Motor üflemesi nedir?
9 Cevap29941 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Sistem Belirtin Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


2444 Mesaj
2 Aralık 2008; 14:59:19 

Arkadaşlar internetten araştırdım ama sağlam bilgi bulamadım.Bu motor üfleme neyin nesi sanayide ustaların kullandığı motor üflüyor diyolar ne demek bu, motor neden üfler, üflüyosa bunun sebebi nedir, ne yapmak gerekir ya da motorun üflemesi normalmidir.Bilen arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.Teşekkürler.


_____________________________



787 Mesaj
2 Aralık 2008; 15:10:40 

Forumda böyle bir konu buldum umarım yardımcı olur. Kolay gelsin.

Renault Kangoo MOTOR ÜFLEME Problemi



_____________________________



2444 Mesaj
2 Aralık 2008; 15:15:54 

Teşekkürler.
quote:

Orjinalden alıntı: Yataghan

Forumda böyle bir konu buldum umarım yardımcı olur. Kolay gelsin.

Renault Kangoo MOTOR ÜFLEME Problemi





_____________________________



 
18966 Mesaj
2 Aralık 2008; 22:52:25 

Pistonların etrafındaki sekmanlar aşındığında motor PATLAMA zamanında yeterli KOMPRESYON (BASINÇ) sağlayamaz çünkü silindir ve sekmanların arasından kabul edilebilir seviyeden daha fazla DEKOMPRESYON (BASINÇ KAYBI) oluşur (ustaların deyimi ile: "ÜFLEMEK"), motor daha fazla yağ eksiltir ve rektifiyeye girmek zorundadır. Dolmuşçular ve taksiciler çok iyi bilir bu durumları.


_____________________________



 
601 Mesaj
2 Aralık 2008; 23:00:06 

yakında segman kırınca daha iyi anlarsın kardeş.
maddi durumun müsaitse vakit geçirmeden yaptırsan daha ucuza mal olur.


_____________________________

derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.(kofüçyus)


2197 Mesaj
3 Aralık 2008; 2:01:54 

aracınız benzinliyse eğer: bujilerden birini sökün, yağ çubuğunu çıkarın, söktüğünüz bujinin deliğinden yüksek basınçlı hava(kompresörle)basın. eğer yağ çubuğunun takıldığı yerden yağ fışkırırsa motor segmanları bitmiş üfleme yapıyor demektir...


_____________________________

'07 Honda Civic HB 1.8 I-Shift - Nighthawk Black Pearl
'02 Alfa Romeo 156 - Alfa Rosso
'08 Fiat G.Punto(dualogic) - Exotic Red
'97 Fiat Marea ELX - Sienna Red


6468 Mesaj
3 Aralık 2008; 2:18:31 


quote:

Orjinalden alıntı: 10ur_1

aracınız benzinliyse eğer: bujilerden birini sökün, yağ çubuğunu çıkarın, söktüğünüz bujinin deliğinden yüksek basınçlı hava(kompresörle)basın. eğer yağ çubuğunun takıldığı yerden yağ fışkırırsa motor segmanları bitmiş üfleme yapıyor demektir...

birde yağ çubuğu olmadan motor çalışırken çubuğun girdiği delikten hava gelmesi ile anlaşılıyordu gibi bişey kalmış aklımda ama ne derece doğru acaba?


_____________________________

Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!
Mustafa Kemal ATATÜRK

Bu memleket tarihte Türk'tü, o halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.



2444 Mesaj
3 Aralık 2008; 9:30:03 

Arkadaşlar teşekkürler.
Dediklerinize göre motora sekman atmak gerekiyor.Ama sekman atılması gereken motor yağ yakar diye biliyorum ama motorunun üflediği söylenen aracın egsozundan yağ yaktığına dair bir belirti yoksa?


_____________________________



 
18966 Mesaj
3 Aralık 2008; 10:03:29 

Değerli arkadaşım,

Motorun yağ yakması aslında dekompresyon ("üfleme") arızasından sonraki safhadır. Sekman (bazen "segman") İngilizcesi "segment" olan, piston ve silindir cidarı arasındaki boşluğu dolduran, üstteki sekmanın BASINÇ MUHAFAZA ve alttaki sekmanın da YAĞ SIYIRMA özelliğini dikkate alırsak, öncelikle basınç kaybı arızası gösterir, ondan sonra yağ yakması başlar çünkü üstteki sekman aşınınca alttakiler cidarda kalan yağın silindire geçerek benzin/hava karışımı ile birlikte yanıp koyu bir duman çıkarmasını önleyemez.

Önce "üfler" sonra "yakar".

Taner Göde


http://www.trport.net/b...ve-ozellikle-t4172.html


Günümüzde otomotiv motorlarında kullanılan Yağlar ve özellikleri

Temasta olan ve birbirine göre izafi harekette iki elemanın temas yüzeyleri arasında sürtünme ve buna bağlı olarak aşınma, sıcaklık artışı ve enerji kaybı meydana gelir.

1. GİRİŞ

Bu olayların etkisini azaltmak için alınması gereken tedbirlerin başında yağlama gelir. Sürtünme, aşınma ve yağlama konularını ve bu olayları inceleyen bilim dalına triboloji denir. Triboloji, birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalıdır. Triboloji kapsamına giren konuların başında, sürtünmenin en aza indirilmesi gelmektedir. Çünkü sürtünme, önemli oranda enerji kaybına yol açar. Tribolojik katkının başarılı olması için yağlama teknolojileri sıklıkla kullanıl-maktadır, fakat bu çok sayıda çevresel probleme neden olabilmektedir.

Yağlamanın ana amacı sürtünmeleri azaltıp, parçaların ömrünü uzatarak motordan en fazla güç elde edilmesini sağlamaktır. Hareketi kolaylaştırmak daha fazla verim almak ve çalışan parçaların ömrünü uzatmak için, parçaların birbiriyle doğrudan doğruya sürtünmelerini önlemek gerekir. Dünya çapında yapılmış olan istatistiklere göre makina elemanlarının yaklaşık %70'inin işe yaramaz hale gelmesinin nedeni aşınmadır. Yağlama ile sistemin verimi önemsiz bir oranda artırılsa bile tasarruf edilen paranın tutarı milyarları geçmektedir. Ayrıca meydana gelen malzeme kayıpları ve onarım için harcanan zaman göz önüne alınırsa yağlamanın önemi daha iyi anlaşılır.

