- x
The Witcher 2: Assassins Of Kings Detaylı inceleme
11 Cevap8578 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


787 Mesaj
6 Haziran 2011; 21:17:28 
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz. Şikayet PM

Bugüne kadar yazdığım en uzun ve zorlu inceleme oldu doğrusu. Hatalarım ve eksiklikler için affınıza sığınıyorum.
ALINTI (kendimden :=)): oyundergisi.net


Bir arkadaşım, farklı bir oyun ile alakalı yaptığı incelemenin giriş kısmında, devam oyunu yapmanın zorluklarına atıf yapan bir başlangıç yapmıştı.
Bahsettiği konuda %100 haklı olsa da, ben daha farklı bir mesele ile oyunumuzun incelemesine başlamak istiyorum. Bir devam oyunu yapmak, özellikle bu oyun Frp tabanlı bir oyun ise gerçekten zordur. İlk oyunun (eğer iyi ise tabiki) verdiği keyif ve sunduğu yenilikler; açgözlü oyuncuların diğer oyunda, daha büyük beklentilere girmesine vesile olur. Ki bu gayet normaldir. Ancak benim bahsetmek istediğim şey oyun yapmanın zorluğu yada oyuncuların iyi bir oyundan beklentileri değil elbet. Tüm bunların zor ve önemli olmasının yanında, işin bir de bendeniz gibi oyun ile alakalı bir şeyler yazanları (yada yazamaya çalışanları diyelim) ilgilendiren kısmı vardır. (İsim vermeden söyleyeyim) Bir Fps, araba yarışı, futbol, dövüş yada macera oyununun incelemesini yazmak ne kadar kolay ve tek düze ise, Frp oyunlar için inceleme yazmak bir o kadar meşakkatli ve zordur. Diğer oyunlar üst seviyeli, Frp orta seviye bir oyun olsa dahi bu böyledir. Biraz pistlerden bahsedersiniz, silahları anlatırsınız, garfikleri cilalarsınız, bazı bulmacaları yada göndermeleri okuyucuya sunarak yazınıza zenginlik katarsınız. Bunun neticesinde ise; makisimum 3 veya 4 sayfada bu işi güzelce bitirebilirsiniz. Ancak mevzu Frp ise bunlar ancak teferruat olabilir. Bahsedecek onca şey, oyun içi onca zengin içerik ve bunun yanında klasik inceleme unsurlarını da göz önüne alınca; öyle 3-4 sayfada bitecek bir yazı olamayacağını hemen anlayabilirsiniz. Bu sebeple yazı eğer biraz uzun olursa ve sıkılırsanız kusura kalmayın.

0


W2 ile alakalı başka yazılar okudum ve eminim sizde okumuşsunuzdur. Bazıları gerçekten güzel iken, bazılarının sadece üstünkörü yapılan işler olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Yazacağım incelemede bir kalıp yada vaad sunamıyorum maalesef. Öyle hayatın anlamı gibi beklentilere girmek size büyük bir hayal kırıklığı, bana ise bir ağız dolusu küfür getirebilir. Oyunun zaten bir trainer bölümü olan ilk bölümünü hem anlatarak, hem de adamımızın özelliklerini bu bölümün içine serpiştirerek, genel akış ile başlamayı düşünüyorum. Oyun uzun uzadıya her teferuatı ile yazmak inanın mümkün değil. Elimden geleni yapmaya çalışcağım. Fakat hepsinden önce ilk oyunumuza dönelim. Witcher ne, Triss kim, burada ne işimiz var ile sohbetimize başlayalım. Hadi hayırlısı.

Nedir Bu Witcher?
Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski imzalı bir seridir The Witcher. Kendi dillerinde Wiedzmin. Romanın dünyası içinde Witcher bir meslek sınıfıdır. Ağır ve uzun bir eğitim süreci, kılıç ve simya gücü ile kotarılmış, saf bir avcıdır Witcher' lar. -Sizin iş'te zormuş bilader diyeceğiniz türden hemde. Roman tabanlı ve belirli bir karakter üzerine giden oyunumuzda; Frp tarzı bir oyun için en büyük eksiklik diyebileceğimiz karakter oluşturma özelliğinin ve sizin bunda hiçbir müdahale şansınızın olmamasının açığını, Geralt'ın inanılmaz tasarımı bir nebze olsun örtüyor. Bence uğraşsak dahi iyisini zaten yapamazdık. The Witcher Aurora Engine grafik motoru ile yapılmış bir oyundu. Güzel optimizasyonu ve pırıl pırıl grafikleri ile hala çok kaliteli bir oyun olmaya devam ediyor.
Yine Polonyalı olan oyun geliştiricisi CD Projekt RED’in uyarladığı The Witcher, yalnızca 2007’nin değil tüm zamanların en akılda kalıcı RPG deneyimlerinden biri olarak her zaman hatırlanacaktır. Karanlık ve gizemli hikayesi, ahlak problemlerine sahip karakterleri (bundan şikayeti olan?), ilginç mekanlarla dolu yozlaşmış dünyasıyla unutmamız pek mümkün değil sanki. Hafızasını yitirmiş bir Witcher olan Rivialı Geralt’ın çarpık etik değerleri, yıkım ile sonuçlanabilen anlık kararları, sadece yaşamayı amaçlayan acımasız tavrı ve şehvete olan zayıflığıyla (kimin yok ki?) PlaneScape: Torment (buradan incelemesine bakabilirsiniz) oynayanların hatırlayacağı Nameless One’dan bu yana, bir Frp-Rpg oyununda kontrol ettiğimiz en etkileyici karakter olduğunu iddia etmek, içine gerçeklik bulaşmış bir saptamadan başka bir şey olmayacaktır.


0



The Witcher; sadece muhteşem karakter ve hikayesi ile akıllarda kalan bir oyun olmamıştır elbette. Bu kadar güzel öğeyi barındıran oyunun, bir takım kusurlarının olmaması mümkün değildir. Yazının başında Frp oyunlarının yapmak-oynamak ve yazmak ile alakalı zorluğundan bahsetmiştim. Yapımcıların canını ot tıkayan yegane tür inanın Frp dir. O kadar çok bileşen, zengin içerik, karakter çeşidi, diyalog ve geniş mekanlara sahip oyunlardır ki Frp'ler; bu büyüklükte bir şeyde, fazla hata çıkmasıda o derecede kaçınılmaz oluyor.

