'ın sağladığı altyapısı sayesinde, şu anda sitede bulunan 38588 kişiye ve her ay 13 milyon kişiye, ürün videolarını, haberleri ve forumları 7/24, ışık hızında ve kesintisiz olarak sunuyoruz.
Galaksiler (Gökadalar); kütleçekim ile birbirine bağlı yıldızlar, bu yıldızların oluşturduğu yıldız kümeleri, yıldızlararası gaz ve toz, plazma ve karanlık maddeden oluşan sistemlerdir. Birkaç milyon ile bir trilyon arasında değişen sayılarda yıldız içerirler.
Gökadalar şekillerine göre Elips, Sarmal(Spiral) ve Düzensiz olmak üzere üç ana grupta toplanırlar.
Birbirlerine yakın konumda bulunan ve sayıları 10 ile 50 arasında değişen galaksi topluluklarına "Grup" adı verilmektedir. Sayıları 50 ila 10,000'lerle ifade edilen rakamlar arasında olan galaksi toplulukları ise "Küme" olarak adlandırılmaktadır. Samanyolu Galaksisi ile en yakın spiral galaksi olan Andromeda Galaksisinin de içinde bulunduğu topluluğa "Yerel Grup" adı verilmekte. Yerel Grubun 30'a yakın üyesi bulunmaktadır.
BAZI GÖKADA ÖRNEKLERİ
ANDROMEDA GÖKADASI
Edwin Hubble Andromeda'yı gözlemleyene kadar diğer galaksilerin Samanyolu içerisinde olduğu düşünülüyordu. Hubble 1924 yılında bu galaksinin uzaklığını doğru bir şekilde hesaplayarak Galaksimiz dışında olduğunu kanıtlamıştır.
Samanyoluna en yakın galaksidir. Işık kirliliğinden uzak bir ortamda çıplak gözle dahi görülebilmektedir. Güneşin 300-400 milyar katı bir kütleye sahip olduğu hesaplanmıştır. Uzaklığı yaklaşık olarak 2.2 Milyon Işık Yılı, Çapı ise yaklaşık 200.000 Işık Yılıdır. Andromeda, Samanyolu gibi sarmal bir yapıya sahiptir. Teleskopla bu sarmal yapısı rahatlıkla görülebilir
[NOT: Işık Yılı; 9.6 Trilyon Kilometre]
CENTAURUS RADYO GÖKADASI
Hidrojen atomunun radyo dalga boyunda ışınım yayınladığının keşfedilmesi ve hidrojenin evrenin her yerinde bol miktarda varolması sayesinde Radyo dalga boyunda gözlemler yapılmaya başlanmıştır. Bu sayede Radyo teleskoplarla evrenin çok uzak bölgeleri de kolayca gözlenir olmuştur.
CENTAURUS galaksisi, Radyo dalga boyunda rahatlıkla gözlenebilen Galaksilere önemli bir örnektir. Bize en yakın radyo gökadadır. Gökyüzünde Centaurus takımyıldızı bölgesinde bulunur.
SPİRAL GÖKADA
Fotoğrafta pekçok örneği olan Sarmal gökadalardan birisini görüyorsunuz. Merkez, yıldız sayısının fazlalığı nedeniyle parlak görünmektedir. Genç yıldızlar kollarda, yaşlılar ise daha çok merkezde toplanmıştır.
TRIANGULUM GÖKADASI
Üçgen (Triangulum) takımyıldızında bulunur. Çıplak gözle görülebilen en uzak galaksilerdendir. Teleskoplarla yıldız oymakları görülebilir. Sahip olduğu kütlenin Güneş kütlesinin 10-40 milyar katı kadar olduğu tahmin edilmektedir.
M83
Sarmal kolların görünümü, mavi ve kırmızı bölgeleriyle muhteşem bir görüntü oluşturur. Kırmızı kısımlar yayılmış bulutsu, mavi bölgeler ise genç yıldızların bulunduğu bölgelerdir. El dürbünleri için kolay bir cisimdir.
ÇARPIŞAN GALAKSİLER
Birbirinden çok uzak mesafelerde bulunan gökadalar da bazen çarpışabilmektedir. Galaktik Çarpışma adı verilen ve milyonlarca yıl içerisinde cereyan eden galaksilerin birbirlerinin içine girmesi olayı, yıldız oluşumlarını tetiklemektedir. Bu nedenle Yıldız Oluşumlarını inceleme açısından doğal bir laboratuvardır. Bilim adamları bu galaktik çarpışmalar sonucunda yıldız kümelerinin eninde sonunda içiçe geçip dağılacağını ve tüm materyalin tek bir galaktik merkezde toplanacağını öngörmektedirler. Çarpışmanın sonlanması ile oluşacak şekil hakkında henüz bir öngörüde bulunulamıyor.