Yağların temel özellikleri koruyucu ve kaydırıcı olmalarıdır. Fakat belirli süre kullanılan yağların bu özellikleri bozularak motor parçaları üzerinde aşınmalar meydana gelmekte, motorun bakım ve revizyona girme periyodu kısalmaktadır. Parça deformasyonuna bağlı olarak motor karakteristikleri de değişmektedir. Yağ ömrü tüm araçlar için genel bir süre ile belirtilmekte ve o süre sonunda değiştirilmesi tavsiye edilmektedir. Halbuki yağ ömrüne etki eden paramet-reler taşıta göre değişim göstermektedir. Bunlar aracın markası, modeli, çalışma koşulları, iklim şartları v.b. olarak sayılabilir. Dolayısıyla farklı çalışma koşullarına sahip olan araçların yağ değişim periyotları da değişmektedir. Yağlardan optimum seviyede faydalanılması ve yağ tüketiminin azaltılması için yağın analiz edilerek değiştirilmesinde fayda görülmek-te ve kullanılmış yağların analizinden motorun durumu hakkında genel bilgi edinilebilmektedir. Son yıllarda motorlar-da kullanılan yağlar geliştirilerek değiştirilme süreleri uzatılmakta, yağ viskoziteleri ve sürtünme kuvveti azaltılarak egzoz emisyonları iyileştiril-mekte ve yakıt ekonomisinde de iyileşme sağlanmaktadır.
Hidrodinamik yağlama şartları altında düşük viskoziteli yağlar daha az direnç göstererek iç sürtünmelerin azalmasına sebep olmakta ve bu sayede yakıt ekonomisi sağlamaktadır. Ancak düşük viskoziteli yağların kullanılmasını yağ tüketimini artırırken yağ filmi kalınlığının azalmasına hatta yağ filminin yırtılmasına neden olabilmektedir.

Düşük viskoziteli sentetik ve yarı sentetik yağların daha az uçucu olmaları nedeniyle kullanımları sırasında yağ tüketimleri azalmaktadır. Bu tür yağlarda sürtünmeyi azaltıcı katıklar kullanılarak bilhassa sınır kullanım şartlarında kaydırıcılık artırılarak metal yüzeyler korunmaktadır.

2. Yağlamanın Tarihi Gelişimi

Triboloji bilimi sürtünme, aşınma ve yağlama arasındaki ilişkiyi kapsar. Sürtünmenin azaltılması, aşıntının önlenmesi, hareketin kolaylaştırılması uzun yıllar insanların zihinlerini meşgul etmiştir. Bu konuların ortaya çıkması kızaklarla başlamış, tekerleklerin bulunmasıyla devam etmiştir. Bundan beş bin yıl önce Mısırlıların, arabalarının tekerleklerini yağlamak için havansal yağları kullanıyorlardı. Romalılar ise bilyalı yataklarla ilgili prensipleri biliyorlardı.

Yağlama konusu ilk defa, teorik olarak Reynolds tarafından 1886'da ele alınmıştır. Reynolds'un çalışmaları ve yapılan deneylerle oluşturulan bağıntılar ile 1883-1884 yıllarında Beauchamp Tower tarafından yönetilen araştırmalar, bugünkü modern yağ ve yağlama mühendisliğinin temelini oluşturmuştur.

Motorların gelişmesine paralel olarak daha iyi yağlamanın gereği ortaya çıkmış ve bu konudaki çalışmaları hızlandırmıştır. Yağın içerisinden istenmeyen kısımlar 1930'lu yıllarda rafinasyon yoluyla arıtılıp, tek dereceli yağlar imal edilmiştir. 1935'de yataklardaki korozyon problemini çözmek için yağlara korozyon önleyici katıklar eklenmiş, 1938'de deterjan katıklı yağlar, 1952'de polimerlerin kullanılmasıyla çok dereceli yağlar ve dispersant katıklar eklenmiştir. 1973'de petrol krizi sırasında fiyatların artmasıyla sentetik motor yağları ticari hale getirilmiştir. Ülkemizde rafinasyon metodu ile madeni yağ üretimi 1953'lü yıllardan sonra olmuştur. Motorların gelişmesine paralel olarak, motorlarda kullanılan yağlar ve yağlama sistemleri de geliştirilmiştir.

3. Motorlarda Yağlama Siste-minin Amacı

Motorlarda kullanılan yağlama yağlarının başlıca görevleri birbiri üzerinde hareket eden motor parçalarının, doğrudan doğruya temas etmesini önleyerek, parçaların aşınmasını ve güç kaybını azaltmak ve ısınan motor parçalarının soğutulmasına yardım etmektir. Kısaca yağlamadaki temel amaç; temasta olan birbirlerine göre izafi harekette bulunan iki yüzey arasındaki sürtünme ve aşınmayı makul olan minimum seviyeye indirmektir. Bunun yanında yağlama yağının diğer görevleri, parçalar arasında oluşan pislikleri temizlemek, silindir cidarı ile piston-segman arasındaki boşlukları doldurarak sızdırmazlık sağlamak, yataklarda ve diğer hareketli motor parçalarındaki vuruntuyu yok ederek gürültü ve sesleri azaltmak ve motor parçalarının ömrünü arttırmaktır.

Parçalar yağsız çalışacak olursa, meydana gelecek sürtünmeler nedeniyle çok kısa zamanda görevini yapamaz duruma gelirler. Sürtünme nedeni ile meydana gelen ısı, motor parçalarının mekaniksi dayanımlarını tehlikeye düşürür. Yatak malzemelerinin eriyip akmasına, parçaların kırılmasına neden olur. Piston, segman ve silindirler çabuk aşınırlar. Amaca uygun şekilde çalışan yağ ve yağlama donanımı, bütün hareketli parçaların yeterince yağlanmasını sağlayıp, parçalar arasında sıvı sürtünmesini sağlamalıdır.

3.1. Motorlarda Yağlama Şekilleri
3.1.1. Yakıta yağ karıştırarak

Bisiklet, motosiklet ve zirai ilaçlama araçlarında kullanılan küçük motorlarda basitlik amacıyla 20-25 litrelik yakıta 1 litre yağ konularak yağlama sağlanmaktadır. Yakıt sarfiyatı az olduğu için yağ tüketimi fazla olmamaktadır.