The Witcher akıcı ve tatmin edici olmayı başaramayan bir dövüş sistemi, mekan tekrarı ve uzun yollar ile tempoyu düşüren görev örgüsü, körpe dimaları hedef alan manasız seks kartları, sinir bozucu teknik problemler gibi bazı sıkıntılara sahip bir oyundur. Ancak bu tanım sizi George Best'in Beckham yorumu gibi bir sunuca ulaştırmasın. Ne demişti Best; '' sol ayağı ile topa vuramıyor, kafa şutu atamıyor, top kapamıyor ve çok fazla gol atmıyor.. bunun dışında iyi bir oyuncu ''. The Witcher'ın piyasaya çıktığında BioShock, The Orange Box, Call of Duty: Modern Warfare, Crysis ve Gears of War gibi piyasanın papazları ile mücadele etmiş olduğunuda sakın göz ardı etmeyin. Bunu söylemenin şimdi tam sırası: CD Projekt RED’in bizleri içine dahil ettiği, bu karmaşa ve yıkımın hüküm sürdüğü dünyanın potansiyeli öylesine derin ve güçlü ki; kendisini rakip olarak gören (farklı türler de olsa bile) tüm yapımları, Geralt'ın zarif bir hamlesi ile limbo boyutuna savurabilecek (bütün eksik ve hatalı yanları rağmen hemde) kadar muhteşem bir tutku olmuştur. İşte bu tutkunun eseri olan ikinci oyun şu an tam karşımızda duruyor. ve bende bir Pc kullanıcısı olarak bunu oynayıp yazmak, yazdığım şeyleride acizane kardeşlerim ile paylaşmak şerefine nail oldum. Ne mutlu bize.


0



The Witcher 2: Assassins of Kings (Bundan sonra sadece W2) ilk oyunun kaldığı yerden devam ediyor. İlk oyun neydi, nasıl bitti v.s mevzulara hiç girmemek daha mantıklı olacak sanırım. İlk oyunun sonunda içi dolu bir kese ve yüzümüzde 'oh ulan bitti' ifadesi yapışmış bir halde saraydan çıkmak üzere iken; Witcher hislerimiz (kenardaki cesetleri görmemizin de bunda katkısı yok değil hani) hikayenin daha bitmediği ve kralın tehlikede olduğu konusunda bizi uyarır. Temeria kralı Foltest’e saldıran suikastçı, Rivialı Geralt’ın narin ellerinde can verir. Geralt'ın Assas'ın kolunu koparma sahnesine bayılmıştım. Tarihe tek kol vakası (ben uydurdum, öyle bir şey yok) olarak geçen bu olayın üzerinden bir ay geçmiş ve kral, Geralt’ın yardımlarıyla beraber, aç gözlü soyluların çıkardığı ayaklanmayı bastırabilmişti.

Ne var ki kutlama ve hatırı sayılır bir ödül bekleyen Geralt, gün sonunda kendisini bir zindanda, korumakla yükümlü olduğu adamın katili olarak suçlanırken bulur. Kral Foltest.
W2, bir devam oyunu olsa da; kendi hikaye akışına sahip ve ilk oyundan bağımsız bir yapım. İlk oyunu oynamak size kimin ne olduğunu yada Geralt ile nasıl bir yakınlığı veya husumeti olduğu konusunda bilgi verecektir. Uzun lafın kısası; W2’ye vakıf olabilmek için, ilk oyunu bitirmiş olmanız zorunluluk değil. İlk oyunu oynamamış bile olsanız, çok fazla bir problem yaşamayacaksınız, emin olun. Lakin yinede tavsiyem ilk oyunu yapabiliyorsanız bitirin, yapamıyorsanız en azından bir göz atın. Kurşun - gümüş arası renge sahip saçları ile Geralt’ın gizemi ve karanlık hikayesi, oyuna sizi yeteri kadar bağlayacaktır. Hatta bu bağlama oyunun başında bir benzetmeden çıkarak realiteye bile dönüşüyor.


0



The Witcher 2: Assassins of Kings
W2, kralın ölümü ile ilgili sorgulandığı oldukça uzun bir giriş ve nerede ise 2 saatimizi alan bir eğitim bölümü havasında geçiyor. Kurt kafasını gördüğünüzde oyunun heyecanı sizide sardımı? Sizi bilmem ama beni evet. Açılış ekranındaki savaş kampı hareketli teması muhteşem görünüyor. Sadece bu tema bile oyunun grafik olarak nasıl bir aşama katettiğini size hissettiriyor. W1'de oldukça kaliteli bir oyundu, grafik açısından. Ama W2 hakikatten aşmış. Ana ekranımızda standart oyuna başlama ve ayar menümüz var. NewGame ile oyuna başlarken 4 farklı zorluktan birini seçeceksiniz. Kolay yolu seçmeyerek en mantıklı tercih olan normali seçin. Eğer mazoşist değilseniz Insane seçeneğine hiç yanaşmayın.

1271 Temaria zindanları

Kahramanımız Geralt yediği dayak ve üzerindeki derin yarıklar ile beraber bağlı bir vaziyette, kendisine hakaret edip alay eden ve barbut atmaya çalışan askerlerin arasında esirdir. Herkesin saygı ve korku arası duygular hissettiği bu güçlü savaşçının halide nedir böyle? Askerler bizi bir tur ıslattıktan sonra, kurtarıcımız Vernon Rouche gelir.


Kimdir bu Vernon Roche?
Vernon Roche; Nilfgaard savaşında bizzat Scoia'tael birliklerinin izini sürmüş bir savaşçı ve izcidir. Kendi vücudundan elf oklarını, kendi elleriyle çıkardığı anlatılır. İleri görüşlü merhum Kral Foltest, böylesi bir yeteneğin sadece elf gerillalarını yok etmekle sınırlı kalmaması gerektiğinin farkına varmış, Vernon Roche'yi terfi ettirerek özel ajan yapmıştır. Yada bir nevi kiralık katil .
Pek çok başarı ve yıkım gerçekleştiren Vernon, sadece birkez başarısız olmuştur. Kötü şöhretli eşkiya Iorweth'i yakalayamamak.

Kimdir bu Iorveth?
Kimilerine göre Pontar vadisinin en çok aranan haydutu, kimilerine göre ise Nonhuman haklarının yılmaz savaşçısıydı. Nilfgaard Savaşı boyunca Kuzey krallıklarına öfkeyle ızdırap çektiren ve aylar sonra Temeria Özel Birlikleri'nden kaçıp kurtulan Scoia'tael Komanda Birliği'nin lideriydi. Iorweth kanlı savaşta hayatta kaldı. Birliği bozguna uğratıldıktan sonra, haksızlık mağduru olmuş kıdemli askerleri, asi elf gençliğini ve kanun tarafından bertaraf edilmiş cüce ırkından paralı askerleri yeniden topladı. Efsanevi bir komando birliği oluşturmuştu. Iorweth düşmanlarına karşı acımasızdı. Hem insan ırkına hem de elflere, işbirliği yaptıkları şüphesiyle aynı gaddarlığı gösterirdi. Temeria ve Aedirn sınırındaki kuytu bölgede zenginlere saldırır, yoksulların da boğazını keserdi. Temeria Özel Kuvvetleri'yle birçok kez savaşmış ve her defasında pusuya düşmeden kaçmayı başarmıştır. Kendisi, Vernon Roche'a göre bir numaralı düşman, yerel birliklere göre herkesin iri kayalıklar ardına saklanması gereken bir cezalandırıcıydı.


