Donanım Haber Forum
Ana Sayfa | Kayıt ol | Profilim | Gelen Kutusu | Adres Defteri | Email'le üyeliklerim | Benim forumlarım | Fotoğraf Albümleri
Favorilerim | Üyeler | Arama | SSS | Şikayet listesi | Uyarı listesi | Nick işlemleri | Reklam ver
Biraz insaf !

İlgili konuları bak: (bu forumda | tüm forumlarda)

Bu isimle girdiniz: Guest
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Basılabilir versiyon
Tüm forumlar >> [Donanım / Hardware] >> Ses Sistemleri >> Stereo Ses Sistemleri >> Biraz insaf ! Sayfa: <<   < önceki  1 2 3 4 [5] 6 7   sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Daha eski konu   Daha yeni konu >>
Audiophile

 

Mesaj: 2


  12 Şubat 2006, 3:07:54  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Bu forumdaki bilgi seviyesi insanı ağlatacak düzeyde.Özellikle Kill For You adlı arkadaşa tavsiyem birşeyler yazarkan lütfen önce araştır sonra yaz.Yazdığınız her iki mesajdan biri yanlış bilgi içeriyor.Ama üzülmeyin sizden alıntı da yaparak hepsini düzelteceğim.Bu arada alıntı yapmanın kurallarından biri de nerden alıntı yaptığınızı belirtmektir.Eğer isterseniz size alıntıladığınız bütün o yazıları yazan veya çeviren insanların ismini ve sitelerini bildirebilirim.Bu arada sen kimsin de ahkam kesiyorsun şeklinde yorum yapacak arkadaşlara o çok beğendiğinizi söyledeiğiniz yazıları yazan veya çeviren kişilerden biri olduğumu belirteyim.O yazıların tamamı ve daha fazlası aramayı bilenlerin kolayca bulabileceği bir sitede bulunmaktadır.O yazıları siz Türkçe olarak rahatça okuyun diye saatlerce uğraşıp tercüme etmek , derlemek, kitap ve dergilere milyarlarca para harcamak, yılların tec rübesi ve deneyimini aktarmak karşılığında alıntı yapılırken kaynak belirtmemek.Bu yüzden df artık çeviri veya yazı yazmayı bırakmak.İşte sonuç.Ama bazen şimdiki gibi yazılan yalan yanlış bilgilere dayanamayarak yazmak zorunluluğu hissediyorum.Devamı yarın.


_____________________________

AnotheR

Mesaj: 726


  12 Şubat 2006, 4:13:32  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

sayın bilge insan tavrın hiç hoş değil. bu tavırların tartışma çıkarmaktan başka hiç bir işe yaramaz. biraz dikkat

quote:

Orjinalden alıntı: Audiophile

Bu forumdaki bilgi seviyesi insanı ağlatacak düzeyde.Özellikle Kill For You adlı arkadaşa tavsiyem birşeyler yazarkan lütfen önce araştır sonra yaz.Yazdığınız her iki mesajdan biri yanlış bilgi içeriyor.Ama üzülmeyin sizden alıntı da yaparak hepsini düzelteceğim.Bu arada alıntı yapmanın kurallarından biri de nerden alıntı yaptığınızı belirtmektir.Eğer isterseniz size alıntıladığınız bütün o yazıları yazan veya çeviren insanların ismini ve sitelerini bildirebilirim.Bu arada sen kimsin de ahkam kesiyorsun şeklinde yorum yapacak arkadaşlara o çok beğendiğinizi söyledeiğiniz yazıları yazan veya çeviren kişilerden biri olduğumu belirteyim.O yazıların tamamı ve daha fazlası aramayı bilenlerin kolayca bulabileceği bir sitede bulunmaktadır.O yazıları siz Türkçe olarak rahatça okuyun diye saatlerce uğraşıp tercüme etmek , derlemek, kitap ve dergilere milyarlarca para harcamak, yılların tec rübesi ve deneyimini aktarmak karşılığında alıntı yapılırken kaynak belirtmemek.Bu yüzden df artık çeviri veya yazı yazmayı bırakmak.İşte sonuç.Ama bazen şimdiki gibi yazılan yalan yanlış bilgilere dayanamayarak yazmak zorunluluğu hissediyorum.Devamı yarın.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 4:35:32  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Öce Tibi denen şahsa, Ben birşey bilip bilmediğimi kanıtlarım da sen bu mesajdan sonra terbiyesiz olmadığını nasıl kanıtlayacaksın ?
Another' a, bilge insan diyerek kibarca alay etme çabanız gözümü yaşarttı, sağolun.En azından Tibi kadar açık hakaret etmemişsiniz.Eğer çıkacak tartışmalar bir kişiye bile faydalı olacaksa ne mutlu bana.Bu arada benim değil Tibi'nin dikkatini çekin.


_____________________________

AnotheR

Mesaj: 726


  12 Şubat 2006, 4:51:59  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

arkadaşım ben hiç kimseye alay, hakaret vb.. etme çabasında değilim. tek çabam bu forumda yardıma ihtiyacı olanlara elimden geldiğince ve bilgi düzeyim el verdikçe yardım etmek. bunu bilen bilir zaten.

@tibi eğer bir hata yaptıysa bu hatasını zaten farkeder ve gerektiğinde düzeltir. benim onun dikkatini çekmeme gerek yok. sen hatanı göremediğin için senin dikkatini çekmemde bir sakınca görmedim.

tartışma olur, insanlar bilgilenir o ayrı, ama iş kavgaya dönüşürse konu kirlenir. senin mesajların bu yönden hiç iç açıcı değil.

bu konuyu okuyan herkesten, hi-fi ile ilgisi olmayan bu mesajımdan dolayı özür dilerim. bu mesajıma hitaben yazılan cevapları karşılıksız bırakacağım.

quote:

Orjinalden alıntı: Audiophile1

Öce Tibi denen şahsa, Ben birşey bilip bilmediğimi kanıtlarım da sen bu mesajdan sonra terbiyesiz olmadığını nasıl kanıtlayacaksın ?
Another' a, bilge insan diyerek kibarca alay etme çabanız gözümü yaşarttı, sağolun.En azından Tibi kadar açık hakaret etmemişsiniz.Eğer çıkacak tartışmalar bir kişiye bile faydalı olacaksa ne mutlu bana.Bu arada benim değil Tibi'nin dikkatini çekin.



_____________________________

tibi
Uzaklaştırılmış
¥ gün kaldı.

  12 Şubat 2006, 11:06:32  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

@Audiophile1 bildiğin gördüğün hataları düzelticeksen düzelt bu herkesin yararına olur. AMA bu bilgilerin neredeyse hepsi yanlış. @..... arkadaşım senin dediğin 2 bilgiden biri yanlış dersen senin asıl amacını anlamış olurum ve o noktada zaten sana saygım 0 olur. ha eğer bildiğin 1-2 hata varsa bile o hataları düzeltmeden önce bu şekilde şov yaptığın için sana ne desem azdır.
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 11:31:33  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


quote:

Orjinalden alıntı: KillForYou!

quote:

Orjinalden alıntı: atalayalper

Evet güzel bi çalışma arkadaş uğraşmış...Ama bu yazılar alıntı arkadaşlar biliyosunuz ki bence biraz daha kendi şahsi yorumlarımızı ve bilgilerimizi katarsak daha objektif daha güzel yazılar çıkarabiliriz...


Bu konuda internette onlarca makale var.Bence bu seçtiklerim içlerinde en iyisi olanlar.Bunu yazan arkadaş bence bu konuda son sözü söylemiş.Yani bundan daha iyisi yazılamaz.Yazılmış, hatta kusursuz bir şekilde yazılmış olan makaleleri tekrar yazmanın ne anlamı var?

Kill For You arkadaş, alıntı yapmak normal ama kaynağını belirtsen daha şık olurdu.Bu arada iltifatlarının büyük kısmı Stereophile yazarı Robert Harley e gidiyor çünkü makalelerin bir kısmını onun The Complete Guide To High -End Audio adlı kitabından çevirmiştim.Bence "Speakerlar Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey" adlı makaleyi de eklemelisin.Yada aşağıdakileri

Bir Hi-Fi Sistem Seçimide Nelere Dikkat Edilmelidir?
(Yazan: Can Þakarcan)
Müzik Sistemlerinde Güç
(Yazan: Can Þakarcan)
Hoparlör sistemlerinde Doppler Distorsiyonu
(Yazan: Can Þakarcan)
Güç Hattı Filtreleri
(Yazan: Can Þakarcan)
Dinamik Değişim ve Canlı Müziğin Güzelliği
(Yazan: James Boyk)
Oyunun Kuralları
(Yazan: James Boyk)
Daha İyi Ses Elde Etmek İçin 22 Öneri
(Yazan: Özhan Atalay)
Kablolar (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
LP mi, SACD mi? (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
Single Ended Ampliler (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
Amplikatör Klasmanları (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
Dijital Bağlantılar (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
Ev Sinemasında Hoparlör Yerleşimi (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
Firewire Bağlantı (pdf formatındadır)
(Yazan: Tunç Bozoğlu)
Hoparlör Tekniği
(Yazan: Prof. Dr. Geylan Işık)
Ses
(Yazan: İ. Eren Başaran)

Yada aşağıdakilerin tamamını


High-End Audio Sistem Kurmak
Bütçenizi ayarlamak
Sistemi tamamen veya parça parça almak
İhtiyaçlariniza en çok uyan sistemi seçmek
Lüks parçalar - parasal karşılıkları
Bütçenizi spesifik cihazlara ayırmak
Tek bir cihazi upgrade etmek
Magazin değerlendirmelerini nasıl okumalı?
Sistem uyumu
Cihazları seçerken yapılması ve yapılmaması gerekenler
High-End Audio satıcısı ile ilişkiniz
Kullanilmis cihazlar
Ürün upgrade'leri hakkında
En iyi ses için sistem kurulumu yapmak
Cihaz seçimi konusunun özeti

Daha iyi bir dinleyici haline gelmek
Audiofil degerleri
Kritik bir dinleyici haline gelmenin tuzaklari
Sonik açiklamalar ve anlamlari
Tonal balans
Genel perspektif
Tiz
Midrange
Bass
Ses sahnesi
Dinamikler
Detay
Hiz, ritm ve zamanlama
Tutarlilik
Müzikkalite
Açiklayici terimler üzerine notlar
Kritik dinleme için düzenleme prosüdürleri
Tek sunusluk dinleme seansi (aslinda nedir?)
Kritik dinleme özeti
Seviye eslestirmesi

Odanızda en iyi sesi nasıl elde edersiniz

Hoparlörlerin yerlesimi
Hoparlör yerlesim özeti
Genel oda problemleri ve nasil müdahele edilmeli
Akustik açidan yapilmasi ve yapilmamasi gerekenler
Örnek bir dinleme odasi
Akustik teori üzerine kisa bir kurs
Dinleme odasi sekilleri- tipleri
Ebadsal oranlari optimize etmek
Duragan ses dalgalari
Yankilanma
Çok para harcayarak bir dinleme odasi yapmak
Dinleme odasini izole etmek
Gelecek için bir umut: DSP oda akustigi düzenlemesi
Akustik düzenleyiciler için görüsler
Final notu

Preamfiler
Genel görüs ve terminoloji
Preamfi nasil seçilir?
Ne için dinlenecek?
Lambali- transistörlü karsilastirmasi
Line- stage preamfi
Phone- stage peamfi
RIAA esitlemesi
Phono kati kazanci
Kartus yükleme
Pasif seviye kontrolleri: sisteminiz için dogru mu ?
Preamfi nasil çalisir?
Dengelenmis (balanced) ve dengelenmemis (unbalanced) preamfiler
Preamfi spesifikasyonlari ve ayarlari
Gelecegin preamfisi

Power amfiler
Genel bakis ve terminoloji
Power amfi nasil seçilir?
Ne kadar güce ihtiyaciniz var?
Güç siniflandirilmasi
Neden amfi çikis akimi önemlidir?
Güç siniflandirilmalarini karsilastirirken neye bakmali?
Neden amfi gücü hersey demek degildir?
Diger power amfi faktörleriü
Lambali- transistörlü karsilastirmasi
Dengelenmis (balanced) girisler
Köprüleme
bi- amping (ikili amfileme)
Ne için dinlenilecek?
Bir power amfi nasil çalilir?
Güç kaynagi
Giris ve sürücü katlari
Çikis kati
Lambali power amfi nasil çalisir?
Power amfi spesifikasyonlari ve ölçümler

Hoparlörler
Giris ve genel bakis
Hoparlörler nasil seçilir?
Hoparlörler seçimindeki diger ana hatlar
Dogru hoparlörü bulmak- almadan önce !
Ne için dinlenilecek?
Hoparlör tipleri ve çalisma sekilleri
Dinamik sürücü
Manyetik planar transducer
Elektrostatik sürücü
Serit ve elektrostatiklerin kutupsal radyasyon sablonlari
Hoparlör içerikleri
Açik baffle
Reflex yükleme
Pasif yayicilar
Sinyal hatti yüklemesi
Isobarik yükleme
Sinirli baffle
Sistem
Rezonans
Crossover’ lar
Subwoofer’ lar
Subwoofer teknik özeti
Hoparlör standlari
Hoparlör spesifikasyon ve ölçümleri
Hoparlör problemleri
Final notu

Dijital Kaynaklar: CD Player’ lar, Digital Prosesörler ve CD Transport’ lar
Genel bakis ve terminoloji
Digital kaynak nasil seçmeli?
Ne için dinlenecek?
CD Transport
CD Transport nasil çalisir?
Digital Prosesör
Digital prosesör’ ün özellikleri
Digital prosesör nasil çalisir?
Balans çikislar : neden esit olarak üretilmiyorlar?
-S/ PDIF Arayüzü
Digital interkonnektler
s/pdif arayüzü nasil çalisir?
S/ PDIF arayüzündeki jitter
Jitter düsürücü cihazlar
Alternatif digital teknolojiler
1 bit DAC’ lar
Geleneksel dijital filtreler
I 2 S bus
Digital kayit cihazlari
Digital ses teypi
Mini disc
Digital kompakt kaset
Cd-R
Cd-Rw
Digital Spesifikasyonlar ve ölçümler

Pikaplar
Genel bakis
Sistem hiyerarsisi, neden pikap bu denli önemlidir?
LP playback sistem nasil seçilmeli?
Ne için dinlenilecek?
LP front end seçerken dikkat edilecek teknik konular
Pikaplar
Taban ve plinth
Süspansiyonlu ve sabit pikaplar
Alt tabaka ve tasiyici montaji
Alt tabak koruyuculari, kiskaçlar ve vakum baski sistemleri
Sürücü sistem
Kol
Phono kartusu
Moving- magnet ve moving -coil kartuslar
Stylus sekilleri ve cantilever malzemeleri
LP playback sistem kurulumu

Radyo
Genel bakis
Radyo nasil seçilir?
Ne için dinlenecek?
Radyo spesifikasyonlari ve ölçümleri
Digital ses yayimciligi

Hoparlör kabloları ve ara kablolar
Genel bakis ve terminoloji
Kablo ve interkonnekt nasil seçilir?
Kablo ve interkonnektlere ne kadar harcama yapmalisiniz?
Ne için dinlenecek?
Baglanti noktalari ve kablo uçlari
Bi-wire hoparlör kablolari
Balans ve unbalans hatlar
Digital interkonnektler
Kablo ve interkonnekt çizimleri
Konduktörler
Dielektrik
Uçlar
Geometri
Kablo ve interkonnekt spesifikasyonlari
Power amfi ve hoparlör arayüzlerindeki kablolar
Kablo ve interkonnektlerden en iyi sesi almak

High End Audio aksesuarları
Aksesuar nasil seçmeli?
Stand ve raflar
Titresim kontrolü ve izolasyon aksesuarlari: çiviler, ayaklari ve koniler
AC güç sartlandiricilari
AC güç kablolari
CD islemcileri
LP aksesuarlari
Pilak temizleme makinalari
Stylus temizleyicileri
Diger aksesuarlar
Kablo güçlendiricileri
Kartus miknatis önleyicileri
FR Filtreleri
Kontackt temizleyicileri
Tüp damperleri
AC polarite test edicileri
AC “ aldatici” fisler
Topraklama izolatörleri
Hoparlör için titresim emiciler
Voodo aksesuarlari

Ev sineması sistemlerin ses
Giris
Dolby surround ve dolby pro logic
Surround kanal metodlari
Diger açilardan dolby surround
Dolby pro logic’ in dolby surround’ dan farki nedir?
Dolby surround dekoder’ leri ve ev sinemasi için power amfiler
Ev sinemasi için hoparlör subwooferlar
Ev sinemasi için ses sistemi kurulumu
Kaynak parçalar ve yazilim
THX Standardi
Gelecegin ev sinemasi:

Ses ve işitme duyusu
Giris : Ses nedir?
Süre ve frekans
Dalgaboyu
Evre
Kesin polarite
Komplex dalgalar
Petek filtrelemesi
Absorb, yansima ve yayinim
Kirilim( difraksiyon)
Desibel
Frekans, gürültü ve esit gürültü sekilleri önemli filtreler
Müzigin dinamik dogasi
Yer tayin etme, yer saptama
Diger fizik- akustik olaylar
Final notu

Ses ve elektronik esaslar
Voltaj, akim, rezistans ve güç
Ohm kanunu
Paralel devreler
Alternatif akim (AC)
Elektromanyetic induksiyon, indükleyixi ve kapasitans filtreler
Empedans
Hoparlör evre açisi
Kapasitör tipleri

Bir audio cihazının anatomisi
Güç kaynagi
Amfi devreleri
Amfi sapmasi
Lambali amfiler
Operasyonel amfiler
Digital elektronikler

Dijital sesin esasları
Giris
Ikili (binary) numara sistemi
Örnekleme ve ölçümleme (niceleme)
Örnekleme frekansi,
Nyquist Teoremi
Ölçümleme
Dither
Digital ses bellegi
Hata düzeltme
Digitalden analoga degistirme (çevirme)
Açiklamali jitter
Digital sinyal yöntemleri (DSP)
DSP tabanli oda hata düzeltimi
Profesyonel ses sistemlerinde DSP
Digital ses’ te yeni hedefler

Senden tek ricam kaynak belirtmen, o zaman belki yeni yazılar çevirmek ,derlemek ve yazmak için bir hevesimiz olur.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 11:45:55  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


quote:

Orjinalden alıntı: ikarahal

Hifi yada hi-end sistemlerde amac yuksek guclu ses degildir. Amac aslına uygun sese yaklasabilmektir. Canlı muzik performansı vermesi, sahne olusturmasıdır. Bir konser salonunda dinlediginiz dinamige yakın ses vermek icin tasarlanırlar ve buda oyle kolay bir sey degildir haliyle fiyatlarda bu olcude cok tepelere cıkar. Yuksek ses seviyeleri ve guclu bas elde etmek kolaydır. Ama canlı bir gitar yada piano sesini tekrar uretmek her sistemin harcı degildir. Hifi yada hi-end sistemler sesi abartmazlar oldugu gibi dogal verirler. Konser salonunda sound dengesi nasılsa hifi sistemlerdede oyle duyulmalıdır. Alt, orta, yuksek frekanslar yerli yerinde olmalıdır. Eger bas yada tiz sesler olması gereginden fazla ise zaten hifi dısına cıkmıstır bile. Cunku kaynakta olmayan bir ses uretilmeye baslamıstır. Hifi yada hi-end sistemlere gonul vermis insanlar ses gucune bas siddetine bakmazlar sesin dogallıgına bakarlar. Basların yumusak derinden abartılmadan uretilmesini isterler. Tizlerin yine dogal bir sekilde metalik olmayan bu sektordeki tabir parlak olmayanını isterler. Orta sesler cok onemlidir.


Yazının buraya kadar olan kısmı güzel ama malesef aşağıdaki kısımlar doğruluk payı taşımıyor.


Alt ve ust frekanslardan cok daha onem tasır orta frekanslar.
Ses gucu en son plandadır. Ayrıca muzikte subwoofer ın yeri yoktur. Subwoofer efekt icin vardır. Patlamalar, carpısmalar gibi uzayan basları uretmek icindir. Muzikte kullanılırsa dengeyi bozar zaten. O yuzden hifi, hi-end sistemleri yuksek ses ve bas canavarları gibi algılamayın.



Günümüzde pek çok referans speaker modelleri ayrı bas modülleri ile tasarlanmakta , referans subwoferlar tasarlanmakta ve müzik sistemlerinde kullanılmaktadır.


_____________________________

tibi
Uzaklaştırılmış
¥ gün kaldı.

  12 Şubat 2006, 24:14:40  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

@ikharal ın yazısını okudum ve o zaten günümüzde speaker modelleri ayrı bass modülleri ile tasarlanmakta olduğunu ve bunların müzik sistemlerinde kullanılmadığını söylememiş. sadece işin doğallığını bozuyor demiş ve bana kalırsa düşüncesi doğru. doğubankta ve izmir sensonicte bu setleri çok inceledim ve izmir çankayadaki hi-fi sektöründe çalışan tanıdıklarımda subwooferın işin doğallığını bozduğunu ve daha çok hometheatre için uygun olduğunu söylüyorlar.
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 24:46:47  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


quote:

Orjinalden alıntı: tibi

@ikharal ın yazısını okudum ve o zaten günümüzde speaker modelleri ayrı bass modülleri ile tasarlanmakta olduğunu ve bunların müzik sistemlerinde kullanılmadığını söylememiş. sadece işin doğallığını bozuyor demiş ve bana kalırsa düşüncesi doğru. doğubankta ve izmir sensonicte bu setleri çok inceledim ve izmir çankayadaki hi-fi sektöründe çalışan tanıdıklarımda subwooferın işin doğallığını bozduğunu ve daha çok hometheatre için uygun olduğunu söylüyorlar.



Sub modülu derken subwoofer- sat tasarımları kastetmiyorum.Bas ve mid-tiz sürücüleri birbirinden ayrı ve yalıtılmış speaker tasarımlarını kastediyorum.Bu tasarımların bazılarında sub modülü bir subwoofer gibi aktif ve bağımsız olarak çalışır.Doğru seçilmiş ve doğru ayarlanmış bir subwoofer sesi bozmadığı gibi alt frekansları boyutlandırır ve güçlendirir.Bu arada sizin referanslarınız benim için malesef bir anlam ifade etmedi.Eğer isterseniz size bu konuda yardımı olacak birkaç forum adresi vereyim.Bu konuda yorum yapmak için Wilson Audio, Rel, Welodyne, Thiel, Kharma, JM Lab, Paradigim, Revel, Genesis gibi markaları dinlemeniz gerekir.Eğer alışveriş ederken Doğubank ve benzer esnafların görüşlerine başvuruyorsanız önce hifi geçmişlerini ve bugüne kadar evlerinde hangi cihazları kullandıklarını, kaç adet cd ye sahip olduklarını da sorun.
.




_____________________________

shebumi

 

Mesaj: 480


  12 Şubat 2006, 13:06:25  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Audiophile1 : tartışmanızı yada konuşmanızı bölmek gibi olmasın, şu forum adreslerini alıp gideceğim ben


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 13:18:48  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

http://www.audioasylum.com/audio/index.htm

lhttp://forum.audiogon.com/cgi-bin/fr.pl

http://www.hifi-forum.de/

http://forum.hifichoice.co.uk/

bunlar ilk aklıma gelenler.Akşama daha fazlasını yazmış olurum.



_____________________________

tibi
Uzaklaştırılmış
¥ gün kaldı.

  12 Şubat 2006, 13:20:00  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

doğubanktakileri çok iyi tanımıyorum ama izmir sensonicte demo odaları var. o odalarda setleri test ediyorlar. ama senin dediğim markalardan galiba wilson audio yu gördüm. emin değilim tabi. daha çok jbl pioneer ın turkiyede olmayan modelleri ( malesef kaçak getiriyorlar ) jamo gibi setleri deniyolar. yani deneyimli olduklarını düşünüyorum tabi benim konuştuğum kişi o mağazanın sahibi ve tam bir ses delisi. aslında ses delisi olmak ayrı müzik kulağı iyi olmak ayrı. o yüzden kesin bir şey diyemicem ben sadece duyduğum yorumlardan birini aktardım.
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 13:35:05  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


quote:

Orjinalden alıntı: omer11

Benim kasteddiğim o değil Fronytlar marantz bağlı iken ayrıca stereo anfi olsa onada aynı frontlar bağlanabilir mi.slm.





Aynı anda iki ampliyi de açarsanız sonuçları acı alur.DİKKAT!


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 14:01:28  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


quote:

Orjinalden alıntı: KillForYou!

omer11 öncelikle sistemin hayırlı olsun diyorum.Güle güle eskit.

Benim Türkiye koşullarında önerdiğim en üst düzey hoparlör çifti JBL in E100 modelidir.Bu modeli önermemin sebebi hemen hemen her türlü müzik türünde iyi performans vermesi ve hiç bir müzik çeşidi için özelleşmiş olmaması.Yani e100 ile jazz da dinlersin pop de rock da.En önemlisi Fİlmlerdede iyi bir sonuç alırsın.Ama mesela B&W, Kef Dali gibi diğer markalar için aynı şeyi söyleyemem.f/p ornları çok çok iyi değil.Sen sadece klasik müzik dinliyorsundur, o zaman sana B&W nin 600 ya da 700 serisinden bütçene uygun olan bir çift hoparlör al derim.Benim tanıştığım/karşılaştığım bir çok insan genelde hemen hemen her tür müziği dinlediği için ben e100 leri gönül rahatlığı ile öneriyorum.Daha önceki mesajımda da belirttiğim gibi bu forumdan bir bayan arkadaşa 10.5 milyara sistem topladım geçen ay.

Sistemin bileşenleri ;

Front: JBL E100
Back: Wharfedale 8.4
Center: JBL E25
Subwoofer: JBL E250
CD Player: marantz cd 7300
DVD Player: Philips 720SA
A/V Receiver: Denon 3805
Stereo anfi: Prima Luna Prologue One Lambalı Stereo Anfi

şeklinde idi.Bence bu sistem Türkiye koşullarında alınabilecek en ideal sistem.Kanaatımca bundan sonrası gereksiz, ki bu sistem herkesi keser.Bu sistemle her türlü müziği dinlersin.Çünkü hiç bir parça müzik türüne özel değildir ve bu sistemdeki her bir bileşeni sana tek tek öneriyorum.



Afedersiniz, yanlış bir yorum yapmadan once bahsettiğiniz JBL modeli Amerikada 249 USD ye satılan ve Technics SBT-200 ile karşılaştırılan E-100 modeli mi? Eğer o ise Türkiyede alınacak en üst düzey hoparlör derken şaka mı yapıyorsunuz ciddi mi söylüyorsunuz?



_____________________________

aaman00

Mesaj: 64


  12 Şubat 2006, 15:55:59  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

b.taş can hi-fi nin teli ve adresini rica edebilirmiyim...


_____________________________

LG 60" LG-60PY2R plazma tv, DVD: Pioneer DV-393S AMFİ: Yamaha RX-V1600 ÖNLER: B&W DM604S3 CENTER : B&W LCR600 S3 SUBWOOFER : B&W ASW650 ARKALAR: B&W DM602.5S3
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 16:15:11  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


Ülkemizde pek çok konuda olduğu gibi malesef hifi sektöründe de doğru kabul edilen pek çok yanlış klişe vardır.En çok tekrar edilen ve kabul gören bazıları:

Anfin kaç wattsa speakerın wattı ondan %50 fazla olsun ki yanmasın.

Speakerın wattı ne kadar fazla ise o kadar çok ses çıkartır.

Çok yollu speaker daha iydir.

Florstend speaker bookshelf speakerdan daha iyidir.

Eski cihazlar şimdikilerden çok iyi idi.Nerde o eski ampli ve receiverlar!

Speaker ne kadar büyükse o kadar iyi.

Bazı speakerlar bazı müzik türlerinde iyidir diğer türlerde kötüdür.

Bu klişelerin çoğu malesef yetersiz satıcılar tarafından uyduruldu ve konu hakkında yeterli bilgisi olmayan tüketiciler tarafından gerçek kabul edildi.Malesef hepsi nerede tamamiyle yanlıştır.Şimdi kısaca sıradan gidelim.Eğer merak ettiğiniz konuda daha detaylı bilgi isterseniz yazın.Şimdilik teknik detaylara girmeden kısaca özetleyeceğim.


Anfin kaç wattsa speakerın wattı ondan %50 fazla olsun ki yanmasın.YANLIŞ !
AKSİNE AMPLİ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA SPEAKERI O KADAR İYİ KONTROL EDER.O YÜZDEN ÖZELLİKLE 90 dB VE ALTINDA MÜMKÜN MERTEBE GÜÇLÜ AMPLİ SEÇMEKTE FAYDA VARDIR.

Speakerın wattı ne kadar fazla ise o kadar çok ses çıkartır.YANLIŞ !
WATT BİR ENERJİ BİRİMİDİR.MEKANİK BİR ARAÇ OLAN SPEAKERIN BİRİM ZAMANDA HARCADIĞI ENERJİYİ İFADE EDER.SPEAKERIN ÜRETTİĞİ SESİN ŞİDDETİ dB CİNSİNDEN GÖSTERİLİR.HER 3 dB SES ŞİDDETİ %10 ARTAR.

Çok yollu speaker daha iydir.YANLIŞ !
TEORİK OLARAK SESİN TEK BİR NOKTADAN ÇIKMASI DAHA İYİDİR.CABASSE, TANNOY, KEF, MENGER,LOTH GİBİ MARKALAR BU TEKNOLOJİYİ GELİŞTİRİYORLAR AMA HENÜZ TAM ANLAMIYLA KUSURSUZ BİR SİSTEM YAPILAMADI.O YÜZDEN HALA ÇOK YOLLU SİSTEMLER KULLANMAK ZORUNDA KALIYORUZ.ÜNİT SAYISI NE KADAR FAZLA OLURSA O KADAR FREKANS,CROSSOVER,FAZ KAYMASI,FAZ KIRILMASI GİBİ SORUNLAR ARTAR.

Florstend speaker bookshelf speakerdan daha iyidir.YANLIŞ !
İYİ SPEAKER KÖTÜ SPEAKER VARDIR.İYİ BİR BOOKSHELF KÖTÜ BİR FLORSTAND DEN DAHA İYİ ÇALAR VE DAHA FAZLA BAS ÜRETEBİLİR.AYRICSA ÖZELLİKLE BİZİMKİLER GİBİ UFAK VE ORTA BOY SALONLARDA SAHNE VE İMAJ ÜRETMEKTE DAHA BAŞARILARDIR.

Eski cihazlar şimdikilerden çok iyi idi.Nerde o eski ampli ve receiverlar! YALAN !
O GÜNLERDE BULUNAN AZ SAYIDAKİ MARKALAR ANCAK BUGÜNKÜ HİGH END MARKALARLA KARŞILAŞTIRILABİLİR.ÖRNEĞİN 1957 SENESİNDE SCOTT AMPLİ 250 USD YE SATILIRKEN 57 MODEL CHEVROLET İN FİYATI 1000 USD NİN ALTINDAYDI.O ZAMANIN 250 DOLARI BUGÜN YAKLAŞIK 3000 DOLAR EDİYOR.YANİ O TARİHLERDE SATIŞ FİYATI 250 DOLAR OLAN TECHNİCS BİR AMPLİ VEYA RECEİVERI BUGÜNKÜ 3000 DOLARLIK BİR AMLİ İLE KIYASLAYABİLİRSİNİ, 300 EUROLUK YENİ BİR TECHNİCS AMPLİ İLE DEĞİL.AYRICA BU KLİŞEYE YURT DIŞINDA 50-100 DOLARA SATILAN ESKİ CİHAZLARA BİNLERCE DOLAR ÇEKEN SATICILARIMIZIN DA KATKISI ÇOKTUR.

Speaker ne kadar büyükse o kadar iyi.YANLIŞ !
GELİŞEN TEKNOLOJİLER,YENİ MALZEMELER, GELİŞMİŞ ÜRETİM TEKNİKLERİ ARTIK HACİM İHTİYACINI İKİNCİ PLANA İTTİ.

Bazı speakerlar bazı müzik türlerinde iyidir diğer türlerde kötüdür.YANLIŞ !
BİR SPEAKER İYİ İSE HER TÜR MÜZİKTE İYİDİR.KÖTÜ İSE KEZA GENE HER TÜR MÜZİĞİ KÖTÜ ÇALAR.BU İNSANLARIN BEKLENTİLERİ VE DİNLEME ALIŞKANLIKLARI İLE İLGİLİ BİR ÖNYARGIDIR.ÖRNEĞİN ROCK MÜZİĞİ OLMASI GEREKENDEN YUMŞAK ÇALAN BİR SPEAKER JAZZ VEYA KLASİK MÜZİĞİ DE OLMASI GEREKENDEN YUMŞAK ÇALAR Kİ BU İSTENE BİR ŞEY DEĞİLDİR VE BU SPEAKER İÇİN YUMŞADEĞİL KÖTÜ TANIMLAMASI YAPMAK GEREKİR.BU ARADA ŞUNU BELİRTEYİM EN ZOR MÜZİK TÜRÜ KLASİKTİR VE KLASİK MÜZİĞİ DOĞRU ÇALABİLEN BİR SPEAKER HER TÜR MÜZİĞİ ÇALABİLİR.





_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:07:33  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

HOPARLÖR SEÇİMİNDEKİ YANSIMA

1. HOPARLÖR SEÇERKEN

Dikkat! Hoparlör seçimi, ses düzeneğinizin genel niteliği açısından büyük önem taşıdığından, vereceğiniz en önemli kararlardan biridir.
Sizin için en uygun olduğunu düşündüğünüz seçenekleri belirledikten sonraki aşamalarda yapmanız gerekenlerse, ürünlerin teknik özelliklerini incelemek ve benzer (mümkünse aynı) ortamlarda bunları dinleyerek birbirleriyle kıyaslamanızdır.

Ürünlerin teknik özelliklerini incelerken aşağıdaki noktalara dikkat etmeniz sağlıklı bir değerlendirme yapabilmeniz açısından önemlidir:

 Bir hoparlörün teknik özellikleri birbirinden bağımsız olarak yapılan hesaplamalar ve ölçümlerin sonuçlarını yansıtmaktadır, ancak hiçbir şekilde ürünün üretmekte olduğu sesin niteliği konusunda bir fikir veremeyecekleri unutulmamalıdır.

 Kullanılan ölçüm teknikleriyse sadece üreticiden üreticiye farklılıklar göstermekle kalmayıp, bazen de ölçüm sonuçları farklı üreticiler tarafından farklı şekillerde ifade edilebilmektedir.

Örneğin: iki faklı hoparlör için belirtilen 93 dB değeri tek başına hiçbir anlam ifade edemeyebilir. Çünkü, 93 dB değeri, belli bir sürüş gücünün sonucu olarak (genellikle 1 Wat), hoparlörün ürettiği ses şiddetinin hoparlör ekseni üzerindeki bir mesafeden ölçülmesiyle elde edilmiştir. Ses şiddeti uzaklığın karesiyle orantılı olarak değiştiğinden, 1 metrelik mesafeden yapılan ölçümde 93 dB seviyesine ulaşan bir hoparlör, aynı değerin 0.5 metreden ölçüldüğü diğer hoparlörden dört kat daha verimlidir. Sizin de göreceğiniz gibi, her iki hoparlörden de herhangi bir dinleme seviyesindeki aynı şiddetteki sesi elde edebilmek varsayımıyla yola çıktığımızda, bu hoparlörlerden biri için 25 Wat’lık bir yükseltici kullanmamız yeterliyken, aynı seviyeye ulaşabilmek için diğer hoparlörü 100 Wat’lık bir güçle sürmeye ihtiyaç duyacağımız ortaya çıkmaktadır.

İlerleyen bölümlerde farklı üreticiler tarafından sunulan çeşitli çizim ve eğrileri nasıl yorumlayıp karşılaştırma yapabileceğimizi göreceğiz.

Ancak, bu aşamaya geçmeden önce bazı temel noktaları açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir:

 Hoparlörün ne kadar güçle sürülebildiğinin ürettiği sesin niteliği ve ses şiddetinin seviyesiyle (sound pressure level) uzaktan ya da yakından bir ilgilisi yoktur.

 Yükseltici ile hoparlör fiyatının arasındaki oran belirleyici olmamalıdır. Bütçe açısından olaya yaklaşırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta: bütünü oluşturan her bir bileşenin hoparlörümüzün niteliği ve mizacına uygun olarak seçilmesi olmalıdır.

 Aynı kural, mevcut düzeneğimizde bir değişiklik yapmayı düşünmemiz durumunda da geçerlidir. Yeni bir cihaz alırken onun bireysel beceri ve niteliklerinin yanında, düzeneğimizdeki diğer mevcut bileşenlerle birlikte nasıl bir sonuç vereceği de dikkate alınması gereken önemli bir noktadır. Aksi takdirde aldığımız bu yeni cihaz kendi başına ne kadar iyi olursa olsun, toplamda elde edeceğimiz sonuç hayret verecek kadar olumsuz olabilir.

 Sürücü birimlerin sayısı hoparlörün niteliği ve becerisi açısından belirleyici değildir.

 Kimi kuramların, hangi değerlendirme yönteminin geçerli olup olmadığına bakmaksızın, ürünün iyi özellikleri vurgularken diğer can alıcı noktalardaki ölçümleri ihmal edebilecekleri unutulmamalıdır.

Örneğin: ani atı (pulses) incelemek üzere yapılacak bir çalışmanın atı aralıkları ve atı frekanslarının bilinmeksizin/dikkate alınmaksızın yapılması gibi. Konuyla ilgili daha detaylı bilgiyi “Atı cevabı (pulse response)” başlığı altında bulabilirsiniz.

