- x
    Bunlarla Giriş Yapın: Facebook Google+ Twitter DH Giriş:
    ?
  • Hatırla
  • Yeni Kayıt
Styraporla Mantolamanin Zararlari
468 Cevap29416 Görüntüleme12 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Linkli Mesajlar Sistem Belirtin Yazdır
Sayfa: <<      [2] 4 5 6 7 8      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Mesaj Fotoğraf Galerisi

Ekleyen : mimaryüksel

Ekleyen : mimaryüksel
Giriş
Mesaj


 
2086 Mesaj
10 Kasım 2011; 20:09:04 

mesajımız bulunsun..


_____________________________

1071'den BUGÜNE BU TOPRAKLAR BİZİM.. DÜN, BUGÜN, YARIN VE DAİMA!..


 
2565 Mesaj
10 Kasım 2011; 21:07:34 

bakın bu başlıkta sorun hep apartman denen ucube yapı yüzünden çıkmış,evlerimiz müstakil veya en fazla 2-3 katlı olsa ne kadar rahat olurdu.


_____________________________



 
133 Mesaj
10 Kasım 2011; 21:42:46 

Sayin Tekirdagli Kilimaci,

sizin yazinizi okuyunca hafifden tebessüm ettim. Soruna nerden bakiyorsunuz ilgimi cekti. Statik tasima sorunu var diye insanimiz
ince duvar yapiyormus hic aklima gelmemisti.

Yanlis bina herkes yapiyor ya. Dogru kalin duvarli bina yapan demeki bir yerde yanlis yapiyor denir.

Binada duvar duvar üzerine gelirse, temeldede saglamsa, 20 katli bina yapsaniz bile sorun olmaz. aksina kalin duvar depreme dayaniklidir. Ince duvar insan üzerine yikilir.
Kalin duvarin kendisi cok iyi tasiyici vede depreme karsi binayi ayakta tutan elamandir.

Temelde ise sorun zaten yoktur: Duvarin alti topraga tam yükü verdigi icin kesinlikle olumludur. Bütün yükü kalin duvar topraga daha iyi iletir.
Genis tabanli araba gibi.

Ayrica eski camilerin duvarlarina bakin , onlar yüzyillardir ayakta ve kalinliklari 100 cm olanida var.

Cimonto ve demirsiz yapilan selimiye caminin kube kalinligi 60 cm dir, Ayrica sif tasdandir. Kac yildir sapa saglam ayaktadir.

umarim sorunuza cevap verebilmisimdir.

selamlarimla

www.mimaryuksel.com


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


677 Mesaj
10 Kasım 2011; 23:32:42 

quote:

"BASF, Türkiye'deki binalara tasarrufu öğretmeye geliyor


Tarih: 12 Mayıs 2008 Kaynak: Sabah Yazan: Ebru Erdoğan

BASF'ın yapı şirketi Luwoge, neopor kullanarak ürettiği evlerle Almanya'da ısınmada yüzde 95'e kadar tasarruf sağladı. Şirket Türkiye pazarına girmek üzere inşaatçılarla görüşecek.

Dünyada yaşanan global ısınmayla ortaya çıkan enerji sorunu, pek çok şirketi de bu konuda üretim yapmaya zorladı. Dünyanın en büyük kimya şirketi Alman BASF, ürettiği straforu, 'neopor' adıyla daha da geliştirip, şirket çalışanlarının yaşadığı evleri modernize etti. Bu yolla ısınma sistemlerinde sıfır maliyetleri yakalayan BASF, kurduğu Luwoge şirketiyle tüm dünyada 'tasarruflu evler' yapmaya başladı. BASF yöneticileri, bu evleri inşaat şirketlerine anlatmak üzere 26-29 Mayıs tarihleri arasında İstanbul'da olacak. BASF'ın merkezi olan Almanya'nın Ludwigshafen kentinde gazetecilerle bir araya gelen Luwoge Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Matthias Hensel, sıfır maliyetli, 1 litre (yılda metrekare başına 1 litrelik benzin tüketimi yapıyor), 3 litre ve 7 litrelik evler sayesinde maliyetleri düşürdüklerini ifade ederek, "Bu evlerle ortalama 100 metrekarelik bir evi baz aldığımızda Almanya'da yıllık bin 700 Euro olan ısınma maliyetini 85 Euro'ya kadar düşürdük" dedi.

'Maliyetler Düştü'
Almanya'da tasarruflu 8 bin ev inşa ettiklerini dile getiren Hensel, Fransa'nın Lille kentinde yapılacak 40 bin ev için danışmanlık yapacaklarını, önümüzdeki dönemde inşaat şirketlerinin talepleri doğrultusunda bu evlerin Türkiye'de de inşa edilmesinde danışmanlık yapmak istediklerini söyledi. İnşaat şirketi yöneticileriyle görüşmek üzere 26-29 Mayıs arasında İstanbul'a geleceklerini dile getiren Hensel, şunları söyledi: "Tasarruflu evlerin inşaat maliyetleri, geçmiş yıllara oranla oldukça düştü. Bugün, 7 litrelik bir evin metrekare fiyatı bin 300 Euro ile bin 500 Euro arasında değişiyor. 3 litre, 1 litre ve sıfır maliyetli evler için bunlara yüzde 10 ek yapmak gerekiyor. Almanya'da bunun yüzde 70'ini işçi maliyetleri oluşturuyor. Türkiye'de bu oranın aşağı çekileceği düşünüldüğünde, maliyetler de düşecek."

Evin kaloriferi pencereler
Tasarruflu evlerin yapımıyla ilgili olarak bilgi veren Luwoge Proje Yöneticisi Andre Zaman, duvarlarda 40 santimetre, çatılarda ise 60 santimetre kalınlığında neopor kullanıldığını ifade ederek, bunun yalıtım açısından 5 metrelik kiremite eşit olduğunu söyledi. Evlerde ekstra yalıtım maddeleri kullanıldığına dikkat çeken Zaman, pencerelerdeki üç katlı camla ilgili olarak da şöyle konuştu: "Bu camların en dıştaki birinci katmanı, soğuk ya da sıcak havanın içeri girmesini engellerken üçüncü katmanın üstüne koyduğumuz çok ince metal malzeme sayesinde güneş enerjisi burada toplanıp depolanıyor ve kışın bu ısı, odalara veriliyor. Bu nedenle radyatöre ihtiyaç duyulmuyor. Bu, tüm evlerimizde bulunan bir sistem. Sıfır maliyetli evlerde çatı üstlerinde bir de güneş enerjisi kollektörleri bulunuyor."

Isınmak için ortalama 3 bin YTL harcıyoruz
Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği'nin (İZODER) verilerine göre, Türkiye'de 90 metrekarelik bir evin ısınması için yıllık ortalama 3 bin metreküp doğalgaza ihtiyacı var. Bu da doğalgazın bugünkü metreküp fiyatlarına göre, yaklaşık bin 870 YTL (960 Euro) yapıyor. Almanya'daki tasarruf oranı göz önüne alındığında ısınma tüketiminin, Türkiye'de inşa edilecek 7 litre evlerde 660 YTL'ye, 3 litrelik evlerde 275 YTL'ye, 1 litrelik evlerde ise 93 YTL'ye inmesi mümkün olabilecek.

BASF dünyanın en büyük kimya şirketi
2007 cirosu: 58 milyar Euro
Çalışan sayısı: 95 bin 175
Yıllık Ar-Ge bütçesi: 1.4 milyar Euro
Fabrika alanı: 10 kilometrekare
Fabrika içi yol uzunluğu: 115 kilometre
Fabrika içi ray uzunluğu: 211 kilometre
Boru hattı: 2 bin kilometre
Günlük araç sayısı: 21 bin
Fabrikada yılda tüketilen enerji: 500 milyon Euro"


kaynak http://v3.arkitera.com/...isplayNewsItem&ID=28683









şöyle bir bilgi buldum izolasyonla ilgili neopar diye bir malzeme üç tanede enteresan link vericem...

http://www.ankaraisiyal...malari.com/?&Bid=462223

http://www.yapiustasi.c...t=384&icerik=349&temp=2

http://maveramuhendislik.com.tr/disiyalitimp.php

bulduğum linklerde kesinlikle

Neopar’ın su buharı geçirgenliği çok yüksektir. Neopar ısı yalıtım levhası ile yapılmış duvarlarda su buharı yoğruşması gerçekleşmez. diyor

aklımızda bulunsun araştırma ve incelemeye devam

asıl benim daha farklı bir fikrim olacak kesin çözüm yavaş yavaş orayada gelicez yorumları gördükçe paylaştıkça



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Tekirdağlı-klimacı -- 10 Kasım 2011; 23:35:52 >


_____________________________



 
133 Mesaj
11 Kasım 2011; 7:50:36 

Sayin Tekirdagli.

BASF firmasini bende cok iyi taniyorum. Bu firmanin alman malzemesi icin türkiye ye gelnek istemesi normal.
Bu firmanin gözünü para bütümüs , güclü büyük bir holding.
Tabiki sabah gazetesine verecegi reklamlarla , kendi reklmini yapmasi normaldir.

Bizim bu gibi firmalara kesinlikle ihtiyacimiz yok

saygilarimla

mimar yüksel Özbey


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


677 Mesaj
11 Kasım 2011; 11:12:00 

quote:

Orijinalden alıntı: mimaryüksel

Sayin Tekirdagli.

BASF firmasini bende cok iyi taniyorum. Bu firmanin alman malzemesi icin türkiye ye gelnek istemesi normal.
Bu firmanin gözünü para bütümüs , güclü büyük bir holding.
Tabiki sabah gazetesine verecegi reklamlarla , kendi reklmini yapmasi normaldir.

Bizim bu gibi firmalara kesinlikle ihtiyacimiz yok

saygilarimla

mimar yüksel Özbey

syn:mimar arkadaşım benim dikkat çekmem gereken konu şirket değildi ..

tabiikide bu şirket kendi reklamını yapacak ben sadece bu konu için değişik malzeme ve alternatifler bulunsun diye yazdım ben inanıyorumki bu bilgiler ileriki zamanlarda okuayanlara çok güzel kaynak olacak zaman geçtikçe katılım arttıkça bilinçli arkadaşlar katıldıkça zenginleşecek ve faydalanmak daha güzel olacak diye düşünüyorum...

bizler yanlış yapacağız hatalarımız olacak ama bu hatalardan ders alıp doğrusunu bulacağız diye düşünüyorum..



_____________________________



677 Mesaj
11 Kasım 2011; 11:57:57 



_____________________________



4134 Mesaj
11 Kasım 2011; 22:52:40 

quote:

Orijinalden alıntı: Tekirdağlı-klimacı

benim yöntemimde tam olarak budur açıklıyayım hemen hatta örnek linkte vereyim....

http://www.youtube.com/watch?v=mW-fGwJdqc8

http://www.youtube.com/watch?v=sUuMl75Z9UY





http://www.hattuscha.de/turkce/surrekonstruk.htm

http://www.bogazkale.gov.tr/sur_03.html


tekirdağlı hocam çözümünüz süper ama keşke mümkün olsa. ama malesef çok zor şimdi yeni bir yasadan bahsediliyor çürük binalar yıkılması ile ilgili oda mümkün olmaz bence popülist bir söylem. bunu zamamnında atatürk becerememiş. şuanki hükümetmi becerecek. keşke becerse insanları fazla mağdur etmeden. herkez razı olur ben şahsen denizi seyretmek şartı ile birkaç seneye kadar benim olacak oturduğum eve denizi görmek şartıyla 25 değilde 10m2 devlete veririm:)) aksi mağduriyettir. hadi kaçsan sonu ölüm diyceksiniz. doğru ama ben inanmıyorum avrupadaki evler gibi sağlam eve yapılcağını. yüksel hocamızın demiş olduğu atatdan kalan sitemlerde sizin önerdiğiniz sistemlerde uygulanması çok zor. yüksel hocada diyor avrupa demek herşeyi doğru demek değil diyor çok doğru.

ama bunca insan yoğunluğunda bu sistemler nekdar uygulanabilir. söz gelimi şimdi 30-40 katlı binalar var bunlarda uygunsuz durum tespit etti ve yıktı diyelim devletimiz. yüksel hocamızın dediği taş taş üstüne dizilerek 20 kat çıkılır sağlam olur diyor. doğrudur işte görüyoruz eski camilerimizin yüksekliğini. belki 40 katta yapılabilir zemin iyileştirilir kazık çakılır vs. ama bunlar hep uzun süreçler. para kazanmak isteyen adamlar malesef bu zamanlamaya uymaz. zaten başbakanımız desede siyaset olarak algılanmasın dediklerim. niyeti iyide olabilir. kötü olarak düşünürsekte inşaat piyasasını hareketlenrirerek ekonomiyi ayakta tutmakta olabilir niyeti. ben ne sağa ne sola inanırım. şimdi onu eleştirenler zamanında çokmu dürüsttü. her durumda iktidarı eline alan parmağını tabiri caizse ortam olarak yalar. ille yandaşlarına ihale olarak değerlendirmekte şart değil.

sözgelimi istanbulu yıktılar. çoğu çürük çünkü yeni yapılan yapılar haliyle yine betonarme olacak. yüksel bey diyor 40 cm havalı tuğla kullanılmalı diyor. çok doğru. sadece 25 veya 40 cm perde beton kullnılıyormuş yanılmıyorsam. bir hollandalı türk dostumuz aynen anlatmıştı. üstündeki izolasyon taşyünü ile 60cmyi geçiyor demişti yanlışım olmasın bu sayfada yazılı zaten dediklerim. ordan düzeltmiş olayım. siz iyi niyetinizle 18,5 tuğla demişsiniz sanırım yanıldınız 13lük tuğla kullanılıyor. ben şimdi idda ediyorum yine aynı yöntemle yapılacak yeni bainlar. sadece iskeleti daha güçlü yapacaklar. hepsi o bina çökmeyecek sallanırken tuğlalar patlayacak Allah affetsin çok ölüm olmasada yine ölüm olcak. madem sayın başbakanımız neden kiptaşları kontrol ettirmemiş belediye başkanımızla birlikte. malzeme kaşitesi haricinde ben yapılan izolasyonu gördüm bitmiş halini 3cm hadi 4 olsun gözümün yanılma payıyla yaşlıyız ya gözümüz seçmiyor.. 4cm istanbul için sınırdır. kimdi der eps olcak olursa 5cm olması lazım xps te 4cm yeterlidir derler. bende yalvar yakar azda olsa eğitim değerinde bu işin kökenine indim desem yalan söylememiş olurum ama tabi iddiacı olmam. ama şuan eminim gidip izodere baş vursam yalıtım konusunda tekrar basit bir eğitimle bilirkişi belgemi alırım. tabi burayı okuyup gıcık kapmazlarsa cengiz bey diyor cahil izolasyoncular. biraz ağır olsada haklı çünkü onlar para kazanmak için yeri geldimi yalan söylemekten çekinmiyorlar iyilerini tenzih ederek. bu damlara bilirkişi belgesi verildikten sonra ben hayda hayda alırım diyorum:)) işin esprisi tabiki genede.

bizim konumuz burada izolasyon ama hepsi birbiryle bağlantılı. hani 2017 ye kadar tüm binalrın izolasyonlu olması mecburiydi.. ben hep kadük kanun diyordum aynan kadüktü ve kadük olacak. işte bizim binaya yapıldı 3cm anlaşmada 4cm dendiği halde:)) millet hala izolasyon yapıldığını sanıyor maxfocus arkadaşımız var kombi bölümünde yazar güzel bir şuan ki yönetmeliğe ait bir döküman işlemiş bakınız http://forum.donanimhaber.com/fb.asp?m=35907665 şimdi bizim binadaki işten anlamayan sakinler işi bilse benle taklaşmazlardı. o izolsayonda yapılmaz belki daha iyisi yapılırdı belkide bizim buralar yıkılacak kaçak çünkü:)) ergeç anlayacalar sona diyeceklerki yönetici biz aldattı. e yöneticide zaten işi bilmiyor kim kimi aldattı acaba:)) neyseki defterleri inceletme tehdidi ile ben ucuz kurtardım.. 4/ 1 masrafla. yoksa izolasyon yapılsada yapılmasada bendende para isteniyordu. benim ev izolasyonlu olduğu halde. bizim millet ancak bir birine gelince karşısındakinin hakkını yemeyi biliyor malesef çok acı ama doğru.

şuanda ne karar alınırsa alınsın devlet tarafından. yine millet hiç birşey bilmeden alınacak. ne olaki özel kanunla fruktoz şurubunun üretimin arttıran bir yönetimden ne beklenir. ha diğer yönetimlermi onlarda aynı kararı alırdı hiç boşa konuşmasınlar hepsini gördük amaç zaten iktidar hırsı. çok kötümser yazdım ama yanlış değil malesef. malesef vatandaşın mahkemeye gitmesinin önü dahi kesildi. en basit dava harçlarına tonlarca zam yapıldı.





_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


 
133 Mesaj
12 Kasım 2011; 21:57:00 

Sayin Aydemir bey, umarim sagliginiz iyidir.

Ayrica yazdiklariniza harfiyen katiliyorum. Müsadeniz olursa biraz siyasete girecegim. Nedenide sizin belirtiginiz gibi:
Sayin basbakanin deprem acisini yasamaktansa, yikip saglam binalar yapacagiz . Bu cümle ilen hdeflenen milyonlarca insanin yürkelerine biraz su sepmek istiyorum.

Türkiye´deki hizli insaat yapimi bas döndürücü. Yukardaki basbakanin cümleleri ilen, evi saglam bile olsa, ruhsatsiz kacak milyonlarca ev söz konusu.
Basbakan emir verdi. tamam binalar yikilacak.

Bina sahipleri sunu bilsinlerki, bu cümle tüm Türkiye yeyi kapsiyamaz. Yada birakin Türkiye yi Istanbulun % 1 bile kapsiyabilecegine ihtimal veremiyorum.

Binalari kacak olanlari yikalim : Tamam , Kamulastirdik yiktik 10.000 tane bina. hepsi 7 katli apartman. peki: Bu cöpü nerye atacagiz? yeni yapacaksak bunu demiri kac ton tutar? Türkiye deki sadece ínsaat demiri rezevler bu binalari yapmaya yetermi? Cimontamuz, tuglamiz, sivamiz fayansimiz fayans yapistiricimiz varmi?
Zaten su an patlamis olan insaat yapimi ve ithalatda gerilemiyecegine göre.

Bence bina sahipleri rahat olsunlar. Hic kimse muhatap olmuyacakmi.? Tabi olacak . Sayin Basbakanin hedefindeki bölgelerbundan kesinlikle nasibini zamanla alacaklardir.
Aslanlar avlanak icin ceylanlari gözetlerken, yarali, veya korumasiz caylanlar huzursuzlanirlar. Su an yasal problemleri olan bütün bina sahipleri yarali ceylan gibiler.
Dogru is yapan her zaman rahatdir, icide huzurludur. Yarali ceylanlara allahdan sabirlar diliyorum.

