı bırakmakta neden bu denli güçlük çektiğimiz. Bu soruyu yanıtlamak için
neden hala sigara içtiğimizin nedenini bulmamız gerekir.
-


_____________________________



 
1000 Mesaj
12 Kasım 2012; 9:39:37 

Bir arkadaşım birkaç günde uyuşturucu bağımlılığından kurtulmuştu. Hem de en bağımlılık yapanıymış, hangisiyse artık.

Tiryaki arkadaşları buna bir türlü inanmayıp yine sürekli partilere davet etmelerine rağmen.

Nasıl yaptığını sorduklarında bırakmak için Allah'a çok fazla dua ettiğini söylüyordu.

İsteyen psikolojik etki de diyebilir tabi.


_____________________________

* FARABİ (Türk Filozof, İslam Alimi, Tıpçı, Matematikçi, Astronom, Bestekar, Müzik Kuramcısı, Kadı, İlk Ansiklopedici...)
* ASYANIN KANDİLLERİ (Yesevi, Farabi, İbni Sina, Kaşgarlı, Harezmi, Biruni, Ali Kuşçu, Meragi, Fuzuli...)
* İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ (Cin, Büyü, Zihin Kontrol, LSD, Telegram...)
* 28 ŞUBAT'IN BİLİNMEYENLERİ VE ERBAKAN (DH Belgesel Kuşağı)
* TÜRK MARŞLARI (Lully, Beethoven, Mozart, Sultan Abdülmecid)
* TSM LONGA MÜZİKLERİ (DH Türk Müziği Kuşağı)


 
102 Mesaj
12 Kasım 2012; 11:18:50 

Allen Carr'ın kitabı bu, gerçekten güzel bir kitap. Sigaranın yarattığı sanal boşluğu anlatıyor. Sigara içmeyenlerin hiç yaşamadığı yoksunlukları yaşadığımızdan bahsediyor. Champix + Allen Carr= sigarasızlık..


_____________________________

Yarın Kimseye Vaad edilmemiştir..Düne üzülüp gelecekten korkmak neden?



 
17 Mesaj
12 Kasım 2012; 15:49:40 

5. BÖLÜM

NEDEN HALA SİGARA İÇİYORUZ

Hepimiz sosyal baskı, sosyal zorunluluk gibi saçma sapan nedenler yüzünden
sigaraya başlıyoruz. Fakat bağımlılık kazandığımızı fark ettiğimizde neden hâlâ sigara
içmeye devam ediyoruz?

Sigara içenlerin çoğu neden sigara içtiğini bilmez. Gerçek nedeni bilselerdi sigarayı
bırakırlardı. Seanslarımda binlerce tiryakiye neden sigara içtiklerini sorarım. Gerçek neden
hiç değişmese de yanıtlar çok farklıdır. Bu, benim seanslarda en komik fakat aynı
zamanda en acıklı bulduğum bölümdür.

Sigara içen herkes kalbinin derinliklerinde aptal olduğunun farkındadır. Bağımlılık
kazanmadan önce sigara içmeye gerek duymadığını bilir. Birçok tiryaki ilk sigarasının
tadının ne kadar iğrenç olduğunu ve bağımlılık kazanabilmek için ne denli çaba
harcadığını hâlâ anımsar. Tiryakiler sigara içmeyenlerin kaçırdıkları hiçbir şey olmamasına
ve kendileriyle alay etmelerine çok kızarlar.

Yine de tiryakiler mantıklı ve zeki insanlardır. Sağlık konusunda çok büyük risk
aldıklarını ve sigara için ömür boyu bir servet harcadıklarını bilirler. Bu yüzden
alışkanlıklarını haklı çıkarmak için mantıklı bir açıklama yapmak gereksinimi duyarlar.
Tiryakilerin sigara içmeye devam etmelerinin gerçek nedeni önümüzdeki iki
bölümde anlatacağım faktörlerin kurnazca bileşimidir.
1. NİKOTİN BAĞIMLILIĞI.
2. İNANDIRILDIĞIMIZ ALDATMACALAR
-


_____________________________



 
17 Mesaj
12 Kasım 2012; 16:13:54 

6. BÖLÜM

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI.

Tütünün içindeki renksiz yağlı bileşim nikotin bizi sigaraya bağlayan uyuşturucudur.
İnsanlığın bildiği uyuşturucuların hepsinden daha fazla bağımlılık sağlar; bazen tek bir
sigara bile bağımlılık için yeterli olur.

Sigaradan çekilen her nefes ciğerlerden beyne ufak bir doz nikotin taşır ve bu doz
etkisini bir eroinmanın damarlarına sıktığı eroinden daha çabuk gösterir. İnsan bir
sigaradan ortalama olarak yirmi nefes çekerse bir tek sigaradan yirmi doz uyuşturucu
almış olur.

Nikotin etkisini çabuk gösteren bir uyuşturucudur ve kandaki nikotin miktarı sigara
içtikten yarım saat sonra yarıya, bir saat sonra ise dörtte bire düşer. Bu da birçok tiryakinin
neden günde yaklaşık yirmi tane sigara içtiğini açıklar.

Sigaramızı söndürür söndürmez nikotin hızla vücudumuzu terk etmeye başlar ve
canımız tekrar sigara istemeye başlar.

Bu noktada tiryakilerin sigara eksikliğinin yarattığı özlem duygusu konusunda
düştükleri yaygın yanılgıyı düzeltmek istiyorum. Tiryakiler sigaranın eksikliğinin yarattığı
özlemin sigarayı bırakmaya çalışırken yada zorlanırken yaşanan o korkunç sarsıntı
olduğunu sanırlar. Aslında bu özlem duygusu öncelikle ruhsal bir şeydir, tiryaki zevk yada
destek diye bildiği şeyden yoksun kaldığını düşünür. Sonra bu konuya daha ayrıntılı olarak
değineceğim.

Nikotin eksikliğinin yarattığı özlem duygusu o kadar zayıftır ki çoğu tiryaki
uyuşturucu bağımlısı olduğun fark etmeden yaşar ve ölür. “Nikotin bağımlısı” dediğimizde
alışkanlığa “daha yeni” başladığımızı düşünürüz. Çoğu tiryakinin uyuşturucudan ödü
kopar, oysa kendileri uyuşturucunun bağımlısıdır. Gerçi bırakılması kolay bir uyuşturucu
fakat insan önce bağımlı olduğunu kabul etmek zorundadır.
Nikotini kesmek hiçbir fiziksel ağrı vermez. Yalnızca bir şeyin eksildiğini anımsatan
boş, huzursuz bir duygu belirir. Bu yüzden birçok tiryaki sigaranın ellerle bir ilgisi olduğunu
sanır. Bu huzursuz duygu uzun sürerse tiryaki sinirli, gergin, güvensiz ve hassas olur. Bu
NİKOTİN zehrine duyulan açlıktır.

Bir sigara yaktıktan yedi saniye sonra vücuda taze nikotin girer ve özlem sona erer;
böylece sigaranın tiryakiye verdiği rahatlama ve güven duygusu sağlanmış olur.
Sigaraya başladığımız ilk günlerde sigara eksikliğinin yarattığı özlem duygusu ile
sigaranın verdiği rahatlama duygusu o kadar hafiftir ki varlıklarını fark etmeyiz bile. Düzenli
olarak sigara içmeye başladığımızda ya sigaradan tat almaya başladığımızı yada
alışkanlık edindiğimizi sanırız. Aslında bağımlılık kazanmış oluruz. Biz fark etmesek de o
küçük nikotin canavarı kanımıza girmiştir ve artık zaman zaman onu beslememiz gerekir.
Tiryakilerin hepsi hiç gereği olmadığı halde saçma sapan nedenlerden dolayı
sigaraya başlar. Az sigara da içsek çok sigara da içsek devam etmemizin tek nedeni o
küçük canavarı beklemektir.

Sigara konusu bir dizi bilmecedir. Bütün tiryakiler aslında aptal olduklarını ve bir
şeytanın tuzağına düştüklerinin farkındadırlar. Benim için sigara içmenin en üzücü yanı
insanın bağımlılık kazanmadan önce sahip olduğu iç huzura ve öz güvene bundan böyle
ancak sigara sayesinde kavuşmasıdır.

Hani komşumuzun alarmı bütün gün çalar ve bunun gibi küçük bir şey sizi bir süre
rahatsız eder, sonra birdenbire ses kesilir. Huzur dolu bir duygu kaplar içinizi. Fakat bu
huzur gerçek anlamda bir huzur değil yalnızca rahatsızlığın sona ermesidir.

Nikotinin hapsine girmeden önce fiziksel açıdan hiçbir eksiğimiz yoktur. Derken
vücudumuza nikotin vermeye başlarız. Her sigara söndürüşümüzde nikotinin etkisi
kaybolur ve bedenimiz bir eksiklik duyar –bu fiziksel bir ağrı değil beynin yarattığı bir
yoksunluk duygusudur. Biz bu duygunun farkına bile varmazken o bedenimizi damlayan
bir musluk gibi yavaş yavaş doldurur. Mantığımız bunu anlayamaz, anlamak zorunda da
değildir. Bildiğimiz tek şey bir sigara istediğimizdir, sigarayı yaktığımızda açlığımız gider ve
kendimizi o an için hoşnut ve güvenli hissederiz –sigaraya başlamadan önceki gibi. Fakat
bu doyum geçicidir, çünkü artık açlığımızı gidermek için vücudumuza sürekli nikotin
vermek zorundayız. Bir sigarayı bitirir bitirmez açlık yeniden başlar ve kısır döngü devam
eder. KIRMADIĞINIZ TAKTİRDE bu kısır döngü yaşam boyu sürer.

Sigara içmek dar ayakkabı giymeye benzer, çıkardığınızda rahatlarsınız. Bir
tiryakinin olayların nasıl geliştiğini anlamamasının öncelikle üç nedeni var.

1. Bedeninde fark edilebilir bir ağrı yoktur. O yalnızca bir duygudur.

2. Her şey tersten yürür. Uyuşturuculardan kurtulmak bu yüzden çok zordur.
İnsan sigara içmediği zaman o usandırıcı duyguyu yaşar ve sigarayı
suçlamaz. Bir sigara yakar yakmaz rahatlar. Bu yüzden sigaranın ona zevk
verdiği yada destek olduğu yanılgısına düşer.

3. Yaşamı boyunca beynine bir sürü asılsız düşünce işlenir. Sigaraya
başlamadan önce hiçbir şeyi eksik olmadığı halde zor bir öğrenme
sürecinden sonra sigaranın insana zevk ve güven verdiğine inanmaya
başlamasına şaşırmaz. Neden sorgulasın ki? O artık en mutlu tiryakiler
topluluğuna girmiştir.

Bu noktada sigara hakkındaki bazı yanılgıları gidermem gerekecek. Sigara içmek
alışkanlık değildir. Yaşamımızda her türlü alışkanlığımız olur, bazıları çok da eğlencelidir.
Fakat iğrenç bir tadı olan, bir servete mal olan, pis ve tiksindirici bulduğumuz ve zaten
kurtulmak istediğimiz bir alışkanlığı kolaylıkla bırakmamız gerekirken neden bu kadar
zorlanırız? Çünkü bu bir alışkanlık değil, bir uyuşturucu bağımlılığıdır. Bununla başa
çıkmasını öğrenmemiz gerekir. Daha nasıl olduğunu anlayamadan yalnızca düzenli olarak
sigara almakla kalmaz aynı zamanda sigaraya gereksinim de duymaya başlarız.
Sigaramız olmadığında paniğe kapılır, giderek daha fazla sigara içeriz.

Sigarayı artırmamızın nedeni vücudun her uyuşturucuda olduğu gibi nikotinin
etkisine bağışıklık kazanması ve sonuç olarak giderek daha fazla nikotine gereksinim
duymamızdır. Kısa bir süre sonra sigara doğurduğu açlık duygusunu tam anlamıyla
dindirememeye başlar; öyle ki bir sigara yaktıktan sonra kendimizi bir an öncesine göre
daha iyi hissetmemize rağmen sigara içerken bile içmeyen bir kişiden daha sinirli ve
gerginizdir. Bu dar ayakkabı giymekten daha da komiktir, çünkü ağrının bir kısmı ayakkabı
çıktıktan sonra bile sürer.

Aslında durum daha da kötüdür, çünkü nikotin vücuttan çok çabuk –sigara biter
bitmez- çıkar. İnsanların sıkıntılı anlarda bir sigarayı söndürüp öbürünü yakmalarının
nedeni budur işte.

Daha önce de söylediğim gibi sigara içmek alışkanlık değildir. Tiryakilerin sigara
içmeye devam etmelerinin gerçek nedeni içlerindeki küçük canavardır. Onu sürekli
beslemek zorundadırlar. Tiryaki bu anı dört durumdan biri yada bunların bir araya gelmesi
anında kendisi seçer. Bu dört durum şunlardır:

CAN SIKINTISI / KONSANTRASYON – İki büyük Çelişki STRES / RAHATLAMA – İki
büyük çelişki.

Hangi olağanüstü uyuşturucu yirmi dakika önce yarattığı etkiyi birdenbire tam
tersine çevirebilir? İnsan şöyle bir düşündüğünde bu yukarıdaki dört durumdan başka
yaşamda uyku dışında ne kalıyor ki Aslında sigara ne can sıkıntısı veya stresi geçirir nede
konsantrasyonu veya rahatlamamızı sağlar. Bunların hepsi aldatmacadır.

Nikotin yalnızca bir uyuşturucu değil aynı zamanda sineklerin yok edilmesinde
kullanılan etkisi çok güçlü bir zehirdir (ansiklopediye bakabilirsiniz). Bir sigaranın içerdiği
nikotin miktarı doğrudan doğruya DAMARLARINIZA VERİLDİĞİNDE ÖLÜRSÜNÜZ. Tütün
aynı zamanda karbonmonoksit dahil başka birçok zehir de içerir.

Pipo yada puroya geçme hayalleriniz varsa bu kitabın tütünün her türünü hedef
aldığını belirteyim.

İnsan vücudu yeryüzündeki en karmaşık şeydir. Amipler ve solucanlar dahil hiçbir
canlı türü besinle zehir arasındaki farkı bilmeden yaşayamaz.

Binlerce yıldır devam eden doğal bir gelişme sürecinde insan vücudu ve beyni
yemekle zehir arasında ayrım yapacak teknikler ve zehri dışarıya atacak yöntemler
bulmuştur.

Bağımlılık kazanmadan önce kimse tütünün kokusundan ve tadından hoşlanmaz.
Bir çocuğun yada hayvanın yüzüne tütün dumanı üflediğinizde öksürmeye ve tükürmeye
başladığını görürsünüz.

İlk sigaramızı içtiğimizde içimize çektiğimiz duman öksürmemize neden olur. Çok
içersek başımız dönmeye başlar ve kendimizi iyi hissetmemeye başlarız. VÜCUDUMUZ
BİZE BU MESAJI YOLLAR “BANA ZEHİR VERİYORSUN YAPMA” der. İşte tiryaki olup olmama
kararı bu noktada alınır. Sigaraya genellikle fiziksel ve ruhsal bakımdan zayıf insanların
başladığı doğru değildir. İlk sigaralarından nefret edenler çok şanslıdır, ciğerleri dumanla
başa çıkamayanların yada bu zor öğrenme sürecini, dumanı öksürmeden içine çekmeyi
öğrenmeyi göze alamayanların yaşamları kurtulmuş olur.

Benim için sigara konusunun en üzücü yanı bağımlılık kazanmak için birçok çaba
harcamamızdır. Gençleri durdurmak bu yüzden çok zordur. Sigara içmeyi öğrenme
aşamasında oldukları için sigaranın tadını hala iğrenç bulurlar ve ne zaman isterlerse
bırakabileceklerini sanırlar. Neden bizden öğrenmezler? Biz neden anne babamızdan
öğrenmedik ki?

Birçok tiryaki tütünün tadını ve kokusunu gerçekten sevdiğini sanır. Bu bir yanılgıdır.
Sigara içmeyi öğrendiğimizde nikotin alabilmek için vücudumuza kötü kokuya ve kötü tada
karşı duyarsız olmayı öğretiriz, tıpkı kendilerine şırınga yapmaktan hoşlandığını sanan
eroinmanlar gibi. Eroin eksikliğinin yarattığı kriz oldukça şiddetlidir ve eroinmanların zevk
aldıkları tek şey bu krizin dinmesidir.

Tiryaki nikotinine kavuşabilmek için kötü tat ve kötü kokuyu aklından çıkarır.
Tütünün tadından ve kokusundan zevk aldığı için sigara içtiğine inanan bir tiryakiye “hep içtiğiniz marka yerine hiç sevmediğiniz bir marka sigara bulduğunuzda sigarayı bırakır
mısınız?” diye sorun. Asla. Tiryakiler hiçbir şey içmemektense kenevir otu bile içerler;
sarma sigara, mentollü sigara, puro yada pipo hiç fark etmez. Başlangıçta tadı iğrenç
gelse de biraz inatla onları içmesini de öğrenirler. Tiryakiler soğuk algınlığına, gribe, boğaz
ağrısına, bronşite veya amfizeme rağmen sigara içmeye kalkışırlar.

Bunun zevkle bir ilgisi yoktur. Eğer olsaydı kimse birden fazla sigara içmezdi.
Sigarayı bırakmış binlerce kişi doktorların verdiği o iğrenç nikotinli sakızlara bağımlıdırlar,
bir çoğu hala sigara içtiği halde.

Seanslarım sırasında bazı tiryakiler uyuşturucu bağımlısı olduklarını öğrendiklerinde
paniğe kapılırlar, bu durumun bırakmalarını daha da zorlaştıracağını sanırlar. Aslında
gerçek durum iki nedenden dolayı o kadar kötü değildir:

1. Sigaranın dezavantajlarının avantajlarından çok daha fazla olduğunu
bilmemize rağmen bir çoğumuzun sigara içmeye devam etmesinin nedeni
sigaranın bize gerçekten zevk verdiğine yada bir şekilde yardımcı olduğuna
inanmamızdır. Sigarayı bırakırsak bir boşluk doğacağını ve yaşamımızın
belirli kesimlerinin bir daha eskisi gibi olamayacağını sanırız. Bu bir
yanılgıdır. Gerçek, sigaranın bize hiçbir şey vermediğidir; bizden alır götürür
ve ancak kısmen geri verir, bu da yanılgıyı doğurur. Bunu sonra başka bir
bölümde daha ayrıntılı olarak anlatacağım.

2. Nikotin çok kısa süre içinde bağımlılık kazanılması açısından dünyanın en
güçlü uyuşturucusu olarak bilinse de bağımlılık derecesi o denli güçlü
değildir. Etkisini çok çabuk yarattığından yalnızca üç hafta gibi kısa bir süre
içinde vücut nikotini atar ve nikotinin eksikliğini beden o kadar az duyar ki,
birçok tiryaki farkında bile olmadan geçirir.

Çok haklı olarak “o zaman bir sürü tiryaki sigarayı bırakmakta neden o denli
zorlanıyor, aylarca eziyet çekiyor ve yaşamının geri kalan bölümünde ara sıra hâlâ sigara
özlemi duyuyor?” diye soracaksınız. Vereceğim yanıt aynı zamanda sigara içmemizin
ikinci nedenini de açıklayacak –beynimize sürekli olarak işlenen asılsız düşünceler
yüzünden. Kimyasal bağımlılıkla baş etmek kolaydır.

Çoğu tiryaki bütün bir geceyi sigara özlemi yüzünden uyanmadan sigarasız geçirir.
Birçok tiryaki ilk sigarasını yakmadan önce yatak odasından çıkmış olur, birçoğu önce
kahvaltı eder, birçoğu ise önce iş yerine gitmeyi bekler. On saat boyunca rahatlıkla
sigarasız kalabilir, fakat gündüz on saat sigara içmese deliye döner.

Birçok tiryaki yeni aldığı arabasında sigara içmez. Birçoğu tiyatroya, süpermarkete,
kiliseye vs. Gider ve oralarda sigara içememek onları hiç rahatsız etmez. Metroda bile
şimdiye kadar bu yüzden ayaklanma çıkmadı. Tiryakiler sigara içmelere kısıtlandığında
neredeyse sevinirler.

Bugün birçok tiryaki sigara içmeyenlerin evlerinde yada onlarla beraberken büyük
bir sıkıntı çekmeden sigarayı unutabilir. Aslında tiryakilerin çoğu fazla eziyet çekmeden
uzun süre sigarasız kalabilir. Ben bile bütün akşam mutlu bir şekilde sigarasız
rahatlayabiliyordum. Tiryakiliğimin son yıllarında akşam olsun da kendimi zehirlemekten
kurtulayım diye beklerdim (ne kadar gülünç bir alışkanlık).
Kimyasal bağımlılıkla baş etmek kolaydır. Ara sıra sigara içen binlerce kişi uzun
süre sigarasız kalabilir ama aslında ardı ardına sigara içenler kadar bağımlıdırlar. Sigarayı
bırakmayı başarmış fakat ara sıra puro içen eski koyu tiryakiler vardır, o puro
bağımlılıklarını devam ettirir.

Daha önce belirttiğim gibi asıl sorun nikotin bağımlılığı değildir. O aklımızı karıştırıp
gerçek sorunu –beynimize işlenmiş boş inançları- anlamamızı engelleyen bir katalizör
görevi görür.

Yaşamı boyunca koyu bir tiryaki olmuş kişiler sigarayı kendilerinin de ara sıra
içenler kadar kolaylıkla bırakabileceklerini öğrendiklerinde belki biraz avunurlar. Onların
durumu bir yerde daha bile kolaydır. Sigara içmeye devam ettikçe daha kötü bir duruma
düşer, bıraktığımızda da daha çok şey kazanmış oluruz.

Başka bir avuntu da etrafta ara sıra dolaşan söylentilerin (örneğin “en son pisliğin
vücudu terk etmesi yedi yıl sürer” yada “insanın içtiği her sigara yaşamından beş dakika
götürür”) doğru olmamasıdır.

Sigaranın kötü etkilerinin abartıldığını sanmayın. Abartı değil tam tersine az bile
anlatılıyor. Fakat o “beş dakika kuralı” belli ki kaba bir tahmin ve ancak ölümcül bir
hastalığa yakalandığınızda yada atardamarlarınızı kalbiniz duruncaya dek
doldurduğunuzda geçerli olabilir.

Aslında “pislik” bedeninizi hiçbir zaman tam anlamıyla terk etmez. Etrafta sigara
içenler olduğunda sigara içmeyenler de havadaki pislikten nasiplerini alırlar. Yine de insan
vücudu olağanüstü bir makinedir ve çaresiz bir hastalığa yakalanmadıysa kendi kendini
tedavi edecek büyük bir güce sahiptir. Şimdi bırakırsanız vücudunuz birkaç hafta içinde
sanki hiç sigara içmemişsiniz gibi dinç olur.

“Sigarayı bırakmak için çok geç” diye bir şey yoktur. Ben elli, altmış yaşına gelmiş
birçok tiryakiye yardımcı oldum, bazıları yetmişinde sekseninde bile vardı. Bir süre önce
kliniğe doksan bir yaşındaki bir kadınla altmış beş yaşındaki oğlu geldiler. Kadına neden
sigarayı bırakmaya karar verdiğini sorduğumda “oğluma örnek olmak için” dedi.
Sigaranın verdiği zarar arttıkça bıraktıktan sonra yaşayacağınız rahatlama da artar.
Sonunda sigarayı bıraktığımda içtiğim sigara sayısı birdenbire yüzden SIFIRA düştüğü
halde sigarayı hiç aramadım. Sigarasızlığa alışma zamanından bile zevk aldım.
Fakat önemli olan yıllardır inandırıldığımız aldatmacaların izlerini silmektir.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
13 Kasım 2012; 20:09:12 

7.BÖLÜM

İNANDIRILDIĞIMIZ ALDATMACALAR VE İRADE DIŞI HAREKET

Sigaraya nasıl ve neden başlarız ki? Bunu tam olarak anlayabilmek için bilinçaltının
benim deyişimle “uyuyan partnerimizin” olağanüstü gücünü incelemek gerekir.

