- x
MENEMEN OLAYI: Tarihi gerçekler ve olayın iç yüzü
97 Cevap28777 Görüntüleme3 Favori
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Yazdır
Sayfa: [1]      >>
Arama Terimi: Yazarı:
Konu içi arama ayarları
Sadece Arananın bulduğu yerler
Arama terimleri En önemli Üst minimum sıralama: /1000

Arama tercihlerinizi belirlediyseniz yukarıdaki kutuya arama terimini yazıp "Konu içi ara" butonuna tıklayınız.
Giriş
Mesaj


 
72 Mesaj
23 Aralık 2009; 11:52:38 

Tarihimizde yer alan elem verici olaylardan biri. "Menemen Olayı"
Şehit asteğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY'a Allah rahmet eylesin diyerek konuya başlıyorum.

Bu olay resmi tarihimizde hep aynı şekilde anlatıldı. Kitaplarda, ansiklopedilerde hep aynı dar kalıplarda basitçe bizlere aktarıldı. Ta ki 2006 yılına kadar. 2006 yılında Genelkurmay arşivlerinden çok ilginç belgelere ulaşıldı. Arkasından da o günleri yaşayanlarla yapılan röportajlar. Lütfen zamanınız yettiğince hepsini okuyunuz. İlk olarak konuya Can Dündar'ın Milliyet Gazetesinde yayınlanan röportajıyla başlayalım. Gerçek Menemen tanıklarıyla...

Kaynak: Can Dündar web sitesi



[font="Arial"][font="Arial"]Menemen'in son tanıkları anlatıyor:

"'70 bin Arap geliyor' dediler. Korktuk. Alkışladık"

Menemen'de Kubilay'ın katledilişine tanıklık edenlerle 10 yıl önce bir belgesel için görüşmüştüm. Belgeselde kısaca yer verebildiğimiz bu tanıklıkları bugün, Kubilay'ın katledilişinin 75'inci yılında ilk kez yayımlıyoruz


SAMİ ÖZYILMAZ
0


"Kubilay 'Hücum' dese hepsi süngünün ucunda kalırdı"
Eniştem bakkaldı. Sabah dükkanı açmış. 'Menemen'in etrafını 70 bin Arap'ın çevirdiğini' duymuş. Eniştem 'Gel dükkanı kapatalım' diye beni kaldırdı. Dükkanı kapattık. O eve gitti. Ben Hükümet'in (Vilayet'in) önüne gittim.
6-7 kişi vardı orada... Normal adamlardı, kafaları kasketli, omuzlarında çanta var. Birinin eli silahlı... Ellerinde bir bayrak... Musabey köyünün Çarşı Camii'nden almışlar sabah namazında... 'Öğlene kadar o bayrağın altından geçen geçecek, geçmeyen kılıçtan geçecek' diyorlarmış.
Millet etraflarını çevirmiş. Ben köşeden onlara bakıyorum. Epey durdular. Hükümet tarafından ya da büyüklerden kaymakam, hoca falan gelse, sivillere 'Yakalayın bu adamları' dese, yakalarlardı.
Ondan sonra telefon ettiler Alay'a... Bir manga asker geldi karşı sokaktan... Asker süngüyü taktı. Siviller açıldı. Orada Kubilay askere süngüyü taktıktan sonra 'Hücum' dese, hepsi süngünün ucunda kalacaktı.
Bir silah patladı. Bir tek el ateş edildi. Kubilay ayağından vuruldu. Asker geri kaçtı. Millet kaçıştı.
Kubilay önce Hükümet'e giriyor, kapılar kapalı. Oradan geri, camiye dönüyor, cami avlusundaki taşın dibinde düşüyor. Bunlar da gidip başını kesiyorlar.
Sonra askere telefon ediyorlar Hükümet'ten... Asker geliyor. Kahveden onlara makineleri tüfeklerle ateş ediyor. Hepsi esrarkeşmiş zaten. Asker hepsini vurdu, yalnız bir tanesi kaçtı, onu gördüm.
Sonra bütün cesetleri topladılar oraya... Halk toplandı, jandarmalar, subaylar geldi, ölülerin torbalarından esrar çıktı, parça parça... Ben de esrarı ilk orada gördüm. Cesetleri kamyonlarla götürdüler.
Sonra sıkıyönetim oldu. Kaçan adamı bulmak için haftalarca nöbet tuttuk. Evleri aradılar tek tek... Manisa'da bulundu. Bir oduncunun ekmek torbasını almış. Oduncu da ihbar etmiş, yakalanmış orada... 28-29 gün sonra... Mahkemeye getirdiler. Adama bizi gösterip 'Bunlardan kimse var mıydı?' diye sordular. O da bakıp 'Bu vardı', 'Bu yoktu' diyordu. 'Var' dese yandın.
Ben şofördüm. Mahkemenin emrinde akşam iki araba nöbet bekliyorduk. Adam kimin ismini söylediyse 'Getirin' diye telefon ediyorlardı. Getiriyorduk, içeride mahkeme ediyorlardı.
Onların asılacağı gün, nöbet yine bendeydi. Korkudan otomobilin dışına çıkmıyordum. Hep seyrettik, üzüldük.
Hükümet'in altında Birincieller'in evi var, önce onu astılar: Manisalı Hocazade Ahmet Efendi... Astıktan sonra önüne ismini asıyorlar. Ondan sonra geldik akasyaların altında birini astılar. Sonra Ali Efendi'yi tütün satılan barakanın yanında astılar. Adamlara mecburen cigara satan Molla Osman'ı astılar. O çok bağırdı asılırken 'Kurtarın' diye, askerler vaziyet aldı. Ondan sonra sırayla asıldı, asıldı, ta çarşının içine kadar hepsini gördüm.Kamyonlarla atıp mezara götürdüler öğlene kadar...
Bence asılanlar içinde suçlu olan yoktu. 6-7 tane sarhoşun işi... Bunlar içinde Menemen'den bir Gazozcu Abbas vardı, bir de Kubilay'ın kafasını bayrağa asmakta kullandıkları urganı elinden aldıkları çocuk...
Olaydan sonra bizi caminin önünde topladılar. Sivil birkaç kişi vardı, bir de alay komutanı paşa... Orada gözlüklü bir sivil "Menemen'i toprak halinde (yerle bir) görseydim, iftihar ederdim" dedi.
Bunlar gelmeden Menemen'de gericilik yoktu. Ama parti meselesi vardı. Serbest Fırka kazanmıştı. Onun intikamı mı, bilmem. Bildiğim şu ki Menemen'in bu işte hiçbir suçu yok. Zaten içlerinde Menemenli de yok."

* * *

SABAHAT ERKAL
0


"Atatürk geçerken pencereyi açmazdı"
Babam Sabri Bey, Seferihisar'dan Menemen'e posta müdürü olarak atandı. İlkokulu bitirince 14 yaşında postanede çalışmaya başladım. Kubilay okulunun karşısındaki bir Rum evinde oturuyorduk.
Menemen mutaassıp küçük bir kasabaydı. Biraz gericiliği vardı. Mesela şapkaya karşı çok düşmanlık vardı. 'Şapkayı gavurlar giyiyor, biz nasıl giyeriz?' derlerdi.
O gün babam sabah 5'te postaneye gitmiş. Kahvenin önünde 6 kişinin hu çektiğini görmüş. Bunlar esrarkeşmiş, içip içip köylerden silah bıçak topluyorlar, şehre girince 'Biz mehdiyiz. Arkamızda 70 bin kişi var, Müslümansanız bu bayrağın altından geçin, yoksa kurtulamazsınız' falan diyorlarmış. Babam Kaymakam'ın evine gidip durumu anlatmış. Alay Kumandanı'na gitmişler. Kumandan, hemen 'Cephane alın ve Hükümet meydanına gidin' diye emir vermiş. Kubilay'ı görevlendirmişler.
Kubilay bir manga askerle meydana gitmiş. Gençlikten olsa gerek, hemen 'Ne istiyorsunuz?' diye birinin yakasına yapışmış. Fakat içlerinden biri silahı ateşleyince Kubilay ayağından vurulmuş. Askerler de ellerinde süngü olduğu halde kaçmışlar. Kubilay sürüne sürüne yakındaki camiye kaçmış, musalla taşına yaklaştığı sırada Mehmet'lerden birisi (bunlar dört Mehmet, iki Zeki idi) gidip bağ bıçağıyla kafasını kesmiş. Civardaki dükkanlardan sopa, ip istemişler. Kafayı sopanın ucuna asmışlar. 'Biz mehdiyiz' deyince halk da inanmış.
Biz pencereden seyrediyorduk, geçenler kaçışırken 'Kafayı değneğin ucuna takmışlar, gözlerini açıp kapatıyor' diyordu, çok fena oluyorduk. Böyle bir kargaşa... O sırada babam geldi eve, anneme 'Kadriye, siz hemen ev sahibinin evine geçin, memur ailelerine karşı bir hareket var' dedi. Bu arada iki bekçi de vurulmuştu. Kubilay'ın cenazesinde onlar da vardı arkada...
Adamlar, 'Arkamızda 70 bin kişi var' dediğinden çalılar, bağlar, her yer arandı. Hatta komutan tepelere toplar, tüfekler yerleştirdi. Şimdiki Kubilay İlkokulu'na kurulan Divan-ı Harp mahkemesinde ben şahitlerin ifadesini yazıyordum. Köyden gelen adamlara, hocalara 'Allahınız kim?' diye soruyorlardı. Onlar da 'İstanbul'da Esat Hoca' diyordu. Mehdi diye bunlara tapmışlar.
Esat Hoca'yı İstanbul'dan sedyeyle getirdiler. 90 yaşındaydı, eceliyle ölür diye asmadılar. Zaten çok yaşamadı, öldü. İdam edilecekleri gün babam dışarı çıkmadı, bizi de çıkarmadı. İbret için ortalığa asmışlar. Asılanlar içinde adamlara sigara, kazma, ip verenler de vardı. Babama durumu haber verdiği için İçişleri Bakanlığı takdirname verdi. Maaşına zam yapıldı.
Sonradan duyduk ki, Atatürk Manisa, Menemen çevresinden trenle geçerken penceresini bile açmazmış. Biz istasyona giderdik onu görelim diye, göremezdik."

* * *

MUSTAFA ŞENGÖNÜL
0


Ben Menemen'de marangoz çırağıydım. Dükkanı açmaya gittim. Karşımda uncu Mehmet Efendi vardı. Belediye Meclis üyesiydi. Bana 'Dükkanı açma, eve git. Çarşıda bir karışıklık var' dedi. 'İzmir'den 70 bin kişi harekete geçti. Burayı işgal edeceklermiş' diye duyduk.
Ben dükkanı açmadan döndüm. Ama sonra meraktan geri gittim. Köşeden baktım, direğin etrafında 7-8 kişinin döndüğünü gördüm. Menemenli değillerdi. Bazısı sakallı. Aralarında genç olanlar da vardı. Bozalan'da kazandıkları parayla esrar alıp içmişler diye duyduk sonradan... Ellerinde silah vardı.
Bekçi Hasan'ı kafasından vurdular. Yere düştü. O zaman millet kaçtı. O ara Kubilay alaydan bir manga askerle gelmiş.
Ben Kubilay'ı tanıyordum. Bizim mahallede otururdu, yüksekte, Dermandağı'nda ev tuttuydu, gidip dönerken bizim evin önünden geçerdi. Uzun boyluydu.
Kubilay askeri yolun kenarına bırakmış, adamların yanına gitmiş.'Ne yapıyorsunuz burada?' diye sormuş. Adamlardan birine tokat atmış. Bunun üzerine ateş etmişler Kubilay'a, yaralanıp yere düşmüş. Silah patlayınca asker kaçmış. Cephanesizmiş. Kubilay sürüne sürüne cami avlusuna girmiş. Arkadan gelip kafasını kesmişler. Ben kanları gördüm sonradan... Karşıda eskici Kamil vardı ondan ip alıp kafasını bayrağın üstüne bağlamışlar.
Fabrikada çalışan bir Musevi vardı, oradan geçerken 'Sen de bayrağın altından geç' dediler. Bayrağın altından onu da geçirdiler. Karşıda Molla Osman'ın çalıştığı bir büfe vardı, ondan sigara aldılar.
Sonra ahaliye mecburi alkış yaptırdılar. Millet '70 bin kişi geliyor' korkusundan yaptı. Hepimiz korktuk. Meğer adamlar sarhoşken böyle demişler, hepsi yalanmış.
Ordu, haber alınca geldi. Kahvenin oraya mitralyözü koydular, bunlara ateş ettiler, kimi yaralandı, kimi öldü. Manisalı genç olan, mezbahanın oradan kaçtı.
Sonra sokağa çıkma yasağı kondu. Şimdiki Kubilay okulunun orada mahkeme oldu. Her gün benim dükkanın önünden geçiyorlardı. 4-5 jandarma bir kişiyi götürüyordu. Elleri kelepçeliydi. Sakalları uzamıştı.
İstanbul'dan bir şeyh geldi, o da mahkemelik oldu. Bunların asılacağı gece 'Yarın hepimiz asılıyoruz' demiş, kendisi de o gece mahpusta ölmüş.
Ben hepsinin asıldığını gördüm. Sabah geldiğimde caminin yanından Kabak Pazarı'na kadar 8-10 kişi vardı. İstasyonda 7 kişi vardı. Tren yolunda böyle boydan boya asılmışlardı. Kamil de istasyonda asılmıştı. Önlerinde bir kağıt vardı, ne suçu olduğu yazılıydı.
Manisalı bir çocuk, Kubbeli bakkalın önünde asılmıştı.
Suçsuz olanlar da asıldı. 'Neden sigara verdin?', 'Neden ip verdin?' diye Kamil'le Molla Osman'ı astılar. Halbuki Menemen içinden o hadiseye karışan kimse yoktu.
Sonradan bir emir gelmiş 'Menemen'i yakın' diye. Onu duydum. Korktuk tabii... Manisa'dan her sene otobüslerle gelip miting yapmaya başladılar. Çok şeyler söylediler bize, ama katlandık. Çünkü Menemenlilerin bu işte zerrece günahı olmadığını onlar da bilmiyordu."



