- x
Arapçanın bazı özellikleri ve Türkçeyle benzerlikler
56 Cevap3935 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


 
1000 Mesaj
8 Temmuz 2012; 11:06:34 
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz. Şikayet PM

Gündemde Arapça konusu var madem, biz de bir şeyler ekleyelim.
Diğer konu için yazmıştım ama o konunun amacı farklı olduğu için ayrı bir konu açıyorum.


TÜRKÇE ARAPÇA BENZERLİĞİ

Arapçanın güzel özellikleri var. Ve yapı bakımından da Türkçeye çok fazla benziyor.

Arapça SAĞDAN SOLA YAZILIR, SAĞDAN SOLA ANLAŞILIR. (baştan sona)
Türkçe SOLDAN SAĞA YAZILIR, SAĞDAN SOLA ANLAŞILIR. (sondan başa)

Türkçede VURGU SONDADIR. (sağda)
Arapçada VURGU BAŞTADIR. (sağda)

Bu durumda her ikisindeki vurgu SAĞDA olduğu için görsel yerleşimi üst üste getirdiğinizde birbirini tutar.

Ayrıca birtakım kelime ek kuralları vs. Türkçedekine çok fazla benzemektedir.


VURGUNUN BAŞTA OLMASI

Benim en sevdiğim özelliği ise vurgunun başta olmasıdır.

Örneğin size Türkçe ve sözlü olarak bir olay anlatayım.

"Bugün, dışarı çıktığımda, yolda büyük, kahverengi, güzel, sert mi sert, kafasını dışarı uzatmış, yavaşça hareket eden bir kaplumbağa gördüm."

Sonunu getirmeden ne anlattığımdan haberiniz bile yoktu. Hele altı çizili olan sıfat tamlamasını incelediğimizde sonu gelene kadar bir şey anlamak mümkün değil.
Sonunda "kamlumbağa" dediğimde az önce saydığım o kadar sıfat aklınızda kaldı mı?

Ben "büyük, kahverengi" diye başladığımda zihninizde o kadar çok şey dolanıyor ki, toparlamak mümkün değil.
Türkçenin bu tür birtakım zorlukları dolayısıyla Türklerin zekileştiğini söyleyenler var. (Bkz. Oktay Sinanoğlu)

Arapçada ise size önce "kaplumbağa" diyorum. Oh ne rahat! Sonra sıfatlarını sayarak devam ediyorum.
Aslında siz ilk ifademden kaplumbağayı öğrendikten sonra sözümün devamını dinlemek zorunda değilsiniz.

Sıfat tamlaması dışında cümlenin yerleşimi için de aynı şey geçerli. Size önce "gördüm" diyorum. En sonunda "bugün" ile bitirebilirim.
Gördüğünüz gibi Türkçe bir metinle üst üste getirirseniz ifadeler birbirini örtüyor.

Bunun dışında olumsuzluk ifadeleri, hatta soru edatları da baştadır.

Size en başta "! görmedim ... ... ..." diyorum. Veya "? gördün mü ... ... ..." diye başlıyorum.

Böylece siz daha ben cümlemi bitirmeden, söylemek istediğim şeyin çoğunu anlayabilirsiniz.

Arapçada size bir kavram gösterip bunu daha da belirleyerek devam etmekteyim.
Türkçede ise belirleyebilmeniz için ifadelerimi sondan geriye doğru tekrar düşünmeniz gerekir.


_____________________________

* FARABİ (Türk Filozof, İslam Alimi, Tıpçı, Matematikçi, Astronom, Bestekar, Müzik Kuramcısı, Kadı, İlk Ansiklopedici...)
* ASYANIN KANDİLLERİ (Yesevi, Farabi, İbni Sina, Kaşgarlı, Harezmi, Biruni, Ali Kuşçu, Meragi, Fuzuli...)
* İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ (Cin, Büyü, Zihin Kontrol, LSD, Telegram...)
* 28 ŞUBAT'IN BİLİNMEYENLERİ VE ERBAKAN (DH Belgesel Kuşağı)
* TÜRK MARŞLARI (Lully, Beethoven, Mozart, Sultan Abdülmecid)
* TSM LONGA MÜZİKLERİ (DH Türk Müziği Kuşağı)


1021 Mesaj
8 Temmuz 2012; 11:17:19 

Arapçanın öz türkçeyle hiç bir alakası yoktur.


_____________________________

Yaşasın red kit,kahrolsun daltonlar.
Ben papatyaları şımartmadım diye oldu...


 
1000 Mesaj
8 Temmuz 2012; 11:19:22 

quote:

Orijinalden alıntı: WirLieBen

Arapçanın öz türkçeyle hiç bir alakası yoktur.

Öyleyse Arapça bildiğinizi varsayıyorum.


_____________________________

* FARABİ (Türk Filozof, İslam Alimi, Tıpçı, Matematikçi, Astronom, Bestekar, Müzik Kuramcısı, Kadı, İlk Ansiklopedici...)
* ASYANIN KANDİLLERİ (Yesevi, Farabi, İbni Sina, Kaşgarlı, Harezmi, Biruni, Ali Kuşçu, Meragi, Fuzuli...)
* İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ (Cin, Büyü, Zihin Kontrol, LSD, Telegram...)
* 28 ŞUBAT'IN BİLİNMEYENLERİ VE ERBAKAN (DH Belgesel Kuşağı)
* TÜRK MARŞLARI (Lully, Beethoven, Mozart, Sultan Abdülmecid)
* TSM LONGA MÜZİKLERİ (DH Türk Müziği Kuşağı)


 
728 Mesaj
8 Temmuz 2012; 11:38:15 

İki dil arasında benzerlik kurmak, hem de tersini yazarak mümkün değildir. Benzerlik eyleminin tanımını bilmiyor olabilir misiniz acaba? Yazınızda tanımladığınız benzerlik değil ZITLIK!


_____________________________



 
1000 Mesaj
8 Temmuz 2012; 11:40:41 

Tabii ki tam olarak benzemez. Bazı etkiler Osmanlı Türkçesinden kaynaklanıyor olabilir.

Benzerlik sorunsa zıtların birliği de diyebilirsiniz :-)


_____________________________

* FARABİ (Türk Filozof, İslam Alimi, Tıpçı, Matematikçi, Astronom, Bestekar, Müzik Kuramcısı, Kadı, İlk Ansiklopedici...)
* ASYANIN KANDİLLERİ (Yesevi, Farabi, İbni Sina, Kaşgarlı, Harezmi, Biruni, Ali Kuşçu, Meragi, Fuzuli...)
* İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ (Cin, Büyü, Zihin Kontrol, LSD, Telegram...)
* 28 ŞUBAT'IN BİLİNMEYENLERİ VE ERBAKAN (DH Belgesel Kuşağı)
* TÜRK MARŞLARI (Lully, Beethoven, Mozart, Sultan Abdülmecid)
* TSM LONGA MÜZİKLERİ (DH Türk Müziği Kuşağı)


 
728 Mesaj
8 Temmuz 2012; 11:43:00 

Sizin sadece iyi niyetinizde bir benzerlik var, eylemlerin tümü zıt.


_____________________________



7581 Mesaj
8 Temmuz 2012; 12:01:17 

İki dilin birbirine olan benzerliği denilince farklı beklentilerle girmiştim konuya. Mesela Oktay Sinanoğlu Türkçe-Japonca benzerliğini anlatırken kelime köklerinin benzerliğinden bahsediyor. Bu yazı benzerlikleri değil de benzetmeye çalışmayı aktarmış daha çok. Hele ki "Oh ne rahat!"ı gördüğüm zaman bir garip oldum; iki dilin kıyası yapılırken böyle bir niteleme bence doğru değil.


_____________________________




3280 Mesaj
8 Temmuz 2012; 12:12:04 

quote:

Orijinalden alıntı: sgrafik

"Bugün, dışarı çıktığımda, yolda büyük, kahverengi, güzel, sert mi sert, kafasını dışarı uzatmış, yavaşça hareket eden bir kaplumbağa gördüm."

Sonunu getirmeden ne anlattığımdan haberiniz bile yoktu. Hele altı çizili olan sıfat tamlamasını incelediğimizde sonu gelene kadar bir şey anlamak mümkün değil.
Sonunda "kamlumbağa" dediğimde az önce saydığım o kadar sıfat aklınızda kaldı mı?

Bunun arapçayla veya japoncayla ilgisi yok sanırım. Bu tamamen bizim dilimizle alakalı. Gene aynı şekilde Türkçe de de

Bir kablumbağa gördüm ki... diyerek vurguyu başa koyabilirsiniz.

İngilizce de de bizim ki yerine that getirerek aynı şeyi yapabilirsiniz. İster sıfatları başa koyun ister başa konulan sıfatları özel bir ek veya kelime ile isimden sonraya atın.

Bu olayın arapça ile ilişkisini anlayamadım yani


_____________________________

Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm




6713 Mesaj
8 Temmuz 2012; 12:56:16 

quote:

Orijinalden alıntı: Nürnberger

İki dil arasında benzerlik kurmak, hem de tersini yazarak mümkün değildir. Benzerlik eyleminin tanımını bilmiyor olabilir misiniz acaba? Yazınızda tanımladığınız benzerlik değil ZITLIK!



Aynen böyle!


_____________________________

GENS UNA SUMUS


6713 Mesaj
8 Temmuz 2012; 13:53:33 

" The following sounds do not exist in Arabic hence the Arab students are likely to make mistakes in their speech as well as writing. They substitute or borrow them from some other sounds in English:

Actual sound Borrowed sound Actual word Borrowed word
V (f) serve surf
P (b) park bark
G (j) galaxy jalaksy
CH (sh) chair share

Arab speakers attempt to pronounce English words while using the Arabic phonetic methodology and in doing so face severe pronunciation problems. For them ‘stupid’ becomes “istobbid”, and ‘pregnant’ becomes “brignent”.
“Trying to get students to be like a native speaker is ineffective; "


" Like any vocalized language English has five vowels a, e, i, o, u, which are clearly spelled out in a text and play an important role, being the most prominent and central sound of a syllable. They help to join letters so that a full sound can be achieved. In Arabic there are no such vowels hence there is no such exact correspondence between the English and Arabic language. As compared to twenty six letters in English alphabets there are twenty nine alphabets in Arabic. All the alphabets in Arabic are consonants. The alphabets ‘alif’,(1) ‘waw’( æ) and ‘ya’( ì) are used as long vowels or diphthongs and they also play the role of weak consonants. However, for the non-Arabs who learn Arabic as a second language the vowel signs have been developed as zabar, ( ) zer, ( ) and pesh ( ) which are not a part of Arabic letters. These vowels are only found in religious texts and are rarely found in newspapers and magazines. The native Arab speakers know them very well even if they are not indicated in writings. "


Aynen yukarda da söylendiği gibi Türkçe ile bir ilgisi yok Arapça'nın. Üstteki yazıyı İngilizce'yi 2. dil olarak öğrenen Suudi öğrencilerin karşılaştıkları sıkıntıları anlatan akademik düzeyde sayılabilecek bir yazıdan aldım. Türkçe ile Arapçayı karşılaştıran benzer özelliklerde bir yazı bulamadım ne yazık ki ama Türkçede Arap öğrencilerin benzer zorluklarla karşılaşacakları kesin. Arapçada ki problemlerin " yalnızca bir kısmının " neler olduklarını açıkça ortaya koymuş, yazan da bir Pakistanlı ve kendi deneyimlerini anlatıyor, Suudi bastır petrol parasını satın al akademik araştırmayı huyunu iyi bildiğimden tarafsız bir yerde çıkan bu hele Pakistanlı öğretim üyesi deneyimleri bana ilginç geldi.
Kısaca çevirirsem yazıyı; ( Gogıl çeviri kullanılabilir yazı için )

Arapçada olmayan sesler için liste verilmiş, bu sesler yerine Arap öğrenciler uydurdukları sesleri kullanıyorlar ve bu da benim iş yaşamımda sık karşılaştığım saçma sapan bir İngilizce konuşan Arapları açıklıyor. Araplar " vi " sesi için " f " sesini kullanıyorlar ingilizcede ve bu da " serve " veya türkçe olarak " sörv " şeklinde okunurken araplar bunu " sörf " olarak okuyorlar. Bu durum çok uyduruk, yani örneğin Türkçeyi Kürt aksanıyla okuyan milletvekillerimizin Türkçesinden farklı bir durum, işin içine uydurma giriyor kısacası!