Hepimiz kendi yolunu çizen zeki, üstün varlıklar olduğumuzu sanırız. Aslında
yaşamımızın yüzde doktan dokuzu önceden belirlenmiştir. Biz içinde yaşadığımız
toplumun ürünüyüz. Nasıl giyineceğimizi, ne tür evlerde oturacağımızı, yaşam tarzımızı,
değişik olduğumuz yönleri bile (örneğin politikada turuncu mu yoksa açık görüşlü mü
olduğumuz) toplum belirler. Son verdiğim örnek rastlantıya değil, içinde bulunduğumuz
sınıfa bağlıdır. Bilinçaltının üzerimizdeki etkisi çok büyüktür ve düşünceler yine gerçek söz
konusu olduğunda bile milyonlarca insan yanıltılabilir. Kolomb dünyanın çevresini
gezmeden önce çoğunluk dünyanın düz olduğuna inanıyordu. Bu gün bir küre olduğunu
biliyoruz. Bir sürü kitap yazıp sizi dünyanın düz olduğuna inandırmaya çalışırsam bile
başarılı olamam, oysa kaçımız uzayda bulunup dünyanın küre olduğunu gözleri ile gördü?
Dünyanın çevresini uçakla yada gemiyle gezmiş olsanız bile düz bir yüzey üzerinde daire
çizmediğinizi nereden biliyorsunuz?

Reklamcılar bilinçaltının yönlendirme gücünü çok iyi bilirler; bu yüzden yollar bizi
adım adım takip eden büyük posterlerle, gazetelerin her sayfası ilanlarla doludur. O kadar
para boşuna mı harcanıyor sanıyorsunuz? O reklamlar size sigara aldırtmıyor mu sanki?
Yanılıyorsunuz! Kendiniz deneyin! Soğuk bir günde bir bara yada restorana gittiğinizde
yanınızdaki kişi ne içmek istediğinizi sorduğunda “bir viski” (yada herhangi başka bir şey)
yerine “canım bugün ne istiyor biliyor musun? Bir viskinin o yumuşacık sıcaklığını.” Deyin.
Viski sevmeyen birinin bile size katıldığını göreceksiniz.

Çocukluğumuzdan beri her gün sigaranın bizi rahatlattığına, bize cesaret ve güven
verdiğine ve dünyadaki en değerli şeyin sigara olduğuna dair mesajlar alırız. Abarttığımı
mı sanıyorsunuz? Filmlerdeki bütün idam sahnelerinde idam edilecek kişilerin en son
arzuları bir sigaradır. Bunun bizde bıraktığı etki çok derindir. Bilincimiz fark etmese de
“uyuyan partnerimiz” mesajı alacak zamanı bulur. Buradaki mesaj: “Dünyadaki en değerli
şey, en son düşüncem ve en son yaptığım şey bir sigara içmektir.” Bütün savaş filmlerinde
yaralılara bir sigara verilir.

Bu son zamanlarda değişti mi sanıyorsunuz? Hayır, kocaman reklam panoları ve
gazete ilanları çocuklarımızın beynine işlemeye devam ediyor. Sözüm ona televizyonda
sigara reklamı yapılması yasaklanmış. Televizyonun en çok izlendiği zamanlarda
gösterilen filmlerde artistlerin büyük bir keyifle sigaralarını yaktıklarını görüyoruz. Bugünün
reklamcılığının en sinsi yanı sigarayı spor olayları ve jet sosyeteyle bağdaştırmaktır. Bunu
da doğal olarak tütün devleri finanse ediyor. Yarış arabaları model ve isimlerini sigara
markalarından alıyor –yada tam tersi mi? Çıplak bir çiften seks sonra yatakta bir sigara
paylaştığı reklamlar gördüm. Bunun ne tür bir çağrışım yaptığı bellidir. Asıl şu sigarillo
reklamlarına bayılıyorum: Konuları yüzünden değil kampanyanın mükemmelliğinden
dolayı. Hepsinde bir adam ölüm veya felaketle karşı karşıyadır; birinde balonu yanıyor ve
düşmek üzere, diğerinde motosikleti bir nehre uçmak üzere, bir başkasında kendisi
Kolomb kılığında ve gemisi dünyanın ucundan aşağı düşmek üzere. Hiçbirinde konuşma
yok. Hafif bir müzik çalıyor. Adam bir sigarillo yakıyor ve yüzüne kendinden geçmiş bir
ifade yerleşiyor. Sigara içen bir kişi reklamı gördüğünü belki fark etmez bile fakat “uyuyan
partner” amacı çok açık olan bu reklamı sabırla sindirir.

Doğal olarak diğer taraftan da reklam yapılıyor: Kanserin tehlikesi, kesilmiş
bacaklar, kötü kokan nefes vs. Bunların hiçbiri sigara içenleri sigaradan vazgeçirtemiyor.
Mantıklı düşünürsek vazgeçirtmesi gerekir, ama vazgeçirtemiyor. Gençleri sigaraya
başlamaktan bile alıkoyamıyor. Sigara içtiğim yıllar akciğer kanseri ile sigara içmek
arasındaki bağlantıyı bilseydim kesinlikle sigaraya başlamazdım diye düşünüyordum.
Aslında değişen hiçbir şey yok. Tuzak dün ne idiyse bugün de o. Sigaraya karşı olan bütün
kampanyalar bir tek aklımızın daha da fazla karışmasına yarıyor. Sizi içindeki şeyleri
içmeye iten o şirin parlak paketlerin üzerinde bile uyarı yazısı var. Hangi tiryaki okuyor ki o
yazıyı, nerede kaldı o yazıdan sonuçlar çıkarmak.

Öncü bir sigara firmasının o uyarı yazısını ürünlerini satmak için bile kullandığını
sanıyorum. Reklamların çoğu örümcekler, kocaman böcekler ve Venüs sinek tuzağı gibi
korkunç örneklerle dolu. Uyarı yazısı artık o kadar büyük ve dikkat çekici ki, insan
bakmamaya çalışsa bile görmemesi olanaksız. Tiryakilerin yaşadığı korkular yaldızlı parlak
paketlerle çağrışım yaptırıyor.

Bu beyin yıkama olayında en etkili etken tiryakilerin kendileridir. Sigara içen
insanların zayıf iradeli ve zayıf bedenli kişiler oldukları doğru değildir. O zehirle başa
çıkmak için iyi bir kondisyon gerekir. Tiryakiler sigaranın sağlığa zararlı olduğunu ısrarla
ortaya koyan istatistikleri bu yüzden görmezlikten gelirler. Herkesin günde iki paket sigara
içen, yaşamı boyunca bir gün bile hastalanmamış ve seksen yaşına gelmiş bir amcası
vardır. Kimse genç yaşlarda ölen diğer yüzlerce tiryakiyi ya da o amcanın sigara içmeseydi
hala yaşayacağını aklına bile getirmez.

Arkadaşlarınız arasında bir küçük anket yaptığınızda çoğu tiryakinin güçlü kişiliklere
sahip insanlar olduğunu görürsünüz. Çoğunlukla serbest çalışan, yönetim pozisyonlarında
bulunan yada doktor, avukat, polis, öğretmen, hemşire, sekreter gibi belli bir eğitim
gerektiren mesleklerde çalışan diğer bir deyişle yaşamları stres dolu kişilerdir. Tiryakilerin
düştüğü en büyük yanılgı sigaranın stresi hafiflettiğidir. Bu yüzden sigara sorumluluk sahibi
olan ve stresli bir yaşam süren aynı zamanda hayranlık duyulan ve taklit edilen dominant
insan tipi ile sık sık bağdaştırılır. Can sıkıntısı sigara içmenin ikinci nedeni olarak
bilindiğinden bağımlılığın yaygın olduğu bir başka grup da tekdüze iş yapan kişilerdir.
Korkarım sigaranın can sıkıntısını geçirdiği düşüncesi de bir yanılgıdır.

Beynimize işlenen aldatmacaların boyutları inanılmayacak kadar büyüktür.
Toplumumuz eroin bağımlılığını dışlar oysa yılda eroinden ölenlerin sayısı yüzü bulmaz.

Fakat nikotin adında başka bir uyuşturucu vardır ki, yüzde altmışından fazlamız
yaşamında bir kez bağımlılık kazanır ve çoğu, yaşamının sonuna dek bu yüzden çok para
harcar. İnsanlar harçlıklarının büyük bir kısmını sigaraya harcarlar ve sigara her yıl
binlerce kişinin yaşamını mahveder. Batı toplumunda trafik kazaları, yangınlar dahil bir
numaralı ölüm nedeni sigaradır.

Bir servete mal olan ve bizi gerçekten öldüren bir uyuşturucu bir süre öncesine
kadar hiçbir sakıncası olmayan sosyal bir davranış olarak değerlendirilirken şimdi eroini
neden büyük bir dert olarak görüyoruz? Son yıllarda genel kanı biraz değişti ve sigara
içmek sağlığa zarar verebilen biraz anti sosyal bir alışkanlık olarak nitelendirilmeye
başladı. Fakat hâlâ her bakkalda, büfede yaldızlı paketler içinde yasal olarak satılmaya
devam ediyor. Bunda en çok çıkarı olan devlettir. Sigara içenlerden trilyonlarca tütün
vergisi alınıyor ve tütün endüstrisi yalnızca reklam için yılda yüzlerce milyar harcıyor.

Bir galeride elden düşme bir araba alırken galeri sahibini nezaketle dinler ama
söylediklerinin bir kelimesine bile inanmazsınız ya, aynı şekilde sigara konusunda
beynimize işledikleri bu boş düşüncelere de tepki göstermeniz gerekir.

Öncelikle o parlak yüzlü paketlerin içine bir bakın da orada ne kadar pislik ve zehir
gizli bir görün. Kristal küllükleri veya altın çakmaklar yada kandırılmış milyonlarca kişi
yüzünden aklınızın karıştırılmasına izin vermeyin ve kendinize şu soruları yöneltin:

Ben niye sigara içiyorum ki?
Gerçekten içmek zorunda mıyım?

HAYIR, TABİİ Kİ İÇMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ.

Beynimize işlenmiş asılsız inançların açıklamakta en çok güçlük çektiğim yanı diğer
her bakımdan mantıklı, akıllı bir kişinin bağımlılığı yüzünden nasıl bu denli aptallık
etmesidir. Hiç istemeyerek itiraf etmeliyim ki alışkanlıklarından vazgeçmelerinde yardımcı
olduğum binlerce kişinin içinde en aptalı bendim.

Günde bazen yüz tane sigara içiyordum. Babam da koyu bir tiryakiydi. Boylu poslu
bir adamdı ve tam gençlik yıllarında sigara yüzünden durulmuştu. Küçücük bir çocukken
onu öksürür ve balgam tükürürken izlediğimi anımsıyorum. Görüyordum ki o da halinden
memnun değildi. Kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş olduğunu düşünürdüm. Anneme
“sakın hiçbir zaman sigara içmeme izin verme” dediğimi hâlâ anımsıyorum.

On beş yaşımdayken spor hastasıydım. Bütün hayatım spordu ve kendine güvenen
yaşam dolu bir insandım. Bana o zamanlar biri bir gün, günde yüz tane sigara içeceğimi
söyleseydi, bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği üzerine ömür boyu kazanacağım
maaşımla bahse girerdim.

Kırk yaşıma geldiğimde fiziksel ve ruhsal açıdan sigaranın esiri olmuştum. Artık
hiçbir fiziksel hareketi yada düşünsel olayı bir sigara yakmadan yapamıyordum. Birçok
tiryaki bir stres halinde hemen sigaraya uzanıyor, örneğin telefon çaldığında yada toplum
içinde hareket etmek zorunda kaldığında. Ben artık sigara yakmadan ne televizyonun
kanalını nede bir ampulü değiştirebiliyordum.

Sigaranın beni öldürdüğünü biliyordum. Bu konuda kendimi aldatmam olanaksızdı.
Ama ruhsal açıdan beni ne hale getirdiğini nasıl oldu da anlayamadım bilmiyorum. Oysa o
kadar belliydi ki, burnumun dibindeydi. İşin en gülünç tarafıysa birçok tiryakinin bir süre
sigaranın bir keyif olduğuna inanmasıdır. Ben bu yanılgıya hiç düşmedim. Benim inancıma
göre sinirlerime iyi geliyor ve konsantrasyonumu artırıyordu. Artık sigara içmiyorum ve
yaşamımın bir dönemini sigara içerek geçirdiğime inanamıyorum. Bu sanki bir kabustan
uyanmak gibi bir şey –hem de ne kabus! Nikotin insanın tat ve koku duyularını da
değiştiren bir uyuşturucudur. Sigaranın en kötü yanı sağlığa ve cüzdana verdiği zarar değil
insanda yarattığı psikolojik etkidir. İnsan sigara içmeye devam edebilmek için akla
gelebilecek her tür açıklamayı arar.

Başarısızlıkla sona eren bir sigarayı bırakma girişiminden sonra zararının daha az
olduğuna inandığım için pipoya geçişimi anımsıyorum.
Pipo tütünlerinin bazıları gerçekten iğrençtir. Kokusu gayet hoş olabilir ama içimi bir
felakettir. Dilimin ucunun üç ay boyunca yara olduğunu anımsıyorum. Piponun ucunda, alt
kısımda kahverengi bir su birikir. İnsan yanlışlıkla pipoyu eğdiğinde daha farkına varmadan
o pis suyu yutuverir ve içinden kusmak gelir.

Pipo içmeyi öğrenmem tam üç ay sürdü. Yalnız anlamadığım şey bu üç ay içinde
neden bir gün oturup da kendime bu işkenceyi niye yaptığımı sormamamdır.

Pipo içmeyi öğrenen bir sigara tiryakisi dünyanın en mutlu insanı olur. Bir çoğu
pipoyu tadını sevdiği için içtiğini sanır. Daha önce piposuz gayet mutlu bir şekilde yaşarken
bu zevki öğrenmek için neden bu kadar eziyet çekerler acaba? Çünkü nikotine bağımlılık
kazanır kazanmaz beynimize işlenmiş boş inançların etkisi iki katına çıkar. İnsan
bilinçaltından küçük canavarın beslenmesi gerektiğini bilir ve diğer her şeyi aklından
çıkarır. Daha önce belirttiğim gibi insanların sigara içmeye devam etmelerinin nedeni
vücuttaki nikotin miktarı azalır azalmaz ortaya çıkan yoksunluk ve güvensizlik
duygusundan korkmalarıdır. Bu korkunun farkında değilseniz korkunuz yok demek değildir.
Bir kedi için önemli olan oturduğu yerin sıcak olmasıdır, yerin altındaki kalorifer borularının
nerelerden geçtiğini bilmesi gerekmez, siz de aynı şekilde bu mekanizmayı anlamak
zorunda değilsiniz.

Sigarayı bırakmamızı güçleştiren ana unsur beynimize işlenmiş asılsız inançlardır.
İçinde büyüdüğümüz toplumun beynimize işlediği bu inançlara bir de bağımlılığımızın
yarattığı diğer boş inançlar fakat en önemlisi arkadaşlarımız ve yakınlarımızın beynimizi
yıkayarak inanmamızı sağladıkları aldatmacalar eklenir.

Sigaraya başlamamızın tek nedeni sigara içen diğer insanlardır. İçmezsek bir
şeyden yoksun kaldığımızı sanırız. Alışmak için o kadar zahmet çektikten sonra o yoksun
kalınan şeyin ne olduğunu kimse bilmez. Ne zaman sigara içen bir insan görsek “bu işte
kesin bir şey olmalı, yoksa içmezdi” diye düşünürüz. Sigarayı bıraktığımız zaman bile bir
parti yada toplantıda sigarasını yakan birini görünce içimizi bir yoksunluk duygusu kaplar
“o kendini güvenli hissediyor, yakıveriyor bir tane” diye kıskanırken sigaraya yeniden
başlayıveririz.

Bu aldatmacaların etkisini hafife almamamız gerekir. Savaş sonrası radyoda
yayınlanan Paul Tample adındaki polisiye diziyi anımsıyorum. Çok sevilen bir diziydi. Bir
bölümünde “ot” diye de bilinen haşhaş bağımlılığı konu edilmişti. Kötü adamlar sigaraların
içine gizlice ot koyup satıyorlardı. Bu sigaraların kimseye bir zararı olmadı. İnsanlar
bağımlı oldular ve sigaralardan almaya devam ettiler. (Seanslarımda yüzlerce kişi
yaşamlarında bir kez haşhaş içmeyi denediklerini itiraf etti. Fakat hiçbiri bağımlı olmamış.)
Ben o programı dinlerken yedi yaşımdaydım. Bu benim uyuşturucu bağımlılığı konusunda
edindiğim ilk bilgiydi. Bağımlılık, zorunlu olarak uyuşturucu almaya devam etmek
düşüncesi beni o kadar dehşete düşürmüştü ki bugün haşhaşın bağımlılık
yaratmadığından neredeyse emin olmama karşın haşhaşlı bir sigara içmeye dünyada
cesaret edemem. Uyuşturucudan bu denli korkarken bağımlılık yaratmakta bir numaralı
uyuşturucunun esiri olmam ne büyük bir çelişkidir. Paul Temple beni keşke sigaraya karşı
uyarmış olsaydı! Kırk yıl sonra insanlık kanser araştırmalarına milyarlar harcarken sağlıklı
gençleri iğrenç sigaraya itmek için trilyonlar harcanıyor ve bu işte en büyük kâr devlet
kasalarına giriyor!

Beynimize işlenmiş o asılsız inançları aklımızdan çıkarmak üzereyiz. Bir şeyden
yoksun kalan sigara içmeyen değil, zavallı tiryakidir. Bütün yaşamı boyunca aşağıdaki
unsurları tüketir:
SAĞLIK
ENERJİ
VARLIK
İÇ HUZUR
ÖZ GÜVEN
ÖZ SAYGI
CESARET
MUTLULUK

Bu verdiği şeylerin karşılığında ise ne alır?

Hiç sigara içmeyenlerin sürekli sahip oldukları iç huzur ve özgüvene kavuşma
hayalinden başka KESİNLİKLE HİÇBİR ŞEY.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
14 Kasım 2012; 22:29:33 

8.BÖLÜM

SİGARA ÖZLEMİNİ HAFİFLETMEK.

Daha önce belirttiğim gibi tiryakilerin çoğu sigaranın verdiği keyif, rahatlama yada
başka hoş bir nedenden dolayı sigara içtiklerini sanır. Aslında bu bir yanılgıdır. İnsanların
sigara içmelerinin gerçek nedeni sigaranın özlemini gidermek zorunluluğudur.

Sigarayı başlangıçta toplumda bize destek veren bir nesne olarak kullanırız.
İstediğimiz zaman sigara içer istemediğimiz zaman içmeyiz. Aslında kısır döngü
başlamıştır bile. Bilinçaltımız sigaranın bazı zamanlar keyif verdiğini çoktan öğrenmiştir.

Bağımlılığımız arttıkça sigara özlemini giderme gereksinimimiz de artar, böylece
sigara bizi daha çaresiz bir duruma düşürürken biz giderek sigaranın bunun tam tersini
yaptığına inanırız. Her şey o kadar yavaş gelişir ki farkına bile varmayız. Bir önceki gün ne
hissettiysek ertesi gün de onu hissederiz. Birçok tiryaki bağımlı olduğunu ancak sigarayı
bırakmaya çalıştığında fark eder ve o zaman bile bağımlılığını itiraf etmez. Birkaç inatçı,
yaşamları boyunca kafalarını kuma gömüp kendilerini ve başkalarını sigaranın keyifli
olduğuna inandırmaya çalışır.

Yüzlerce gençle aşağıdaki konuşmayı yaptım.
Ben: Nikotinin bir uyuşturucu ve sigara içmenizin tek nedeninin bırakamamanız
olduğunun farkında mısınız?
Genç: Ne kadar saçma! Ben zevk alıyorum. Almazsam bırakırım.
Ben: İstediğiniz zaman bırakabileceğinizi kanıtlamak için bir haftalığına sigarayı
bırakın o zaman.
Genç: Gerek yok. Zevk alıyorum. İstersem bırakırım.
Ben: Kendinize bağımlı olmadığınızı kanıtlamak için bir hafta sigara içmeyin.
Genç: Neden bırakayım ki? Zevk alıyorum.

Dediğim gibi tiryakiler stres veya can sıkıntısı halinde yada konsantre olmak veya
rahatlamak istediklerinde yada bu faktörlerden birkaçı bir araya geldiğinde sigara
özlemlerini gidermek isterler. Bu konuyu önümüzdeki bölümlerde detaylı olarak
anlatacağım.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
14 Kasım 2012; 22:33:57 

9.BÖLÜM

STRES

Stres derken yalnızca yaşamın çeşitli trajedilerini değil aynı zamanda telefon
görüşmeleri gibi sosyal olayların yarattığı veya bir annenin çocukları yüzünden girdiği
stresli durumları ele almak istiyorum. Örneğin telefon görüşmeleri. İnsanların çoğu fakat
özellikle iş adamları telefon görüşmelerini hafif stresli bir olaya olarak görürler. Telefonların
çoğu memnun müşterilerden yada sizi kutlamak isteyen patronunuzdan değildir. Genellikle
ya bir sorun vardır -bir şey ters gitmiştir- yada biri bir şey istiyordur. Sigara içen bir insan o
anda ağzında sigara yoksa bir tane yakar. O sigarayı neden yaktığını bilmez ama bir
şekilde kendine iyi geldiğini sanır.

Aslında olay şudur. Farkına varmadığı halde bir stres içine girmişti zaten -bir süredir
içmediği için sigara özlemi çekiyordu. Bu özlemi giderdiğinde diğer stres azalır ve insan
rahatlar. O anki o rahatlama duygusu aldatmaca değildir. Sigarasını yakan bir tiryaki
kendini bir an öncesine göre gerçekten daha iyi hisseder. Fakat daha o sigarayı içerken
sigara içmeyen bir insandan daha fazla gergin olur, çünkü bağımlılığı arttıkça durumu
çaresizleşir ve sigaranın verdiği rahatlama duygusu giderek azalır.

Size şok tedavisi uygulamayacağıma söz vermiştim. Şimdi vereceğim örnekle sizi
şok etmek değil yalnızca sigaranın sinirlerinizi yatıştırmak yerine yıprattığını vurgulamak
istiyorum.

Öyle bir duruma geldiğinizi düşünün ki doktor size sigarayı bırakmazsanız
bacaklarınızı kesmek zorunda kalacağını söylüyor. Şöyle bir oturup düşünün bacaksız
yaşam nasıl olur diye. Kendinizi bu uyarıya rağmen hâlâ sigara içen ve sonunda bacakları
kesilen bir kişinin yerine koymaya çalışın.

Bu tür hikayeleri çok duyar ve saçma bulurdum. Keşke bana böyle bir şey dense de
sigarayı bıraksam diye düşünürdüm. Her gün beyin kanaması geçirmeyi, yalnızca
bacaklarımı değil tüm yaşamımı yitirmeyi bekler olmuştum. Kendimi deli olarak değil
yalnızca koyu bir sigara tiryakisi olarak görüyordum.