 Pek çok iştah kabartıcı kuramsa, sadece temelinde yatan varsayımları kabul etmemiz durumunda geçerli olabilmektedir. Ne yazıktır ki, ürün tanıtımlarında bu tip kuramlarla sıklıkla karşılaşılmakta, ancak bu yapılırken kuramın dayandırıldığı varsayımın geçerliliğindense hiç bahsedilmemektedir.

Örneğin: bir hoparlörün direnci frekansa bağlı olarak değişim gösterdiğinden, hoparlör direnci mutlak kabul edilmeksizin, seçici filtrenin (crossover filter) başlangıç noktasının/noktalarının kesin olarak belirlenebilmesine imkan yoktur.
2. KAYNAĞINDA MÜZİK

Teknik detaylara geçmeden önce, üretilecek sesi sistemli bir şekilde incelemek konuyu daha iyi kavrayabilmemiz açısından faydalı olacaktır.

Bunu yapabilmek için de piyanoyu örnek olarak alalım. Bir çoğumuzun sesine aşina olduğu bir enstrüman olan piyano tınısal özellikleri bakımından oldukça sıra dışıdır; oldukça dinamiktir ve çok geniş bir aralıkta ses üretebilir.

İlerleyen aşamalarda incelemelerimizde kullanarak, çeşitli örnekler vereceğimiz piyano bir “baby grand” olup, bu çalışma için seçtiğimiz parça da Beethoven’nın 23 numaralı Fa minör sonatı “Appassionata”dır.

Hedefimiz gerçek hayattaki enstrümanın ürettiği ses ile bu sesin yeniden üretilmesi sırasındaki farklılıkları en aza indirmek, bir başka deyişle yüksek sadakatin (high fidelity) tanımına ulaşmaktır.

2.1. Tını (Timbre) ve Renklenme (Coloration)

Resim 1

Yukarıdaki notalardan da görüleceği üzere, piyanist ilk iki notayı aynı anda çalacaktır. Her iki nota da Do sesini ifade etmekte, ancak biri 261.6 Hz, diğeriyse 65.4 Hz’deki farklı oktav aralıklarında bulunmaktadırlar. Bununla birlikte, çalınacak ana sese karşılık gelen tuşlara vurulduğu anda bu seslerin yanında diğer tellerinde titreşime geçmesiyle oluşan harmonikler de meydana gelir. Harmoniklerin niteliği enstrümanın tınısal niteliğini üzerinde de önemli rol oynar; enstrümana karakterini veren, onun ne denli iyi olup olmadığı belirleyen etken budur. Harmonikler frekans aralığında 20.000 Hz’e dek ulaşırlar, harmonik bütünlüğe müdahale etmek enstrümanın tınısını bozmak anlamına geldiğinden, tınısal rengin de değişmesine (coloration) neden olur. Pek çok hoparlörün temel eksiğiyse işte tam bu noktadır.

Bu sorun insan kulağı tarafından kolaylıkla algılayabiliyor olmasına rağmen, cevap eğrisi bu sorunun varlığı hakkında ancak çok küçük bir fikir verebilir. Bu eksikliğin temelinde üretim süreci ve bu süreç boyunca gerçekleştirilen ayarlamalar yatmaktadır; renklenmenin var olup olmadığıysa ancak dinlenerek anlaşılabilir. Yüksek sadakat anlamında olaya baktığımızda sesin renklenmesi, harmoniklerin artarak ya da azalarak farklılaşması, bunun sonucunda da sesin dolgunlaşması ya da zayıflaması durumunu ortaya çıkartır. Bu aşmada şu temel noktaya dikkat etmemiz gerekmektedir: iyi tasarlanmış/üretilmiş bir hoparlör mutlak suretle etkisiz (neutral) olmalıdır. Sonuç olarak, hoparlörün sesine etki eden üretim ve tasarımla ilgili eksiklikler çıplak gözle görülemez; bir Stradivarius ve başarılı bir kopyası ilk bakışta bir birinin aynısıymış gibi görünebilirse de sesleri arasındaki fark şüphe götürmeyecektir.

Aynı durum hoparlörler için de geçerlidir. Bir hoparlörü dinlemeksizin, sadece teknik özelliklerine bakarak, ürettiği ses konusunda fikir sahibi olamazsınız; farklı ürünler arasında kıyas yapmanız gerektiğindeyse bunu mümkün ölçüde ayni cihazlar kullanarak, aynı güç seviyesi ve aynı ortamda yapmanız gerekmektedir.

2.2. Cevap Seviyesi (Response Level), Yükseklik (Height) ve Eğri (Curve)

Appassionate’ın 48. ölçüsü nispeten yüksek olan ve 1318.5 Hz’de tınlayan Fa bemol ile başlamaktadır. 48. ölçüden 50. ölçünün sonuna doğru ilerleyen 36 nota oldukça alt bir ses olan ve 58.27 Hz’de tınlayan Sol bemole kadar uzanmaktadır. Tüm bu sesler pp olarak (hafif şiddette ve aynı güçle) çalınmaktadır. Bu noktada karşılıklı olarak birbirini vurgulayan iki farklı etki ortaya çıkmaktadır.

Resim 2

İlki, Fa bemol (1318.5 Hz) ile Sol bemole (58.27) arasındaki ses seviyesi farklılığıdır. Bir piyanoda aynı güçle çalınan biri yüksek, diğeriyse alçak perdedeki iki ses, bize aynı seviyede tınlıyorlarmış gibi görünür. Gerçekteyse, insan kulağı alt ve üst seslere karşı farklı duyarlığa sahip olmasını telafi edebilmek için, alt sesler üst seslere kıyasla daha bir önem kazanır; bu farklılığın etkisini yenebilmek için enstrüman ürettiği alt sesler daha dolu ve etkili olmalıdır. Bu durum tüm enstrümantal müzikler için geçerli olup, alt ve üst sesler arasındaki farklılık 1’den 1000’e kadar değişiklik gösterebilir. Ancak elektronik müzik söz konusu olduğundaysa durum oldukça farklıdır. Doğası gereği, elektronik müzikte kullanılan enstrümanlar alt ve üst sesleri aynı başarıyla üretebilme becerisine sahiptir ve bu sesler arasındaki seviye de genellikle birbirine oldukça yakındır.

İkincisiyse, bu 36 sesin sürekliliğidir; hiçbiri bir diğerinden ne daha güçlü ne de daha zayıftır. Eğer hoparlörümüz de iyi bir cevap eğrisine (response curve) sahipse, gerçek hayatta bir enstrümanla çalındığındaki gibi (aksi durumda, eşit ses eğrisi-equivalent sound curves-, Fletcher-munson eğrisi vb. hesaba katmamız gerekmektedir), her bir ses aynı seviyede tınlayacaktır. Örneğin, eğer bu eğride 400 ve 450 Hz aralığında 4 dB’lik bir çökme, 700 ve 800 Hz arasında da 3 dB’lik bir şişme varsa duyacağımız ses de aslından oldukça farklı olacaktır. Bu varsayımda, ilk beş notanın çalınışında her şey normal seyrederken, ardından gelen üç nota iki misli daha güçlü duyulacak, takip eden dört nota tekrar normal seviyeye dönerken sonraki iki nota da iki misli daha güçlü duyulacaktır. Burada bahsettiğimiz harmoniklerden farklı bir durumdur. Böylece cevap eğrisinin ne denli önemli olduğunu ortaya çıkmaktadır; cevap eğrisi mümkün olduğunca düz olmalıdır.

 Burada muhtemelen bir hata yapılmış olmalı. Eğer cevap eğrisinde bir çökme söz konusuysa; ilk beş notanın çalınışında her şey normal seyrederken, ardından gelen üç nota iki misli daha güçlü duyulacak, takip eden dört nota tekrar normal seviyeye dönerken sonraki iki nota da iki misli daha zayıf duyulacak olsa gerek.

Modülasyon ve tını ise tek ölçüt değildir. Az evvel ses şiddet seviyesinden bahsetmiştik: şu andaysa dinlediğimiz müzik parçasının aynı ses seviyesindeki bir dizi nota şeklinde tınlamaktan çok uzakta olduğu görülmektedir.

2.3. Dinamikler (Dynamics)

Appassionata’nın güzelliği ve canlılığı bir dizi dingin ve şiddetli bölümün varlığından kaynaklanmaktadır. Ona karakterini veren bu ani farklılıklar olmasaydı bu müzik parçası oldukça donuk ve ilgi çekmekten uzak olurdu. Müzik düzeneğimiz de müzikteki bu değişimlere sadık kalarak takip edebilecek beceride olmalıdır; hem “ppp” bölümleri olması gerektiği gibi normal seviyede ve sakince, hem de “ ff” bölümleri gerekli canlılık ve zenginliği vererek çalabilmeli ve bunu her ses seviyesinde koruyabilmelidir. Müzikteki bu iniş çıkışlarsa dinamik (dynamics)olarak adlandırılır.


Resim 3

Detaylara geçmeden önce, elimizdeki notaları ve piyanoyu ve hoparlörlerimizi bir kez daha karşılaştıralım.

Son ölçülerde piyanist üç notaya doğru yavaş yavaş yaklaşmaktadır: Re bemol, La bemol ve Do notaları ppp olarak gayet yumuşak olarak çalınmaktadır. 6 ölçü öncesinde ppp olarak çalınan notalarla şiddetli çalınan akorlar arasına çok büyük bir farklılık vardır. Piyanist piyanonun tuşlarına acımasızca saldırırken, tuşlara bağlı çekiçler hareket ederek telleri vurduğunda son derece şiddetli bir ses oluşur. Oluşan bu sesin ortalama seviyeyse oldukça önemlidir. Bunun yanında, sesin ilk oluştuğu anda meydana gelen ve uç güç (peak power) olarak adlandırılan, çok kısa ancak oldukça şiddetli olan bir diğer oluşum da bizler için çok önemlidir. Bu etki bir enstrümanla oluşturulan tüm seslerin ayrılmaz bir parçasıdır, ppp‘den ff‘ye kadar her vurgu tipi için geçerlidir ve o olmaksızın ses son derece zayıf tınlayacaktır. Her bir nota, her bir akor bir ortalama ve uç enerji bileşiminden oluşur.

Peşi sıra ff ve ppp olarak ilerleyen bir müzik kaydı düşünelim. Eğer müzik dinleme düzeneğimiz en uç noktada oluşan en yüksek ses seviyesini karşılayabiliyorsa dinamiklerle ilgili bir sıkıntı gözlemlemeyiz ve müzikteki değişimleri olması gerektiği gibi duyarız. Fakat eğer bu kabiliyetten yoksunsa, o zaman uç seviyeler kaçınılmaz olarak yuvarlanacaktır. Genellikle yüksek ses seviyelerinde müzik dinlerken karşılaştığımızda farkına vardığımız bu durum dinamiklerin öneminin altında yatan temel etkeni oluşturmaktadır. Düzeneğiniz bir müzik parçasının, ppp’den ff’ye tüm canlılığını yansıtabilecek beceriye sahip olmalıdır. Bu nedenle gerektiği anda kullanabileceği bir yedek gücün varlığına gereksinim duyar.

Eğer bu yedek güce sahip değilseniz, ne yapacaksınız? İçgüdüsel olarak sesi olması gerekenden daha çok açacaksınız. Bu durumda ppp çalınan kısımlar olduğundan daha güçlü duyulacak, ve bu hali hazırda kendi başına ciddi bir sorunken, fff çalınan kısımların güçlü uç güç noktalarında yükselticiniz ve hoparlörünüz bu iniş çıkışları takip edememeye başlayacaktır. Sonuç olarak ses yuvarlanacak ve yükselticiniz de üstesinden gelebileceğinden daha yüksek güç seviyelerinde çalışıyor olması nedeniyle doygunluğa (saturation) ulaşacaktır. Bu durumda, er ya da geç hoparlörlerinize hasar vermek tehlikesiyle karşı karşıylasınız demektir.

Hazır göreceli ses seviyeleri, ppp, ff ve uç güçten bahsetmişken: şimdi gözümüzde bir orkestrayı canlandıralım. Örneğin: tek başına bir flüt ppp çalarken hemen iki saniye sonrasında orkestral bir patlama olduğunu varsayalım. Eğer flüt ve toplam orkestranın oluşturabileceği ses şiddeti arasındaki farkın ne kadar olabileceği konusunda bir fikriniz yoksa hem söyleyelim; flütün sesini 1.000.000 ile çarpmanız yeterli.

Ses şiddetinin tanımlanmasında çok haneli sayılar kullanmamak için logaritmik bir birim olan dB birimi kullanılmaktadır. 60 dB’lik fark yukarıda sözünü ettiğimiz 1.000.000 kat farkı belirtmek için yeterlidir.









dB’deki değişim

0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10


1 1.26 1.58 2 2.51 3.16 4 5.01 6.31 8 10

Güç oranı

dB’deki değişim

10 15 20 25 30 35 40 45 50 55 60


10 31.6 100 116.2 1000 3162.3 10000 31622.7 100000 316227.8 1000000

Güç oranı


Tablo 1: dB ve güç arasındaki orantı ölçeği

Akustikte tüm seviye ölçümleri bir referans ile ilişkili olarak verilir. Bu referans noktası 1000 Hz frekansındaki bir sesin ortalama duyulabilme eşiğidir. Bu nedenle, 100 dB seviyesi dediğimizde: sözüne ettiğimiz ortalama eşik noktası ile 100 dB’in ses seviyesi arasındaki farkı işaret ediyoruz demektir (10.000.000.000 : 10 log, 10.000.000.000 = 100 dB). Ölçüm cihazına bağlı bir mikrofonu bir piyanonun 1 metre uzağına yerleştirip ardından piyanoda örnek sonatımızın en güçlü ve en zayıf kısımlarını çalarak parçanın ortalama ses seviyesini bulalım: ff olan bir akoru çaldığınızda 115 dB (uç) ve 103 dB (ortalama), ppp olan bir akoru çaldığımızdaysa 60 dB (ortalama) değerleri, bize bu parçanın ortalama ses seviyesinin piyanonun ortalama ses seviyesi değeri olarak kabul edilen 75 dB olduğunu göstermektedir!

Bu ölçümlerden parçanın oldukça büyük bir dinamik farklılığın içerdiğini de görmekteyiz. Aslında, kullandığımız birimin logaritmik olması nedeniyle, 60 dB ve 115 dB arasındaki 55 dB’lik fark aslında 316.000 kat olan bir farkı işaret etmektedir!

Dolayısıyla, eğer düzeneğiniz bu ani yükseliş sırasında oluşan 115 dB seviyesindeki uç seviyeyi sağlayamıyorsa keskin bir doğrulukla çalmaktan, doğal olarak da yüksek sadakat kavramından (hi-fi) bir hayli uzak olacaktır. Tekrar etmek gerekirse, bu anlık bir durumdur ve yüksek seviyede müzik dinmekte olduğumuz anlamına da gelmemektedir. Yapmakta olduğumuz şeyse, gerçek bir enstrümanın sesini tüm zenginliğiyle, ve çalındığı andaki gibi gerçek seviyesiyle, kendi evimizde yeniden oluşturmaya çalışmaktır.

2.4. Atak (Attacks) ve Atı Cevabı (Pulse Responses)

Şimdi aynı ölçümleri yeniden tekrarlayalım. Akorların çalınması sırasında oluşan anlık ani ataklardan ve uç güçlerden bahsettik. Eğer bu atakların hızını azaltırsak, seviye aynı kalsa da müzik yumuşayacaktır.

Bir zilin oluşturduğu ses kolaylıkla izah edilebilir. Ses seviyesi oldukça yüksektir (120 dB civarında). Ataksa oldukça kısadır. Eğer dinleme düzeneğimiz sinyallere cevap vermekte yavaş kalıyorsa: müzikal vurgular şiddetli gürültülere dönüşüverecek ve muhakkak ki bu durumda oluşan sesin aslıyla bir benzerliği de kalmayacaktır. Bu olgu atım cevabı (pulse response) ile açıklanır.

Bu yönde fikir edinebilmek için bir piyanoyu dinlemek bize oldukça yardımcı olacaktır. Eğer atı cevabı yeterince iyiyse her bir akorun atağı doğru şekilde hissedilecektir. Eğer kötüyse, adeta piyanonun pedalı basılı kalmış etkisine kapılırız, ancak bu etkiyi piyano değil ses düzeneğimiz yapmaktadır.

2.5. Netlik (Definition) ve Temizlik (Clarity)

Resim 3

Yukarıdaki dört ölçünün en önemli özelliği bas notalarıdır. İlk akor onbir Mi bemol eşliğinde çalınırken, ikinci akora bu sefer yine aynı sayıda ancak bir üst perdeden (octave) Mi bemol baslar eşlik etmektedir. Ardından sol elle çalınan ve oldukça alt seslerden oluşan yirmidört akor gelmektedir. İyi bir piyano tüm bu sesleri birbirinden ayrı olarak, bir biriyle karıştırmaksızın, doğruluk ve temizlikle üretecektir.

Doğru bir yeniden üretim, tüm bu sesleri bir piyanonun ürettiği gibi yeniden üretebilmek demektir. Ve bu da ancak düzeneğimiz yeterince iyiyse mümkün olabilir. Eğer cevap eğrimiz La bemol civarına (51.9 Hz) kadar inebiliyor ve de hoparlörümüz gerektiği gibi imal edilmişse duyacağımız ses de net ve temiz olacaktır.

Aksi durumda, eğer cevap eğrimizin alt frekanslarında bir sorun varsa, bu frekans aralığına yakın olan sesleri büyük ölçüde etkileyecek, sesler birbirlerine karışmaya başlayacak ve duyacağımız şey anlaşılmaz bir uğultudan farklı olmayacaktır.

Aynı durum kontrbas dinlerken de geçerliliğini korumaktadır. Pek çok hoparlör Georges Brassens’in eşliğini gürültüler arasında kaybolmaya mahkum ederken, iyi bir düzenekte Pierre Nicholas’ın eşlikleri tüm ihtişamıyla ortaya çıkacaktır.

2.6. Dinleme Odasının Etkisi ve Yansı (Reverberation)

Şimdiye kadarki incelemelerimizde müzik dinlediğimiz odanın etkilerinden bahsetmedik. Bilindiği üzere her oda kendine has bir akustik mizaca sahiptir. Bu ise odanın boyutlarına, duvarlarda, tavanda, zeminde kullanılan malzemelere, oda içindeki eşyalara ve bunların düzenine bağlıdır.

Piyanonun sesi tüm oda boyunca ilerler ve aynı zamanda ortamdaki her şey tarafından da yansıtılır. Ayrıca kaynak sese etki eden yansı durumu da söz konusudur.

İlk bakışta, bir enstrümanın gerçek sesini kaydedebilmek için, sesin daha sonra yeniden üretileceği odada kayıt yapmak bir çözüm olarak akla gelebilir. Ancak bu her şeyi daha da olumsuz yönde etkileyecektir. Çünkü, kaydın çalınması esnasında odada oluşacak yansı, kayıt sırasında mikrofonla alınan ilk yansının üzerine binecek ve ses aslından daha da uzaklaşacaktır. Çözümse kaydı düşük yansı üreten etkisiz (neutral) bir odada yapmaktır. Bu ortama önceden piyanonun olduğu yere, hoparlörlerimizi yerleştirmemiz durumunda, piyanodan ve hoparlörlerden duyduğumuz sesin neredeyse aynı olduğunu görürüz.

Bu arada, Dusseldorf’da 1969 yılında düzenlenen Hi-Fi fuarında gerçekleştirilen benzer bir deneyden de söz etmek faydalı olacaktır. Konser dünyadaki en kaliteli yüksek sadakati gösterebilmek amacıyla düzenlenmişti. Bu amaçla Hi-Fi enstitüsü yalnızca dört müzisyen eşliğiyle Mendelsshon Octet konseri sunmaya karar verdi. Konser sırasında, ilk olarak önceden kaydedilmiş olan dört bölüm bir çift hoparlör tarafından, ardından da diğer dört bölüm de müzisyenler tarafından çalınarak salondaki dinleyicilere dinletildi.

Deney sonundaysa, dinleyiciler kayıt ve canlı müzik arasında hiç bir fark göremediklerini belirtmişlerdir.

2.7. Özet

Örnek olarak seçtiğimiz sonatla yaptığımız dinlemeler ve deney sonucunda aşağıdaki sonuçlara ulaşmaktayız:

Üretilmesi gereken frekans aralığı: 60 – 20.000 Hz’dir.
Bas - tiz oranı: 1 - 1000
Ortalama ses seviyesi: 75 dB (1 metreden)
ppp bölümler için ortalama ses seviyesi: 60 dB
ff bölümler için ortalama ses seviyesi: 103 dB
ff bölümler için uç güç seviyesi: 115 dB

3. HOPARLÖR CEVABI (SPEAKER RESPONSE)

Bu bölümde hoparlör ve yükselticimizin kaydettiğimiz piyano sesi üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz.

Bu sırada her bir etkinin ölçüm sonuçlarından faydalanacağız. Elde edilen tüm sonuçlar hoparlör hakkında bir fikir edinmemizi sağlayacak ve aynı zamanda da dinleyeceğimiz sese nasıl etki edeceğini gösterecek.

3.1. Tını (Timbre) ve Renklenme (Coloration)

Hoparlörün cevap eğrisi ve diğer teknik özellikleri renklenme konusunda bize ancak çok küçük bir fikir verebilir.

Hoparlörleri denerken bunu aynı güç seviyesinde yapın ve üst sürücü birimlerin kulak hizanızda olmasına özen gösterin.

İnsan sesi iyi bir deney malzemesi olmakla birlikte, piyano ve keman gibi enstrümanları dinlemek de son derece önemlidir. Ürün tanıtımı için hazırlanmış kayıtlara pek güvenmeyin. Ayrıca harpiskord ve org gibi enstrümanlar renklenme konusunda fikir verici olmaktan uzaktırlar. Sentezleyiciler (sintisayzır/synthesizer) ve elektrik enstrümanlarla (elektrik gitar, elektrik bas vb) yapılmış kayıtlarıysa bu deney için asla kullanmayın; çünkü müziğin özel efektler içermesi, kaynak seslerin yükseltici ve hoparlör kullanılarak üretilen enstrüman sesleri olması nedeniyle, duyacağımız sesler hali hazırda renklenmiş seslerdir. Bu tip sesler diğer hoparlörler tarafından kolaylıkla yeniden üretilebilir.

 Bir hoparlörün renklendirme etkisinin var olup olmadığını anlamamanın yegane yolu, her şeyden önce dinleyicinin dinlediği enstrüman konusunda bilgi sahibi olmasıdır. Bir enstrümanın nasıl tınladığı, nasıl çalındığı ve ses kaydının nasıl yapıldığı konusunda bilgi sahibi değilsek hoparlörün becerisi konusunda da bir fikir yürütebilmemiz mümkün olmayacaktır.

Elektrikli enstrümanlar için de aynı durum geçerlidir; eğer bir elektrik gitar sesini oluşturan bileşenleri tanıyorsanız yukarıda sözü edilen tehlikelerin sizin için geçerliliği kalmayacaktır. Bu bileşenlerse kabaca şu şekilde sıralanabilir: gitarda kullanılan malzemeler, gitarın inşa tekniği, gitar üzerinde kullanılan mekanik/elektronik donanım, elektrik gitardan çıkan sinyalin gönderildiği yükselticinin tipi, kabin tipi, mikrofon tipi, mikrofon yerleşimi ve efekt birimleridir. Bunların yarattığı farkı biliyorsanız, üzerinde 1x12” sürücü olan birleşik (combo) bir lambalı yükselticiden çıkan Fender tonu ile 100 Wat gücünde bir yükselticinin sürdüğü 4x12” kabinden çıkan bir Gibson sesini birbirinden ayırt etmek için renklendirmenin varlığını sorgulamazsınız.

Kaldı ki, tüm akustik enstrümanların da kendine has bir tınısı ve rengi vardır; bu nitelik her bir enstrümanı bir birinden farklı ve özel kılan en önemli etkendir. Örneğin her ikisi de geleneksel yöntem ve malzemelerle üretilmiş olsalar da bir Martin ya da Taylor gitar birbirinden oldukça farklı tınlar. Sizin kulağınızdaki akustik gitar sesi tanımı önceden bir Taylor tarafından oluşturulmuşsa ve bir düzeneği ilk kez denerken Martin gitarla çalınmış bir kaydı dinliyorsanız düzenekte renklenme olduğu hissine kapılabilirsiniz. Tabii kayıt ve mikrofon teknikleri de işin cabası.

Peki bu iş nasıl olacak diye soracak olursanız, özetle ne akustik enstrümanlara ne de elektrik enstrümanlara renklenme olup olmadığını anlamada tek başlarına bir başvuru kaynağı olarak güvenmek yetersiz kalacaktır. Bunun tek yolu enstrüman sesini tanımaktan, çok müzik ve düzenek dinlemekten geçer.

3.2. Cevap Eğrisi (Response Curve)

Cevap eğrisi bir hoparlörün tüm frekans aralığında üretebildiği sinyal genliğinin (amplitude) görsel anlatımıdır. Bu genliğin ifadesindeyse dB (decibel) birimi kullanılır.

Frekans cevabıysa (frequency response) hoparlör tarafından üretilebilen frekansların rakamsal ifadesidir. Cevap eğrisi bazı ciddi sorunların olup olmadığını hemen görebilmemize yardımcı olur.

Örneğin: Eşit frekans cevaplarına sahip (50 Hz - 20.000 Hz, +2 dB) 50 A ve B hoparlörlerini ele alalım. Bu bilgi bize hoparlörlerin becerileri konusunda oldukça kaba bir fikir vermektedir. Ayrıca frekans cevap aralıklarının aynı olması şüphesiz A ile B hoparlörlerinin aynı olduğu anlamına da gelmemektedir. A hoparlörünün 50 Hz - 20.000 Hz aralığında düze oldukça yakın bir cevap eğrisine sahip olduğunu varsayalım:

Resim 5

A hoparlörünün Yukarıda görülen cevap eğrisine baktığımızda: yükseltici tarafından gönderilen tüm frekans aralığındaki sinyalleri üretmekte oldukça başarılı olduğu görülmektedir. Hiçbir frekanstaki sapma + 1 dB’den daha büyük değildir. Bu da demektir ki hiçbir frekans olması gerektiği seviyeden 1.26 değerinden daha güçlü ya da zayıf duyulmayacaktır.

Şimdiyse B hoparlörünün cevap eğrisine bakalım:

Resim 6
Cevap eğrisinde 50 ve 20.000 Hz’deki cevabının iyi olduğu görülmekle birlikte diğer pek çok frekansta çeşitli oranlarda sapmalar da görülmektedir. Örneğin, 900 Hz’de –6 dB, 4.500 Hz’de +3 dB ve 5.500 Hz’de –5 dB’lik bu sapmalar hiç de küçümsenecek cinsten değildir. Sapmaların görüldüğü frekansların bu hoparlörün alt, orta ve üst sürücüler arasındaki ayrım (cut-off) noktaları olduğunu da hemen belirtelim.

Sonuç: B hoparlöründe 50 Hz deki sesler olması gereken seviyede duyulurken, 900 Hz’deki sesler dört misli zayıf, 4.500 Hz’deki sesler iki misli güçlü ve 5.500 Hz’deki sesler de üç misli kadar zayıf duyulacaktır. Bu nedenle de bir kayıt dinlediğimizde 900 Hz frekansında çalmakta olan bir enstrümanın sesi 4.500 Hz’ de çalmakta olan bir diğer enstrümanın sesinden sekiz kat daha düşük duyulacaktır. Tüm bunlar çizelgelerden ibaret olsa da, en fazla değişimin 1.26 oranında olduğu A hoparlörünün sesleri yeniden üretmekte diğerine kıyasla çok daha başarılı olduğunu ve bu üretim sırasında kaynak sese daha çok sadık kaldığını kolaylıkla göstermekteyiz.

3.2. Frekans Cevabı (Frequency Response)

Frekans cevabı cevap eğrisinin en düz olduğu frekans aralığının rakamsal ifadesidir. Aynı zamanda bu eğrideki sapma toleransının da en fazla ne kadar olabileceğinin de dB cinsinden belirtilmesi gerekmektedir.

 Örneğin: 20 Hz - 20 kHz, + 1 dB gibi.

Frekans aralığının uç noktalarının nerelerde olduğunu belirten frekans cevabı değerleri, bu aralıkta neler olup bittiği konusunda bizlere bir fikir vermezler. Oysa bir cevap eğrisine baktığımızda bir sorun varsa bunun nerede ve nasıl bir sorun olduğunu anlamamız oldukça kolaydır. Tabii bunu sağlıklı olarak yapabilmemiz için cevap eğrisi nasıl okumamız gerektiğini ayrıca bazı sorunları gizlemek için kullanılan bir takım hile ve oyunlardan da haberdar olmamız gerekmektedir. Örneğin: çizelgenin yüksekliğini azaltmak, çizelgenin yataydaki kayıt hızını arttırmak, çizelgenin düşeydeki kayıt hızını azaltmak, ölçüm yapılan odanın yapısıyla oynamak vb. sıklıkla başvurulan yöntemlerdir.

3.3. Konum Etkisi (Directivity)

Genellikle çok basit bir nedenden ötürü, cevap eğrisinin ölçümleri hoparlör ekseninden yapılır.

Üst sesler, alt seslerden farklı olarak, oldukça doğrusal bir yön izlerler. Bu nedenle hoparlör ekseni cevap eğrisinin en iyi olduğu noktadır, bu eksenin dışına çıktığımızda bu durum tam tersine dönmektedir.

Resim 7
Sonuç: Hoparlörler yerleştirilirken eksenleri, yukarıdaki şekilde de görülebileceği gibi, dinleme konumumuzla çakışacak şekilde yerleştirilmelidir.

Örneğin: Bir hoparlörün 0, 30 ve 45 derece konumlarından ölçülecek cevap eğrisinin sonuçlarına bakalım. 50 Hz’in her üç konumda da frekans cevabı 0 dB olarak ölçülürken, 15.000 Hz’in frekans cevabı 1 derecede 0 dB, 30 derecede -3 dB, 45 derecede de -6 dB olacaktır.

Resim 8

0 derecede 50 Hz ile 15.000 Hz’i aynı seviyede duyarken, 30 dereceden alt seslere kıyasla üst sesleri neredeyse yarı yarıya azalmış olarak, 45 derecedense dörtte bir oranında azalmış olarak duyarız. Eğer üç kişiyi aşağıdaki şekildeki gibi konumlandırır ve bir müzik dinletirsek, A her sesi aynı seviyede duyarken, B ve C sadece hoparlör tarafından üretilen üst frekansları duyabilecektir.


Resim 9


3.3.1. Hoparlörler ve Konum Etkisi

Resim 10

Konum etkisi üst frekanstaki seslerin dalga boylarının daha kısa olmasından kaynaklanmaktadır (örneğin: 10.000 Hz’in dalga boyu 3.5 cm dir). Hoparlörün zarı (diaphragm) titreşerek ses dalgalarını havaya yayar ve bizim duyduğumuz da bu titreşimlerin toplamıdır.

Şimdi yukarıdaki şekle bakalım:

Kulağımız C noktasında bulunmaktadır. AC ve BC uzaklıklarıysa birbirine eşittir. A ve B’den çıkan seslerdeyse, sinüs dalgasının farklı noktalarında olmalarından dolayı, bir faz kayması söz konusudur. Bu nedenle bir birlerini etkisiz kılarlar ve C noktasından duyulamazlar. Üst frekanslardaki seslerin dalga boylarının oldukça kısa olması bu durumun üst frekanslar üzerinde daha fazla etkili olmasına neden olur. Bu da bize hoparlörlerin ve sürücü birimlerin konum etkisinin neden üst frekanslarda daha baskın olduğunu açıklamaktadır.

Ayrıca bu durum frekans yükseldikçe sürücü birimlerin neden giderek daha da küçüldüğünü de izah etmektedir. Ek olarak, girişimin artması durumunda konum etkisinde de artış olacağından, aynı frekans diliminde birden fazla sürücü birim kullanmanın ne denli yanlış bir yaklaşım olduğunu da kolaylıkla söyleyebiliriz (bazı özel durumlar hariç).

Bu nedenle de üreticilerin pek çoğu konum etkisi azaltılmış üst ses sürücüleri üretmeye çalışmaktadır. Ne yazık ki, bu üreticilerin tüm çabaları ve geliştirme çalışmaları pek çok açıdan eleştiriyi hak etmektedir. Bu ürünlerin verimleri çoğu zaman oldukça düşüktür ve genellikle sahip oldukları konum etkisi iyi imal edilmiş tipik koni sürücülerden daha kötüdür.

3.4. Temel Hoparlörler Tipleri

A. Elektrostatik (Electrostatic) Hoparlörler

Temel Mantık: Geniş, hafif ve dayanıklı büyük bir yüzeyin elektrik alanla sürülmesi.
Artıları: Zarın (membrane) büyüklüğü sayesinde her bir nokta aynı anda hareket edebilir. Hafif zar daha hızlı çalıştığından yeniden üretim için büyük fayda sağlamaktadır.
Eksileri: Büyük alan konum etkisinin artmasına sebep olur. Çeşitli noktalar arasında oluşan önemli miktardaki girişim hız açısından kazanılan tüm artıları ortadan kaldırır.

B. Şerit (Ribbon) Hoparlörler

Temel Mantık: Bir şeridin manyetik alan vasıtasıyla sürülmesi.
Artıları: Elektrostatik hoparlörlerle aynı artılara sahiptir.
Eksileri: Çok düşük verimle çalıştıklarından boru (horn) tipi birimlerle birlikte kullanılmak zorundadır. Bu birliktelikse problemlerin ikiye katlanmasına sebep olur: şeridin biçimi ve borunun imalatı.

C. Kristal (Crystal) Hoparlörler

Temel Mantık: Elektriksel yüklenme sonucu piezo-elektrik kristalin biçim değiştirmesi.
Artıları: Oldukça düşük atalet. Üretim masraflarının düşüklüğü.
Eksileri: Oldukça düşük verim: zar ve boru kullanımıyla verimi arttırmak mümkün olsa da bu sefer de mevcut sorunların üzerine bir de bunlar eklenir.
C. Konik Zarlı Dinamik Hoparlörler (Dynamic Speaker with Cone Diaphragm)

Temel Mantık: Bobin ve mıknatıstan oluşan bir motorla (sürücü) koninin sürülmesi.
Artıları: En yaygın kullanılan ve bu güne dek üzerinde en çok araştırma yapılmış tiptir. Özenle tasarlanmış örnekler mükemmelliğe oldukça yakın sonuçlar verebilirler (Belirtmek gerekir ki, iyi bir koni üst ses birimi kimi kubbe tipi birimlerden genellikle daha iyi sonuç vermektedir).
Eksileri: Üst seviyelerdeki konum etkisi yüksektir.

C. Küresel Zarlı Dinamik Hoparlörler (Dynamic Speaker with Dome Diaphragm)

Temel Mantık: Bir motor (coil magnet) tarafından sürülen küresel biçimli bir zar içerirler.
Artıları: Küresel biçim çok geniş bir dağılım alanına ulaşabilmek açısından büyük fayda sağlamaktadır. Yüzey alanının çok küçük olması sayesinde üst seslerde oluşabilecek girişimler en aza indirgenebilmektedir.
Eksileri: En etkili yapısal biçimin tasarımı ve malzeme teknolojisine yönelik ciddi araştırma/geliştirme faaliyetleri gerektirmektedir. Zaman zaman verim konusunda sorunlar yaşanabilir.

3.5. Verim

Bir hoparlörün verimi elektriksel gücün bir sonucu olarak ortaya çıkan ses güç seviyesi (sound pressure level) olarak ifade edilir. Belirli bir elektriksel güç karşısında elde edilen ses güç seviyesindeki artış aynı zamanda verimin de artması anlamına gelmektedir.

Verim dB cinsinden ölçülür. Bu ölçümse, ölçüm cihazına bağlı bir mikrofonun hoparlör ekseninde belirli bir mesafeye (genellikle 1 metre) konularak gerçekleştirilir.

Örnek olarak ele aldığımız sonat çalınırken yaptığımız ölçümler bize aşağıdaki sonuçları vermektedir:

ppp: 60 dB
Ortalama ses şiddeti seviyesi: 75 dB
ff: 103 dB
Uç güç: 115 dB

Dinlemekte olduğumuz sistem eğer ortalamada 103 dB ve uç güç olarak da 115 dB ses şiddeti seviyesi üretebiliyorsa piyanodan kaydettiğimiz sese sadık (hi-fi) bir yeniden üretim gösterebiliyor demektir.

 Buradaki açıklamaya bir miktar ekleme yapabiliriz: Sadık bir yeniden üretimden bahsederken, yukarıdaki verilerden yola çıkarak, sistemin ortalama ses seviyesi ölçüm değeri olan 75 dB seviyesini üretirken ölçüm değerlerinin alt ve üst uçlarına ulaşabilmek konusunda da aynı başarıyı tekrarlaması gerekmektedir.

Uygulamada hoparlörümüzün bunu başarıp başaramadığını nasıl anlayacağız?

Bir hoparlörün teknik değerleri verilirken verimi aşağıdaki şekilde gösterilir:

Verim: 1 metreden 1 Wat’da 95 dB (95 dB for 1 Watt at 1 metre)

Bu tanım: yükseltici 1 Wat güç üretirken, hoparlöre 1 metre mesafeden ölçülen ses şiddeti seviyesinin 95 dB olduğu anlamına gelmektedir.