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi YorgunDemokrat45 -- 23 Aralık 2009; 15:18:28 >


_____________________________



 
72 Mesaj
23 Aralık 2009; 11:56:17 

[font="Arial"]
Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivine göre Kubilay'ın katilleri esrarkeş

'İrticaî kalkışma' şeklinde sunulan Menemen Olayı ile ilgili önemli belgelere ulaşıldı. Genelkurmay ve Emniyet arşivi, Kubilay'ı katledenlerin esrarkeş olduğunu ortaya koyuyor.

0


Emniyet raporu: Esrarlı sigarayla tasarrufunu artırıyormuş

Kubilay'ı öldüren Derviş Mehmet'in çevresindeki insanları esrarla etki altına aldığına ilişkin bir başka resmî bilgi de Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarında yer alıyor. Dönemin İçişleri Bakanlığı'na 25 Aralık 1930'da "Vali Kazım" imzasıyla gönderilen 7 maddelik raporun 4. maddesinde şunlar yazılı: "Bunların hepsinde esrar ve esrarlı sigara olup, Derviş Mehmet bunları Manisa'da alıştırmış ve bununla da tasarrufunu artırıyormuş."

Tarihe 'Menemen Olayı' olarak geçen Asteğmen Kubilay'ın katledilmesinin üzerinden 76 yıl geçti. Ancak 'irticaî kalkışma' olarak sunulan hadiseyle ilgili şüpheler zihinlerden hiç çıkmadı. Gerek Mehdiliğini ilan edip topladığı bir avuç müridini esrar içirerek kendisine bağlayan Derviş Mehmet'in kimliği, gerekse resmî makamların olay sırasındaki ihmalleri, resmî teze karşı çıkan araştırmacıların "komplo" iddiasına yol açtı. Bu tartışma her 23 Aralık'ta yeniden gündeme gelirken, Zaman olayın perde arkasıyla ilgili önemli bir belgeye ulaştı.

O dönemde Büyük Erkan-ı Harbiye Riyaseti olarak adlandırılan Genelkurmay Başkanlığı'na ait 26 Aralık 1930 tarihli bir belge, hükümet yetkililerinin ihmallerine dikkat çekiyor. Genelkurmay tarafından Menemen'e gönderilen 1. Kolordu Komutanı Vekili Muğlalı Mustafa Paşa (Mustafa Muğlalı) hadiseden üç gün sonra Ankara'ya ilettiği raporda Derviş Mehmet'in şüpheli hareketlerinin yetkili mercilerce bilindiğine işaret ediyor. Buna rağmen gerekli takibatın yapılmadığı; uzaktan seyirci kalınarak adeta "olay çıkmasına göz yumulduğu" ima ediliyor. Emniyet arşivlerindeki bir belgede ise Derviş Mehmet'in etrafındaki insanları esrara alıştırıp, istediğini yaptırdığı belirtiliyor. Dokuz maddeden oluşan dört sayfalık Genelkurmay raporunda da kendisini 'Mehdi' ilan eden Derviş Mehmet'in Manisa'da bir esrarkeş kahvesini mekan edindiği ve çevresindeki insanlarla uzun süre şüphe uyandıracak fiiller içinde bulunduğu kaydediliyor. Derviş Mehmet'in bu şüpheli halinin bilinmesine rağmen ortadan kaybolduğuna dikkat çekilen raporda, "Kayboluşları Manisa hükümetine bildirilmesine rağmen, Menemen'e gelene kadar 15 gün boyunca gezdikleri civar köylerde ahaliye telkinatta bulunmalarına rağmen bundan haberdar olunmaması ve hükümet konağı önüne gelene kadar Menemen hükümetinin bundan hiçbir suretle malumat almaması" eleştiriliyor.

GENELKURMAY ARŞİVLERİNDEKİ BELGELER:

0


0

1. Kolordu Komutan Vekili Mustafa Paşa'nın hazırladığı Menemen Raporu, 26 Aralık 1930 tarihini taşıyor.




Link: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=476957




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi YorgunDemokrat45 -- 23 Aralık 2009; 11:57:22 >


_____________________________



 
72 Mesaj
23 Aralık 2009; 15:14:45 


Başka bir bilgi içerikli haber daha. Kaynak tumgazeteler.com adlı haber arşiv sitesidir (link).



[font="Arial"]25.12.2006

Tarihçilerden ortak tavır: Menemen`in istismarı bitmeli

76 yıl önce gerçekleşen Menemen olayları sırasında asteğmen Kubilay ve iki bekçiyi şehit edenlerin `esrarkeş` olduğunu gösteren belgeler büyük ilgi gördü.

Tarihçiler, Genelkurmay ve Emniyet arşivine dayanılarak ortaya çıkarılan gerçekler ışığında menfur hadisenin yeniden tanımlanması gerektiğini ifade ediyor. Bir kesimin ısrarla `irtica kalkışması` diye sunduğu olayların faillerinin İslami değerlerle ilgisinin bulunmadığını vurgulayan uzmanlar, Menemen vesile kılınarak dindar halk üzerinde baskı oluşturulmasına karşı çıkıyor. Araştırmacı-yazar Mustafa Armağan, Derviş Mehmet`in dindarlıkla ilgisinin olmadığını ifade ederken, olayın CHP örgütünün iktidarını kuvvetlendirmeye yaradığına dikkat çekiyor. Tarihçi İsmet Bozdağ da katillerin esrarkeş olduğu yönündeki bilgilerin delillendirilmesinin büyük önem taşıdığını kaydediyor. Tarihçi Caner Arabacı ise Menemen`in içyüzünün akademik çevrelerde bilinmesine rağmen yüksek sesle ifade edilmediğinin altını çiziyor.

Araştırmacı-yazar Mustafa Armağan, Derviş Mehmet olarak anılan kişinin dindarlıkla ilgisi olmadığını vurguladı. `Menemen olayı kimin işine yaramıştır?` diye soran Armağan şu tespitleri yaptı: `Komplo olup olmadığından emin değilim. Ancak ben meselenin bir başka boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Menemen olayı, CHP örgütünün iktidarını kuvvetlendirmeye yaramış ve onu `eleştirilemez bir konuma` taşımıştır. İnönü ve CHP`nin devlete hakim olma sürecinde bir dönüm noktası teşkil eder. Ve partinin devletle bütünleşme süreci hızlanır.` Derviş Mehmet`e ilişkin ilginç bilgiler veren Armağan, Cumhuriyet gazetesini kaynak göstererek şunları dile getirdi: `Olayın sanıkları içinde esrar içenler olabilir; fakat bir başka belgeden (O tarihlerde Cumhuriyet`te çıkan bir yazı) aslında Derviş Mehmet`in Çerkez Ethem`in arkadaşı olduğunu ve onunla beraber çalıştığını öğreniyoruz. Çerkez Ethem`le birlikte Yunanistan`a kaçmış ve 150`liklerden olmadığı için 1930`lara doğru tekrar Yunanistan`dan Türkiye`ye geliyor. Bu olay, bu kişilerin kullanılmış olabileceği izlenimi veriyor.`

Tarihçi İsmet Bozdağ, tozlu arvişlerde bekleyen belgelerin irdelenmesiyle bu tür tartışmalı konuların derinlemesine incelenme imkanı bulunduğunu belirtti. Menemen olayıyla ilgili gerek hükümet temsilcilerinin ihmalleri, gerekse olayın faillerinin esrarkeş olduğu yönündeki iddiaların söylenegeldiğini hatırlatan Bozdağ, `Bu tür belgelerle bunlar delillendirilmiş oluyor.` dedi. Dönemin hükümeti tarafından olayın kendi lehine kullanıldığını ifade eden Bozdağ, `Bu konuda çok detaylı ve bilimsel çalışmalarım olmadı. Ancak, aktarabileceğim şudur: Olay meydana geldiği zaman aslında çok küçük bir olay gibi göründü. Ama birdenbire patladı. Hükümet bu hadiseyi kendi lehine kullanmak istedi.` değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Toktamış Ateş ise Derviş Mehmet`in esrarkeş olduğunun aslında `sır` olmadığını kaydetti. Tarihçiler tarafından bilinen gerçeğin bu olaylar hakkında ciddi ipuçları verdiğini belirten Ateş, `Derviş Mehmet ve adamlarının esrar içerek şehre indiği ve bu olaylarla Menemen halkının hiçbir ilgisi olmadığı biliniyordu. Zaten zaman içinde o halkın kendi halinde mütedeyyin Müslümanlar olduğu görülmüştür.` diye konuştu. Ateş, bu yıl Menemen olaylarının yoğun bir şekilde gündemi meşgul etmesinin nedenini de `Türkiye`nin içinde bulunduğu siyasal ortam`a bağladı.

Mustafa Armağan: Menemen olayı, CHP örgütünün iktidarını kuvvetlendirmeye yaramış ve onu `eleştirilemez bir konuma` taşımıştır.

İsmet Bozdağ: Bu tür belgelerle yıllardır ileri sürülen iddialar delillendirilmiş oluyor. Dönemin hükümeti hadiseyi kendi lehine kullandı.

Toktamış Ateş: Kubilay`ı şehit eden kişilerin esrarkeş olduğunu tarihçiler biliyordu. İlçe halkının olayla hiçbir ilgisi olmadığı da zamanla anlaşıldı.

0

Zaman`ın dün manşetten yayınladığı arşiv belgeleri tarihçileri heyecanlandırdı.

`Bugünkü komploları daha iyi anlıyoruz`

Selçuk Üniversitesi`nden Yard. Doç. Caner Arabacı, belgelerin Menemen olaylarının arkasındaki gerçeklere ışık tuttuğunu söyledi. Bu olayların akademik çevrede yıllardır bilinmesine rağmen yeterince dile getirilemediğine dikkat çeken Arabacı, `Derviş Mehmet geceleri çevresindekilerle esrar içerek her türlü ahlaksızlığı yapan bir insandı. Bu insanlar gündüz de başlarına yeşil sarık sararak halka çok farklı görünüyordu.` diye konuştu. Olayların tam anlamıyla açığa çıkması halinde yıllardır yapılan hataların önüne geçilebileceğini vurgulayan Arabacı, sözlerini şöyle sürdürdü: `Yıllarca inançlı insanlar bu olay nedeniyle baskı gördü ve dışlandı. Gerçeklerin açığa çıkması bugün yapılan komploları anlamada büyük önem taşıyor. Çünkü bu olayların arkasında yer alan planları ne halk biliyor ne de kendini aydın kabul eden kişiler.` Nergihan Çelen, İstanbul



_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
23 Aralık 2009; 17:39:26 

Atatürk menemen olayından sonra menemen e bidaha hiç gitmemiştir


4703 Mesaj
23 Aralık 2009; 19:19:48 

Şehidimize Allah rahmet eylesin.
Konuyu açan arkadaşa objektif davrandığı için teşekkür ederim.