Bu tür hikayeler saçmalık değil, bu iğrenç uyuşturucunun insanın başına neler
açabileceğini kesin olarak ortaya koyan gerçeklerdir. Sigara yıllar geçtikçe sistemli bir
şekilde enerjinizi ve cesaretinizi çalar ve o cesaretinizi çaldıkça siz sigaranın tam tersini
yaptığına inanırsınız.

Tiryakilerin akşam bir yere giderken sigaraları biterse diye korkudan girdikleri paniği
hepimiz görmüşüzdür. Sigara içmeyenler bunu bilmezler çünkü bu duyguyu sigara yaratır.

Siz yaşamınıza devam ederken sigara yalnızca enerjinizi çalmakla yetinmez aynı
zamanda güçlü bir zehir olduğu için giderek sağlığınıza da zarar verir. Tiryaki nikotin
yüzünden gerçekten ölüme sürüklendiği bir düzeye geldiğinde yalnızca sigaranın ona güç
verdiğini ve sigarasız yaşayamayacağını sanır.

Şunu artık anlayın ki, sigara sinirlerinizi gevşetmek yerine yavaş ama kesin bir
şekilde yıpratır. Sigarayı bırakmanın en büyük kazançlarından biri geleceğe ve kendinize
olan güveninizin geri gelmesidir.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
14 Kasım 2012; 22:37:28 

10.BÖLÜM

CAN SIKINTISI

Şu anda sigara içiyorsanız herhalde ben anımsatmasam sigaranızı unutmuştunuz
bile. Sigarayla ilgili bir başka yanılgı da sigaranın can sıkıntısına iyi geldiğidir. Sigara
içerken sürekli "ben sigara içiyorum" diye düşünmezsiniz. O, ancak uzun süre sigarasız
kaldıktan sonra veya sigarayı azaltmaya çalışırken yada başarısızlıkla sona eren bir
sigarayı bırakma girişiminden sonra içtiğiniz ilk sigaralarda olur.

Aslında durum şudur: Bağımlıysanız sigara içmediğiniz zaman bir eksiklik
duyarsınız. Kendinizi sizi strese sokmayacak bir şekilde oyalarsanız uzun süre nikotin
eksikliği duymadan dayanırsınız fakat canınız sıkıldığında hiçbir şey size sigarasızlığın
verdiği sıkıntıyı unutturamaz ve canavarı beslersiniz. Sigaraya şu anda çok düşkünseniz
(yani sigarayı bırakmayı yada azaltmayı düşünmüyorsanız) sigara yaktığınızı bile fark
etmezsiniz. Pipo içinler ve sigara saranlar bile hazırlıklarını otomatik olarak farkında
olmadan yaparlar. Bir tiryaki o gün içtiği sigaraları anımsamaya çalıştığında yalnızca küçük
bir bölümünü anımsayabilir -örneğin günün ilk sigarası yada yemek sonrası sindirim
sigarası.

Sigara aslında dolaylı yoldan can sıkıntısını arttırır çünkü sigara insanı zamanla
uyuşuk bir hale getirir. Sigara içenler enerji veren aktivitelere zaman ayırmak yerine can
sıkıntısı içinde oturup sigara özlemlerini giderirler.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
15 Kasım 2012; 22:47:22 

11. BÖLÜM

KONSANTRASYON

Sigaranın konsantrasyona yardımcı olduğu bir yanılgıdır.

Bir şeye konsantre olmaya çalıştığınızda aklınızı başka bir yere çekecek her şeyden
otomatik olarak kaçınmaya çalışırsınız, örneğin üşüdüğünüzü yada sıcak geldiğini fark
etmezsiniz. Oysa sigara içenler özlem çekmeye başlarlar: Küçük canavarı beklemeleri
gerekir. Konsantre olmaya çalıştıklarında düşünme gereği bile duymadan otomatik olarak
sigaralarını yakarlar, böylece özlemleri biraz giderilmiş olur, yapmaları gereken işi yaparlar
ve bu arada sigara içtiklerini unutmuşlardır bile.

Sigara konsantrasyon yeteneğini artırmaz. Tam tersine yok bile eder, çünkü bir süre
sonra sigara özlemi başlar, tiryaki daha çok sigara içer ve sorun artar.

Konsantrasyonu azaltan bir başka unsur ise yavaş yavaş doldurduğumuz zehirle
damarlarımızın tıkanıp beynimizin yeterli oksijen alamamasıdır. Bu işlemi tersine
çevirdiğinizde konsantrasyonunuz ve hayal gücününüz önemli bir ölçüde artacaktır.

Benim sigarayı "irade yöntemi" ile bırakma çabalarım konsantrasyon yüzünden
başarısızlığa uğruyordu. Gerginlik ve moral bozukluğuyla başa çıkabiliyordum ama güç bir
şeye konsantre olmaya çalıştığımda sigarayı çok arıyordum. Muhasebecilik sınavlarımda
sigara içemeyeceğimi öğrendiğimde girdiğim paniği çok iyi anımsıyorum. Daha o zamanlar
bir biri ardına sigara içiyordum ve üç saat boyunca sigarasız konsantre olamayacağıma
inanıyordum. Bunlara rağmen sınavların hepsini geçtim ve sınav süresince hiç sigara
düşündüğümü anımsamıyorum. Demek ki zorunlu olunca sigarasız yapabiliyormuşum.

Tiryakilerin sigarasızlığa alışma süresinde konsantre olmakta çektikleri güçlükler
nikotin eksikliğinden kaynaklanmaz. Sigara içEn bir kişi konsantre olmaktan beyni durduğu
zaman ne yapar? Daha yakmamışsa hemen bir sigar yakar. Fakat sorununu bu şekilde
kesinlikle çözemez; o zaman ne yapar? Yapması gereken şeyi: Sigara içmeyen insanlar
gibi sorununa bir çözüm yolu bulmaya çalışır. Bir tiryaki sigaraya hiçbir zaman toz
kondurmaz: "Tiryakiler sigara yüzünden değil üşüttükleri için öksürürler." Sigarayı bırakır
bırakmaz yaşamında ters giden her şeyin sigara içmemesinden kaynaklandığına inanır.
Kafası durduğu bir anda uğraşmaya devam edeceğine "bir sigara içebilseydim sorunum
çözülürdü" diye düşünür. Derken sigarayı bırakma kararını sorgulamaya başlar.

Sigaranın konsantrasyonu artırdığına gerçekten inanıyor ve sigarasızlıktan dolayı
sıkıntı çekiyorsanız hiçbir zaman konsantre olamazsınız. Sorun nikotin eksikliğinin yarattığı
fiziksel bir şeyden değil güvensizlikten kaynaklanıyor. Unutmayın: Sigaranın eksikliğini
sigara içenler duyar içmeyenler değil.

Son sigaramı söndürüp günlük sigara tüketimimi bir gecede yüzden sıfıra indirdiğim
zaman konsantrasyon konusunda hiçbir güçlükle karşılaşmadım.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
17 Kasım 2012; 0:49:32 

12. BÖLÜM

RAHATLAMA

Tiryakilerin çoğu sigaranın kendilerini rahatlattığına inanır. Oysa nikotin kimyasal bir
uyarıcıdır. İki tane sigara içtikten sonra nabzınızı tuttuğunuzda yükselmiş olduğunu
görürsünüz.

Çoğu tiryakinin en çok sevdiği sigaralardan biri yemek sonrası içilen sindirim
sigarasıdır. Yemek zamanı işimizi bırakır, oturur, dinlenir, bir şeyler yer, içer her bakımdan
rahatlar ve tatmin oluruz. Fakat zavallı tiryaki rahatlayamaz, o bir de başka bir açlığı
dindirmek zorundadır. O sigarayı pastanın kreması olarak görür oysa aslında küçük
canavar yemek istiyordur.

Sigara içen bir kişi hiçbir zaman tam olarak rahatlayamaz ve yıllar geçtikçe durumu
daha kötüye gider.
Bu dünyadaki en gergin insanlar sigara içmeyenler değil elli yıl devamlı sigara içmiş
sık sık öksüren, balgam tüküren, yüksek tansiyonlu ve sürekli gergin olan yöneticilerdir. Bu
noktada sigaranın yarattığı açlığın bir kısmını bile doyuramaz olur.

Genç bir muhasebeciyken aile kurduğum yılları anımsıyorum. Çocuklarımdan biri
ters bir şey yaptığında yaptığı şeyle kıyaslanamayacak kadar çok sinirlenirdim. Kötü bir
ruh tarafından yönetildiğime inanırdım. Bugün biliyorum ki o kötü ruh sigaraymış. O
zamanlar dünyanın bütün sorunlarını omuzlarımda taşıdığımı sanırdım. Bugün dönüp
yaşamıma baktığımda o büyük stresin nereden kaynaklandığını anlamıyorum.
Yaşamımdaki her şey kontrolüm altındaydı, beni kontrol altında tutan tek şey ise sigaraydı.
En çok üzüldüğün şey çocuklarımı o gerginliğime sigaranın neden olduğuna bugün bile
inandıramamam. Ne zaman bir tiryakinin sigara içmesini haklı çıkarmaya çalıştığını
duysalar beni iğnelerler: "Ah, sigara beni o kadar çok rahatlatıyor ve sakinleşmemi sağlıyor
ki!"

İngiltere'deki evlat edinme büroları birkaç yıl önce sigara tiryakilerine çocuk
vermeme tehdidinde bulunduğunda öfkeli bir adam telefon etti. "Büyük bir hata
yapıyorsunuz. Ben çocukken anneme onaylamayacağı bir konu açmak istediğimde hep bir
sigara yakmasını beklerdim, çünkü o zaman daha sakin olurdu." dedi. Acaba annesiyle
neden sigara içmediği bir zaman konuşmuyordu? Tiryakiler bir restoranda hoş bir yemek
yedikten sonra bile sigara içmedikleri zaman neden o kadar gergin olurlar? Sigara
içmeyenler neden genellikle sakindirler? Tiryakiler neden sigarasız rahatlayamazlar?

Bakkalda çocuğuna bağıran genç bir anne gördüğünüzde dışarıya çıkmasını bekleyin.
Çıkar çıkmaz bir sigara yakacaktır. Tiryakileri özellikle sigara içmedikleri zamanlarda
izlemeye başlayın. Ellerinin ağızlarının yakınlarında olduğunu, parmakları veya saçları ile
oynadıklarını, ayaklarıyla tempo tuttuklarını yada ağızlarını sıkı sıkıya kapattıklarını
göreceksiniz. Tiryakiler sakin değillerdir. Tam anlamıyla sakinleşmenin ne olduğunu
unutmuşlardır bile. Sizi bekleyen birçok keyiften biri de budur.

Bütün bu sigara konusu, et yiyen bir bitkinin içine sıkışmış bir sineğe benzetilebilir.
Sinek önce nektarı içer, farkında olmadığı bir anda çiçek sineği yemeye başlar. Çiçekten
dışarı çıkmanın zamanı gelmedi mi?
-


_____________________________



 
17 Mesaj
17 Kasım 2012; 0:56:43 

13. BÖLÜM

KOMBİNE SİGARA

Hayır, kombine sigara iki yada daha fazla sigarayı bir anda içmek değildir. O
başınıza bir kere geldiğinde ilk sigaranızı neden yaktığınızı sorarsınız kendinize. Bir
keresinde ağzıma bir sigara koymak istediğimde ağzımda yanan bir sigarayla elimin tersini
yakmıştım. Bu öyle sanıldığı kadar aptalca bir şey değildir. Daha önce de belirttiğim gibi
sigara bir süre sonra kendi yarattığı özlemi giderememeye başlar ve sigara içerken bile bir
eksiklik duyarsınız. Birbiri ardına sigara içmenin sinirleri en çok yıpratan tarafı budur.
Tiryaki ne zaman bir desteğe gereksinim duysa sigarasını yakmıştır zaten. Koyu tiryakiler
bu yüzden çoğunlukla başka uyuşturuculara başvururlar. Neyse ben konunun dışına
çıkmak istemiyorum.

Kombine sigara bizi her zaman uyaran nedenlerden iki yada daha fazlasının bir
araya gelmesi sonucunda içtiğimiz sigaradır. Örneğin toplantılar, partiler, düğünler,
dışarıda yenen yemekler. Bu durumlar hem stres doludur hem de rahatlatıcıdır. Bu şimdi
bir çelişki gibi gelebilir ama aslında değildir. Diğer insanlarla hatta arkadaşlarla bile birlikte
olmak bazen strese yol açabilir, bir yandan eğlenmek bir yandan rahatlamak istersiniz.

Öyle durumlar vardır ki dört uyarıcı bir anda etkisini gösterir. Buna örnek olarak
araba kullanmak gösterilebilir. Örneğin doktordan yeni çıktıysanız stresinizi atıp
rahatlamak istersiniz. Diğer yandan trafik, stres faktörünü yeniden ortaya çıkarır.
Yaşamınız tehlikededir. Konsantre olmanız gerekir. Belki son iki faktörün farkında
değilsinizdir ama farkında olmadığınız için yok demek değildir. Trafik sıkışmışsa veya uzun
bir otoyoldaysanız işin içine bir de can sıkıntısı faktörü girer.

Başka bir klasik örnek ise kağıt oyunlarıdır. Briç, poker gibi oyunlar konsantrasyon
gerektirir. Sahip olduğunuzdan daha fazla kaybedersiniz ve strese girersiniz. Elinize uzun
süre işe yarayan bir kağıt gelmezse sıkılırsınız. Ve bütün bunlar rahatlamak istediğiniz boş
zamanlarınızda olur. Kağıt oyunları sırasında ara sıra sigara içenler de dahil bütün
oyuncular fazla sigara özlemi çekmedikleri halde ardı ardına sigara içmeye başlarlar.
Küllükler anında dolar. Oyuncuların üzerine kalın bir sigara dumanı yerleşir. Sigara
içenlerden birinin omzuna dokunup sigara içmekten zevk alıp almadığını sorduğunuzda
"şaka yapıyor olmalısınız" yanıtını alırsınız. Böyle akşamların sabahında insanın ağzında
küllüğü anımsatan bir tat olduğunda sigarayı bırakma kararı alınır.

Bu kombine sigaralar çok değerlidir, sigarayı bıraktığınızda en çok onları
özleyeceğimizi sanırız. Yaşamdan artık eskisi gibi tat alamayacağımızı düşünürüz. Aslında
hep aynı ilke geçerlidir: Bu sigaralar da yalnızca sigaranın yarattığı özlemi giderirler ve
bazı durumlarda bu özlemi giderme gereksiniminiz daha fazladır.

Şunu artık bir açıklığa kavuşturayım. Özel olan sigara değil yaşanan olaydır. Sigara
gereksiniminden kurtulur kurtulmaz bu tür olaylardan daha çok zevk alacağız ve daha az
strese gireceğiz. Önümüzdeki bölümde bunu ayrıntılarıyla anlatacağım.
-


_____________________________



 
9 Mesaj
17 Kasım 2012; 1:54:53 

gerçekten istemediğin sürece asla sigarayı bırakamazsınız bu bir gerçek


_____________________________



4245 Mesaj
17 Kasım 2012; 5:33:33 

1999dan beri sigara tiryakisiydimki 11 yaşında başlamıştım aslında (1996)

Ben nasıl bıraktım (2010)

1.gün sabah kalktığımda sigara ve çay içmedim kahvaltı/ yemek yemedim (aç karnına çay mideyi bulandırabilir) , 6-7 saat sonra yemek yedim çay içmedim (tiryakılerde çay nikotin isteğini tetikliyebilir) içme arzusu geldi hemen bakkalda misbon bonbon tarzı şekerler altım sakızda aldım en önemlisi, tabi sişnirliydim patrondan ücretsiz izin aldım 3 gün sağolsun verdi) 175boy 79kg

2.gün sinirlilik hat safhada normal şekilde kahvaltımı yaptım , sakıza şekerlere devam

3.gün istek azaldı şekere devam normal kahvaltı yaptım , sinirlilik ve ani parlama devam evde dinleniyorum.

4.gün daha az istek daha fazla sinirlilik ani parlama cumartesi pazara denk geldiği için işe gitmedim tv izledim yürüdüm.

5.gün daha az istek, sinirlilik ve daha az ani parlama.

6.gün işe gittim istek oldukça azaldı daha az sinirlilik ve ani parlama ama iştah açık önüne geleni canın istiyor ve yiyorsun.

3.ay sonra 10 kilo alınmış olup fazla obur olduğum için doktora gittim kolesterüm ve trigliseridim yükselmiş hdl düşmüş ilaç tedavisine başlandı

ilaç tedavisi yanıt vermiyor omega3 e başlandı devam , ben bu şekilde sigarayı bıraktım iştahiniz açıksa bir diyetisyen desteği ile sigarayı bırakın çünkü şuan 98 kiloyum yaklaşık olarak 2 yılda 19 kilo almışım ve bazı yağ değerlerim yükseldi o yüzden dikkatli olun.


_____________________________



Kendini iyi hissetmek arkadaşlarının arkanı kolladığını bilmek değil, senin onların arkasını kolladığını bilmendir.[G.S.E.]


77 Mesaj
17 Kasım 2012; 11:16:36 

kilo almayacağımı bilsem ilaçsız bırakabileceğime eminim ama kilo alacağıma da eminim suan champix kullanıyorum pazar günü sigarayı bırakıp ilaca devam edicem

classsara
sigara içmeyeli nerdeyse 2 hafta olmus olmalı ,yoksa içtinizmi


_____________________________



 
17 Mesaj
17 Kasım 2012; 15:36:55 

Bugün tam 10. güne girdim. Başta da söylediğim gibi bu süre zarfında içersem söyleyeceğime söz vermiştim. Ama benim için bırakma yeni başlıyor. Çünkü önceki denemelerimde ilk 2 gün ve 10. 12. gün çok önemli hep 12 13 veya 14. Günler tekrar içmeye başlıyordum. İlk iki günü çok rahat geçirdim. Yani benim için sınır 12. günden başlıyor şimdi. Ama inşallah bu kez bırakmaya kesin kararlı olduğum için bırakacağım. Ve bu kitabında çok çok faydası oluyor. Beynimizdeki asılsız bağımlılık düşüncelerini yok ettiğimizde sigara içme isteğininde yok olduğunu Anlıyorum bu kitap sayesinde. Ve işe yarıyor... Bazen canım istesede hemen bu isteği altetmenin yolunu bulabiliyorum. Sigara içme Sebebimi soruyorum kendime, can sıkıntısımı konsantrasyonmu, stresmi veya rahatlama mı? ve bir sebep bulamıyorum. Yukardaki kitaptan bölümlere bakıp okuduğumda anlıyorum ki bu sorunların hiç birinin dermanı sigara değil. Bunu anladıktan sonra ve kavradıktan sonra zaten sigara içme isteği kendiliğinden ortadan kayboluyor. Bu süreç en fazla 1 dakika sürüyor. Eskiden olsaydı mutlaka kendime bir sebep bulup kandırabiliyordu zihnim beni. Artık kandıramıyor.... Demekki bilinçlenme, Ve olayı kavrama çok önemliymiş bunu anlıyorum ... Ve benim bu bağımlılık olayını kavramamın sebebi bu kitap . O yüzden herkese ısrarla okumalarını tavsiye ediyorum ama ağır ağır, anlayarak ve kavrayarak ve gerçekten sonuca olaşmayı isteyerek. Çünkü gerçekten işe yarıyor. Birazcık çaba sarfetmeden hiç bir sonuca ulaşılmıyor. Ve çaba ve emek olunca bu iş daha zevkli bir hal alıyor...


_____________________________



77 Mesaj
17 Kasım 2012; 15:55:53 

inşallah sonuna kadar gidersiniz kitabı okumadım ama videosunu izlemistim daha önce.sigarayı bırakmam 2hafta sürmüstü motivasyonunuzu yüksek tutmaya calısın
sigarasız bırakmak icin bu anlattıgnız seyler olayın özünü kavrama önemli seyler ama tekrar sigara icmeye baslayınca bunlarda önemini yitiriyor bu yöntemle tek seferde
başarı sağlamak önemli


_____________________________



 
660 Mesaj
18 Kasım 2012; 12:51:01 

Hu başlığı açandan Allah razı olsun.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi infernox -- 1 Aralık 2012; 17:41:11 >


_____________________________



 
17 Mesaj
18 Kasım 2012; 18:15:48 

14. BÖLÜM [Benim en sevdiğim bölümlerden biri oldu]

BIRAKTIĞIM ŞEY NEDİR

KESİNLİKLE HİÇBİR ŞEY! Sigarayı bırakmamızı güçleştiren tek şey korkudur.
Eğlencemizi yada desteğimizi yitirmekten korkarız. Bazı şeylerin eskisi kadar güzel
olmayacağından korkarız. Stresle başa çıkamayacağımızdan korkarız.

Diğer bir deyişle zayıf olduğumuz, sigaranın gereksinim duyduğumuz bir şeye sahip
olduğu ve bıraktığımız zaman bir boşluk doğacağı beynimize işlenmiştir.

Şunu anlayın artık:
SİGARA BOŞLUK DOLDURMAZ, YARATIR!

İnsan vücudu yeryüzündeki en mükemmel varlıktır. Bir yaratana mı, doğal bir
gelişme sürecine mi, yada ikisinin birleşimine mi inanırsınız bilmem ama bedenlerimizi
yaratan varlık yada sistem insandan bir kat daha üstündür! İnsan en küçük bir canlı
hücresi bile yaratamaz, nerede kalmış görme duyusu, üreme, kan dolaşımı yada beyin
mucizeleri. Yaratan güç yada sistem sigara içmemizi planlamış olsaydı bedenimizi
zehirden koruyan bir filtremiz ve bir tür bacamız olurdu.

Aslında bedenlerimiz bizim hiçbir zaman aldırış göstermediğimiz öksürük, baş
dönmesi, mide bulantısı vs. gibi uyarı ve güvenlik sistemleri ile donatılmıştır.

Gerçek şu ki, sigarayı bıraktığınızda aslında hiçbir şeyden vazgeçmek zorunda
kalmazsınız. Bedeninizi küçük canavardan aklınızı beyninize işlenmiş asılsız inançlardan
kurtarır kurtarmaz sigaraya ne arzu ne de gereksinim duyacaksınız.

Sigara yemeğin tadını artırmak yerine bozar. Sizin tat ve koku duyularınızı
mahveder. Bir restoranda servisler arasında sigara içen tiryakileri gözleyin. Yemeklerinden
zevk almazlar bile, sigara içmelerini engellediği için dört gözle yemeğin bitmesini beklerler.
Bir çoğu sigara içmeyenlerin rahatsız olduğunu bildiği halde içer. Aslında tiryakiler
düşüncesiz değillerdir, sigarasız kaldıklarında kendilerini çaresiz hissederler o kadar.
Şeytan ve derin mavilikler gibi iki tehlike arasında kalırlar: Ya sigara içmedikleri için suçlu
ve aşağılanmışlık hissederler yada içtiklerinden dolayı başkalarını rahatsız ettiklerini
düşünürler.

Tiryakileri resmi olaylarda o sonu gelmeyen konuşmaların bitmesini ve alkış
zamanının gelmesini beklerken gözleyin. Çoğu, tuvalet bahanesiyle gizlice sigara içmek
için dışarı kaçar. Böyle durumlarda sigara içmenin bir bağımlılık olduğu belli olur. Tiryakiler
sigarayı keyif aldıkları için değil sigarasız kendilerini çaresiz hissettikleri için içerler.

