Şimdi Ara

İzlediğiniz En İyi Savaş Konulu Filmler

Bu Konudaki Kullanıcılar:
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
121
Cevap
17
Favori
30.054
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Forumda başka konusu olmadığı için izlediğim savaş filmlerini burada paylaşmak istiyorum, savaşı konu edinen film denince tamamen savaş içinde geçen bir film anlaşılmamalı bence, savaş öncesi, savaş sırası ve sonrası, savaşın insan psikolojisi üzerindeki etkilerini gösteren filmler de akla gelmeli.



    Bir Fransız kafilesi Nazi saldırısından kaçmaktadır. Fakat Naziler uçak saldırılarıyla, kafileyi tararlar ve çoğu insan ölür. Paulette'in ana-babası ve köpeği de o saldırıda ölmüştür. Tek başına kalan Paulette oradan uzaklaşır ve yakınlardaki bir köyde oturan Michel ile karşılaşır. Paulette artık Dolle ailesinin bir ferdi olacaktır. Güldürücü olduğu kadar dramatik de olan René Clément filmini tavsiye ederim. 8/10



    Hiroşima'nın bombalanma olayından sonra, bu olayın unutulmaması için çekilmiş bir film. Avrupalı bir kadınla Japon bir adamın aşkı anlatılıyor. Bu aşkla anlatılmak istenen Avrupa'nın Japonya'daki acıyı unutmamış olduğu fakat unutacağıdır. 7.5/10



    Çekoslovakya Alman işgali altındadır. Hâliyle orada yaşayan Yahudiler tehdit altındadır. Yahudilere ait dükkanlar hükümet tarafından Çek vatandaşlara devredilmekte ve böylece Yahudiler ekonomik olarak güçsüzleşmektedir. Hikâyenin kahramanı olan Tono'ya da yaşlı bir Yahudi kadının dükkanı devredilir, fakat olaylar beklendiği gibi gitmeyecektir. 7.5/10



    Kafa karıştırıcı özelliği bulunan film, İkinci Dünya Savaşı'nda Alman işgali altındaki Fransa'daki bir direniş örgütünü ele alıyor. 8/10



    Boris ve Veronika birbirlerine aşık iki gençtir. Fakat başlayan İkinci Dünya Savaşı aşklarına gölge düşürecektir. Boris gönüllü olarak askere gider. Ayrı kaldıkları zamanda olaylar farklı gelişecektir. 8/10



    1942 yılında, Belarus’un ormanlık alanında işgalci Almanlar ile onlarla işbirliği yapan Ruslardan kaçan, ülkesine sadık ve ülkeleri için düşmanlarla, açlıkla, hastalıkla ve soğukla mücadele eden bir grup Rus partizan hikâyenin karakterleri. Hikâye açlıktan bitap düşen grubun içlerinden iki kişiyi yemek bulmaları için, yakınlardaki bir çiftliğe göndermeleriyle başlıyor. Birbirlerini kardeş olarak kabul etmiş iki askerin ilerleyen bölümlerde savaş içinde değişen psikolojilerinin ve bunların karakter tahlillerinin ustalıkla işlendiğini görüyoruz. Filmde önemli ayrıntılar var. Gerçekçilikten epey nasibini almış, dramatik hâlleri ustaca vermeyi başarabilmiş bir yapım. 9/10



    "Hendrik Hoefgen, çok başarılı bir tiyatro sanatçısıdır. Dünyanın hızla yeni bir dünya savaşına savrulduğu 1930'lu yıllarda, büyük kitleleri coşkuyla tiyatro salonuna çeken temsillerde rol almakta Ve büyük başarılar elde etmektedir. Nazi'lerin iktidara gelmesi sonrası ülkede yaşanan kargaşa ve dikta rejiminde, pek çok arkadaşı ve sevdiği insan Nazi terörüne maruz kalırken Hendrik, sadece kariyerini düşünerek çok politik bir tavır alır. Ama zaman ilerledikçe içinde yaşadığı baskıcı ortam sanatına da müdahale etmeye başlar ve sanat, politika, bireysellik ve hayatı üzerine önemli sorgulamalara girer." Filmde baskıcı bir ideolojinin, ülke yönetiminde etkin bir düşünce sistemi olarak kullanılması sonucu, sanatın nasıl kısırlaştırıldığı ve yönetenin hoşuna gidecek eserler verdirilerek, sanatçının onuruyla oynandığını film başarılı bir şekilde anlatmış. 8/10