_____________________________



 
434 Mesaj
23 Aralık 2009; 21:05:19 

Tarihçiler bir şeyler dese ne olur? Hâlâ Kubilay'ı şeriatçılar öldürdü görüşüne destek olarak tiyatrolar oynanıyor, gösteriler düzenleniyor, nutuklar atılıyor...


_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.


931 Mesaj
23 Aralık 2009; 22:22:44 

güzel paylaşım
İnşallah hehidimizin kanının üstünden islama sataşanlar bunları okuyup kandan beslenme huylarından vazgeçerler

allah rahmet eylesin


_____________________________

"İman, aklın çalışmasının ürünüdür."
-------------------------------------------------------------------
"http://eu.battle.net/d3/en/profile/kazuya-1804/hero/21601638"


1294 Mesaj
24 Aralık 2009; 11:44:12 

Menemen olayı günümüze de ışık tutan bir olaydır.
Aynı Menemen olayındaki gibi 2003-2008 arasında yaşadığımız süreçte de birçok olay "irtica" şeklinde topluma sunulmadı mı?
Fabrikatörler topluma o kadar yoğun "irtica" pompalaması yaptı ki belki de gerçek irticai faaliyetleri bile arada kaynadı gitti.
Tarih tekerrürden ibarettir. Artık milletçe tarihimizden ders almaya başlasak iyi ederiz...


*Yanlış anlaşılmaya vesile olmasın. Fabrikatör, siyasi ve şahsi maksatlar için, genellikle hakiki ajan kaynaklarına sahip olmaksızın uydurma veya şişirme haber üreten şahıs veya grup anlamındadır.


_____________________________



3280 Mesaj
24 Aralık 2009; 21:16:39 


quote:

Orijinalden alıntı: seymes

Tarihçiler bir şeyler dese ne olur? Hâlâ Kubilay'ı şeriatçılar öldürdü görüşüne destek olarak tiyatrolar oynanıyor, gösteriler düzenleniyor, nutuklar atılıyor...


Şimdi esrarkeş öldürmüş tamam. Peki bu esrarkeş , bunca olay 7 kişinin işimiymiş? Eğer öyleyse bu ifade nedir?
quote:


" 'Kadriye, siz hemen ev sahibinin evine geçin, memur ailelerine karşı bir hareket var' dedi. Bu arada iki bekçi de vurulmuştu. Kubilay'ın cenazesinde onlar da vardı arkada... "


_____________________________

Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm




 
434 Mesaj
24 Aralık 2009; 22:27:45 

Yeni Türkü; uzun uzun yazdırtmayın bana. O dönemin siyasi arka planına dair bir araştırma yapın. Dahaaaa nelerrr göreceksiniz.


_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.


3280 Mesaj
24 Aralık 2009; 22:48:06 

Yurdun her tarafında dinsel ve azınlık sebepli, feodal sebepli isyanlar çıkarken, bana menemen olayının " 7 " kişinin olayı olması biraz garip geldi o kadar.


_____________________________

Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm


Guest
26 Aralık 2009; 2:13:18 

Barbar katillerin tarikatçi olduklarının belgesi. Esrarkeş olmaları da mümkün. Malum her tür pislik var bu cenahta.

0



Belgelerin tümü için: http://www.tsk.tr/8_TAR...riyle_Menemen_Olayi.htm



_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
26 Aralık 2009; 3:46:40 

Lehrer

Hassan sabbahın karmati esrarkeşlerini de dahil etmemiş olmana şaşırmadım değil.

Senin ifadelerine ve daktilodan dökülen tik ve taklara bakıyorumda Kubilayın eşinden de şiddetli hassas yaklaşılmış hadiseye !!!

Kubilayın hanımı Fatma Vedide Ersuz beyanına bakınca dahada anlamlı hale geliyor durum.

quote:

Ben eşimin katledilmesi olayından sonra bu menfur olayı genelleştirerek Menemenlileri de, din adamlarını da hakir gösterenlerden yana değilim


ve tabi oğlu Vedat Kubilayın beyanlarına da göz atmak lazım

quote:

"Menemenlilerin suçlanmasının sebebi, esrarkeşlerin ip istemesi sırasında 2-3 kişinin koşarak ip getirmesidir. Yoksa Menemenlilerin hadisede hiçbir suçu yoktur. Olay Türkiye'nin başka bir yerinde de yaşanabilirdi. Menemen'lilerin hadiseye karışmadıklarının başka bir delili de çevresinde sevilip sayılan itibarlı biri olan Saffet Hoca'nın esrarkeşleri kapısından kovmasıdır.

Hadiseyi daha kuvvetli gerçekleştirip halkın desteğini sağlamak için geldikleri sabah Saffet Hoca'yı saflarına çağıran esrarkeşler aradığı ilgiyi bulamamıştır. İleriyi gören bir alim olan Saffet Hoca kendilerine, 'Sizin yaptığınızın din ile alakası yok' diyor. Esrar içtiklerini anladığı için böyle konuşmuş olabilir.

Tabii sadece Saffet Hoca destekleseydi, olayın çapı çok daha büyürdü. Hocanın onları kovalaması Menemenlilerin yüz akıdır.

Defalarca söyledim. Menemenlilere dargın değilim. Menemenlilerin hiç bir kabahati yok. Hatta Menemenlilerin iftihar etmesi lazım. Eğer isyancılara uysalardı, önlenemez olay ile sarılamaz yaralar açılabilirdi."


Kraldan çok kralcı her türlü şenaatin işleyicisi kimlermiş bir bakalım.

Menemendeki hadise vuku bulmadan yaklaşık 3 ay önce ekim 1930 da mahalli seçimler yapılmıştı.

Bu seçimlerden zaferle çıkan parti Serbest Cumhuriyet Fırkasıdır (SCF). Yani CHP nin karşısındaki muhalefet partisi !!!

Tesadüfe bakınız ki CHP nin büyük oranda kan kaybettiği bir bölgede aradan çokda uzun zaman geçmeden hangi olay vuku buldu. !!

Tabi öncesi de var bu durumun Ali Fethi Beyin 4 Eylül 1930 da izmire gidişi başlı başına hadise olmuştu.

Miting esnasında yaşananlara ne demeli yine bu hadiseler zincirinden olarak "meçhul kişiler" kalabalığın üzerine ateş açmış bu esnada genç bir talabe can vermisti. !!

Çocuğun babası evladını kucağına alarak Fethi Bey'in yanına götürüp onun önüne koymuş ve "Bu hurriyet yolunda şehiddir. Kurtar bizi." demişti.!!

(Bknz : Fethi Okyar, Üç Devirde Bir Adam, İstanbul, 1980; sahife 499)

Enteresan değilmi bakınız gelenek hiç değişmiyor. Ne zaman iktidarları tehlikeye girse paçaları tutuşsa irtica hazır kıta !!

28 Şubat öncesinde bu filmin modern versiyonunun görmedik mi ?

Ne idiğü belirsiz Ali Kalkancılar Müslüm Gündüzler pavyonlardan devşirilip getirilen Fadime Şahinler meydana kamuoyuna servis edilmedi mi ?

İrtica geliyor hemde nasıl diye yaygara koparılmadı mı ?

Pavyon eskisini "müteddeyin hanımefendi" diye millete kakalayanlar kimlerdi lehrer ?

Akı kara karayı ak göstermede sizin zihniyetin eline kim su dökebilir sorarım size ?

Menemen olayından bir ay önce SCF nin kapatılması ve akabinde menemen olayının gerçekleşmesi tesadüfmüdür acaba ? Seçimlere karıştırılan hile ve SCF nin aldığı büyük orandaki oy kaygısı genel seçimlere yansısaydı ne olurdu iktidardaki CHP nin hali !! hiç değinmiyorum

Ama mesele çarçabuk halledildi parti kapatıldı (16 Kasım 1930 da meclisdeki sert tartışmalardan bir gün sonra Mustafa Kemal Paşa Fethi Beyle görüştü ve ona partiyi feshetmesi yolunda talimat verdi. Ali Fethi Bey ve arkadaşları da 17 Kasım 1930 da Dahiliye Vekaletine bir dilekçe vererek partiyi kapattıklarını bildirdiler.) ve meşum olay vuku buldu.

Tabi bunlar hep tesadüf idi değil mi ?

İhtimal ya şu yönde bir savunma gelebilir, efendim kapatılan SCF nin kuruluşuda yine mevcut iktidarın onayı ile gerçekleşti . Evet doğru ancak ilgili partinin oy potansiyeli ve halkın SCF ye gösterdiği teveccüh tahmin edilemedi !!

Tek partinin saltanatı esnasında yargılanmadan katledilen binlerin hesabını sormak bir yana sahiplenilen ve kurban edilen Kubilayın kanı kimlerin yakasına yapışır bunu elbet göreceğiz er yada geç !!




< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Gennosuke -- 26 Aralık 2009; 3:54:11 >

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
26 Aralık 2009; 9:47:52 


quote:

Orijinalden alıntı: lehrer35

Barbar katillerin tarikatçi olduklarının belgesi. Esrarkeş olmaları da mümkün. Malum her tür pislik var bu cenahta.

Belgelerin tümü için: http://www.tsk.tr/8_TAR...riyle_Menemen_Olayi.htm




Alkol almazlar kesinlikle ama ottur günahı yoktur diyip üfleyen çok var


 
72 Mesaj
27 Aralık 2009; 2:26:25 

Bu olay hep belli siyasi gruplar tarafından istismar malzemesi olarak kullanılmıştır. Yoldan çıkmış ve dinle uzaktan yakından alâkası olmayan bir avuç çapulcu insanlara "dindar-tarikatçi-mürid" gibi gösterilmiş ve hep bu olay üzerinden gerçek dindarlara saldırılmıştır.

Biraz demokratik olmak gerekise bu yapılanlar ne akla sığar ne hukuka. Sayıları yüzü bile bulmayan yobaz kişilerin yaptığını milyonlarca insana yüklemek ne kadar mantıklıdır? Üstelik yukarıda bir arkadaşımızın verdiği Kubilay'ın oğlunun ve hanımının ifadelerine rağmen.

Bir bilgi daha: Olayın baş sorumlusu olarak gösterilen ve güya "derviş" olan Derviş Mehmet, bu olaydan önce Yunanlılara yardım etmiş ve bundan dolayı kaçmıştır. Sonra her nasıl oluyorsa bu kişinin adı vatan haini listesinden "esrarengiz bir kurguyla" kaldırılmış ve Derviş Mehmet yıllar sonra elini kolunu sallaya sallaya Menemen'e dönmüştür. Kısa bir süre sonra da etrafına birilerini toplayıp bu olayı tezgahlamıştır. Tam detaylarını anımsamasamda olayın özü budur. Kaynağını bulduğumda buna dair yazı ekleyeceğim.






< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi YorgunDemokrat45 -- 27 Aralık 2009; 2:31:10 >


_____________________________



 
72 Mesaj
27 Aralık 2009; 2:55:25 

Bu olay göründüğü kadar basit bir olay değil. Olayla ilgili çok ciddi siyasi komplo iddialarıda var. Gerçekleştiği döneme bakarsanız Menemen Olayı resmen bir siyasi partinin çıkarlarına doğrudan hizmet ediyor.

Fakat ben bununla ilgili çok ciddi iddialar ve deliller içeren yazıları buraya eklemedim. Malumunuz üzere forumdaki siyaset yasağı. Saygılı olmak lazım, o yüzden bu iddiaları koymadım. Beni anlayışla karşıladığınız içni teşekkürler.


_____________________________



 
434 Mesaj
27 Aralık 2009; 11:39:12 

İtidal üzere yaklaşan arkadaşlara teşekkür ederim. Bu ve benzeri bir kaç olay tarihen açıklığa kavuşturulduğu halde bazı kesimler, siyasi ve toplumsal menfaatleri gereği, bu olayları sürekli kaşıyarak gerginlik malzemesi olarak kullanmaktan çekinmiyorlar.

Yukarıya aktarılmış olan hiçbir belge yeni bulunup, değerlendirilmeye tabi tutulmuş değil. Gerek muhafazakar ve gerekse laik olarak adlandırılan kesimden bir çok tarihçi arşiv belge ve kayıtlarına göre olayın tahlil ve yorumunu yapalı çok zaman oldu. Fakat bu değerlendirmeler popüler tarih kitaplarında değil de akademik çalışmalarda yer aldığı için, pek çok kişi izahlardan habersiz ve araştırma gereği de duymuyorlar.

