Sayın forum yöneticileri ve forum üyeleri Yazacağım konu bir bilgisayarcı olmama rağmen ne bilgisayarla ilgili nede yazılımla. Forumda bulunan aktif üye sayısını görünce neden olmasın dedim. Hepimiz nihayetinde bir anne ve babanın yavrularıyız. Ve yaşadığımız dünya da aklımızı kullandığımız için mekan bağımsız olarak bir birlerimizle haberleşiyoruz.
Çok uzatmamak için son olarak 15/08/2005 günü devletimizin en yüksek denetleme organı olan Cumhurbaşkanlığı Deevlet denetleme kuruluna gönderdiğim ve konuyu mümkün olan en kısa halde anlatmayı başardığımı sandığım dilekçeyi buraya alacağım. Gönderdiğim dilekçenin aynı gün işleme alındığının cevabı 19/08/2005 günü geldi.
Lütfen önyargıyla konuya yaklaşmadan sadece konuyu anlamaya çalışıp, uygulanan sansürün nedenlerini araştırmaya, sorgulamaya çalışır mısınız? Bu konuda insanlık için olmazsa olmaz bilgilerin anlaşılması için yardımcı olur musunuz? Saygılarımla
Dilekçe aynen şöyle
T.C.
CUMHURBAŞKANLIĞI
ANKARA
Konu: Her anne adayının hamile kalmasına sebep olacağı ilişki zamanını ayarlayarak sağlıklı bir çocuğa sahip olabileceği hipotezi. Bu hipotezin doğruluğu 26 Şubat 2003 günü matematikle İspatlanmıştır. Daha sonrada 9 Nisan 2003 günü Sağlık Bakanlığına sunulan fakat Bakanlığın Bilimsel ve etik bulmadığını belirttiği metodla Kanıta Dayalı Tıp çerçevesinde de ispatlanmıştır.
Sayın Cumhurbaşkanım
Ben 1987 Yılında D.E.Ü, İ.İ.B.F. İktisat bölümünü bitirip serbest çalışan bir iş adamıyım. 3 kız babası olduğum dönemde isteyenin erkek, isteyenin kız çocuk sahibi olabileceği iddiası olan bir Bilgisayar yazılımı geliştirdim. Ve aynı yazılımı kullanarak 11 Ağustos 2002 günü dünyaya gelen oğlumla da yazılımın doğruluğunu fiilen ispatladım.
Bu programla ilgili çalışmalar yaparken Akşam Gazetesi 26 Aralık 2002 günü sür manşetten hakkımda, manşette yer alan bölümü tamamen yalan olan bir haber yayınladı.
Bu haberle ilgili olarak Yıldız Aile Planlaması programı adlı yazılımın hazırlanma aşamasında katkısı olan Kartal devlet Hastanesinde görevli Dr. Murat Api ile telefonla tartışırken sakat çocuk doğumları dikkatimi çekti. Ve programı 1 Eylül 1997 tarihinden itibaren kullanan ailelerde neden hiç sakat çocuk doğumu görülmediğini araştırdım. Cinsiyet seçmek için hareket eden aileler doğal olarak spermler üzerinde ilişki zamanını ayarlayarak seçim yapıyorlardı. Bu seçimle aynı zamanda en sağlıklı spermin yumurtayı döllemesi de sağlanmış oluyordu. Bunun sonucunda da doğan çocuklar hep mükemmel oluyordu.
Konuda belirtilen hipotez dünyada ilk kez tarafımdan ortaya konmuş olup hem matematikle hem de kanıta dayalı tıpla ispatlanmıştır. Kanıta dayalı tıp çerçevesinde dünyaya gelmiş olan 2. oğlum tam bir oyuncak bebek gibidir.
Şimdi ben hiçbir mecburiyetim ve görevim olmadığı halde bu konuyla ilgili tüm çalışmamı zengin bir işadamı olarak başlayıp tüm servetimi kaybederek, yaklaşıkta 500 milyar gibi bir borcun altında ezilme pahasına sonuçlandırdım. Benim tekliflerimi ve makalelerimi bilimsel bulmayan Sağlık Bakanlığının ve Tıp Fakültelerinin dünyanın insan nesli için en önemli bilgisi olan bu konuda neler yaptığının Devlet Denetleme Kurulu tarafından araştırılmasını talep ediyorum.
Yaptığım çalışmalar tamamen Anayasa ve kanunların verdiği yetkilere dayalı olup tümden bilimseldir. Yine benim bu araştırmanın sonuçlarını dahi açıklama mecburiyetim yoktur. Bu saatten sonrada bu konuyla ilgili hiçbir yere bilgi vermeyeceğim.
Ama yine benim ödediğim vergilerle araştırma yapmak üzere maaş alan yetkili ve görevlilerden ne yaptıklarının sorulmasını talep ediyorum.
Gereğinin yapılmasını yüksek müsaadelerinize saygılarımla arz ederim. 15/08/2005
Osman Yıldız Adres vetelefonlarım. Kanıta dayalı tıp çerçevesinde dünyaya gelen oğlumun bir de resmini koyuyorum.
---------------------
@: Özel Not: Başlığınız genel teamüllere aykrıdır. Bu nedenle forum yönetiminin verdiği yetkiye dayanarak değiştirilmiştir. Zira içeriğindeki mesajlara da bakılırsa bu başlık ile uyumlu olmadığı dikkati çekmektedir. Üstelik forumumuzda izinsiz yardım talebi uygun değildir. Bu nedenle '' İnsanlık için yardım talebi'' adıyla konu açılamaz.
İyi Günler.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Hare Rama -- 2 Haziran 2007; 20:11:53 >
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
"Ama yine benim ödediğim vergilerle araştırma yapmak üzere maaş alan yetkili ve görevlilerden ne yaptıklarının sorulmasını talep ediyorum.
Gereğinin yapılmasını yüksek müsaadelerinize saygılarımla arz ederim. 15/08/2005 "
Ben böyle birşeyi daha önceden duymuştum. yani bu konuda bir ç.alışma. Alınma ama buda oda mantıksız geliyor. Bu olayı matematikle ve Tıpla ispatlamışsın. Matematikle nasıl ispatladın bunu merak ediyorum gerçekten. Ayrıca eğer Tıpla ispatladım diyorsanda biraz ne yaptığından bahset. Eğer mantıklı gelirse buradan birçok insan destek verir. Şu anda bilgisayar yazılımıyla bu çok mantıksız gözüküyor. Ayrıca 500 milyarı bu davada nereye nasıl harcadın oda ayrı bir merak konusu. Keşke daha temkinli olsaydın demekten başka birşey gelmiyor şu anda elimizden.
Yunus bey Okuduğunuz sorular sorduğunuz için teşekkür ederim. Gelen sorulara açık açık, dobra dobra cevap yazacağım. Bana yönelik cevap yazanlarında aynı dobralıkla yazmalarını rica ediyorum. Klavyenizle tümden içinizden geçeni yazarsanız çok daha rahat konu anlaşılır.
Bu konuda yapılan şu ana kadar dünya üzerinde resmi bir araştırma yok. Benden izin alarak ABD deki bir üniversite 28 Şubat 2003 ten sonra FDA denetiminde araştırmaya başlamıştı. FDA 5 yıl dolmadan bilgi açıklanmasını kabul etmediği içinde oradan en erken 27 Şubat 2008 günü sonuç açıklaması gelecektir.
Üniversiteler de araştırma görevlisi olarak işe başlayanlar, devletten maaş alırlar. Bu maaşlar da toplanan vergilerden ödenir. Ve bu kişileri araştırdıkları ve sonuçlandırdıkları tezlerle de terfi ederler. Bildiğiniz gibi Ülkemizin ilk 500 de üniversitesi yok. 2 sene önce tüm Üniversitelerin Tıpları bu konudan haberdar olduğuna göre günümüze kadar yaptıkları Devlet Denetleme Kurulu tarafından sorgulanacaktır.
Matematikle ispata gelince. O ispatın temeli şuna dayanıyor. 100km hızla giden bir vasıta ile, 200 km hızla giden bir vasıta yarışırsa her halukarda 200km hızla giden vasıta kazanır mantığında kesin sonuçlu bir ispattır.
1 den 6 ya kadar üzerinde sayılar olan bir zar atıldığında 7 gelme ihtimali vardır gibi bir ispat yapılmadığı müddetçe de değişme ihtimali yoktur. Tıp çevrelerince matematik ispata itiraz olmadı. Sadece matematik insan vücuduna uymaz gibi bence mantıksız bir görüş ortaya koydular.
Bu bilgilerin ortaya çıkmasını sağlayan bilgisayar yazılımıdır. Yazılımda ilişkiye girme zamanlarının kayıtları tutuluyordu. Bu kayıtların amacı da gelecekte istatistiki veriler ortaya koymaktı. Bu cümle aynen şöyle yer alıyordu programda.
"Bu kayıtları yapmakta ki amaç ilişki zamanına bakarak, doğum zamanını tahmin etmeye çalışmak ve diğer istatistiksel çalışmaları yapabilmektir."
Bu konu için harcanan para tutarı 1 tirilyondan fazladır. Sadece ar-ge safhasında PTT ye ödenen telefon faturaları (Kayıtlı belgeli.) 400 milyardan fazlaydı. Tüm bilgiler ar-ge safhasında telefonla toplanıyordu. Ve bu telefonlar doğal olarak ta tarafımızdan açılıyordu.
Temkin kelimesini niye paraları harcadınız anlamında kullanıyorsanız, dünyaya 100 kere gelsem, her seferinde de yaşayacaklarımı da önceden bilsem bile bu konuda gözümü kırpmadan tüm her şeyimi harcardım. Gelecekte anlaşılacağı gibi bu bilgiler İnsan nesli için gelmiş geçmiş en büyük bilgiler olarak anılacaktır.
Her tür sorunuza içtenlikle cevap vermeye hazırım. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Bu yazılım 1 Eylül 1997 günü tanıtıldı. Başlangıçta Kartal devlet hastenesi ile beraber yürüyecek araştırma için öncelik kullanıcılarda olduğu için ücretsiz dağıtıldı. Daha sonra ise Yıldız bilgisayarın bir parçası haline getirildi. Programı şu an için ben satmayı kabul etmiyorum. Sadece daha önce programı satın alıp kullananlar kendi çevrelerine satıyorlardı. Bir dönem de konya da bir firma programı satmaya çalıştı. Ama pek fazla başarılı olamadı. Kullanılan program ilk ar-ge versiyonuydu. Ar-ge versiyonu sonucu çıkan sürümelri ise etik kurulun yasağı dolayısıyla hastane programdan çekildiği için ben piyasaya sürmedim. 1999 da Compex'te kısa bir tanıtımını yapmıştık. 12 Marttan sonra ise programı çalıştıracak basit bir bilgisayar tasarımı yapıldığı için artık bilgisayar programı olarak programı satmayı da düşünmüyorum. Şu anda programın nerden baksanız 20.000den fazla kullanıcısı halen daha vardır. Çünkü program süreklilik arz eden bir programdı. Program fiyatına gelince. 29 milyon, 50 milyon, 100 milyon, 160 milyon ve son olarak 500 milyona çıkmıştı rakamı. Şu an satışı yok.
Yazılımcı olarak ne yapabilirsiniz. Neden sorusunun cevabını arayabilirseniz insan olarak gerekeni yapmış olursunuz. Neden bu kadar önemli bir konuya sansür uygulanıyor. Bunun araştırılması kanımca her bireyin en doğal hakkı. Bulunduğunuz yerdeki resmi makamlara bu konunun araştırılması talebinizi e-posta yoluyla da iletebilirsiniz. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Benim adım yunus değil. Heralde yanlışlık oldu. Anladığım kadarıyla :
"istatiksel olarak günün belli zamanlarında olan birleşmelerde y veya x kromozomu taşıyan spermlerin hızında istatiksel artış var ben bunu bilgisayar yazılımıyla hesapladım argede araştırdık ve denedik sonuç olumlu"
Diyorsun.EĞER GERÇEKTEN BÖYLE İSTATİKSEL BİR ARTIŞ VARSA gerçekten şimdiden seni tebrik ederim harcadığın paraya değer çünkü bunu ilk düşünüp bulan insansın. Yani çalışmaların sonuç veriyor daha güzel ne olabilir ki?
Neden sorusunun cevabıda etik olarak, insanlar çocuklarının cinsiyetini belirlemeye başlarsa bunun farklı ülkelerde farklı olumsuz sonuçları beraberinde getirmesi, olabilir.
Ama bu bilgi(artı araştırmalarım param ve emeğim yok olmamalı diyorsan) arena olur deşifre olur böyle havalı adı olan tv programlarına başvur derim. Oda olmadı tv ler seni konuk olarak almayı reddeddi, adını ve işini duyura bilmek için kayıtsız kalınmayacak olaylar yap. Mesela nerede oturuyosun bilmiom ama atıyorum istanbuldaysan adamın birinin yaptığı gibi koca bi pankart hazırla "Ben buluşumu paylaşmak istiyorum" fln gibi iddialı birşey yaz As boğaz köprüsüne . Öğleye doğruda yada daha erkenden ara bissürü kanalı adamın biri boğaza pankart asmış diye adını duyur. Yada başka yerdeysen fln dikkat çekecek birşeyler yap ama bu senin elinde patlamasın mesela intihar edecek gibi çıkma bir yere derim. Çünkü komedyen durumuna düşersin. YA illa sesini duyurmak değilmi amaç? ARA KADININ SESİNİ YADA AH KALBİMİ İZLEYİCİ GİBİ FİKRİNDEN BAHSETMEDEN İŞTE PROGRAMLA ALAKALI BİRŞEYLER SIK BUNLARI KONUŞACAM DİYE ARA , SENİ CANLI YAYINA ALINCADA SESIN DÜZGÜN GİTTİĞİNDEN EMİN OLUP PROGRAM SUNUCUSU SANA SESLENDİĞİNDE BİR SOLUKTA NE BULDUĞUNU VE NEDEN SUSTURULMAYA ÇALIŞLDIĞINI TÜM ÜLKEYE SOR.