    "1950'lerin ikinci yarısında geçen film, Cezayir'in Fransa sömürgesi altından kurtuluşunun öyküsünü anlatıyor. Fransa tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Cezayir direniş örgütü FLN'nin dört yöneticisinin yakalanması etrafında dönen hikayede, işgal altındaki bir ulusun direnişi resmediliyor." 7.5/10



    "İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransa'da şehir dışında rahipler tarafından yürütülen bir yatılı okulunda iki küçük çocuk arkadaş olur. Bunlardan biri Fransız Julien Quentin, diğeri ise Almanlardan okul görevlileri tarafından saklanan Yahudi Jean Bonnet'dir. Başlarda birbirine düşman olan bu iki çocuğun zamanla aralarında duygusal bir bağ doğar ve bir sırrı paylaşırlar. 'Hoşçakalın Çocuklar', bu iki çocuğun ilişkisine tanıklık eden Louis Malle'in perspektifinden yaklaşır." Filmin sonunu filmin içine serpiştirilen ayrıntılar hazırlıyor. Oldukça etkileyici savaş karşıtı bir film. 8.5/10



    "Tek amacı, aynı ırktan oldukları halde Almanların komünist Doğu Almanya’dan özgür Batı’ya kaçmasını engellemek olan Berlin Duvarı’nın inşasının başladığı yıllardayız. Su sporları şampiyonu Harry Melchior, konumundan ötürü kolayca diğer tarafa kaçabilecek durumdadır ama sevgili kızkardeşi Lotte’yi ardında bırakmayı içine sindiremez. Sonunda dayanamaz Ve sahte belgelerle sınırı geçer ama geride kalan Lotte’yi de kurtaracağına yemin eder.
    Genç adam, bir mühendis olan en iyi arkadaşı Matthis ile birlikte bir plan yapar: Lotta’yı kurtarmak için duvarın altından bir tünel kazacaklardır. Matthis de kaçarken yakalanıp Doğu’da kalan sEvgilisi Carola’yı bulmayı hayal etmektedir. Gruba annesini kurtarmak için katılan Fred ile tek amacı özgürlüğe hizmet etmek olan idealist Vic de dahil olduğunda harekete geçerler."
    Gerçek olaylardan yola çıkılarak yapılmış, içinde oldukça dramatik sahneleri barındıran etkileyici bir yapım. 8/10



    Baskıcı Doğu Almanya hükümetinin Stasi adlı polis teşkilatı, devlete aykırı fikirler taşıyan insanları muhbirler yardımıyla fişlemektedir. Ülkede aykırı fikirleri bulunan bir yazar olan Georg Dreyman, sert bir sorgu yargıcı olan Wiesler tarafından dinlenecektir. Görüşünüz ne olursa olsun o dönemde insanların hayatlarının baskı altında tutulduğu göz ardı edilemez. 8.5/10



    1993'te Bosna'daki savaş sürmektedir. Bosnalı Ciki ve Sırp Nino tarafsız bölgede kalmışlardır. İki düşman askerin kaçacak yeri yoktur ve birbirlerini öldürmek için fırsat kollamaktadırlar. Bir kara mizah olan Tarafsız Bölge filmi, BM askeri gücünün sırf gösteriş olsun diye orada bulunduğu gözler önüne seren savaş karşıtı bir yapım. 8/10



    İkinci Dünya Savaşı'nın başlarında Sosyalist bir devlet olan Rusya'nın binlerce Polonyalı'yı katletmesini konu edinen bir film. Spoiler verdiğimi düşünmüyorum, imdb de dahil her yerde filmin konusu bu şekilde verilmekte. Yönetmenin babası da o katliamda öldürülmüş. 8/10



    İkinci Dünya Savaşı'nda 70.000 kadar Fin çocuğun, işgal altındaki Finlandiya'dan alınıp, İsveç ailelerin korumasına verilmesini anlatıyor film. 8/10



    İkinci Dünya Savaşı'nda Alman işgali altındaki Çekoslovakya'da Yahudi bir genci saklayan Çek bir aileyi konu ediniyor film. İzlediğim en iyi kara mizah örneklerinden biridir. 8/10



    İzlemeyen kalmamıştır herhalde Adolf Hitlerin İkinci Dünya Savaşı eşliğindeki son anları konu ediliyor. 8/10



