Güncel Bir Tartışma: Aşılardaki Cıva Katkısı
0 Cevap1638 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


737 Mesaj
23 Ekim 2009; 16:12:30 

CİVA ZEHİRLENMESİNE DİKKAT

Cıva Nedir?
Cıva, hava, su ve toprakta bulunabilen bir elementtir ve bu ortamlarda birkaç şekilde bulunur: elementel cıva, inorganik ve organik cıva bileşikleri. Elementel ya da metalik cıva parlak, gümüş beyazı bir metaldir ve oda sıcaklığında sıvıdır. Özgül ağırlığı 13,6 gr/cm!, atom numarası 80, atom ağırlığı 200,61 olan bir metaldir. Cıva yalnız ısıtıldığında değil, oda sıcaklığında da buharlaşır. Cıva buharları zehirlidir. Cıvanın en önemli minerali sinoberdir (HgS). inorganik cıva bileşikleri yani cıva tuzları genel olarak beyaz toz ya da kristal halde bulunur. Sadece cıva sülfür bileşiği kırmızı renklidir. Cıvanın ergime noktası -38.8 "C, kaynama noktası 356.58 "C'dir. Isı iletkenliği kötü olmasına rağmen elektrik iletkenliği oldukça iyidir. Cıva, diğer metallerle kolayca alaşım yapar. Bu alaşımlara amal-gam adı verilir. Elektrik deşarjı altında cıva, neon, argon, kripton, ksenon gibi soy gazlarla birleşir. Cıva elementinin kendisi ve bileşikleri çok zehirlidir.

Cıva Nerede Kullanılır?
Elementel cıva, termometre, barometre, vakum tulumbaları, cıva buharlı ve fluoresan lambalar ve redresörlerde kullanılır. Ayrıca aynaların sırlanmasında, altın ve gümüş üretiminde, tıpta tedavi maddesi olarak cıvadan faydalanılır. Cıva ayrıca, bazı elektrik devre anahtarlarında kullanılır. Altın üretiminde, altın ile amalgam oluşturmak suretiyle altının kazanılmasında da kullanılır Cıva pestisitlerde, pigment üretiminde, pillerde, diş dolgularında katalizör üretiminde ve aşılarda kullanılır
İnorganik ve organik (Fenilcıva ve etilciva) cıva bileşikleri fungisitlerde antiseptiklerde ya da dezenfektanlarda kullanılır.Bazı deri kremlerinde ve eczacılıkta da civa bileşikleri kullanılır.
Cıva saçıldığı malzeme yüzeyi üzerinde kuvvetle bağlanır ve oda sıcaklığında yavaş yavaş görünmeyen kokusuz ve zehirli bir buhar halinde ortam atmosferine karışır. Elementel cıvanın çok az miktarı (birkaç damlası) bile havalandırılmayan bir odada ciddi miktarlarda zehirli bir atmosfer oluşturur. Cıva buharlarının solunması son derece tehlikelidir. Cıva döküldüğünde çok küçük zerrecikler halinde dağılır. Bunların toplanması ve dökülen zeminin mutlaka temizlenmesi gerekir. Bu amaçla cıvanın dağıldığı zemin, kükürt tozu serpilerek dikkatlice silinmelidir.

İnsan ve Diğer Canlılar Cıvaya Nasıl Maruz Kalırlar?
Cıva doğada mevcut olan bir elementtir. Ancak yer kabuğunda dağılmış vaziyettedir. İnsan faaliyetleri sonucunda cıva atmosfer, göl ve akarsu ekosistemlerinin bazı kısımlarında yoğunlaşmaktadır. İnsan ve hayvanlar bu ekosistemlerde yaşayan canlılarla beslendikleri takdirde cıva zehirlenmesine maruz kalabilirler. İnsanlar cıvayı; yiyeceklerden, çevresel ve endüstriyel maruz kalmalardan ve amalgam restorasyonlardan alırlar. Bazı mikroorganizmalar cıvayı daha toksik bir form olan metilcıvaya dönüştürür. Bu bileşik, çevrede en çok karşılaşılan organik cıva bileşiğidir ve besin zincirinde birikir. İnsanların birinci derecede cıvaya maruz kaldıkları besin maddesi metiicıva içeren balık etidir. Cıva primer olarak balıkta ve diğer deniz ürünlerinde metiicıva iyonu, CH3Hg++, şeklinde bulunur. Atmosferdeki cıva, yağmur ya da kar vasıtasıyla yeryüzüne iner ve dünya yüzeyinde birikir. Yağışla birlikte yer yüzeyine inen cıva, toprak ya da sedimentler-de yaşayan bazı mikroorganizmalar vasıtasıyla çok toksik bir bileşik olan metilcıvaya dönüştürülür. Küçük organizmalar beslenirken bu zehirli cıva bileşiğini bünyelerine alırlar. Metiicıva, bu organizmalarla beslenen besin zincirindeki daha üst organizmaların bünyelerinde birikir. Bu olaya bioac-cumulation denilmektedir. Birikme işlemi sürekli olarak besin zincirindeki daha üst organizmaların bünyelerine geçmeye ve birikmeye devam eder. Mesela besin zincirinin daha üst kademesinde bulunan köpek balığı ve kılıç balığı bünyesinde, daha altta yer alan diğer balıklara göre çok daha fazla oranda metiicıva birikir. Amalgam restorasyonlarında solunan havada cıva elementel civa Hg0 şeklindedir ve akciğerlerden absorbe olarak kana karışır.