Üretilmesi istenen dB ile güç seviyesini arasındaki oransal ilişkiyi gösteren aşağıdaki ölçek bu konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Üst sıra dB seviyesindeki değişimi alt sıraysa bu değişimi gerçekleştirebilmek için gereken güç oranını göstermektedir.


dB’deki değişim

10 15 20 25 30 35 40 45 50 55 60


10 31.6 100 116.2 1000 3162.3 10000 31622.7 100000 316227.8 1000000

Güç oranı
Tablo 2: dB ve güç arasındaki orantı ölçeği

Örnek: 95 dB verimindeki bir hoparlörle 105 dB ve 115 dB ses şiddeti seviyesine ulaşmak için ihtiyaç duyacağımız yükseltici gücüne belirlemeye çalışalım.

Öncelikle elde etmek istediğimiz ses şiddeti seviyesiyle hoparlörümüzün verimi arasındaki farkı hesaplayalım:

103 dB – 95 dB = 8 dB

8 dB’in güce olan oranı 6.31 olduğundan: 1 metreden bu seviyede duyulacak bir ses üretebilmek için ihtiyaç duyacağımız güç 6.31 Wat’tır. Aynı işlemleri 115 dB için uyguladığımızdaysa 20 dB’lik artışı yapabilmemiz için gereken değerin 100 Wat olduğunu görürüz.

Yukarıdaki veriler sayesinde sürekli güç (continuous power) ve uç güç (peak power) arasında temel farkı da şu anda görmüş oluyoruz.

İyi bir yükseltici rms (root-mean-square) gücünün (etkin güç seviyesi-effective power) üç katını üretebilmelidir (pek çok yükseltici bu değerin sadece iki katına ulaşabilmekteyken, bazı yükselticiler dört kata varan bir verim sergileyebilmektedir).

Söz konusu uç güç piyano ff vurgusuyla çalınırken çekiçlerin tele vurduğu anda ortaya çıkan anlık bir durumdur. 95 dB verimindeki bir hoparlörü süren ve rms gücü 35 Wat olan bir yükseltici ff vurgunun 103 dB ortalama seviyesiyle 115 dB uç seviyeyi üretebilmek için yeterli olacaktır.

Doğal olarak, hoparlörlerimiz bu güç seviyelerini üretirken her hangi bir bozulmanın da (distortion) olmaması gerekmektedir. Bu durum bir sonraki bölümde ayrıca ele alınacaktır.

Örnek: 80 dB verime sahip olan hoparlörlerle karşılaşmak kuvvetle muhtemel bir durumdur. Bu durumda ihtiyaç duyacağımız güçlere bir bakalım:

Elde etmek istediğimiz ses şiddeti seviyesiyle hoparlörümüzün verimi arasındaki farkı yeniden hesaplayalım:

103 dB – 80 dB = 23 dB.

23 dB’in güce olan oranı 200 olduğundan:

1 metreden bu seviyede duyulacak bir ses üretebilmek için ihtiyaç duyacağımız güç bu sefer 200 Wat değerine ulaşacaktır. Aynı işlemleri 115 dB için uyguladığımızdaysa 35 dB’lik artışı yapabilmemiz için gereken değerinse 3162 Wat olduğunu görürüz! En iyimser yaklaşımla rms veriminin 4 katı uç güç üretebilen bir yükseltici kullanmamız varsayımında bu yükselticinin 800 Wat güç üretebilmesi gerekmektedir.

Yukarıda gösterdiğimiz örnekler ışığında, güçlü dinamiklere sahip bir müzik kaydını rahatlıkla dinleyebilmek için seçeceğimiz bir hoparlörün veriminin 92-96 dB aralığında olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Eğer hali hazırda bir yükselticiye sahipseniz, satın alacağınız hoparlör seçenekleri arasında gerçekleştireceğiniz karar aşamasını, ihtiyaç duyacağınız verimin en az ne olması gerektiğinden yola çıkarak bir miktar kolaylaştırabilirsiniz.

Örnek: 20 Wat rms ve 60 Wat uç güç üretebilen bir yükselticimiz olduğunu varsayalım. Daha önce verdiğimiz ölçeği kullanarak 20 Wat’ın 13 dB, 60 Wat’ınsa 18 dB ses şiddeti üretebileceğini bulabiliriz. 103 dB ve 115 dB seviyelerinde bir sesi üretebilmeyi hedeflediğimize göre:

103 - 13 = 90 dB
115 - 18 = 97 dB değerlerini buluruz.

Doğal olarak en yüksek ses şiddeti seviyesini temel almamız gerektiğinden 97 dB hassasiyetinde bir hoparlöre ihtiyaç duyduğumuzu hesaplayabiliriz.

Ayrıca sahip olduğumuz veya satın almayı düşündüğümüz yükseltici/hoparlör ikilisinden elde edebileceğimiz ses şiddeti seviyesini de hesaplayabilmemiz mümkün:

Örnek: 80 Wat uç güç üretebilen ve 92 dB verimine sahip bir ikilimiz olduğunu varsayalım; ölçeğimize baktığımızda 80 Wat ile 19 dB seviyesinde bir artış gerçekleştirebileceğimizi görüyoruz. Eldeki 92 dB üzerine bunu eklediğimizde, bu ikiliden elde edebileceğimiz en yüksek ses şiddeti seviyesinin 111 dB olduğunu görürüz.

3.6. Müsaade Edilebilir Güç (Permissible Power)

Bir hoparlörün, mutlak koşullar altında, hasar görmeksizin sürülebileceği en yüksek güç Wat cinsinden ifade edilir.

Pek çok dinleyici müsaade edilebilir güç ve ses şiddeti (volume) kavramlarını karıştırmaktadır. Az önce ses şiddetinin aslında yükseltici tarafından üretilen güç ve hoparlörlerin verimiyle ilgili olduğundan bahsettik. Buna ek olarak bir hoparlörün üstesinden gelebileceği en yüksek sürüş gücünün yani müsaade edilebilir gücün nasıl belirlendiğini de incelememiz gerekiyor.

Genellikle, hoparlörler ses üretimi için gerekli olan hareketli zarlara sahiptirler. Bu hareket üzerinden bir elektrik akımı geçen bobin sayesinde gerçekleşir. Ancak bu akım süreksizdir, yeniden üretilecek sese bağlı olarak değişik frekanslarda, üretilecek güce bağlı olarak da değişik şiddetlerde farklılıklar gösterir.

Alt ses birimlerindeki hareketli bobinler (moving coils), üst ses birimlerindekilere kıyasla daha büyüktürler, ve bobin büyüklüğüyle doğru orantılı olarak üstesinden gelebilecekleri güç kapasiteleri de artar. Bu durum bobinlerin ısınmasına da neden olur. Örnek parçamız Appassionata’da genel ses seviyesi, üst ve alt seslerdeki değişimlere bağlı olarak, birbirinden oldukça farklı, hatta zaman zaman bire bin oranına kadar ulaşabilen, değişimler göstermektedir.

Aşağıda yer alan çizim DIN 45573 standardına göre oluşturulmuştur. Buradaki eğri, hoparlörün üç saat boyunca üretmek zorunda olduğu ses aralığını göstermektedir. Tüm bu aralığı kapsayan bir ses sinyali deney sırasında bir dakika boyunca hoparlöre uygulanmış, iki dakikalık da bir kesinti yapılmıştır.

Resim 10

Enstrümantal müzik:

Bu eğri bir enstrümantal müziğin içerebileceği tüm ses aralığına karşılık gelmektedir. Ses şiddetinde ani yükselmelerin olmadığını varsaydığımız değişmezlik durumunda (continuous operation), hoparlörümüzü teknik özelliklerinde belirtilen sürülebilir güç seviyesi değerinde çalıştırabilmemiz mümkündür. Ani çıkışlarda (peak) kimi iyi ürünlerin, bu değerin üç misline ulaşabilmesi mümkündür.

Elektronik müzik:

Alt sesler ve üst sesler arasındaki oranın kabaca bire iki olduğu bir pop müzik parçasını dinlediğimizi varsaydığımızda karşılaşacağımız durumun ne olacağına bir bakalım.

Hoparlörümüzü müsaade edilebilir güç seviyesinde sürdüğümüzde üst ses sürücüsü 100 ila 500 kat daha fazla elektriksel güce maruz kalacağından gittikçe ısınacak ve birkaç dakika içinde de yanacaktır. Eğer bu tarz müzikler dinliyorsanız kullanmakta olduğunuz yükselticinin güç üretim kapasitesinden çok daha fazla güç idare kapasitesine (power handling capacity) sahip hoparlörleri tercih etmeli ya da yükselticinizi asla tam kapasitede kullanmamaya dikkat etmelisiniz.

Şimdiyse belirli bir ses seviyesinde steryo etkisini inceleyelim. Bu durumda iki yükseltici ve iki hoparlör söz konusudur ve bu nedenle de oluşan ses seviyesi de iki kat daha fazladır. Güç seviyesindeki iki katına çıkması da ses şiddeti seviyesinde 3 dB’lik artışa karşılık gelmektedir.

Örnek:

Aşağıdaki üç farklı varsayım üzerinde duralım:

a. 35 Wat rms ve 90 Wat uç güç üretebilen mevcut yükselticimiz için hoparlör almayı düşünüyoruz.

b. 100 Wat değişmez (continuous), 250 Wat uç güç üretebilen ve de 1Wat/1m’de 83 dB verime sahip hoparlörümüz için yeni bir yükseltici almayı planlıyoruz.

c. 30 Wat değişmez (continuous), 90 Wat uç güçle sürülebilenve de 1Wat/1m’de 96 dB verime sahip bir hoparlörü satın almak istiyor ancak mevcut yükselticimizin bu hoparlör için uygun olup olmadığını merak ediyoruz.

Buradaki sorularımıza cevap bulabilmek için önceki bölümlerde verdiğimiz güç/dB oran ilişkisi ölçeğimize ve örnek parçamız üzerinde gerçekleştirdiğimiz ölçümlere tekrar başvurmamız gerekiyor.

a. 35 Wat rms ve 90 Wat uç güç üretebilen bir yükseltici varsayımında: öncelikle 1 Wat güç sonucunda oluşacak ses seviyesine bakmalıyız. Ölçeğe bakacak olursak, 90 Wat 19.5 dB’e karşılık gelmektedir.

Bir Wat için: 115 - 19.5 = 95.5 dB

Steryo düzenek için: 95.5 – 3 = 92.5 dB

Bu hesaplamalar sonucunda, verimi 92.5 dB ve 30 Wat değişmez, 90 Wat uç gücü sürebilen bir hoparlöre ihtiyacımız olduğunu görmekteyiz. 92.5 dB verim ve 30 Wat güç ise:

1 Wat  92.5 dB

dB/Wat ölçeğinden: 30 Wat  15 dB

92.5 + 15+ 3 (steryo) = 110.5 dB seviyesinde değişmez ses şiddeti elde edebilmemizi sağlayacaktır.

Bu seviye piyano gibi bir enstrümanı dinleyebilmemiz için geren seviyenin oldukça üzerinde olduğundan, dinamik anlamında bir sıkıntı yaşamayacağımız açıktır, ancak tabii ki bir hoparlörü satın almaya karar vermeden önce diğer teknik özelliklerini de gözden geçirmemiz gerekir.

b. 100 Wat değişmez, 250 Wat uç güçle sürülebilen ve de 1Wat/1m’de 83 dB verime sahip hoparlörümüz için hangi yükselticiyi seçmeliyiz?

1 Wat  83 dB + 3 = 86 dB

115 – 86 = 29 dB, ff vurgularındaki uç gücü oluşturabilmek için fazladan 29 dB’e ihtiyaç duyduğumuzu görüyoruz. Bunu oluşturabilmek içinse:

dB/Wat ölçeğinden: 29 dB  794 Wat uç güç üretebilen bir yükselticiye ihtiyaç duyduğumuzu anlıyoruz.

Hoparlörümüz ancak 250 Wat müsaade edilebilir uç güce sahip olduğundan, bu hoparlör ile istediğimiz neticeyi elde edebilmemiz imkansızdır. Çok yüksek güçle sürülebilir gibi göründüğünden pek çok yeni başlayan dinleyici için iyi bir hoparlör olarak nitelendirilebilecek bu ürürünün, aslında yüksek sadakatin bakış açısından hiçbir fayda sağlamadığı açıkça görülmektedir.

c. 30 Wat değişmez 90 Wat uç güç üretebilen ve de 1Wat/1m’de 96 dB verime sahip bir hoparlörü satın almak istiyor ancak mevcut yükselticimizin bu hoparlör için uygun olup olmadığını merak ediyoruz.

1 Wat  95 dB + 3 = 98 dB

115 – 98 = 17 dB

dB/Wat ölçeğinden: 17 dB  50 Wat

Bu durumda 50 Wat uç güç üretebilen bir yükseltici bizim için yeterli olacaktır. Ayrıca almayı düşündüğümüz hoparlör 90 Wat müsaade edilebilir uç güce sahip olduğundan herhangi bir sorun yaşamamız da olası görünmemektedir.

1 Wat  95 dB + 3 = 98 dB

103 – 98 = 5 dB

dB/Wat ölçeğinden: 5 dB  3.16 Wat

Bu da bize 3.16 Wat değişmez güç üretebilen bir yükselticinin bizim için yeterli olduğunu göstermektedir. Eğer sahip olduğumuz yükseltici bu gerekleri karşılayabiliyorsa bizim için her şey yolunda demektir. Ayrıca bu hoparlör, 80 Wat uç güç, 30 Wat değişmez güç üretebilen her hangi bir kaliteli yükseltici ile de uyum içinde kullanılabilir.

Özet:

Bir Hoparlörün müsaade edilebilir güç değeri birlikte kullanılacak yükselticinin gücünü belirleyebilmek için gerekli bir unsurdur. Her şeyden önce, kullanacağımız hoparlörün veriminin ne olduğunu, yükseltici ile hoparlörün birlikte kullanıldığında oluşturabilecekleri uç ve değişmez güç değerlerinin ihtiyaç duyduğumuz seviyede olup olmayacağını bilmemiz gerekmektedir.

200 Wat’lık bir hoparlör 20 Wat’lık bir diğer hoparlörden daha güçlü değildir. Bu değer sadece bir verim değeri üzerinden hoparlör ile yükseltici arasındaki işbirliğini ifade eder ve asıl üzerinde durulması gereken nokta da budur. Eğer ağırlıklı olarak pop müzik dinliyorsak, tercihimizi mümkün olduğunca çok müsaade edilebilir gücü karşılayabilen bir üründen yana kullanmamız gerekmektedir, aksi takdirde hoparlörümüz üzerindeki birimleri yakmamız işten bile değildir.

Üzerinde durmamız gereken nokta hoparlörlerimize neyin ulaştığı değil neyin çıktığıdır. Asıl önemli olansa bir hoparlörün ne kadar güce dayanabildiği değil, üretebildiği azami ses şiddeti seviyesidir.

3.7. Yükseltici Gücünün Belirlenmesi

Bu bölümde bir yükseltici alırken ihtiyaç duyacağımız güce nasıl karar verebileceğimizin üzerinde duracağız. Özde, fiyat ne olursa olsun tüm yükselticiler iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Maliyeti belirleyen temel faktörlerden biri olan güç ise çoğu zaman bizim için bir anlam ifade etmeyebilir.

Detaylara girmeden önce bazı önemli noktaları aydınlatalım:

1. Bir ses düzeneğinin gücü onun sunabileceği akustik güçtür.

2. Düzenekte kullanılan yükselticinin gücü düzenekten elde edebileceğimiz toplam gücü ifade etmez. Bu toplam ses seviyesini oluşturmamızda bir diğer önemli etken olan hoparlörler verimiyle de ilişkilidir.

3. Bir hoparlörün üretebileceği akustik güç ile itibari (nominal) güç tamamen birbirinden faklı şeylerdir.

Şimdiyse yeni bir varsayımdan yola çıkarak bu noktaları daha iyi anlamaya çalışalım:

50 Wat rms itibari, 150 Wat uç güç ve 140 Wat doygunluk gücüne (saturation power) sahip olan bir yükselticimiz olsun. Burada ilk kez karşılaştığımız doygunluk gücü kavramı uç güçten farklı olarak sürekliliği olan bir durumdur. Bu değer yükselticinin doygunluğa ulaşarak (saturated) sesler arasındaki dengeyi sağlayamadığı noktayı ifade eder; alt ve üst sesler arasındaki oran artık kaybolmuştur, orta ses ve üst ses üniteleri gereğinden çok daha fazla güce maruz kaldığından hoparlörün bozulması artık an meselesidir.

Bu sorun bir tercih yapmamızı zorunlu kılar. Ve tabii bunun yanında ürünün diğer niteliklerini de bir karara varmadan önce dikkatle incelememiz gerektiğini tekrar belirtmekte fayda var.

Örnek:

a. Yükselticimizi hiçbir tedbir almaksızın kullanmamız durumunda yükselticimizin doygunluk noktasına ulaşması tehlikesiyle karşı karşıya kalıyoruz demektir. Eğer hoparlörlerimize bir zarar vermeksizin bu seviyeye ulaşabilmeyi istiyorsak, hoparlörlerimizin karşılayabileceği müsaade edilebilir gücü yükselticimizin itibari gücünden üç kat daha fazla olmalıdır. Örneğin, eğer 20 Wat gücünde bir yükselticimiz varsa, 60 Wat’lık hoparlörlere gereksinimiz vardır.

b. Eğer klasik müzik dinliyor ve yükselticimizin doygunluk seviyesine ulaşmayacağından eminsek aynı güç seviyesindeki yükseltici ve hoparlörleri birlikte kullanabiliriz.

c. Tüm dinamiklerden keyif almak, her bir zilin tınlamasını, tüm ff vurguları eksiksiz olarak duymak istiyorsak, kaydı “canlandırmak” istiyoruz demektir. Bu durumda hoparlörlerimizden daha güçlü bir yükselticiyi kullanmayı tercih edebiliriz. Böylelikle müzikteki her bir yükselişi (peak) eksiksiz bir biçimde dinleyebiliriz. Ancak, bu düzenekte pop müzik veya sentezleyici (synthesiser) ya da örnekleyici temelli (sampler based) enstrümanlar kullanılarak yapılmış kayıtları dinlerken son derece dikkatli olmamız gerekmektedir. Bu tarz müziklerde üst sesler alt seslerle aynı seviyede olduğundan müsaade edilebilir güç sınırı dahilinde olmamıza rağmen üst ses birimimizin (tweeter) yanması an meselesi olabilir.

Bu aşamada tekrar başa dönerek bir hatırlatma yapmakta fayda var. Tüm bu saydığımız nitelikler bir birleriyle doğrudan ilişkilidir. İyi bir hoparlör tüm frekans aralığını (ve de oluşan harmonikleri) karşılayabilmek için iyi bir cevap eğrisine, oda içindeki pek çok noktadan da müzik dinleme keyfimize devam edebilmemiz için mümkün olan en az konum etkisine, yeterli müsaade edilebilir güç seviyesi ve verime, yükseltici tipine bağlı olarak kaydedilmiş enstrümanlara uygun ses gücü üretebilme becerisine ve hepsinden de önemlisi bu enstrümanların dinamiklerini oluşturabilme yetisine sahip olması gerekmektedir.

Bütün bu bilgiler ışığında seçimimizi yaparken en az 90 dB rms verime sahip hoparlörlerden yana kullanmamız gerektiğini kolaylıkla görebiliriz.

 Yukarıdaki saptama doğru olmakla ve tamamen katılmakla birlikte bir detayı da belirtmekte fayda var: Geçmişte çeşitli teknik kısıtlar nedeniyle bu hassasiyet seviyelerine ulaşabilen hoparlörler üretmek beraberinde çeşitli güçlükleri de getiriyordu. Teknoloji geliştikçe daha hassas/verimli ürünlerle karşılaşmamız gittikçe daha da olağan hale geldi. Bununla birlikte, her ne kadar devasa güçte yükselticiler gerektiriyor olsalar da, bu gün farklı tasarım felsefelerinden yola çıkarak bu seviyenin oldukça altında verimle çalışan ve iyi ses üreten hoparlörler de üretilmektedir. Bu nedenle verimin nitelik açısından tek başına bir etken olmadığını da unutmamalıyız, en verimli olan en iyidir diye de düşünemeyiz.

1 metre / 1 Wat verimi
Yükselticinin gücü
(her bir kanal için)


Yükselticinin uç gücü
(her bir kanal için)







115 dB seviyesi için: 115 - 3 = 112 dB
(her bir kanal için)
95
92
90 17
35
55 50
100
160 Sorunsuz bölge
88
86 85
130 250
400 Sınır bölgesi
83
80
76
73
70 264
500
1300
2500
5000 800
1600
3900
7500
15000 Ulaşılması imkansız bölge

Tablo 3: Gerekli yükseltici gücünün hesaplanması
(steryo dinlemede 103 dB rms, 115 dB uç güç temel alınmıştır).

3.8. İç Direnç (Empedans-Impedance)

Alternatif akımın iç direnci doğru akımının direncine karşılık gelmektedir. Bu nedenle bizi değişken frekans alternatif akım ilgilendirmektedir.

İç direnç frekansın bir işlevi olarak değişim gösterir.

Bir hoparlörün itibari iç direnci onun asgari iç direncini ifade eder. Şimdi iki önemli nokta üzerinde duralım:

a. Bir yükselticinin yük iç direnci (load impedance) hoparlörün yük iç direncine eşit ya da daha az olmalıdır.

b. Hoparlörler seri bağlanmamalıdır.

Normal şartlarda bir yükselticinin iç direnci hoparlörleri sönümlendirmek için (damping) çok zayıf kalmaktadır (sönüm: zarda oluşabilecek gerçek sesle ilgisiz işaret kaymalarının önüne geçilmesi). İki hoparlörün seri olarak bağlanması durumunda toplam direnç artacağı gibi, bu tip istenmeyen kaymalarda artacaktır.. Bağlantı kablolarının çok uzun ve/veya çok ince olması durumunda da aynı sorunla karşılaşılır. Hoparlörler paralel bağlandığındaysa aşağıdaki bağıntılar geçerlidir:

1/R = 1/R1 + 1/R2

R = Toplam iç direnç

R1 = İlk hoparlörün iç direnci

R2 = İkinci hoparlörün iç direncini ifade etmektedir.

Örnek:

İtibari iç direnci 4 Ohm olan bir yükseltici ile her bir kanalda paralel bağladığımız 8 Ohm’luk hoparlörleri sürmek istediğimizi varsayalım. Bu iki hoparlörün iç direnci aşağıdaki gibi olacaktır:

1/R = 1/8 + 1/8 = 1/4 yani,

R = 4 Ohm olduğunu görüyoruz

Buradan da, yükselticimizin ve hoparlörlerimizin yük iç dirençleri bir birine eşit olduğundan, yükselticimizin son katına zarar vermeksizin bu bağlantıyı gerçekleştirebileceğimizi anlıyoruz.

3.9. Atım Cevabı (Pulse Response)

Atım cevabı bir hoparlörün anlık bir işareti onu bozmaksızın ve artık etki (residual effect) eklemeksizin hızla üretebilmesi becerisidir.

Ne yazık ki, örnek parçamızda piyanoda çekicin tellere vurması anında oluşan bu cevabı ve artık etkiyi bize ifade edebilecek bir standart bulunmamaktadır. Üstelik, osiloskop ölçümlerindeki görünümü bu nitelikleri anlamak açısından da yeterince hassas değildir. Fakat kulağımız bu tip farklılıkları anlamakta pek çok ölçüm cihazına kıyasla daha hassastır.

Bu farklılıkları anlayabilmenin tek yolu hoparlörler arasında bir karşılaştırma yaparken aynı müzik parçasını aynı noktadan dinlemektir.

3.10. Hoparlör Yerleşimi ve Çevresi

Hoparlörlerin müzik dinleyeceğimiz odadaki yerleşimi alacağımız verim ve elde edeceğimiz sesin niteliği açısından büyük önem taşımaktadır. Oluşabilecek sorunların kolaylıkla önüne geçebileceğimiz halde, yerleştim sırasında yapılan hatalar nedeniyle gerçek verimini ortaya koymaktan uzak bir çift iyi hoparlöre sahip olmanın bize hiçbir faydası yoktur.

Steryofonik (stereophonic) etkiyi elde edebilmek için iki mikrofon aracılığıyla kaydedilmiş iki ses işareti ve bu iki farklı kanalın mümkün derecede aslına sadık kalınarak yeniden üretilmesi gerekir. İşitsel steryofoni (stereophoni) görsel steryoskopinin (stereoscopy) bir benzeridir. Bir steryoskopik araç yardımıyla iki farklı resme baktığımızda derinlik etkisinin oluşmasına benzer bir durum steryofoni için de geçerlidir. Sol ve sağ kanallardan duyduğumuz ses derinlik hissinin de oluşmasına neden olur, steryonun altında yatan temel işte budur. Sol kanal soldaki mikrofona, sağ kanal da sağdaki mikrofona karşılık gelir (sol ve sağ yönleri, hoparlörlere yüzümüzü döndüğümüzdeki konumlarına göre ifade edilir).

Hoparlör yerleşiminde aşağıdaki noktalara önem gösterilmelidir:

 Hoparlörleri köşelere yakın konumlandırılmaktan kaçının; aksi takdirde alt sesler artacak ve sesteki denge bozulacaktır.

 Her iki hoparlör de aynı yatay kodda yer almalı ve dinleme konumunuza bakmalıdır.

 Hoparlörler duvarlardan en az bir metre mesafe kalacak şekilde yerleştirilmelidir.

Ayrıca:

 Dinleme konumunuz ile hoparlörler arasındaki mesafe, iki hoparlör arasındaki mesafenin bir buçuk katı olmalıdır. Böylelikle orkestrayı oluşturan her bir enstrümanın yataydaki (sol ve sağ) konumlarını daha detaylı bir şekilde ayırt edebilmenizin yanı sıra sesteki derinlik hissi de artacaktır.

 Hoparlörler odanın uzun kenarına bakacak şekilde yerleştirilmelidir.

 Genel olarak, hoparlörlerin yerden 30 - 40 cm kadar yukarıda olması gerekmektedir. Böylece zeminden kaynaklanabilecek istenmeyen titreşimlerin önüne geçilmiş olur.

 Gözünüze en hoş görünen yerleşim en iyi sesi alabileceğiniz yerleşim olmayabilir. Bu nedenle bu detaya takılmayın ve sizin için en iyi bulana kadar çeşitli denemeler yapmaktan kaçınmayın.

 Pikabınızı ve hoparlörlerinizi aynı düzleme koymaktan kaçının. Bu durumda oluşacak Larsen etkisi (Larsen effect) sesin zarar görmesine ve bozulmasına yol açacaktır. Pikap mutlak suretle yatay ve oynamaz bir düzlem üzerine oturmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, bir hoparlör her odada farklı davranış gösterir ve yukarıda sıraladıklarımızsa birer tavsiyeden ibarettir.

3.11. Servo-Kontrol (Servo-Conrtol)

Gördüğünüz üzere, ön yükseltici, yükseltici ve hoparlör seçimi oldukça ciddi ve zor bir karardır. Seçeceğimiz ürünlerden her hangi birinin niteliklerinin yanında, hoparlörlerin verimini ya da yükselticinin gücünü belirlerken yapacağımız bir hatanın sonuçları gerçekten de çok vahim olabilir.

Tüm yukarıda saydıklarımızın yanında üstesinden gelmemiz gereken başka sorunlarda vardır. Üç yollu (three way) tasarımlarda sesin her bir birime yönlendirilmesini sağlayan pasif seçici filtreler (crossover filter) bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak frekans aralığındaki her bir bölüntü noktasında ara modülasyonlar (intermodulation) oluşacaktır. İç dirençle ilgili bölümde, iç direncin frekansa bağıl değişim gösterdiğinden bahsetmiştik. Bu nedenle, değişken iç direnç söz konusu olduğunda kararlılığını koruyabilen bir pasif filtre tasarlayabilmek başlıca önem konusudur. Değişken iç direnç, tüm düzenek içinde farklılık göstermenin yanında her bir hoparlör ünitesinde de farklılık gösterir: alt ve üst ses aralığındaki frekanslar doğal olarak bir birinden farklıdır.
Fikrin özü aslında oldukça basit bir temele dayanmasına rağmen, uygulamada altından kalkılması oldukça güç sorunlar barındırmaktadır.

Kaynaktan gelen işaret elektronik seçici filtreyi besleyen ön yükselticiye ulaşır. Bu elektronik filtre değişken olsun ya da olmasın her hangi bir iç direnç etkisi altında değildir. Önceden belirlenmiş her hangi bir mutlak noktadan frekansı parçalara böler. Üç yollu sistemlerde frekans aralığı üç parçaya ayrılır. Her bir frekans aralığı üç ayrı yükselticiye yönlendirilir. Bu yaklaşımın sağlayabileceği faydalarsa kolaylıkla görülebilir. Kullanılan hoparlör birimine bağlı olarak her bir yükseltici bağımsız olarak ayarlanabilir ve her bir ikiliden elde edilebilecek azami verime ulaşılabilir.

Geleneksel Yaklaşım:

Resim 11
Bağımsız Yükselticili Yaklaşım:

Resim 11

(1958 yılında lambalı bileşenler kullanıldığından filtre ve yükselticiler hoparlörlerin dışında yer almaktaydı. Günümüzde yüksek güç üretebilen yükselticiler Cabasse Servo-kontrollü hoparlörlerin içinde bütünleşik olarak kullanılmaktadır).

Bu uygulamanın bir diğer önemli faydası da alt ses birimlerinin de Servo-kontrol ile sürülebiliyor olmasıdır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, her bir birim bir motor (driver) tarafından sürülen bir zardan (diaphragm) oluşmaktadır. Yükselticiden gelen akım farklılıklarıyla harekete geçirilen sürücüyse bir mıknatıs ve bir bobinden meydana gelir. Örneğin gergin bir davul derisini ele alalım: derinin titreşmesi bir ses oluşumuna neden olur. Oluşan sesse davulun titreşim frekansıdır. Hoparlörler de bir titreşim frekansına sahiptir. Eğer bu frekans hoparlör tarafından üretilebilen frekans aralığının mutlak bir noktasındaysa sesin renklenmesine neden olur. Bu nedenle bir hoparlörün titreşim frekansı üretebildiği frekans aralığından mümkün olduğunca aşağıda bir noktaya çekilmelidir (titreşim frekansının çok yüksek olduğu kimi hoparlörlerdeyse, daha önce tınıyla ilgili bölümde, sözünü ettiğimiz istenmeyen gürültülülerin oluşması kaçınılmazdır).

Hoparlörlerimiz sadece kendilerine gelen ses neyse bize de onu iletmelidir.

Bu işin kuramsal kısmıdır. Kesindir ki olduğundan farklı, gerçek olmayan frekanslar da işin içindedir, ancak bunlar azaltılabilir. Daha da önemlisi, alt frekansların üretilmesinin çok daha zor olduğunu da aklımızdan çıkartmamız gerekir. Servo-kontrol bu eksiklikleri ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Zar üzerinde elde ettiği verileri elektronik filtreye ileten bir hareket algılayıcısı bulunmaktadır. Filtre süratle bu verileri yükselticiye yolladıklarıyla karşılaştırır ve gerekli düzelmeleri yapar. Sonuç olarak sesteki bozulmalar (distortion) büyük ölçüde azalmakta ve alt seslerde çok daha iyi bir cevap eğrisine ulaşılmaktadır. Cabasse Servo birimlerinde, kendi laboratuarlarında geliştirdiği, algılayıcıların hızını ve zar ivmesinin faydalarını bir araya toplayan, özgün bir elektro-akustik servo yöntemi kullanmaktadır.

Ve biraz kuramsal detay

Gerçekte, hoparlör tarafından iletilen akustik işaret yükselticinin sunduğu elektriksel işaretlerin sadık bir yansıması olarak düşünülmez. Yükselticiden gelen işaretler pasif filtreler ve hoparlörün yapısının etkisiyle değişime uğrar. Bu değişikler taşıma fonksiyonları (transfer functions) hesaplamalarına çevrilirler. Ayrıca, gerçek dışı işaretler derhal asıl işaretin önüne geçer. Bunun etkisi başlangıç taşıma durumu (initial transfer conditions) biçimindeki hesaplamalara katılır.

Bu etkilerin bazıları kolaylıkla algılanabilir: Sürücü ataleti (motor inertia-kısa süreli değişimler), titreşimlerin olduğundan fazla sönümlenmesi (sesin komşu frekanslarda uzaması ve yükselmesi).

Bu değişkenlerin tanınması etkilerinin azaltılabilmesini da mümkün kılacaktır. Ancak, bu düzeltmelerin başarısı geleneksel yaklaşımlarda oldukça kısıtlı kalmaktadır.

Başka bir deyişle, bütünleşik yükseltici barındıran hoparlörler birimlerinde söz konusu değişkenlerin oluşturacağı etkilerin bertaraf edilebilmesi mümkündür. Çözümse bir geri besleme denetimi (feedback contol) ya da “sevo” düzeneğinin uygulanmasıdır.

Çeşitli çözüm yöntemleri:

1. Hız: Hızla orantılı bir işaretin kullanımı.

2. Hızlanma: Zarın hızlanmasının incelenmesi.

3. Hız ve hızlanma: Bu iki değerin sonucu olan işaret.

4. Akustik: En uygun çözüm olarak görünse de: hoparlör ve mikrofon arasındaki faz kaymasının olduğu bir düzenek bunun uygulanabilirliğini imkansız kılmaktadır.

Hızın temel alınması durumunda, genellikle köprü devresi (bridge circuit) olarak anılan bir tek devre kullanılır. Ancak bu beraberinde büyük bir olumsuzluğu da getirmektedir: hoparlör ancak çok dar bir frekans aralığında verim gösterebilir.

Bu aralık titreşim frekansına (resonance frequency) oldukça yakın konumlandırılmıştır. Daha önce de anlattığımız üzere bu frekans noktası duyabileceğimiz aralığın altında kalmaktadır. Bu durumda, komşu frekansları düzeltebilmemiz (dengeleyebilmemiz) mümkün olmakla birlikte, yukarıdaki şartlar söz konusu olduğunda hangi çözümü izlememiz gerekmektedir?

Titreşim frekansını yukarıya çekmek de mümkündür. Ancak bu da titreşim frekansı noktasının altında kalan seslerdeki verimin kaybedilmesine neden olacaktır. Bütünleşik yükselticilerin kullanılacağı bir çözüm, alt ses birimleri için oldukça güçlü yükselticilerin kullanılabilmesini sağlar. Fakat seste oluşan bozulmaysa (distortion), böylelikle elde ettiğimiz tüm faydaların bir çırpıda yok olmasına neden olacaktır. Bu nedenle alt sesleri düzeltebilmek ve dengeleyebilmek için hız servosu (speed servo) yapısının kullanılması kaçınılmaz olmaktadır.

Hızlanmanın temel alınması durumunda, zar üzerinde biçimi ve montajı sese etki etmeyecek şekilde tasarlanmış bir algılayıcı bulunmaktadır. Bunları taşıyan birimse normal şartlarda gereken ses aralığını karşılayabileceğinden daha fazla bir harekete sahip olacak şekilde uzatılmıştır. Böylelikle, tüm zarın hızlanmasının tam karşılığı olan veriler toplanır ve ardından bu veriler bir dengeleme devresinden (equalizing circuit) geçirilir.

Bu servo-kontrol düzeneği sürücü tarafından kapsanan tüm frekans değerlerinde işlev görür.

Hızlanma servosunun (acceleration servo) hız servosuyla desteklenmesiyle, asıl önemli olduğu alanda, geçiş aralığı (passband) üzerinde kalan ilk işaret ve geçiş aralığı altında kalan ikinci işaret geriye dönük kullanılır.

Elektronik bileşenler açısından, VTA dizisi hoparlörler servo düzenekler için vazgeçilmez olan, bobin devresini (hoparlör) herhangi bir kondansatör bağlantısı olmaksızın süren, tamamen doğrudan bağlı (bu nedenle doğrudan akım voltaj yükselticisi olarak tasarlanmış) yükselticiler barındırmaktadır. Aynı zamanda bu durum alt sesleri sönümlenmesini arttırdığından ve ara modülasyon oluşumunu azalttığından, hem orta hem de üst sürücü birimleri için de büyük fayda sağlamaktadır

Elektronik filtre ise özel olarak seçilen düşük gürültülü bütünleşik devrelerle donatılmıştır; sürekli kullanımda mükemmel bir kararlılık sağlamalarının yanında, ayrıca servo düzeneğinin getirdiği çok alt seslerdeki büyük miktardaki kazanç nedenliyle de bu bileşenlerin kullanımı kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Son olarak, pek çok seçenek bulunmakla birlikte, bunların pek çoğu büyük olumsuzluklar da içermektedir, en temel sorun ise doğru ayarlara ulaşmadaki güçlüktür.

Cabasse sevo veya geri besleme denetimi basit köprü sistemleriyle karıştırılmamalıdır.


Bu yazı Cabasse firmasının “Reflections on the choice of speakers ...” adlı kitapçığından çevrilmiştir.

Çeviri: Alper UZUN

 Çevirmenin notu.

Asıl metin Fransızca’dan İngilizce’ye çevrilerek basılmış olduğundan hali hazırda bazı çeviri hataları, anlam kaymaları ve eksiklikleri içermektedir. İngilizce metnin Türkçe’ye çevirisi sırasında bu hatalar mümkün olduğunca giderilmeye çalışılmış, ancak kimi yerlerde asıl metine sadık kalınması tercih edilerek mevcut hatalar açıklayıcı notların eklenmesiyle giderilmeye çalışılmıştır. Çeviri sırasında “bire bir çeviri“ yapılmamış, gerek yazının içerdiği anlamı güçlendirmek gerekse dilimiz yapısına mümkün olduğunca uygun hale getirebilmek için daha serbest bir yaklaşım izlenmiştir. Fakat bunu yaparken yazının özüne zarar vermemeye de özen gösterilmiştir. Asıl metinin açıklamada eksik kaldığı kimi hususlar ise açıklayıcı notların eklenmesiyle desteklenmeye çalışılmıştır. Metin içindeki tüm bu yardımcı eklemeler “ * “ imleciyle belirtilmiştir.