Serbest Cumhuriyet Fırkası ve öncesi ile ilgili bulgular ciddi konulara temas ettiğinden her yerde gündeme getirilmesi sakıncalı. Fakat merak edenlere yol göstermesi için şu ayrıntıları soru şeklinde buraya aktaralım.

1-Sıkıyönetim Komutanı Fahrettin Paşa(Altay)nın 10 Yıl Savaşı ve Sonrası isimli anılarında belirttiği üzere; M. Kemal Atatürk, olayın siyasal kaynaklarının- eski TPCF üyelerinin olayda parmağı olup olmadığının araştırılmasını niçin istedi? Ve yine neden muhalif basına gözdağı verilmesini istedi?(F.Altay, a.g.e., s.434-439)

2- Balıkesir’de hükümet şeklini değiştirmek için teşekkül eden, eski mebuslardan bir –iki kişinin de aralarında bulunduğu 14 kişilik gizli örgüt ortaya çıkarıldığı halde ve Menemen Olayı’nın kışkırtıcıları oldukları yönündeki kanaate rağmen bunların üzerine neden gidilmedi? (İsmet İnönü’nün 1930 tarihli TBMM celse konuşmalarına bakılsın.)

3- ABD Büyükelçisi Grew, ABD Dışişleri Bakanı Stimson’a gönderdiği kriptoda neden şu cümleleri sarf etme gereği duydu?

“Manisa, Menemen ve Balıkesir’de sıkıyönetim ilan edildi. 100’den fazla kişi divan-ı harbe verildi, bunlardan 15-20 kadarı hocaydı. Basın, ölü kahraman Kubilay’ı, halkın coşkusunu uyandırmak ve Türk gençliğine -özellikle ordu içindeki genç nesle- Cumhuriyete sadık kalması yolunda nasihatte bulunmak amacıyla kullanmıştır. Kubilay’ın deli cesaretiyle hareket etmiş olduğu yolundaki kanaatin aksine, hükümet kahramanlığı üzerinde duruyor. Şerefine mitingler tertip edildi. Yine de kamuoyu ilgisiz kalmayı sürdürüyor. Anlaşıldığı kadarıyla, bir zamanlar öğretmen olan bu genç subay hakkında bariz bir coşkuya rastlanmıyor. Buna mukabil hükümet ve ordu ziyadesiyle ilgili. Halkla hükümet arasında geniş bir uçurum var.( Prof.Walter Johnson- Nancy Harvison Hooker, Çev. Kadri Mustafa Orağlı, Yeni Türkiye, s.37-41 vd.)

4- İp sattığı için idam edilen Hayim oğlu Jozef,’ın şu sözleri nasıl manalandırılmalı?
“Kalabalıkla birlikte `yaşasın şeriat` diye bağırmakla suçlandım. Ancak ben Yahudiyim ve Farmasonum. Bu gösteri ile ne alakam olabilir? Hakikat şu ki, ben Fethi Okyar beyin Serbest Cumhuriyet Fırkası üyesiyim ve hükümet canımı almak istiyor...`

5-Yukarıdaki iki durum(1 ve 2) var iken ve kesin bir sonuca erdirilmemişken, ihale neden esrarkeşlerin üzerine bırakıldı ve neden arşiv belgelerinin aksine Menemen Olayı hâl⠓irtica kalkışma” olarak görülüp, nutuklar atılıyor?



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi seymes -- 27 Aralık 2009; 11:42:04 >


_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.


 
1967 Mesaj
27 Aralık 2009; 12:35:44 

Ergenekonun işi.


_____________________________



652 Mesaj
27 Aralık 2009; 12:35:46 

şimdiki iktidarı destekleyenler, Menemen olayının da aynı şimdiki PKK cinayetleri gibi güya devlet tarafından yapıldığını iddia ediyorlar.

neymiş "Kubilay'a ilk kurşunu halkın arasından (yani devletin bir adamı) sıkmış. askerler de çevrede toplanan halka da ateş açmışlar"...

bunların yatacak yeri yok yemin ediyorum...

yılların katili teröristi yüce Türk ordusu oldu bunların gözünde.

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
27 Aralık 2009; 12:47:57 

Köpek bile kendisine iyilik yapan insana nankörlük yapmaz ancak bu ülkede köpekten haysiyetsiz o kadar çok insan var ki... Beni kimin ne içtiği ilgilendirmez oradaki halk 6-7 çapulcuya karşılık veremedi mi? 2 Tane bekçi şerefli bir şekilde şehit olmadımı? Oradaki halk onların üstüne çullansa hepsini parçalardı. Bu olayın tartışılacak bir tarafı yoktur vatan hainleri asılarak gebertilmiştir.

Bu tarz konularda ahkam kesenlerin büyük bir kısmının dedeleri / amcaları istiklal mahkemelerinde gebertilen şerefsiz vatan hainlerini ingiliz ajanı teröristlerdir.


 
152 Mesaj
27 Aralık 2009; 14:25:47 

Her nedense bazıları bilgi, fikir, belgelerle konuşurken bazılarıda hakaretlerle, tehditlerle, tenkitlerle konuşuyor. Vatan, millet, sakarya edebiyatı baya bayatladı. Zaten bu iki konuşma dilide kimin haklı olduğunu bizatihi ispat ediyor. Eğer sözlerinizin doğruluğuna inanıyorsanız sizde fikirlerinizi bilgi ve belgelerle sunun. Olayların düz mantıkla, insanların düz mantıkla yorumlanamayacağı bir çağdayız. Kimse kusura bakmasın her yazının, her sözün, her olayın altında, arkasında ne olduğunu düşünüp karar veriyoruz artık. Tarihin ve sizlerin her anlattığına öyle kolay kolay kanacak bir cahiller sürüsü yok karşınızda. Dün köylüydüm tırnaklarımla çalışıp bu gün en azından bilgisayar öğretmeni oldum haberiniz olsun.

Bu olayın bu tarafını hiç bilmiyordum. Konuyu açan ve paylaşanlara teşekkür ediyorum.


_____________________________

Hayat aynaya benzer ona gülmek gerekir.


1639 Mesaj
27 Aralık 2009; 14:38:50 

Ortaya atilan iddialar dogru bile olsa ne degisir?Böyle iddialar var diye rejimimizi Seriat düzenine mi çevirecegiz.Maalesef devletimiz hatalar yapti.Sol görüsü halkin gözünde dûsûrmek içinde böyle eylemler oldu.
Sonuçlar kötüdür.1 aylik maas bir evin kirasina yetmemektedir.Sosyal adaletin olmadigi,çarpik bir düzen,çarpik bir ülke olduk.
Tek çözûm demokrasimizi ilerletip,halkimiza gûvenmektir.O yasak bu yasakla demokrasi olmaz.Devlet kendini degil halkini dûsûnmelidir.Simdiye kadar hep tersi olmustur.Halk mutlu ise devletimizde mutlu olur.


_____________________________

modernlik yüksek bina dikmekle değil,herkesin ucuz ve hızlı bir internet bağlantısına sahip olması ile belli olur


 
152 Mesaj
27 Aralık 2009; 15:02:13 

@2000watts aynen katılıyorum. Ben eğitim verdiğim sınıfta bir yıl boyunca istediğim eğitimi düzeni kurmak için disiplin kurmalıyım. Bunuda sınıfımda iki şekilde sağlayabilirim.

a. Bu zor olan yöntem. Çeşitli ikna teknik ve yöntemlerle, uğraşarak, zamana ve emeğe yayarak, fedakarlık isteyen bir süreçte.

b. İkincisi kolay olan yöntem. Bir yanlışlık yapılmasını kollamak ve o yanlışlığı yapan öğrenciyi döverek(şuan mümkün değil), bağırarak, çağırarak, kistirerek, korkutarak. Bu yöntem zahmetsizdir. Ne kazandırır eğer 5 yıl okutacaksanız 10 dk ile 5 yıllık bir zahmetten kurtulursunuz.

Bu pencereden bakınca küçük bir kasabada dönen olayların tarihte bıraktığı büyük etkileri değerlendirmek kolay oluyor. Bu etkinin hala sürdüğünü görünce insan şaşırıyor doğrusu.


_____________________________

Hayat aynaya benzer ona gülmek gerekir.


2324 Mesaj
28 Aralık 2009; 2:18:35 

Bu olayların yaşandığı zaman yönetim şeklimiz şeriat olsaydı ve bu olaylar bire bir yaşansaydı sanki devletin olaya yaklaşımı farklı mı olucaktı?. Bu seferde devlet propagandası dinsizler veya laikler askerimizi öldürüyor olacaktı. Sanki fitne, fesat, kumpas, komplo sadece Cumhuriyetlerde var. Devlet kavramının olduğu her yönetimde aslolan devlettir rejimdir, bireyler teferruattır.

Benim için değerli olan Cumhuriyet kavramı değil, demokratik seçimlerle yönetilen Cumhuriyet kavramıdır, yoksa İranda sözüm ona cumhuriyet ama demokrasinin D'si yok. Tam bir batak.

Burada açıktan veya gizliden gizliye Demokratik Cumhriyetimize, şuanki yönetim şeklimize laf geçirenler, Şeriatla yönetilen İran Cumhuriyetine bakıp ders alsınlar sadece daha fazla demokrasi isteyen İranlılar milis kuvvetlerce öldürülüyor. En kötü Demokratik Cumhuriyet, günümüzdeki en iyi Şeriat yönetiminden iyidir. Çünkü demokrasilerde insanın kendi geleceğine yön verme şansı vardır oysa şeriat devletlerinde senin geleceğine tanrıcılık oynayan kullar karar verir.

Aslında şunu iyi bilmek gerekir Peygamber efendimiz ve 3 halife devrinden sonra dini yönetim (şeriat) rotasından şaşmış, gelenek ve göreneklerin kanun olduğu bir yönetim şeklini almıştır ve ne acıdırki bunu değiştirmek artık mümkün değildir.


_____________________________


Sahipsiz olan Vatanın batması haktır sen sahip olursan vatan batmayacaktır. M. Akif

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
28 Aralık 2009; 13:05:05 

arkadaşlar mesele burada şeriatı kutsamak değil bir gurp sapık kafirin (helali haram saymaları dinden çıkmalarına kafi) kubilayı vahşice katletmesi ve bu katliamdan tüm müslümanların sorumlu tutulmaya çalışılmasıdır..o katiller ne kadar suçlu ise bu vahşeti tüm müslümanların üzerine yıkmaya çalışanlarda en az onlar kadar suçludur

eğer dikkat edilirse bizzat kubilayın eşi ve oğlunun beyanlarıda bu yanlış tutuma karşı olduklarını göstermektedir

siyasi kaygılar ile bir takım olaylar cereyan etmiş bir masum katledilmiş ve bunun suçu ayırım yapmaksızın tüm müslümanlara maal edilmiştir..

mesele bundan ibarettir..

ayrıca shadow006 özellikle son cümleleri sebebi ile katılıyor ve tebrik ediyorum zira ben defatle belirttiğim halde (şeri sistemin ancak peygamber ve halifler döneminde yaşandığı) günümüzdeki var olan uygulama ve iddaaların kuru taklid ve aldatmadan öteye gitmediğini şeriat olarak lanse edilemeyeceğini hatırlattığım da "takiyye" yapmakla yada "zemin" hazırlamakla suçlandığımı gayet iyi biliyorum..

bilmem shadow006 da bu yönde ithamlara maruz kalır mı

ilgili süreci nitelikli şekilde takip edenler haklılığımı görecektir

Allah şehidlerimize rahmet eylesin zalimleri ise perişan etsin


3567 Mesaj
28 Aralık 2009; 13:14:53 

Ben dünden beri bir cümleye takıldım ve şimdi dayanamayıp sorma ihtiyacı duydum. shadow006 arkadaşımız "3 Halife" demiş ama 4 halife var diye biliyorum ben. Yanlış mı biliyorum?