Cıva İnsan Sağlığına nasıl etki eder?
Doğmamış bebeklerin ve küçük çocukların kanlarındaki yüksek seviyede cıva, gelişmekte olan sinir sistemlerine zarar verir. Hemen hemen herkes, çevreye dağılmış bulunan cıva nedeniyle, dokularında eser miktarda cıva taşır. Cıvaya maruz kalan insanın zarar görüp görmeyeceği birçok faktöre bağlıdır:
-Cıvanın Kimyasal Formu [elementel (metalik), inorganik ya da organik bileşikler],
-Doz,
-Maruz kalma süresi,
-Maruz kalma şekli (yeme, soluma, enjeksiyon, dokunma),
-İnsanın kişisel özellikleri (yaş, sağlık).
Metilcıva vücuttan tabii olarak bir miktar atılabilir. Ancak önemli ölçüde bir azalma sağlanabilmesi için aylar, hatta yıllar gerekebilir. Yukarıdaki faktörlere bağlı olarak, cıvanın insan sağlığına etkisi çok şiddetli olabileceği gibi, çok sinsi ve uzun sürede ortaya çıkan bir etki şeklinde de olabilir. Bazı durumlarda ise hiçbir etkisi olmayabilir. Cıva temel olarak sinir sistemine etki eder. Sinirlilik, hafıza kaybı, uykusuzluk ve depresyon şeklinde nörolojik semptomlara yol açar. Özellikle, cenin, bebek ve çocukların gelişmekte olan sinir sistemleri metilcıvadan ç etkilenir. Besinlerle günde 5-20ug ev alındığı tahmin edilmektedir.Buhar halindeki metalik cıva, rahatlıkla hava pasajlarından geçerek mukozalara girmek suretiyle kana geçebilmekte ve hızla organizmanın tüm doku ve organlarında dağılıma uğramaktadır. Elementel cıva, solunum yolu ile absorbe olur. Cıva buharları, monoatomik yapıda (Hg) olduğu ve lipidde çözündüğü için organizmada depolanabilir. Elementel cıva gastro-intestinal sistem ve mukoz membran-lardan kolayca absorbe olur. Kanda Hgc (elementel cıva) şeklindeki cıva kan-beyin bariyerini geçebilmektedir. Hücresel absorbsiyon sonrası Hg° hızlı olarak iyonlara okside olur (Hg2*). Organik cıva bileşikleri de bir miktar Hg2+ ye oksitlenir. Bu iyonlar vücutta cıva bileşiklerini meydana getirirler. Bu absorbe edilen cıva oksidasyon işlemleri ile idrarla dışarı atılır. Cıvanın dağılımı kimyasal şekline, bir dereceye kadar da giriş yoluna bağlıdır, inorganik cıva beyin, karaciğer ve böbreklerde depolanır. En çok böbreklere affinite gösteren cıva bileşikleri başlıca bu organda toplanırlar.Deri yoluyla, çözünen ve çözünmeyen cıva tuzlarının absorbsiyon hızları aynıdır.