3.1.2. Çarpmalı yağlama

Hem yağ pompası kullanmamak ve hem de yakıt ile birlikte yakmamak için küçük motorlarda uygulanan bir usuldür. Yağ seviyesi yüksek tutularak, krank mili kol muylularının yağ içine dalması veya krank kolu ile biyel başına bağlanan küçük bir kepçecik ile yağın silindir duvarlarına savrulması sağlanır. Bu tür yağlamada çalışma başlangıcında yüzeylerin yeteri kadar yağlanabilmesi için gerekli yağ tutucu ve depolayıcı boşluklar, kanallar v.b. tasarım değişiklikleri yapılmalıdır.

3.1.3. Cebri pompalı yağlama

Bir pistonlu veya diskli pompa yardımıyla ana yataklara silindir duvarlarına, pistonun alt yüzeyine, piston pimine, biyel yataklarına, supap kılavuzuna, külbütör mekanizmasına, iticilere, kam mili yataklarına, kam temas yüzeylerine ve ön kapaktaki hareket eden dişlilere 3-5 bar mertebesinde basınçlı yağ sevk edilmektedir. Karteri yüksek seyir rüzgarına maruz kalmayan ve büyük motor tiplerinde, yağın aşırı ısınmaması için ayrıca bir yağ soğutucusu kullanılmaktadır.

3.2. Yağ Kirlenmesi

Motorlarda kartere konulan yağın yağlama yeteneğini kaybetmesi, içerisinde toplanan yabancı atıkların oranına bağlıdır. Yanma odası yüzeylerinde oluşan karbon birikintileri yağa karışarak yağın sakızlaşmasına neden olur. Toz, metalik aşıntı ve yanma artıkları motor içinde terleme ile birleşerek yağ içinde köpük oluşumuna yol açmaktadır. Motor soğuk iken, yakıt silindir cidarlarında yoğunlaşır. Yakıtın zor buharlaşan bileşenleri kartere ulaşır ve yağı inceltirler.

Yağ içerisindeki hidrokarbonlar havanın oksijeni ile birleşerek organik asitleri meydana getiriler. Organik asitler, düşük sıcaklıklarda aşındırıcı korozyonlar, yüksek sıcaklıklarda da sakızlaşma ve vernik gibi yapışkanlık oluştururlar. Ayrıca yağın çamur ve pislik gibi maddeler meydana getirmesine sebep olurlar. Oluşan çamur subap yuvalarında, karterde, yağ kanallarında, filtrelerde, süzgeçlerde ve yağ soğutucularında birçok zorluklar çıkarırlar. Özellikle diesel motorlarında hava fazlalığından dolayı şiddetli oksidasyon ve kurum oluşumu nedeniyle yağ kalınlaşır. Yanmayan yakıtın bir kısmı segmanlar arasından kartere geçerek yağın viskozitesinin değişmesine ve incelmesine sebep olur.

Yakıtın yanması sonucu su ortaya çıkar. Su buharı egzozdan dışarı atılırken bir kısmı silindir gömleklerinin soğuk kısımlarında yoğunlaşır ve yüzeylerin yağla uygun şekilde örtülmesine mani olur. Yine su, yanma sonucu oluşan kükürt oksitleriyle birleşerek metal yüzeylerde korozyon meydana gelmesine neden olur. Ayrıca su organik asitlerin faaliyetlerini artırır ve korozyon tesirini hızlandırır. Dolayısıyla yağın bozulması çabuklaşır.

Motorun haricinde de yabancı maddeler yağlama yağına karışabilir. Pislik ve havadaki tozlar emme sistemleri, karter havalandırma boruları ve filtrelerden sisteme girebilir. Silindirde en küçük toz zerreleri bile fazla miktarda aşınma etkisi gösterirler.

Kirli yağların zararları;

•Kurum parçaları; kanalları tıkar,silindir ve yatakları çizer.

•Asitler; metal parçaları aşındırır.

•Su; diğer pisliklerle birlikte karterde tortu teşkil ederek karterin yağ hacmini azaltır,böylece içeriye daha az miktarda konulan yağın ömrü daha kısa olur ve daha çabuk kirlenir.

•Yağın ince veya kalın oluşu; motor yağı diesel motorlarında olduğu gibi kurumlar sebebi ile kalınlaşabilir veya benzin motorlarında olduğu gibi benzin buharının yoğunlaşması sonucu incelebilir. Yağın motora uygun olmayacak derecede incelip kalınlaşması yağlama özelliğini bozacağından bu noktaya gereken önemin verilmesi gerekir.

3.3. Yağ Değişimi ve Yağ İlavesi

Motorlarda yağın değiştirilmesi için kesin bir zaman olamamakla beraber bazı üretici firmaların önerilerini dikkate almak mümkündür. Ancak işletme şartlarını da göz önünde bulundurmak gerekir. Tozlu ve soğuk havalarda, sık sık durup kalkma hallerindeki çalışmalarda, kısa zaman çalışmaları ve bu periyotları doğrudan etkilemektedir. Karterdeki yağın çeşitli nedenlerden (yağ segmanın arıza yapması, silindir kapak contasının yanması, gömleklerin aşınması veya yanlış honlanması, motorun yağ yakması gibi) dolayı eksilmesi söz konusu olabilir. Bu durumda yağ ikmalinin yapılması gerekmektedir.

İlave edilecek yağın, normal yağ seviyesini geçmemesi gerekir. Geçmesi halinde sistemde köpürme ve ısınma meydana gelir. Yine ilave edilecek yağın sisteme daha önce konulmuş yağın aynısından olmasına dikkat edilmelidir. Değişik tip yağ, katkı maddelerinin farklı olmasından dolayı birbirlerini bozabile-ceğinden uygun görülmemektedir. Şayet değişik yağ konulması gerekiyorsa, sistemin önceki yağdan arındırılmış olması gerekir. Yağ daima motor sıcakken boşaltılmalıdır. Günümüzde yağ değişim periyotlarının uzatılması için yapılan çalışmalar devam etmektedir.

