- x
    Bunlarla Giriş Yapın: Facebook Google+ Twitter DH Giriş:
    ?
  • Hatırla
  • Yeni Kayıt
İBNİ SİNA
39 Cevap639646 Görüntüleme3 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Linkli Mesajlar Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


1441 Mesaj
18 Ekim 2005; 19:54:30 

İBNİ SİNA
(980-1037)

Ünlü Türk filozofu İbni Sina (Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah İbn-i Sina) Farabi'nin ölümünden otuz yıl sonra , Ağustos 980 tarihinde bugünkü Özbekistan sınırları içerisindeki Buhara şehrinin Afşane köyünde dünyaya gelmiştir ve bütün Ortaçağ Avrupa'sında felsefenin temel taşlarından birisi olarak kabul edilip “Avicenna” ismi ile ün kazanmıştır.

HAYATI

Çocukluk Ve Gençlik

On yaşındayken o devrin klasik eğitimini bitirip (Kur'an ve edebiyat) , geometri , fıkıh (İslam hukuku) , Grek felsefesi ve mantık öğrenir. Hocalarını geride bıraktığından kendi başına teoloji , fizik , matematik ve özellikle tıp çalışır.

Onaltı yaşında ünlü olan İbni Sina , idaresi altında hekimler çalıştırmaya başlar. Bir buçuk sene süresince kendini tamamen felsefeye adar ve bu süre içerisinde kendi ifadesi ile kırk kez okuyup anlamadığı Aristo “Metafiziğini” tesadüfen eline geçirdiği Farabi'nin yorumu ile anlar.

Kütüphaneye Kabul

Onsekiz yaşındaki İbni Sina bilinen bütün ilimlere vakıftır. Bu sırada Buhara sultanının yanına çağırılarak onun çare bulunamayan hastalığını tedavi eder. Bu başarısı hayatının dönüm noktası olur çünkü emrine amade edilen sultanın değerli kütüphanesi , kendisine bilgilerini genişletme fırsatı verecektir. Yırmiiki yaşında İbni Sina , sultanların politik kararlarını vermeden önce danıştıkları bir kişi olmuştur.

Seyahatler

Saltanatın son günlerinde Buhara'dan ayrılan İbni Sina , Horasan ve Harizm illerini dolaşır ve kendisini takdir edip ağarlayacak bir saray çevresi arar.

1012 senesinde geldiği Cürcan'da , ölümüne kadar yanından ayrılmayacak olan talebesi Ebu Ubeyd el-Cüzcani ile karşılaşır ve Şirazi ile yakın dostluklar kurar. İbni Sina burada pek çok risale (küçük , kısa kitap) ve eser verir.

( El-Kanun'un başlangıcı , El-Mecesti özeti )

Bu dönemde kendi halini dile getiren kasidesinin (1) bir beyiti şöyledir.


Galiba yok bana dar gelmeyecek bir belde ,

Değerim çok , alacak müşteri bilmem nerede?

Politika

Hemedan emrinin veziri olan İbni Sina, hekim, bakan ve filozof olarak dolu ve hareketli bir hayat sürdürmeye başlar. Devlet işleri ile meşgul olduğundan geceleri ve hatta at üzerindeyken yazmaya devam etmektedir.

Uğradığı siyasi iftiralar , görevinden alınıp , Ferdecan kalesine kapatılmasına sebep olur. Bu olay , hapsedildiği dört ay süresince üç eser yazmasına engelleyemez. ( Hay Ibn Yakzan Risalesi , Kulunç Kitabı ve el Hidayat )

İsfahan

Hapisten çıkarılan İbni Sina , Hemedan'a dönmüştür fakat kendisini kıskananlar tarafından gözlenir ve gizlice İsfahan'a kaçar. İsfahan'da kendini özellikle ilmi çalışmalara verir. Bir çok eser kaleme alır. Sağlığı giderek bozulan İbni Sina 1037 ‘ de Hemedan'a döndüğünde elliyedi yaşında iken Kulunç hastalığından ölür.

ESERLERİ

İbni Sina hemen her ilim dalında eserler yazmış ve özellikle filozof dalında ün kazanmıştır.

Onyedisi sadece tıbba ait olan yüzaltmış küsur eseri vardır. Başlıca eserler :

El-Şifa
El-Kanun fi't-Tıp ( Tıp Kanunu )
El-İşaret ve't-Tenbihat
El-Necat

“Metafizik” ve “Kitab el-Nefs” adlı eserleri Latinceye en önce çevrilenleridir. Ortaçağda “Suffcientia” şeklini alan “”El-Şifa” onaltı sahifeden sadece onikisinin çevrildiği, içine mantığı , tabbi bilimler, psikolojiyi , fiziği ve metafiziği alan onsekiz bölümlük , geniş kapsamlı büyük bir eserdir. Meşşai felsefesinin en iyi eseri olan bu eseri İbni Sina Hamedan'da kaldığı sırada yirmi günde yazmıştır. Daha sonra bu eserin bir özeti niteliğindeki üç bölümlük “El-Necatı'ı” yazar El işarat vet–Tenbihat , El Necat üzerinde düzeltmeler ve değiştirmeler yapmak üzere yazdığı eseridir.

“El-Kanun Fit't-Tıbb” adlı eserinin bir kısmını Cürcan ve Rey'de yazmıştır ve esri Hamedan'da tamamlamıştır. Ondört bölümdür. Açıklama ve deneye dayanmıştır.

İbni Sina hemen her ilim dalında eserler yazmış ve özellikle filozof olarak ün kazanmıştır. Ortaçağda latinceye çevrilen eserleri “Avicennism” denilen etkiler yaratmıştır.

FELSEFESİ

İslam felsefesinin iki büyük okulu ; meşaiyye ve işrakkiye okullarıdır.

Meşailik : Platon-Aristotales uzlaştırılması , İşrakilik ; Platon– Tasavvuf uzlaştırılmasıdır.

Deneycilikle akılcılığı bağdaştıran İbni Sina bu bağdaştırmasında doğabilimsel islam felsefesinin kurucusu Razi ile Farabi'den yararlanır. Meşailikten işrakiliğe geçmiş bir düşünür olmasıyla da islam felsefesinde önemli bir rol oynamaktadır.

İbni Sina felsefesi üçe ayrılır.
• Yüksek bilimler ( Al-ilm-ül-ali)

Maddesinden tümüyle ayrışmış biçimlerin bilimiki bunlar : metafizik ve mantıktır.
• Aşağı bilimler ( Al- ilm-ül-efsel )

Maddesine bağlı biçimlerin bilimiki bunlar tabiat bilimleridir.
• Orta bilimler ( Al-ilm-ül-avsat )

Maddesinden ancak zihinde ayrılan bilimler ki bunlar matematik bilimleridir.

İbni Sina matematikten mantığa ve oradanda metafiziğe geçer Aristo gibi felsefeyi ikiye ayırır ;
• Nazari Hikmet ( Kuramsal felsefe )
• Amali Hikmet ( Eylemsel Felsefe)

Birincisinde tabiat felsefesi , matematik felsefe ve metafizik vardır. Eylemle değil , bilmekle ilgilidir.