Cıva Zehirlenmesinin Semptomları
Tremor, konuşma düzensizlikleri, el yazısında değişiklikler (irregüler, titreyen harfler), anksiyete, kararsızlık, konsantrasyon bozukluğu, irritabilite ve bunlara bağlı kişilik değişikliği, uykusuzluk, halsizlik, sürekli baş ağrıları, ilerleyen dönemlerde halüsinasyon-lar, hafıza kaybı ve genel vasomotor rahatsızlıklardır. Araştırmalar, cıvanın kan-beyin bariyerini kolaylıkla geçebildiğim; beyin ve kas dokularında kıyaslanabilen konsantrasyonlarda bulunduğunu göstermiştir. Pek çok araştırma da kalp dokularına da cıvanın geçtiğini, vasküler ve kalp hastalıklarına neden olduğunu göstermiştir. Metilcıvaya maruz kalan anne, ayrıca sütü vasıtasıyla cıvayı bebeğine aktarır. Araştırma sonuçlarına göre, cıvaya maruz kalan yetişkinlerde her zaman ğlık problemleri ortaya çıkmasa da, muz doğmamış bebeklerin ve küçük çocukların gelişen sinir sistemleri, ciddi ölçülerde etkilenmektedir. Cıva, hamilelikte plasenta yoluyla embriyoya geçebilmektedir. Embriyonun kan cıva konsantrasyonunun annenin kan cıva konsantrasyonundan 30 misli fazla olabileceği araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Dişlerdeki Amalgam Dolgular Zararlı Mı?
Amalgam dolgu, çok dayanıklı ve ekonomik bir dolgu maddesidir; fakat görünümü estetik değildir. Amalgam dolgu, yüzde 70 gümüş, yüzde 23 kalay, az miktarda bakır ve çinkodan oluşan tozun cıva ile karıştırılmasıyla hazırlanır. Karışım, diş hekimi tarafından hazırlanan oyuğa yığılır ve dolgu birkaç saatte sertleşir. Özellikle azı dişleri için günümüzde kullanılan en iyi dolgu maddesidir. Amalgam dolgular, gümüş dolgular olarak da tanımlanır. Karışımın yüzde 45-50'sini oluşturan cıva, metalleri birbirine bağlayarak dayanıklı bir dolgu malzemesi oluşturur. 150 yıldan beri geliştirilerek kullanılmakta olan amalgam dolgular, çok sayıda dişin korunarak ağızda kalmasına hizmet etmiştir. Yılda, bir milyardan fazla amalgam dolgu yapıldığı tahmin edilmektedir.
Amalgam dolgunun insan sağlığına etkisi olmadığı yönünde görüşler olmakla birlikte, bu dolguların çok ciddi cıva zehirlenmelerine yol açtığını gösteren bulgular da vardır. Cıva ihtiva eden amalgam, resimde de görüldüğü gibi dişin çürük olan kavitesinde dolgu malzemesi olarak kalmayıp vücuda yavaş yavaş yayılarak kronik cıva zehirlenmelerine de neden olabilmektedir. Amalgam dolgulardan açığa çıkan cıva elementel cıva buharıdır ve solunduğunda yüzde 801 absorbe olur. Çiğnendiği takdirde gastrointes-tinal sistemden de kolayca absorbe olur. Diğer olası Absorbsiyon yolları ise oral mukoza ve pulpal dokudur. Amalgam dolgu yaptıran bazı kişilerde saç dökülmesi, baş ağrıları, romatizma ve eklem iltihabı, iştahsızlık, sık gribal enfeksiyon, bayılma, ağır depresyon ve psikolojik problemler saptanmıştır. Amalgam dolgu yaptıran ve bu şikayetlerle gelen ve tedaviye cevap vermeyen 160 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, dolgular