Ama işin sonunda rezil olmakda var. Eğer seni doğru anlamışsam işin ucunu bırakma derim . Çünkü rezil olunacak birşey yok.
Yunus bey Okuduğunuz sorular sorduğunuz için teşekkür ederim. Gelen sorulara açık açık, dobra dobra cevap yazacağım. Bana yönelik cevap yazanlarında aynı dobralıkla yazmalarını rica ediyorum. Klavyenizle tümden içinizden geçeni yazarsanız çok daha rahat konu anlaşılır.
Bu konuda yapılan şu ana kadar dünya üzerinde resmi bir araştırma yok. Benden izin alarak ABD deki bir üniversite 28 Şubat 2003 ten sonra FDA denetiminde araştırmaya başlamıştı. FDA 5 yıl dolmadan bilgi açıklanmasını kabul etmediği içinde oradan en erken 27 Şubat 2008 günü sonuç açıklaması gelecektir.
Üniversiteler de araştırma görevlisi olarak işe başlayanlar, devletten maaş alırlar. Bu maaşlar da toplanan vergilerden ödenir. Ve bu kişileri araştırdıkları ve sonuçlandırdıkları tezlerle de terfi ederler. Bildiğiniz gibi Ülkemizin ilk 500 de üniversitesi yok. 2 sene önce tüm Üniversitelerin Tıpları bu konudan haberdar olduğuna göre günümüze kadar yaptıkları Devlet Denetleme Kurulu tarafından sorgulanacaktır.
Matematikle ispata gelince. O ispatın temeli şuna dayanıyor. 100km hızla giden bir vasıta ile, 200 km hızla giden bir vasıta yarışırsa her halukarda 200km hızla giden vasıta kazanır mantığında kesin sonuçlu bir ispattır.
1 den 6 ya kadar üzerinde sayılar olan bir zar atıldığında 7 gelme ihtimali vardır gibi bir ispat yapılmadığı müddetçe de değişme ihtimali yoktur. Tıp çevrelerince matematik ispata itiraz olmadı. Sadece matematik insan vücuduna uymaz gibi bence mantıksız bir görüş ortaya koydular.
Bu bilgilerin ortaya çıkmasını sağlayan bilgisayar yazılımıdır. Yazılımda ilişkiye girme zamanlarının kayıtları tutuluyordu. Bu kayıtların amacı da gelecekte istatistiki veriler ortaya koymaktı. Bu cümle aynen şöyle yer alıyordu programda.
"Bu kayıtları yapmakta ki amaç ilişki zamanına bakarak, doğum zamanını tahmin etmeye çalışmak ve diğer istatistiksel çalışmaları yapabilmektir."
Bu konu için harcanan para tutarı 1 tirilyondan fazladır. Sadece ar-ge safhasında PTT ye ödenen telefon faturaları (Kayıtlı belgeli.) 400 milyardan fazlaydı. Tüm bilgiler ar-ge safhasında telefonla toplanıyordu. Ve bu telefonlar doğal olarak ta tarafımızdan açılıyordu.
Temkin kelimesini niye paraları harcadınız anlamında kullanıyorsanız, dünyaya 100 kere gelsem, her seferinde de yaşayacaklarımı da önceden bilsem bile bu konuda gözümü kırpmadan tüm her şeyimi harcardım. Gelecekte anlaşılacağı gibi bu bilgiler İnsan nesli için gelmiş geçmiş en büyük bilgiler olarak anılacaktır.
Her tür sorunuza içtenlikle cevap vermeye hazırım. Saygılarımla
Osman bey sizi tebrik ederim..benim önerim başbakanlığa bu yazınızı iletmeniz.bir de kendiniz vatandaş öneri hattına bizzat telefon açarak durumu anlatın.bence başbakan ilgilenebilir..
yazık oluyor böyle içinde araştırma ruhu olan insanlar bu ülkede değer görmüyor.hatta adı kötü olup ceza yiyenler bile var..umarım siz de öyle olmazsınız..
konuyla alakası yok ama birisini dinlemiştim adam şuanki arabalrın motorlarında ufak bir dizayn farklılığı yaparak 1 piknik tüpü ile isatnbul -ankara arasını gidebiliyordu..ama adamı ajan diye hapise atmışlar bir sürü rezillik çekmiş adamcağız..
Arkadaşlar çok teşekkür ederim. Emin olun sadece istediğim bu kadarcık duyarlılık. Yeni Türkü İmzanda Yunus Emre'yi görünce mısraları dikkate almadan isminin Yunus Emre olacağı varsayımıyla yanlışlık yapmışım. Bunun için özür dilerim. Konunun inanamayacağınız boyutta mücadelesi var. Bir tek eylem mantığı ile eylem yapmayı kabul etmiyorum. 26 Şubat 2005 günü "Taşlamaya Davet" çağrısyla Ülkemize deki hemen hemen tüm kurumlara da aynı mektubu göndererek Taksim Meydanında çocuklarımla beraber bir eylem yaptık. TBMM nin tüm üyelerine de tek tek gönderilen bu mektup şöyle başlıyordu.
"26 Şubat 2003 günü bir Türk’ün buluşuyla SAĞLIK ÇAĞI başladı.
26 Şubat 2005 günü saat 15:00 te ben ve ailem Taksim Meydanında olacağız. Sizleri beni ve ailemi taşlamaya davet ediyorum. İnsanlık için bir taş atar mısınız?
Evet her ailenin matematiksel olarak sağlıklı bir çocuğa sahip olabileceğinin ispatının yapıldığı gün Sağlık çağı başladı. Yetkiler, ilgiler ve basın konuyu 2 senedir insanlığa ulaştırmıyor. Duyarsızlık hat safhada. İlgili ve görevlilerin duyarsız kalmasından dolayı Kanıta dayalı tıp çerçevesinde yapılan araştırmada: 98. bebek olan Fatih Emircan Yıldız’ın dünyaya gelmesi ile 6 Ekim 2004 günü matematikle ispatlanan bilginin kanıta dayalı tıpla da ispatlandığı gün oldu. Duyarsızlığın son bulması için sizleri buluşu bulan beni ve ailemi taşlamaya yada duyarsız kalan yetkililer, ilgililer ve basın kuruluşlarını sorgulamaya davet ediyorum. Bu barbarlığa dur denmesi için yardımcı olur musunuz? Saygılarımla Osman Yıldız"
Ama bilinerek konuya sansür uygulandığı için hiç kimse bir şey yapmadı. Doğal olarak ta halk hiç bir şey anlamadı. Flash Tv, Ulusal Kanal bunların 2sinin merkezlerine de çocuklarla beraber gittik. Buradan anlayabilirsiniz uygulanan sansürü. Dağıttığım binlerce broşür hiç bir şey ifade etmedi. 2si bebek olmak üzere 4 çocuk ve anne babanın davranışını bir çok kişi dilenci olarak algıladı.
Son olarak 15/08/2005 günü Cumhurbaşkanlığımıza, Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmesi için yazdığım dilekçeyi biliyorsunuz. Devlet Denetleme Kurulunun aynı gün yazdığı cevapla konu işleme girdi. Ama ben halk konuya sahip çıkmadığı müddetçe sansürün kırılacağına inanmıyorum.
Web sayfamın girişinde ise aynen şu cümleler var.
Oku. Şüphe et. Araştır, Yine araştır. Aklına ve gözlerine güven. Doğruyu mutlaka bulacaksın.
Tepki ver. Küfret, Sinirlen, Hakaret et. Ama sessiz kalma. Koyun sürüsü olma. Bu sayfalarda tek kelime yanlış varsa beni bu dünyadan kaldırmak için gerekeni yap. Ama bu sayfalardaki bilgilere uygulanan sansürden dolayı süren katliamın durması için mutlaka araştırma yap.
Bulduğun doğruyla dünyanın ilahi adaletle değişeceğini biliyor musun?
Bu çağrımı sizlere de sunuyorum. Lütfen Aklınıza gelecek hemen hemen her şeyin denendiğini düşünerek sadece mümkün olan en fazla noktada halkın bu bilgilerden haberdar olmasını sağlamaya yönelik yardımcı olmaya çalışınız. Halk konuyu sorgulamaya başlamalı. Medya da 100'lerle ifade edebileceğim haber çalışması yapıldı. Her seferinde bir yerlerden gelen emirler doğrultusunda haberler sansüre uğradı.
Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Sevgili Osman Yıldız, "Kaos teorisi" yüzünden böyle birşeyin olabileceğine inanmıyorum. Döllenmenin nasıl olduğunu göz önünde bulundurursak, o kadar çok değişken var ki böyle birşeyi matematik programı ile ispatlamak imkansız. Olsa olsa yüzde birkaç etkisi olabilir. Her ne kadar inanmasam da, yinde de önyargı ile yaklaşmamak gerekir diye düşünüyorum. Nasıl bir program lütfen açıklar mısın? Çünkü verdiğin ispatlar ispat niteliği taşımıyor.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi kaotika -- 21 Ağustos 2005, 13:59:06 >
Kaotika Kaos teorisini ortaya koyan akıldır. Aklın ispatı ise kişinin kendisine faydalı olanı seçebilme iradesiyledir. Şu anda Dünya üzerinde bilinmeyenler hariç her şeyi birey gücü yeterse seçmektedir. Doktorlara göre yaratılma amacı olan bir yavruyu dünyaya getirme noktasında ki tavır ise şu anda tüm dünyada denemeye başlamaktır. Yani tesadüfler sonucu bebeğin oluşmasını beklemektir. Çok kısa ve öz. İnsanlığın yarınları için artık insanlık hangi gün ilişkiye girersem döllenme olacak konusunu bilmek zorundadır. Ve döllenme konusun da tesadüfler ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü artık döllenme bir bilinmeyen değil bilinendir. Mesaj yazan arakadaşların birinin imzasında güzel bir söz var. O söz ne diyorsa odur. Nasıl ki yağmurun ne zaman yağacağını bilmeyenler için yağmurun yağması bir bilinmez ve tesadüf işi ise, döllenme işleminin ne zaman olduğunu bilmeyenler içinde döllenme bir bilinmez ve tesadüftür. Dünya üzerinde kadın yumurtasının spermi kabul ettiği saati önceden hesaplayıp % 90'ın üzerinde bir doğrulukla bilen tek kişiyim. Yani şu an için tıpça bilinmez olan döllenme zamanı benim için bir bilinmez değil. Yine yağmurdan yola çıkarsak, yağmurun temel çıkış noktasının taa kutuplardan başlayan akıntının soğrulması ile gerçekleştiğini ve bu akıntının tüm hesaplarını yapabilmeyi beceren biri için herhangi bir noktaya yağmurun yağma zamanı ve oranı bilinmez değildir. Tesadüf hiç ama hiç değildir. Ama yağmurun ne şekilde oluştuğunu araştırmamış kişiler için yağmur bir bilinmezdir. Dünya üzerinde döllenme zamanı konusunda 10 yıllık net çalışması olan tek kişiyim. Tıp döllenme zamanıyla ilgili çalışmalar yapıyor. Ama benim yaptığımdan çok farklı. Ben tamamen doğal süreci yaratılışı takip ettim. Onlar ise doğal süreçte, yaratılışta sorun olanları takip ediyorlar. Yani kısaca tıpla koptuğumuz nokta şu. Tıp hastalar üzerinde araştırma yapıyor. Çünkü görevleri o. Hastaları iyileştirmek. Bense sağlam kişilerin geleceğini planlamaları için araştırma yaptım. Çünkü benimde görevim geleceği planlamak. Ama İktisatçı ne iş yapar sorusuna cevap veremeyen İktisat Fakülteleri dekanlarının olduğu Ülkemde ben derdimi anlatacak kapasitede yetkili bulamıyorum. Ben ne bulduğumu biliyorum. Konunun uzmanları da benim ne bulduğumu biliyorlar. Sadece halkın konuya sahip çıkması, sorgulaması gerekiyor ki konu cevap bulsun. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Bir olgunun bilimsel olarak tanımlanması için ya çalışma mekanizmasının açıklanması lazım ya da bağımsız bir bilim kurumu tarafından yapılan konrollü deneylerle istatistiksel olarak bir takım verilerin ortaya konması lazım. Ona bakarsan Astrolojinin de çok bilimsel olduğu iddia ediliyor.
İnsan aklı her zaman doğryu biliyorum zanneder ama her zaman yanılır. Diyebilirsin ki "ben aklımla buldum, doğruyu biliyorum, kesin budur" ama insan zekası insanı yanıltır. Rasyonalizm çoktan aşıldı. Bu noktada güveneceğimiz olgu, deney ve gözlemdir.
Bir olgunun bilimsel olarak tanımlanması için ya çalışma mekanizmasının açıklanması lazım ya da bağımsız bir bilim kurumu tarafından yapılan konrollü deneylerle istatistiksel olarak bir takım verilerin ortaya konması lazım. Ona bakarsan Astrolojinin de çok bilimsel olduğu iddia ediliyor.