İngilizcede tüm seslendirilen ( veya sesli ) dillerde olduğu gibi ( bizde de var bu tabii ), a,e,i,o,u sesli harfleri var ve bunlar teleffuzda çok önemli rol oynuyorlar, kelimenin tam bir sesle seslendirilmesinde önemli rol oynuyorlar ama Arapça da sesli harf yok! Dolayısıyla İngilizce ve Arapça arasında doğrudan bir ilişkide yok.

Yukardaki eleştiriler tam olarak Türkçe içinde gerçekler. Arapça da hece diye bir olayın olmamasını, doğru dürüst noktalama bile olmaması gibi sorunları ilave etmiyorum.
Benzerlik değil tam bir ayrılık söz konusu iki dil arasında!


_____________________________

GENS UNA SUMUS

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
8 Temmuz 2012; 14:13:24 

Hayırdır.Tersine bir harf devrimi mi yapacaksınız ülkede.Türkçe varken ne arapça nede diğer dillere itimat ederim.Ama bi sıralama yaparsak arapça en sonda yer alır heralde.


739 Mesaj
8 Temmuz 2012; 15:23:27 

quote:

Orijinalden alıntı: Kei$er$oZe

Hayırdır.Tersine bir harf devrimi mi yapacaksınız ülkede.Türkçe varken ne arapça nede diğer dillere itimat ederim.Ama bi sıralama yaparsak arapça en sonda yer alır heralde.

Bu konudan gerçekten bunu mu anladınız?


_____________________________

Her daim akılcı olmaya çalışan bir üye.
�Galip asker, hiçbir zaman mağlup askerin üzerine eğildiği zamanki kadar yüksek değildir."
Socrates
“Primum non nocere”

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
8 Temmuz 2012; 15:25:56 

quote:

Orijinalden alıntı: CfgMaster


Bu konudan gerçekten bunu mu anladınız?

Bu ülkede şuanda Cumhuriyetin devrimleri ve kurucusu aşağılanıp;bunun yerine Osmanlının ilkel uygulamaları ve yönetimi geri getirilmek isteniyorsa;sosyal hayatın Osmanlı zamanındaki seviyeye dönmesi isteniyorsa evet ben bu konudan bunu anladım.Çünkü konuyu açan şahıs malum..


6956 Mesaj
8 Temmuz 2012; 15:29:30 

quote:

Orijinalden alıntı: sgrafik


"Bugün, dışarı çıktığımda yolda bir kaplumbağa gördüm, büyük, kahverengi, güzel, sert mi sert, kafasını dışarı uzatmış, yavaşça hareket ediyordu.


_____________________________


Steam ID: furkantrojka

Yamaha RBX-360|Seymour Duncan SPB3|Rotosound SH77|SansAmp Bass Driver Di
Minolta X300|Minolta MD Rokkor 50mm 1:1.7|Minolta MC Tele Rokkor 135mm 1:2.8|Sigma UC Zoom 28-70 1:2.8-4
Müzik diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum, gerçek olsa teori değil kanun olurdu.
Üç ayaklı bir masanın ayağını eksilttiğinizde yıkılıyor olması, masanın öyle yaratıldığı manasına gelmez.
Teknobiyotik 03.02.2013 tarihinde ellerinde olmayan ürünü sattı, 25.02.2013'te paramı iade etti.



739 Mesaj
8 Temmuz 2012; 15:32:43 

quote:

Orijinalden alıntı: Kei$er$oZe


Bu ülkede şuanda Cumhuriyetin devrimleri ve kurucusu aşağılanıp;bunun yerine Osmanlının ilkel uygulamaları ve yönetimi geri getirilmek isteniyorsa;sosyal hayatın Osmanlı zamanındaki seviyeye dönmesi isteniyorsa evet ben bu konudan bunu anladım.Çünkü konuyu açan şahıs malum..

Lütfen önyargılarınızla hareket etmeyiniz. Konuda bahsedilen hiçbir şey "Cumhuriyetin devrimleri ve kurucusunun aşağılanması", "Osmanlının ilkel uygulamaları ve yönetimi geri getirilmek istenmesi" ve "sosyal hayatın Osmanlı zamanındaki seviyeye dönmesi istenmesi" konularını içerisinde barındırmıyor.

@sgrafik bence, fark ettiği benzerlikleri bizimle paylaşmak istemiş.


_____________________________

Her daim akılcı olmaya çalışan bir üye.
�Galip asker, hiçbir zaman mağlup askerin üzerine eğildiği zamanki kadar yüksek değildir."
Socrates
“Primum non nocere”


 
1000 Mesaj
8 Temmuz 2012; 16:01:45 

Arapları sevmediği için dillerini yerden yere vuranı mı ararsın ne ararsan var. Bence sakin olun beyler...

Yazdıklarımda kıyaslar özneldir. Dileyen bilgi olarak faydalanmaya çalışır, dileyen de siyasi görüşünü karşılık olarak belirtmiştir tabi.

Rahatlık kısmı kinayedir. Dilin bütünü kıyaslanamaz. Ama öğrenme aşamasında bazı kısımları zevklidir. Her dilde olduğu gibi.
Sonuçta bu dili öğrenmek isteyen Türklerin bazı yönlerden zorlanmayacaklarını söylüyorum.
Ha, siz çıkıp da zorlandıkları yerlere vurgu yaparak bu fikri hiçe saymaya da çalışabilirsiniz tabi.

Muhtemelen Arapça bilen bazı arkadaşlar bu iki dilin ne kadar çok benzemediğini ortaya koyabilmişler ki,
bu forumda az da olsa Arapça öğrenmiş epey insan olduğunu görüyorum.


_____________________________

* FARABİ (Türk Filozof, İslam Alimi, Tıpçı, Matematikçi, Astronom, Bestekar, Müzik Kuramcısı, Kadı, İlk Ansiklopedici...)
* ASYANIN KANDİLLERİ (Yesevi, Farabi, İbni Sina, Kaşgarlı, Harezmi, Biruni, Ali Kuşçu, Meragi, Fuzuli...)
* İSTİHBARAT YÖNTEMLERİ (Cin, Büyü, Zihin Kontrol, LSD, Telegram...)
* 28 ŞUBAT'IN BİLİNMEYENLERİ VE ERBAKAN (DH Belgesel Kuşağı)
* TÜRK MARŞLARI (Lully, Beethoven, Mozart, Sultan Abdülmecid)
* TSM LONGA MÜZİKLERİ (DH Türk Müziği Kuşağı)


377 Mesaj
8 Temmuz 2012; 16:06:12 

Forumda henüz işlenmemiş(?)iki konu var;MEB,okulları dönüştürüyor.Üniversitelerde başlattıkları yeni bir "çalışma" işin cabası.90'ların başında işareti verilmişti!Bu konular forumda işlenebilir mi bilemem fakat Suriye şu,bu derken siyasi proje tam gaz yürüyor.

Kısaca:KeiSerSoZe,bilineni ve görüneni açık bir dille yazmış!



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi erom? -- 8 Temmuz 2012; 16:11:08 >


_____________________________



4841 Mesaj
8 Temmuz 2012; 17:39:32 

quote:

Orijinalden alıntı: Kei$er$oZe


Bu ülkede şuanda Cumhuriyetin devrimleri ve kurucusu aşağılanıp;bunun yerine Osmanlının ilkel uygulamaları ve yönetimi geri getirilmek isteniyorsa;sosyal hayatın Osmanlı zamanındaki seviyeye dönmesi isteniyorsa evet ben bu konudan bunu anladım.Çünkü konuyu açan şahıs malum..

Senin de ne olduğunu herkes biliyor o yüzden yazma nedeniniz malum...


_____________________________



5302 Mesaj
8 Temmuz 2012; 18:42:41 

Alfabe ve dil gibi araçsal bir konuya bile idelojik bakan , dilelr arasında hiyerarşi ilişkisi kuran bir zihin ancak Kemalizm gibi referansları 19ncu yüzyıla ait ötekileştirici ve faşist bir idelojinin ürünü olabilirdi.. Eskisini bırakıp latin alfabesine dönmek ile cidden gerilikten kurtulduğunu sananlar var bu memlekette, böylesi ancak eğitimle olabilir .. Eğitimin "milli" si olunca böyle bir sonuç kaçınılmaz tabi....

Bir dili yermek yada yüceltmek sizi vatansever yapmaz beyler, sizi ancak iyiliği, erdemi ve güzel ahlakı yüceltmek vatansever ve iyi insan yapar..


_____________________________



 
203 Mesaj
8 Temmuz 2012; 20:52:43 

Ben iki dil arasında ilk mesajda belirtildiği gibi bir benzerliğin kurulabilmesine şaşırıyorum. Benzerlik denilen şeyler ters orantı gibi bir şey. Ayrıca Osmanlı Türkçesi denilmesine de şaşırıyorum. Sözcüklerin büyük bölümü Arapça ve Farsça ancak dile Türkçe deniyor, ilginç!


_____________________________



 
7740 Mesaj
8 Temmuz 2012; 21:34:57 

Bugün, dışarı çıktığımda, yolda büyük, kahverengi, güzel, sert mi sert, kafasını dışarı uzatmış, yavaşça hareket eden bir kaplumbağa gördüm.

Burada "görme" eylemi cümlenin sonundayken:

Heute, als ich raus gegangen bin, habe ich eine große, braune, schöne, harte Schildkröte, die ihren Kopf draußen gehalten und sich langsam bewegt hat, gesehen.

Burada basta.

Heute, als ich raus ging, sah ich eine große, braune, schöne, harte Schildkröte, die ihren Kopf draußen gehalten und sich langsam bewegt hat.