Ne yazıktır ki, kimi teknik terimlerin dilimizde karşılığının bulunmaması (ya da çevirmen tarafından bilinmemesi) nedeniyle, bazı terimler yabancı dildeki kullanımıyla çeviriye dahil edilmek zorunda kalınmıştır. Bulduğunuz hataları ve önerilerinizi lütfen bildiriniz.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:10:02  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.



• BİR HI-FI SİSTEM SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

HiFi, İngilizce'deki "High Fidelity" yani yüksek sadakat kelimelerinin kısaltmasıdır. Bazı teknik açılardan hata payı belirli oranların altında olan (yani HiFi normlarına uygun) ve evde kullanılmaya yönelik müzik sistemleri HiFi sistemler olarak kabul edilmektedir. Ancak HiFi normları oldukça düşük standartlardır, ayrıca teknik ölçümlerle algılanan ses kalitesi arasında bugüne kadar pek bir ilişki saptanamamıştır. Sonuç olarak son yıllarda daha yüksek bir performans düzeyini ifade etmek için High End ve Ultra-Fi gibi iki kavram daha geliştirilmiştir. Ancak bunlar arasında kesin ayırımlar yoktur.

Yüksek sadakatle ne ifade edilmek istendiğini daha iyi anlamak için müzisyenlerin icrasından bizim algılayışımıza kadar sesin ne gibi işlemlerden geçtiğine bir göz atmakta fayda vardır:

1. Müzisyenler içinde bulundukları stüdyo veya konser salonunun akustik özelliklerine göre müziği duyarlar ve icra ederler. Örneğin reverberasyon süresi kısa olan bir ortamda bir müzisyen bir notayı daha kısa süreyle duyar ve müziğin temposunu ona göre ayarlar. (Music of Sound, James Boyk)

2. Mikrofon adedi, tipi ve yerleştirilişine göre doğrudan gelen ve yansıyarak gelen sesler mikrofonlarca farklı oranlarda, farklı zaman aralıklarıyla algılanır.

3. Herbir mikrofonun algıladığı ses elektrik enerjisine çevrilerek bir kayıt cihazına iletilir ve bu cihaz tarafından genellikle birer manyetik kayıt ortamına kaydedilir. Son yıllarda söz konusu sinyallerin çok sayıda (Ör: 44100/saniye) örneği alınarak, tamamının aslına uygun (analog) olarak kaydedilmesi yerine, tamamını temsil ettiği varsayılan örneklerin kaydedildiği dijital sistemler yaygınlaşmıştır. (Bu sistemlerin ilk ticari örnekleri geliştirildiğinde saniyede 44100 örnekle temsil edilen bir sinyalle orijinali arasında insan kulağı tarafından fark algılanamayacağı iddia edilmekte idi. Bu sistemleri geliştirmiş olan firmalar bugün saniyede 192 bin örnekleme yapan sistemler üzerinde çalışmaktadırlar.)

4. Kaydedilen sesler, faydasının zararından fazla olduğu kabul edilen ton ayarı, reverberasyon etkisi ekleme, sıkıştırma gibi işlemlerden geçirilir. Bunların en önemlisi sıkıştırmadır. Çoğu canlı müzikte en alçak sesle en yüksek ses arasındaki fark mevcut teknolojilerin kapasitesinden büyüktür. Ayrıca ev koşullarında orijinali kadar yüksek sesle müzik dinlemek pek mümkün olmayacağından alçak seslerle yüksek sesler arasındaki farkın azaltılması anlamına gelen sıkıştırma işlemi uygulanmaktadır. Uygulanmadığı takdirde sesi ya alçak sesleri duyamayacağımız kadar kısmamız ya da yüksek seslerin bizi, komşularımızı rahatsız edeceği kadar açmamız gerekir. Uygulanması kaçınılmaz olan sıkıştırma işleminde çok önemli olan bir husus vardır. Sıkıştırma işlemi her bir ses için ayrı ayrı yapılmalıdır. Ayrı ortamlara kaydedilmiş sesler birleştirildikten sonra sıkıştırma yapılırsa müziğin akışı sırasında ortaya çıkan yeni bir ses devam etmekte olan seslerde anlamsız bir zayıflamaya sebep olacaktır. (Compression In Mastering, Bob Katz)

5. Bu şekilde işlenmiş olan sesler stereo bir sistemde sağ ve sol kanal dengeli olacak şekilde birleştirilir. Stereo sistemlerin amacı yalnızca iki ses kanalı kullanarak insan işitme sisteminin yön algılama becerisinin aldatılması ve bu sayede ikiden fazla adette ses kaynağı varmışçasına bir sahne görüntüsü oluşturulması şeklinde açıklanmaktadır. Ancak aynı maliyetle üretilecek iki kanallı bir sistemin tek kanallı bir sisteme göre daha düşük kalitede olması kaçınılmazdır. Sonuç olarak sahne görüntüsü elde etmenin müzikten alınan zevke olumlu katkısı olabileceğini bile kabul etsek ses kalitesinin diğer açılardan düşmesinden daha önemli bir katkısı olacağı gayet şüphelidir. Ayrıca kulağımıza çok sayıda yerden ses gelmesiyle, o hissi yaratacak şekilde iki yönden ses gelmesi kesinlikle tam aynı etkiyi yaratamaz. Örneğin tüm zil seslerinin bir kanala kaydedilmiş olduğu bir stereo sistemi dinlediğimizde sanki diğer taraftaki kulağımız tıkalı gibi hissederiz. Bu nedenle büyük çoğunlukla gerçekçi sahne görüntüsünden fedakarlık yapılarak kayıtların daha rahat dinlenebilir olmasına öncelik verilmektedir. Örneğin sanki davul seti sahnenin bir ucundan diğerine kadar uzuyormuş gibi bazı zil sesleri sağ, bazısı sol, bazısı da ortadan gelecek şekilde kayıtlar yapılmaktadır.

(Piyasaya sürülecek ürün taşınabilir müzik sistemlerinden, çok yüksek kaliteli sistemlere kadar çeşitli ortamlarda kullanılacağı için 4 ve 5. maddelerde belirtilen işlemler tüm bu ortamlar gözönüne alınarak yapılır. Yapımcı şirketler ürünlerini pazarlama stratejilerine göre farklı düzeydeki sistemlere göre optimize ederler.)

6. Yapılmış olan kayıtlar evimizdeki HiFi sistemde sese dönüştürülür.

7. Odanın akustiğinden de çeşitli şekillerde etkilenen sesler kulağımıza ulaşır.

8. Beynimiz kulak tarafından kendisine iletilen sesin özelliklerini o anki ruh halimiz, deneyimimiz, beklentilerimiz, dikkatimiz doğrultusunda seçici olarak algılar ve yorumlar. Örneğin dikkatimizi sesin ne kadar detaylı olduğuna yönelttiğimiz sırada diğer özellikleri değerlendiremeyiz.

Görüldüğü gibi müziğin icrasından kulağımıza ulaşana dek ses önemli değişikliklere uğramaktadır. Kayıt işlemleri, ve muhtemelen HiFi sistem üreticilerinin tasarım çalışmaları sesin aslına sadık kalınmasından çok, pratikte en rahat ve zevkle dinlenebilir sonuçları elde etmeye yöneliktir.


2. Müzik Sistemleri ve Sesi Algılayışımız

Bir müzik sisteminin ses kalitesinin dinleme/karşılaştırma yoluyla değerlendirilmesinde küçümsenmeyecek güçlükler vardır. Bunların temelinde insanın algılama sisteminin hataya çok açık olması yatar. Beynimiz duyu organlarımız tarafından kendisine iletilen her veriyi aynı anda işleyecek kapasiteye sahip değildir. Dikkatimizi aynı anda yalnızca bir konuya odaklayabiliriz. Her insan dinlediği müzik sistemini kendine özgü kriterlere göre algılar. Bazı kişiler bir sistemi değerlendirirken ne kadar detay duyacaklarına dikkat ederken, bazıları ses gücüne dikkat ederler. Genellikle dikkat edilmesi gereken bir çok kriter atlanır. Dikkat edilen kriterlerde duyulan farklarda ise neyin doğru olduğu konusunda insanın algı düzeneğini yanıltacak birçok faktör vardır.

“Bir müzik sistemini değerlendirmede hataya yol açabilecek sebeplerden biri normalizasyondur. Normalizasyon psikolojide doğru çizgileri eğri gösteren bir gözlüğün uzun süre boyunca takılması durumunda çizgilerin tekrar doğru görülmeye başlanması (gözlükler çıkartılınca doğrular bir müddet öbür yöne eğik görülür) ve benzeri fenomenleri ifade eden bir terimdir.” (Rules of the Game, James Boyk)

Müzik sistemlerinde bu duruma örnek olarak “detaylı” sese alışmış olmayı verebiliriz. Hemen hemen hiçbir müzik sistemi canlı müzikle denk bir dinamik aralığa (dynamic range) sahip değildir. Sonuç olarak müzik sistemlerinde yüksek seslerle alçak sesler arasındaki fark gerçeğe göre daha azdır. Yani seste sıkışma vardır. Bu da alçak seslerin göreceli olarak daha kuvvetli olmasına, sesin orijinalinden daha detaylı üretilmesine sebep olur. Çoğu kişi müziği canlı dinlediğinden daha sık müzik sisteminden dinlediği için detaylı sese alışmıştır ve onu doğru zanneder. Detayların seviyesinin yüksek olması sistemin kaliteli olduğunu göstermez.

Benzer şekilde seslerin orijinalinde hiç olmayan, müzik sisteminin hatalarından kaynaklanan bazı sesler de dinleyen tarafından detay zannedilebilmektedir. (Are You On The Road To Audio Hell?, Leonard Norwitz). Konuya diğer açıdan yaklaşan Robert Grodinsky ise elektronik ve mekanik cihazların girişine uygulanan enerjinin bir kısmının gecikmeli olarak ortaya çıkmasından kaynaklanan bu tarz hataların sesin azalması gereken kısımlarda yeterince azalmamasına sebep olarak dinamik aralığı azalttığını belirtmektedir. Grodinsky bu tarz hataları "time displacement distortion" (Türkçe'ye Gecikme Distorsiyonu olarak çevrilebilir) olarak adlandırmaktadır. (Ultra High Resolution Loudspeaker System, United States Patent 4.597.100, Robert M. Grodinsky).

Müzik sistemlerinde ses seviyesinin artışıyla beraber sesteki bazı bozulmaların da artması, insanın algılama sisteminde sesin olduğundan daha fazla artmış olduğu şeklinde yorumlanır. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, müzik sistemlerindeki bu bozulmaların gerçek enstrumanlardaki ses gücü artışına paralel olarak ortaya çıkan ses kalitesindeki değişikliklere benzemesidir. Örneğin piyanoda bir nota kuvvetli çalındığında zayıf çalındığındakine göre ürettiği tiz seslerin oranı artar (Hammer Nonlinearity, Dynamics and the Piano Sound, Dan Russell). Bu, müzik sistemlerinde giriş seviyesi ile çıkış seviyesi arasındaki ilişkinin doğrusal olmaması (genellikle azalarak artması, yani sıkışması) sonucu ortaya çıkan harmonik distorsiyona benzemektedir. İkincisi, insan kulağında da müzik sistemlerindekine benzer ses bozulmalarının olmasıdır. Bu bozulmaların niteliği hakkında çeşitli görüşler olmakla beraber ortalama bir fikir vermesi amacıyla Şekil 1’de bu bozulmalardan harmonik olanların bir kısmı gösterilmiştir. Beynimizin bu bozulmaların müzik sisteminden mi, yoksa kendi kulağımızdan mı kaynaklandığını anlaması pek kolay değildir. Örneğin gücünün çok düşük olduğu aşikar bir el radyosunun sesi dinleyene kolaylıkla yüksek gelebilir. Bu fenomen de müzik sisteminin “zorlanmasının” (Hi-Fi terminolojisinde “bağırma” kelimesi de kullanılmaktadır) kulakların zorlanmasıyla veya enstrumanın ses niteliğinin değişmesiyle karıştırılmasıdır. Özetle, işitme sistemimizin bir sesin gücünü saptamasında gerçek ses basınç seviyesinin yanı sıra, sesin niteliğinin de rolü vardır. Hatta sesin niteliğinin rolü genellde daha fazladır.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:12:36  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.






• MÜZİK SİSTEMLERİNDE GÜÇ

Giris
Bir müzik sisteminden bahsedilirken en sik kullanilan tanimlamalardan biri sistemin gücüdür. Hatta, bazi brosür ve ilanlarda bildirilen tek özellik güç olabilmektedir. Ancak, bir müzik sisteminin gücü ne ifade etmektedir, ne kadar olmasi uygundur gibi konular çok net degildir. Bu yazida mümkün oldugu kadar basit olarak temel bazi bilgiler verilecektir. Müzik dinlerken tercih edilen ses seviyesi kismen sübjektif bir konu oldugu için uygun güç seviyesi hakkinda kesin bir sonuca ulasilmasi beklenmemelidir.
Bu yazi evde kullanim için tasarlanmis cihazlar ve ev kosullari düsünülerek hazirlanmistir. Yazinin tam olarak anlasilabilmesi için desibel, logaritma gibi bazi kavramlarin bilinmesinde fayda vardir. Ancak, yazinin genelinin anlasilmasi için bu sart degildir.

RMS Güç
Ses, bir ses kaynaginin titresmesinden, yani ileri geri hareket etmesinden olusur. En basit sekliyle bir ses dalgasi Sekil 1'de gösterilmistir.



Sekil 1. Sinüsoidal ses dalgasinin zaman - genlik boyutunda gösterimi
Sekilde yatay eksen zamani, dikey eksen genligi, kirmizi yatay çizgi sifir degerini göstermektedir. A ve B çizgileri arasinda kalan bölümün gücü hesaplandiginda sonuç sifir çikacaktir. Çünkü arti ve eksi bölümlerin toplami sifirdir. Benzer sekilde uzun bir zaman araliginda herhangi bir ses dalgasinin gücü dogrudan hesaplandiginda sonuç hep sifir çikar. Oysa yapilan bir is, harcanan bir güç vardir. Arti ve eksi kisimlarin birbirini götürmesini engellemek için RMS (root mean square, yani karelerin ortalamasinin kare kökü) denen bir hesaplama yöntemi gelistirilmistir. Bu yöntem, elektrik sobasi gibi basit cihazlarin harcadigi gücü ölçmede gayet iyi sonuç vermekle beraber, pratikteki ses dalgalarinin genligi zaman içinde önemli degisiklikler gösterdigi için sesin gücünü tanimlamada yetersiz kalmaktadir. Sekil 2'de gerçek bir müzik sinyalinden 1 saniye uzunlukta bir kisim gösterilmistir.


Sekil 2. Bir saniyelik bir müzik sinyali
Görüldügü gibi müzikte ortalama güç ile kisa araliklardaki güç çok farkli olabilmektedir.

Amplifikatör çikis gücü
Amplifikatörler için üretici firmalar tarafindan bildirilen güç genellikle çikisa sabit bir direnç (4 veya 8 ohm gibi) baglandiginda ilgili cihazin belirli bir distorsiyon (sinyalde bozulma) oranini asmaksizin uzun süre verebilecegi asgari güçtür.

Örnegin, teknik özelliklerinde 8 ohm'da RMS 100 watt oldugu belirtilen bir amplifikatör, sinyal kalitesinde fazla bozulma yaratmaksizin uzun süre en az bu gücü verebilir. Ayrica, seste görece fazla bozulmaya yol açarak daha yüksek güç de üretebilir. Dolayisiyla, kolona göre düsük güçte gözüken bir amplifikatörün kolona zarar vermesi mümkündür. Ayrica, amplifikatörün güç siniri zorlandiginda ortaya çikan bozulmalar sinyaldeki tiz seslerin oranini artirdigi için tiz hoparlörler için ek bir risk olustururlar. Bu nedenle, genellikle amplifikatörlerin gücünün kolonlardan fazla olmasi önerilir.

Bir amplifikatörün akim kapasitesi sinirsiz kabul edilirse çikisina baglanan direncin degeri yariya indiginde amplifikatörün ürettigi güç 2 katina çikar. Ama bu durum pratikte ancak bir ölçüde mümkün olmaktadir. Çünkü her amplifikatörün akim kapasitesinin bir siniri vardir. Ayrica asiri isinma da direnç azaldikça gücün artmasina bir engel teskil eder.

Pratikte bir amplifikatörün ne kadar güç üretebilecegi kolonun özelliklerine de baglidir. Çünkü hemen hemen hiçbir kolon testlerde kullanilan dirençler kadar basit bir yük olusturmaz. Kolonlarin direnci sinyalin frekansina göre degisir. Kolonlar amplifikatörden gelen sinyalle ses ürettikleri gibi kendi titresimleri nedeniyle amplifikatöre de bir sinyal gönderirler. Bu da amplifikatörün yapisina bagli olarak farkli etkiler yaratabilir.

Amplifikatörler konusunda belirtilmesi gereken bir husus da üretilen güç ile "volume" dügmesinin pozisyonu arasinda fazla bir iliski olmadigidir. Amplifikatörün ürettigi güç, giris sinyalinin seviyesi ve kolonun empedansi gibi iki önemli dis etkene de baglidir. Çogu üretici amplifikatörün kazancini gereginden yüksek tasarladigi için çogu zaman volume dügmesi en fazla ortalardayken azami güce ulasilir.


Kolonlarda güç
Kolonlar için bildirilen güç, sinyalin müzikte rastlanan frekans dagilimina uygun olmasi sartiyla, girise uygulandiginda cihazin arizalanmayacagi azami güçtür. Genellikle continuous (sürekli) ve peak (kisa süreli) olarak iki ayri deger belirtilir. Üretici firmalar ölçümlerde çesitli yöntemler kullanabilmekte ve çikan sonuçlar yönteme göre degisebilmektedir. Bazi firmalar kullandiklari yöntemi detayli olarak açiklarken bazilari bu konuda hiçbir açiklama yapmamaktadir.
Müzikte bazi frekanslardaki ortalama seviye daha düsüktür ve kolonlarin dayanabilecegi güç bu varsayimla hesaplanir. Ancak, çesitli türden 15 ayri albümden örnekler alarak yapmis oldugum bir inceleme kisa süreli sinyallerin ortalamaya göre farkli bir dagilimi oldugunu göstermistir. Yanda, incelemenin yöntemi açiklanmaktadir. Sekil 3'te ise inceleme sonuçlari gösterilmektedir. Grafikten anlasildigi gibi, bas ve tiz seslerde ortalama degerlerle azami degerler arasindaki fark orta frekanslardakinden fazladir. Yani, en bas ve en tiz sesler genel olarak zayif olmakla birlikte bazen gayet güçlü olabilmektedirler.
Müzikte sinyalin frekansa göre degisiminin
analizi için kullanilmis olan yöntem

Bu inceleme için senfonik müzik, popüler müzik, jazz, rock gibi çesitli türlerden 15 CD'den rastgele 5'er saniyelik bölümler bilgisayara aktarilmis ve pes pese eklenerek tek bir ses dosyasi haline getirilmistir. Alinan bölümlerin parçalarin en basi veya sonu olmamasina dikkat edilmistir. Ayrica, rastgele örnek almakla, parçalarin en yüksek seviyeli kisimlarindan örnek almanin sonuca etkisi incelenmistir. Ikinci durumda ortalama seviyenin yaklasik 2 db yüksek çikmasi disinda önemli bir fark saptanmamistir ve rastgele örnek alma yolu tercih edilmistir.

Daha sonra ilgili dosyanin CoolEdit adli programin "FFT filter" ve "Statistics" fonksiyonlari ile incelenmesiyle insan kulaginin duyma sinirlari içindeki 10 oktavdan her biri için ortalama RMS güç, tepe seviye ve 50 milisaniyelik araliklar için maksimum RMS güç degerleri saptanmistir. Maksimum RMS güç araligi için seçilen aralik daraldikça sonuçlar giderek tepe degerlere yaklasacaktir. Burada 50 ms seçilmesinin sebebi insan kulaginin bundan daha kisa sürelerde sesin gürlügünü algilamasinin giderek zayiflamasidir. Ancak, müzik sistemlerinin daha dar araliklardaki sinyallere de maruz kaldigi bir gerçektir. Bu sebeple müzik sistemlerinin dayanikliligi ve kalitesi açisindan dikkate alinmasi gereken en emniyetli rakamlarin 50ms için maksimum RMS güç ile tepe degerler arasinda oldugu düsünülmektedir.

Incelenen örnek sayisi ve süresi artirildiginda ortalama ve maksimum RMS degerlerde anlamli bir degisiklik beklenmemektedir. Ancak, tepe degerlerin daha yüksek çikmasi muhtemeldir.





Sekil 3. Müzikte rastlanan seslerin ortalama ve maksimum degerleri ile frekansin iliskisi
Hoparlörlerin arizalanmasi kabaca iki sekilde olmaktadir. Biri ortalama sinyal seviyesinin hoparlörün kaldirabileceginden yüksek olmasi nedeniyle asiri isinma yoluyla, digeri ise kisa süreli sinyallerin hoparlörün mekanik dayaniklilik sinirini asmasi yoluyladir. Mekanik arizalar daha çok bas hoparlörlerde görülmektedir. Tiz hoparlörlerde ise arizalar, daha çok bobinin yalitkan maddesinin erimesi ile kendini gösteren asiri isinmadan kaynaklanmaktadir. Yüksek frekanslarda, Sekil 3'te görülen yüksek tepe degerleri muhtemelen arizalanma riskini fazla artirmamakta, daha çok distorsiyon miktarini etkilemektedirler.

Kolon hassasiyeti
Buraya kadar amplifikatörlerin çikis gücünden ve kolonlarin dayanabildigi giris gücünden bahsettik. Fakat aslinda güç konusunda bir müzik sisteminden beklenen, ses çikis gücüdür. Bu da en çok kolonlarin hassasiyeti (sensitivity) ile iliskilidir. Hoparlör diyaframlari ne kadar hafif olurlarsa olsunlar, özgül agirliklari havaninkinden çok daha yüksektir. Dolayisiyla kolonlara uygulanan gücün çok büyük bir bölümü diyaframi hareket ettirmeye harcanir. Orta randimanli bir kolonda havaya iletilen güç ise %1 civarindadir.

Kolonlarin hassasiyeti genellikle girislerine 1 watt uygulandiginda 1 metre mesafede olusan ses basinç seviyesinin ölçülmesiyle saptanir. Bu ölçümün hangi frekansta yapildigi, 1 watt'in nasil tespit edildigi (kolonlarin direnci her frekansta ayni olmadigi için nominal bir dirence ve uygulanan voltajin o dirençte ne kadar güce denk geldigine göre hesaplama yapilir) gibi faktörlere bagli olarak hassasiyet ölçüm sonuçlari degisiklikler gösterir. Bununla birlikte, firmalarin verdigi hassasiyet degerlerinin kabaca güvenilir oldugunu söyleyebiliriz.

Müzik sistemlerinin çikis gücünün karsilastirilmasi açisindan hassasiyet konusunun önemli olmasinin esas nedeni ise kolonlarin bu konuda çok farkli özelliklere sahip olabilmesidir. Çok uç örnekleri hariç tutarsak kolonlarin hassasiyetinde 20 db'lik farklar olabilmektedir. Bir kolonun kendisinden 20 db yüksek hassasiyetli bir kolonun belirli bir giris gücüyle ürettigi ses basinç seviyesini üretebilmesi için girisine 100 kati güç uygulanmasi gerekmektedir [uygulanan güçleri P1 ve P2 ile gösterirsek, 10Log10(P1/P2)=20; Log10(P1/P2)=2; P1/P2 = 102 ]. Bir baska örnek verecek olursak, uzun süreli dayanabildikleri güç 50 ve 200 watt RMS olan iki kolonun hassasiyetleri ayni oldugu takdirde çikis seviyeleri arasindaki fark 10Log10(200/50) = 6 db olacaktir.

Ses basinç seviyesi farklarinin insan tarafindan nasil algilandigi konusundaki arastirma sonuçlarinda bazi farklar olmakla birlikte en yaygin kabul gören degerler asagidaki tabloda verilmistir.


Ses basınç seviyesi artışlarının algılanışı

1 db Fark edilemeyen değişiklik
3 db Ancak fark edilebilen değişiklik
5 db Rahatlıkla fark edilebilen değişiklik
10 db Yaklaşık 2 katlık fark
20 db Yaklaşık 4 katlık fark

Tabloya göre güçten kaynaklanan 6 db'lik
fark rahatlıkla fark edilebilenden biraz fazla,
hassasiyetler arasındaki 20 db'lik fark ise
4 kat olarak algılanmaktadır.



Bu konuda kendi yaptığım bir deneyde ses seviyesini orta, yüksekçe, yüksek gibi farklı sıfatlarla ifade etmeyi uygun bulduğum değerleri ölçtüm. Sonuçlar 5 ila 7 db arasında, ve ortalama olarak 6 db civarında çıktı. Bu deneyi daha çok kişi ile ve daha sistemli bir şekilde yapmak daha sağlıklı olacaktır, ama bu haliyle de sonuçlar çoğu araştırmacınınkiyle benzerdir.
Özetle, ilk bakışta örneğin 50 watt ile 200 watt'lık sistemlerin gücü çok farklı gibi görünse de insan tarafından algılanan fark çok daha azdır. Dolayısıyla bir müzik sisteminin gücü az bulunuyorsa, hassasiyeti yüksek kolon seçmek gücü artırmaktan muhtemelen daha uygun bir çözüm olacaktır.
Ses basınç seviyesinin sübjektif etkisi ile ilgili inceleme yöntemi
Dinleme, gerçek ortama uygun olması açısından müzik ile yapılmıştır. Ölçümler ise bilgisayarda oluşturulmuş ve CD'ye kaydedilmiş sinüzoidal bir sinyal çalındığında volume düğmesinin her bir konumu için CD player çıkışındaki voltajın ölçülmesi yoluyla yapılmıştır. Dinamik olarak değişen müzik sinyalinin ölçüm için kullanılması hata payını artıracağı için bu yöntem kullanılmıştır.



Uygun ses basınç seviyesi

Müzik dinlemek için uygun ses basınç seviyesinin ne civarda olduğu konusunda çeşitli araştırmalar ve farklı görüşler vardır. Bunların bir kısmı canlı müzikteki veya konserlerdeki ses basınç seviyelerini ölçerek sonuca ulaşmaya çalışmaktadır. Ancak bu çalışmaların büyük bir çoğunluğunda ölçüm mesafesi, seviyenin ortalama mı yoksa azami mi olduğu, kullanılan ağırlık (weighting) tipi, ölçüm cihazının hızı gibi önemli veriler açıklanmamıştır. Ayrıca, bir konser salonu için uygun olan ses seviyesinin ev koşulları için ne kadar geçerli bir gösterge olacağı da şüphelidir.
Uygun ses basınç seviyesi konusunda önemli bir kriter de kulak sağlığıdır. Daha çok endüstriyel gürültülerin oluşturduğu riskleri gösteren bir tablo aşağıdadır.


Ses Basınç Seviyesi

(db spl, A-weighted, yavaş gösterge)
kabul edilebilir günlük azami süre

(saat)

85 16
90 8
92 6
95 4
97 3
100 2
102 1,5
105 1
110 0,5
115 0,25



A-weighting, aslında düşük seviyeli gürültülerin algılanma miktarına göre hazırlanmış bir ağırlıklandırma yöntemidir. Ancak, en yaygın olarak kabul edilen yukarıdaki değerler bu şekilde ağırlıklandırılmıştır. Müziğin endüstriyel gürültülere göre daha az darbeli olması nedeniyle daha az risk oluşturduğu görüşünde olanlar vardır. Ancak, bu konuda farklı görüşler de bulunduğu, ayrıca her insanın ayrı özellikleri olduğu ve kulaklarda uğultu, geçici işitme zayıflaması gibi belirtilerin uzun vadede ortaya çıkabilecek kalıcı hasarların işaretçisi olabileceği unutulmamalıdır.

Kolonlarda hassasiyet bölümünde anlatılan yöntemle yapmış olduğum incelemede ulaştığım ses basınç seviyeleri ile ilgili sübjektif sonuçlar aşağıdadır:


alçak alçak-orta orta yüksekçe yüksek çok yüksek
ortalama 70 76 83 89 94 100
ortalama (A-weighted) 64 70 77 83 88 94
maksimum (50 ms) 85 91 98 104 109 115



Tabloda verilen değerler dinleme mesafesindeki, yani kulak bölgesindeki ses basınç seviyesini (db spl) göstermektedir.

Maksimum değerler müzik sisteminin giriş seviyesi ile çıkış seviyesi arasındaki ilişkinin doğrusal olduğu varsayımına göre hesaplanmıştır. Ancak, özellikle kolonların gücünün sınırına yaklaşıldığında bu varsayımdan uzaklaşılır. Bu bölümde doğrusal yerine azalarak artan bir fonksiyon söz konusudur.

Tabloda verilen değerler belirli bir müzik sistemi ve koşullar çerçevesinde benim kişisel değerlendirmelerimdir. Müzik sistemlerindeki farklara ve kişiye göre değerlendirmeler değişebilir. Bununla birlikte sonuçlar makul ve tutarlı gözükmektedir.

Gerekli RMS güç ve hassasiyet
Çeşitli seviyelerde ses basınç seviyelerini elde etmek için gereken RMS güç (Watts) değerleri çeşitli kolon hassasiyetleri için aşağıdaki tabloda verilmiştir.


hassasiyet
alçak

(85db)
alçak-orta

(91db)
orta

(98db)
yüksekçe

(104db)
yüksek

(109db)
çok yüksek

(115db)

85
1,0000 3,9811 19,953 79,43 251,19 1000,0
88 0,5012 1,9953 10,000 39,81 125,89 501,2
91 0,2512 1,0000 5,012 19,95 63,10 251,2
94 0,1259 0,5012 2,512 10,00 31,62 125,9
97 0,0631 0,2512 1,259 5,01 15,85 63,1
100 0,0316 0,1259 0,631 2,51 7,94 31,6
103 0,0158 0,0631 0,316 1,26 3,98 15,8
106 0,0079 0,0316 0,158 0,63 2,00 7,9
109 0,0040 0,0158 0,079 0,32 1,00 4,0
112 0,0020 0,0079 0,040 0,16 0,50 2,0
115 0,0010 0,0040 0,020 0,08 0,25 1,0


Tabloda bulunmayan hassasiyet ve seviyeler için gerekli güç değerleri aşağıdaki formüle göre hesaplanabilir:



Yukarıda verilen ses basınç seviyelerinin elde edilmesinde oda büyüklüğü, kolon adedi, dinleyicinin kolonlara mesafesi gibi faktörlerin de rolü vardır. Bu faktörlerin ne kadar etkili olacağı teorik olarak hesaplanabilse de pratikte koşullara bağlı olarak önemli sapmalar olabilir. Örneğin, bir ses kaynağına olan mesafenin iki katına çıkması durumunda ses basınç seviyesi açık alanda veya yansımasız odada teorik olarak 6 db azalır. Ancak pratikte kolonun sesi dağıtış şekli (polar response), odanın büyüklüğü, şekli ve ses yutucu özellikleri çok farklı sonuçlara yol açabilir.

Özetle, kolonlar için verilen hassasiyet ve güç rakamları değerlendirilirken istenen ses basınç seviyesinin yanı sıra oda boyutu gibi hususlar da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, müzikte sinyalin 50ms'den kısa süreler için daha yüksek seviyelere ulaşabildiği, uç frekanslarda ortalama değerlerden sapmaların fazla olduğu, müzik sistemlerinin gücünün sınırına yakın kullanıldığında sesteki bozulmanın arttığı gibi faktörler de gözönüne alınarak yukarıdaki değerlere bir emniyet marjı eklemek uygun gözükmektedir.


Referanslar
Beranek, Leo L.; Acoustics, 2nd Edition

Colloms, Martin; High Performance Loudspeakers, 3rd Edition

Everest, F. Alton; The Master Handbook of Acoustics, 2nd Edition

Hiraga, Jean; Les Haut-parleurs, 3rd Edition






_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:29:08  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

HOPARLÖR SİSTEMLERİNDE DOPPLER DİSTORSİYONU

Doppler Etkisi
“Bir dinleyici sabit bir ses kaynagina dogru hareket etmekteyken duydugu sesin tonu sabit durdugu takdirde duyacagindan incedir (frekansi yüksektir). Dinleyici sabit ses kaynagindan uzaklasmakta iken ise sabit durdugu zamankinden daha kalin bir ses duyar. Dinleyicinin sabit durdugu, ses kaynaginin hareket ettigi durumlarda da ortaya çikan sonuç benzerdir.

… Sabit frekansli bir ses kaynagi bir duvara dogru hareket ettirildiginde dinleyici iki ayri frekansta ses duyar. Bunlardan biri dogrudan ses kaynagindan gelir ve hareketin etkisiyle titresimin orijinal tonundan kalin duyulur, digeri ise duvardan yansir ve orijinal tondan ince duyulur.”1

Doppler Distorsiyonu

Hoparlör konisine 50 ve 1000 Hz gibi iki ayri sinyal gönderildigi kabul edilirse, Doppler Etkisi sonucu Doppler Distorsiyonu meydana gelir. Hoparlör 1000 Hz’i üretirken 50 kez de ileri geri hareket eder. Hoparlör konisi ileri gittigi zaman Doppler etkisinden dolayi 1000 Hz’lik sinyalin frekansinda yükselme olusur. Koni geri gittigi zaman frekansta düsme olur. Frekansin ne kadar ve nasil degisecegi 50 Hz’lik sinyalin genligine ve dalga biçimine baglidir. Örnegin 50 Hz’lik sinyal üçgen bir dalga oldugunda 1000 Hz’lik sinyal yerine saniyede 50 kere daha yüksek ve alçak iki ayri frekansta sinyal sirayla üretilir. Buna karsilik 50 Hz’lik sinyal sinüsoidal oldugunda 1000 Hz’lik sinyal yerine 50 Hz’lik sinyalin genligine bagli olarak degisecek bir alt ve üst limit arasinda sürekli degisen frekansta sinyal üretilir. Yalnizca 50 Hz’lik sinyalin tepe noktalarinda tam 1000 Hz’lik bir sinyal üretilir.

Doppler distorsiyonu bir çesit frekans modülasyonu distorsiyonudur. Ortaya çikan distorsiyonun sesin netligini azalttigi ve harmonik distorsiyona göre daha rahatsiz edici oldugu kabul edilmektedir.

“Hoparlör yüzeyi büyüdükçe ayni ses basinç seviyesini elde etmek için gereken hareket genligi küçülmekte, diyafram hizi düsmekte, dolayisiyla Doppler Distorsiyonu azalmaktadir. Hunili hoparlörlerde hoparlör yüzeyi ses dalgalarinin normal hava basincina maruz kaldigi agiz kismidir (huninin genis kismi).”2

Pratikte hareketli bobinli tipik bir hoparlörün huni agzi kadar büyük yapilmasinin çesitli sakincalari vardir. Bu nedenle hunili hoparlör sistemleri, çok sayida küçük hoparlör kullanimi, elektrostatik veya dinamik büyük alanli diyafram kullanimi gibi yöntemlerle Doppler Distorsiyonu azaltilmaya çalisilmaktadir. Elbette her yöntemin kendine özgü kuvvetli ve zayif yanlari vardir. Kolon imalati agirlik, hacim, maliyet, frekans yanitsamasi, randiman gibi birçok etken arasinda tercihte bulunmayi gerektirir. Ayrica yapim kalitesi de ses kalitesini büyük ölçüde etkilemektedir. Piyasada her tipten çesitli kalitede örnekler mevcuttur. Hoparlör seçiminde kullanim amaci, kullanicinin kisisel tercihleri, dinleme odasinin büyüklügü ve diger cihazlarin özellikleri gibi etkenlere de dikkat etmek gerekir.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:33:31  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.





• GÜÇ HATTI FİLTRELERİ

Magnan Cables’in Recommended Audio System “Tweaks” adli yazisindan alinmistir)

Bu araçlar güç hattina paralel baglanan kondansatörlerden olusurlar ve elektronik cihazlara ulasan gürültüyü azaltirlar. Buna karsilik bobin gibi elemanlar içermedikleri için endüktanslari çok düsüktür.

Bu teknik, dogru uygulandiginda dijital cihazlarin ses kalitesini önemli ölçüde artirir. Analog cihazlarda da ses kalitesi artisi saglamakla beraber bu artis dijital cihazlardaki kadar büyük olmaz. Dijital cihazlar muhtemelen gürültünün “zamanlama hatasi” (jitter) üzerindeki etkisi nedeniyle güç hatti gürültülerine karsi son derece hassastirlar.

Güç hatti gürültülerini azaltmanin iki yolu vardir: Piyasada hazir satilan filtreleri kullanmak veya daha yüksek ses kaliteli filtreler imal etmek.

Piyasada Bulunan Paralel Tip AC Filtreleri

Tavsiye ettiklerimiz: Audioprism Quiet Line (8 adetlik kitler halinde), Rubycon NF-1 ve Enacom. Quiet Line ve Enacom prize takilarak kullanilirken Rubycon cihazin güç kaynagi’na (power supply) veya tercihen toprakli prize baglanir. Quiet Line ve Rubycon beraber kullanildiginda kalite artisi yükselir. Sesteki dip gürültü ve sertlik önemli ölçüde azalir. Enacom daha pahalidir ancak digerlerine göre özellikle orta frekanslarda netligi de önemli ölçüde artirir.

