İyot ve Tuz Hakkında
26 Cevap8938 Görüntüleme3 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


2350 Mesaj
17 Mart 2011; 14:04:30 

Arkadaşlar rafine edilmiş tuz kullanımını ailecek bıraktık. Bir taraftan iyot alırken bir taraftan rafine tuzlar ile zehirleniyoruz. İyotsuz sofrada öğütme kristal kaya tuzu kullanıyoruz. Vücut için gerekli iyotu nereden sağlayabilirim? Hangi besinlerde yeteri kadar var? yada ilaç olarak mı satılıyor? Kullanımı nasıl oluyor? Konu hakkında bilgili kişilerin yardımlarını bekliyorum.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi satantribal -- 18 Mart 2011; 20:16:00 >


_____________________________

I AM THE SWORD IN THE DARKNESS



6726 Mesaj
17 Mart 2011; 15:34:30 

Bütün marketlerde iyotlu tuz satılıyor, ben iyotsuz tuz kullandığımızı hatırlamıyorum. Başka türlü gerekli oranda iyot almanız pek mümkün değil gibi.
Tuz haricinde deniz balığı ve diğer deniz ürünlerinde yüksek oranda bulunur. Ayrıca gördüğüm kadarı ile birçok besin desteğinde de iyodin takviyesi var.


_____________________________



 
2271 Mesaj
18 Mart 2011; 18:49:48 

bu ay sonu çankırıdan kaya tuzu gelecek . ve evde rafine tuzunu artık kullanmayacağım .

şimdi bendede soru işareti oldu.

bununla ilgili bir makale vardı bulursam bu akşam buraya koyarım


_____________________________

INTEL - E6400 C2D ; ASUS P5B ANAKART ; ATİ X1600 XT 256 MB EKRAN KARTI ;4X512 mb 533 mhz kingston ram ,2X250 GB SAMSUNG SATA II HDD ; ENERMAX 535 WATT PSU ; PHİLİPS 170X6FB LCD MONİTÖR


 
2271 Mesaj
18 Mart 2011; 19:15:54 

Kaya tuzunun sihirli gücü
e-Posta Yazdır
Kaya tuzunun sihirli gücü

Kaya tuzunun sihirli gücü

Son yıllarda medya ve basın organlarında “tuz”a karşı büyük bir savaş var. Tuz her yerde kötüleniyor ve uzmanlar sofradan tuzu kaldırın diyor. Amerika’da bazı lokantalar masalara tuzluk koymamaya başlamış. Sağlık Bakanlığı ve sivil sağlık kuruluşları az tuz tüketilsin diye yaygın bir şekilde uyarılarda bulunuyorlar. Aykırı fikirleri ortaya koyan biri olarak bu sizin konu hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim. Bu öneriler ne kadar doğru? Tuz hakikatten bu kadar kötü mü?

Evet, fazla tuz tüketmek bazı insanlarda yüksek tansiyona neden olarak böbrek ve kalp hastalıklarına, felçlere yol açabiliyor. Ama bu tuz kısıtlaması konusu fazla abartılıyor ve nerdeyse açık bir tuz düşmanlığı yapılıyor. Bu durum beni çok tedirgin ediyor. Çünkü bu önerilere körü körüne uymak faydadan çok zarar getirebiliyor.

Bir kere önce şunu söyleyeyim. Tuz kalitesine miktarına dikkat edilmek şartı ile düşmanımız değil tam tersine kadim dostumuz. Tuz hayatın vazgeçilmez unsuru, çünkü onsuz hayat mümkün değil. Dünyanın dörtte üçü denizlerle kaplı. Biliyorsunuz deniz suyu tuzlu. İnsan vücudunun da üçte ikisi su ve tuz. Suyun damarlarımızda ve hücrelerimizde durabilmesi tuz olmadan olmuyor. Tuz ayrıca sinirlerimizin iletisini sağlıyor, kaslarımızı kasıyor, çeşitli besin maddelerinin hücre içine girmesini sağlıyor. Tuz olmadan hiçbir şey düşünemiyor ve hareket edemiyorsunuz.

Tuz’un tarihini araştırdığımızda geçmişte çeşitli topluluklar arasında tuz savaşları yapıldığını öğreniyoruz. Büyük uygarlıklar tuz üretimini kontrol ederek yükselmiş, tuz ticareti sayesinde zenginleşmiş gelişmiş (1). Dikkat ederseniz eski yerleşim yerlerinin birçoğu tuz ocaklarına yakın.

Romalılar maaşları (salary) tuz (sal) ile öderlermiş. Hatta tuz o kadar kıymete binermiş ki Avrupalı ve Afrikalı kaşifler bir fincan tuz almak için 1 fincan altın tozu verirlermiş. Yani tuz kıt bulunduğu yörelerde altın kadar kıymetli imiş, hatta tuza beyaz altın diyorlarmış.

O halde otoriteler niçin tuzu kısıtlamamızı söylüyorlar?

Birçok hekim hipertansiyonun tedavisi ve önlenmesinde hasta olsun olmasın her kese tuzu azaltılmış bir diyet öneriyor. İlk bakışta tansiyon hastalarına tuz kısıtlaması yapmak çok doğruymuş gibi gözüküyor. Çünkü kanımızda dolaşan tuz miktarı artarsa, bu fazla tuz hücre içindeki suyu kendi tarafına çeker. Damar içindeki sıvı miktarı artar, bu da kan basıncını artırır. Ama gerçek bu kadar basit değil. Tuz tansiyonu yükseltir’ söylemi fazlaca düz bir mantığa dayalı. Tuza duyarlı genetik özelliklere sahip bazı etnik gruplar dışında tuz kısıtlamasından tansiyon açısından fayda görenlerin oranı düşük; duyarlı grubun Dünyadaki oranı ise yüzde 30’u geçmiyor.

Bazı insanlar tuza duyarlı iken, çoğunlukta bu duyarlılık yok demek istediniz anladığım kadarı ile; bu farklılığın belli bir nedeni var mı?

Vücudumuzda su ve elektrolit dengesini ayarlayan hassas bir hormonal sistem var, renin-anjiyotensin-aldosteron (RAA) sistemi diye. Vücudumuz susuz ve tuzsuz kaldığında beyin hücrelerini susuz bırakmamak için her türlü tedbire başvuruyor. Amaç beyine yeterli kanı göndermek. Bu durumda eğer yeterli tuz ve sıvı almazsanız renin-anjiyotensin-aldosteron (RAA) sistemi etkinleşiyor. Bu durumda kas, deri ve eklem gibi önceliği olmayan dokuların damarlarını büzüştürüyor. Bu dokular susuz kalıyor; deyim yerinde ise buruşuyor. Böylece hayati beyin gibi organlara daha fazla kan gidiyor. Su ve tuzu fazla aldığımız zaman ise RAA sistemi faaliyetini durduruyor.

Şimdi köle ticaretinin dorukta olduğu yüzyılları düşünün. O zamanki Afrikalıların bir bölümü (özellikle Büyük Sahra, Kuzey Afrika) tuz ocaklarının yakınında yaşadıkları için yeterli sodyum almakta idiler bu nedenle RAA sistemleri aşırı aktif değildi. Orta ve Güney Afrika’nın iç kısımlarında yaşayan daha ilkel şartlarda tuz ocaklarına uzak yaşayanlar ise sadece yiyeceklerde bulunan sodyumu tüketirler, bulamadıkları için ilave tuz alamazlarmış. İşte bu insanlar çok az aldıkları sodyumun böbrekten atılmasını iyice azaltmak için RAA sistemlerini aktif halde tutacak genetik yatkınlığa sahip olmuşlar.

16. yüzyılın başından 19 yüzyılın sonuna kadar çok sayıda Afrikalı esir olarak Amerika’ya ve başka kıtalara götürülmeye başlanmış (bunların çoğu Afrikanın Güney ve Orta kısmından alınmış) . Esirlerin haftalar süren yolculuklarda gemi ambarlarında sıcağa maruz kalmaları, tuz kaybına yol açmış. Bu nedenle esirlerin bir bölümü tuz kaybına bağlı susuzluktan ölmüşler. RAA sistemleri aktif olanlar, tuz kaybından daha az etkilenmiş ve daha az ölmüşler ve böylece Amerika kıtasına gelmişler. Yani tuz tutma özellikleri fazla olanların (yani bulundukları doğal yaşama ortamında fazla tuz alma imkanı olmayanlar) yaşama şansı artmış.

Bu kıtaya ulaşan tuza duyarlı Afrikalılar daha farklı bir beslenme düzenine geçmek zorunda kalmışlar. Çünkü beyaz adamların diyetlerinde sodyum daha yüksek ve potasyum daha düşükmüş. Tuza duyarlı bu kara derili grup insanlarda, aynı diyeti alan beyazlardan daha çok hipertansiyon olduğu saptanmış(2).

Özetle söyleyecek olursak insanların yaklaşık %30’u tuza duyarlı ve bu insanlarda böbrekten salgılanan renin adlı hormon düşük. Bu hastalarda tuz kısıtlaması hastaların hipertansiyonunun düzelmesine yardımcı oluyor. Fakat insanların %70i ise tuza duyarlı değil ve renin seviyeleri yüksek. Bu kişilerde tuzu kısıtlamak zaten yüksek olan renini artırarak kan basıncını da artırıyor.

Tuza duyarlı olup olmadığımızı nasıl anlarız?

Maalesef tuza duyarlı ve duyarsız kişileri ayıran hassas bir test yok. Siyahilerde, yaşlılarda ve obezlerde tuza duyarlı olanlar daha yüksek oranda. Bence bütün hipertansiyonlulara hiçbir ilaç vermeden çok aşırı olmamak koşulu ile tuz kısıtlaması yapmak, iki hafta içinde tansiyonda beklenen düşme olmuyorsa, o kişi tuz duyarlı değildir ve bu diyette ısrar etmemek lazım.

Tuza duyarlı olmayan o büyük gruptaki insanlar tuz kısıtlaması yaparlarsa ne gibi zararlara uğrarlar?

Şimdi söylediklerime çok şaşacaksınız. Bir araştırmada tuz kısıtlaması yapılan hipertansiyonlu hastaların, yapılmayanlara oranla daha fazla enfarktüs geçirdiklerini gösterilmiş (3). Başka bir araştırmada da az tuz tüketenlerde ölüm oranları daha yüksek bulunmuş(4). Ama nedense tıp dünyası bu tarz çalışmaları görmezden geliyor!

Az tuz almak kemik kırıklarını ve kemik erimesini de artırıyor. Mesela bir araştırmada 364 kırıklı yaşlı hastanın (65 yaştan büyük) ve aynı sayıda kırıksız hastanın serum soydun seviyelerine bakılmış (5). Kırıksızlarda %4.1’inde kan soydun değerleri düşük bulunurken kırıklılarda bu oran iki kattan daha fazla imiş (%9.1).

Araştırıcılar tuz tadı ve motivasyon ve duygulanım ile ilgili süreçlerin limbik önbeyinde iç içe girdiğini göstermişler(6). Bu nedenle tuz dengesindeki değişiklikler mizaç ve davranış bozukluklarına yol açabiliyor. Bir araştırmada tuzu kısıtlanan farelerin daha önceleri zevk aldıkları faaliyetleri yapmadıkları saptanmış. Biliyorsunuz hayattan zevk almamak depresyonun en önemli özelliği. Yani tuzun antidepresan bir özelliği var. Belki de bu yüzden bazı insanlar tuza çok düşkünler.

Tuz eksikliği iştahsızlık, konsantrasyon azlığı, dikkat eksikliği, yorgunluk, baş ağrısı, uyku bozuklukları, tükenmişlik hissi, ağız tadının bozulması ve susuzluk hissi gibi belirtilere de yol açıyor. Birçok insanda bu belirtiler olabiliyor, ama bunlar nadiren tuz eksikliğine bağlanıyor.

Şimdi anladım tuzun azı da zarar, çoğu da zarar diyorsunuz özetle.

Evet öyle, ortası karar. Fakat önemli bir problem var. İnsan sağlığı ile ilgili birçok kanaat önderi genellikle tuzun fazla miktarda alınmaması konusuna odaklanmışlar. Tuzun kalitesi, yani doğal olup olmaması onları nedense fazla ilgilendirmiyor.

Bakkaldan, marketten aldığımız rafine tuzlar kalitesiz mi yani? Biz yemeklerde rafine tuz kullanıyoruz. Ancak turşu kuracağımız ya da salamura balık yapacağımız zaman kaya tuzunu kullanıyoruz, ucuz olduğu için. Yoksa rafine tuzlarda bir sorun mu var?

Var tabii.

Peki hangi tuz daha kaliteli, rafine tuz mu? Kaya tuzu mu? Bize bu tuzların özelliklerinden bahsetseniz

Olur bahsedeyim. Dünyadaki tuz üretiminin %93-94'ü direkt olarak endüstriye gidiyor. Tuzsuz ne plastik, soda, yumuşatıcılar, deterjanlar, cilalar, ne de yağlar üretilebiliyor. Kimyasal ayrıştırma işlemleri için ise sadece NaCl gerekli. Çünkü doğal tuz kristalinin içerdiği diğer elementlerin tümü üretimde sıkıntılara sebep oluyor (7). Bu elementler rafinasyon sırasında ayıklanıyor ve geriye sadece NaCl kalıyor. Bu işlemler için ayrıştırılan tuz'dan endüstride kullanılmayan %6'lık kısım da gıda sektörüne aktarılıyor. Üstelik rafinasyon işlemleri sırasında birçok toksik madde tükettiğimiz tuza karışıyor. Başka bir sorun da tuzun elde edildiği yerin temizliği. Örneğin Türkiye'nin büyük oranda tuzunu karşılayan Tuz Gölü maalesef kanalizasyonlar ve kirletici sularla kirlenmiş vaziyette.

Rafine tuzlar ile doğal tuzlar arasında çok büyük farklar var. Rafine tuzun %97.5’i sodyum klorür; geri kalan %2.5’inde iyot ve nem soğurucu kimyasallar var. Başlıca nem soğurucular kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat ve Alzheimer hastalığına da yol açtığı söylenen alüminyum hidroksit. Bu kimyasallar tuzun serpilmesini kolaylaştırıyorlar, yani akıcılığını artırıyorlar.

Bu tuz rafinasyon işlemi sırasında 650oC sıcaklığa maruz kalıyor ve bu sıcaklık tuzun kimyasal yapısını bozuyor. Rafine tuz birbirinden ayrılmış kristallerden oluşuyor. Bu nedenle metabolize olması için vücudunuzun çok enerji harcaması gerekiyor. Aşırı rafine tuz aldığınızda su molekülleri sodyum klorür molekülünün etrafını sarıyor ve vücudunuz bunu nötralize etmeden hemen sodyum ve klorüre ayrıştırıyor. Bu işin oluşması için hücre içinden su çekilir ve hücreleriniz buruşuyor, bu arada tansiyonunuz da yükseliyor. Her 1 gram fazla sodyum için hücrelerden 23 gram su çekiliyor. Bu durum tansiyonumuzu yükseltirken hücrelerimizi de susuzluktan kurutuyor.

Bilimsel açıdan doğal tuz kristalinin kendine has bir yapısı var. Diğer tüm kristal yapıların tersine, tuzun atomik yapısı moleküler değil, elektriksel ve tuzu değişken yapan faktör de bu (8).

Doğal tuzda, rafine tuzda olmayan ne gibi mineraller var?

Doğal tuzun %84’ü sodyum klorür; geri kalan %16’lık bölümünü lityum, fosfor, selenyum, magnezyum, kalsiyum, vanadyum gibi doğal mineraller oluşturuyor. Doğada bulunan 94 elementten soy gazlar hariç tüm elementler (84 element) doğal tuz kristalinde mevcut. İnsan bedeni de tuz gibi 84 elementten oluşmakta. Yani doğal tuz mineral ihtiyaçlarımızın tamamını sağlıyor! İşin kötü yanı doğal tuz dışında bazı doğal mineralleri alacağımız doğru dürüst bir kaynak yok. Bu mineraller kaynak suyu ve maden sularında da bulunuyorlar ve sağlığımız için çok önemli. Sadece bir örnek vermek istiyorum ABD’de Texas’ta lityumdan fakir suların içildiği bölgelerde cinayet, hırsızlık, soygunculuk, tecavüz ve intihar olgularının daha çok görüldüğü saptanmış(9). İşte bu yüzden “doğal-işlenmemiş tuzlar” ile “rafine beyaz tuzun” birbirine hiç benzemiyor.

Rafine tuz vücudumuzu neden tahrip ediyor?

Vücut rafine tuzu saldırgan bir zehir olarak algıladığı için tüketilen rafine tuzu kendini korumak amacıyla bir an önce atmak istiyor ve bu nedenle de tüketilen aşırı miktarda tuzun süzülmesi ve atılması başta böbreklerimiz olmak üzere tüm boşaltım sistemi üzerinde önemli bir yük ve baskı oluşturuyor. Bu durumda rafine tuz vücudumuzda aşırı su birikimlerine (ödem) sebep oluyor ki kalp yetersizliğine yol açabiliyor. Kadınların en önemli şikâyetlerinden biri olan selülitin temel sebeplerinden biri de yine bu.