Baslikta yapilan Türkce-Arapca kiyaslamasi icinde, Arapcanin daha avantajli ve kolay anlasilir bir dil olduguna vurgu yapilmis. Bu durumda Almanca hem daha sonra, hem de basta vurgu yapabilme imkanini verdigi icin bu dillerden daha iyi bir dil olmayi hak ediyor mu?

Ya da böyle bir kiyaslamaya hic gerek yok mu!



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Serdar -- 8 Temmuz 2012; 20:42:33 >


_____________________________

Ben aslında yoğum. YOĞUM!

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
9 Temmuz 2012; 1:22:33 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

Alfabe ve dil gibi araçsal bir konuya bile idelojik bakan , dilelr arasında hiyerarşi ilişkisi kuran bir zihin ancak Kemalizm gibi referansları 19ncu yüzyıla ait ötekileştirici ve faşist bir idelojinin ürünü olabilirdi.. Eskisini bırakıp latin alfabesine dönmek ile cidden gerilikten kurtulduğunu sananlar var bu memlekette, böylesi ancak eğitimle olabilir .. Eğitimin "milli" si olunca böyle bir sonuç kaçınılmaz tabi....

Bir dili yermek yada yüceltmek sizi vatansever yapmaz beyler, sizi ancak iyiliği, erdemi ve güzel ahlakı yüceltmek vatansever ve iyi insan yapar..

Latin alfabesi batıya uyum için gerekliydi ve osmanlıdaki alfabe ise başlı başına uyumsuzluktu.Çünkü Osmanlı kendi benliğini unutup arapların benliğini almıştı..Kemalizme ötekileştirici ve faşist bi rejim demişsin.14 asır öncesine ait olan ve tamamiyle şiddetten beslenen dogmatik kurallarada sen heralde ötekileştirmeyen ve herkesi kucaklayan bir ideoloji dersin..Çünkü bu dogmatik kurallar kendilerinden olmayanlara yaşama hakkı vermezler ve kendisinden olanlarada şiddeti kullanarak zorla itaat ettirmeye çalışırlar.Kendi ideolojine göre senin görüşlerin faşistlik olmaz ama Kemalizm faşistlik olur.Gelde gülme.Hatta Kemalizmi ilkel tutup dogmatik sapkın kurallar modern olur senin gözünde.Onun için sen bi aynada kendine bakta sonra gel bi daha konuşuruz..Ayrıca ben ne arapçaya nede diğer dillere itimat ederim demişim.Elbette kendi dilimi önemli kılıcam.Senin gibi dogmatikçiler gibi arap dilini evrensel ve kutsal dil diye tanımlıyacak değilim.Çünkü bu dil siz her ne kadar başınızı kuma gömsenizde terörün ve şiddetin dilidir..



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Kei$er$oZe -- 9 Temmuz 2012; 1:25:37 >


 
2263 Mesaj
9 Temmuz 2012; 2:15:41 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

Alfabe ve dil gibi araçsal bir konuya bile idelojik bakan , diller arasında hiyerarşi ilişkisi kuran bir zihin ancak Kemalizm gibi referansları 19ncu yüzyıla ait ötekileştirici ve faşist bir idelojinin ürünü olabilirdi..

konuya ilgim yok ama, kemalizm ideolojisi doktrine dayanan bir ideolojik akım değildir ki. kendi içerisinde revizyonu gerekli kılan bir bakış açısıdır. öte yandan, akıllıca ele aldığı ideolojisinde, dar bir bakış açısı olmadığı rahatça anlaşılabilir. sosyalist veya faşizan bir yönelimi yok. bir amaç olarak yok özellikle. o döneme bakılınca, sanayileşemeyen devletlerin ideolojik birer akımla kendisini kurtarıcılarına kaptırması yüksek bir ihtimal iken, yararlı olabilecek özellikleri bir potada eritmeye çalışmış bir adamdan bahsediyoruz.

bu önermeyi, ana dayanağınız olarak ele alırsak, yazınızın bütününe pek hoş bir gözle bakılmaz bence. ironik çünkü...


_____________________________

kutu kutu vazelinler...


 
311 Mesaj
9 Temmuz 2012; 3:58:32 

yahu, bu konu oralara nasıl geldi anlamadım ki. bugün konuştuğumuz türkçede yüzlerce ve hatta binlerce yabancı dil kökenli sözcük var. @Kei$er$oZe, bakın, en son yorumunuza şöyle bir göz gezdirdim, birçok yabancı dil kökenli sözcük gördüm. hatta, aşağıladığınız arapçadan dahi kelimeler var. madem türkçemizi yüceltmek istiyorsunuz, öncelikle kendi dilinizin kelimelerini kullanmalısınız.

ben buraya ilk mesajda anlatılanların benzerlikle alakası olmadığını söylemek için gelmiştim ama yorumları okuyunca bir hayli garibime gitti. arapçayı neye göre terörün ve cehaletin dili olarak ilan ediyoruz? avrupalı birisi çıkıp, "türkçe barbarlığın dilidir." dese, "VOUAAA, ÖYLE ŞEY OLUR MU YAA?" diyerek viyana önlerine dayanmak üzere yola çıkmıştınız fakat aynı şeyi siz başkası için yapıyorsunuz ve bunun da gayet normal olduğunu söylüyorsunuz.

kaldı ki, osmanlı döneminde arapça konuşulduğunu sanıyor sanırım bazı kişiler. osmanlı döneminde de insanlar gayet türkçe konuşuyordu fakat o türkçenin içinde şimdiden olduğundan çok daha fazla arapça ve farsça sözcük vardı, hepsi bu. atatürk'ün yaptığı işle, türkçe arap harfleriyle değil latin harfleriyle yazılmaya başlandı zira batı dünyasına uyum sağlanması gerekiyordu ve halk için arap alfabesi zordu.

atatürk'ün notlarını, mektuplarını incelediğimizde, konuşmalarını dinlediğimizde bugün sizin yerin dibine soktuğunuz arapça kelimeler cirit atar. şimdi siz atatürk'e gerici mi diyeceksiniz?

hayır, asıl yandığım şey de benim hiç alakam olmamasına rağmen sırf dünyanın önemli dillerinden birisi olan ve yüzlerce yıllık kültürel geçmişi olan arapçayı savunduğum için irticai yorumlar yaptığım iddia edilecek. üstüne, kemalizm faşist bir ideoloji değildir derken aynı mesajda "başka dilleri dikkate almam" vs. deniyor ya, olmayacağı varsa da öyle yapıyorsunuz, farkında değilsiniz. neyse.

bir de ekleme yapayım: başka yandığım bir şey daha var. insanlar nasıl bir fırsatı teptiklerini bilmiyorlar. ya benim şu ana kadar pek imkanım olmadı, sadece ilköğretim ve lisede aldığım eğitimin üstüne kendi çabamla az biraz geliştirdiğimi düşündüğüm bir ingilizcem var. ha bir de bu türkçem işte. ama ben imkanım olduğunda çok dil öğrenmek istiyorum ve kesinlikle kendime o imkanı yaratacağım. yahu dil öğrenmek ne kadar güzel bir şey, bunun tadına varmak yerine bir dili terörün dili ilan etmek ne kadar kötü. ben şimdi ingilizce bir makale okuduğumda tamamına yakınını anlıyorum ve çok mutlu oluyorum. bunun fransızcasını da, arapçasını da, italyacasını da ve öğrenebilirsem daha da fazlacasını da yapmak istiyorum. çok uzattım da, sadece türkçeyle yetinmek cidden basitlik gibi geliyor bana. ingilizceyi de özel okullarda öğrendiğim sanılmasın, 12 yıl boyunca devlet okullarında okudum, kendi çabamla geliştirdim ingilizcemi. insan isteyince mutlaka bir yol bulur.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi hmac -- 9 Temmuz 2012; 4:08:14 >


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
9 Temmuz 2012; 8:00:14 

Avrupada yada Amerika kıtasında istediğin bir ülkeye git.Arapça ve harfleri o insanlara terörü ve korkuyu hatırlatır.Zira araplar yaptıkları katliamları videolara çekerken ellerinde kur-anla bunu yapıyorlar.Bu dil ne yazikki bu dili kullanmayanlara neyi anımsattığı ortada.Senin yada senin gibilerinin ne düşündüğünün bir önemi yok.Siz kafanızı kuma gömmeye devam edin.Benim yazılarımdaki arapça yada farsça kaynaklı kelimelere gelirsek.Elbette olması doğladır.Zira Osmanlının Türk benliğini yitirip arap benliğini alması buna en büyük örnek olsa gerek.Atatürkün sayesinde dilimiz büyük oranda kendi özgünlüğüne dönmüştür.
Son satırın ise çok komik.İster arapça,ister ingilizce istersende ugandaca olsun.Bir dil bir insan demektir ve insanların birden fazla dili bilmesi çok önemlidir.Benim sözümü çarpıtıp bana gelme.Diğer dillere itamat etmem derken o anlamda kastetmedim.Arapça,Farsça varken Türkçede ne oluyormuş zihniyetinde olanlara eleştiriyorum.Bu konuda böyle bişey geçti demiyorum ama burada da yakınma var.Özelliklede muhafazakar kesim malumunuz bu arapların kültürünü olduğu gibi almak istiyorlar.Çünkü bunlar benliğini yitirmiş insanlar.Türküm demek ırkçılık zaten günümüzde.Trüklüğü aşağılayıp;arapçılığı yukarı çıkarmak buna örnektir..


5302 Mesaj
9 Temmuz 2012; 8:26:25 

Asagilik kompleksi ile dunyada esi benzeri olmayan bicimde jakoben bir tavirla alfabe degistirmek kendi kendine ihanet etmektir . sizi kim niye ciddiye alsin. bu sekilde batiya uyumlu falan degil ancak kotu bir kopyasi olur ne batiya ne doguya yaranabilirsiniz. T.C'nin trajik öyküsüdür bu. Sorunu alfabede goren zihniyetin gelecegi noktadir kendi kendine yabancilasma.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



3280 Mesaj
9 Temmuz 2012; 8:39:41 

"Özelliklede muhafazakar kesim malumunuz bu arapların kültürünü olduğu gibi almak istiyorlar"

Aynen keiser, hep böyle bir daha arap olma isteği var. Her cümlenin altında hep bir araplara benzeme, araplardan örnek gösterme, şöyle yapsaydık daha iyi olurdu diye gönderme yapmak var. Ya osmanlıya ya araplara. Arap olsakta muhafazakar* kesim rahatlasa

(*forumda kendini muhafazakar hisseden ama bu konularda böyle bir tavır sergilemeyen bir sürü insan var, onları tenzih ederim, neyi-kimi kastettiğim anlaşılıyordur.)


_____________________________

Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm




897 Mesaj
9 Temmuz 2012; 9:08:19 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

Asagilik kompleksi ile dunyada esi benzeri olmayan bicimde jakoben bir tavirla alfabe degistirmek kendi kendine ihanet etmektir . sizi kim niye ciddiye alsin. bu sekilde batiya uyumlu falan degil ancak kotu bir kopyasi olur ne batiya ne doguya yaranabilirsiniz. T.C'nin trajik öyküsüdür bu. Sorunu alfabede goren zihniyetin gelecegi noktadir kendi kendine yabancilasma.