Tüm bu filtrelerde küçük degerde (0.1 mikrofarad) kondansatörler kullanilir. Quiet Line ve Rubycon temelde RFI/EMI filtreleri olarak tasarlanmistirlar ve ucuz, ses cihazlari için olmayan kalitede kondansatörlerle yapilmistirlar. Rubycon 3 adet kondansatör içerir ve gürültüyü AC hatti ve nötürden topraga ve AC hattindan nötüre kisa devre yapar.

Quiet Line ve Rubycon filtreler ideal olarak müzik sisteminin bagli olmadigi prizlerde kullanilmalidir. Enacom filtreler çok daha yüksek kaliteli ve daha iyi sesli bir kondansatör içerirler ve müzik sisteminin bagli oldugu prizde kullanilmalidirlar. En yüksek kalite artisi için en az 3 adet Enacom filtre gerekir. Tek bir Enacom filtre üst orta ile yüksek frekanslarda netligi artirir. Eklenen her Enacom daha alt frekanslarda da netligin artmasina sebep olur. Üç tane (toplam 0.3 mikrofarad) kullanildigi zaman tüm orta frekanslar kapsanir.

Bizim sistemimizde en büyük kalite artisinin üç tip filtrenin de kullanildigi bir durumda ortaya çiktigini saptadik:

Müzik sisteminin bagli oldugu priz disindaki tüm prizlere birer adet Quiet Line,
Quiet Line bagli olan prizlerin hepsine ikiser adet Rubycon,
Ses kaynaginin (CD Player, preampli) bagli oldugu regülatöre, regülatör yoksa prize 3 adet Enacom.
Bu kadar çok sayida filtre kullanilmasi asiri gözükebilir ama eklenen her filtrenin etkisi toplanmaktadir. Bu yöntem dijital cihazlarin ses kalitesini baska hiçbir yöntemle artirilamayacak biçimde ve ölçüde artirmaktadir. Elbette güç hatlarindaki gürültü miktari ve kullanilan dijital cihazlarin bu gürültüye karsi ne ölçüde hassas oldugu optimum filtre tipi ve sayisini etkileyen bir faktördür.

Önerimiz her filtre tipinden birer adet ile baslayip, adedi artik pek gelisme duyulmadigi noktaya kadar artirmaktir.

Güç Hatti Filtresi Imalati

Yüksek degerli metalize polipropilen film kondansatörler kullanilarak ucuz ve basit AC filtreleri yapilabilir. Piyasada bu yazida önerilen tasarimlarin dengi bir ürün bulunmamaktadir. Dogru kullanildiklari takdirde el yapimi bu filtreler dijital cihazlarin ses kalitesini piyasada hazir satilan ürünlere göre bariz daha fazla, neredeyse inanilmaz ölçüde artirmaktadirlar. En yüksek kalite artisi için çok sayida kondansatör gerekmektedir. Bunlarin yaklasik yarisi AC hatti ile nötür arasina diger yarisi da nötür ile toprak arasina baglanmalidir. Toplam kapasitans ne kadar yüksek olursa ses kalitesi de o kadar yükselmektedir. Elbette yüksek voltajin tehlikesini ortadan kaldirmak için AC hatti ile nötür arasindaki kondansatörlerin baglantilarinin iyice yalitilmasi gerekmektedir. Ayrica bu kondansatörlerin devreden çikarilmalari durumunda bir müddet yüksek voltaj yüklü olacaklari unutulmamali, iki kutup kisa devre yapilmadan kesinlikle el sürülmemelidir. Bir alternatif de bu kondansatörlere 50.000 ohm ½ watt’lik bir rezistans baglamak suretiyle söküldükleri takdirde kisa sürede bosalmalarini saglamaktir.

AC hatti ile nötür arasina baglanan kondansatörlerin mümkün mertebe dijital cihaza yakin olmasi gerekir. Pürüzsüzlük, seffaflik, derinlik ve gürültü açisindan en büyük kalite artisi bu sekilde saglanir.

Ayrica müzik sisteminin bagli oldugu prize AC hatti ile nötür arasina ek kondansatörler de baglanmasi gerekir. Bu kondansatörler hem AC hattindaki gürültüyü azaltarak hem de dijital cihazin güç kaynagi kondansatörlerine dogrultucu diyot iletim dönemlerinde (saniyede 120 kez) yardimci olarak ses kalitesinde önemli artis saglarlar.

Nötür ile toprak arasina konan kondansatörler nötürdeki gürültüyü topraga kisa devre yaparlar ve dijital cihazlarin ses kalitesini AC hatti ile nötür arasina baglananlardan da fazla artirirlar. Bu filtreler müzik sisteminin bagli oldugu priz haricindekilere uygulanmalidir. Çünkü nötür ile toprak arasina büyük degerli kondansatör baglanmasi genellikle ses sistemlerinde gürültüye yol açar.

Müzik sisteminin bagli olmadigi her güç hattinin nötürünün en az bir kondansatörle filtre edilmesi gereklidir çünkü evdeki tüm cihazlarin ürettigi gürültü nötürün birlestigi noktada toplanir.

Gerek AC hatti ile nötür arasina gerekse nötür ile toprak hatti arasina baglanmasini tavsiye ettigimiz kondansatör tip ve degerleri söyledir:

Paralel bagli 1 ila 4 adet 4-10 mikrofarad 400-600 volt DC metalize polipropilen film kondansatör.
Bunlara ayrica en az 1 adet 0.47 mikrofarad ve 1 adet 0.01 mikrofarad 400-600 volt metalize polipropilen kondansatör de paralel baglanmalidir.
Güç hattindaki kondansatörler de dogrudan sinyal yolu üzerinde bulunduklarinda oldugu gibi baglanti yönlerine göre farkli ses verirler. En iyi sonucun alinabilmesi için kondansatörlerin hangi kutbunun nereye baglandiginda daha iyi ses verdiginin test edilmesi gerekir.
Can Şakarcan



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:35:33  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.





• DİNAMİK DEĞİŞİM VE CANLI MÜZİĞİN GÜZELLİĞİ

Dinamik Degisim ve Canli Müzigin Güzelligi (James Boyk)

Bir müzik sisteminin degerlendirilmesinde çok faydali olan canli müzigin önemli bir özelligini ifade edecek bir kavram mevcut terminolojide bulunmamaktadir. Ben bu özellige karsilik dinamik degisim (dynamic inflection) terimini uygun bulmaktayim. Caltech’teki ögrencilerim ve ben bu terimi çok faydali buluyoruz, belki ayni sekilde düsünen baskalari da çikar.

Dinamik degisim Tuzu uzatir misin? derken, bir sarki söylerken veya sözsüz bir müzik çalarken ses seviyesindeki yükselip alçalmalari ifade eder. Bir müzikte bir bölüm forte olarak adlandirilabilir. Bu, o bölümdeki her notanin ayni ölçüde güçlü oldugu anlamina gelmez. Ses seviyesi daha çok anlik olarak anlatim amaçli degismektedir ve benim dinamik degisim terimi ile dikkat çekmek istedigim özellik budur.

Müzikte anlatim amaçli kisa veya uzun çok daha büyük ses seviyesi degisiklikleri de vardir, ancak bunlar dinamik kapasite (dynamic range) olarak adlandirilmaktadir. Ayrica müziksel degisim olarak algilanmayan ancak enstrumanlarin dogasi geregi ortaya çikan sesin dinamik özellikleri de vardir: Örnegin, piyanonun her notasindaki anlik ataklar. Bunlari ses seviyesinin degisimi seklinde degil, sesin canlilik ve aniligine katki seklinde duyariz.

Müzikte ufak degisimler ince anlamlar tasir. Bu nedenle dinamik degisim canli müzikteki önemli bir özelligi ifade etmektedir. Aslinda ses seviyenizi sabit tutmaya çalisarak konusmayi veya müzik yapmayi denerseniz bunun oldukça zor oldugunu görürsünüz. Bunu bir ölçüde basardiginiz takdirde de dinleyicileri güldürürsünüz.

Müzik sistemlerinin pek azi bu konuda basarili oldugu için dinamik degisim degerlendirmede dikkat edilmesi gereken bir kategoridir. Örnegin ben lambali ürünlerin dinamik degisim konusunda inandirici olduklarini, buna karsilik transistörlü ürünlerin sürekli bir seviye degisimi yerine basamakli seviyeler halinde bir ses gücü verdiklerini görüyorum. Aslinda dünyada çok kaliteli transistörlü amplifikatörler mevcut. Ancak orta kalite lambali amplifikatörler bile bu konuda oldukça iyi iken çogu transistörlü amplifikatör zayif kaliyor.

Dijital kayitlar diger birçok alanda oldugu gibi dinamik degisim konusunda da zayif kaliyorlar. Hiç olmazsa birkaç tane son derece yüksek kalitelisine rastlamis oldugum transistörlü amplifikatörlerdekinin tersine dijital alanda yillardir aramama ragmen bir tane bile çok kaliteli ürüne rastlamadim.

Bir ürünün dinamik degisim konusundaki kalitesine teknik açiklama bulmak çok zor gözüküyor. Belki giris seviyesi ile kazanç arasindaki iliskinin dikkatli bir incelemesi sonucu bazi mikroskobik plato etkileri görülebilir, ama belki de görülemez. Hepimizin bildigi gibi test sinyallerinden kaçan ancak müzik sinyallerinde ortaya çikan bir çok problem var. Örnegin bazi tamamen dijital kayitlar ses tonunda istikrarsizlik göstermekteler. Oysa tüm dijital makineler hiz sabitligi testlerinde hemen hemen sifir hatali gözükmektedirler.

Bildigim kadariyla bugüne kadar dinleme testleriyle genel olarak paralellik gösteren bir ölçüm yöntemi bulunmamistir. Üreticilerin reklam departmanlarinca çok sevilen teknik özellikler ile algilanan kalite arasinda ispatlanmis hiçbir iliski yoktur. En yaygin olarak kullanilan toplam harmonik distorsiyon ile ses kalitesi arasinda hiçbir iliski olmadigi onlarca yildir bilinmektedir.

Ses tonu, hiz sabitligi gibi basit gözüken konularda bile ise yarar sonuç vermeyen teknik ölçümlerin, dinamik degisim ve en önemlisi canli müzigin güzelligi gibi müzik açisindan çok önemli kriterlerde hiçbir sey ifade etmemesine sasmamak gerekir.




_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:43:10  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.





• OYUNUN KURALLARI

Oyunun Kurallari (James Boyk)

Deneyimlerimiz bize algilarimizi nasil kategorize edecegimizi ögretir. Bu islem çogunlukla bilinç disi gerçeklesir. Fakat bazen onlarin varliklarini gülünç bir sekilde fark ederiz. Örnegin genç erkekler saçlarini uzatmaya basladiklarinda onlari bayan zannettigim olmustu. Hatam saçmaydi, erkekler bayanlara benzemiyor. Fakat görünen o ki saç uzunlugu zihnimde erkekle kadini ayirmak için olusturulmus bir kategoriydi. Ancak bu kategorinin yanlis oldugu ortaya çiktiktan ve birkaç hafta boyunca beni yanilgiya sevkettikten sonra yeni kategoriler gelistirdim. Erkekler hiçbir zaman saçlarini uzatmamis olsalardi zihnimdeki bu kategorinin farkina bile varmayacaktim.

Benzer bir örnege bir müzede Thomas Edison’in silindir fonografini gördügümde rastladim. Rehber, Edison’un canli ve kayit sesleri dinlettigi kisilerin gerçek sesle kaydi ayirt edemediklerini söyledi! Elbette 19. Yüzyil’daki zihinsel kategoriler canli olmayan bir sesi ayirt edebilmek için yeterli degildi! Elbette ayni kisiler daha fazla sayida karsilastirma yapsalardi gerçek sesle kaydi her seferinde rahatlikla ayirt edebileceklerdi.

Kirkli yillarda makara teyp ile kayit ve altmisli yillarda transistörün ortaya çikmasiyla benzer sekilde bunlarin mükemmel olduklari iddialarinda bulunanlar olmustu. Bu iddialar yanlis olmakla beraber, lambali teknolojiyle transistörün ve dogrudan plaga kayitla teybe kaydin karsilastirilmalari ses kalitesi ile teknik özelliklerin iliskisini anlamamiza ve algilama ile ilgili kendi zihinsel kategorilerimizin farkina varmamiza yardimci olmustur.

Günümüzde dijital ve analog kayit teknikleri sayesinde benzer bir durum yasiyoruz. Bu canli ve yeniden üretilen sesleri degerlendirme konusundaki zihinsel kategorilerimizi daha iyi anlamamiza yol açacaktir. Fakat her yeni teknolojiyi degerlendirirken düsebilecegimiz bir tuzak algilamamizi eski teknolojinin sekillendirmis olmasidir. Eger yeni teknolojide eskisinin bazi hatalari ortadan kalkmissa bu durumu hemen fark ederiz. Buna karsilik zihnimizde ilgili algilama kategorileri gelismemis YENI bazi hatalarin farkina varmayabiliriz.

Yeni teknoloji ister dijital kayit, ister transistörlü devre, ister Edison Silindiri olsun mutlaka bazi hatalari olacagini kabul etmemiz gerekir. Dijital ses alaninda çalisan taninmis bir sirketin bir yöneticisi bana bir telefon görüsmemizde bir ürünleriyle ilgili olarak “Kaynak ne olursa olsun, hiçbir kosulda giris ile çikis arasinda en ufak bir fark duyamazsiniz” dedi. Bu cihaz gerçekten mükemmelse bu insanoglunun bugüne kadar yapmayi basardigi ilk mükemmel cihazdir!

Yapmamiz gereken böyle saçma iddialari bir kenara birakip, zihinsel kategorilerimizi yeni teknolojilere göre nasil ayarlamamiz gerektigini saptamaktir. Bunun bir yolu yeni teknolojiyi uzunca bir süre denememizdir. Sürenin uzun olmasi farklar zor ayirt edilecek kadar ufak oldugu için degil, zihnimizin öncelikle bu farklari ayirt etmek için gereken kategorileri olusturmasina zaman tanimak içindir.

Elbette herkesin algilama kategorileri kendine özgü olacagindan bazi kisilerin rahatlikla ilk dinleyiste bazi hatalari farketmeleri, bazilarinin ise baska hatalari farkedip diger kisilerin saptadigi hatalari ancak daha uzun süre dinleyerek farketmeleri gibi durumlar da olacaktir.

Bir müzik sistemini degerlendirmede hataya yol açabilecek bir fenomen de normalizasyondur. Normalizasyon psikolojide dogru çizgileri egri gösteren bir gözlügün uzun süre boyunca takilmasi durumunda çizgilerin tekrar dogru görülmeye baslanmasi (gözlükler çikartilinca dogrular bir müddet öbür yöne egik görülür) ve benzeri fenomenleri ifade eden bir terimdir. Bu yakinlarda iki amplifikatörü karsilastirdigimiz bir derste seste normalizasyonla ilgili bir örnek yasadim. Dinleyenlerin büyük bir kismi amplifikatörlerden birinin gerçek müzige daha yakin ses verdiginde mutabikti. Fakat dinleyicilerden biri diger amplifikatörü begendigini söyledi. Ayrica, bu amplifikatörün sesini gerçek bir orkestranin sesine de tercih ettigini ekledi. Bu kisi için amplifikatördeki bazi hatalar normallesmisti süphesiz!

Dolayisiyla yalnizca yeni bir cihazi dinlemektense, onun sesinin orijinaliyle karsilastirilmasi gerekir. “Yüksek Sadakat” (HiFi) teriminin tanimi da bunu gerektirir zaten. Cihazin kabul gören amaci aslina uygun ses vermesidir ve bu da en iyi sekilde sesin asliyla karsilastirma yapilarak test edilir.

Yeniden üretilen sesle canli müzigin karsilastirilmasi ögretici fakat zor bir istir. California Institute of Technology’deki dersimde baslica aktivitelerden biri budur. Ögrenciler kisa sürede dinlemeyle ilgili ne kadar çok bilinçsiz yargiya sahip olduklarini ögrenirler. Örnegin yüksek sesle yeniden üretilen sesin canli müzik kadar yüksek sesli oldugu zannedilir. Çok istisnai durumlar disinda öyle degildir.

Bazilarinin bu konuya yaklasimi tamamen farklidir. Onlar ses sistemlerine müzigi “yeniden üreten” degil “üreten” gözüyle bakarlar. Onlar için konu hosuma gitti veya gitmedi meselesidir. Fakat bence ses kisinin kendi algilayisini dikkatle gözlemlenmesine ve dolayisiyla kendini daha iyi anlamasina yardimci olabilir. Benim aslina sadik kayit konusundaki arayisim müzigin sesinin güzelligini ve sesin müzigin anlamindaki rolünü her seferinde biraz daha iyi anlamama yol açiyor. Bunun da hem teknik hem de yorum açisindan bir müzisyen olarak beni gelistirdigini görüyorum.

James Boyk





_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:47:22  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.





• Daha İyi Ses Elde Etmek İçin 22 Öneri

Hi-End dünyasında olan her kez çok iyi bilir. En iyi cihazları satın alıp birleştirerek bir sistemden çok iyi bir ses çıkartmak, hemen hemen mümkün değildir. Daha mütevazi ancak çok iyi adapte edilmiş cihazlardan oluşan bir sistem, kendisinden kat kat pahalı bir sisteme göre çok daha iyi sesler oluşturabilir. Hi-Fi da bu sistem sinerjisi olarak bilinir. Sistem sinerjisi, sadece birbiri ile uyumlu çalan ve güzel sesler çıkartan cihazların bir araya getirilmesi değil, o cihazların performansının maksimum düzeye çıkartılması için gerekli olan yorucu, zahmetli, ancak zevkli ve çokta pahalı olmayan bir süreç demektir.

Sistem sinerjisinin yakalanabilmesi için alınması gereken önlemler bu konuda yeterince ilgi ve bilgisi olmayan kişilere çok absürd ve gülünç gelebilir.

Aynı cihazları kullanarak çok daha iyi bir ses elde edebilmek için yaklaşık 20 yıllık Hi-Fi tecrübemden edindiğim bazı noktaları paylaşmaya çalıştım. Bu noktaların büyük bir kısmı iyi bir audiofil tarafından uygulanmasa bile bilinir. Bu noktalar belirli bir bilgisi olan audiofil e hitap edecek şekilde hazırlanmış olup tamamen benim kendi tecrübelerim ve izlenimlerimle belirlemiş olduğum noktalardır. Diğer bir deyiş ile bende sonuç vermemiş ve/veya bilmediğim, denemediğim diğer noktalar burada açıklanmamıştır.

20 yıl sonunda öğrendiğim yegane şey Hi-End de tek bir doğrunun olmadığıdır. Hi-End doğrularının büyük bir bölümü bilimsel yöntemlerle ispat edilememektedir. Çok hassas olan insan kulağı birçok farkı duymakta ama her dinleyici bunu kendine göre yorumlamakta ve değerlendirmektedir. Aynı müziği aynı anda aynı ortamda dinleyen üç kişiden biri örneğin bas sesleri az bulmakta, diğeri çok bulmakta, diğeri ise normal bulmaktadır. Dinleyicinin beyin referansı denen bu olgu, yanlış olsa bile evinde alışmış olduğu kendi müzik sisteminin tınısı ve rengidir. Bu olgu çoğu zaman evine çok daha iyi bir ekipman getirip dinleyen kişinin yeni ekipmanı bir süre hiç beğenmemesi gibi durumlara da yol açmaktadır.

Hi-End de sistem sinerjisi ve aşağıda açıklamaya çalıştığım Tweak tabir edilecek noktalar, kullanılan sistemin kabiliyeti ve dinleyenin algılaması ile doğru orantılıdır. Kabiliyeti çok kuvvetli olmayan bir sistemde, aşağıdaki noktalardan pek çoğunun bir sonuca ulaştırmaması da mümkündür.

Açıkladığım bu nedenlerle aşağıdaki konulardan bazıları kabul görmeyebilir, amaç, bunları paylaşarak Amerika’yı herkesin yeniden keşfetmesindense, bunların aralarından okuyucunun işine yarayacak üç beş nokta bulabilmesini sağlamaktır.

Gece Dinleme: Kritik müzik dinleme, akşam saatlerinde ve özellikle saat 21:00 den sonra yapılmalıdır. Bu saatlerde gece sessizliği çöküp dış gürültüler minimuma indiğinden, sistemlerin kabiliyeti tam olarak ortaya çıkmaktadır. Kritik dinlemeler ve ekipman testlerini gündüz saatlerinde yapmak yetersiz sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Isı ve Rutubet: Hava rutubetinin ve isisinin hoparlörün ürettigi ses üzerinde ciddi etkisi bulunmaktadir. Çok rutubetli ve/veya sicak havalarda sistem yeterince güç ve dinamizm üretemiyor. Bunun nedeni rutubetli havanin agirlasmasi ve hoparlör tarafindan yeterince itilememesi olabilecegi gibi hoparlörde kullanilan materyallerin isi karsisinda formunu degistirmesi de olabilir. Bu tür günlerde klima ile dinleme odasini önceden iyice sogutmak netice vermektedir.

Karanlık: Müzik, mümkün oldugunca karanlik ortamda dinlenmelidir. Özellikle dinleme esnasinda müzik sistemi olabildigince karanlikta birakilmali ve çalan müzigin kaydedildigi mekan hayal edilmeye çalisilmalidir. Iyi bir hi-end sistemde amaç, karsida duran elektronik ekipmandan koparak, kaydedilmis müzigin olustugu dogal ortama gitmek ise, müzik dinlerken sürekli ekipmanlari seyretmek, sistemin olusturdugu sanal sahne ortamini psikolojik olarak zedeleyecek bir durum ortaya çikarmaktadir. Hi-Fi sistemin en büyük eksikligi sadece kulak algilamasina yönelik olmasidir. Bir konser dinlerken veya surround sistemi ile konser DVD si seyrederken alinan haz ve gerçeklik hissi, bir Hi-Fi sisteminde tam ters olarak çalismakta, sürekli karsimizda duran hoparlörler, ister istemez beyin tarafindan sesin orijinal kaynagi olarak algilanmaktadirlar.

Dinleme Mesafesi Tespiti: Ses, belirli titresimdeki dalgalar (frekanslar) halinde yayilir. Hoparlörde üretilen sesler, sistemden her uzaklasildiginda seviyesinde belirli araliklarla maksimuma çikmakta ve minimuma inmektedirler (tepe ve alt noktalari). Özellikle mid ve tiz sesler, 5-50 cm gibi araliklarla dalga boylarinin maksimumuna ve minimumuna ulasmaktadirlar. Bu noktalar kulak ile son derece rahat belirlenebilir. Bunu denemek için sisteme, içinde degisik sinyaller bulunan bir test CD si koyun, bir mono bir test frekansi çalistirip dinleme yerinize gidin, ayakta durun, bu arada gözünüz kapali agir agir yürüyerek sisteme yaklasin. Belirli yerlerde ses siddetinin çok arttigini, belirli yerlerde azaldigini göreceksiniz. Sanki birisi sistemin sesini açip kapiyor gibi olacaktir.

Müzigin ana ögesi olan ve insan sesine en yakin titresim olan 1000 Hz frekansinin en siddetli duyuldugu nokta, ise baslama noktasidir. Bu nokta sisteminizle oturma yeriniz arasinda birçok defalar en üst noktaya çikacaktir. Oturma yerinize en yakin olan alanda dinleyerek yakalayacaginiz 1.000 Hz noktasi, en iyi orta sesleri alabileceginiz noktadir. Ancak bu noktada diger frekanslarin da tam anlamiyla iyi çikacagi söylenemez.

Arkanizdaki duvara selobant ile bir ip yapistirin. Ipi basiniz hizasinda elinizle tutun, basinizi yarim mt kadar ileri ve geri agir agir hareket ettirin ve dinleyin. 1000 Hz i en yüksek yakaladiginiz noktayi kalem ile isaretleyin. Sonra 380 Hz, 110 Hz, 1500 Hz, ve daha yukaridaki birçok sinyal ile ayni ölçümleri yaparak her birini ayri ayri isaretleyin. Amaç, birbirine en yakin sinyallerin oldugu noktayi bulmak olacaktir. Eger önemli frekanslarin birbirine bir türlü yaklastigi bir nokta bulamiyorsaniz hoparlörleri 10-20 cm kadar öne çekin veya dinleme koltugunun yerini öne/arkaya alin. Birçok frekansi birbirine en yakin noktada bulabildiginiz nokta, dinleme noktaniz olacaktir. Biraz ugrastirici olmasina ragmen sonuca degecektir.

Oda Akustiği: Hi-End in gayet iyi bilinen ama en çok göz ardi edilen bölümüdür. Konlu bir hoparlörde sesin % 55 i direkt olarak kulaginiza, % 45 i ise odanin diger bölümlerine yayilir. Bu % 45, degisik noktalardan yansiyarak tekrar kulaginiza gelir. Bu yansimalar sonucunda her ses, çok kisa zaman araliklarinda ve farki farkli zamanlarda kulaginiza geleceginden, orijinal müzikte olmayan ikinci bir akustik ortaya çikacaktir. Bu denklem içinde sag hoparlörün sesinin bir kismi sol, sol hoparlörün sesinin bir kismi da sagdan geleceginden stereo ayrimi da bir miktar bozulacaktir. Bu tür suni akustik sesler çok kisi tarafindan begenilir, hoparlörler bu sayede daha iyi kayboluyor olarak görünürler. Hatta bazi üreticiler, hoparlörün arkasina, sagina ve soluna da üniteler koyarak bu efekti suni olarak yaratmaya çalisirlar (dipole-arka tweeterler). orijinal kayitta olmayan bu sesler kolorasyon, yani sesin dejenerasyonudur ve kaydedilmis müzige gerçek sadakat için mümkün oldukça yok edilmeleri gerekir. Planar, ribbon, elektrostatik hoparlörler 360 derece ses verdiginden özellikle arka duvar çok önem kazanmaktadir. Arka duvar, yan duvardaki 1. ve 2. kirilim noktalari ve ön duvar (sistemin arkasindaki duvar), akustik malzemelerle çok iyi izole edilmelidir.

Bu konuda profesyonel bir firmadan alinacak yardim, çok önemli katkilar saglayacaktir.

Özhan Atalay


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:49:48  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

HOPARLÖR TEKNİĞİ

Elektrik enerjisini ses enerjisine çevirir.
1. Konik hoparlörler (Direkt radyatörler) Ses dalgalarını doğrudan doğruya yayımlarlar
2. Hunik hoparlörler (Endirek radyatörler).Ses dalgalarını huni biçiminde bir borudan geçirerek yayımlarlar.

Özellikleri
1. Hoparlör toplam distorsiyonu küçük olmalıdır (Diyafram devintisi 2 mm.den küçük olmalı).
2. Frekans yansıtsama eğrisi düz, düzgün, geniş olmalı (Konuşma için:200- 7000 Hz/ Konuşma netliği için 3000 Hz.de tümsek olmalı).
3. Güç dönüştürme verimi yüksek olmalı.
4. Büyük ses (Akustik) güçlerde hoparlör hasara uğramamalıdır
5. Transit işaretleri algılayabilmelidir.
6. Yönelgenlik (Direktivite) her frekansta aynı olmalı.
7. Sağlam olmalı.
8. Birim akustik güce isabet eden maliyeti düşük olmalı.

Hoparlör çeşitleri
1. Dinamik hoparlör (devingen bobinli),
2. Devingen demirli (distorsiyon fazla),
3. Armatürü dengeli (120 Hz.den düşük sesleri almıyor).
4. Kristalli-Tiz hoparlör olarak kullanılır. Artık piyasada bulunmamaktadır. Dayanıksızdır
5. Şerit
6. Elektrostatik-Geniş frekans bantlı, distorsiyonu küçük, sekizli polar diyagramı var.
Mahsurları: 250-2000 v. polarma gerilimi gerekir.
Toplam verimi düşüktür. Empedans uydurucu trafo gereklidir. Çıkış ses seviyesi düşüktür.

Hoparlör Frekans Karakteristiği
1. Hoparlörün bas seslerde iyi bir davranış göstermesi için hafif, az kütleli, sıkıca bir diyaframa gerek vardır. Tiz ve bas sesler arasında yeterince düzgün bir ses basınç seviyesi elde edilir.
2. Arka yüzden çıkan ses dalgalarının ön yüze geçişini önlemek üzere hoparlör geniş yüzeyli bir tahta üzerine takılır. Tahta akustik ekran olarak kullanılıp, akustik geri besleme önlenmeye çalışılır.

Hoparlörün Elektriksel Empedansı
Alçak frekanslarda empedansın en büyük değere ulaştığı frekansa hoparlörün rezonans frekansı denir.
Pratikte hoparlör empedansı 8 Ohm denince; 400 Hz.de ölçülen empedans bilinir.
Yüksek frekanslarda hoparlör empedansı artar. Bu nedenle,yuvarlak bir değer olsun diye hoparlör empedansı ile ölçmeler, 400-1000 Hz.arasında yapılır.

Hoparlör Polaritesi
Ölçüm için, bobin uçlarına pil bağlanır. Diyafram ileri giderse pilin artı ucunun bağlı bulunduğu yer, bobinin de artı ucudur.

Huni Hoparlörler
Alüminyum ya da plastikten yapılır. Huni hoparlörün üretebileceği en düşük frekansa, hoparlörün kesim frekansı denir. Huni hoparlörde güç dönüştürme verimi %10-%40 arasındadır ( Direkt radyatörde % 10.dur)

Çeşitleri.
1.Dikdörtgen (Rectangular horn)
2.Yuvarlak (Round horn)
3.Dönemeçli (Reentrant horn)
4.Boyunlu yassı (Conventional Radial horn)
5.Boyunsuz yassı (Neckless Radial horn)
6.İki geçitli (Double diffraction horn)

Hoparlör kabinleri
1. Açık
Duvardan en az 15 cm.uzağa konulmalıdır.

2. Kapalı
Alt kesim frekansı : 40-175 Hz
Üst kesim frekansı : 20000 Hz.
Açıktaki değerin 2,2 ile 12,5 katı fazla değer alır.

3. Kristalle geri beslemeli
(Phılıps firmasının buluşudur.) Bas Hoparlör merkezine pxe kristal-Piezoelektrik eleman yerleştirilmiştir.
Besleme devresi bulunmakta Ses dışarıya düzeltilerek verilmektedir.

4. Oluklu Bas Refleks ya Kanallı Hoparlör Kutusu yada Akustik Faz İnvertörü denir. Beşgen, altıgen şekilde dizayn edilebilir. Pvc yada kartondan yapılabilir.

İki yollu Hoparlörler : Bas-Tiz
Üç yollu Hoparlörler: Bas-Orta-Tiz
Bölüştürme filtresi:
Pasif Radyatör
Yardımcı bas hoparlorlörü.
Manyetik kısmı ve ses bobini yoktur.
Sistemin alçak frekanslardaki (Bas seslerdeki) karakteristiğini genişletmeye yarar.

HOPARLÖR GÜCÜ

Çalışma gücü ( Operating Power )
Ölçülmesi, 100-4000 Hz.arasında yapılır. Hoparlör ekseninden 1 M.uzakta 12 mikrobarlık (96 dB.lik) veya 3 M.uzaklıkta 4 mikrobarlık (86 dB.lik) ses basınç şiddeti üretebilmesi için hoparlör ses bobinine uygulanan sinüzoidal elektriksel güç değerine çalışma gücü denir.

Kapasite (Power Handling Capacity )
Hoparlörün hasara uğramadan dayanabileceği sürekli güç değeridir. Yüksek güçlü olarak bilinen bas hoparlörlerin kapasiteleri : 10-250 W. arasındadır.

Müzik gücü ( Musical Power )
Hoparlör bobinine 25 Hz.den küçük, konuşma ve müziği temsil etmek üzere darbeli gerilim uygulanır. Hoparlörde uğultu ve cızırtının başlamadığı, distorsiyonun henüz gözlenmediği duruma gelinceye kadar, giriş elektriksel gücü arttırılarak müzikal güç bulunur.

Önemli : Hoparlörler, amplifikatör gücünün 1.5 katı fazla seçilir.

YANLIŞ: Böyle bir seçimde hoparlörlerin yüksek volümde zarar görmesi kaçınılmazdır. Doğrusu; Hoparlörlerin amfi ile aynı güçte olması bu mümkün değilse daha düşük güçte olmasıdır. Bu, amfiden beklenen en üst düzey ses kalitesinin alınmasında önemlidir. Bu durumda amfinin max. 1/2 sesinden daha fazlasını açmak gereği nadiren duyulur. Halbuki düşük güçteki bir amfi ve güçlü bir hoparlör ile (bir de hoparlör hassasiyeti 90 db' in altında ise) beklenen ideal sese ulaşmak zordur bunun için için bilinçsizce volüm açılır. Bilinenin tersine amfi gücünün daha düşük olduğu bir durumda yüksek volümde büyük oranda distorsiyon gelişir ve empedans değişikliklerinin tolere edilememesi, düşen akım vb. nedenlerle iyi beslenemeyen driverlar hasara uğrar. Özetle hoparlörler kendilerinden güçlü ampfilikatörlerin seslerinin açılması ile değil kendilerinden güçsüz amfilerin sesin açılması ile patlar.


Prof. Dr. Geylan Işık


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 19:56:08  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.





• SES

Ses: Sivi, kati, gaz ortamlarinda 16HZ - 20000Hz arasindaki insan kulaginin algilayabilecegi basinç degisiklikleri SES olarak tanimlanmaktadir.

Duyulabilen Ses: Insan kulagi 16 Hz-20 Khz. arasindaki sesleri isitebilir.
Saniyede 16 kez tekrarlanan basinç degisiklikleri insan kulagi tarafindan algilanabilir.

Insan kulaginin hissedebilecegi en az ses siddeti 1 desibeldir.
Insan kulaginin tahammül edecegi maksimum ses siddeti 10-4 Watt / cm2 olup 120 desibele esittir.

İnsan Sesi: İnsanin akcigerinden disari çikartilan havanin, girtlak yapisi ve agiz hareketleriyle basincinin degistirilmesi yardimiyla insan sesi olusur. Insan vücudundan çikan havanin basincini kontrol edebilir. Bu sayede sesini azaltip çogaltirken bazi ses frekanslarini kullanarak konusabilir, sarki söyleyebilir, bagirabilir, fisildayabilir.

Insanlarin bu yapisi kisiden kisiye degisiklik gösterir. Sisman bir insan ile zayif bir insan arasinda ses frekans farki vardir. Erkek ve kadinlar arasinda da fark bulunur. Bas sesin frekansi düsük, tiz seslerin ise frekansi yüksektir.

Ses Türü Temel Frekans ( Hz ) Maksimum Harmoniği ( Hz )
Minimum Maksimum
Bas Ses 87 340
Bariton Ses 90 400
Tenor Ses 125 500
Alto Ses 130 700
Soprano Ses 225 1100
Kadın Konuşma Sesi 150 10000
Erkek Konuşma Sesi 100 8500
Alkışlama 100 20000


Ses Hızı: Ses hızı havada 340 metre / saniye olarak alınır. Ses hızı formülü:
Sesin Aldığı Yol = Zaman x Ses Hızı
Örnek
Şimşek çaktıktan 9 saniye sonra sesi kulağımıza gelmişse,
340 x 9 = 3090 metre yani şişek yaklaşık 3 Km ileridedir.


Ses hızı frekansa bağlı olarak değişmez, her frekansta ses aynı hızda gider.

Ses Hızı :
Havanın sıcaklığına,
Hava Basıncına ( Statik Olarak ),
Hava Yoğunluğuna, bağlı olarak değişir.

Ses hızı sıcaklığın kareköküyle ters orantılıdır. Isı arttıkça ses hızı artacaktır.
Herhangi bir alanda, rüzgar arkadan eserse ses zemine doğru yönlenir.
Rüzgar önden eserse, ses zeminden yukarı doğru yönlenir.
Gündüz, zemin ısındığı için ses dalgaları ısı etkisi nedeniyle yukarı doğru yönelir.
Gece, zemin soğuduğu için ses dalgaları daha uzağa gidecektir ve aşağıya doğru yönelir.

Denizde suyun yapısı yansıtıcı bir yüzey oluşturmaktadır. Bu nedenle denizde ses sakin bir ortamda 4-5 Km. kadar uzağa gidebilir.

SIVILAR ISI (ºC) SES HIZI (m/sn)
Aseton 20ºC 1192
Anilin 20ºC 1656
Benzol 20ºC 1326
Etil Alkol 20ºC 1168
Gliserin 20ºC 1923
Cıva 20ºC 1451
Metil Alkol 20ºC 1123
Su (Hafif) 25ºC 1497
Su (Ağır) 25ºC 1401
Deniz Suyu 0 - 17ºC 1440 - 1550
Parafin Yağı 33.5ºC 1420
Sedir Yağı 29ºC 1406
Okaliptüs Yağı 29.5ºC 1276
Benzin 34ºC 1250
Haşhaş Yağı 31.5ºC 1772
Gaz Yağı 34ºC 1295
Zeytin Yağı 32.5ºC 1381
Fıstık Yağı 31.5ºC 1562
Transformatör Yağı 32.5ºC 1425

Ses Dalgası / Dalga Boyu :


Ses dalgalari 16 Hz-20 Khz. arasinda mekanik titresim yapan cisimlerin ( kati, sivi, gaz ) insan kulagi ile temasi olan bir ortamda olusturduklari dalgalara ses dalgalari denir.
Sesin dalga boyu: Bir periyotluk periyotluk süre içinde ses dalgasinin kat ettigi yoldur.