İnsan aklı her zaman doğryu biliyorum zanneder ama her zaman yanılır. Diyebilirsin ki "ben aklımla buldum, doğruyu biliyorum, kesin budur" ama insan zekası insanı yanıltır. Rasyonalizm çoktan aşıldı. Bu noktada güveneceğimiz olgu, deney ve gözlemdir.
arkadaşım osman beyin hareket ettiği nokta matematiksel kesinliklerdir..sence daha doğru ne var bu dünyada matematik haricinde?
deney ve gözlem diyorsun osman bey tasarladığı programı zaten bir çok kişi üzerinde denemiş.okumadın mı?
quote:
Tıp döllenme zamanıyla ilgili çalışmalar yapıyor. Ama benim yaptığımdan çok farklı. Ben tamamen doğal süreci yaratılışı takip ettim. Onlar ise doğal süreçte, yaratılışta sorun olanları takip ediyorlar. Yani kısaca tıpla koptuğumuz nokta şu. Tıp hastalar üzerinde araştırma yapıyor. Çünkü görevleri o. Hastaları iyileştirmek. Bense sağlam kişilerin geleceğini planlamaları için araştırma yaptım. Çünkü benimde görevim geleceği planlamak. Ama İktisatçı ne iş yapar sorusuna cevap veremeyen İktisat Fakülteleri dekanlarının olduğu Ülkemde ben
Osman bey
bu ülkede temel bilimler hiçbir zaman değer görmez.onun için bu ülkede teklonoji üretilememektedir..
matematikçi,fizikçi araştırma yapar belli teklonojiler geliştirir ve mühendis onun sadece uygulamasından sorumludur
aynı şekilde,biyologlar,biyokimyacılar,kimyagerler ve eczacılar bunlar araaştırmacı insanlardır. çalışmalar yaparak sadece hastalıklı değil sağlam yapıları de inceler ve aksaklıkları görürler.doktorların görevi ise saptanan bu eksikliklerin tedavisidir.
fakat bizim ülkemizde adam matematik bölümü okuyor gidiyor dersanede alinin velinin 3 yıl sonraki yaşını anlatıyor öğrenciye,kimyager eğer iş bulursa gidiyor sabun yapıyor,biyolog ise ya dersanede öğretmen oluyor ya da gidip laborantlık yapıyor..
işte bizim kaybımız bu..
ben ege üniversitesi tıp fakültesinde staj yapıyordum..orada tıbbi biyoloji anabilim dalından biyolog kökenli bir uzman doktor ile görüştüm..hanım efendi remen bana kan ağladı..
hastanede biyologlar genetik anabilim dalı kurarak araştırma yapmaya başlamışlar ama tıpçılar gelmiş ve ellerinde almışlar..ne yapmaya kalksalar hep engellenmişler..resmen bilim yapmak yasaklanmış
bugün ülkemizde bir çok kişi heves ederk değil sadece garanti meslek olduğu için tıbbı seçiyor.ve amacı sadece para kazanmak..maalesef hiçbir zaman adam olmayacak bu ülke
bence siz gidin amerikaya derdinizi onlar anlarlar..
biz de sizi büyük buluşa imza atan türk asıllı amerikalı diye tvden izleriz
Kaotika Yukarıda yazılanların tamamına bir göz attım. Acaba ben hiç bir şey anlatmadan mı yardım istedim diye. Yukarıda çok net ve anlaşılabilir şekilde ben süreci yazmışım. Hem de Devlet Denetleme Kuruluna.
Yukarıda ki yazıda bir cümle daha yazmışım. Bundan sonra konuyla ilgili açıklama yapmayacağım diye. Niye bu noktaya geldi. Bu konuda şu ana kadar binlerce insan binlerce şekilde konuyu ispatladım. Sonra bir şey fark ettim. Konuyu öğrenen herkes kendine uygulamaya yöneliyor. Diğer insnalardan bana ne tavrına giriyor. Yaklaşık 2.5 senedir hemen hemen her nokta da anlattığım bu konu 12 Mart 2005 tarihine kadar dünyaya hediye edilmiş bir bilgiydi. Ama belirttiğim duyarsızlık nedeniyle ben insnalara anlattıkça toplumsal duruşun ortadan kalktığını, bireysel düşüncenin ön planan çıktığını gördüm.
Şimdi sizlere bu nedenle ispat yoluna gitmeyeceğm. Çok net ve yanılgısız. Çağrım. Dünya üzerinde bebeğin sağlığını ilişkiye girme zamanının doğrudan etkilediğini iafade eden ve bu konuda hem matematikle hemde kanıta dayalı tıpla ispat yapan kişiyim. Bu bulunan bilgiler insanlık için olmazsa olmazdır. Bu nedenle en kısa sürede dünyaya ulaşması gerekir. Bilgiler dünyaya ulaşıncaya kadar da artık hiç kimseye bir şeyler ispatlamaya yönelik bir şey yazmayacağım. Sorgulanmasını istediğim Şu. Bu bilgi bulunalı 2.5 sene olmasına rağmen, görevi doğrudan araştırma yapmak olan yetkili, etkililer ne yaptılar. Verilen dilekçelere sessiz kalarak kendielri araştırma yaptılar mı? Neden yapmıyorlar.
Ben dünya üzerinde oluşturulacak her platform da, ne bulduğumu hem matematikle, hemde kanıta dayalı tıpla her zaman ispatlamaya hazırım. Bu sayfalara gelip Tıp Fakülteelrinde araştırma görevi olan uzman, veya daha üst seviyede ünvanlı bir kişiye de ispatı anlatmaya hazırım. Veya yine Bakanlık yetkilisi olarak hani ispat diyecek her kişiye ispat yapmaya hazırım.
Şimdi diyebilirsiniz ki; EEE biz ne bilelim senin doğru söylediğini. Doğru haklısınız.
Dünya üzerinde 9 ay 10 gün veya 280 gün anne karnında kalarak dünyaya gelmiş hiç bir bebek yoktur. Bunu sorugulayın hemen size ispatlayayım. Ve buna bağlı olarak doktorların döllenme zamanını bilmediklerini de ispatlayayım. Bir iktisatçının doktorların alanında görülen bir konu, doktorların bilmediğini bulması bile büyük bir buluş değil midir? Bu yeter mi? Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
bence siz gidin amerikaya derdinizi onlar anlarlar..
biz de sizi büyük buluşa imza atan türk asıllı amerikalı diye tvden izleriz
saygılar
Almancı ilginize desteğinize çok teşekkür ederim. Şu anki sansürün temel noktası ABD kaynaklı. Çünkü ABD adına benimle görüşen Dr. Şahin Günaydın çok net olarak sen bu araştyırmayı Türkiye de yaptıramazsın dedi. Ben de yaptırırım dedim. Doktor haklı çıktı. Ama ben kendim yaptım sonuçlandırdım. Sadece halkı uyandırabilrisem Ülkemin kaderi değişecek. Adıma kürsü kurlması sözüyle yapılan teklifi red ettim. Ama Benim resmi bir kurum olan Antalya Devlet hastanesine gönderdiğim makalenin aynı gün ABD ye gönderilmesini bile sorgulatmayı sağlayamadım. Üstelik açık ve net bir şekilde belgeler elde iken. Bu mücadelem bitmeyecek. İsterseniz www.yb.com.tr adresinde yapılanların birazına bakabilirsiniz. Konunun açmazını görmek için de www.hurriyet.web.tr veya www.sabah.web.tr adreslerine bir göz atınız. Konuyu daha iyi anlayacaksınız. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
sence daha doğru ne var bu dünyada matematik haricinde?
Evet haklısın, istersen biraz matematikten bahsedelim. Nokta: Sayı doğrusu üzerinde bir reel sayıya karşılık gelen uzunluğu ve alanı olmayan yani sıfır olan boyutsuz olgu. Siz hiç hayatınızda nokta gördünüz mü?
Doğru parçası: Başlangıcı ve sonu iki adet nokta olan ve bu noktalar arası en kısa yol olan ve sonsuz sayıda noktadan meydana gelen olgu. Oysa ki iki noktanın yan yana gelmesi bir şey ifade etmiyor iken 1 birimlik doğru parçasında da sonsuz nokta var 2 birimlik doğru parçasında da, şimdi o sonsuz o sonsuzdan büyük mü? Siz hiç hayatınızda doğru parçası gördünüz mü?
Uçgen, daire, dikdörtgen v.s.: Bunlar iki boyutlu nesneler olup kalınlıkları yoktur. Siz hiç hayatınızda gerçek anlamda iki boyutlu nesne gördünüz mü?
Bu gibi örnekler çoktur. Gördüğünüz gibi aslında matematiğin yaşadığımız dünya içinde pek bir anlamı yoktur. Matematik ile ancak matematiksel bir olgu ispat edilir. Matematik günlük hayattaki bir olaya uyarlanır. günlük hayattaki bir olay tek başına matematik ile ispat edilemez. ispat için deney ve gözlem şarttır.
Türkiyeden Amerikaya saatte şu kadar hızla giden bir uçak şu kadar sürede ulaşıyor. O halde yapılan matematiksel bir hesaba göre aya şu kadar saatte ulaşır. Bu sadece bir önermedir. ispat için denemeye kalkınca uçak motorlarının oksijen olmadan çalışmadığı görülecektir. çünkü çoğu zaman hesaba katılmayan bir şeyler olacaktır.
quote:
bu ülkede temel bilimler hiçbir zaman değer görmez.onun için bu ülkede teklonoji üretilememektedir..
Burada milliyetçilik felan yapmak niyetinde de değilim, seni sözlerinde haksız buluyor değilim. Ama "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyen bir Atatürk'ün ilkeleri ile kurulmuş lan bir ülkeden bu kadar ümidi kesmenin ve mücadele etmemenin ülkemize pek bir fayda sağlamayacağı kanaatindeyim.
Bu projenin üzerine düşülmemesinde de bir haklılık payı olabileceğini düşünüyorum, ama siz doğru olduğuna inanıyorsanız mücadele edin bence.
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi kaotika -- 21 Ağustos 2005, 15:22:36 >
Kaotika Matematikle ilgili yazdıklarınız doğru. Yanlış olan ise şu. Gerçekte matematik ilminin çıkması mutlak doğrunun, mutlak yanlışın karşılaştırılması sonuçludur. Yani matematik ilmi tabanda mutlaklık yatan bir ilimdir. Matematiğin dalları ise tabiki tanım değerlendirmesin de bir çok çeşitlilik arz eder.
Benim yaptığım ispat mutlak değerler üzerindedir. Ve bunu da yukarıda tanımlamışım. Ama yok ben de öğrenmek isterim derseniz ve katılımcı olursanız size de ispatlarım. Bundan da çekinmem.
Hatta ben size örnek yazayım. Siz matematik hesaplama mantığına sahipseniz hemen hesaplarsınız. İşte örnek.
Kendinizi büyük bir firmanın 20 katlı binasının 20. Katında yönetici olarak düşününüz. Ve firmanıza yılda bir kere 1 eleman aldığınızı ve sizin bu elaman alımınızdan dolayı da her gün veya 2 günde bir veya 3 günde bir 100 kişinin işe müracaat ettiğini düşününüz. Bu müracaat eden kişilerden de 80 kişisinin hiçbir işe yaramayacağını ve sizin kesinlikle böyle bir elemanı istihdam etmek istemediğinizi düşününüz. Fakat çalıştığınız firmanın prensip kararı olduğunu ve her ayın 10 ila 16. Günleri arasında sadece sizin bilebildiğiniz bir saatte 100 tane kapısı olan bir odada siz hangi kapıyı açarsanız o kapıdan içeri girecek elemanı işe alma zorunluluğunuz olduğunu düşününüz. Yine bu kişilerden 20. Katta olan odanıza en fazla 21 veya 22 kişinin ulaşabildiğini, diğerlerinin ise bina içinde kaybolarak sizin odanıza bile ulaşamadıklarını düşününüz. Yine siz tecrübelerinizden dolayı işe müracaat eden elemanlardan en zeki ve en iyi olanının 20. Kattaki odanıza binanın durumundan dolayı en erken 4 saatte ulaşabildiğini biliyor olunuz. Yine bu 100 kişiden en sabırlı ve dayanıklı olanında binada 3 gün dolaşabildiğini ve sabırla sizin odanızın kapısının açılmasını beklediğini düşününüz. Yine diğerlerinin ise en fazla 24 saat binada kaldıklarını ve eğer sizin odanızın kapısı açılmazsa o saatler arasında vaz geçip gittiklerini düşününüz. İşe müracaat eden elemanların dış kapıdan içeri girmelerine ise siz karar veriyorsunuz. Ve sizin talimatınızla dış kapı açılıyor. Bu bilgiler elinizde iken matematiksel hesap yaparak istediğiniz vasıfta bir elemanın odanızın açılan kapısından içeri girmesini sağlayabilir misiniz?
Kotika bu örneği cevaplarsanız sizde matematikle konuyu ispatlamış olursunuz. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Evet haklısın, istersen biraz matematikten bahsedelim. Nokta: Sayı doğrusu üzerinde bir reel sayıya karşılık gelen uzunluğu ve alanı olmayan yani sıfır olan boyutsuz olgu. Siz hiç hayatınızda nokta gördünüz mü?
Doğru parçası: Başlangıcı ve sonu iki adet nokta olan ve bu noktalar arası en kısa yol olan ve sonsuz sayıda noktadan meydana gelen olgu. Oysa ki iki noktanın yan yana gelmesi bir şey ifade etmiyor iken 1 birimlik doğru parçasında da sonsuz nokta var 2 birimlik doğru parçasında da, şimdi o sonsuz o sonsuzdan büyük mü? Siz hiç hayatınızda doğru parçası gördünüz mü?
Uçgen, daire, dikdörtgen v.s.: Bunlar iki boyutlu nesneler olup kalınlıkları yoktur. Siz hiç hayatınızda gerçek anlamda iki boyutlu nesne gördünüz mü?
Bu gibi örnekler çoktur. Gördüğünüz gibi aslında matematiğin yaşadığımız dünya içinde pek bir anlamı yoktur. Matematik ile ancak matematiksel bir olgu ispat edilir. Matematik günlük hayattaki bir olaya uyarlanır. günlük hayattaki bir olay tek başına matematik ile ispat edilemez. ispat için deney ve gözlem şarttır.