Vücuttan atılamayan rafine tuz ise tekrar kristalleşerek direkt olarak eklem ve kemiklerde depolanıyor ki bu artrit, gut gibi değişik türdeki romatizmal hastalıklar ile safra kesesi ve böbrek taşı oluşumlarının önemli sebeplerinden. Tekrar kristalleştirerek saklama çözümü orta ve uzun vadede hastalıklara sebep oluyor ama, atılmasını gerçekleştiremediği aşırı miktarda rafine tuzun kendisine vereceği akut zararı engellemek için vücudun bulabildiği tek çözüm bu. Yani zararı zamana yayıyor.

Deniz tuzu da faydalı mı?

Aslında kaya tuzları da eski jeolojik devirlerde oluşan deniz tuzları. O nedenle deniz tuzları kaya tuzlarının özelliklerine sahip, ve onlar kadar faydalı; rafine edilmemişse tabii. Ama maalesef piyasada satılan bu tuzların çok büyük bir bölümü rafine.

Ben de deniz tuzlarını doğal sanırdım. Peki bir tuzun rafine olup olmadığını nasıl anlayacağız?

Çok kolay. Bir tuz çok rahat akıyorsa o rafinedir. Hangi tuzu kullanıyorsanız kullanın önce tuzunuzu test edin, sonra karar verin. Yarım çay bardağı üzüm sirkesi içine1 tatlı kaşığı tuz atın. 5-10 dakika kadar bekleyin. Sirke yeni açılmış gazlı içecekler gibi aşağıdan yukarı doğru köpürmeye başlıyor ve bir süre sonra bulanıklaşıyorsa o tuz doğal değildir.

İşlenmiş gıdalara neden tuz konuyor?

Buzdolabının olmadığı devirlerde yiyecekleri kokuşmadan saklamanın başlıca yolu tuzlama idi. Çünkü tuz kokuşma yapan bakterilerin yaşamasına izin vermiyor. Günümüzde soğuk hava depoları ve kimyasal koruyucularla bu ihtiyaç büyük ölçüde ortadan kalktı. Ama yine de paketlenmiş gıdalara çok miktarda tuz konuluyor.

Neden?

Tuzun gıdaların raf ömrünü artırması dışında başka özellikleri de var. Çünkü tuz olmazsa doğal yapısı değiştirilmiş o tatsız yiyecekleri kimse yemez. Tuz bunlara tat katmanın en ucuz yolu. Tuz ayrıca iyi bir stabilizatör. Paketlenmiş gıdaların içindeki unsurların bir arada durmasını, dağılmamasını sağlıyor.

Raf ömrü artırılmış yiyeceklerin içinde sadece sodyum klorür yok, başka sodyum bileşikleri de var; monosodyum glutamat, sodyum bikarbonat (yemek sodası), sodyum nitrat ve sodyum sakkarin gibi. Bu durum farkında olmadan tükettiğimiz tuzun aşırı miktarlara çıkmasına neden oluyor. İşin önemli yanı bu sodyum bileşiklerinin tuz tadında olmaması. Böylece tuzlu bir şey yediğinizi de anlamıyorsunuz. Ayrıca bu katkıların çoğu sağlığımız için sakıncalı.

Yani bilmeden çok miktarda sodyum alıyoruz, o halde?

Tamamen öyle.

Ülkemiz doğal tuz kaynakları bakımından zengin mi?

Evet oldukça zengin. Çankırı, Iğdır ve Kastamonu gibi illerimizde tuz mağaraları bulunuyor ve buralardan çıkan kristal kaya tuzları doğal tuz olarak tanımladığımız, doğanın bize hediyesi olan tuzlar. Çankırı Tuz Mağarası yaklaşık 5000 yıldır yararlanıldığı tahmin edilen Türkiye'nin en büyük kaya tuzu rezervlerinin bulunduğu bir yer. Buradaki kaya tuzu yataklarının Hititler zamanından beri kullanıldığı tahmin ediliyor.

Doğal yaşayan topluluklar günlük ne kadar tuz tüketiyorlar?

Yeni Gine yaylalarında doğal şekilde beslenen yerlilerin (ki hiç ilave tuz kullanmıyorlar) yiyeceklerle aldıkları tuz 0.5 gram ve sağlıkları oldukça iyi. Ve kalp-damar hastalıkları sıfıra yakın. Ortalama taş devri insanının ortalama tükettiği miktar ise 1-1.5 gram kadar. Ama daha fazla tuz tüketen doğal topluluklar da var; Tibet’teki Fala Nomadlar gibi. Bu insanların ana menüleri süt, peynir, antilop, yak ve tereyağı. Nerdeyse hiç meyve ve sebze yemiyorlar, ama çok bol tuz tüketiyorlar (Himalaya tuzu). Tuzun kendilerini sağlıklı yaptığına inanıyorlar. Nitekim bu Tibet kabile bireylerinin kan basıncı değerleri, bizimkilerden çok daha düşük ve çok uzun yaşıyorlar (10).

Gördüğünüz gibi doğal yaşayan topluluklarda tuz tüketimi ırklara, tuz kaynaklarına yakın-uzak olmaya ve RAA sisteminin aktif olup olmamasına göre değişiyor. Türkiye’de ise kişi başına 18 gram, ABD’de 10 gram kadar günlük tuz tüketildiğinin saptanmış. Bu ise çok yüksek bir miktar. Çünkü böbreklerimizin günlük tuz süzme kapasitesi cinsiyete, yaşa ve kişinin yapısal özelliklerine göre 5 gr ile 7 gr arasında. Fazla su tüketenlerde ve kristalize tuz tüketenlerde kapasite daha yüksek olabiliyor.

Birçok kişi maalesef sofraya oturuyor ve daha yemeğin tadına bakmadan tuz katıyor. Yeteri kadar da su içmiyorsa ciddi sorunlar olabiliyor; hele de rafine tuz alıyorsa. Bu nedenle tüketilen tuz miktarının düşürülmesi öneriliyor.

ABD’de FDA’nın tuz için önerisi ise günde 2.4 gramın (2.5 silme çay kaşığı kadar; tepeleme değil) aşılmaması. Amerikan Kalp Topluluğunun sınırı ise 1.5 gram. Ama maalesef her iki kuruluş da tuzun rafine edilmiş olup olmamasından hiç bahsetmiyor.

Otoriteler 100 gram yiyecek içinde 500mg’dan fazla sodyum olmaması gerektiğini söylüyorlar. Ama salam ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin 100 gramında 800mg kadar tuz var!

Benim tuz tüketimi hakkındaki fikrim şöyle. Eğer rafine tuz tüketiyorsanız, günlük miktarı 1500-2000mg’a kadar kısıtlamanız uygun olur. Ama sağlığınız iyi ise, rafine edilmemiş tuz tüketimini 3000mg’a hata daha fazlasına kadar artırabilirsiniz. Bu arada günlük su tüketiminin 2 litreden daha az olmaması gerekiyor. Eğer fazla tuz almışsanız, tükettiğiniz su miktarını da artırın.

Konjestif kalp yetersizliği ve böbrek yetersizliği gibi su ve tuz atılımını zorlaştıran hastalıklarda ise tuz tüketiminin ayarlanması hekimin gözetimi altında yapılmalı. Bence hasta bir kişinin sodyum ihtiyacını belirleyecek en iyi yol kan sodyum düzeyleri izlemek, ki alt sınırı 136mEq/L, üst sınırı ise 145mEq/L. İdeali seviyeyi 140 civarı. Eğer değerleriniz 145’in üzerinde ise daha az tuz tüketmelisiniz. Sodyum değeri düşük ya da alt sınıra yakın olan hastalarda hipertansiyonu düşürmek için kan sodyum düzeylerini düşürmek çok tehlikeli.

Böbreküstü bezi yetersizliği ve kistik fibroz gibi tuz kaybettiren hastalıklarda ise olağandan daha fazla tuz tüketmek gerekiyor. Tuz kısıtlaması böbrekleri de tahrip edip hipertansiyona sebep olabiliyor. O nedenle çok dikkatli olmak lazım. Birçok yaşlı hastaya sıcak havalarda dışarı çıkmayın deniyor. Bu kişiler tuz kısıtlaması yapıyorlarsa bayılabiliyor ve kalp krizi geçirebiliyor.

Hocam ‘sole’ denilen bir tuzlu su varmış. Çok faydalı diyorlar, doğru mu?

Su ve kristal tuz karışımına sole deniyor. Sol Latincede güneş demek. Sole güneş ışığının sıvılaşmış halinden başka bir şey değil. Su tuzla birleştiğinde, tuzun pozitif iyonları suyun negatif iyonlarını sarıyor; suyun pozitif iyonları da tuzu negatif iyonlarını. Sonuçta iyonlar hidrolize oluyor. Bu süreç sırasında tuzun ve suyun geometrik yapısı değişiyor ve tamamen üç boyutlu yeni bir yapı oluşuyor. Elde edilen şey artık ne su, ne de tuz.

Bu kristal yapı doğanın rezonans frekansına ve vibrasyon patternine aynen sahip. Hastalık halinde insanın bu enerji ve vibrasyona ihtiyacı var. Sole vücudun iletkenliğini artırıyor, vücut pH’sını alkali tarafa çeviriyor ve ağır metallerin eliminasyonuna yardımcı oluyor.

Bu soleyi nasıl hazırlayabiliriz?

1 cam bardak ya da kap içine tuz kristallerini koyun. İçine su doldurun. 24 saat içinde tuzun eriyip erimediğine bakın. Eğer tuz erimediyse üzerine bir miktar daha su ekleyin. Eğer erimişse biraz kristal daha ekleyin. Sonunda belli bir sınıra gelince tuz artık doyacak ve artık erimeyecektir; işte bu %26 bir konsantrasyona denk geliyor. İşte sole dedikleri bu. Tuz artık aşırı doymuştur. Sole eriyiği azaldıkça üzerine tekrar kristal ve sukoyarak eksilen miktarı karşılamış olursunuz. Bu solüsyondan her sabah aç karnına 1 tatlı kaşığı alın ve bir bardak içme suyuyla inceltin ve içilir hale getirin. Gün boyunca 8-10 bardak su içmeyi de ihmal etmemek gerekiyor. Bu karışım çok yüksek dezenfektan etkisi olduğundan oda sıcaklığında bozulmadan uzun süre saklanabiliyor.

Sole ile cilt temizliği de yapılıyormuş.

Evet yapılıyor. Eğer daha pürüzsüz bir cilde kavuşmak isterseniz 50 mL (yarım çay bardağı) konsantre bir haldeki soleyi 1 lt. suda çözün. Pamuk tampona çözeltiyi emdirerek süzün ve yüzünüze koyun. Kurumaya bıraktıktan sonra duru suyla yüzünüzü yıkayın. Sırt ve dekolte bölgeleri için pamuklu bir beyaz gömleği bastırıp sıkın. Nemli bir şekilde giyinin, sonra kurumasını bekleyin. Kuruduktan sonra duru suyla bir duş yapın. Bu yöntem kaşıntılara ve böcek ya da sinek ısırıklarına da iyi geliyor.

Tuzun insan sağlığında başka kullanım alanları var mı?

Var tabii. Mesela tuzlu banyo suyu. Bir küvet su içinde 0.5-1 kg kristal tuzu eritiyor ve ortalama sıcaklığı ortalama vücut sıcaklığına getiriyor ve bu suyun içinde en az 20 dakika yatıyorsunuz (11). Daha sonra duş alarak durulanmadan sadece havlu ile kurulanıyorsunuz. Bu suyun detoksife edici, nemlendirici, kaşıntıyı azaltıcı, yorgunluğu alıcı ve sakinleştirici bir etkisi var. Tıpkı deniz suyu gibi.

%1’lik tuz eriyiği: 1 silme çay kaşığı (1 gram) tuz, 1 standard çay bardağı suyun (100mL) içinde eritiliyor. Bu derişim fizyolojik serumunkine yakın. Bu suyu burnunuza çekip burun ve sinüslerinizi yıkayabilirsiniz. Aynı işlemi tahriş olmuş gözlerinize de uygulayabilirsiniz. Zaten eczanelerde satılan deniz suyu da bu hazırladığınız suyun aynısıdır. Üstelik çok daha ucuzdur. Bu eriyik ile gargara yaptığınızda boğaz ağrınızı azaltabilirsiniz.

Bir de tuz lambaları var. Onlar süs olmak dışında ne işe yararlar?

Tuz lambaları ve yararları kristal lambalar tuz kayasının benzersiz doğal biçimi ve kristal yapısını elde etmek için dikkatli bir şekilde elle oyulurlar. Kristal tuz lambalarımız eksi iyonlar üreterek havanın kalitesini arttırırlar (12).

Tuzun titreşim frekansı aynı bizim bedenimizin frekansı gibi. Örneğin bizim beynimizin elektriğini ölçtüğümüzde 8 Hertz civarındadır, aynı frekansı kristal tuz lambaları da veriyor.

Televizyon seyrederken 100 – 160 Hrtz. civarında frekanslara maruz kalıyorsunuz. Bu yüzden uzun süre televizyon seyrettiğimizde sinirli olmamız kaçınılmaz. Bedeniniz televizyon ve bilgisayarla doğal elektriğinin 20 misli frekansa maruz kalıyor. Bunların yaptığı tahribatı tuz lambaları ile azaltmak mümkün.

Artık bugün sadece tuz kristalin yapısından dolayı radyasyonu nötralize etmek mümkün olduğunu biliyoruz. Örnek verirsek; atom çöpü olan radyasyon artıkları tuz depolarında saklanıyor.

Bu da tuz'un sırrı, bu sır da onun geometrik şeklinde saklı

Kaya tuzu doğal iyonlaştırıcıdır, bu yüzden lambaları eksi iyonlar (hava vitaminleri) üreterek etkili bir şekilde havanın kalitesini arttırmasıyla bilinirler.Ayrıca bu lambaların kullanımı günümüz ürün ve cihazlarının elektrik yüklü sisinden oluşan artı iyonların zararlı etkilerini de azaltır. Tıbbi bir cihaz olmamasına rağmen kristal tuz lambaları yorgunluğu, stresi, astım nöbetlerini, alerjileri, baş ağrılarını, cilt rahatsızlıklarını, havadaki nemi ve kokuyu hafifletmekle bilinirler ve rahat uyku ortamı yaratırlar.Bu lambaların birçok çeşidi tansiyonu,ruhsal ve psikolojik sorunları olan hasta lara yardımcı olurlar.

Eksi iyonlar havayı şu unsurlardan temizler: Toz, polen (çim,yabani ot ve ağaç poleni), toz zerrecikleri, hayvan tüyleri, küflü sporlar, saman nezlesi, astım, hava arındırıcısı ve ferahlatıcısı, koku azaltıcı, duman, depresyon, kronik yorgunluk.

Lambaların serin oldukları zaman bile yararlı etkileri var ama yandıklarında ürettikleri az miktardaki ısı daha fazla miktarda iyonu içine çeker. Piyasadaki birçok iyonlaştırıcı insan yapımı makineler iken, kristal tuz lambaları hava kalitesini arttırmak için doğa tarafından oluşturulmuş güzel, daha az masraflı, bakım gerektirmeyen bir alternatiftir.
KAYNAKLAR

1. İnsanlığın Tuzlu Tarihi / Mark Kurlansky- Aykırı Yayıncılık İstanbul 2003
2. Wilson TW, Grim CE. Unnatural selection: the history of the trans-Atlantic slave trade and blood pressure today. In Inikori JE, Engerman S, eds. The Atlantic Slave Trade: Effects on Economics, Societies, and Peoples in Africa, the Americas, and Europe. Durham, NC: Duke University Press; 1992:339-359.
3. Alderman MH, Madhavan S, Cohen H, Sealey JE, Laragh JH. Low urinary sodium is associated with greater risk of myocardial infarction among treated hypertensive men. Hypertension. 1995;25(6):1144-52.
4. Alderman MH, Cohen H, Madhavan S. Dietary sodium intake and mortality: the National Health and Nutrition Examination Survey (NHANES 1). Lancet 1998; 351: 781-785.
5. Sandhu HS, Gilles E, DeVita MV, Panagopoulos G, Michelis MF. Hyponatremia associated with large-bone fracture in elderly patients. Int Urol Nephrol. 2009;41(3):733-7.
6. Morris MJ, Na ES, Johnson AK. Salt craving: the psychobiology of pathogenic sodium intake. Physiol Behav. 2008;94(5):709-21.
7. Nihal Doğan. Rafine Tuz mu? Kaya Tuzu mu? http://beslenmebulteni....kll-beslenme&Itemid=386
8. http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=160003
9. Schrauzer GN, Shrestha KP, Flores-Arce MP. Lithium in scalp hair of adults, students and violent criminals. Effects of supplementation and evidence for interactions of lithium with Vitamin B and other trace elements. Biological Trace Element Research, 1992(2): 161–76.
10. http://www.thehealthier...ood-pressure-00733.html
11. http://articles.mercola...ilified-by-doctors.aspx
12. http://www.tuzlambaci.c...default.asp?gb=islevsel


_____________________________

INTEL - E6400 C2D ; ASUS P5B ANAKART ; ATİ X1600 XT 256 MB EKRAN KARTI ;4X512 mb 533 mhz kingston ram ,2X250 GB SAMSUNG SATA II HDD ; ENERMAX 535 WATT PSU ; PHİLİPS 170X6FB LCD MONİTÖR


 
2271 Mesaj
18 Mart 2011; 19:28:48 

Rafine Tuz mu? Kaya Tuzu mu?
e-Posta Yazdır
hangi tuz ?

hangi tuz ?