    "Leo Kessler İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra çalışmak ve babasının ülkesini tanımak için Almanya'ya gelen zeki ve iyi niyetli, genç bir Amerikalı'dır. 'Avrupa' filmi bu Alman kökenli Amerikan gencin garip, karmaşık, akıldan çıkmayacak öyküsünü anlatır. Demir yollarında çalışan amcası, Leo'nun yataklı bir trende kondüktör olarak iş bulmasına yardımcı olur. Böylece Leo yavaş yavaş yıkıntılar arsındaki Almanya'nın baş döndürücü gizeminin içine dalar." İçinde gerçek üstücü öğeler taşıyan, Trier'in izlediğim en ilginç filmi. En beğendiğim filmlerdendir. 9/10



    "Max, Finlandiya’da komünistlerle çarpıştıktan sonra Nazi yönetimindeki Norveç’e döner. Nazilerle mücadele eden Norveç direnişine katılır. Max yakalanınca İskoçya’ya kaçar. Norveç’e döndükten sonra ise büyük bir göreve kalkışır. Alman gemilerini bombalayacaktır. 2. Dünya Savaşı’ndaki en şöhretli sabotajcılardan birini anlatıyor." İzlediğim iyi filmlerdendir. 7.5/10




    İzlediğim en iyi filmlerden biri olan El laberinto del fauno, bir yanda İspanya'daki iç savaşı tüm ciddiyetiyle anlatırken, diğer yanda küçük bir kızın hayallerine yer verir. 10/10


    Aklıma gelmeyen filmler muhakkak vardır. Sizin de aklınıza gelen savaşı konu edinen filmler var ise, birkaç cümle de olsa hakkında bir şeyler yazıp paylaşırsanız sevinirim.
    _____________________________
    İzlediğim En İyi Filmler Listem
    "Yalnızım, boğulacak kadar yalnız, hasta bir köpek kadar yalnız..."
    Michelangelo Antonioni
  • Tae guk gi:the brotherhood of war mükemmel bir filmdir

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________

  • 10/10

    Türkiye-İran sınırında bir Kürt mülteci kampında, hiç çocuk olamamış ama büyümeye de fırsat bulamamış, dünyadaki yaşıtlarından çok farklı şartlar altında yaşayan gençlerin hikayesi.
    Saran henüz 13 yaşındadır ve diğer yaşıtları gibi mayın toplayarak geçimini sağlamaktadır. Amerika'yla Irak arasında savaşın başlamasına sayılı günler kalmıştır ve Saran boş zamanlarında yarım yamalak İngilizcesiyle, uydudan duyduğu haberleri kamptakilere çevirerek eğlenir.
    Agrin de aynı kampta yaşayan 14 yaşında bir annedir. Ne Saran'ın kendisine yönelttiği umutsuz aşk, ne de hayatta kalmanın onun için çok fazla anlamı yoktur. Ölüm belki de bu şartlarda en iyi çözümdür.
    Ünlü yönetmen Abbas Kiorastami'nin asistanı olarak tanıdığımız, Sarhoş Atlar Zamanı ile yeteneğini tüm dünyaya gösteren Bahman Ghobadi'den yine bol ödüllü bir film. 52. San Sebastian Film Festivali'nde En İyi Film seçilen Kaplumbağalar da Uçar, En İyi Senaryo dalında Jüri Özel Ödülü'ne de layık görülmüş, Berlin Film Festivali'nden de Barış Ödülü ile dönmüştü. Ghodabi'nin filminin bir diğer özelliği de Saddam sonrası Irak'ta çekilen ilk film olması.

    7/10

    II. Dünya Savaşı'nda Alman savaş gücü, Brest kalesine gözleri dönmüş şekilde taaruza geçer. Kaleyi savunmak bir kaç cesur kahramana kalır ve onlarda ellerinden geleni yapar.
    22 Haziran 1941 sabahında başlayan saldırı günlerce sürer. Kale içerisinde çaresiz, aç , susuz kalan askerler kanlarının son damlasına kadar savaşır.

    9/10

    Birinci Dünya Savaşı'nda Fransız general Broulard Almanların son derece güçlü birliklerle savundukları Ant tepesini ele geçirmeyi aklına koyar ve birliklerine taarruz emri verir. General Mireau ise bu kararın intiharla eşanlamlı olduğunu bilmesine rağmen kendi itibarını yükseltmek için adamlarını ölüme gönderecektir. Albay Dax'in komutasındaki Fransız güçlerinin ilk saldırıları başarısız olunca bir grup asker siperleri terk etmeyi reddederler. Yenilgi karşısında çaresiz kalan fakat kararın hatalı olduğunu kendisine itiraf edemeyen Mireau topçu birliklerine kendi askerlerine ateş açmasını emretmeyi düşünecek kadar ileri gider, ardından isyankar askerlere ibret olması için üç askeri idam ettirmeye karar verir. Albay Dax adamlarının hayatlarını kurtarmak için onları savunur fakat ölümlerine engel olamaz. Çekildiği yıllarda geniş ölçekli gösterim şansı bulamayan ve başarısız olan Paths Of Glory, ilerleyen yıllarda özellikle Vietnam savaşı döneminde savaş karşıtı tavrıyla beklenen yankıyı yaratmıştı.