Aydemir bey yeniden tekrarliyorum. Binalarimizdan , duvarlarimizdan malzemelerimizi sagligimizla beraber caliyorlar. Buna izin vermemeliyiz.

Birazda teknik bilgi vereyim: En az 40 cm delikli tugladan yapilan binalar en ekonomik en fazla yigma yapi olarak 5 kat yapilir. 5 katdan fazla binalara iskelet yapi ( Betonharme yapi) ekonmik olarak uygun görülür. Ama bu demek degilki, iskelet betondan yapilan binalarin duvarlari kalin olmuyacak diye.
20-30 katli binalarda kalin duvarli kalin direkli ama kalin kirisli olmuyabilir. Kiris görevini bu kalin tuglalar yüklenir.

Depremde kirisler kolanlar cökünce bina cöküyor. halbuki kalin duvardan olsalar, duvarlar zaten boydan boya kolon demektir.

Zaten deprem bölgesindeyiz. Binalarimiz cöküyor. Kimse cikip demiyor kalin duvardan yapalim binalarimizi. Medyatik depremcilerimizde dahi halen sucu zavalli kolon ve krislere veriyoruz. Zaten cimontanun yasida 100 yildir. 60 Yillik binalarin cimontalari coktan cözülmeye baslamistir bile.

Aydemir bey bana göre Türkiye iskelet yapi sistemini terk etmelidir. Benim önerim depreme izalosyana, gürltü kirliligine, uzun ömürlü binalar icin
Duvarlari kalin, yigma yapi sistemli , en fazla 5 katli saglikli saglam binalar yapilmali.

selam ve saygilarmila

www.mimaryuksel.com


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


4134 Mesaj
12 Kasım 2011; 23:26:31 

quote:

Orijinalden alıntı: mimaryüksel

Sayin Aydemir bey, umarim sagliginiz iyidir.

Ayrica yazdiklariniza harfiyen katiliyorum. Müsadeniz olursa biraz siyasete girecegim. Nedenide sizin belirtiginiz gibi:
Sayin basbakanin deprem acisini yasamaktansa, yikip saglam binalar yapacagiz . Bu cümle ilen hdeflenen milyonlarca insanin yürkelerine biraz su sepmek istiyorum.

Türkiye´deki hizli insaat yapimi bas döndürücü. Yukardaki basbakanin cümleleri ilen, evi saglam bile olsa, ruhsatsiz kacak milyonlarca ev söz konusu.
Basbakan emir verdi. tamam binalar yikilacak.

Bina sahipleri sunu bilsinlerki, bu cümle tüm Türkiye yeyi kapsiyamaz. Yada birakin Türkiye yi Istanbulun % 1 bile kapsiyabilecegine ihtimal veremiyorum.

Binalari kacak olanlari yikalim : Tamam , Kamulastirdik yiktik 10.000 tane bina. hepsi 7 katli apartman. peki: Bu cöpü nerye atacagiz? yeni yapacaksak bunu demiri kac ton tutar? Türkiye deki sadece ínsaat demiri rezevler bu binalari yapmaya yetermi? Cimontamuz, tuglamiz, sivamiz fayansimiz fayans yapistiricimiz varmi?
Zaten su an patlamis olan insaat yapimi ve ithalatda gerilemiyecegine göre.

Bence bina sahipleri rahat olsunlar. Hic kimse muhatap olmuyacakmi.? Tabi olacak . Sayin Basbakanin hedefindeki bölgelerbundan kesinlikle nasibini zamanla alacaklardir.
Aslanlar avlanak icin ceylanlari gözetlerken, yarali, veya korumasiz caylanlar huzursuzlanirlar. Su an yasal problemleri olan bütün bina sahipleri yarali ceylan gibiler.
Dogru is yapan her zaman rahatdir, icide huzurludur. Yarali ceylanlara allahdan sabirlar diliyorum.

Aydemir bey yeniden tekrarliyorum. Binalarimizdan , duvarlarimizdan malzemelerimizi sagligimizla beraber caliyorlar. Buna izin vermemeliyiz.

Birazda teknik bilgi vereyim: En az 40 cm delikli tugladan yapilan binalar en ekonomik en fazla yigma yapi olarak 5 kat yapilir. 5 katdan fazla binalara iskelet yapi ( Betonharme yapi) ekonmik olarak uygun görülür. Ama bu demek degilki, iskelet betondan yapilan binalarin duvarlari kalin olmuyacak diye.
20-30 katli binalarda kalin duvarli kalin direkli ama kalin kirisli olmuyabilir. Kiris görevini bu kalin tuglalar yüklenir.

Depremde kirisler kolanlar cökünce bina cöküyor. halbuki kalin duvardan olsalar, duvarlar zaten boydan boya kolon demektir.

Zaten deprem bölgesindeyiz. Binalarimiz cöküyor. Kimse cikip demiyor kalin duvardan yapalim binalarimizi. Medyatik depremcilerimizde dahi halen sucu zavalli kolon ve krislere veriyoruz. Zaten cimontanun yasida 100 yildir. 60 Yillik binalarin cimontalari coktan cözülmeye baslamistir bile.

Aydemir bey bana göre Türkiye iskelet yapi sistemini terk etmelidir. Benim önerim depreme izalosyana, gürltü kirliligine, uzun ömürlü binalar icin
Duvarlari kalin, yigma yapi sistemli , en fazla 5 katli saglikli saglam binalar yapilmali.

selam ve saygilarmila

www.mimaryuksel.com

merhaba yüksel bey, teşekkür ederim iyi dilekleriniz için. umarım sizin sağlığınızda iyidir cümleyle birlikte. sayın hocam zaten sonuçta siyset yapmıyorumz e bukadarda girelim artık buna siyaset denmez. müsade ne kelime:))

yüksel hocam bende harfiyyen katılıyorum her konuda görüşlerinize. izolasyondan önce bina durumlarına gelirsek. mutlak yaralı ceylanların olduğu bölgelerden para eden yerler seçilecektir. ve hiç dinlenmiyecektir aynı sistem devam edecektir. bizim bölgede bu alana girecektir. varsın girsin kader kısmet neyse o olur rahat söylüyorum kamulaştırmaya bile güçleri yetmez. ozamana kadarda kim öle kimkala:)) söz gelimi bizim kaçak bölgede, yeni yapılar yapılıyor. bir çoğuda teslim oldu yaşam başladı bile.. bu yapılar, tam nizami sistemle diyim onların deyimine göre. daha alçak ve yine arsasına göre 5 katı geçen yeni yapılar mevcut. sen bölge olarak yıkıcam diyorsun bunları nasıl ayıracaksın ben iki gün sonra görmezmiyim yeni bir inşaata başlandığını.. zaten yanımızdaki binanın yıkımına başlandı hadş sen durdur madem yasa çıkartıcaksın..

hocam birde başı büyük tepesinde çok devasa devam eden bir bölge var orman arazini katleden boğazın rüzgarını kesen yapılar var. sorsanız derler oralar zaten kel tepeydi derler. cevap hazır e tabi minare kılıf meselesi ve bu yapıları kiptaş. yapıyor. demezlerki zaten zamanında buralar yandıktan sonra ağaçlandırılmamış. ben sayın başbakanımızın uyanık bürokratlar tarafından resmen yönlendirildiğine inanıyorum.

prof. ahmet ercan hoca. 12 yıl öncesinden yani 99 depreminden beri tvlerde bu yıkım meselelrini yalvar yakar anlatır durur hemde çok basit maliyeti olduğuna dair konuşur ve dinlenmediğini söyler hep. sitesinde bile vardır sanırım. hatta bir kersine tuzla içmelerde bir gölü konut alanı ilan etmeleri yüzünden adamcağız kriz geçirmişti sinirinden.


hocam keşke demiş olduğunuz şekilde 5 katlı yığma yapılar yapılabilse en önemlisi bence bu durumdur.

hadi diyelim zor insanımız çok. bari 10 katlı yap ozaman kirişte kullan kalın tuğlada. en azından ömrü tamamlanınca temizlenme maliyetide az olur zamandanda kazanılır. havada kesilmeden hareket eder. anadoludan istanbula girerken adapazarından sonra yağmur şak diye kesilmemiş olur.

bir türlü izolasyon sorunumuza gelemiyoruz hocam:))


yarın muhakkak fotosunu çekmeye çalışıcam bir binanın yapımını hocam hemen karşımda 3cm izolasyon bile belli malesef bu memlektte bu durumun oturması çok zaman alacak. birtanede temelle ilgili annemlerin evinin karşısında bir foto var en azından onlarıda ekliyim. elim çok ağır ağır yazmasam tüm forumda yazılarımdan geçilmez. birde düzgün ve konuyu anlaşılır yazmak önemli tabi. yüz yüze konuşmada düzeltme yapmak kolay ama yazarken çok zor. bende selam ve saygılarımı sunuyorum.



_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


4134 Mesaj
12 Kasım 2011; 23:46:00 

yüksel bey, bu linkteki durumlar uygulansa sanırım palastik malzemedende baya kurtulmuş oluruz nedersiniz:))

http://forum.donanimhaber.com/m_54535809/tm.htm


_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


4134 Mesaj
13 Kasım 2011; 0:21:53 

quote:

Orijinalden alıntı: Tekirdağlı-klimacı


quote:



http://v3.arkitera.com/...isplayNewsItem&ID=28683

Evin kaloriferi pencereler
Tasarruflu evlerin yapımıyla ilgili olarak bilgi veren Luwoge Proje Yöneticisi Andre Zaman, duvarlarda 40 santimetre, çatılarda ise 60 santimetre kalınlığında neopor kullanıldığını ifade ederek, bunun yalıtım açısından 5 metrelik kiremite eşit olduğunu söyledi. Evlerde ekstra yalıtım maddeleri kullanıldığına dikkat çeken Zaman, pencerelerdeki üç katlı camla ilgili olarak da şöyle konuştu: "Bu camların en dıştaki birinci katmanı, soğuk ya da sıcak havanın içeri girmesini engellerken üçüncü katmanın üstüne koyduğumuz çok ince metal malzeme sayesinde güneş enerjisi burada toplanıp depolanıyor ve kışın bu ısı, odalara veriliyor. Bu nedenle radyatöre ihtiyaç duyulmuyor. Bu, tüm evlerimizde bulunan bir sistem. Sıfır maliyetli evlerde çatı üstlerinde bir de güneş enerjisi kollektörleri bulunuyor."


hocam bu yazı yenilir yututulur değil. ama sitelerine girince bu bilgilere denk gelemedim. şimdi bu firma bize 40cm duvar ve 60cm içatı zolasyonumu yaptırmayı öğretecek keşke. fakat çok zor toplu konutlarda uygulanması. hele camlardan enerji elde edilmesi harika. ama malesef bizim zihniyetimiz bu masrafı yapana kadar 3 tane bina yaparım der geçer.


_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


4134 Mesaj
13 Kasım 2011; 2:46:38 

yüksel bey, şu konuyada bakmanız mümkünmü biraz geniş bir benzerini üstte yazdım ama daha çok perlit konusunu hakkında. http://forum.donanimhaber.com/fb.asp?m=54562701

kısa linki: http://www.sivaper.com/


_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


4134 Mesaj
13 Kasım 2011; 16:47:13 


0


işte kullanılan tuğla 13cm ve taş çatlasa 3-4cm dansitesi düşük eps mamül. işaretlediğim çatı saçağımı denir bölüme izolasyon yapılmamış ayrıca soru işareti koydum. gidp uyarsan müteahhiti dayak yersin:)) çünkü ben kendi binamda kimseye anlatamadım durumu. hala 3cm izolasyonla izolasyon yapıldı sevincindeler bu yeni bainadada bu bölüme izolasyon yapmayan adam çatı içine hiç izolasyon yapmayacaktır.

0


işet vahşet demiş olduğum kiptaşlar.

0


0


süreyyapaşa göğüs hastalıkları hastanesi çamlık alan.

0


yine zamanında belediyecelerce göz yumulmuş bir tepe gülsuyu tepesi şimdi buradaki inasanlara ve bizm buradaki inasanlara boşaltın denirse düşünmek gerekir. ben bu dev bloklarda buaranın halkına verilme olayını düşünemiyorum aidat masrafına yeteceğini sanmam gelirlerimizin. durum çok zor keşke çıkara dayalı olmadan yıkılsa buralar millette mağdur edilmese. ben şahsen deniz manzarama dokunulmasını istemem. ama aynı şartları sağlamazlar.

0


aynı bölgeden bir resim daha yakın bölgeleri tüm resimlerde boyama yaptım. sorunlar sadece bunlarla sınırlı değil arkadaşlar ülkemizde hala insanları kandırmak çok kolay insanlar çok az maddi çıkara mahkum edilmiş. her insanın yaşam hakkı var. adamın durumu iyi değildir eline birkaç kuruş para geçer eksik olan bir ihtiyacını alır o ihtiyaç dahi çevresinde ters karşılanır ama adamın ihtiyacıdır alacak hattat eğlence ihtiyacını bile karşılayacak. insan bu sonuçta. ancak kızılacak durum eğlenceyi devamlı hale getirip fuzuli para harcamsına kızılabilir insanın. ama zihinler yargılandıkça ve hapsedilcikçe özür dilerim ama bize herşey müstehak. ben şahsen insanların dengesizliğndeki suçu dahi önce insanın kendisinde aramam. önce o insana bir bakılmalı..

şuanki kandırmacada çok affedin asıl yönetimler ayranımız yokken kendimizi avrupa ile aşık atar gösteriyor çeşitli matematik oyunları ile. sonra bu yapıyı yapan mütehhitte çalar. doktorda işini doğru yapmaz. herkez bir birinden bir şekilde geçinmenin yolunu arar. balığın baştan kokması engellenmedikçe. insanların biribirine saygı duymasıda zor. ancak bireylerin zihinlerin çok iyi çalıştırmaları ile bu kesmekeşten uzun sürede çıkabiliriz.. yoksa çıkar adam der ya esasında bunu biz üretiyoruz bütün piyasaya biz veriyoruz tam yerine geldin. sana 35e bırakırım piyasada 90dan aşağı bulamazsın valla. onlarda malı bizden alıyo. sen boşver izolasyonu bizim betonun içinde izolsyon var bunu biz bulduk kimseye söylemiyoz e bu adamda haliyle para kazanacak ne yapsın atana değil attırana bak. hastanelerde doktor kalmadı şimdide aile hekimi sevki olmadan hastaneye gidilmiycekmiş babababak. sonada heryeri yıkıyoruz. kardeşim ozaman bu yapılanları hemen durdur derler adama. işimiz Allaha kalmış durumda. mutlak herzaman Allahın dediği olur ama malesef en son durumda gelmeden Allah tedbirini al diyor bizlere. fakat galiba son durumlara geldik gibi. acaba çomu kötümserim?




_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


4134 Mesaj
13 Kasım 2011; 17:18:20 

yüksel bey, tabiri caizse sizi bombardımana tuttum sayın hocam. oldukça tanımlarınıza uyan bir sorun

http://forum.donanimhaber.com/fb.asp?m=54577121

arkadaşı davet ettim ama gelmeyebilir gelmese bile önemli bir konu. her durum mevcut selamlarımla.


_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


 
30 Mesaj
14 Kasım 2011; 0:47:30 

9 köy merhabalar yaklaşık 3 saatdir yüksel beyin ve diğer arkadaşların yazdıklarını okuyorum burada. Konu ile ilgili Yüksel bey ve diğer arkadaşların seviyeli tartışamları muhteşem bende mühendisim ve kendi evimi kendim yaptım(kabası hariç). Nem makinası almak için araştırma yaparken bu konularda buldum kendimi. Diğer forumda anlattığım konuyu direk burda biraz daha detaylı olarak anlatayım belki bir çok arkadaşa fikir ver
Tam 1 sene önce Ankara Çankaya ilçesine bağlı Ümitköy semtinde müstakil 3 katlı bir yapı satın aldım(bitişik nizam değil) 15 günlük çok derin araştırmalar sonucunda evin yeni projesini yapılacakları detaylı olarak çıkardım. Evin giriş katındaki tüm balkon kısımlarını evin içine kattım bunu yaparken dış duvarları yıktım. Komple 20cm Ytong malzeme ile dış duvarları kapladım açılan üst kısımlarını da komple şıngıl ile kapladım( iç kısmına 8cm lik izocam taş yünü koydum). Sonrada evin tüm dış yüzeyini 6cm lik gri strafor ile kapladım. Rehau marka pencere ile yeni yapılan duvarların pencerelerini de taktıktan sonra Kombi ve petek işine girdim. kombi olarak viessman 30000kcal. ve Demir döküm radyatör paneller kullandım. Hatta tesisat ustasının bana verdiği tüm petek ölçülerini daha ısınayım diye 20cm uzunlarından aldım. En alt katın yarısı kot seviyesinin altında diğer yarısı açık da. Kot seviyesi altında kalan yerlerde herhangi bir rutubet ve nem görmediğimizden oraları direk alçı ve boya yaptık sadece kiler kısmımızı içten rutubet önleyici malzeme ile kaplayıp özel fasarit gibi boyasından attırdık. Çatı kısmında kiremit vardı fazla masrafa girmeyeyeyim diye çatıyı şıngıl yapmadım. sadece çatı aktarması yaparak kiremitlerin yarısını değiştirdim . Çatı betonuna yine komple izocam 8cm taş yünü serdik( ben komple yapıldı diye biliyordum aşağıda nasıl olmadığını anlatacağım). Her şey tüm forumlarda uzlaşılan herkesin önerdiği tüm noktaları gayet güzel bir şekilde yaklaşık 4 ayda komple yaptım. Şubat ortasında doğal gaz onayını da aldıktan sonra evin nemi gitsin diye boş evi yaklaşık 50 derece full bir şekilde 15 gün boyunca ısıttım. üst katta bazı pencereleri açarak da nemin ortamdan uzaklaşmasını sağladım. Mart 2011 de evimize taşındık yaklaşık 5 günlük bir uğraşıdan sonra eve yerleştik. Eve yerleştik ama nem koku yüzünden perişan olduk. yatağa giriyoruz nemden ıpıslak Elbiseler deseniz öyle. Tabi ki herkesin dediğini sizinde söylediğiniz duyar gibiyim. Yazı bekleseydin de alçılar kurusaydı öyle girseydin. İşte malesef ekonomik nedenlerden dolayı taşınmak zorunda kaldık. En alt katta 1 oda köşelerden yeşillenmeye başladı sildik geçti. En üst katta bizim yatak odamızın balkon kapısı ve penceresi ağlıyordu. Komple ıslak ve buğulu. sonra zamanla balkon kapısının kenarları ve üst kısmı yavaş yavaş nokta nokta siyahlaşmaya başladı. kornişin altı siyahlaştı. Tekrar ozonla sildik geçti. Nem ölçme cihazı aldım derece 22 nem %99. Yani 3 hane olsa kesin %110 çıkardı O siyahlaştı biz sildik. Bu böyle hazirana kadar sürdü. hazirandan ekim ayı başına kadar evi komple havalandırdık. rutubetten nemden eser kalmamışdı camlar buğulanmıyor duvarlarda siyahlaşmalar bitmişti. Taki Ekim ayı ortasına kadar. ekim ayında ankaranın soğumasıyla tekrar kombimizi yakmaya başladık Ekim ortasına kadar herşey gayet iyi gitti. Yaklaşık 1 hafta önce En üst kat da yatak odalarının yine balkon kapısı kenarlarında ( pencere kenarladın olmadı) siyahlaşmalar kısaca küflenmeler başladı. Pencere ve balkon kapıları yine ağlamaya başadı. Giriş Katında ve alt katta herhangi bir sıkıntı şu anda yok sadece salon pencerelerinin cam olan alt kısmında 5cm lik bir buğu var çok önemli değil gibi duruyor. Fakat üst kat çok fena Dayanamayıp siyah olan kısımları komple domestos ile bir güzel ozonladım üstüne marshalın küf ve neme dayanıklı gümüş iyonlu boyasını sürdüm. Şu anda bir sorun yok gibi gözüküyor ama hala camlar ağlıyor.