Türkiyeden Amerikaya saatte şu kadar hızla giden bir uçak şu kadar sürede ulaşıyor. O halde yapılan matematiksel bir hesaba göre aya şu kadar saatte ulaşır. Bu sadece bir önermedir. ispat için denemeye kalkınca uçak motorlarının oksijen olmadan çalışmadığı görülecektir. çünkü çoğu zaman hesaba katılmayan bir şeyler olacaktır.
din ve inanç gibi kavramları tamamen bir kenara bırak sen matematiği bile kabul etmiyorsun..
bir kavramın doğruluğu ve varlığının kanıtı için onun görülmesi gerekmez..
evet uçağın motorlarındaki arıza senin önermende yer almıyor çünkü sen o önermeyi kurarken kusursuz koşullar olrak bir kabullenme yaptın..
ama oldu da uçakta arıza çıktı işte o arızanında bir matematiksel boyutu vardır..milin yapımındaki mühendislik hatası yüzünden arıza çıkmıştır ve arızanın nedeni matematik ile açıklanabilir..
bence sen çok farklı noktalara sapmış kalmışsın.biraz realist olsan şu dünyaya bakarak işleyişini çok rahat görürsün..senin o nerede görünmeyen dedğin doğru ve noktalar kullanılarak bugün insanlar uzaya gidiyorlar..başka bir değişle senin olmadığına inandığın doğru ve nokta olmasa idi insanlar uzaya gidecek aracı üretemiyeceklerdi.. seni gerçekleri görmeye davet ediyorum..
Arkadaşlar burada mantıklı düşünen @kaotika arkadaşa yapılan baskıyı anlamıyorum. Velhasıl Osman bey eğer bana yapay dölleme olmadan bunu yapabildiğini iddia ediyorsa elini öpmeye razıyım.Dahası belki cinsiyet erkek spermine bağlı olabilir ama sağlık ve kalıtım ile ilgili ağırlık genler kadın tarafından alınır.Osman bey yumurtaları da mı seçiyor onu bilelim.Velhası gördüğüm herkesin sazan gibi desteklemeye çalıştığı konu koftur.Bahsettiğiniz şeyler ise bilinen şeylerdir ve siz bulmadınız ama burada bahsetmediğiniz şeyleri biliyorsanız nasıl bildiğinizi de bize anlatın da biz de bilelim.Bilgi öyle kafadan sallamakla üretilmez.Ve zaten yumurta ile birleşen sperm duruma bağlı olarak en iyisidir.Ve gene @kaotika arkadaşın kaos teorisi olarak bahsettiği gibi bu koşulları da siz yönetemezsiniz.Yani elde var koca bir 0(sıfır) Lütfen mantıklı olun
destek olamıyorsanız köstek de olmayınız. Ben destek olmuyorum, köstek de. Sadece izliyorum. hipotez analiz sentez
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi dreaMMaster -- 21 Ağustos 2005, 18:20:17 >
_____________________________
dreaM der ki; "Netice ki, fena inkişaf etmiş bir hissin dimağ ve şahsiyet üzerindeki akislerini, Sırat-ı teğet geçecek imanla; yatayları dikey yapabilecek aSilBirRuhun gözyaşları cihanı sararsa, realitenin anadinamosu hüclerindeki tılsımından güc alabilir." datacell.org
Arkadaşlar burada mantıklı düşünen @kaotika arkadaşa yapılan baskıyı anlamıyorum. Velhasıl Osman bey eğer bana yapay dölleme olmadan bunu yapabildiğini iddia ediyorsa elini öpmeye razıyım.Dahası belki cinsiyet erkek spermine bağlı olabilir ama sağlık ve kalıtım ile ilgili ağırlık genler kadın tarafından alınır.Osman bey yumurtaları da mı seçiyor onu bilelim.Velhası gördüğüm herkesin sazan gibi desteklemeye çalıştığı konu koftur.Bahsettiğiniz şeyler ise bilinen şeylerdir ve siz bulmadınız ama burada bahsetmediğiniz şeyleri biliyorsanız nasıl bildiğinizi de bize anlatın da biz de bilelim.Bilgi öyle kafadan sallamakla üretilmez.Ve zaten yumurta ile birleşen sperm duruma bağlı olarak en iyisidir.Ve gene @kaotika arkadaşın kaos teorisi olarak bahsettiği gibi bu koşulları da siz yönetemezsiniz.Yani elde var koca bir 0(sıfır) Lütfen mantıklı olun
hayalciruh
Şimdi ben size desem ki tıhumun hiç fonksiyonu yoktur. Önemli olan topraktır. Şartları tam olan toprağa rasgele (200 milyondan sadece 1 tane) hangi tohumu atarsan at sonuç ayını olur. Bana ne dersiniz. Gülün demedim ki ama niye gülüyorsunuz. Yapay döllenme ile ilgili kısa bir not. Dünya üzerinde icad edilecek en iyi sperm seçme makinasından anne vücudu en az 1000 kat daha mükemmel şekilde en iyi spermi seçer. Bu iddiam nettir. Her noktada da ispatlarım. Ki ispatı da çok basit. Niye sınavlar yapıyoruz. Rektörler, dekanlar seçseler ya öğrencileri.
Kadından gelen genlere gelince, 1=200 milyon bu size ne anlatıyorsa o. Her kadın tüm üreme yapabildiği dönemde yaklaşık 400 civarında yumurta kullanır. Doğuştan taşıdığı 30 bin civarındaki yumurtasını hep yedekte tutar ve mezara götürür. Her yumurta olgunlaşma evresinde yumurtalar da kendi aralarında bir yarışma yaparlar. Sadece doğal seleksiyon gereği en iyi yumurta olgunlaştırılıp dışarı atılır. Zaten sperm bir noktada seçilmişdir satırınız doğru. Fakat yanlış zaman da ilişkiye girilmemişse. O yanlış zamanı buldum. Ve o yanlış zamanın kullanılması önlenince doğan bebekelr hep 4-4lük oldular. Akraba, daha önce sebepsiz sakat çocuğu olanlar ve sairede. Hep aynı sonuç Bebekler 4-4lük.
Ben matematik + kanıta dayalı tıpla bulduğum bilgilerin doğruluğunu ispatladım. İşte size gerçek. İşte kanıta dayalı tıp çerçevesinde döllenme günü, cinsiyeti ve doğum tarihi önceden ilan edilmiş bilgileri bulan benim oğlum Fatih Emircan Yıldız. O ne diyorsa O.
Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
osmanyıldız arkadaşım; Yani toprağın bitkinin türünü belirlediğini mi iddia ediyorsunuz.Yani buğday ektiğimiz zaman şartlar toprak için tam olunca arpa mı çıkıyor.Yahu arkadaşım dediğin şeylerin hepsi bilindik ve sonuca götürmeyen şeyler.Şu an hiçbir belirtmiş değilsin.Eğer bunu istatistik ile yapmışsan o zaman rastlantısal süreçlerin sonuca etkisi ve edinilmiş bilginin doğruluğu üzerine ne diyorsun bu konu hakkında.Bu süreçleri yönetemediğin halde istatistik ile süreçlerin davranışlarını nasıl analiz ettin? Bilinmeyen olguları,sebepleri bilinmeyen rahatsızlıkları yalnızca istatistik ile çözdün.Bunların hepsi kocaman bir saçmalık ama hadi diyelim çözdün yahu bu istatiği nasıl elde ettin yani bu bilgiyi nasıl edindin.Bunlar koca bir sıfır gene tekrarlıyorum,komedi bunlar.Ayrıca oğlunun kulakları da kepçe demek ki dört dörtlük değil
osmanyıldız arkadaşım; Yani toprağın bitkinin türünü belirlediğini mi iddia ediyorsunuz.Yani buğday ektiğimiz zaman şartlar toprak için tam olunca arpa mı çıkıyor.Yahu arkadaşım dediğin şeylerin hepsi bilindik ve sonuca götürmeyen şeyler.Şu an hiçbir belirtmiş değilsin.Eğer bunu istatistik ile yapmışsan o zaman rastlantısal süreçlerin sonuca etkisi ve edinilmiş bilginin doğruluğu üzerine ne diyorsun bu konu hakkında.Bu süreçleri yönetemediğin halde istatistik ile süreçlerin davranışlarını nasıl analiz ettin? Bilinmeyen olguları,sebepleri bilinmeyen rahatsızlıkları yalnızca istatistik ile çözdün.Bunların hepsi kocaman bir saçmalık ama hadi diyelim çözdün yahu bu istatiği nasıl elde ettin yani bu bilgiyi nasıl edindin.Bunlar koca bir sıfır gene tekrarlıyorum,komedi bunlar.Ayrıca oğlunun kulakları da kepçe demek ki dört dörtlük değil
Arkadasım adamın yazdıklarını hiçmi gormuyorsun .. yumurtanın sans ile olusmadıgını secildiğini, sperminse anne rahmi tarafindan secildiğini iddia ediyor. Ortada istatistik diye birşey yok. İstatistiği kullanarak bir şeyler bulmus onlardanda bu biyolojik sonuclara ulasmıs. Biyolojik bir teori atıyor ortaya. Şans faktörü diye birşey yok ortada.
Ne kadar doğru ne kadar yanlış görmek isterdim. Osman Bey bir pdf dosyasında teorinizin geniş açıklaması yokmu. Böyle bir makale tarzı bir şey yapsanız eminim bilim tekniğe koyulur. Hatta ingilizce yapsanız yabancı dergilerde bile yayınlanır. Dünya üzerinde bir sürü dergi var bilimsel tezlere yer veren.
Sizin buradaki kaybınız, bu konudaki gerekli eğitimi almamış olmanız. O yüzden gerekli mercilerce ciddiye alınmamışsınız bence. Ama bir PDF hazırlayıp herşeyi acıkcana yazsanız, ki bilginin herkez için oldugunu söylüyorsunuz, bu dosyayıda burada, maillarla heryere gönderseniz eminim birilerinin dikkatini cekersiniz. Burada bizim dikkatimizide cekebilirisiniz. Burası halktan insanlar. Halk size inanırsa devlette inanmak zorunda kalır.
Burda her türden arkadasımız mevcut. Moleküler biyoloji okuyan, bilgisayarcı, matematikci, doktor, hasta, evrimcisi, dincisi. Her yönden konuyu ele almış oluruz daha saglıklı.
Hayalciruh İstatistikte 2 değer vardır. Bunlar mutlak sonuç verir. 1 ve 0 1'in anlamı mutlaktır. 0'ın anlamı imkansızdır.
Bebek isteyen anne adayı ilişkiye girdiği zamanı ayarlayarak, sorunlu olacak bir yavrunun oluşmasına sebep olma ihtimali 1/8 olan spermlerin yumurtaya ulaşma şansını yok ederse, döllenecek yumurtanın sağlıklı bir spermle döllenmesi mutlaktır.
Yani ilişkiye girme saatini ayarlayarak spermlerin zaman faktörü ile ek bir sınavdan daha geçmesini sağlayan anne adayının nedeni bilinmeyen bir sakatlığa maruz kalacak bir bebeğe sahip olma ihtimali sıfırdır. Bu da mutlak değerdir.
200milyon buğday tohumundan rasgele 1 tanesini eken kişi eğer tohumların % 80'i anormal ise bitecek bitkinin sağlam olma ihtimali sadece 1/5 dir.
Her erkeğin ürettiği spermlerin ortalama % 80'i sağlıksız, morfolojik olarak sorunlu spermlerden oluşmaktadır. Bu spermlerin de hareketli olanlarının yumurtaya ulaşma şansı vardır. Bu oranlar görünür sakatlıklar için 1/1700, gizli sakatlıklar için 1/8 dir. Sadece zaman kullanılarak erkekten gelen sorunlu spermlerin yumurtaya ulaşma şansını yok etmek mutlak olarak mümkündür.
Tüp bebek merkezlerinde gözle iyi olduğu varsayılarak seçilen spermlerle yapılan dölleme işlemi sonucu ortaya çıkan anomali embriyolar bunun en güzel ispatıdır.
İlişkiye girme zamanı kullanıldığı zaman morfolojik olarak hareketli olupta, normal görünüp ama sorunlu embriyo oluşmasına sebep olan spermlerin tamamen saf dışı bırakılması mümkündür. Yukarıda ki örnek bunu net bir şekilde anlatmaktadır. Örneği çözdüğünüz de buğday ekip arpa çıkmasının beklenmediğini görebilirsiniz.
Denenen metod bildik basit bir çalışmadır. Sakat çocuk olma ihtimali olan ailelerde, ilişkiye girme zamanı ayarlanarak sağlıklı bebekler olduğu gösterilerek ispat yapılmıştır. Sonuç hep 4-4 lük olduğu için de toplam istatistik değeri olmaktan çıkıp mutlak olmuştur.
Oğlumun da burnu eğri, kafası yamuk, ayakları çarpık, kulakları kepçe... anne ve baba ne ise o dur. Sağlıklı kavramını algılama güçlüğü çekiyoruz galiba. 200 milyon adayın en iyisinin seçilmesi sonucu 1. olan bir bebektir. 200 milyonun içinde olmayan bir vasıfta olması mümkün değildir. İlişkiye girme zamanı ayarlanarak en iyi sperm olduğu için dünyaya gelmiştir. Bu satırları bile boşuna yazıyorum.
Galieo örneği her şeyi aslında çok güzel anlatır. Dünya yuvarlak ve dönüyor dediği için idama mahkum olmuştu ama, dünya yuvarlak ve dönüyor. Bilmem anlatabiliyormuyum. Benim yaptığım araştırma dünyada bir ilktir. İlişkiye girme zamanı ile bebeğin sağlığı arasındaki bağ araştırılmış ve sonuç mutlak olarak ortaya çıkmıştır. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Önce istatistikten bahsedeyim. İstatistik bir kesinlik bilimi değildir. "Ne olur" sorusundan çok "ne olabilir" sorularına cevap arar. İstatistikte mutlak sonuç hiç bir zaman yoktur. İstatistiğin aslında bilim olup olmadığı bile tartışılıyor. Matematiğin yardımcı bir dalıdır bence. İstatistik zaten matematiğin kendisi tanımsız olan olasılık teorileri üzerine kurulmuştur.