Niye kendine ihanet olsun, arap alfabesi türk alfabesi miydi sanki? Yıllardır hiçbir halta yaramayıp, yatan araplara benzeyeceğimize batıya benzemeyi tercih ederim Hayır yabancılaşma diyor da sanki böyle çok içimize dönüktük öz ve öz kendi kültürümüz vardı. Neyin derdindesin arkadaşım, araplardan uzaklaşıyoruz diye mi bu kuyruk acısı nedir yani geri kalmaktan çok mu hoşlanıyordun


_____________________________

~~


5302 Mesaj
9 Temmuz 2012; 11:19:24 


quote:

Orijinalden alıntı: ahmet//


Niye kendine ihanet olsun, arap alfabesi türk alfabesi miydi sanki? Yıllardır hiçbir halta yaramayıp, yatan araplara benzeyeceğimize batıya benzemeyi tercih ederim Hayır yabancılaşma diyor da sanki böyle çok içimize dönüktük öz ve öz kendi kültürümüz vardı. Neyin derdindesin arkadaşım, araplardan uzaklaşıyoruz diye mi bu kuyruk acısı nedir yani geri kalmaktan çok mu hoşlanıyordun

Bazi arkadaşlar kategorik dusundukleri icin meramimi anlamiyor sanirim, arap alfabesine gecelim diyen mi var boyle bir sey mumkun mu ? Alfabe dediginiz Manayi tasiyan formdur. teknik bir meseledir. ha latin olmus ha arap ha kril ama siz kalkip bu formu tepeden inme bir sekilde degistirirseniz kimse bunun altinda iyi niyet aramaz.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
9 Temmuz 2012; 11:47:45 

O zaman şöyle soralım.Şuanda konuştuğumuz dile en uygun alfaba hangisidir acaba..Ayrıca sözlerinede dikkat et Optimist.Aşağılık kompleksi ile yapılmış dediğin değişimi Atatürk yapmıştır.Delikanlı olup biraz daha açık konuş.He sen ne kadar açık konuşurum dersen bende senin bu hayatta en fazla değer gösterdiğin kişi hakkında çok güzel gerçekler sıralayabilirim.Midesi olanlar kaldıramaz orası ayrı..Atatürk'tede nasıl bir aşağılık kompleksi var ki;adam Osmanlının batıya peşkeş çektiği anadolu topraklarını geri almak için hayatını adadı ve bu ülkeden attı.Amerikan mandasına girelim diyenlere dersini verdi.Ama bu adam aşağılık kompleksine sahip olduğu için dili değiştirdi diyorsun.Yazık..Sen sözlerine dikkat et yeter.Yoksa senin değerlerini ayaklar altına alırım burada..


 
7740 Mesaj
9 Temmuz 2012; 12:41:13 

quote:

Orijinalden alıntı: Kei$er$oZe

O zaman şöyle soralım.Şuanda konuştuğumuz dile en uygun alfaba hangisidir acaba..Ayrıca sözlerinede dikkat et Optimist.Aşağılık kompleksi ile yapılmış dediğin değişimi Atatürk yapmıştır.Delikanlı olup biraz daha açık konuş.He sen ne kadar açık konuşurum dersen bende senin bu hayatta en fazla değer gösterdiğin kişi hakkında çok güzel gerçekler sıralayabilirim.Midesi olanlar kaldıramaz orası ayrı..Atatürk'tede nasıl bir aşağılık kompleksi var ki;adam Osmanlının batıya peşkeş çektiği anadolu topraklarını geri almak için hayatını adadı ve bu ülkeden attı.Amerikan mandasına girelim diyenlere dersini verdi.Ama bu adam aşağılık kompleksine sahip olduğu için dili değiştirdi diyorsun.Yazık..Sen sözlerine dikkat et yeter.Yoksa senin değerlerini ayaklar altına alırım burada..

Asagilik kompleksinde olmak, vatani satanlara karsi koymakla esdeger tutulmus, gülünc gercekten. Babalar gibi peskes cekmek gerekiyormus demek.

Alfabeyi de iyi ki de degistirmis. Faydasini, degisimden sonra yükselen okuma-yazma oranina bakmak dahi gösterebilir.


_____________________________

Ben aslında yoğum. YOĞUM!

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
9 Temmuz 2012; 12:50:28 

quote:

Orijinalden alıntı: Serdar


Asagilik kompleksinde olmak, vatani satanlara karsi koymakla esdeger tutulmus, gülünc gercekten. Babalar gibi peskes cekmek gerekiyormus demek.

Alfabeyi de iyi ki de degistirmis. Faydasini, degisimden sonra yükselen okuma-yazma oranina bakmak dahi gösterebilir.

Hayır asıl komedi şurda.Sözde eğitime önem veren Osmanlıdaki halkın yüzde kaçı okuma yazma biliyordu.Diyorlar ki halk cahil bırakıldı..Yok böyle bir komedi.Asıl halk okuma yazmayı latin alfabesinden sonra sökmeye başlamıştır.Bunlar bunu görmezler.Bilim ve dogmatizm asla yan yana gelemez.Çünkü dogmatizm halkı cahil bırakıp,şiddetten nemalanarak tek bir kişinin yönetimine bırakır;diğeri ise halkı cehaletten kurtarıp birey olma bilincini aşılar,gerçekleri gösterir..
Bakın mesela bugünün haberinde ne var.Bildiğiniz üzere islamda zina yapmanın cezası kesin ölümdür.Forumdaki muhafazakar arkadaşlarda bunun peygamber dönemindede yapıldığını belirterek bunu onaylıyorlar.Şayet muhafazakar olupta buna karşı çıkanı ben hiç görmedim..
http://video.milliyet.c...infaz-SHKCjnoi7vfX.html
İzleyin.İşte dogmatizmin insana verdiği değer budur.Bu şiddet uygulanırken Allahu Ekber sesleri yabancılarda nefret ve korku uyandırmıyor mu diyorsunuz hala..Şimdi şirin gözükmek için zina yapanların öldürülmesi günahtır diyenler olacaktır ama ben isteyenler olursa forumdaki bazı mufazakar arkadaşların isimlerini referans olarak verebilirim.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Kei$er$oZe -- 9 Temmuz 2012; 13:19:57 >


897 Mesaj
9 Temmuz 2012; 13:01:20 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST



Bazi arkadaşlar kategorik dusundukleri icin meramimi anlamiyor sanirim, arap alfabesine gecelim diyen mi var boyle bir sey mumkun mu ? Alfabe dediginiz Manayi tasiyan formdur. teknik bir meseledir. ha latin olmus ha arap ha kril ama siz kalkip bu formu tepeden inme bir sekilde degistirirseniz kimse bunun altinda iyi niyet aramaz.

Anlamadım arkadaşım, bu tarz bir yeniliği nasıl yapacaktın başka ? Niyet açıkça belli, çürümüş geri kalmış kolu kesip atıyorsun başka bir anlam aramaya gerek yok.


_____________________________

~~


 
2833 Mesaj
9 Temmuz 2012; 13:14:12 

Osmanlıda okuma yazma az olduğunu sanmıyorum. Dini eğitim alan zaten okur yazardı. Eğer az ise bile bu alfabeden olamaz isteyene 1 günde osmanlıca öğrenebilir zaten.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



5302 Mesaj
9 Temmuz 2012; 13:29:13 

Harf devrimi, Türkiye'de okuryazarlığın yaygınlaşmasını sağlamış mıdır?

1920'lerden bu yana Türkiye'de okuryazarlık oranının artmış olduğu doğrudur. Ancak artışı etkileyen faktörler o kadar çok ve çeşitlidir ki, Latin alfabesinin kabulünün bu sonuçta oynadığı rolü kestiremeyiz. Çeşitli dönemlerde uygulanan okuma-yazma kampanyalarının yanısıra, örneğin mecburi ilköğretim, mecburi askerlik, köylere yol ve okul yapılması, gelişen para ekonomisi, artan sosyal hareketlilik gibi faktörler bu çerçevede sayılabilir.

Milli bir seferberlik olarak benimsenen ve olağanüstü bir ısrarla sürdürülen okuryazarlık kampanyasına rağmen, 1927-35 arasında yeni okuma-yazma öğrenenler resmi rakamlara göre Türkiye nüfusunun sadece % 10.3'ünü (1927'de okuryazar olmayan nüfusun % 11.2'sini) bulmuştur. 1 Oysa, örneğin 1960-70 yılları arasında okuryazar sayısındaki artış, toplam nüfusun %27.2'si ve 1960'ta okuryazar olmayan nüfusun %40.1'idir. Bu rakamlar, okuryazarlık artışında belirleyici olan faktörün harf devrimi olmadığını düşündürmektedir. 2

Harf devrimini izleyen yıllarda gazete satışlarında görülen ve yaklaşık yirmi yıl boyunca telafi edilemeyen düşüş ise, harf devriminin, okuryazarlık oranını artırmak şöyle dursun, azaltmış olabileceği ihtimalini akla getirmektedir.3

Devrimin gerekçeleri

Arap alfabesinin Türkçe'nin yapısına uymadığı, dolayısıyla sistematik bir imlanın oluşmasına imkân vermediği ve okuma-yazmayı zorlaştırdığı görüşüne 1860'lardan itibaren rastlanır. 1863'te ünlü Azerbaycanlı yenilenmeci Feth Ali Ahundzade Osmanlı yazısında köklü bir reform projesini sadrazam Fuad Paşa'ya sunmuş, birkaç yıl sonra yine Ahundzade, bu kez Latin alfabesinin kabulü yönünde daha radikal bir öneriyi ortaya atmıştır. Aynı yıllarda, modern Türk eğitim sisteminin kurucularından Münif Paşa Arap alfabesine dayalı bir ayrık yazı (huruf-u munfasıla) sisteminin benimsenmesini savunmuştur. 4

1879'de Latin ve Yunan bazlı Arnavut alfabesini geliştiren Şemseddin Sami Bey, benzeri bir reformun Türkçe'ye de uygulanmasını önermiş; Arnavutların 1908'de tamamen Latin yazısına dayalı bir alfabeyi kabul etmeleri de, Meşrutiyet döneminin Türk reformcu çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında orduda Enver Paşanın önayak olduğu bir ayrık yazı sistemi benimsenirken, yine aynı yıllarda Latin alfabesinin Türkçeye uyarlanması yönünde çeşitli önerilere tanık olunmuştur.

Rum veya Ermeni yazısıyla basılı Türkçe kitapların, 19.cu yüzyıl sonlarında gayrımüslim Anadolu halkı arasında kazandığı yaygın okuyucu kitlesi de yazı reformu tartışmalarına hız veren bir unsur olmuştur.

Gerek ayrık yazı gerek Latin alfabesi savunucularının ısrarla üzerinde durdukları nokta, "harflerimizin ve imlamızın bitmez tükenmez zorlukları" ile, harf ıslahatının "medenileşmeyi" mucizevi bir şekilde hızlandıracağı inancıdır.