3.4. Yağ Tüketimi

Silindir yağlanmasının ayrıca yapıldığı hallerde yağ tüketimi yağlayıcının ayarlanması ile kontrol altına alınabilir. Makinanın genel bakımı yapılacağı zaman silindir duvarları kontrol edilmelidir. Eğer kuruluk emaresi varsa, verilen yağ miktarı arttırılmalı veya daha viskoz bir yağ kullanılmadır. Yanmış yağdan kaynaklanan karbon birikintileri çok fazla ise verilen silindir yağı miktarı azaltılmalı veya daha uçucu yağ ya da daha az karbon bakiyesi kullanılmalıdır. Silindirin karterden çapma yoluyla yağlandığı hallerde yağ tüketimi, yağ sıyırıcı segmanların dizaynı ve aşınma yüzdesi durumuna göre değişir. Motor aşındıkça yağ viskozitesi arttırılmadan, daha verimli yağ segmanları konmadan veya yağ basıncı düşürülmek suretiyle sıçrayan yağ miktarı azaltılmadıkça fazla yağ tüketiminin önüne geçilemez.

Yağ tüketimi segmanların pompalama kabiliyetinin ve dolayısıyla motor devir adedinin fonksiyonudur. Segman
aralıklarının azlığı ve yağ segman yuvası tahliye deliklerinin büyüklüğü pompalama işlemini minimum indirir. Yağın viskozitesi normal şartlardaki çalışmalar için uygun olduğu halde yağ aşırı bir şekilde kızdırılmış olabilir. O zaman viskozitesi azalacak ve yağ tüketimi artacaktır. Onun için yağın sıcaklığı gayet yakından takip edilmeli ve bu artışa sebep olan herhangi bir durum araştırılmalıdır.

Yağ tüketimini artıran sebepler;

•Boğaz keçelerinden yağ kaçağı

•Karter ve transmisyon contalarından yağ kaçağı

•Soğutma sisteminin yetersizliği (aşırı ısı)

•Kompresyon düşüklüğü

•Soğutma sistemine yağ kaçağı

•Supap kılavuzlarının aşınması

•Supap yağ lastiklerinin olmayışı

•İstenilen viskozitede yağ kullanılması

Yağın mümkün olduğu kadar daima temiz durumda muhafaza edilmesi gerekir. Bunun için su, bulaşmış yakıt, eriyebilen ve erimeyen oksidasyon ürünleri, karbonlu maddeler, metaller ve pisliklerden temizlenmesi gerekir.

3.5. Yağlama Teorisi

Bütün madenler ne kadar hassas işlenirse işlensinler, mikroskop altında incelendiği zaman, yüzeylerinde pürüzlerin olduğu görülür. İki maden parçasını üst üste koyduğumuz zaman temas eden yüzeyler birbirini tutarlar. Her iki parçanın birbiri ile temas eden zahiri teman yüzeyine S hakiki temas eden yüzeyine S1 denirse; S/S1=1/10 000 kadardır. Yani bu iki yüzey ancak birkaç noktada birbiriyle temas etmektedir. Durum böyle olunca, bu noktalara isabet eden ağırlık da fevkalade çok olmaktadır. Kuru olarak sürtünen yüzeylerden biri hareket ettirilecek olursa, temas eden noktalarda sıcaklık artışı ve aşınmalar meydana gelecektir.

3.6. Motorlarda Sürtünme

Motorun hareketli parçaları arasında kayma sürtünmesi meydana gelir. Sürtünme yağlama yağı aracılığıyla azaltılır. Birbiri üzerine kayan parçalar arasında bir yağ filmi meydana getire-bilmek için bir boşluğun mevcut bulunması zorunluluğu vardır. Bu hareketli parçalar;

•Piston-Silindir yüzeyi

•Piston-Piston pimi-Biyel kolu yatakları

•Biyel kol yatağı-Krank mili

•Kam mili-Kam mili yatağı

•Kam-İtici

•Supap-Supap kılavuzu olarak sıralanabilir.

3.7. Aşınma

Motor elemanlarındaki aşınma neden-lerinin en belli başlısı birbirine göre hareketli yüzeyler üzerinde oluşan sürtünmedir. En güzel anlamda sürtünme, birbirine göre hareket halinde olan veya harekete zorlanan iki yüzeyin harekete karşı zıt yönde gösterdiği dirençtir.

Aşınmaları artıran temel faktörler; basınç, kayma hızı, sürtünme katsayısı, yüzey yapısı elastiklik modülü, malzeme dayanımı ve yorulma direnci ile korozif ortamın olmasıdır. Belirtilen bu temel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan aşınma, oluşum tarzına göre aşağıdaki şekilde grup-landırılır.

3.7.1. Adhezyon aşınması

Adhezyon aşınması yüzey pürüzlülüğünün yanında yüzeylerin oksit, gaz, rutubet ve yağlayıcı maddelerden arınmışlığına da bağlıdır. Belirtilen maddelerin yüzeyler arasında mevcudiyeti adhezyon aşınmasını azaltır.

3.7.2 Abrazyon aşınması

Hareket halindeki yüzeylerden sert olanın yumuşak yüzeyden küçük parçacıkları koparması (kesme veya kazıma yoluyla) veya yüzeylerden arsında bulunan sert bir maddenin sürtünme esnasında yüzeylerden biri veya her iki yüzey üzerinden parçacık koparması abrazyon aşınması olarak tanımlanır.
Sürtünen malzeme çiftinin yüzey sertlikleri arasındaki fark ve sert malzemenin yüzey pürüzlülüğü ne kadar artarsa abrazyon aşınması da ona bağlı olarak fazlalaşır.

3.7.3. Korozyon aşınması

İstenmediği halde kimyasal veya elektro kimyasal etki sonucu yüzey üzerinde başlayan malzeme değişimi korozyon olarak tanımlanabilir. Burada metallerin çoğu, korozyon etkisiyle kararlı hallerinden değişmeye zorlanır. Korozyona etki eden faktörler;

1- Korozyona maruz kalan malzeme özellikleri:

•Kimyasal bileşimi

•Malzeme yapısı (homojen, heterojen, tane büyüklüğü, kristal tipi v.s.)

•Malzemenin maruz kaldığı plastik deformasyon (haddeleme, çekme, bükme)

•Yüzey işleme durumu (kaba, hassas, döküm yüzeyi, hadde yüzeyi)

•Farklı malzeme çiftlerinin birbiriyle bağlanması

2- Korozif ortamla ilgili faktörler:

•Havanın içindeki veya gaz ortamdaki bağıl nem, katı partikül, toz, SO2, NaCl

•Sıvı ortamdaki karbonik asit bileşenleri, tuz bileşenleri, organik bileşenler, sıvı ortamın Ph değeri

•Katı maddeler için Ph değeri, su ve tuz bileşen miktarları ve içerdiği sülfat ve oksijen miktarı.