Sağlıksız ve sakat bireylerin meydana gelmesi tesadüflere bağlıdır. Anneden ve babadan gelen genler birleşirken hiç istenmeyen durumlar oluşabilir, hatta anne ve babanın genleri ile de alakalı bir durum olmayabilir tamamen kendi kendine de olabilir. Döllenme aşamasında DNA ları kopyalayan enzimlerden birinin bir an görevini yapamamsası sonucu hasta ve sakat bireyler olauşabilir. Bunun zamanlama ile pek bir alakası yoktur.
Bu olayda aklın alamayacağı kadar çok değişken var ki bunu zamanlamak imkansızdır.
Sağlıklı bireyler için ilişkiye girme saati ile ilgili istatistiki çalışma nerede yapılmış, kim tarafından yapılmış bunu açıklar mısın?
Murat bey Mesajınız ve yazılanları okuyarak yorumunuz için teşekkür ederim. Ben 26 Şubat 2003 ten sonra 1000lerce makale yazdım. Bir kaç tanesini de ingilizceye çevrittim. Tübitaktan başlayarak bir çok noktaya müracaat ettim. Şu andan sonra böyle bir çalışma yapmayı da düşünmüyorum. Çünkü anlamsız ve mantıksız geliyor bana. İnsanların aklına güvenmedikelri bir noktada benim yazdıklarımı x kişi kabul edip yayınladı diye insanlar bu bilgiye inanacaklarsa inanmasınlar daha iyi. Çünkü bu bilgiyi aklını kullanmayan bir bireyin uygulama şansı yok. Bu bilginin kullanılması içgüdüsel veya kiralık akılla mümkün değil. Yine de çağrınız için içten teşekkür ederim.
Bir anlaşılamayan da şu sanırım.
Benim söylediğim hepsi şu kadarcık.
Nedeni belli olmadan sorunlu olarak dünyaya gelen çocukların, sorunlu olması ilişkiye girilen saate bağlı olarak döllenme saatidir. İlişkiye girilen saat değiştirilerek döllenme zamanının değiştirilmesi matematiksel olarak kesinlikle mümkündür.
Hepsi bu. Bu cümlenin benzeri dünya yuvarlaktır. Dünya yuvarlaktır denince dünyayı düz olarak algılayan insanlar nasıl yani diye sormak zorundadır. Çünkü var olan bilgilerle düz bir dünya bakışından bir anda dünyanın yuvarlak olmasını algılamak mümkün değildir. Dünya yuvarlaktırı bana daha iyi anlat dediğiniz de anlatılacak olan yine dünyanın yuvarlaklığıdır. Bunu nasıl anlatırsanız anlatın her noktada dünya yuvarlaktır tanımı gelecektir. Algılama dünyanın düz olmasına göre olunca da bu cümleyi anlamak zordur. İstediğiniz kadar açıklama yapın sonu yoktur. Çünkü temel algılamaya ters bir cümledir dünyanın yuvarlaklığı.
Kaotika
Yukarıda yazdıklarım üzerinden olaya bakınız. İstatistik örneğini tekrarlayayım. Üzerinde 1 den 6 ya kadar sayılar olan 1 zar atıldığında atılan zarın düştüğü yerde yüzeyinde 7 rakamı olacak şekilde durması % 0 ihtimaldir. Bu istatistiksel bir sonuçtur. Anlamı imkansızdır. Değer mutlak değerdir. Yine aynı zar atıldığında zarın düştüğü yerde üste gelen sayıların 1,2,3,4,5,6 olma ihtimali % 100 dür. Bu da mutlaka bu sayılardan 1'si gelecek demektir. Bu da mutlak değerdir. Değişmez sonuçtur.
Ama siz çıkarda ya zar yere düşmezse, ya köşeli gelirse gibi mantık dışı kuramları sorgulamayla işlem sonuçlarını açıklamaya başlarsanız burada ilim olmayan istatistik değil sizin düşünce yapınızdır.
Yazılarımın başında bilinen ve bilinmeyen noktalara yönelik yağmur örneği ile durumu anlatmıştım. Bilmeyenler için tesadüfler vardır. Bilenler içinse tesadüf yoktur bilgi vardır.
Siz yazdığınız paragrafla bilinmediğini ortaya koyuyorsunuz. Ben de 10 senedir konu üzerinde çalışma yaparak bir çok bilinmezi bildiğimi yazıyorum. Ve diyorum ki dünya da kadın yumurtasının spermi kabul edeceği zamanı benden başka önceden hesaplayarak bilebilen şu an için kimse yok.
Benim yaptığım araştırma bu temele dayanarak gerçekleşti. Yani bilinmez üzerine bina edilmedi. Yumurtanın sperm kabul edeceği zamana göre ilişki saati ayarlanarak sonuçlar alındı.
Bir örnek vereyim. 3 Çocuklu bir aile. 3 çocuğun 3'ü de görünür sakat. 3 numara olmadan önce K.T.Ü den aile rapor alıyor. Ama 3 numara da sakat oluyor.
Bu ailede anne adayı x gününde x1 saatinde adet olmuş olsun. Adet olduğu saate bağlı olarak y saatin de de yumurta sperm kabul edecek olsun. y saati geldikten sonra girilecek ilişki sonucu erkekten gelecek spermlerden en iyi ve en hızlı olan ilk olarak yumurtaya ulaşacaktır. Doğal seleksiyon gereği de tek sperm yumrutaya girdikten sonra artık başka bir spermin yumrutaya girme şansı kalmayacaktır. Bu ifade mutlak ifadedir. Bu durumu şu görüntü varken hiç bir zaman elde edemezsiniz. Yani yumurtanın başına şekildeki spermleri doldurduğunuz müddetçe seçilmiş bir spermle yumurtayı dölleme şansınız her zaman sıfırdır. Buda mutlak bir sonuçtur. 300 soruluk bir sınavda 300 soruyu ilk yapan kişi 1. olacaktır derseniz ve 1.ciyi yalnızca 1 kişiye verirseniz ilk olarak 300 soruyu tam olarak bitirip teslim eden kişi 1. olur. Ama şu sorulara başlarsanız o tartışma yapılmaz. Sınava giren herkes eşit mi? Herkesin kalemi eşit mi? masalar eşit mi?... Yine aynı ailede y saatinden önce 72 saat öncesinden itibaren anne rahmine sperm gitmesini engellerseniz y saati geldiğinde, sorunlu bir spermin yumurtaya ulaşma şansını sıfıra indirmiş olursunuz. Burada tesadüf yoktur. İlim vardır. Matematik vardır. Bilgi vardır. Ama siz y saatini bilmediğiniz için bu araştırmayı yapamıyorsanız, bu var olanın değişmesi demek değildir. Y saati vardır. Ve önceden bilinebilri. Yağmur da olduğu gibi.
İlişkiye girme zamanı ile bebeğin sağlığı arasında ki araştırmayı yapan kişi benim. 1 Mayıs 2003 günü başladım. 98. bebek olan oğlum Fatih Emircan Yıldız dünyaya gelince de 6 Ekim 2004 günü noktaladım. Şu anda çalışmalarım devam ediyor. Ama bu konuda değil. Diğer unsurlar üzerine çalışmaya başladım. Bir örnek daha. Ben çocuklarıma aşı vurdurmuyorum. Çünkü aşıların gerçek olduğuna inanmıyorum. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Osman Yıldız, Benzetme ile sonuca gidilmeyeceğinin mücadelesini verdim durdum ben.
dünyanın düz oluşu ile ne alakası var, zarla ne alakası var.
quote:
İlişkiye girilen saat değiştirilerek döllenme zamanının değiştirilmesi matematiksel olarak kesinlikle mümkündür.
Bunun üzerine dedim ki bu konuda istatiki çalışma nerede yapılmış. sen de diyorsun ki:
quote:
Siz yazdığınız paragrafla bilinmediğini ortaya koyuyorsunuz. Ben de 10 senedir konu üzerinde çalışma yaparak bir çok bilinmezi bildiğimi yazıyorum. Ve diyorum ki dünya da kadın yumurtasının spermi kabul edeceği zamanı benden başka önceden hesaplayarak bilebilen şu an için kimse yok.
İyi bakın cümleyi büyütüyorum:
Ve diyorum ki dünya da kadın yumurtasının spermi kabul edeceği zamanı benden başka önceden hesaplayarak bilebilen şu an için kimse yok.
Teşekkür ederim. Sorularınız ve zaman ayırdığınız için.
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Osman Yıldız, Benzetme ile sonuca gidilmeyeceğinin mücadelesini verdim durdum ben.
dünyanın düz oluşu ile ne alakası var, zarla ne alakası var.
quote:
İlişkiye girilen saat değiştirilerek döllenme zamanının değiştirilmesi matematiksel olarak kesinlikle mümkündür.
Bunun üzerine dedim ki bu konuda istatiki çalışma nerede yapılmış. sen de diyorsun ki:
quote:
Siz yazdığınız paragrafla bilinmediğini ortaya koyuyorsunuz. Ben de 10 senedir konu üzerinde çalışma yaparak bir çok bilinmezi bildiğimi yazıyorum. Ve diyorum ki dünya da kadın yumurtasının spermi kabul edeceği zamanı benden başka önceden hesaplayarak bilebilen şu an için kimse yok.
İyi bakın cümleyi büyütüyorum:
Ve diyorum ki dünya da kadın yumurtasının spermi kabul edeceği zamanı benden başka önceden hesaplayarak bilebilen şu an için kimse yok.
Başka sorum yok, Kolay gelsin
NEDEMEK ŞİMDİ BU?? SPERMİ KABUL EDECEĞİ ZAMANI SENDEN BAŞKASI BİLEMEZMİ??
_SELCHUK_ Ben benden başkası bilemez demedim. Bunu da belirtmek için şu an için kelimelerini ekledim. Tabiki benim bulduklarımı herkes bulabilir. Ama bir farkla. Benim gibi binlerce aileden oluşan ve ceket atınca hamile kalan cinsten ailelerle görüşülüyor olunması lazım. Şu anki tıbbı düşünce de bu gerçekten mümkün değil. Laboratuar ortamı olmadan ar-ge yapmayı algılayamayan bir tıbbı düşünce var dünyada şu an için. Gelecekte doğal hayatı tümden doğal olarak izlemeyi ve buralardan sonuç çıkarmayı düşünecek kişiler olursa tabi ki benim gibi herkes kadın yumurtasının sperm kabul etmeye başlayacağı saati bulabilir. Ama bunu bulmak için doğal hayat üzerinde araştırma şart.
Çocuğu olmadığı için tıbba müracaat etmiş aileleri takip ederek elde edilen sonuçlar sadece masal olabiliyor. Bu masallara da insanlar şu an için inanıyorlar.
Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Osman Yıldız, yaptığın çalışma her ne kadar açıklamasını yapsan da bana kesin sonuç verebilecek bir şey gibi gelmedi.. Ama yanılıyor olabiliriz, düşünceyi forum ortamında aktarmak göründüğü kadar kolay değil tabi.. Bu düşünceni burada bize aktararak pek fazla fayda göreceğini düşünmüyorum... Çünkü forumumuzu oluşturan bizlere, kendimize pek de güvenmiyorum açıkçası...
cins Nikini pek sevmesem de çok güzel bir ifade kullanmışsın.
quote:
Çünkü forumumuzu oluşturan bizlere, kendimize pek de güvenmiyorum açıkçası...
Ben de hayır kendi aklınıza ve gözlerinize güveniniz ki dünya düzelsin diyorum. Bana veya başkalarına inanmanız değil benim mücadelem. Kendinize, kendi gözlerinize inanmanızı sağlamak benim mücadelem. Bunun için sizlerden yardım istiyorum. Bunun için internet gibi dev bir kütüphaneye sahip sizlerin aklına ve gözlerinize ihtiyacı var insanlığın.
Sakat yavrusu kollarına verilen masum annenin zaten hiç bir şeyi bilme imkanı yok. Onu o açmazdan kurtaracak olan sizlersiniz.
Saygılarımla
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi osman yıldız -- 23 Ağustos 2005, 9:21:59 >
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Bir gün öğretmeni, gelecekte ne yapmak, ne olmak istediklerine dair bir kompozisyon ödevi veriyor sınıfa.
Hayatı atlar üzerine kurulu küçük oğul, hayalindeki at çiftliğini yazıyor sabaha dek, sayfalar dolusu. Hayal, hedef olmuş çoktan.
200 dönümlük bir çiftlik, ortasında 1000 m2 lik bir ev. Ahırlar, eğitim ve bakım yerleri, koşu yolları ile bir plân da ekliyor kompozisyona. Sabah, tam da kalbinin sesi olan ödevi öğretmenine teslim ediyor.
Birkaç gün sonra öğretmen, kocaman kırmızı harflerle “sıfır” yazılı ödevi çocuğa iade ediyor ve “teneffüste beni gör” diyor. Dersi zor bitiriyor çocuk. Teneffüste, neden sıfır aldığını hayretle soruyor öğretmenine.
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekleşemeyecek bir hayal" diyor öğretmeni.
"Gezginci bir ailesiniz. Düzenli bir geliriniz yok. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük sermaye gerektirir. Önce araziyi satın alman lâzım. Sonra damızlık hayvanlar ve bir de ekip gerek bu çiftliğe. Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedeflerle yeniden yazarsan, tekrar değerlendiririm."
Çocuk düşüne düşüne eve gidiyor ve babasına danışıyor.
Baba, “bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim, kararını kendin vermelisin” diyor küçük oğlunun heyecan ve umut dolu gözlerinin içine bakarak. Ve çocuk, kendinden emin bir şekilde, hiçbir değişiklik yapmadan ödevini geri götürüyor öğretmenine.
"Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin, ben de hayallerimi" diyerek teslim ediyor.
Bugün 200 dönümlük arazideki 1000 m2 lik evinde oturuyor o 7.sınıf öğrencisi. Salondaki şöminenin üzerinde, yıllar önce yazdığı hayal kompozisyonu çerçevelenmiş olarak asılı.