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
28 Aralık 2009; 13:18:07 

evet dört halife vardır ancak Hz Ali r.a. hilafeti çıkan fitneler yüzünden çok kısa sürmüştü ve ennihaye şehid edildi hariciler tarafından sanırım shadow kısa süreli hilafet sürecinden ötürü onu anmadı yoksa peygamber damadı Allahın aslanı hz Ali r.a es geçmek ne mümkün



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Gennosuke -- 28 Aralık 2009; 13:29:05 >


3567 Mesaj
28 Aralık 2009; 13:34:23 

Sevgili Genossuke, yazıyı bir daha okudum da, belki Shadow arkadaşımız son halife dönemindeki siyasi karışıklıklardan dolayı onu dışarıda tutmuş olabilir diye düşündüm. Birliğin bozulmaya ve ayrışmaların başladığı dönem son halife dönemine denk geliyor diye hatırlıyorum.


_____________________________



2324 Mesaj
28 Aralık 2009; 21:48:35 

Gennosuke'nin dediği gibi ben sadece gerçek manasıyla istikrarlı olan şeriat yönetimlerini saydım. Çünkü istikrarın olmadığı hiçbir yönetim özünü yurttaşlarına tam olarak yansıtamaz. Yoksa Hz Ali (r.a.) görmemezden gelmek hiçbir Müslümana yakışmaz.



_____________________________


Sahipsiz olan Vatanın batması haktır sen sahip olursan vatan batmayacaktır. M. Akif
Guest
29 Aralık 2009; 23:52:51 

Topikteki gönderileri okudukça insanın içi kararıyor.
Halen canlı tanıkları olan, belgelerle çok açık görünen bir gerçeği saptırmaya çalışmanın ne değeri var?
Madem bu işi dindarlar değil de esrarkeşler yaptıysa niye bir tane dindar her yıl düzenlenen anma törenlerine katılmaz?
Askerin öldürdüğünü ima için ta güneydoğulara giderek gözyaşı döken Arınç niye bir Kubilay törenine katılıp ağlamaz?

Bir diğeri, şeriat rotasından sapmış tesbitinde bulunmuş, gemi mi bu? Bugün rotasını bulmuş olsa taraf mı olacaksınız? İnsana hitap edemediği, hukuk gereksinimlerini karşılayamadığı için ömrünü doldurmuş olduğunu görmek ve söylemek çok mu zor?

30 yıl önce bu kadar garabet fikirler üreten eğitimli insanımız yoktu. değişiyoruz ama gelişmiyor, aksine geriye gidiyoruz.








_____________________________



 
188 Mesaj
30 Aralık 2009; 3:07:36 

ne yani,
şimdi bu alternatif tarih mi?
bilimsel mi?
ortada bir gerçek var, iddia edildiği gibi 6-7 esrarkeş başı çekse bile koyun gibi ona uyan bi halk var.
hem de yunan işgalinden kurtarılalı 6-7 sene olmuş bir halk.
yok kandırıldık ta, korktuk da...
boş laf bunlar booooşşşşş...
tamamen savunma.....
birileri de çıkıp bunları kullanarak kendi akıllarınca tarihi yeniden yazacaklar..


_____________________________



6559 Mesaj
30 Aralık 2009; 3:23:04 

Birileri yine kendi tarihlerini yazmaya çalışıyorlar ama o tarih 1923'te yıkıldı.
Konuyu iyice okudum! Olayı genel olarak çok eskiden duymuştum ama böyle sunulması da iyi oldu, hazırlayan arkadaşa teşekkürler.
Aşağıdaki olayda bir benzeri Kubilay olayının! Aklınca kurnaz birisi hatta "Aaa, bakın burada olay o kadar büyümemiş, Kubilay'da tarihe niye böyle geçmiş ki? " diye soru üretebilir, sanırım alttaki anlatılandan birşey anlamıyandır!
Yalnızca olguların saptanması yetmez, bilmek yetmez, soruda sorulması gerekir!
İster istemez 2 soru takıldı kafama, birisi Yeni Türkü'nün de dikkatini çekmiş!
1)" Sadece 7 kişimi yaptı bu olayı?" Sanırım yapanların geniş bir destekçi tabanı olmalı! O tabana ulaşmanında bir yolu olmalı! İlkel gelebilir ama bazı uluslarda uygarlık böyle gelişir!

Alttaki Çağlayangil'in anıları kitabında da yayınlanmış yazı sanırım bir fikir verir bu olayın nasıl takibedilmesi, ve kavranmasının gerektiği hakkında! Bir Tarikat olayı asla tek başına bir iki "meczup" işi olmaz altta ve arkada birileri, destekleyicileri mutlaka vardır! Merak edenler alttaki linkten Güneri Civaoğlu'nun yazısına da ulaşabilirler! Benim önerdiğim yalnızca anlamak için bir metod, yoksa olayı ve yöntemi bugün onaylamak mümkün değil. Ama sağ görüşlü Liberal fakat Kurtuluş Savaşı görmüş Celal Bayar'ın tavrı ilginç gelebilir bazılarına, şaşırmasınlar! Gericiliğe-irticaya bu çok sert karşı duruş bilmelerinden kaynaklanıyor, Kurtuluş Savaşında karşılaştıklarından kaynaklanıyor!

http://www.milliyet.com.../15/yazar/civaoglu.html

Atatürk gibi davranınız

Güneri Cıvaoğlu

Merhum Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'in ANILAR adlı kitabından bir bölüm yansıtacağım:
"DYP'nin kökleri" olan Demokrat Parti'nin, irticaa bakış açısını yansıtan bu satırlar, ibretle okunmalıdır.
Bugünkü DYP'liler, RP kafasıyla kader birliği etmek aymazlığının belki de farkına varırlar.


ANILAR'ın 332. sayfası şöyle bir arabaşlıkla başlıyor.


Ulu Cami'de bir cuma

"Bursa'da Hükümet Konağı'nda oturuyorum. Yanımda rahmetli Turan Kapanlı var. Kapanlı, Bursa Cumhuriyet Savcısı. Birden bir gürültü koptu. Pencerelere koştuk. Bir kamyoncu Vali Konağı'na yanaşıyordu. Kamyonetin içinde, başından kanlar akan beş, altı kişi ve polisler.
Emniyet Müdürü'ne hemen sordum. 'Bunlar Ulu Cami'de hadise çıkardılar' dedi. Günlerden cumaydı. Cuma namazı kılınıyor. İmam, cuma hutbesini okumak için minbere yönelmiş. İçlerinde 'Ben Mehdiyim' diyen bir zat, imama mani olmuş. Bu sırada cemaatin arasında tekbirler başlamış. Maşlahlılar zuhur etmiş. Kılıçlarını da çekmişler. 'Ben Mehdiyim' diyen zat minberde hükümet ve Atatürk aleyhine sözler sarfetmeye başlamış. Cemaat şaşkın, donmuş kalmış. O gün izinli olup da cuma namazını kılmaya giden bir polis memuru çekmiş tabancasını minbere doğru yürümüş. Cemaat galeyana gelmiş. Mehdi ve takımını dövmüşler. Yaralamışlar. Polis güç yetişmiş. Hepsini derleyip, toplayıp benim odama getirdiler."


Bayar telefon da

İhsan Sabri Çağlayangil, anlatımını şöyle sürdürüyor:
"Turan Kapanlı, gelenleri sorgulamaya başladı. Bu arada da polis Emniyet Genel Müdürlüğü'ne İçişleri Bakanlığı'na durumu bildirmiş. İçişleri Bakanı, Başbakan'ı haberdar etmiş.
Daha biz işin aslını öğrenemeden telefon çaldı. Reisicumhur Celal Bayar'ı karşımda buldum:
'Ne oluyor İhsan Bey,' dedi.
Basit bir zabıta vakası değildir. Meczubların işi, dedim ve vakayı anlattım. Tesadüfen odamda savcının olduğunu ve tahkikatın yürütüldüğünü söyledim. Celal Bayar ciddileşti. Bana:
'Basit bir zabıta vakası değildir. Yapanlar meczup dahi olsalar, bir teşkilatın adamıdırlar. Türkiye'ye ne gelirse irticadan gelir. Bir gerici hareketi karşısındayız. Vaka sizin anlattığınız gibi basit bir hadise değildir. Muhakkak arkalarında bir teşkilat vardır. Menemen olayı gibi bir hadise ile karşı karşıyayız. Şimdi İçişleri Bakanı'na özel bir uçakla Bursa'ya gitmesi için talimat verdim. Birbuçuk saat sonra oradadır. Her işinizi bırakınız ve bu işin aslını meydana çıkarmaya bakınız' dedi.
Ben de kendilerine cevaben:
'Sayın Reisicumhurum siz telaşlısınız. Benim ne yapmamı emredersiniz' diye sordum.
- Siz Atatürk olsaydınız ve Atatürk sağ olsaydı ne yapardıysa, öyle hareket ediniz ve olayın gerçek yüzünü meydana çıkarınız-"


Tarikat işiymiş

İhsan Sabri Çağlayangil, nihayet hadisenin arkasında bir tarikat izinin bulunduğunu şöyle anlatıyor:
"Celal Bayar'ın olayı bu denli ilzam etmesine şaşırdım. Hadiseyi birkaç meczubun düşünmeden yaptığı hareketler sayıyordum.
Bu arada Savcı Kapanlı da soruşturmayı, yakalananları sıkıştırarak sürdürüyordu. Bütün aradığı da bu olayın çıkarılması için nerede toplanıldığı ve karar verildiğiydi. Bir ara Kapanlı, bunları dövmeye başladı. Şaşırdım. Valilik makamında bu tür bir davranışı uygun bulmuyordum. Ama bir şey de söyleyemiyordum. Bir de tutukluya bu tür bir davranış benim insan ve demokrasi anlayışıma sığmıyordu pek." (Merhum Turhan Kapanlı'yı yakından tanıma fırsatını buldum. Dostu oldum. Nazlı Ilıcak'ın dayısıdır. Fevkalade şık, zarif, beyefendi bir insandı. Bu dayak olayına gerçekten şaşırdım. G.C.)
"Ama Kapanlı biraz daha kendi anlayışı ve metodları içinde sanıkları sıkıştırınca, bu olayın Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde tarikat mensubu bir tren makasçısının evinde planlandığını öğrendik.
............ Makasçıyı yakaladık.
Rahmetli Celal Bayar haklı çıkmıştı.
Bu olay örgüt işiydi. Ve örgüt tarafından planlanmıştı.
Sanıklar toplandı, tutuklandı ve mahkeme edildiler. Mahkum oldular.
O gün Celal Bayar'ın irticaya karşı ne kadar hassas olduğuna tanık oldum."

İbret

İhsan Sabri Çağlayangil, gerçek bir devlet adamıydı. Yürekli adamdı.
Sıkıyı gördüğünde, palamarı çözen tatlı su demokratı ya da yalağı değildi.
Her askeri müdahaleden sonra, asker, Demirel'i bertaraf ederek, yeni bir parti kurma görevini, yani kendi desteklerinde liderliği Çağlayangil'e önermiştir.
Çağlayangil, o bilge hali ve ağırlıklı üslubuyla bu önerileri geri çevirerek, en zor ve en yalnız günlerinde hep Demirel'in ve demokrasinin yanında yer almıştır.
Ama...
Demokrasiyle, irtacaya çanak tutmayı aynı şey sanmak gafleti ve delaleti içine hiç düşmemiştir.
Bugün, DYP'de kimi arkadaşlarının ve DYP'ye sonradan gelmelerin, bir yandan Demokrat Parti köklerinden olduklarını iddia ederken, öte yandan irticaa da, koltuk değneyi olduklarını gördükçe, herhalde kemikleri sızlıyordur.

2) İkinci soruda Atatürk niye trenle geçerken perdeleri kapanıyordu, ve niye hiç gelmedi Menemen'e?
Atatürk'ü severim, ülkenin kurucusu olmasından değil! Kişi olarak, söyledikleri, yaptıkları, Çanakkale Şehitleri için yazdığı yazı, gençliğe hitabesi, birçok şeyi hoşuma gider ondan severim. Bu yüzden perdelerin kapanması ve hiç gitmemesi Menemen'e ilgimi çekti!

İstanbul'a kurtuluş savaşından 3 yıl sonra gittiğini duymuştum! Bildiğim kadarıyla bazı şehirlere hiç gitmedi! İki bildiğim örnekten birisinde Samsun'a çıktıktan sonra bir şehre gitmek istediği ama padişahımız Efendimizi çok seven bu şehirden "gelme keseriz" cevabı aldığı! Diğeri herkesin bildiği bir Orta Anadolu şehri! Menemen'le ortak yönleri neydi ki ülkeyi kuran kişi kendi kurduğu Ulusun bazı yerlerini görmezden geliyordu? Hadi bizi yıllarca aldattılar diyelim, onu da mı aldattılar?