İkincisi hem eyleme hem de bilgiye aittir. Medeni hikmet veya siyaset , ev hikmeti veya ekonomi ( El- hikmet ül-menziliye), ahlaki hikmet ( El-hikmet ül-hulkiye )

Mantık

Mantık, İbni Sina'ya göre ister felsefe içinde , ister ondan bağımsız görülsün bir alet'tir. Mantığın hedefi insanı yanlıştan koruyan belirtileri vermektir.(İşaret)

İbni Sina mantığı psikolojiden çıkarıp düşünce kanunlarını psikoloji üzerine kurmuştur. Önermeler ve kurucusunun Aristo olduğu tasım öğretisi ( tümdengelim yolulla sonuç çıkarma ) hakkındaki çözümlemeleri İslam Ortaçağında klasik olmuş ve sonraki bütün mantıkçılar ona dayandıkları gibi Kelamcılar da (2) Allah'ın ispatına dair eserlerinde ondan faydalanmıştır.

Bilgi Teorisi

İbni Sina, tüm bilgilerimizin sezgiyle elde edilen açık ilkelerden çıkarsama ( Ar. Alistintaç ) yoluyla oluşturduğu kanısındadır. Bilgi sürecinin duyum ve algıyla oluştuğunu kabul etmekle beraber gerçek bilginin ussal olduğunu ileri sürer.

Empirisme'i mantiki rationalisme in içinde açıklamaktadır. İbni Sina ya göre varlık ve düşünce aynıdır. Düşünce dışında varlık olamaz bu ilke varlıkla metafiziği birbirine bağlamakta ve mantıkta metafiziği çıkarma yolunu temellendirmektedir.

Tabiat ilimleri

İbni Sina'ya göre tabiat ilimleri metafiziğin başıdır. Tabiat ilimleri sıralamasında asıl fizikten ( Kitabul kiyan ) başlar , çeşitli tabiat basamaklarından insana kadar yükselir.

Bütün cisimlerin ibaret olduğu madde ve şekil , İbni Sina'ya göre hem mantık , hem fizik , hem metafiziği ilgilendirir.

Psikoloji

İbni Sina'nın psikolojisi bir yandan fiziğe , öte yandan metafiziğe bağlıdır. Bitki nefsi (3) maddeye kadar iner insan nefsi de faal akılla Allah'a kadar yükselir. Böylece İbni Sina felsefesinde Psikoloji ikiye ayrılır.

• Deneysel ve ya empirik psikolojisi
• Rasyonel ve ya içe bakış psikolojisi

Ruhun Tanımı

İbni Sina'ya göre ruh manevi bir cevherdir (4) ruhun bedenden ayrı manevi bir cevher olduğunu kanıtlamak için insanı tair (l'homme volant , uçan insan) diye bilinen bir temsil kullanmıştır bu temsil bütün batı orta çağında yayılmış Bonaventura , Albertus Magnus tarafından sonradan kullanılmıştır.

İbni Sina'ya göre nefs birleşiceği bedeni almadan önce ferdi varlığı yoktur .

Metafizik

Aristo gibi İbni Sina da metafiziği varlık olması bakımından varlık olma ilmi diye tanımlıyor. İbni Sina üç katlı alem görüşünde tanrıcı felsefe (theisme) ile tabiatçı felsefeyi (naturalisme) birleştirir. Bu teorisi ile Augustin felsefesi arasında büyük benzerlik vardır.

Mistik Felsefe veya Tasavvuf

İbni Sina'nın insanın tanrısal alemle ilişki kurabilesi için öngördüğü yol bir çeşit manevi sezgidir.

Bu yolu “Hay İbn Yakzan” ve “Kitab üt-tayr-Kuş kitabı” gibi eserlerinde açıklamıştır. İbni Sina'ya göre Allah bütün varlıktır, sırf iyiliktir. Gerçek varoluş yalnız Allah'a mahsustur. Evrenin yalnız geçici bir varoluşu vardır.

Ahlak

İnbi Sina eserlerinin her birinde ahlaka felsefi açıdan yaklaşarak onu bölümlere ayırmıştır.

İbni Sina^ya göre üç türlü kötülük vardır;

• Fiziki kötülük ki İbni Sina buna kötülük der.
• Psikolojik kötülük; keder , elem şeklinde görülür.
• Metafizik kötülük ki İbni Sina “günah” olarak adlandırır.

Filozofa göre iyilik , yetkinlik ve mutluluk fikrinin doğması için kötülüğün olması gereklidir.

Mutluluk ise ruhun temizlendiği ve Faal Akla(5) yöneldiği eylemdir. Böylece mutluluğa yönelen insan , filozofun “ruhun temizlenmesi” dediği bir çeşit tasavvufi yükselmeyi uygulayacaktır.

Din Felsefesi

İbni Sina bu konuda Farabi'yi ve ansiklopedicileri tamamlar fakat dinle felsefeyi uzlaştırmada dine yakındır. İnancın aklı tamamladığını kabul eder , peygamberlere filozoflardan üstün değer verir ve şeriatın ;

• Siyasi
• Psikolojik ve ahlaki

olmak üzere iki rolü olduğunu söyler.

İBNİ SİNA OKULU

İbni Sina , İslam felsefesi içerisinde başlıbaşına bir okul olarak kabul edilebilir. Filozofa en yakın öğrencisi Behmenyar'dır. “Felsefi Konuşmalar” adlı kitabı Behmenyar ve başka bir öğrencisi olan İbn Zeyle'nin sorduklarına verdiği cevaplardan ibarettir.

Ebu Abdullah Masumi ise en sevdiği öğrencisi diye tanınmaktadır. İbni Sina'nın ölümüne kadar yanından ayrılmayan öğrencisi El-Cüzcani de filozofun hayatını kaleme almıştır.

Meymun Bin Necip Al-Vasifi, tanınmış astronom ve şair Ömer Hayyam , Ömer Hayyam'ın öğrencisi Ebu'l Maali , Behmenyar'ın öğrencisi Ebu'l Abbas Zevkeri, geometri, mantık ve felsefeyle uğraşan Abdürrezzak Et-Türki de İbni Sina okulundan sayılırlar.

İBNİ SİNA FELSEFESİNİN ORTAÇAĞ AVRUPASINDA ETKİLERİ

İbni Sina'nın eserleri onikinci yüzyılda latinceye cevriltmiştir. Bu eserlerinden biri olan “Metafizik”, Aristo'nun Metafiziğinden yarım asır önce tanınmış , Aristo'nun Metafiziğinin son iki kitabı çok daha sonra, hatta “Şifa'nın” tercümesinden bir asır sonra Batı'ya ulaşmıştır.

İbni Sina'nın özellikle Toledo'da tercümeleri yapılan eserleri daha sonra , Batı Üniversitelerinin temel ders kitapları haline gelmiş ve uzun süre okutulmuştur.

İbni Sina Ortaçağ batılı düşünürlerinin rahatça başvurdukları bir kaynak olduğu gibi düşüncelerinin üstadlarından biridir.

Filofofun Avrupa'ya ilk etkisi , yaklaşık bir asır kadar sürmüş olan ilk tyercümeler çağından 1230'a doğru , Paris Psikoposu Auvergne'li Guillaume'un Aristo ve takipçilerine (Farabi-Alpharabius, Gazzali-Algaxel ve İbni Sina-Avicenna) karşı açtığı kampanyaya kadar sürer.