Sesin dalga boyu formülü
& (Metre) = V ( 340 M/sn ) ÷ f (Hz)

Örnek
16 Hz için & = 21M / 20 Khz için & = 17 mm.

Dogada tek frekansi olan sese nadiren rastlanmaktadir. Ses dalgasinin zamana göre degisimi, saf sinüs biçiminde ise böyle bir ses dalgasinin tek bir frekansi vardir. Saf sinüsün disindaki, birden fazla dalgaya kompleks ses dalgasi denir. Kompleks ses dalgalari, temel frekans ve temel frekans harmoniklerinden olusan sinüs dalgalari biçiminde düsünülebilir.

Kaynak - Brüel & Noise and Vibration Pocket Handbook / Sayfa 27 Underwater Acoustics

Kompleks Ses Dalgası: Ses dalgasının zamana göre değişimi, saf sinüs biçiminde ise böyle bir ses dalgasının tek bir frekansı vardır. Saf sinüsün dışındaki, birden fazla dalgaya kompleks ses dalgası denir.

Kompleks ses dalgaları, temel frekans ve temel frekans harmonilerinden oluşan sinüs dalgaları biçiminde düşünülebilir.

Herhangi bir alanda, rüzgar arkadan eserse ses zemine doğru yönlenir. Rüzgar önden eserse, ses zeminden yukarı doğru yönlenir.
Gündüz, zemin ısındığı için ses dalgaları ısı etkisi nedeniyle yukarı doğru yönelir. Geceleri ise uzaklara ve aşağıya doğru yönelir.
Denizde suyun yapısı yansıtıcı bir yüzey oluşturmaktadır. Bu nedenle denizde ses sakin bir ortamda 4-5 Km. kadar uzağa gidebilir.

Dalga Boyu Formülü:
& = V . P

Metre = 340 M/sn ( Sabit Sayi ) x Hz

Örnek : 16 Hz için &=21 M. / 20 Khz için &=17mm


Ses hizi frekansa bagli olarak degismez, her frekansta ses ayni hizda gider.

Ses hizi sicakligin kareköküyle ters orantilidir.
Alçak frekansli sesler bir engele çarptiklari zaman engeli asar ve geçerler.
Yüksek frekansli sesler ise engeli asamayarak geri dönerler.

Sesin Kırılması:
Ses Dalgalarinin Kirilmasi = Difraksiyon

Ses dalgalari bir cisim üzerindeki delikten geçebilir. Geçtigi olugun genisligi dalga boyuna esitse, olugu geçen ses dalgasi 180 derecelik bir açiyla kirilarak, yeni bir ses kaynagi olarak yoluna devam eder. Olugun genisligi dalga boyundan büyükse, ses dalgasi kirilmaya ugramadan yoluna devam eder.

Özellikle seslendirmede bilinmesi gereken bir özelliktir.

Sesin Yansıması:
Yüksek frekansli sesler bir engel ile karsilastiginda, engele çarpip geri dönerler yani yansirlar. Alçak frekansli sesler ise bir engel ile karsilastiginda, engeli asip yollarina devam ederler, yansimazlar. Yüksek frekansli sesler, alçak frekansli ses dalgalari gibi köseyi dönemezler.

Sesin Emilmesi: Ses Dalgalarinin Emilmesi = Absorption

Ses dalgalari bir cisme çarptiginda, yüksek frekansli ses dalgalari cisim üzerinden yansir. Ancak bu sirada cisim tarafindan ses dalgalarinin bir kismi emilir. Emilme, cismin özelliklerine göre degismektedir.

Özellikle seslendirmede bilinmesi gereken bir özelliktir

İ. Eren Başaran


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 20:45:41  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.


• SÖZLÜK / HI-FI

TEKNIK TERİMLER
(A)

AAD: CD kapaklarinin üzerinde görülen bu terim, müzigin kayit ve master’ inin analog formada yapildigini (ilk iki asama) ama CD üzerinde digital olarak depolandigini ifade eder.


AC-3: Dolby Digital’ e bakiniz.
ADD: Müzik kaydinin analog formda yapildigini (A) master ya da remaster islemlerinin digital formda (D), ve CD üzerinde depolanmanin da digital olarak yapildigini (ikinci D) ifade eder.

Ampil: hoparlörleri sürmek için inyalleri yükselten cihazdir. Tek kasali (entegre) ya da pre ve power olarak iki ayri bilesenden olusabilir.

Analog: Plak ve teyp kasetleri ses kaynagini dogrudan analog formda depolarlar.
Anti – skating : Ignenin pikap üzerindeki oluklardan çikmasini önlemek için pikap kollarina uygulanir.

(B)

Bas: Düsük frekanslarin sunulmasi genelde zordur. Bas performansinin yavas olmasi, sunumdaki baslarin müzigin genel akisinda baskin karakterli olmasi anlamina gelir. Ideal olani hiz ve ritm ile birlikte giden iyi bir bas yayilimidir.

Bas refleks: Bir port üzerinden hava akimi aglayarak düsük frekans üretimine yardimci olan bir hoparlör tasarimidir.

Bi- amping: Hoparlördeki her bir sürücü ünitesinin, ampiden gelen farkli kanallar ile sürüldügü protokoldür. Bu durumda Each drive of the unit of a pair of two- way speakers needs two runs of cable to each speaker, “ Biwiring’ e bakaniz.

Binding post: Çiplak kablolari sikistirmak için kullanilan vidali kelepçeye sahip hoparlör terminali. Ayni terim bazi durumlarda “ banana” fis yuvasi için kullaniliyor.

Bit: digital veriyi olusturan en küçük parça. Digital- to- analog konvertörler (DAC) “bit’ lerden olusan veri dizilerini analog sinyallere çevirir.

Bitstream: Digital CD datasini analog sinyallere dönüstürme yollarindan biri. Bitsream digital to- analog konvertörler digital verideki her bir “bit’ i, multibit DAC’ lerden daha hizli islerler.

Biwiring: Biampling’in bazi avantajlarini sunar, ama daha düsük maliyetlidir. Bunun için hoparlör üstündekiiki takim giris terminali ve split crossover bulunmasi gerekir.

Bridging (Köprüleme): Bir stereo amplinin, daha yüksek güç elde etmek için mono olarak kullanilacak sekilde baglanmasi ve diger bir stereo amplinin de diger kanal için yine mono olarak baglanmasi. Tipik olarak güç üç katina çikar, ama herseyden önce amplinin köprülenmeye uygun bir tasarimi olmasi gerekir.

(C)

Compact Disc (CD) : Veriyi digital olarak depolayan ve bir lazer optik sistemle okunan standart 12cm’ lik disk. Baslangiçta müzik depolama amaçli kullanilan CS, günümüzde artik birçok uygulamada kullaniliyor.

CD- R: Açilimi CD- Recordable (kayit edilebilir CD). CD kayit cihazlari için üretilen özel bir bos disk olan CD-R bir kere kayit edildikten sonra, üzerinde herhangi bir degisiklik yapilamiyor, ama standart CD çalarlar tarafindan okunabiliyor. Temel olarak iki çesidi bulunuyor; “profesyonel” ve “tüketici”.

CD- ROM (Read Only Memory): ilgisayarlar için sadece okunabilir bellek olarak kullanilir. Bir disk 650 ile 700 MB arasinda veri depolama kapaitesine sahiptir.

CD- text: Yeni sistemlerde, CD çalar bilesenlerinin, sarki ismi ya da sarki sözleri gibi sinirli orandaki metinleri görüntülemesini saglayan protokol.

Class A: Sinyalin pozitif ve negatif yarilarinin birlikte yükseltildigi ampli. Çalisirken biraz isinmasina ragmen ses kalitesi yüksektir.

Class B: sinyalin pozitif ve negatif yanlari, devrelerin farkli kisimlarinda isleniyor, çikis katlari sürekli anahtarlaniyor. Çalisirken nispeten daha az isinan bu amplilerin ürettigi ses, Class A amplilere göre safliktan biraz daha uzak.

Crossover: Bir hoparlörün içinde yer alan ve yüksek frekanslari tweeter’ a, düsük frekanslari ise woofer’ a yönlendiren devre.

(D)

DAB (Digital Audio Broadcasting): Hem FM hem de AM bandindan alinabilen digital stereo yayini. Bu yöntem fondaki tislama ve enterferanslari ortadan kaldiriyor.

DAC (Digital- to- analog konvertör): Sayisal verilerianalog ses çevirir. CD çalarlarda dahili DAC’ ler bulunur. Bununla birlikte ayri DAC üniteleri bir CD çalar ya da diger digital oynatici/kaydedici cihazlari gelistirebilecegi gibi özel bir CD trasnport mekanizmasi ile de kullanilabilir.

DAT (Digital Audio tape): Günümüzde daha çok profesyonel kullanilan bir digital kayit sistemi. Bu sistem, VCR’larda kullanilana benzer, dönen bir kayit kafasi kullanir.

Dalga boyu: Bir dalganin uzunlugunu ifade eder. Havada bulunan 50Hz’lik bir sesin boyu yaklasik 6,9 metredir.

Data reduction (veri azaltma): Müzik depolamak için gereken veri miktarini düsürür. Lowers the amount of data needed to store music. Sony’s MiniDisc uses a in-house system called ATRAC (Adaptive Transform Acoustic Coding) used in Philips’ DCC format serves a similar function, removing signal its designers think you can’t hear.

DCC(Digital Compact Casette): Philips tarafindan ev kullanicilari için üretilen dijital type sistemi

DDD: CD kapaklarinda bulunur ve müzigin kayit, mastering ve depolanma asamalarinin hepsinin dijital olarak gerçeklestirildigini ifade eder.

Dengeli baglanti: Dengeli baglantilarda pozitif ve negatif kablolar (daha etkin bir enterferans perdelemesi için) korumalidir. Normal baglantilar ise pozitif kablonun korunmasi için negatif kabloyu kullanirlar. Bu düzen ayni zamanda AES/EBU digital formatta kullanilir.

Desibel(db): Ses basincinin ölçü birimidir. 1dB’lik bir degisim ancak duyulabilirken, +10dB kulaga orijinal ses seviyesinin iki katiyöis gibi gelir.

Digital : CD çalarlar, DAT, DCC, MD gibi protokollerin kullandigi ses depolama yöntemidir. Dijital olarak depolanan ses yada görüntü gerçekte on/off sinyallerini ifade eden ‘1’ ve ‘0’ degerlerine dönüstürülmüstür.

Dijital çikis: Dijital sinyalin kaydedilmesini yada harici bir DAC ile islenmesini saglayan çikistir. Kabaca elektriksel ya da optik olarak ikiye ayrilabilir.

Dinamik alan: Hi-fi bileseni tarafindan üretilen en yüksek ve en alçak sinyalin arasindaki alan.

Distorsiyon: Bir bilesenden kaynaklanan istenmeyen sinyaller yada sinyal degisimleri.

Dolby Digital: AC-3 olarak da bilinen bu format, Dolby tarafindan üretilen en son ev sinema ve ses protokolüdür. Bes sabit kanala ek olarak, baslara yönelik ayri bir subwoofer kullanilir.

Dolby Surround: Arka efekt kanallarini stereo kayitlar için kodlayan format. Bu formatta, surround ses elde etmek için kaydin bir çözücü üzerinden dinlenmesi ya da izlenmesi gerekir.

Dolby Pro- Logic: Diyologlari ekranda sabitleyen bu format, önce ekstra bir merkez hoparlör
Kullanilir.

Drop- out: Teyp kaydi ya da playback sirasinda herhangi bir manyetik perdelenmeden ya da teyp kafasinin temasinin kisa bir süre kesilmesinden kaynaklanan durumlarda ulusan anlik sinyal kaybi. Momentary loss od signal during tape recording or blayback from the tape briefly losing head contact. Drpo- outs can also occur on CDs. But it takes fairly serious discdamage.

DTS: Sabit kanalar kullanan bir diger ev sinemasi digital ses sistemi.

Dual mono: Bazi ampliler sol ve sag kanallari, ampli içinde ayri ayri isleyecek sekilde tasarlanmistir. Bu tasarim sol ve sag kanallar arasindan olusabilcek enterenslari önler.

DVD: CD boyutundaki disklerde kullanilan bu yeni kayit formati, filmler ve yüksek kalitesi müzikler için oldukça elverisli olan genis ir kapasiteye sahiptir.DVD oynaticilar ayni zamanda geleneksel CD’ leri de okuyabilir.

(E)

Elektrostatik: Hoparlörlerin, sesi üreten hafif diyaframlari ileri geri haraket etmek için kulalndiklari yüksek voltaj gücü.

Empedans: Elektriksel özellik. Düsük empedans, kaynaktan yüksek bir akim çekerken, yüksek empedans daha az çekecektir. Bu da düsük emdepansli (6-8 ohm’ dan düsük) hoparlörlerin ampli tarafindan daha zor sürülecegi anlamina gelir.



(F)

Fono kati: pikap kartusularinin ürettigi çikis sinyali CD çalar ya da teyp deklerinin ürettiginden çok daha düsüktür. Birçok amplide bunun için fazladan yükseltme kati olmasina ragmen, bu kata sahip olmayan ampli sayisi gittikçe artmaktadir. Bu da ayri bir fono ampli gereksimini dogurur.

Frekans: Tiz sesler yüksek frekansli,pes sesler de düük frekanslidir. Insan kulagina duyabilecegi aralik kisiden kisiye degismekle birlikte en fazla 16Hz-20KHz arasindadir.

Front end: 1LP sistem ya da cd deki sinyal kaynagini ifade eder. Ayrica 1 tuner’da sinyali antenden alarak demodüle eden devre katida kullanilabilir.

(G)

Güç siniri (power handling): bir hoparlör için güvenli maximum gücü ifade eder. Bununla birlikte hoparlörün sadece yüksek güç ile degil asiri düsük frekanslar ile de zarar görebilecegini unutmamak gerekir.

(H)

HDCD(High Defination Compatible Digital): Daha iyi bir ses elde etmek için cd lerde kullanilan bir kodlama sistemi.

Hertz(Hz): Frekans birimi 1Hz deger, sinyalin saniyede bir kere salindigi anlamina gelir.

Hizalama(Alignment): Kaydedici-çalar. Kartusun plak üzerindeki oluklara göre ayarlanmasidir. Kötü hizalamalar distorsiyona sebep olur. Ayrica teyp kafalarinin da ayarlanmasi gerekir.

(I)

Igne kolu(tonearm): Pikap üzerinde kartusu tutan kisim.

(K)

Kablolar: Bakir iletkenlerin safligini belirtmek için bir dizi ‘dokuz’ yada ‘5N’, yüzde 99,999 saflikta bakir anlamina gelir. Iyi hoparlör kablolari çok damarli ya da / birkaç kalin damarli (masif çekirdek) olur. Bazi kablolar yönlüdür, bunlarin üzerinde ampliden hoparlöre gidecek sinyalin yönünü gösteren oklar vardir. Yönlü ara baglanti kablosu üzerindeki oklar ise kaynaktan ampliye giden sinyal yönünü belirtir.

Kartus: Gerçekte plaklari çalan, plak oyuklarindaki salinimlari ampliye gönderilecek elektrik sinyallerine çeviren kisim. “hareketli miknatis” ve “hareketli bobine” bakin.

Kolorasyon: Müzigin dogal yorumunda olusan sapma. Kolorasyon(gümbürtülü bas, genizden gelen bir orta bant yada parlak bir tiz örnek olarak gösterilebilir) Istenmeyen bir durumdur.

Koruma: Bir iletken ya da ekipmani enterferanstan uzak tutar.


(L)

Line Level: Ampliye girmeden önce herhangi bir yükseltmenin gerekmedigi girisleri ifade eder.


(M)

Midband (orta band): Çogu enstruman ve vokallerin duyuldugu frekans araligi.

MiniDisc (MD): Sony’ in ürettigi, 74 dakikaya kadar ses kaydi yapabilen 64 mm ‘lik disc. Görünümü küçük bilgisayar disklerine benzesede CD gibi optik oalarak çalisir.

Monoblok: Bagimsiz mono power ampli. Mono ampli ile kurulacak bir streo ses düzeni için bu amplilerden iki adet gerekir. Bu yaklasimin getirdigi avantaj ise kanallar arasinda etkilesim olmamasidir.

Moving Coil – MC(hareketli bobin): hareketli bobinli kartuslarda ignein bagli oldugu bobinler, elektrik sinyallerini sabit miknatilarin içinde hareket ederek üretir. Çikisi hareketli miknatisli kartuslardan düsüktür.

Moving Magnet – MM (hereketli miknatis): Hareketli bobinli kartuslarda ignenin bagli oldugu miknatislar, elektrik sinyallerini sait bobinlerin içinde hareket ederek üretir.

(N)

Nicam: Görüntü ile birlikte gönderilen, CD kalitesindeki digital stereo TV sesi.

(O)

Ohm: direnç birimi. Br hoparlörün empedansi ohm degerinden ölçülür. Ohm. Degeri düstükçe hoparlörlerin, sürülmesi zorlasir.

Oversampling: DAC sistemlerinde kullanilir. Sinyal frekansini arttirarak, çevrim devreleri ve yardimci devreler içi istenmeyen sinyalleri filtreleme islemini kolaylastirir.

(Ö)

Örnekleme orani: bir digital kayit ya da oynatici cihazin, bir sinyali ne kadar hizli örnekledigini belirtir. CD, DCC ve MD 44, 1 khz ‘lik bir oran kullanirken DAT kaydediciler kullaniciya 44, 1 ile 48 khz arasinda seçim sunar. Digital Audio Broadcasting ise 32 khz degerinde çalisir. Bir DAC her üç degerdede çalismalidir. Örnekleme orani bir istemin tasiyabilecegi en yüksek kaydedilebilir frekansi belirtir. Örnegin 96 khz’ lik bir sistem daha iyi tiz yayilimina sahiptir.

(P)

Pasif : sinyali yükseltmeyen bir devre ya da ileseni ifade eder.

PMPO: Müzik çikis gücünün tepe noktasini ifade eder.

Power ampli: Ses sinyallerini hoparlörlerle besler.

Pre- ampli: Bir amplinin kontrol kismi. Entegre amplilerde dahili olan bu kisim, ayri bir ilesen olarak power ampli yada aktif hoparlörler ile birlikte kullanilabilir.

Pro- logic: Dolby’ ye bakin.


(R)

RDS( Radio Data System): FM radyo bandinda, RDS tuner’ larin istasyon isimlerini göstermesini ve bir dizi istasyon tarama ve degistirme islevlerini yerine getirmesini saglayan sistem.

(S)

Sikistirma: Radyo istasyonlari tarafindan müzikteki üçlü ve zayif kisimlar arasindaki seviye farkini azaltmak için kullanilan bir yöntemdir. Otomobil ya da transistör tarafindan üretilen seslerde avantaj saglasa da bir hi-fi tuner’ da çok kötü sonuçlar verebilir.

Sinyal / gürültü orani: Ses sinyal seviyesi ile istenmeyen gürültü seviyesinin arasindaki farki belirtir. DB cinsinden olan deger artikça gürültü seviyesi düser.

Subwoofer: Nispeten küçük olan hoparlörlerin üretemeyecegi derin baslari üreten ayri bir düsük as sürücüsü ve kabini.

Süresizlikler: Müzikteki kisa ve ani olusumlari (bir zilin sesi gibi) ifade eder ve üretilmesi zordur.

(T)

Teyp lupu: Ampli üzerinde bulunan, teyp üzerinde kayit yapilacak sinyal çikisini veren bir çift soket ile bu sinyalin ampli üzerinden çalinmasini saglayan bir baska çift soketi

THX: LucasFilm tarafindan gelistirilen bu format, Dolby Pro- Logic’ in standartlarini belirler. Bu format ancak uyumlu (ve maliyetli) donanim ile kulanilabilir.

Toroidal transformatör: Transformatörler gereken seviyelerdeki voltaj degerleini saglarlar. Toroidal transformatörler (donut sekilli) daha iyi bir stabilite ve daha az akim kaçagi (manyetik radyasyon diger devreleri etkileyebilir) saglarlar.

Tiz:Yüksek frekansli seslerin genel adi. Örnegin bir zilin sesini tanimlamak için tiz ifadesi kullanilabilir.

Tweeter: Bir hoparlörde tizleri üreten sürücü ünitesi.

Tüp (Valve): yükseltme ünitesi olarak kullanilan bu parçada, elektrotlar vakumlanmis kapali bir cam içindedir. Ürettigi ses ise genelde sicak ve bastan çikarici olarak kabul edilir.

(W)

Watt: Güç birimi. Birim arttikça güç de artar. Ancak bu birim ile birlikte sistemin ürettigi ses seviyesi hoparlörün hassasligi ve oda boyutuna da baglidir.

Woofer: Bir hoparlörde bas frekanslari üreten sürücü ünitesi.

HI-FI :High Fidelity. Yüksek sadakat.Kayit ve reprodiksiyonun sesin aslina mümkün oldugunca sadik olmasi ve bu iddayi tasiyan cihazlari tanimlamak için kullanilan deyim.

High End : Üst Uç veya daha dogru bir Türkçeyle Tepe Noktasi.Teknoloji , malzeme kalitesi , isçilik ve performans olarak en yüksek sinif cihazlari tanimlayan deyim.Ilk defa Sterophile dergisinin kurucusu ve editörü Gordon J. Hold tarafindan kullanilmistir.

PCM : Pulse Code Modulation.Darbe Kodu Modülasyonu. Analog sesten saniyede her biri 16 bit uzunlugunda 44.100 adet örnek alinmasi ve bu örneklerin 0 ve 1 lerden olusan dijital veriye dönüstürülmesi teknigi.

LPCM : Linear PCM.Dogrusal Darbe Kodu Modülasyonu. PCM tekniginin çok kanalli kayit için kullanilan gelistirilmis sekli.DVD-Audio kayitlari için kullanilir.

MLP :Meridian Lossless Packing. Ses verisindeki fazlaliklar ayiklanarak 2:1 oraninda sikistirma yapilabilen,disk üzerine daha fazla veri yüklemek ve daha uzun çalma süresi saglamak üzere gelistirilen teknik.Meridian firmasi tarafindan gelistirilmistir.

Fire Wire(IEEE 1394) : Yeni nesil elektronik cihazlarda kullanilacak dijital ara baglanti standardi.Apple firmasi tarafindan gelistirilmistir.

Sampling : Örnekleme.Bir analog sinyalin dijital forma çevrilmesindeki ilk asama.Analog sinyalden belli araliklarla alinan örnekler daha sonra sinyalin dijital karsiligini elde etmek için kodlanir.

Sampling Rate : Örnekleme Frekansi.Birim zamanda alinan örnek sayisinin miktari.Örnekleme frekansi ne kadar yüksek olursa sesin dogalligina o kadar yaklasilir.

CD :Compact Disc. Philips ve Sony tarafindan 1970 lerden itibaren gelistirilen ve 1982 de standartlari saptanan dijital kayit ortami.12 cm çapinda yansima özelligi bulunan bir yüzeyle kaplanmis polikarbon disk.650 MB veri ,74 dakika ses kapasitesine sahip.Analog ses sinyalleri Binary Code olarak adlandirilan 0 ve 1 den olusan dijital veriye dönüstürülerek CD nin yansitici alt tabakasina tepe ve çukurlardan olusan spiral bir iz olarak kaydedilir.Okuma sirasinda ise CD çalar dönen disk üzerine bir lazer isini gönderir.Tepe ve çukurlardan farkli sekilde yansiyan isin dijital veri olarak deger kazanir.Bu veri DAC tarafindan analog sinyallere dönüstürülür.

CD-R : CD-Recordable.Bir kez kayit yapilabilen cd

CD-RW : CD-ReWriteable.Silinip yeniden kayit yapilabilen cd

CD-Rom : Bilgisayar ve oyun uygulamalari için gelistirilen cd tipi.

DAC : Digital to Analog Converter.Dijital ses verisini analog ses sinyallerine dönüstüren cihaz.

DAT : Digital Audio Tape.Dijital veriyi manyetik bir bant üzerine kaydeden ve okuyan kaset tipi.48 kHz, 44.1 kHz, 32 kHz örnekleme frekanslarini kullanabilir.CD den daha yüksek örnekleme frekansi ve long play özelligi sayesinde profesyonel kullanimda yaygin olarak kullanilmasina ragmen tüketici elektronigi piyasasindan çekilmistir.

DCC : Digital Compact Cassette. Philips tarafindan kaset teknolojisini dijital teknolojiyle birlestiren , hem analog hem dijital kasetleri çalabilen bir teknoloji.Ticari olarak basarisiz olmus ve piyasadan kalkmistir.

MD : Mini Disc. Koruyucu bir kutu içine yerlestirilmis , 64 mm çapinda , üstündeki veri manyeto-optik bir teknoljiyle kaydedilip okunan disk medya.

DVD : Digital Versatile Disc. Çok Amaçli Dijital Disk

DVD-Video : Esas olarak görüntü için gelistirilen ve disk kapasitesinin büyük bölümünün yüksek kaliteli görüntü verisine ayrildigi 4.7 GB kapasiteye sahip dvd tipi.PCM teknigiyle kaydedilir.Ilk olarak 1997 yilinda piyasaya çikmistir.

DVD-Audio : Dvd’nin audio amaciyla gelistirilen versiyonu.Ilk olarak 1999 yilinda piyasaya çikti.Iki veya çok kanalli olarak kaydedilebilir.Iki kanalda 24 bit/192 kHz ,çok kanal kayitlarda 24 bit/96 kHz örnekleme frekansina sahip.PCM teknigine dayanir.

DVD-R : DVD-Recordable. Bir kez kayit yapilabilen dvd

DVD-RW : DVD-ReWriteable.Silinip yeniden kayit yapilabilen dvd

DVD-Rom : Bilgisayar ve oyun uygulamalari için gelistirilmis dvd tipi.

SACD : Super Audio Compact Disc.DSD kayit teknigi kullanilarak kaydedilen , iki veya çok kanalli kaydedilmis tipleri bulunan 4.7 GB kapasiteye sahip dijital medya.Sony ve Philips tarafindan gelistirilmistir.

DSD :Direct Stream Digital. Dogrusal Dijital Veri Akisi. Sony tarafindan gelistirilen, analog ses sinyalinden saniyede 1 bitlik 2.822.400 adet örnek alinmasi prensibine dayali kayit sistemi.SACD diskleri bu teknikle kaydedilir.Bu sistem DVD-Audio ya göre 15 , CD ye göre 64 kez daha fazla örnekleme frekansina sahiptir.Ayrica DSD kayit ve okunma asamasinda sinyal ve veri üzerinde çok daha az islem yaptigindan sesin dogalligi ve akiciligi konusunda PCM teknigine göre daha basarilidir.

HDCD : High Definition Compatible Digital

DSP : Digital Signal Processor.Dijital Sinyal Isleyici.

DLP : Digital Light Processing.

NXT : Next Generation Transducer. Yeni Nesil Enerji Dönüstürücü. Büyük yüzeylerin enerjiyi titresime dönüstüren exciterlar vasitasiyla titrestirilip ses dalgalari üretmesi tekniginin ve bu teknigin patentine sahip firmanin ismi.

DML : Distributed Mode Loudspeaker. Yüzey Yayilimli Hoparlör. NXT teknolojisinin Elac sirketi tarafindan gelistirilen daha büyük exciterlar kullanilarak uygulanmasi.Tek bir büyük yüzey panelinin exciterlar vasitasiyla titrestirildigi bu panel tipi höparlörler geleneksel höparlörlere göre daha genis ve homojen bir ses dagilimina sahiptir.

Transducer : Enerjiyi bir sistemden baska bir sisteme nakleden cihaz veya nakletme sistemi.

MHP : Multimedya Home Platform.

Crossover : Filtre. Bir hoparlörün beyni gibi çalisir , filitrelerle direnç yüklerini dengeleyerek ve frekans yanitlamasini düzenleyerek , uygun sürücülere çesitli frekans dizilerini yönlendirir.Crossoverda kullanilan parçalarin kalitesi akustik hassasiyeti dogrudan etkiler.

HS-Link : High Speed Link.Yüksek Hizli Link. CD , MD , DAT kaynakli mevcut dijital ses sinyallerinin yani sira , SACD ve DVD-Audio gibi yeni dijital ses teknolojileri için Accuphase’in gelistirdigi bir sinyal aktarim teknolojisidir.Sinyaller RJ-45 adi verilen baglanti terminalleri üzerinden 400 Mbps transfer hizina sahip özel ve tek bir kablo üzerinden alinip verilir.

Digital Amplifier : Dijital Amfi. En basit anlatimiyla bir dijital amplifikatör , içinde hiçbir analog devrenin bulunmadigi ve güç beslemesinin dijital sinyallerle kontrol edildigi amplifikatördür.Burda ses sinyalinin karsiligi , sesin seviyesine göre degisen ve diziler halindeki dogru akim darbelerinden olusan elektiriksel kodlardir.Böylece dijital ses sinyali hiçbir analog çevrime gerek kalmadan uygun voltajlarla dogrudan hoparlörün sürücüsüne gönderilir.Bir dijital amplifikatörün besleme kati ile hoparlör arasinda bir filitreden baska birsey yoktur ve teorik olarak , ses sinyali zincirindeki D/A çeviriciler hoparlörün sürücüleridir.

Acoustic Feed-Back : Akustik Geri Besleme. Ortamdaki ses dalgalarinin yarattigi titresimlerin elektronik cihazlari etkileyerek seste duyulabilir bozulmalar yaratmasi.Özellikle kaynak cihazlarda etkisi daha fazla olmaktadir.

Amplifier :

Pre Amplifier : Pre Amplifikatör.Kontrol anfisi.Sisteme birden fazla kaynak cihazin baglanmasini saglayan , ses seviyesi ,kaynak seçimi , balans , ton kontrolü gibi ayarlamalarin yapilmasini saglayan cihaz.Aktif ve pasif olmak üzere iki tipi vardir.

Power Amplifier : Güç Amplifikatörü. Kaynak cihaz veya kontrol anfisinden gelen düsük seviye sinyali güçlendirip speakerlara gönderen cihaz.

Integrated Amplifier : Entegre Amplifikatör.Kontrol (pre) ve güç (power) amplifikatör devrelerinin tek bir kasa içinde bulunan sekli.

Mono-block Amplifier : Mono Aplifikatör.

Dual Monorual Amplifier : Birlesik Mono Amplifier .Beslemesi de dahil olmak üzere tamamen mono tasarlanmis iki ayri ampli devresinin tek kasada bulundugu amplifikatör tipi.

Tube Amplifer : Lambali Amplifikatör. Çikis katinda gücünü lamba vasitasiyla üreten amplifikatör tipi.

Solid State Amplifier : Transistörlü Amplifikatör. Çikis katinda gücünü transistör vasitasiyla üreten amplifikatör tipi.

Hybrid Amplifier : Melez Amplifikatör. Tasariminda tüp ve transistör gibi iki farkli teknolojinin kullanildigi amplifikatör tipi.

A/V Amplifier : Ev Sinemasi Amplifikatörü. Çevresel ses formatlarini isleyen bir islemci ve multi kanal bir aplifikatörün birlesiminden meydana gelen ev sinemasi sistemlerinin temel parçasi.

Receiver : Entegre amplifikatörle radyonun tek bir kasada birlestirilmis sekli.

A/V Receiver : Ev sinemasi amplifikatörüyle radyonun tek bir kasada birlestirilmis sekli.

Tuner : Radyo.

Turntable : Pikap.

HDTV : High Definetion TV.Yüksek tanimlamali televizyon.

Dolby : Gürültü bastirma , kayit ve çevresel ses gibi ses üzerine teknolojiler gelistiren Amerikan firmasi.

Mono : Tek Kanal.

Stereo : Kayit veya reprodüksiyonun birden fazla kanal üzerinden yapilmasi.Bu deyim yaygin olarak genelde iki kanal kastedilerek kullanilir.

Multi Channel : Çok Kanalli.

Surround : Çevreleyen (ses).Izlenen filmi veya dinlenen müzigi daha gerçekçi kilmak için birden fazla ses kanali ile dinleticiyi sarmalayan bir atmosfer yaratma teknigi.

Dolby Surround : Dolby Laboratuari tarafindan gelistirilen çevresel ses teknolojilerinin genel adi.

Dolby Pro-Logic :Surround ses formatlarini ilk ve en ilkel sekli.Dört kanal kaydedilms sesin bes speakerdan verilmesi teknigi.

Dolby Pro-Logic II : Stereo kaydi 5.1 olarak multi chanel çalabilen Dolby ses formati.

Dolby Digital (AC-3) :Dolby Pro-Logic sisteminin gelistirilmis versiyonu.Arka kanallar bagimsiz ve her kanalin frekans bandi 20-20.000 Hz genisligindedir.

Dolby Digital EX : Dolby Digital sisteminin matrix kodlama yöntemiyle ekstra bir arka merkez kanali eklenmis hali.

DTS : Digital Theater System.Temelde Dolby Digital gibi çalismasina karsin daha az sikistirma yaptigi için daha akici ve dogal ses üreten çevresel ses formati.

DTS-ES MATRIX : DTS sisteminin matrix kodlamayla ekstra bir arka kanal eklenmis hali.

DTS-ES DISCRETE : DTS sisteminin discrete kodlamayla ekstra bir arka kanal eklenmis hali.

DTS-NEO:6 : Stereo ses kaynagindan DTS-ES Matrix için kullanilan kodlamayla , 6 kanalli ses üreten format.

THX : Zannedilenin aksine bir ses formati degil , Lucas Film stüdyosu tarafindan onaylanan bir kalite standartidir.Bu ibareyi tasiyan cihazlarin en yüksek verimi verecek teknoloji ve kalitede ekipmanlara sahip olduguna dair bir garantidir.Çevresel ses formatlarini destekler.

THX Select : THX in 57 metreküpe kadar olan odalara uygun versiyonu.

THX Ultra : THX in 85 metreküp ve üstü odalara uyarlanmis versiyonu

THX Ultra II : THX sisteminin DD –EX ve DTS-ES formatlarina uyumlu versiyonu.

Zero Feedback : Geri Beslemesiz.

Negatif Feedback : Negatif Geri Besleme.

WRAT : Wide Range Amplifier Technology.Genis Alan Amplifikasyon Teknolojisi.Daha genis bir frekans bandinda daha düsük distorsiyon seviyelerinde ses elde etmek için kullanilan teknoloji.

RDS : Radyo Data System.Radyo Bilgi Sistemi.

RCA : Ilk defa Radyo Company of America sirketinin ürettigi anfilerde kullanildigi için firmanin isminin bas harfleriyle anilan single end konnektör tipi.

XLR : Esasinda uzun metrajli profesyonel uygulamalar için gelistirilmis , dengelenmis
simetrik tasarimlarda gerçek anlamda çalisan kablo ve konnektör tipi.

Coaxiel Digital : Rca tipi konnektörün kullanildigi dijital baglanti tipi.Yanlis bilinenin aksine audio uygulamalarinda optik baglantidan daha iyi netice verir.

Optik Digital : Digital sinyallerin fiber optik bir kablo vasitasiyla isik olarak iletildigi baglanti tipi.Yüksek hassasiyetli audio uygulamalarinda tercih edilmez.Daha ziyade ev sinemasi uygulamalarinda yaygindir.

Spike : Speakerlarin yerle temasini kesmen , bas ve rezonans kontrolünü saglayan çivi tipi ayak.

Spade : Speaker kablolarinin speaker ve amfiye baglantisini saglayan yarim ay seklinde baglanti elemani.

Banana Plug : Speaker kablolarinin speaker ve amfiye baglantisini saglayan çubuk seklinde baglanti elemani.


BNC : Genelde dijital baglantida kullanilan , omajin kontrol edilebildigi konnektör tipi.









_____________________________

aaman00

Mesaj: 64


  12 Şubat 2006, 23:20:23  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

özhan bey. bilgiler için teşekkür ederim. sayenizde doyduk. ancak benim gibi amatör kullanıcılar için fazlasıyla teknik oldu. iyi bir ses sistemi almak üzere hazırlık yapıyorum. görüştüğüm satıcıların hiçbirinde bu teknik desteği göremedim. eğer istanbulda iseniz müsait olduğunuzda sizi yapımı devam eden bir eve götürmem mümkünmüdür, yada başka bir şekilde yardımcı olabilirmisiniz? profosyonel destek nereden kimlerden alabilirim? akusta vs.. satıcılar papağan gibi. aynı şeyleri ezberlemiş okuyorlar. sizden öneri bekliyorum. zira şu anda elektrik altyapı işleri devam etmektedir. acil teknik desteğe ihtiyacım var. tşkler...



quote:

Orjinalden alıntı: Audiophile1





• Daha İyi Ses Elde Etmek İçin 22 Öneri

Hi-End dünyasında olan her kez çok iyi bilir. En iyi cihazları satın alıp birleştirerek bir sistemden çok iyi bir ses çıkartmak, hemen hemen mümkün değildir. Daha mütevazi ancak çok iyi adapte edilmiş cihazlardan oluşan bir sistem, kendisinden kat kat pahalı bir sisteme göre çok daha iyi sesler oluşturabilir. Hi-Fi da bu sistem sinerjisi olarak bilinir. Sistem sinerjisi, sadece birbiri ile uyumlu çalan ve güzel sesler çıkartan cihazların bir araya getirilmesi değil, o cihazların performansının maksimum düzeye çıkartılması için gerekli olan yorucu, zahmetli, ancak zevkli ve çokta pahalı olmayan bir süreç demektir.

Sistem sinerjisinin yakalanabilmesi için alınması gereken önlemler bu konuda yeterince ilgi ve bilgisi olmayan kişilere çok absürd ve gülünç gelebilir.