Bu ülkede müslüman olduğu için öldürülen kimse olduğunu duymadım, tersinden çok var ama! Ama kendi haline müslümanlığını yaşamak isteyen insanlarda Kubilay'ı kesen garip yaratıkların, veya yukarda Mehdi diye ortalığa fırlayan vatandaşın, veya Usame Bin Laden'in içlerinden çıkmaması için ellerinden geleni vede gerekeni yapmak zorunluluğundadırlar diye düşünüyorum! O cenahta böyle üretim devam ettikçe başka birileride kendilerini " Atatürk gibi davranmak" zorunluluğunda hisseder doğal olarak.
Doğal olarak zamanın akışı içerisinde Kubilay olayı yerini bulur, gözden geçirilecek yerleri gözden geçirilir, haksızlık varsa onarılır.
Ama sanırım o günlere daha çok zaman var.


_____________________________

GENS UNA SUMUS


3567 Mesaj
30 Aralık 2009; 12:40:00 

Sevgili Neommy,
Tam da sizin söylediğinizi yazmak için girmiştim, neyse ki siz benden daha detaylı bir şekilde yazmışsınız. Birileri şu anda alternatif tarih üretiyor ve inanası gelen insanlar da bunların peşinden koşuyor. Sadece Menemen olayı değil, benim bildiğim kadarıyla tarihteki saptırmalardan kaynaklı olarak, Çanakkale'de bizi dedelerimiz kurtarmış diyorlar. Oysa ki, yeni ele geçen tarihi bilgilere göre bizi Çanakkale'de koruyanlar evliyalarmış. Tarikatler benim bildiğim kadarıyla birkaç yıldır Çanakkale'ye turlar düzenliyorlar ve o evliyaların ruhuna dualar okuyorlar.

Bu tarih yazıcılarına kolay gelsin, okuyup inananlara da ne mutlu diyorum...

Saygılar.


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 14:00:06 

quote:

Madem bu işi dindarlar değil de esrarkeşler yaptıysa niye bir tane dindar her yıl düzenlenen anma törenlerine katılmaz?
Askerin öldürdüğünü ima için ta güneydoğulara giderek gözyaşı döken Arınç niye bir Kubilay törenine katılıp ağlamaz?


yani sizin mantığınız ile ihtimalya bu törenlere katılan ak partili olsa idi menemen olayı müslümanlara aid olmayacakmıydı ..bakın lehrer siyasi görüşleriniz sizin meseleye objektif olarak bakmanızı engelliyor..hem katıldığını var sayalım

faraza yani

nerede ise 70 yıldır propaganda hangi yönde oo bak kubilayı mürteci müslümanlar katletti arınç denen yobazda kalkıp utanmadan törenimize geldi diye yuhalanmazıydı acaba !!? hadi yuhalanmayı geçtim takiyye yapmakla yada timsah gözyaşları yaftası ile muhattab olmazmıydı ..yıllardır süregelen propagandanın etkisini hatırlatırım...aksini iddaa etmeniz zor üstelik arınç müslümanların tümünü temsil de etmiyor kıyasınız yanlış..

lehrer bakınız sizin malum partiye ve icraatlerine yönelik duruşunuz ve evvele dayanan ideolojik ve siyasi anlayışınız "tekrarlıyorum meseleye objektif açıdan bakmanıza engeldir"

bakın size çok basit bir soru

yine faraza

SFC kapatılmasa idi ve ardı sıra genel seçimler gerçekleşse idi iktidar kimin eline geçecekti sayın lehrer neden menemen olaylar neden orada patlak verdi " yerel seçimlerde SCF nin en fazla oy aldığı bölge" olması tesadüf mü yerel seçimlerdeki başarısı SCF yi yüzde yüz iktidara götürecekti durum bunu gösteriyordu..araştırın göreceksiniz


iktidarı kaybetmeme uğruna kimlere kıyıldığını anlamak için dahi olmaya luzum var mı ..neden SFC nin mitingi esnasında kimliği belirsiz şahıslar ateş açmış ve bir talabe katledilmiştir..neden o yavrunun adı bile bilinmez hesabı sorulmaz takibata tabi tutulmaz..tutulmamıştır mesela yani

düşünmek lazım değil mi

haa yeri gelmişken scf nin kurulmasına onay veren aslında MUSTAFA KEMAL PAŞADIR ve iktidardaki chf (chp) kerhen bu partinin kurulmasına onay vermiştir..ve yerel seçimlerdeki başarısı öngörülmemişti..ancak neticeler gelmeye başlayınca durumun değiştiğini gelişmelerden kolaylıkla anlıyoruz..ilgili partinin yani scf nin kurulmasına sıcak bakması ise o dönemdeki chp nin tek başına iktidar oluşu sebebi ile eleştiriye maruz kalmaması muhalefetten yoksun siyasi yaşamını sürdürmesi ve yolsuzluğun başını alıp gitmesidir ..Gazi bu nedenlerden ötütü olur verdi scf ye

yahu elin yahudisini bile şeriat isterük suçlaması ile tutuklayan bir anlayışdan bahsediyoruzseymes aktarmış ifadeyi ama pek dikkate alan çıkmamış sanırım



bakınız işte aslında meseleyi kavramada size harika bir örnek olayın hangi boyutlarda cereyan ettiğini bu misal üzerinden değerlendirmenize bırakıyorum vicdan sahipleri durumu kavrayacaktır elbette..menemendeki olayların dini kullanarak siyasi rakibi ekarte etme çabasından başka açıklamasının bulunmadığına dair bir sürü soru sordum ama ne yazık ki cevap alamadım ..

neomyy birileri 80 senedir ideolojik ezberi tarih diye yuttururken sana dokunmuyordu da şimdi cevap vermekten aciz kaldığın sorular için rejimin arkasına mı sığınıyorsun..eskinin humeynicisi seni döndün ama değil mi yanlıştan

fark ettin irancı olmanın zararlarını herhalde (ne derece doğruysa tabi aktardıkların )alıntıladığın bilgilerin menemen olayı ile bağlantısının olmaması bir yana bu ülkede müslüman olduğu için öldürülen yoktur demen "hakikati utandırır" bilmem anlatabildim mi istiklal mahkemeleri içinkatibi velidedeoğlu ki kendisi "kemalistdir" tedhiş mahkemeleri tanımlamasını kullanıyordu yani "şiddet ve devlet terörü mahkemeleri "değerlendirmesini yapıyordu o mahkemlerde suçlu suçsuz ayırmadan binleri katleden bendim herhalde hee kalkmış birde alternatif tarih yazıyorlarda falanda filanda insan insaf eder kemalist bir yazar aynı zamanda istiklal mahkemesi katibi bunları ifade ediyor ama gelin görün ki eskinin humeynicisi neomyy ne masallar anlatıyor


olaylara 1. dereceden müdahil belkide en fazla söz hakkına sahip Kubilayın oğlu !! Vedat Kubilayın ifadeleri ile şimdilik son veriyorum onun sözleri bu meselede aslında "hiç canı yanmamış" ama ideolojik ve siyasi kaygılardan ötürü istismarı ilke edinmiş yada bilinçsizce anlatılanları kabul etmek durumunda kalmış kimselerden çok daha fazla bağlayıcılığa sahiptir benim açımdan !!

quote:

"Menemenlilerin suçlanmasının sebebi, esrarkeşlerin ip istemesi sırasında 2-3 kişinin koşarak ip getirmesidir. Yoksa Menemenlilerin hadisede hiçbir suçu yoktur. Olay Türkiye'nin başka bir yerinde de yaşanabilirdi. Menemen'lilerin hadiseye karışmadıklarının başka bir delili de çevresinde sevilip sayılan itibarlı biri olan Saffet Hoca'nın esrarkeşleri kapısından kovmasıdır.

Hadiseyi daha kuvvetli gerçekleştirip halkın desteğini sağlamak için geldikleri sabah Saffet Hoca'yı saflarına çağıran esrarkeşler aradığı ilgiyi bulamamıştır. İleriyi gören bir alim olan Saffet Hoca kendilerine, 'Sizin yaptığınızın din ile alakası yok' diyor. Esrar içtiklerini anladığı için böyle konuşmuş olabilir.

Tabii sadece Saffet Hoca destekleseydi, olayın çapı çok daha büyürdü. Hocanın onları kovalaması Menemenlilerin yüz akıdır.

Defalarca söyledim. Menemenlilere dargın değilim. Menemenlilerin hiç bir kabahati yok. Hatta Menemenlilerin iftihar etmesi lazım. Eğer isyancılara uysalardı, önlenemez olay ile sarılamaz yaralar açılabilirdi."



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Gennosuke -- 30 Aralık 2009; 15:27:51 >
Guest
30 Aralık 2009; 16:34:52 

@Bingo,

Anlattığınız türden bir seçim başarısı yoktur SCF nin. 500 küsur seçim bölgesinden sadece 40 tanesini almıştır. Genel seçimlerin olması durumunda SCF nin seçimleri kazanacağı iddianız hayal mahsulü ve imkansızdır. Halkın büyük çoğunluğu cumhuriyeti kısa sürede benimsemiştir. Ancak bir gerçek ortaya çıkmıştır ki, bu parti henüz küllenmemiş yobaz yaralarını alevlendirmiştir. Bugün dtp ne ise SCF sayısal olarak odur. dtp deki ırk olgusu scf de din dir. Ama ikisi de marjinaldir. SCF nin seçimi kazanacağını iddia etmek bugün dtp nin seçimi kazanacağını iddia etmek ile aynıdır.

Son paragrafa eklediğiniz anı ile söyledikleriniz çelişiyor. SCF İzmir genelinde seçimi % 20 gibi açık farkla kaybetmesine karşın, Menemen, Bergama, Kınık gibi kuzey İzmir'de çok açık farkla % 90 öndedir. Yani bu bölgeler yobazdır. Olayda da bunun etkisi ortadadır. SCF, 17 Kasım'da kapatıldı. Menemen vahşeti ise 23 Aralıkta gerçekleşti. Bu vahşetin SCF nin kapatılmasının rövanşı olduğu ortada. Çarpıtılamaz...



_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 16:54:00 

lehrer insaf ediniz demek scf dinci idi ve dtp namzeti idi

0


Fethi Okyar , Kızı ve GAZİ yanyana

dinci dediğiniz partinin kurucusuna bakınız lehrer lütfen

parti programına netten kolaylıkla ulaşabilirsiniz iddaanızın aksine bilgiler bulacaksınız

0


İzmir de Fethi Okyarın karşılanması

açıklanan resmi sonuçların içeriğini değerlendirmeye tabi tutmanız açısından küçük bir hatırayı sizin ile paylaşayım

quote:

SCF yöneticileri bu seçim sonuçlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdüler. Onlara göre seçimi SCF kazanmıştı. Sonuçlar baskı ve fesat ile elde edilmişti. Öte yandan Hasan Rıza Soyak'ın hatıratında aktardığına göre M. Kemal'in konuyla ilgili söyledikleri de manidardır:

"(...) Bana "Hangi fırka kazanıyor?" diye sormuş; "Tabii bizim fırka Paşam" cevabını vermiştim. O gülmüş: "Hayır efendim. Hiç de öyle değil. Hangi fırkanın kazandığını ben sana söyleyeyim: Kazanan idare fırkasıdır, çocuk! Yani jandarma, polis, nahiye müdürü, kaymakam ve valiler. Bunu bilesin." buyurmuştu." Soyak, 1973, s. 436


bu noktada kıyas yapabilmeniz mümkün olabilir ..

çelişki olarak naklettiğiniz açıklama aslen beni doğrular nitelikte zira scf nin başarısını bastırabilme gözdağı verme noktasında oldukça anlamlıdır

eğer aktardıklarımı dikkatle okursanız menemen olayının seçim sonrası olduğunu zaten beyan etmiştim..



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Gennosuke -- 30 Aralık 2009; 16:57:05 >
Guest
30 Aralık 2009; 17:34:50 

Parti dinci dedim Bingo kurucuları dinci demedim. Tekke türbe ve zaviyelerin kapatılması ile ocaklarına incir dikilen din tacirleri SCF yi konacak taze pislik olarak görmüşler ve üşüşmüşlerdir. Partinin dinci hüviyeti bunlardan gelir. Zaten kurucusu da bunu görünce partiyi kendi eli ile kapatmıştır.

