Dünya mafyaları hakkında bildikleriniz
67 Cevap5563 Görüntüleme4 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Yazdır
Sayfa: [1]      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Giriş
Mesaj


312 Mesaj
9 Şubat 2011; 23:59:11 

JAKUZA





japonyada çetelerin hepsinin ortak adı yakuzalar japonyada en çok saygı duyulan ve dünyanın en güçlü örgütüdür en güçlü yakuza grubu ise 39.000 kişilik üye sayısısıyla yamaguchi-gumi dir. grubun düzenli yapısı 105 kişidir 15 genç birader ve 86 çocuk bu grup ayrıca dünyanın en zengin örgütüdür gelir kaynakları seks,haraç,kumar,silah ve uyuşturucudur ayrıca ülkenin büyük inşaat firmalarından yıllık 20 milyon $ haraç alıyor....

Cosa Nostra(italyanlar) : Cosa Nostra tarzıyla ve stiliyle bütün mafya lardan daha üstün görülür ama eskiye göre şu anda kötü durumdalar amerikada en dikkat çeken mafya kuruluşudur en büyük babaları al capone,lucky lucciano,don bonano,don gennovesee dir gelir kaynakları kaçak içki,haraç,seks,kumar,silah ve kaçak mazot dur fakat cosa nostra eskiye göre daha kötüleşmesine rağmen tarzıyla ve duruşuyla göz kamaştırır.


_____________________________



91 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:02:44 

0

Alphonse Capone (kısaca Al Capone), (d. 17 Ocak 1899, New York – ö. 25 Ocak 1947, Florida). İtalyan asıllı Amerikalı mafya lideridir. Chicago Outfit'e yedi sene liderlik yapmıştır.
Amerikan ekonomisinin zor günler yaşadığı 1930'larda güç kazanmaya başlayan Al Capone dönemin yasakları ve bu yasakların doğurduğu fırsatları son derece profesyonel yöntemlerle karşılamış, böylece hem maddi hem de politik güçlerini artırmıştır.
1930 Büyük Buhran yıllarında neredeyse hükümet sahibi olan ünlü gangster Al Capone suç işlemeye çocukken başladığını şu sözlerle açıklamıştır;
« Çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim »
Al Capone'un işlediği en kanlı olay rakibi Bugs Moran çetesinden silahsız 6 kişiyi ve bir ziyaretçisini, polis kiyafeti giymiş adamlarına duvara dizerek öldürttüğü, meşhur Sevgililer Günü Katliamı'dır. Kartvizitinde "İkinci el mobilya satıcısı" yazan Al Capone, 17 Mayıs 1929'da ruhsatsız silah taşımaktan sekiz ay hapis cezası yedi.
İşlediği diğer suçlardan dolayı bir türlü yakalanamayan Al Capone, vergi kaçakçılığından 22 Ekim 1931 tarihinde 11 yıl hapis cezası aldı ve Alkatraz Hapishanesi'ne girdi. Hapishaneden çıktıktan sonra 1947 senesinde öldü. Alcatraz Hapishanesindeki şartlar sebebiyle çok sert bir insandan oldukça yumuşak bir insana dönüştü. Bu yüzden hapishaneden sonra Chicago Outfit'in başına yeniden geçemedi ve ölümüne kadar Florida'da sakin bir hayat yaşadı.


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 0:03:20 

olur öyle

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 0:04:58 

POLAT ALEMDAR
Adamları : MEMATI , ABDULHEY , Cahit , Gullu Erhan

Kime Hizmet Ediyor: VATAN 'a

Özel Yetenek : Karşısındakine direk alnından vurur (hs atar)

Gelirleri : Ukra İnşaat , ATV Raci ŞAŞMAZ ' a verir. Raci şaşmaz Yevmiyeleri dağıtır.

Mezara Gönderdiği : 0 Çünkü Film'i Patalı Silah İle Çekiyorlar


:D

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 0:06:46 

Alcatraz Hapishanesindeki şartlar sebebiyle çok sert bir insandan oldukça yumuşak bir insana dönüştü. Bu yüzden hapishaneden sonra Chicago Outfit'in başına yeniden geçemedi ve ölümüne kadar Florida'da sakin bir hayat yaşadı.
şu durum :) bu eğer doğruysa gerçekler acı verir demek ki rahatlığı orda yaşatmadılar ona orda mafya işleri sökmez :)


312 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:06:51 


quote:

Orijinalden alıntı: .Scare

0

Alphonse Capone (kısaca Al Capone), (d. 17 Ocak 1899, New York – ö. 25 Ocak 1947, Florida). İtalyan asıllı Amerikalı mafya lideridir. Chicago Outfit'e yedi sene liderlik yapmıştır.
Amerikan ekonomisinin zor günler yaşadığı 1930'larda güç kazanmaya başlayan Al Capone dönemin yasakları ve bu yasakların doğurduğu fırsatları son derece profesyonel yöntemlerle karşılamış, böylece hem maddi hem de politik güçlerini artırmıştır.
1930 Büyük Buhran yıllarında neredeyse hükümet sahibi olan ünlü gangster Al Capone suç işlemeye çocukken başladığını şu sözlerle açıklamıştır;
« Çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim »
Al Capone'un işlediği en kanlı olay rakibi Bugs Moran çetesinden silahsız 6 kişiyi ve bir ziyaretçisini, polis kiyafeti giymiş adamlarına duvara dizerek öldürttüğü, meşhur Sevgililer Günü Katliamı'dır. Kartvizitinde "İkinci el mobilya satıcısı" yazan Al Capone, 17 Mayıs 1929'da ruhsatsız silah taşımaktan sekiz ay hapis cezası yedi.
İşlediği diğer suçlardan dolayı bir türlü yakalanamayan Al Capone, vergi kaçakçılığından 22 Ekim 1931 tarihinde 11 yıl hapis cezası aldı ve Alkatraz Hapishanesi'ne girdi. Hapishaneden çıktıktan sonra 1947 senesinde öldü. Alcatraz Hapishanesindeki şartlar sebebiyle çok sert bir insandan oldukça yumuşak bir insana dönüştü. Bu yüzden hapishaneden sonra Chicago Outfit'in başına yeniden geçemedi ve ölümüne kadar Florida'da sakin bir hayat yaşadı.




İzlediğim bi belgeselde hapishanede öldüğünü hatırlıyorum yanlışmıdır ? History channel belgeseliydi sanırım.


_____________________________



590 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:07:14 


quote:

Orijinalden alıntı: TURK_

POLAT ALEMDAR
Adamları : MEMATI , ABDULHEY , Cahit , Gullu Erhan

Kime Hizmet Ediyor: VATAN 'a

Özel Yetenek : Karşısındakine direk alnından vurur (hs atar)

Gelirleri : Ukra İnşaat , ATV Raci ŞAŞMAZ ' a verir. Raci şaşmaz Yevmiyeleri dağıtır.

Mezara Gönderdiği : 0 Çünkü Film'i Patalı Silah İle Çekiyorlar


:D



_____________________________



312 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:10:18 


quote:

Orijinalden alıntı: danger70

JAKUZA





japonyada çetelerin hepsinin ortak adı yakuzalar japonyada en çok saygı duyulan ve dünyanın en güçlü örgütüdür en güçlü yakuza grubu ise 39.000 kişilik üye sayısısıyla yamaguchi-gumi dir. grubun düzenli yapısı 105 kişidir 15 genç birader ve 86 çocuk bu grup ayrıca dünyanın en zengin örgütüdür gelir kaynakları seks,haraç,kumar,silah ve uyuşturucudur ayrıca ülkenin büyük inşaat firmalarından yıllık 20 milyon $ haraç alıyor....

Cosa Nostra(italyanlar) : Cosa Nostra tarzıyla ve stiliyle bütün mafya lardan daha üstün görülür ama eskiye göre şu anda kötü durumdalar amerikada en dikkat çeken mafya kuruluşudur en büyük babaları al capone,lucky lucciano,don bonano,don gennovesee dir gelir kaynakları kaçak içki,haraç,seks,kumar,silah ve kaçak mazot dur fakat cosa nostra eskiye göre daha kötüleşmesine rağmen tarzıyla ve duruşuyla göz kamaştırır.







RUS MAFYASI (ORGANİZTSYA)

Onlarca yıl Avrupa’yı, hatta dünyayı dehşete götüren İtalyan mafyası’nın zayıflaması en çok Rus organize suç gruplarının işine yaramıştır. Berlin duvarının yıkılmasından sonra iş hacmini yüzlere, binlere katlayan Rus mafyası “Organiztsya”, tüm Avrupa, hatta Afrika ve denizaşırı ülkelerde bile yasa dışı egemenliğini kanıtlamıştır.