Gerekçenin geçerliği

Eski yazının zorluklarına dair objektif ve kıyaslamalı bir değerlendirme, yazı reformcularının bu konudaki engin heyecanını paylaşmayı güçleştirmektedir.

Eski yazı: Arap yazısı alfabesel bir sistemdir. Yani her harf - tıpkı Latin ve Yunan alfabelerindeki gibi - prensip olarak bir tek sesi ifade eder. Türkçe'de kullanılan biçimiyle alfabenin 31 harfi ve bellibaşlı 7-8 düzeltme işareti vardır. Bunları ezberlemenin, 29 harf ve bir düzeltme işareti içeren yeni Türk alfabesini ezberlemekten çok daha zor olacağını düşünmek için bir neden yoktur. Arap yazısındaki bazı harflerin sözcük başında, ortasında ve sonunda farklı biçimler almalarına karşılık, yeni yazıda da - Arap yazısında olmayan - küçük ve büyük harf ayrımı vardır.

Asıl zorluk üç noktadan kaynaklanır. İlk önce, Arap dilinin özelliklerine göre oluşmuş olan alfabenin, Türkçenin bazı ses ve nüanslarını ifade etmekte zorlandığı bir gerçektir. Bellibaşlı zorluklar, dört ayrı değeri olan vav (v, u, ü, o), dört ayrı değeri olan kef (k, g, ğ, -in) ve iki ayrı değeri olan ye (i, y) harflerinden doğar. Türkçe'ye özgü 'ı' sesine tatmin edici bir çözüm bulunamamıştır. Arapça'da farklı sesleri ifade eden bazı harfler ise, Türkçe'de tek sese (ze, zal, za, zad, 'z'ye; se, sin, sad, 's'ye; ha, hı, he - İstanbul lehçesinde - bir tek 'h'ye) indirgenmiştir. Arapça kökenli kelimelerde rastlanan 'ayn harfi, Türkçe'de karşılığı olmadığı için, imlada belirsizlik yaratabilmektedir. Öbür harflerin telaffuzunda önemli bir sorun yoktur.

İkinci zorluk, Arap yazısında bazı sesli harfleri yazmama veya düzeltme işaretleriyle (hereke) belirtme usulüdür. Arap diline mükemmelen uyan bu özellik, Türkçe'de okumayı zorlaştırmakta, buna karşılık yazı yazmayı, Latin alfabesiyle karşılaştırılmayacak ölçüde kolaylaştırmaktadır.

Nihayet, Arap yazısında çoğu harfin birbirine bağlı olarak yazılması usulü de, yazmayı kolaylaştırıp okumayı zorlaştıran başka bir unsurdur.

İngilizce: Arap alfabesinin Türkçe'nin bazı özelliklerine uymadığına dikkat çekilirken, aynı durumun çok daha şiddetli boyutlarda, Latin alfabesi ile örneğin Fransız ve İngiliz dilleri arasındaki ilişki için de geçerli olduğuna değinilmesi gerekir.

Örnek olarak İngilizce'yi alalım. Bu dile özgü 22 veya 24 farklı sesli ve çift-sesliyi (vowels and diphthongs), Latin yazısındaki beş-altı harfle ifade etme çabasının nasıl içinden çıkılmaz bir imla kargaşası yarattığını, İngilizce öğrenmeye çalışanlar pek iyi bilirler. Klasik örnek, I, eye, aye, by, buy, bye, lie, right, write, rite, rhyme, Rhine, Thai, rind, isle örneklerindeki gibi, bir düzineden fazla farklı yazılışa sahip olan 'ay' sesidir. Benzer listeler, 'ey', 'ou', 'au' vb. sesleri için de verilebilir. Her, war, law, well sözcüklerinde rastlanan İngilizce seslilere ise, Latin alfabesinin geleneksel fonetik değerleriyle yaklaşmak bile mümkün değildir.

Sessiz harflerde de durum farklı değildir. Örneğin 'k' sesi, yerine göre k, c, ck, ch, cq, cc, q veya kh şeklinde yazılabilir. C harfi, e veya i'den önce gelirse genellikle 's' okunursa da istisnaen 'k' (Celt) veya 'ş' (racial) okunabilir. Ch bileşiği çoğu zaman 'ç' okunmakla beraber, bazen 'k' (character), 'ş' (charade), hatta 'kh' (loch) değerlerini alabilir. Çift c, yerine göre 'k' (occur) veya 'ks' (access) sesini verir. Q harfini muhakkak u izlediği söylenirse de, yabancı kökenli sözcüklerde bu kural uygulanmayabilir (Qatar); ayrıca qu bileşiği, duruma göre 'kyu' (queue), 'ku' (queer) veya sadece 'k' (conquer) sesini belirtebilir.

İngilizce yazımı sistemleştirme, hatta yeni bir fonetik alfabe oluşturma yönünde fikirler, özellikle Amerika'da, 19. yüzyıl sonlarında ortaya atılmışsa da, bu tür çabalar genellikle "kaçıklık" olarak değerlendirilmiş ve rağbet görmemiştir.

Buna rağmen, İngilizce konuşulan ülkelerin birçoğunda yüzde yüze yaklaşan okuryazarlık oranlarına ulaşıldığı bilinmektedir.

Japonca: Japon dili, 10.cu yüzyıldan bu yana, birbirinden farklı üç yazı sistemini bir arada kullanagelmiştir. Bunların en eskisi olan Çin resim-yazısı, bildiğimiz anlamda bir alfabe değildir. Her biri en az bir ve en çok yirmiüç fırça darbesinden oluşan karakterler (kanji), yerine göre Çince'den alınmış bir sözcüğü (Türkçe'deki Arapça ve Farsça deyimler gibi) veya anlamca buna yakın Japonca bir deyimi veya telaffuzu Çince sözcüğe benzeyen fakat anlamca ilgisiz bir Japonca heceyi ifade ederler. Üç yorumdan hangisinin geçerli olduğu, metinden anlaşılır. Japonca takı ve ekler ayrıca yazılır. Yakın dönemde yürürlüğe konan eğitim reformuyla, her Japon'un öğrenmesi gereken kanji adedi 1950 ile sınırlandırılmıştır. Yüksek öğrenim görmüş bir Japon'un kullandığı kanji sayısı 3-4,000 civarındadır; Japon dilinde teorik olarak mevcut kanji sayısının ise 40,000 kadar olduğu söylenmektedir.

Ortaçağdan bu yana kullanımda olan hiragama yazısı, Japon dilinin hecelerini fonetik olarak ifade eden 48 harften oluşur ve kanji ile birlikte kullanılır. Japonca'yı sadece hiragama kullanarak yazmak mümkünse de, uygulamada cahillik sayılır. (Eski devirde kanji erkeklerin, hiragama ise sadece kadınların kullandığı bir yazı sistemi idi.) Yine 50 civarında işaretten oluşan katakama yazısı teknik terimleri, yabancı deyimleri ve anlamsız sesleri fonetik olarak ifade etmeye yarar.

Yazıyı sadeleştirmeye yönelik bazı reformlar, eğitim bakanlığı tarafından 1950'lerde yürürlüğe konmuş; bu arada, eskiye oranla biraz daha çok hiragama kullanımı teşvik edilmiştir.

Japonya'da okuryazarlık oranı halen yüzde yüz düzeyindedir. Ayrıca Japon dilinin Latin alfabesiyle yazılı şekli ilkokullarda zorunlu ders olarak okutulduğundan, Latin alfabesi bilgisi de genç kuşaklarda yüzde yüz dolayında bulunmaktadır.

Başka gerekçeler

Meşrutiyet aydınlarını yazı reformu düşüncesine sevkeden unsurları şöyle özetleyebiliriz:

1. Alfabeyi kolaylaştırmakla cehaletin ortadan kalkacağı inancı. 5

2. Şarklılık kompleksi, ve şarklılığın görünür bazı belirtilerini ("eciş bücüş yazı", fes, sultan vb.) terketmekle kültürel değişimin sağlanabileceği hayali.

3. 1910'lardan sonra, müfrit Türk milliyetçiliğiyle birlikte ortaya çıkan Arap düşmanlığı.

Ancak asıl hareket noktaları bunlar olsa da, 1928 devrimini oluşturan tedbirler bütününü bu kadar masum gerekçelerle açıklamak zordur. Yazı reformunun okuryazarlığa etkisini, sembolik-ulusal değerini vb. bir an için kabul etsek bile, bu amaçları elde etmek için a) ilköğretimde yeni yazıyı esas almak, b) resmi yazışmalarda yeni yazı kullanımını zorunlu kılmak, ve c) yayıncılıkta yeni yazı kullanımını devlet eliyle teşvik etmek hiç şüphesiz yeterli olurdu.

Oysa 1928 Harf Kanunu, bunlarla yetinmemiştir. Kanunun 4.cü maddesi, kanunun yayın tarihinden iki hafta sonra başlamak üzere eski yazıyla her türlü gazete ve mecmua yayınını yasaklamakta; 5.ci madde ise, ertesi yıl itibariyle, eski yazıyla kitap basılmasını suç haline getirmektedir. Daha radikali, 9.cu maddedir:

"Bütün mekteplerin Türkçe tedrisatında Türk harfleri kullanılır. Eski harflerle matbu kitaplarla tedrisat icrası memnudur."

Bunun anlamı, eski yazı bilgisinin toplumdan silinmesidir. Devrim projesinin başarıya ulaşması halinde, ülkenin 900 yıllık kültür birikimini okumak ve yorumlamak imkânının yokedilmesi öngörülmüştür. 1929'da ilk ve orta dereceli okullardan Arapça ve Farsça dersleri kaldırılmıştır. 1930'da imam-hatip okullarının ve 1933'te İstanbul Darülfünununa bağlı İlahiyat Fakültesinin kapatılmasından sonra, Türkiye'de yaklaşık yirmi yıl boyunca hiçbir resmi ve özel yasal çerçevede eski yazıyla Türkçe eğitimi verilmediği anlaşılmaktadır. Sadece İstanbul Edebiyat Fakültesi ve Ankara DTC okulunda Arapça ve Farsça kürsüleri bulunmaya devam etmişse de, bu kürsülerde ders alan öğrenci sayısı hiçbir zaman üç-beşi aşmamıştır.

İlk Çin imparatorluk hanedanının kurucusu Shih Huang Ti'nin (MÖ 221-210), kurduğu devlet düzeninin sorgulanacağı korkusuyla, ülkesinde geçmişte yazılmış tüm kitapların yakılmasını emredişinden bu yana geçen ikibinikiyüz yılda, devlet eliyle girişilmiş bu boyutta bir kültür katliamına yeryüzünün herhangi bir yerinde rastlamak mümkün değildir.