Bir diğer mantık güzellemesi de vahşetle bağlantıda yapıyorsunuz. Partinin kapatma tarihi 17 Kasım. Ardından zıyorlar. Tıpkı bugün dtp yandaşlarının azdıkları gibi. Sizin mantığınıza göre bu azmaları da devlet yapıyor olmalıdır.

Din dürüstlüğü emreder. Yalanı, hileyi şiddetle yasaklar.





_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 17:39:51 

quote:

dtp deki ırk olgusu scf de din dir. Ama ikisi de marjinaldir. SCF nin seçimi kazanacağını iddia etmek bugün dtp nin seçimi kazanacağını iddia etmek ile aynıdır.





scf deki ana olgu din ise dinci olmuyorlarda ne oluyorlar lehrer virgülüne dahi dokunmadan alıntıladım


quote:

Din dürüstlüğü emreder. Yalanı, hileyi şiddetle yasaklar.


haklısınız

ayrıca parti kurucusu tarafından değil gelen emir neticesi kapanmıştır.. o bölgedeki hevesi ve desteği kırabilme adına tertiplenmiş bir vahşetin ve akabinde uygulanan baskı ve idamların partililer üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesini size bırakıyorum tabi sonrasında yıllar süren propagandayıda anmak lazım



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Gennosuke -- 30 Aralık 2009; 17:41:08 >


 
434 Mesaj
30 Aralık 2009; 17:49:06 

Bu konuda bilgiden çok belleğe yerleştirilmiş hazır komutlara gelen itirazları savmak var.

lehrer, SCF'nin dinci bir parti olup olmadığını ve seçimlerdeki başarısı hakkındaki sözlerinizi daha sonra kaynağı ile birlikte mevzu edeceğim ama evvela önceki mesajlara değineyim.

quote:

Halen canlı tanıkları olan, belgelerle çok açık görünen bir gerçeği saptırmaya çalışmanın ne değeri var?


Lehrer, ilk mesajınızda bir belge aktarıp altına proveke eden bir cümle sarf etmiş olmanız bir tarih öğretmenine yakışmayacak bir üsluptu. Ve bu üslubu yineliyorsunuz. Belgeler ve tanıklar dediklerinizi sanki sizden evvel hiçbir kimse görmemiş de , kendilerince yorum yapıyorlar havası oluşturmaya çalışıyorsunuz ama beyhude bir uğraş.. Forumda yürütmeye çalıştığınız mantık şu, “onlar gerici-yobaz dediklerinin akademik kaynağı bulunsa da onlara aldırış etmeyin, biz Atatürkçüyüz, bizim dediğimiz ne olursa olsun onu kabullenin.” Öğrencilerinizi de bu bilinçle yetiştiriyorsanız, ileri yaşlarda “aaa bak şu da varmış, şöyleymiş” dediklerinde, hakkınızda sahip olabilecekleri kanaati duyar gibiyim.

Daha evvel söylediğim gibi; belgeleri ortaya koyan her iki yönü de değerlendirip yorum yapar ki, adı geçen ve geçmeyen tarihçiler bunu yapmıştır. Lise ve dengi tarih kitaplarından uzaklaşıp biraz akademik tarih kitabı karıştırırsanız neyin –nasıl olduğunu kavrayacaksınız…

Diğer arkadaşları bilmem ama yukarıdaki soruları tarih eğitimi almış biri olarak cevaplamanızı rica ediyorum.



O dindarlar Kubilay’ı anma törenlerine neden katılmıyor biliyor musunuz? Uyuşturulmaktan yoruldukları ve kendine güvensiz rejimcilerin safsatalarından bıktıkları için. Ha bir diğer sebebi ise, Kubilay’ın oğlunun babası anılırken kendisini hiç arayıp sormayan rejimcilere sitemidir. Araştırın bunu da göreceksiniz.

quote:

Bir diğeri, şeriat rotasından sapmış tesbitinde bulunmuş, gemi mi bu? Bugün rotasını bulmuş olsa taraf mı olacaksınız?


Olayı, kendini mehdi ilan eden bir tarikat üyesine yıkmakla ancak kendinizi kandırırsınız. Üstelik bu kişi kendini sadece mehdi değil Peygamber olarak da lanse ediyordu. Ergun Aybars’ın Menemenle ilgili yayımlanan mahkeme tutanaklarına bakın bir kez. Mahkemede “ben namaz kılmam, hiç oruç tutmadığıma şahit getirebilirim , -kurusıkı kendisine isabet edince- bakın bana kurşun işlemiyor “diyen bir meczup var. Diğer bir nokta belki biliyorsunuzdur..…İslam’da öyle her önüne gelen “ben peygamberim, mehdiyim ”dediğinde , o adamın tutan cinlerini söküp atarlar. Böyle bir adamın İslam’ın özünden destek bulabileceği bir tarikata mensup olabileceğine inanıyorsunuz yani.Hakikaten ilgiç bir manzara..

Olayın arkasında elbette bir teşkilat var, o teşkilatları anlayabilin diye o sorular soruuldu. Siz ise “ tek düşman irticadır” ezber belleği ile lamı cim okuyup konunun etrafında dolaşmakla meşgulsünüz.

neommy;

Celal Bayar’ın sözlerini, kendisiyle ilgili olmayan Menemen Olayıyla bağdaştırıp aktardığınızda Mnemen Olayının irticai olduğunu ispatlamış mı oluyorsunuz? Masa başı spekülasyonu yaparak kafadan tarih uydurmak böyle bir şey olsa gerek.

Buu arada alternatif tarih üretmekle suçlayanlar bir kez olsun Atatürkçü gördüğü kesimin Menemen Olayı ile ilgili yazdıklarını okudu mu? Onlar alternatif değil, bilakis akademik. Akademik yazıların ne gibi süreçlerden geçtiğinden de bihaber olmanız pekala mümkün tabi.. bu sebeple geçiyorum.




_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.
Guest
30 Aralık 2009; 17:49:31 

O zaman, sizin mantığınıza göre Şeyh Said'i Kürtler, İskilipli Atıf hocayı da dinciler asmıştır doğru mu bingo? En çok nemalananlar onlar oldu çünkü.

Böyle bir mantık var mı yahu. Bugün dtp nin kapatılmış olması nedeniyle bölücüler nasıl eylem yapıyorlarsa, Menemen vahşetini de partileri kapatılmış olan azgın dinciler yapmıştır. Normal akıl bunu gösterir.





_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 17:55:47 

lehrer ben size ne desem boş zira defalarca izah ettiğim bir konuyu sırf partiyi geçmişi kutsamak namına es geçiyor ve dtp ile bağdaştırıyorsunuz

dinci parti dediniz sonra ..inkar ettiniz

size 28 şubat örneğini verdim pavyon eskisi bi aşifteyi dindar hanımefendi diye millete kakalayanların çok daha büyük cürümlere imza atmış olması sizi hiç bağlamıyor tabi..sahi nerede müslüm gündüz denen adi mahluk neden hiç ortaya çıkmaz neden eylemlerini görmeyiz

zira görevi bitmiştir lehrer
Guest
30 Aralık 2009; 18:15:19 


quote:

Orijinalden alıntı: Gennosuke

dinci parti dediniz sonra ..inkar ettiniz



Yahu sizin hayatınız yafta, paranoya, hezeyan. Nerede inkar ettim? Madem okuduğunu anlamıyorsan burada işin ne? Bak yazdıklarım bunlar:
quote:

Orijinalden alıntı: lehrer35

Parti dinci dedim Bingo kurucuları dinci demedim. Tekke türbe ve zaviyelerin kapatılması ile ocaklarına incir dikilen din tacirleri SCF yi konacak taze pislik olarak görmüşler ve üşüşmüşlerdir. Partinin dinci hüviyeti bunlardan gelir.



Uğraşınız beyhudedir. Menemen bir dinci vahşetidir. Bu pis mühürü silmeye çalışmak, o mühürü vurduran pisliklerle aynı mayadan gelmenin itirafıdır.




_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 18:19:21 

Yalnız burda bir tezat var..Görgü tanıkları yada görgü tanıklarının çocuklarına sanki aynı şeyi ezberletmişler..Hepside diyorki;Kubilay ın bacağına ateş edildi ve diğer askerlerde bunun üzerine kaçtı..Sonra Kubilay cami avlusuna kadar sürünerek kaçtı deniyor..Kübilay o kalabalıktan nasıl sürünerek kaçıyor..Zaten askerler kaçmış..Ortalığı karıştıranlar Kubilay ın sürünerek cami avlusuna gitmesine kadar nasıl göz yumuyor..Daha doğrusu sürünerek zaten bi adam nasıl kaçabilir ki..Burası bana biraz mantıksız geldi..

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 18:19:43 

olmuyor ama lehrer işi hakarete vardıryorsunuz yakıştıramadım

kurucuları dinci değil ama parti dinci..bu ne demektir açıklayın lütfen aynı kapıya çıkmıyor mu dinci olmayan parti kurucusu din olgulu partiyi neden kursun

sonra iftiracı ben mi oluyorum

parti tüzüğü de mevcuttur ki bu tüzük sizi yalanlıyor..





 
434 Mesaj
30 Aralık 2009; 18:24:39 

quote:

Partinin dinci hüviyeti


Sn. lehrer iyi düşünmenizi tavsiye ederim. Fikrinizi değiştiremem biliyorum ama daha geç bir vakitte buraya özellikle Mete Tunçay'dan yapacağım alıntıları okuduğunuzda bilgi ve değerlendirebilme nakıslığınız ortaya çıkacağından mahçup duruma düşeceksiniz.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi seymes -- 30 Aralık 2009; 18:26:29 >


_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.
Guest
30 Aralık 2009; 18:49:21 

Menemen’de ahiren vukua gelen irtica teşebbüsü esnasında Zabit Vekili Kubilay Beyin vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kubilay Beyin şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tavripkâr bulunmaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hâdisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen; dahilî her politika ve ihtilâfın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur.

Menemen’de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilânın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman Zabit Vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast telâkki ettiği ve mütecasirlerle, müşevvikleri, ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz bu mes’eledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkile yerine getirmeğe matuftur.

Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kublay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.

28 Aralık 1930
Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal


_____________________________



6559 Mesaj
30 Aralık 2009; 22:01:06 

@Gennosuke;

"neomyy birileri 80 senedir ideolojik ezberi tarih diye yuttururken sana dokunmuyordu da şimdi cevap vermekten aciz kaldığın sorular için rejimin arkasına mı sığınıyorsun..eskinin humeynicisi seni döndün ama değil mi yanlıştan

fark ettin irancı olmanın zararlarını herhalde (ne derece doğruysa tabi aktardıkların )alıntıladığın bilgilerin menemen olayı ile bağlantısının olmaması bir yana bu ülkede müslüman olduğu için öldürülen yoktur demen "hakikati utandırır" bilmem anlatabildim mi istiklal mahkemeleri içinkatibi velidedeoğlu ki kendisi "kemalistdir" tedhiş mahkemeleri tanımlamasını kullanıyordu yani "şiddet ve devlet terörü mahkemeleri "değerlendirmesini yapıyordu o mahkemlerde suçlu suçsuz ayırmadan binleri katleden bendim herhalde hee kalkmış birde alternatif tarih yazıyorlarda falanda filanda insan insaf eder kemalist bir yazar aynı zamanda istiklal mahkemesi katibi bunları ifade ediyor ama gelin görün ki eskinin humeynicisi neomyy ne masallar anlatıyor"

İnsanlar cidden Humeynici olduğumu sanacak bir zamanlar! Allah kuru iftiradan saklasın valla!
Gennosuke ben 16 yaşlarımdan bu yana dine de allahlara da inanmam ( 40 yıl olacak yakında, ondan önce de Humeynici değildim zaten Humeyni de Paris takılıyordu, ortalıkta yoktu o zamanlar! ) ! Şaka yapmıyorsan şayet benim bir yerlerde "Allahu ekber Humeyni rehber" lafıma rastlamışsındır! Yazıldığı yer her neresi ise konu bütünlüğü içinde o konuya alakasız fikirler üretildiğinde kullanmayı çok sevdiğim bir laftır! Zaten Humeyni'yi rehber alanlar sokak gösterisinden kurtulamazlar!

Lütfen bana eskinin Humeynicisi deyip tekrarlayıp durma, yoksa Forum ahalisi inanacak ve yakında "yaa mehdi hazretleri gibi selamlar alacağım"!
2. bölümün cevabıda geliyor zaten sayın seymes ile benzer yorum geldiğinden cevabıda ona gelen cevapla birazdan geliyor!