Rus mafyası, yıllık 200 milyar dolarlık cirosu ile organize edilmiş örgütler arasında birinci sıraya oturmuştur. 114 bin aktif elemana ve sayıları 3 milyona ulaşan yandaşlara sahip olan Rus örgütlü suç gruplarının en önemli faaliyet alanlarını; antik eşyaların çalınması ve bunların batıya kaçakçılığı, fuhuş, oto kaçakçılığı, silah ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığı olarak tanımlayabiliriz. Diğer birçok faaliyetleri de bu listeye ekleyebiliriz. Ancak en çok karşılaşılan suç tipleri bunlardır.

Rus organize suç grupları; iç ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren, prototip fırsatçı örgütlü suç grupları içerisinde değerlendirilmektedir. Tıpkı Sicilya mafyasında olduğu gibi, diğer rakip örgütlü suç gruplarını tasfiye etmek suretiyle kendi bölgelerinde kontrolü elinde tutmak amacına yönelik yerel düzeyde faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır. Uluslararası düzeyde de; kaçakçılık veya otodan silaha, tıbbi malzemeden ham maddeye kadar kar imkanı sağlayan her türlü yasa dışı faaliyetlerdeki hünerlerini de sergiledikleri yakinen bilinmektedir.

Rus mafyasının en etkili klanı “Solntsevo” yani Güneş Tugayı’dır. Adını Moskova’daki bir semtten alan bu klan, Rus mafyasının Avrupa’daki en etkili koludur. Berlin, Viyana ve Roma’yı kendilerine üs olarak seçmişlerdir. Zaten, en azılı babalarından biri olan Yuri Essin’de halen Roma’da tutuklu bulunmaktadır.

Eski Sovyetler Birliği’nin kalıntısı bazı Polit Büro üyelerinin intikamlarından çekinen Rus mafyasının babalarının, şimdilik Avrupa başkentlerinde yaşayarak irtibat müesseseleri aracılığıyla ülkedeki örgütlerini rahatça yönettikleri ve burada konuk oldukları ülkelerin mafyaları ile de işbirliğine girdikleri bilinen bir gerçektir. Hatta buralarda, “royalties” yani telif hakkı olarak kazançlarından yüzde vermektedirler. Özetle, mafya örgütleri arasında da know-how veya joint venture şeklinde ekonomik anlaşmalar olabilmektedir. Örneğin, bugün Almanya’da gayrimenkul piyasasını özellikle, Wiesbaden’de, elinde bulunduran İtalyan Camorra örgütü, Rus mafyası adına toplu konutları satın almaktadır.






MEDELLİN KARTELİ

Pablo Escobar 1949'da doğmuş bir köylü ve öğretmenin çocuğu. Lisedeyken de antik mezar taşlarını çalıp tüccarlara satarmış. Hapisten kaçtıktan sonra 1993'de polis tarafından vurularak öldürülmüştür.
Pablo Escobar, yaşadığı Kolombiya’nın Medellin kasabasındaki karargahından, uluslar arası bir kokain dağıtım şebekesi örgütlemeyi başarmış bir efsaneydi.Dahası dünya çapında faaliyet gösteren yeni gangsterlerin bir prototipiydi.

Escobar’ın 1990’da 3 Milyar Dolara varan bir servetin sahibi olduğu tahmin ediliyordu.Bu servet, gayrimenkuller ve Escobar’ın faks ve bilgisayar ağıyla denetlediği deniz aşırı yatırımlar sayesinde aklanıyordu.

Söylentilere göre Escobar, 1000 silahlı adamdan oluşan özel bir ordu besliyordu. Soruşturmacılara, politikacılara ve polislere karşı düzenlenen geniş çaplı suikastlarda kullandığı bu ordu, ona “Narkoterörist” unvanını kazandırmıştı.
Ama Escobar’ın eylemleri bir süre sonra çizmeyi aşmaya başladı. Bunun üzerine Escobar Kolombiya yetkililerine teslim oldu ve onlara, kokain imparatorluğunu dağıtmayı da içeren, barışçıl bir çözüm önerisinde bulundu. Ne var ki kokain işlerini, Bogota’da kendisi için özel olarak inşa edilmiş hapishaneden yönetmeyi sürdürdü.

1992’de hapisten kaçtığı zaman, onu ortadan kaldırmak isteyenlerce tam bir sürek avı başlatıldı. CIA, taktik danışmanları desteğindeki, özel görevler için hazırlanmış bir polis timi

Escobar’ın peşine düştü. Bu sürek avında, casus uydular ve Amerika’nın bölgeye gönderdiği bir C 130 tipi keşif uçağı da vardı. Ama Escobar’ın ölmesini isteyen başkaları da vardı...





Escobar Medellin caddelerinde genç bir araba hırsızı olarak suçlarına başladı. Mezarlıklardan mezar taşları çaldığı ve Antioquia'nın diğer köylerinde sattığı iddia edilse de bu kanıtlanamamıştır. Bu tür işlerden sonra kokain gibi uyuşturucu işlerine başladı, 1970'lerde muazzam bir uyuşturucu imparatorluğu kurdu. 1975 Medellin bölgesinin en büyük uyuşturucu baronu Fabio Restrepo'yu bizzat kendi emirleyile öldürerek Medellin'deki tüm kirli trafiği kendisini getirdi.Amerika'nın uyuşturucu trafiğiin %80'ı onun payıydı. 1980'lerde dev bir uyuşturucu kartelinin sahibiydi. Kolombiya yoluyla Amerika, Porto Riko, Meksika gibi ülkelerin uyuşturucu organizasyonunu bu kartel sayesinde yaptı.Hatta Asya'ya kadar uzandığı söyleniyor. 1983'de Kolombiya Meclisinde üye olarak seçildi.Bu gücüne güç kattı.Artık tüm suçlarını rahatça işliyordu.Elinde bundan böylece Politik gücünüde aldı. Pablo Escobar'ın adamları yaklaşık 200 yargıcın ve 1000'i aşkın polisin ölümünden sorumluydu.27 Kasım 1989'da Avianca flight 203'da bulunan bir muhbirin Escobar alehinde sahib olduğu kanıtlar yüzünden Pablo Escobar'ın adamları uçağa bomba yerleşritip havada patlattılar.110 kişinin ölümüyle sonuçlandı. 1993 de girdiği silahlı çatışmada öldürüldü. Bunun gibi suçlardan dolayı dünyada en çok aranan suçlular arasında yer aldı.Pablo Escobar'ın kendi askeri ordusu bile vardı.

Böyle bir uyuşturucu karteli kurup , hayatı boyunca bir kez bile sigara dahi içmemiş olması da ilgi çekici bir anekdottur. 1980'ler onun en güçlü dönemiydi.Forbes Dergisi tarafından 1989'da dünyanın en zengin insanlardan biri olarak seçilmiştir. kolombiyalı magazin dergisine oğlunun yaptığı açıklamaya göre saklandığı dağ evinde üşüyen kızını ısıtmak için 2 milyon dolar nakiti yakmıştır. Pablo Escobar'ın genç yaşlardaki en büyük hayali Kolombiya Başkanı olmaktı. Ayrıca Pablo Escobar , üniversite okuyamadığı için yaşadığı pişmanlığı öfkeye dönüştürdüğünü " Okuyamadım ama onları zehirleyebilecek güce sahibim. Bu her şeyi açıkılıyor. " sözleri ile kanıtlamıştır.[kaynak belirtilmeli] Her polis kellesi için 3000 $ ödül koymuştur.O zamanlar 400'den fazla polis siviller tarafından sokaklarda öldürüldü. Pablo Escobar, saklandığı şehirde yerlilerine yerini söylememeleri karşılığında her kişiye çuvallarca para vermiştir


_____________________________



2282 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:12:02 

Süleyman Çakır.


_____________________________

Band of Brothers / Breaking Bad / Game of Thrones / The Wire / The Sopranos / Entourage / Battlestar Galactica / Generation Kill / Six Feet Under / Damages / Sherlock / True Detective / Dexter / Rome / Suits / Jane Eyre / Fargo / The Walking Dead /Spartacus / Mad Men / How I Met Your Mother / Prison Break / Lost / Chuck / Fringe / House of Cards / Homeland / The Mentalist / 24 / Blue Mountain State / Luther / Vikings / Da Vinci's Demons / House M.D. / Person of Interest / New Girl

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 0:13:31 

digitür kün bana yarayan kısmı bu belgesellerdi crime inv. adlı kanalda sürekli verilirdi bu yayınlar bayağı ilgimi çekmişti şimdi kablo tvye geçtim bayağı güzel gerçekçi bir kanaldı


860 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:13:57 


quote:

Orijinalden alıntı: TURK_

POLAT ALEMDAR
Adamları : MEMATI , ABDULHEY , Cahit , Gullu Erhan

Kime Hizmet Ediyor: VATAN 'a

Özel Yetenek : Karşısındakine direk alnından vurur (hs atar)

Gelirleri : Ukra İnşaat , ATV Raci ŞAŞMAZ ' a verir. Raci şaşmaz Yevmiyeleri dağıtır.