İkinci etkisi, Aristo incelemelerine ve yorumlamalarına izin veren 1231 psikoposluk kararnamesinden Albertus Magnus'un derleme eserlerine kadar olan dönemdir(1260).

Üçüncü etkisi ise İbni Sina'nın Saint Thomas'ın sentezinde belirgin bir yer aldığı dönemdir.

Avrupa'da İbni Sina felsefesinin doruğu , Latin skolastiğinin doruğa ulaştığı dönemdir(XIII.yy.).

Batı düşüncesine etkisinde “Bilgi Teorisiyle” kronolojik olarak ilk sırayı alır. Bunu “Varlık Doktrini” ve “Fertleşme teorisi” izler.

İbni Sina “Bilgi Teorisiyle” St.Augustin'in bir tür gelişmesini sunarak , Fransisken ekolüde derin etkiler bırakır. Auvergne'li Guillaume, Robert Grosseteste, Hales'li Alexandra, Jean De La Rochelle ve Saint Bonaventura bu etkileri görebileceğimiz düşünürlerdir. “Varlık Doktrini” ile Albertus Magnus ve St. Thomas üzerinde etkili olmuştur.

Fertleşme teorisi de Robert Grosseteste , Albertus Magnus ve Bacon'ı etkilemiştir.

İbni Sina Ortaçağ batılı düşünürlerinin rahatça başvurduğu bir kaynak olduğu gibi düşüncelerinin üstadlarından biridir. St. Jean Damascene'den sonra Batı'nın inanıp güvendiği çok yüksek otoriteden biridir.

SONUÇ

Ortaçağ Türk İslam Felsefesinin ulaştığı yüksektepelerden biri olan İbni Sina , ünlü bir tıp bilgini olmasının yanısıra , dopdolu ve mücadeleli geçen yaşamı boyunca hayatın iksirini aramış , ardında zamanın bütün ilimlerini kapsayan bir kütüphane dolusu değerli eser bırakmış bir filozoftur.

İlme ve Türk İslam dünyasına böylesi katkılarda bulunmuş filozofumuz , yirmibirinci yüzyıla adım atmakta olduğumuz şu günlerde , bir hastaneye isim vermiş olmasıyla tanınmaktan çok daha fazlasını hak etmiştir. Hepimize düşen, milli kültür ve değerlerimizi tanıtmak ve insanımızın bu engin bilgi haznesinden yararlanmasını sağlamaktır.

Yeni Yüksektepe Kültür Derneği İbni Sina kütüphanesi , geçmişi koruyup , geleceği kurtarmak amacıyla İbni Sina gibi yüksektepelerin önderliğinde yeni insana hizmet etmektir.

Ferim ÇIKGEL

Yararlanılan Kaynaklar :
- Doç.Dr.Mehmet N. Balay,”İbni Sina”, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay. Ankara 1988
- Hilmi Ziya Ülken,”İslam Felsefesi”, Ülken Yay. İstanbul 1983
-“Uluslatrarası İBN TÜRK, HAREZMİ, FARABİ ve İBNİ SİNA SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ”, Ankara 9-12 Eylül 1985, Ank.Kültür Merkezi Yay. Sayı 42.
- Felsefe Arşivi, Sayı:22-23, Edebiyat Fakültesi Matbaası İstanbul 1981
- Doç.Dr. M. Naci Balay,”FARABİ ve İBNİ SİNA'DA KAVRAM ANLAYIŞI”, M.E.B. Yay. İstanbul 1989.
- Orhan Hançerlioğlu, Felsefe sözlüğü, Remzi Kitabevi Yay. İstanbul 1982
- Prof.Dr. A.M. GOICHON, İBNİ SİNA FELSEFESİ ve ORTAÇAĞ AVRUPASINDAKİ ETKİLERİ, Doğuş Yayın ve Dağıtım A.Ş. İstanbul 1986, Tercüme: Y.Doç.Dr.İsmail Yakıt

(1) Kaside : Onbeş beyitten aşağı olmayan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan koşuk.
(2) Kelamcılar : İslam tanrıbilimcileri (Os. Mütekellimin, Fr. Mutaklimins)
(3) Nefs : Ruh, can, hayat.
(4) Cevher : Değişen yüklemlere desteklik eden değişmez gerçeklik. Kendi varlığı dışında bir varlığa gereksinim duymayan.
(5) Faal Akıl : Bütün alemin ruhu ve bedeni .




On yaşındayken o devrin klasik eğitimini bitirip (Kur'an ve edebiyat) , geometri , fıkıh (İslam hukuku) , Grek felsefesi ve mantık öğrenir. Hocalarını geride bıraktığından kendi başına teoloji , fizik , matematik ve özellikle tıp çalışır.




_____________________________


''Benim naciz vücudum elbet birgün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır'' Mustafa Kemal Atatürk


Forumda 2004 yılından bu yana !


2410 Mesaj
18 Ekim 2005; 22:14:55 

Ben de bunu araştıracaktım bu ara boş zaman kolluyordum . İyi oldu yazdığın sağolasın...


_____________________________

Smile... Tomorrow will be worse.


2298 Mesaj
22 Ekim 2005; 2:00:54 


0


_____________________________


Nuh Baba

-------------------
Zaman hep aynıdır, Geçen Biziz...


 
1120 Mesaj
16 Ekim 2007; 17:19:34 

biraz hort oLacak ama cok yararLı bir biLgi hem okuLum isMinn aLındıgı bir kişiLik hemde Proje odevim :) tskkurLer yazan arkads yakLasık 2 yıL oLmu$ ama


_____________________________



 
284 Mesaj
12 Şubat 2008; 21:16:24 

teşekkürler.Çok iyi bir çalışma


_____________________________



1111 Mesaj
12 Şubat 2008; 21:39:41 


quote:

Orjinalden alıntı: o_avs

teşekkürler.Çok iyi bir çalışma




_____________________________

SHOGUN


1953 Mesaj
12 Şubat 2008; 22:48:51 

İbn - i Sina Türk müdür eminmisiniz ? Gerçi bunun benim için önemi olup olmadığından söylemiyorum ama bildiğim kadarıyla Farsi kökenlidir kendisi.


_____________________________




4605 Mesaj
12 Şubat 2008; 23:23:09 

Gerçekten çok değerli ve bilime çok şey katmış bir biliminsanı...

Benimde bir katkım olsun;
İbn-i Sina'nın hayatı hakkında George Sarton hazırlamış olduğu ve Remzi Demir'in türkçeye çevirisiyle yayımlanan kitaptan bir bölüm: Burdan
0


---------


Şimdi bazı arkadaşlar çıkar deliklerinden, yok 'biliyormusunuz aslında o müslüman değilmiş', yok 'hatta biliyormusunuz ateist olduğunu söleyenlerde var' diğen arkadaşlara şimdiden yanıtım: ''Bırakın ne olup olmadığına, neye inanıp inanmadığına, ne yapıp ne kattığına bakınız efendim...''


_____________________________

Risksiz masrafsız E-Ticaret işine girmek mi istiyorsunuz? Bana ulaşın.