0



Ama kötü şöhretli gaddar Iorweth'in bile bir gizemi vardı. Onu bir savaş canisi, zalimliğin içinde zorba bir kimliğe bürünmüş olarak görenler yanılıyordu. Iorweth de bir elfdi, onurlu ve sofistike bir ırkın evladı. Yakın zamanda dünya çapında bilinecek olan bir akımın hizmetçisiydi.

Vernon bizi sorgularken aslında bu işi bizim yapmadığımızı zaten biliyor. Amacı bunu bir de bizim ağzımızdan duymak. Hatta ellerimizi de çözdürerek bunu bize daha güzel hissettirir. Bu kısımda Vernon a vereceğimiz cevaplar, eğitim bölümüne nereden başlayacağımızı da belirler aynı zamanda. Ancak burada firmanın çok büyük bir hata yaptığı söylemek zorundayım. Adı üzerinde, esas itibarı ile eğitim bölümü olarak düşünülen bir yeri bu kadar zor yapmak, en hafif tabir ile iş güzarlık olmuş. Çünkü oyunun zorluğundan ziyade yeni dövüş ve kontrol özelliklerine alışmak, zorluk seviyesi birazcık yüksek bir alanda manasız olmuş. Bir kaç tekrar ve okkalı küfür gelebilir, ona göre. Bir-iki denemeden sonra başlamanın en mantıklı olduğu yer olarak Day of the Asault bölümünü seçtim. Sakın olaki -What ultimately happened to the dragon ile başlamayın. Bu minval üzerine devam ediyorum o halde.



0



Day of the Asault

Oyunda belirli yerlerde otosave var. Ama isterseniz F5 tuşu ile herhangi bir yerde save yapabilirsiniz. Bazı derin mağara yada kalabalık gruplar arasına girmeden evvel mutlaka save yapmanızı, göreve gittiğiniz kapalı alanda ise zor bir işi yaptığınızda F5 tuşuna bir sefer basmayı unutmamanızı tavsiye edebilirim. Ölmeniz durumunda kapalı mekanın en başından başlıyorsunuz. 'M' harfi ile haritamızı açabiliriz. Sağ üstte bir mini harita zaten mevcut. Orada görünen sarı ok işareti görev mahalimize götürür bizi. İsterseniz haritadan aşağı yukarı yön tayininizide yapabilirsiniz. Ancak basit ve kullanışlı olmuş. Çoğu zaman M harfine basma ihitiyacı dahi hissetmiyorsunuz. Bunların yanında Day of the Asault bölümü ile başlamak oyundaki ilk atraksiyonu, yada atraksiyon girişiminide göreceğiniz alandır. Birde o zalim nöbetçi olmasa!!! Partnerimiz ilk oyundan tanıdığımız afeti devran Triss Merigold.

Kimdir buTriss Merigold?

ilk oyundan hatırladığımız bu kestane saçlı afet, umut verici ve henüz mütevazi bir büyücü olarak biliniyordu. Herkes onun Sodden Savaşı'nda diğer 13 büyücü ile birlikte öldüğünü düşünürken, O, tepenin (Sodden Hill) ondördüncüsü olarak isim yapıyordu. Bilgeliği ve cesareti sayesinde Kral Foltest'in danışmanı oldu. Şimdilerde hiçkimse onun büyü ve siyasetteki kariyerini sorgulamıyor. Yöneticiler onun fikirlerini göz önünde bulunduruyor ve genç büyücüler onun Rivia'daki ayaklanmayı durdururken kullanmış olduğu güçlü bir büyü olan Merigold's Hailstorm'u öğreniyorlardı.

Witcher'ların kalesi olan Kaer Morhen'in kapıları ona her zaman açıktı. Geralt ona daima güvenirdi ki birlikte kötü niyetli Salamandra'yı devirmiş, Order of the Flaming Rose topluluğunun lideri olan Grandmaster ayaklanmasını bastırmışlardır. Kral Foltest suikastinden sonra Triss ve Geralt birlikte birkez daha işe koyulurlar. İş derken nöbetçinin şok ettiği iş değil :=). Sıradan işler işte. Böl, yak parçala falan. Son bir bilgi olarak; Triss'in Polonya Playboy' una kapak olduğunu biliyor muydunuz?


0



Tadı kaçan kahramanlarımız (ne tadıysa artık bu) savaşın kötülüğü ile alakalı sohbetlerine giyinerek devam ederken, bizde level atlama işinin başka bahara kaldığını düşünerek ottan püsürden söz ederek giyinir ve dışarı çıkarız. Boru değil, kral çağırıyor. Herkes Aşil (orjinali achilles) değilki kardeşim. Dışarı çıktığımızda W2 nin neden kaliteli bir oyun olduğunu aslında net olarak anlayabiliriz. Demolardan ve onca videodan sonra adamların hakikatten vaatleri ve yaptıkları örtüşmüş. Tebrik etmekten başka yapacak bir şey yok..

The Witcher 2- Yaşayan Dünya
Yüzlerce çadır, çığlıklar, inip kalkan devasa mancınıklar, eğitim yapan askerlerin birbirlerini gazlayan haykırışları ve şahane orman manzarasının iç içe girdiği muhteşem bir tasarım var gözümüzün önünde. Hem ses, hem de grafik olarak. Böyle bir manzarayı bırakarak savaş peşine koşturmak akıl karı falan değil aslına bakarsanız. Yat hamağa, uzan çimlere, al yanına Triss'i..Gerisini söylememek daha hayırlı olacak sanırım hehe. Cd project verdiği sözü tutmuş.
Haritanın sağ üst köşede olduğunu söylemiştim. Sol üstte enerji göstergemiz var. Onun üzerinde ince bir çizgi halinde exp. barımız ve onun altında ise sarı ve yuvarlak amblemli kısım, kullanacağımız büyüler(Sign) için mana gibi bir özelliği gösterir. Yan tarafında kurukafa amblemli bar, içtiğimiz malzemeleri ve bir şey içtiğimizde de ekranın orta kısmında görünen, bunların kalan etki sürelerini ifade eder işaretleri görebiliriz. Sol altta aktif olan büyü ve savurabileceğimiz silahları görüyoruz.
Malzeme toplama (loot) olayına bir çözüm bulunmuş. W2 de ortalığa saçılmış o kadar çok zımbırtı var ki, sadece bunlar için dolanmak bile hatırı sayılır bir zamanınızı tırpanlayacaktır. Klavyeden 'Z' harfi ile madalyonumuzu kullanarak, çok geniş bir alandaki etkileşime geçecek bölge ve alınabilecek tüm malzemeleri görebiliriz. Etkisi ilelebet devam etmiyor. Alanı temizlemeye yetecek kadar bir süre, bölge yada malzemenin etrafı kırmızı bir aura ile kaplanıyor ve tesbit etmeniz çok kolaylaşıyor. Yinede bu sistem yerine, Diablo 2 den alıştığımız klasik ''bir tuşa bas ve tüm malzemeleri gör'' özelliğini tercih ederdim. Sistemleri biraz hantal ve arka arkaya yapmaya müsaade etmiyor. Bilhassa ormanda dolanırken bol bol loot yapın, hatta alışkanlık haline getirin. Yine de fena değil diyelim bari.