Bana anlatılan tüm noktalarda neme karşı yalıtım yapınız olmuştu. Yaptım ama kuru memleket olan ankarada nemden başımı alamıyorum. Şunu anladım ben evi komple kutuya almıştım. Evi komple yalıtımlayarak betonun nem alış verişini kesmiştim. PVC pencereler de işin tuzu biberi olmuştu. Verdiğim nefes yıkandığım zaman oluşan buğu yemek pişerken çıkan buhar çamaşır asılırken oluşan nem. Bunları hep evin içine hapsetmiştim ve çıkış yolu bulamıyorlardı. e sonuç olarakda en soğuk noktalara çarparak nemleşiyordu. Havalandırma deneyimime gelince 2 gün önce kapı ve pencereleri açarak 10 dakika yatak odasını havalandırdım. ısı 14 dereceye nem de %65 e düşmüştü. 14 derece olan odanın ısısı yaklaşık 3 saat sonra ancak 19 dereceye geldi ve nemde %70 küsürlere çıktı. Kısaca bu çözüm değildi. Yalıtım yap ev hava almasın sonrada kapıları aç ısınan havada para da dışarı uçsun. Dün akşam bir şey farkettim balkon kapısının yanları ile üstü diğer dışa bakan duvarlara oranla çok çok soğukdu . öyle ki elimi dokunduğumda gerçekden üşütüyordu. Zaten nem de soğuk olan kısımlarda oluşur. Tavanda kararma olan yerlere baktığımda da aynı duruma rastladım köşe kısımlar buz gibi yaklaşık 60 70 cm içeriye dokununca sıcakdı. Bir anlam veremedim Balkon kapısını açarak dış kısıma baktım mantolama vardı yani bir sıkıntı yoktu. Asıl sıkıntı çatıdaydı. Çatıya çıkıp baktığımda bugün tüm çatının tüm köşe kısımları yaklaşık 1 metre boştu. Yani usta o kısımlara taş yünü sermemişti. (Çatı eğiminden ve ahşaplardan dolayı üşenmiş usta) Hemen açılmamış bir taş yününü alarak boş olan kısımlara serdim fakat yetmedi yarın 8 paket daha taş yünü alıp tüm boşlukları kapatacağım ve yapılan yerleri tekrar kaplayacağım.

Ben şu anda tüm detayları ile size olan bitenleri anlattım. Çatıda yapılan bir hata acaba çatıdaki tüm betonun ısı köprüsünü bozup nem oluşmasının bir nedeni acaba olabilir mi? BU ısı köprüsü balkon kapısının kenarındaki inanılmaz soğu açıklayabilirmi? Tek ümidim şimdi onda. İşin çok ilginç bir başka yönüde çevremdeki diğer yapılarda da yalıtım benimki gibi ama onların evinde öyle bir sorunu gözlerimle gözlemle yemedim? Acaba ben bir yerde hata mı yaptım diye kafamı yiyorum. En sonunda nem alma cihazları araştırmasına kadar gittim. Yüksel bey ne dersiniz benim olayıma:) sizce bir ümit varmı......


_____________________________



 
133 Mesaj
14 Kasım 2011; 16:13:58 

Saygi deger Ajlano,

Size bu yaziniz ve burda aylardan beri anlatmak istedigim bu konuda bana vermis oldugunuz destketen dolayi cok tesekür ederdim.
Sanki su ana kadar bütüm yazdiklarim bir teoriymis, laf kalabaligiymis gibi anliyanlara. Kesin denyimle kanitlanmis bir gercek oldugunu ilk siz belirtiyorsunuz.

Sizin Mühendis olmaniz, benim teorilerimi kanitlarcasina yazdiginiz bu yazi beni cok mutlu etti.
Bu yazinizi müsade ederseniz kendi Internetz sitemde ve Facebookda yayinlamak isterim. Umarim izinde verirsiniz?

Su anda islerimin yoguinlugundan dolayi sizin binaniz ilen ilgili konuyu inzinizle sonra beraber bir cözüm ariyalim.

Bu yaziniz icin tekrar tesekürler, saygilar


www.mimaryuksel.com


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


 
824 Mesaj
14 Kasım 2011; 18:17:30 

quote:


quote:

Orijinalden alıntı: ajlano

9 köy merhabalar yaklaşık 3 saatdir yüksel beyin ve diğer arkadaşların yazdıklarını okuyorum burada. Konu ile ilgili Yüksel bey ve diğer arkadaşların seviyeli tartışamları muhteşem bende mühendisim ve kendi evimi kendim yaptım(kabası hariç). Nem makinası almak için araştırma yaparken bu konularda buldum kendimi. Diğer forumda anlattığım konuyu direk burda biraz daha detaylı olarak anlatayım belki bir çok arkadaşa fikir ver
Tam 1 sene önce Ankara Çankaya ilçesine bağlı Ümitköy semtinde müstakil 3 katlı bir yapı satın aldım(bitişik nizam değil) 15 günlük çok derin araştırmalar sonucunda evin yeni projesini yapılacakları detaylı olarak çıkardım. Evin giriş katındaki tüm balkon kısımlarını evin içine kattım bunu yaparken dış duvarları yıktım. Komple 20cm Ytong malzeme ile dış duvarları kapladım açılan üst kısımlarını da komple şıngıl ile kapladım( iç kısmına 8cm lik izocam taş yünü koydum). Sonrada evin tüm dış yüzeyini 6cm lik gri strafor ile kapladım. Rehau marka pencere ile yeni yapılan duvarların pencerelerini de taktıktan sonra Kombi ve petek işine girdim. kombi olarak viessman 30000kcal. ve Demir döküm radyatör paneller kullandım. Hatta tesisat ustasının bana verdiği tüm petek ölçülerini daha ısınayım diye 20cm uzunlarından aldım. En alt katın yarısı kot seviyesinin altında diğer yarısı açık da. Kot seviyesi altında kalan yerlerde herhangi bir rutubet ve nem görmediğimizden oraları direk alçı ve boya yaptık sadece kiler kısmımızı içten rutubet önleyici malzeme ile kaplayıp özel fasarit gibi boyasından attırdık. Çatı kısmında kiremit vardı fazla masrafa girmeyeyeyim diye çatıyı şıngıl yapmadım. sadece çatı aktarması yaparak kiremitlerin yarısını değiştirdim . Çatı betonuna yine komple izocam 8cm taş yünü serdik( ben komple yapıldı diye biliyordum aşağıda nasıl olmadığını anlatacağım). Her şey tüm forumlarda uzlaşılan herkesin önerdiği tüm noktaları gayet güzel bir şekilde yaklaşık 4 ayda komple yaptım. Şubat ortasında doğal gaz onayını da aldıktan sonra evin nemi gitsin diye boş evi yaklaşık 50 derece full bir şekilde 15 gün boyunca ısıttım. üst katta bazı pencereleri açarak da nemin ortamdan uzaklaşmasını sağladım. Mart 2011 de evimize taşındık yaklaşık 5 günlük bir uğraşıdan sonra eve yerleştik. Eve yerleştik ama nem koku yüzünden perişan olduk. yatağa giriyoruz nemden ıpıslak Elbiseler deseniz öyle. Tabi ki herkesin dediğini sizinde söylediğiniz duyar gibiyim. Yazı bekleseydin de alçılar kurusaydı öyle girseydin. İşte malesef ekonomik nedenlerden dolayı taşınmak zorunda kaldık. En alt katta 1 oda köşelerden yeşillenmeye başladı sildik geçti. En üst katta bizim yatak odamızın balkon kapısı ve penceresi ağlıyordu. Komple ıslak ve buğulu. sonra zamanla balkon kapısının kenarları ve üst kısmı yavaş yavaş nokta nokta siyahlaşmaya başladı. kornişin altı siyahlaştı. Tekrar ozonla sildik geçti. Nem ölçme cihazı aldım derece 22 nem %99. Yani 3 hane olsa kesin %110 çıkardı O siyahlaştı biz sildik. Bu böyle hazirana kadar sürdü. hazirandan ekim ayı başına kadar evi komple havalandırdık. rutubetten nemden eser kalmamışdı camlar buğulanmıyor duvarlarda siyahlaşmalar bitmişti. Taki Ekim ayı ortasına kadar. ekim ayında ankaranın soğumasıyla tekrar kombimizi yakmaya başladık Ekim ortasına kadar herşey gayet iyi gitti. Yaklaşık 1 hafta önce En üst kat da yatak odalarının yine balkon kapısı kenarlarında ( pencere kenarladın olmadı) siyahlaşmalar kısaca küflenmeler başladı. Pencere ve balkon kapıları yine ağlamaya başadı. Giriş Katında ve alt katta herhangi bir sıkıntı şu anda yok sadece salon pencerelerinin cam olan alt kısmında 5cm lik bir buğu var çok önemli değil gibi duruyor. Fakat üst kat çok fena Dayanamayıp siyah olan kısımları komple domestos ile bir güzel ozonladım üstüne marshalın küf ve neme dayanıklı gümüş iyonlu boyasını sürdüm. Şu anda bir sorun yok gibi gözüküyor ama hala camlar ağlıyor.

Bana anlatılan tüm noktalarda neme karşı yalıtım yapınız olmuştu. Yaptım ama kuru memleket olan ankarada nemden başımı alamıyorum. Şunu anladım ben evi komple kutuya almıştım. Evi komple yalıtımlayarak betonun nem alış verişini kesmiştim. PVC pencereler de işin tuzu biberi olmuştu. Verdiğim nefes yıkandığım zaman oluşan buğu yemek pişerken çıkan buhar çamaşır asılırken oluşan nem. Bunları hep evin içine hapsetmiştim ve çıkış yolu bulamıyorlardı. e sonuç olarakda en soğuk noktalara çarparak nemleşiyordu. Havalandırma deneyimime gelince 2 gün önce kapı ve pencereleri açarak 10 dakika yatak odasını havalandırdım. ısı 14 dereceye nem de %65 e düşmüştü. 14 derece olan odanın ısısı yaklaşık 3 saat sonra ancak 19 dereceye geldi ve nemde %70 küsürlere çıktı. Kısaca bu çözüm değildi. Yalıtım yap ev hava almasın sonrada kapıları aç ısınan havada para da dışarı uçsun. Dün akşam bir şey farkettim balkon kapısının yanları ile üstü diğer dışa bakan duvarlara oranla çok çok soğukdu . öyle ki elimi dokunduğumda gerçekden üşütüyordu. Zaten nem de soğuk olan kısımlarda oluşur. Tavanda kararma olan yerlere baktığımda da aynı duruma rastladım köşe kısımlar buz gibi yaklaşık 60 70 cm içeriye dokununca sıcakdı. Bir anlam veremedim Balkon kapısını açarak dış kısıma baktım mantolama vardı yani bir sıkıntı yoktu. Asıl sıkıntı çatıdaydı. Çatıya çıkıp baktığımda bugün tüm çatının tüm köşe kısımları yaklaşık 1 metre boştu. Yani usta o kısımlara taş yünü sermemişti. (Çatı eğiminden ve ahşaplardan dolayı üşenmiş usta) Hemen açılmamış bir taş yününü alarak boş olan kısımlara serdim fakat yetmedi yarın 8 paket daha taş yünü alıp tüm boşlukları kapatacağım ve yapılan yerleri tekrar kaplayacağım.

Ben şu anda tüm detayları ile size olan bitenleri anlattım. Çatıda yapılan bir hata acaba çatıdaki tüm betonun ısı köprüsünü bozup nem oluşmasının bir nedeni acaba olabilir mi? BU ısı köprüsü balkon kapısının kenarındaki inanılmaz soğu açıklayabilirmi? Tek ümidim şimdi onda. İşin çok ilginç bir başka yönüde çevremdeki diğer yapılarda da yalıtım benimki gibi ama onların evinde öyle bir sorunu gözlerimle gözlemle yemedim? Acaba ben bir yerde hata mı yaptım diye kafamı yiyorum. En sonunda nem alma cihazları araştırmasına kadar gittim. Yüksel bey ne dersiniz benim olayıma:) sizce bir ümit varmı......





ajlano,

Problemlerinizin kaynaklari ve cozumleri kendi yazdiklarinizda sakli.

Yeni binada harclar, sivalar, boyalar kurumak ister. Siz bundan muzdaripsiniz gibi gorunuyor fakat bu gecici bir durum olacak ve ayrica bu probleminizin tek kaynagi olmayabilir. Ikinci ve belkide asil kaynak evinizin dis ortamla hava alisverisinin kesilerek iceride ureyen nemin disariya atilamamasi olmali.

Kendinizde gozlemlemissiniz, duvarlarda Styropor ve catida tas yunu ile yalitimin iyi oldugu yerlerde yuzeyler cok sogumadigi icin yogusma, nem ve kuf olayi olmamis. Yalitimin daha zayif dolayisiylada yuzeylerin soguk oldugu kapi, pencere dogramasi ve bunlarin olusturdugu isi koprusu nedeniyle soguyan, bunlarin bagli oldugu duvar yuzeylerinde nem ve kuf gozlemissiniz. Bu dogramalari elden geldigince disaridan isi yalitimi ile kaplayabilirseniz buralardaki problemi cozebilir veya azaltabilirsiniz. Pencerelere distan pancur, kepenk gibi uygulamalarda bu yuzeylerde isi dusumu ve yogusum/kuf problemini azaltabilir.

Bu kadar emek ve para harcadiktan sonra isi yarim birakmayin, sonuna getirin. Eksiginiz binanizin dis ortamla saglikli hava sirkulasyonu yapmasini saglayacak stratejiyi gelistirmemis ve gerekli donanimi kurmamis olmanizdir. Yasadiginiz nem problemi binanizda modern bilgilere dayali olarak projelendirilmis bir havalandirma sistemi olmamasinin yan etkilerinden sadece biridir.

Pencereleri acinca cok soguk oluyor onun icin havalandirma disinda bir cozum ariyorum demeyin. Oncelikle pencere acarak havalandirma yapmanin ilkel ve yetersiz bir havalandirma yontemi oldugunu bundan daha farkli metodlara gerek oldugunu soyleyeyim. Modern bir havalandirma sisteminde isi degistirici bir unite vardir. Bu unite disari atilan sicak havadaki isiyi, iceri alinmakta olan taze havaya aktarir. Boylece taze hava alisverisi sirasinda isi kaybi yasanmaz. Havalandirma sistemlerinin nasil projelendirildigini arastirmanizi tavsiye ederim.

Kucuk bir not olarakta sunu eklemek isterim; eger bazi odalari isitmiyorsaniz buradaki sicaklik dusumu sebebiyle istilan odalardan kalkan nem bu odalarda yogusacaktir. bunada dikkat edin.

Nem alma cihazi cozum olurmu diye dusunuyorsunuz. Nemi alirsiniz fakat tazelenmeyen hava hala sagliksizdir. Tam cozum varken neden kismi cozumle yetinelimki ?

Kapali ortamlarda kisi basina saatte 30 metrekup taze hava tavsiye ediliyor, hadi 10 metrekup olsun. Olaya birazda bu acidan bakin.










_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


677 Mesaj
14 Kasım 2011; 19:40:44 

quote:

Orijinalden alıntı: cengizumur




ajlano,

Problemlerinizin kaynaklari ve cozumleri kendi yazdiklarinizda sakli.

Yeni binada harclar, sivalar, boyalar kurumak ister. Siz bundan muzdaripsiniz gibi gorunuyor fakat bu gecici bir durum olacak ve ayrica bu probleminizin tek kaynagi olmayabilir. Ikinci ve belkide asil kaynak evinizin dis ortamla hava alisverisinin kesilerek iceride ureyen nemin disariya atilamamasi olmali.

Kendinizde gozlemlemissiniz, duvarlarda Styropor ve catida tas yunu ile yalitimin iyi oldugu yerlerde yuzeyler cok sogumadigi icin yogusma, nem ve kuf olayi olmamis. Yalitimin daha zayif dolayisiylada yuzeylerin soguk oldugu kapi, pencere dogramasi ve bunlarin olusturdugu isi koprusu nedeniyle soguyan, bunlarin bagli oldugu duvar yuzeylerinde nem ve kuf gozlemissiniz. Bu dogramalari elden geldigince disaridan isi yalitimi ile kaplayabilirseniz buralardaki problemi cozebilir veya azaltabilirsiniz. Pencerelere distan pancur, kepenk gibi uygulamalarda bu yuzeylerde isi dusumu ve yogusum/kuf problemini azaltabilir.

Bu kadar emek ve para harcadiktan sonra isi yarim birakmayin, sonuna getirin. Eksiginiz binanizin dis ortamla saglikli hava sirkulasyonu yapmasini saglayacak stratejiyi gelistirmemis ve gerekli donanimi kurmamis olmanizdir. Yasadiginiz nem problemi binanizda modern bilgilere dayali olarak projelendirilmis bir havalandirma sistemi olmamasinin yan etkilerinden sadece biridir.

Pencereleri acinca cok soguk oluyor onun icin havalandirma disinda bir cozum ariyorum demeyin. Oncelikle pencere acarak havalandirma yapmanin ilkel ve yetersiz bir havalandirma yontemi oldugunu bundan daha farkli metodlara gerek oldugunu soyleyeyim. Modern bir havalandirma sisteminde isi degistirici bir unite vardir. Bu unite disari atilan sicak havadaki isiyi, iceri alinmakta olan taze havaya aktarir. Boylece taze hava alisverisi sirasinda isi kaybi yasanmaz. Havalandirma sistemlerinin nasil projelendirildigini arastirmanizi tavsiye ederim.