Aynı cihazları kullanarak çok daha iyi bir ses elde edebilmek için yaklaşık 20 yıllık Hi-Fi tecrübemden edindiğim bazı noktaları paylaşmaya çalıştım. Bu noktaların büyük bir kısmı iyi bir audiofil tarafından uygulanmasa bile bilinir. Bu noktalar belirli bir bilgisi olan audiofil e hitap edecek şekilde hazırlanmış olup tamamen benim kendi tecrübelerim ve izlenimlerimle belirlemiş olduğum noktalardır. Diğer bir deyiş ile bende sonuç vermemiş ve/veya bilmediğim, denemediğim diğer noktalar burada açıklanmamıştır.

20 yıl sonunda öğrendiğim yegane şey Hi-End de tek bir doğrunun olmadığıdır. Hi-End doğrularının büyük bir bölümü bilimsel yöntemlerle ispat edilememektedir. Çok hassas olan insan kulağı birçok farkı duymakta ama her dinleyici bunu kendine göre yorumlamakta ve değerlendirmektedir. Aynı müziği aynı anda aynı ortamda dinleyen üç kişiden biri örneğin bas sesleri az bulmakta, diğeri çok bulmakta, diğeri ise normal bulmaktadır. Dinleyicinin beyin referansı denen bu olgu, yanlış olsa bile evinde alışmış olduğu kendi müzik sisteminin tınısı ve rengidir. Bu olgu çoğu zaman evine çok daha iyi bir ekipman getirip dinleyen kişinin yeni ekipmanı bir süre hiç beğenmemesi gibi durumlara da yol açmaktadır.

Hi-End de sistem sinerjisi ve aşağıda açıklamaya çalıştığım Tweak tabir edilecek noktalar, kullanılan sistemin kabiliyeti ve dinleyenin algılaması ile doğru orantılıdır. Kabiliyeti çok kuvvetli olmayan bir sistemde, aşağıdaki noktalardan pek çoğunun bir sonuca ulaştırmaması da mümkündür.

Açıkladığım bu nedenlerle aşağıdaki konulardan bazıları kabul görmeyebilir, amaç, bunları paylaşarak Amerika’yı herkesin yeniden keşfetmesindense, bunların aralarından okuyucunun işine yarayacak üç beş nokta bulabilmesini sağlamaktır.

Gece Dinleme: Kritik müzik dinleme, akşam saatlerinde ve özellikle saat 21:00 den sonra yapılmalıdır. Bu saatlerde gece sessizliği çöküp dış gürültüler minimuma indiğinden, sistemlerin kabiliyeti tam olarak ortaya çıkmaktadır. Kritik dinlemeler ve ekipman testlerini gündüz saatlerinde yapmak yetersiz sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Isı ve Rutubet: Hava rutubetinin ve isisinin hoparlörün ürettigi ses üzerinde ciddi etkisi bulunmaktadir. Çok rutubetli ve/veya sicak havalarda sistem yeterince güç ve dinamizm üretemiyor. Bunun nedeni rutubetli havanin agirlasmasi ve hoparlör tarafindan yeterince itilememesi olabilecegi gibi hoparlörde kullanilan materyallerin isi karsisinda formunu degistirmesi de olabilir. Bu tür günlerde klima ile dinleme odasini önceden iyice sogutmak netice vermektedir.

Karanlık: Müzik, mümkün oldugunca karanlik ortamda dinlenmelidir. Özellikle dinleme esnasinda müzik sistemi olabildigince karanlikta birakilmali ve çalan müzigin kaydedildigi mekan hayal edilmeye çalisilmalidir. Iyi bir hi-end sistemde amaç, karsida duran elektronik ekipmandan koparak, kaydedilmis müzigin olustugu dogal ortama gitmek ise, müzik dinlerken sürekli ekipmanlari seyretmek, sistemin olusturdugu sanal sahne ortamini psikolojik olarak zedeleyecek bir durum ortaya çikarmaktadir. Hi-Fi sistemin en büyük eksikligi sadece kulak algilamasina yönelik olmasidir. Bir konser dinlerken veya surround sistemi ile konser DVD si seyrederken alinan haz ve gerçeklik hissi, bir Hi-Fi sisteminde tam ters olarak çalismakta, sürekli karsimizda duran hoparlörler, ister istemez beyin tarafindan sesin orijinal kaynagi olarak algilanmaktadirlar.

Dinleme Mesafesi Tespiti: Ses, belirli titresimdeki dalgalar (frekanslar) halinde yayilir. Hoparlörde üretilen sesler, sistemden her uzaklasildiginda seviyesinde belirli araliklarla maksimuma çikmakta ve minimuma inmektedirler (tepe ve alt noktalari). Özellikle mid ve tiz sesler, 5-50 cm gibi araliklarla dalga boylarinin maksimumuna ve minimumuna ulasmaktadirlar. Bu noktalar kulak ile son derece rahat belirlenebilir. Bunu denemek için sisteme, içinde degisik sinyaller bulunan bir test CD si koyun, bir mono bir test frekansi çalistirip dinleme yerinize gidin, ayakta durun, bu arada gözünüz kapali agir agir yürüyerek sisteme yaklasin. Belirli yerlerde ses siddetinin çok arttigini, belirli yerlerde azaldigini göreceksiniz. Sanki birisi sistemin sesini açip kapiyor gibi olacaktir.

Müzigin ana ögesi olan ve insan sesine en yakin titresim olan 1000 Hz frekansinin en siddetli duyuldugu nokta, ise baslama noktasidir. Bu nokta sisteminizle oturma yeriniz arasinda birçok defalar en üst noktaya çikacaktir. Oturma yerinize en yakin olan alanda dinleyerek yakalayacaginiz 1.000 Hz noktasi, en iyi orta sesleri alabileceginiz noktadir. Ancak bu noktada diger frekanslarin da tam anlamiyla iyi çikacagi söylenemez.

Arkanizdaki duvara selobant ile bir ip yapistirin. Ipi basiniz hizasinda elinizle tutun, basinizi yarim mt kadar ileri ve geri agir agir hareket ettirin ve dinleyin. 1000 Hz i en yüksek yakaladiginiz noktayi kalem ile isaretleyin. Sonra 380 Hz, 110 Hz, 1500 Hz, ve daha yukaridaki birçok sinyal ile ayni ölçümleri yaparak her birini ayri ayri isaretleyin. Amaç, birbirine en yakin sinyallerin oldugu noktayi bulmak olacaktir. Eger önemli frekanslarin birbirine bir türlü yaklastigi bir nokta bulamiyorsaniz hoparlörleri 10-20 cm kadar öne çekin veya dinleme koltugunun yerini öne/arkaya alin. Birçok frekansi birbirine en yakin noktada bulabildiginiz nokta, dinleme noktaniz olacaktir. Biraz ugrastirici olmasina ragmen sonuca degecektir.

Oda Akustiği: Hi-End in gayet iyi bilinen ama en çok göz ardi edilen bölümüdür. Konlu bir hoparlörde sesin % 55 i direkt olarak kulaginiza, % 45 i ise odanin diger bölümlerine yayilir. Bu % 45, degisik noktalardan yansiyarak tekrar kulaginiza gelir. Bu yansimalar sonucunda her ses, çok kisa zaman araliklarinda ve farki farkli zamanlarda kulaginiza geleceginden, orijinal müzikte olmayan ikinci bir akustik ortaya çikacaktir. Bu denklem içinde sag hoparlörün sesinin bir kismi sol, sol hoparlörün sesinin bir kismi da sagdan geleceginden stereo ayrimi da bir miktar bozulacaktir. Bu tür suni akustik sesler çok kisi tarafindan begenilir, hoparlörler bu sayede daha iyi kayboluyor olarak görünürler. Hatta bazi üreticiler, hoparlörün arkasina, sagina ve soluna da üniteler koyarak bu efekti suni olarak yaratmaya çalisirlar (dipole-arka tweeterler). orijinal kayitta olmayan bu sesler kolorasyon, yani sesin dejenerasyonudur ve kaydedilmis müzige gerçek sadakat için mümkün oldukça yok edilmeleri gerekir. Planar, ribbon, elektrostatik hoparlörler 360 derece ses verdiginden özellikle arka duvar çok önem kazanmaktadir. Arka duvar, yan duvardaki 1. ve 2. kirilim noktalari ve ön duvar (sistemin arkasindaki duvar), akustik malzemelerle çok iyi izole edilmelidir.

Bu konuda profesyonel bir firmadan alinacak yardim, çok önemli katkilar saglayacaktir.

Özhan Atalay



_____________________________

LG 60" LG-60PY2R plazma tv, DVD: Pioneer DV-393S AMFİ: Yamaha RX-V1600 ÖNLER: B&W DM604S3 CENTER : B&W LCR600 S3 SUBWOOFER : B&W ASW650 ARKALAR: B&W DM602.5S3
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  12 Şubat 2006, 23:27:29  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Sayın aaman00
Öncelikle adım Özhan değil ama önemli değil.İstediğiniz zaman bana mesaj atın yardımcı olmaya çalişırım.Saygılar


_____________________________

oguzt

 

Mesaj: 154


  13 Şubat 2006, 12:47:54  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Ben ses sistemlerinden pek anlamam bu yüzden sana sormak istiyorum 750 YTL var suan yazın kurmayi düşünüyorum sistemi yazin heralde bi 850 YTL lem olur siz ne önere bilirsiniz acaba genellikle müzik dinliyorum arada film izliyorum bu fiyata göre bi sistem yazarsan sevinirim


_____________________________

CIAman

 

Mesaj: 5


  13 Şubat 2006, 5:26:37  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Sevgili dostlar,

Mükemmel bilgiler son derece faydalı iyi bir başlık olmuş içini de süper doldurmuşsunuz.
Benim bir iki sorum olacak.

Tüm başlık altındaki yazıları okumadım şöyle bir göz gezdirdim. Ayrıca bir süredir hi-fi konusunda bulduğum tüm yazıları okumaya çalışıyorum. İstanbul hi-fi sitesini ve üyelerin sistemlerini inceledim. Belki bazı noktaları kaçırmış olabilirim.

1- müzik kaydı yapılan stüdyolar da kullanılan ekipmanlar ve kablolama konusunda ne kadar bilginiz var bilemiyorum ki bu kadar dolu arkadaşlarında bu konuda mutlaka bilgisi olduğunu düşünüyorum bu bağlamda,

metresi maksimum 20-25 dolar (hadi abartalım 100 USD diyelim) gibi bir seviyede olan multicore kablolar ile kayıt edilmiş bir müzik eserini ki CD ye basılıncaya kadar bir çok işlemden geçiyor nasıl oluyorda 2 metresi 7500 dolarlık bir kablo ile gerçeğe yakın bir hale getirebiliyorsunuz.? Buna gerek var mı? 100 dolarlık kablo ile 7500 dolarlık kablo arasında ki duyum farkını hissedebilecek kaçtane kulak vardır sizce?

2- İstanbul hi-fi de incelediğim sistemlerin fotolarından gördüğüm kadarı ile mükemmel denilecek ve gerçekten büyük paralar ile kurulmuş sistemler evin salonunda gelişigüzel yerleştirilmiş. Odalarda akustik düzenleme yok. (Bir kaçı hariç) Sadece Audiophile1 arkadaşın iletmiş olduğu yazıda geçen akustik düzenleme olmadan harcanılan bu paranın karşılığını nasıl alabiliyorsunuz. müzik denilince kayıt aşamasından tutunda dinleme aşamasına gelinceye kadar olmassa olmaz bir konudur akustik. Peki binlerce dolarlık cihazlar alıpta oturup karşısına hayal ederek müzik dinlemek ne kadar gerçekçi olur. çünkü akustik olmadan bu sistemin bir bacağı sakat olacaktır diye düşünüyorum.

Bu konuda bilgisi olan arkadaşların yorumlarını bekliyorum.


_____________________________

the_cantan

Mesaj: 3467


  13 Şubat 2006, 10:19:56  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Sistem kurulmadan önce zaten akustiği(mekan) ve müzik zevki ile yorumu yanında kaydı doğal olan-minumum miksiz diyeyim- temin edildikten sonra
yararlı olduğuna inanılan parçalar biraraya gelir. Yapılmayan durumlar olursa siz kendinizi bilin parası olupta eğlenene saygı duyun.

forumda fake dolu.

@Audiophile güzel yazılar koymuşsun, eline sağlık. bazı tepki
lerde haksız sayılmazsın ama forum hakkında ki görüşünü yine de kendine saklamalısın. Neyin ne olduğu belli oluyor zaten. Polemiğe girmemek daha şık olur.

Bırakalım bu işe zaman ve insanlar karar versin.

Sunulan yazılar toplamaktan ibaret mi? ayrıca yazıyor musunuz?

ve forumda ki tüm arkadaşlar kasmayın kendinizi gözünüzü seveyim.

bu işte tek doğru bunu unutmazsanız seviniriz;


!!''Bu işte kesin doğrular yoktur. Bu işin kitabını dünyada daha kimse, kurum yazmadı.Bu işte ahkam kesmek saçmalık ve yanlışların en büyüğüdür. Bunu unutmayın!!!''!!


saygılarımla.


_____________________________

KING
system failure...
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 24:32:44  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Sayın the cantan
Öncelikle ben bu foruma ilk mesajımı attığım gece tesadüfen rastladım.Önce hifi ile ilgili bütün mesajları okudum.Okudukça gördüm ki insanlar iyi niyetle olsada bazı konularda diğerlerine yanlış bilgi ve tavsiyeler veriyorlar.Ben bunu belirtince bazı arkadaşlar anlamsız bir tepki gösterdi ben de cevap vermek durumunda kaldım.Bu arada forumda daha önce benimle aynı nicki kullanan bir arkadaş varmış benim o arkadaşla bir ilgim yok.
Yazılar konusuna gelince: tahmin ediyorum ki Türkiyedeki en büyük hifi dergi ve kitap koleksiyonuna sahibim.1994 yılından beri Stereophile, TAS, HİFİ +, EER, Hifi Choise, What Hifi, Audio, Stereo, Stereoplay vs gibi dergileri toplarım.Ayrıca hifi, audio ve teknikleri ile ilgili bulabildiğim her turlu kitap ve dergiyi de alırım. Eğer çoğuna abone olmasam bu dergilerin aylık masrafı yarım milyarı bulur herhalde
İnsan bu kadar dergi ve kitap okuyunca ister istemez birşeyler öğreniyor.Ben öğrendiklerimi paylaşmayı da severim. Bu yüzden 2000 senesinde firmama ait sitede hifi rehberi ve sözlük başlıkları altında Türkçe makaleler koymaya başladım.Bu arada Türkiyede yayınlanan bazı dergilere hifi ,elektronik ve sektor üzerine yazılar yazdım.İlk başlarda bu yazıların imzasız yayınlanması beni rahatsız etmezken verilen emek arttıkça bu konu sorun olmaya başladı.En son bugun sektördeki bir dergi çeviri ücretini benim verdiğim ve derlediğim bir yazıyı benden izn almadan ve habersiz basınca artık hiçbir yere yazı vermemeye yemin ettim ve bir kısmını çevirdiğimiz Robert Harleyin kitabının çevirisini de yarım bıraktım.Sorunuza gelince evet hem kendim yazıyorum hemde yaralı olabileceğini düşündüğüm yazıların tercüme ve derlemelerini yapıyorum.Bu arada konuyla ilgili arkadaşlarım da yazıları ile katkıda bulunuyorlar.Şu anda nette dolaşan hifi üzerine Türkçe yazıların % 80 i benim sitemden alınmıştır.Bir site haricinde kaynak gösteren de olmamıştır.Buna bu forum da dahildir.Saygılar


_____________________________

the_cantan

Mesaj: 3467


  13 Şubat 2006, 24:50:13  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

Öncelikle sizi tanıma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.
ve sorumu üşenmeyip cevaplandırdınız, tekrar teşekkürler.
sanırım gesvages audio'ten bahsediyorsunuz.
haklısınız bilgiyi alıp adresini sunmamaları büyük yanlış.en son sektörde ki dergi en azından umarım kaynak göstermiştir. Çünkü bende şu anda forumda ki alıntıların esas sahibi kim anlamaya çalışıyordum.
bence çalışmalarınızı aksatmayın. gördüğüm kadarıyla heyecan var mesajınızad bu da ilginizin yok olmayacağına düşünebilirim.

Bu forum hakkında tespitleriniz doğru olabilir. özellikle bazı arkadaşlar. bu forum özellikle gençler arasında çok rağbet görüyor sanırım. şu anda Hı-END olmasın HI-FI bile forum için fazla. bu yüzden daha pişmesi için zaman lazım.
düzeyi yükseltmek, bilgi, kaynak sunmak çok harika. Kim faydalanabilirse. kendimiz çırpınsak nafile. o kadar.
bazı yanlış anlaşılmalar, anlayışlar olabiliyor bak ona gelemem işte.bu konuda haklısınız.
ne ise kusurumuz çok. rahatsızlık için herkesten özür dilerim. kardeşçe, rahat mutlu forumlar dilerim.


_____________________________

KING
system failure...
Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:15:47  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

BÜTÇENİZİ AYARLAMAK

Müzik playback sistemi için ne kadar para harcamalisiniz ?

Bu, iki seye dayanir, hayattaki önceliklerinize ve finansal durumunuza.Ilkin önceliklerinize bakalim. Iki bin dolarlik bir stereo sistemini savurganlik olarak degerlendiren bir kisi iki haftalik bir Avrupa seyahatine gözünü kirpmadan yedi bin dolar harcayabilir, tam aksine yedi bin dolarlik bir tatili bosa harcanan bir para olarak gören ve satin alinacaklar listesinde mükemmel bir Hi-Fi sistem olan bir kimsede bulabiliriz.Bahsettigimiz ilk kisi müzigi muhtemelen arabayla ise giderken dinledigi oyalayici ama vazgeçilebilir unsur olarak degerlendirirken ikinci kisi müzik dinlemeyi ve müzik den keyif almayi çok önemli bir unsur olarak görebilir.Gelirinizin ne kadarini Hi-Fi sisteme harcayacaginiz müzigin sizin için ne kadar önemli olduguna baglidir, Ve buna sadece siz karar verebilirsiniz.
Iyi bir Hi-Fi sistemine sahip olmak elbette müzik dinlemeyi hayatiniz da daha öncelikli bir pozisyona terfi ettirecektir.

Ikinci faktör: Her zaman Hi-Fi bütçeniz için disaridan tavsiye alabilirsiniz.Stereophile okuyuculari arasinda 1991 yilinda yapilan anket göre,averaj bir Hi-Fi sistemi kisinin yillik kazancinin %10’u civarinda olmaliydi.Stereophile dergisinin okuyucularinin ortalama geliri yillik 80,700 dolar olarak düsünüldügünde ortalama bir sistem için uygun görülen bütçenin 8-9 bin dolar olmasi gerekiyor.Ankete katilanlar ayrica bir sonraki sene Hi-Fi ekipmanlarina ortalama 2100 dolar harcamayi düsündüklerini bildiriyorlar.Bu rakamlar gözünüzü korkutmasin:Stereophile okuyuculari kendilerini bu konuya adamis merakli kesimdir,elbette tüm müzik severleri temsil etmezler.Bu rakamlardan çok daha ucuza müzikal açidan tatmin edici bir sistem bir araya getirilebilirsiniz .
High-End sisteminiz için kayda deger bir bütçe olusturmanizi siddetle tavsiye ederim.Masraf ilk basta çok fazla gözükebilir.Ancak en sevdiginiz müzik mükemmel bir sistemle çalindikça günden güne yildan yila bu harcamanizin karsiligini alacaksiniz.Bundan bir iki yil sonra sisteminizden keyif almaya devam ederken harcadiginiz para çoktan unutulmus olacaktir.Iyi bir müzik sistemi uzun süreli ve tatmin edici bir yatirimdir.Bundan da fazlasi yüksek kaliteli bir sistem alarak paranizi saklamak ekonomi yapmak anlamina gelmez, bu nedenle ilk seferinde dogru olanini yapin.
Bir Hi-Fi sistemine ne kadar harcamaniz gerektigini belirlemek için bir baska yol daha vardir.Memnun kalacaginiz kalite seviyesini bulup,bunu bütçenize uydurmak.Hi-Fi saticisina gidip size farkli kalite seviyelerinden sistemler dinletmesini isteyin. Kendinizi ortalama fiyatli bir sistemden memnun kalmis veya iyi bir sistemden çikan müzigi kesfedip böyle bir sisteme sahip olmak ister durumda bulabilirsiniz


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:18:11  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.




• SİSTEMİ TAMAMEN VEYA PARÇA PARÇA ALMAK

Bütçenizi olusturduktan sonra Hi-Fi sistemi alirken asagidaki üç yoldan hangisini seçmeniz gerektigini karar vermelisiniz.
1 ) En iyi parçalardan olusan komple bir sistem almak,
2 ) Limitli bir bütçenin müsaade ettigi sekilde komple bir sistem almak,
3 ) Simdilik birkaç parça satin almak ve finansal olarak uygun oldukça sisteme eklemeler yapmak.

Ilk seçenek için fazla düsünmeye gerek yok,yüklü bir banka hesabiniz olmasi yeterli.En iyi sistemi alabilecek tüketicinin, bütçe,upgrading veya sisteme sonradan parçalar eklemek gibi endiseleri olmamali.High End sistem almanin diger bazi unsurlari bu konuda yapacagi masrafi önemsemeyen audiofiller için geçerlidir.Ancak bu tarz dinleyiciler yukarida saydigim 2 ve 3.seçenege basvurmak zorunda kalmayan,finansal engelleri olmayanlardir.Eger onlardan biriyseniz en iyi sistemi satin alin ve keyfini çikarin.
Ancak çogumuzun bu tarz bir lüksü yok ve 2 ve 3. seçenek dahilinde bütçemizi ayarlamak durumundayiz.

Ikinci seçenekte de bütçeniz dahilinde komple bir sistem alacaksiniz.Üçüncü seçenekte ise bütçenizin tamamini sadece birkaç adet yüksek kaliteli alete harcayacak, kalan paçalari da finansal olarak müsait oldugunuzda alacaksiniz.Bu durumda ikinci seçenegi “ Komple satin alma”, üçüncü seçenege ise “parça parça satin alma” diye adlandiralim.Her iki yaklasiminda kendilerine göre avantaj ve dezavantajlari vardir.Tüm sistemi tek seferde almak toplam bütçenin tüm cihazlar arasinda dagitildigi anlamina gelir.Bu nedenle ayri ayri satin aldiginizda her parça için harcayacaginizdan daha az harcamis olursunuz.Bazi parçalarin kalitesi umdugunuzdan düsük olur ancak sisteminiz eksiksizdir ve keyfini sürmeye hemen baslayabilirsiniz.Bu tarz bir alisveris cihazlar üzerine ayri ayri düsünmek istemeyen tüketiciler için uygundur.Bu tür dinleyici set-up yapip sonra da müzigin keyfine varacagi sistemler isterler ki bir çok dinleyici için komple sistem satin alma yaklasimi idealdir. Audio’yu hobi olarak degerlendirmeye egilimli veya gözünü daha iddiali sistemlere dikmis olan dinleyiciler ilk basta birkaç cihaz alip sonra eklemeler yapabilirler.Bu tarz alisveris yapmak isteyen dinleyici, 2.seçenekteki dinleyici kadar para harcayacaktir,ancak sadece bir çift hoparlöre.

3. seçenegi tercih eden müsteri sistemin geri kalanini alacak bütçeyi olusturana dek kendi amfisini, receiver’ini, Cd Player’ini kullanmaya devam edebilir.Sistemi receiver’inin performansi ile limitli olacagindan,her ne kadar hoparlörlerinin performansini ilk basta alamayacak olsa da rüyalarini süsleyen elektronikleri aldiginda 1.sinif bir sisteme sahip olacaktir.Bu yaklasim sabir, kendini bu ise adamak ve uzun vadede daha fazla para gerektirir.

Sistemini parça parça satin alan audiofil, teknolojinin süratle kendini yenilemesinden dolayi karli da çikabilir.Ilk basta power amfi gibi kolay kolay degismeyecek bir ürünle baslayip digital prosesör, Cd player Cd transport gibi ürünlerinde daha iyi ve daha ucuzu çikana kadar bekleyebilir. Sisteminize sonradan parçalar eklemenin bir diger avantaji da, satin almadan önce cihazlari ayrintili olarak dinleme ve inceleme imkanidir. Bir satis elemaninin tavsiyesi ve/veya kendi tecrübelerinizle topluca bir sistem almaktansa, parça parça satin alma yolunu seçen dinleyici, sistemin geri kalani ile en iyi eslesecek parçayi dikkatle inceleyip seçebilir.

Bu parça parça yaklasimi daha çok audio hobistleri içindir ve büyük bir sabir gerektirir.Kisaca yapmak istediginiz sadece iyi bir sistem satin almaksa cihazlari unutup müzige bakin ve tüm sistemi bir seferde alin. Ilk harcama tutarina bakacak olursak, parçalari yavas yavas alsaydiniz bile ayni kalitede bir sistem sahibi olamayacaktiniz.Ancak uzun vadede daha az para harcamis olacak ve High-End müzik hakkinda daha fazla bilgi sahibi olacaktiniz. Bunun da yani sira tüm hayatiniz boyunca bir sonraki alacaginiz cihaz hakkinda endiselenmek zorunda kalmayacaksiniz. Komple sistem satin almak audio hobist olmayan müzik severlere tavsiye edilebilir. Bir çok müzik sever bu yolu seçer ancak bir High-End Audio sistemine sahip olmanin ayricaliginin farkina varinca kendilerini sistemlerindeki cihazlari parça parça upgrade ederken bulurlar.Bunun karsisinda sistemini parça parça satin alacak kiside magazinlerdeki ürün degerlendirmelerini okuyarak, bol bol saticilari ziyaret edip, demo dinlemeleri yaparak çok iyi bir dinleyici ve daha ciddi bir audiofil olacaktir.





_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:21:27  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

İHTİYAÇLARINIZA EN ÇOK UYAN SİSTEMİ SEÇMEK

Bir Hi-Fi sistemi sadece sizin müzikal begeninize uygun olmakla kalmayip evinize ve dinleme ihtiyaçlariniza uymali. Bu konudaki rehberler çogunlukla çok dogrudur. Öncelikle hoparlörün ebatlarinin dinleme odanizin ebatlariyla uyusmasi gerekir. Büyük Full range hoparlörler küçük odalarda iyi performans göstermez veya tam tersi de geçerlidir.Büyük hoparlörler sadece fiziksel olarak dominant olmakla kalmaz, odaya bass enerji ile fazla yükleme yaparlar.
4,5x 6,5’lik odada iyi ses veren bir hoparlör, 3 x 4 lik bir odada agir, kalin boguk ses verir. Performans göstermesi için para döktügünüz bass ( gerçek bir derin bass üretimini yakalamak pahalidir ) küçük bir odada sizin aleyhinize çalisacaktir. Ayni paraya mükemmel bir mini monitör almis ( yapim maliyeti üst bas, orta alan ve tizlerin mükemmel olmasi için harcanmis ) olabilirdiniz, üstelik monitör ile her zaman kazançli çikarsiniz hem odaniz asiri bass’la yüklenmez,hem de mini monitör muhtelemen daha iyi bir soundstage’e ve tonal berrakliga sahip olacaktir.
Mini monitörler limitli düsük frekans uzunluklari ile komsulari rahatsiz etmeme gibi bir baska avantaja daha sahiptirler. Kimseye rahatsiz etmeden yüksek sesle müzik dinleyebilirsiniz.Ayrica küçük bir odada yerlestirilmeleri de kolaydir. Tam aksine bir mini monitör sesiyle büyük bir odayi dolduramaz. Bazi müzik eserlerindeki güç,dinamik sürücü, derin bass uzunlugu, son derece tatmin edici fiziki etki, mini monitörlerle gerçeklesmez.Odaniz ve bütçeniz var ise, full range ayakli büyük bir hoparlör en iyi seçim olacaktir. Göz önüne alinmasi gereken bir diger faktör de amfi gücüdür. Amfiler hem oda hem de hoparlörlerle eslestirilmelidir. Daha büyük bir oda daha fazla amfi gücü ister, bir yandan da düsük duyarliliga sahip hoparlörler.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:24:13  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.



• LÜKS PARÇALAR - PARASAL KARªILIKLARI

High End Audio cihazlari faydali görünüslü kutulardan altin kaplama savurgan görünüslü masraftan kaçinilmamis örneklere kadar çok çesitlilik gösterir. Ürünlerin kasasi her zaman içindeki elektronigin kalitesini degil üreticinin ürün felsefesini de yansitir. Bazi firmalar ucuz sase’lerin içine mükemmel elektronik yerlestirerek en düsük paraya en iyi sesi sunmayi hedeflerler.
Lüks cihaz üreticileri ayni kalite seviyesindeki elektronigi çok gösterisli bir sasenin içine 1 inç kalinliginda bir ön panel, lake kaplama gravürler, pahali metal isleri kullanarak ama alelade terminal girisleri ve giris uçlari ile üretebilirler.

Çok yüksek fiyatli ürünler satan bir elektronik üreticisi bana eger ucuz sase kullaniyor olsa ürünlerini yari fiyata satabilecegini söylemisti. Ancak yine de tasarim seviyesi ve elektronigin yapim kalitesinin mükemmel bir saseden daha azini hak etmedigini de düsünmeden edemiyordu. Bazi tüketiciler zarif görüntüyü ve lüks hissiyati tercih ederken digerleri daha az paraya en iyi müzigi vermeyi tercih ediyorlar.

Bazi müzik asiklarina göre görüntü ve zarif bir kasa müzik kalitesinin ardindan geliyor, ses iyi oldugu sürece cihazin nasil göründügü ile ilgilenmiyorlar. Ancak kimi audiofiller muhtesem kozmetik, yüksek yapim kalitesi ve ayni ürünün zarafet ve lüks saçmasina neden olan ayrintilara para ödemeye gönüllü oluyorlar. High End cihazi seçerken kendi ihtiyaçlariniz ve üreticinin ürün felsefesini birlestirmeye gayret edin. Bu sayede, umurunuzda olmayacak kalin saselere para ödememis veya tam tersi evinizin genel dekorunu mahvedecek bir cihazi almamis olursunuz.

Bir diger durum ise siradan hatta zayif kaliteli bir elektronigin gösterisli, dikkat çeken dis görünüse sahip olarak satilmasidir.

Bu tarz ürünlerin pazari müzikal sofistikasyonu daha az, görüntü ve/veya firmanin marka statüsüne bakan müsteri kitlesidir. Bu tarz butik markalar High End olarak degerlendirilemez. Buna bagli bir diger konu da kullanim kolayligi/deger karsilastirmasidir.Bazi ürünlere ses kalitesini iyilestirmeden, ürünün fiyatini arttiran kullanim özellikleri eklenir. Preamfi için uzaktan kumanda buna iyi bir örnektir. Uzaktan kumanda fonksiyonu – dogru uygulandigi taktirde, preamfinin maliyetini ikiye katlar ancak ses kalitesinde iyilestirme yapmaz. Cihaz seçerken ses kalitesi, kullanim özellikleri ve fiyat konulari arasindaki baglantiyi da göz önünde bulundurun.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:28:01  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.



• BÜTÇENİZİ SPESİFİK CİHAZLARA AYIRMAK

Sisteminizdeki her parça için ne kadar harcamaniz gerektigini belirten bir kural liste yoktur. Mass market orta sinif Hi-Fi dergileri senelerdir okuyucularina Hi-Fi bütçelerinin büyük bir kismini müzigi üreten parça olduklari için hoparlörlere harcamalarini tavsiye ederler. Bu düsünce tarzina göre tüm Cd Player’lar ve amfilerin birbirlerinin ayni kalitede oldugu ileri sürülmektedir. Bu durumda neden pahali amfilere ve digital kaynak cihazlara para harcansin ki?
High End dinleyicisi müzigin tekrar üretimi konusunda farkli tahminler yapar. High End audio üzerine temel bir ögreti ise eger sinyal reprodüksiyon zincirinin basindan iyi degilse zincirin devamindaki hiçbir cihazin sinyali iyilestiremeyecegini söyler.

Aslinda sinyal ancak üzerinde gittigi bir cihaz sebebiyle azalir, kötülesir. High End audio cihazlari sinyalin kalitesinin düsmesini azaltir, engeller.Eger Cd Player’iniz kati,parlak ve müzikten uzaksa, son ses de kati parlak ve müzikten uzak olacaktir.Benzer biçimde tüm sistemin performansi sinyal rotasindaki en kötü cihazin çözünürlülügü ile sinirlidir.Mükemmel hoparlörleriniz, harika bir pikabiniz olabilir ancak sinyal zincirinizdeki düsük kaliteli bir pre amfi sayesinde bu cihazlarin hepsinin yarari çöpe gidecektir.Parçalar arasinda kalite eslesmesi yapmak harcadiginiz paradan en iyi sesi almak için zorunludur.Düsük kaliteli ve kötü sese sahip bir cihaz varken zincirin son halkasinin yüksek kaliteli hoparlör olmasi,düsük kaliteli hoparlörler olmasindan daha kötüdür.Yüksek çözünürlülüge sahip hoparlörler sinyal akisindaki kötü kaliteli cihazin hatalarini hemen ortaya çikarir. Bu durum eviniz de çok büyük bir pencere olmasina benzer, eger manzaraniz güzel bir sahil seridine bakiyorsa pencerenizin mümkün oldugu kadar temiz ve transparan olmasini istersiniz.Ancak pencereniz bir çöplüge bakiyorsa pencerenizin bu manzarayi örtmesini istersiniz.

30 Bin $ degerinde elektronik ile çalinan kötü hoparlörleri de , düsük bütçeli entegre amfilerle çalinan 9 Bin $ lik hoparlörleri de dinledim. Söyleyebilirim ki elektronikler ve kaynak cihazlar en az hoparlörler kadar hatta daha bile fazla önemlidir.Her ne kadar hoparlörler genel sesi etkilese de, Cd Player pikap gibi kaynak cihazlar ve pre power amfi gibi elektronikler müzikal bir High End bir sistemini kesfetmek için zaruridir.

Asagidaki örnek ile 6 Bin $ lik bütçe ile olusturacagim hayali sistem için parçalar bir araya getirdim.
Iste her ürünün ne kadara mal oldugu,

Pre amfi – 1000 $
Power amfi – 1.200$
Digital Kaynak – 1.300 $
Hoparlörler – 2000 $
Interconnect ve kablolar – 500$

Toplam 6000$ , gördügünüz gibi hoparlörler bütçenin Üçte birini, digital kaynak yüzde yirmi ikisini,pre amfi yüzde onyedisini ve power amfi’de yüzde yirmisini olusturuyor.Bütçenin kalan yüzde sekizi de interconnect ve kablolar için harcanmis. Bu yüzdeler elbette kanun gibi uyulmasi gerekli olan rakamlar degil ancak bütçenizi ayirirken iyi bir baslangiç noktasi.

Bu bütçeye bir baska yaklasimda , 500$ lik ucuz bir Cd Player alip kalan 800$’i da daha iyi bir hoparlör almak için kullanabilirsiniz.Daha sonra finansal olarak müsait oldugunuzda sisteme digital prosesör ekleyebilir ve bunu Cd Player’in digital çikisina baglayabilirsiniz.Bu süre içinde hem müzik dinleyebilecek hem de uzun vadede daha iyi ses veren bir sisteme sahip olacaksiniz.

Bütçenin %33’ünün ayrildigi hoparlör konusunda çok esnek davranabilir. 2000$ hoparlör performansi konusunda önemli bir esik noktasidir. 2000$’dan daha pahali olan hoparlörler çogunlukla fiyatla orantili olmayan biçimde 2000$’in altindaki hoparlörlerden çok daha iyi performansa sahiptir. Bu sebeple bütçenizin bir kismini 2000$’da ki bu esik noktasini asmak için kullanabilirsiniz.

Simdide 2000$ limitli bir bütçe ile hazirlanmis bir örnek görelim.

Amfi – 750$
Digital Kaynak – 400$
Hoparlör – 750$
Interconnect ve Kablolar – 100$

Toplam – 2000$ .
Bu sistemde birbirinden ayri pre amfi ve power amfi yerine integre amfi, Cd transport ve digital prosesör yerine tek bir Cd player kullanilmis. Bir önceki örnekte oldugu gibi birbiriyle eslesecek denenmis cihazlari tercih ettim.

Sasilacak biçimdeki yüzdeler ilk örnekteki yüzdelere yakin oldu.Hoparlörler bütçenin %37’sini Digital Kaynak %20’sini, amfiler %37’sini, kablo ve interconnectler %8’ini olusturdu.

Bu fiyat seviyesinde mükemmel ses veren sistemler dinledim.Dikkatli ve titiz biçimde seçimler yapilirsa 2000$’lik bir sistem yüksek kalite müzik üretiminin ne oldugunun özünü size hissettirecektir. 850$’lik bir sistemin bile müzikal ve keyifli oldugu örnekleri dinledim. Asil nokta Hi-Fi için ne kadar harcadiginiz degil ancak bütçeniz dahilinde tatmin edici bir sistem olusturmak için cihazlari ne kadar dikkatli seçeceginizdir.

Ayrica AC güç conditioner ve aksesuarlari için de bütçenizin bir kismini ayirmaniz gerekecektir. Bana kalirsa sistemi satin alirken AC conditioner ve aksesuarlarini ayni zamanda almaniza gerek yok. Sistemi alin, eve getirip kurun, optimize edin, daha sonra AC conditioner ve aksesuarlari tecrübelerinize göre ekleyin. Sebebine gelince, AC conditioner’lar sisteminizde her zaman iyilestirme yapmazlar. Hatta sesi azaltip, kötülestirebilirler. AC conditioner’lari etkileyen pek çok degisken vardir. Conditioner’a bagli cihazlarin adedi, sizin duvarinizdaki AC conditioning’in durumu gibi degiskenlerden dolayi, Ac conditioner’i almadan önce test etmeniz daha dogru bir seçim olacaktir.
AC hatti conditioner’i sisteminize daha sonradan eklemeniz için bir baska iyi sebepte AC conditioner baglamadan sisteminizin sesine alisacaginiz için Ac conditioner baglandiktan sonra efektif olup olmadigini daha iyi anlayacak olmanizdir.Unutmayin ki bir cihazin eklenmesiyle seste olusacak degisiklik her zaman iyi yönde olmaz.