0



'M' ile büyük haritamızı açabiliyor ve tüm haritayı kontrol edebiliyoruz. Mouse ile zoom özelliği mevcut. Harita üzerinde görev bölgelerimiz, inn, shop, craftman v.s yapılabilecek bölgeler ve tabiki kendimizi görebiliyoruz. Geniş alanlarda bu harita çok işe yarıyor. Bilhassa ormanda. Bu arada şunu söylemeliyim. Oyunda en çok kullanacağınız şey mousenin sol tuşu. Konuşmak, saldırıları yapmak, malzemeleri toparlamak, etkileşim v.s pek çok yerde, sol tuşu heder edebilirsiniz. Sakin ve yavaş basın derim. yeni mouse derdine düşmeyin sonra.

Genel itibarı ile oyunun en kötü yeri İnventory bölgesi. Müthiş özensiz. Adeta ekibe yeni alınan ve çok becerikli olmayan birine ''sen de bunu yap bari'' gibi bir emri vakinin ürünü gibi duruyor. 'Bari' nin ardındaki kinayeyi de gözden kaçırmayalım. Olmamış. Sol kısımda sahip olduğumuz malzemelerin tamamı, sağ kısımda bir Geralt silueti ile beraber, bölgelere göre üzerimizdeki malzemelerimiz, sol altta elimizdeki fazla malzemeyi atmak için slot (belirli bir ağırlığın üzerine çıkınca Geralt'ın koşma yeteneğini unutun), sağ üstte ise fırlatılan malzemeler için 5 slot ve paramızı görebiliyoruz.

0


Kamptaydık değilmi. Kralın yanına gitmeden evvel ortalığı dolaşıp biraz malzeme toparlayabilir, hatta ilk mini oyun olan bilek güreşini yapabilirsiniz. Triss için harcanmayan enerjinizi böylelikle izole edebilir ve Kralın karşısına daha düzgün çıkabilirsiniz. Bilek güreşinde işareti mouse ile takip edip ortalamak yeterlidir. Gerisini Geralt hallediyor.

Burada gözünüze ufak tefek grafik hataları çarpacaktır. Takılmayın hatta aldırmayın. Bunlar fani şeyler. Yeni yamalar ile kusursuz olacak emin olun.
Gezintimiz Kralın yanında sonlanınca, Kralın yardakçılarına yaptığı ağır tehdit ve askerlerine karşı olan tutumundan dolayı, üzerinizde iyi bir intiba bıraktığını düşünüyorsunuz bir anda. Buradan bir balistanın başına geçerek size bir atış yaptırıyor kralımız. Ben iki sefrede vuramadım hedefi açıkça. Muhtemelen sorun bende ama vurulamayacak bir yer olmasıda muhtemel. Balista; "fırlatmak" anlamına gelen Yunanca "ballistra" kelimesinden türemiştir. Sicilya ve Batı Yunan Kolonilerinin Tiranı I. Dionysius (MÖ 400) tarafından kullanılmıştır. Yunanlar tarafından bir kuşatma silahı olarak kullanıldı. Yunanların bölgedeki şehirleri Romalılara geçince (MÖ 146) balista Romalılar tarafından geliştirildi ve kullanıldı. Romalılar tarafından fırlatılan mızraklara düştüğü yeri yakacak, küçük ateş topları yerleştirilerek bir nevi ilkel füze olarak kullanıldı. Savaş meydanında yüksek menzili ile Romalılara askeri avantajlar sağladı. Ortaçağ boyunca Avrupa ve Ortadoğu'da kullanılan bir savaş aleti oldu. Ortaçağ'da genelde kule tepesine konur, yüksekliğin sağladığı yararla ateş gücü yüksek oluyordu. Oyunumuzun 1271'de geçtiği düşünülünce, tarihi olarak bir uyumda söz konusu balista hususunda.


0



Balista bölümünden sonra, süre gelen savaş ortamında kralın peşine düşüyor ve oyunumuzu yavaş yavaş öğreniyoruz. Savaş kulesinin tepesinde orduya gazı veren kralı görünce aklıma Cesur Yürek geldi nedense. Bu bölümden sonra biricik Geralt'ımız tekrar hapiste, Vernon'un karşısında yerini alıyor. Bizde böylelikle, ilk alışma bölümümüzü de bitirmiş oluyoruz.

The Assault
Sıralamayı bozmadan ikinci olarak 'The Assault' bölümünü seçin. Arka plandan gelen çığlıklar, su şıpırtıları ve loş atmosfer gerçekten hücre hissi uyandırıyor. Bölümün başında, Kral ile omuz omuza La Valetter askerlerine karşı savaşıyoruz. Krallık yoğun bir saldırı ve ihanet çemberinde daralmış durumda. Bölümde ilk olarak sağ ve sol tuş ile seri ve güçlü vuruşu öğreniyoruz. Bu iki vuruş arasındaki kombo şekli tamamen size ve karşınızdaki düşmanın durumuna göre belirleyeceğiniz bir strateji. Serbestsiniz. Space tuşu ile her yöne takla atarak kaçabilmeyi de burada öğreniyorsunuz. Ancak bu hareket için space yerine, herhangi bir yön tuşuna iki kere basmayı kullanın. Daha pratik ve işe yarar. Kısa ve kati bir zaferden sonra, alttaki balista ile askerlerin geçmesini imkansız kılan kuleyi yıkma görevini alırız. Bu kısımda kuleye doğru koşmayın yada malzeme toplamak için açığa fazla çıkmayın. İşimiz sol kısımdaki avluda kalan Balista ile. Hasar alırsanız sakin bir yerde beklemek enerjiniz dolduracaktır. Aşağı indiğinizde ilk ciddi dövüş deneyiminizi yaşabilirsiniz. İlk büyümüzü (Sign) kullanmayıda burada öğreniyoruz. Dövüş ile alakalı bir kaç bir şey söyleyeyim. Faydalı olacaktır. Evvela ne kadar güçlü olursanız olun, kalabalık arasına girmeyin. Canınız çok yanar. Kalkanlı elemanların bayılması yada bir şekilde pasif kalmasını sağladıktan sonra arka savunmasız kısımlarından halledin. Takla çok kullanışlı. Ancak aynı şey kilitlenme sistemi çin söylenemez. Sadece düşmanın üzerinde bir işaret belirten ve tam manası ile kilitlenmeyi yapamayan sistemi ben sevmedim açıkça. Savaş esnasında çok küçük yerlere takılıp hareket edememeniz çok sinir bozucu. Kılıçlarımızın Steel olanı insanlara, Silver olanı ise insan dışındaki her şeye birebirdir. Savaş esnasında buna çok dikkat edin. Aralarında ciddi etki farkı göreceksiniz. Silahlara bazı malzemeler ile extra özellikler katabilirsiniz. Düşmanlar çok acımasız olabiliyor. Daha evvelde söyledim. Bir alıştırma oyunu için oldukça zor bir bölüm olmuş. Ayrıca oyunda hem dövüş sistemi, hem save sistemi, hem acımasızlık, hem savaş mantığı; inanılmaz bir şekilde Demon's Souls u hatırlattı bana. Yapımcıların bu konuda oyunu örnek aldıkları açıklamalarını duymuştum. Tek eksiklik bence vuruş hissi. Onun dışında çok benziyor. Geralt'ın kalkana karşı iyi anıları olmasa gerek, hiç kalkan kullanmıyor. Hatta, kalkan balığı bile yemiyor gibi iğrenç bir espri yapacak iken, vazgeçtim birden. Büyü ile bazı adamları şok ettiğinizde tek vuruşta işi bitirebiliyoruz. Bir nevi fatalty. Bu alanda ilk Circle Pover bölgesinide bulabiliyoruz. Bu bölgeler herhangi bir büyü veya iksir kullanmadan bize bir takım özellikler veren alanlardır. İşe yarıyor ve farklı çeşitleri mevcut. 'Z' ile yerlerini bulabilirsiniz. Büyüden bahsetmişken oyundaki büyülerin (Sign) isim ve ne işe yaradıklarını kısaca bir anlatmakta fayda var sanırım