Bir çoğumuz sigaraya genç ve utangaçken partilerde, davetlerde başladığı için ne
zaman bir partiye, toplantıya yada bir davete katılsak sigarasız keyif alamayacağımıza
inanırız. Bu çok saçmadır. Tütün aslında öz güvenimizi çalar. Sigaranın yarattığı korkunun
en güzel kanıtı kadınlarda yarattığı etkiden anlaşılabilir. Bütün kadınlar dış görünüşlerine
önem verirler. Resmi toplantılara kusursuz bir kıyafet ve çok güzel bir kokuyla gitmek
isterler. Fakat nefeslerinin küllük gibi kokmasına aldırmazlar. O pis kokunun onları aslında
çok rahatsız ettiğini biliyorum -çoğu sağlarının ve giysilerinin kokusundan nefret eder- yine
de sigaradan vazgeçmezler. Sigaranın insanda yarattığı korku işte bu denli büyüktür.

Sigara bize toplum içindeyken yardımcı olmaz tam tersine bir engel oluşturur. Bir
elinizle içkinizi, öbür elinizle de sigaranızı tutarken sigaranın külünü dökecek ve
izmaritlerini koyacak bir yer arar, konuştuğunuz kişinin yüzüne sigara dumanını üfler bir
taraftan da kendi kendinize sorarsınız "acaba ağzımdaki pis kokuyu duyuyor yada
dişlerimdeki sarı lekeleri görüyor mu?" diye.

Sigarayı bıraktığınızda hiçbir şeyde vazgeçmek zorunda kalmayacağınız gibi
kazanacağınız birçok şey vardır. Tiryakiler çoğunlukla sağlık, para ve sosyal saygınlık
yüzünden sigarayı bırakmayı düşünürler. Bunlar doğal olarak önemli ve etkili nedenlerdir.
Fakat ben kişisel olarak en büyük kazancın ruhsal olduğuna inanıyorum. Ayrıca şunların
da unutulmaması gerekir:

1. Öz güven ve cesaretin geri gelmesi.
2. Sigara esirliğinden kurtulmak
3. Aklınızın bir köşesindeki o kara lekelerin yok olması ve böylece insanların
artık sizi küçümsememesi ve öz saygınızı tekrar kazanmanız.

Sigara içmeyen bir insan olarak hem daha iyi bir yaşama kavuşursunuz hem de
yaşamdan daha çok zevk alırsınız. Yalnızca daha sağlıklı ve daha varlıklı değil, daha
mutlu ve daha neşeli demek istiyorum. Sigara içmemenin verdiği büyük kazançları
önümüzdeki bölümlerde anlatacağım.

Bazıları "boşluk" konusunu anlamakta güçlük çekiyor Belki aşağıdaki benzetme
yardımcı olabilir. Dudağınızım uçukladığını düşünün. Bende çok etkili bir krem var. Size
"bir de bunu dene" diyorum. Siz kremi kullanıyorsunuz ve yara hemen yok oluyor. Bir iki
hafta sonra tekrar çıkınca siz "bu kremden başka var mı?" diye soruyorsunuz. Ben de size
"al tüp sende kalsın, belki yine ihtiyacın olur." diyorum. Siz kremi sürüyorsunuz ve hokus
pokus! Yara kapanmış. Yaralar giderek büyüyerek daha sık aralıklarla çıkmaya başlıyor ve
daha çok acı veriyor. Sonunda bütün yüzünüz yara oluyor ve ağrı içinde kıvranıyorsunuz.
Artık her yarım saatte bir yeni bir yara çıkıyor. Siz kremin geçici bir çözüm olduğunu biliyor
ve endişelenmeye başlıyorsunuz. Yaralar yakında bütün bedeninizi mi kaplayacak?
Yarasız anlar tamamen yok mu olacak? Bir doktora gidiyorsunuz. Doktor yarayı tedavi
edemiyor. Başka şeyler deniyorsunuz ama o sihirli kremden başka hiçbir şey etkili
olmuyor.

Sonunda bu kreme bağımlı oluyorsunuz. Yanınızda kreminiz olmadan hiçbir yere
gitmiyorsunuz. Yolculuğa çıkarken yanınıza birkaç tüp birden alıyorsunuz. Yalnızca
sağlığınız açısından değil aynı zamanda para açısından da telaşlanmaya başlıyorsunuz,
çünkü sizden her tüp için 100 pound istiyorum. Bu parayı ödemekten başka seçim
şansınız kalmıyor.

Derken gazetenin birinde yalnızca sizin değil birçok başka insanın da bu yaralara
sahip olduğunu okuyorsunuz. Eczacılar kremin yaraları iyileştirmek yerine yalnızca derinin
altına geçirdiğini ve aslında yaraların artmasına yol açtığını keşfetmişler. Yaralardan
kurtulmak için kremi kullanmaktan vazgeçmeniz yeterli olacak ve bir süre sonra yaralar
kendiliğinden kaybolacakmış.

Kremi kullanmaya devam eder misiniz?

Kremi kullanmamak için iradenizi zorlamanız mı gerekir? O yazıya tam olarak
inanmadıysanız kremi kullanmakta birkaç gün kararsız kalırsınız. Yaraların kremsiz
iyileşmeye başladığını fark eder etmez kremi kullanma gereksiniminiz yok olur.

Çaresizliğe mi düşersiniz? Tabii ki hayır. Çözümü olmadığını sandığımız felaket bir
sorununuz vardı. Şimdi çözümü biliyorsunuz. Yaraların geçmesi bir yıl bile sürse her gün
düzelmeyi görüp "ne güzel değil mi? Ölmeyeceğim." dersiniz.

İşte o son sigaramı söndürdüğüm an gerçekleşen mucize buydu. Yaralar ve krem
örneği konusunda bir şey belirtmek istiyorum. Yaralar dediğim akciğer kanseri, damar
tıkanıklığı, amfizem, anjin, kronik astım, bronşit yada kalp hastalığı değil. Onlar ayrı.
Harcadığımız milyonlarca lira, yaşam boyu kurtulamadığımız kötü kokan nefes, lekeli
dişler, uyuşukluk, öksürük, nefes darlığı, kendimizi zehirleyerek geçirdiğimiz ve keşke
yapmasak dediğimiz o yıllar, sigara içemediğimiz için gerçekten acı çektiğimiz anlar da
değil. Yaşam boyu insanlar tarafından küçümsenmek ve daha da kötüsü öz saygımızı
yitirmek de değil. Bunlar da başka. Bu örnekteki yara bütün bunları görmemizi engelleyen
panik duygusudur: "Bir sigara istiyorum." Sigara içmeyenler bu duyguyu bilmezler. Bir
tiryakinin en çok acı çektiği şey bu korku, en büyük kazanç ise bu korkudan kurtulmaktır.

Sanki birdenbire başımın üzerinden büyük bir sis kalkmış gibi olmuştu. Sonunda
sigaraya duyulan o çılgın isteğin ne benim bir zayıflığımdan nede sigaranın içindeki bir
sihirden kaynaklandığını anlamıştım. Meğer o çılgın istek, ilk içtiğim sigarayla bana
aşılanmış ve içtiğim her sigarayla yok olacağına giderek artmıştı. Aynı zamanda diğer
bütün mutlu tiryakilerin aynı kabusu yaşadıklarını anladım. Hepsi benim kadar olmasa da
aptallıklarını haklı çıkarmak için saçma nedenler bulmaya çalışıyordu.

OYSA ÖZGÜR OLMAK O KADAR GÜZELDİ Kİ!
-


_____________________________



 
17 Mesaj
18 Kasım 2012; 18:22:56 

15. BÖLÜM

KENDİNİ ESİR ETMEK

Tiryakiler sigarayı genellikle sağlık, para ve sosyal saygınlık gibi nedenler yüzünden
bırakmaya karar verirler. Bu korkunç uyuşturucuyla ilgili beynimize işlenmiş asılsız inançların bir
bölümü kendini sigaraya esir etmektir.

İnsanlık geçen yüzyıl esirlikten kurtulma için o kadar savaş verdikten sonra tiryakiler kendi
kendilerini yaşam boyu esirliğe mahkum ederler. Sigara içtikleri zaman bile aslında içmemek ister
ve bu isteklerini içine atarlar. İçtiğimiz sigaraların çoğundan zevk almak bir yana içtiğimizi bile
fark etmeyiz. Ancak bir süre sigarasız kaldıktan sonra sigaradan zevk aldığımız aldatmacası ortaya
çıkar (örneğin sabah içtiğimiz ilk sigara yada yemek sonrası içilen sigara vs.)

Sigara, sigarayı azaltmak yada bırakmak istediğimiz yada toplumun sizi içmemeye zorladığı
zaman (hastanelerde, süpermarketlerde, tiyatrolarda, kiliselerde vs.) değer kazanır.

Sigaraya çok düşkün tiryakiler sigara yasağının giderek daha da çok yayılacağını akıllarının
bir köşesine yerleştirsinler. Bugün metrolarda geçerli yarın bütün resmi yerlerde uygulanacak.

Sigara içen bir insanın bir başkasının evine gittiğinde "sigara içersem rahatsız olur
musunuz?" diye sorduğu zamanlar geçti artık. Bugün yabancı birinin evine giden zavallı bir tiryaki
çerisiz bir şekilde küllük aranır ve içinde izmarit görmeyi umar. Küllük bulamazsa sigarasızlığa
dayanmaya çalışır. Dayanamazsa sigara içmek için izin istemek zorunda kalır ve "İçmeden
duramıyorsanız için", yada "İçmezseniz daha iyi olur, çünkü koku sonra uzun süre çıkmıyor." gibi
yanıtlar alır.

Kendini zaten kötü hisseden zavallı tiryaki o anda yerin dibine girmek ister.

Sigara içtiğim zamanlarda kiliseye gitmek benim için bir azaptı. Kızımın düğününde bile
gururlu bir baba olarak orada durmam gerekirken ben ne yaptım? "Umarım yakında bu iş biter de
dışarıya çıkıp bir sigara yakabilirim" diye düşündüm.

Böyle durumlarda tiryakileri izlemek size yardımcı olabilir. Hemen bir araya gelirler ve bir
değil yirmi paket birden çıkar ortaya. Konuşulanlar hiç değişmez.

"Sigara içiyor musunuz?"
"Evet, buyurun benden yakın."
"Sonra da bir tane sizden alırım."
Sigaralarını yakarlar, derin bir nefes alırlar ve "ne şanslıyız, bizim bir ödülümüz var, sigara
içmeyen zavallıların ödülü yok." diye düşünürler.

Sigara içmeyen zavallıların ödülü yoktur. İnsanlar bedenlerini sistemli bir şekilde
zehirlemek üzere yaratılmamıştır. Ne acıdır ki, tiryakiler sigara içerken bile sigara içmeyenlerin
yaşamları boyunca sahip olduğu iç huzur ve öz güvene sahip değillerdir. Sigara içmeyen bir insan
kilisede oturup zaman geçmesini beklemez. Yaşamının tadını çıkarır.

Kışın kapalı salonda bowling oynarken sürekli tuvalete gidiyormuş gibi yapıp sigara içtiğimi
anımsıyorum. Hayır o zamanlar okula giden on dört yaşında bir genç değil, kırk yaşında seçkin bir
muhasebeciydim. Ne acı. Oynadığım zaman bile oyundan zevk alamazdım. En sevdiğim hobi
olduğu halde zevk almak yerine tekrar sigara içebilmek için oyunun sonunu beklerdim.

Benim için sigara içmemenin en büyük mutluluğu yaşamının yarısını sigara açlığıyla
geçirmek ve sigara yaktığım zaman keşke içmesem diye düşünmek yerine yaşamdan zevk
alabilmek ve bu esirlikten kurtulmaktır.

Tiryakiler sigara içmeyenlerle birlikteyken yada onların evindeyken kendilerini haklı bulan
bu insanlar yüzünden değil "küçük canavar" yüzünden eğlencelerinden olduklarını
unutmamalıdırlar.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
19 Kasım 2012; 19:55:36 

16. BÖLÜM

HAFTADA ...... TL TASARRUF EDECEĞİM

Sigarayı bırakmakta çektiğimiz güçlüğe beynimize özenle işlenmiş aldatmacaların
neden olduğunu ve sigarayı bırakmaktan önce bu aldatmacaların ne kadar çoğundan
kurtulursanız amacınıza o kadar kolay ulaşacağınızı tekrarlamaktan bıkmayacağım.

Bazen koyu tiryaki diye nitelendirdiğim insanlarla tartışıyorum. Koyu tiryaki derken
sigara alabilecek parası olan, sigaranın sağlığına zarar verdiğine inanmayan ve toplum
tarafından küçümsenmeye aldırış göstermeyen kişilerden söz ediyorum. (Bu tür fazla
insan kalmadı artık.)

Gençlere “Harcadığınız bu kadar paraya aldırmamanıza aklım ermiyor” dediğimde
gözleri parlamaya başlar. Sağlığından yada toplumdaki saygınlığından söz etseydim
kendini zayıf hissedecekti ama para olunca “Benim o kadar param var. Ne olacak ki
haftada yalnızca ....... pound, tek eğlencem yada tek günahım olan sigaraya değer bu
para.” Günde bir paket sigara içen birine “Yine de harcadığınız paraya aldırmamanızı
anlamıyorum. Yaşamınız boyunca yaklaşık 30.000 pound harcayacaksınız. Bu para
nereye gidecek? Sokağa atsanız daha iyi. Sağlığınıza sistemli bir şekilde zarar vermek,
enerjinizi ve öz güveninizi yok etmek, kendinizi yaşam boyu sigaraya ve dolayısıyla kötü
kokan nefese ve lekeli dişlere mahkum etmek üzere kullanılacak. Bu sizi hiç mi
endişelendirmiyor?” derim.

Bu noktada özellikle gençlerin yaşam boyu harcayacakları parayı hiç
hesaplamadıkları ortaya çıkar. Tiryakilerin çoğu bir paketi bile yeterince pahalı bulur.
Bazen haftada kaç para harcadığımızı hesaplarız –endişe verici bir rakam çıkar. Çok nadir
olarak (yalnızca bırakmayı düşündüğümüzde) yılda ne kadar harcadığımızı çıkarmaya
çalışırız bu gerçekten korkutucudur, bir de bütün bir yaşamı düşünün –inanılacak gibi
değil.

Tartışma sırasında koyu bir tiryaki “benim yeterli param var, zaten haftada
yalnızca ....... pound eder.” Dediğinde ona bir öneride bulunurum: “Size geri
çeviremeyeceğiniz bir önerim var. Bana şimdi 1000 Pound verin ben size yaşamınız
boyunca sigara sağlayım.”

Eğer 1000 Pound karşılığında 30.000 Pound’luk bir kredi vermeyi önerseydim
herhalde daha sözümü bitirir bitirmez imzalar atılmış olurdu. Fakat koyu tiryakilerden bile
kimse (unutmayın ki, sizin gibi sigarayı bırakmak isteyenlerden değil sigarayı bırakmaya
hiç niyeti olmayan tiryakilerden söz ediyorum.) bu önerimi kabul etmedi. Acaba neden?

Seanslarımda bu noktaya geldiğimde tiryaki “Bakın, işin mali yönü beni pek fazla
ilgilendirmiyor.” der. Siz de aynı düşünceyi paylaşıyorsanız kendinize bunun nedenini bir
sorun. Başka şeylere para harcamamaya o denli özen gösterirken nasıl oluyor da kendinizi
zehirlemek için bu kadar harcarsınız?

Bu soruların yanıtları şunlardır. Yaşamınızdaki diğer bütün kararlar iyi ve kötü
yanlarını tarttığınız ve mantıklı bir sonuca vardığınız analitik bir süreçten geçer. Yanlış bile
olsa mantıklı bir düşüncenin ürünüdür. Bir tiryaki sigaranın iyi ve kötü yanlarını bin kere
tartsa bin keresinde de vardığı sonuç aynıdır: “SEN BİR APTALSIN! BIRAK ARTIK ŞU
SİGARAYI!” Bu yüzden tiryakiler istedikleri için yada içmeye karar verdikleri için değil bırakamayacaklarını sandıkları için sigara içerler. Kendi beyinlerini yıkarlar. Gerçekleri
görmezlikten gelmekten başka bir seçenekleri kalmaz.

Nedendir bilmem tiryakiler genellikle aralarında bir anlaşma yaparlar: “Sigarayı ilk
bırakan diğerine 50 pound verecek.” Bıraktıktan sonra o kadar parayı harcamaktan
kurtulacaklarını anlaşılan hiç düşünmezler. Bunların hepsi tiryakilerin beyinlerine işlenmiş
asılsız inançların ürünüdür.

Bir an için gözlerinizi açın. Sigara içmek insanı kendine ömür boyu esir eden
zincirleme bir reaksiyondur. O zinciri kırmazsanız yaşamınız boyunca bir tiryaki olarak
kalırsınız. Şimdi yaşamınızın sonuna kadar sigara için harcayacağınız parayı bir tahmin
edin. Miktar herkes için değişecektir ama bu örnek için 10.000 pound diyelim.

Yakında son sigaranızı içmeye karar vereceksiniz (daha değil lütfen –kitabın
başında verdiğim talimatı unutmayın). Sigara içmeyen bir insan olarak kalmak için
yapmanız gereken tek şey tekrar tuzağa düşmemektir. Yani o ilk sigarayı bir daha
içmemektir. İçerseniz o sigara size 10.000 pound’a mal olacaktır.

Olaya bu şekilde bakmayı ters buluyorsanız demek ki hâlâ kendinizi aldatıyorsunuz.
O ilk sigaranızı içmediyseniz bugüne kadar ne kadar para harcamaktan kurtulurdunuz bir
hesaplayın.

Yukarıdaki hesapların gerçekçi olduğuna inanıyorsanız yarın kapınızın önünde
10.000 pound’luk bir çek bulsanız ne yaparsınız bir düşünün. Sevinçten dans etmeye
başlarsınız! Hiç çekinmeden dans etmeye başlayabilirsiniz! Böyle bir miktar paraya
kavuşmak üzeresiniz ve bu sizi bekleyen muhteşem hediyelerden yalnızca biridir.

Sigarasızlığa alışma zamanında son bir sigara içmeye kalkışabilirsiniz. Bunun size
30.000 pound’a (yada bulduğunuz miktara) mal olacağını anımsarsanız karşı koymanız
kolaylaşır.

Yukarıda belirttiğim öneriyi yıllarca radyo ve televizyon programlarında yaptım. Bir
tek tiryaki tarafından bile kabul edilmemesine hâlâ inanamıyorum. Golf kulübündeki
arkadaşlarım artan sigara fiyatlarından yakındıklarında onları hâlâ önerimle kızdırıyorum.
Aslında çok üstelersem bir gün biri yaşamının sonuna kadar içeceği sigaraları bana
ödetecek diye ödüm patlıyor. Bir servet yitirmiş olurum.

Sigara içmenin çok büyük bir zevk olduğunu söyleyen neşeli, mutlu tiryakiler
tanıyorsanız bir yıllık sigara paralarını peşin ödemeleri halinde bir aptalın kendilerine ömür
boyu sigara sağlayacağını bildirin. Belki önerimi kabul edecek birini benim için siz
bulursunuz?
-


_____________________________



 
14 Mesaj
20 Kasım 2012; 17:16:58 

Merhaba,

Sigarayı bırakmaya çalışan arkadaşlara yardımcı olabilir diye ben de kendi tecrübelerimi aktarmak isterim.

Arkadaşlar, ben burada aktarılan kitabı okudum ve ondan sonra sigarayı bıraktım.

Bundan yaklaşık 7 ay önce işyerinde bir arkadaşım sohbet arasında ilaçla (Champix) sigarayı bırakmaya çalıştığından bahsetti. Ben de bir süredir sigarayı bırakmak istediğimden ama nereden başlayacağımı da bir türlü bilemediğimden, sen bir dene bakalım olursa ben de başlarım dedim. Bu arada da ilaçla ilgili araştırma yaparken bu kitaba rastladım. Bu kitap ilaç kullananlara psikolojik destek olarak tavsiye ediliyordu.
Kitabı ara ara yaklaşık 1 hafta gibi bir sürede okudum.

24 yıldır günde yaklaşık 1 pakete yakın sigara içiyordum. Bu süre içinde grip vs gibi hastalıklar haricinde sigara içmediğim bir dönem olmadı. Sigarayı bırakmaya da hiç kalkışmamıştım. Şimdi 6 aydır sigara içmiyorum.

Sigarayı bırakmaya çalışırken aklınızda şöyle sorular oluşuyor ve bunların cevabını bulamadıkça içmeye devam ediyorsunuz:

- Çayla birlikte sigara keyfi yapıyordum, sigarayı bırakırsam çayı nasıl içeceğim?
- Bira vs içerken sigara içmezsem hayatta olmaz, ne olacak ??
- Yemeklerden sonra şöyle bir keyif sigarası yakıyorum, bırakırsam da canım çok isterse ne yapacağım ?
- Sigara elimi oyalıyor, bırakırsam tesbih falanla mı oyalanmam lazım, ofiste garip olmaz mı ??
- Stresli olunca bir sigara yapıyordum, bırakırsam stresimi nasıl atacağım?
- Sigarayı bırakınca kilo alınıyormuş, çok kilo alırsam ne olacak ?
- Ağzımı oyalamam için sigara yerine abur cubur yemem lazım, onlar da kilo aldıracak ...
- Kahvaltıdan sonra/yatmadan önce bir sigara tellendiriyordum, şlimdi o zamanlarda aklıma gelecek, içmek istersem ne olacak ?
- Sigara içen birinin yanında benim canım da sigara içmek isteyecek, zor olmayacak mı ?

Şimdi sigara içiyorsanız bunların çok zor üstesinden gelineceğini düşünebilirsiniz ama inanın bana bıraktıktan sonra bu soruların hepsinin anlamsız olduğunu göreceksiniz.

Sigarayı içmek istediğimiz için içiyoruz. Bu kitabı okuduktan sonra o içme isteğiniz (inşallah) yok olacak ve artık istemediğiniz için içmeyeceksiniz. Saçma bir cümle gibi görünüyor ama gerçekten öyle.

Bir de bu kitabın şöyle bir videosu var, onu da seyredebilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=OMKSEW1EjGw

Sonuç olarak söyleyeceklerim;

Sigarayı bırakmak mümkün,
Sigara içmek zorunda değilsiniz,
Zorunda olmadığınız ve size çok zarar veren bir alışkanlığı bırakabilirsiniz.

Saygılar.









_____________________________



 
17 Mesaj
20 Kasım 2012; 19:18:25 

Sayın Viyesi bey katkınızdan ve tecrübenizi paylaşmanızdan dolayı teşekkürler. Kitabı okumuş ve bilinçlenerek sigarayı başka birşey kullanmadan bırakabilen kişileri görmek bizim motivasyonumuzu da artırıyor. Bu arada tebrik etmek istiyorum sizi. İnşallah bende bırakma yolunda hatırı sayılır bir yol katettim. Ve böyle devam edecek inşallah. Kaybedecek hiç birşey yok kazanacak çok fazla şey var...


_____________________________



 
17 Mesaj
20 Kasım 2012; 19:38:06 

17. BÖLÜM

SAĞLIK

Beyin yıkama olayının en etkili olduğu alan sağlıktır. Tiryakiler sigaranın sağlık
açısından yarattığı risklerin bilincinde olduklarını söylerler ama bu doğru değildir.

Bu benim için de geçerliydi. Kafamda her an bir patlama olabileceğini sandığımda
ve bu işin sonuçlarına katlanmaya hazır olduğuma inandığımda yalnızca kendimi
aldatıyordum.