3- Reaksiyon şartları ile ilgili faktörler: Sıcaklık, basınç, akış hızı, titreşim, elektrik akımı, ultraviole ışın seviyeleri.

Motordaki korozyon aşınmasının en etkin olduğu kısımlar silindir cidarı, egzoz supabı ve Cu-Pb alaşımlı yataklar. Motordaki korozyon aşınmasını doğurun esas etkenler ise, yanma sonucunda ortaya çıkan asitler ve motor yağının oksidasyonu sonucu oluşan değişik yapıdaki yağ asitleridir. Özellikle yakıtın bünyesindeki kükürt oranının artması sonucu yanma gazların-daki kükürt oksitlerinin H2SO4 oluşumu fazlalaştırması silindir cidarındaki ve egzoz valfindeki korozyonu etkinleştirir.

3.7.4 Kavitasyon

Hareket halindeki sıvının cidarla temas eden her hangi bir bölgesindeki basınç, mevcut sıcaklık şartlarına uyan buharlaşma basıncının altına düşerse o bölgede gaz keseciği oluşur. Çevre basıncının etkisiyle bir süre sonra patlamaya maruz kalan keseciğin bulunduğu bölgede ortaya çıkan yüksek basınçlar malzeme yüzeyinde oyukçuklar şeklinde aşınmalar oluşturur. Motorda kavitasyon aşınmasına su sirkülasyon pompası kanatlarında ve motor silindir gömleğinin iç cidarlarında rastlanır.

3.7.5. Yorulma aşınması

Aşırı zorlanmaya maruz parça yüzey-lerindeki pürüzlerin dibinden zamanla gelişen çatlakların sebep olduğu kopmalar sonucu ortaya çıkar. Yüzey gerilmelerin azaltılması yorulma aşınmasının oluşu-munu kısmen engeller.
Dönen parçaların oluşturduğu yüksek gerilim değişmesinden dolayı partiküllerin kopması şeklinde tanımlanan yorulma aşınması, yüksek gerilime dayanıklı malzemelerde (çelik-bakır alaşımları, alüminyum alaşımları) haddeleme veya kaymalı yuvarlanma hareketlerinde görülür. Düşük gerilimli gevrek malze-meler üzerinde, yuvarlanma ve kaymalı yuvarlanma hareketlerinde çatlaklar, yüzey üzerinde gerilimin maksimum olduğu yerde oluşur. Yüzey çatlakları kayma yönüne dik oluşur. Yorulma aşınmasının partikülleri adhesif yorulma parçalarından daha büyüktür. Çapları 100/1000 mikron arasındadır.

Bu tip bozulmaların çaresi, yüzeyin metalürjisi kadar yağlayıcının seçimine de bağlıdır. Yorulmaya dayanıklı metaller ve yüzey ısıl işlemleri (temperleme, sementasyon, nitridasyon) temasların direncinin arttırır. Sadece yağlayıcıya da etki ederek de durum düzeltilebilir. Yağlayıcının kimyasal özellikleri de yüzeysel hataların meydana gelmesine büyük etki, gösterir. Aynı çeşit mineral yağları yorulma ömrünü ve viskoziteyi artırır. Polialkalin glikoller de aynı tavrı gösterirler. Folitenileter bu durumda kullanılan en iyi yağlayıcıdır.

3.7.6. Motorlarda aşınmaya etken faktörler

Motorlarda sürtünen, korozyon ve kavitasyona maruz kalan yüzeylerin üzerinde aşınmalar meydana gelir. Özellikle silindir ve segman yüzeyleri, yüksek basınç ve sıcaklık şartlarında çalıştığından, aşınma yönünden en dikkat çekici kısımlardır. Aşınmalar, elemanların görev özelliğine göre belirli bir düzeyin üstüne çıkarsa, gerektiği gibi görevlerini yapamama veya hiç görev yapmamalarına sebep olur. En az düzeyde aşınma olmasını sağlayarak, motorun ömrünü uzatabilmek için motorlardaki aşınmalarda hangi faktörlerin etken olduğu bilinmelidir. Genel olarak bu faktörleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.

1-Motorun konstrüktif özelliklere (devir sayısı, H/D strok/çap oranı, strok hacmi, soğutma şekli v.s.)

2-Motor işletme şartları

•İşletme şekli (kısa aralarla, uzun süreli, sürekli)

•Cidar sıcaklıkları

•Fren yükü

•Soğutma suyu ve yağlama sıcaklıkları

•Diesel motorlarda oluşan is miktarı

•Ayrıca benzin motorlarında karışımın zenginlik derecesi

3-Yağ filtre sistemi

4-Yağlama yağının özellikleri (viskozite değişimi, içerdiği katıklar, oksidasyon süresi v.s.)

5-Silindir gömleklerinin su ile temas eden yüzeylerinde ve sirkülasyon pompası kanatlarında ortaya çıkan kativasyon etkisi

6-Elemanların malzeme özellikleri

7-Elemanların hareket şekli ve yağlama şartları

8-Yakıt içerisindeki kükürt miktarı

9-Emme havası ile birlikte ortamdan silindire giren veya karter yağına karışan aşındırıcı partikül miktarı

Motor elemanlarında aşınmaya eden çok sayıda faktörün etkinliği her bir elemanda farklı olduğu gibi, belli bir elemanda değişik faktörlerin sebep olduğu aşınma miktarları da farklıdır. Elemanların boyutu, kayma hızı, maruz kaldığı basınç ve sıcaklık, yağlama şekli, malzeme cinsi gibi aşınmayı belirleyen temel faktörler her elemanda farklı olduğundan, fonksi-yonlarını yerine getiremeyecek düzeyde aşınmaya maruz kalma süreleri de değişik olur. Bu durum göz önüne alındığında, motorlarda aşınma miktarının en yoğun olduğu ve aşınmalar sonucu ortaya çıkan mahsurların en belirgin şekilde hissedildiği kısımlar, silindir ve segman yüzeyleri olmaktadır. Silindir cidarı ile segman yüzeyleri arasındaki harekette hidro-dinamik yağlamayı bozucu (yüksek basınç, yüksek sıcaklık, AÖN ve ÜÖN dolayındaki düşük kayma hızları, yanma gazlarının ve yağlama yağının oluşturduğu korozif ortam gibi) şartların mevcudiyeti aşınmaları hızlandırmaktadır. Silindir ve segmanların aşınma sonucu yenilenmeleri, diğer motor elemanlarına göre nispeten daha pahalı olduğu gibi, uzun işçilik süresi de gerektirir. Bazı hallerde motorun kullanılma amacına bağlı olarak yenileme nedeniyle motorun çalıştırılması sonucu ortaya çıkan ekonomik kayıp, yenileme masraflarının da çok üstünde olabilir. Bu nedenlerle, daha verimli çalışma için aşınma sürelerinin uzatılması zorunludur.