çıkartılmış ve hastaların şikayetlerinde bir düzelme olup olmadığını takip edilmiştir. Alınan sonuç çarpıcıdır; amalgam dolguların çıkartılmasından sonraki ilk bir yıl içerisinde hastaların büyük çoğunluğu (yüzde 83) durumlarının "çok iyi" ya da "iyi" olduğunu ifade etmişlerdir. Sonuç göstermektedir ki; amalgam dolgunun çıkartılması, şikayetlerin düzelmesini ve devamlı bir iyileşmeyi sağlamıştır. Diğer çarpıcı bir örnek; Türkiye'de bir bilim insanının çalışmaları sırasında ortaya çıktı. Doç.Dr. Sabiha Paktuna Keskin, Suudi Arabistanlı bir işadamının 4.5 yaşındaki otistik çocuğun tedavisinde, çocuğun annesinin diş hekimi olmasından dolayı cıva zehirlenmesinden şüphelenerek, çocuğun vücudunda ağır metal aramış ve çok yüksek oranda cıvaya rastlamıştır. Keskin, bunun üzerine psikiyatrik tedavinin yanı sıra metal detoksifikasyonu olarak bilinen vücuttan ağır metalle, atılmasını sağlayacak metabolik tedavi uygulandığını dile getirerek, daha önce hiç konuşamayan çocuğun kısa sürede su isteyebildiğini ve acıktığını söyleyebildiğini kaydetmiştir. Bu konuda hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan diğer çalışmalarda aşağıdaki sonuçlar bulunmuştur;
-Hayvan deneyleri göstermiştir ki, cıva çok hızlı bir şekilde vücuda yayılarak hassas organları etkileyebilmektedir. Kanadalı bili sanlarının koyunlar ve maymunlar yapmış oldukları amalgam dolgu dan yaklaşık 1 ay sonra mide, bağ saklar, böbrekler ve diş etlerinde cıva birikimlerine rastlanmış ve koyunlarda böbrek fonksiyonları yüzde 50 oranında yavaşlamıştır.
-İnsanlar üzerinde yapılan otopsi çalışmalarından sonra beyin ve böbreklerde cıva birikimleri tespit edilir ve kişinin ağzında ne kadar fazla miktarda amalgam dolgu varsa o oram da beyin ve böbreklerde fazla cıva bulunmuştur.
-Hannes Stahelin ve Gianfranco Olivieri isimli araştırmacılar daha önce amalgam kullanılarak dolgu yaptırmış olan ölmüş Alzheimer hastalarının normal insanlarla kıyaslanmasında laboratuvar çalışmaları ile göstermişlerdir ki, cıva Alzheimer hastalığı oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Ayrıca Parkinson ve MS konusunda da araştırmalar devam etmektedir.
-Ayrıca cıva, anne karnında iken bebeği de olumsuz etkilemektedir ve anne ne kadar çok miktarda amalgamtaşıyorsa plasenta ve anne sütü de o kadar fazla etkilenmektedir.
Amalgam Dolgusu Olanların Dikkat Etmesi Gereken Konular
-Limonlu ve sirkeli besinler cıvayı çözer, bu nedenle bunlardan uzak durulmalı.
-Sakız cıvayı çözer, uzun süreli ve çok çiğneme cıvanın çözülmesine sebep olur.
-Sıcak yiyecekler ve içecekler de cıvanın çözülmesine sebep olur.
Amalgam Dolgu Sokulurken Dikkat Edilmesi Gereken Konular
-Amalgamın ağza düşerek yutulmasının mutlaka önlenmesi gerekir.
-Diş dok-torlarının muayenehanelerini mutlaka iyi havalandırmaları gerekir.
-Amalgam çıkarıldıktan sonra geçici olarak çimento ya da plastik dolgu yapılmalıdır