O günlerde paketten bir sigara aldığımda kırmızı bir lamba yansa ve bir uyarı sesi:
“Evet, bu sigara bardağı taşıran son damla olacak. Şansın varmış, olacaklar
hakkında önceden uyarılıyorsun. Şimdiye kadar ucuz atlattın fakat bir tane daha sigara
içersen beynin uçacak!” deseydi ne olurdu sizce? Hemen bir sigaraya uzanırdım!

Yanıt konusunda kuşku duyarsanız trafiği yoğun bir ana yola çıkın, gözleriniz kapalı
olarak kenarda durun ve sigarayı bırakmakla gözleriniz kapalı bir şekilde bu yolu karşıdan
karşıya geçmek arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunuzu düşünün.

Nasıl bir seçim yapacağınız konusunda hiçbir kuşku yok. Ben her tiryakinin yaşamı
boyunca yaptığını yaptım: Bir sabah uyanıp sigaradan nefret etme umuduyla gerçekleri
görmezlikten gelmeye başladım. Tiryakiler sigaranın sağlık açısından yarattığı riskleri
düşünmezler, düşünseler keyfin aldatmacası bile kalmaz.

Böylece şok etkisi yaratan filmlerin neden bu kadar başarısız olduğu açıklanmış
oluyor. Çünkü bu filmleri sigara içmeyen insanlar seyredebiliyor ancak. Bu aynı zamanda
tiryakilerin günde kırk tane sigara içen ve seksen yaşına gelen amcalarını neden
anımsayıp nikotin yüzünden genç yaşlarında ölen binlerce insanı umursamadıklarını
açıklar.

Haftada yaklaşık altı kez genellikle gençlerle aşağıdaki konuşmayı yapıyorum:
Ben: Sigarayı neden bırakmak istiyorsunuz?
Tiryaki: Param yetmiyor.
Ben: Sağlık açısından hiç endişelenmiyor musunuz?
Tiryaki: Hayır. Yarın bir otobüsün altında da kalabilirim.
Ben: Kendinizi bilerek bir otobüsün altına atar mısınız?
Tiryaki: Tabii ki hayır.
Ben: Karşıdan karşıya geçerken sağa sola bakmaya gayret gösteriyor musunuz?
Tiryaki: Tabii ki.

Aynen. Tiryakilerin bir otobüs altında kalmaları olasılığı yüz binlerde bir olduğu
halde bu konuda çok dikkatlidirler. Oysa sağlığa zarar verme olasılığı neredeyse kesin
olan nikotinin riskine hiç aldırmadan katlanır ve bu zararları görmezlikten gelirler. İşte beyin
yıkama olayı bu denli etkilidir. Ünlü bir İngiliz golf oyuncusunu anımsıyorum, uçaktan
korktuğu için Amerika’daki turnuvalara katılmazdı ama golf sahasına birbiri ardına sigara
içerek çıkardı. Ne garip değil mi? Uçağın düşme olasılığı yüz binlerde birken ufak bir teknik
arızadan kuşkulanıp uçağa binmekten korkarız fakat sigaranın dörtte bir oranındaki yüksek
riskini umursamadan göze alırız. Peki tiryakilerin bu işten kazançları nedir?

KESİNLİKLE HİÇBİR ŞEY!

Sigara hakkında yaygın başka bir efsane de sigara öksürüğüdür. Bana gelen
geçlerin çoğu öksürmedikleri için sağlıkları açısından endişe etmezler. Aslında durum tam
tersidir. Öksürük yabancı maddeleri akciğerlerden dışarı atan doğal bir güvenlik sistemidir.
Öksürüğün kendisi bir hastalık değil yalnızca bir belirtidir. Sigara içenler ciğerlerindeki
kansere yol açan katranlı zehir maddelerini dışarıya atmak için öksürürler. Öksürmezlerse
bu maddeler ciğerlerinde kalır ve kansere yol açabilir.

Şöyle bir düşünün. Güzel bir arabanız olsa ve bu arabayı hiç acımadan paslanmaya
bıraksanız yakında bir pas yığını olup işinize yaramayacak hale geleceğinden aptallık
etmiş olursunuz. Yine de bu yüzden dünyanın sonu gelmez; paranız varsa yeni bir tane
alırsınız. Bedeniniz sizi yaşamınız boyunca taşıyan araçtır. Hepimiz sağlığın en önemli
nimet olduğunu düşünürüz. Bunun ne kadar doğru olduğunu bütün hasta milyarderler
onaylayabilirler. Çoğumuz geçmişte yaşadığımız bir hastalık yada kaza süresince
iyileşmek için çok dua etmişizdir. (NE ÇABUK UNUTURUZ.)

Sigara içiyorsanız elinizde bir tek olan ve yaşam için gereksinim duyduğunuz
aracınızı paslanmaya bırakmakla yetinmez aynı zamanda sistemli bir şekilde yok
edersiniz.

Aklınızı başınıza toplayın! Kimse sizi sigara içmeye zorlamaz ve unutmayın:
SİGARANIN SİZE HİÇBİR YARARI YOKTUR.

Başınızı bir dakikalığına gömdüğünüz kumdan çıkarın ve düşünün: Bundan sonra
içeceğiniz ilk sigaranın vücudunuzda kansere yol açacağını kesin olarak bilseniz o sigarayı
içer misiniz? Hastalığın kendisini unutun (biraz zor ama) gözünüzün önüne bir kanser
kliniğine gittiğinizi ve o korkunç testlere girdiğinizi getirmeye çalışın /ışın tedavisi vs. Artık
yaşamaya başlıyorsunuz. Ailenize ve sevdiklerinize ne olacak, hayalleri ve planları
gerçekleşecek mi vs.

Sık sık kansere yakalanmış insanlar görürüm. Kendilerinin başına geleceğini hiç
düşünmemişlerdir. İşin en acı veren yanı kanserin kendisinden çok insanın kansere
kendisi yüzünden yakalandığını bilmesidir. Sigara içtiğimiz sürece hep: “Yarın
bırakacağım” deriz. Kendimizi sonunda gerçekten bırakan insanların yerine koymaya
çalışın. Beyin yıkama olayları onlar için artık bitmiştir. Alışkanlığı gerçek haliyle
görür ve yaşamlarının gerisini “neden kendimi bu kadar zaman sigara içmek zorunda
hissetmiştim? Keşke zamanı geriye alabilsem!” diyerek geçirirler.

Kitabın başında şok tedavisi yapmamaya söz vermiştim. Sigarayı bırakmaya
şimdiden karar verdiyseniz aşağıda anlatacağım şey sizin için artık bir şok olmayacaktır.
Hâlâ emin değilseniz bu bölümün gerisini atlayın ve kitabı bitirdikten sonra okuyun.

Sigaranın sağlığa verdiği zarar hakkında birçok istatistikler yapıldı. Fakat tiryakiler
sigarayı bırakmaya karar vermedikleri sürece bunlarla ilgilenmezler. Yasal olarak zorunlu
olan uyarı yazısı da bir zaman kaybıdır, çünkü insanlar büyük bir umursamazlıkla o yazıyı
okumazlar, yanlışlıkla okuduklarında bile ilk yaptıkları şey bir sigara yakmak olur.

Tiryakiler tıpkı bir mayına basmak gibi sigaranın da bazı insanların sağlığına zarar
verip bazılarınınkine vermediğini sanırlar. Şunu aklınızdan çıkarmayın: Her sigara
nefesinde –şu anda sigara içiyorsanız- içinize kansere yol açan katranlı maddeler çekiyor
ve ciğerlerinizi bunlarla dolduruyorsunuz. Nikotinin yol açtığı en kötü hastalık kanser
değildir –daha kalp hastalıkları, atardamar sertleşmesi, amfizem, anjin, tromboz, kronik
bronşit ve astım vardır.

Tiryakiler bir de sigaranın korkunç etkilerinin abartıldığı yanılgısına düşerler. Tam
tersine. Sigaranın Batı toplumunda bir numaralı ölüm nedeni olduğuna hiç kuşku yoktur.
Sigaranın yol açtığı yada kısmen etki ettiği birçok ölüm vakalarında sigara neden olarak
gösterilmez yada istatistiklerde öyle geçmez.

Bazı tahminlere göre evlerde çıkan yangınların yüzde kırk dördü sigaradan
kaynaklanıyormuş. Acaba insanın bir sigara yakmak için gözünü bir anlığına yoldan
ayırdığı anda meydana gelen trafik kazaları ne kadardır?

Aslında dikkatli araba kullanırım fakat ölüme bir kez araba kullanırken sigara
sarmaya çalıştığımda yaklaştığım kadar hiç yaklaşmadım (sigara içmek hariç tabii). Araba
kullanırken öksürerek ağzımdan sigara düşürdüğüm –hep de koltukların arasına düşeranları
anımsamak bile istemiyorum. Eminim birçok tiryaki araba kullanırken aynı şeyi
yapıyordur; bir eliyle yanan sigarayı ararken öbürü ile direksiyonu tutmaya çalışıyordur.
Beynimize işlenmiş o asılsız inançlar yüz katlı bir binadan düşen bir adamın mantığını
benimsememize neden olur. Düşerken ellinci katta “şimdilik daha bir şey yok” dediği
duyulur. Şimdiye kadar bir şey olmadı diye bir sonraki sigarada da olmayacak diye
düşünürüz.

Olaya bir de tersten bakmaya çalışın. “alışkanlığınız” yaşam boyu süren bir zincirdir
ve her sigara bir diğerini istetir. Sigaraya başladığınızda ucunda bomba olan bir ipi
ateşlemiş olursunuz yalnız İPİN NE KADAR UZUN OLDUĞUNU BİLMEZSİNİZ ve her
içtiğiniz sigara ile bombaya bir adım daha yaklaşmış olursunuz. BOMBANIN İÇTİĞİNİZ
BİR SONRAKİ SİGARA İLE PATLAMAYACAĞINI NEREDEN BİLİYORSUNUZ?
-


_____________________________



 
17 Mesaj
20 Kasım 2012; 19:45:39 

18. BÖLÜM

ENERJİ

Tiryakilerin çoğu ciğerlerini katranla doldurduklarının farkındadırlar ama sigaranın
genel bir uyuşukluğa neden olduğunu bilmezler.

Yalnızca ciğerlerini değil aynı zamanda yavaş yavaş damarlarını da nikotin,
karbonmonoksit gibi zehirlerle doldururlar.

Oksijen ciğerler ve kan dolaşımı tarafından vücudun çeşitli organ ve kaslarına
taşınır. Sigara içen insanlar kaslarını ve organlarını giderek daha fazla oksijenden yoksun
bırakırlar ve böylece bedenlerini her geçen gün daha kötü işlem yapmaya ve daha uyuşuk
olmaya başlar, ayrıca vücudun diğer hastalıklara olan direnci de azalır.

Bütün bunlar çok yavaş ve azar azar gerçekleştiğinden tiryakiler hiçbir şeyin farkına
varmazlar. Kendilerini her gün bir önceki günle aynı hissederler. Herhangi bir hastalıkları
olmadığı için uyuşukluklarına neden olarak yaşlarının ilerlemesini gösterirler.

Gençken çok zinde bir bedene sahip olduktan sonra otuz yılı aşkın bir süre devamlı
yorgunluk çektim. Yalnızca çocukların ve gençlerin enerji dolu olduklarına inanmaya
başlamıştım. Sigarayı bıraktıktan kısa bir süre sonra birden bire kazandığım enerji benim
için en güzel hediyelerden biriydi. Spordan tekrar zevk almaya başladım.

Bedenin kötü kullanılması ve enerji eksikliği diğer olumsuz davranışlara da yol açar.
Tiryakiler sportif aktivitelerden ve hobilerden uzak durup kendilerini yemeğe ve içkiye
verirler.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
20 Kasım 2012; 19:54:40 

19. BÖLÜM

RAHATLATIYOR VE ÖZ GÜVEN VERİYOR

Yanılgıların en kötüsü budur. Benim için bundan kurtulmak sigarayı bırakmanın en
büyük kazancı olan sigaranın esirliğinden kurtulmakla aynı değerdedir –bundan sonra
yaşamınızı sürekli bir güvensizlik içinde geçirmek zorunda kalmazsınız.

Tiryakiler geceleri dışarıdayken sigaraları azaldığında kendilerini güvensiz
hissederler ve o güvensizlik duygusuna aslında sigaranın neden olduğuna inanmakta çok
güçlük çekerler. Sigara içmeyenler bu duyguyu bilmezler, çünkü bu duygu tütünün bir
ürünüdür.

Ben sigarayı bırakmanın verdiği avantajların çoğunu aylar sonra seanslarımda fark
etmeye başladım.

Yirmi beş yıl boyunca kontrol için doktora gitmemekte direndim. Yaşam sigortası
yaptırmak istediğimde kontrole gitmeyi kabul ettiğim için daha fazla para ödedim.
Hastanelere ve doktorlara gitmekten nefret ederdim. Yaşlanma ve emeklilik düşüncelerine
katlanamazdım.

Bunlardan hiçbirinin sigara yüzünden olduğunu düşünmüyordum, fakat sigarayı
bırakınca bir kabustan uyanır gibi oldum. Artık her günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Yaşamımda doğal olarak kötü olaylar da oluyor ve ben de herkes gibi stres ve
gerginliklerle karşı karşıya kalıyordum. Bunlarla baş edecek güvene sahip olmak çok güzel
bir şey. İnsan fiziksel canlılık, enerji ve özgüvenle güzel anların tadını daha çok çıkarıyor.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
20 Kasım 2012; 20:14:18 

20. BÖLÜM

KARA LEKELER

Sigarayı bırakmanın bir başka mutluluğu da aklımızın bir köşesinde gizlenen o kara
lekelerden kurtulmaktır. Bütün tiryakiler aptal olduklarını ve sigaranın olumsuz etkilerini
görmezlikten geldiklerini bilirler. Sigarayı çoğunlukla hiç düşünmeden, otomatik olarak
içeriz fakat kara lekeler aklımızın bir köşesinde pusuda bekler.

Sigara içtiğimiz sürece bu kara lekelerin ortaya çıktığı anlar şunlardır:
· Sigara paketlerinin üzerindeki uyarı yazısını okuduğumuzda
· Kanserle ilgili bir şey duyduğumuzda
· Sigaraya karşı kampanyalar açıldığında
· Öksürük krizi tuttuğunda
· Kalbimizde bir ağrı olduğunda
· Çocuklarımızdan, arkadaşlarımızdan yada yakınlarımızdan biri bize acıklı bir
şekilde baktığında
· Diş doktoruna gittiğimizde veya birini öperken yada sigara içmeyen birisiyle
konuşurken nefesimizin ne kadar kötü koktuğunu ve dişlerimizin ne kadar
lekeli olduğunu fark ettiğimizde
· Sigara içmekten dolayı sosyal saygınlığımızı yitirdiğimizde

Bütün bunların farkında değilsek bile o kara lekeler aklımızın bir köşesinde pusuda
bekler ve bağımlılığımız arttıkça bizi kendilerine çekmeye çalışırlar. Bu çekişme ancak o
iğrenç bağımlılıktan kurtulmaya karar verdiğimiz zaman sona erer.

Bu kara lekeler olmadan ve bir daha sigara içmek gereksinimi duymayacağınız
bilincinde olarak yaşamanın zevkini ne kadar vurgulasam azdır.

Son iki bölümde sigara içmenin büyük dezavantajlarını ele almıştım. Önümüzdeki
bölümde ise dengeyi sağlamaya özen göstererek sigara içmenin avantajlarını sıraladım.
-


_____________________________



 
0 Mesaj
21 Kasım 2012; 11:25:17 

Champixe başlayalı 16. gun olmuş. Sigarasız 5. gunum.
Arkadaşların da dediği gıbı bırakacağım son gune kadar nerdeyse içtığım zamanlardakı gıbı ( gunde 1 pkt) içmeye devam etsem de 12. gun bırakınca sıgaranın yoksunluğunu, özlemını hıç hıssetmedım. Şimdi de öyle. (ilaç işe yarıyor :) )
Mıde bulantılarım 1 mg. a geçtığım ılk 3 gun surdu. Sonra geçtı. ( Şükür :) )
Bir gun ruyamda bır sıgara kokusunu tadını bıre bır hıssttım. Sankı yanımda bırı yakmış ya da ben bır nefes almışım gıbı eskı zamanlardakı tadı, kokusu neyse onu hıssettım. ( Hd kalıtesınde ruya 1., bilinçaltı sıgarayı hatırlatıyor vayy şer...) :)
Hayır ben bıraktım 1 tane bıle ıçmeyecektım dedığimi hatırlıyorum, bırden uyandım. Zira daha oncekı bırakma deneyımlerımde yaptığım tek hata sıgarayı bıraktıktan sonrakı özguvenle ıstedığım her zaman bırakacağımı sanmamdan kaynaklanan bır taneden bır şey olmaz yanılgısıydı. O tek sıgara benı haftalar sonra eski bağımlılığıma ulaştırmaya yetiyordu. Tabi bu aldatmaca aslında sıgara bağımlısı olduğum ıcın kendımın uygurduğu bır şeydı. Bu sigara bağımlılımdan kaynaklanan yoksunluğumu gıdermek ıstememın dışında bır şey olamazdı.
CLASSARA arkadaşa burdan ne kadar teşekkur etsem az. Campix sigara bağımlılığımın yarattığı yoksunluk hıssını gıderırken, bu kitap da sigara hakkında kendıme uydurduğum yanılgıları giderıyor. Böylelıkle her şey çok kolay oluyor. Ha bu arada ilacın yan etkılerınden, çok masum olmamasından her şeyden haberım var. Dr. kontrolunde kullanmama rağmen tırsmıyor değilim. En kısa zamanda gerek kalmamasını umuyorum sadece. Sevgiler & Saygılar.



 
17 Mesaj
22 Kasım 2012; 16:23:58 

Teşekkürler sayın Denizmir. Sizede bu özgürlük yolunda başarılar. Yılmak yok , Zaten sigara ve nikotin gerçeğini öğrenip anladıktan sonra Düşünüyorumda istesemde artık sigara içemem. Çünkü , Beyin yıkama gerçekten de tersine dönüyor bilinçlendikçe. Ben ne kadar da iradeliymişim ama farkında değilmişim diye düşünüyorum artık. Ama açıkçası: heyecan duyarak bu bağımlılıktan kurtulmak ve bırakma aşamasında, bırakmak için kullanacağım ilaçların etkilerine de maruz kalmadan bırakabilmek, ve ben kendim başardım başaracağım duygusu heralde sigarayı bırakmaktan daha çok heyecan ve mutluluk verici bir duygu. Her geçen günüm daha bir anlam kazanıyor. Dışarı çıkıp saatlerce koşmak istiyorum Bu gün 15. günüm, Kısa bir süre olmasına rağmen, Yinede sigara içen birini gördüğümde,Sebebini bilsem de, bunu ben nasıl içiyormuşum bu insanlar neden haala içiyor diyerek şimdiden acıma duygusuyla bakmaya başladım.

Sayın Viyesi nin paylaştığı videoyu da tekrar paylaşayım, izlemenizi tavsiye ederim, Kitabın kısa bir özeti gibi,
http://www.youtube.com/watch?v=OMKSEW1EjGw


_____________________________



 
17 Mesaj
22 Kasım 2012; 16:32:55 

21. BÖLÜM

SİGARA İÇMENİN AVANTAJLARI

Burası hep boş kalacak. [ Aynen böyle yazıyor]


_____________________________



 
17 Mesaj
22 Kasım 2012; 17:15:11 

22. BÖLÜM

İRADE YÖNTEMİ İLE BIRAKMAK

Toplumumuzda sigarayı bırakmanın çok güç olduğu düşüncesi yaygındır. Sigarayı
bırakmayı öğütleyen kitaplar bile bırakmanın ne kadar zor olduğuyla başlar. Aslında
bırakmak o kadar kolaydır ki. Evet kuşkunuz olmasını anlıyorum fakat olayı iyice bir
düşünün.

Bir mili dört dakikanın altında koşmayı hedeflerseniz amacınıza ulaşmakta güçlük
çekebilirsiniz. Bu hedef için yıllarca yoğun bir şekilde hazırlanmanız gerekir ve belki o
zaman bile fiziksel açıdan başaramazsınız. (Gerçekleştirdiğimiz şeyleri hayal gücümüz
belirler. Ne kadar ilginç değil mi? Bannister dört dakikanın altında koşmayı başarmadan
önce böyle bir derece erişilmez gibi geliyordu. Bugün ise gayet normal bir şey oldu.)

Sigarayı bırakmaya çalışıyorsanız yapacağınız tek şey sigara içmemektir. Kimse
sizi sigara içmeye zorlamaz (kendiniz hariç tabii), yaşamak için yemek ve içmek gibi sigara
içmek zorunda değilsiniz. Bırakmak istiyorsanız neden güçlük çekeceksiniz ki? Hiç zor bir
şey değil. Tiryakiler irade yöntemiyle bırakmaya çalıştıklarında olayı kendi kendilerine
güçleştirirler. Ben irade yöntemini tiryakiye bir tür özveride bulunduğu duygusu veren
yöntem olarak tanımlıyorum. Şimdi bu yöntemi bir ele alalım.

Hiçbirimiz sigara içmeye karar vermeyiz. İlk içtiğimiz sigaralar yalnızca bir
denemedir ve tatları iğrenç olduğundan ne zaman istersek o zaman bırakabileceğimizi
sanırız. İlk sigaralarımızı genellikle canımız istediği zaman ve çoğunlukla sigara içen
başka insanlarla birlikteyken içeriz.

Ne olduğunu daha doğru dürüst anlamadan düzenli olarak sigara almaya ve sürekli
sigara içmeye başlarız.

Bağımlı olduğumuzu anlamamız çoğunlukla uzun sürer, çünkü tiryakilerin sigarayı
gereksinim duydukları için değil zevk aldıkları için içtikleri yanılgısına düşeriz. Sigara
içmekten zevk almayız (zaten hiçbir zaman zevk almayız) ve ne zaman istersek o zaman
bırakabileceğimizi sanırız.

Genellikle, ancak sigarayı bırakma girişiminde bulunduğumuz zaman bir sorunla
karşı karşıya olduğumuzu fark ederiz. İlk bırakma girişimlerimiz daha sigaraya yeni
başladığımız zamanlarda olur, çoğunlukla para sıkıntısı yüzünden (genç bir erkek bir kızla
tanışır, birlikte bir yaşam sürmek için para biriktirmek ve sigara içmek için para
harcamamak ister) yada sağlık yüzünden (genç hâlâ aktif bir sporcudur ve nefesinin
daraldığını fark eder). Neden ne olursa olsun stresli bir durum beklenir. Bırakır bırakmaz
küçük canavar besin istemeye başlar. Böylece tiryakinin canı sigara ister, içemediğinden
dolayı da içinde bulunduğu stres artar. Stresli durumlarda kendisine destek olan yardımcısı
artık olmadığından üç kat eziyet çeker. İşkence dolu bir süreden sonra ya bir özveride
bulunup “daha az içmeye” niyetlenir yada “yanlış zaman seçmiş” olduğu sonucunu çıkarıp
“daha az stresli olduğu bir anı beklemeye” karar verir. Oysa stres olmadığı zaman sigarayı
bırakmaya da gerek kalmaz; bir dahaki stres durumunda tiryaki bir girişimde daha bulunur.
Doğru zaman bir türlü gelmez çünkü yaşam giderek daha az değil daha çok stresli bir hale
gelir. Anne babamızın evinden çıkar kendi evimizi kurarız, borçlanırız, çocuklarımız olur,
işimizdeki sorumluluğumuz artar vs. Tiryakilerin yaşamında stres hiç azalmaz çünkü strese
neden olan sigaradır. Alınan nikotin miktarı arttıkça hem stres hem de sigaranın gerekli
olduğu aldatmacası artar.