AARD: Düşmanı bayıtlmaya yada geri atmaya yarayan büyü. Bazen bayılan elemanı tek vuruşta öldürebiliyorsunuz.
IGNI: Bazı elemanlardan sağlam enerji alan alev büyüsü. Düşmanı uzaklaştırmaz, ama bazıları yandıklarında ciddi panikliyor.
YRDEN: Büyü kapanı. Düşmanı hareketsiz bırakıyor. Kayran'ı bunu kullanmadan geçmeniz mümkün değil.
QUEN: DEfansımızı arttıran büyü kalkanı. Çok işe yarıyor. Sürekli kullanın.
AXİİ: Zihin kontrolü. Yakalamak zor olsa da, düşmanı sizin tarafa çeviren ve kendi yandaşlarına saldırtan bir manipülasyon büyüsü.


0



Bu kısımda balistayı kullanmadan evvel iç kısmın en sağında kalan yerde Geralt'ın ''Hııı'' dediği yeri inceleyin. Yerde yatan bir Assas, dağılmış bir saman yığını ve üst kısımda bir atlama tahtası göreceksiniz. Burayı bulduğunuzda Geralt - I Guess He'll never learn (sanırım asla öğrenemeyecek) diyecek. Göndermenin hangi oyuna yapıldığını zaten anlamışsınızdır. W2'de bu tarz pek çok gönderme bulacaksınız. Sadece biraz dikkat. Yüzüklerin efendisi ve tek yüzükten tutunda, lembas peksimetine kadar bir çok konuda ince ve alaycı bir çizgisi var W2'nin. Ben çok beğendim ve keyifli buldum. Ancak içten içe de Ubisoft'un bunun altında kalmayarak yeni Assas'da bunun acısını çıkarabileceğini düşünmektende kendimi alamadım doğrusu.
Balista kısmında ayrıca ilk Enchantment malzemesini alıp kullanmayı öğreniyoruz. Silah yada zırhlarda, eğer varsa soketlerine bu zımbırtıları kullanarak, artı gücü silah veya zırhımıza kalıcı olarak katabiliyoruz.
Kuleyi zapt ettiğimizde ilk levelimiz alıyoruz. Gelişim ekranının mütevazi ve özensiz yapısı, malzeme ekranımızı yapan elemanın elinden çıkmış olduğu hissiyatını uyandırıyor nedense. Bir pentagram ve 4 tarafına dizilmiş Skilllerimiz var.
Sağ tarafınızda Swordsmanship - Kılıç ustalığı
Alt tarafınızda Alchemy - Simya
sol tarafınızda Magic - Büyü
Üst tarfınızda Training - Witcher eğitimi

Yedinci levele kadar sadece training kısmı aktif ve sadece burayı kullanabiliyoruz. Skill ağacı her yöne doğru çok zengin ve çeşitli. Bu kısım tamamen kendinize kalmış. İstediğiniz şekilde kullanın. Frp türü oyunlara aşina iseniz, hepsinin ne olduğunu kolaylıkla anlayacaksınız. Dediğim gibi, bu kısım tamamen kişisel.
Kulenin tepesinde sizi A.L.Valette bekliyor. Evvela konuşun. Teslim olmayınca meselenin aranızda haledilmesi gerektiğini söyleyin ve birebir dövüşün. Buradaki diyalog çok güzel. Aslında elemanı sevdim ve ölmesinede üzüldüm. Dövüş ve galibiyetten sonra tekrar zindandayız. Burayı sevmeye başladım aslında. Hiç çıkmasak, yesek içsek olmaz mı yahu? Yine Dragon görevini sona bıraktım ve manastır bölümünü seçtim.

Monastery
Yeteneklerimiz ve enayiliğimizin buna uygun olduğunu düşünen kralımız, bir büyücü tarafından esir alınan çocukları kurtarma görevini bize bahşeder. Ne derler. Hiç bir iyilik karşılıksız kalmaz. Kral bize seçer ve kanalizasyondaki tünel hakkında bir malumat vererek içeri salar. Yolumuzu bulup ilerlerken, bazı oyunlarda, hatta pek çok oyunda karşımıza çıkan ' tek belirli yol ve bunun dışında en ufak yeri bile aşamama' problemi ile karşılaşıyoruz. Bazı yerlerde ufacık bir tepeden bile inemeyip yolu takip etmek ayrıntı; fakat sinir bozucu bir ayrıntı olarak aklımın bir yerinde kala kaldı. Alandaki her evi teker teker dolaştım. Malzemeleri toparladım. Takıntımdır, her yeri gezmem lazım. Onımusha 1 oynarken, son eleman ile karşılaştığımız yerin hemen yanındaki kapıyı açabilmek için, oyunu baştan oynadığımı bilirim. İki kapı yanyana (aydayabilirmisin demek geldi içimden). Biri son Boss, diğeri bir kılıcın olduğu oda ve tüm oyunu baştan oynayan bir adam. Meseleyi tam olarak izah ettim sanırım :=) Her yerde para yada bazı malzemeler bulabileceksiniz. Kasabada ilerlerken bir sivilin sırtından arbalet ile vurulduğu bir ev göreceksiniz. Bu bölümde görev seçim özelliğini kullanmayı öğreniyoruz. Pek çok farklı görevin olduğu oyunların bazılarında tüm görevleri haritada görebiliyorken, W2 de sadece aktif ettiğimiz görevler haritada görünür durumda yapabiliyoruz. Bu kısımda bize 'j' tuşu ve görev seçme özelliği öğretiliyor. Ana yada ara görev fark etmiyor. Space ile aktif ettiğimiz görevin solunda bir yıldız beliriyor. Ve görevin olduğu alan haritada işaretli olarak bulanabiliyor. Ancak bazı görevlerde haritada görev yerini bulamama yada aldığımız görevin belirli bir zamanı içermesinden dolayı, ana haritada görememe sorunu ile karşılaşabiliyoruz. Mesela görev gece ise ve siz gündüz diliminde iseniz, ana haritada görev yerini göremeyeceksiniz. Bazı görevler doğru zaman ve yerde olmanıza rağmen haritada görünmeme gibi bir sorun çıkaracaktır. Ancak çok çok az böyle hatalar. Veya sadece benim başıma geldi. Bilemiyorum. Birde evlerde hançer tarzı şeyler bulacaksınız. Hançer yada benzeri fırlatılan malzemeler 'R' harfi ile kullanılıyor, ancak yetenek açmanız gerekiyor. Gerekli yetenek açılınca kullanabiliyorsunuz. Bu hançerleri satın alabilirsiniz ancak bazıları epey pahalılar. Görev yerini seçtik. Kurtardıktan sonra akıbetleri size kalıyor. Ben nöbetçileri tehdit ve korku arası bir duygu ile defederek elemanları kurtarmayı tercih ettim. Kasabanın en alt kısmında, gitmemiz gereken yoldaki askeri kurtardığımızda, kapının isyancılar tarafından kapandığı ve başka bir geçit bulmamız gerektiğini göreceksiniz. Bölgenin an başındaki girişteki kalabalık grubun olduğu yere dönerek, kamera ile bize gösterilen yerin arkasındaki tahta barikatı AARD ile kırarak yolumuzu açabiliyoruz. Bazı yerlerdeki kıralabilen duvar yada kapıları 'z' ile tesbit edip AARD ile kırarak iyi malzemeler elde edebilirsiniz. Ortalığı temizledikten sonra kuyuya iniyoruz.