Kucuk bir not olarakta sunu eklemek isterim; eger bazi odalari isitmiyorsaniz buradaki sicaklik dusumu sebebiyle istilan odalardan kalkan nem bu odalarda yogusacaktir. bunada dikkat edin.

Nem alma cihazi cozum olurmu diye dusunuyorsunuz. Nemi alirsiniz fakat tazelenmeyen hava hala sagliksizdir. Tam cozum varken neden kismi cozumle yetinelimki ?

Kapali ortamlarda kisi basina saatte 30 metrekup taze hava tavsiye ediliyor, hadi 10 metrekup olsun. Olaya birazda bu acidan bakin.











syn:ajlano benim fikrime göre sorunun kaynağı iyi işçilik yapılmamış izolasyondur ve ilaveten yeterince kurumadan kullanıma açılmış
syn: cengizumurun bahsini ettiği cihazda tam adı ısı geri kazanım cihazı cihaz içerdeki kirli havayı dışarıya taşırken aynı anda dışarıdan içeriye aldığı taze havayı dışarı atılan sıcak hava ile ısıtma prensibi ile çalışır

sistemde 2 adet fan bulunur bir tanesi ventilasyon diğeri aspirasyon yani biri emici diğeri egzost fanı ilgili resime göz atarsanız sistem mantığını daha iyi anlıyacaksınız..

http://makromekanik.com/urunler/ecov.php



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Tekirdağlı-klimacı -- 14 Kasım 2011; 19:43:01 >


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
14 Kasım 2011; 20:31:35 

Dikka Dikkat

Konuya yeni bir boyut getiriyorum


Binalarda Paltolama

http://www.kartonpiyer.gen.tr/paltolama



 
30 Mesaj
15 Kasım 2011; 0:06:58 

Sn Yüksel ve Sn. Cengizumur,

Konuyla alakanız için teşekkür ederim. Bana gelecek her türlü cevap benim için çok önemli ayrıca bu konudan müzdarip bir çok kişi içinde ışık kaynağı olacak cinsten.
Dediğim gibi Yüksel beyin açmış olduğu konuyu harfiyen herkesin de yazdıklarını okuyarak değerlendiriyorum.

Yüksel beyin fikirlerinde kısaca strafor olayına çok karşı bir görüş cengizumur beyinde tam tersine straforu destekleyici konuşmalarını ilgiyle takip ediyorum. Yüksel bey yazımı tabiki yayınlayabilirsiniz.

Cengizumar beyin dediği gibi evde yalıtım eksikliği ver ( çatıda) buna kesin kanaat getirdim. Çatı izolasyon işini pazar gününe bırakma kararı aldım işlerimin yoğunluğundan dolayı. Balkon kenarlarındaki soğukluğun nedenini çok merak ederken dün akşam aklıma gelen inşaatın resimlerine bakma fikri geldi. İnşaat yaparken hatıra kalsın diye her tarafın tek tek detaylı resimlerini çekmiştim. Resimlere bakarken şok yaşadım. Mantolamanın bittiği sıvanın çekildiği bir zamanda çektiğim bir fotoğraf balkon kenarlarındaki soğukluğu açıklıyor gibiydi. Balkondan yatak odasını çekerken balkon kapısının dış kasasının demirden yapıldığını(Üst katların pimapenlerini değiştirmemiştim) ve o kısımlara strafor konulmadığını net bir şekilde gördüm. orası sadece demir ve üstü boyalıydı. üst kısımda aynı şekildeydi. Eminim üst kattaki diğer odada aynı sorun var ve o kısımda da strafor yok. Yani ısı köprüsü orada çökmüştü. Ve çöken yerde rutubet ve nem meydana gelmişti. aynı şekilde üst çatı kısmında taş yünü olamayan yerler rutubetlenmiş ve siyahlaşmıştı. Büyük umutlarla ve dualarla bu sıkıntımın bunlardan kaynaklanmasını umuyorum. Buraya kadar yazdıklarım Cengizumar beyi destekler gibi gözüküyor. Yarında inşallah Yüksel beyin yazdıklarını destekler örnekler vererek işi farklı boyutlara taşıyacağım. Bu arada yapılan inşaatın resimlerini de yarın paylaşacağım ve ustaların yapmış olduğu küçücük bir hatanın belkide nelere mal olduğunu göstereceğim. Herkese saygılar.......








_____________________________



 
133 Mesaj
15 Kasım 2011; 10:44:29 

Sayin Ajlono,

Sizin yapmis oldugunuz bina, benim aylardir anlatmaya calistigim "Straforla mantolamanin zararlari" yanlisligin bütün göstergelerini sizin binanizda görebiliyorum. Sanki benim düsüncelerim bir teori, sizde yazdiklarinizla ispatlamis oldunuz..

Ben size hastaliginiz ne oldugunu, neden oldugunu söylüyorum. Mesala Sizin midenizde ülser varsa agri kesiciyle, yada soruna odakli davranis degisikligine gitmezseniz mide kanamasi gecirirsiniz.

Sizin binanizin hastaligini tespit ettik: Evinizi bir naylon bina gibi izole etmissiniz ve bir bidon gibi binanin icerisinde yasiyorsunuz. Tedaviyi dogru yapmazsaniz , devamindaki basiniza neler gelecegini kisaca acikliyayim:

1- Önce duvarlarinizda iceride ki yogun nemden dolayi en soguk bölgelerden baslayarak kararmaya , sonra yesermeye baslar(Mantarlanma olusur). Ardindan duvar boyasi köpüklenir, arkasinda siva pul pul olur dökülür. Seneler sonra duvarin icindeki cimentoda erir kum olur . duvar daslari , salanmaya baslar. Insani gam duvari nem öldürür bosuna dememisler. Eger fayanslarinizda varsa yapistiricisini birakir eliniz ilen fayanslari cikartabilirsiniz, yada kendiliklerinden dökülürler.

Siz sanirsinizki duvar fayansa bir sey olmaz. Hastalik bu gittikce yayilir. Onarim masraflari gittikce artar,

Sorunu iyi tesbit etmezseniz , herkesin aspirin tedavisini uygularsaniz sizin tercihiniz, saygi ilen karsilarim. Benim burdaki yazma amacimda bizim insanlar
bu styroforla mantolamanin zararlarini anlatmaya calismak. Cam yünü , tas yünü gibi malzemeleride ben sahsen tercih etmiyorum. Ama azda olsa daha iyidir.

Bana cok yardimci oldunuz cünki iyi straforlanmis, iyi yalitilmis, bidon gibi binayi yaparak kötü örnekle ne demek istedigimi diger insanlara anlatmada bana yardimci oldunuz. Nem emici makina ariyan insansiniz. yani nemden yana cok dertlisiniz.

Beni asil ilgilendiren konu: Saglik Bu tip binalar resmen sagligimizla, paramizla, gelecegimiz ilen oynuyor.

Siz sorununuzu anlatmakla bana asagida siralayicagim madelerde ister istemez daha iyi anlata bilmeme yardimci oldunuz.
Sizin bana yardimlariniz asagida siraliyayim:

tabiki siz sorununuzu, ysadiklarinizi anlatiniz. Oysa bu yazinizla bakalim bana ve diger insanlara aslinda neler anlatiniz:


1- Sizin anlatiginiz nem oranlarini burda anlatmama ragmen kimse nedir bu nem , bu nedir sagligimizi nasil etkiler diye sormadi. Siz yasiyorsunuz ve nem orani ölcen alet bile almissiniz. Nemin önemli oldugunu anlatiniz

2- Evde küflenmeler baslanmis: Küf olayi cok can sikici , cok sagliksiz bir durumdur. Duvardaki küfler birer mini farecik gibi hayvanlardir. Onlari camasir suyula yikarsaniz sadece onlara banyo yaptirmis olursunuz. Bu mantarlar ayaktaki Mantarlarla aynilaridir. Ayaginizdaki mantari yikmakla gideremezsiniz.
Bu konuyu burda acmamin nedenide bu evelerdeki küf sorunu yüzünden. Evdeki küflenmeyi anlatiniz.

3- Sizin binaniz yeni imis, kurumamis acale etiniz , surda bir sey unutmustuk, su yalitim eksikmis, su usta yanlis yapmis. bunlarin hepsi ayrinti,
Asil sorununuz havasizliktan olusan nem. Yani birilerinin dedigi sehir efsanesi degil . gercekten acil bir sorun oldugunu burda herkese acikladiniz, benim teorilerimi sanki dogrular nitelikde olaylari burya yazdiniz.

4- Sizin mecburen camlari acarak nem oranini düsürerek binayi yakit yakarak isitmaniz aci bir gercek olarak karsimiza cikartiniz.
Hem isitacaksiniz, hem yalitacaksiniz, hemde camlari sürekli acik tutmak zorunda kalacaksiniz. Benim anlatmak istediklerimi en iyi siz yasiyorsunuz. Bunlari anlatiniz.

5- Saglikli binalarda oturmak icin büyük titizlikle, en iyi ustalarla, hic masraftan kacmadan yaptiginiz binanin sizi, ve diger insanlari para kazanmak, bilincsizce tas duvarin kalinligini calarak ( en az 40 cm delikli tugla) insanlari yalitim malzemesi satarak kandiran insanlarin yalan söylediklerini acikladiniz.

6- Yanlisin, yanlis oldugunu, yanlisi her kesin hata avrupa, almanya dada olsa , yanlis oldugunu. Dogrularin zamanla kendilerini aciga cikaracagini siz yazinizla anlatiniz.

7- Sizin titizlikle uyguladiginiz insaat yöntemi, Avrupa Almanya dan gelen bina yalitim tekniginin yanlis. Bizim Anadolu mimari takniginin ne kadar dogru oldugunu hatirlatiniz. Verdiginiz para ve emeklerin sirf moda ve avrupa hevesi , onlar ne yaparsa dogrudur mantigini cökertmis oldunuz.

8- Yanlis bina yapim tekniginin depremde yikaln evler nasil ortaya cikartiyorsa, yalitim sorununuda evde nem ve küf ortaya cikartir.
Herkes bunu yapiyor, herkesin yaptigi yanlismi olur gibi mantigi sizin yazinizla cöktü benim icin.

9- Bizlere yeniden doagru insaat yapacaksak , mimarlara mühendislere, belki bizi duyan yetkili yönetmelik hazirliyan kisilere bu yanlisi devamin sonu gelmesini bize hatirlattin.

10- Eger mal sahipleri parasi olsada, yetersiz bilgi düzeyimizi bana hatirlatiniz.
Cok zenginim , param cok , en iyi evi ben yapabilirm diyen insanlarin bile, gecekondu binasininin bir benzerini yapacagini bize gösterdiniz.
Tabiki size degil bu lafim. Ama gercekten zengin olaninda sizin gibi nemli binada oturacagini anlatiniz.

11- Yakit pahali, en ekonomik, en verimli binayi yaparsam; cok az yakit parasi vererek, yilarca sicak evde oturacam diye hayal kuran insanlarin. nelere dikat etmesi gerektigini siz hatirlatiniz.

Inanin daha sizin bu yazinizdaki faydalari madde madde daha cok siraliyabilirim. O kadar sorunlu bir konuki, bütün anlatmak istediklerime tercüman oldunuz. tesekür ederim

Sizin binanizin nasil kurtulacagini , ben tek size özel malesef yazamiyacagim, cünki bundan para kazanan insanlar vardir, Ben onlarin ekmegi ilen oynuyamam.
Ben Türkiye´nin büyük olduguna, cok degerli bilgileri sahip olan insanlarin olduguna, bu nedenle aranip bulunmasina , bu insanlarin para kazanmasini. Malzeme hirsizlarnin, islerden hic anlamayip malzeme satan insanlarin cezalandirilmasi icin ev sahiplerine büyük görev düstügünü bildigimden. Size burdan, uzaktan yardim yanlizca bu kadar yazdiklarimla yardim edebilecem

selamlar saygilar

www.mimaryuksel.com



_____________________________

mimar Yüksel Özbey


 
824 Mesaj
15 Kasım 2011; 13:51:08 

Binanin havalandirma stratejisinin olmasinin gerekliligi, bunun dikkatle projelendirilmesi ve gerekli sistemlerin kurulmasinin onemini yazip duruyorum ama bu konunun nasil dikkate alinmadigini, uzerinde bir kelime bile edilmedigini (tekirdagli klimaci arkadasim disinda) gordukce acikcasi sasiriyorum.

ajlano,

Binanizda kullanilan cimento, siva, alci, boya artik ya kurudu yada kurumaya cok yakin. Bu gecici bir problemdi. Duvarlarda ilk insaat zamanindan kalma kac litre bagimsiz su olabilirki ortami senelerce nemlendirsin ? Nemin kaynagi ortama devamli su buhari ekleyen siz(ler)siniz.

Isi yalitimindaki eksik ve yanlislari fark etmissiniz. Her binada sonradan bir miktar duzeltme yapmak gerekir, moralinizi bozmayin. Yalniz isi yalitimi ortamdaki fazla nemin sonucu olan soguk yuzeylerde yogusma/nemlenme ve buna bagli kuflenmeyi cozsede binadaki insanlarin solunum, yemek pisirme, banyo, camasir vesaire yoluyla urettigi su buharinin tahliyesi problemini yaratmaz, cozmez, cozmeside gerekmez. Bu nem hala daha havada buhar seklinde asili kalarak ortamin nem oranini konfor seviyesinin uzerine tasir. Ve hatta nem tahliye edilmeyip bagil nem %100 seviyesinin uzerine cikarsa yazin bile (pencereler kapali ise) duvarlarda, masa, sandalyede, her yuzeyde yogusma olusmaya baslar.

mimaryuksel, (daha once adinizi yanlis yazdigim icin ozur dilerim kasitli degildi)

Boyle bir baslik acmanizdan ve yazdiklarinizdan anladigim kadariyla tasarladiginiz binalarda havalandirma muhasebesi yapmiyor, bunun icin olmasi gereken sistemleri kurmuyorsunuz ve konunun profesyonellerinden yardim almiyorsunuz. Bir ofis ortaminda bir kisiye saatte 30 metrekup taze hava girisi ve bu kadar kullanilmis havanin, nem ve diger kontaminantlarla birlikte tahliyesi gerekiyor. Bunun ne kadarinin duvarlardan "Nefes Alan Duvarlar"dan sizmasini bekliyorsunuz ?

Modern yapilar mimari, insaat muhendisligi, makina ve elektrik muhendisligi gibi ayri uzmanlik alanlarini bir araya getirir. Isitma/Havalandirma Makina muhendisliginin alanina girer ve makinacilar tarafindan projelendirilir.

Mimar olmaniz sebebiyle havalandirma konusunun okulda size derinlemesine okutulmadigini biliyorum fakat isiniz geregi bu konuya asina olmaniz gerekir. Eger modern havalandirma teknolojisini biraz incelerseniz bu basligi acmaniza sebep olan fikirleriniz degisecektir.

Genele,

Cevremde yapilan yeni binalarda uc oda bir daireye, "Bir Milyon Turk Lirasi" gibi rakamlar istendigini gorup hayret ediyorum. Bunlarin bazilarina akilli binada diyorlar. Bu binalarda klimanin sepet gibi bir kenara ilistirildigini, havalandirma sistemininise hic bulunmadigini, akla gelmedigini gordukce hayretim dahada artiyor.

Akademik unvan sahibi, universitelerde hoca olan mimar, muhendis arkadaslarim var. Eger hastane, otel gibi mecburiyetleri olan binalar yapmiyorlarsa havalandirma sistemlerini onlarda akillarina getirmiyorlar.

Havalandirma konusundaki cehaletimiz sonucunda simdi duvar yapi elemani ureten sirketler "Nefes Alan Duvar" mitini reklam kampanyalarina dahil etmeye basladilar. Yukarida bahsettigim, tugla gorunumlu duvar kaplamasi ureten bir sirket, bu tuglaciklarin duvari nefes alir hale getirdigini soyluyor, buyurun halkim, duvarlar nefes alsin, havalandirma sisteminiz olmasada satte kisi basina 30 metre kup hava o duvarlardan gececek ve bir evde gunde uretilen litrelerce su o duvarlardan disari atilacak, yerse....

Su 30 metrekup konusunu acayim. Bir kisi bir satte 30 metrekup hava solumuyor fakat taze hava ile solunmus hava birbirine karisiyor. Karisimda yeterli tazeligi saglamak icin taze hava miktarini arttirmak gerekiyor. Eger taze havayi yuzumuze takili bir maskeden alsaydik cok daha az taze hava yeterli olurdu.

Kafamiza bir torba gecirince uc bes nefes anca idare ediyoruz. Bu torba nefes alan tastan veya tugladan yapilsa ne fark ederdi ? Bize o torbada bir iki delik lazim.

Binalarimizdaki HAVALANDIRMA ihtiyacini cok hafife aliyoruz cok...




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi cengizumur -- 15 Kasım 2011; 13:56:43 >


_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


677 Mesaj
15 Kasım 2011; 15:26:31 

syn:cengizumur arkadaşa tamami ile katılıyorum.... hatta benim yazmayı planladıklarımdan fazlasını yazmış ..
burada sorun izolasyonda değilki sorun profesyonel havalandırma iklimlendirme sorunu şu an yeni tasarım binalar bilhassa AVM ler olsun küçük pasajlar olsun katofisler vs: projeler çizilirken tamamen havalandırma ve iklimlendirme yi de ayrı projelendiriyorlar..