Milyonlarca yıl süren Galaksi çarpışmalarının simüle edildiği güzel bir animasyon:
Bu yeni (2007) fotoğraflar, Çarpışan Galaksiler'e muhteşem bir örnek oluşturuyor. Ama diğerlerinden bir farkla. Genellikle iki Galaksinin çarpışması şeklinde gözlemlenen olay ilk kez dört galaksinin çarpışması şeklinde görüntülenmiş.
İşte Dört Çarpışan Galaksi :
Bu da Temsili bir resmi:
Birçok Galaksi tipini bir arada bulabileceğiniz Hubble Derin Uzay görüntüleri:
KARIŞIK ÖRNEKLER
Paylaş
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi feylesof -- 17 Kasım 2007; 3:17:11 >
.....Benim hayaletlerim bu sularda..... ....:::: erdemlix ::::.... everything that has a beginning has an end Türkiyede üç büyük uyuşturucu vardır 1- Magazin 2- Diziler 3 - Futbol. Uyanın, uyandırın.[selenvirüsten alıntıdır :D]
Radyo dalgaboyu gözlemleri meselesine gelince. Yapılan astronomik gözlemler elektromanyetik spektrumun belirli dalgaboyu aralıklarında gerçekleşiyor. Radyo astronomi de bu spektrumun uzundalgaboyu bölgesinde yayınlanan ışınımın gözlenmesi için kullanılıyor.Radyo teleskopları görmüşsünüzdür.Devasa çanak antenleri şeklindedir ve sadece radyo dalgaları bölgesindeki ışınımı toplar. Gökcisimleri gözlemleri yapılırken birçok metot var malum. Hepsinde aynı espri geçerli.Gökcisimlerin Spektrumunun belirli bölgelerinde yayınladığı ışınımı toplamak ve bunları değerlendirmek.Örneğin çıplak gözle yaptığımız gözlemler elektromanyetik spektrumun "görünür(visual") bölgesine aittir ve hafızam yanıltmıyorsa yaklaşık 4500-5500 Angstrom dalgaboyundadır yani insan gözünün görebildiği dalgaboyu aralığı.Kimi gökcisimleri örneğin çok güçlü ışınım yayarlar ve morötesi bölgede çok iyi veriler elde edilebilir.Bu düşünceyle yüksek enerjili ışınların yakalanabildiği dedektörler/teleskoplar geliştirilerek genellikle uydular aracılığıyla morötesi,x-ışını gözlemleri yapılmaktadır.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi feylesof -- 20 Eylül 2005, 17:50:27 >
Radyo dalgaboyu gözlemleri meselesine gelince. Yapılan astronomik gözlemler elektromanyetik spektrumun belirli dalgaboyu aralıklarında gerçekleşiyor. Radyo astronomi de bu spektrumun uzundalgaboyu bölgesinde yayınlanan ışınımın gözlenmesi için kullanılıyor.Radyo teleskopları görmüşsünüzdür.Devasa çanak antenleri şeklindedir ve sadece radyo dalgaları bölgesindeki ışınımı toplar. Gökcisimleri gözlemleri yapılırken birçok metot var malum. Hepsinde aynı espri geçerli.Gökcisimlerin Spektrumunun belirli bölgelerinde yayınladığı ışınımı toplamak ve bunları değerlendirmek.Örneğin çıplak gözle yaptığımız gözlemler elektromanyetik spektrumun "görünür(visual") bölgesine aittir ve hafızam yanıltmıyorsa yaklaşık 4500-5500 Angstrom dalgaboyundadır yani insan gözünün görebildiği dalgaboyu aralığı.Kimi gökcisimleri örneğin çok güçlü ışınım yayarlar ve morötesi bölgede çok iyi veriler elde edilebilir.Bu düşünceyle yüksek enerjili ışınların yakalanabildiği dedektörler/teleskoplar geliştirilerek genellikle uydular aracılığıyla morötesi,x-ışını gözlemleri yapılmaktadır.
açıklama için saol
_____________________________
Gökte bir öküz varmış, adı Pervin *** Bir öküz de altındaymış yerin. Sen asıl iki öküz arasında *** Tepişmesine bak şu eşeklerin! (Ömer Hayyam)
Evet anladım şimdi... Uzundalga boylu foton ışınımlarını yani düşük enerjili olan ve evrenin en uzak köşelerinden gelen zayıf sinyalleri algılamak için radyo dalga boyunda gözlem yapılmış.. Biraz züppece bi cümle oldu ama kafama yatınca yazmak istedim..