 
1 Mesaj
2 Mart 2008; 2:00:04 

tşk


_____________________________



179 Mesaj
3 Mart 2008; 12:10:49 

ibni sina farabi gibi bilim adamları kesinlikle kuranı referans almadılar bu bir yanlıştır.
ibni sina aristodan etkilenmişti hatta dinsiz ilan edilmişti..kuranı referans aldıkları bir yalandır.
kuranın eleştirisi-ilhan aksel
kitabında ayrıntılı bilgi ve kaynaklar var


_____________________________

“akla uygun olan gerçek, gerçek olan akla uygundur.”
Hegel


5463 Mesaj
3 Mart 2008; 15:23:27 

Yıllar önce milliyet yayınlarının Bilginler ve Buluşlar ansiklopedisinde, ibni sinanın "insanın kökeninin bir hayvan türünde aranması gerekir" sözünü öğrenmiştim.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


1612 Mesaj
3 Mart 2008; 15:47:04 

İbn-i Sina Gazaliden hemen önce yaşamıştır. Gazali, İbn-i sina için adi bir mümin (yani en basit seviyedeki inanan) demiştir. Bunun nedeni de Yunan felsefesinin tercümesini yapmış olmasıdır.

Fakat bu çok da yanlış anlaşılmasın. İbni sina bunu islamın en zirvede olduğu ve neredeyse herkesin çok yüksek derecede imana sahip olduğu bir dönemde yaptığı için Gazaliden böyle bir tenkid almıştır. Yoksa İbnisina bugün hayatta olsa bugünkü ilahiyat proflarını cebinden çıkaracak derecede ilme sahiptir. Kurandaki ayetlerin tıp ilmine bakan tefsirlerini yapmıştır.


_____________________________

:::Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?


 
2274 Mesaj
3 Mart 2008; 17:34:08 

''Deneycilikle akılcılığı bağdaştıran İbni Sina'' bu yaklaşımını takdir ederim her seferinde...(sanki ihtiyacı var )
çok büyük bir zekadır kesinlikle, bilim alanında olsun felsefe alanında olsun.. bir noktada doğu medeniyetlerinin,antik yunan eserlerinin rüzgarına kapılmasını sağlamıştır..


_____________________________

kutu kutu vazelinler...


 
32 Mesaj
24 Nisan 2008; 18:53:40 

çok sağolun proje ödevimdi nezamandır aranıyodum


_____________________________



 
2274 Mesaj
24 Nisan 2008; 22:30:33 


quote:

Orjinalden alıntı: mustafa_ogr

İbn-i Sina Gazaliden hemen önce yaşamıştır. Gazali, İbn-i sina için adi bir mümin (yani en basit seviyedeki inanan) demiştir. Bunun nedeni de Yunan felsefesinin tercümesini yapmış olmasıdır.

Fakat bu çok da yanlış anlaşılmasın. İbni sina bunu islamın en zirvede olduğu ve neredeyse herkesin çok yüksek derecede imana sahip olduğu bir dönemde yaptığı için Gazaliden böyle bir tenkid almıştır. Yoksa İbnisina bugün hayatta olsa bugünkü ilahiyat proflarını cebinden çıkaracak derecede ilme sahiptir. Kurandaki ayetlerin tıp ilmine bakan tefsirlerini yapmıştır.




bu mesaja bir daha baktım,
dayanamadım,gazali de filozof;zekidir iyidir de ''Bunun nedeni de Yunan felsefesinin tercümesini yapmış olmasıdır. ''bu ne ya..
Yunan felsefesini islamcılar böyle sindirmeselerdi biraz zor islam felsefesi yaparlardı..Hatta belkide derin mevzularda tıkanırlardı..
yani gazali sezgicide,bergson'a kadar,o kadar ele alınmışta değil idi bu fikir..Hadi bunu geçtim gazali'nin sezgisini evirir çevirir bence yunan felsefesi..


_____________________________

kutu kutu vazelinler...


577 Mesaj
24 Nisan 2008; 22:37:38 


quote:

Orjinalden alıntı: éfulim

On yaşındayken o devrin klasik eğitimini bitirip (Kur'an ve edebiyat) , geometri , fıkıh (İslam hukuku) , Grek felsefesi ve mantık öğrenir. Hocalarını geride bıraktığından kendi başına teoloji , fizik , matematik ve özellikle tıp çalışır.


[ ]


nasıl mı yaptı?
nasıl bir insan bunları yapabilir?
değil mi, olağan üstü bir hadise

Bir teorim var bu noktada
yaptı daha doğrusu yapabildi
Çünkü öğrenmeyi öğretmeyi seviyordu
''Bilgi'' nin kendisini seviyordu
ama öyle lafta havada değil
Yüreği ile seviyordu ve öğrendikçe öğrenmek istiyor,okudukça daha bir şevkle geliyordu
Yazdığı her satır onda muazzam bir zevk veriyordu
O bunları yaptı NEDEN?
Çünkü o bunu seviyordu.
Biz insanlar sevdiğimiz zaman neler yapabildiğimizi bildiğimiz halde neden bilimi,fenni sevmeyiz,sevemeyiz?
Neden bize güzel gelmez bilim,matematik,felsefe,mantık,
Neden bilginin kendisini sevemeyiz?

size Aziz Paulus'un bir sözünü aktarayım:

Allah,en önemli şeyleri akıllılardan gizledi,çünkü onlar basit şeyleri anlayamazlar.

(Müslümanım )



_____________________________

Hayatın Anlamı Seni Seven Kişiyi
İki Sözü ile Anlayabilmektir

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
24 Nisan 2008; 22:57:28 


quote:

Orjinalden alıntı: mustafa_ogr

İbn-i Sina Gazaliden hemen önce yaşamıştır. Gazali, İbn-i sina için adi bir mümin (yani en basit seviyedeki inanan) demiştir. Bunun nedeni de Yunan felsefesinin tercümesini yapmış olmasıdır.

Fakat bu çok da yanlış anlaşılmasın. İbni sina bunu islamın en zirvede olduğu ve neredeyse herkesin çok yüksek derecede imana sahip olduğu bir dönemde yaptığı için Gazaliden böyle bir tenkid almıştır. Yoksa İbnisina bugün hayatta olsa bugünkü ilahiyat proflarını cebinden çıkaracak derecede ilme sahiptir. Kurandaki ayetlerin tıp ilmine bakan tefsirlerini yapmıştır.



Evet katılıyorum


 
526 Mesaj
25 Nisan 2008; 2:53:38 

@ efulim

Dostum malesef tüm Dünya'da İbn-i Sina İran'lı olarak geçer...

Bu biz istesek de böle istemesek de. Zaten malum pek meraklıyız birçok ilim adamını Türk-İslam kategorisine sokmaya. Hani 'o olmazsa diğeri olur canım' der gibi

Lakin bu gibi konularda objektif bakmakta fayda var. En önemlisi Dünya kamuoyu konu hakkında ne düşünüyoru araştırmak da fayda var.

Saygılar


_____________________________



209 Mesaj
25 Nisan 2008; 19:04:17 

Yahu millette amma çok İbni Sina açlığı varmış 108300 kişi tıklamış bu konuyu hayretler içinde kaldım..