Beton bildiğimiz çimento kum ve suyun karışımından oluşur bu hiç bi şeydir bildiğimiz beton ama içine demir girdiğinde bu bir sistemdir arme olur yani betonarme şimdi biz bu betonarme sistemi dış etkenlere karşı nasıl koruyacağız..( güneş yağmur kar dolu rüzgar fırtına vs.) tabiiki bu dış etkenlere karşı daha dayanıklı güneş almayan rüzgar geçirmeyen fırtına ve tayfuna dayanıklı ısı geçirmeyen malzemelerle bunu yapmamız gerekir..
aksi olursa felaket olur düşünelim biraz beyin cimnastiği yapalım biz fırtına ve tayfunlara dayanıksız binalar yaparsak ne olur fırtına ve rüzgarda parçalanır yada yağmura dayanıksız alçıdan yaptığımız farzedelim bina çöker..

işte tam burada işe profesyonel bir uzmanlık dalı girer devreye nasıl ki binaları sadece inşaat mühendisinin bilgisi yeterli gelmez çünkü branşı değil mühendis binanın statik hesabını yapar dayanıklı olması için projelendirirse elektrik mühendisi de binanın elektrik tesisatını ne kadar güç çekeceğini ne ve nasıl kablo tesisatı kullanması gerektiğini tasarlar hesaplarsa makine mühendisi de binanın ısı kayıplarını ve ısı kazançlarını hesaplar profesyonel anlamda bina içi iklimlendirmeyi havalandırmayı tasarlar ..

bir yapıyı oluşturmak ekip işidir sadece inşşaat mühendisi değil aynı zamanda ısı mühendisi iklimlendirme (makine mühendisi) de binanın ısı ile ilgili ve yapı ne ile ısıtılıp soğutulacaksa onun hesaplamalarını yapar hava menfezlerini eğer yapıda ısıtma için ne kullanılacaksa kazan kombi klima petek radyatör kanal havalandırma vs : bunların hesaplamalarını ve tasarımını yapar sorun ancak böyle çözülür ....

siz isterseniz duvarlara 16 değil 30 cm strofor kullanın bence bunda hiç bir problem yok problem profesyonel anlamda düşünülmemiş iklimlendirme ve havalandırma sisteminin olmamasıdır...

bizler mesleğimiz gereği bir çok yüksek katlı binaların duvar yapısını izolasyon yapısını inelediğimizde hepsi mükemmel şekilde izole edildiğini görüyoruz... bazı katlardaki işyerlerinde havalandırma ile ilgili sorunlar oluşupta çözmeye gittiğimizde aynı terleme ve rutubet yada mantar oluşumu ile karşılaşıyoruz arıza giderilip havalandırma sistemi çalıştığında bunun kendiliğinden yokolduğunu ve sorunun çözüldüğünü birebir görüyor yaşıyoruz...


saygılar


_____________________________



 
133 Mesaj
15 Kasım 2011; 20:38:14 

Sayin havalandirmaci arkadaslara,

Havalandirma konusundaki bilginizi, birikiminizi saygi ilen karsiliyorum. Benim binalarin havalandirilmasi teknolojisini ne elestirecek halim var nede bu konulara girecek zamanim.
Siz katkilarinizla bu eksikligi tabiki giderin, Benim söyledigimde saglikli, nemi uygun, yasam kalitesini artiran bina kilimalarinin kulanimi. Büyük alis veris mekanlarinin, kac insan kac metreküp hava kirletiginin hesabina girmem bir amacimda yok.

Yüksek teknolojik binalarda salonda koltugun hemen yanindaki havanin nem oraninin , sicakliginin derecesi, havadaki kokularin icinde belkide karanfil kokanin olmasi. Yazin ayagimi koltukdan sephaya uzatigimda, disarisi 30 dereceyken , tam orasinin 18 derece olmasini tabi isterim. Bunun icin tabiki sizin gibi degerli kilimacilara ihtiyacimiz var.

Benim burdaki anlatmak istedigim 13,5 cm lik tugla ve iskelet yapi sistemi, yetmiyen isi yalitimi icin strofor la yalitim konusundaki yanlislari dile getirmemdir.
Burasi medeni bir tartisma ortamidir. Yanlislarimi,ahalarimi cekinmeden yazin, fikirlerinizi degerli katkilarinizi sunun.
Hatta tam karsit görüste bildirin. Benim icin bir sakincasi yok. Aksine bizi okuyan diger kisilerin bundan faydalandigi kanisindayim.

Saygilarimla


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


677 Mesaj
15 Kasım 2011; 20:59:27 

quote:

Hatta tam karsit görüste bildirin. Benim icin bir sakincasi yok. Aksine bizi okuyan diger kisilerin bundan faydalandigi kanisindayim


sv:mimaryüksel amacım sizinle aynı fikirde olmasakta görüşelerinize fikirlerinize saygım var inanın...
sizde biliyorsunuz burası bir forum ve karşıt görüşler olmazsa doğruyu bulamayız.. sizinle stropor konusunda aynı fikirde olmasam dahi karşıt görüşler ayrılığı konusunda hemfikirim

umarım diğer katkı sağlayan arkadaşlarda demokratik bir şekilde kendi görüşlerini paylaşmaya devam ederler
doğru yada yanlış.. herkesin doğrusu kendine doğru..faarklı fikirleri olan arkadaşlarıda foruma davet ediyorum ne kadar çok ses ve fikir çıkarsa bizde daha fazla bilgileniriz diye düşünüyorum

saygılar


_____________________________



4134 Mesaj
16 Kasım 2011; 0:03:57 

yazıları dikkatle okudum tüm arkadaşların değerli görüşleri var. hepsinden faydalanıyorum şahsım adına. ama ben burdan ajlano arkadaştan resimleri yüksel beye alınıp foruma işlemekten geri durmamasını istiyorum. evet yüksel bey biraz değil baya sert girmiş bende beğenmedim. ama sanırım sıkıntılı bir anına denk geldi. yoksa bu şekilde yazmayacağını umuyorum. yüksel bey sizin adınıza konuşmuş gibi oldum özür dilerim ama yazmak zorundaydım kendi adıma. ben hala görüşlerinize değer veriyorum siz tamamen doğal havalandırmadan yanasınız buna inanıyorum. lütfen foruma küsmeyiniz. çünkü burda herkez fikir alacak elindeki imkanalar neyse ona göre davranacak.

ben ajlano arkadaşın meselesindeki incelikleride öğrenmek istiyorum. sizin ona yapacağınız açıklmalarda çok önemli benim için.

bende izolasyonlu mekanda boğulduğumu defalarca söyledim forumda. şimdi arkadaşlarımız yeni güzel öneriler sunmuşlar. sonuçta bu sistemin yapılmasını önermek dahi sizin sisteminizi destekliyor. ben defalarca yazdım buraya şu plastik pencereler olmadan biz arakatlarda küf nedir bilmezdik. sadece soba kullanırdık izolasyonda yoktu. küfle ilk kez plastik pencere sonrası tanıştım. sonrası ev değiştik kombili bir eve çıktık. pencereler yine plastikti. evin
stünde teras bir daire vardı tavalarla birlikte rutubeti orda tanıdım. terastan bazı yerler hem su alıyordu su almayan yerlerde rutubet yapıyordu. terasa izolasyon yapıldı. bu sorun tavanlarda bitti sonra dış kuzey cepheye izolasyon yapıldı sadec kuzeydeki yoğuşma bitti. oturma odasında rahat ettik. zaten diğer bölümlerde sorun yoktu. bu evde insan şuan bunalmadan yaşayabiliyor.. çünkü diğer bölümlerden alınan hava yetiyor. sonra kendimin olabilecek bir eve çıktım çatı katı teras bir daireydi. şuan ki ev yani beterdi. iskele kurulamayan bölümleri içten izolasyon yaptık. tavanıda çatı arasından ve küfü engelledik ama gelin görünki oturma odası insanı gebertiyor küf yok ama küf oluşturabilecek havayı biz tenefüs ediyoruz. illa cam açmak zorunda kalıyoruz. bu durum nedir sizin teziniz çok doğru.. çünkü ev tam izole olmuş oldu. ok hava almyor değil almasa çabuk soğumaz. ama yeterli hava almıyor. neden bunaltıyor bunlar hep önemli.

şimdi burdaki arkadaşlarımızda bunun çzöümünün havalandırma menfezi olduğunu söylüyor oda çok doğru. çünkü sistem bu şekilde oldukça başka çzöğm yoluda yok gibi.. ha ben yapabilimiyim veya ajlano arkadaş ve herkez yapabilirmi soru işaretidir şuan benim için.

ajlano arkadaşımızın sorunu şuan sizin tanımınıza uyuyor. oda içininde daha tam kurumamasıyla birlikte. birkaç yerde açık olduğunu söylemekle birlikte nemi odaya hapsettiğinide yazmış. bunları yavaş yavaş hep birlikte çözelim. şimdi çok özür dilerim alınmayınız sizi kırabilecek söz etmekten sakınırım. bırakalım çözümünden ekmek yiyenler var demeyi:)) size kimse burda ille yanlışsınız demiyor. cengiz bey straforu savunur diğer arkadaşlar savunabilir. ben savunmuyorum. benim örneklerim kendi örneklerim. valla çok özür dilerim ben kendi tecrübemle oluşan doğrumdan başkasını tanımam. bu sizin içnde böyledir diğer arkadaşlar içinde.

bu yüzden ben sonuna kadar sizin doğal havalandırmayı kendisi yapabilen duvarlarla yapılmış bina oluşumuna katılıyorum. inşaAllah yavaşta olsa bu duruma geleceğiz. ve doğal olarak nemden ve kirli havadan kurtulacağız.

ajlano arkadaş sizde lütfen resimlerinizi işleyiniz.

tekirdağlı ve cengizumur dostlarımızada ayrıca teşekür etmeyi borç biliyorum.


_____________________________

Yeni Klima Alacak Olan Arkadaşlar için Faydalı bilgiler Linki. Okuyunuz. Okutunuz.


 
142 Mesaj
16 Kasım 2011; 9:01:42 

Merhaba Arkadaşlar,
Bende bu konuyu internet vs araştırarak bilgi sahibi olmaya çalıştım. Kendimce Styrapor ile ısı yalıtımı yapmanın yanlış olduğu kanaatine vardım. Araştırma yaparken aşağıdaki ürünle karşılaştım. Bu ürünün nefes aldığı ve eski kerpiç binaları referans aldığından bahsediliyor. Maliyeti çok yüksek değil ve uygulanmasıda daha basit gibi görünüyor. Yüksel Bey ve diğer arkadaşların bu konudaki fikirlerini merak ediyorum.

http://www.styronit.com...-biomantolama-nedir.php


2560 Mesaj
16 Kasım 2011; 9:39:21 

Tüm yazılanları okuduğumda şunların herkes tarafından karıştırıldığını gördüm.

1. malzemenin iyi bir ısı yalıtkanı olması onu iyi bir ısı yalıtım malzemesi yapmaya yetmez. ( iyi yalıtkan ve ısı yalıtım malzemesi tek ortak noktası iyi ısı yalıtkanlığı olan farklı şeylerdir)
2. Isı yalıtım malzemesi ( binalar için cephe yalıtımında ) zamanla çekmeyecek ( boyutları sıcaklık etkisiyle değişmeyecek ), kullanıldığı yere göre ezilme kırılmaya uğramayacak kadar yoğun-sert-tok olacak
3. nem geçirgenliği bina ihtiyaçlarına uygun olacak..
..
.
bu liste ihtiyaçlar spesifikleştikçe uzar gider.

Bu yazdıklarıma göre strafor konusunda sizde bir fikir oluşmadıysa şu şekilde açıklanabilir.

önce strafor'un bir marka olduğunu, çok geniş bir ürün yelpazesi olduğunu fakat ülkemizde çamaşır suyuna "ozon", kağıt mendile "selpak" dendiği gibi, ısı yalıtım özelliği iyi olan beyaz düşük yoğunluklu ambalaj malzemesine de strofor denmektedir. (http://en.wikipedia.org/wiki/Styrofoam)

Bunu belirtmek istedim, yoksa birisi gelir, ee cephe yalıtımında kullandığımız EPS de strofordur der, uzar gider tartışma.

Şimdi beyaz, düşük yoğunluklu, iyi ısı yalıtkanı, iyi ambalaj malzemesi olan fakat cephe yalıtım malzemesi olarak kullanılmaması gereken strafor a gelelim.

neden kullanılmamalıdır:

Strofor
1. sıcaklığa dayanamaz, boyutları değişir. tuğla arasına boydan boya koyduğunuz strofor 2 sene sonra kenarlarında duvarın sıcaklığına, güneş almasına, iklime bağlı olarak 20-30 cm lere varan oranda çekilir. bu zamanla daha da çok olur. 3 cm olarak koyduğunuz strofor 2 sene sonra yer yer incelmeler olur. 8-10 sene sonra duvarın yarısında strofor kalmaz.

Zaten straforun tuğlaların arasında 20 cm çekilmesi bile, ısı köprüsü oluşmasına, sıcak soğuk havanın orada çarpışıp, evin neminin yoğunlaşıp su olarak duvar arasına inmesine, hem duvara betona zarar vermesine hem evin o kesimlerinde köşelerde küf oluşmasına, hem de straforun bozulma hızının artmasına yetecektir.

müteahhitler koyuyorlar, evi gezen insanlar da oo yalıtımda varmış diyor, alıyorlar. Fakat bu sadece göz boyamadır. ilk 1-2 sene için hiç yoktan iyidir diyebiliriz ama sonrasında olmasa daha iyiydi dedirir. gidip komple EPS ile cephe kaplama gerektirir.. ekstra masrafıdır.

EPS döşenmesi veya strafor döşenmesi arasında evin maliyeti düşünüldüğünde çok bir fark çıkmıyor.
100 m2 bir dairenin her bir cephesi için, ortalama 500 TL civarında EPS masrafı oluyor.

EPS yüksek yoğunluklu, üstünde gezseniz kolay kolay etkilenmiyor, tuğla arasına koymak yerine darbeden korumak yerine direk dış cepheye konabiliyor, üzeri sıva tutuyor, sıcaklıktan etkilenmiyor, şaşırtmalı döşenebiliyor, cepheler kusursuz kapatılabiliyor, ısı köprüsü kalmıyor..






< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi aktuz -- 16 Kasım 2011; 10:05:09 >


_____________________________



 
1167 Mesaj
16 Kasım 2011; 12:26:53 

hayatımda duyduğum en büyük ve pahalı yalan mantolama oldu.ısı tasarrufu yalanı ile mantolama yaptırdılar 2500 tl verdim.ev nemden geberiyor birde gittim nem alıcı aldım onun elektirik parasını veriyorum.söktüreceğim ama ev delik deşik nereye söktürüyorsun ayrıca sıva yaptıracaksın birde.


_____________________________



 
133 Mesaj
16 Kasım 2011; 12:43:50 

Bu formu dikatle okuyan takipcileri saygi ilen selamliyorum.


Öncelikle Stroforu savunan Kilimacilarin ne demek istedigini, bana niye karsilar herkesin anliyacagi dille anlatayim.

Benim savundugum tez:
1- Iskelet betonharme binalarimizda 13,5 cm lik tugla kulanarak malzemeden caliyorlar diyorum. Dogrusu en az 40 cm kalinliginda delikli tugla diyorum.
2-Bu malzeme eksikligi nede ilen isinamiyan binalari yalitmak zorunlulugu doguyor. Cünki yakit cok pahali.
3-Stroforla binanin her tarafini mantoladikmi. Isi , hava geceirmeyen pencerede taktikmi binamiz tam bir bidon gibi nefesi alamiyan, bogulan bir bina olur.
4- Nefes almiyan binada, önce saglik, sonra binada küf,koku, boya ve siva dökülmeleri, gibi daha bir sürü sorunlar cikar.
5- Nefes almiyan bina derisi yanlis insana benzer, nefes almazsa ölüme bile gider. Binadada aynen gecerli. Bu mantolamayi yapanlar gece gündüz nefes almasi icin camlari acik tutmak zorundalar.

Bunlar benim savundugum fikirlerim
Ayrica buna benzer bir sürü önceden yazdigim nedenler var.

Simdi sevgili Kilimaci arkadaslar ne diyor ona bakalim

1- Strafor binanin nefesini kesmez. Bunlar kanitlanamaz.
2- Nefes almasina zaten gerek yok. Duvardan iceriye zaten hava girmez, girsede azdir dikate almaya degmez
3- Mantar oldumu veririz kuru havayi, duvarin nemi gider Nem sorunu biter , sizin binanizda saglikli olur, onlarin kilimasi calistigi sürece.
4- Bina bidon gibi nefes almiyorsa almasin, camlarida acip sicagin kacmasina neden olmiyalim

Gelin biz sizin bidon gibi nefes almiyan binanizi kilma motorlari, sensörler takarak ;nem isi olayinida eleoktronik harika makinalari takalim.
Ne gerek var pahali duvar kalinliklarina gerek yok. Mimar havalandirmadan ne anlar. gelin sizin binaniza motorlari takalim.

Sonuc: Benim söyliyecegim kisacasi su:
Sayin Kilimacilar . Takin arkadaslar Motoru binalara , zaten takan takmis, sizinde hakiniz sizde takin. daha saglikli olur.


selam ve saygilarla

www.mimaryuksel




_____________________________

mimar Yüksel Özbey


2325 Mesaj
16 Kasım 2011; 13:13:31 

Malumunuz şuan Binamıza Taşyünü ile Mantolama yapıyoruz.1 cephesi bitti diger cephedeki Btb kaplama sökülüyor şuan.biten cephede soba kullanın Kiracımızın evi rahat ısınıyor ve onforlu sıcalık hissediliyor.İçeri girince hava sizi sıkmıyor,çok rahat Nefes alıyorsunuz.Oturdugum Dairede ise Isıtıcı yok ama ona ragmen oda 23-24 derece sıcaklıkta.Başka bir yerde Amcam Mavi stropor ile Mantolama yaptırdı Dairesine.Onun Dairesine gittigimde şunun farkına vardım,Amcamların Dairesine girdigim an çok bunaltıcı bir hava ile karşılaşıyorum.İçeride sanki haftalardır havalandırma yapılmamış.Mantolamadan önce durum böyle degildi. Pencereyi açınca odanın havası hemen degişiyor.Anladımki yapılan Mantolama buna sebeb oluyor.Kendi Binamızda özenle Nefes alabilen malzeme kullandıgım için şimdi daha çok Memnun oldum.Yüksel beyin burdaki yazıları beni Nefes alabilen bir Mantolama yapmam yönünde fikrimi degiştirmeme sebeb oldu.Kendisine Teşekkürü Borç bilirim.

Binanın Mantolaması bitince kullandıgım Malzeme ve Fotografları burda paylaşacagım.


_____________________________



 
133 Mesaj
16 Kasım 2011; 13:36:55 

Sayin Loko

Su yazdiginiz e mailini benim isimi aksatarakda olsa burda yazdigim yazilarin bir meyve vermesi inanin beni cok mutlu ediyor.

Size bu yazinizdan dolayi cok tesekür ederim. Beni onurlandirdiniz.

Türkiyenin üniversiterlerinde okuyarak bir sürü masraf yaptigim Cumhuriyete ufakta olsa bir katkimin olmasi benim en büyük dilegim.

Selam ve saygilarimla

www.mimaryuksel.com


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


 
133 Mesaj
16 Kasım 2011; 14:52:27 

Sayin Aydemir Bey, saygilar. Sizin Saglikla ilgili hasasiyetinizden dolayi; genel olarak saglik konusunda sunlari yazdim.
Bilgilerinize sunarim.

Günümüzün insanlari organik yiyeceklerin degerlerin anladiklarini sevinerek gözlemlerken, ayni duyarliligi oturdugumuz mekanlarin dogaligi konusunda gerekli uyarilari yapmak, mimarlarin görevidir.

Organik meyve sebze gibi organik insaat malzemeleri ve mobilyalari konusunda er gec gündeme gelmek zorundadir. Basimizi koyacak yer bulamiyoruz, bu konu bizi ilgilendirmez diyen insandan, milyarlarca liralik villalarda oturan maddi sorunu olmuyan insanimizida yakindan ilgilendiren bir konudur.