Tuz hayatımızda çok önemli; azı da zarar, çoğu da. Fakat insan sağlığındaki kanaat önderleri genellikle tuzun fazla miktarda alınmaması konusuna odaklanmışlar. Tuzun kalitesi, yani doğal olup olmaması onları nedense fazla ilgilendirmiyor.

Üstelik halk da daha pahalı olan rafine tuzu, doğal kaya tuzundan daha sağlıklı sanıyor. Halbuki doğal tuzda, doğadaki 84 element bulunuyor ve bu elementler vücudumuzun nerdeyse bütün mineral ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Buna karşılık rafine tuz sadece NaCl.

Üstelik rafinasyon işlemleri sırasında birçok toksik madde tükettiğimiz tuza karışmakta. Başka bir sorun da tuzun elde edildiği yerin temizliği. Örneğin Türkiye'nin büyük oranda tuzunu karşılayan Tuz Gölü maalesef kanalizasyonlar ve kirletici sularla kirlenmiş vaziyette. Halbuki turşu kurduğunuz kaya tuzu oldukça temiz. Bu sayımızda Nihal Doğan’ın ‘Doğal tuz, sodyumun nefretine karşı!’ başlıklı yazısını okuyacaksınız.
Doğal tuz, sodyumun nefretine karşı!

Hayat su ve tuz ile başlıyor.

Tuz’un tarihini araştırdığımızda 14.000 farklı kullanım alanı olduğunu, tarihte medeniyetler arasında tuz savaşları yapıldığını, tuza hakim toplumların gelişip zenginleştiğini öğreniyoruz.

Tuz ile ilgili en eski kalıntılar, M.S.1000 yılına ait. O dönemde yaşayan Büyük Maya Uygarlığı, tuz üretimini kontrol ederek yükselmiş, tuz ticareti sayesinde zenginleşmiş ve tuz kaynaklarının kontrolü için yapılan sürekli savaşlara rağmen gelişmiştir.
Avrupalılar geldiğinde Maya Uygarlığı çöküş aşamasındaydı ve bu durumun temel göstergelerinden biri de tuz ticaretindeki krizdi.

Mayalar tuz’u; doğum kontrolü için mercanköşkü ve xul ağacının yaprakları ile, epilepsi için yağ ile, doğum sancısını hafifletmek için bal ile karıştırarak kullanmışlar.

Mayalar bitkilerden tuz elde etmesini de biliyordu. Otlarla birlikte bitki ve bazı palmiye türlerini yakıyor ve küllerini daha sonra buharlaştırdıkları salamuraya atıyorlardı.

Bu teknik tüm Amerika ve Afrika’da dış dünyadan ayrı yaşayan orman kabilelerinde kullanılıyordu.
Tuz eski geleneklerde; hem doğum hem de ölümle ilgili törenlerde kullanılırdı. Yeni evlilerin evlerinin dört köşesi de tuzlanırdı, bunu da kötü ruhları kovmak veya uzak tutmak için diye açıklarlardı.

Tuz'un içinde fizik bedeni de oluşturan her tür titreşim oranının mevcut olduğu çok eskilerden beri fark edilmişti. Masada tuz'unuzu paylaştığınız kişiyle dost olursunuz, çünkü onunla aynı frekansta titreşirsiniz.

Eskiden beri yemeklere konulan tuz, aslında düşünme yetisine sahip olabilmek için konuluyordu.
Bütün düşüncelerimiz ve bunların kaynağı, su ve tuza bağlı!

Doğada var olan doğal tuz’da 84 element bulunuyor, insan bedenindeki tuz da aynı doğadaki tuz gibi 84 elementten oluşmakta. Doğa aslında doğal olan her şeyde ihtiyaçların tamamını sağlıyor! Bedeninizde tuz olmasaydı hiçbir şeyi düşünemeyeceğinizi biliyor muydunuz?

Bütün düşüncelerimiz ve bunların kaynağı, su ve tuza bağlı.

Burada daha sağlıklı olmak için değil, daha şuurlu olmak için belirli bir suyu içmeniz veya tuzu yemeniz söz konusu, çünkü şuurlu olursanız, otomatik olarak daha sağlıklı olursunuz.

Biyofiziksel olarak baktığımızda tuz, tüm enformasyonu alabiliyor ve biyokimyasal olarak da tüm bedenimizi dengede tutan elektrolit dengemizi koruyor.

Son yüzyılda endüstri ve kimyanın gelişimiyle, görsel anlamda standartlar yüksek görünse de, ruhsal, duygusal ve fiziksel anlamda yaşam kalitemizde bozukluklar ortaya çıktı.

Sonuç; üretimde yoğun olarak kullanılan kimyasal katkı maddeleri ile “yapay” bir yaşam!

Kendimize her zaman ne kadar canlı ve doğal gıda aldığımızı sormamız gerekir.
Eğer kimyasal miktara değil de kaliteye dikkat ederseniz, organizmanın ne kadar az gıdaya ihtiyacı olduğunu saptarsınız.
‘Sodyumun nefreti’

“Doğal tuz ile Rafine tuz arasındaki farklara baktığımızda aslında, aklımıza takılan birçok sorunun cevabı ortaya çıkıyor”.

Mark Kurlansky’ın İnsanlığın Tuzlu Tarihi kitabında ‘Sodyumun Nefreti’ bölümünde, 1875 – 1956 arasında yaşamış Britanyalı yazar Edmund Clerihew Bentley tarafından taşlama olarak kaleme alınan dörtlük dikkat çekici:

Sir Humprey Davy,
Mide bulandırıcı adam-döndü köşeyi,
Keşfedince Sodyumu,
Nefret kapladı toplumu

Sir Humprey Davy kendini yetiştirmiş bir kimyacı ve 1807’de dünyada en sık rastlanan yedinci element olan sodyum dahil bir dizi elementi ilk kez elektroliz yoluyla ayrıştıran bilim adamı. Yani sodyumun babası diyebiliriz.

Bugünkü modern tıp tuzsuz beslenmemizi öneriyor. Bildirilen tuz rafine edilmiş NaCl'dür.
Ve gerçekten de bu söz konusu ‘Sodyum Klorür’den mümkün olduğunca az almalıyız.

Normalde günde 0,2gr. tuz almalıyız. Günlük yediğimiz rafine gıdalardan istemeyerek günde 12 gr. kadar tuz almış oluyoruz.

Beden, ancak belirli bir dereceye kadar hücre suyunu nötralize etmek için kurban edebilir, çünkü daha fazlası ödem oluşumuna sebep olur. Bunlar, hazır gıdalarla almış olduğunuz diğer inorganik cüruflar için mükemmel bir çöplük olarak hizmet eden su dokularıdır.

Ve birdenbire ağırlaştıkça ağırlaşırsınız.

“Size tavsiyemiz: kendinizi rafine edilmiş ürünlerden ve insanlardan koruyunuz”.
Tuz ve endüstri

Dünyadaki tuz üretiminin %93-94'ü direkt olarak endüstriye gidiyor.

Tuzsuz ne plastik, soda, yumuşatıcılar, deterjanlar, ne de yağlar, üretemezdik. Kimyasal ayrıştırma işlemleri için ise sadece NaCl gerekli. Bu işlemler için doğal tuzun içindeki diğer elementler kimyasal reaksiyonları etkileyeceğinden önce rafine işlemleri ile diğer maddeler ayrıştırılıyor ve geriye sadece NaCl kalıyor. Bu işlemler için ayrıştırılan tuz'dan endüstride kullanılmayan %6'lık kısımda gıda sektörüne aktarılıyor.

Bu yüzden de eskiden uğruna savaşlar verilen tuz, diğer adıyla beyaz altın, artık çok ucuza her yerden elde edilebiliyor. Ama elinize geçen tuz artık gerçek tuz değil, elinizde bir artık mahsul tutuyorsunuz. Bu da yoğun agresivitesinden ve fiyatından dolayı gıda sektöründe gıdaları uzun süreli muhafaza etme işleminde, konserve işleminde kullanılıyor ve tüm hazır gıdaların uzun ömürlülükleri bu şekilde sağlanıyor. Kalan bir kısım da yemek tuzu olarak sofralarımıza geliyor.
Rafine tuz ve kimyasal katkılar

Sofra tuzlarına ayrıca bazı maddeler ilave ediliyor. Bunlardan biri iyot minareli.
Yemek tuzlarına iyot eklenerek vücudun ihtiyacı karşılanmak isteniyor. Almanya'da iyot tuzlara ve endirekt olarak ekmeklere de girdi. Her fırıncı, her kasap bu tuzu kullanmak zorunda.

Fakat bu iyotlama işleminden sonra hastalıkların oranı %28 arttığı da gözlenmiştir.

Kalp çarpıntıları, kalp ritim bozuklukları, yorgunluk, konsantrasyon eksiklikleri, uzun süre iyileşmeyen yaralar ve kronik akne gibi rahatsızlıklarda artışlar mevcut.

İyot alımı ile bedeninize yüksek agresivitesi olan bir metal daha almış oluyoruz.

Yemek tuzlarına bir de flor ilave ediliyor. Tuzlarınıza bir de flor ilave edildiğinde, irade gücünüz tamamen zayıflıyor.

Tuza, kimyasal isimleri çok fazla yer tutacağından üzerinde hiçbir zaman yazılmayan ve zaman zaman harfler ve rakamlarla kısaltılan (E-530, E-533, E 550 gibi) maddeler de ilave ediliyor. Mesela sofra tuzunun iyi serpilebilmesi için alüminyum hidroksit ilave ediliyor. Ve bu tuzu çocukluğunuzdan itibaren yiyorsanız, Alzheimer hastalığına yakalanma şansınız da yüksek. Beyninizde sinir iletişim hatlarında içtepiler iletilemedikçe, adınızı bile hatırlayamazsınız.
Doğal tuz ve “sole”

Ve siz tekrar gerçek doğal tuz almaya başladığınızda, bedeninize ihtiyacı olanı, eksik olanı sağlayarak kendinizi canlandırırsınız. Fiziksel veya manevi şekilde biriktirdiğiniz her şey önce tekrar ortaya çıkar, bundan dolayı önce ağrınız olan yerinizde iltihaplanma oluşur ve ardından iyileşme gerçekleşir. % 26 oranında doğal tuzu, doğal kaynak suyu ile karıştırdığınızda, kısa bir süre içinde % 26'lık “sole” dediğimiz bir karışım oluşacaktır, Bu karışımın çok yüksek dezenfektan etkisi olduğundan uzun süre saklanabilir. Bu “sole”den her gün 1 çay kaşığı dolusu alıp bir bardak su ile birlikte içilir ve neticede 6 dakika içinde elektrolit dengenizi düzeltmiş oluyorsunuz.

Burada enteresan olan bedenimizin asit-baz dengesini tuzun sağlıyor olması. Normal koşullarda bedenimizde %70 baz ve % 30 asit olmalı, fakat gıdalarımızın endüstriyelleşmesinden dolayı bu denge %80 asit - % 20 baz'a doğru kaymış durumda.
Tuzun sırrı

Bedeninizde herhangi bir dokunun strüktürel yapısı değişmeye başlamışsa, orada kanser oluşacaktır. Bunun için yine üst nano metrekarede bulunan belli bir dalga boyuna ihtiyacınız var. Bunu da dışarıdan tuz kristal lambaları ile yapabilirsiniz. Havada dengeli bir iyon potansiyeline ihtiyacımız var.

Tuzun titreşim frekansı aynı bizim bedenimizin frekansı gibi olduğundan, tuz kristal lambaları bu konuda çok önemli görev yapmakta. Örneğin bizim beynimizin elektriğini ölçtüğümüzde 8 Hertz civarındadır, aynı frekansı tuz lambalarda vermekte.

Televizyon seyrederken 100 – 160 Hrtz. civarında frekanslara maruz kalıyorsunuz. Bu yüzden uzun süre televizyon seyrettiğimizde sinirli olmamız kaçınılmaz. Bedeniniz televizyon ve bilgisayarla doğal elektriğinin 20 misli frekansa maruz kalıyor. Bunun yaptığı tahribatı siz düşünün. Tuz lambaları ile bu durumu düzeltmek mümkün.

Artık bugün sadece tuz kristalin yapısından dolayı radyasyonu nötralize etmek mümkün olduğunu biliyoruz.

Örnek verirsek; atom çöpü olan radyasyon artıkları tuz depolarında saklanıyor. Bu da tuz'un sırrı, bu sır da onun geometrik şeklinde saklı.
Çankırı tuz mağaraları

Ülkemiz doğal tuz kaynakları bakımından zengin bir ülke.

Çankırı, Iğdır ve Kastamonu gibi illerimizde tuz mağaraları bulunuyor ve buralardan çıkan kristal kaya tuzları doğal tuz olarak tanımladığımız, doğanın bize hediyesi olan tuzlar.

Çankırı Tuz Mağarası yaklaşık 5000 yıldır yararlanıldığı tahmin edilen Türkiye'nin en büyük kaya tuzu rezervlerinin bulunduğu bir yer.

Yurt dışında buraya benzer mağaralar astım, depresyon, ruhsal ve psikolojik bazı rahatsızlıklar, tansiyon vb. birçok hastalığın tedavisinde kullanılmakta.

Buradaki kaya tuzu yataklarının Hititler zamanından beri kullanıldığı tahmin edilmekte.

Çankırı’nın doğusunda yaklaşık 20 km. mesafede bulunan Tuz Mağarası, kaya tuzu yataklarının işletilmesi maksadıyla açılmış olup, bugün nispeten dar girişinin devamında modern karayolu tünellerini andıran birçok galeriden meydana gelmiş büyük bir mağaradır.

Çankırı Tuz Mağarası'ndan çıkartılan kaya tuzları, kaya tuzunun doğal kristal yapısını muhafaza etmek için el ile oyularak tuz lambaları imal ediliyor.
Kristal kaya tuzu, havadaki artı iyonları nötr hale getiriyor!

Şimdi "Himalaya tuz lambası mı Çankırı lambası mı daha fazla eksi iyon yayıyor" diye sorabilirsiniz... Bu bir araştırma konusu olabilir!

Tatil dönemi yaklaşıyor, alternatif tatil seçeneği olarak cennet ülkemizin tuz mağaralarını gezmeye ve hayatımız için bu kadar önemli olan doğal kaya tuzunu yakından görmeye ne dersiniz?
Kaynaklar:

İnsanlığın Tuzlu Tarihi / Mark Kurlansky- Aykırı Yayıncılık İstanbul 2003
Su ve Tuz / PeterFerraira
nihaldogan@iyibilgi.com


_____________________________

INTEL - E6400 C2D ; ASUS P5B ANAKART ; ATİ X1600 XT 256 MB EKRAN KARTI ;4X512 mb 533 mhz kingston ram ,2X250 GB SAMSUNG SATA II HDD ; ENERMAX 535 WATT PSU ; PHİLİPS 170X6FB LCD MONİTÖR


6726 Mesaj
18 Mart 2011; 19:46:56 

İyot ilave edilmiş kaya tuzu bulunmuyor mu peki piyasada ? Ha rafine tuz tüketmişiz, ha iyotsuz tuz tüketmişiz. İyot eksikliği de metabolizmayı mahveder, guatr'a yol açar.
Kaya tuzu iyotlu olarak bulunabiliyorsa gerçekten iyi olur.


_____________________________



2350 Mesaj
18 Mart 2011; 20:09:19 


quote:

Orijinalden alıntı: Umutcan

İyot ilave edilmiş kaya tuzu bulunmuyor mu peki piyasada ? Ha rafine tuz tüketmişiz, ha iyotsuz tuz tüketmişiz. İyot eksikliği de metabolizmayı mahveder, guatr'a yol açar.
Kaya tuzu iyotlu olarak bulunabiliyorsa gerçekten iyi olur.