_____________________________

ÖZGÜR OLMAK İÇİN UÇMAYA; UÇMAK İÇİN KANATLARA GEREK YOK,HIZ BİR ÖZGÜRLÜKTÜR HIZ BİR TUTKUDUR.


 
526 Mesaj
26 Nisan 2008; 1:55:05 

108300 kişiden sadece 13'ü yorum yazmış

Bence asıl garip olan budur...


Acaba ibn(i) başka bir sözcükle mi karıştırıldı?


_____________________________



112 Mesaj
26 Nisan 2008; 14:59:47 

internette dolasan butun bilgiler dogru degil dostum.kopyala yapistirmakla olmaz bu isler.daha guvenilir kaynaklardan bakarsan ibni sinanin iranli oldugunu anlarsin


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
26 Nisan 2008; 15:00:33 

Edit.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi _HURMACI_ -- 26 Nisan 2008; 15:00:44 >


 
2432 Mesaj
26 Nisan 2008; 18:26:45 

Kaside koşuk olarak tanımlanmış bu büyük bir terminolojik yanlıştır.Koşuk başka kaside başka...


_____________________________



512 Mesaj
29 Nisan 2008; 13:19:14 


quote:

Orjinalden alıntı: kboy

internette dolasan butun bilgiler dogru degil dostum.kopyala yapistirmakla olmaz bu isler.daha guvenilir kaynaklardan bakarsan ibni sinanin iranli oldugunu anlarsin



Buraya yazılan, birşeyler iddia eden arkadaşlarda öyle yapsınlar. Biri aristodan etkilendi yazmış, biri aristo ondan etkilendi yazmış.

İbn-i Sina'nın asıl mahareti tıp konusundaydı zaten, bende fars kökenli olduğunu sanıyorum ama. iddia edebilmem için güvenilir bir kaynağa başvurmam gerekir...


_____________________________

Bizi sevenleri üzmeyelim baba... ||
Metin OKTAY


879 Mesaj
29 Nisan 2008; 13:34:04 

Bunuda tam okuduktan sonra diğer kaynaklarla karşılaştırmak doğal olarak bazı kesin yargılarını bilememize yol açıyor. Ben hala bilmiyorum. Ortalık kaynak çöplüğü.


_____________________________



...black for love...[/right]


2380 Mesaj
30 Nisan 2008; 19:56:48 


quote:

Orjinalden alıntı: Sovereign_Khan





Buraya yazılan, birşeyler iddia eden arkadaşlarda öyle yapsınlar. Biri aristodan etkilendi yazmış, biri aristo ondan etkilendi yazmış.
İbn-i Sina'nın asıl mahareti tıp konusundaydı zaten, bende fars kökenli olduğunu sanıyorum ama. iddia edebilmem için güvenilir bir kaynağa başvurmam gerekir...


Aristo İbni Sina'dan etkilenmiş olamaz, çünkü İbni Sina doğduğunda Aristo'nun kemikleri dahi yoktu.


İbn-i Sina'nın Aristo'dan etkilendiğini felsefesini okuduğumuz anda görürüz. Aristo'yu, Platon düşücesiyle birleştirmişte diyebiliriz. Aristo düşüncesini İslam'a uydurmuştur.
İbni Sinanın asıl mahareti tıp konusunda demişsin, ama (gerçektende öyledir) İbni Sinan'nın felsefesini okuyunca hayran kalmamak mümkün değildir. Gerçekten çok zekice düşünmüştür. İbni Sinanın felsefesi gerçekten zor kavranabilir ve önemli niteliktedir.


_____________________________


-Öldürecek ve uğruna ölünecek bir şey yok.-
John Lennon


2380 Mesaj
30 Nisan 2008; 20:06:04 

quote:

Orjinalden alıntı: Yazat

@ efulim

Dostum malesef tüm Dünya'da İbn-i Sina İran'lı olarak geçer...

Bu biz istesek de böle istemesek de. Zaten malum pek meraklıyız birçok ilim adamını Türk-İslam kategorisine sokmaya. Hani 'o olmazsa diğeri olur canım' der gibi

Lakin bu gibi konularda objektif bakmakta fayda var. En önemlisi Dünya kamuoyu konu hakkında ne düşünüyoru araştırmak da fayda var.

Saygılar



İbn-i Sina'nın İranlı olarak anılmasının sebebi, Eserlerini farsça, arapça yazmış olmasıdır. Ben tam kökeni hakkında bir fikre sahip değilim, ama İranlı olmayabilir.
quote:


Yıllar önce milliyet yayınlarının Bilginler ve Buluşlar ansiklopedisinde, ibni sinanın "insanın kökeninin bir hayvan türünde aranması gerekir" sözünü öğrenmiştim.

İbn-i Sina yaratılışla ilgili felsefesinde evrimi destekler nitelikte göründü bana. Ancak, bu konuda çok bilgiye sahip değilim, yanılıyo olabilirim.Ancak şuda eklenmelidir ki, İbn-i Sina Allah'a inanırdı. Yani bir yaratıcının olması gerektiğine ve olduğuna inanırdı. Bunu anlayabiliyoruz.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Arukard -- 30 Nisan 2008; 20:15:50 >


_____________________________


-Öldürecek ve uğruna ölünecek bir şey yok.-
John Lennon


 
12 Mesaj
28 Nisan 2012; 20:16:32 

ibni Sina’ya göre fiziksel dünyada cereyan eden her seyin bir nedeni vardır. Hiçbir sey
nedensiz degildir ve yoktan var olmaz. ibni Sina’ya göre duyulur cisim ve onunla
ilgili her sey nedenlidir. ibni Sina, doğa olaylarını, doğal olaylarla açıklamıştır.
bni Sina’nın bu yaklasımı çagdaş ögretiye çok yakın dahası onun aynısıdır.

Değisim, bni Sina’ya göre bir niteligin ortadan kalkıp,
yerine baska bir niteligin gelmesi; yeni bir nitelik oluşumudur. Duyulur cisim bir
tözdür; cisim, kendisi olarak kalmaya devam eder ama onun niteligi ya da niceligi
değisir. Burada nitelik ile niteliği tasıyan nesne arasında bir ayrım yapılıyor. lkbaharda
agaçların yaprakları yesilken, sonbahara gelindiginde yaprakların sarardıgını görüyoruz.
Ne degisti? Nitelikler: yesil-sarı.

olsa olsa evrim, ibni sinayı destekleyebilir, tersi -tarihi açıdan- mümkün değil. doğa felsefesinde ibni sina, değişimin kuramsal temellerini oluşturmuştur.


_____________________________



 
12 Mesaj
28 Nisan 2012; 20:24:34 

evrimi yaratan doğa, yaratıcının tabiat için va'z ettiği kurallara mahkumdur.
ibni sina'nın südur nazariyesine göre, tanrının kendini düşünmesiyle varlık kazanan "ilk akıl" la birlikte
her zaman sebep-sonuç ilişkisi geçerli olmuştur.
yani ibni sinanın fikirlerinde mükemmel bir tutarlılık vardı.
Allah'a "aşk" la inanır, mümindir, hafızdır, mürşitlerimden biridir.
selamlar.