Kuyuda ilk meditasyonumuzu yapıyor ve öğreniyoruz. İlk oyunda hatırlarsınız bu işi kamp ateşlerinde yapıyorduk. W2'de bu konuda serbestiz. Sadece savaş halinde yada bir düşmana yakın olmamak kaydı ile. Meditasyona girecekken bir düşman gelirse, Geralt tehlike uyarısı verip ayağa kalkıyor. Meditasyon kısmında 4 seçeneğimiz var. Alchemy kısmında iksir üretir, Drink kısmında istediğimiz kombinasyonda iksir içer, Meditate de zaman döngüsünü kullanır, Character kısmında ise yetenek dağılımını, var ise yapabilirsiniz. Alchemy kısmı keyifli ve güzel olmuş. Bunun için malzeme toplamak bile başlı başına bir oyun olmuş. Burada yapabileceğimiz iksirler hem etki olarak muhteşem, hem fiat olarak çok değerliler. Bir ipucu: Karanlık yerlerde ve mağaralarda Cat iksirini mutlaka kullanan. Her şey ne kadar kolay olacak göreceksiniz. İksir içme işini bir savaş yada görev yerine göre kendi stratejiniz doğrultusunda uygulayacaksınız. Benim yaptığım; kritik yerlere gelmeden evvel bir save yapmak (en yakın bölgede), ardından oyuna devam ederek mevcut durumum ile önümde ne olduğunu görmek üzerine kurulu. Eğer yenemediğim bir boss yada geri dönülemeyecek bir yer olursa; biraz gerideki bu save'den gerekli kombinasyonu yaparak içeri girip işi kolaylıkla bitiriyorum. Save sistemindeki bir sıkınt tam burada baş gösteriyor. Öldüğünüzde son save'den başladığı için, bazı boss'larda direkt rakip ile yüzyüzesiniz ve iksir kullanabilme şansınız sıfır. Birde save'leri silmek yada üzerine yazmak gibi bir seçeneğimiz yok. Ara ara temzileyin ancak son savenizi silmemeye dikkat edin. Her kullandığınız iksirin farklı etki zamanları var.


Yapabileceğimiz şeyler sadece iksirler ile sınırlı değil. Onların dışında Oil denen ve kullanmak için meditasyona gerek duyulmayan özel iksirler ve bombalar yapabiliyoruz. İksirler direkt silaha kullanılıp, türe göre ek özellik veriyor. Onlarında belirli bir etki zamanı var. Bombalar ise can alıcı noktamız. Muhteşem etkili ve değerli olmalarının yanında, çok kolay üretebiliyorsunuz. Letho The Kingslayers'ı sadece bu bombalardan birini kullanarak yendiğimi söylersem ne demek istediğimi anlatabilirim sanırım. Bu listeler de İksir ve bombalar hakkında biraz bilgi alabilirsiniz. Bombaların ana özellikleri yanında, düşman türüne göre ekstra ve çok etkili hasar verebildiğini unutmayın.


İksir

0

0


Oil

0


Bomba

0



Mahzenlerdeki ilk gizli duvar, ilk iksir ve ilk yaratık deneyimimizin ardından oyunumuza devam edebiliriz. Öldürdüğümüz her düşmandan mutlaka bir şeyler düşüyor. Sadece cesetlerin kaybolmalarını beklemeniz yeterlidir. Üst kaça çıktığınıda, dar alanda gelen 3 askeri ki bir epey kuvvetli, isabetli tek bir samum bombası ile aynı anda yere serebilirsiniz. Ben yaptım. malzeme toplarken cesetlerin başında beklemek ve nedensiz bir biçimde cesedin ortadan kaybolmasını beğenmedim doğrusu. Üst kata ulaştığınızda açık alandaki Templer'e dikkat edin. alana çıkmadan evvel bir meditasyon işinizi kolaylaştırır. Ondan alacağınız anahtar ile kilitli kapıyı açabilir ve o alandaki sanığı yağmalayabilirsiniz. Sandıktaki eldiveni kullanın.

What ultimately happened to the dragon
Ve nihayet son bölümümüze ulaştık. Son görevimizde bizi bekleyen sadece bir tehlike var. Tek bir düşmana karşı olmanın ardına sığınmış kibir duygusunu sakın açığa çıkarmayın. Tek düşman evet. Ama kocaman bir Kızıl Ejder. Ejderin gelişinde yine Demon's Souls vari bir hava var. Bu sefer yardımımıza Triss'de gelir. O olmasa bu işin ne kadar zor olduğunu burada anlıyoruz. Temkinli ve yavaş ilerleyin. Beraberimizdeki tüm askerleri yemesi, ejderin açlığını bastırmıyor. Etli butlu Triss ,kral ve biz; bir dahaki lokma için en kuvvetli adaylarız. Ejderin bakışlarında açlığı görmek insanı tuhaf bir endişeye sevk ediyor doğrusu:=) Ateşlere, ejdere ve adamlara dikkat ederek ilerleriz. Ateşler çok çabuk öldürüyor, ekstra dikkat edin. Triss'in yardımı geldiğinde sadece seri davranın. Bu kısımdaki tercihleri kendiniz belirleyin. Ejder saldırdığında ekranda beliren yönergeleri takip ederek kaçın. Sakın ha erkeklik derdine düşerek 'şuna bi vurayım' havasına girmeyin. Sadece kaçın. Üst tarafa vardığımızda, kralın çocukları karşısında bize olan tavrı ve bu ileride başımıza bela olur dedirtecek çocuğu gördükten sonra ana hikayemizi görebiliriz. Bunu anlatmak tam manası ile iş güzarlık olacağından, bu konuda bir şeyden bahsetmiyorum. Çünkü çok güzel ve direkt konu ile alakalı bir bölüm. Ben çok ama çok beğendim bu kısmı.