    8/10

    30 kişilik müfreze, savaşmayı çok seven Çavuş Barnes ve barışçıl Çavuş Elias arasındaki iktidar mücadelesine sahne olmaktadır. Barnes, bazı Vietnamlıları öldürüp, köylerini yakınca, Elias'la araları iyice açılır. Bu arada, savaşın tam ortasında, acımasız doğa şartları içinde teker teker adam kaybetmeye başlarlar ve ölümden kaçmaya çalışırlar. Genç askerlerden kurulu bir müfrezenin, Vietnam savaşı sırasında, ormanda ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgideki mücadelelerini konu alan film, Vietnam hakkında yapılmış en sert filmlerden biri olarak kabul ediliyor. Oliver Stone'un başyapıtı, Amerikan Film Enstitüsü tarafından Amerika'nın en iyi 100 filmi arasında 81. sırada yer almaktadır. 1987'de, 8 dalda aday olduğu Oscar'larda, en iyi yönetim, en iyi film, en iyi kurgu ve en iyi ses dallarında ödüle layık görülmüştü.

    5/10

    Normandiya çıkartmasının yapıldığı 6 haziran 1944 günü küçük bir askeri birliğe farklı bir görev verilir. Düşman bölgelerine sızarak paraşütçü er James Ryan'ı kurtaracaklardır. Çünkü 4 çocuk annesi bir kadın, diğer 3 çocuğunu savaşta kaybetmiştir ve son çocuğunu da kaybetmek istemiyordur. Washington'ın emri kesindir. Kadının oğlu bulunacak ve sağ olarak getirilecektir. Yüzbaşı Miller'ın askerleri bir yandan tehlikelere göğüs gererken bir yandan da emri sorgulamaktadır. Bir insanın hayatı sekiz insanın hayatını tehlikeye atmaya değer mi ? Yapım, 1999'da aday olduğu 11 daldan, aralarında en iyi yönetim ve en iyi görüntü yönetiminin de olduğu 5 dalda Oscar ödülünü almıştı.

    8/10

    Arka planında Yahudi Soykırımı olan Hayat Güzeldir, kendine has çocuksu cazibesiyle prensesinin kalbini çalmaya çalışan ve sonunda başaran, büyüleyici bir Yahudi garson olan Guido'nun hayatının ikinci yarısını anlatıyor.
    Yıllar sonra, karısı ve genç oğluyla birlikte bir toplama kampına hapsedildiklerinde Guido, ailesini kurtarmak için kendilerini çevreleyen dehşeti reddeder; neşeli bir şekilde ve özenle, sahtekarlık ağını örmeye başlar.
    1999'da 7 dalda Oscar'a aday olan film, En İyi Yabancı Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Müzik dallarında bu ödüle kavuşmuştu.

    9/10

    Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar.
    Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.
    Roman Polanski'den 2002'de Cannes'de büyük ödül kazanmış bir başyapıt.

    9/10

    Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, Oskar Schindler adlı bir Alman işadamının 2. Dünya Savaşı sırasında Polonya'da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırmaya başlaması ve bu sayede 1100 Yahudi'nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Steven Spielberg'in en önemli yapıtları arasında sayılan ve ünlü yönetmene Oscar kazandıran film, 1994 yılında 12 dalda Oscar'a aday olmuş ve 7 dalda kazanmıştı. Filmin kazandığı Oscar'lar : En İyi Film, Yönetim, Kurgu, Sanat Yönetimi, Görüntü, Özgün Müzik ve Senaryo Uyarlaması.