Hayır rafine edilmemiş olduğu için kaya tuzunda iyot olmaz doğaldır. Milletin çocuklarına iyot eksikliği olmasın diye yedirdikleri tuzların zehirden farkı yok millet uyutuluyor bir güzel hastanalerde bile iyotlu tuz kullanın afişleri var. Sanayi artıklarını bunca sene bilinçsizce tükettik.


_____________________________

I AM THE SWORD IN THE DARKNESS



6726 Mesaj
6 Nisan 2011; 9:47:40 

Arkadaşlar kelp adında bir su yosunu duydum, doğal bir iyot kaynağı olduğu belirtilmiş. Sofra tuzunu tamamen bırakıp doğal kaya tuzu ile birlikte günde 1 tablet
besin desteği olarak kelp(iyot) alsak mantıklı olur mu, bir zararı olabilir mi ? Bu şekilde iyot gereksinimi %100 rda ile karşılanabilir gibi gözüküyor.
Diyette olduğum için ben de detaylı olarak araştırmaktayım bu tarz doğal tuzları ve iyot kaynaklarını.


_____________________________



 
91 Mesaj
10 Mayıs 2011; 17:59:29 

Biz de son 8 aydır Çankırı kristal tuzu kullanıyoruz, yemeklerde vs...

Yukarıda sayılan faydalarına bir ilave katkıda ben bulunayım;

1) Boyun fıtığım ve kulunçlarım var yıllardır fena halde bunaltır, bir başladımı haftalarca sürer. Kas gevşetici iğneler, fizik tedavi vs...

Bu tarz şikayetleri olanlar bilirler, ya havluyu ütüler koyarız ağrılı bölgeye, ya masaj aletleriyle uzanmaya çalışarak kollarımızı daha çok yorarız, ısıtıcı aletler rahatlatır, ya kalorifer peteğine yaslanır ya da sobaya yanaşırız ki ısınınca kulunçlar gevşer, ağrılar hafifler...
Ben bu ısıtma mantığından yola çıkıp bir şey yaptım. Çankırıdan getirdiğim kaya tuzunu (bulaşık makinesi için olanların küçük kırılmış boyutta olanından) fırında tepside yaklaşık yarım saat ısıtıp, bir yastık kılıfına doldurup ağzını bağladım. Yastığımın üstüne boynumu ve sırtımı kapsayacak şekilde yerleştirip sabaha kadar öyle yattım. 3 gün uyguladım kulunçlar ve fıtık yumuşadı rahatladım, iyileştim sandım bıraktım tekrarladı. O zaman fizik tedavinin neden en az 15 gün yapıldığını anlayıp tekrar başladım 10 gün kadar devam ettim ve uzun süredir öyle rahatım ki anlatamam, iğnelerden, ağrılardan (hele de başıma migren gibi zonklar tarzda verdiği o korkunç ağrılardan ) kurtuldum.

2) Kızım saçlarına tuz kili ile maske yapıyor, saçlarındaki dökülme durdu, canlandı ve çok çabuk uzuyor.

3) Eşimin ayaklarında ve bir arkadaşımın kardeşinin ellerindeki egzama akşamları 15 dk. tuzlu su karışımına koyarak kayboldu.

Şimdilik benim keşfettiklerim bunlar...

Ancak iyot konusu benimde kafamı meşgul ediyor, buna bir cevap alabilirsek ben de çok mutlu olacağım.

Allahın bize bir lütfu olarak görüyorum bu tuzu, ama internetteki Himalaya tuzu adı altındaki fiyatları görünce üzülüyorum,
Çankırı Kristal kaya tuzu ve lambası fazlasıyla ihtiyacı karşılıyor çok daha ucuz olarak.


_____________________________



6726 Mesaj
10 Mayıs 2011; 18:32:10 

Ben bu kaya tuzundan bulamadım marketlerde falan, ama şimdiden iyot takviyesi aldım. Kelp adlı bir su yosununun tabletler halinde destekleri satılıyor.
İçinde günlük alınması gereken miktarı %150 olarak karşılayan iyot takviyesi var. Dolayısıyla iyotsuz tuz bile kullansak bu şekilde desteklenebilir gibi.


_____________________________



 
0 Mesaj
25 Aralık 2011; 1:14:19 

Arkadaşlar Tuzlar hakkında bayaa bir bilgi sahibiyim sorularınız var ise memnunniyetle cevaplarım.
Marketlerde satılan iyotlulu tuz tam bir kandırmacadır. Çünkü İyot bir gazdır ve aldığınız paketi açtığınızda bu İyot gazı uçar gider. Az miktarda tuzun içinde kalan İyot gazı da yemek pişirme esnasında ısıyla beraber uçup gider ve Vücut iyot alamaz yani.

İyotu vicudumuza almak için 3 yol izleyebiliriz. vardır.

1. Bir Elmanın Tüm çekirdeklerini çiğneyerek yutulunca.
2. Tentürdiyotun kapağını açıp bir miktar solumak çünkü tendürtüyotun içinde İyot gazı bulunur.
3. Eczanalerde satılan İyot tabletlerinden.


_____________________________



 
1752 Mesaj
25 Aralık 2011; 1:24:54 

Sağlık açısından iyotlu bile olsa sıfır tuz tüketmeli.
Zaten vücut için gereken mineraller dengeli beslenme ile alınabiliyor.


_____________________________



 
161 Mesaj
22 Mayıs 2012; 14:31:50 

Arkadaşlar
Çankırı'lıyım ve İstanbul Üsküdar'da yaşıyorum. Memlekete gittiğim gelirken yada memleketten birileri gelirken bol miktarda Çankırı kaya tuzu getiriyorum. İstanbuldaki yakınlarıma da sipariş üzere getiriyorum. Şu an elimde 100kilo civarından kayatuzu var. Arzu eden olursa kilosu 5TL'den satıyorum.



 
407 Mesaj
Eski Kullanıcı Adı:
Latissimus Dorsi
2 Haziran 2012; 20:19:01 

İstanbul Avrupa yakasında çankırı kaya tuzu bulabilceğim yer var mıdır ?


_____________________________



 
2271 Mesaj
3 Haziran 2012; 2:51:54 

quote:

Orijinalden alıntı: Latissimus Dorsi

İstanbul Avrupa yakasında çankırı kaya tuzu bulabilceğim yer var mıdır ?

dükkan fatihte

http://www.sadepazar.com/


buradan alabilirsin.


_____________________________

INTEL - E6400 C2D ; ASUS P5B ANAKART ; ATİ X1600 XT 256 MB EKRAN KARTI ;4X512 mb 533 mhz kingston ram ,2X250 GB SAMSUNG SATA II HDD ; ENERMAX 535 WATT PSU ; PHİLİPS 170X6FB LCD MONİTÖR


1646 Mesaj
5 Haziran 2012; 9:45:12 

kaya tuzu en saglıklısıdır himalaya tuzlarıda iyidir rafine olmazsa cok daha guzel olur.

iyotu sorarsanızda deniz kenarına gidin bir iki derin nefes cekin yeter. iyotu alırsınız vucudunuza zaten..

bizim tuz golunde golunden gelen tuzlara zaten basta iç anadolu olmak uzere tum turkiyenin kanalizyonu karısıyor. yagmur suları vs ile yeraltı sularına karısan kirli sular tuz gounde toplanıyor ve onlardan tuz uretilip birde içerisine iyot ekleniyor hatta katkı maddesi olarak topaklanmayı onleyici siyanur katanlar bile var.. o yuzden imkanınız varsa kaya tuzu tuketin cankırı daki kaya tuzu Türkiyenin en iyi tuzlarından birisidir. olmazsa herhangi bir kaya tuzunuda alabilirsiniz. gri renkli olanları daha makbuldur..



_____________________________

OneHourTranslation


 
407 Mesaj
Eski Kullanıcı Adı:
Latissimus Dorsi
6 Haziran 2012; 18:49:25 

quote:

Orijinalden alıntı: maxelll

kaya tuzu en saglıklısıdır himalaya tuzlarıda iyidir rafine olmazsa cok daha guzel olur.

iyotu sorarsanızda deniz kenarına gidin bir iki derin nefes cekin yeter. iyotu alırsınız vucudunuza zaten..

bizim tuz golunde golunden gelen tuzlara zaten basta iç anadolu olmak uzere tum turkiyenin kanalizyonu karısıyor. yagmur suları vs ile yeraltı sularına karısan kirli sular tuz gounde toplanıyor ve onlardan tuz uretilip birde içerisine iyot ekleniyor hatta katkı maddesi olarak topaklanmayı onleyici siyanur katanlar bile var.. o yuzden imkanınız varsa kaya tuzu tuketin cankırı daki kaya tuzu Türkiyenin en iyi tuzlarından birisidir. olmazsa herhangi bir kaya tuzunuda alabilirsiniz. gri renkli olanları daha makbuldur..



aktarda kaya tuzu sordum yoktu deniz tuzu varmış. deniz tuzu tavsiye eder misin ?


_____________________________



 
2271 Mesaj
6 Haziran 2012; 23:45:30 

quote:

Orijinalden alıntı: Latissimus Dorsi

quote:

Orijinalden alıntı: maxelll

kaya tuzu en saglıklısıdır himalaya tuzlarıda iyidir rafine olmazsa cok daha guzel olur.

iyotu sorarsanızda deniz kenarına gidin bir iki derin nefes cekin yeter. iyotu alırsınız vucudunuza zaten..

bizim tuz golunde golunden gelen tuzlara zaten basta iç anadolu olmak uzere tum turkiyenin kanalizyonu karısıyor. yagmur suları vs ile yeraltı sularına karısan kirli sular tuz gounde toplanıyor ve onlardan tuz uretilip birde içerisine iyot ekleniyor hatta katkı maddesi olarak topaklanmayı onleyici siyanur katanlar bile var.. o yuzden imkanınız varsa kaya tuzu tuketin cankırı daki kaya tuzu Türkiyenin en iyi tuzlarından birisidir. olmazsa herhangi bir kaya tuzunuda alabilirsiniz. gri renkli olanları daha makbuldur..



aktarda kaya tuzu sordum yoktu deniz tuzu varmış. deniz tuzu tavsiye eder misin ?

http://www.sadepazar.com/


_____________________________

INTEL - E6400 C2D ; ASUS P5B ANAKART ; ATİ X1600 XT 256 MB EKRAN KARTI ;4X512 mb 533 mhz kingston ram ,2X250 GB SAMSUNG SATA II HDD ; ENERMAX 535 WATT PSU ; PHİLİPS 170X6FB LCD MONİTÖR


 
407 Mesaj
Eski Kullanıcı Adı:
Latissimus Dorsi
6 Haziran 2012; 23:47:25 

quote:

Orijinalden alıntı: yusufziya

quote:

Orijinalden alıntı: Latissimus Dorsi

quote:

Orijinalden alıntı: maxelll

kaya tuzu en saglıklısıdır himalaya tuzlarıda iyidir rafine olmazsa cok daha guzel olur.

iyotu sorarsanızda deniz kenarına gidin bir iki derin nefes cekin yeter. iyotu alırsınız vucudunuza zaten..

bizim tuz golunde golunden gelen tuzlara zaten basta iç anadolu olmak uzere tum turkiyenin kanalizyonu karısıyor. yagmur suları vs ile yeraltı sularına karısan kirli sular tuz gounde toplanıyor ve onlardan tuz uretilip birde içerisine iyot ekleniyor hatta katkı maddesi olarak topaklanmayı onleyici siyanur katanlar bile var.. o yuzden imkanınız varsa kaya tuzu tuketin cankırı daki kaya tuzu Türkiyenin en iyi tuzlarından birisidir. olmazsa herhangi bir kaya tuzunuda alabilirsiniz. gri renkli olanları daha makbuldur..



aktarda kaya tuzu sordum yoktu deniz tuzu varmış. deniz tuzu tavsiye eder misin ?

http://www.sadepazar.com/

uzak kalıyor orası bana


_____________________________



 
161 Mesaj
25 Haziran 2012; 17:44:51 

Elimde bolca memleketten getirdiğim Çankırı Kaya tuzu bulunmakta. Üsküdar Libadiye Caddesinde ikamet ediyorum dilerseniz benden de çok uygun fiyatdan satın alabilirsiniz.




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mmc18 -- 26 Haziran 2012; 17:01:34 >


1646 Mesaj
26 Haziran 2012; 12:58:36 

quote:

Orijinalden alıntı: Latissimus Dorsi

quote:

Orijinalden alıntı: yusufziya

quote:

Orijinalden alıntı: Latissimus Dorsi

quote:

Orijinalden alıntı: maxelll

kaya tuzu en saglıklısıdır himalaya tuzlarıda iyidir rafine olmazsa cok daha guzel olur.

iyotu sorarsanızda deniz kenarına gidin bir iki derin nefes cekin yeter. iyotu alırsınız vucudunuza zaten..

bizim tuz golunde golunden gelen tuzlara zaten basta iç anadolu olmak uzere tum turkiyenin kanalizyonu karısıyor. yagmur suları vs ile yeraltı sularına karısan kirli sular tuz gounde toplanıyor ve onlardan tuz uretilip birde içerisine iyot ekleniyor hatta katkı maddesi olarak topaklanmayı onleyici siyanur katanlar bile var.. o yuzden imkanınız varsa kaya tuzu tuketin cankırı daki kaya tuzu Türkiyenin en iyi tuzlarından birisidir. olmazsa herhangi bir kaya tuzunuda alabilirsiniz. gri renkli olanları daha makbuldur..



aktarda kaya tuzu sordum yoktu deniz tuzu varmış. deniz tuzu tavsiye eder misin ?

http://www.sadepazar.com/

uzak kalıyor orası bana

internetten satın alabilirsin.


_____________________________

OneHourTranslation


3 Mesaj
18 Mayıs 2013; 15:12:00 

Himalaya Tuzumu faydalı? Çankırı Tuzu mu?

Tuz hayatımızda çok önemli bir yere sahiptir. Sağlıklı yaşamın ana kaynağı tuz ve su dur, bu durum elbetteki istismara da çok açık bir durumdur. Günümüzde tüketilen beyaz ve şeffaf cam kaya tuzları oluşumlarını tamamlamış çok değerli tuzlar dır, bu tuzlar çıkartıldıkları yere göre isimlendirilirler örneğin Çankırı tuzu , Kemah tuzu , Kağızman tuzu, Himalaya tuzu gibi. Himalaya tuzu himalaya dağlarından çıkan , Çankırı tuzu ile aynı oluşum süreç ve şekline sahip bir tuzdur. Hatta himalaya tuzunun pembe renklileri içerdiği demir dioksit sebebi ile kanserojendir, fakat bu örtbas edilerek hiç dile getirilmemekte veya geçiştirilmektedir. Aşağıda bu konuya ayrıntılı olarak değineceğim.

Muhteşem bir hayat kaynağı, milyonlarca yıllık oluşum süreci, binlerce yıllık kullanım tarihi, muazzam moleküler yapısı, emsallerinden kat be kat zengin mineral yapısına sahip milli tuzumuz Çankırı tuzu dünyadaki en değerli tuzlardan birisidir, hatta himalaya tuzundan da daha iyidir (yazının devamında bunu analiz raporları ile kanıtlayacağım.), fakat reklam ve tanıtımı himalaya tuzu kadar yapılamadığı için insanlar bu tuzu fazla tanımamaktadır. Çankırı tuzu madenlerden yoğun olarak gri ve yeşil formda çıkar ancak 50 - 100 ton gri çankırı tuzu çıkan yerden bir damar denk gelir ve 200kg ile 1 ton kadar oluşumunu tamamlamış 84 mineralli şeffaf cam kristal Çankırı kaya tuzu çıkar. işte doğal olarak hiçbir işlem görmeden gıdalarda tüketilen ve çok değerli olan himalaya tuzundan da daha iyi olan tuz bu 84 mineralli şeffaf cam kristal Çankırı kaya tuzudur. Bu damar denk geldiği zaman büyük bir titizlikle el ile toplanır ve ayrılır, hiçbir makine veya (barut dahil) kimyasala değmeden ayrılır ve işlem görmeden direk doğal kaya tuzu olarak tüketilir işte bu tuz tüketilmesi gereken tuzdur. yeşil ve gri tonda çıkan tuzlar ise eritilerek kum ve kilden ayıklanarak piyasaya iyotlu veya iyotsuz salamura tuzu olarak satışa sunulur. Çankırı tuzunun bu rafine hali bile Türkiye ve dünya genelinde çok rağbet gören çok kaliteli bir tuzdur. Az çıktığı için hemen tüketilir ve bazen yok satar. Az bulunması kompedan ve tacirlerin himalaya tuzuna yönelmelerine sebep olur. Hatta bazı dolandırıcı hainler bizden Çankırı tuzu alarak piyasada paketli veya açık şekilde himalaya tuzu diye satmaktadırlar.

Gelelim himalaya tuzuna - HİMALAYA TUZU FAYDALI MI? KARLI MI?