Evet anladım şimdi... Uzundalga boylu foton ışınımlarını yani düşük enerjili olan ve evrenin en uzak köşelerinden gelen zayıf sinyalleri algılamak için radyo dalga boyunda gözlem yapılmış.. Biraz züppece bi cümle oldu ama kafama yatınca yazmak istedim..
_____________________________
Gökte bir öküz varmış, adı Pervin *** Bir öküz de altındaymış yerin. Sen asıl iki öküz arasında *** Tepişmesine bak şu eşeklerin! (Ömer Hayyam)
peki radyo teleskop yerine , devasa boyutlarda normal teleskop yapılsa uzay gözlemleri nasıl olur , şunun için dedim normal teleskop zannımca daha ucuza mal oluyor
_____________________________
Lisede Sophokles okuduk , Klasik Türk musikisine sövmeyi , Divan şiirini hor görmeyi , buna karşılık devletin yayınladığı kötü çevrilmiş Batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik.
Sanki SİNAN Leonardo'dan önemsiz , MEVLANA Dante'den küçüktü , ITRİ ise Bach'ın eline su dökemezdi.
Aslında kültür emperyalizminin ilmiğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk , ulusal bileşim arama yerine hazır bileşimler aktarmak hastalığımız tepmişti ." Attila İLHAN
@feylesof çok teşekkürler, bi şey sormak istiyorum
özellikle son eklemendeki son resimde daha çok belli oluyor, sanki galaksiler biraz yassı gibi yani yatayda dağılmış gezegenler dikeyde değil bunun sebebi ne?
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vese -- 1 Aralık 2005, 9:42:40 >
Orjinalden alıntı: LonelyTurk peki radyo teleskop yerine , devasa boyutlarda normal teleskop yapılsa uzay gözlemleri nasıl olur , şunun için dedim normal teleskop zannımca daha ucuza mal oluyor
Bahsedilen cisimlerin yaydığı ışığın büyük bir bölümü radyo frekanslı olduğundan normal teleskopla görülemez. Yani teleskopun büyüklüğüyle alakalı değil. Çünkü normal teleskopla görülen ışık sadece görünen ışıktan ibaret.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi PHaLaNX[TUR] -- 30 Kasım 2005, 17:10:17 >
Lisede Sophokles okuduk , Klasik Türk musikisine sövmeyi , Divan şiirini hor görmeyi , buna karşılık devletin yayınladığı kötü çevrilmiş Batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik.
Sanki SİNAN Leonardo'dan önemsiz , MEVLANA Dante'den küçüktü , ITRİ ise Bach'ın eline su dökemezdi.
Aslında kültür emperyalizminin ilmiğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk , ulusal bileşim arama yerine hazır bileşimler aktarmak hastalığımız tepmişti ." Attila İLHAN
@LonelyTurk ; aynen PHaLaNX[TUR] 'un anlattığı gibi.Gayet güzel açıklamış. Bazı gökcisimleri ancak radyo bölgede görülebiliyor.Görünür bölgede gözlense bile çok da ayrıntılı bilgiler elde edilemiyor.Hatta şöyle söyleyeyim optik teleskoplarla çok iyi gözlenebilen gökcisimlerinin bile bazı gizli kalmış yönleri radyo teleskoplarla ortaya çıkarılıyor. Radyo dalgalarının bir güzel yanı var o da yıldızlararası gaz ve tozdan çok fazla etkilenmeden yollarına devam edebiliyorlar.Bu da gözlemler için çok elverişli şartlar sağlıyor. Bildiğim kadarıyla bizde Erciyes Üniversitesinde Radyo teleskoplarla bilimsel gözlemler yapılıyor.
@vese ; Yanlış anlamadıysam Galaksilerin disk ya da merceğe benzemesinin nedenini soruyorsun. Kısaca cevap vermeye çalışayım.