    7/10

    2. Dünya Savaşı'nın kara günlerinde, arkadaş olmaya çalışan iki çocuğun hikayesi. 8 yaşındaki Bruno ailesiyle Berlin’den ayrılır ve Polonya’da yaşamaya başlar. Babasının işi için taşındıkları bu yerde bir de arkadaş edinir. Arkadaşı tellerin arkasında kalan bir Yahudi’dir.
    Bruno’nun yaşadığı yer, 1.5 milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Auschwitz toplama ve yoketme kampının bitişiğindedir. Oğlunun tellerin ardında yaşananlarla ilgili gerçeği öğreniceğinden kaygılanan Bruno’nun annesiyse oğlunu bu ''arkadaş''lıktan korumaya çalışır.
    John Boyne'un dünya çapında güzel eleştiriler alan aynı adlı romanından uyarlanan film, tarihin acıyla dolu anısını küçük bir çocuğun gözünden hatırlatarak, masumiyet ve insanlık dehşetini zarif bir dille beyazperdeye.

    8/10

    İkinci Dünya Savaşı'nın kilit noktasını oluşturan Stalingrad, milyonlarca askerin hayatın yitireceği bir tür mezar şehirdir.İşte bu ortamda, karşı saflarda yer alan iki keskin nişancı arasıdna bir tür kişisel savaş da başalr. Rus nişancı, savaştaki becerisinden ötürü kahramanlık mertebesine yükseltilir. Stalingrad'ı topyekün saran kan ve duman, bireylerarası rekabeti boğacak kadar güçlü değil midir acaba?

    7,5/10

    Usta yönetmen Stanley Kubrick'ten Vietnam savaşına iki aşamalı dramatik bir bakış. Savaşın en yoğun olduğu dönemde Amerikalı gençler gönüllü olarak da olsa korku içinde askere alınmaktadır. Çavuş Hartman tarafından eğitime alınan bir grup asker, Vietnam şartlarına hazır olabilmeleri için çok zorlu bir eğitimden geçerler. Vietnam'a gittiklerinde, aldıkları eğitimin ve o sırada yaşadıkları zorlukların aslında hiçbirşey olduğunu görürler. Aldıkları emirleri uygulayabilmek için canlarını feda etmek zorunda kalacaklardır...

    5/10

    İki yakın arkadaşın savaşa gitmeleriyle beraber, aşk yaşamları da büyük değişimler geçirecektir.Amerika'nın kaderini belirleyen savaşın tesirindeki insanların dramını konu alırken, heyecan ve romantizmi birarada barındıran yapım, büyük bütçesi ve özel efektleriyle dikkat çekiyor.

    8,5/10

    Bir Vietnam gazisi olan Jacob Singer (Tim Robbins), gerçeği hayalden ayıramayan, halüsinasyonlarla dolu bir hayat yaşıyor. Vietnam'dayken devlet tarafından şiddet ve gücünü arttıran ama aynı zamanda yavaş yavaş delirmesini sağlayan bir ilaç verildiğini hatırlıyor. Yaşadığı hayatın bir türlü gerçek olduğunu inanamayan Jacob, aklını kaybetmemek için herşeyi yapmaya hazırdır.

    9/10
    (Ah bir de propaganda olmasa.)

    Inglorious Basterds”ın konusu, Alman işgali altındaki Fransa’da başlar. Çok sevdiği ailesinin, Nazi Albay Hans Landa’nın (Christoph Waltz) tarafından katledilmesine tanıklık eden Shosanna Dreyfus (Melanie Laurent) adlı kadın, katliamdan kılpayı kurtularak Paris’e kaçar. Orada sinema salonu sahibi ve işletmecisi olarak yeni bir kimlik edinir.
    Aynı günlerda Avrupa’nın başka bir köşesinde Teğmen Aldo Raine (Brad Pitt), Yahudi askerler tarafından kurulan bir grubu düşmana karşı misilleme yapma amacıyla organize etmektedir. Düşmanları tarafından “Piçler” yakıştırmasıyla bilinen Raine’ın grubu, Nazi Almanyasının önde gidenlerine zarar verme misyonunu üstlenmiştir.
    Bu amaçla, Alman sinema oyuncusu ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark (Diane Kruger) ile işbirliği yaparlar. Shasoanna’nın kendi intikamını alma planlarını yaptığı bir sinema salonunun çatısı altında hepsinin kaderleri kesişecektir.