Mezara Gönderdiği : 0 Çünkü Film'i Patalı Silah İle Çekiyorlar


:D






_____________________________



312 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:15:10 

Türk mafyası hakkında neler var beyler bilen varmı ? Dünyaya açılmış büyüklükte bi mafyamıyız vs. araştırdım pek bi bilgi bulamadım ben .


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 0:32:42 


quote:

Orijinalden alıntı: erhanmehmet











Nedir la senin Derdin Belgeli Konuşuoz olm :D


 
1203 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:35:40 


quote:

Orijinalden alıntı: Singleman

Alcatraz Hapishanesindeki şartlar sebebiyle çok sert bir insandan oldukça yumuşak bir insana dönüştü. Bu yüzden hapishaneden sonra Chicago Outfit'in başına yeniden geçemedi ve ölümüne kadar Florida'da sakin bir hayat yaşadı.
şu durum :) bu eğer doğruysa gerçekler acı verir demek ki rahatlığı orda yaşatmadılar ona orda mafya işleri sökmez :)

Alcatraz ile yazılan yazıları duysan korkarsın


_____________________________



626 Mesaj

[23 Temmuz 2014; tarihine dek bölüme mesaj atamaz]

10 Şubat 2011; 0:45:26 


quote:

Orijinalden alıntı: Mr.PainKiller



Alcatraz ile yazılan yazıları duysan korkarsın

Merak ettim örnek verirmisin


_____________________________

I'm an angel of the lord.


 
105 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:51:56 


quote:

Orijinalden alıntı: Seppuku.



Merak ettim örnek verirmisin



_____________________________



 
368 Mesaj
10 Şubat 2011; 0:53:30 

James Whelan ve John Whelan vardı bide onları tanıyan var mı ?



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Beefcake -- 10 Şubat 2011; 0:56:18 >


_____________________________



 
105 Mesaj
10 Şubat 2011; 1:01:30 

discovery ch.'da bir belgesel izlemiştim.. 2 arkadaş banka soyuyolardı baya bi hazırlanıyolar diz kapaklarındaki çelik koruyuculara kadar.. sonra gidiyolar bankaya fln etrafları sarılıyor. çatışıyolar ama kurtulamıyolar. malumuz.. bankayı soymadan önce bir kez daha teşebbüs etmişler ama arabada bir yığın silahla polise yakalanıyolar.. 1 sene sonra yine deniyolar bu anlattığım çatışmalar fln oluyo.. birisi pompalıyla sırtından vuruluyo.. yakalanacaklarını anladıktan sonra arkadaşlardan birisi arabaya atlıyo kaçmaya çalışıyo ama kaçamıyo kafasına sıkıyor.. diğeride çatışmada ölüyodu galiba.. aklımda kalan detayları yazdım. bilen varmı? birdaha izliycem çünkü çok güzeldi..


_____________________________



 
4533 Mesaj
10 Şubat 2011; 1:07:49 


quote:

Orijinalden alıntı: GaraJımdakiEjder














öldürülmeden önce, gardiyanların bahsi üzerine gladyatör misali dövüştürülen mahkumlar, yataklarına zincirlenen hamile kadınlar, yüzlerine yakıcı maddeler dökülen, yerlerde sürünene değin elektrik şoku verilen insanlar.... dikenli tellerin, çift parmaklıklı pencerelerin ardında ölümlerini bekleyen umutsuz, kederli yüzler... işte bunlar birçoğumuzun filmlerden bildiği, mahkumların korkulu rüyası, alcatraz cezaevi ile özdeşleşmiş kavramlar. san francisco körfezi'nde, dört bir yanı serin, kirli, karanlık sularla çevrili, mahkumlarının kurtuluş hayalleriyle yaşadığı, bir nevi cehennemin yeryüzü versiyonu...

1848 yılında abd'nin hakimiyeti altında giren alcatraz adası, önceler san francisco'yu koruma amacıyla bir karargah olarak kullanılmaya başlar. oldukça iyi bir şekilde silahlandırılan ada, bir kale görevi görmesinin yanında, askeri cezaevi rolünü de üstlenmektedir. seksen yıl boyunca askeri amaçlı kullanılan alcatraz, 1934 yılında federal cezaevine dönüştürülür. yeni cezaevi, maksimum güvenlikle korunmakta, san francisco'nun soğuk suları bu kez ülkenin en azılı mahkumlarının adadan ayrılmasını önleyecek bir bariyer görevi görmektedir artık. böylece, ülkenin tüm cezaevlerindeki en başedilmez, en azılı, en korkulan mahkumların buluşma noktası olur alcatraz.

1576 mahkum kapasiteli cezaevindeki uygulamalar dillere destandır. bütün mahkumlar için sadece dört hak vardır. yemek, giyecek, yatak ve sağlık bakımı. tabii bunların ne şartlarda olduğunu da tahmin etmekte zorlanmıyorsunuzdur. bunun dışındaki her şey, ayrıcalık sayılmakta; çalışmak, ziyaretçi kabulü, müzik, resim gibi sanatlarla uğraşmak ve hatta cezaevi kütüphanesine giriş bile ancak beş yıl sonra mümkün olmaktadır. tabii, mahkum bu süre içinde 'iyi halini' muhafaza edebilmeli. monoton geçen hayatın etkisi ile bir nevi uyuşan mahkumların başka bir cezaevine transfer olması bile sadece bir hayalden ibarettir.

disiplin, disiplin ve yine disiplin... mahkumların numaralarla isimlendirildiği, yıkatacakları çamaşır sayısından, mektuplarda kullanacakları kelimelere değin her şeyin önceden belirlendiği bir esir kampı niteliğindedir, alcatraz.

ülkenin en azılı mahkumları burada olunca, içlerinde ünlüler olmaz mı gibi sorular gelmiyor değil akıllara. aralarında al capone, george kelly, alvin kapris ve "kuşadam" lakaplı robert stroud'un da bulunduğu pek çok tanınmış isim konuk olur buraya.

kuşkusuz mahkumların içinde en ilgi çekici olanı kuşadam stroud'dur. kansas'taki cezaevinde mahkumiyetini sürdüren stroud, burada bir gardiyanı öldürür ve ömür boyu hapse mahkum edilir. leavenworth cezaevi'nde 30 yıl boyunca kalan stroud, kuşlara merak salar ve bu konuda yaptığı araştırmalarla cezaevinden destek görür. kanarya ve hastalıklarıyla ilgili iki kitap yazan kuşadam, aslında bilimsel araştırmalarda kullanmak için izinle aldığı tüm maddeleri, bira yapmakta kullanmakta, yaptığı biraları da kuş kafeslerinde saklamaktadır. yıllar sonra farkedilen kuşadam, 1942 yılında alcatraz mahkumları arasında yerini alır ve hayatını burada noktalar.

kuşkusuz, hırsızlık, adam kaçırma, kaçakçılık ve kadın ticareti gibi pek çok işe bulaşan al capone da alcatraz'dadır. federal bir cezaevinde, halı kaplı odası, sayısı kısıtlanmayan ziyaretçileri ve parası cezaevi tarafından ödenen telefonuyla mahkumiyetini sürdüren capone, adamları tarafından buradan kaçırılmaya çalışırken yakalanır. alcatraz'a sevkedilen capone'u bambaşka bir hayat beklemektedir artık. o da artık diğer mahkumlar gibi sabahları yedide uyanmakta, hücresini toplayıp sabah eğitimlerine katılmaktadır. alcatraz'ın politikası bellidir, mahkumlar arasında en ufak bir ayrıcalığa tahammül yoktur. yüksek sesle konuşmanın, başka hücrelere girmenin yasak olduğu, mahkumların banyolarda kalış sürelerinin bile dakikalarla sınırlandırıldığı alcatraz, elbette al capone için oldukça farklıdır. üstelik bu yeni evinde eskiden olduğu gibi kendine hizmet eden gardiyanlar yerine; sert, soğuk, kimilerine göre işkence meraklısı insanlar karşılamıştır o'nu. bir süre sonra frengi hastalığına yakalandığını öğrenir al capone, fakat teşhise inanmayıp tedaviyi reddeder. hastalığın ilerlemesi üzerinde beyninde ciddi hasarlar oluşan mahkum, hastaneye kaldırılmak zorunda kalınca cezaevinden ayrılır, bir süre sonra da hayatını kaybeder.