Himalaya tuzunun sadece Şeffaf cam kristal olanı , Çankırı tuzu kadar faydaları olan bir tuzdur bu konuda hiçbir sıkıntı yok ancak, diğer renkleri faydalı olması bir tarafa kanserojen dir. Pakistan da kilosu 0,03 kuruş olan ve bakanlık izni ile ithal edilen bu tuzların , ülkemizde ve dünyada pazarlama ve satışı profesyonel tacirler ve kompedan lar tarafından medya ve kapital güç kullanarak yapılmaktadır. Bu tuzdaki ticari kâr , şifasından daha da çoktur.

Bu sebep ile dünya da himalaya tuzu'na sağlıkla ve gıda ile hiç ilgi ve alakası olmayan şirketlerin salyaları bulaşmaktadır. Yerinde nerede ise bedavaya alınan tuzlar, muhteşem bir reklam tanıtım kampanyası ile bütün hastalıklara şifa ve nerede ise ölüme çare olarak tanıtılarak 1000 misli kar ile 100 gramı 15TL ve üzeri fiyatlarla , 1 kilosu 150 TL ve üzeri faiyatlara kadar cicili bicili ambalajlara konularak satılmaktadır. Maalesef bu şekilde haklarından daha da çok yüksek cirolar yaparak kendileri bile şaşırmaktadırlar. Doğal ürünlerin ve sağlığının kıymetini bilerek arayış içerisine giren halkı kurdukları bu tuzağa düşürerek paralarını kolayca cebe indirmektedirler.

Öyle ki ülkemizde ve dünyada Himalaya tuzu bu yüksek karlılık elde ettirdiği ve kolay istismar edilebilecek sağlıklı bir gıda olduğu için , ecnebice teknik tabirle NETWORK MARKETTING yani Türkçesi ile SAADET ZİNCİRİ veya zincirleri vasıtası ile satılmaktadır. Bu sistem bilmeyenler için yazıyorum şöyle işler. Yüksek karlılıklar elde edeceğiniz söylenerek birisinin alt satıcısı olursunuz ve Sisteme üye olmak için bir satış paketi alırsınız, bunu çevrenize satarsınız. onlarıda kendiniz gibi zehirleyerek alt satıcı olarak kaydeder , onların yapacağı satışlardan komisyon almayı hayal edersiniz, alt satıcılarınız kendilerine de alt satıcı buldukça onlardan da komisyon alırsınız yani bu zincir devam ettikçe ve büyüdükçe oturduğunuz yerden para kazanacağınıza inandırılırsınız. fakat bu hiçbir zaman gerçekleşmez, sistemin başındakiler herzaman parsayı toplar güzel ev araba ve hanımlarla dolaşır size de örnek olarak gösterilirler. Sakın bu tuzaklara düşüp hayal peşinde koşmayın arkadaşlar.

Televizyon programlarından düşmeyen himalaya tuzu ithal eden doktorlar bu tuzun faydalarını saymakla bitiremiyorlar ancak, nedense riskli olabilecek demir oksit gerçeğinden kesinlikle bahsetmiyorlar. Amacımız insanların fayda sağlaması diyebilirler, hadi bunu anlayışla karşılayabilirim ancak bu çirkin pazarlama ve reklam oyunlarınıza milli tuzumuz Çankırı tuzunu alet etmenize kesinlikle izin vermem. Bu programlara çıkan doktorların hepsine baktığınızda halkı etkileyerek, bayisi oldukları veya ithal ettikleri üç kuruşluk tuzu 150 TL ye internet siteleri ve muayene hanelerinde sattıklarını görürsünüz.

Ayrıca bu oyunlarını televizyonda sergilerken güya amaçlarının, Çankırı tuzunu da tanıtmak veya kıyaslamak, onunda hakkını vermek gibi göstererek üzerine basmaya ve değersizleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu programlarda sağ gösterilirken Çankırı tuzuna sol vurulmakta psikolojik oyunlar oynanmaktadır. Mesela programa çıkan himalaya tuzu ithalatçı yada satıcısı tüccar doktorlarımız, Çankırı tuzunu küçük göstermek için eki bir psikolojik etkileme taktiği kullanarak eşşek kafası kadar bir himalaya tuzunun yanına küçük bir parça Çankırı tuzunu göstererek , kendi tuzlarınıa dikkati çekmektedirler

İkinci olarak yüksek ve kararlı bir ses tonu ile Himalaya tuzu ve faydalarını uzun uzadıya anlatırlarken, Muhteşem bir hayat kaynağı, milyonlarca yıllık oluşum süreci, binlerce yıllık kullanım tarihi, muazzam moleküler yapısı, emsallerinden kat be kat zengin mineral yapısına sahip milli tuzumuz Çankırı tuzunu küçük zayıf basite indirgeyen bir ses tonu ile kısacık , işte bide ülkemizde de Çankırı tuzumuz var oda iyidir ama kem-küm-ıgh mıgh diyerek anlatmaları, Çankırı tuzuna gösterilen ilgi alakayı zayıflatarak onu bir basamak olarak kullanmaktır.

Üçüncü oyunları himalaya tuzu tüccarlarının Çankırı tuzuna attıkları barut bulaşığı iddiası var. Bu konu kesinlikle yalandır, Himalaya tuzu da Çankırı tuzuda tabiiki dinamitle patlatma yapılarak çıkartılmaktadır ancak, yeşil ve gri olan tuz dinamitle patlatılmaktadır. yukarıda bahsettiğimiz gibi yemeklik olarak direk tüketilen şeffaf tuz damarı çok az denk gelmektedir, böyle bir damar geldiğinde bu tuz özel olarak el ile toplanarak çıkartılmaktadır. Barut bulaşan yeşil ve gri tuzlar ise rafine edilerek veya yol tuzu olarak tüketilmektedirler

Bir diğer oyunları ise bir sıralama yaparak çankırı tuzu mu? himalya tuzu mu daha iyidir diye gelen sorulara içerisinde olması gerekenden çok fazla kanserojen ve ölüme bile yol açabilen demir diokst bulunan himalaya tuzunu birinci sıraya , hiçbir ağır metal bulunmayan mineralce daha zengin ve daha faydalı Çankırı tuzunu küçümseyerek ikinci sıraya koymaktadırlar.

Ancak bilinçli tüketiciler bu oyunlara kanmamaktadırlar. Kanserojen olan pembe tuzu sabun ve banyo tuzu veya tuz lambası olarak kullandıklarını söylerler ama bu söylem özürlerinin kabahatlerinden büyük olduğunu gösterir. Banyo kürü için kullanılıyor dedikleri pembe tuzun faydalarını anlatırken içindeki minerallerin vücudumuza işleyerek fayda ettiğini söylerler, peki kardeşim adama sorarlar bu tuzdaki pembe rengi veren çok fazla miktardaki demir dioksitli suda yıkanınca yada içinde bekleyince bu demir insan vücuduna geçmez mi? Geçince insan vücudunun atma kabiliyeti olmadığı bu demir dioksit insanı kanser yapmaz mı? Aşağıda bu konuda prof dr. halilova nın beyanını okuyunca bu iddianın bilimsel bir tanı olduğunu anlayacaksınız.


Bir mühendis neden konferanstan atıldı?

Çankırı da maden mühendisliği yapan Musa POTUK, doğal yaşam ve sağlık konusunda dünya çapında ünlü, himalaya tuzu ithalatçısı meşhur bir profesör doktor un konferansında Şu soruyu sordu; " Himalaya tuzu pembe rengini fazla miktarda demir oksitten mi almaktadır? Eğer öyle ise fazla miktarda demir oksit kanserojen değilmidir?".
Ardından bırakın sorduğu soruya cevap verilmesini daha konuşmasını tamamlamadan güvenlik görevlileri tarafından dışarı atıldı. Buna ilk başta anlam verilemeyebilir ancak amaç bu gerçeğin medyada duyulmasını ve tartışılmasını engellemektir.

HİMALAYA TUZU'NDAKİ SAKLANAN GERÇEKLER.

Ülkemize ithal gelen Himalaya Tuzu yüksek oranda demir dioksit içermektedir. Pembe ve kırmızı rengini de bu fazla miktarda demirden almaktadır. Vücudun fazla demiri atma kabiliyeti yoktur, bu sebeple gıda veya banyo kürü yapmak kaydı ile sürekli tüketimi ve teması halinde vücudumuzda oluşacak demir fazlalığı, kanser riskini arttırmasının yanı sıra, siroz, şeker hastalığı, kalp büyümesi, halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı, bulantı, kusma ve nefes darlığı gibi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Anadolu ajansının haberine göre, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hanım Halilova, Himalaya Tuzu'nda çok fazla dioksit demir olduğunu. O nedenle pembe renkte olduğunu belirtti.Her şeyin bir miktarı olmalıdır. Ne çok fazla, ne de çok az olmalıdır. Buna göre en güzel tuz Çankırı Tuzu'dur dedi.
Halilova, kaya tuzunun sağlık alanında kullanılabileceğini belirterek, tuzun son zamanlarda bronşit, üst solunum yolları hastalıklarının tedavisinde etkili olduğunun ortaya çıktığını ifade etti.

EN İYİSİ ÇANKIRI TUZU

Çankırı'da çıkartılan kaya tuzunda ağır metaller bulunmadığını belirten Halilova, bu tuzda yüzde 37 sodyum ve yüzde 60 klor bulunduğunu söyledi. Dünyaca ünlü Himalaya Tuzu ile Çankırı'da çıkartılan kaya tuzunu kıyaslayan Halilova, şunları kaydetti:
''Himalaya Tuzu'nda çok fazla dioksit demir var. O nedenle pembe renkte. Her şeyin bir miktarı olmalıdır. Ne çok fazla, ne de çok az olmalıdır. Buna göre en güzel tuz Çankırı Tuzu'dur. Bunda ne ağır metaller var, ne fazla demir var, ne de fazla mangan var. Tuzun en güzel şekli bu Çankırı Tuzu'dur. Türkiye'mizin tuzudur dedi.

Peki bu ne kadar önemli?

Öncelikle fazla Demir dioksit in zararlarına bir bakalım.
Demirin fazlası insanlar için zehirleyicidir, çünkü aşırı miktarda alınan iki değerli demir (ferros demir) vücuttaki peroksitlerle reaksiyona girerek serbest radikaller yapar. İnsan vücudu demirin emilimini çok sıkı kontrol eden bir mekanizmaya sahipse de vücuttan atılmasına ilişkin fizyolojik bir yetisi yoktur. Dolayısıyla, alınan aşırı miktardaki demir, sindirim sisteminin tüm bölgelerindeki hücrelere zarar verebilir ve kan dolaşım sistemine girebilir. Kan dolaşımına giren demir, kalp, karaciğer ve diğer organların hücrelerine de zarar vermeye başlar ve bu da, uzun süreli organ hasarları veya aşırı dozdan ölümlere kadar gidebilir.
Fazla miktarda demir almak damar sertliğine, hücrelerin erken yaşlanmasına ve yağlanmasına neden olmaktadır. Ayrıca, demir fazlalığı, kanser riskini arttırmasının yanı sıra, siroz, şeker hastalığı, kalp büyümesi, halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı, bulantı, kusma ve nefes darlığı gibi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.


Himalaya tuzundan Daha iyi olan Çankırı tuzu analiz raporu sonuçları

pH (25 santigrad derece):8-8,5
Spesifik kodüktivite (25 santigrad derece):1900 mho/cm
Buharlaşma kalıntısı: (180 santigrad derece):3700 mg/lt
K: 70 mg/l
Na: 2580 mg/l
Ca: 550 mg/l
Mg: 4510 mg/l
B: Toplam 7.6 mg/l
Li: 2,2 mg/l
HCO3: 334 mg/l
CO3: 102 mg/l
SO4: 23600 mg/l
Cl: 960 mg/l
F: 0,4 mg/l
SO2: 0,8 mg/l

Analiz raporu sonuçları Kaynak:Doç. Dr. Hanım HALİLOVA Dr. Eşref ATABEY cankirituzu.com

mimbt bu mesajı paylaştı


_____________________________

cankirituzu.com %100 doğal 84 Mineralli ŞEFFAF CAM Kristal Çankırı Kaya Tuzu


 
0 Mesaj
21 Ağustos 2013; 15:05:26 

mimbt EFENDİ ANLATTIKLARINDA YANLIŞLIK VAR. GERÇEK BİLGİYİ PAYLAŞMAMIŞSIN. İŞİNE GELENİ VERMİŞSİN. HİMALAYA TUZUNDA DEMİR MİNERALİ VAR DEYİP GEÇMİŞSİN. O KADAR YAZI YAZMIŞSIN AZICIK BİLE BİLİMSEL BİLGİ YOK İÇERİSİNDE. ANCA YAZMIŞSIN. BU ÇANKIRI TUZUNU DUYAN YOKTU ŞİMDİYE KADAR. NE ZAMANKİ HİMALAYA TUZU BİLİNİR OLDU BİR PANİKLE FIRSATÇILIĞA KALKIŞIYORSUN. AMBULANSIN ARKASINA TAKILAN FIRSATÇI TAKSİCİ GİBİSİN.

yazının altında çankırı tuzu reklamını yapmayı ihmal etmiyorsun. Sitende Çankırı tuzunun kilosunu 7,67 tl ye satıyorsun ama 3 kg lık tuz lambasını 60 Tl ye veriyorsun. Bu nasıl matematik uyanık tüccar. 3 Tl ye aldığın çin malı kablo ve ampül ile bu kadar farkla lamba satılırmı uyanık tüccar seni. Lambalık tuzu 2 TL ye al , elektrik tesisatına da 3 TL ver. Eder 5 tl. Sonra sat 60 tl ye. Bu ne fahiş kar öyle. % 1200 kar.

Çankırı tuzu o kadar kıymetliydi de neden Dünya sizden bihaber. Neden Avrupa’nın burnunun dibinde olduğunuz halde o kadar yol tepip taa Pakistan’a kadar gidip o kadar masraf edip oradan tuz alıyorlar ? Tüm Avrupa ve Dünya bilgisiz bir siz aydınsınız öyle mi tuz tüccarı. Bahsettiğiniz Profesör Hanım Halilova’da Çankırı Valiliği tarafından Çankırı tuzunun araştırılması ve tanıtımı için desteklenmektedir. Tamamen reklam amaçlı. Başka ne beklenebilirki. Bu bilgiyi kendi sitesinden de okuyabilirsiniz. http://hanimhalilova.blogspot.com/p/hakkmda.html

Himalaya pembe tuzundaki demirden o kadar bahsettiğiniz halde neden Himalaya pembe tuzu içerisindeki demir miktarını veya vücudun demire olan ihtiyacı ve vücuda zararlı olacak Demirin üst limiti hakkında bilgiler vermediniz acaba. Bu konular hakkında bilgisiz olduğunuz kesin bilseniz de işinize gelmeyeceği için söylemeyeceğiniz aşikar.

Himalaya Tuzunun Çankırı tuzundan farkı şudur: Himalaya Kristal Tuzu milyonlarca yıl çok yüksek basınç altında kristalleşmiş, yüksek basınçla kristalleşen bu tuzlar yoğunlaşarak oldukça ince bir yapıya dönüşmüştür. Yani yapısal olarak Çankırı Tuzundan farklıdır. Bu farklılık işlev olarak kendini göstermektedir. Himalaya tuzu bu kristalize yapısı sayesinde hücreye zorlanmadan giriş yaparak hücrenin ihtiyacı olan suyu taşır. Ama Çankırı tuzu daha iri yapıya sahip olduğu için Hücreye ya hiç giremez ya da çok zorlanarak girer. İki tuzun arasındaki fark Elmas ile Kömür gibidir. Her ikisi de karbondan oluşmuştur ama çok daha yoğun basına maruz kalan karbon elmasa dönüşmüş daha az basınca maruz kalan ise kömür olarak kalmıştır. Zaten elinize çankırı tuzu ve himalaya tuzundan 2 farklı kütle alırsanız arasındaki yapısal farklı çıplak gözlede fark edebilirsiniz. Himalaya tuzu cam gibi şeffaf ve ince yapılıdır. Çankırı tuzu ise ışığı daha az geçirip mat ve kalın yapılıdır. Dünyanın Himalaya tuzunu tercih etmelerinin en önemli nedeni bu yapısal farktır.

Himalaya Pembe tuzunun Türkiye’ye girememesinin tek nedeni renginden kaynaklanıyordu. Türk Gıda Kodeksine göre Tuz Beyaz renkte olmalı diye bir ibare vardı. Ama şimdi ilgili bakanlık bu ibareyi de kaldırmış ve artık Türkiye renkli Tuz yiyebilecek. Sadece pembe değil yakın zamanda siyah tuz da göreceğiz demek oluyor. ( 16 Ağustos 2013 Tarihli ve 28737 Sayılı Resmî Gazete TÜRK GIDA KODEKSİ TUZ TEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2013/48) )


PEMBE HİMALAYA KRİSTAL TUZLARI HAKKINDA YANLIŞ BİLİNEN GERÇEKLER ;

Demir insan yaşamı için gerekli bir mineraldir. Hemoglobin molekülünün merkezinde yer alır. Akciğerlerden vücudun geri kalanına kan hücreleri vasıtasıyla oksijenin taşınmasını sağlar. İnsan vücudu için önemi ve faydaları açısından vazgeçilmez bir mineraldir.