Bu konuyu tartismaya acmanin zamani gelmistir, hatta gecmiyor bile. Kisaca oturdugumuz yerde sagliksiz noktalara kisaca deginelim:

Yasadiginiz ortamin saglikligini sizden kontol etmenizi rica edecegim. Ne kadar zararli malzeme var kendiniz farkina varin. Yöntem su: Ortami cok iyi havalandirin. Sonra kapilari, pencereleri bütün hava kaciracak yerleri kapatin, 4 saat sonra havasi nasil kokuyor kontol edin. Her sagliksiz malzeme havaya gaz salar, kokar. Bu koku ne kadar berbatsa o kadar sagliksiz malzeme kulaniyorsunuzdur.

Bu kokularin nedeni sunlardir:

1_ Nemden dolayi olusan küf ve mantarlar: Bu zarlilar sabunla yikamakla yok olmaz, Aksine sabun onlar icin gida malzemesidir. Bu zararlilari kücücük fareceikler diye düsünebiliriz. Ekmek icindeki küfde, duvardaki küfte her an cevremizde vardir. Bunlarin yumurtalari yani sporlari nedeyse ölümsüz gibi dayaniklidirlar. Gerekli sartlar olusunca canlanirlar.

2- Benzenol: Mobilyalarda, boyalarda kulanilan bu malzeme kanseri teteikliyen etkisi kanitlanmistir.

3- Dolap, mutfak dolaplarinda kulanilan tutkalla yapistirilan sikistirilmis talas, mukava gibi malzeler odaya zehirli gazlar salarlar. Elden geldigince masi mobilyalar, dolaplar, kapilar, kulanilmali.

4- Elbiseleriniz, Havlu, yatak carsaflari, tekstil gibi malzemelerinizinde organik boya olmasina dikkat edin.

Eger sürekli olarak bir ortama girdiginizde , gözleriniz yanmaya , basiniz agrimaya, burnunuz akmaya, görme bozuklugu baslarsa, hata midenizde bulnabiliyrsa kesinlikle ortama yayilan zararli gazlara karsi vucudunuzun tepkileridir.

Saglikli yasam , dogal ortamlardan gecer,

selamlarimla
www.mimaryuksel.com


_____________________________

mimar Yüksel Özbey


 
824 Mesaj
16 Kasım 2011; 15:45:37 

quote:



Orijinalden alıntı: Aktuz


Şimdi beyaz, düşük yoğunluklu, iyi ısı yalıtkanı, iyi ambalaj malzemesi olan fakat cephe yalıtım malzemesi olarak kullanılmaması gereken strafor a gelelim.

neden kullanılmamalıdır:

Strofor
1. sıcaklığa dayanamaz, boyutları değişir. tuğla arasına boydan boya koyduğunuz strofor 2 sene sonra kenarlarında duvarın sıcaklığına, güneş almasına, iklime bağlı olarak 20-30 cm lere varan oranda çekilir. bu zamanla daha da çok olur. 3 cm olarak koyduğunuz strofor 2 sene sonra yer yer incelmeler olur. 8-10 sene sonra duvarın yarısında strofor kalmaz.

Zaten straforun tuğlaların arasında 20 cm çekilmesi bile, ısı köprüsü oluşmasına, sıcak soğuk havanın orada çarpışıp, evin neminin yoğunlaşıp su olarak duvar arasına inmesine, hem duvara betona zarar vermesine hem evin o kesimlerinde köşelerde küf oluşmasına, hem de straforun bozulma hızının artmasına yetecektir.

müteahhitler koyuyorlar, evi gezen insanlar da oo yalıtımda varmış diyor, alıyorlar. Fakat bu sadece göz boyamadır. ilk 1-2 sene için hiç yoktan iyidir diyebiliriz ama sonrasında olmasa daha iyiydi dedirir. gidip komple EPS ile cephe kaplama gerektirir.. ekstra masrafıdır.

EPS döşenmesi veya strafor döşenmesi arasında evin maliyeti düşünüldüğünde çok bir fark çıkmıyor.
100 m2 bir dairenin her bir cephesi için, ortalama 500 TL civarında EPS masrafı oluyor.

EPS yüksek yoğunluklu, üstünde gezseniz kolay kolay etkilenmiyor, tuğla arasına koymak yerine darbeden korumak yerine direk dış cepheye konabiliyor, üzeri sıva tutuyor, sıcaklıktan etkilenmiyor, şaşırtmalı döşenebiliyor, cepheler kusursuz kapatılabiliyor, ısı köprüsü kalmıyor..




Strafor diye styropor'dan bahsediyorsunuz herhalde, bu EPS dir. Linkini verdiginiz styrofoam ise XPS dir.

Strafor kullanmayin EPS kullanin derken ne dediginiz anlasilmiyor cunku ikiside ayni malzeme. Zannederim XPS veya ticari adiyla Styrofoam kullanin diyorsunuz.

XPS ve EPS aslinda ayni malzemeler, ikiside polistiren denen malzemenin sungerlestirlmis hali. Farklari sekillendirilmelerinin nasil yapildigindan geliyor. Bu farkta kimyasal ozelliklerini degistirmiyor. Sonucta uygulamadan sonra hava sartlarina dayanimlari uc asagi bes yukari ayni oluyor. Dolayisiyla birine hava sartlarina gunese veya sicaga daha karsi daha dayanikli demenizin sebebini anlayamadim.

Asil farklari yogunluklari. Bu mekanik ozelliklerini degistiriyor. Ikiside her turlu yogunlukta imal edilebilirken XPS genelde daha yogun, bu sebeple teras gibi uzerine basilan yerlerde XPS uygulamak daha dogru olur. Yalniz yogunluk artisinin getirdigi bir dezavantaj olarak isi yalitim ozelligi azaliyor. Yan duvarlar gibi uzerinde yurunmeyen, yuk tasimayan duvarlar icin ben sizin kullanmayin dediginiz EPS'yi XPS'e tercih ederim, cunku daha az yogun olmasi sebebiyle daha iyi isi yalitiyor ve daha hafif oluyor.

quote:



Strofor
1. sıcaklığa dayanamaz, boyutları değişir. tuğla arasına boydan boya koyduğunuz strofor 2 sene sonra kenarlarında duvarın sıcaklığına, güneş almasına, iklime bağlı olarak 20-30 cm lere varan oranda çekilir. bu zamanla daha da çok olur. 3 cm olarak koyduğunuz strofor 2 sene sonra yer yer incelmeler olur. 8-10 sene sonra duvarın yarısında strofor kalmaz.

Zaten straforun tuğlaların arasında 20 cm çekilmesi bile, ısı köprüsü oluşmasına, sıcak soğuk havanın orada çarpışıp, evin neminin yoğunlaşıp su olarak duvar arasına inmesine, hem duvara betona zarar vermesine hem evin o kesimlerinde köşelerde küf oluşmasına, hem de straforun bozulma hızının artmasına yetecektir.

müteahhitler koyuyorlar, evi gezen insanlar da oo yalıtımda varmış diyor, alıyorlar. Fakat bu sadece göz boyamadır. ilk 1-2 sene için hiç yoktan iyidir diyebiliriz ama sonrasında olmasa daha iyiydi dedirir. gidip komple EPS ile cephe kaplama gerektirir.. ekstra masrafıdır.



Bu yazdiklarinizi hayretle okudum. Ben bunlara hic sahit olmadim. Stiren dogada cozulebilen bir malzeme olarak kabul edilmez. Ezbere konusmus olmayayim, Turkcesini bulmaya vaktim yok burada sunlar yaziyor;

http://en.wikipedia.org/wiki/Polystyrene;

"Polistirenin dogada kendi kendine cozunmesi yuzyillari alir, ayrica fotoliz yani gunes isinlarina karsida cok dayaniklidir. Buundan dolayi eger geri donusturulmezse su yollariyla sonunda okyanuslara ulasir. Su anda okyanuslardaki en buyuk plastik kirliligi serbest yuzen stiren kopuk cinsleridir."

Denizin curutemedigi malzeme cok azdir denizciler bilir. Styren eger denizede dayaniyorsa bina yuzeyinde kat kat kaplamanin altinda yuzyillarca dayanir. Ayrica Styren 100 derece sicakligin uzerine kadar stabildir dolayisiyla dediginizin aksine sicagada dayanir. Bina yuzeyinin gorecegi maximum sicaklik 50 derece olsun.

Ben Styropor hayrani degilim. mimarkemal beyin referans gostermeden Styropor hakkinda yazdiklari benim yalitim ve havalandirma hakkindaki bilgilerimle celisince biraz Styropor hakkinda biraz referans arastirmasi yaptim o kadar.

Bir seyi kotulerken luyfen biraz referans verelim.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi cengizumur -- 16 Kasım 2011; 15:48:27 >


_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


 
824 Mesaj
16 Kasım 2011; 16:13:03 


quote:



Orijinalden alıntı: memotembelgezer

hayatımda duyduğum en büyük ve pahalı yalan mantolama oldu.ısı tasarrufu yalanı ile mantolama yaptırdılar 2500 tl verdim.ev nemden geberiyor birde gittim nem alıcı aldım onun elektirik parasını veriyorum.söktüreceğim ama ev delik deşik nereye söktürüyorsun ayrıca sıva yaptıracaksın birde.


Duvarlariniz artik daha sicak oldugu icin duvarlarda yogusamayan su buhari ortam havasinda buhar halinde asili kalarak ortam havasinin nemini arttiriyor.

Havada artan nem orani sebebiyle pencerelerde daha fazla yogusma goruyorsunuz.

Hava zaten nemli oldugu icin siz nefes alirken solunum yollarinizdan gerektigi kadar nem cekmiyor bogucu hissediyorsunuz.

Fakat artik duvarlariniz daha sicak oldugu icin duvarlarda, kiyida kosede mantarlanma, kuflenme olmayacak.

Artik daha az yakit parasi veriyorsunuz degilmi ?

Pekiyi hem isi yalitiminin faydalarindan yararlanmak hemde saglikli bir hava solumak mumkun olabilirmi ?

Modern HAVALANDIRMA teknikleri konusunu arastirmaya niyetiniz olurmu ?

Yoksa sokturun gitsin tutanmi var ?




_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


 
824 Mesaj
16 Kasım 2011; 16:27:48 

mimaryuksel bey,

Karsilikli ayni seyleri tekrarlamayalim onun icin cok kisa cevaplarin yeterli olacagini dusundugum iki sorumu cevaplarsaniz sevinirim.

1-Bahsettiginiz nefes alan duvarlara ornek olabilecek kalin tas bir duvarin birim su buhari gecirme katsayisi nedir ?

2-Sizin sececeginiz bir dis/ic ortam sicaklik ve nem orani kombinasyonunda, boyle duvarlara sahip bir odada iki yetiskin insan olsun, bunlarin sadece solunum yoluyla ortama verdikleri nem miktari nedir ve bu nemi dis ortama vermek icin bahsettiginiz bu soluyan taslardan mamul, kac metrekare duvara ihtiyac vardir ?

Boyle bir kanaat gelistirdiginize gore bu basit hesaplamalari daha once yapmis olmaniz gerekir, yapmadiysaniz bu hesaplar icin gerekli formul ve katsayilari internetten bulabilirsiniz.

Tesekkur ederim.



_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


 
824 Mesaj
16 Kasım 2011; 16:33:42 

Bu gunlerde calismakta oldugum bilgisayarima yeni bir isletim sistemi kuruyorum. Yukleme ve indirmeleri beklerken diger bilgisayardan buraya yazma ve konuyu arastirma sansim oluyor. yakinda bu kadar vaktim olmayacak.

Bu arada Styropor'un hammaddesi olan Styrene hakkinda ilginc bir sey ogrendim.

Styren ilk olarak petrolden degilde 1800'lu yillarda alman bir kimyager tarafindan, ana yurdu ulkemiz olan gunluk agacinin recinesinden ayristirilmis. Bana enteresan geldi.


_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


2560 Mesaj
16 Kasım 2011; 17:06:44 

verdiğim linkin amacı, straforun aslında spesifik bir ürün cinsi olmadığı, bir marka olduğu, aslında çeşitlerinin bulunduğu ve bu markanın isminin ülkemizde beyaz, düşük yoğunluklu genellikle ambalaj malzemesi olarak kullanılan ürünle özdeşleştirilmiş olduğudur.

Halk dilinde kime sorsanız strafor diye aynı beyaz ürünü anlar.

Teknik insanlar olarak önce neden bahsettiğimizi, neyi konuştuğumuzu bilip ona göre açıklama yapmayı doğru buldum.

strafordan kastım, halk dilinde olduğu gibi, düşük yoğunluklu olan, beyaz ambalaj malzemesidir.

yarım kalmış binalara giderseniz, tuğla arasındaki straforun* nasıl büzüşmüş olduğunu görürsünüz. Arazide dolaşırken yerde gördüğünüz straforun sıcaklık etkisiyle ne hale geldiğine şahit olmuşsunuzdur. strafor dayanıksız olduğundan tuğlaların arasına döşenir ve en üstlerde kenarlarda sırf kötü işçilikten dolayı bile 10-20 cm boşluklar kalır.. aralarında açıklıklar kalır..

Ben duvarın ısınma problemini çözerim, duvara güneş göstermem derseniz, tabiki strafor* u bina yalıtımında kullanabilirsiniz. aksi halde yukarıda yazdığım dezavantajlarla yüzleşirsiniz.

Bir maddenin doğada çözünemiyor olması, ondan imal edilen mamülün doğal yollarla doğada şekil değiştirmediği, ürünün fiziki yapısının her şartta korunduğu anlamına gelmez.

Polimerlerle ilgili makalelerde doğada çözünmekten kasıt, bakteriler tarafından ayrıştırılıp polimerin doğal başka maddelere ayrılmasıdır.

http://building.dow.com.../styrofoam/hakkinda.htm

strafor*'u icat eden firmanın kullanım önerilerinden en başta yazan madde şu şekildedir.

Genel uygulama bilgileri:
STYROFOAM levhalarının doğrudan ve sürekli olarak temas ettiği yüzey sıcaklığı 75 °C aşma durumunda kullanılması tavsiye edilmez. Yüksek ısılara maruz kalma durumunda, yumuşama ve takibinde geri dönüşü olmayan boyut değişikliği, mekanik mukavemetinde zayıflamalar gözlenir.levhaların yüzeylerinin bozulmaması için doğrudan gelecek güneş ışınlarından korunmalıdır.


Üstelik bu uyarılar 30kg/m3 yoğunluğun üzerinde olan STYROFOAM™ IB-A ürünü içindir ve uygulaması içten duvar olarak belirtilmiştir.

hal böyleyken siz 10 kg/m3 EPP ambalaj malzemesini duvarın içerisine koyarsanız, şeklini korumaz.

Makine mühendisleri odasının yayınlarından "Yalıtım" kitabına bakarsanız ya da diğer
www.pud.org.tr/DC/Dokum...uygulama_sartnamesi.doc
www.antpor.com/karsilastirma.ppt

gibi kaynaklara bakarsanız " duvar arası bile olsa en az 25 kg/m3 yoğunlukta olması gerektiği, polistren taneli köpük kullanılacaksa hangi gazla şişirildiği, yüzey cidar kalınlığının nasıl olduğu araştırılmalıdır vs.." der.

Düşük yoğunluklu (15kg/m3) altı, polistren taneli köpüğün ( halk dilinde strafor ) yani ambalaj malzemesinin bina yalıtımında kullanılması yanlıştır. kullanışlı değildir, göz boyamadır. binayı sözde bayındırlığın belirlediği yalıtım yönetmeliğine uydurmuş olma çabasıdır. İyi niyetle yapılan-yapılmış bir uygulama değildir.

yüksek yoğunluklu XPS levhalar, EPS levhalar ( genel isimleri bunlarında strafordur ama halk dilinde strafor düşük yoğunluklu beyaz malzemedir) iyi yalıtım malzemeleridir. tabiki yerine uygun seçilmelidir. bunların hiç birisi, mesela bir taş yünü kadar sağlıklı değillerdir. Fakat hepsinin yeri ayrıdır, bütçeler ayrıdır, uygulama yöntemleri zorlukları ayrıdır.









_____________________________



2560 Mesaj
16 Kasım 2011; 17:29:20 

yemek pişirme, banyo ve çamaşır kurutma mekanlarının havalandırılması şarttır. bu mekanlar havalandırılmıyorsa, nem ev içerisine karışıyorsa bu nemin ortalama boyutlarda yalıtımlı bir daire için yalıtımda lifli malzemeler kullanılmadığı takdirde bir yerlerde yoğuşmaması beklenemez.

avrupada en azından daire giriş kapılarna küçük menfezler koyarak veya camlara rüzgar geçirimsiz menfezler takarak havalandırmaya çalışıyorlar fakat bizde dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya zerre kadar hava geçmezse yapı korumalı, yalıtılmış kabul ediliyor.

tüm pencere kapılar pvc doğrama, duvarlar yağlı boya, tavan tutkal+yağlı boya, zemin pvc döşeme veya zift+parke veya fayans..
neymiş yoğuşma oluyormuş, küf oluyormuş.. yaşadıklarına şükretmeleri lazım..

havalandırma ile ilgili söylenilenlere katılıyorum.



_____________________________



 
824 Mesaj
16 Kasım 2011; 18:19:53 

quote:



Orijinalden alıntı: aktuz

verdiğim linkin amacı, straforun aslında spesifik bir ürün cinsi olmadığı, bir marka olduğu, aslında çeşitlerinin bulunduğu ve bu markanın isminin ülkemizde beyaz, düşük yoğunluklu genellikle ambalaj malzemesi olarak kullanılan ürünle özdeşleştirilmiş olduğudur.

Halk dilinde kime sorsanız strafor diye aynı beyaz ürünü anlar.

Teknik insanlar olarak önce neden bahsettiğimizi, neyi konuştuğumuzu bilip ona göre açıklama yapmayı doğru buldum.

strafordan kastım, halk dilinde olduğu gibi, düşük yoğunluklu olan, beyaz ambalaj malzemesidir.

yarım kalmış binalara giderseniz, tuğla arasındaki straforun* nasıl büzüşmüş olduğunu görürsünüz. Arazide dolaşırken yerde gördüğünüz straforun sıcaklık etkisiyle ne hale geldiğine şahit olmuşsunuzdur. strafor dayanıksız olduğundan tuğlaların arasına döşenir ve en üstlerde kenarlarda sırf kötü işçilikten dolayı bile 10-20 cm boşluklar kalır.. aralarında açıklıklar kalır..

Ben duvarın ısınma problemini çözerim, duvara güneş göstermem derseniz, tabiki strafor* u bina yalıtımında kullanabilirsiniz. aksi halde yukarıda yazdığım dezavantajlarla yüzleşirsiniz.

Bir maddenin doğada çözünemiyor olması, ondan imal edilen mamülün doğal yollarla doğada şekil değiştirmediği, ürünün fiziki yapısının her şartta korunduğu anlamına gelmez.