4. Motor Yağlarının Sınıflan-dırılması

Yağlar kullanıldıkları yerlere göre genel olarak taşıt yağları ve endüstri yağları olarak iki ana grupta toplanabilir.
Otomobil, kamyon, traktör ve benzeri taşıtların motor yağlarının doğru seçim-indeki ve kullanımındaki önem, motor ve araç yapımcılarının devamlı ortaya koydukları yenilikler ve bu yeniliklere uygun düşecek yağlar üzerindeki titiz ısrarlar, taşıt yağları seçiminde kolaylık ve doğruluk sağlayacak bazı pratik sınıflamaların ortaya konulması zorunlu kılınmıştır. Taşıt yağlarını ise iki grupta inceleyebiliriz

1- Viskozite Sınıflandırması (SAE)

2- Motor Yağlama Servis Sınıflandırması (API)

Madeni yağların sınıflandırılması SAE numaralama sistemine göre yapılır. Buruda numaralar belirli sıcaklıkta, Saybolt Üniversal Saniye (SUS) cinsinden viskozite değerini ifade eder. Kış yağ numaraları 0 °F'da (5W, 10W, 20W), yaz yağ numaraları da 210 °F'da (20, 30, 40, 50) gibi numaralar verilerek tespit edilir. Yağlar TSE tarafından, TS-E-SA (CA) v.b. sembol grubunda gösterilmektedir. TS sembolü Türk Standartları, E sembolü TS 4590 standardında İçten Yanmalı Motorları, S sembolü benzinli motor yağlarını, C sembolü diesel motor yağlarını, A,B,C,D,E,F harfleri yağın performans seviyesini belirtmektedir. Motor yağlarının üretiminde uluslararası standartları ve şartnameleri belirleyen kurumlar, OEM (Original Equipment Manufactures), API (American Petroleum Industry), SAE (Society of Automotive Engineers), CCMC (Commite of Commen Market Automobile Constructors)'dır. Gelişen teknolojiye paralel olarak motor yağlarında günümüz ihtiyaçlarına göre kalitenin değiştirilmesi ve yükseltilmesi amacı ile mevcut CCMC üyeleri ACEA (Association of European Automotive Manufacturers) çatısı altında toplamıştır.
Motor yağları hizmet şartlarına göre üç bölüme ayrılmıştır.

1-Hafif hizmet (Regular Type)

2-Orta hizmet (Premium Type)

3-Ağır hizmet (Heavy Duty)

4.1 Viskozite sınıflandırması

SAE (Society of Automotive Engineers) tarafından oluşturulmuş olan viskozite sınıflaması, yağların belli viskozite aralıklarını belli numaralar ile ifade etmek esasına dayanmaktadır. Bu sınıflamada motor yağları ile dişli kutusu yağları ayrı gruplandırılmış olup, motor yağlarına 0W-60W ve dişli kutusu yağlarına 70W-250 numaraları verilmiştir. Viskozite sınıflamasına göre yağlar Çizelge 1'de verilmiştir.

4.2 Motor yağları servis sınıflaması

Piyasalarda motor tiplerinin ve motor yağı cinslerinin çok çeşitli olması motor yağlarının seçiminde kolaylık ve doğruluk sağlayacak özel bir servis sınıflamasına ihtiyaç göstermektedir. Bu konuda eski API sınıflaması 1972 yılına kadar kullanılmış ancak bundan sonra API / ASTM / SAE müşterek bir sınıflandırma oluşturmuştur. Bu sınıflandırmaya göre motorlar benzinli ve diesel olarak ayrılmaktadır.

4.2.1. Benzin Motoru Yağları

Eski API sınıflamasında (ML,MM,MS) olarak üç sınıfa ayırmak yerine yeni sınıflaması benzin motoru yağların için "S" serisi olarak ve yeni gelişmelere daima açık bir sınıflama koymuştur. Bu serinin ilk sınıfı (SA) olup , diğer sınıflar için (S) harfi sabit tutularak ve ikinci harfler alfabetik sıra ile değiştirilerek yeni sınıflar oluşturulur. Benzinli motorlarda kullanılan yağlardan bazıları Çizelge 2'de verilmiştir.

4.2.2. Diesel Motoru Yağları

Diesel motor yağlarının yeni API / ASTM / SAE servis sınıflamasına göre ayrımında da sistem benzin motor yağlarında olduğu gibidir. Ancak burada "C" harfi diesel motor yağını sınıflamasının sembolü kabul edilmiştir (Çizelge 3.).


5. Yağ Özelliklerini Geliştiren Katıklar

5.1. Madeni Yağlarda Kullanılan Katıklar

Genel olarak , başlangıçta yağda bulunmayan veya belli bir miktarda bulunan, yağlara istenen bazı özellikleri kazandırmak, mevcut özelliklerini geliştirmek, istenmeyen bazı özelliklerini yok etmek veya minimuma indirmek amacıyla ilave edilen maddelere katık denir. Ham petrolün temizlenmesi ve işlenmesinden elde yağlar motorun çalışma şartlarına uygun yağlama özelliklerini karşılayamaz. Bu amaçla yağlara kimyasal maddelerim ilavesiyle yağlar geliştirilmekte ve özel çalışma şartları için gereken özellikler yağa kazandırılmaktadır. Katıkların bir kısmı yağların kimyasal yapısı, bir kısmı da fiziksel yapısı üzerinde etkili olurlar.