0



İşte aslında tam bu noktada hikaye ve oyunumuz tam manası ile başlar. Geçmiş ile alakalı kısım ve eğitim bölümümüz burada biter. Neden hapiste olduğumuz, bizi kimin neden kurtardığı, hafızamızın neden kaybolduğu, ana görevimiz, Triss'e ne olduğu, ilk oyundan tanıdık elemanların nerelerde olduğu v.s gibi zengin öğeleri barındıran oyunumuza heyecan ile devam edebiliriz. Bu noktadan sonra benim anlatabileceğim fazla bir şey kalmadı esasen. Son olarak, oyun oynarken bahsetmek üzere not aldığım şeyler, oyun ile alakalı beğendiğim yada beğenmediğim noktalar hakkında ufak tefek bilgiler vererek yazıyı sonlandırabilirim.

Karman Çorman Bilgiler

Yakın dövüş ve bazı öldürücü darbelerdeki akıcılık güzel olmuş. Çok az oyunda kılıç ve büyüleri bu kadar seri ve etkili bir şekilde, hemde aynı anda kullanabilirsiniz. Ara demolarda giren çizgiroman tarzı ise tek kelime ile muhteşem olmuş. Eğer grafik ayarları ile oynar ve iyi bir pc sahibi iseniz, şimdiye kadar gördüğünüz en iyi Frp oyun grafiklerini görebilirsiniz. Ormanlar ve yeşil alanlar o kadar güzel ki, her taraf adeta bir tablo havasında. Işık ve gölge oyunları, gün batımı tabloları; Ayvazovski resimlerine nazire yaparcasına güzeller. Özellikle Geralt'ın yüz hatları, saçı, vücudundaki yeni ve eski yaralar nerede ise kusursuz. Diğer karakterlerde (özellikle ana karakterler) bu şölene eşlik etmişler. Dövüş esnasında kapı girişi ve merdivenlere dikkat edin. Kalabalık arasında sıkışırsanız kesinlikle ölürsünüz. Boss'lara karşı stratejik ve boş bulunca vuran bir tarz seçin. Büyü ve bombaları kullanmayı ihmal etmeyin. Kesin zafer için çok önemliler. Letho'nun İorveth ile karşılaştığı yere dikkat edin. Bir tuhaflık görebilecek misiniz bakalım? Yan görevlerde vereceğiniz kararlar sonuça direkt tesir edecektir. Teke tek dövüş, barbut, bilek güreşi gibi pek çok mini oyunumuz var. Zaman geçirebilir, para ve özellik kazanabilirisiniz. Yaptığınız her savaştan sonra ( özellikle boss savaşları), hemen ayrılmadan etrafı araştırma seçeneğini kullanın. Mutlaka işe yarar ve değerli malzemeler bulacaksınız. Beyaz Kurt (White Wolf) ve Rivialı Geralt (Geralt of Riviera) bizim lakaplarımızdır. The Witcher 2, gerçekten de hardcore RPG oyuncuları için hazırlanmış bir oyun. Sabırdan yoksun iseniz, oynamamak sizin için daha hayırlı olacaktır gençler. Yapımcıların söylediğine göre Witcher 2’de 16 farklı son var. İlk bölümde (chapter 1, trainer değil) görev aldığımız panonun olduğu yerdeki barın alt katlarını iyice dolaşın. Bulduğunuzda pişman olmayacağınız bir tesis bulacaksınız. Ancak dikkat; bütün paranızı ve enerjinizi buraya harcamayın.:=) Aksi halde düşmanlarınızın ezici üstünlüğü ve Triss'in ağır gazabı ile karşılaşabilirsiniz. Ee, bu evrende güç çok önemli. Nereye harcadığınıza dikkatle seçin. Oyunda kalkan ve ok olmaması frp ruhuna ters düşsede, Forgotten Realms dünyasını seven ve Drizzt fanatiği biri olarak bunu anlayışla karşılayabilirim. Bu arada Geralt ve Driztt arasındaki müthiş benzerliğide göz ardı etmeyin.

Oyundaki bazı kavramlar ve yerler hakkında kısa bilgi

Order of the Flaming Rose: Temeria Krallığı'nın başkenti olan Vizima'yı korumak için kurulmuş olan ve şövalyelerden oluşan topluluk.
Kaedwen: Kuzeydeki en büyük krallıktır. Ard Carraigh başkentidir. Creyden ve Yspaden olmak üzere iki dükalığı(bir krallık içerisindeki en büyük toprak parçası. Dük (prens) tarafından yönetilir) vardır. Sert ve soğuk iklimiyle bilinir.
Ban Ard: Madenleri ve büyülü akademileriyle bilinen Kaedwen şehridir.
Kovir and Poviss: Praxeda Körfezinde bulunan bir Kuzey Krallığı. Oyun evrenindeki en büyük maden kaynakları ihracatcısıdır ve bu ticaretten çok büyük geliri vardır. Kral Esterad Thyssen tarafından yönetilir ve Nilfgaard Savaşı sırasındaki tarafsız tutumunu devam ettirmektedir.
Nonhumans: İnsan ırkından ayrı, medenileşmiş insansı ırklar.
Dh’oine: Elf dilinde insan demek.
Scoia'tael: Irkçılık ve ayrımcılık yüzünden insan ırkıyla savaşan elf gerilla birlikleri. Squirrel olarak da geçer. (Kelime anlamı olarak squirrel sincap demek. Ama Scoia'tael'ler kıyafetlerinin değişik kısımlarına sincap motifleri ekledikleri ve ormanda varlıklarını fındık da yiyerek sürdürdükleri için bu şekilde de anılırlar)

Vaad edilen her şeyi sunan, bunun yanında da şahane olmayı başaran bir oyun olmuş Witcher 2: Assassins of Kings. Ancak sadece Frp-Rpg severlere hitap eden ve zorluğuna ilave olarak, sağlam ingilizce ihtiyacı duyan bir oyun olması, kendisine gösterilecek ilgiyi epey bir tırpanlayacak diye düşünüyorum.


0



En azından mevzuyu anlayıp oyunun tadına varmak için bu şart. Benim oyunu aşırı derecede beğendiğimi, hatta oyuna yeni başladığımdaki olumsuz tüm düşüncelerimin suda eriyen şeker gibi kaybolduğunu söyleyebilirim. Her tarafı dopdolu, hikayesi sağlam, ana karakteri ilk oyunda efsane olmuş, adault içeriği oyunun zorluğu gibi hardcore hale gelmiş, bu niye yok yahu demeyeceğiniz bir oyun olmuş Witcher. Anlatmayı beceremediğim yada es geçttiğim yüzlerce şey olduğuna emin olabilirsiniz. Hazır okullar tatile girecek ve boş zamanınız bol iken kendiniz bir iyilik yapın ve Witcher 2: Assassins of Kings oynayın. En azından oyun oynamak ile tükettiğiniz düşündüğünüz zamanı, onu gerçekten hak eden bir yere harcamış olursunuz. Witcher 2: Assassins of Kings tam manası ile usta işi bir oyun.