    8/10

    II. Dünya Savaşı henüz sona ermiş, Japonya onur kırıcı bir şekilde teslim olmaya zorlanmıştır. Aynı günlerde Seita isimli delikanlı bir tren istasyonunda yere uzanmış son nefesini vermektedir. Seita yaşadıklarını hatırlar. O ve küçük kardeşi Setsuko, savaş başladığında Kobe'de yaşamaktadırlar. Anneleri Amerikan bombardımında öldüğünde, babaları da donanmada denizci olduğu için teyzelerinin yanına gönderilirler. Buraya uyum sağlayamayan ve teyzeleriyle tartışan iki kardeş evden kaçıp yollara düşer. Bir yandan özgürlüğün tadına varıp pastoral doğal ortamda kendilerini kaybederken, bir yandan da savaşın dayattığı zorluklara birlikte göğüs germek zorunda kalırlar. Hayatta kalmak başlı başına bir mesele haline geldiğinde Seita büyümenin ne olduğunu da anlamak zorunda kalacaktır. Akiyuki Nosaka'nın yarı biyografik romanından uyarlanan Grave of the Fireflies (Ateşböceklerinin Mezarı), savaş hakkında yapılmış bir çok uzun metraj filmle denk tutulan, hatta kimi eleştirmenlere göre en iyilerini bile geride bırakan bir anime. Üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen Isao Takahata'nın dehası, ancak Hayao Miyazaki'ninkiyle ölçülebiliyor.

    6/10

    1993'te Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün bir parçası olarak bir grup Amerikan askeri Somali'ye gönderilir. Görevleri asi komutan Mohamed Farrah Aidid'e bağlı bir kaç üst düzey askeri ele geçirmektir. Fakat operasyon planlandığı gibi gitmez ve genç piyadeler ve tecrübeli delta gücü askerlerinden oluşan bu küçük birlik Mogadişu'nun en tehlikeli bölgelerinde kapana kısılır. Destek gelene kadar 18 saat dayanmaları gerekecek ve bu süreçte birbirlerinden başka güvenecek birşeyleri olmadığını öğreneceklerdir. Mark Bowden'in kitabına dayandırılarak çekilen film, Amerikan Savaş Tarihi'nin en kara sayfalarından birine eğiliyor. Ünlü yönetmen Ridley Scott, filmde savaş ve kahramanlık konularını ele alıyor, filmin yapımcısı ise büyük bütçeli aksiyon filmlerine imza atan Jerry Bruckheimer.

    10/10

    Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir.
    Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur.
    Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

    6/10

    Savaşan bir dünya... Ergenlik çağında bir çocuk... Ve onun hayatını ebediyen değiştirecek bir kadın... Nuova Cinema Paradiso ile uluslararası üne kavuşan İtalyan yönetmen Tornatore, yine kendi çocukluk yıllarından izler taşıyan bir duygusal filmle karşımızda: İkinci Dünya Savaşı yıllarının Sicilya'sında, savaşın dul bıraktığı genç kadın Maléna'nın kasabaya gelişiyle birlikte ergenlik çağındaki bir erkeğin fantazi dünyası renkleniverir. Fakat Maléna'dan tek etkilenen o değildir ve bu hassas durum kasaba halkını galeyana getirecek boyutlara doğru tırmanır...



    Not:Yazılanların hepsi alıntıdır.Sırf konusu görünsün diye koydum.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Theo Angelopoulos -- 7 Ağustos 2012; 16:59:15 >
    _____________________________
  • Life is beatufil , savaş çok damgalı olmasa da casablanca
    _____________________________
    Hayatı yakalamak için bugün ne yaptın?
  • Saving Private Ryan

    Schindler's List
    _____________________________
  • Katkıda bulunan arkadaşlara teşekkürler.

    @Dönüşüm filmlerin, alıntıda olsa konularını yazdığın için ayriyeten teşekkürler.
    _____________________________
    İzlediğim En İyi Filmler Listem
    "Yalnızım, boğulacak kadar yalnız, hasta bir köpek kadar yalnız..."
    Michelangelo Antonioni
  • _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    İzlediğiniz En İyi TÜRK Filmi
    14 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
  • mephistonun puanını düşürmüşsün
    _____________________________
    Bilincin her türlüsü hastalıktır.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Domates Kızartması

    mephistonun puanını düşürmüşsün

    8.5 vermiştim ilkin, şimdi 8 verdim O geçen sürede 0.5 puan düşürmüşüm Hiç belli olmuyor bazı filmlerin puanını yükseltirken bazılarınınkini düşürebiliyorum.
    _____________________________
    İzlediğim En İyi Filmler Listem
    "Yalnızım, boğulacak kadar yalnız, hasta bir köpek kadar yalnız..."
    Michelangelo Antonioni
  • Stalingrad güzel filmdi.

    http://www.imdb.com/title/tt0108211/
    _____________________________


  • izlediğim en güzel savaş filmlerinden 1 tanesidir.