Peki Pembe Himalaya Kristal Tuzunda mevcut olan Demir vücuda zararlı mı ?

USDA ( Amerika Tarım Bakanlığı)‘nca tavsiye edilen ortalama Günlük Tüketim Miktarı (GTM) Demir için 18 mg’dır. Bu bilgilere istinaden birkaç besinin içinde yer alan Demir miktarı aşağıda verilmiştir.

Gıda Adı ve Miktarı--------------------İçerdiği Demir(mg)-------------GTM’ına Oranı
1 su bardağı mercimek (pişmiş)------------6.6-----------------------------% 37
1/2 bardak Soya ezmesi------------------3.4-----------------------------% 19
Tam buğday ekmeği (1 dilim)--------------0.7-----------------------------% 4

Himalaya tuzu içerisindeki mineraller genellikle iz mineraller halinde bulunur. Bir tuz kütlesindeki Demir oranı her tuz kütlesinde farklı sonuç çıkmakla birlikte ortalama 38.9 ppm’dir. ( Yani milyonda 38.9’dur) Kabaca bir tabir ile, bir tuz kütlece ortalama % 0,00389 demir ihtiva eder.
USDA ( Amerika Tarım Bakanlığı)‘nca 1 çay kaşığı tuzda tespit edilen Demir miktarı aşağıda verilmiştir.

Miktar-----------------Tuz mg------------İçerdiği Demir(mg)
1 çay kaşığı-----------6.100------------------0,23729

Bu veriye istinaden 1 çay kaşığı tuzda mevcut Demir miktarının Günlük Tüketim Miktarı (GTM)’na oranı % 1,32’dir.


ABD Hükümeti "tolere edilebilir üst alım düzeyi" olarak günde 45mg Demir üst limitini belirlemiştir.

Arkadaşın dediği gibi VELHASILIKELAM : TUZDAN BU KADAR DEMİR ALMAK İÇİN BİR GÜNDE YA 1.156.812 MG YA DA BAŞKA BİR HESAPLA 190 ÇAY KAŞIĞI TUZ TÜKETMEK GEREKİR.


HİMALAYA PEMBE TUZUNUN ANALİZ RAPORU AŞAĞIDADIR

Element Symbol Analysis Type
Hydrogen-------H------0.30 g/kg
Lithium--------- Li------0.40 g/kg
Beryllium-------Be---<0.01 ppm
Boron-----------B-----<0.001 ppm
Carbon---------C-----<0.001 ppm
Nitrogen--------N-------0.024 ppm
Oxygen-------- O-------1.20 g/kg
Flouride-------- F------<0.1 g/kg
Sodium---------Na+----382.61 g/kg
Magnesium-----Mg------0.16 g/kg
Aluminum------Al-------0.661 ppm
Silicon----------Si-----<0.1 g/kg
Phosphorus----P -----<0.10 ppm
Sulfur----------S--------12.4 g/kg
Chloride-------Cl--------590.93 g/kg
Potassium-----K+-------3.5 g/kg
Calcium-------Ca--------4.05 g/kg
Scandium---- Sc -------<0.0001 ppm
Titanium-------Ti -------<0.001 ppm
Vanadium------V ---------0.06 ppm
Chromium-----Cr---------0.05 ppm
Manganese----Mn--------0.27 ppm
Iron----------- Fe--------38.9 ppm
Cobalt---------Co---------0.60 ppm
Nickel----------Ni ---------0.13 ppm
Copper--------Cu--------0.56 ppm
Zinc------------Zn--------2.38 ppm
Gallium--------Ga-------<0.001 ppm
Germanium---Ge-------<0.001 ppm
Arsenic--------As-------<0.01 ppm
Selenium------Se--------0.05 ppm
Bromine-------Br--------2.1 ppm
Rubidium------Rb-------<0.04 ppm
Strontium-----Sr -------<0.014 g/kg
Ytterbium-----Y---------<0.001 ppm
Zirconium-----Zr-------<0.001 ppm
Niobium-------Nb-------<0.001 ppm
Molybdenum--Mo-------<0.01 ppm
Technetium---Tc N/A unstable isotope
Ruthenium----Ru------<0.001 ppm
Rhodium------Rh ------<0.001 ppm
Palladium-----Pd ------<0.001 ppm
Silver---------Ag--------0.031 ppm
Cadmium-----Cd------<0.01 ppm
Indium--------In-------<0.001 ppm
Tin-------------Sn------<0.01 ppm
Antimony-----Sb-------<0.01 ppm
Tellurium-----Te-------<0.001 ppm
Iodine---------I--------<0.1 g/kg
Cesium-------Cs-------<0.001 ppm
Barium--------Ba--------1.96 ppm
Lanthanum----La-------<0.001 ppm
Cerium-------Ce-------<0.001 ppm
Praseodymium-Pr-----<0.001 ppm
Neodymium---Nd-----<0.001 ppm
Promethium---Pm------N/A unstable isotope
Samarium-----Sm----<0.001 ppm
Europium------Eu-----<3.0 ppm
Gadolinium----Gd-----<0.001 ppm
Terbium--------Tb-----<0.001 ppm
Dysprosium----Dy-----<4.0 ppm
Holmium--------Ho-----<0.001 ppm
Erbium----------Er------<0.001 ppm
Thulium---------Tm-----<0.001 ppm
Ytterbium-------Yb------<0.001 ppm
Lutetium--------Lu------<0.001 ppm
Hafnium--------Hf-------<0.001 ppm
Tantalum-------Ta--------1.1 ppm
Wolfram--------W-------<0.001 ppm
Rhenium--------Re------<2.5 ppm
Osmium--------Os-------<0.001 ppm
Iridium---------Ir--------<2.0 ppm
Platinum--------Pt-------<0.47 ppm
Gold------------Au-------<1.0 ppm
Mercury--------Hg-------<0.03 ppm
Thallium--------Ti-------<0.06 ppm
Lead------------Pb------<0.10 ppm
Bismuth--------Bi-------<0.10 ppm
Polonium-------Po------<0.001 ppm
Astatine--------At------<0.001 ppm
Francium-------Fr------<1.0 ppm
Radium---------Ra-----<0.001 ppm
Actinium-------Ac------<0.001 ppm
Thorium-------Th------<0.001 ppm
Protactinium--Pa ------<0.001 ppm
Uranium-------U-------<0.001 ppm
Neptunium-----Np-----<0.001 ppm
Plutonium------Pu-----<0.001 ppm


_____________________________



3 Mesaj
22 Ağustos 2013; 17:03:56 

himalayan salt İSİMLİ ÜYE SANA ÇOK KATILIYORUM ANCAK GÜLMEKTEN KATILIYORUM...

MUHTEMELEN BU YAZILARI SANA DÜŞMAN OLAN BİRİSİ YAZDIRMIŞ OLMALI. VEYA KOMİK OLMAYA ÇALIŞIYORSUN AMA OLMUYOR KARDEŞİM. ÇÜNKİ İKİ CÜMLE İÇERİSİNDE BU KADAR ÇELİŞKİ VE KOMEDİ NASIL BİR TELAŞ VE CEHALET İLE BİR ARAYA GETİRİLEBİLİR AKLIM ERMİYOR.

Ben yazdığım her cümle de ünlü bilim adamlarının tezlerini veya her gün içinde olduğum Çankırı tuz madenlerinde yaşamımın bir parçası olan tuz ile ilgili gördüğüm , yaşadığım ve tecrübe ettiğim bilgileri paylaşıyorum, yazdıklarımın aksini iddia edenleri madenlerimize davet ediyorum, hadi beni ikna edin, yada gelin gerçekleri görün bilgi edinin. Bırakın Çankırı tuzunu Haritada Çankırı nın yerini ve yolunu gösterecek kadar bilgisi olmayan şahıslar lütfen gereksiz yazı yazmasın...


Şimdi madde madde seni ve yazılarını 4 ana konu olarak analiz edelim...

1.Konu: Tuz lambası ve maliyeti mevzuu

a- himalaya tuzu taciri himalayan salt diyorki " 3 kg lık tuz lambasını 60 Tl ye veriyorsun. Bu nasıl matematik uyanık tüccar. 3 Tl ye aldığın çin malı kablo ve ampül ile bu kadar farkla lamba satılırmı uyanık tüccar seni. Lambalık tuzu 2 TL ye al , elektrik tesisatına da 3 TL ver. Eder 5 tl. Sonra sat 60 tl ye. Bu ne fahiş kar öyle. % 1200 kar. "

Cevap: Matematik hocan seni hiç sevmiyormuş anlaşılan, şimdi senin cümlendeki rakamlarla bi hesap yapalım; 3 kg tuz senin demenle kg si 2 tlden 3x2= 6tl yapar, 3 tl ye dandik çin malı kablo ve ampülü de eklersen 6+3= 9 tl yapar, elektrik tesisatına 3 tl ver 9+3=12 tl yapar. sen şimdi diyeceksin ki tesisat parası 3 tl değil malzeme parasını kastettim diyeceksin , ancak yinede 3 kg lik lamba 9 tl yapar, 5 tl yapmaz. Buda senin demogoji yaptığını ve gerçekleri ne kadar saptırdığını , art niyetli olduğunu gösterir. dua et fazla kafa karıştırmamak için %1200 kar iddianı kurcalamıyorum.

Gelelim işin aslına, Çankırı tuzu lambası ortalama maliyetleri; Çankırı tuzu lambaları çankırıda bulunan küçük atölyelerde muazzam bir emek ve özveri ile üretilmektedir. 1. sınıf malzeme ile ortalama 4 kg lik bir lamba ham tuzu 8 TL , 1 lamba için taşı lamba haline getirmek için oyma ve yontma işçiliği kdv dahil 6 tl + cilalı tahta alt tabla ve yapıştırıcısı 3 tl + hepsi türk malı 2mt fişli kablo, 1 anahtar, 1 duy , 1 tutucu yaylı ayak, 1 ampül olmak üzere elektrik tesisatı kdv dahil 15 tl toplam bir lambanın en küçük atölyeye maliyeti 32 TL dir ve bunu bizler imalatçıdan 8 tl kar vererek 47,2 TL KDV dahil alırız ve kdv dahil 60 TL ye satarız , ettiğimiz kar 12,8 tl kdv lidir, devlete verdiğimiz %18 kdv yide düşersek lamba başına 10,8 tl kar ederiz.

Haydi yürekli dürüst himalaya tuzu tacirleri ve özellikle himalayan salt isimli üye , mert çe açıklayın himalaya tuzu lamba maliyetlerini. Neyse ben sizi yormayayım ve ben açıklayayım. Pakistan da üretilen ve hepinizin ithalat yapabileceği güncel tuz lamba fiyatlarını açıklıyorum... Aşağıda şirketimize verilen himalaya tuzu lamba fiyatları vardır. firma iletişim bilgilerini ve facebook adresinide veriyorum ki biz yüksek fiyata alıyoruz ondan pahalı satıyoruz diyen himalaya taciri arkadaşlar uyansın...

Aşağıda iletişim bilgileri de yer alan firmanın teklifinde de açıkça verilen fiyatlara göre 4 kg lik bir himalaya tuzu lambası 1,23 euro yani 3 tl ile yüklü alımlarda 0,75 cent yani 1,5 tl ye kadar düşebilmektedir. isteyen herkes www.facebook.com/rmyinternational adresindeki yunus rajpot isimli pakistanlı yetkili ile irtibat kurup bu fiyatlardan toptan alabilir.

Dear Sirs,

we are happy to inform you that we are the bigest Manufacturer and exporter of all kinds of Salt and Salt products, specially nature salt lamps, crafted salt lamps, natural salt teelights,crafted salt teelights,salt handicrafts, salt USB computer lamps, food salt,bath salt, animal salt, salt inhaler,salt bricks of all sizes, black salt, blue Persian Salt,red salt,pink salt, grey salt,white salt etc

we have in stock right now:

natural salt lamps 2-4kg = 8000 pcs ready for dispatch its 1x20 FCL offer is 1.23 euros CIF.

BIG OFFER OF NATURAL SALT LAMPS

1-2 kg = 0.37 cent only
2-4 kg = 0.75 cent only
4-6 kg = 1.25 euro only
6-8 kg = 1.75 euro only
8-10 kg = 2.25 euro only
10-15 kg = 3.25 euro only
15-20 kg = 4.75 euro only
20-25 kg = 5.75 euro only
25-30 kg = 7.10 euro only


We can come anywhere with our samples and catalogues if you are interested please give us some time to show you our samples and certificates.

Our quality goods are Russian,German,Japanese,Pakistani certified.

You can also take our goods from our German warehouse immediately.

awaiting
Viel Gruss und Erfolg /with best regards
Mr.Younas Rajpoot
CEO

RMY INTERNATIONAL

Suboffice address:Rajpoot House Shatab Garh Sialkot Pakistan,

HeadOffice: Rajpoot House, Green Street, 26 Area Alsaudia Town,47030 Wahcantt Pakistan

RMY INTERNATIONAL Salt and Salt handicrafts,foodsalt,bath salt,salt products
www.rmyint.com www.facebook.com/rmyinternational skype: rajpoot_germany googletalk: rmyint.com
Tel: +92 300 7104361 Tel: +92 514 329656 Tel: +92 514 909681 Fax:+92 514 909682


2.Konu: Dünyanın Çankırı tuzundan bihaber olması ve prof dr hanım halilova mevzuu

a- himalaya tuzu taciri himalayan salt diyorki " Çankırı tuzu o kadar kıymetliydi de neden Dünya sizden bihaber. Neden Avrupa’nın burnunun dibinde olduğunuz halde o kadar yol tepip taa Pakistan’a kadar gidip o kadar masraf edip oradan tuz alıyorlar ? Tüm Avrupa ve Dünya bilgisiz bir siz aydınsınız öyle mi tuz tüccarı. Bahsettiğiniz Profesör Hanım Halilova’da Çankırı Valiliği tarafından Çankırı tuzunun araştırılması ve tanıtımı için desteklenmektedir. Tamamen reklam amaçlı. Başka ne beklenebilirki. Bu bilgiyi kendi sitesinden de okuyabilirsiniz. http://hanimhalilova.blogspot.com/p/hakkmda.html "

Cevap: Zavallı arkadaşım kendinin bi haber olduğu Çankırı tuzu için dünyanın da bi haber olduğunu zannediyorsun. Çankırı ya sadece tuz madenlerimizi görmek için gelen o kadar çok yabancı bilim adamı ve turist var ve bir çok ülkeye Çankırı tuzu ihraç edilmektedir. Hatta avrupa ve asyalılar başta olmak üzere afrika ve araplarrn gözü Türklerden çok bu tuz madenlerinin üzerindedir, öyle ki devletin açmış olduğu maden işletme ihalelerine Aynı altın madenlerinde olduğu gibi Türklerden çok yabancılar ilgi göstermekte ve şu anda 5000 yıllık madeni ihaleyi alan ürdünlü bir şirket işletmektedir.

Bunun yanı sıra Kan emici bir asalak olan avrupanın pakistan halkının işçisini , emeğini ve yer altı kaynaklarını çok rahat sömürebildiği için avrupada ve türkiyede büyük tacirler himalaya tuzuna yönelmektedirler. neredeyse bedavaya aldığı tuzları fahiş fiyatlarla satmakta ve yüksek karlılıklar elde edebildikleri için başka tuzlara fazla yönelmemektedirler. Yukarıdaki makalelerimde bu konunun ayrıntılarına uzun uzadıya değindiğim için burada detaylandırmıyorum. Himalaya tuzunun ülkemizde ve avrupada çok kullanılmasının asıl sebebi HİMALAYA TUZUNDAKİ KARLILIĞIN FAYDALARINDAN ÇOK olmasıdır. Şimdi anladınmı neden okadar yolu tepip taaa pakistandan tuz alıyorlar.

Prof hanım halilovaya yönelttiğiniz iftiralar nedeni ile Sizin kesinlikle anlayamayacağınızı ve idrak edemeyeceğinizi düşündüğüm milli menfaatlerimiz ve bilim adına Çankırı valiliğimiz tarafından desteklenen, başta Prof. Dr. Hanım HALİLOVA , Doç Dr. Eşref ATABEY olmak üzere dünya çapında ün yapmış Prof Dr Ahmet MARANKİ, Prof dr. İbrahim SARAÇOĞLU , Prof Dr. Canan KARATAY ve daha ismini sayamadığım bir çok dünya çapında bilim adamı Çankırı tuzunu araştırmakta tavsiye etmekte ve açıkça himalaya tuzunu istismar aracı olarak kullananlara karşı halkı uyarmaktadır. Maalesef bu bilim adamlarımızın yanı sıra bazı azınlıkta olan himalaya tuzu taciri doktorlar da çankırı tuzunu değersizleştirme çabalarına alet olmaktadırlar.