Öğretmeninin geçen yaz 30 öğrencisi ile çiftlikte yaptığı kamptan ayrılırken söyledikleri ise, kulaklarında:
"İtiraf etmeliyim ki, ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden çok hayal çaldım. Allah' tan ki sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın."
1994 yılının sonlarından başlayarak bir çok insanın hayalini bile kurmaktan çekindiği konuları araştırmaya başladım. 1997 de Yazılımı tanıttığımız da yapılan toplantı da ertesi gün afaroz edileceğimizi varsaymıştık. Konu dünyanın gündemine oturacak kadar büyüktü. Hayallerim program olmuştu. Ve artık herkes hayal kurabilecekti. Görünmez el ilk olarak 2 eylül 1997 günü devreye girdi. Önce konunun haberleri ve yapılan röportajlar sansürlendi. Sonrası inanılmaz bir mücadele. Ve hikayedeki gibi artık çiftlik evi ortada. Herkes görüyor. Ama kimse gördüğünün doğru olmasını istemiyor. Çünkü gördükleri doğru olursa, aklıllarını kullanmak zorunda kalacaklar. Sorumluluk almak zorunda kalacaklar.
Neden Neden korkuyoruz. Neden gözlerimize aklımıza güvenmekten korkuyoruz. Neden Neden Neden
Var mı? yorumunuz. Lütfen yazmaktan içinizden geçenleri yazıya dökmekten çekinmeyiniz. Saygınızı kaybetmeden içinizden geçenleri yazabilirsiniz. Lütfen yazınız. Neden Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
_SELCHUK_ İnsanlığı ben kurtaracak olsam sizden yardım talep etmem. İnsanlık bugüne kadar ne çektiyse kurtarıcılar yüzünden çekti. Günümüzde insanlığa kurtarıcı değil, insanların aklının olduğunu insanlara hatırlatacak, aklını kullanmaktan korkmayan insanlara ihtiyacı var.
Ben aklını kullanmaktan korkmayan sadece bir kişiyim. Buradaki yardım talebimde aklını kullanmaktan korkmayan insanların çoğalması ile ilgilidir. Bu anlatımımı da çok net bir şekilde yuklarıda izah ettim.
Lütfen aklınızı kullanmaktan korkmayınız. İşte o gün terörü de , savaşları da, işgalleri de çok daha iyi anlayacaksınız.
Kim ne demişki ye değil kendi aklınıza ve gözünüze inanınız. O zaman dünya değişecek. Dünyada açlık sona erecek. Saygılarımla Not: Bu bebek için bugüne kadar aşı dahil bir tek lira ilaç ve doktor masrafı adı altında harcama yapılmadı.
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
bo konuyu ilk gördüğümden beri bazı formlarda açarak tartışmak istedim ama insanların geneli önyargılı davranarak hep olumsuz yanıtlar verdiler .Hiçbiri araştırma zahmetine girmedi ve bence araştırılınca düşünceler çok değişiyor.
burada önyargı fazla göremedim ve buna gerçekten çok sevindim.Konu hakkında birçok uzmana soru yönelttim.Bir çoğu sebep göstermeden imkansız olduğunu yazdılar ve sadece bir uzman "bilimsel olarak araştırma yapılmadığı için kesin bir cevap veremeyiz "dedi ve bu cevap bile beni daha çok konu hakkında araştırmaya yöneltti.Ama bir şey dikkatimi çekti konuyu araştırmaya başlayıp ve bir iki forumda yazdıktan sonra beni de engellemeye çalıştılar ve bunu görünce Osman Yıldız a hak vermeye başladım.
Eğer burada konu hakkında uzman olarak yorum yapabilecek arkadaşlarımız varsa lütfen ÇEKİNMEDEN yorum yapsın veya bu konu neden engellenmeye çalışılıyor bunu izah etsin.
bo konuyu ilk gördüğümden beri bazı formlarda açarak tartışmak istedim ama insanların geneli önyargılı davranarak hep olumsuz yanıtlar verdiler .Hiçbiri araştırma zahmetine girmedi ve bence araştırılınca düşünceler çok değişiyor.
burada önyargı fazla göremedim ve buna gerçekten çok sevindim.Konu hakkında birçok uzmana soru yönelttim.Bir çoğu sebep göstermeden imkansız olduğunu yazdılar ve sadece bir uzman "bilimsel olarak araştırma yapılmadığı için kesin bir cevap veremeyiz "dedi ve bu cevap bile beni daha çok konu hakkında araştırmaya yöneltti.Ama bir şey dikkatimi çekti konuyu araştırmaya başlayıp ve bir iki forumda yazdıktan sonra beni de engellemeye çalıştılar ve bunu görünce Osman Yıldız a hak vermeye başladım.
Eğer burada konu hakkında uzman olarak yorum yapabilecek arkadaşlarımız varsa lütfen ÇEKİNMEDEN yorum yapsın veya bu konu neden engellenmeye çalışılıyor bunu izah etsin.
bırakın yaa sanki çok şey biliyosunuz.... beni şekile sokmayın........
Suan konu uzerine bir yorumda bulunmayacagim. Ama anlattiklartiniz havada kaliyor gibi geldi Somut kanitlarin yeterli olmadigi dusuncesindeyim Bu da konunuzda samimiyetsizlik ve güvensizlik duymama sebeb oluyor. Kendinizden olan cocuklariniz Hastaliksiz uzun omurlu olabilirler. Ve uzun omur de diliyorum onlara ama peki buna biz nasilk inanacagiz. Bunlari yaptiginiza uyguladiginiza arastirmalariniza nasil tanik olacagiz. tezlerinizi bize nasil isoatlayacaksiniz? Keske tum telefon gorusmelerinizi kayda alsaydiniz? Bu konu hakkinda 10 yıldan beri calisma yaptiginizi nereden bilecegiz? Buldugunuz yontemin ilgili konuda kesinlik sagladigini savunuyorsunuz Bilimsel olarak tüm olanlari (döllenme sürecinde) bizlerle paylasirmisiniz? Matematiksel formulleri ile hnagi sebebten hangi sonuclar cikiyor neden? Bu sorulara net cevap vermediginiz surece batil guvence ile size destek verecekler koyun gibi biryerlere baskalarinin yönlendirmeleriyle sürülmüs insan topluluklarindan baskalari olmayacaklardir.
_____________________________
Psp, 1.5, 2 gb ms pro duo, + ps 2 buyuk konsol, Acer aspire 1662 512 ram centrino sonoma 1.7 ghz, dvd dual layer combo, 15.4 parlak ekran, notebook.
sancak2008 Çok teşekkür ederim. İşte budur diyeceğim bir mesaj yazmışsınız. Benim talebim sizin gibi en küçük ayrıntıyı bile sorgulayacak, araştıracak insanların konudan haberdar olmaları.
Şimdi samimi bir şekilde sorularınızı cevaplayayım. Anlattıklarımın havada kaldığının farkındayım. Bunun sebebi ise şu. 27 Şubat 2003 den beri olayı anlatmak için o kadar çok yöntem ve metod denedim ki denediğim metod ve yöntemleri bile yazsam ciltlerle kitap olur. Sayfalarda sürekli eklemelerle büyüdüğü için bir çok şey hava da kalıyor. Bunun farkındayım. Ama bu aşamada bu durumu değiştirmem mümkün değil.
Kanıta dayalı tıp çerçevesinde dünyaya gelen bebeklerin 98. si benim oğlum. Şu ana kadar doğrudan bu bilgilerin ispatına yönelik dünyaya gelen bebek sayısı 150'yi geçti. Ben 122. bebekten sonra takibi bıraktım. Çünkü boşuna rapor ve hastane masrafı yapıldığını fark ettim. O bebekelr hiç bir şey ifade etmiyor olacaktı. Bu bebeklerin bir çoğunun anne ve babası daha bebek döllenmeden noterden yapılacak işlemin tescilini yaptırdılar. Konunun benim bebeğim hariç dünyaya gelen hiç bir bebeğin hiç bir şey ifade etmeyeceğini görünce biz bir bebek sahibi daha olmaya karar verdik. Çünkü yanlış bir beyanın sağlanamayacağı tek ispat bizim bebeğimiz olabilirdi. Bu nedenle bizim bebeğimiz işte burada deniyor. Şurdan düşünün konuyu. Kel bir adam kelliğe ilaç bulduğunu iddia ederse önce bunu kendi başında ispatlaması gerekir. Bu ispatı yaptıktan sonra diğer kişiler önemli olmaz. Tıplarda ilk sınıflarda şu öğretilir. Bir hastalığa tedavi bulduğunu isptalaman için önce kendin o hastalığa yakalanıp, kendini tedavi edeceksin. Bu en kolay ispat yoludur.
Dünya üzerinde ben milyonlarca belgeyle bebek göstersem ve desem ki alın bu bebeklerin hepsi bu yöntemle dünyaya geldi Yine hiç bir şey ifade etmez. Hemen şu soru gelir akla. Sadece iyi olanları gösteriyorlar. Ya kötü sonuçlar nerede.
Tüm bakış açılarında benim üzerinde oynama yapamayacağım tek şey bizim aile olarak 14 Ocak günü resmen açıklayıp, 20 ocak günü eşimin hamile kalması ve 7 Ekim günü bebeğin dünyaya gelmesi işlemiydi. Bu nedenle biz de bu yola başvurduk. Ve o bebek resim deki bebek.
Telefonları kaydetmeme gerek yok. Çünkü pTT faturalarında aranan yerler belli. Arama peryotları belli. Sesleri kaydetmek helede yatak odası konusunda sesleri kaydetmek hukuken suçtur. Özel hayata tecavüzdür. Ben hiç bir şekilde benimle bilgilerini paylaşan hiç bir kişinin bilgilerini açıklamayı kabul etmiyorum. Ki bunların içinde gazeteciler, doktorlar da var. Konu gündem bulduğunda kişiler kendileri isterlerse açıklama yapacaklardır.
Konu üzerinde 10 yıldır çalışma yaptığım delilli ispatlı. 1 Eylül günü konunun haberleri basın da yer aldı. Arşivi olan Hürriyette konunun haberi duruyor. http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/97/12/09/ekonomi/10eko.htm Bakabilirsiniz. Benim verdiğim bütün bilgisayar ilanlarında Yıldız bilgisayarın bir parçası gibi Yıldız Aile Planlaması programının da verildiğini görebilirsiniz.
Ama bunların hiç birinin hiç bir önemi yok. Çünkü ben matematikle istenen her platform da ilişki zamanının ayarlanmasının sağlıklı bir spermle yumurtanın döllenmesini sağlayacağını ispatlarım.
Olayın matematik yönüyle ilgili örneği yukarıda yazmıştım. Kalabalık olmaması için tekrar yazmıyorum. Burada benimle yazışacak herkese matematik ispatı yapmaya hazırım. Formüllerle değil. Kişinin kendisinin anlayacağı şekilde.
Benim tüm amacım insanların akıllarını kullanarak bu bilgileri anlamaları. Bunu sağlamayı istiyorum. O zaman gerçekler ortaya çıkacaktır. Ama korkarım burada da ciddi yazışmalar başlayınca hemen yazılar silinir. Çünkü hep tartışmalar yapılana kadar müsade ediliyor. İş ciddiyete binince hemen yazılar siliniyor.
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Verdiginiz cevaplar icin tesekkurler. Konu hakkindaki arastirmalarinizi kapsamli bir sekilde ncelemeye aldigimi belirtmek isitoyrum. Zamani geldiginde tekrar size donecegim. Sorularimla ve konu hakkindaki düsüncelerimle... Su an icin kendimi yorum yapmak icin cokta yeterli gormuyorum. 10 senelik bir calisma ve düsünce hakkinda sadece arastirma icin birkac saat ayrilan zaman sonucu yorum yapan arkadaslari da tasvip etmiyorum. Destek olurlar ya da olmazlar ama fikir ortaya atmak icin cok arastirma yapilmasi gerekir diye düsünüyorum. Koatika isimli kullanici bu yanilgiya ne yazikki düsmüstür. Konuyu sizin aciklamalarinizda samimiyetsiz buldugundan kestirip atma gibi yanlis bir davranista bulunmustur. Bende samimiyetsiz buldum ilk basta ve bu guvensizligim devam ediyor Cünkü yeterli arastirma yaptıgımı düsünmüyorum. Burada sizi takdir edecegim konu su ki düsüncenizden vazgecmemeniz ve bunun icin heryolu denemeniz. Bu da beni düsünceye sevkediyor, hakkınızda; Acaba gercekten dünya insanlıgı icinmi bu kadar emek ve maddi sarfiyat, yada un söhret icinmi, ya da haklı oldugu bir düsünceyi ispatın icatt'ın sizde yarattıgı hakli gurur u yasama ihtiyaci mi? Yoksa para kazanmak zengin olmak mi? Hoscakalin.
_____________________________
Psp, 1.5, 2 gb ms pro duo, + ps 2 buyuk konsol, Acer aspire 1662 512 ram centrino sonoma 1.7 ghz, dvd dual layer combo, 15.4 parlak ekran, notebook.