5.1.1. Oksidasyon önleyici katıklar

Yağlar kullanıldıkları yerlerde sık sık havayla temas ederler. Bu şartlar altında yağ ister sentetik, ister madensel olsun bir seri kompleks oksidasyon reaksiyonuna girerler. Yağın oksitlenmesi sonucu yağın viskozitesi artar, asidik artıklar ve karbonlu maddeler oluşur. Bu katıklar, yağdaki hidrokarbonlar ile havadaki oksijenin reaksiyonunu durdurarak asitlerin ve tortuların meydana gelmesini önler. Aşınma sonucu oluşan ve katalizör görevi yapan metal parçacıkların ve diğer madeni kısımların yüzeylerini kapsayarak bu metaller ile yağ arasındaki kimyasal reaksiyonlara engel olurlar. Anti oksidasyon bileşikler olarak, sülfür, fosfor ve nitrojen gibi bileşikleri içeren organik aminesler, sülfitler, hidroksi sülfitler, fenoller gibi maddelerle birlikte çinko, kalay ve baryum gibi bileşiklerde kullanılır. Bu bileşikler içerisine alabileceği oksijen miktarını azaltarak, asit oluşumunu önler.

5.1.2. Korozyon önleyici katıklar

Alaşımlı yatakları ve metalik yüzeyleri kimyasal etkilere karşı korur. İçten yanmalı motorlarda yakıt içerisinde çözünmüş olan kükürt bileşikleri de motorlarda korozyonu hızlandıran nedenlerdendir. Kükürt miktarı % 5'i bulan bu ürün çelik girgin sayılır. Anti korozif bileşikler, aktifsülfür, fosfor veya nitrojen içeren organik bileşikler, organik sülfütler, metal tuzları, fosforik asit ve sülfütlenmiş mumlar, bazik silikatlar, nitritler ve molekül ağırlıkları düşük bazik aminler, hidroksil amin gibi bileşiklerden meydana gelmiştir.

5.1.3. Deterjan katıklar

Deterjan katıklar, yüksek sıcaklıkta çalışan Makinalarda oluşan birikintileri azaltır veya oluşumunu engeller. Deterjan katıkların başlıca fonksiyonları, asidik maddeleri nötrleştirmek, madeni yağda oluşan çözünmez tip partikülleri birbiriyle birleşerek kitle oluşumunu engellemek ve dıştan gelen yabancı maddeleri madeni yağ yapısı içinde tutarak, motor aksamı üzerinde birikmelerini önlemektir. Deterjan katıklarda kullanılan bileşikler, magnezyum, baryum ve kalay gibi metalleri içeren yüksek molekül ağırlıklı sabunlardır.

5.1.4. Dispersan katıklar

Bu katıklar, küçük parçalar halindeki erimeyen maddeleri yağ bünyesinde askıda tutarak tortu oluşmasını engeller. İyi dispanser yağ kullanıldıkça renkleri siyahlaşır. Yağ değiştirme periyodunu uzatır. Dispersan katıklarda bulunan bileşikler, naftenatlar ve sülfanatlar gibi metollo organik bileşikler, kalsiyum, kobalt ve stransyum tuzlarıdır. Organik dispersanların asidik maddeleri nötrleştirme özellikleri yoktur.

5.1.5. Pas önleyici

Rutubet ve suyun pas yapmasını önlemek amacıyla yağa eklenen maddelerdir. Yakıtın yanması sonucu ortaya çıkan su buharı ve korozif asitlerin Makina yüzeylerine zarar vermesini, yağa kazandırdıkları yapışkanlık sayesinde yüzeylere ıslanma özelliği kazandırıp önlemiş olurlar. Bu katıklar, aminesler, hayvansal yağlar ve bazı hayvansal yağ asitleri ile sülfanat gibi bileşikleri içerirler.

5.1.6. Aşırı basınç (EP) katıkları

Bu katıklar, yağ filminin mukavemeti ve yük taşıma kapasitesini artırırlar. EP katıkları relatif hareket eden yüzeylerde metalin metale temasını engellemek amacıyla yağlara ilave edilen kimyasal maddelerdir. EP katıkları relatif olarak hareket eden yüzeyle reaksiyona girer ve metal yüzeyler üzerinde ince bir film oluştururlar. Bu film katı bir yağ gibi hareket ederek metalin metale temasını engel olur. Metal yüzeylerde oluşan tabaka termal sertleşme olarak da değerlendirilir. Aşırı basınç katıkları genellikle kükürt, klor, sülfürlenmiş domuz yağı, fosforlu bileşikler, kurşun naftanat gibi kurşun sabunlarını içerirler.

5.1.7. Donma noktası düşücüler

Soğukta çalışan yağlar için oldukça önemlidir. Yağın düşük sıcaklık etkisiyle akıcılığının kaybolmaması istenir. Donma noktası düşürücüler olarak, klorlanmış mum ile fenollerin bir araya getirilmesinden elde edilen yüksek molekül ağırlıklı metakrilat polimerleri kullanılır.

5.1.8. Akma noktası düşürücüler

Hidrokarbonlar düşük sıcaklıklarda katılaşırlar. Belirli şartlarda yağda katılaşmanın görüldüğü sıcaklık akma noktası olarak tanımlanır. Akma düşürücüler polimerik maddelerdir. Yağlayıcının diğer özelliklerini değiştirmeksizin wax kristallerinin oluşumunu geliştirerek, kristal yapının şeklini değiştirerek etkili olurlar. Motorun soğuk havalarda kolayca ilk harekete geçebilmesi ve yağlamanın düşük sıcaklıklarda yeterli olması için gereklidir.

5.1.9. Köpük önleyiciler

Yağın sistemde tazyik altında süratle dolaşırken havadan kolayca ayrılması ve köpürmemesi için kullanılan katıklardır.Taşıt hareket halinde iken yağın çalkalanarak köpürmesini karterde bulunan bölmeler kısmen önleyebilir. Yağ köpükleri sisteme girecek olursa yeterli basınç sağlanamayacağından yağlama donanımı görevini yapamaz. Köpük önleyici katıklar, silikon bileşikler olup köpüğün söndürülmesini ve yağdan ayrılmasını sağlar.

5.1.10. Viskozite indeksi (VI) geliştiriciler

Viskozite indeksi geliştirici katıklar ısı değişiminin yağ viskozitesi üzerindeki etkisini azaltan katıklardır. Bu katıklar sayesinde ısı etkisinde viskozite değişimi azaldığı için soğuk ve sıcak çalışmalarda daha uygun yağlar kullanılmış olur.