Notlar

1. 1927'de Türkiye'de okuryazarlık oranını %8.1 olarak veren sayım rakamları doğrulanmaya muhtaçtır. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli'nde 5-10 yaş kız ve erkek İslam çocuk nüfusunun %57'si ilkokul öğrencisi gözükür (Devlet-i Aliye-i Osmaniyenin 1313 Senesine Mahsus İstatistik-i Umumisi; ayrıca bak. Soru 26). Aynı düzey eğer 1914'e kadar korunmuşsa, 1927'de 20-42 yaş kuşağı Türk nüfusunun aşağı yukarı yarısının az çok ilkokul eğitimi görmüş, dolayısıyla eski yazıyla okuryazar olması gerekir. Bu da, 1914'ten sonra eğitim sisteminin iflas etmesi ve savaş telefatı gibi etkenler hesaba katılsa bile, toplam nüfusta en az %30 civarında okuryazarlık demektir. Dolayısıyla ya Osmanlı istatistiklerinin, ya 1927 sayımının gerçekleri tahrif ettiğini kabul etmek zorundayız.

2. Resmi sayımlara göre nüfus ve okuryazar sayıları şöyledir:

Nüfus (bin) Okuryazar (bin)

1927 13,650 1,106

1935 16,157 2,453

1960 27,755 8,901

1970 35,605 16,455

İki zaman noktası arasında okuryazar oranının "kaç kat arttığı", anlamlı bir istatistik olmaktan uzaktır. Önemli olan, toplumda okuma-yazma bilmeyen insanların ne kadarının, belirli bir dönemde, okuma-yazma öğrenme ihtiyacını duymuş veya imkânını bulmuş olduklarıdır. Yukarıdaki sayılara göre (ölüm ve muhaceret faktörlerini hesaba katmazsak) 1927'de okuma-yazma bilmeyen 11,544,000 kişiden 1,347,000'i, bunu izleyen sekiz yılda okuma-yazma öğrenmişlerdir.

Normal zekâya sahip insanlar azami üç ayda okuma-yazma öğrendiklerine ve aşağı yukarı her köyde okuryazar birkaç kişi 1920'lerde bile bulunacağına göre, okuryazarlık artışı bir imkân ve organizasyon (arz) sorunundan çok bir istek ve ihtiyaç (talep) sorunu olarak görünmektedir. Dolayısıyla, 1928'i izleyen alfabe seferberliğinin uğradığı başarısızlık, "kadro yetersizliği, olanak yokluğu" vb. gerekçelerle açıklanamaz. Anlaşılan memlekette 1928 itibariyle okuryazarlık isteği ve ihtiyacı yaygın değildir.

3. 1908-1914 döneminde Türkçe İstanbul basınının günlük tirajının - kesin rakamlar bilinmemekle beraber - 100,000'in epeyce üzerinde olduğu anlaşılıyor; ayrıca dönemin taşra basını da son derece canlıdır. İstanbul ve Ankara'da yayınlanan Türkçe gazetelerin toplam tirajı 1925'te 40,000'e (bin kişide 3.2), 1928 sonunda 19,700'e (bin kişide 1.4) düşecek ve 1940'ların sonuna kadar, mutlak sayıdaki tedrici artışa rağmen, binde 4-5 düzeyini aşamayacaktır.

4. Ayrıntılı bilgi için bak. Ülkütaşır, Atatürk ve Harf Devrimi.

5. 1928'de başlatılan alfabe seferberliğinde halkın tamamını bir-iki yılda okuryazar hale getirmenin hedeflendiği anlaşılıyor. Reisicumhurun 1929 sonbaharından itibaren 8-9 ay süreyle kamu işlerinden uzaklaşıp adeta inzivaya çekilmesinde, olağanüstü bir enerjiyle benimsemiş olduğu bu projenin uğradığı başarısızlığın da bir rolü olabilir.


_____________________________



377 Mesaj
9 Temmuz 2012; 17:32:38 

Merhaba;
iki gerçek var.Birincisi,ulus devlet endüstrileşmenin bir sonucudur,diğeri ise Osmanlı'nın sanayileşmeyi dahi gerçekleştirememiş bir tarım toplumu olmasıdır.Evet,bir hesaplaşma olmuştur fakat bu Türkiye Cumhuriyeti ila Osmanlı arasında değil aksine sanayi devrimi sonrası endüstrileşerek kendi ulus devletlerini yaratmış batı ile aramızda yaşanmıştır.Askeri boyutunu kazanmış olmamız tek başına yeterli değildi.Ulus devlet olmaliydık ve bunun için öncelikle sanayileşmeliydik.Devrimleri de bunum hem temeli hem de aracı olarak görmeliyiz.Harf devrimi süreç içerisinde dil bilincini oluştumak adına adına yapılmış ve çok da iyi olmuştur.



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________



6713 Mesaj
10 Temmuz 2012; 13:21:39 

quote:

Orijinalden alıntı: alikuşcu

Osmanlıda okuma yazma az olduğunu sanmıyorum. Dini eğitim alan zaten okur yazardı. Eğer az ise bile bu alfabeden olamaz isteyene 1 günde osmanlıca öğrenebilir zaten.

Kendi adına konuşuyor AliKuşçu!
Aslında hep %10 gibi bir okur yazarlık oaranından bahsedilir o zamanlarda, yani 1910-1920 'ler arası için Osmsnlı imparatorluğunda. Ama bu dönem aynı zamanda Osmanlı topraklarının çok geniş olduğu bir dönem, Avrupa da toprakları da var ve sayımlara özellikle bu eğitimli bölgede dahil. Anadolu nasıl dersen bu konuda özel bir bilgim yok ama gariban ve boş bırakılmış Anadolu nun okuma yazmasının % 4-5 ten fazla olduğunu sanmıyorum.
Bende kendi görüşümü söyledim!

Ek: Alıntılarda kaynak gösterilme alışkanlığı olsa iyi olur KB'de! ( AliKuşçu ile ilgili değil! )
Ek 2; Osmanlı da okur yazarlık % 30 diyene ancak yuhh denilir!



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi neommy -- 10 Temmuz 2012; 16:08:34 >


_____________________________

GENS UNA SUMUS


1021 Mesaj
10 Temmuz 2012; 14:10:21 

Hmmm... Neydi o ya?

Şey kavimiliyetçilik doğru mu yazdım?Kabililiyetçilikmiydi yoksa?

Her neyse buna "lanet okuyan" arkadaşlar arapçaya toz konduramıyor?

Harf devrimi yapıldı insanlar bir gecede "cahil" oldu.Diyebilecek kadar cahil var.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi WirLieBen -- 10 Temmuz 2012; 14:14:06 >


_____________________________

Yaşasın red kit,kahrolsun daltonlar.
Ben papatyaları şımartmadım diye oldu...


5302 Mesaj
10 Temmuz 2012; 19:15:08 

Latin harflerine geçişin okur-yazarlığı artırdığını idda eden arkadaşlar son yaptığım alıntıdan sonra konuya uğramaz oldular. Kimse arap alfabesine dönelim demiyor korkmayın ama millete palavra sıkmayın. Arap alfabesi zormuş vb gibi gülünç ve bilgisizce iddialar ile gelmeyin, en gerizekalı çocuk bile 3 ayda öğrenir arap alfabesini. Yeterki okuma-yazma eğitimi konusunda eğitim seferberliği olsun.. Niyetin samimi olsa okullara zorunlu latin harfleri dersi koyarsın işi bitirisin. Japon alfabesi arapçadan kolay olmamasına rağmen okuma - yazma oranı %100'e yakın ve okularda latin alfabesi eğitimi zorunlu.. Elin tek enayisi biziz demek ki..

Harf devrimini zayıf ve gülünç argümanlarla ile savunmaya kalkmayın, dobra olun anlaşalım. Ülkenin 900 yıllık kültür birikimini okumak ve yorumlamak imkânının yokedilmesi öngörülmüştür deyin. Düşünce dünyası köksüz, edebi dünyası işgale uğrayıp parçalanmış , kimliksiz ve kişiliksiz nesilelr yetiştermek istedik deyin anlaşalım..

Harf devrimini yapanlar sizce hukuk diline neden dokunmadılar, gidin bir hukuk kitabını açın, anlamadığınız yüzlerce kelime ve kavram vardır, neden bunalrı değiştiremediler, çünkü yerlerine koyacak bir şeyleri yoktu..

Şu trajikliğe bakın ki ait olduğunuz medeniyet dilini silip attığınızda Hukuk üretemiyorsunuz. Osmanlıca kelimeleri çıkardıktan sonra hukuk üretilemiyorsa eğer, felsefe, sosyoloji, diğer pek çok sosyal bilim dalında ne üretebilirdiniz? Düşünsel kabızlığımızla dilde yaşadığımız ‘sadeleşme’ arasında bir ilişki var mıydı?Dilde sadeleşe sadeleşe günlük 300 kelime ile konuşan güdük bir nesil yarattınız , tebrikler doğrusu. Bu övünülecek bir ise ben almayayım. 90 yıl önce yazdığı-konuştuğu dili anlayamaması ile övünen bizden başka bir millet var mıdır acaba ?


_____________________________



 
728 Mesaj
10 Temmuz 2012; 19:36:20 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

Latin harflerine geçişin okur-yazarlığı artırdığını idda eden arkadaşlar son yaptığım alıntıdan sonra konuya uğramaz oldular.

Sevan Nişanyan'ın yumurtlamalarını ciddiye almamış olabilirler mi?

Şu istatistik ne anlama gelir anlayabilir misin? Yazısı zaten kendini yalanlıyor.

quote:

Nüfus (bin) Okuryazar (bin)

1927 13,650 1,106
1935 16,157 2,453


_____________________________



 
728 Mesaj
10 Temmuz 2012; 19:43:55 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

Şu trajikliğe bakın ki ait olduğunuz medeniyet dilini silip attığınızda Hukuk üretemiyorsunuz. Osmanlıca kelimeleri çıkardıktan sonra hukuk üretilemiyorsa eğer, felsefe, sosyoloji, diğer pek çok sosyal bilim dalında ne üretebilirdiniz? Düşünsel kabızlığımızla dilde yaşadığımız ‘sadeleşme’ arasında bir ilişki var mıydı?Dilde sadeleşe sadeleşe günlük 300 kelime ile konuşan güdük bir nesil yarattınız , tebrikler doğrusu. Bu övünülecek bir ise ben almayayım. 90 yıl önce yazdığı-konuştuğu dili anlayamaması ile övünen bizden başka bir millet var mıdır acaba ?

Bunun nedeni ne biliyor musun?
Türkiye Cumhuriyetinin kurucu kadroları Osmanlının kalburüstü insanlarıdır. Devrimi yaptılar ama kendileri devrime uyamadı. Osmanlının izleri onları devrimin yazılı kaynaklarına Osmanlıca devam etmelerini sağladı. İnkılap Tarihi derslerinde Osmanlıca kelimelerin hala kullanılıyor olması bundandır. Menderes döneminde yaygınlaşan lümpenlik gelişimi yavaşlatmıştır. Sorumluluk varsa eğer devrimde değil kadrolardadır.


_____________________________



5302 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:07:36 

quote:

Orijinalden alıntı: Nürnberger



Yumurtlama deyince iddiayı çürütmüş oldun değil mi ? Okuryazarlığın artmasnını yada azalmasının alfabe ile ilgisi yoktur. bu tamemen eğiyim politikasıyla ilgili..