bu derece yoğun güvenlik önlemleri alınmasına rağmen, adadan kaçış teşebbüsleri de eksik olmaz. alcatraz adası, cezaevi olarak kullanıldığı 29 yıl içinde 34 mahkumun 14 ayrı kaçış denemesine sahne olur. bu mahkumlardan 23'ü yakalanır, 6 tanesi ise yakalanmak istenirken öldürülür. 2 mahkum boğularak ölürken, kaçan 5 mahkumun kaderleri meçhul olarak kalır. mahkumların her birinin ayrı hücrelerde kaldığı, sadece yemek zamanında birbirleriyle iletişim kurabildikleri bir ortamda kaçışın planlanıp uygulamaya konulması bile yıllar alabilmekte, kaldı ki bu kaçışın başarıyla sonuçlanması da imkansız gözükmekteydi.

alcatraz'ın ilk büyük firar hikayesi 1937 yılında gerçekleşir. theodore cole ve ralph roe adlı iki mahkum pencere boşluğundaki demirlere tırmanarak denize ulaşmayı başarırlar. cezaevinde ilk defa böyle bir firar gerçekleşmiştir, tüm çabalara rağmen cole ve roe bulunamaz, kayıp oldukları ve öldükleri varsayılır.

1946 yılı ise başka bir önemli olaya sahne olur. alcatraz savaşı olarak da bilinen bu olay altı mahkumun kontrol odası anahtarlarını ele geçirmesiyle başlar. bu şekilde diğer hücrelerin anahtarlarını ve silahları ele geçirmeyi başaran mahkumlar tek bir şeyi düşünmemiştir. dış kapıyı kitlemek için gerekli anahtara sahip değillerdir. görevliler tarafından kısa sürede farkedilen mahkumlar, hücrelerine dönmek yerine silahlı mücadeleyi tercih ederler. iki gün süren çatışmada mahkumların üçü ölürken, iki güvenlik görevlisi de hayatını kaybeder, 18 görevli ise yaralanır. yakalanan üç mahkumdan ikisi ise görevlilerin ölümüyle suçlanarak gaz odasında öldürülürler.

adada yaşanan olaylar kamuoyunun dikkatini çeker, amerikan halkı tüm mahkumların kabusu olan adayı merak etmektedir. 1962 yılında ise cezaevinin en gizemli kaçışı gerçekleşir, kaçış planları yapan üç mahkum, gazete, boya ve gerçek insan saçından yaptıkları maddeleri geceleri yataklarına bırakıp, tünel kazımına başlarlar. hücrelerinin arka duvarını yıkıp yerine mukavva parçaları yerleştiren, oradan da duvarın arkasında bulunan su borularına tırmanan john, clarence ve frank adlı mahkumlar, daha sonra lağım sularının arasından geçerek denize ulaşır. cezaevi yağmurluklarını can yeleği olarak kullanan üçlünün san francisco sularında uğradıkları akibet hala bilinmiyor. tek ipucu ise haftalar sonra bulunan can yelekleri ve tanınmayacak hale gelmiş cezaevi üniformalı bir erkek cesedidir. diğer iki mahkumun yaşadığına dair söylentiler uzun süre amerika'yı meşgul eder ve ünlü oyuncu clint eastwood'un başrolünü oynadığı 'alcatraz'dan kurtuluş' adlı bir film çekilir. filmin oldukça ses getirmesi üzerine kaçakları bulma amacıyla geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirilir. olaydan dört yıl sonra, san franciscolu bir gazeteci mahkumların yaşıyor olduklarını iddia etse de, iddiayı kanıtlayacak en ufak bir ipucu bulunamaz. kimi söylentilere göre ise cezaevinin çevresi köpekbalıklarıyla çevrilidir ve buradan karşıya yüzmek imkansızdır.

bunca zorlukla hücrelerinden çıkmayı başarabilmiş mahkumların hayatta olup olmadıkları hala bilinmiyor, köpekbalıklarının bu bölgede yaşamadıkları kabul edilse bile, dondurucu soğukta, neredeyse iki kilometrelik bir mesafeyi yüzmek kondüsyona dayalı bir çaba gerektiriyor. oysa ki mahkumların hapishane koşullarında gerek beslenme gerek kondüsyon açısından zayıf oldukları bilinen bir gerçek. 1934 yılından itibaren yapılan, körfezi yüzerek geçme denemelerinden üç tanesi başarı ile sonuçlansa da, eşit olmayan koşullar mahkumların da aynı başarıyı gösterebilme ihtimalini zayıflatıyor.

kuruluşundan 29 yıl sonra, 1963'te, her ne kadar ülkenin en azılı mahkumlarını suç işlemekten uzak tutmayı başarmış olsa da alcatraz cezaevi kapatılır. cezaevinin kapanışı olaylı firardan hemen sonra gerçekleşse de asıl neden maliyetin yüksek olmasıdır. körfezde izole halde bulunan adaya, her gün ulaştırılması gereken yiyecek, içecek ve diğer malzemelerin tutarının ülkedeki diğer cezaevi masraflarının üç katı olması cehennemin sonunu getirir.

cezaevinin kapatılmasından sonra halka açılan ada yılda, 750.000 ziyaretçiyi kendine çeken turistik bir alan haline getirilir. pek çok insanın kabusu olan ada, artık hücrelerini sergilemekten çekinmiyor. konumu, kötü koşulları ve meşhur firarları ile korku ve gizemin sembolü haline gelen alcatraz, umutsuzluğunu kurtuluş düşleriyle parçalamaya çalışan insanların mezarı olsa da, şimdilerde kendini affettirmeye çalışırcasına ziyaretçilerine gülümsüyor. mahkumlarının umutsuzluk kelimesini kendilerine parola seçtiği karanlık kale, artık geçmişinden utanç duyuyor.

işıl eğrikavuk


Ekşi Sözlükten Alıntı


_____________________________



 
105 Mesaj
10 Şubat 2011; 1:24:20 

@Kürşat. güzel yazıymış. filmi izlemiştim çok güzeldi.. hapishanenin içini gezmek isterdim.. oyungezer dergisinde editör olan bi adam vardı uzun saçlı.. adam gitmişti oraya cdye fln atmış video yapıp :D kaçmayı başaranların yaptığı maketleri sergiliyolardı..

edit: Murder in the First öneririm.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi GaraJımdakiEjder -- 10 Şubat 2011; 1:27:51 >


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 1:27:26 

0


Türkiye dışına çıkmanıza gerek yok.


909 Mesaj
10 Şubat 2011; 1:32:01 

0


_____________________________

POLS


217 Mesaj
10 Şubat 2011; 1:42:09 

mafya değil de bloods çetesini duymuştum bir çok farklı ülkede faaliyet gösteriyormuş. ünlü üyelerinden the game, jay rock gibi isimler var. çeteye üye olmak isteyeni 13 sn. öldüresiye dövüyorlarmış. hayatta kalırsa çeteye giriyormuş çeteden çıkmak da bir o kadar zor.. anca ölürsen çıkabiliyorsun. mesela the game şu an mok gibi para kazanıyor ama hala çeteye hizmet ediyor. bir de crips çetesi var, bunların ezeli düşmanı. merak edenler için wikipedia da ansiklopedik bilgileri var. tarihinden üyelerine kadar...



_____________________________



1065 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:00:46 

Escape from Alcatraz
Aldım listeye.


_____________________________


Hiçbir vietkonglu bana zenci demedi. Bu yüzden onlarla benim bir alıp veremediğim yok..


 
890 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:14:52 

Türkiye hakkında bilgisi olan yok mu


_____________________________

GamerTag : driftist



217 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:18:15 


quote:

Orijinalden alıntı: inanmayan denesin

Türkiye hakkında bilgisi olan yok mu

olmaz mı... zaten türkiyede herkesin mafya tanıdığı vardır. veya sedat pekerin yeğenidir


_____________________________



 
890 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:22:00 

quote:

Orijinalden alıntı: Düşünen adam



olmaz mı... zaten türkiyede herkesin mafya tanıdığı vardır. veya sedat pekerin yeğenidir

Bir akrabamız sedat pekerin kendi odasına s.peker olmadan girebilen sayılı kişilerden.. Bu kolpa değil ama

Para = Mafya.. İşler böyle yürüyor

Edit: Odada ne varsa artık



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi inanmayan denesin -- 10 Şubat 2011; 2:24:07 >


_____________________________

GamerTag : driftist


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
10 Şubat 2011; 2:22:36 


quote:

Orijinalden alıntı: Düşünen adam



olmaz mı... zaten türkiyede herkesin mafya tanıdığı vardır. veya sedat pekerin yeğenidir

dayımın adını yok yere ağzına alma tamam ?