Polimerlerle ilgili makalelerde doğada çözünmekten kasıt, bakteriler tarafından ayrıştırılıp polimerin doğal başka maddelere ayrılmasıdır.

http://building.dow.com.../styrofoam/hakkinda.htm

strafor*'u icat eden firmanın kullanım önerilerinden en başta yazan madde şu şekildedir.

Genel uygulama bilgileri:
STYROFOAM levhalarının doğrudan ve sürekli olarak temas ettiği yüzey sıcaklığı 75 °C aşma durumunda kullanılması tavsiye edilmez. Yüksek ısılara maruz kalma durumunda, yumuşama ve takibinde geri dönüşü olmayan boyut değişikliği, mekanik mukavemetinde zayıflamalar gözlenir.levhaların yüzeylerinin bozulmaması için doğrudan gelecek güneş ışınlarından korunmalıdır.

Üstelik bu uyarılar 30kg/m3 yoğunluğun üzerinde olan STYROFOAM™ IB-A ürünü içindir ve uygulaması içten duvar olarak belirtilmiştir.

hal böyleyken siz 10 kg/m3 EPP ambalaj malzemesini duvarın içerisine koyarsanız, şeklini korumaz.

Makine mühendisleri odasının yayınlarından "Yalıtım" kitabına bakarsanız ya da diğer
www.pud.org.tr/DC/Dokum...uygulama_sartnamesi.doc
www.antpor.com/karsilastirma.ppt

gibi kaynaklara bakarsanız " duvar arası bile olsa en az 25 kg/m3 yoğunlukta olması gerektiği, polistren taneli köpük kullanılacaksa hangi gazla şişirildiği, yüzey cidar kalınlığının nasıl olduğu araştırılmalıdır vs.." der.

Düşük yoğunluklu (15kg/m3) altı, polistren taneli köpüğün ( halk dilinde strafor ) yani ambalaj malzemesinin bina yalıtımında kullanılması yanlıştır. kullanışlı değildir, göz boyamadır. binayı sözde bayındırlığın belirlediği yalıtım yönetmeliğine uydurmuş olma çabasıdır. İyi niyetle yapılan-yapılmış bir uygulama değildir.

yüksek yoğunluklu XPS levhalar, EPS levhalar ( genel isimleri bunlarında strafordur ama halk dilinde strafor düşük yoğunluklu beyaz malzemedir) iyi yalıtım malzemeleridir. tabiki yerine uygun seçilmelidir. bunların hiç birisi, mesela bir taş yünü kadar sağlıklı değillerdir. Fakat hepsinin yeri ayrıdır, bütçeler ayrıdır, uygulama yöntemleri zorlukları ayrıdır.






aktuz,

Bu soylediklerinize tabiiki katiliyorum. Fakat ilk soylediklerinizi sorgulamak istedim. Ben daha once soyledigim gibi styropor, styrofoam, EPS, XPS hayrani degilim fakat bu malzemeler kotulenince neden kotulendigini anlamak istiyorum. Eger dendigi gibi kotuyse yapmayalim ama yok oyle degilse insanlarimizi zaten zorla basarilan yalitim konusundan sogutmayalim. Pimapen denen, plastik dogramalar kullanilmaya baslaninca, kotu marangozluk ve malzeme ile yapilip esnedigi icin her tarafindan hava sizdiran tahta pencerelere aliskin milletim, gorevini daha iyi yapan Pimapen pencereler icin "eve nefes aldirmaz, sagliksizdir" diye bir yargi gelistirdi. HAVALANDIRMA olayindan bihaber vatandasimiz simdi ayni yaftayi, bu basliginda sayesinde, Styropor ve dahada kotusu genelde isi yalitimina yapistiracak, ureticiler "nefes alan" insaat malzemeleri pazarlamaya basladi bile.

Uygulama dogru yapilmali. EPS veya XPS veya tas yunu, cam yunu, saman vesaire neyse. Kimseye kirtasiyeden gidip el isi icin kullanilan polistiren kopuk kullansin demiyorum. EPS veya XPS uygulanirken onune arkasina kat kat yapistirma, su tutma, boya, UV dayanim, yangin direnci vs icin degisik malzemeler suruluyor, ekleniyor. Ureticiler tarafindan gunumuz teknolojisi ve ekonomisi cercevesinde oldukca uygulanabilir cozum paketleri sunuluyor.


Verdiginiz dokumanlardada styren kopuklerin dogada kolayca cozunemediginden bahsediyor. Bende sagda solda atik halde hirpalanmis styropor parcalari goruyorum. Bunlar dogada cozundukleri icin degil, surtunme ezilme, kirilma kirlenme gibi etkenlerle bu hale geliyor, gordugunuz duvarlarin yarim birakilmis oldugunu soyluyorsunuz. Bir duvarda, kat kat baska yalitim elemaninin icine saklanmis styropor veya styrofoam asirlar devirmeye aday gorunuyor. Bu kadar katmanin altindaki XPS veya EPS'nin 75 derece sicakliga maruz kalacagini hic zannetmiyorum. Bold fontladiginiz ureticinin uyarisi urunu, saklama kosullarinida icererek verilmis olmali. Zaten bu sicakliktaki yuzeyleri kaplamayin demisler, haklilar tutupta bununla ekmek firini cevresini yalitmaya kalkanlar cikabilir. Verdigim linkte sadece Polistiren degil bundan yapilan kopuklerin dogada yuzlerce yil dayandigi soyleniyordu ben sadece polistiren yazmisim. Alttaki linktede

http://www.ehow.com/how...ween-linux-windows.html

polistiren kopugun dogada cozunup erimedigi fakat "erode" oldugu soyleniyor. "Erode" olmak mekanik olarak asinmak demek. Bu sizin (benimde)gordugunuz hirpalanmis kopukleri acikliyor olabilir.

En son cumlenizde XPS ve EPS'nin tas yunu kadar saglikli olmadigini soylemissiniz, bunu biraz acarmisiniz ?



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi cengizumur -- 16 Kasım 2011; 18:23:51 >


_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


677 Mesaj
16 Kasım 2011; 23:10:11 

quote:

Orijinalden alıntı: mimaryüksel

Bu formu dikatle okuyan takipcileri saygi ilen selamliyorum.


Öncelikle Stroforu savunan Kilimacilarin ne demek istedigini, bana niye karsilar herkesin anliyacagi dille anlatayim.

Benim savundugum tez:
1- Iskelet betonharme binalarimizda 13,5 cm lik tugla kulanarak malzemeden caliyorlar diyorum. Dogrusu en az 40 cm kalinliginda delikli tugla diyorum.
2-Bu malzeme eksikligi nede ilen isinamiyan binalari yalitmak zorunlulugu doguyor. Cünki yakit cok pahali.
3-Stroforla binanin her tarafini mantoladikmi. Isi , hava geceirmeyen pencerede taktikmi binamiz tam bir bidon gibi nefesi alamiyan, bogulan bir bina olur.
4- Nefes almiyan binada, önce saglik, sonra binada küf,koku, boya ve siva dökülmeleri, gibi daha bir sürü sorunlar cikar.
5- Nefes almiyan bina derisi yanlis insana benzer, nefes almazsa ölüme bile gider. Binadada aynen gecerli. Bu mantolamayi yapanlar gece gündüz nefes almasi icin camlari acik tutmak zorundalar.

Bunlar benim savundugum fikirlerim
Ayrica buna benzer bir sürü önceden yazdigim nedenler var.

Simdi sevgili Kilimaci arkadaslar ne diyor ona bakalim

1- Strafor binanin nefesini kesmez. Bunlar kanitlanamaz.
2- Nefes almasina zaten gerek yok. Duvardan iceriye zaten hava girmez, girsede azdir dikate almaya degmez
3- Mantar oldumu veririz kuru havayi, duvarin nemi gider Nem sorunu biter , sizin binanizda saglikli olur, onlarin kilimasi calistigi sürece.
4- Bina bidon gibi nefes almiyorsa almasin, camlarida acip sicagin kacmasina neden olmiyalim

Gelin biz sizin bidon gibi nefes almiyan binanizi kilma motorlari, sensörler takarak ;nem isi olayinida eleoktronik harika makinalari takalim.
Ne gerek var pahali duvar kalinliklarina gerek yok. Mimar havalandirmadan ne anlar. gelin sizin binaniza motorlari takalim.

Sonuc: Benim söyliyecegim kisacasi su:
Sayin Kilimacilar . Takin arkadaslar Motoru binalara , zaten takan takmis, sizinde hakiniz sizde takin. daha saglikli olur.


selam ve saygilarla

www.mimaryuksel




sv:mimaryüksel size ve fikirlerinize katıldığım yerler var sizinle ayrıştığımız noktalarda var izin verirseniz açıklık getirmek istiyorum...



havalandırma sistemini yanlış tanıyorsunuz kısaca bahsedeyim sistem içerideki kirli ve nemli havayı dışarı atarken aynı zamanda dışarıdan içeriye de taze hava alıyor ve daha öncede bahsettim bunu yaparken havalandırılan mahalde ısı değişimi olmuyor (dışarı atılan sıcak hava içeri alınan soğuk havayı ısıtarak %99verimle çalışıyor)

quote:

Bina bidon gibi nefes almiyorsa almasin, camlarida acip sicagin kacmasina neden olmiyalim


bina iyi tasarlanmış bir havalandırma sistemi ile bidon gibi olmaz profesyonel tasarlanmış yapılarda cam açma gibi bir durum olmaz ve dolayısı ile sıcak havanın kaçması gibi bir durumda olmaz...

eğer görüntü kirliliğinden bahsediyorsanız profesyonelce tasarlanmış bir sisteminiz ve binanız varsa bu havalandırma sistemini çatı katına terasa yada bodruma makine dairesine gizleme şansınız proje aşamasında gizlenir....

size kalsa evimizde klima kullanmıyalım evin orta yerinde bir ateş yakalım evi ısıtalım bacayada gerek yok evin içi toz duman olsun

çamaşır makinesi kullanmayalım bir tane tam otomatik leğen alalım çamaşırlarımızı leğende yıkayalım

hatta evimizin ortasında yaktığımız o ateşte yemeğimizi pişirelim aspiratörede gerek yok

bulaşıklarımızı lavaboda yıkarız ..

ütüye gerek yok yatağın altına koyar sabaha kadar üzerinde uyuruz düzelir

elektrik süpürgesi de nedir ki çalı süpürgesi dururken ne gerek var

banyomu yapıcaz evin orta yerinde yanan ateşin üzerinde ısıtırız suyumuzu kombiye gerek yok kalorifermi oda ne ki ?

saç kurutma makinesine de gerek yok ateşin karşısında kuruturuz saçımızı...

ekmeğimizi ateşin üzerine bi teneke koyar ısıtırız kızartırız ne gerek var ki tost makinesi yada ekmek kızartıcıya

buzdolabınada gerek yok günlük yiyecekler alır aynı gün taze taze tüketiriz artanıda telden dolaplara koyarız eskiler bilir elek gibi önü sineklik kaplı dolaplar...

ışık içinde bence gereksiz gündüz çalışır hava karardığında yatar uyuruz....

vs....vs....vs




MİMAR SİNAN’IN TEKNOLOJİSİ

Sinan’ın Teknolojisi de çok geniş ve muhtevalıdır. Sinan, Şantiye Tekniği, Zemin Mekaniği, Yapı Fiziği, Statik ve Cisimlerin Mukavemeti, Hidrolik Yapılar, Ölçme Tekniği, Malzeme Bilgisi, Köprü Yapımı, Mühendislik Yapıları, Şehircilik, İç Mimarlık ve Mimarlık alanlarında bilgi ve teknoloji birikimi ve üretimi yapmıştır. Bunlar bugün için en az iki fakültenin bütün anabilim dallarını içine alacak genişliktedir.

Özellikle cami inşaasında kullandığı teknolojik bilgiler ise şu şekilde sıralanabilir:

*Zemin Mekaniği alanında

-Yapı yeri ve zeminin seçimi, sağlam zeminin bulunması
-Zeminin takviyesinde kazık kullanılması
-Drenaj ve yeraltı suyunun kontrol altına alınması

*Masif Yapılar alanında

-Temel tekniği
-Dilatasyonsuz yapı yapma tekniği
-Üst yapı tekniği (Duvarlar, kemerler, kubbeler vb.)

*Statik-Mukavemet alanında

-Yapının Stabilitesi
-Yatay kuvvetlerin karşılanması:
+Kontrforlar
+Ağırlık Kuleleri
+Genişletilmiş Kemerler
+Plastırlar
+Gergiler
+Optimum yapı elemanı kalınlığı temin etme, ekonomik kesit sağlama

*Akustik alanında

-Ses yalıtım teknikleri
+Katıklı sıva kullanımı
+Yansımaların yutulduğu bölgeler, küpler
-Ses yansıtma teknikleri
+Mihrabın yapısı
+Yansıtıcı yüzeyler
+Sesin yayılması bakımından mekâna uygun biçim ve boyutlarının verilmesi

*Isıtma ve Havalandırma Tekniği alanında

-Kirli havanın ve kandil islerinin atılması
-İslerin toplanması (Süleymaniye Camiinde olduğu gibi)

-Solunum ve buharlaşma yoluyla oluşan nemin atılması
-Isı kayıplarının azaltılması

*Aydınlatma Tekniği alanında

-Gündüz aydınlatması
+Mekanda yeterli ışık düzeyi sağlanması
+Güneş kontrolü
+Pencere kepenkleri ile ışık, ısı ve ses kontrolu
+Vitraylı pencereler
+Alçı pencereler
+Yan revaklar
+Kıble Cephesi revakı (Selimiye Camiinde)
+Kubbelerin aydınlatılması
+Yeterli sayıda pencere yapılması
+Kubbe pencerelerine niş yapılması
-Gece aydınlatması
+Kandiller
+Mumlar

Mimar Sinan'ın eserleri yabancılar tarafından incelenip, bugünün japonya ve avrupasında da benimsenerek kendi ülkelerinde uygulayıp bu gibi alanlarda en üst seviyeye geliyorlar.


_____________________________



1138 Mesaj
17 Kasım 2011; 1:52:26 

Öncelikle ben yazımı yazmayı tasarladığım dakikalarda Tekirdağlı klimacı arkadaşımız bir yazı yazmış ama yazının bir çok yerinde aslında Mimar yüksel beyi haklı çıkarıyor.Mimar yüksel bey havalandırma olmasın binada yalıtım olmasın demiyor bunlar olsun ama ülkemiz kaynaklarıyla, doğal ve sağlıklı malzeme ile olsun diyor öz olarak.

Şimdi esas konuya gelirsek Mimar yüksel beyin söylediklerinin hemen tamamına katılıyorum özet olarak çok kalın duvarlı, doğal malzemelerden yapılmış,hava alan sağlam ve mümkün olduğunca yerel malzeme ve teknoloji ile yapılmış sağlıklı binalar yapalım diyor.

bunlara katılıoyorum Neden?

Benim ailem toros dağlarının eteklerinde kurulu fakir bir kasabadan.Bu kasaba ve etrafında modern yapılar hızla artsada hala tıpkı aşağıda bahsedeceğim tipte eski tip yapılara da rastlanır. KIşları sıcaklığın ortalama -15 bazen -30 hatta 40 olduğu görülür.
Benim ailemin evi çok kalın içi samanlı kerpiç duvarlıydı çocukluğumdan hatırladığım ve başlığı okuduktan sonra büyüklerime sorduğumda 70 cm duvar vardı dediler.Öyle ya hatırlıyorumda eski türk filmlerindeki gibi yakınlarım akrabalarım bu evin pencere boşluklarına oturabilir hatta burada kadınlar pirinç falan ayıklar dışarıyı seyrederdi.evin günümüzde salon dediğimiz büyük odasında hiçbir duvar yada benzeri sert nesne ile bölünmemiş yerden 20 cm yüksekte taştan bir tekne vardı ve burası evin banyosuydu sadece banyo yapan duvara çakılı iki tahta arasındaki perdeyi çekerdi ve buraya o kişi çıkana kadar kimse girmezdi.Burada sıcak sudan çıkan buharı dışarı atacak ne bir pencere ne delik vs. vardı.
Şİmdi Salonunuzun ortasında bir küvette sadece bir tül perde içinde banyo yaptığınızı düşünün aynen öyle.
Bu evde mutfakta öyle tek pencereli aspiratör falan hak getire ne arar nüfusta 10 kişi yatılı misafir geldiğinde ki sayıyıda düşünün bunlar için pişirilecek yemeği ,çayı ve oluşan buharı nemi.Bu ev aynı zamanda fırın olarakda kullanılan 1930-40 lardan kalma kıçı kırık kuzine gibi minnacık bir şeyle ısınıyordu.İyide ısınıyordu o soğuklarda .Yine Vatani görevimi doğuda kışın 2metre kar olan ve yine -20,30 leri bulan bir yerde yaptım.Evler orada da 60-70cm hatta ağa evleri 1 metre duvarlıydı bu evler 300 400 yıllıktı ve bölgeyi bırakın yüzlerce km yakınlıkta bir alanda odun elde edecek ağaç,kömür vb gibi imkanların olmadığı bir yerdi bu insanlar bir tek şeyle kışın yaşamayı başarabiliyordu oda kalın taş duvarlar ve evlerin altındaki hayvan ağıllarındaki hayvanların tezeğinin ve soluklarının sıcaklığı.Bir başka misal.Herkes eskimoları bilir bunlar fok,balina vs.av peşinde kilometrelerce uzanan kutupların buzluk düzlüklerinde, evlerinden uzakta -ki eskiden evleride buzdandı.,- bir tipiye yakalandıkların da hemen balina kemiğinden baltalarıyla (artık modern aletleride var) buzu 30-40 cm kalınlıktaki kalıplar halinde kesip üstüste koyarak ve yüzeydeki az miktardaki yumuşak karla sıvayarak İglo (kulübe)larını 15-20 dakkada hazırlar ve içine girerek kimi zaman -60 dereceleri bulan fırtınalardan sapa sağlam kalmayı başarırlar.Hatta içlerinde soyunup yemek yerler otururlar saatlerce bazen günlerce. Oderece sıcak olur bunların içi.

Şimdi kuzine, soba vs.gibi günümüzdede kullanılan bir çok ısınma aracının daha 150-200 yıllık mazisi anca var. Peki insanlar binlerce yıldır ne yapıyordu.?Nasıl evlerde yaşıyor nasıl ısınıyordu.Anadoluya bakalım yukarda kendi evimizi örneklediğim gibi kalın duvarlarla.Çatal höyük vb gibi mekanlara hititlerden kalma hattuşaya,antik yunan harabelerine bakalım 60-70 cm hatta yer yer 1 metreyi bulan duvarlar.Bunların yunan harabeleri gibi 1500 2000 yıllık yakın sayılabilecek tarihe sahip olan yenilerinde evlerin bir köşesinde şömine benzeri bacalı bir yer var mutfak ocağı olarkada kullanılıyor ama yetmez ısınmak için (şömine kullananlar bilir) hattuşadaki gibi 4000 yıllık olanlarda buda yok zaten o zamanlar kömürde yok yakacak olarak kullanılacak denli odun ve ormanda.İnsanlar sırf kalın duvar ve hayvan kılından yapılmış kalın giysilerle pekalada kışları geçirebilmişler.