70 milyon nüfus var, satılan gazete sayısı 5 milyon, kitap okumada halimiz ortada zaten. Toplumun entellektüel seviyesi belli. Bu durumdan memnunsan o ayrı.. Başarı olunca savunduğun idelojinin hanesine yaz, düpedüz çuvallama olunca, devirmi alnayamadılar, halk cahil zaten , de sıyrıl.. Ne kadar dürüstçe bir tavır..


_____________________________



 
728 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:14:36 

Anlamayacağını biliyordum. Bu tablo yeni Türk Alfabesinin ne kadar işe yarar olduğunun somut göstergesidir. Harf Devrim 1928 dedir. 1927 de okuryazar oranı % 8 iken 1935 te % 15 e çıkmış olması 7 yıllık alfabenin yüzlerce yıllık Osmanlı elifbasına yaptığı kapaktır.

Eee konumuz neydi?



_____________________________



7581 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:16:24 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST
Latin harflerine geçişin okur-yazarlığı artırdığını idda eden arkadaşlar son yaptığım alıntıdan sonra konuya uğramaz oldular. Kimse arap alfabesine dönelim demiyor korkmayın ama millete palavra sıkmayın. Arap alfabesi zormuş vb gibi gülünç ve bilgisizce iddialar ile gelmeyin, en gerizekalı çocuk bile 3 ayda öğrenir arap alfabesini. Yeterki okuma-yazma eğitimi konusunda eğitim seferberliği olsun.. Niyetin samimi olsa okullara zorunlu latin harfleri dersi koyarsın işi bitirisin. Japon alfabesi arapçadan kolay olmamasına rağmen okuma - yazma oranı %100'e yakın ve okularda latin alfabesi eğitimi zorunlu.. Elin tek enayisi biziz demek ki..


Böyle bir iddiam olmadığı için yazınızdaki "İddia sahiplerine yöneltilen" kısımları es geçmemde kusur yoktur umarım.

Arap alfabesi istense öğretilirdi, bu doğru. Ben 1 ayda öğrendim, ama sadece okumayı:) Yazma konusunda sıkıntı çıkmazdı diye düşünüyorum, çünkü yazılamayan kelime dile dahil edilmezdi; Arapça-Farsça bir karşılığı bulunup o kullanılırdı. O zaman da dilimize Türkçe diyemezdik ki demiyorduk zaten.


Türkçe kelime türetme bakımından kısır bir dil değil, TDK sürekli olarak yeni kelimeler türetiyor. Ama bazıları kendi uydurdukları "Oturgaçlı götürgeç" gibi kelimelerle bu çalışmaları küçümsediklerini sanıyorlar(Düşünün bazıları bile kelime türetebiliyor ). (Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19195638.asp)

Hukuk terimleri hakkında ayrıntılı bilgim yok, ama kastettiğiniz kelimeler şunlar ise yüzlerce kelimeye karşılık bulunmuş: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19195638.asp Eğer bu bağlantıda sizin bahsettiğiniz kelimeler yoksa, o kelimeleri bana ulaştırın. Karşılık bulunduysa bulurum, bulunmadıysa bulunması için girişimlerde bulunurum

quote:

Dilde sadeleşe sadeleşe günlük 300 kelime ile konuşan güdük bir nesil yarattınız.

Yolda yürürken ayağı takılıp düşünlerin hükumete suç bulması gibi bir şey bu. Bireylerin kendi suçu. Her tarafta kitap satan yerler var, maddi durumu olmayana ikinci el ucuza satan yerler var, hatta ve hatta şehrin en işlek caddesinde korsan kitap satıp üstüne üstlük caddeye reklam asan bile var(Hatta geçenlerde işi büyüttüler, yan taraftaki dükkanı da aldılar ). Durum böyleyken bireylere düşen görev gidip kitap almak ve okumak, çok değil günlük 20 sayfa bile yeterlidir.


_____________________________



Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Temmuz 2012; 20:20:20 

Sazan.avi olacağımızı zannetti heralde bazıları.Bizim dilimize en uygun dil türkçedir.Osmanlıca değil.Çünkü konuştuğumuz dile en uygun harf latin alfabesidir.Osmanlının veremediği eğitim Cumhuriyet döneminde verilmiştir bu cahil bırakılan halka.Daha öncede dedim.Az delikanlı olun.Deyin ki;hayır kardeşim bu latin alfabesi bizi islamdan uzaklaştırdı,ondan istemiyoruz diye.Dile gelirsek.Sen heralde İngilterede 100 yıl önceki kullanılan dille bugünki dil yapısı aynı zannediyorsun sanırım.Bu mantıktan gidersek Shakespeare ın o zamanki dil yapısı heralde şimdi oynanan metinle aynı galiba..Artık Osmanlı yok.Osmanlıya gerekte yok.Osmanlıdan ders alıp geleceğe bakmak lazım.Ayrıca 1950den beri Chp değil sizin mantalitenizdeki partiler yönetti bu ülkeyi.Hepsinin ortak söylemi din olmuştur.Ama eğitiminde,kemalizminde içine onlar etmiştir.Kemalizm bugün uygulansaydı bu ülke bugün böyle mi olurdu..Atatürkün devrimlerinin kaçı tam anlamıyla uygulandı.Bu ülke bilimden,sanattan uzaklaştıkça kötüleşti.Herkes kimin ne olduğunu biliyor.Olaya bak ya.1950den sonra ülkeyi sağ merkezli partiler yönetecek ama sol partiler suçlu bulunacak.Bugün TİP li 7 öğrenciyi öldürenler tahliye edildi.Ülke eyiye gidiyor..


6713 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:28:56 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

......

Harf devrimini zayıf ve gülünç argümanlarla ile savunmaya kalkmayın, dobra olun anlaşalım. Ülkenin 900 yıllık kültür birikimini okumak ve yorumlamak imkânının yokedilmesi öngörülmüştür deyin. Düşünce dünyası köksüz, edebi dünyası işgale uğrayıp parçalanmış , kimliksiz ve kişiliksiz nesilelr yetiştermek istedik deyin anlaşalım..

Harf devrimini yapanlar sizce hukuk diline neden dokunmadılar, gidin bir hukuk kitabını açın, anlamadığınız yüzlerce kelime ve kavram vardır, neden bunalrı değiştiremediler, çünkü yerlerine koyacak bir şeyleri yoktu..

Şu trajikliğe bakın ki ait olduğunuz medeniyet dilini silip attığınızda Hukuk üretemiyorsunuz. Osmanlıca kelimeleri çıkardıktan sonra hukuk üretilemiyorsa eğer, felsefe, sosyoloji, diğer pek çok sosyal bilim dalında ne üretebilirdiniz? Düşünsel kabızlığımızla dilde yaşadığımız ‘sadeleşme’ arasında bir ilişki var mıydı?Dilde sadeleşe sadeleşe günlük 300 kelime ile konuşan güdük bir nesil yarattınız , tebrikler doğrusu. Bu övünülecek bir ise ben almayayım. 90 yıl önce yazdığı-konuştuğu dili anlayamaması ile övünen bizden başka bir millet var mıdır acaba ?
Çok uzakta kalmış bir geçmişi hülyalayan birisi olarak sizin yeniyi eleştirme hakkınız olduğunu sanmıyorum sayın Optimist. Kurulan yeni zaten eskinin eksiklileri-bozuklukları üzerinden, ondan en iyi dersleri çıkartan Osmanlı'nın börokrasisinin beyni Arap kireciyle dolmamış olan kesimi tarafından kuruldu. İyi de etmişler!
Tıp dilini de okuyamazsınız sayın Optimist, şayet bu alanda özel bir bilginiz yoksa. Latince ve bir sürü dilden gelen kelimelerle doludur. Ama işin kolayına kaçan Akademisyenlerce bu şekilde anlatılır. Yoksa gidip eski CHP milletvekili Reşit Ülker'in oğlunun yazdığı Tıp Terimlerinin Türkçe karşılıkları sözlüğüne bir göz atarsanız birçoğunun karşılığı olduğunu ve güzel de karşılıklarının olduğunun farkına varabilirsiniz. Doğrusu ben Tıbbı bu günümüzde olduğu gibi anlatanları da fazla kınayamıyorum, ama bunun köklerininde Osmanlıdan Cumhuriyete devir edilen cehaletle doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Osmanlı asla Bilim denilen şeyin toplumsal yaşamda değere sahip olmasına izin vermedi, verseydi böyle mi olurdu sonu? Kendi yetiştirdiği Cumhuriyeti kuran kuşaklar böyle öfkeyle saldırırlarmıydı geçmişe?
Rüya mı görüyorsunuz? Osmanlı nın düşünce dünyası köklüydü her köşeden " evrensel " e ulaşmış filozoflar fışkırıyordu da biz mi duymadık? Edebiyatta Osmanlı yazarların eserleri Avrupa da veya dünya da best seller oluyordu biz mi duymadık? Osmanlı da bir Dostoyevski, Zola, Tolstoy Bethoven Mozart çıktı da biz mı duymadık!
Kendini tekrarlamayı marifet sayan dünyayı değiştirme gibi bir öngörüsü olmayan yapının İmparatorluğun dağılması gibi dağılmasından daha doğal ne olabilir ki?
Cumhuriyeti yargılarken Osmanlı ya ve Cumhuriyete bıraktığı ağır cehalet mirasına bir bakın bana kalırsa!


_____________________________

GENS UNA SUMUS


5302 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:33:08 

quote:

Orijinalden alıntı: Nürnberger

Anlamayacağını biliyordum. Bu tablo yeni Türk Alfabesinin ne kadar işe yarar olduğunun somut göstergesidir. Harf Devrim 1928 dedir. 1927 de okuryazar oranı % 8 iken 1935 te % 15 e çıkmış olması 7 yıllık alfabenin yüzlerce yıllık Osmanlı elifbasına yaptığı kapaktır.

Eee konumuz neydi?



Anlamayan sensin, Harf devrimi olmsaydı bile o grafikte değişen bir şey olmayacaktı.. Okuma - yazma meselesi alfabe ile ilgili değildir , insanların okum ayazma eğitimini talep etmesi ve bu hizmete kolay erişmesiyle ilgili..

Bu konu sizin Batıyla kurduğunuz ikircikli tavrında turnusol kağıdıdır. Batıya hem düşmanlık beslersiniz ( bütünüyle olmasada bende düşmanım , o konuda mutabıkız sanırım ), emparyalist dersiniz, sömürgeci dersiniz, sonrada misler gibi alfabesini kullanır ve savunursunuz. Ne güzel iş..


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Temmuz 2012; 20:37:56 

NEOMMY;Kimse şunu sormuyor.Avrupa ortaçağa gömülünce oradan kaçan bilim adamları müslüman toplumların gelişimini uçurdu.Ama bu sefer müslüman ülkeler ortaçağın karanlığına girdi..Avrupada bilimin bu kadar gelişmesindeki en büyük etken ortaçağ karanlığından kurtulması değil mi.Teokrasiye dayanan bir devlet gelişemez ve o devlet halkına terörizmi uygular.1+1=2 ise buda böyle bişeydir.Uzatmaya gerek yok.Dogmatik yönetimden kimseye yarar gelmez.O ülkede ne huzur,ne de eşitlik olur.Gerçi istediğimiz kadar anlatalım.Bağnaz oldukları için asla kabul etmiyecekler ve amip gibi yaşamaya devam edecekler..
Edit:Batının siyasi çıkarları için diğer ülkeleri sömürmesiyle;batıdaki devletlerin yaptığı bilimi nasıl eşit tutarsın.Bu nasıl bir mantıktır optimist.İyi o zaman.Sen bence bilgisayarıda kapat.Mademki batıya karşısın.O zaman onun ürünü olan hiçbirşeyi kullanma..Latin alfabesi ile nasıl bir ilişkidir bu..