Evrendeki tüm Galaksiler başlangıçta çok büyük, yoğun gaz ve toz bulutlarından oluşuyordu.Bu bulutlar "küresel" bir yapıdalar. Zamanla bu küresel gaz ve toz bulutları içerisinde, yıldız oluşumları gerçekleşiyor. Buna bağlı olarak gravitasyonun yani kütleçekiminin etkisiyle bu küresel yapı, kendi üzerine daha doğrusu içe doğru çökmeye meyilli bir yapı kazanıyor. İşte bu aşamada bu çökmeyi dengelemek için bu milyarlarca yıldızı oluşturacak olan yapı, rotasyona yani dönmeye başlıyor. Bu dehşet verici kütleçekiminin ve rotasyonun etkisiyle gaz ve toz bulutları disk benzeri bir yapı oluşturacak biçimde "basıklaşıyor". Tabi yıldızlar oluştukça gaz ve toz materyalleri yıldızların bünyelerinde toplandığından, küresel gaz ve toz bulutunun boyutları daha doğrusu hacmi bu disk yapıda toplanıyor. Ayrıca son zamanlarda yapılan bazı gözlemler nedeniyle galaksilerin merkezlerinde çok güçlü bir galaktik karadelik bulunduğu teorisi ağrılık kazandı. Gerçi bazı bilimadamları bunun her galaksi için geçerli olmayacağını savunuyor ama ağırlıklı olarak bu teori şu an için kabul görüyor. Bu gözlemler,disk şeklindeki yapıyı biraz daha açıklaması bakımından oldukça önemli. Galaksilerin şekli, büyük kasırgaların,hortumların uzaydan çekilmiş resimlerini andırır biraz. Ortada çok güçlü bir kasırga merkezi ve bu merkez etrafında dönen bulutlar. Zaten dikkat ettiysen sarmal ya da spiral kollar bir eksen etrafında dönüyormuş hissini hemen uyandırıyor.
Orjinalden alıntı: Ayrıca son zamanlarda yapılan bazı gözlemler nedeniyle galaksilerin merkezlerinde çok güçlü bir galaktik karadelik bulunduğu teorisi ağrılık kazandı. Gerçi bazı bilimadamları bunun her galaksi için geçerli olmayacağını savunuyor ama ağırlıklı olarak bu teori şu an için kabul görüyor.
Galaktik karadelik, bizim bildiğimiz karadelik mi? Eğer öyle ise, bu durumda galaksideki cisimleri çekmesi/emmesi gerekmez mi?
Feylesof,uzay gerçekten böyle renkli ve cümbüş havasında mı,şehrin ışıklarının karanlığında unutmuşuz.
Gerçekten de gökyüzüne bakamıyoruz bile apartmanlardan,şehir ışıklarından.Bir Venüs'ü bir de Ay'ı görebilir olduk sadece. İnan hayatı boyunca Samanyolunun kollarını görmemiş arkadaşlarım var. Ancak şehir dışında yıldızların,samanyolunun varolduğunu hatırlıyorum. Morluğunu,kırmızılığını,pembeliğini,sarılığını farkedebiliyorum.
Feylesof,uzay gerçekten böyle renkli ve cümbüş havasında mı,şehrin ışıklarının karanlığında unutmuşuz.
Evet, damda uyuduğumuz Ağustos geceleri, Sayılamayacak kadar çok parlak noktacılaklardan mürekkep Sabahleyin yönünü tamamen değiştirmiş yıldız cümbüşünü unutmak mümkün mü?
_____________________________
Nuh Baba ------------------- Zaman hep aynıdır, Geçen Biziz...
Orjinalden alıntı: su*fi Galaktik karadelik, bizim bildiğimiz karadelik mi? Eğer öyle ise, bu durumda galaksideki cisimleri çekmesi/emmesi gerekmez mi?
Galaksilerde birçok karadelik var aslında irili ufaklı. Ama yıldızların karadelikler tarafından yutulması sürecinde bir o kadar da yeni yıldız oluşumları gerçekleşiyor. Galaktik karadelikler etkileşim içinde birçok yıldızla ama bahsettiğim gibi bu Galaksi kütlesini en azından ölçülebilir bir süre içinde yani kısa vadede etkileyebilecek bir sonuç yaratmıyor. Güneşimizin ikizi de bir karadelik ve sistemimiz ona doğru ilerliyor.Fakat bu süreçler oldukça uzun.
yaw bu ışık hızını bulsakta bir işe yaramazki haln çok uzak bunlar ışık hıızndan daha yukarılara çıkmamız lazım peki ışık hıızndan daha yukarı çıkılabilirmi
resımlerı gorunce kafama bısey takıldı ..........samanyolunda ve dıger galaksılerde bızım gunes sıstemımız gıbı 100 .1000 lerce sıstem var acaba bu sıstemler hep galaksılerın ıcınde olmak zorundamıdır?.... tek basına 1 yıldız etrafında 7- 8 gezegen seklınde olamazmı ıhtımal varmı?