_____________________________

GENS UNA SUMUS

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
30 Aralık 2009; 22:22:42 

Yahu neyi tartılıyorsunuz ne belgesi bu ülkeyi kuranalramı güveneceğiz yoksa Cıa tarafından beslenen f tipi yayın organlarına mı? Şayet 2. şıkkı tercih eden acizler varsa kendilerini camdan aşağıya atsınlar birkaç sene sonra onlarla uğraşmayalım birde


 
434 Mesaj
30 Aralık 2009; 22:36:40 

Çok haklısın Kurt Başlı Sancak, Kahvehane muhabbeti yapmak varken adı "kültür bilim" olan bir yerde belgeye bilmem neye neden ihtiyaç olsun ki. Ama sakın bu zihniyeti taşıyanlar bir daha "tarih neden yanlış öğretiliyor" muhabbeti yapmasın. Hiçbir hakkınız yoktur buna.

Hazırladığım yazı buradaki zihniyeti aşacağından eklemiyorum.

Bol köpüklü kahve içimleri dilerim.


_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.


707 Mesaj
30 Aralık 2009; 23:25:04 

Aslında Menemen olayı olmadı arkadaşlar

2200 kişi yargılanmadı!

Yargılamalar sonucu Manisa Nakşibendi tarikatından Laz İsmail Hoca,
İstanbulda (??) bulunan Nakşibendi Şeyhi Erbilli Hoca, Şeyh Esad efendi ve oğlu Mehmet Ali nin birlikte organize ettiği mahkemece tesbit edilmedi!

34 kişi idama mahkum edilmedi

Kubilay'ın kesik başı, yeşil bayrak asılı bir mızrağın ucuna takılmadı, sokak sokak gezdirilmedi, buna engel olmak isteyen Hasan ve Şevki adlı iki
bekçi de öldürülmedi

Olay yerinde (aslında hani şu devletin ajanı olduğu ima edilen-yaratılıcıkta sınır yok-) Derviş Mehmed ve iki adamı öldürülmedi

Menemen, Balıkesir ve Manisa da sıkıyönetim ilan edilmedi

72000 Müslüman Arap (bak yine araplar yahu!) tarafından Menemenin kuşatıldığı, halkın yeşil bayrak altında toplanması gerektiği ilan edip halkı
"iman ve adaleti çiğneyen" mevcut yönetime karşı Peygamber'in kutsal sancağı altında toplanmaya hiç çağrınılmadı!

Bu kalabalık ilahiler, tekbirler atarak ilerlemedi

Evet, tüm bunlar oldu ve "bunları mevcut iktidar organize etti"...bu olsa olsa bollywood olur! Bol köpük ama kahvesi yok!

Neyse...

Nakşibendi Tarikatının lideri Şeyh Esad (Esat), İstanbul Erenköy de Şevki Paşa Köşkünde oğu Mehmet Ali ile birlikte yaşar
Adamlarından pardon müritlerinden birisi olan Laz İsmail Manisa'ya baş halife olarak gizlice atanmıştır
Amaç Nakşiliği bu kentte güçlü kılmak
Zamannında müridine " Şefkatde güneş gibi ol!..Tevazuda toprak gibi ol! Teslimiyetde de mevta gibi ol! cöertlikte sular gibi ol!" diya müridine yaklaşan bu
tarikatın adının Şeyh Sait İsyanında da rol alması ne acı ve dinin kullanılması ve saptırılması açısından da ilgi çelkici.
(Geniş bilgi için Enver Benhan Şapolyo, "Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi)
Konuya gelelim...
Tekkeler ve zaviyeler kapatılmış olsa da bu faaliyetler gizlice yürütülür
Esnaf yanında çalışan gençleri de tarikatlarda toplamaktadır
Bu toplantılardan birinde Giritli Derviş Mehmed mehdiliğini ilan eder
22 Aralık gecesi sabaha kadar esrar çekip sabaha karşı Menemene doğru yola çıkarlar
Sabah Müftü Camii'ne giren saldırganlardan 17 yaşındaki Nalıncı Hasan mihraba asılı bulunan yeşil bayrağı eline alır ve ilk adım atılmış olur
Giritli Mehmed meydanda kendini mehdi olarak tanıtır ve dini iman ve adaleti çiğneyen mevcut yönetime karşı korumak için geldiklerini savunur
Sınırda halife (kimi kaynaklarda Müslüman Arap ordusu) ordusunun beklediğini, öğleye kadar şeriat bayrağı altına girmeyenlerin kılıçdan geçirelecekleri
tehditlerini savunur...olaylar başlar...gerisini uzatmaya gerek yok

Tabii ki bazı politikacılar için bu olaylar kapatılan Serbest Cumhuriyet Fıkrası tezlerine yama nedeni olur, ama salt bir gerici ayaklanmasıdır

Alternatif tarih ve bol köpük mevzusuna hiç girmek istemiyorum


_____________________________



 
434 Mesaj
30 Aralık 2009; 23:41:09 

Biz buna alternatif tarihçilik değil hikayeci tarihçilik diyoruz. Ne yalan söyleyeyim güzel olmuş. Zaten lise ve dengi tarih kitaplarında da aynısı var. Bir anlamda boşuna yoruldunuz.



_____________________________

Sultanım teşekkür ederim.


707 Mesaj
30 Aralık 2009; 23:54:20 

Siz istediğnizi diyebilirsiniz, siz kimseniz!

Bu arada harika yanıt olmuş:)

Ama size yanıt vermeye yorulmaya değmiyeceğini de anlıyorum
lütlfen başka bir zekice yanıt vermeyin sakın!
Yorulmam


_____________________________



6559 Mesaj
31 Aralık 2009; 2:43:28 

@webbie;
Teşekkürler, Bilim Kültürün çok cana yakın ve şirin bulduğum üyesinden övgü almak güzel! Ben çabuk davranmışım! Forumda sıkça benimde başıma geliyor!
Aslında benim teşekkür etmem gerekiyor " Türkler niçin domuz eti yemez " gibi, Metalok'un açtığı bir konuydu, karşımdaki kişiye anlayacağı dilden cevap vermeye hazırlanırken araya girmiştin ve benim cevabımda çok yumuşamıştı, sayfanın kapanmamasına neden olacak kadar, sayende! Epey geç oldu ama araya girdiğin için çok teşekkürler!


_____________________________

GENS UNA SUMUS


3567 Mesaj
31 Aralık 2009; 3:06:41 

Yeni asparagas'a hazır olun sevgili neommy. Aynı tornadan çıktığımız iddiaları gelecek gibi


_____________________________



1442 Mesaj
7 Ocak 2010; 1:25:50 

O deilde yobaz dinsiz diye diye sizin gibi ne idüü belirsiz insanlar dağıttı bu ülkeyi
neden sizin derdiniz "hayatı daha kolaylaştıracak yeni bir şey bulmalı mıyım" olmuyoda Kubilay'ı dinsizlermi öldürdü,tarikatçılarmı.

Ölmüş birinin arkasındanda ne siyaset yapan adam varmış be


Kusura bakmayın olaya tarafsız yaklaştım beni zerre ilgilendirmiyor kimin yaptığı neden bu konu bu kadar uzadı onu çözmek lazım.



_____________________________

Programların Resimli-Resimsiz Anlatımları Görsel Anlatımlar-Dersler
Flashda maske yöntemi ile hoş bir animasyon dersi.
Oynuyoruz
One Piece Tshirtler


2148 Mesaj
12 Ocak 2010; 0:44:49 

Katiller esrarkeş olsa n'olcak, bu onların mürit olmalarına engel mi?.
Dini ve istismarını bu olayın merkezinden alıp ,aklamaya yeter mi?








_____________________________



4669 Mesaj
12 Ocak 2010; 11:03:51 

Yok canım, zaten bu ülkede herşeyin sebebi her daim ergenekoncular.

Şeriat sevdalısı radikal islamcı faşistler onlarca yıldır melek.. Suçlular sadece Kemalistler, Ulusalcılar, Vatanseverler, Sol görüşlüler vb..

Ne günlere kaldık.. Yobazların yaptığı katliamı bile meşrulaştırmaya, "bakın, aslında dinciler masummuş" demeye getiriyorlar!
Yazık, gerçekten yazık..

Büyüklerimiz boşuna demiyorlar; "75 yaşındayım, Türkiye tarihinde böyle sistematik bir işleyiş daha görmedim!"

Teokrasi sevdalıları dört bir yandan ülkenin en temel değerlerini elimine etmek için saldırıyorlar, bizim sözde "demokrat" takılan arkadaşlarımızda alkışlıyor!

Uyanın beyler, ISLAMCI'dan demokrat olmaz! Dünya tarihinde yok böyle birşey..
---

İslamcıdan demokrat olmaz.
Hürriyet’te Ahmet Hakan şahane yazdı..
Helal olsun dedim.. Kıskandım..
Mesele şu..
Bir grup İslamcı ellerinde pankart yollara döküldüler ya.. ‘Cuntaya hayır. Darbeciler yargılansın’ diye..
Ahmet Hakan soruyor..
‘12 Eylül’de neredeydiniz.. 28 Şubat’ta neredeydiniz’ diye..
‘Hapislerde çürüdünüz mü, işkenceden geçtiniz mi, hayatınız karardı mı?’ diye..
* * *
Boşuna çenemizi yormayalım..
İslamcıdan demokrat olmaz.. Sittin sene geçse yine olmaz.. Onların demokrasiyle işi gücü yoktur.. Üstüne üstlük sevmezler.. Alerjileri vardır..
12 Eylül’le anında uzlaşan onlar değil miydi?
Unutmadık..
Şimdi çıkmışlar ‘darbeciler yargılansın’ diyorlar..
* * *
O günleri hatırlayın.. Solun üzerinden silindir geçti.. Solcudur damgası yiyen hapse atıldı.. Ülkücülerin tırnakları söküldü..
İslamcılar ne yaptı?
Memleket komünistlerden, faşistlerden temizleniyor diye göbek attı..
Zındıklardan kurtulduk diye!
Bir tek gün demokrasi mücadelesi vermeyenler, demokrasi umurlarında olmayanlar, XYP iktidarda diye demokrat kesilmez mi..
Ben de buna uyuz oluyorum..
* * *
Ahmet Hakan’a katılıyorum.. Meydanlara çıkmışlar, izinle, icazetle ‘En Kahraman Rıdvan’ı oynuyorlar..
Ayıp!


_____________________________

önce seni yok sayarlar
sonra sana gülerler
ardından savaşırlar seninle
ve sonunda sen kazanırsın.


3567 Mesaj
12 Ocak 2010; 11:31:31 

Sevgili Novarix,

Tarihte demokrasi ile yönetilmiş herhangi bir İslam Cumhuriyeti zaten yoktur ve hala yok, olamaz da. Yasakları kesin ve değişmez olan bir sistemde bu yasakların kaynağı insan olmadıkça demokrasi, gerçek anlamda hayat bulamaz. Ama konu şu ki, Türkiye'de demokrasiyi kendilerine zırh edinen bu insanlar ile bu insanlara karşı hala sistemi korumaya çalışan insanlar aynı şekilde bilinçli ve iki taraf da bu insanların demokrasi istemediğini, demokrasinin sadece bir araç olduğunu biliyor. Sorun, bunu halk bilmiyor ve anlamıyor. Günlük yaşayan bir toplumda, siz ne derseniz deyin toplum o günkü çıkarlarına göre hareket eder ve kendisine o anda iyilik yapmış gibi görüneni vatansever de yapar, halk adamı da yapar. Biz kimleri astık da ardından adına üniversiteler açtık.

Demokrasinin işlemesi için toplumun eğitim seviyesinin yüksek olması lazım. Oysa ki, başka bir konuda değindiğimiz gibi, 1946'dan beri süregelen eğitim sistemini yozlaştırma politikaları sayesinde, daha dün haberlerde bir ailenin çocuklarına "Polat" ve "Memati" ismini vermeye çalıştığını ve hatta bunun için mahkemeye gittiğini öğrendik. Artık insanların kahramanları bu ülkeyi düşman işgalinden kurtaranlar, eğitim aldıkları kurumlar okullar, hedefleri insanca yaşamak değil. O yüzden de bizim bahsedeceğimiz "insanlık" "vatan" "demokrasi" gibi kavramlardan daha değerli olan "pirinç" "şeker" "tüp" gibi kavramlar var.

Saygılar...


_____________________________



 
4471 Mesaj