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Kei$er$oZe -- 10 Temmuz 2012; 20:43:52 >


 
728 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:40:57 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST

Anlamayan sensin, Harf devrimi olmsaydı bile o grafikte değişen bir şey olmayacaktı.. Okuma - yazma meselesi alfabe ile ilgili değildir , insanların okuma yazma eğitimini talep etmesi ve bu hizmete kolay erişmesiyle ilgili..

Bu konu sizin Batıyla kurduğunuz ikircikli tavrında turnusol kağıdıdır. Batıya hem düşmanlık beslersiniz ( bütünüyle olmasada bende düşmanım , o konuda mutabıkız sanırım ), emparyalist dersiniz, sömürgeci dersiniz, sonrada misler gibi alfabesini kullanır ve savunursunuz. Ne güzel iş..

Batının kucağından inmeyenlerin kimler olduğu kabak gibi ortada! Neyse konumuz bu değil!

Demek 7 yıllık alfabenin yüzlerce yıllık alfabeye yaptığı katlama, okullaşma ve eğitim talebindeki artış kaynaklı. Peki abicim yaz bakalım şu okul sayısındaki patlamayı bizde öğrenelim. Eğmeden bükmeden net rakamlarla!


_____________________________



5302 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:42:53 

quote:

Orijinalden alıntı: neommy

ok uzakta kalmış bir geçmişi hülyalayan birisi olarak sizin yeniyi eleştirme hakkınız olduğunu sanmıyorum sayın Optimist. Kurulan yeni zaten eskinin eksiklileri-bozuklukları üzerinden, ondan en iyi dersleri çıkartan Osmanlı'nın börokrasisinin beyni Arap kireciyle dolmamış olan kesimi tarafından kuruldu. İyi de etmişler!
Tıp dilini de okuyamazsınız sayın Optimist, şayet bu alanda özel bir bilginiz yoksa. Latince ve bir sürü dilden gelen kelimelerle doludur. Ama işin kolayına kaçan Akademisyenlerce bu şekilde anlatılır. Yoksa gidip eski CHP milletvekili Reşit Ülker'in oğlunun yazdığı Tıp Terimlerinin Türkçe karşılıkları sözlüğüne bir göz atarsanız birçoğunun karşılığı olduğunu ve güzel de karşılıklarının olduğunun farkına varabilirsiniz. Doğrusu ben Tıbbı bu günümüzde olduğu gibi anlatanları da fazla kınayamıyorum, ama bunun köklerininde Osmanlıdan Cumhuriyete devir edilen cehaletle doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Osmanlı asla Bilim denilen şeyin toplumsal yaşamda değere sahip olmasına izin vermedi, verseydi böyle mi olurdu sonu? Kendi yetiştirdiği Cumhuriyeti kuran kuşaklar böyle öfkeyle saldırırlarmıydı geçmişe?
Rüya mı görüyorsunuz? Osmanlı nın düşünce dünyası köklüydü her köşeden " evrensel " e ulaşmış filozoflar fışkırıyordu da biz mi duymadık? Edebiyatta Osmanlı yazarların eserleri Avrupa da veya dünya da best seller oluyordu biz mi duymadık? Osmanlı da bir Dostoyevski, Zola, Tolstoy Bethoven Mozart çıktı da biz mı duymadık!
Kendini tekrarlamayı marifet sayan dünyayı değiştirme gibi bir öngörüsü olmayan yapının İmparatorluğun dağılması gibi dağılmasından daha doğal ne olabilir ki?
Cumhuriyeti yargılarken Osmanlı ya ve Cumhuriyete bıraktığı ağır cehalet mirasına bir bakın bana kalırsa!

Osmanlıyı büsbütün yücelten yada yerin dibine sokan ifrat ve tefrit grubundan değilim.. O sebeple bu eleştirinizi haksız buluyorum.. Gelgelelim, Osmanlının edebi, felsefi, sanat, mimari, ve kültürel bakımından Cumhuriyetimiz ile kıyas kabul etmez bir üstünlüğü vardır fakat bu yine bizim zenginliğimizdie. Bakın benim burada bir devleti yüceltip diğerini aşağılamak gibi derdim yok. Cumhurşyet Osmanlı'nın devamı , gökten inen bi yapı değil. Bir sorun varsa tabiki miras kalacak, burada sadece sorunların kaynağını tahlil etmede ve doğru çözümleri üretmede yeni dönemin kusurlarını söylüyorum.. Bana göre büsbütün bir reddi miras yapılmamalıdı..


_____________________________



 
728 Mesaj
10 Temmuz 2012; 20:56:25 

ATATÜRK'ün okuma yazmaya büyük önem verdiği doğrudur. Latin alfabesinin özgünleştirilerek alınmasının temel nedeni 1927-1928 de açılan okuma yazma kurslarından verim alınamamış olmasıdır. Açılan 3.500 civarında okuma yazma kursunda başarılı olup okumayı öğrenebilen insan sayısı 60.000 civarındadır. Bu olumsuz tablo yeni alfabemizin alınmasına neden oldu. Ve yeni alfabe tercihinin doğruluğu çok kısa sürede anlaşıldı.



_____________________________



1021 Mesaj
10 Temmuz 2012; 23:52:13 

quote:

Orijinalden alıntı: OPTİMİST


Anlamayan sensin, Harf devrimi olmsaydı bile o grafikte değişen bir şey olmayacaktı.. Okuma - yazma meselesi alfabe ile ilgili değildir , insanların okum ayazma eğitimini talep etmesi ve bu hizmete kolay erişmesiyle ilgili..

Bu konu sizin Batıyla kurduğunuz ikircikli tavrında turnusol kağıdıdır. Batıya hem düşmanlık beslersiniz ( bütünüyle olmasada bende düşmanım , o konuda mutabıkız sanırım ), emparyalist dersiniz, sömürgeci dersiniz, sonrada misler gibi alfabesini kullanır ve savunursunuz. Ne güzel iş.
Her şey ayrıntıda gizli.


_____________________________

Yaşasın red kit,kahrolsun daltonlar.
Ben papatyaları şımartmadım diye oldu...

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
11 Temmuz 2012; 0:02:07 

quote:

Norşinli Meşâyih-i İzâmdan Şeyh Diyauddin Efendi Hazretlerine

Fazîletlu Efendim, Zât-ı fâdılânelerinizin Harb-ı Umûmî’nin imtidâdınca Osmanlı Ordusuna îfâ eylemiş olduğunuz hidemât-ı bergüzîdelerine ve makâm-ı muallâ-yı Hilâfet ve Saltanata göstermiş olduğunuz ravâbıt-ı kalbiyelerine yakından muttali’ bulunuyorum. Bu sebeple zât-ı âlinize kalben pek büyük hürmetim vardır.


Bugün makâm-ı Hilâfetin, Saltanât-ı Osmâniye’nin ve vatan-ı mukaddesimizin düşmanlarımız tarafından nasıl rencide edilmekte ve vilâyât-ı şarkiyemizin Ermeniler’e hediye edilmesinde ısrar olunmakta olduğu ma’lûm-ı ârifâneleridir.

Millete istinad etmeyen İstanbul’daki hükümet-i merkeziye bütün bu düşman taaddileri karşısında âciz ve nâçîz kalarak hukûk-ı millet ve memleketi müdafaa edememekte olduğu tahakkuk etmiştir. Bu sebeple milletimizin mevcûdiyetini ve vahdetini bütün cihâna göstermek ve hukukumuzun ‘indi ve şahsi kararlarla imhasına müsaade edemeyeceğimizi anlatmak maksadıyla senâverleri resmî makâm ve sıfatımdan tecerrüd ederek milletin içinde ve milletle beraber çalışmaktan başka çare göremedim ve derhal askerlikten istifâ ettim.

Vekâyi-i elîme te’sîriyle her tarafta teşekkül eden millî ve vatanî cem’iyetlerin murahhaslarından mürekkeb olmak üzere Erzurum’da in’ikâd eden bir kongre ile

“ Şarkî Anadolu Müdafaa-yı Hukûk Cem’iyeti “ teşekkül etti ve vahdet-i milliyemizi dahil ve hârice karşı temsil eylemek üzere bir hey’et-i temsiliye Kabul edildi. Bu hususâta dair beyânnâme ve nizâmnâmelerden zât-ı ulyânıza takdîm ediyorum. Zât-ı fâdılâneleri cem’iyetimizin en muhterem a’zâsından bulunduğunuz cihetle istihsâl-I maksad-I mukaddes için cümlece müsellem olan himmet ve gayretlerinin teşkîlâtımızın o havâlice tesri’i husûlüne ve muzır düşman telkinâtının izâlesine masrûf olacağına mutmainim.

Birkaç güne kadar Garbî Anadolu ve Rumeli’nin bilcümle vilâyâtından gelmekte olan murahhaslarla da umûmî bir kongre sivas’ta akdolunacaktır. Cenâb-ı Hakk’ın avn u inâyeti ve Peygamber-i Zîşânımız’ın feyz u şefaati ile umûm milletimizin bir noktada müttahid olduğunu ve hukukunu muhafaza ve müdafaaya kadir olduğunu cihâna göstereceğiz

Karîben Meclis-i Meb’usânımızı açtırmak ve millete müstenid kuvvetli bir hükümeti mevki-i iktidâra geçirerek selâmet-i vatanı te’min eylemek müyesser olacaktır.

Muhabbet ve hürmetlerimin kabulünü ricâ ve o havâlideki bilcümle vatandaşlarıma selâmlar ithâf eylerim Efendim Hazretleri.

Sâbık Üçüncü Ordu Müfettişi

Mustafa Kemâl



nurşinli şeyh diyauddin hz k.s yazılmış bu mektup nutuk adlı eserin vesikalar bölümünde yer almakta ..

eski lisan ile pek ağdalı şatafatlı bol ihtimamlı methiyeler ile süslü bu mektup konu seyrine de pek münasip düştü hani..




< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


 
7740 Mesaj
11 Temmuz 2012; 3:35:01 

Harf devrimi baticilik mi? Neredeyse, Fransa basta tüm batili devletlere Osmanli`nin verdigi kapitülasyonlari iptal edip devletcilik, milliyetcilik, halkcilik gibi kavramlari hayata geciren adamin yaptiklari bir solukta silinip atiliyor ve harf devrimiyle baticilikla mi itham ediliyor?

Yani neremle gülecegimi sasirdim, hah, haha, HA!


_____________________________

Ben aslında yoğum. YOĞUM!


377 Mesaj
11 Temmuz 2012; 10:08:16