 
113 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:22:46 

Sicilyalilar dururken tobe tobe...



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


 
890 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:25:59 


quote:

Orijinalden alıntı: Karn-ı bahar



dayımın adını yok yere ağzına alma tamam ?

Yeğenim sana kaç kere söyledim her yerde deşifre etme kendini,bizi diye.


_____________________________

GamerTag : driftist



4406 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:29:53 

Buradaki kürt ve çingene'leride unutmamak lazım.


_____________________________



601 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:32:32 

quote:

Orijinalden alıntı: Kürşat.












öldürülmeden önce, gardiyanların bahsi üzerine gladyatör misali dövüştürülen mahkumlar, yataklarına zincirlenen hamile kadınlar, yüzlerine yakıcı maddeler dökülen, yerlerde sürünene değin elektrik şoku verilen insanlar.... dikenli tellerin, çift parmaklıklı pencerelerin ardında ölümlerini bekleyen umutsuz, kederli yüzler... işte bunlar birçoğumuzun filmlerden bildiği, mahkumların korkulu rüyası, alcatraz cezaevi ile özdeşleşmiş kavramlar. san francisco körfezi'nde, dört bir yanı serin, kirli, karanlık sularla çevrili, mahkumlarının kurtuluş hayalleriyle yaşadığı, bir nevi cehennemin yeryüzü versiyonu...

1848 yılında abd'nin hakimiyeti altında giren alcatraz adası, önceler san francisco'yu koruma amacıyla bir karargah olarak kullanılmaya başlar. oldukça iyi bir şekilde silahlandırılan ada, bir kale görevi görmesinin yanında, askeri cezaevi rolünü de üstlenmektedir. seksen yıl boyunca askeri amaçlı kullanılan alcatraz, 1934 yılında federal cezaevine dönüştürülür. yeni cezaevi, maksimum güvenlikle korunmakta, san francisco'nun soğuk suları bu kez ülkenin en azılı mahkumlarının adadan ayrılmasını önleyecek bir bariyer görevi görmektedir artık. böylece, ülkenin tüm cezaevlerindeki en başedilmez, en azılı, en korkulan mahkumların buluşma noktası olur alcatraz.

1576 mahkum kapasiteli cezaevindeki uygulamalar dillere destandır. bütün mahkumlar için sadece dört hak vardır. yemek, giyecek, yatak ve sağlık bakımı. tabii bunların ne şartlarda olduğunu da tahmin etmekte zorlanmıyorsunuzdur. bunun dışındaki her şey, ayrıcalık sayılmakta; çalışmak, ziyaretçi kabulü, müzik, resim gibi sanatlarla uğraşmak ve hatta cezaevi kütüphanesine giriş bile ancak beş yıl sonra mümkün olmaktadır. tabii, mahkum bu süre içinde 'iyi halini' muhafaza edebilmeli. monoton geçen hayatın etkisi ile bir nevi uyuşan mahkumların başka bir cezaevine transfer olması bile sadece bir hayalden ibarettir.

disiplin, disiplin ve yine disiplin... mahkumların numaralarla isimlendirildiği, yıkatacakları çamaşır sayısından, mektuplarda kullanacakları kelimelere değin her şeyin önceden belirlendiği bir esir kampı niteliğindedir, alcatraz.

ülkenin en azılı mahkumları burada olunca, içlerinde ünlüler olmaz mı gibi sorular gelmiyor değil akıllara. aralarında al capone, george kelly, alvin kapris ve "kuşadam" lakaplı robert stroud'un da bulunduğu pek çok tanınmış isim konuk olur buraya.

kuşkusuz mahkumların içinde en ilgi çekici olanı kuşadam stroud'dur. kansas'taki cezaevinde mahkumiyetini sürdüren stroud, burada bir gardiyanı öldürür ve ömür boyu hapse mahkum edilir. leavenworth cezaevi'nde 30 yıl boyunca kalan stroud, kuşlara merak salar ve bu konuda yaptığı araştırmalarla cezaevinden destek görür. kanarya ve hastalıklarıyla ilgili iki kitap yazan kuşadam, aslında bilimsel araştırmalarda kullanmak için izinle aldığı tüm maddeleri, bira yapmakta kullanmakta, yaptığı biraları da kuş kafeslerinde saklamaktadır. yıllar sonra farkedilen kuşadam, 1942 yılında alcatraz mahkumları arasında yerini alır ve hayatını burada noktalar.

kuşkusuz, hırsızlık, adam kaçırma, kaçakçılık ve kadın ticareti gibi pek çok işe bulaşan al capone da alcatraz'dadır. federal bir cezaevinde, halı kaplı odası, sayısı kısıtlanmayan ziyaretçileri ve parası cezaevi tarafından ödenen telefonuyla mahkumiyetini sürdüren capone, adamları tarafından buradan kaçırılmaya çalışırken yakalanır. alcatraz'a sevkedilen capone'u bambaşka bir hayat beklemektedir artık. o da artık diğer mahkumlar gibi sabahları yedide uyanmakta, hücresini toplayıp sabah eğitimlerine katılmaktadır. alcatraz'ın politikası bellidir, mahkumlar arasında en ufak bir ayrıcalığa tahammül yoktur. yüksek sesle konuşmanın, başka hücrelere girmenin yasak olduğu, mahkumların banyolarda kalış sürelerinin bile dakikalarla sınırlandırıldığı alcatraz, elbette al capone için oldukça farklıdır. üstelik bu yeni evinde eskiden olduğu gibi kendine hizmet eden gardiyanlar yerine; sert, soğuk, kimilerine göre işkence meraklısı insanlar karşılamıştır o'nu. bir süre sonra frengi hastalığına yakalandığını öğrenir al capone, fakat teşhise inanmayıp tedaviyi reddeder. hastalığın ilerlemesi üzerinde beyninde ciddi hasarlar oluşan mahkum, hastaneye kaldırılmak zorunda kalınca cezaevinden ayrılır, bir süre sonra da hayatını kaybeder.

bu derece yoğun güvenlik önlemleri alınmasına rağmen, adadan kaçış teşebbüsleri de eksik olmaz. alcatraz adası, cezaevi olarak kullanıldığı 29 yıl içinde 34 mahkumun 14 ayrı kaçış denemesine sahne olur. bu mahkumlardan 23'ü yakalanır, 6 tanesi ise yakalanmak istenirken öldürülür. 2 mahkum boğularak ölürken, kaçan 5 mahkumun kaderleri meçhul olarak kalır. mahkumların her birinin ayrı hücrelerde kaldığı, sadece yemek zamanında birbirleriyle iletişim kurabildikleri bir ortamda kaçışın planlanıp uygulamaya konulması bile yıllar alabilmekte, kaldı ki bu kaçışın başarıyla sonuçlanması da imkansız gözükmekteydi.

alcatraz'ın ilk büyük firar hikayesi 1937 yılında gerçekleşir. theodore cole ve ralph roe adlı iki mahkum pencere boşluğundaki demirlere tırmanarak denize ulaşmayı başarırlar. cezaevinde ilk defa böyle bir firar gerçekleşmiştir, tüm çabalara rağmen cole ve roe bulunamaz, kayıp oldukları ve öldükleri varsayılır.