Ayni mantik koni,ayak ve titresim azaltici gibi aksesuarlar içinde geçerlidir.Varliklarinin efektifligini veya yokluklarinin eksikligini ancak sisteminizi çok iyi tanidiktan sonra anlayabilirsiniz.Bütçenizin birkaç yüz dolarlik bir kismini aksesuarlar için ayirin. Eger bir farklilik yaratamayacaklarsa CD’ler veya plaklar için harcayacaginiz birkaç yüz dolariniz daha olmus olur.




_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:30:13  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.




• TEK BİR CİHAZI UPGRADE ETMEK

Birçok audiofil sistemlerini zaman zaman tek parça cihazi degistirerek derece derece iyilestirirler.Paranizin karsiliginda en fazla iyilesmeyi elde etmenin püf noktasi sisteminizdeki en zayif parçayi degistirmektir.Mesela zayif ses veren bir preamfi digital prosesör’ünüzün ne kadar iyi oldugunu duymanizi engeller.Ayni sekilde taneli ve sert bir digital kaynak cihazla temiz ve transparan bir preamfi kullansaniz dahi duyacaginiz ses digital kaynagin ne kadar sert ve taneli olacagidir.
Ayrica sistemin her kisminin benzer kalitede olmasi gereklidir. Eger sistemdeki cihazlarda kalite uyumsuzlugu olacak ise kaynak cihazlarin daha kaliteli seçilmesi en dogrusudur.
Hangi ürünün upgrade edilecegine karar vermek zor olabilir.Bu,iyi bir high-end audio saticisinin tavsiyesinin önemli oldugu bir noktadir,hangi parçanin upgrade edilmesi gerektigini deneyimli bir satici hemen.kesin olarak belirtebilir.Bir baska yol da bir arkadaslarinizdan ödünç alacaginiz cihazlari sisteminizde dinleyerek hangi parçanin sisteminizin sesinde en fazla iyilestirmeyi gerçeklestirdigini görmek olabilir.
Son olarak high-end dergilerini takip ederek cihazlarinizin yaklasik olarak nasil kaliteye sahip olduklari hakkinda bilgi sahibi olabilirsiniz.Eger sisteminizdeki cihazlar yaklasik olarak B sinifi ürünler olarak degerlendirilirken ve CDplayer’iniz D sinifi bir ürün olarak degerlendiriliyor ise nereden baslayacaginizi biliyorsunuz.
Ilk bölüm’de playback sistemden müzik dinleme ile Grand Canyon’a bir dizi pencere camindan bakmayi benzestirmistim.Her pencere cami Grand Canyon’un görüntüsünü farkli biçimde bozuyordu.Pencere sayisi ne kadar az ve camlar ne kadar transparan olursa, manzara daha seffaf oluyor ve direk görüntü ile olan baginiz daha güçlü oluyordu.

Sisteminizdeki tek bir cihazi upgrade ederken en az harcama ile en fazla sonik iyilestirmeyi elde etmek için bu Grand Canyon örnegini kullanmak yaralidir.Her cihazi, bir pencere cami olarak düsünün. Size en yakinda duran pencere cami hoparlörlerdir,bir sonraki power amfi,sonra preamfi ve son olarak da sinyal kaynagi (CD Player ve pikap )
Sistemin genel transparanligi ve sizin müzikten alacaginiz keyif pencere camlarindan geçen görüntünün toplamidir.Birkaç tane seffaf caminiz olabilir,ancak görüntü yinede kirli olanlar tarafindan gölgelenecektir.

Hi-Fi sistemini upgrade etmenin en önemli anahtari en kirli, en renkli camdan kurtulmaktir.Müzikal performansi azaltan parçayi bulun ve onu degistirin.Bu teknik sayesinde harcadiginiz para karsiliginda sisteminizde gerçeklesecek en fazla iyilesmeyi elde edersiniz.

Ayrica en transparan pencereyi en yakina koymak (hoparlör) diger pencerelerdeki (amfi,kaynak vs) hatayi ayrintisi ile ortaya çikaracaktir.

Ortalama kalitelideki elektronik zincirinin son halkasi olarak kullanilan yüksek çözünürlüge sahip hoparlörler, ayni sistemin ayni orta kalite bir çift hoparlörle oldugundan daha kötü ses çikarmasina neden olacaktir. Bu mantigi takip ederek bir Hi-Fi sisteminin içinde yer alan kaynak cihazin kalitesinden daha iyi olmayacagini çikartabiliriz. Eger ilk pencere cami ( kaynak cihazi ) kirli ve renkliyse genel görüntüde kirli ve renkli olacaktir. Ilk pencere caminin ardina ne kadar temiz ve transparan camlar yerlestirseniz de görüntünün bozuklugunu azaltamazsiniz. Aslinda kirli camin önüne yerlestirdiginiz transparan camlar sadece ilk cam’in ne kadar kirli oldugunu daha çok ortaya çikartmaya yarayacaktir.
Yüksek kaliteli bir playback sistemine sahip olmak için baslangiç noktasi kaynak cihazlar olmalidir.
Ne var ki playback sisteminizin kalite seviyesi arttikça iyi performans olarak degerlendirdigimiz kalite de artacaktir.Müzikal tatmin arayisinizda cihazlarinizi ardi ardina upgrade ettikçe daha elestirel olacaksiniz .Bu ugras bir bagimlilik haline gelebilir hatta müzikten aldiginiz keyfin azalmasina bile yol açabilir.




_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:32:37  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

MAGAZİN DEĞERLENDİRMELERİN NASIL OKUMALI?

Burada mümkün oldugu kadar spesifik ürünleri tavsiye etmekten kaçiniyorum zaten siz bu tavsiyeleri okurken büyük ihtimalle ürünler yenilenmis veya üretimi bitmis olacaktir. Ürünler üzerine en yakin zamanli tavsiye High-End audio ve Hi-Fi magazinlerinde yer alan ürün tanitimlarinda bulunur. Bu dergilerin çogu aylik oldugu için yeni ürünler hakkinda son bilgilere ve satin alma tavsiyelerini buralarda bulabilirsiniz. Ayrica dergilerde degerlendirme yapan kisilerin çogu teknik açidan bilgili, audio ürünleri hakkinda gerçek bilgileri yazmaktan kaçinmayan çok iyi dinleyicilerdir.
High-End ürün degerlendiren kisinin etnik degerlerini gösteren bir klise vardir “Korku ve kayirma olmadan” Yeterli bir ürün degerlendirmesi ses, yapim kalitesi ve cihazin degeri hakkinda tarafsiz ve egitimli bir fikir verir. High –end ürün tanitimi ve yorumu yapan kisiler çok fazla ürün hakkinda bilgi sahibi olduklari için benzer degerler ve dezavantajlari tayin edip, yazilarina aksettirme sansina sahiptirler. En iyi ürün degerlendirmecileri iyi bir kulak, teknik yeterlilik ve dürüstlük sahibi olanlardan çikar.

High-End dergilerindeki ürün degerlendirmeleri arasinda büyük farklar oldugunu göreceksiniz. Mass-market dergileri reklam odaklidir, onlarin hedefleri reklam verenlerdir. Tam aksine High-End dergileri okuyucu odaklidir, derginin hedefi okuyucuya hizmet etmektir, reklam verene degil. Bundan dolayi High-End dergilerinde siklikla ürünler hakkinda negatif degerlendirmeler yer alir. Daha da fazlasi High-End dergileri okuyucuya tavsiye edilecek ürün konusunda çok seçici davranirlar. Mass-market dergileri sokaktaki ortalama insana servis verdiklerini düsünürler, ve bu ortalama insanin müzik konusunda bir audiofil in önem verdigi unsurlara önem vermediklerini varsayarlar. Bu nedenle High-End ürün degerlendirmeleri sadece dürüst olmakla kalmayip hangi ürünün degerli olduguna karar verirken seçici olmalidir. Eger ürünleri asla kritize etmeyen bir dergi okuyorsaniz, okumayin. Nasil her audio cihazi alinmaya degmez ise her dergi degerlendirmesinin de bir tavsiye ile bitmesi gerekmez.

Hayatini High-End audio ürünlerini degerlendirerek kazanan kimse hakkinda dergi degerlendirmelerinde avantajiniza kullanabileceginiz bir kaç sir vermek istiyorum. Ilkin, degerlendirmeci ile yazdigi ürün degerlendirmesini iliskilendirmeyi deneyin. Ürün hakkindaki yorumu okumadan önce yazarin adini aklinizda tutun. Bu sayede farkli ürün yorumcularinin müzik ve ekipmanlar hakkindaki tarzini daha kolay ögrenirsiniz, yorumcunun sizinkine benzer müzikal duyarliligini kullanarak size basvuru kaynagi olarak yararli olmasini saglayabilirsiniz. Ikinci olarak her ürün degerlendirmesi ve yorumcuya ayni agirligi yüklemeyin. Audio ürün degerlendirmeleri bir çok farkli beceri ve ustalik seviyesi görecegimiz tamamen farkli bir uzmanlik alanidir.

Bazi degerlendirmeciler bu isi yillardir yaparken bazilari da yeni basladiklari bu meslekte deneyimli meslektaslarinin sadakatinden uzaktirlar. Bu nedenle degerlendirmecinin deneyimini, repütasyonunu ve bir ürünü tavsiye etmek için kullandigi standartlari göz önüne alin. Son olarak ürünü kendiniz dinleyin, Eger ürün degerlendirmesinde iki farkli ürün test edilmis ise her iki cihazi da dinleyip sizin algilamalarinizin ürünü degerlendiren kisi ile uyup uymadigina bakin. Degerlendirilmesi yapilan ürünü almakla ilgilenmiyor bile olsaniz, cihazlarinizi dinlemek yeteneklerinizi gelistirecek ve yorum yapan kisinin degerlendirmelerini yorumlamaniza imkan taniyacaktir.

Audiofillerin en sik yaptiklari hata ürünün kendisini ayrintili incelemeden ürün hakkinda övgü dolu degerlendirmelerden yardim alarak ürün seçmeleridir.

Bir ürünü iyi ve kötü noktalari hakkinda kendiniz arastirma yapmadan bir degerlendiricinin begenisine dayanarak satin almak çok kolaydir. Bir ürünü yalnizca ürün degerlendirme sonucuna bakarak satin almak tehlikelidir. Ürün degerlendirmelerinin aslinda bir kisinin kendi fikri olmaktan öte olmadigini unutmayin. Her ne kadar bilgili ve egitimli bir kisinin fikri de olsa.
Bunun yani sira degerlendirmeyi yapan kisinin begenileri sizinkinden farkliysa begenmediginiz bir cihazi satin alabilirsiniz. Hepimizin ses kalitesini degerlendirirken birbirimizden farkli önceliklerimiz vardir. Ürün degerlendirmesini yapan kisi en fazla soundstaging’e önem verirken bu özellik sizin siralamanizda daha asagilarda yer aliyor olabilir. Cihaz satin alirken kendi önem siranizi göz önünde tutun, kendi kulaklariniza güvenin.

Keskin gözlü okuyucular degerlendirmecinin hangi cihazin özel oldugunu düsündügünü anlayabilirler. Bir çok degerlendirmecinin yeni bir ürünü test ederken birlikte kullandiklari referans sistemleri vardir. Eger herhangi bir ürün bu referans sistemin içinde sürekli yer almaya basladi ise, degerlendirici kisinin o ürünün basarili bir ürün oldugunu düsündügü anlayabilirsiniz.

Bir ürünün iyi oldugunu gösteren bir baska ipucu da degerlendirme yapan kisinin o ürünü kendi için satin almasidir.

Ürün degerlendirmeleri hakkinda son bir söz daha edelim. Eger çoktan satin almis oldugunuz bir cihaz hakkinda olumsuz bir elestiri yazisi çikarsa o cihazin keyfini çikartmaktan vazgeçmeyin. Nasilsa o olumsuz yazi yayimlana dek cihazinizla müzik dinlemekten keyif aliyordunuz. Neden bir baska kisinin görünüsü sizin müzikal tatmininizi azaltsin ki ? Bana kalirsa dergi yorumlari negatif de olsa pozitif de olsa okuyucunun gözünde ve Hi-Fi pazarinda gereginden fazla önemsiyorlar. ( Unutmayin bunu profesyonel bir yorumdan duyuyorsunuz ) Toparlayacak olursak,

• Ürünü degerlendiren kisinin kisisel sonik ve müzikal önceliklerini ögrenmeye gayret edin. Kendi müzik ve sonik yaklasiminizda bir yorumcu bulunca onun sözüne güvenir.

• Ürün hakkindaki sizin izlenimleriniz ile degerlendirmeci kisinin izlenimlerini karsilastirir.

• Bu sadece degerlendiricinin begenisi ve ustaligi hakkinda size fikir vermekle kalmayip daha iyi bir dinleyici olmanizi saglayacaktir.

• Her degerlendirmeciye esit agirlik yüklemeyin, yorumcu kisinin reputasyonun ve konu hakkindaki deneyimini göz önüne alarak karar verin. Degerlendirici kisi o ürüne benzer kaç adet ürün test etmis? Eger yorumcu o türden bir çok ciddi ürünü test etti ise onun yorumu, daha az ürün test etmis birisine göre daha degerli olacaktir.

• Sadece ürün degerlendirmelerine dayanarak ürün satin almayin. Ürün degerlendirmelerini kendiniz yapacaginiz dinleme seanslari için baslangiç noktasi sayin. Ürünün size uygun olduguna karar vermek için kendiniz dinleyin. Birakin kulaklariniz karar versin.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:35:29  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

• SİSTEM UYUMU

Ucuz sistemlerin siklikla iyi performans gösterdikleri High-End audio’da herkesçe bilinen bir gerçektir. 1500 $’lik mütevazi sistemlerin 15.000$’liklardan daha fazla müzikle iç içe olabildiklerini ben de gördüm. Neden mi?
Bunun cevabi bazi iyi design edilmis uygun fiyatli ürünlerin, kötü tasarlanmis, üretilmis pahali cihazlardan daha iyi ses vermesidir. Ancak, bir playback sistemin müzik kalitesini etkileyen en önemli faktör sistem eslestirmesidir.

Sistem eslestirmesi birbirini sonik olarak tamamlayan cihazlari bir araya getirme becerisidir. Bu, cihazlarin daha az uyumlu cihazlarla bir arada çalismasi durumunda elde edilebilecek müzigin çok ötesinde bir sonuç anlamina gelir.
Tüm parçalarin toplamindan daha iyi oldugunu savunan sinerji konsepti en az paraya en iyi sistemi olustururken son derece önemli bir kavramdir. Sistemdeki parçalari elestirmek, audio sistem seçimindeki en son adimdir. Önce kisisel ihtiyaçlariniza uygun sistemi belirlemeli, bütçenizi ayarlamali ve audio dükkanlari ile baglantilarinizi kurmalisiniz. Seçeneklerinizi azalttiktan sonra hangi ürünü seçeceginiz büyük miktarda sistem uyumluluguna dayanacaktir. Hangi cihazlarin hangi diger cihazlarla en iyi çalisacagini bilmek, dinleme seanslariniza, bilginize ve ne kadar çok cihazi test ettiginizle baglantilidir. Elbette çogumuzun bu saydiklarimi yapacak zamani ve çok sayida cihazi test etmeye imkani yok. Dolayisi ile cihaz seçerken kendi kulaklarimiza veya uzmanlarin genel görüslerine güvenmek zorunda kaliyoruz. Bu bilgileri edinmek için en iyi kaynak, dergi yorumlari ve High-End audio saticisidir. High-End audio saticisi sattigi ürünler hakkinda büyük bilgi sahibidir ve müsterilerine kurdugu sistemler sayesinde edindigi deneyimler ile çok iyi sistem eslestirme tavsiyeleri verebilir.

High-End audio saticisi büyük ihtimalle sattigi ürünleri çesitli varyasyonlarda kurumlarla dinledigi için, deneyimlerine dayanarak verdigi tavsiyelerden yararlanabilirsiniz. Sistem elestirme konusunda ipucu edineceginiz diger kaynak da dergilerde yer alan ürün degerlendirmeleridir. Saygin dergilerde basilan ürün degerlendirmelerinde test edilen ürünün hangi cihazlarla uyumlu oldugu siklikla bahsedilir. Hatta ürün yorumu yapan kisi diger cihazlarla ilgili deneyimlerinden ve sonuçlarindan bahseder. Örnegin bir hoparlör degerlendirmesinde, o hoparlörün 4-5 farkli amplifikatör ile nasil ses çikardigi hakkinda bilgi bulunur. Her kombinasyonun sonik karakteristigi tarif edilir ve okuyucuya o hoparlörlerle hangi amfinin en uyumlu çalistigi hakkinda fikir verilir. Daha da önemlisi bu sonik açiklamalar ve degerlendirmeler test edilen hoparlörler ile en uyumlu çalisacak amplifikatörün türünü de ortaya çikaracaktir. Türden kastim hem teknik performans ( tüplü mü, transistorlü mü, güç çikisi, çikis empedansi vb. ) hem de genel sonik karakteristiktir. ( Iyi kontrollü bass, ileri prezantasyon vb )
Diyelim ki ürün degerlendirmesini gerçeklestiren kisi hoparlörleri 4 farkli amfi ile çalmis olsun. Düsük güçlü ama yumusak sesli bir entegre amfi, yüksek empedansli bir tüp amfi, pahali olmayan orta- yüksek güç arasi bir solid state ve dinleme odasina tasimak için 2 kisinin bile zorlanacagi dev bir Solid-state amfi.

Degerlendiricinin yorumu entegre amfinin yeterli volüm için güç üretmede zayif kaldigini ve ses dinamiklerinde eksiklik oldugunu, yüksek çikis empedansli tüp amfinin baslarda asiri yumusak oldugunu ve hiz ve ritm duygusunu azalttigini, mükemmel bass kontrolüne sahip olan ucuz solid state amfinin ise ileri prezantasyon ve taneli tizleri sayesinde ideal bir uyum saglamadigini belirtecektir. Son olarak degerlendirmeci büyük solid state amfinin bu hoparlörler için en uyumlu seçim olacagi sonucuna varacaktir. Bu elbette en pahali amfinin tüm hoparlörlerle en iyi çalacagi anlamina gelmez. Baska bir hoparlör entegre amfi ile mükemmel çalisacak ve solid state amfi asiri kaçacaktir. Buna ragmen eger hoparlörler tiz seslerde gereksiz heyecanli, orta baslarda zayif kaliyorsa tüp amfi egilimleri iyilestirebilir. Son olarak eger hoparlörler tiz tanelenmesine duyarli degil ancak yine de bass’ta sözü geçen kontrollü bir amfi ile çalismasi gereken bir dogaya sahipse en uygun seçenek ucuz solid state amfi olacaktir.
Belirli bir cihaz için en uyumlu sonik ve teknik performansin hangisi olduguna dair en iyi fikir ürün tanitim ve degerlendirmelerini dikkatlice okumaktan geçer. Örnek olarak bir hoparlörün büyük, yüksek akimli bir amfi ile sürülmesi gerektigini bilirseniz bu bilgi sizi hangi cihazi dinlemeniz konusunda dogru yönlendirecektir. Dergilerdeki ürün yorumlarini okuyarak High-End audio saticisinin tavsiyelerini dinleyerek ve kendi ürün dinlemelerinizden yola çikarak bütçenize en uygun yüksek müzikal performansa sahip sistemi bir araya getirebilirsiniz.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:38:45  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.



• CİHAZLARI SEÇERKEN YAPILMASI VE YAPILMAMASI GEREKENLER

Bazi audiofiller çesitli ürünleri satin alma konusunda israrci olurlar, ancak yanlis nedenden dolayi. Mesela, bir çok High-End ürünü, tasarimlarindaki bazi teknik unsurlarina dayanilarak pazarlanirlar. Bir power amfi, örnek olarak “200.000 uF filler kapasitansina sahip “ “32 adet yüksek akim çikisa sahip” ve “farkli bir JFET giris katina sahip” özellikleri ile pazarlanabilir. Her ne kadar bunlar övgüye deger vasiflar olsalar da, amfinin iyi ses üretecegini garanti etmezler.
Sadece teknik özelliklerden etkilenerek harekete geçmeyin, cihazi kendiniz dinleyin. Nasil sadece teknik özelliklere dayanarak satin alma karari vermemeniz gerekiyorsa, ayni sekilde sadece cihazin markasindan da etkilenerek satin almayin. Bir çok güvenilir geçmise sahip High-End üreticisi ara sira da olsa ortalama kalitede ses veren ürünler üretirler. Büyük bir High-End markasi her zaman High-End ses anlamina gelmez. Siz kulaklariniza güvenmeyi tercih edin.
Siklikla makul fiyatli ürünlerin seslerinin iyi, hatta kendisinden 2,3 kat daha pahali ürünlerden daha iyi ses verdigini duyup sasiririm. Ancak yine de firmanin geçmisini, ürün kalitesi hakkindaki repütasyonunu, müsteri hizmetleri sicilini ve ürün güvenirliligini göz önünde bulundururum.
High-End üreticileri tek kisilik garaj üretiminden, yüzlerce eleman çalistiran büyük firmalara kadar çok çesitlilik gösterirler.

High-End tasarimcisinin garajinda hobi olarak yaptigi cihazlar çok iyi sese sahip olabilirler , ancak o firmanin gelecek sene açik olup olmayacagini bilemezsiniz. Bu konu sadece servis alma durumunuzu zora sokmaz, ayrica satin aldiginiz ürünün degerini çok düsürür, takas imkanini azaltir.

Bunu yani sira High-End üreticilerinin servis konusunda çok farkli politikalari vardir. Bazilari cihazinizi istemeye istemeye ve/veya garanti disi olanlari yüksek fiyatlara tamir ederler. Digerleri ise, degerli müsterilerini memnun etmek için gayret ederler. Aslinda bazi High-End audio firmalari müsterilerini memnun etmek için sinirlarini zorlamaya kadar giderler. Garanti disi bir amfi yi tamir için alan bir amfi üreticisi ürünü sadece para almadan tamir etmekle kalmaz, müsterinin memnuniyeti için amfinin çizilmis ön kapagini ücretsiz degistirir. Iyi müsteri memnuniyeti konusunda reputasyon sahibi olmak isteyen firmalar için bu uzun vadeli bir yatirimdir.
Paranizi bir cihaza yatirmadan önce göz önünde tutmaniz gereken bir baska unsurda o ürünün ne kadar zamandir satista oldugudur. Üreticiler hiçbir uyari yapmadan bazi ürünlerini üretimden kaldirabilir veya ismini MKII olarak degistirdikleri upgrade modelini piyasaya sürebilirler, böyle bir sey olursa satin aldiginiz cihazin yani eski modelin degeri bir anda düsecektir. Eger çok iyi bir ürünün üretiminin kisa bir süre sonra bitecegini biliyorsaniz bu cihazi indirimli olarak satin alabilirsiniz.


_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:48:33  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.



SATICIlLAR İLE İLİŞKİNİZ

Yasadiginiz bölgede bulunan audio saticisinin High-End endüstrisindeki rolü hayatidir. Bu kisiler sadece audio saticisi olmakla kalmayip, müzik konusunda deneyimli ve bilgilidirler. Sattiklari ürünleri çok iyi tanirlar, sistem kurulumu ve ürün seçimi konusunda en iyi tavsiye verilebilecek kimselerdir. Iyi bir High-End audio saticisi size kutularla elektronik alet satmaz, evinizde iyi ses veren müzik sisteminin tatmini için hizmet sunar. Sayet geçmiste sadece mass-market ürün saticilarindan alisveris yaptiysaniz, High-End saticisi ile iliskilerinizden beklentilerinizi genis tutmalisiniz. Mass-market cihazlari nasil satin aldiginiz ve High-End sistemi nasil satin alacaginiz arasinda büyük farkliliklar olacaktir. Asagidaki senaryolardaki satici-müsteri iliskilerini farklari göz önüne alin.
Ilk senaryoda Los Angeles’daki bir 2.el otomobil saticisi, sehir disindan gelen bir müsteriye otomobil satmaya çalissin. Saticinin müsteriyi ikna etmek için tek sansi vardir ve bu firsati sonuna kadar kullanmak ister. Satici müsterinin memnuniyetiyle, arkadaslarina yapacagi tavsiye ile ilgilenmez. Bu satici ve müsterinin bastan sona kadar elverissiz bir ikili iliskileri olacaktir.

Simdide Montana’da 1.el satis yapan hem de ayni sehirde yasayan bir müsteriye satis yapan saticiyi düsünün . Bu bayii için geri dönüsü olan bir alisveris, firmanin varligi için hayatidir. Bu nedenle bayii müsterisine, müsteri memnuniyeti, kaliteli servis, modeller üzerine eksper hizmeti sunmak durumundadir. Satici müsterilerinin ismini dahi bilir ve her iki tarafin yararina olacak uzun vadeli iliskiler kurar.

Eger mass-market bir Hi-Fi sistem Los Angeles’taki 2.el otomobil saticisi ile pazarlik etmeye benziyorsa, bir High-End müzik sistemi de Montana daki otomobil bayisinin saticisinin müsterileri ile kurdugu iliskiye benzemektedir. High-End audio saticisi ile iliski kurmak için zaman ayirin, onunla arkadas olun, emin olun buna degecektir. Belirli bir saticiyi tanimaya çalisin hatta mümkünse dükkanin sahibini. Müzikal zevkinizi, ihtiyaçlarinizi hayat tarzinizi ve bütçenizi ona anlatin. Bu kisiler sattiklari ürünleri çok iyi tanirlar ve belirli tavsiyelerde bulunabilirler. Iyi dükkanlar size degerli ve uzun süreli bir müsteri gözüyle bakacaklardir. Satis yapmak için tek sanslari oldugunu düsündükleri siradan bir müsteri degil.

Bir dükkandan sadece belirli bir markayi sattiklari için degil, saticinin dürüstlügü ve becerisi için alisveris edin. Ancak unutmamaniz gereken sey, saticilarin dogal olarak kendi sattiklari ürünleri tavsiye edecegidir. High-End audio basininda iyi söhret sahibi olan ürünler hakkinda kötü yorum yapan saticilara süpheci gözle bakin.
Sisteminizi olusturmak için en iyi yöntemi High-end audio saticisinin tavsiyeleri ile tarafsiz, ehil dergi degerlendirmelerinin saglikli bir karisimini yapmaktadir.

High-End audio perakende satis isi, düsük kaliteli “home entertainment” ürünlerin pazarlanmasindan çok farklidir. High-End audio konusunda ihtisaslasan saticinin yillik cirosu, orta sinif Hi-Fi satan dükkandan epey düsük olur. Bu nedenden dolayi High-End saticisinin isini sürdürebilmek için kar marjini daha yüksek tutma zorunlulugu vardir. Ondan size büyük indirimler vermesini beklemeyin. High-End saticisi ürünü kutuya koyup müsteriye teslim etmekten çok daha fazla hizmet sundugu için fiyatlarinin makul ve Hi-Fi ürünleri ile rekabet edebilir olmasini beklemeyin. Bunun yerine özellikle sistem satin alirken ya fiyat etiketinin aynisini belki biraz azini ödemeye hazirlikli olur.
Sebebine gelince, High-End audio bayisi %5 civarinda net kar marji ile çalisir. Masraflarini ve isletme giderlerini ödedikten sonra dükkaninda harcanan her dolarin sadece 5 cent’i cebine girer.Eger fiyatini %5 bile indirirse dükkanini açik tutmasi zorlasacaktir.
Eger High-End audio saticiniz size demo ürünlerinde ve üretimi sona ermis ürünlerde indirim sunuyorsa bu avantaji kaçirmayin. Etiketteki rakamin tamamini ödeyerek esine kolay rastlayamayacaginiz bir profesyonellik ve servisle karsilasacaksiniz. Bu durumda saticinizdan en iyi servisi bekleyebilirsiniz. Ürünü satin almadan önce showroom’da gerekli gördügünüz kadar çok vakit geçirin, saticidan ürünü kendi sisteminizle kurmasini talep edin evinizde de dinleyin. Saticinizin genis bilgi ve deneyimlerinden yararlanarak hangi ürünlerin fiyatini hak ettigini ögrenin, bütçeniz dahilinde mümkün olan en iyi sistem için eslestirme tavsiyeleri alin ve eger sizin kendi cihazlarinizdan birisi tamir için gittiyse, ondan bir cihaz ödünç almaktan çekinmeyin. High-End audio saticisi ihtiyaçlarinizi karsilamak için elinden geleni yapacaktir. Ancak biraz daha ucuza oldugu için High-End audio saticinizin bir rakibinden veya internet yolu ile bir ürün satin alirsaniz aranizdaki iliskiye zarar verebilirsiniz.
Ilk bakista High-End audio saticisinin talep ettigi fiyatlari anlamakta ve onu hakli görmekte zorlanabilirsiniz ancak uzun vadede deneyimlerinden yararlanarak karli çikacaksiniz. Eger herhangi bir yerden satin aldiginiz ürün sisteminizde iyi ses vermiyorsa, saticinizin size yardimci olmasini beklemeyin.
Ayrica saticinizin size sundugu eve götürüp dinleme hizmetini istismar etmeyin. Sadece çok ciddi olarak satin almayi düsündügünüz ürünleri eve götürmek için isteyin. Unutmayin ki High-End audio saticisi eger herkesin istedigi cihazi evinde dinlemesine müsaade edecek olursa, dükkaninda sergileyecek ürünü kalmayabilir. Satin almayi düsündügünüz ürünü evinizdeki sistemle dinlemek ancak yeteri kadar arastirma, demo dinlemesi, dergi degerlendirmesi incelemesi gibi bir dizi asamadan geçtikten sonra yapilmalidir. Eger herhangi High-End audio saticisina yakin bir bölgede yasamiyorsaniz, size telefondan tavsiyelerde bulunabilecek bir çok posta siparisi hizmeti veren firma bulabilirsiniz. Bu firmalar telefondan verilebilecek en iyi hizmeti, geri para ödeme garantisi, ürün takasi gibi hizmetleri veriyorlar. Kisacasi eger saticinizla dogru iliskiyi kurarsaniz onun uzmanligina güvenerek mümkün olan en iyi sese ulasabilirsiniz. Usta ve egitimli bir saticinin servisi ve kendini isine adamisliginin yerine konulabilecek baska bir hizmet yoktur.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:50:34  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.

KULLANILMIŞ CİHAZLAR

Kullanilmis ürünler çogunlukla cihazin orijinal satis fiyatinin yarisina satilirlar. Düsük fiyatli kullanilmis High-End aletler ayni bütçe ile daha az arzulanan bir sistemi almaktansa yüksek seviye High-End audio almak için iyi bir firsattir. Bunun yani sira kullanilmis cihazlari satin aldiginizda ürünü begendiginiz taktirde elinizde tutabilir, begenmediklerinizi kisa sürede neredeyse satin aldiginiz fiyatin aynisina satabilirsiniz. Kullanilmis cihazlari alabileceginiz iki yer vardir, High-End saticiniz veya ürünün kendi sahibi.High-End kullanilmis cihazin üzerine bir kisim cüz’i kar koyacak ayni zamanda 2,3 ay gibi bir süre servis garantisi ve degistirme olanagi verecektir. Kullanilmis cihazlari güvenilir bir High-End audio dükkanindan almaniz, cihazi direk satan eski kullanicisindan almanizdan daha risklidir.
Kullanilmis cihaz satmaya egilimli audiofiller basitçe fiyati ne olursa olsun en son çikan ve en iyi ürünleri almak isterler. Tasarim harikasi bir cihazi satin alirlar, sonra önümüzdeki sezon çikacak yeni modelini alabilmek için satarlar. Bu tarz audiofiller genelde cihazlarina çok iyi bakarlar ve ürünlerini pazarlik usulü satarlar. Eger böyle bir audiofil bulursaniz, bu kisinin bir ürün satacagi zaman muhakkak sizi aramasini saglayin.

Bu yolla mükemmel bir sisteme, gerçek satis fiyatinin onda birine sahip olabilirsiniz. Bunun yaninda kullanilmis cihaz alirken sizi bekleyen bazi tehlikelerde yok degil. Bu sayacagim tehlikeler hem direk satan kisiden hem de saygin bir High-End audio bayisinden kullanilmis cihaz satin aldiginizda geçerlidir. Ilk olarak kullanilmis cihazin mükemmel çalisacagina dair hiçbir güvenceniz olmayacaktir. Ürünün siz test ederken ortaya çikmayan bir arizasi olabilir. Ikinci olarak kullanilmis cihazin teknolojisi piyasada satilmakta olanlardan çok eski olabilir. Bu siklikla Cd player, Cd transport ve digital prosesörler için geçerli olur. Üçüncü olarak, kullanilmis bir ürünün garantisi olmaz, tamir edilmesi gereken durumlarda ödeme yapilmasi gerekecektir. Son olarak, cihazini satmak isteyen kisiye nedenini sormalisiniz. Eger bir çok kisinin ayni ürünü satmaya çalistigini duyarsaniz uzak durun. Bu, ürünün temel bir müzikal Hataya sahip oldugunu gösterir. Ayrica kullanilmis cihazi bayiiniz yerine satan kisiden direk satin alirsaniz, bayiinizin ürün seçerken size bir avantaj olmasi da geçerliligini kaybeder. Saticinin uzman fikirlerini alamaz, takas ve upgrade olasiligi, kurulum, garanti, servis, taksit gibi avantajlardan yararlanamazsiniz. Kullanilmis cihazlara dikkatli yaklasin. Piyango veya kabus olabilirler



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:53:40  
Bu mesajla ilgili şikayetinizi bu icon a tıklayarak yapabilirsiniz.




• EN İYİ SES İÇİN SİSTEM KURULUMU YAPMAK

Sisteminizin evinizde nasil kurulup ayarlandigi sistemin müzikal performansinda büyük farklar yaratir. Kisiden kisiye degisen ses farkliliklari çok küçük olmasina ragmen bir araya geldiklerinde sistemin performansini dramatik olarak artirirlar. Sistem kurulum ve ayarlamalari beceri, bilgi, sabir ve sistemden son noktaya kadar performans ortaya çikartma azmi gerektirir. Bir kurus dahi harcamadan elde edilen ses iyilesmesini basarmanin verdigi keyif en büyük ödüldür.

Tüm sistem kurumlari iyi hoparlör yerlestirme temeline dayanir. Bu ayarlamayi kabaca yaptiktan sonra iyilestirmeler üzerine çalisabilirsiniz. Sisteminizin sesi düzeldikçe ufak performans degisimlerine daha kolay alisacaksiniz.

Bu degisiklik aynen bir Grand Prix sürücüsünün lastiklerindeki yarim librelik hava basincinin yarattigi farkliligi hissetmesine benzer. Belli bir seviyenin üzerindeki performanslarda küçük bir degisiklik bile çok büyük farklilik yaratir. Ilerde daha detayli anlatacagimiz sistem kurulum teknikleri,

• Hoparlörleri ve koltugu en iyi ses için yerlestirir.Uygun hoparlörler ve dinleme mekani olmadan yapacaginiz diger tüm kurumlar ise yaramayacaktir.
• Odaniza akustik düzenleyiciler yerlestirin. Sistem performansina büyük etkileri oldugundan, ortalama sesten mükemmel sese ulasmak için yararlidirlar.
• Interconnect’leri AC kablolarindan uzakta tutarak baglayin. Eger birbirlerine yakin olmak zorundaysalar paralel pozisyon yerine dik açi pozisyonunu tercih edin.
• Cd transport ve digital prosesör arasindaki digital data baglantilarini analog interkonnektlerden uzak tutun. Digital kablolarin tasidigi yüksek frekanslar gürültü üretebilir ve analog sinyali bozabilir.
• Pikap çalisirken, digital cihazlari kapatin.
• Interkonnekt ve hoparlör kablolarini mümkün oldugu kadar kisa ancak sag ve sol kablolari esit tutun.
• Cihazlari yeterli havalandirma için uygun biçimde yerlestirin. Asiri isinma cihazin ömrünü kisaltacaktir.
• Hoparlör kablolari ve baglanti noktasi arasindaki baglantinin uygun oldugundan emin olun. Baglantilari iyi sikistirin.
• Temizleme sivisi ile fis ve baglantilari düzenli olarak silin.
• Preamfi ve power amfi arasinda yeterli mesafe birakin power amfinin büyük transformatörleri 60Hz’lik bir vizilti üretirler. Bu phono kati olan preamfiler için çok zararlidir.
• Cihazi saglam, dayanikli bir sehpanin üzerine yerlestirin, vibrasyon sistem performansini azaltabilir.
• En iyi AC fis polaritesini ölçmek için bir voltmetre veya polarite metre kullanin.
• Dinleme mekaninizda floresan isik, dimmer isik kullanmayin.
• AC güç kondisyoner’lerini deneyin. Bazi sistemlerde çok büyük oranda iyilestirme sagladiklari görülüyor. Ancak bazen de sistem performansini azalttiklari da oluyor.
• Izalasyon ayaklari High-End AC güç kablolari gibi aksesuarlari deneyin. Bu aksesuarlari kisa sürede iade ettiginizde paranizi tamamen geri almaniz kosuluyla satin almanizi tavsiye ederim.



_____________________________

Audiophile1

 

Mesaj: 49


  13 Şubat 2006, 13:57:09