    ayrıca



    filin teması başka birşey fakat filmin büyük kısmı filistin iç savaşını anlatıyor...filistin müslümanları ile filistin hıristiyanları...
    _____________________________
  •  İzlediğiniz En İyi Savaş Konulu Filmler
    _____________________________
    iPhone12 mini red


  • 8/10
    her ne kadar japonya savaşını anlatsa da bir amerikan filmi.
    genel olarak baktığımızda japonların türklere ne kadar benzediğini anlayabilirsiniz bu filmde her açıdan.
    _____________________________


    ESOGU-Comparative Literature
    STEAM ID: darkluck
    hâlâ cahiliz.
  • Ek olarak aklıma gelen bi kaç tane


    George Orwell'in romanın filmi. Karışıklık ve düzenin bir arada olduğu gelecek ütopyasında (terim bulamadım) ana karakterimizin aşık olduğu kadını unutmamaya çalışması (normalde yasak :D) Savaş ile ilgili kısmı ise savaş döneminde olup (doğruluk payını bilmiyorum) halkın nefretini ve sevgisini sağlamak, gündeminde de savaşın ön planda olmasından dolayı ekledim yine bi savaş psikolojisi var yine

    Sürgüne uğramış bi Roma savaş kahramanın düşmana katılıp intikam yemini etmesini anlatıyor. Shakespeare'in oyunlarından bi tanesinin güncel versiyonu. İzlemeye değer

    Alman bombardımanı sırasında Marco ve Blacky liderliğinde yeraltına sığınan bi topluluğu anlatıyor. Eğlenceli ve ilginç senaryoya sahip, devamı spoiler'a girer :D

    Çin-Japon savaşı sırasında Çindeki bi kilisenin rahibinin mezarını hazırlaması için giden bir mezarcı ile başlıyor. Kilisedeki öğrenci kızların başında kimse olmaması ve kiliseye sığınan hayat kadınlarını korumak için kilisede kalıyor mezarcımız. Kamerası çok başarılı, gerçek bi olayı anlatması, oyunculuklar ve kilisedeki durum izlemeye değer

    Trier'in mezuniyet projesiydi galiba bu film. 2. dünya savaşının son zamanlarında danimarkanın bağımsızlığını kazandıktan sonraki döneminde geçiyor. Alman subayının alman olduğu için suçlanmasını, diğer insanlarla (danimarkalı sevgilisi vs.) olan ilişkisini anlatıyor. İzleyiciler tarafından Trier'in Nazi subayına sempatiyle yaklaşıldığı düşünülmüş ki o dönemdeki danimarka filmlerinde yargılanmaya nazi subayları halk tarafından tepki alıyordu bu da onlardan bi tanesi. Trier'in kendi sözlerinden ''Nazi subayının tarafında yer almamın sebebi , onun bir nazi değil, bir kaybeden olmasıdır. İnsanların büyülendiği konular benim de ilgimi çekiyor, ölüm de bunlardan biridir. Savaş, her zaman iyi bir konu olmuştur.'' ve filmin faşist bir bakış açısı olmasını kesinlikle reddediyor. Bu filmini çok beğenmemiştim ama izlemeye değer yine

    ekleme : yukarıda var ama favorilerimden Europa, Pan's Labyrinth, Life is Beautiful vb. filmler var onları da çok beğenmiştim ve yeni bi film ekledim



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi synchro -- 8 Ağustos 2012; 4:49:31 >
    _____________________________
  • Fazla savaş filmi izlemedim ama Kapıdaki Düşman güzeldir
    _____________________________
    SSS || Forum Kuralları || İmza Kuralları || Şikayet Et Butonu || Nick Değişimi || SMS Onay Sistemi || Öneri ve Şikayetleriniz
    İsviçresiz Bilim adamıyım



  • Tek geçerim
    _____________________________

    Külahin } sat yine } lakin yokuncul } olma nâmerde
    Yeter ki } kelle sag olsun } külah lazim degil } merde
    Basimizdan hiç } hevâ-yi } zülf-i yâr } eksik degil
    Pek yüce yerdedir } onun için, } rûzîgâr } eksik degil
    Sultan III: Ahmed ve Sultan III. Mustafa

    MCP { MCSA { MCSE { CCNA
  • 1 - saving private er ryan ( er ryan'ı kurtarmak )

    2 - enemy at the gates ( düşman kapıda )
    _____________________________
    M.F.O
  • Güzel filmler çıkıyor, katkıda bulunanlara teşekkürler, paylaşıma devam
    _____________________________
    İzlediğim En İyi Filmler Listem
    "Yalnızım, boğulacak kadar yalnız, hasta bir köpek kadar yalnız..."
    Michelangelo Antonioni
  • quote:

    Orijinalden alıntı: synchro


    Trier'in mezuniyet projesiydi galiba bu film. 2. dünya savaşının son zamanlarında danimarkanın bağımsızlığını kazandıktan sonraki döneminde geçiyor. Alman subayının alman olduğu için suçlanmasını, diğer insanlarla (danimarkalı sevgilisi vs.) olan ilişkisini anlatıyor. İzleyiciler tarafından Trier'in Nazi subayına sempatiyle yaklaşıldığı düşünülmüş ki o dönemdeki danimarka filmlerinde yargılanmaya nazi subayları halk tarafından tepki alıyordu bu da onlardan bi tanesi. Trier'in kendi sözlerinden ''Nazi subayının tarafında yer almamın sebebi , onun bir nazi değil, bir kaybeden olmasıdır. İnsanların büyülendiği konular benim de ilgimi çekiyor, ölüm de bunlardan biridir. Savaş, her zaman iyi bir konu olmuştur.'' ve filmin faşist bir bakış açısı olmasını kesinlikle reddediyor. Bu filmini çok beğenmemiştim ama izlemeye değer yine

    ekleme : yukarıda var ama favorilerimden Europa, Pan's Labyrinth, Life is Beautiful vb. filmler var onları da çok beğenmiştim ve yeni bi film ekledim

    Açıklamalı paylaşım için ayriyeten teşekkürler.

    Nereden buldun Trier'in bu filmini Ben üçlemelerini bile bulmakta sıkıntı çektim. Zaten bir filmin alt yazısı yoktu.

    Bu arada Trier için Nazi sempatizanı diyorlar dediğin gibi. Adam şakayla karışık Cannes'da da övgüde bulunmuş Nazilere ama çok ön yargılı davranıyorlar adama. Nazilere hayran olabilir ama bu o kıyımları hoş gördüğü anlamına gelmez. Nazi Hareketi'nin başka yanlarına hayran olmuştur bir sanat adamı olarak.
    _____________________________
    İzlediğim En İyi Filmler Listem
    "Yalnızım, boğulacak kadar yalnız, hasta bir köpek kadar yalnız..."
    Michelangelo Antonioni

  • 7.5/10
    Film 1942 yıllarında Alman işgalindeki Fransa'da geçiyor. Fransa'da doğmuş, büyümüş ve yaşayan, kendi dillerinden daha çok fransızca konuşan israil vatandaşlarının gerçek hikayesini anlatıyor.
    Alman'ların çeşitli sebeplerle yaşayan bütün israil vatandaşlarını liste altınaalmakla film başlıyor. Ancak kimse sebebinini bilmediği bu listelerin sonunda
    ne olacağını tahmin edemezken, olaylar böylece gelişiyor.

    8/10
    Yeni mezun genç Doktor Nicholas Garrigan, Uganda'ya, hem macera olması açısından hemde orada bulunan halka yardım etmek amacılyla gider. Uganda'ya varmasından kısa bir süre sonra bir kaza mahaline çağırılır. Ülke lideri Idi Amin Dada, Maseratisiyle bir ineğe çarpmıştır. Garrigan'ın durumu sakin ve başarı ile idare etmesi, iskoç kültür ve tarihine yakından ilgi duyan Amin Dada'yı çok etkilemiştir. Bunun üzerine Garrigan'a özel doktoru olmasını teklif eder. Ülke liderinin karizmasından çok etkilenen genç doktor bir anda kendisini hükümet olaylarının tam ortasında bulur. Garrigan Amin Dada'nın işlediği cinayet ve kaçırma olaylarına tanık olmaya başlar. Bütün bu olaylara rağmen Amin Dada'nın biraz da suç ortağı olmaya başlamıştır.

    9/10
    Hem koyu bir Hristiyan, hem de bir SS subayı olan Gerstein sözde fabrika atıklarının arıtımı için orduya temin ettiği Zyklon B gazının Doğu Avrupa sınırındaki kamplarda toplu katliamlar için kullanıldığını öğrenir. Koyu Hıristiyan yanı onu harekete geçirir, ama içinde olduğu belli bir kafa yapısını temsil eden üniforma, Gerstein’in önünü tıkar. Gavras’ın filme kattığı karakter papaz Riccardo ona yardım etmeye çalıştığında kendi üstündeki üniformanın da başka açmazlar getirdiğini fark edecektir.
    _____________________________
  • 
Sayfa: 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.