Yaş ilerledikçe stresin arttığı aslında bir yanılgıdır ve bu yanılgıyı sigara doğurur. Bu
konuya 28. bölümde daha ayrıntılı bir şekilde değineceğim. Tiryaki başlangıçta yaşadığı
başarısızlıklar sonucunda bir sabah kalkıp sigara içmek istememe olasılığına inanmaya
başlar. Bu umut genellikle sigarayı bırakmış diğer kişilerden duyduğu hikayelerden
kaynaklanır (örneğin “grip olmuştum iyileştikten sonra canım artık sigara içmek istemedi”).

Kendinizi kandırmayın. Ben bu tür söylentileri çok araştırdım ve olayın öyle
dışarıdan göründüğü gibi basit olmadığını anladım. Çoğu durumda tiryaki kendini sigarayı
bırakmaya zaten hazırlamış oluyor ve gribi yalnızca bir bahane olarak kullanıyor. Ben ne
zaman grip olsam sigara içmemi engellediği için dört gözle iyileşmeyi beklerdim.

Sigarayı birdenbire bırakan insanların çoğu bir şok yaşamıştır. Ya yakın bir
akrabaları sigara yüzünden ölmüştür yada sağlıkla ilgili bir sorun yüzünden korkmuşlardır.
“Bir gün aniden sigarayı bırakmaya karar verdim. Ne mükemmel bir insanım.” Demek çok
kolaydır. Kendinizi kandırmayı bırakın! Öyle bir şey kendiliğinden olmaz; sizin de biraz
katkıda bulunmanız gerekir.

Sigarayı irade yöntemi ile bırakmanın neden bu kadar zor olduğunu daha ayrıntılı
bir şekilde inceleyelim. Yaşamımızın çoğunu gerçekleri görmezlikten gelip “yarın
bırakacağım” diyerek geçiririz.

Bazen bir şey sigarayı bırakma girişiminde bulunmamıza neden olur. Sağlıkla ilgili
sorunlar, parasal nedenler, sosyal saygınlık yada son zamanlarda çok fazla nefes darlığı
çekmişizdir ve aslında sigaradan zevk almadığımızı fark etmişizdir.

Neden ne olursa olsun gözlerimizi açıp sigaranın olumlu ve olumsuz yanlarını
tartmaya başlarız ve aslında yaşamımız boyunca bildiğimiz sonuca varırız. Zaten mantıklı
düşündükten sonra ancak bir tek kanıya varılabilir: SİGARAYI BIRAKMAK!

Tiryaki sigara içmezse daha iyi olacağını bildiği halde sigarayı bıraktığında bir
özveride bulunduğu duygusuna kapılır. Bu gerçi bir yanılgıdır ama çok etkili bir yanılgıdır.
Nedenini bilmemesine rağmen sigaranın yaşamın iyi ve kötü anlarında kendisine destek
olduğuna inanır.

Daha sigarayı bırakmadan önce hem toplumun beynine işlediği hem de kendi
bağımlılığının yarattığı boş inançları aklına yerleştirmiştir. Buna bir de sigarayı bırakmanın
ne kadar güç olduğu konusundaki daha da etkili yanılgı eklenir.

Aylardır sigara içmeyen ve hâlâ sigara diye ölen tiryakileri duyarız. Bunlar mutlu
olmasını bilmeyen insanlardır, önce sigarayı bırakırlar sonra da yaşamlarının geri kalan
bölümünü sigara içmek isteyerek geçirirler. Yıllarca sigara içmeden mutlu bir şekilde
yaşarken bir gün bir sigara içip tekrar bağımlı olan tiryakileri de biliriz. Büyük bir olasılıkla
hastalıkları iyice ilerlemiş olan, kendilerine gözle görülür bir şekilde zarar veren ve
sigaradan zevk almadıkları belli olan tiryakiler de tanıyoruzdur –fakat yine de sigara içmeye
devam eder. Ayrıca bunların bir yada daha fazlasını belki kendimiz de yaşamışızdır.

İşte “Yaşasın! Duydun mu? Ben artık sigara içmek zorunda değilim” diye
başlayacağına sanki Everest Dağı’na tırmanacakmış gibi sıkıntılı bir duyguya kapılıp kötü
kaderine kızar, çünkü küçük canavarın tuzağına bir kere daha düşenin bir daha
kurtulamayacağı inancındadır. Bir çoğu arkadaşları ve yakınlarından özür dilemeye bile
başlar: “Bak sigarayı bırakmaya çalışıyorum. Önümüzdeki haftalarda herhalde gergin
olurum lütfen biraz anlayış göster!” Bu tür girişimler başarısız olmaya mahkumdur.

Tiryakinin birkaç gün sigarasız kalabileceğini kabul edelim. Ciğerlerindeki tıkanıklık
kısa bir süre sonra kaybolur. Birkaç gündür sigara almadığı için cebinde parası vardır.
Sigarayı bırakmak istemesinin nedenleri bir anda aklından çıkar. Bu, araba kullanırken
kötü bir kaza görmeye benzer. Bir süre yavaş kullanırız fakat acelemiz olduğu bir an yine
her şeyi unutup gaza basarız.

Diğer taraftan karnınızdaki küçük canavar nikotinsiz kalmıştır. Bedeninizde bir ağrı
yoktur; bir soğuk algınlığı yüzünden aynı rahatsızlığı çekseniz ne işinize gitmezlik
ederdiniz nede depresyonlara girerdiniz. Gülerek geçiştirirdiniz. Oysa tiryakinin düşündüğü
tek şey bir sigara isteğidir. Bunun neden bu kadar önemli olduğunu kendi de anlamaz.
Karnındaki küçük canavar beyninde büyük bir canavara dönüşür ve birkaç saat yada gün
önce sigarayı bırakmanın nedenlerini sayan kişi tekrar başlamak için bahaneler bulmaya
çalışır ve şunları söylemeye başlar:

1. Yaşam çok kısa. Yarın bir bomba patlayabilir yada bir arabanın altında
kalabilirim. Zaten çok uzun süredir içiyorum. Hem bugünlerde artık her şeyin
kansere yol açtığını söylüyorlar.

2. Yanlış zaman seçmişim. Yılbaşından / tatilden / yaşamımdaki bu stres
döneminden sonra bıraksam daha iyi olacakmış.

3. Konsantre olamıyorum. Gerginim ve moralim bozuk. Doğru dürüst
çalışamıyorum. Arkadaşlarım ve ailem beni artık sevmiyor. İşin gerçeği
herkesin yararı için benim tekrar sigaraya başlamam gerekiyor. Ben sigaraya
çok düşkünüm ve anlaşılan bir daha sigarasız mutlu olmama olanak yok.
(Benim otuz üç yıl sigara içmeme neden olan buydu.)

Tiryaki bu noktaya geldiğinde kaderine razı olup bir sigara yakar ve şizofreni artar.
Açlığını giderdiği ve küçük canavarı doyurduğu için büyük bir rahatlama duyar fakat uzun
süre sigara içmediyse sigaranın tadından iğrenir ve bu iğrenç şeyi neden içtiğini bir türlü
anlayamaz. Sonunda iradesinin yetersiz olduğuna inanmaya başlar. Aslında hiçbir eksiği
yoktur. Yalnızca kararını değiştirmiş ve yeni düşüncelerinin ışığında tamamen mantıklı
başka bir karar vermiştir. İnsan kendisini perişan hissettikten sonra sağlığın ne anlamı kalır
ki? Mutsuz olduktan sonra varlıklı olup da ne olacak? Hiçbir şey. Kısa fakat eğlenceli bir
yaşam, uzun ve perişan bir yaşamdan çok daha iyidir.

Ne mutlu bize ki, bunun tam tersi doğru. Sigarasız bir yaşam çok daha eğlenceli.
Benim otuz üç yıl boyunca sigara içmeme bu hayal neden olmuştur. İtiraf etmeliyim ki bu
hayal gerçek olsaydı hâlâ sigara içiyor olacaktım (düzeltme yapayım –ölmüş olacaktım).

Tiryakilerin çektikleri eziyetin sigarasızlıkla bir ilgisi yoktur. Sigarasızlık gerçi bu
eziyetin başlamasına neden olur ama asıl savaş insanın kafasında gerçekleşir ve buna
kuşku ve kararsızlık yol açar. Tiryaki işe başından bir özveride bulunduğu inancıyla girdiği
için bir süre sonra yoksunluk duygusuna kapılır –bu da bir tür strese yol açar. Ne zaman
beyni “yak bir sigara” dese strese girer. Sigarayı bırakır bırakmaz sigara içmeye
gereksinim duymaya başlar. Fakat sigarayı bırakmış olduğu için içemez, bu durum onu
iyice depresyona sokar ve bu depresyon onu tekrar sigaraya iter.

Bırakmayı güçleştiren bir başka etken de bir şey olsun diye beklemektir. Ehliyet
almayı amaçladığınızda ehliyet sınavını geçer geçmez hedefinize ulaşmış olursunuz.
“İrade yönteminde” ise: “Sigarasızlığa yeterince uzun bir süre dayanırsanız sigara içme
isteğiniz yok olacaktır” kanısı geçerlidir.

Hedefinize ulaştığınızı nasıl anlarsınız? Bir şey olsun diye beklersiniz, hiçbir zaman
anlamazsınız, çünkü artık bir şey olmaz. Son sigaranızı söndürdükten sonra sigarayı bırakmış oldunuz; eğer hâlâ bir beklenti içindeyseniz bu yalnızca sigarasızlığa ne kadar
zaman dayanacağınızın beklentisidir.

Daha önce belirttiğim gibi tiryakilerin çektiği eziyet beyinle ilgili bir şeydir ve
güvensizlikten kaynaklanır. Fiziksel bir ağrı yaratmaz ama etkisi çok güçlüdür. İnsanın
kendisini perişan ve güvensiz hissetmesine yol açar. Tiryaki sigarayı unutmak bir yana
sigaradan başka bir şey düşünemez olur. Günlerce hatta haftalarca ağır depresyonlara
girer. Düşüncelerinde hep kuşku ve korku vardır.

“Bu çılgın arzu daha ne kadar sürecek?”
“Bir daha mutlu olabilecek miyim?”
“Bir daha uyanmak isteyecek miyim?”
“Bir daha yediğim yemeklerden zevk alabilecek miyim?”
“İleride stresle nasıl başa çıkacağım?”
“Bir daha sosyal olaylardan zevk alabilecek miyim?”

Tiryaki her şeyin hemen ilerlemesini bekler fakat içinde bulunduğu derin keder
sürdükçe sigaranın değeri daha da artar.

Aslında gerçekten bir şey olur fakat bunu tiryaki fark etmez. Üç hafta boyunca
tamamen nikotinsiz kalmaya dayandıktan sonra vücudun nikotin gereksinimi kalmaz. Daha
önce belirttiğim gibi nikotin eksikliğinin yarattığı özlem o kadar azdır ki fark edilmez bile.
Tiryakilerin çoğu yaklaşık üç hafta sonra sigarayı bırakmayı başardığını düşünür. Bunu
kanıtlamak için bir sigara yakar ve her şey yeniden başlar. Sigaranın tadı iğrenç gelir ama
bedenine tekrar nikotin vermiş olduğu için sigarasını söndürür söndürmez nikotin seviyesi
düşer ve içinden bir ses: “Bir tane daha yak” demeye başlar. Tam kurtulmuşken tekrar
bağımlılık kazanır.

Ondan sonraki ilk sigarasını genellikle hemen yakmaz. “Tekrar bağımlılık kazanmak
istemiyorum” diye düşünür. Şöyle biraz zaman geçsin diye bekler. Belki birkaç saat, belki
birkaç gün belki de birkaç hafta. Sonunda “Tekrar bağımlılık kazanmadığıma göre ikinci bir
sigara içmemde bir sakınca olmasa gerek” diyerek daha önceki tuzağa yeniden düşer,
fakat artık çok ince bir ip üzerinde yürüyordur.

Sigarayı irade yöntemiyle bırakmayı başarmış olanlar beyinlerine işlenmiş o asılsız
inançlar yüzünden bir süre için sıkılır ve zorlanırlar. Bedensel bağımlılık sona erdikten
çok sonra tiryaki hâlâ sigara özleminden yakınır. Yeterince dayanırsa artık bir daha
başlamayacağına inanmaya başlar. Yakınmaya son verir ve yaşamın sigarasız da
sürdüğünü ve hatta zevk verdiğini kabul eder.

Birçok tiryaki irade yöntemiyle başarılı olmuştur, fakat güç ve zahmetli olan bu yol,
başarıdan çok başarısızlıkla sona erer. Başarmış olanlar bile yaşamları boyunca sigara
konusunda hassas kalırlar. O asılsız inançlar belli bir ölçüde hâlâ etki eder ve sigaranın
insana iyi ve kötü zamanlarda destek olduğuna inanırlar. (Sigara içmeyenlerin çoğu da bu
aldatmacaya inanır. Onların da beynine işlenmiştir ama sigaradan “zevk almayı”
öğrenememişlerdir yada işin olumsuz yanlarından kaçınmışlardır, hayır teşekkürler!) Uzun
zaman sigara içmeyenlerin tekrar başlamalarının nedeni budur işte.

Sigarayı bırakmış birçok kişi zaman zaman “özel bir ödül” olarak yada kendisini
sigaranın tadının iğrenç olduğuna inandırmak için bir puro yada sigara içer. Tadı iğrençtir
fakat sigarasını söndürdüğü an vücudundaki nikotin seviyesi düşer ve bir ses: “Bir tane
daha yak!” demeye başlar. Bir sigara daha yaktığında tadı yine iğrenç gelir ve kendisini
kutlamaya başlar. “Yaşasın! Zevk almadığım sürece bağımlılık kazanmam nasıl olsa,
yılbaşından / tatilden / bu stresten sonra tekrar bırakırım.”

Çok geç. Yeniden bağımlılık kazanmış, ilk düştüğü tuzağa yeniden düşmüştür.

Hep söylüyorum, zevkin bununla bir ilgisi yoktur, hiç de olmadı! Sigarayı zevk için
içseydik kimse ilk sigarasından başka sigara içmezdi. Zevk almadığımız halde sigara
içecek kadar aptal olabileceğimize inanamadığımızdan dolayı sigaranın bize keyif verdiğini
sanırız. Sigara içmek işte bu yüzden çoğunlukla bilinç altında gerçekleşir. İçtiğimiz her
sigarada ciğerimize doldurduğumuz pisliği düşünsek ve kendimize “bu iş bana 30.000
pound’a mal oluyor ve şu anda içtiğim sigara ciğerlerimde kansere yol açacak sigara
olabilir” dersek zevkin hayali bile kalmaz. Sigaranın kötü sonuçlarını bilerek aklımızdan
çıkarmaya çalıştığımızda aptallık yaptığımızı düşünürüz. Bu kötü sonuçları oturup
düşündüğümüzde ise dayanılmaz olur! Tiryakileri özellikle toplum içinde izlerseniz yalnızca
sigara içtiklerini fark etmedikleri zaman mutlu olduklarını görürsünüz. Fark eder etmez
rahatsız olur ve özür dilemek isterler. İnsan sigarayı küçük canavarı beslemek için içer...
küçük canavarı vücudunuzdan büyük canavarı da aklınızdan çıkardığınız an sigara içmeye
ne gereksinim nede arzu duyacaksınız.
-


_____________________________



 
0 Mesaj
23 Kasım 2012; 10:09:00 

Sayın Classara benım 7. gunum. Siz benden akıllı davranıp önce bırakmaya karar vermışsınız ne guzel :))
Videoyu daha önce izlemiştım. Ama kitaptan haberım yoktu, ben de edınıyorum. Hem butun çevremdekileri
ve sevdıklerımi de bu yolla bıraktırmayı duşunuyorum :)
Demek dışarı çıkıp saatlerce koşmak ıstıyorsun :) Süper ya. Sizin adınıza çok sevındım. Umarım en kısa zamanda bana da olur :)
Bu arada iki gundur ılacların dozunu yarı yarıya azalttım. Henuz denıyorum. Aslında fark ettığım bana o ılaç yerıne başka bır şey verseler yıne de fark etmeyeceğiydı.
Öyle sanıyorum kı asıl önemlı olan kitabın yarattığı farkındalığı kazanmış olmam.
Her şey çok guzel olacak... Sevgiler & Saygılar :)


_____________________________



 
17 Mesaj
24 Kasım 2012; 13:55:55 

Evet dediğiniz gibi bu kitabı sigara içmeyenlerinde okuması gerekir bence. Hatta sigara içipte bırakmaya niyeti olmayanların da. Herkesin çevresinde mutlaka en az bir tane sigara tiryakisi vardır. Özellikle video da ki böcek yiyen bitki çok etkiledi beni. Başta biz olmak üzere, çevremizdeki birçok kişi o bitkinin baştan çıkarıp esir edici etkisine kapılıp farkında olmadan yok olma yolunda ilerlemekte maalesef. Ve geç olmadan bunun farkına varmak gerçekten çok önemli bişey. Sadece bu örnek bile durumun farkına varmaya yetebilir.

İşte bu durumun farkına varıp gerçeği anladıktan sonra hiç bir ilaca ihtiyacım olmadığını düşünüyorum. Bizim tek ilacımız okumak ve düşünmek ve etkili bir karar vermekmiş bunu anladım ben bu süreçte. Ve öyle çok değerli bişeyden vazgeçmişim gibi bir düşünce kesinlikle yok. Ellerimin kollarımın bağlı olduğu bir zincirden kurtulmuş olma hissi gibi bir özgürlük hissi var. Her geçen günüm daha bir güzel, yeniden doğmuş gibi bir hissi yaşıyorum bıraktığım günden beri.. Küçük canavarın ölmesini heran hissettiğimi düşünüyorum, sözde kriz anında bunu düşünmek, o anı kriz olmaktan çıkarıyor. Zaten o anı kriz diye nitelendiren aslında bir yanılgıymış. Nedense ben o kriz denen anların çoğunu zevkle geçirdim... Biraz uğraşmam biraz çabalamam gerekiyor tabi ama ; Eğer bu gerçekleri öğrendikten sonra beynimi kendi istediğim yönde yönlendirip yapması gerekeni yaptıramazsam, O zaman o beynin orda ne işi var ki.


_____________________________



 
17 Mesaj
24 Kasım 2012; 14:18:46 

23. BÖLÜM

SİGARAYI AZALTMAK? DİKKAT TUZAK!

Tiryakilerin çoğu sigarayı ya bırakmaya hazırlık olsun diye yada küçük canavarı
kontrol etmek amacıyla azaltırlar. Bu adım bir çok doktor ve kitap tarafından yardım olarak
önerilir.

Ne kadar az sigara içerseniz o kadar iyi tabii ama sigarayı azaltmak tamamen
bırakmak isteyenler için iyi bir adım değildir. Sigarayı azaltma çabaları yaşam boyunca
tuzaktan kurtulamamamıza neden olur.

Genellikle sigarayı bırakma girişimlerinden biri başarısız olduğu zaman daha az
sigara içmeye yönelinir. Tiryaki birkaç saat yada gün sigarasız yaşamaya
dayanamayacağım, bundan sonra yalnızca en sevdiğim sigaraları içeceğim veya günde on
sigarayı geçmeyeceğim. Bunu başarırsam ya bu düzeyde kalırım yada daha da azaltırım.”
der.

Fakat feci bir şey olur.
1. Yapabileceği en kötü şeyi yapmıştır. Nikotine olan bağımlılığı devam etmekte
ve canavar hâlâ yalnızca bedeninde değil aynı zamanda düşüncelerinde de
yaşamaktadır.
2. Bütün zamanını bir sonraki sigarayı düşünerek geçirmeye başlar.
3. Sigarayı azaltmadan önce canı ne zaman isterse bir sigara yakıyor ve
özlemini hiç değilse kısmen gideriyordu. Şimdi yaşamın doğal stresine ve
sıkıntısına bir de nikotin eksikliğinin verdiği özlem duygusunu ekledi. Sinirli ve
perişan olmasına kendisi neden oldu.
4. İsteğine hep boyun eğdiği zamanlar içtiği sigaraların çoğundan zevk almıyor,
çoğunu içtiğini bile fark etmiyordu. Her şey otomatik olarak gerçekleşiyordu.
Keyif alındığına inandığı sigaralar yalnızca bir süre sigarasız kaldıktan sonra
içtikleriydi (örneğin günün ilk sigarası, sindirim sigarası vs.)

Artık içeceği sigaralar için bir saat daha fazla beklediği için hepsinden “zevk” almaya
başlar. Ne kadar çok beklerse aldığı “zevk” o kadar büyümüş gibi gelir. Bu “zevke” aslında
sigara değil gerginliğin sona ermesi neden olur. Bu gerginlik de nikotin eksikliğinden yada
insanın kafasında yarattığı özlemden kaynaklanır. Ne kadar uzun süre sigarasız kalırsa
sigaradan alacağı “zevk” o kadar artar.

Sigarayı bırakmanın en zor yanı kimyasal bağımlılık değildir. Onu atlatmak kolaydır.
Tiryakiler bütün gece sigarasızlığa dayanırlar, sigara özlemi yüzünden uyanmazlar bile.
Birçok tiryaki ilk sigarasını yakmadan önce yatak odasından çıkmıştır. Bir çoğu önce
kahvaltı eder. Bazısı işe gitmeyi bile bekler.

On saat boyunca sigara içmemeye aldırmazlar fakat gündüz on saat sigarasız
kalsalar çıldırırlar.

Çoğu tiryaki yeni bir araba alınca içinde sigara içmek istemez. Tiryakiler sigaranın
eksikliğini fazla duymadan süpermarketlere, tiyatroya, doktora, hastanelere, vs. Giderler.
Metrodaki sigara yasağı yüzünden bile ayaklanma çıkmadı. Tiryakiler sigara içmeleri
kısıtlandığı zaman nerdeyse sevinirler. Aslında uzun süre sigarasız kaldıkları için
içlerinden sevinirler. Bu onlara bir gün sigara içmek istemeyecekleri umudunu verir.

Sigarayı bırakmanın en zor yanı beynimize işlenmiş boş inançlardan, sigaranın bir
tür destek veya ödül olduğu ve sigarasız yaşamın aynı zevki vermeyeceği hayallerinden
kurtulmaktır. Sigarayı azaltmak size sigarayı bıraktıracağına öz güveninizin kaybolmasına,
perişan bir hale düşmenize ve dünyadaki en değerli şeyin bir süre sonra içeceğiniz sigara
olduğuna ve onsuz artık mutlu olamayacağınıza inanmanıza yol açar.

Sigarayı azaltmaya çalışan tiryakilere acıdığım kadar hiç kimseye acımam. Daha az
sigara içtikleri zaman canlarının sigarayı daha az isteyeceği yanılgısına düşerler. Aslında
durum tam tersidir. Daha az sigara içtikleri zaman daha çok sigara özlemi çekerler;
sigaradan aldıkları zevk arttıkça sigaranın tadı daha iğrenç gelir. Fakat bu onlara sigarayı
bıraktırmaz. Zaten tat bu konuda hiçbir zaman etkili olmamıştır. Tiryakiler sigarayı
tadından dolayı içselerdi kimse bir taneden daha fazla sigara içmezdi. Buna inanmak güç
mü geliyor? Peki o zaman üzerinde tartışalım. En iğrenç sigara hangisidir? Evet, günün ilk
sigarası, kışın öksürük krizine girip balgam tükürmemize neden olur. Tiryakilerin en çok
sevdikleri sigaralardan biri hangisidir? Günün ilk sigarası! O ilk sigarayı tadı ve kokusu çok
güzel olduğu için içtiğinize gerçekten inanıyor musunuz? Yoksa o sigaranın dokuz saatlik
sigara özlemini ortadan kaldırdığı açıklamasını daha mı mantıklı buluyorsunuz?