_____________________________



1254 Mesaj
28 Nisan 2012; 20:58:54 

Gazaliyi saymazsak o dönemde evrimci olmayan bir İslam filozofu var mıdır bilmiyorum...
Hepsinde belli bir derece evrimcilik vardır.
Tabi bu evrim anlayışının Darwin'in doğal seçilimle evrim kuramı ile bir alakası yok. Kendine has farklı bir evrimcilik...
Fakat bunu tartışmanın yeri değil...



< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >


_____________________________

Lathander's Crusader!... (Advanced Insider!)

PUSH {R0-R7,LR}
Ve Yaşam başlar!..


8006 Mesaj
29 Nisan 2012; 8:28:37 

quote:

Orijinalden alıntı: Lath.Crusader

Gazaliyi saymazsak o dönemde evrimci olmayan bir İslam filozofu var mıdır bilmiyorum...
Hepsinde belli bir derece evrimcilik vardır.
Tabi bu evrim anlayışının Darwin'in doğal seçilimle evrim kuramı ile bir alakası yok. Kendine has farklı bir evrimcilik...
Fakat bunu tartışmanın yeri değil...


Ibn Miskeveyh'de Doğal Seleksiyon benzeri bir oluşum vardı diye biliyorum.

Fakat buna rağmen hiç birisi Materyalist değildi ve Richard Dawkins gibi Ateizm militanlığı yapmıyorlardı.

Ayrıca ilginçtir, İbn Miskevyh'in, "Türkler ve Zenciler evrimini tamamlayamamış ilkel ırklardır" lafı vardır, Darwin'de 800 sene sonra aynısını söylemiştir.

Acaba bir etkileşim olabilirmi?

Çünkü Avrupa'nın yükselişi kesinlikle Arapların altın çağına bağlı...


_____________________________

2013 Citroen C4 E-Hdi Mcp 1.6 115 Hp Exclusive - SAM
2013 Toyota Corolla 1.4 D4D M/T 90 Hp Advance


1254 Mesaj
29 Nisan 2012; 10:54:37 

quote:

Orijinalden alıntı: newmonarch


Ibn Miskeveyh'de Doğal Seleksiyon benzeri bir oluşum vardı diye biliyorum.

Fakat buna rağmen hiç birisi Materyalist değildi ve Richard Dawkins gibi Ateizm militanlığı yapmıyorlardı.

Ayrıca ilginçtir, İbn Miskevyh'in, "Türkler ve Zenciler evrimini tamamlayamamış ilkel ırklardır" lafı vardır, Darwin'de 800 sene sonra aynısını söylemiştir.

Acaba bir etkileşim olabilirmi?

Çünkü Avrupa'nın yükselişi kesinlikle Arapların altın çağına bağlı...

Onun El-Feyz el-Asgar adlı kitabında o laflar...
Miskeveyh bütün varlıkları en alttaki madenden en üstteki meleklere kadar dereceli biçimde ayırır.
Madenler bitkiler hayvanlar insanlar ve melekler diye..
Tabi bu türlerin de kendi aralarında al üst ilişkileri vardır. En aşağı hayvan en üst hayvan,
en aşağı bitki en üst bitki gibi...
Hayvanların en üst noktası maymundur.
Maymun evrimleşirse iki ayağı üzerinde yürüme, anlama ve temyiz yetenekleri kazanır.
Fakat yine de tam akıllı bir insan olamamıştır. Türkler ve Zenciler bunlardandır.
Ezir ve hizmetçi yapılmaları uygundur.
Onların üzerinde de normal insanlar vardır. Sonra melekler gelir.
Böyle bir tip işte Miskeveyh... Belli ki ilk ırkçılarımızdandır.
Bir makalede okuduğum kadarıyla onun kitabını Fransızca'ya çeviren M. Hamidullah bu lafı okuyunca çeviriye dipnot düşmüş:
"Onlar da evrimleşmiştir. Bu değerlendirme artık geçersizdir. Çağımızda en aşağı insan ırk renk dil ve coğrafya ırkçılığı temelinde peşin hükümler besleyenlerdir" diye...
Fakat dediğim gibi. Bunları tartışmanın yeri değil. Konu İbni Sina üzerine zaten...



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Lath.Crusader -- 29 Nisan 2012; 11:16:31 >


_____________________________

Lathander's Crusader!... (Advanced Insider!)

PUSH {R0-R7,LR}
Ve Yaşam başlar!..


8006 Mesaj
29 Nisan 2012; 20:50:18 

Biliyorum konunun yeri bura değil fakat ilgili sonuçta.

Yani Darwin'inde bu fikre kapılmasının sebebi acaba kendi kendinemi yoksa Miskeveyh'den esinlenerek mi?



_____________________________

2013 Citroen C4 E-Hdi Mcp 1.6 115 Hp Exclusive - SAM
2013 Toyota Corolla 1.4 D4D M/T 90 Hp Advance


 
12 Mesaj
30 Nisan 2012; 2:05:56 

bilim, insanlık ailesinin ortak değeridir, yıkılıp yeniden sıfırdan alınmaz, üstüste konulur.
buna verilecek en basit örnek:
"de foe, robinson cruzo'yu hayy'dan etkilenip yazıyor. ibn-i tufeyl de ibn-i sina'nın hayy ibn-i yakazan risalesinden, ibn-i sina'nın huneyn ibn-i ishak'ın yunancadan çevirdiği bir öyküden yararlandığı düşünülüyor. en son düşünce bir helenistik çağ düşüncesini andırıyor deniliyor"
bunun gibi milyonlar vardır.
evrim ya da ibni sina tabiriyle dönüşüm de, bunlardan biridir.
kuramsal temeller zamanında ortaya konulmaya çalışılmış, ancak bilim geliştikçe, bulgular, bilimsel teknikler ve amprik değerlendirmeler
hakikati ortaya koyacaktır.

Yalnız bir not: özellikle bir dönemde batılılar, doğudan aldıkları bilim mirasının izlerini, en hafif tabiriyle vefasızca silmeye çalışmışlar.
Bizdeki softaların da yüklenmesiyle müslüman alimlerin katkıda bulunduğu/ortaya çıkardığı bilimsel değerlerle aramıza (güya din adına) aşılmaz
duvarlar örülmüş. sonra da evrim lafını duyduğumuz yerde şeytan görmüş gibi tepki verip anlamsız savunulara kalkışıyoruz.
bilim konusunda kesin pozisyon almadan rahat olmak lazımdır. her şey O'ndan.


_____________________________



1254 Mesaj
30 Nisan 2012; 9:37:50 

quote:

Orijinalden alıntı: newmonarch


Ibn Miskeveyh'de Doğal Seleksiyon benzeri bir oluşum vardı diye biliyorum.

Fakat buna rağmen hiç birisi Materyalist değildi ve Richard Dawkins gibi Ateizm militanlığı yapmıyorlardı.

Ayrıca ilginçtir, İbn Miskevyh'in, "Türkler ve Zenciler evrimini tamamlayamamış ilkel ırklardır" lafı vardır, Darwin'de 800 sene sonra aynısını söylemiştir.

Acaba bir etkileşim olabilirmi?

Çünkü Avrupa'nın yükselişi kesinlikle Arapların altın çağına bağlı...