Yine peri bacalarına gidenler bilir (bu bacalara aşağıda bir yerlerde tekrar döneceğim) bunların kalınlıklarınıda görmüşlerdir.Keza selimiye camii vb.gibi başka bazı örnekleri mimar yüksel beyde vermiş.İstanbulda oturanlar gidip ayasofya yada diğer çok eski tarihli kiliseleri ve duvarlarını bir zahmet gidip görüp incelesinler.

Anadoludan örnek verdik,kutuplara kadar gittik şimdi tekrar yakınlara gelelim.

Nereyemi Ortadoğuya.Çağrı filmini hepiniz izlemişsinizdir yada hac ve benzeri vesilelerle gidenler dikkat ettilerse oralardaki tarihi ev ve binaların duvarları 40-50 cm gibi kalınlıklarda taşlardandır.Hatta bir çok modern yapıda çok kalın duvarlıdır.Şimdi bizim insanımızın Çöl deyince sadece aklına sıcak gelir ama çöl demek bilimsel tarifi ile gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farklarının normal dışı olduğu bölgelerdir.Gündüz +40,50 dereceler gece 15-20 lere hatta bazı zamanlar insanı donduracak derecelere iner.Sebebide Güneşten Işıma ile gelen ısı enerjisini bünyesinde depolayıp tutacak bitki ve ağaçların azlığı hatta yokluğudur.Sonuçta gündüz gelen enerji yansıyarak gece kaybolur.Çoğu üniversite mezunu akıllı geçinen insan dan duymuşumdur 'yahu bu arablar neden bizim yazları giydiğimiz gibi şort tişört falan giymiyor? diye modern zamanlarda gündüz ayrı gece ayrı modern kıyafetler giyselerde hala bir çok arap tek parçadan oluşup ayak bileklerine kadar inen ve kalın kumaştan çoğ zaman beyaz renkli 'cebbale' ler giyerler cübbe kelimeside buradan gelir.Bu elbise gündüz sıcaktan gecede soğuktan korur eski zamanlarda hele petrolün yokluğundaki fakirlikte insanlar gündüz yazlık gece kışlık kıyafetler giyemezdi tabii. Hemen bir adım atıp kızıldenize geçerek Mısıra gelelim.Orada da Eski mıısır kalıntılarındaki duvar kalınlıklarına bakalım sonuç çok kalın olduklarıdır ve mısır akdenize olan uzun kıyısı ve dev nil nehrinin ılıman etlaştırıcı etkisi nedeniyle kışları daha soğuktur.Mısıra gelmişken Piramitlere değinmemek olmaz değilmi yoksa mumyaların ahını alırız valla geceleri rüyalarımıza girip ''Bööööööööööğğğğğğ' derler.
Şaka yı geçip ciddiyete dönersek bu devasa yapıların taş boklarınıda göz önüne getirin tabiii o dev yapıyı ayakta tutmak gibi bir 'Asli' amaçları olsada içeriyi 'iklimlendirme' gibi kutsal bir vazifeleride var bu 'kalın' taşların.İnternette azıcık bakanlar bu devasa kalınlıklardaki yapıların ve binlerce ton taş bloğun altındaki mezar odasında ki hiç bir ısıtıcı alet edavat kullanılmadan sağlanan ısıyı bir öğrensinler ve hatta buraya nasıl hangi yöntemlerle hava girdiğini hadi havayı da geçin yılda sadece mezardaki kişinin doğum günü ile tahta çıktığı günlerde bu binlerce ton taşın altındaki odaya nasıl güneş ışığı girdiğini düşünün.Tam bu noktada peri bacalarına dönelim yer yer yerin metrelerce altında ve yüzlerce metre ilerlere uzanan dehliz ve odacıklara nasıl hava girdiğini düşünelim çünkü bu dehlizler ve yukarda bahsettiğim piramitlerin derinliklerinde yeterli oksijen olmazsa o çağın aydınlatma aracı olan meşaleler yanmaz hatta havasızlıktan insanlar yaşayamaz ve buraları kullanamazlardı.Ancak inşa ve yapım aşamasında görece ilkel ve basit teknikler (günümüzün baca delikleri vb. gibi uygulalamalar ) kullanarak binlerce yıl önce hem havalandırma-iklimlendirme hem aydınlatma hemde ısı yalıtımını gayette başarıyla uygulamışlar.

Şimdi bütün bu örneklerde tüm toplumların bulundukları coğrafyada buldukları doğal ve yerel malzemeleri (kutuptaki eskimonun buzu, mısırlının çölde bol olan sarı renkli kum taşı gibi) kullandıklarına dikkat edelim.Bu uzun yazıya hem okuma kolaylığı hemde arada başka arkadaşlar da yazsınlar diyerek ara verip 2.kısımda başka bazı konularada değinmek için ara veriyorum.





_____________________________



 
1167 Mesaj
17 Kasım 2011; 10:35:41 

quote:

Orijinalden alıntı: cengizumur




Duvarlariniz artik daha sicak oldugu icin duvarlarda yogusamayan su buhari ortam havasinda buhar halinde asili kalarak ortam havasinin nemini arttiriyor.

Havada artan nem orani sebebiyle pencerelerde daha fazla yogusma goruyorsunuz.

Hava zaten nemli oldugu icin siz nefes alirken solunum yollarinizdan gerektigi kadar nem cekmiyor bogucu hissediyorsunuz.

Fakat artik duvarlariniz daha sicak oldugu icin duvarlarda, kiyida kosede mantarlanma, kuflenme olmayacak.

Artik daha az yakit parasi veriyorsunuz degilmi ?

Pekiyi hem isi yalitiminin faydalarindan yararlanmak hemde saglikli bir hava solumak mumkun olabilirmi ?

Modern HAVALANDIRMA teknikleri konusunu arastirmaya niyetiniz olurmu ?

Yoksa sokturun gitsin tutanmi var ?




merhaba

bakın size şöyle söyleyeyim. masrafım 2500 tl. her sene 500 tl lik yakıt tasarrufu yapsam 5 sene de ancak yaptığım masrafı çıkarıyorum. 6.sene ancak 500 tl kar edeceğim. ki sene de 500 tl lik yakıt tasarrufu imkansız yapamıyorum.biriken nemi çıkarmak için evi havalandırıp sağladığım ısıyı yeniden atmosfer e yolluyorum.daha sonra soğuyan duvarları tekrar ısıtmak için yarım gün yakıyorum.şimdi hesap kitap bilen herkese şu soruyu soruyorum mantıklı bir yatırım mı bu?paranızı diğer yatırım araçlarında kullansanız 5 sene sonunda %100 artırmanız garanti.şimdi birde deniyor modern havalandırma sistemleri.birde onlar için masraf yapalım tam güzel olsun.polemik olsun diye yazmıyorum ama durum böyle.güzel bir sektör olmuş bu xps yaptır olmadı eps olmadı zırtps yaptır olmadı havalandırma sistemi al.hep para hep para hep bizden gidiyor.bunun neresi enerji tasarrufu?bu yazıyı okuyup daha yaptırmamış olanlar varsa yaptırmayın arkadaşım.bir numarası yok.ancak insanları yakıt tasarrufu bilmem ne yalanı ile kandırıyorlar o verdiğiniz parayı da 5 seneden önce çıkaramazsınız.


_____________________________



677 Mesaj
17 Kasım 2011; 10:59:38 

yazılarımı okuyan herkes beni izolasyon dan tarafım yani o kimyasal artığı yada petrol türevi olan malzemeyi duvara uygulayın tavsiye ederim gibi algılamaya sebeb olduğum anlaşılıyor...

benim tavsiye ettiğim izole edin bunu isterseniz kerpişle yapın ister samanla ister tuğlayla ister taşla istersenizde gazete kağıdıyla benim söylemek istediğim tam olarak bu değil artık modern yapılarda havalandırma ve iklimlendirme şart oldu diyorum bunu kimseye anlatamıyorum...

gidin erzurumda karsta evi olan bir arkadaşımızın durumunu düşünün sizin o 40 cm delikli tuğla duvarınız erzurumun eksi -40 derece soğuğunda işe yarayacağını garanti ediyormusunuz arkadaş..

yada antalyanın mersinin artı + 45 derece sıcağında klima olmadan evin içinde rahat nefes alabileceğinizi düşünebiliyormusunuz arkadaş..

peki madem bu şartlarımız ülkemizin bir gerçeği o zaman niye kabul etmiyoruz ki

bu gün artık 100 metre ve üzeri yapılarda muhakkak ama muhakkak havalandırma ve iklimlendirme düşünülmeli projelendirilmeli bu çok katlı binalarda maliyet sizin sandığınız gibi büyük paralara malolmuyor ama yaptığınız yanlış izolasyon yada yanlış teknik uygulamaları size geri dönüşü olmayan yada olsa bile pahalı sonuçlar doğuracaktır..

benim bireysel konutlarla pek bir sorunum yok yani bir havalandırma ve klimacı olarak ekmek yediğim sektöre böyle bir dayatma yapma içerisinde değilim..

ama yukarda bahsini ettiğim 100 metre ve üzeri toplu konutlar işyerleri resmi daireler toplu yaşam mahalleri havalandırma sistemini düşünmek zorunda

nasıl ki bir bina inşaa edilirken bacası kapısı su tesisatı ısıtma tesisatı düşünülüyorsa artık nefes alan veya almayan binalar için merkezi havalandırma düşünülmeli


_____________________________



2560 Mesaj
17 Kasım 2011; 11:13:39 

mutfakta oluşan nemi, banyoda oluşan nemi, çamaşır kurutmayla oluşan nemi doğrudan bu mahallerde havalandırmayla dışarı vermelisiniz.
bu mekanların nemi ev içerisine karışıyorsa bu yalıtımlı yalıtımsız hemen her yapıda problem oluşturur.
Duvarlarınız ve küçük kaçaklar hanedeki insanlar ve bitkilerin oluşturduğu nemi büyük olasılıkla tolere edebilirler.

duvarlarınız yağlı boya ise, tavanlarınız tutkal+yağlı boya ise, doğramalarınız pvc ise, mantolama malzemeniz XPS ise, iyi ısı yalıtımı olsun diye kalın yapıldıysa bunlar nem kontrolünü çok zorlaştırırlar.

başta saydığım mekanların havasını ev havasından mümkün mertebe yalıtmak, ve oraları iyi havalandırmak gerekir. bu mekanların havalandırılması yaşam alanlarınızın konforu önleyecek şekilde soğumasına veya yakıt tüketiminizin ciddi anlamda artmasına sebep olmaz.

bu başta saydığım mekanları havalandırmadan kasıt camı pencereyi açmak değil, mekanlara küçük menfezler yerleştirmek ve ihtiyac anında açılan aspiratörler kullanmaktır.

Yapılarımızda havalandırmanın hesaba alınmadığı, mimari projelerde görselliğin ön planda olduğu malesef doğrudur.

Ev sahiplerinin kolayca her köşeyle, ayrıntıyla ilgilenebildiği, en küçük hava gelen yeri bile kapatabildiği, kontrol edebildiği bir konut ile çadırdan farksız olan, her tarafı dışarıya açık olan, çatısından içeriye kuşların girip uçabildiği bir alışveriş merkezini karşılaştırırken, bütün iklimlendirme başarısını alışveriş merkezindeki cihaz ve sistemlere dayandırmak doğru değildir.
ankarada anatolium vega alışveriş merkezinin veya antares alışveriş merkezinin yarısı inşaat halinde ve dışarıya açıkken de tüm diğer açılan mağazaların olduğu kısımlar sıcak ve problemsizdi. yani bu sistemlerin başarısı değil, o yapıların ve kullanım tarzının karakteristiğidir.





_____________________________



 
824 Mesaj
17 Kasım 2011; 11:32:58 

quote:



Orijinalden alıntı: doroşenko

Öncelikle ben yazımı yazmayı tasarladığım dakikalarda Tekirdağlı klimacı arkadaşımız bir yazı yazmış ama yazının bir çok yerinde aslında Mimar yüksel beyi haklı çıkarıyor.Mimar yüksel bey havalandırma olmasın binada yalıtım olmasın demiyor bunlar olsun ama ülkemiz kaynaklarıyla, doğal ve sağlıklı malzeme ile olsun diyor öz olarak.

Şimdi esas konuya gelirsek Mimar yüksel beyin söylediklerinin hemen tamamına katılıyorum özet olarak çok kalın duvarlı, doğal malzemelerden yapılmış,hava alan sağlam ve mümkün olduğunca yerel malzeme ve teknoloji ile yapılmış sağlıklı binalar yapalım diyor.

bunlara katılıoyorum Neden?



doroşenko,

mimaryuksel bey'e katiliyorum derken mimaryuksel bey'in styropor ile mantolama zararlidir fikrine katiliyormusunuz ?

Buradaki ana konu budur.

Konu basligi budur.

Benimde bu konuya dahil olmamin tek sebebi mimaryuksel bey'in iddiasinin icini nasil doldurdugunu gormektir.

Artik nufusumuzun yaridan fazlasi sehirlerde, betonarme, cok katli binalarda yasamaktadir. Sehirlerimizde yasayan halkimizin isi yalitimina ulasmak icin en ideal, belkide tek cozumu burada kotulenen styropor, yada EPS'dir.

mimarkemal bey bu ulkeye faydali olmaya onem veriyor. Bence styropor'a sebep olmadigi zararlari yukleyerek halkimizi tek isi yalitim sansindan sogutmak faydadan cok zarar verir.

mimarkemal bey'in styropor mantolamanin sebep oldugunu soyledigi, nem, kuf, ic ortam'in hava kalitesinin bozulmasi gibi problemler styropor mantolama ile isi yalitiminin yarattigi problemler degildir.

Bunlar dogrudan binanin HAVALANDIRMA strateji/sistemlerinin eksikliginin sonuclaridir.

mimarkemal bey'in kendiside modern HAVALANDIRMA/isitma/sogutma konularindan pek haberdar olmadigini soyleyip bu konulari bizlere birakmaktadir.

Oyle ise benim kendisine tavsiyem eger ic ortamlarin hava kalitesi konusunda problem sebepleri (styropor) ve cozumler uretip bunlari (acikcasi) empoze etmeden once modern HAVALANDIRMA teknolojisi konusunda kendisini biraz gelistirmesidir.

Yoksa kapali mahalde bulunan bir insanin ne miktarda taze havaya ihtiyaci oldugu ve bu miktarin buyuklugunu bilemedigi icin, iddiasini bu miktarda havanin duvarlardan gecebilecegi ama styropor'un bu gecisi engelledigi gibi gercekligi olmayan bir sebebe dayandirabilmektedir.

Sizinde gercekten butun bu fikirlere katildiginizi zannetmiyorum.

Diger fikirlere ve yazinizin devamina gelince,

Benim su anda elimde imkan olsa kendime saman duvarli ve pasif iklimlendirmeli (isitma/sogutma/havalandirma ve hatta giris havasini filtrelemeli) bir ev yaparim. Malzeme yerel olsun, daha dogrusu EKOLOJIK olsun, enerji harcayan sistemler yerine pasif sistemler kullanalim, bunlardan haberdariz (en azindan ben oyleyim diyebilirim). Bu konulara girersem konu iyice dagilir, mesela tas ekolojik bir yapi malzemesi degildir. Tasin elde edildigi madenler, topragi, yuzey yapisini, ekolojik yapiyi bozar. Tasin cikarilip, tasinip, yontulup, sekillendirilmesi gereginden fazla yakit/enerji israfi yaratir. Tas bloklarin yapistirilmasinda kullanilan harc malzemesi, ozellikle cimentonun imalati cevreye en cok zarar veren endustrilerden biridir. Bildiginiz kum'u saglamak icin akarsulara, kumsallara zarar verilir. Burada cok saglikli denen Tas yunu yine ekolojik degildir. Imalatinda yine madenlerden hammadde cikarilir ve bu mineralleri eritmek icin cok fazla isi enerjisi gerekir vesaire, vesaire............


Neyse,

Fantazi yapmayi birakirsam asil konumuz, halkimizin tek isi yalitimi alternatifi olan styropor'un veya EPS'nin sahiden mimarkemal bey'in iddia ettigi sebeplere sahip olup olmadigidir. Iddia cok ciddidir, anekdotal sebep ve tecrubelerin otesine gecip bilimsel bilgi ve analiz gerektirmektedir.


_____________________________

cengizumur nick'imdir, adim degildir, bana boyle veya istediginiz sekilde hitabedebilirsiniz.


 
824 Mesaj
17 Kasım 2011; 11:45:05 

quote:



Orijinalden alıntı: memotembelgezer

merhaba

bakın size şöyle söyleyeyim. masrafım 2500 tl. her sene 500 tl lik yakıt tasarrufu yapsam 5 sene de ancak yaptığım masrafı çıkarıyorum. 6.sene ancak 500 tl kar edeceğim. ki sene de 500 tl lik yakıt tasarrufu imkansız yapamıyorum.biriken nemi çıkarmak için evi havalandırıp sağladığım ısıyı yeniden atmosfer e yolluyorum.daha sonra soğuyan duvarları tekrar ısıtmak için yarım gün yakıyorum.şimdi hesap kitap bilen herkese şu soruyu soruyorum mantıklı bir yatırım mı bu?paranızı diğer yatırım araçlarında kullansanız 5 sene sonunda %100 artırmanız garanti.şimdi birde deniyor modern havalandırma sistemleri.birde onlar için masraf yapalım tam güzel olsun.polemik olsun diye yazmıyorum ama durum böyle.güzel bir sektör olmuş bu xps yaptır olmadı eps olmadı zırtps yaptır olmadı havalandırma sistemi al.hep para hep para hep bizden gidiyor.bunun neresi enerji tasarrufu?bu yazıyı okuyup daha yaptırmamış olanlar varsa yaptırmayın arkadaşım.bir numarası yok.ancak insanları yakıt tasarrufu bilmem ne yalanı ile kandırıyorlar o verdiğiniz parayı da 5 seneden önce çıkaramazsınız.




Mantolamanin yakit tasarrufu sagladigi bir yalan degildir.

Bastan kotu/eksik yapilmis binalarda yasiyoruz, sonra bunlari duzeltmeye calisiyoruz. Sizde bunun icin ugrasiyorsunuz. Hem yakittan tasarruf edecegim hem ortam havasi kaliteli olacak diyorsaniz daha masraf etmeniz gerekecek yada vaz gececeksiniz. Seksen model kus serisi arabaniz modifiyeyle (yine 80 model olsun) mersedes olmadi diye sasirmayin. Eksigi yanlis sebeplere yuklemeyin.