1946 yılı ise başka bir önemli olaya sahne olur. alcatraz savaşı olarak da bilinen bu olay altı mahkumun kontrol odası anahtarlarını ele geçirmesiyle başlar. bu şekilde diğer hücrelerin anahtarlarını ve silahları ele geçirmeyi başaran mahkumlar tek bir şeyi düşünmemiştir. dış kapıyı kitlemek için gerekli anahtara sahip değillerdir. görevliler tarafından kısa sürede farkedilen mahkumlar, hücrelerine dönmek yerine silahlı mücadeleyi tercih ederler. iki gün süren çatışmada mahkumların üçü ölürken, iki güvenlik görevlisi de hayatını kaybeder, 18 görevli ise yaralanır. yakalanan üç mahkumdan ikisi ise görevlilerin ölümüyle suçlanarak gaz odasında öldürülürler.

adada yaşanan olaylar kamuoyunun dikkatini çeker, amerikan halkı tüm mahkumların kabusu olan adayı merak etmektedir. 1962 yılında ise cezaevinin en gizemli kaçışı gerçekleşir, kaçış planları yapan üç mahkum, gazete, boya ve gerçek insan saçından yaptıkları maddeleri geceleri yataklarına bırakıp, tünel kazımına başlarlar. hücrelerinin arka duvarını yıkıp yerine mukavva parçaları yerleştiren, oradan da duvarın arkasında bulunan su borularına tırmanan john, clarence ve frank adlı mahkumlar, daha sonra lağım sularının arasından geçerek denize ulaşır. cezaevi yağmurluklarını can yeleği olarak kullanan üçlünün san francisco sularında uğradıkları akibet hala bilinmiyor. tek ipucu ise haftalar sonra bulunan can yelekleri ve tanınmayacak hale gelmiş cezaevi üniformalı bir erkek cesedidir. diğer iki mahkumun yaşadığına dair söylentiler uzun süre amerika'yı meşgul eder ve ünlü oyuncu clint eastwood'un başrolünü oynadığı 'alcatraz'dan kurtuluş' adlı bir film çekilir. filmin oldukça ses getirmesi üzerine kaçakları bulma amacıyla geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirilir. olaydan dört yıl sonra, san franciscolu bir gazeteci mahkumların yaşıyor olduklarını iddia etse de, iddiayı kanıtlayacak en ufak bir ipucu bulunamaz. kimi söylentilere göre ise cezaevinin çevresi köpekbalıklarıyla çevrilidir ve buradan karşıya yüzmek imkansızdır.

bunca zorlukla hücrelerinden çıkmayı başarabilmiş mahkumların hayatta olup olmadıkları hala bilinmiyor, köpekbalıklarının bu bölgede yaşamadıkları kabul edilse bile, dondurucu soğukta, neredeyse iki kilometrelik bir mesafeyi yüzmek kondüsyona dayalı bir çaba gerektiriyor. oysa ki mahkumların hapishane koşullarında gerek beslenme gerek kondüsyon açısından zayıf oldukları bilinen bir gerçek. 1934 yılından itibaren yapılan, körfezi yüzerek geçme denemelerinden üç tanesi başarı ile sonuçlansa da, eşit olmayan koşullar mahkumların da aynı başarıyı gösterebilme ihtimalini zayıflatıyor.

kuruluşundan 29 yıl sonra, 1963'te, her ne kadar ülkenin en azılı mahkumlarını suç işlemekten uzak tutmayı başarmış olsa da alcatraz cezaevi kapatılır. cezaevinin kapanışı olaylı firardan hemen sonra gerçekleşse de asıl neden maliyetin yüksek olmasıdır. körfezde izole halde bulunan adaya, her gün ulaştırılması gereken yiyecek, içecek ve diğer malzemelerin tutarının ülkedeki diğer cezaevi masraflarının üç katı olması cehennemin sonunu getirir.

cezaevinin kapatılmasından sonra halka açılan ada yılda, 750.000 ziyaretçiyi kendine çeken turistik bir alan haline getirilir. pek çok insanın kabusu olan ada, artık hücrelerini sergilemekten çekinmiyor. konumu, kötü koşulları ve meşhur firarları ile korku ve gizemin sembolü haline gelen alcatraz, umutsuzluğunu kurtuluş düşleriyle parçalamaya çalışan insanların mezarı olsa da, şimdilerde kendini affettirmeye çalışırcasına ziyaretçilerine gülümsüyor. mahkumlarının umutsuzluk kelimesini kendilerine parola seçtiği karanlık kale, artık geçmişinden utanç duyuyor.

işıl eğrikavuk


Ekşi Sözlükten Alıntı


0


Al Capone :
* Bir adamı sabah gördüğümde tesadüf olarak kabul ederim, öğlen aynı adamı bir daha görürsem kuşkulanırım.
Akşam karşılaştığımızda tereddütsüz silahımı çekip vururum. Tesadüflere inanmam



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ch4ylak -- 10 Şubat 2011; 2:37:32 >


_____________________________

    Kimse esit dogmaz,
    Ama herkes esit ölür.
    Bu yüzden ölüm, aci bir son degildir.
    Hayatimizin yegane adil baslangici ve
    Biricik firsat esitligidir.


734 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:32:46 

al copeonun bi ara patronu olan bi adam onun torunun torunu mu oglumu her neyse megan foxla beraber tek bildğm bu


_____________________________



209 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:33:03 

bırakın mafyayı falan dayı bir numara
0


_____________________________


ac326


2570 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:38:11 


quote:

Orijinalden alıntı: Kürşat.












öldürülmeden önce, gardiyanların bahsi üzerine gladyatör misali dövüştürülen mahkumlar, yataklarına zincirlenen hamile kadınlar, yüzlerine yakıcı maddeler dökülen, yerlerde sürünene değin elektrik şoku verilen insanlar.... dikenli tellerin, çift parmaklıklı pencerelerin ardında ölümlerini bekleyen umutsuz, kederli yüzler... işte bunlar birçoğumuzun filmlerden bildiği, mahkumların korkulu rüyası, alcatraz cezaevi ile özdeşleşmiş kavramlar. san francisco körfezi'nde, dört bir yanı serin, kirli, karanlık sularla çevrili, mahkumlarının kurtuluş hayalleriyle yaşadığı, bir nevi cehennemin yeryüzü versiyonu...

1848 yılında abd'nin hakimiyeti altında giren alcatraz adası, önceler san francisco'yu koruma amacıyla bir karargah olarak kullanılmaya başlar. oldukça iyi bir şekilde silahlandırılan ada, bir kale görevi görmesinin yanında, askeri cezaevi rolünü de üstlenmektedir. seksen yıl boyunca askeri amaçlı kullanılan alcatraz, 1934 yılında federal cezaevine dönüştürülür. yeni cezaevi, maksimum güvenlikle korunmakta, san francisco'nun soğuk suları bu kez ülkenin en azılı mahkumlarının adadan ayrılmasını önleyecek bir bariyer görevi görmektedir artık. böylece, ülkenin tüm cezaevlerindeki en başedilmez, en azılı, en korkulan mahkumların buluşma noktası olur alcatraz.

1576 mahkum kapasiteli cezaevindeki uygulamalar dillere destandır. bütün mahkumlar için sadece dört hak vardır. yemek, giyecek, yatak ve sağlık bakımı. tabii bunların ne şartlarda olduğunu da tahmin etmekte zorlanmıyorsunuzdur. bunun dışındaki her şey, ayrıcalık sayılmakta; çalışmak, ziyaretçi kabulü, müzik, resim gibi sanatlarla uğraşmak ve hatta cezaevi kütüphanesine giriş bile ancak beş yıl sonra mümkün olmaktadır. tabii, mahkum bu süre içinde 'iyi halini' muhafaza edebilmeli. monoton geçen hayatın etkisi ile bir nevi uyuşan mahkumların başka bir cezaevine transfer olması bile sadece bir hayalden ibarettir.

disiplin, disiplin ve yine disiplin... mahkumların numaralarla isimlendirildiği, yıkatacakları çamaşır sayısından, mektuplarda kullanacakları kelimelere değin her şeyin önceden belirlendiği bir esir kampı niteliğindedir, alcatraz.

ülkenin en azılı mahkumları burada olunca, içlerinde ünlüler olmaz mı gibi sorular gelmiyor değil akıllara. aralarında al capone, george kelly, alvin kapris ve "kuşadam" lakaplı robert stroud'un da bulunduğu pek çok tanınmış isim konuk olur buraya.

kuşkusuz mahkumların içinde en ilgi çekici olanı kuşadam stroud'dur. kansas'taki cezaevinde mahkumiyetini sürdüren stroud, burada bir gardiyanı öldürür ve ömür boyu hapse mahkum edilir. leavenworth cezaevi'nde 30 yıl boyunca kalan stroud, kuşlara merak salar ve bu konuda yaptığı araştırmalarla cezaevinden destek görür. kanarya ve hastalıklarıyla ilgili iki kitap yazan kuşadam, aslında bilimsel araştırmalarda kullanmak için izinle aldığı tüm maddeleri, bira yapmakta kullanmakta, yaptığı biraları da kuş kafeslerinde saklamaktadır. yıllar sonra farkedilen kuşadam, 1942 yılında alcatraz mahkumları arasında yerini alır ve hayatını burada noktalar.