Viskozite indeksi geliştiriciler, yağda eriyebilen organik polimerlerdir. Bunlar polimerize edilmiş olefinler veya izoolefinler, butil polimerler, selüloz esterleri, hidrojen kauçuk gibi bileşiklerden oluşurlar. Viskozite indeksi katıkların oluşturduğu moleküler yapı, yüksek sıcaklıklarda yağın genişlemesini ve çok fazla akıcı hale gelmesini önler. Düşük sıcaklıklarda ise (-18 °C) viskozite indeksi geliştiriciler yağın viskozitesini çok az etkilerler. İlk hareketi kolaylaştırır. Yağ marş esnasında en uzak noktaya kolay ve çabuk ulaştığından aşınmalar önlenir. Yüksek sıcaklıklarda ve aşırı yüklerde dahi yağ incelmez.

5.1.11. Emülsiyon yapan katıklar

Makinalarda su sızması, oksitlenmeye dolayısıyla paslanmaya sebep olur. Bu su zerrelerini kendi bünyesi içinde tutup, paslanmaya engel olan maddelere emülsiyon katıkları denir. Bunlar suyun doğrudan doğruya metal ile temasına engel olur.

5.1.12. Metal passivatörler

Birçok maden hava, yağ ve diğer maddelerle kimyasal reaksiyona girerler. Maden yüzeyini örtecek bir madde konursa bu etki önlenir. Bu amaçla yağlara ilave edilen katıklara passivatör denir.

5.2. Özel Katıklar

Yağların karakteristik özelliklerini daha da güçlendirmek ve yağlama yağına yeni nitelikler kazandırmak amacıyla, yağlama yağına sonradan ilave edilen yağ katıklarıdır. Özel katıkların motorlara etkisi tartışılan bir konudur. Her geçen gün geliştirilen yeni kimyasal bileşikler, yağlama yağının etkilerinin artırılması açısından çeşitli test metotlarıyla denenmekte ve sonuçları değerlen-dirilmektedir.

5.2.1. Sıvı metaller

Madeni yağlar içerisinde kurşunun türevleri (kurşun naftanat, kurşun sabunu) aşırı basınç (EP) katıkları olarak kullanılmaktadır. Ancak ergime noktasının düşük olması (327 °C) nedeniyle yağlarda kullanım alanı sınırlı kalmıştır. Kurşunun yağlama yağındaki kullanım alanını genişletmek ve daha fonksiyonel hale getirmek için kurşunu daha sert, genleşebilen, yüksek ergime noktasına sahip bir madenle karıştırmak ve süspanse etmek gerekmektedir. Bakır ve gümüş karışımı istenen özelliklere sahip metallerdir. Sıvı halde birleşir ve karışırlar.

Fakat sertleşme sırasında ayrı ayrı köşelerde toplanırlar. Bu amaçla kurşun, bakır gümüş karışımı içerisinde hapsedilerek homojen bir şekilde dağıtıl-mış ve sabitleştirilmiştir. Bakı-Gümüş-Kurşun madenlerinin tam bir karışımından oluşan sıvı metal süspansiyonu meydana getirilmiştir. Bu metalik süspansiyon yağlama yağı içerisine konularak yağlama karakteristiklerine yeni bir boyut getirmekte ve sürtünen kısımlarda metal bir film tabakası oluşturmaktadır. Bakır ve gümüş yüksek ergime noktasına sahip olduklarından (Bakır 1083 °C, Gümüş 960 °C) motorlarda aşırı sıcaklık yükselme-lerinde segman tutması ve yatak sarması gibi arızalar meydana gelmeyecektir. Ayrıca kurşunun kaydırıcılık özelliğinden sürtünme katsayısı azalacağından, sıcaklık düşecek ve motorlarda aşırı ısınma önlenip çıkış gücünde iyileşme görülebilecektir.

5.2.2. Teflonlar

Teflonlar dev moleküllere sahip, uzun zincir yapısındaki polimerlerdir. Bu molekül yapısı, tekrarlanan birçok benzer veya farklı üniteden meydana gelmiştir. Değişik yapıda ve türde çeşitli teflon polimerleri bulunmaktadır. bunlardan P.F.A. teflonu, tetra flora etilen ve perflora (Propyl vinyl ethel) bileşiminden oluşmuş bir kopolimerdir. Yüksek ergime derecesi (310-300 °C), kolay uygulanabilirliği, gerilme ve kırılmalara dirençli olması bazı özelliklerindendir. Aynı zamanda T.F.A. teflonu, tetraflor-etilen ve perflordan meydana gelmiş polimerlerdir. Bunun dışında TFE-HFP teflonu, PTFE teflonu, PCTFE teflonu gibi çeşitleri vardır.

5.2.3. Kaydırıcılar

Özel amaçları karşılamak için değişik türde materyaller kaydırıcı olarak kullanıl-maktadır.
Grafit: Karbon esaslı olup, yağlayıcı olarak koloit grafit kullanılır. Yüzeylerin pürüzlülüklerine dolar ve üzerinde sürtünme sonucu, dümdüz ve parlak bir yüzey meydana getirir. Böylece sürtünme katsayısı azalmış olur. Grafit sıcaklığa çok dayanıklı olduğundan (2000 °C'de ergir) yatakların deforme olmasını önler.
Molibden Disülfüt (MoS2): Yağlama yağında grafit gibi görev yapmaktadır. Ancak MoS2 partikülleri grafitinkinden daha küçük olduğundan (0,001mm) muylu ve yatak zarfındaki düzgünsüzlükleri ve çukurları daha iyi doldurur.

MoS2 yumuşak olup özgül ağırlığı 5 gr/cm3'tür. MoS2, -180 ile + 450 °C arasındaki yağlamalarda başarı ile kullanılmaktadır. Bozulmadan 10000 kg/cm2 yüzey basınçlarına dayanmaktadır. Bunlardan başka fosforlu bileşikler, kurşun sabunları, kurşun naftanatlarda kaydırıcı olarak kullanılmakta olup ayrıca polimer esaslı, kopolimer bileşimli katıklarda piyasada çeşitli isimler altında kaydırıcı olarak satılmaktadır.


_____________________________



 
197 Mesaj
3 Aralık 2008; 10:16:08 

arkadaşlar motor üflemesi sıfır kilometre dahil bütün arabalarda vardır ancak önemli olan miktarıdır.eğer üfleme çoksa motorun revizyona girmesi gerekmektedir.


_____________________________

Sayfa:   [1]
Sayfa: [1]
Foruma Git
Bölümde Ara
Başa Dön


 
Reklamlar


DH VİDEO

 



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Bu sayfanın mobil sürümü / tablet sürümü / mini sürümü.



0.516