Güncel Bir Tartışma: Aşılardaki Cıva Katkısı ve Otizm
Tiomersal, yüzde 49'u etilcıva olan ve çok dozlu aşılarda (multi-dose vial) koruyucu olarak kullanılan organik bir cıva bileşiğidir. Çok dozlu aşılara tiomersal konulmasının nedeni; çok dozlu aşıların kullanımında her aşı dozunu şişeden almak için sokulan enjektör iğnesinin aşı şişesinin içine girip çıkması sonucu olabilecek bakteriyel ya da fungal enfeksiyonlardan aşı solüsyonunu korumaktır. Ülkemizde çocuklara yapılan hepatit B aşısı, difteri tam hücreli boğmaca-tetanos aşısı, tetanos-erişkin difteri aşısı, tetanos ısısı çoklu dozlarda bulunmakta olup tiomersal içermektedir.
Tiomersalde bulunan etilcıvanın verilmektedir.Bu durumda çocuğun yaklaşık 4.5 kg olduğu düşünülürse aşı olduğu gün; 37,5 mikrogram/ 4.5kg= 8.4 mikrogram / kg almaktadır. Bunun haftalık dozu ise; 8,4 mikrogram /kg / 7gün= 1,2mikrogram /kg /hafta olarak hesaplanmaktadır. Bu seviye DSÖ'nün kabul ettiği sınırların altında EPA değerlerinin ise üstündedir.
Cıvalı bileşiklerin çocuk sağlığına etkisi olabileceği düşüncesiyle bir teori ortaya konulmuştur. Bu hipoteze göre;"Son yıllarda çocuk aşılaması büyük gelişme göstermiştir. 1990'lı yıllardan sonra Amerika başta olmak üzere tüm dünyada aşı kullanımı artmıştır. Dolayısı ile aşılarda koruyucu olarak kullanılan tiomersoldeki organik cıva alımı artmıştır. Organik cıva bileşiklerinin mental bozukluklar yaptığı bilinmektedir. Özellikle metabolizması olgunlaşmamış 2-6 aylık çocuklara yapılan aşılar sonucu EPA'nın önerdiği cıvaya ait sınır değerleri fazlasıyla aşılmaktadır. Bu nedenle aşılarda, koruyucu olarak cıva bulunması otizm ve mental bozukluk sıklığını artırmıştır."
Bu hipotezin ortaya atıldığı 1990'lı yılların başında FDA aşılardaki tiomersal ile otizm arasında bir ilişki olduğuna ilişkin bir kanıt saptanmadığı kararını vermiştir ve 30'dan fazla tiomersal içeren aşıya lisans vermiştir. CDC ve American Academy of Pediatrics aşılardan tiomersalin kaldırılmasına ya da azaltılmasına karar vermiştir. Bu karara ek olarak Ağustos 1999 tarihinde FDA EPA'nın da önerileri doğrultusunda (bu öneriler metilcıva ile ilgili olmasına rağmen) tiomersalin aşılardan elimi-nasyonuyada azaltılmasına karar vermiştir. Bu kararın en önemli nedeni olarak toplumda meydana gelen tartışmalar nedeniyle aşılama programının zarar görmesinden, aşıya devam oranlarında düşme olabileceği çekincesiyledir. Halen ülkede kullanılan bazı aşılarda tiomersal vardır (grip aşısı gibi). Bu karara bağlı olarak ilk tiomersal içermeyen Hepatit B aşısına 1999 yılında FDA tarafından lisans verilmiş, 2000 yılında uygulamaya geçilmiştir. Ancak tiomersal içeren aşıların 2002 yılına kadar satışına müsaade edilmiştir.
Tiomersal ve otizm arasında ilişki olduğu hipotezini destekleyen çalışmaların bulunduğu bir rapor da Ameri!kan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü'ne sunulmuştur. ^
Dünya Sağlık Örgütü Aşı Güvenliği Komitesi'nin, 20-21 Haziran 2002'de yayınladığı raporda, etil cıvanın (Tiomersal) vücutta yanlanma ömrünün bir haftadan daha kısa olduğu, ortalama 4-9 günde vücuttan sindirim sistemi yoluyla atıldığı, dolayısıyla diğer cıva bileşikleri gibi vücutta birikmesinin ve cıvaya bağlı birtakım kronik hastalıklara yol açmasının söz konusu olmadığı açıklanmıştır. Raporda "Tiomersal içeriğindeki cıvanın vücuda girdikten sonra atılmasının çok güç olduğu bilgisi bilimsel olarak kanıtlanmış bir bilgi değildir. Vücuttan atılımı güç olan madde metil cıva olup, tiomersal içeriğindeki ise etil cıvadır"denilmiştir. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada, özellikle gelişmiş ülkelerdeki aşı karşıtı grupların tiomersal içeren aşıların kullanımıyla otizm başta olmak üzere birtakım kronik hastalıkların arttığı iddiaları üzerine bu ilişkiyi araştıran birçok bilimsel inceleme yapıldığı, bu incelemeler sonucunda tiomersal ile otizm arasında herhangi bir ilişki saptanmadığını belirtmiştir. Uluslararası platformda tiomersalin otizme yol açtığına ilişkin kanıt olmamasına rağmen tiomersalin otizme yol açmayacağına ilişkin kanıta dayalı kabul de tam olarak oluşmamıştır. ABD'de tiomersal kullanımını azaltma temayülü olmakla birlikte, halen grip aşıları başta olmak üzere birçok aşı ve ilaçta koruyucu olarak kullanılmasından vazgeçilmediği görülmektedir. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ülkelerin çoğunda ve Türkiye'de aşılarda koruyucu olarak tiomersal kullanımı devam etmektedir.
Prof.Dr. İ.Ayhan Şengil
Sakarya Üniversitesi Mühendislik fak.Çevre Müh. Böl.
Popüler Bilim, Şubat 2006


_____________________________

Devlet yararlı olanı yapmak için vardır, birey ise güzel olanı.
Sayfa:   [1]
Tüm forumlar » [Konu Dışı / Off Topic] » Konu Dışı » Güncel Bir Tartışma: Aşılardaki Cıva Katkısı
Sayfa: [1]
Foruma Git
Bölümde Ara
Başa Dön


 
Reklamlar


DH VİDEO

 



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Bu sayfanın mobil sürümü / tablet sürümü / mini sürümü.



0.359