kuşkusuz, hırsızlık, adam kaçırma, kaçakçılık ve kadın ticareti gibi pek çok işe bulaşan al capone da alcatraz'dadır. federal bir cezaevinde, halı kaplı odası, sayısı kısıtlanmayan ziyaretçileri ve parası cezaevi tarafından ödenen telefonuyla mahkumiyetini sürdüren capone, adamları tarafından buradan kaçırılmaya çalışırken yakalanır. alcatraz'a sevkedilen capone'u bambaşka bir hayat beklemektedir artık. o da artık diğer mahkumlar gibi sabahları yedide uyanmakta, hücresini toplayıp sabah eğitimlerine katılmaktadır. alcatraz'ın politikası bellidir, mahkumlar arasında en ufak bir ayrıcalığa tahammül yoktur. yüksek sesle konuşmanın, başka hücrelere girmenin yasak olduğu, mahkumların banyolarda kalış sürelerinin bile dakikalarla sınırlandırıldığı alcatraz, elbette al capone için oldukça farklıdır. üstelik bu yeni evinde eskiden olduğu gibi kendine hizmet eden gardiyanlar yerine; sert, soğuk, kimilerine göre işkence meraklısı insanlar karşılamıştır o'nu. bir süre sonra frengi hastalığına yakalandığını öğrenir al capone, fakat teşhise inanmayıp tedaviyi reddeder. hastalığın ilerlemesi üzerinde beyninde ciddi hasarlar oluşan mahkum, hastaneye kaldırılmak zorunda kalınca cezaevinden ayrılır, bir süre sonra da hayatını kaybeder.

bu derece yoğun güvenlik önlemleri alınmasına rağmen, adadan kaçış teşebbüsleri de eksik olmaz. alcatraz adası, cezaevi olarak kullanıldığı 29 yıl içinde 34 mahkumun 14 ayrı kaçış denemesine sahne olur. bu mahkumlardan 23'ü yakalanır, 6 tanesi ise yakalanmak istenirken öldürülür. 2 mahkum boğularak ölürken, kaçan 5 mahkumun kaderleri meçhul olarak kalır. mahkumların her birinin ayrı hücrelerde kaldığı, sadece yemek zamanında birbirleriyle iletişim kurabildikleri bir ortamda kaçışın planlanıp uygulamaya konulması bile yıllar alabilmekte, kaldı ki bu kaçışın başarıyla sonuçlanması da imkansız gözükmekteydi.

alcatraz'ın ilk büyük firar hikayesi 1937 yılında gerçekleşir. theodore cole ve ralph roe adlı iki mahkum pencere boşluğundaki demirlere tırmanarak denize ulaşmayı başarırlar. cezaevinde ilk defa böyle bir firar gerçekleşmiştir, tüm çabalara rağmen cole ve roe bulunamaz, kayıp oldukları ve öldükleri varsayılır.

1946 yılı ise başka bir önemli olaya sahne olur. alcatraz savaşı olarak da bilinen bu olay altı mahkumun kontrol odası anahtarlarını ele geçirmesiyle başlar. bu şekilde diğer hücrelerin anahtarlarını ve silahları ele geçirmeyi başaran mahkumlar tek bir şeyi düşünmemiştir. dış kapıyı kitlemek için gerekli anahtara sahip değillerdir. görevliler tarafından kısa sürede farkedilen mahkumlar, hücrelerine dönmek yerine silahlı mücadeleyi tercih ederler. iki gün süren çatışmada mahkumların üçü ölürken, iki güvenlik görevlisi de hayatını kaybeder, 18 görevli ise yaralanır. yakalanan üç mahkumdan ikisi ise görevlilerin ölümüyle suçlanarak gaz odasında öldürülürler.

adada yaşanan olaylar kamuoyunun dikkatini çeker, amerikan halkı tüm mahkumların kabusu olan adayı merak etmektedir. 1962 yılında ise cezaevinin en gizemli kaçışı gerçekleşir, kaçış planları yapan üç mahkum, gazete, boya ve gerçek insan saçından yaptıkları maddeleri geceleri yataklarına bırakıp, tünel kazımına başlarlar. hücrelerinin arka duvarını yıkıp yerine mukavva parçaları yerleştiren, oradan da duvarın arkasında bulunan su borularına tırmanan john, clarence ve frank adlı mahkumlar, daha sonra lağım sularının arasından geçerek denize ulaşır. cezaevi yağmurluklarını can yeleği olarak kullanan üçlünün san francisco sularında uğradıkları akibet hala bilinmiyor. tek ipucu ise haftalar sonra bulunan can yelekleri ve tanınmayacak hale gelmiş cezaevi üniformalı bir erkek cesedidir. diğer iki mahkumun yaşadığına dair söylentiler uzun süre amerika'yı meşgul eder ve ünlü oyuncu clint eastwood'un başrolünü oynadığı 'alcatraz'dan kurtuluş' adlı bir film çekilir. filmin oldukça ses getirmesi üzerine kaçakları bulma amacıyla geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirilir. olaydan dört yıl sonra, san franciscolu bir gazeteci mahkumların yaşıyor olduklarını iddia etse de, iddiayı kanıtlayacak en ufak bir ipucu bulunamaz. kimi söylentilere göre ise cezaevinin çevresi köpekbalıklarıyla çevrilidir ve buradan karşıya yüzmek imkansızdır.

bunca zorlukla hücrelerinden çıkmayı başarabilmiş mahkumların hayatta olup olmadıkları hala bilinmiyor, köpekbalıklarının bu bölgede yaşamadıkları kabul edilse bile, dondurucu soğukta, neredeyse iki kilometrelik bir mesafeyi yüzmek kondüsyona dayalı bir çaba gerektiriyor. oysa ki mahkumların hapishane koşullarında gerek beslenme gerek kondüsyon açısından zayıf oldukları bilinen bir gerçek. 1934 yılından itibaren yapılan, körfezi yüzerek geçme denemelerinden üç tanesi başarı ile sonuçlansa da, eşit olmayan koşullar mahkumların da aynı başarıyı gösterebilme ihtimalini zayıflatıyor.

kuruluşundan 29 yıl sonra, 1963'te, her ne kadar ülkenin en azılı mahkumlarını suç işlemekten uzak tutmayı başarmış olsa da alcatraz cezaevi kapatılır. cezaevinin kapanışı olaylı firardan hemen sonra gerçekleşse de asıl neden maliyetin yüksek olmasıdır. körfezde izole halde bulunan adaya, her gün ulaştırılması gereken yiyecek, içecek ve diğer malzemelerin tutarının ülkedeki diğer cezaevi masraflarının üç katı olması cehennemin sonunu getirir.

cezaevinin kapatılmasından sonra halka açılan ada yılda, 750.000 ziyaretçiyi kendine çeken turistik bir alan haline getirilir. pek çok insanın kabusu olan ada, artık hücrelerini sergilemekten çekinmiyor. konumu, kötü koşulları ve meşhur firarları ile korku ve gizemin sembolü haline gelen alcatraz, umutsuzluğunu kurtuluş düşleriyle parçalamaya çalışan insanların mezarı olsa da, şimdilerde kendini affettirmeye çalışırcasına ziyaretçilerine gülümsüyor. mahkumlarının umutsuzluk kelimesini kendilerine parola seçtiği karanlık kale, artık geçmişinden utanç duyuyor.

işıl eğrikavuk


Ekşi Sözlükten Alıntı



Hocam bu bilgilerin doğruluk payı nedir .Kuşadam'ın filmini izledim bira yapma olayı felan yoktu güya birebir aynısını almışlar .


_____________________________



50 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:39:57 

Türkiyedeki mafyalar ,devlet destekli mafyalar olduğu için varlık süreleri siyasi seçimlere göre değişir veya 5-10yıl arası değişir.
Çoğuda abartıldığı kadar yoktur.İsmini yayarlar korksunlar diye.Normal insanlardan biraz daha cesaretlidirler o kadar.


_____________________________

Malazgirt'te destan,Çanakkale'de kahraman,Tuna Boylarında tarih yazan,göğsü iman dolu 'TÜRK AKINCILARIYIZ BİZ' !


 
105 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:46:54 

@Feel The... filmin adı ne?


_____________________________



 
1791 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:48:38 

bu jakuza çetesine japon hükümeti falan birşey yapamıyormu yıllık 20 milyon haraç ne demek be yuh...


_____________________________



68 Mesaj
10 Şubat 2011; 2:52:54 









_____________________________



2570 Mesaj
10 Şubat 2011; 3:07:01 


quote:

Orijinalden alıntı: GaraJımdakiEjder

@Feel The... filmin adı ne?