Verdiginiz cevaplar icin tesekkurler. Konu hakkindaki arastirmalarinizi kapsamli bir sekilde ncelemeye aldigimi belirtmek isitoyrum. Zamani geldiginde tekrar size donecegim. Sorularimla ve konu hakkindaki düsüncelerimle... Su an icin kendimi yorum yapmak icin cokta yeterli gormuyorum. 10 senelik bir calisma ve düsünce hakkinda sadece arastirma icin birkac saat ayrilan zaman sonucu yorum yapan arkadaslari da tasvip etmiyorum. Destek olurlar ya da olmazlar ama fikir ortaya atmak icin cok arastirma yapilmasi gerekir diye düsünüyorum. Koatika isimli kullanici bu yanilgiya ne yazikki düsmüstür. Konuyu sizin aciklamalarinizda samimiyetsiz buldugundan kestirip atma gibi yanlis bir davranista bulunmustur. Bende samimiyetsiz buldum ilk basta ve bu guvensizligim devam ediyor Cünkü yeterli arastirma yaptıgımı düsünmüyorum. Burada sizi takdir edecegim konu su ki düsüncenizden vazgecmemeniz ve bunun icin heryolu denemeniz. Bu da beni düsünceye sevkediyor, hakkınızda; Acaba gercekten dünya insanlıgı icinmi bu kadar emek ve maddi sarfiyat, yada un söhret icinmi, ya da haklı oldugu bir düsünceyi ispatın icatt'ın sizde yarattıgı hakli gurur u yasama ihtiyaci mi? Yoksa para kazanmak zengin olmak mi? Hoscakalin.
sancak2008 İnsanlığın sizin yapacağınız araştırmaya emin olun çok ama çok ihtiyacı var. Şan şöhret konusuyla ilgili şöyle yazayım. 26 Şubat 2003 günü benim buluşumla Sağlık Çağı başladı. Bu bilginin ve tarihin değişme ihtimali matematiksel olarak yok. Ama sizler gibi önyargı gömleğini çıkarıp objektif olarak konuyu araştırmaya başlayanlar sayesinde veya kanıta dayalı tıp çerçevesinde dünyaya gelen çocuklar sayesinde bu bilgi dünyaya mal olacak. O günde Osman Yıldız ismi dünya tarihinde insanın insan olması için en büyük buluşu bulan kişi olarak yazacak. Çünkü benim bulduğum bilgi insanların acımasızca canevlerinden vurulmasına sebep olan nesilleri ile ilgili. Ve insanlar için olmazsa olmaz sağlığı gibi görünürken çocuklarının sağlığının olmazsa olmaz olduğu tüm dünyada ispatlanmış durumda.
Her annenin tamamen doğal olarak sağlıklı bir çocuğa sahip olabileceği bilgisini bulan ve bunu dünyaya ulaştırmak için, tarihin yazacağı gibi inanılması güç bir mücadeleyi veren insanı insanlık unutmayacaktır.
Benim mücadelem bu gerçeği erkene almak için değil.
Her gün katledilen 1000lerce masum yavrunun canını kurtarmak, canı yanan 100binlerce ailenin canının yanmasını engellemek içindir.
Canı yanan aileler bu bilgilerin dünyaya ulaşmasına engel olanları zamanı gelince bu dünyada hak ettikleri cezaya çarptıracaklardır. Bu bilgileri engelleyen insanların dünyada kaçabilecekleri yer yok.
Bunu, engelleyenlere anlatıcak olan da sizler gibi araştırıp karar verecek olan insanlardır. Lütfen araştırmaktan sorgulamaktan şüphe etmekten vaz geçmeyiniz. Bana kesinlikle inanmayınız. Sadece ama sadece kendi aklınza ve gözlerinize inanınız. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
_selchuk_ isimli kullanicinin yazilarini gördüm. Bunlari dikkate almiyorum. Hicbir sekilde bu kullanicidanda bahsetmek istemiyorum benim icin onemsiz bir olaydir _selchuk_ isimli kullanicinin yazdiklari. Fazla sozede gerek yok bu kisi hakkinda zaten.
Ben Bir özel hastane Sahibinin yakiniyim. Bu anlamda Prof. buyuklerimle diyalog halindeyim. Osman Yıldız beyle ortak yanım iktisatcı olmam. Bankacıyım. Tıp konularına haiz degilim. Bende sizin gibi arastirma yapmayı cok seviyorum bernur.
Hoscakalin
_____________________________
Psp, 1.5, 2 gb ms pro duo, + ps 2 buyuk konsol, Acer aspire 1662 512 ram centrino sonoma 1.7 ghz, dvd dual layer combo, 15.4 parlak ekran, notebook.
Aslında ben kimsiniz nesiniz derken _selchuk_ nickli arkadaşa seslenmiştim. Çünkü size ve bana mesajı çok hoşuma gitmedi açıkcası.Aşağılayıcı biçimde yazmış.
Yukarılarda birisi "nereye harcadın bu parayı" şeklinde bir soru sormuş.
Osman Yıldız'ı yaklaşık 3 yıldır tanıyorum ve bu süre içinde sırf sesini duyurmak için harcadığı çabayı harcamam için bana teklif sunsalardı herhalde bir 50 milyar tl kadar talep ederdim.
Kendisine başka bir konu dolayısıyla ve prensiplerime ters düşen birşey yaptığı için kızgınlığım var ama gelgelelim, hiç bir umudu kalmadığı anlarda bile sesini duyurabilmek adına mucadelesinden hiçbir zaman vazgeçmediğide bir gerçektir, bu tarz bir mucadele ise para için yapılmaz çünkü sonuç umutsuz görünüyor, ancak İDEAL için yapılır.
Niçin sonuç umutsuz dediğime gelince, dünyadaki en büyük mafya TIP/İLAÇ mafyasıdır ve onun buluşu bu mafyanın ekmeğine KAN doğrayacak bir buluştur, dolayısı ilede tıp çevreleri bi taraflarını yırtarlar ama böyle birşeyin dünyada yayılmasını önlerlerrr.
Yukarılarda birisi "nereye harcadın bu parayı" şeklinde bir soru sormuş.
Osman Yıldız'ı yaklaşık 3 yıldır tanıyorum ve bu süre içinde sırf sesini duyurmak için harcadığı çabayı harcamam için bana teklif sunsalardı herhalde bir 50 milyar tl kadar talep ederdim.
Kendisine başka bir konu dolayısıyla ve prensiplerime ters düşen birşey yaptığı için kızgınlığım var ama gelgelelim, hiç bir umudu kalmadığı anlarda bile sesini duyurabilmek adına mucadelesinden hiçbir zaman vazgeçmediğide bir gerçektir, bu tarz bir mucadele ise para için yapılmaz çünkü sonuç umutsuz görünüyor, ancak İDEAL için yapılır.
Niçin sonuç umutsuz dediğime gelince, dünyadaki en büyük mafya TIP/İLAÇ mafyasıdır ve onun buluşu bu mafyanın ekmeğine KAN doğrayacak bir buluştur, dolayısı ilede tıp çevreleri bi taraflarını yırtarlar ama böyle birşeyin dünyada yayılmasını önlerlerrr.
Saygılarımla
ilginç ve etkileyici
_____________________________
dreaM der ki; "Netice ki, fena inkişaf etmiş bir hissin dimağ ve şahsiyet üzerindeki akislerini, Sırat-ı teğet geçecek imanla; yatayları dikey yapabilecek aSilBirRuhun gözyaşları cihanı sararsa, realitenin anadinamosu hüclerindeki tılsımından güc alabilir." datacell.org
sen benim dediğim şeyleri yap (eylem sesini duyurmak için ) ama araştırmanın konusundan bahsetmeden yap bu eylemini. Ta ki bu konuda otoriter insanlarla görüşünceye kadar . öyle sonuç alırsın diyorum.
Dipnot: Birde insanlara örnek vererek konuyu açıklama bence. Çünkü bir süre sonra sıkıyor. Sen bize çalışmanı anlatmıyorsun, aslında tabiki haklısın, ama bu şekildede kabullenmek zor oluyor. yani sayfalarca yazı okuduk burda hala istatiksel olarakmı yoksa başka yöntemlerle diğer olasılıkları kaldırıp bunu istatik yada matematik adı altındamı söylüyorsun anlayabilmiş değilim.
Yolunuz açık olsun. Allah yardımcınız olsun. Ve bu çabanız inşallah sonuçsuz kalmaz.
meraklıyımdır ın yazdılarından dolayı sizin adınıza çok sevindim meraklıyımdır birde kendini tanıtsan çünkü insanlar bana yaptıkları gibi sizede Osman Yıldız'sın diyebilirler
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi bernur -- 26 Ağustos 2005, 9:35:16 >
Sancak2008 Yaklaşık 2 ay önce Bernur da sorularıyla bu konuyu araştırmaya başlamıştı. Umarım bu konuyu araştırmak için gerçekten çaba sarf eden 4. kişi olursunuz. Bernur İyiki varsınız. Sizlerin yazdığınız mesajları gördükçe kaybettiğim ümitlerim tekrar yeşeriyor. Meraklıyımdır Bana bir hoşgeldin diyebilirdin. Ama tanıdık birilerini görmek güzel. Mesajın için sağol. Yazdığın diğer mesajlardan kim olduğunu tahmin ettim. Ama kızgınlığının haklılığını düşünmezsin umarım. Aslında ceviz kabuğu ile ilgili heyecanını burayla paylaşırsan sanırım konuya daha fazla ışık tutmuş olursun. Burada ki nikin daha güzel. Bilimin ana felsefesini güzel yansıtmış.
Yeni Türkü Şu anda Ülkemizde yaşayıpta bu konudan haberdar olmayan uzman ve üstü kişi olduğunu sanmıyorum. Ben normalde sosyal bir insanım. Şu anda konu ne olursa olsun kimse bu konunun duyulmasına sebep olabilecek bir girişimi desteklemez. Çünkü göbeklerinden herkes bir yerlere bağlı. www.hurriyet.web.tr veya www.sabah.web.tr adreslerinden birini dikkatli incelerseniz neden böyle dediğimi tahmin edebilirsiniz.
Konuyu örneksiz tekrar özetleyeyim.
İlişkiye girilen zamanla, döllenme zamanı arasında doğrudan bir bağ var. Her anne adayının folikülden yumurta hücresinin atılma zamanında anneliğe hazırlanma eyleminden dolayı korunması gerekiyor. Sadece bu zaman diliminde korunulması yumurtanın başına sorunlu spermlerin ulaşmasını engelliyor. Şöyleki yumurta hücresi folikülden atılmadan önce ilişkiye girilirse anne adayının vücudu kısa bir süre sonunda sorunlu spermlerin yok olmasını sağlıyor. Anne adayının vücudunun yok etme eylemine dayanabilen bir spermle yumruta birleşirse bebek sağlıklı oluyor. Yine yumruta folikülden ayrıldıktan sonra ilişkiye girilirse doğal olarak en iyi ve en hızlı olan yumurta hücresine ulaşınca döllenme gerçekleştiği için yine yumurta sağlam bir spermle döllendiği için bebek sağlıklı oluyor. Bu korunulması gereken zaman dilimini aslında her anne adayı hissediyor. Kendisinde ortaya çıkan farklılıklarla biliyor. Ama eşli yaşam nedeniyle bu farklılıklar cinselliğe davetmiş gibi algılanıyor. Burada en büyük bilinen ise argo olarak şudur. Ateş mi bastı veya ateşin mi çıktı gibi gözlemlerin nedeni aslında argo kelimelerden de elde edildiği gibi cinselliğe davet değil tam aksine cinsellikten uzak durulması gerektiği anlatılıyor. Ama bu yanlış değerlendirme sonucu doğal hayatta görülmeyen sakatlıklar insanlarda var.
Bernur meraklıyımdır daha bu bilgilerin kanıta dayalı tıp çerçevesinde ispatı yapılmadığı zamandan beri bu konuyu biliyor. Ve ilk olarak matematik ispatı anlayan kişidir. Bir çok kalbur üstü kişinin olduğu bir ortamda kimsenin anlamadığı matematik isbatı anlayabilmişti. Şu anda sizin yaptığınız gibi bir çok ortamda da ciddi şekilde beni desteklemişti. Daha sonra bir forum da yapılan yazışmalar dolayısıyla bana kızdı. Kızma noktası ise şuydu. Kimse seni anlamıyor. Buna rağmen neden ısrarla anlatmaya çalışıyorsun. Benim yapmam gereken şu anda mümkün olursa tek tek dünyadaki her insana bu konuyu anlatmak. Ve bu noktada benim ne gururum ne kişiliğim nede başka değerler önemli değil. Önemli olan tek şey mümkün olursa 1 dakika önce bu bilgilerin insanlığa ulaşması.
Destekleyenlere destek oldukları için, karşı çıkanlara medenice karşı çıktıkları için teşekkür ederim. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Bernur, adım Ahmet Selçuk YAŞACAN, bu foruma sanırım nisan aylarında bilgisayar konusunda yardım almak için "Kara_Cahill" rumuzuyla dahil oldum ve yardımcılarımın içtenliğinden etkilenip burada kaldım. Elektronik bölümünde bazı bilim bağnazlarının ileri geri konuşmalarına kızıp tüm mesajlarımı silerek rumuzumuda kendim iptal ettim ve birdaha gelmemeye karar verdim ama sonra dedimki "bu iş imama kızıp camiye gitmemeye benzer". Zihni_Sinir, Zihni_Sinirli ve başka bir kaç nickle daha çeşitli konularda fikirler beryan ettim, diğer rumuzlarım hep kovularak iptal edildi, Osman yıldız lehine yazı yazanların onun kendisinin FAKE si olduğu ithamı ilk kez yaşanan bir konu değil, yani buna alışığız biz.
Osman abi çok haklısın heyecandan hoşgeldini unutmuşum ama ben 20 gün önce ağır bir kalp krizi geçirdim ve kafam arttık eskisi gibi çalışmıyor, eskidende zaten fazla çalışmadığını düşünürsek bunu mazur görmen gerekir, foruma HOŞGELDİN. Ama sana kızmamın sebebini tam bilmediğin için artık sana daha çok kızıyorum bunuda bil.
Az önce hastahaneden geldim ve taze tecrübelerim ışığında sana bir kez daha diyorumki boşuna nefesini tüketmeeee, bu konu sadece Türkiyeyi değil tüm insanlığı ilgilendiren birşeydir ve sözkonusu olan insan sağlığıdır, semalarında dalgalanan bayrağın rengine aldırmadan buluşuna kim sahip çıkıyorsa git ona ver, hatta bağışlaki bu konu bir an önce gündeme gelsin, varsın daha sonra bizdeki TIP memurlarıda bu işin köpekliğini yapsın.