Ey cahil himalayan salt adlı üye sen hangi vasıfla Ülkemin çok değerli Profesörlerinin tezlerine anti tez ortaya koyarak onları reddetmeye çalışıyorsun kimsin sen gerçek kimliğini açıkla. Hangi milli menfaat ve çıkarlarımız doğrultusunda himalaya tuzu tacirliği yaptığını açıkla.... Yoksa kendi şahsi menfaatin için milli tuzumuza mı çamur atmaya çalışıyorsun...

3.Konu: Himalaya Tuzunun Çankırı tuzundan farkı , elmas kömür vs..mevzuu

a- himalaya tuzu taciri himalayan salt diyorki " Himalaya Tuzunun Çankırı tuzundan farkı şudur: Himalaya Kristal Tuzu milyonlarca yıl çok yüksek basınç altında kristalleşmiş, yüksek basınçla kristalleşen bu tuzlar yoğunlaşarak oldukça ince bir yapıya dönüşmüştür. Yani yapısal olarak Çankırı Tuzundan farklıdır. Bu farklılık işlev olarak kendini göstermektedir. Himalaya tuzu bu kristalize yapısı sayesinde hücreye zorlanmadan giriş yaparak hücrenin ihtiyacı olan suyu taşır. Ama Çankırı tuzu daha iri yapıya sahip olduğu için Hücreye ya hiç giremez ya da çok zorlanarak girer. İki tuzun arasındaki fark Elmas ile Kömür gibidir. Her ikisi de karbondan oluşmuştur ama çok daha yoğun basına maruz kalan karbon elmasa dönüşmüş daha az basınca maruz kalan ise kömür olarak kalmıştır. Zaten elinize çankırı tuzu ve himalaya tuzundan 2 farklı kütle alırsanız arasındaki yapısal farklı çıplak gözlede fark edebilirsiniz. Himalaya tuzu cam gibi şeffaf ve ince yapılıdır. Çankırı tuzu ise ışığı daha az geçirip mat ve kalın yapılıdır. Dünyanın Himalaya tuzunu tercih etmelerinin en önemli nedeni bu yapısal farktır. "

Cevap: Bu yazınla kendinle çeliştiğinin farkındamısın. Sen ömründe hiç çankırı tuzu gördünmü ? Sen hiç Çankırı tuzu ile himalaya tuzunu elinde tutup yanyana baktınmı ? vicdansız... Tarif ettiğin mat renkli tuz göl tuzudur biliyormusun. Çankırı tuzu Şeffaf cam kristal yapıdadır. Kaliteli tuzun şeffaf cam olduğunu söylemişsin , evet ben buna katılıyorum Çankırı tuzu da Şeffaf cam dır, ama yazında pembe renkli hatta kırmızıya çalan mat ve şeffaf cam olmayan pembe himalaya tuzunu öve öve bitirememişsin bu büyük bir çelişki değilmi, pembe tuzun çok fazla demir içermesini hadi tolere ettik diyelim, vücuttaki hücrelerde rahat dolaşamaması ve eklemlerde birikmesini nasıl açıklayacaksın , bu senin ne yazdığını okumadığının ve boşa salladığının ispatıdır. Kaldı ki Çankırı kayatuzu Şeffaf cam kristal yapıdadır, görmek isteyen 84 Mineralli ŞEFFAF CAM Kristal Çankırı Kaya Tuzu 1Kg ürünümüzü inceleyebilir.

Yaptığın elmas ve kömür benzetmesi çok hatalı olmuş, elmas yakılmaz enerjisinden faydalanılmaz , dünyada çok azdır heryerde bulunmaz, ancak kömür yakılır, enerjisinden hem evlerde hem sanayide kullanılır ve her yerde bulunur çok fazladır. vs... vs... Eğer kullanım , tüketim olarak kıyaslayacak olursak da, elmas Çankırı tuzudur çünki seninde yazının içeriğinde dediğin gibi Çankırı tuzu dünyanın her yerine yetecek kadar çıkmadığı için her yerde yoktur. sadece ulaşabilen değerini bilenlerde bulunmaktadır. Kömür ise himalaya tuzudur, yine senin dediğin gibi bütün dünyada gani dir pakistan da bedavaya verilmektedir,

Konunun aslı ise şudur arkadaşlar; Himalaya tuzunun sadece Şeffaf cam kristal olanı , Çankırı tuzunun Şeffaf cam kristal olanı kadar faydaları olan bir tuzdur bu konuda hiçbir sıkıntı yok , Çankırı tuzu ve himalaya tuzunun oluşum süreçleri ve yapıları hemen hemen aynıdır, madenden çıkartılırken denk gelen şeffaf cam kristal tuz damarına göre analiz sonuçlarında bazen Çankırı tuzu Bazen de himalaya tuzu yüksek değerli çıkmaktadır. Bu tuzların tek farkı çıkarıldıkları bölgelerden aldıkları isimlerdir.Her ikiside kaya tuzudur, kimi aklı evveller " himalaya tuzu ve kaya tuzu arasındaki fark " gibi cahilce cümleler kurmaktadırlar. bu cümle aynen " ahmet ve insan arasındaki fark " cümlesi ne kadar abesse o kadar abestir.

Ancak himalaya tuzunun diğer renkleri faydalı olması bir tarafa kanserojen dir. Pakistan da kilosu 0,03 kuruş olan ve bakanlık izni ile ithal edilen bu tuzların , ülkemizde ve dünyada pazarlama ve satışı profesyonel tacirler ve kompedan lar tarafından medya ve kapital güç kullanarak yapılmaktadır. Bu tuzdaki ticari kâr , şifasından daha da çoktur.

Bu sebep ile dünya da himalaya tuzu'na sağlıkla ve gıda ile hiç ilgi ve alakası olmayan şirketlerin salyaları bulaşmaktadır. Yerinde nerede ise bedavaya alınan tuzlar, muhteşem bir reklam tanıtım kampanyası ile bütün hastalıklara şifa ve nerede ise ölüme çare olarak tanıtılarak 1000 misli kar ile 100 gramı 15TL ve üzeri fiyatlarla , 1 kilosu 150 TL ve üzeri faiyatlara kadar cicili bicili ambalajlara konularak satılmaktadır. Maalesef bu şekilde haklarından daha da çok yüksek cirolar yaparak kendileri bile şaşırmaktadırlar. Doğal ürünlerin ve sağlığının kıymetini bilerek arayış içerisine giren halkı kurdukları bu tuzağa düşürerek paralarını kolayca cebe indirmektedirler.

4.Konu: Himalaya Tuzunun pembe rengi ve kanserojen olması mevzuu

a- himalaya tuzu taciri himalayan salt diyorki "Himalaya pembe tuzundaki demirden o kadar bahsettiğiniz halde neden Himalaya pembe tuzu içerisindeki demir miktarını veya vücudun demire olan ihtiyacı ve vücuda zararlı olacak Demirin üst limiti hakkında bilgiler vermediniz acaba. Bu konular hakkında bilgisiz olduğunuz kesin bilseniz de işinize gelmeyeceği için söylemeyeceğiniz aşikar. "

Cevap: Madem istiyorsun demirin üst limitleri ve vücudun ihtiyacı hakkında gerçek bilgileri sana vereyim ve internet sitelerinden topladığın derme çatma kopyala yapıştırla yazdığın yazındaki tutarsız birimler ve analiz sonuçlarını inceleyelim.

Verdiğin kaynağı ve analiz kurumu belirsiz sahte analiz raporunu okumadan niye yapıştırıyorsun kardeşim. Heryerde beyaz himalaya tuzu için kullanılan sahte raporu sen birde pembe için kullanmışsın, hiçmi göz izan yok yahu, Yayınladığın sahte raporda Sodium---------Na+----382.61 g/kg , Chloride-------Cl--------590.93 g/kg , Sulfur----------S--------12.4 g/kg yani sülfür, sodyum ve klorür toplanınca 1 kiloluk parçada 985,4 gram yapıyor, ama kalan 14,6 gram nerede ise yok. ppm değerleri için verdiğin örneği "demir tuzda 38.9 ppm’dir. ( Yani milyonda 38.9’dur) " hesabını baz alırsak yazdığın diğer element ve mineraller örnegin çogu satırda değerleri aynı görülen Germanium---Ge-------<0.001 ppm katrilyonda 1 lere denk geliyor ve bu de element veya mineralin varlığı ile yokluğu arasında bir fark olmadığını gösteriyor ve kayıp 14,6 gramı doldurmuyor, hemen küsüratlı birkaç gram elementi hesaplamamış sın deme çünki , ne kadar hesaplarsan hesapla en az 10 gram cevabını veremeyeceğin eksik var. sonuç olarak analiz raporundaki kalabalık sadece bir fossss. kendi verdiğin "demir tuzda 38.9 ppm’dir. ( Yani milyonda 38.9’dur) " formülüne göre yazdığın upuzun listedeki 3-4 satır haricindeki hiçbir element yok. anlaşılan sen tuzda neler yok onların listesini yazmışsın :)

Ben sana söyleyeyim kardeşim, Prof dr. Hanım halilovanın analiz ve tespitleri sonucu Himalaya tuzundaki pembe renk tuzdaki çok fazla demir dioksitten kaynaklanmaktadır ve bu da çok tehlikelidir. Bunun nböyle olduğunu maden mühendisleri ve jeoloji mühendisleri de bilir, ders kitaplarında elementlerin madenlere verdiği renkler okutulmaktadır, bunu bilmek için profesör olmaya da gerek yoktur aslında.


Sen eğer bunun tersini iddia ediyorsan pembe ve kırmızı rengin kaynağını ve %100 gerçek analiz raporunu yayınlamalısın. Sen yok dedin diye yok olmaz tamammı.

Gelelim demir hakkındaki istediğin detaylara;

İnsan vücudunda toplam 4 gr. kadar bulunmasına karşın biyolojik yönden oldukça önemlidir. Eksikliğinde takviye besinler ile tamamlanabildiği gibi fazlalığında ciddi sorunlarına yol açan bir elementtir.

Vücudumuzdaki demirin % 65 kadarı (=2,5 gr.) kandaki alyuvarlarda (=eritrosit) Hemoglobin olarak bulunur. % 7 - 8 kadar da (=0.3 gr.) adalelerde myoglobin olarak ve katalaz, peroksidaz, gibi sitokrom enzim sistemlerinde aktif halde bulunur. Kalan diğer kısmı da (=1gr.) depo demirdir.

Demirin vücutta depolanabilir olması fazla alındığında sorun olabilecek bir durumdur. Bu karaciğer harabiyeti ve kalp krizi riskini arttıran bir olaydır. Aslında kan kaybı olmadığı takdirde dışarıdan alınması gereken demir miktarı oldukça azdır. Her gün kanımızdaki hücrelerin % 1 i ömürlerini doldurarak parçalanır. Bunlardan elde edilen demir ile yenileri üretilir. Günlük gereksinmenin % 90 ı bu yoldan sağlanabilir. Kalan %10 u ise doğal beslenme ile günlük yiyeceklerden karşılanır. Sadece eksikliği halinde takviye ilaç ve besin kullanılabilir. ihtiyaç olmadığı halde fazla demir tüketilirse çok risklidir. Pembe himalaya tuzu rengini çok fazla demir dioksitten aldığı için çok risklidir.

Depolanma özelliği olması fazlalık sorunlarına yol açmasına neden olmaktadır. Fazlalık sorunu aşağıdaki durumlarda meydana gelir.

1-Çok fazla demir dioksit içeren pembe , kırmızı himalaya tuzu ve benzeri gıdaların kullanılması
2-Demirin barsaktan aşırı emilmesine bağlı
3-Genetik bir hastalık sonucu,
4-İlaç ve beslenme ile
5-Kronik alkol alımı
6-Bazı kan hastalıkları sonucu alyuvarların parçalanması
7-Kan nakilleri

Hemosideroz (=siderozis) henüz organlarda belirgin bir hasara yol açmamış aşırı demir oturması durumudur. Organ hasarları oluşmaya başlayınca hemokromatozis denilmektedir. Bu durumda demir karaciğer, dalak, kalp, pankreas ve deriye oturur.

Demir fazlalığı sonucu oluşan belirtiler şunlardır.
Deride biriken hemosiderin sonucu kızıl-kahve renk alması,
Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, baş ağrısı, bulantı, kusma, nefes darlığı gibi yakınmalar.
Karaciğerde siroza kadar giden değişiklikler,
İç salgı bezlerindeki birikime bağlı, yapılan salgıların azalması sonucu değişik yakınmalar.
Kalp adalesinde depolanan demir nedeniyle kalp çalışmasında sorunlar.


Günlük tüketimimiz sırasında aldığımız gıdalardaki demir oranları

Besin 100 gr.da demir

Dalak 15 mg.
Karaciğer 8 - 9 mg.
Kırmızı et 2 - 4 mg.
Yumurta 2 - 3 mg.
Balık 0.5 - 1.5 mg.
Baklagiller 2 - 3 mg.
Mercimek, pirinç 3 - 4 mg.
Yulaf 4 - 6 mg.
Yeşil sebze çiğ 1 - 8 mg.
Patates 0.3 - 2.0 mg.
Fındık, fıstık 1 - 3 mg.
Meyve 0.3 - 4.0 mg.
Süt 0.1 - 0.4 mg.
Pekmez 16.1 mg.
Bira mayası 17.3 mg.
Buğday kepeği 14.9 mg.
Kabak çekirdeği 11.2 mg.
Ay çekirdeği 7.1 mg.
Darı 6.8 mg.
Maydanoz 6.2 mg.
Yer elması 3.4 mg.
Ceviz 3.1 mg.
Tavuk 1.5 mg


Velhasılı kelam... Önce yazdıklarımı iyi okuyun ve anlayın, sonra konunuzda uzmansanız (dr, prof falansanız) veya dr , profların analizlerini tez lerini ve sentezlerini buraya yazın , yoksa boşa internetten kopyala yapıştırla iş yapmayın , bakın sizin için binlerce kelime yazıyorum tek tek satır satır... Ama insanlar az çok kötüniyetli tacirler hakkında sizin sayenizde bilgi sahibi oluyor , bir yöndende iyi birşey tabiiki.

---Biz hiçbir zaman himalaya tuzunun şeffaf cam kristal olanının kötü olduğunu söylemiyoruz, bu tuzun yurt dışından nerede ise bedavaya alınıp ülkemizde insanlara bir servet karşılığı satılmasına karşı çıkıyoruz,

---Biz tuzun ömür boyu kullanıldığı için uzun vadede kanserojen etkileri olan , pembe himalaya tuzunun Profesörler tarafından rengini veren maddenin demir dioksit olduğu ve pembe himalaya tuzunda çok fazla miktarda olduğu ve kanserojen olduğu tespit edildiği için yemeklik olarak kullanımına karşı çıkıyoruz, ki banyo tuzu olarak kullanılması bile uzun vadede sakıncalıdır diyoruz.

---Biz Çankırı tuzu iyidir himalaya tuzu kötüdür demiyoruz, bu tuzların şeffaf cam kristal olanlarının ikiside aynıdır kandırılmayın ey Türk halkı diyoruz.

---Biz himalaya tuzunun satılmasına , ithal edilmesine karşı değiliz, network marketting yani türkçesi saadet zinciri olan sistemler üzerinden fahiş fiyatlarla hasta olan veya sağlıklı yaşamak isteyenlere ilaç olarak fahiş fiyatlarla satılmasına karşıyız.


Son söz .... Halep oradaysa Arşın burada..... Çankırı tuz madenleri Ankara dan otobüsle 2 saat 20 tl , hepiniz davetlisiniz arkadaşlar. Kimin ne dediğinin belli olmadığı günümüzde yazdıklarımızı yerinde görün yaşayın , duydugunuz safsatalara , elmas, kömür vs hikayelerine kanmayın , gördüğünüze , dokunduğunuza ve tattığınıza inanın...


Umarım yazını silmezsin... himalayan salt ismli üye @himalayan salt


_____________________________

cankirituzu.com %100 doğal 84 Mineralli ŞEFFAF CAM Kristal Çankırı Kaya Tuzu


3 Mesaj
22 Ağustos 2013; 23:56:08 

Himalaya tuzu taciri vatandaşlar İşi sidik yarışına çevirerek konuyu sıkıcı hale getirmeye ve insanların vaktini çalmaya hiç gerek yok.