Birdman of Alcatraz (1962) çok beğenmiştim ben.Ama bizim kuş adamı hiçde öyle piskopat biri olarak göstermemişlerdi:D adam bira yapmış içerde ya.

http://www.sinemalar.co.../3516/Alkatraz-Kuscusu/

0




_____________________________



5781 Mesaj
10 Şubat 2011; 3:07:53 

Akşama rezerve


_____________________________



92 Mesaj
10 Şubat 2011; 3:51:21 


quote:

Orijinalden alıntı: Düşünen adam

mafya değil de bloods çetesini duymuştum bir çok farklı ülkede faaliyet gösteriyormuş. ünlü üyelerinden the game, jay rock gibi isimler var. çeteye üye olmak isteyeni 13 sn. öldüresiye dövüyorlarmış. hayatta kalırsa çeteye giriyormuş çeteden çıkmak da bir o kadar zor.. anca ölürsen çıkabiliyorsun. mesela the game şu an mok gibi para kazanıyor ama hala çeteye hizmet ediyor. bir de crips çetesi var, bunların ezeli düşmanı. merak edenler için wikipedia da ansiklopedik bilgileri var. tarihinden üyelerine kadar...



13 sn dayak yemek bloodz da yok. cripz ve bloodz a girme diye bişey de yoktur. hangi çetenin sokağında büyüdüysen o çeteye üye olursun. 13 saniye dövülme olayı ise MS 13 te var. El salvador lu elemanlar bunlar. Polisin önünde adam keserler o derece psikopatlar :)


_____________________________



 
612 Mesaj
13 Mayıs 2011; 13:22:52 

mesasjım blunsun


_____________________________



 
23 Mesaj
13 Mayıs 2011; 13:47:57 


quote:

Orijinalden alıntı: Saahin

mesasjım blunsun



_____________________________



 
436 Mesaj
13 Mayıs 2011; 13:49:44 


quote:

Orijinalden alıntı: Ganja34



13 sn dayak yemek bloodz da yok. cripz ve bloodz a girme diye bişey de yoktur. hangi çetenin sokağında büyüdüysen o çeteye üye olursun. 13 saniye dövülme olayı ise MS 13 te var. El salvador lu elemanlar bunlar. Polisin önünde adam keserler o derece psikopatlar :)

Tek başına gidip bunlardan birini laf atsan nolur acaba


_____________________________

"Umut bitmesi, benzinin bitmesi gibi bişey. Daha ileri gidemiyor insan, orda kalıyor. Orda..."


3784 Mesaj
13 Mayıs 2011; 13:58:31 

Sedat Peker


_____________________________



1733 Mesaj
13 Mayıs 2011; 13:59:26 

bizim mahalledeki otopark mafyası.
üyeler:
reis: cemşit abi.döşü kıllı şıkır şıkır bi abimiz.
sağkol: hurşit abi.cemşit abinin kardeşi.en az onun kadar janjanlı bi abimiz.
solkol: muzaffer. mahallenin saykosu. cemaate içki içmeyin dediği için imamın kafaya bira şişesi patlatmıştır.
çaylak: erkan. yeni yetişen sipsi. düne kadar ototeyp işindeydi.yanlarına aldılar.

icraatları: caminin arkasındaki küçük arsaya çeksinler diye 4-5kişiyi dövüp zorla park ettirip haraca bağlamışlardır.
mahalle tedirgin.


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
13 Mayıs 2011; 14:02:45 


quote:

Orijinalden alıntı: Game-R



Tek başına gidip bunlardan birini laf atsan nolur acaba


bundan varsa bişey olmaz herhalde

0




5775 Mesaj
13 Mayıs 2011; 14:03:34 


quote:

Orijinalden alıntı: TURK_

POLAT ALEMDAR
Adamları : MEMATI , ABDULHEY , Cahit , Gullu Erhan

Kime Hizmet Ediyor: VATAN 'a

Özel Yetenek : Karşısındakine direk alnından vurur (hs atar)

Gelirleri : Ukra İnşaat , ATV Raci ŞAŞMAZ ' a verir. Raci şaşmaz Yevmiyeleri dağıtır.

Mezara Gönderdiği : 0 Çünkü Film'i Patalı Silah İle Çekiyorlar


:D


istemsizce kişneyerek anırarak kanırtarak güldüm uzun zamandır bu kadar komedi yazı okumadıydım, ele kola sağlık


_____________________________


ŞAMPİYON FENERBAHÇE& ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER


5775 Mesaj
13 Mayıs 2011; 14:12:06 


quote:

Orijinalden alıntı: GaraJımdakiEjder

discovery ch.'da bir belgesel izlemiştim.. 2 arkadaş banka soyuyolardı baya bi hazırlanıyolar diz kapaklarındaki çelik koruyuculara kadar.. sonra gidiyolar bankaya fln etrafları sarılıyor. çatışıyolar ama kurtulamıyolar. malumuz.. bankayı soymadan önce bir kez daha teşebbüs etmişler ama arabada bir yığın silahla polise yakalanıyolar.. 1 sene sonra yine deniyolar bu anlattığım çatışmalar fln oluyo.. birisi pompalıyla sırtından vuruluyo.. yakalanacaklarını anladıktan sonra arkadaşlardan birisi arabaya atlıyo kaçmaya çalışıyo ama kaçamıyo kafasına sıkıyor.. diğeride çatışmada ölüyodu galiba.. aklımda kalan detayları yazdım. bilen varmı? birdaha izliycem çünkü çok güzeldi..



northhood shotout muydu neydi 97 senesin in şubat ayında vuku buluyo olay, asıl amaçları para transferinde vip aracı soymak ama araç bankada durmayıp es geçinde istemsizce bankaya dalıyorlar ikisine karşılık yaklaşık 400 güvenlik görevlisi çarpışıyor. 13 yaralı var, şerefiyle çatışarak ölüyorlar biri yaralanınca kafasına sıkıyor diğeri ayaklarından vuruldugu için kan kaybından gidiyor. 100 lük şarşörlü keleş kullandılar. son sahnede 100 lük şarşörlü m16 kullanmıştı tek başına kalan eleman adı emil olmalı. adlarına film çekildi, nobellik 2 dost bence, onlar gibi delikanlısı daha gelmedi gelmezde. isteseler o an bankada bulunan onlarca kişiyi infaz edebilirlerdi ama salıverdiler sadece polislere sıktılar.


_____________________________


ŞAMPİYON FENERBAHÇE& ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER


 
612 Mesaj
13 Mayıs 2011; 22:00:30 


quote:

Orijinalden alıntı: ®OoLaStoO®





northhood shotout muydu neydi 97 senesin in şubat ayında vuku buluyo olay, asıl amaçları para transferinde vip aracı soymak ama araç bankada durmayıp es geçinde istemsizce bankaya dalıyorlar ikisine karşılık yaklaşık 400 güvenlik görevlisi çarpışıyor. 13 yaralı var, şerefiyle çatışarak ölüyorlar biri yaralanınca kafasına sıkıyor diğeri ayaklarından vuruldugu için kan kaybından gidiyor. 100 lük şarşörlü keleş kullandılar. son sahnede 100 lük şarşörlü m16 kullanmıştı tek başına kalan eleman adı emil olmalı. adlarına film çekildi, nobellik 2 dost bence, onlar gibi delikanlısı daha gelmedi gelmezde. isteseler o an bankada bulunan onlarca kişiyi infaz edebilirlerdi ama salıverdiler sadece polislere sıktılar.


sağlam adamlarmış


_____________________________



757 Mesaj
13 Mayıs 2011; 22:13:34 


quote:

Orijinalden alıntı: Saahin




sağlam adamlarmış

dostum filmin yada belgeselin adını verebilir misiniz ?


_____________________________



5775 Mesaj
14 Mayıs 2011; 0:00:16 


quote:

Orijinalden alıntı: el_SCo



dostum filmin yada belgeselin adını verebilir misiniz ?



filmin adı 44 minutes, tüm olay 44 dakika içinde olup bitiyor adından da anlaşılacağı gibi. önce filmi izleyin sonra wikipedia ve benzeri kaynaklardan şahışları ve tam olayı ne kadar mermi sıkıldıgını vs ayrıntılarını araştırır hayrete düşersiniz


_____________________________


ŞAMPİYON FENERBAHÇE& ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER


5775 Mesaj
14 Mayıs 2011; 0:06:58 


quote:

Orijinalden alıntı: el_SCo



dostum filmin yada belgeselin adını verebilir misiniz ?



filmin adı 44 minutes, tüm olay 44 dakika içinde olup bitiyor adından da anlaşılacağı gibi. önce filmi izleyin sonra wikipedia ve benzeri kaynaklardan şahışları ve tam olayı ne kadar mermi sıkıldıgını vs ayrıntılarını araştırır hayrete düşersiniz


_____________________________


ŞAMPİYON FENERBAHÇE& ŞAMPİYON FENERBAHÇE ÜLKER


 
261 Mesaj
14 Mayıs 2011; 0:30:31 

Özellikle ingilteredeki uyuşturucu işline bakan baybaşin aşireti var diye biliyoırum


_____________________________

http://ress.im


600 Mesaj
14 Mayıs 2011; 0:37:53