Selçuk bey Öncelikle geçmiş olsun. Sana öncelikle ailenin, sonra Yalova'nın sonrada bu Ülkenin ihtiyacı var. Kendine dikkat et. Umarım bir daha Allah öyle bir imtihanla seni imtihan etmez. Eskiden ismini açıklamaktan kaçardın. Şimdi bakıyorum da hemen açıklamayı doğru görüyorsun. Kalp krizinin etkisi mi var. yoksa aslında sanal alemin gerçek hayattan pekte farklı olmadığını mı fark ettin. Neden kızgın olduğunu biliyorum. Ama benim davam kişilik davası değil. Belki insanlar insan olduklarını hatırlarlar davası
Selçuk bey ABD deki üniversite zaten çalışmayı devam ettiriyor. 27 Şubat 2008 günü olağan dışı bir gelişme olmadığı müddetçe konuyu açıklamamaları mümkün değil. Ama o güne kadar dünyaya gelecek milyonlarca sorunlu bebeğin engellenmesi için ben halen daha umutluyum. Ben Ülkemden bu bilgilerin o günden önce dünyaya ulaşmasını sağlamak istiyroum. Bunu başarmam içinde sadece araştırma yapmaktan vaz geçmeyerek desteğinize ihtiyacım var. Düşünki daha dünlere kadar ben yalnız cebelleşirken siz beni anladınız. Bugün Bernur var. Setanay var.(Şu anda izinde olduğu için ortada yok. Çok yakında her yerde görülecektir.) Belki çok yakında sancak2008 de bu kadroya katılacak. Araştırma yapıp ta gerçeklerle yüz yüze gelip bu kadroya katılmayacak insan olacağını tahmin bile etmek istemiyorum. Bu sayı inanılmaz bir sayı. 4 veya 5 kişinin ortak aklı dünyayı değiştirecek çözümler üretecektir. Hiç kimseye anlatmayı başaramadığım konu bugün yine bu forumda reklamları yapılan bir alış veriş sitesinde ürünler arasında yer buldu. Yani uygulanan sansürün boyutu ne olursa olsun gerçek değişmeyecek. Ve insanlık insan olma erdemini yakalayacaktır. İşte o zaman sansür uygulayanlar kaçacak delik bile bulamayacaklardır. Çünkü bir hiç uğruna uygulanan sansür nedeniyle bu bilgilerden yoksun kaldıkları için canı yanan aileler can yakacaklardır. Bu bilgilerin geçikmesinden zarar görmeyen dünyada hiç bir nokta yok. Bu gerçek değişmeyecektir. İnsanlar kendi akıllarına güvenmeyi öğreneceklerdir. Kim ne demişkiye değil kendi gözlerine ve akıllarına inanmayı öğreneceklerdir.
bebek.com da doğrudan ismim karalanarak uygulanan anlamsız sansürü insanlar sorgulayacaklardır.
Her sorgulayan gerçeklerin ucunu görecektir. Savaşlara sebep olacak belki ama insanlık insanca yaşama hakkını elde edecektir.
Siz yeter ki sorgulamaktan, kendi aklınıza ve gözünüze inanmaktan vaz geçmeyiniz. Geçen her gün binlerce bebek katlediliyorsa da bu katledilen bebeklerin hesabı sorulacaktır. Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
sayın Osman Yıldız. İlişki zamanını ayarlayarak sağlıklı bir çocuğa sahip olunabileceği bu sayede bebek ölümleri ve sakat doğumların önüne geçilebileceği hatta aşıya bile gerek duyulmayacağı gibi bir hipotez ortaya atmışsınız. Bunu matematik yoluyla ispat ettiğinizi idda ediyorsunuz. Ben çeşitli nedenlerden dolayı inanmadığımı belirtmiştim. fakat bu söz beni cevap yazmaya teşvik etti.
quote:
Siz yeter ki sorgulamaktan, kendi aklınıza ve gözünüze inanmaktan vaz geçmeyiniz. Geçen her gün binlerce bebek katlediliyorsa da bu katledilen bebeklerin hesabı sorulacaktır. Saygılarımla
Şİmdi bu teoriye inanılmıyor ve bu teori geliştirilmiyor diye inanıp destek vermeyenler bebek katili oluyor öyle mi.
Evrimsel süreçte doğanın milyonlarca yılda geliştiremediği bir şeyi, bir zamanlama olayı ile biz mi yapacağız yani. Doğru ilişki zamanında ne gibi şartlar meydana geliyor da bu zamanlar dışında bu şartlar meydana gelmiyor ve bebek sağlıksız doğuyor. Yaşam milyonlarca yıldır bir çaresini bulamamışsa bizim suçumuz ne. Doğanın milyonlarca yılda çaresini bulamadığı bir şeyin sorumluluğu kesinlikle bize ait değildir. Burada doğa da diyebilirsiniz Tanrı da diyebilirsiniz.
Kotika Öncelikle şu yanlış anlamayı düzeltelim. Her gün binlerce bebeğin kateldilmesi nedir onu örneklendirelim.
1- Bayan istemediği halde hangi gün hamile kaldığını bilmediği için ve de anne olacağı zamanki doğal dürtülerine yenilerek hamile kalması sonucu kürtaj veya farklı yollarla bir canlının hayatına son verilmesi. 2- Rutin kontrollerde şüphe üzerine bir canlının hayatının sonlandırılması. 3- Aynı cinsiyetten 2 den fazla çocuğu olupta farklı cinsiyette çocuğum olsun diye hareket edenlerin yine aynı cinsiyetten çocuğu olduğunu görünce bebeklerini katlettirmeleri. 4- Çin gibi belli mecburiyetlerden dolayı katledilen bebekler. 5- Kullanılan ilaçlar sonucu bozulan anne vücudunun etkisi ile yapılan katliamlar. 6- Anne karnında doağl süresi olan 260 günü tamamladığı halde tamamen bir masal olan 280 gün gibi hayali bir hesap sonucu dünyaya gelmesi geciktirilen ve katledilen bebekler. 7- Dünyaya sağlıklı gelmesi hiç bir şüphe olmadan mümkün olan bebeğin, gizli veya görünür sakat olarak dünyaya gelmesine sebep olunması ile kaybedilen kaynaklar ve bu açmaz yüzünden ortaya çıkan ahlaksızlıklar sonucu katledilen canlar. Diğer doğrudan olmayan etkenleri uzatabilirim. Ama uzatmayacağım.
Şu sorumun cevabını halen daha dünyada ki bilim adamı kılığındaki doğmacı kuklalardan alamadım. Dünya üzerinde spermin yumrutaya girmesinden sonra 280 gün anne karnında kalarak dünyaya gelmiş tek bir bebek var mı? Evet her gün 250-800 bin arasında dünyaya bebek geliyor. Bende diyorum ki ey süper zeki bilim adamları bu bebeklerin içinde hiç 280 gün anne karnında kalarak dünyaya gelen bebek oluyor mu? Hatta bu konuda ATV de Adan Z ye programında doktorla tartışmıştık.(2 sene önce) Ve o görüntüleri şuraya tıklayıp izleyebilirsiniz. http://www.yb.com.tr/star/atv.wmv Bu soruyu tam 3 senedir soruyorum. Çünkü bu sorun az daha 4 numaralı oğlumun ölümü ile sonuçlanan bir açmazla bizi karşı karşıya bırakmıştı. 4 numaramızın biz doğum gününün özel gün olmasını istiyorduk. Yaptığım hesapla da oğlumuz 1 Eylül 2002 günü dünyaya gelecekti. Çünkü 24 Kasım 2001 günü eşimle oğlumuz olması için ilişkiye girecektik. Aynı gün 4 saat sonra döllenme gerçekleşecek ve bunun sonucu da 280. gün olan 1 Eylül 2002 de bebeğimiz dünyaya gelecekti. Ama 11 Ağustos günü oğlum ölümden döndü. Acil sezaryan yapılmasa ölmüş olacaktı. Çünkü doğum başaldığı halde anne 1 eylüle göre vücudunu hazırladığı için doğum için hiç bir hareket yoktu. Ve bu acıyı dünyada her gün yaklaşık 1600 dolayında anne yaşıyor. Ve bebekler ölüyor. Bu rakam dünya sağlık teşkilatının rakamı. Oğlum sağlıklı mükemmel bir bebek olmasına karşın bu dengesizliğin izlerini 3 yaşına geldiği halde üzerinden atamıyor. Biz programa doğum günü hesaplarını koyarken bilemezdik ki doktorların bebeğin anne karnında kaç gün kaldığını bilmediklerini. Bunu doktor olmayıp hamilelik süresini takip etmeyen hiç kimseninde bilme şansı yoktur. Ama doktorlar yanlış olduğunu bile bile bu palavrayı halen daha devam ettiriyorlar.
Kaotika ben teori falan anlatmıyorum. Gerçeklerden bahsediyorum. Sizlerden de araştırmanızı istediğim neden gerçekler gizleniyor. Bunu sorgulayın diyorum. Ben dünya üzerinde ki bütün platformlarda bulduğum bilgileri hiç kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde ispata her zaman hazırım. Ama bu palavralarla insanları kandıranların vereceği cevap yok ki o platformlar oluşsun.
Lütfen Bana inanmayınız. En yakın kadın doğum merkezine gidiniz. Tüp bebekle dünyaya gelmiş bir kaç bebeğin kayıtlarını inceleyiniz. Şaşırmazsanız bana istediğinizi söyleyebilirsiniz.
Saygılarımla
_____________________________
Bilinmeyeni merak ettim. Araştırdım. Hipotez geliştirdim. İspatladım. Ama bildiğimin önemini bilmeyenlere anlatamadım. Araştırmayı seven, sadece sorgulama yaparak insanlığa yardımcı olacak insanlar arıyorum.
Kaotika sen evrime ve doğal seleksiyona inanan bir insansın, bir an için bilimsel verileri vs yi bir kenara bırakıp şöyle düşün lütfen. Geçenlerde sanırım yine sen belirtmiştin "sadece insanlar ve yunuslar zevf için sevişir diğer canlılar sırf üremek için sevişir" bu ipucundan yola çık ve doğal yollardan ve sadece üremek için çiftleşen canlılarda acaba neden sakat doğum yok denecek kadar azdır????? Ve yine bu çiftleşme zamanını hep dişi olan tayin eder???? osman beyin anlatmaya çalıştığı şeyin özünde bu var, aslında kadın içinde çiftleşmeye en uygun bir zaman dilimi vardır ve bu zamanda sevişme gerçekleşecek olursa yumurtayı döllemeye aday olan spermlerin ezici çoğunluğu sağlıklı olacaktır (ona kalsa tamamı diyor ama ben tam garantiye inanamıyorum) olay budur dostum.
Osman abi anlaşılan beni yeterince tanımamışsıon, ben değilmiydim hep bu ortama "SANAL ALEM" denilmesine karşı çıkan )))) ve her yerde uluorta kimliğimi açıkladığım için dostlarım tarafından elewştirilen. Hatta birkaç kez tel no mu bile yazmıştım kanalların orta yerine)) Ne olacakki yani, bir iki saat boyunca bazı sapıklar arıyor sonra herşey eskiye dönüyor.
Kaotika ben teori falan anlatmıyorum. Gerçeklerden bahsediyorum.
Anlattığınız şey hipotez bile değil, teori hiç değil sadece varsayım
quote:
Dünya üzerinde spermin yumrutaya girmesinden sonra 280 gün anne karnında kalarak dünyaya gelmiş tek bir bebek var mı?
280 gün lafı ezbere söylenmiş bir laf değildir. Araştırmaların ve istatistiklerin sonucu ortaya çıkmış bir rakamdır. Eğer 260 gün olsaydı 260 gün denirdi neden 280 gün deniyor bir bildikleri var ki öyle söyleniyor. Güvercinin kuluçka süresi kitaplarda 18 gün yazar. Ben güvercin de besledim gerçekten 18 gündür. Tavuklarınki de 21 gündür kitaplarda da aynen öyle yazar.
@meraklıyımdır Ben ve kuzenim hayvanlara çok meraklıyız. kuzenim antropologdur. Evcil hayvan dükkanı ve çiftliği var burada çok çeşitli hayvanlar yetiştiriyor ve de ben de olayın içindeyim. Şunu söyleyebilirim insanda nasıl sakat ve sağlıksız doğumlar oluyorsa bütün hayvanlarda da aynı şekilde oluyor ne daha az ne daha fazla.
Ben bunun zamanlama ile alakası olmayacağını düşünüyorum ne kadar zamanlarsan zamanla tüm olumsuz etmenleri kontrol edemezsin. Ben böyle düşünüyorum ama sizlere kolay gelsin.
kaotika evcil hayvan çiftliğim yok ama çocukluğum boyunca evimizde her zaman en az 4-5 ineğimiz, kedilerimiz, köpeğimiz ve her yıl kuzulama zamanı köyümüzün otlaklarını kiralayan koyun sürüleri olmuştur, mevsimsiz doğup marazlı kalan bir tek kuzu hariç hiç bir sakat doğum hatırlamıyorum, olsa mutlaka hatırlardım çünkü hayvanların sevdiği otları kayalardan alabilmek için hayatımı tehliye atacak kadar, o kuzuların hele hele oğlakların salyalı ağızlarını yalarcasına öpecek kadar çok severim hayvanları.
Ha bazen sonradan sakatlanmalar olurdu dağdan bayırdan koşup oynarken, ama rahmetli babam onlarıında kırık ayaklarına yumurtalı bi bulamaçla ve tahtalarla sarıp iyileştirirdi, bi keresinde hiç unutmam bi tavuğun ayağını sardığı için bütün köye maskara olmayı göze almıştı, olmuştuda (hem ayak iyi olmuş hem babam köyün maskarası olmuştu) ama tavuk ayağını kırmayı nasıl başarmıştı işte onu bi türlü hatırlayamıyorum
< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi meraklıyımdır -- 27 Ağustos 2005, 1:50:13 >