Darwin'in Miskeveyh'i okuyup okumadığını merak ediyorsanız elbette bu konuda kimse iki ihtimal için de sonucunu garanti eden (conclusive)
kanıtlar koyamaz. Diğer taraftan şöyle bir durum var.. İbn Miskeveyh İslam dünyasındaki ne ilk ne de tek evrim düşüncesine sahip kişi....
Aynı şekil de Darwin'de kendi zamanına kadarki ne ilk ne de tek evrim düşüncesine sahip kişi..

Şimdi burada dikkat etmeniz gereken iki şey var:
Birincisi bu düşünce tarzı antikiteden beri zaten bilinmektedir. Antik Grekler'de de bu düşünceyi barındıran kimseler vardır.
Tek tek isimlerini vermeye gerek yok. Miskeveyh ve benzerleri de bu düşünceyi olasılıkla eskilerden almıştır.

İkinci olarak dikkat edilmesi gereken nokta ise anılan dönemlerde (en azından günümüzdeki kadar derinleşmiş bir) doğu batı ayrımı yoktur.
Yani Akdeniz çevresi insanları her zaman kültürel ve düşünsel olarak alışveriş yapmıştır.
Örneğin Orta doğuda bir bilim adamı bir şey yazarsa başta Padua ve Cenova gibi şehirlerdeki çevirmenlerin sayesinde, 50 yıl sonra
Latince bir çevirisi de ortaya çıkardı. Ha kim kimin hangi kitabını okumuştur bilinmez. Fakat düşünceler iki tarafta da benzerdir.

Tabi şunu merak edebilirsiniz: Bu kadar etkileşim varken biz neden doğrudan Darwin'i veya başka bilim batılı düşünürleri tartışıyoruz?
Bilginin birikimsel olduğunu unutup, sanki bunları bütün ayrıntılarıyla ilk defa düşünen onlarmış gibi, neden onlara atfediyoruz her şeyi?

Bunun genel ve (tartışılan kişiden kişiye değişen) özel nedenleri vardır. Genel nedeni sorarsanız, bunların en başında belki de Avrupalıların özellikle
Rönesans'a yakın dönemlerden başlayarak, İslam dünyasından bir şey almadık deme amacıyla her şeyi organize biçimde kendilerine mal etmeye
çalışmaları gelir. Türkçe bir kaynak ararsanız, Alain de Libera'nın Ortaçağ'da Felsefe kitabının pek çok yerinde bu konu ele alınır.
Özellikle Farabi'nin çok düşüncesinin üstüne yatmışlardır.
0


Bir de dediğimiz gibi tartışılan kişiden kişiye değişen özel nedenler de vardır. Darwin örneğinde örneğin, elbette evrim düşüncesi ondan önce de
(ve asırlar önce de) vardır. Fakat doğal seçilimle evrim düşüncesi onun getirdiği yeni bir bakış açısıdır ve bu düşünce farklı nedenler
(bazen saf bilimsel, bazen saf ideolojik nedenler) sonucunda çok tutmuştur. O yüzden millet İslam veya batı dünyasından başka bir evrimciyi değil,
Darwin'i tartışıyor. Umarım sorularınıza bir miktar cevap verebilmişimdir.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Lath.Crusader -- 30 Nisan 2012; 9:41:45 >


_____________________________

Lathander's Crusader!... (Advanced Insider!)

PUSH {R0-R7,LR}
Ve Yaşam başlar!..


 
1007 Mesaj
1 Mayıs 2012; 1:51:46 


DNA'nız ve genleriniz, sizinle mi başladı, yoksa ilk canlının oluşumunda beri size kadar gelen mi?

Başlangıçtan/ilk oşuşumdan beri süren/devam eden DNA v e genlere/kalıtıma sahibiz diyorsanız bu "EVRİMDİR, EVRİM KANUNDUR" derim.

Yok diyorsanız, aksini savunuyorsanız, o zaman da "ENEL HAK" olursunuz. Varım diyen bir kişi "Enel Hak"'tır.

Tek Tanrı/tek yaradıcı yanına kimse kendisini koymasın ki "Enel Hak" konumuna düşmesin. derim.

İBNİ SİNA
Hayat Ansikl., Sayfa: 1624

"...Uyku bastıracak olsa, bir bardak bir şey içerek açılıyor, yeniden çalışmaya koyuluyordum. Uykuda bile zihnim okuduğum şeylerle meşgul oluyordu..." "... Bir gün, mezatta bir kitap satılıyordu. Beni tanıyan tellal, bu kitabı almamı tavsiye etti. Bu FÂRÂBİ'nin uğraştığım halde ANLAYAMADIĞIM KONU ÜZERİNDE yazılmış bir eseriydi (;Bu eserin adı neden verilmemiştir?). Kitabı aldım, eve dönünce , hemen okumaya koyuldum. O vakte kadar ANLAYAMADIĞIM ARİSTOTELES'in kitabındaki FİKİRLERİ derhal kavradım..."

Samani devletinin hükümdarı, koruyucusunun ölümü üzerine, Buhara'dan ayrıldı. Harzem'e giderek BÜYÜK BİLGİN Bîrûnî ile çalıştı. FİKİRLERİNDEN dolayı TAKİBATA uğradı, bilgisinin enginliği yüzünden kıskançlıklarla karşılaştı. İRAN'da GAZALİNİN önünden ŞEHİRDEN ŞEHRE göç etmek zorunda kaldı. Böyle bir hayat geçirirken, o muazzam eserleri nasıl kaleme aldığı şaşılacak bir şeydir..." (Yukartıda açıklamış!)

-İbni Sina, tartışmasız Türk'tür.

C. W. Ceram
Tanrılar Mezarlar ve Bilginler, İstanbul - 1969
Sayfa: 78
"Napoleon piramitleri gösterdi... Bir BATILI (;olan Fransızlar ve İngilizler), DÜNYA TARİHİYLE (mi sadece karşılaşmışlardır yoksa, bir MEDENİYETLEN mi?). İşte bu söz orada söylendi: <<Askerler! Kırk yüz yıl piramitlerin üstünden (Türk'ün medeniyeti) size bakıyor.>>"
Sayfa: 79
"Çünkü FRANSIZ filosunda YALNIZ İKİ BİN (2000) TOP değil, aynı zamanda, (Fransız) gemicilerin ve askerlerin <<EŞEKLER>> deyiverdikleri YÜZ YETMİŞ BEŞ (175) <<Sivil bilgin>> de bulunuyordu..."
"Birkaç gün sonra filosunda NOMLA BİRLİKTE astronomlar ve mesahacılar, kimyacılar ve mineraloglar, teknikçiler ve oriyantalistler, RESSAMLAR ve şairler bulunuyordu. Bunların arasında hoppa Josephin'in RESSAM olarak Napoleon'a tavsiye ettiği GARİP bir adam da vardı. Tam adı Dominique Vivant DENON'du."

- Ne ilginçtir ki, LOUVRE müzesinin, resim bölümü olan orta bölüm <<DENON>> bölümüdür!

Sayfa: 82
"Baron Dominique Vivant DENON sayısız KAĞITLARDA, MEMLUK MÜCEVHERLERİYLE zenginleşmiş olan askerinkinden daha değerli bir GANİMET (kopya TABLOLARı) GETİRİYORDU. Çünkü, HİÇ BİR DETAYI ihmal etmeyen, ne EMPRESYON ne de EKSPRESYONDAN HABERİ olan <<İŞÇİ>> diye görülmelerine aldırmayan ve bu sözü KÜÇÜLTÜÇÜ bir sıfat olarak görmeyen..."