Yukarıda Çankırı tuzunun faydaları ve kullanım alanları ile ilgili yazılarımızda nereye itirazın var onu söyle, her satırı test edilmiş ve yaşanmış tecrübelere dayalı, Dr. Feridun KUNAK, Prof Dr. Ahmet MARANKİ , Prof Dr Hanım HALİLOVA, Prof Dr. İbrahim SARAÇOĞLU , Prof Dr. Canan KARATAY ve daha birçok konusunda uzman tarafından yapılan analiz ve tavsiyelerden derlenmiştir. Birçok himalaya tuzu taciri de bizim sitemizden kopyala yapıştır yaparak bu bilgileri halen kullanmaktadır. Sen bu Profları reddettikten sonra sana bir diyeceğim yok. Şifa elbette önce Allah c.c tandır. Ahmet MARANKİ nin Sıralama yaparken himalaya tuzunu birinci sıraya yerleştirmesine Çankırı tuzunu ikinci sıraya yerleştirmesine bir itirazım yok kendi fikridir saygı duyarım. Ancak yiğitçe, mertçe, ahlaklı bir şekilde davranarak Çankırı tuzunun 84 mineralli olduğunu , sağlıklı yaşam için mutlaka herkesin Çankırı tuzu ve diğer kaya tuzlarından tüketmesi gerektiğini söylemektedir. Sizin gibi 3 kuruşluk himalaya tuzunu fahiş fiyatlarla insanlara kakalamak için çankırı tuzu hakkında atıp tutmamaktadır.

Himalayan Salt isimli üye Sen açıkça niyetini kendin yazmışsın yukarıda " ben zaten Himalaya Tuzunun daha kaliteli olduğunu yazdığım yazılarla anlatmaya çalışıyorum." diyerek tamamen ticari çıkarlarınız için bir çaba sarfettiğinizi belirtmişsiniz. Ama biz ne diyoruz, Şifa ancak Allah C.C. dandır. Çankırı tuzu da Himalaya tuzu da elbetteki faydalıdır ve aynı şekilde oluşmuş içerikleri aynı olan tuzlardır, ancak bunu fırsatçılığa çevirerek insanları soymak bu ülkeye ve millete en büyük ihanettir.

Ey Türk milleti bizim makalelerimiz ve yayınlarımız sonunda bu son çırpınışlarını veren himalaya tuzu tacirleri bakın neler yaptı.

1- 500 gr (yarım kiloluk) himalaya tuzlarını 60TL ile 150 TL arasında insanlarımıza satarlarken, bir iki aydır aynı tuzları 10 TL ile 40 TL arasında satmaya başladılar.

2- 3-4 kiloluk himalaya tuzu lambalarını 160TL ile 250 TL arasında satarlarken, şu anda aynı lambaları 40 TL ile 100 TL arasında satmaya başladılar.

3- Tuz lambalarına ekonomik alternatif olarak ODA TUZU konseptini Türkiye de ilk olarak biz ortaya koyduk ve halkımıza ekonomik olarak Tuzun faydalarından yararlanma imkanını sunduk. 5 kg mı 11,8 TL ye satılmaktadır.

4- Pembe himalaya tuzlarını yemeklik olarak satarlarken, şu anda sadece banyo tuzu olarak satmaya başladılar. Ancak şu anda tuz tebliği değiştirildi ve yemeklik olarak satılabilmektedir. Biz demir minerali konusunda sorunlar yaşayan insanların renkli tuzları çok dikkatli kullanmalarını tavsiye ediyoruz.

5- Yalan yanlış yazdıkları bilgileri , sitelerinden apar topar sildiler veya düzelttiler.

6- Halkımızın başta Çankırı tuzu olmak üzere ülkemizin çeşitli bölgelerinden çıkan doğal mineralli Şeffaf cam kristal kaya tuzları hakkında doğru bilgiye ulaşmasını sağladık .

7- Himalaya tuzu üzerinden insanları soyan, Network Marketting dedikleri türkçesi saadet zinciri olan , soygunculuk sistemlerinin çoğu çöktü veya kendilerine başka istismar araçları aramaktadırlar .

Bir nebze faydamız oldu ise ne mutlu bize, biz yanlış bildiğimiz bir şeyin doğrusunu bize öğretene saygı duyarız, ancak ticari amaçlarla ortaya atılan safsataların da karşısında yazılarımızla her zaman gereği ile cevaplarımızı veririz. Her daim kendimizi ve hizmet standartlarımızı geliştirerek ve kalite seviyemizi arttırarak halkımızla beraber daha kaliteli , sağlıklı bir yaşam arzulamaktayız, başka bir derdimizde yoktur...

TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE... ELVEDA SAHTEKAR HİMALAYA TUZU TACİRLERİ, HOŞGELDİNİZ MAKUL FİYATLARLA HİMALAYA TUZU SATAN ESNAF DOSTLAR.





_____________________________

cankirituzu.com %100 doğal 84 Mineralli ŞEFFAF CAM Kristal Çankırı Kaya Tuzu


3 Mesaj
23 Ağustos 2013; 11:36:55 

Görüyorumki himalayan salt isimli kullanıcı sadece laf yetiştirmek için içi boş laf kalabalığı yapıyorsun, yazdığım hiç bir cümleyi okuyup anlamak için değilde sadece laf yetiştirmek için yazıyorsun, amacını aşan bir laf yetiştirme çabası ile , her yerinden terler boşanarak , kıpkırmızı olmuş bir şekilde kapıldığın telaşeyi , yazılarından hissetmek hiçte zor değil.

Bunu anlamak için sadece şu iki cümleni alt alta aynen alıntılıyorum ve takdiri yüce milletimize bırakıyorum. ilk cümlende Çankırı tuzu hakkında yazdıklarımızın hepsine palavra diyorsun, hemen ardından ikinci cümlende reddettiğin bu palavraların aslında himalaya tuzu taciri bilim adamı ve tıp uzmanlarının kitaplarında himalaya tuzu ile ilgili tespitler olduğunu ve oradan çalındığını iddia ediyorsun.

ŞİMDİ İTİRAF ET

-Bunlar kaya tuzu ile ilgili benim palavralarımı ?

-Yoksa himalaya tuzu taciri şarlatanların palavralarımı ?

-Yoksa şeffaf cam kristal kaya tuzlarının gerçek faydalarımı ?


Cümlelerin aynen şöyle

1. cümlen: "Ve bal gibi de biliyorsun ki bu tür Hastalıklara iyi gelir şu rahatsızlığı giderir diye internet sitesinde yazmak BAKANLIKÇA YASAKLANMIŞ ve ağır yaptırımı var. Parasal cezası var. BAKANLIKTA DÜNYANIN CEZASINI KESİYOR SENİN GİBİ UYANIK TÜCCARLARA. SAKIN SİTENDEKİ BU PALAVRALARI SİLME BAKANLIK SANA NE DİYECEK, SANA NE YAPACAK YAKIN ZAMANDA GÖRECEZ SAKIN SİLME. "

2. cümlen: " BİRDE HİMALAYA TUZCULARI TUZUN FAYDALARI HAKKINDA BİZİM SİTEMİZDEN KOPYALA YAPIŞTIR YAPIYORLAR DİYORSUN. OKU DA UTAN.
Peter Ferreira, biyofizikçi, su ve tuz arasındaki biyofiziksel bağlantı ile ilgili bilimsel araştırma projesinin başkanıdır. Dr Barbara Hendel (Münih Ludwig-Maximillian Üniversitesi), Almanya' da tıp okudu ve 20 yılı aşkın bir süredir bütünsel sağlık uygulayıcısı olarak görev yapmaktadır. ŞİMDİ BU İKİ UZMANIN 1999 TARİHİNDE İLK BASKISI YAPILMIŞ VE 2003 YILINDAN İTİBAREN DÜNYANIN BİR ÇOK ÜLKESİNDE MİLYONLARCA SATMIŞ OLDUKLARI ''WATER AND SALT'' İSİMLİ KİTAPLARINDA HİMALAYA TUZLARI HAKKINDA YAZDIKLARI HERŞEYİ SENİN WEB SİTENDE GÖRÜYORUM. ADAMLAR YILLARINI VERİP ARAŞTIRMIŞ BİLGİYİ ELDE ETMİŞ VE DÜNYAYA İLAN ETMİŞLER. " yazmışsın...

Oysaki ben yukarıdaki yazımda Çankırı tuzunun faydaları ve kullanım alanları ile ilgili yazılarımız hakkında aynen şöyle demiştim. " Yukarıda Çankırı tuzunun faydaları ve kullanım alanları ile ilgili yazılarımızda nereye itirazın var onu söyle, her satırı test edilmiş ve yaşanmış tecrübelere dayalı, Dr. Feridun KUNAK, Prof Dr. Ahmet MARANKİ , Prof Dr Hanım HALİLOVA, Prof Dr. İbrahim SARAÇOĞLU , Prof Dr. Canan KARATAY ve daha birçok konusunda uzman tarafından yapılan analiz ve tavsiyelerden derlenmiştir. " yazmışım...

Şimdi bu referanslara Peter Ferreira ve Dr Barbara Hendel i de katıyorum, bir katkın olsun seninde. Ayrıca bu yazılarımızı iyi okursan , hatta sitemizden yaptığın kendi alıntını dahi okusaydın her cümlenin başında kocaman DOKTOR KONTROLÜNDE ibarelerini görürdün, ancak senin amacın başka tabiiki...


Şimdi gereksiz laf yetiştirme çabalarını bırakta , himalaya tuzunun yanlış tanıtılmasına nekadar sebep oluyorsun onun farkına var,

Sen okuma özürlü veya okuduğunu anlama özürlü olabilirsin ama halkımız hepimizin yazdıklarını okuyor, ve analiz ediyor hiç merak etme,

Eğer mert bir insansan yazdığın hiçbir şeyi halkın analiz yapabilmesi için silme ve sana bir hatırlatma " Yazdıkça batıyorsun kardeş, dost acı söyler, beni bir dost bilirsen durum böyle , ancak dost bilmezsen kafana göre takıl, kendi düşen ağlamaz...


Velhasılı kelam; yazılarımın hepsini iyi oku ve anlamak için oku laf yetiştirmek için değil...



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimbt -- 23 Ağustos 2013; 11:44:50 >


_____________________________

cankirituzu.com %100 doğal 84 Mineralli ŞEFFAF CAM Kristal Çankırı Kaya Tuzu


3 Mesaj
27 Ağustos 2013; 1:15:33 

İyot, insan ve hayvanların normal büyüme ve gelişmesi için gerekli olan önemli bir besin maddesidir. İnsan vücudunda çok az miktarda bulunmakta olup, yediğimiz besinler ve su ile alınır. Vücudumuzdaki iyotun büyük bir kısmı tiroit bezinde bulunur ve tiroit hormonlarının yapımında kullanılır. Bu hormonlar vücudun normal büyümesi ve zihinsel gelişmesi ile birlikte vücut ısısının ve enerjisinin oluşması gibi olayların devamını sağlar. Tabiatta, toprakta ve suda bulunan iyot besinlerimize geçer. Dağlık ve erozyona uğramış bölge toprakları iyot bakımından fakirdir. Ülkemizin çoğu bölge toprakları bu sebeple iyot yönünden fakirdir.

Ülkemizde bizce yanlış bir devlet politikası olarak bir kanun çıkartılarak rafine tuzlara iyot ilavesi ile bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Bu rafine tuzlara faydalı diye iyot ilave edilmektedir ancak , faydalı iyot tüketeceğiz diye zararlı kimyasalları da tüketmek zorunda bırakılıyoruz. piyasada satılan ve üzerinde iyotlu yazan tuzlar, rafine edildikten sonra içerilerine, akışkanlık kazansın, nemlenmesin ve topaklanmasın diye alüminyum silikat v.s. gibi birçok vücuda yabancı kimyasal madde katılmaktadır. Bu kimyasallar ile birlikte alınan tuzu vücut yabancı olarak algılamakta bir kısmını kullanıp diğer kısmını biriktirmekte ve bunun sonucunda birçok ciddi hastalığa yol açılmaktadır. Düşünün ülkemizde eklem ağrısı ve ödem şikayeti olmayan çocuk ve genç kalmadı. Birde açıkta duran ve ışık gören iyotlu tuzlardaki iyot uçup gitmekte ve iyotlu tuz diye sadece zararlı madde tüketmiş olmaktayız. Bu konudaki detayları rafine tuzun zararları adlı makalemizde okuyabilirsiniz.

Aslında vücut iyot ihtiyacını doğal yollar ile de karşılayabilir. Özellikle hamile ve çocukların sağlığını tehdit eden iyot yetersizliğinin iyotlu tuzla giderileceği kanısı yanlıştır. Zira guatr ve hipotiroidi gibi bazı rahatsızlıklarda hormon takviyesi şarttır. Aşağıda bir insanın günlük iyot ihtiyacı ve bu ihtiyacını karşılayabileceği besinler örneklenmiştir.

Beslenme uzmanları, yetişkinlerin günlük iyot ihtiyacını 150 mikrogram olarak belirlerken, hamile ve emziren kadınların 250 mikrograma kadar iyot tüketmeleri gerektiğini söylemektedirler.

Besinlerdeki iyot miktarı

Besin Adı Miktar İyot miktarı

inek sütü 200 ml 50-80 mg
organik inek sütü 200 ml 30-65 mg
yoğurt 150 mg 50-100 mg
yumurta 1 adet 20 mg
peynir 40 gr 15 mg
beyaz balık 100 gr 115 mg
yağlı balık 100 gr 50 mg
kabuklu deniz ürünleri 100 gr 90 mg
et 100 gr 10 mg
tavuk 100 gr 10 mg
fındık 25 gr 5 mg
ekmek 1 dilim 5 mg
sebze ve meyve 80 gr 3 mg

İyot İçeren Besinler

-Deniz Ürünleri: Balıklar (özellikle tuzlu su balıkları) iyot bakımından oldukça zengindir ve iyot kaynağı olarak tüketilebilir. Yüksek oranda iyotlu balıklar arasında ilk sıralarda ton balığı, mezgit, soğuk su ve derin deniz balıkları gelmektedir. Karides ve diğer kabuklu deniz canlıları da iyot eksikliğini önlemek için kullanılabilir.200 gram balık günlük iyot ihtiyacımızın en az yarısını karşılamaktadır.

-Sebzeler: Ispanak, soya fasulyesi, şalgam, pazı, kabak, kuru fasulye ve sarımsak gibi sebzelerin iyot oranı yüksektir. Bu sebzeleri aynı zamanda vitamin kaynağı ve antioksidan olarak tüketebilirsiniz.

-Meyveler: genellikle iyi bir iyot kaynağı değildir ve sadece bir kaç meyve iyot içerir. Bu meyveler arasında yer alan çilek düşük kalorili olması ve içeriğindeki mineraller ile sağlıklı bir beslenme programına eklenebilir. 6-7 adet çilek günlük iyot ihtiyacının yaklaşık %8 ini sağlar.

Yoğurt, Süt ve Peynir: Süt ve süt ürünleri iyot bakımından zengindir. Bir kase yoğurt günlük iyot ihtiyacının yaklaşık %60 ını, 1 bardak süt %40 ını, 1 yumurta %20 sini karşılar.

Ayrıca beslenme ve yemek pişirme alışkanlıklarımızda dikkat etmemiz gereken önemli birkaç husus daha vardır.Yukarıda bahsettiğimiz gıdaları tüketirken , Bazı gıdaları da vücudumuzdaki iyotu yok ettiği için fazla tüketmemeliyiz. Şöyle ki;

- Vücudumuzdaki iyot miktarı yeterli olsa bile, emilimini azaltan guatrojenik besinlerin (tiroit hormonlarının çalışmasını azaltan yiyecekler) aşırı tüketimi durumunda kişide iyot eksikliği görülebiliyor. Karalahana, turp, şalgam ve Brüksel lahanasının vücudumuzdaki iyotu azalttığı için fazla tüketilmemesi gerekiyor. Bu hususta Doğu Karadeniz Bölgesi bizlere en güzel örnek. Nitekim yörede iyot tutulumunu önleyen karalahana tüketiminin yaygınlığı ve bölgenin aşırı yağış alması yüzünden topraktaki iyot oranının azalması sebebiyle guatr rahatsızlığı oldukça fazla.

- Pişirme ile besinlerin bileşimlerindeki iyot miktarı azalmaktadır. İyot uçucu bir element olduğundan besinleri taze ve çok açıkta bırakmadan tüketmeliyiz. Pişirme ile iyot ve besinlerdeki mineral kaybını önlemek için aşırı kaynatma , kızartma ve ızgara da tutma sürelerini minimum seviyelerde tutun. Yemeğinizin doğal Çankırı kaya tuzunu pişirme tamamlandıktan sonra atın.

Bilal ÖZKAN
cankirituzu.com


_____________________________

cankirituzu.com %100 doğal 84 Mineralli ŞEFFAF CAM Kristal Çankırı Kaya Tuzu
Sayfa:   [1]
Sayfa: [1]
Foruma Git
Bölümde Ara
Başa Dön


 
Reklamlar


DH VİDEO

 



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Bu sayfanın mobil sürümü / tablet sürümü / mini sürümü.



0.422