Sigarayı azaltma çabaları hem başarısızlıkla sona ermeye mahkumdur hem de
büyük bir işkencedir. Başarısızlıkla sonuçlanır çünkü tiryaki daha az içmeye alışınca
sigarayı daha az isteyeceği yanılgısına düşer. Fakat söz konusu olan bir alışkanlık değil,
bağımlılıktır ve bağımlılığın temelinde giderek daha az değil daha fazla istemek vardır.
Tiryaki sigarayı azaltabilmek için yaşam boyu irade gücüne ve disipline gereksinim duyar.

Sigarayı bırakmanın güç tarafı nikotine olan kimyasal bağımlılık değildir. Onu
atlatmak kolaydır. Güç olan şey sigaranın insana zevk verdiği yanılgısından kurtulmaktır.
Bu yanılgı daha sigara içmeye başlamadan önce beynimize işlenmiş daha sonra kendi
bağımlılığımızla pekiştirilmiş boş inançlardan kaynaklanır. Sigarayı azaltmak tiryakinin
düştüğü bu yanılgıyı öyle bir hale getirir ki, sigara tiryakisinin yaşamını tamamen kontrolü
altına alır ve tiryaki dünyanın en güzel şeyinin bir sonraki sigara olduğuna inanmaya
başlar.

Daha önce belirttiğim gibi sigarayı azaltmak hiç bir zaman başarıyla sonuçlanamaz
çünkü yaşam boyu irade ve disiplin gerektirir. Sigarayı bırakacak kadar iradeniz yoksa
azaltacak kadar hiç yoktur. Bırakmak çok daha basit ve acısızdır.

Azaltmanın başarısızlığa uğradığı binlerce hikaye duydum. Başarıyla sonuçlandığını
bildiğim birkaç girişim ise oldukça kısa bir süre sonra gerçekleşmiş ve tiryakinin aniden
sigarayı tamamen bırakmasıyla sona ermiştir. Bu tiryakiler sigarayı azaltmalarına rağmen
bırakmışlardır azalttıkları için değil. İnsan sigarayı azaltarak yalnızca çektiği eziyeti artırmış
olur. Başarısızlıkla sona ermiş bir sigarayı azaltma girişiminden sonra tiryakinin sinirleri
yıpranmıştır ve bağımlılığın ömrünün sonuna kadar süreceğine inanmaya başlar. Bu onun
bir girişimde daha bulunana kadar beş yıl daha sigara içmesine neden olur.

Sigarayı azaltmak sigaranın ancak bir süre yoksun kaldıktan sonra zevk verdiğini
kanıtladığı için sigara içmenin ne kadar gereksiz olduğunu açık bir şekilde ortaya koyar.
Önce başınızı duvara vurmanız (yani sigarasızlık özlemi çekmeniz) gerekir ki acı sona
erdiğinde rahatlayabilesiniz.

Seçim hakkı sizin:

1. Yaşam boyu daha az sigara içmek. Bu kendi kendinize uyguladığınız bir
işkencedir ve nasıl olsa başaramazsınız.

2. Kendinizi giderek daha fazla zehirlemek. Bunun ne anlamı var?

3. Kendinize iyilik yapıp sigarayı bırakmak.

Sigarayı azaltmakla ortaya çıkan ikinci önemli nokta ise arada bir içilen sigara diye
bir şey olmamasıdır. Sigara içmek, kırmak gayreti göstermezseniz yaşamınız boyunca
sürecek zincirleme bir olaydır.

UNUTMAYIN: SİGARAYI AZALTMAK SİZİ DAHA KÖTÜ DURUMA DÜŞÜRÜR.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
24 Kasım 2012; 14:36:41 

24. BÖLÜM

TEK BİR SİGARA

Tek bir tane sigara içme düşüncesini aklınızdan çıkarın. O bir hayaldir. Tek bir
sigara, sigaraya başlamanıza yetti. Zor durumlarda destek, özel anlarda ödül görevi gören
tek bir sigara, sigarayı bırakma girişimlerinin çoğunu başarısızlığa sürükler.

Ter bir sigara bağımlılığından kurtulmayı başarmış insanları tekrar tuzağa düşürür.
İnsan bazen artık sigaraya gereksinim duymadığını kanıtlamak ister ve kanıtlar. Sigaranın
tadı o kadar iğrenç gelir ki, bir daha bağımlılık kazanmayacağını sanır, oysa kazanmıştır
bile.

Tek bir özel sigaranın düşüncesi tiryakileri çoğunlukla sigarayı bırakma isteğinden
alıkoyar –sabah ilk sigara veya sindirim sigarası.
“Tek bir sigara” diye bir şey olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Sigara içmek
zincirleme bir olaydır, siz kesmezseniz yaşamınız boyunca devam eder.

Sigarayı bırakmış insanların bazıları bu tek bir sigara efsanesi yüzünden yakınır
dururlar. Ara sıra içilen sigara yada paket diye bir şey olmadığı düşüncesini benimseyin –o
yalnızca bir hayaldir. Sigara içmeyi düşündüğünüzde aklınıza kendinize ruhsal ve fiziksel
olarak zarar verme, sigaranın esiri olma ve ömür boyu pis bir ağız kokusuyla dolaşma
hakkına kavuşmak için bir servet harcayarak geçirdiğiniz pis yaşamı getirin.

Ne yazık ki sigara gibi, iyi ve kötü zamanlarda destek veya zevk olarak
kullanabileceğimiz başka bir şey yok. Lütfen aklınızdan çıkarmayın: Sigaranın böyle bir
hüneri yoktur. Bu felaketi ya yaşamınız boyunca çekersiniz yada hiç çekmezsiniz. Çok
güzel badem tadı var diye siyanür içmeyi düşünmezsiniz bile; arada bir içilen sigara veya
puro düşüncesi ile kendinize eziyet etmeyi bırakın artık.

Bir tiryakiye “Bağımlılık kazanmadan önceki zamana dönme şansınız olsaydı tekrar
sigaraya başlar mıydınız=” diye sorduğunuzda “Şaka yapıyor olmalısınız” yanıtını alırsınız.
Oysa tiryakiler yaşamlarının her günü bu seçim şansına sahiptirler. Neden doğru karar
vermezler? Çünkü korkarlar. Bırakamamaktan veya yaşamın sigarasız eskisi gibi
olmayacağından korkarlar.

Kendinizi aldatmayı bırakın. Başarırsınız. Herkes başarır. Çok basit.

Olayı daha da basitleştirmek için anlamanız gereken bazı temel noktalar var.
Şimdiye kadar üçünü ele aldık:

1. Vazgeçmeniz gereken hiçbir şey yok. Kazanacağınız bir sürü güzel şey var.
2. Tek bir sigara düşüncenizi aklınızdan çıkarın. Öyle bir şey yok. Yalnızca
pislik ve hastalık dolu bir yaşam var.
3. Sizin başkalarından hiçbir farkınız yok. Her tiryaki sigarayı kolaylıkla
bırakabilir.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
27 Kasım 2012; 22:43:30 

25. BÖLÜM

ARA SIRA SİGARA İÇENLER, GENÇLER, SİGARA İÇMEYENLER

Çok sigara içenler ara sıra sigara içenleri genellikle kıskanırlar. Buna hiç gerek
yoktur. Ara sıra sigara içenler bir bakıma daha çok bağımlıdırlar ve asıl acınacak durumda
olan onlardır. Gerçi sağlık açısından daha az risk alırlar ve daha az para harcarlar ama
diğer bakımdan daha kötü durumdadırlar.

Tiryakilerin hiçbirinin sigaradan zevk almadığını unutmayın. Tiryakilerin zevk
aldıkları tek şey sigara özlemini gidermektir. Bu yüzden zamanla birbiri ardına sigara
içmeye başlarlar.

Birbiri ardına sigara içmeyi engelleyen üç ana neden vardır.

1. PARA: Birçok tiryakinin yeterli parası yoktur.

2. SAĞLIK: Kendisini sigara özleminden kurtarmak için vücuduna zehir vermek
zorundadır. Vücudunun bu zehirle başa çıkma kapasitesi insandan insana ve
kişinin o ani durumuna göre değişir. Bu sigara tüketimini otomatik olarak
kısıtlar.

3. DİSİPLİN: Bu disiplin toplum, iş yeri, arkadaşları, yakınları yada kafasındaki
sürekli çelişmeden dolayı kendisinden kaynaklanır.

Bu aşamada bazı terimleri tanımlamak yerinde olur.

SİGARA İÇMEYENLER: Hiçbir zaman tuzağa düşmemiş fakat bu yüzden de
övünülecek yanları olmayan, tanrı tarafından sigaradan korunmuş kişilerdir. Başlangıçta
kimse bağımlılık kazanacağını sanmaz. Sigara içmeyen bazı kişiler ara sıra bir sigara
içerler.

ARA SIRA SİGARA İÇENLER: Bunlar iki gruba ayrılırlar:
1. Farkında olmadığı halde tuzağa düşmüş tiryakiler. Onları kıskanmaya hiç
gerek yoktur. Onlar daha merdivenin ilk basamağındadırlar ve büyük bir
olasılıkla yakında koyu tiryaki olacaklardır. Anımsayın: Siz de ara sıra içerek
başlamıştınız.
2. Eskiden çok sigara içen ve sigarayı tamamen bırakamayacağını düşünen
kişiler. En acınacak durumda olanlar bunlardır. Bunlar üzerinde ayrı ayrı
durulması gereken alt gruba ayrılır.

GÜNDE BEŞ TANE SİGARA İÇEN TİRYAKİ: Sigara onun için gerçekten bir zevkse
neden yalnızca beş tane içer? Bağımlı değilse ve kolaylıkla bırakabiliyorsa neden içmeye
devam eder? Unutmayın, alışkanlık aslında insanın kafasını duvara vurmasıdır, acı yok
olduktan sonra bir rahatlama duygusu belirir. Günde yalnızca beş tane sigara içen tiryaki
sigara özleminin verdiği stresi günde bir saat bile gideremez. Günün geri kalan bölümünü
ve yaşamının büyük bir kısmını farkında olmadan kafasını duvara vurarak geçirir. Parası
yetmediği veya sağlığını düşündüğü için günde yalnızca beş tane sigara içer. Koyu bir
tiryakiyi sigaranın zevk vermediğine inandırmak kolaydır da gelin bir de ara sıra sigara içen
birini inandırmaya çalışın. Şimdiye kadar sigarayı azaltmaya çalışmış herkes bunun gerçek
bir eziyet ve yaşamının gerisini bağımlı olarak geçirmenin bir garantisi olduğunu iyi bilir.

YALNIZCA SABAHLARI VE AKŞAMLARI SİGARA İÇEN TİRYAKİ: Günün bir
yarısında sigarasızlık özlemi çekerken kendisine ceza verir ve diğer yarısında bu özlemi
giderir. Zevk alıyorsa neden bütün gün sigara içmediğini, almıyorsa neden içtiğini bir sorun
kendisine.

ALTI AY İÇEN ALTI AY İÇMEYEN TİRYAKİ: (Yada “İstediğim an bırakabilirim.
Şimdiye kadar binlerce kez bıraktım.”) Sigaradan o kadar zevk alıyorsa neden altı ay
boyunca içmez? Zevk almıyorsa neden altı ay sonra tekrar içmeye başlar? Aslında
bağımlılığından hiçbir zaman kurtulamaz. Gerçi bedensel alışkanlığından kurtulur ama asıl
sorun –o inandırıldığı aldatmacalar- etkisini hâlâ sürdürür. Sigarayı her bırakışında artık bir
daha başlamamayı umar ama bir süre sonra yine tuzağa düşer. Birçok tiryaki sık sık
bırakıp sonra tekrar başlayanları kıskanır. “İnsanın istediği zaman sigara içip istemediği
zaman içmemeyi böyle kontrol edebilmesi ne güzel bir şey” diye düşünür. Aslında bu tür
tiryakiler hiçbir şeyi kontrol edemezler. Sigara içtikleri zaman içmemeyi isterler.
Bırakmanın bütün angaryasını yaşadıktan sonra yoksunluk duygusu başlar ve tekrar
tuzağa düşüp sigara içmemeyi istemeye başlarlar. Her bakımdan en kötü durumu seçmiş
olurlar. Sigara içerken içmemeyi isterler sigarayı bırakmayı başardıklarında ise tekrar
başlamak isterler. Şöyle bir düşündüğünüzde bütün tiryakilerin aynı durumda olduğunu
fark edersiniz. Sigara içebildikleri zamanlar ya bunu gayet normal karşılarlar yada keşke
içmesek derler. İçemedikleri zamanlar sigaranın değeri artar. Tiryakinin içinde bulunduğu
iğrenç ikilem işte budur. Bu ikilemden kurtulamaz çünkü hâlâ bir efsane, bir hayal
peşindedir. Tek çıkar yol sigarayla birlikte bu hayalden de vazgeçmektir.

YALNIZCA ÖZEL ANLARDA SİGARA İÇEN TİRYAKİ: Evet işin başında hepimiz
yalnızca özel anlarda içeriz. Bu özel anların bu kadar çabuk artması ne garip değil mi?
Daha ne olduğumuzu anlamadan sürekli içmeye başlarız.

SİGARAYI BIRAKMIŞ FAKAT HÂLÂ ARA SIRA BİR SİGARA YADA PURO
İÇENLER: Bir bakımdan en kötü durumda olan bunlardır. Ya sürekli bir şeyden yoksun
kaldıkları duygusu içindedirler yada ara sıra içilen puroların sayısı artar. Tiryaki karanlığın
içine giden ince bir ipin üzerinde yürümektedir. Er yada geç koyu bir tiryaki olacaktır.
Sigaraya başladığı zaman düştüğü tuzağa düşmüştür.

Ara sıra sigara içenleri iki kategoride toplayabiliriz. Birinci kategori yalnızca toplum
içindeyken bir sigara yada puro içenlerden oluşur. Bu kişiler aslında sigara içmezler.
Sigara onlar için bir zevk değildir. Dışlanmamak, diğerlerinden biri olmak için içerler.
Hepimiz böyle başlarız ya. Puro dağıtıldığı bir zaman dikkat edin çoğu kimse uzun bir süre
purosunu yakmaz. Koyu sigara tiryakileri bile puroyu bitirmeyi dört gözle beklerler. Kendi
içtikleri sigara markasından çok daha fazla zevk alırlar. Büyük ve pahalı purolarda durum
daha da kötüdür –o lanet şey bütün akşam bitmek bilmez.

İkinci kategoriye çok nadir rastlanır. Bana gelen binlerce insandan neredeyse on
tanesi bu kategoridendi. Bunun en iyi örneği son vakalarımdan biriydi.

Bir gün bir kadın aradı ve özel bir randevu istedi. Kendisi avukat, yaklaşık on iki
yıldır günde tam iki tane sigara içiyor. İradesi çok güçlü bir kadın aslında. Ona grup
seanslarında başarı oranının daha yüksek olduğunu ve tek kişilik seansları yalnızca
tanınmışlığı yüzünden grup seansını bozabilecek kişilerle yaptığımı belirttim. Ağlamaya
başladı, gözyaşlarına dayanamadım.

Oldukça pahalı bir seans oldu. Çoğu tiryaki bu kadının neden sigarayı bırakmak
istediğini anlamaz. Günde yalnızca iki sigara içebilmek için benim o hanımdan aldığım
parayı seve seve vermeye razı olur. Çünkü ara sıra sigara içenlerin daha mutlu olduklarını
ve olayı kontrolleri altında tuttuklarını sanır. Kontrol olayı doğru olabilir ama kesinlikle daha
mutlu değillerdi. Kadın sigaraya başlamadan önce annesiyle babası akciğer kanserinden
ölmüşler. O da benim gibi ilk sigarasını içmeden önce sigaradan çok korkuyormuş ve
sonunda benim gibi dıştan gelen o yoğun baskıya dayanamayarak ilk sigarasını içmiş. O
da ilk sigarasının tadından nefret etmiş. Fakat benim gibi hemen teslim olup ardı ardına
sigara içmeye başlamamış, benim düştüğüm duruma düşmemeyi başarmış.

Sigaradan alınabilecek tek zevk sigara özlemini gidermektir. Bu özleme vücudun
aslında farkına varılamayacak kadar hafif olan nikotin eksikliği veya kaşınan bir yeri
kaşımamak zorunluluğunun doğurduğu gibi ruhsal bir işkence neden olabilir. Sigaranın
kendisi pislik ve zehirdir. İnsan ancak bir süre içmediği zaman sigaradan zevk aldığı
hayaline kapılır. Açlık ve susuzlukta olduğu gibi özlemi artırdıkça doyumu daha çok olur.
Tiryakiler sigara içmenin bir alışkanlık olduğu yanılgısına düşerler. “Günde belli bir sayıda
sigarayla yada yalnızca bazı özel durumlarda sigara içmekle yetinebilirsem beynim ve
bedenim buna alışacaktır. Sonra kısıtlı bir şekilde sigara içmeye devam eder, istediğim
zaman daha da azaltırım” diye düşünürler. Şunu aklınıza yerleştirin ki, sigara içmek
alışkanlık değil, bağımlılıktır. Bütün bağımlılar sigarasızlık özlemine dayanmaktansa bunu
gidermek eğilimindedirler. Şu anda bulunduğunuz düzeyde kalmak isteseniz bile
yaşamınızın gerisini irade ve disiplinle geçirmeniz gerekir, çünkü bedeniniz uyuşturucuya
karşı giderek bağışıklık kazanır ve daha az yerine daha fazla ister. Uyuşturucunun size
fiziksel ve ruhsal olarak zarar vermeye başladığı, giderek sinir sisteminizi, canlılığınız ve
öz güveninizi etkilediği gibi siz de daha sık sigara içmeye karşı koyamazsınız. Başlangıçta
sigarayı istediğiniz zaman içip istemediğiniz zaman içmemenizin nedeni budur. Benim gibi
hiçbir zaman sigaradan zevk aldığı hayaline kapılmamış bir insanın içtiği her sigarayı
fiziksel bir eziyet olarak görmesine karşın birbiri ardına sigara içmesinin nedeni de budur.

Bu kadını kıskanmanıza hiç gerek yok. Her on iki saatte bir tek sigara içerseniz sizin
için dünyadaki en değerli şey sigara olacaktır. Bu kadın on iki yıl boyunca büyük çelişkiler
içinde kalmış. Annesi, babası gibi akciğer kanserine yakalanmaktan korktuğu halde
sigarayı bırakacak gücü kendinde bulamamış. Her gün yirmi üç saat on dakika sigara
içmemek için savaş vermiş. Böyle bir şey olağanüstü bir irade gerektirir ve bu yüzden de
çok nadir görülür. Sonunda gözleri yaşlı bir zavallı durumuna düşmüş. Olaya bir de
mantıklı bir şekilde bakın. Sigara ya gerçekten avantajlı ve zevkli bir şey yada değil.
Öyleyse neden bir saat, bir gün, bir hafta boyunca vazgeçelim ki? Kendimizi neden bu
avantaj ve zevkten yoksun bırakalım? Aslında hiçbir avantajı ve zevki yoksa neden sigara
içelim?

Günde yalnızca beş tane sigara içen bir adamı anımsıyorum. Telefonda kısık bir
sesle söylediği ilk şey şuydu: “Beyefendi, ölmeden önce sigarayı bırakmak istiyorum.”
Derken yaşamını anlatmaya başladı: “Altmış bir yaşındayım. Sigara yüzünden gırtlak
kanseri oldum. Şimdi günde ancak beş sigara sarmaya iznim var. Eskiden geceleri derin
ve kesintisiz uyurdum. Şimdi saat başı uyanıyor ve sigara içmeyi düşünüyorum. Uyurken
bile rüyamda sigara görüyorum. Günün ilk sigarasını saat onda içiyorum. Beşte kalkıyorum
ve birbiri ardına çay içiyorum. Karım sekize doğru kalkıyor, sinirli olduğum için beni kapı
dışarı ediyor. Seraya gidip orada bir şeyler yapıyorum fakat aklımda hep sigara var tabii.
Dokuzda ilk sigaramı sarmaya başlıyorum, o sigarayı mükemmel bir hale gelinceye kadar
sarıyorum. Mükemmel olup olmaması beni hiç ilgilendirmiyor aslında ama böylece kendimi
biraz oyalamış oluyorum. Sonra saatin on olmasını bekliyorum. O anda ellerim
heyecandan zangır zangır titremeye başlıyor. Sigarayı hemen yakmıyorum. Yakarsam bir
sonraki sigara için üç saat beklemem gerekecek. Sonunda sigarayı yakıyorum, bir nefes
alıyorum ve hemen söndürüyorum. Bu taktik sayesinde bir sigarayı bir saat boyunca
içebiliyorum. Sigaranın boyu yarım santimetre kalıncaya kadar içiyorum sonra bir sonraki
sigarayı beklemeye başlıyorum.”

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi sigaraları sonuna kadar içmeye çalıştığından sürekli
dudaklarını yakıyormuş. Herhalde gözünüzde acınacak durumda, aptal bir adam
canlandırdınız, oysa 1.90 cm. boyundaki bu adam eskiden deniz kuvvetlerinde
astsubaymış, sporcuymuş ve sigara içmeye hiç niyeti yokmuş. Savaş zamanında yaygın
olan sigaranın cesaret verdiği düşüncesiyle askerlere bedava sigara veriliyordu. Diğer bir
deyişle bu adama sigara içmesi emredilmiş gibi olmuş. Yaşamının geri kalan bölümünü bir
servet harcayarak, diğer insanların vergilerine katkıda bulunarak ve kendisini fiziksel ve
ruhsal açıdan bir harabeye sokarak geçirmiş. Bir hayvan olsaydı toplum onu çoktan
acılarından kurtarırdı. Aynı toplum fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı geçlerin sistemli bir
şekilde sigaraya yönlendirilmesine ise hâlâ göz yumuyor.

Yukarıdaki vaka size abartılmış gibi gelebilir. Evet çok nadir fakat rastlanan bir
vakadır. Bunun gibi binlerce vaka var. Bu adam bana açıldı ve yaşamını anlattı fakat emin
olabilirsiniz ki birçok arkadaşı günde yalnızca beş tane sigara içtiği için onu kıskanıyordur.
Böyle bir şeyin sizin başınıza gelmeyeceğini sanıyorsanız lütfen KENDİNİZİ KANDIRMAYI
BIRAKIN.

O YOLDA İLERLİYORSUNUZ BİLE.

Tiryakilerin yalancılıkta adları çıkmıştır zaten, kendi kendilerini bile aldatırlar.
Aldatmak zorundadırlar. Ara sıra sigara içenlerin çoğu iddia ettiğinden daha fazla fırsatta
daha çok sigara içer. Günde sözüm ona beş tane sigara içen tiryakilerle yaptığım
görüşmelerde bu sayıyı daha benimle konuşurken geçtiklerini çok gördüm. Ara sıra sigara
içenleri düğün, parti gibi yerlerde izlediğinizde birbiri ardına sigara içenlerden hiçbir
eksikleri olmadığını görürsünüz.

Onları kıskanmanıza hiç gerek yoktur. Sigara içmenize gerek yoktur aslında. Yaşam
sigarasız çok daha güzeldir.