Kaynaklar

Pafuli. net
Wikipedi
Witchervikia
ve uzun oyun deneyimim :=)
Yazının aslı için - http://oyundergisi.net/...eme/pc-oyun/259-w2.html
Hakan İnanç



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi old_snake -- 6 Haziran 2011; 21:38:09 >


_____________________________



787 Mesaj
15 Haziran 2011; 19:50:04 

Oyunun kısalığıda diğer bir eksi tarafı. 2 Sonunu gördüm..Sonlardan ziyade flash sahnelerinde kullanılan çizimler daha hoşuma gitti


_____________________________



1063 Mesaj
23 Ağustos 2011; 3:56:28 

çok güzel yazmışsınız sağolun..

yeni başladım , sorularım olacaktır eminim , mesajım bulunsun , umarım cevap alabilirim..


_____________________________



1463 Mesaj
2 Nisan 2012; 16:59:00 

aynen bende yeni başladım skyrimden daha güzel duruyor kombatlar daha zor hiç dayak yemeden herkesi öldüreyim muhabbetini önlemiş olmalarıda iyi playerlık daha da öne çıkmış durumda bakalım ilerledikçe daha neler karşılayacak


_____________________________

intel i5 2500k 4.2ghz // ASUS HD6950 DirectCU II GDDR5 2GB 256Bit AMD Radeon DX11 Ekran Kartı // MSI P67A-G45 // g.skıll ripjawx 1333mhz 8gb 1.5v ram // COOLER MASTER HAF 912 PLUS GX 80PLUS 750W // INCA 23" 1080p full hd // SEAGATE 3.5" 500GB Barracuda Sata 3.0 X 2 RAID 0 // Thermaltake Jing İşlemci Soğutucusu // Creative Inspire M5300 5 1
NOKIA 3230 --> NOKIA 6680 --> NOKIA 5800 --> SAMSUNG GALAXY S --> SAMSUNG GALAXY NEXUS --> LG NEXUS 4 ve LG GPAD 8.3


2584 Mesaj
30 Nisan 2012; 3:55:23 

İnceleme değil kitap yazmışsın
İlk fırsatta okumaaya çalışıcam ama hakettiği değeri görmemiş inceleme .


_____________________________



1234 Mesaj
30 Nisan 2012; 7:06:48 

Paralı asker tutabiliyormuyuz?


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


5359 Mesaj
18 Aralık 2013; 16:13:49 

başm ağrıdı okurken. mükemmel yazı olmuş :)


_____________________________

Olacak İş Değil


787 Mesaj
18 Aralık 2013; 16:18:28 

Eyw. Üstadım. Uzun zamandır yazmıyorum valla... Derler ya marifet iltifata tabi, yaptığımız iş çok sallanmayınca yazmaya heveste kalmıyor.. Tekrar teşekkür ederim...


_____________________________



5359 Mesaj
18 Aralık 2013; 16:57:28 

ben çok beğendim. sıkmayan bir yazı olmuş. o kadar yazıyı bir çırpıda okudum. kullandığın dil ağır değil hoştu. şahsen az çok hikaye denemesi olan ben beğendim.
okuyan herkesde beğendiğine eminim.

xbox da oynayacağım ..
ingilizce yok ve görevler anladığım kadarıyla ağır bu nedenle takıldığım yerlerde sana sorarım. şansın yok. :) madem bu kadar bilgilisin bu oyun hakkında biraz bilgi isterim senden :)

çoğu oyunda geri dönüşü olmadığı için skiller ve büyü konusunda her zaman kararsız kalmışımdır bu oyunda da görevlerin yanında aynı sorunları yaşayacağımı düşünüyorum..

Bu mesajda bahsedilenler: old_snake


_____________________________

Olacak İş Değil


787 Mesaj
18 Aralık 2013; 17:16:29 

Elimden geldiği kadar yardımcı olurum Üstadım. Aynı şekilde ben de öykü yazarıyım kendi çapımda. Seviyorum desem yeridir :) Skill ve büyü konusunda sıkıntı yaşamazsın. Özellikle ilerki bölümlerde gizli bir kapı ardındaki büyücüyü bulursan tüm stadları baştan dağıtma olanığı bulabilirsin :) Oyunda tek yapman gereken şu: Elindeki silah güçlü olsun ve dövüşlerde kalabalık arasına girmeden bombaları efektif kullan... Gerisi tamamen senin maharetin. Oyunun baş kısmı hariç tamamı oldukça kolaydır...


_____________________________



642 Mesaj
20 Ağustos 2014; 20:35:35 

mrb
"
Kulenin tepesinde sizi A.L.Valette bekliyor. Evvela konuşun. Teslim olmayınca meselenin aranızda haledilmesi gerektiğini söyleyin ve birebir dövüşün. Buradaki diyalog çok güzel. Aslında elemanı sevdim ve ölmesinede üzüldüm. Dövüş ve galibiyetten sonra tekrar zindandayız. Burayı sevmeye başladım aslında. Hiç çıkmasak, yesek içsek olmaz mı yahu? Yine Dragon görevini sona bıraktım ve manastır bölümünü seçtim.
"
bu bölümü yazmışşınız 1 öylesine ama 2. zor gardiyanıda halletikten sonra cıkış yolundaki bekcileri nasıl alt etmek lazım?
özellikle 2 vuruşta gidiyor karakterimiz zırh yok, klıcta yok bulmak mı gerek? büyü kullarak mı cıkmak gerek? tek yok gibi?
witcherimizin biraz takıla takıla sanki özgür hareket edemiyor gibi kontrolleri var sanki sadece 8 yöne gidiyor arada 16 32 gibi serbestlik yok kontrolü zor?

Bu mesajda bahsedilenler: old_snake


_____________________________



112 Mesaj
27 Ağustos 2014; 15:56:10 

selamun aleyküm arkadaşlar, bu forumda birden fazla ingilizcesi çok iyi olan oyuncu gurubu insan var. Bende The elderscrolls skyrim oyunun dlc 'si dragonborn dlc sini türkçeye çevirmeye karar verdim. Bana katılmak ve destek ve fikir vermek isteyen olursa
lütfen bu sayfayı ziyaret etsin.
http://forum.donanimhab...473/f_//tm.htm#96470077


_____________________________

Sayfa:   [1]
Tüm forumlar » [Oyun] » Pc Oyunları » RPG/FRP » The Witcher 2: Assassins Of Kings Detaylı inceleme
Sayfa: [1]
Foruma Git
Bölümde Ara
Başa Dön


 
Reklamlar


DH VİDEO

 



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Bu sayfanın mobil sürümü / tablet sürümü / mini sürümü.



0.797