uzay gerçekten insanı o kadar içine çeken bir yapıya sahip ki bu kadar güzel ve bu kadar gizemli başka birşey bilmiyorum açıkçası burada yazılanları okurken keşke evren hakkında daha bilgili olduğumuz bir dönemde yaşasaydım diye düşündüm(komik geliyor ama böyle)hoş böyle hissetmek de çok hoş
_____________________________
Gün gelecek sessizliğimiz şimdi boğmakta olduğunuz sesimizden çok daha güçlü olacak
resımlerı gorunce kafama bısey takıldı ..........samanyolunda ve dıger galaksılerde bızım gunes sıstemımız gıbı 100 .1000 lerce sıstem var acaba bu sıstemler hep galaksılerın ıcınde olmak zorundamıdır?.... tek basına 1 yıldız etrafında 7- 8 gezegen seklınde olamazmı ıhtımal varmı?
Güzel soru. Galaksilerdeki güçlü ışınım nedeniyle buralardaki yıldızları gözlemleyebiliyoruz ama düzensiz bir şekilde dağılan, belki tek olmasa bile çok az sayıda yıldızdan oluşan gruplar olabilir. Ama yıldız oluşumlarına baktığımızda genellikle devasa galaktik gaz ve toz bulutları içinde yeni reaksiyonların başlayabilmesi mümkün olabiliyor. Bu nedenle Galaksi dışı yıldızların bulunma ihtimali yok diyemeyiz ama çok düşük. Düzensiz galaksilerde yıldızlar belli bir yoğunlaşmadan ziyade oldukça dağınık bir yapı sergiler. Bu açıdan galaksi merkezinden oldukça uzak olan ve "tek başınaymış" gibi görünen yıldızları gözlemlemek mümkün sanırım. Bu arada bir Karanlık Madde sorunu var ki, gözlemleyemediğimiz ve henüz sadece kütleçekimi nedeniyle varlığından haberdar olduğumuz yapılardır. Bunun içerisinde gözlemleyemediğimiz yıldızların varolabileceğini düşünmeden edemiyor insan.
uzayda tespit edilmiş en büyük nebula galaksi büyüklüğünde olmuş varsayalım. bu nebula tek başına bir yıldız oluşturabilir mi ?
Gerekli şartlar sağlanmışsa evet oluşturabilir. Gaz ve toz bulutlarının kütleçekimi etkisiyle yoğunlaşması ve etrafındaki güçlü radyatif ışınımın etkisiyle yıldızların ana yakıtı olan Hidrojeni Helyuma dönüştüren reaksiyonları başlatabilir.
History Channel de bugün gökadaları anlatan çok güzel bir belgesel vardı:
Samanyolu galaksisi 30 adet gökadadan oluşan "Yerel Grup" olarak adlandırılan gökada topluluğunun bir üyesi. Bu gurubun en büyük gökadaları Samanyolu ve Andromeda. Samanyolu boyu 100.00 ışıkyılı ve kalınlığı 3000 ışık yılı olan bir disk biçiminde sipiral gökadadır. Dünyanın samanyolu merkezine uzaklığı 30.000 ışıkyılıdır. Andromeda ise dünyadan 2 milyon ışıkyılı uzakta.
Peki bu spiralin kolları nasıl oluşuyor? Spiral biçimli gökadaların kolları yoğunluk dalgalanmalarıyla oluşur. Merkezden kollara doğru uzanan bir hat boyunca nedeni henüz bilinmeyen bir sebeple yıldız ve gaz bulutunun dönme hızı düşer. Böylece arkadan gelen diğer maddede yavaşlar ve orada daha yoğun bir ışık kaynağı oluşur. Bu yoğunluk dalgası sabit olmayıp sürekli dönmektedir. Yani bir yıldızın gökada merkezi etrafında ki dönüş hızı belli bir periyodda yavaşlar sonra artar. Dünya güneş sistemiyle birlikte Samanyolu merkezi etrafında ki bir tam turu 250 milyon yılda tamamlar.
Peki bu kadar maddeyi bir gökadada tutan güç nedir? Son tesbitlere göre Samanyolu' nun uydu gökadaları olan Magellan Bulutsularında olduğu gibi Samanyolu merkezinde de dev bir karadelik var. Bu öyle bir karadelik ki hacim olarak güneşten 300.000 kat büyük.
Tahminlere göre Andromeda bu hızla yaklaşmaya devam ederse 5 milyar yıl sonra Samanyolu ve Andromeda çarpışacak. Ama çarpışma şiddetli bir şekilde olmayacak. Çünkü yıldızlar arasında ki boşluk iki gökadanın birbirleri içinden geçmesine müsade edecek. Yalnız çok yoğun olan gökada merkezleri kesin bir çarpışma ile birleşecek.