Gençleri sigaradan vazgeçirmek daha zordur; sigarayı bırakmakta güçlük
çekeceklerinden değil bağımlı olduklarını kabul etmedikleri yada hastalığın daha ilk
aşamasında oldukları ve ikinci aşamadan önce zaten bırakacaklarına inandıkları için.
Özellikle sigaradan nefret eden çocukların anne ve babalarını uyarmak istiyorum: Sakın
yanlış bir güven duygusu içine girmeyin.

Bağımlılık kazanana kadar bütün çocuklar tütün tadından ve kokusundan nefret
ederler. Sizde de öyle olmuştu. Devletin sigaraya karşı düzenlediği kampanyalara da
güvenmeyin. Tuzak hep aynı. Çocuklar sigara içmenin insanı ölüme sürüklediğini bilirler
fakat bir sigaradan bir şey olmayacağını da bilirler. Günün birinde bir arkadaşlarının etkisi
altında kalırlar. Belki çocuğunuzun bir sigara içtiğinde tadının ne kadar iğrenç olduğunu
görüp sigaradan uzak duracağını sanıyorsunuzdur. Çocuklarınızı Acımasız gerçeklere
karşı uyarın.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
28 Kasım 2012; 19:36:16 

26. BÖLÜM

GİZLİ GİZLİ SİGARA İÇENLER

Gizli gizli sigara içenler ara sıra içenler grubuna dahil edilebilirler. Fakat gizli gizli
sigara içmenin etkileri o kadar haindir ki ayrı bir bölümde ele almak gerekir. Kişisel
ilişkilerin bozulmasına neden olurlar. Benim neredeyse boşanmama yol açıyordu.

Yine başarısızlıkla sonuçlanan sigarayı bırakma çabalarımdan birini anımsıyorum.
Bu girişimime karımın sürekli öksürüğüm ve nefes darlığı çektiğim için duyduğu endişe
neden olmuştu. Sağlığımla ilgili bir korkum olmadığını söylediğimde bana “Biliyorum
korkun olmadığını ama sevdiğin bir insanın kendisine sistemli bir şekilde zarar verdiğini
görmek zorunda kalsan nasıl hissederdin kendini?” dediğinde söyleyecek bir şey
bulamadım ve sigarayı bırakmaya çalıştım. Bu girişim üç hafta sonra bir arkadaşımla
yaptığım ateşli bir tartışmadan sonra sona erdi. Bu tartışmayı o andaki ruh halimden dolayı
özellikle çıkardığımı ancak yıllar geçtikten sonra anlayabildim. O zamanlar ise gerçekten
bozulmuştum. Fakat tartışma bir rastlantı değildi, çünkü o arkadaşımla ne daha önce ne
de daha sonra hiçbir tartışmamız olmadı. O günkü olay ise kesinlikle küçük canavarın
işiydi. Her neyse bana bahane olmuştu, canım deliler gibi sigara istiyordu ve yine
başladım.

Karımın hayal kırıklığına uğramasına dayanamayacağımdan kendisine hiçbir şey
söylemedim. Bir tek yalnızken içiyordum. Sonra yavaş yavaş arkadaşlarımla birlikteyken
de içmeye başladım, artık karımdan başka herkes sigara içtiğimi biliyordu. O zamanlar
kendimden çok memnun olduğumu anımsıyorum. “Hiç değilse bu şekilde daha az sigara
içmiş oluyorum” diye düşünüyordum. Karım sonunda bir gün beni sigara içmeye devam
etmekle suçladı. Hiç fark etmemiştim ama meğer sık sık tartışma yapıp evden dışarı
fırlıyormuşum. Diğer zamanlarda iki saat içinde yaptığım alışverişleri daha uzun sürede
yapmaya ve normal olarak benimle gelmesini istediğim yerlere tek başıma gidebilmek için
bahaneler bulmaya başlamıştım.

Sigara içenlerle içmeyenler arasındaki uçurum giderek büyüyor ve yakınları ile
birlikte olmaktan kaçınıyorlar yada çok nadir görüşüyorlar. Gizli gizli sigara içmenin en kötü
yanı tiryakinin bir şeyden yoksun kaldığı hayalinin güçlenmesidir. Ayrıca insanın kendisine
olan saygısını yitirmesine neden olur; diğer her bakımdan dürüst bir kişi ailesini ve
arkadaşlarını aldatmak zorunda kalır.

Herhalde ya şimdiye kadar bu tür bir şey yaşamışsınızdır yada şu anda
yaşıyorsunuzdur.
-


_____________________________



 
17 Mesaj
28 Kasım 2012; 19:42:11 

27. BÖLÜM

SOSYAL BASKI

İngiltere’de 1960’lardan beri on milyondan fazla kişinin sigarayı bırakmasının
başlıca nedeni şu anda meydana gelen sosyal değişimdir.

Evet biliyorum. Sağlık ve ikinci sırada da para, sigarayı bırakmamızı gerektiren
başlıca nedenlerdir. Fakat bu nedenler hep vardı. Sigaranın yaşamımızı tehdit ettiğini
anlamak için kanser hakkındaki felaket raporları okumamıza gerçekten gerek yok.
Bedenlerimiz olağanüstü gelişmiş mekanizmalardır ve herkes ilk nefesten itibaren
sigaranın zehirli olduğunu bilir.

Sigaraya başlamamızın tek nedeni arkadaşlarımızdan kaynaklanan sosyal baskıdır.
Sigaranın şimdiye kadar sahip olduğu tek artı puan bir zamanlar toplum tarafından
tamamen kabul edilir olmasıydı. Bugün sigara içenler tarafından bile anti sosyal bir
davranış olarak görülüyor.

Eskiden erkekler sert gözükmek için sigara içerlerdi. Sigara içmeyenler korkak
olarak nitelendirildiğinden sigaraya başlamak için çok çaba sarf ederdik. Erkeklerin çoğu
barlarda, kahvehanelerde tütün dumanı içinde otururdu. Havada her zaman yoğun bir
duman olur ve düzenli olarak boyanmayan tavanlar kısa bir süre sonra sarı veya
kahverengiye dönüşürdü. Bugün durum tam tersi. Bugünün sert erkeği artık sigara içmiyor,
uyuşturucuya gereksinim duymuyor.

Bu sosyal değişim nedeniyle bugün sigara içen bütün tiryakiler ciddi bir şekilde
sigarayı bırakmayı düşünmeye başladılar ve sigara içenler artık zayıf karakterli insanlar
olarak görülüyorlar.

Bu kitabın 1985’te yazdığım ilk baskısından beri meydana gelen en önemli
değişiklik sigaranın anti sosyal bir davranış oluşunun giderek daha da vurgulanmasıdır.
Sigaranın modern kadının veya sert erkeğin övünç kaynağı olduğu günler artık geride
kaldı. Bugün herkes tiryakilerin bir nedenden dolayı sigara içmeyi sürdürdüklerini biliyor:
Sigarayı bırakmayı başaramadıkları veya bırakmayı denemeye korktukları için. Tiryaki
sosyal saygınlığının kalmadığını bürolarda uygulanan sigara yasağı, kamu yerlerindeki
sigara içilmeyen bölümler, sigarayı bırakmış kişilerin bilgiçlik taslayarak yaptıkları saldırılar
sayesinde her gün hissediyor. Tiryakinin davranışları giderek doğallığını yitiriyor. Son
zamanlarda gençlik zamanımdan anımsadığım ama uzun bir süredir görmediğim durumlar
yaşadım –örneğin küllük istemeye utanıp sigarasının külünü avucuna yada çantasına
döken tiryakiler.

Yaklaşık üç yıl önce Noel günü bir restorandaydım. Gece yarısıydı. Herkes
yemeğini bitirmişti. Normal olarak bir sigara yada puro içilen bir anda kimse bir şey
içmiyordu. Hemen üstüme alınarak “ah, kitabım etkisini göstermeye başlamış” diye
düşündüm. Garsona o restoranda sigara içmenin yasak olup olmadığını sordum ve yasak
olmadığı yanıtını aldım. “Çok garip, birçok insanın sigarayı bıraktığını biliyorum ama hiç
değilse sigara içen bir kişi olmalı” diye düşünürken köşeden biri bir sigara yaktı. Bunun
üzerine restoranın her köşesinden teker teker sigaralar yakıldı. Anlaşılan herkes “buradaki
tek tiryaki herhalde ben değilimdir!” diye düşünüyormuş.

Artık birçok tiryaki kendilerini frenledikleri için yemek aralarında sigara içmiyor.
Birçoğu yalnızca oturdukları masadaki insanlardan özür dilemekle kalmıyor, bir de başka
bir yerden şikayet gelir mi diye etrafındaki masalara bakıyor. Batan gemiyi terk edenlerin
sayısı her gün artarken daha hâlâ içinde oturanlar sona kalacaklarından dolayı paniğe
kapılmaya başlıyorlar.

SONA KALAN SİZ OLMAYIN!
-


_____________________________



 
17 Mesaj
29 Kasım 2012; 13:50:06 

28. BÖLÜM

ZAMANLAMA

Yalnızca sağlığınıza verdiği zarar yüzünden artık sigarayı bırakmanın tam zamanı
olduğunu değil uygun zamanı seçmenin de çok önemli olduğuna inanıyorum. Toplumumuz
sigarayı sağlığa zarar verebilen kötü bir alışkanlık olarak görür. Aslında öyle değildir.
Sigara bir uyuşturucu bağımlılığı, bir hastalık ve Batı toplumunda bir numaralı ölüm
nedenidir. Tiryakilerin başlarına gelen en kötü şey bu iğrenç nesneye bağımlılık
kazanmalarıdır. Bağımlı olmayı sürdürdüklerinde başlarına daha da felaket şeyler gelir.
İyileşme şansına sahip olabilmek açısından zamanlama çok önemlidir.

Sigaranın sizin için hangi zamanlarda ve durumlarda önemli olduğunu bir düşünün.
Bir işadamıysanız ve sigaranın stresi giderdiği uydurmasına inandığınız için sigara
içiyorsanız yıllık izin gibi boş olduğunuz bir anı seçin. Özellikle rahatlamak için veya
canınız sıkıldığında sigara içiyorsanız bunun tam tersini yapın. Ne şekilde olursa olsun
konuyu ciddi bir şekilde düşünüp bırakma girişiminizi yaşamınızın en önemli olayı haline
getirmeniz gerekir.

Takviminizde yaklaşık üç haftalık bir süre arayın ve bu süre içinde sizi başarısızlığa
itecek herhangi bir olay olup olmadığını göz önünde bulundurun. Düğün yada Noel gibi
olaylar kendinizi ona göre hazırlar ve bir şeyden yoksun kaldığınız duygusuna
kapılmazsanız sizi amacınızdan alıkoymaz. O zamana kadar sigarayı azaltmaya
kalkışmayın, çünkü bu sizi yalnızca sigaranın bir keyif olduğu yanılgısına düşürür. O pis
nesnelerden olabildiğince çok içmek size yardımcı bile olur. Son sigaranızı içerken
özellikle kötü kokusuna ve tadına dikkat edin ve buna bir son verdiğinizde her şeyin ne
kadar güzel olacağını düşünün.

NE YAPARSANIZ YAPIN, “ŞİMDİ DEĞİL, DAHA SONRA” DEMEK VE OLAYI
ERTELEMEK HATASINA DÜŞMEYİN. KENDİNİZE BİR PLAN YAPIN VE DÖRT GÖZLE
BU PLANI UYGULAMAYI BEKLEMEYE BAŞLAYIN.

Vazgeçtiğiniz hiçbir şey olmadığını tam tersine yakında bir sürü güzel şeye
kavuşacak olduğunuzu unutmayın.

Yıllardır dünyada sigara gizemini benden daha iyi bilen kimse olmadığını söylerim.
Olay şudur: Tiryakiler yalnızca nikotin gereksinimini karşılamak için sigara içtikleri halde
bağımlılıklarına nikotin bağımlılığının kendisi değil doğurduğu aldatmacalar neden olur.
Akıllı bir insan bir aldatmacaya bir kez düşer. Yalnızca aptallar bildikleri halde sürekli aynı
aldatmacaya kapılırlar. Çok şükür bütün tiryakiler aptal değil de yalnızca kendilerini aptal
yerine koyuyorlar. Sigara içen herkes kendi özel, kişisel aldatmacasına sahiptir. Bu yüzden
olayı daha da anlaşılmaz bir hale getirecek kadar fazla tiryaki tipi vardır.

Bu kitabın ilk baskısından beri geçen beş yılın verdiği deneyimi ve sigara içmek
konusunda her gün yeni bir şey öğrendiğimi düşündüğümde ilk baskıda yazdığım her
şeyin hâlâ geçerli olduğuna hem seviniyor hem şaşırıyorum. Yıllar geçtikçe edindiğim
bilgiyi tiryakilere en iyi şekilde aktarmak konusunda birçok deneyim kazandım. Her
tiryakinin kolaylıkla bağımlılığından kurtulabileceğini ve sigarasızlıktan zevk bile
alabileceğini tiryakiye anlatmayı başaramazsam bildiklerimin hiçbir anlamı kalmıyor ve çok
üzülüyorum.

Sık sık “Kitabı bitirene kadar sigara içmeye devam edin diyorsunuz. Böylece tiryaki
kitabı ya sonsuza dek okuyor yada hiç bitirmiyor. Bu yüzden o noktayı değiştirmelisiniz.”
Şikayetini duyuyorum. Evet, mantıklı bir açıklama ama “Sigarayı hemen bırakın” dersem
bazı tiryakiler kitabı okumaya bile başlamazlar.

İlk günlerimde bir tiryaki bana “Sizden yardım istediğim için sinirimden deli
oluyorum. Güçlü bir iradem olduğunu biliyorum. Yaşamımın diğer her alanında söz sahibi
benim. Bütün diğer tiryakiler irade yöntemiyle sigarayı bırakırken ben size gelmek zorunda
kalıyorum” dedi ve devam etti: “Sigara içebilirsem sanırım tek başıma başarabilirim.”

Bu bir çelişki gibi geliyor ama adamın söylemek istediğini çok iyi anlıyorum. Sigarayı
bırakmanın çok güç bir şey olduğuna inanırız. Zor durumlarda neye gereksinim duyarız?
Küçük arkadaşımıza. Bir de ondan vazgeçmek bize daha da güç gelir. Yalnızca yerine
getirilmesi zaten güç olan bir görevle karşı karşıya kalmaz aynı zamanda bu durumlarda
normal olarak kullandığımız küçük desteğimizden de yoksun bırakılmış oluruz.

Bu adamla yaptığım görüşmeden çok sonra yöntemimin en iyi yanının işte bu sigara
içmeye devam edin talimatı olduğunu anladım. Sigarayı bırakma sürecinden geçerken
sigara içmeyi sürdürebilirsiniz. Kendinizi kuşkulardan ve korkulardan arındırdıktan sonra
son sigaranızı söndürür, artık sigara içmeyen bir insan olmaktan mutluluk duymaya
başlarsınız.

Zamanlama konusundaki önerimi ciddi bir şekilde sorgulamama neden olan tek
bölüm bu bölümdür. İş yerinde bir stres halinde hemen sigaraya uzanıyorsanız sigarayı
tatil zamanı bırakmanızı, rahat bir ortamdayken sigara içmekten hoşlanıyorsanız bunun
tam tersini öneriyorum. Aslında işin en kolay yolu bu değil. En kolay yöntem bırakmak için
en güç zamanı –sık sık toplum içinde bulunacağınız, stresli, sıkıntılı yada konsantre
olmanız gereken bir zamanı- seçmektir. Kendinize en kötü durumlarda bile sigarasız
kalarak yaşamdan zevk alabileceğinizi kanıtladığınız an diğer her durum çocuk oyuncağı
gibi gelecektir. Size böyle bir şey önerirsem sigarayı bırakmaya kalkışır mısınız acaba?

Bununla ilgili bir benzetme yapmak istiyorum. Karımla birlikte sık sık yüzmeye
gideriz. Havuza birlikte gittiğimiz halde çok nadir birlikte yüzeriz. O önce ayak
parmaklarından birini suya sokar ve ancak yarım saat kadar sonra yüzmeye başlar Ben bu
uzun işkenceye katlanamam. Su ne kadar soğuk olursa olsun sonunda içine gireceğimi
bildiğim için işi kolaylaştırır, hemen dalarım. Ona kendini benim gibi hemen suya atmazsa
belki hiç yüzemeyeceğini anlatmaya çalıştığımı varsayalım. Sonuç olarak yüzmekten
vazgeçer. Sorunun ne olduğunu herhalde anlamışsınızdır.

Birçok tiryakinin zamanlama konusundaki önerimi, kabus gibi gördükleri günü
ertelemek için kullandıklarını biliyorum. Diğer bir düşüncem ise sigara içmenin avantajları
bölümünde uyguladığım yöntemi uygulayarak “Uygun zamanı bulmak çok önemlidir. Bir
sonraki bölümde size sigarayı bırakmanın en iyi zamanını açıklayacağım” demekti. Siz
sayfayı çevirince yalnızca kocaman bir “şimdi” okuyacaktınız. Bu gerçekten en iyi yol
olurdu ama uygular mıydınız?

Sigaranın en kurnaz yanı budur. Stres içinde olduğumuzda o anın sigarayı
bırakmak için uygun olmadığına inanırsınız; stressiz bir zamanda ise sigarayı bırakmaya
gerek duymazsınız.

Aşağıdaki soruları yanıtlayın.

İlk sigaranızı içtiğiniz zaman yaşamınızın geri kalan kısmını her gün, bütün gün, hiç
durmaksızın sigara içerek geçirmeye gerçekten karar verdiniz mi?

TABİİ Kİ HAYIR!

Yaşamınızı gerisini her gün sürekli sigara içerek mi geçireceksiniz?

TABİİ Kİ HAYIR!
Peki, ne zaman bırakacaksınız? Yarın? Önümüzdeki yıl? Ondan sonraki yıl?

Bağımlılık kazandığınızı fark ettiğinizden beri kendinize sorduğunuz soru bu değil
midir? Bir gün uyanıp artık sigara içmek istemeyeceğinizi mi umuyorsunuz? Kendinizi
aldatmayın. Ben otuz üç yıl boyunca böyle bir anı bekledim Durdum. Uyuşturucu
bağımlılığı giderek azalmaz, artar. Yarın daha kolay olacağını sanıyorsanız hâlâ kendinizi
aldatıyorsunuz. Bugün başaramazsanız yarın neden daha kolay olsun ki? Ölümcül bir
hastalığa yakalanana kadar bekleyecek misiniz? Bunun hiçbir anlamı yok.

Gerçekten tuzak zamanın şimdi uygun olmadığı –yarın daha kolay olacağı inancıdır.
Hep büyük bir stres içinde olduğumuzu sanırız. Aslında bu doğru değildir. Yaşamımızın en
büyük stresinden kurtulduk. Evden dışarı çıkarken vahşi hayvanların saldırısına
uğramaktan korkmamız gerekmez. Çoğumuzun bir sonraki öğün ne yiyeceğimiz veya
akşam nerede yatacağımız konusunda endişesi yoktur. Vahşi bir hayvanın yaşamını
düşünün. Sığınağından çıkan bir tavşan kendini kızgın bir savaşın içinde bulur ve bu
yaşamı boyunca böyle devam eder. Fakat tavşan bunun üstesinden gelir. AdrenaliN ve
diğer hormonları vardır –tıptı bizim gibi. Her canlı varlık için yaşamın en stresli anları
aslında çocukluk ve geçlik yıllarıdır. Yine de üç milyon yıl gelişme sonunda stresten
kurtulmak için en iyi şekilde donatılmışızdır. Savaş başladığında beş yaşındaydım. Sürekli
bombalanıyorduk ve ben iki yıl boyunca anne babamdan ayrı kaldım. Bana iyi
davranmayan insanların yanında kalıyordum. Yaşamımın kötü bir devresiydi ama geçti.
Bende yaşam boyu süren izler bıraktığına inanmıyorum, tam tersine bu sayede
karakterimin güçlendiğini sanıyorum. Yaşamıma şöyle dönüp baktığımda bu lanet nesneye
bağımlılık kazanmaktan başka bir başarısızlığımın olmadığını görüyorum.

Bir kaç yıl önce dağlar kadar derdim olduğunu sanırdım. İntihar etmenin
eşiğindeydim –bir çatıdan atlayacak değildim ama sigaranın beni yakında öldüreceğine
inanıyordum. Yaşam küçük arkadaşımla bu kadar tatsızsa onsuz hiç çekilmez diye
düşünüyordum. İnsan kendisini fiziksel ve ruhsal açıdan zayıf hissettiğinde her şeyden
daha çok etkilenir. Şimdi kendimi yine genç bir adam gibi hissediyorum. Bu değişikliğe
neden olan bir tek şey var. Artık sigara içmiyorum.

‘Sağlık olmadan hiçbir şey olmaz’ klişe bir sözdür ama doğrudur. Eskiden spor
hastaları sinirimi bozardı. Hayatta kendini zinde hissetmekten çok daha fazla şey
olduğunu söyleyip dururdum –içki ve sigara gibi. Ne kadar saçma. Kendinizi fiziksel ve
ruhsal açıdan güçlü hissettiğinizde iyi anların keyfini çıkarabilir kötü anlarla baş
edebilirsiniz. Stresle sorumluluğu sık sık karıştırırız. Kendimizi güçlü hissetmediğimiz
zaman sorumluluk stres olur. Bu dünyanın Richard Burtonları fiziksel ve ruhsal açıdan
güçlüdürler. Onlara zarar veren yaşamın stresi, iş dünyası, yaşları değil hayalden başka
bir şey olmayan küçük arkadaşlarıdır. Ne yazık ki, bu nesneler onun ve diğer milyonlarca
kişinin durumunda olduğu gibi insanı ölüme sürükler.

Olaya bir de şöyle bakın. Yaşamınızın sonuna dek bu tuzağın esiri olmamaya karar
verdiniz. Kolay da olsa güç de olsa kendinizi bir zaman bu tuzaktan kurtarmanız gerekir.
Sigara içmek ne bir alışkanlık nede bir zevktir. Bir uyuşturucu bağımlılığı ve hastalıktır.
Yarın bırakmanın daha kolay değil daha güç olacağını saptadık. Zamanla kötüye giden bir
hastalığı HEMEN tedavi etmek gerekir –yada elinizden geldiği kadar çabuk. Yaşamımızın her haftasının ne kadar çabuk gelip geçtiğini düşünseniz yeter, daha fazla bir şey
söylemeye gerek yok. Üzerinizdeki gölge olmadan yaşamanın ne kadar zevkli olacağını bir
düşünün. Söylediklerimin hepsine uyarsanız beş gün bile beklemenize gerek kalmaz. Son
sigaranızı söndürdükten sonra yalnızca ne kadar kolay olduğunu düşünmeyecek, ZEVK
ALACAKSINIZ!
-


_____________________________



434 Mesaj
30 Kasım 2012; 17:02:45 

hepsini okumadım ama ben de şu anki paketimi son paket yapmak istiyorum.yarın burayı okumaya başlayacağım.konuyu açana da,sigarayı bırakmaya çalışanlara da Allah sabır versin arkadaşlar.bugün itibariyle spora başlıyorum vücut hazırlansın,paket bitince de kervanınıza katılacağım inşallah.


_____________________________

phenom II X4 955 - Powercolor hd6870 - 6gb 1333 cl7 - W7 64 Bit
Chivalry: Medieval Warfare * Black OPS 2 * Modern Warfare 3 * Battlefield 3 * Bad Company 2 * Left 4 Dead 2 * Street Fighter 4 *
STEAM ID : sawolverine35 * ORIGIN ID : sawolverine



 
17 Mesaj