"... Ama o zaman PARİS'e kadar varabilenlerin (çalıp kopyaladıkları) BİR BİLGİNLER KUŞAĞINA YETECEĞİ Meydana çıktı: Hiç bir PARÇANIN KOPYA EDİLMEDEN bırakılmamış olduğu görüldü...

Mısır Memlukları: 1250 - 1801
- Bunları açıklayanlar: Alman profesörleri Dr. Eugen von Mercklin, Dr. Carl Rathjens, Dr. Franz Termer, ;rof Dr. Kurt Erdmann, Prof. Dr. Hartmut Schmökel ve Schliemann, Dr. Ernst Meyer ve Prof. Dr. Walter Hagemann.

ABD ve AB'nin son yüzyılda bile yaptıklarını görmiyecek kadar kör ve sağır olan bir toplum daha düşünemiyorum. Aksi halde bu toplum, BATI BATI diyip, örnek almak bukadar isteyemez. derim.


İbni Sina ESERLERİNİ ARAPÇA, yalnız BİR İKİSİ FARSÇA yazmıştır. Büyük ansiklopedik eserleri <<Aş-Şifâ>> ve Bunun kısaltılmışı olan <<An-Nacât>> tır. <<AL KAANÛN Fİ'T - TIBB>> adlı ESERİ, HEKİMLİK alanında ancak XVI - XVII. yüzyıllarda GEÇİLEBİLMİŞTİR. İbni Sina, 600 yıl BATI ve DOĞU'da HEKİMLİĞE HÂKİM OLMUŞ, bütün İslâm ve AVRUPA ÜNİVERSİTELERİNDE onun bu ÜNLÜ <<Al Kan Fi Tarihi - TIBB>> KİTABI rakipsiz şekilde okutulmuştur.>>


_____________________________



256 Mesaj
27 Temmuz 2012; 19:03:11 

hicbri guvenilir kaynakta turk diye gecmiyor, gonul isterki turk olsun ama eserlerini farsca yazmis fars kokenli biri icin hangi mantikla turk denilir.


_____________________________

Universite ve Bolum Tavsiyeleri Icin Danisabilirsiniz.Makine Muhendisi olarak, ozellikle muhendislik bolumleri hakkinda sormak istediklerinizi cevaplamaya hazirim.Ozel mesaj atin.


1021 Mesaj
27 Temmuz 2012; 20:18:19 

quote:

Orijinalden alıntı: ata1606

hicbri guvenilir kaynakta turk diye gecmiyor, gonul isterki turk olsun ama eserlerini farsca yazmis fars kokenli biri icin hangi mantikla turk denilir.

sadece türkiyedekiler türk diye biliyor sıkıntı yok.mevlanada türk sonuçta


_____________________________

Yaşasın red kit,kahrolsun daltonlar.
Ben papatyaları şımartmadım diye oldu...


6782 Mesaj
27 Temmuz 2012; 20:30:21 

Valla, tek bildiğim Bağdat'ta, Ankara da, ve Tahran'da da İbni Sina hastanelerinin olduğu, her halde böylesi az bulunur veya hiç bulunmaz diye kapanın elinde kalmış adamcağız.


_____________________________

GENS UNA SUMUS


 
1007 Mesaj
29 Temmuz 2012; 0:08:29 

Kütüphaneye Kabul

Onsekiz yaşındaki İbni Sina bilinen bütün ilimlere vakıftır. Bu sırada Buhara sultanının yanına çağırılarak onun çare bulunamayan hastalığını tedavi eder. Bu başarısı hayatının dönüm noktası olur çünkü emrine amade edilen sultanın değerli kütüphanesi , kendisine bilgilerini genişletme fırsatı verecektir. Yırmiiki yaşında İbni Sina , sultanların politik kararlarını vermeden önce danıştıkları bir kişi olmuştur.

Kütüphaneye KABUL!

"çünkü emrine amade edilen sultanın değerli KÜTÜPHANESİ!"

1. Sizler bunu anlama yetisine sahip misiniz?

2. Ne zaman ki barabinin yazdığı bir kitabı okuyunca, anlamak için çok uğraştığı bir konuyu anlamıştır.

3. Sultan kim ve böyle değerli bir kütüphanesi var!

4. Sultan'ın kütüphanesi mi Aristo'nun kütüp hanesi mi?

5. İbn Sina, Gazalinin önünden İranda şehirden şehire kaçarak ünlü eserlerini vermiştir!

6. Cabir İbn Hayyan ile aynı zamanada yaşamıştır.

Bilimin kökü sizlere öğretildiği gibi Fransız devrimi ile başlamamış olduğunu "Kütüphaneye KABUL" sözcüğü ile açıklanmaktadır. Türk milletine tarih kitaplarıyla atılmış çamuru iyi düşünün "Göçebe, çadırda yaşıyan ve görgüsüz!" 870'lerde bu gçebe ve ilkel insanların böyle değerli kütüphaneleri varmış! 800 yıllarında batılıların kütüphanesi varmış mı?

İbn Sina'nın en ünlü kitap'ı "Al Kanun Fİ TARİHİ Tıp" kitabıdır!

Al Kanun (Al Kan) Fİ (bilinmeyen) tarihi TIP kitabıdır.

Bugün dünyanın neresinde olursa olsun gerçek bilimin başlamış olduğu yer "TUVA ÖZ TÜRK CUMHURİYETİDİR" Buradaki kimya labaratuvarlarında Türk bilim insanları her konuda varılabilecek enson noktaya varmışlardır. Bu bilgilere ait bir kol Kuzey ve Güney Amerikaya, bir kol Mısır'a, bir kol da İstanbul'a bu bilgilerin birer kopyalarını götürerek: Astek, Maya, İskenderiye İstanbulda ünlü kütüphaneler kurulmuştur.

İskenderiye kütüphanesinin asıl kitapları 1798'de İngilizlerin eline kopyalarını da Fransızlar çıkarmışlardır! Bunu açıklamış olan C. W. Ceram ve 8 Alman Prof.Dr.'dır!

Fransız, Jean-Paul Roux
Türklerin Tarihi kitapında "Yunanlıları batıya Yakub bey diye bir getirmiş ve gelir gelmez İngiltere Yunanlıları devlet olarak tanımış ve Ruslar da destek vermiş!"

Batıda olmuyan bir millet, batı medeniyetinin, biliminin anası olabilir mi?

Yunanlıların ana vatanı, Çin'in Kunmik şehrinin üstünde ve adı da YUNNAN'dır. Uydu haritasından da bakabilirsiniz.

Yazdıklarımı anlamıyacak, değil, anlamak istemiyeceksiniz ama yine de kulanızın bir kenarında bulunsun dedim.


_____________________________

Sayfa:   [1]
Sayfa: [1]
Foruma Git
Bölümde Ara
Başa Dön


 
Reklamlar


DH VİDEO

 



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Bu sayfanın mobil sürümü / tablet sürümü / mini sürümü.



0.761