- x
    Bunlarla Giriş Yapın: Facebook Google+ Twitter DH Giriş:
    ?
  • Hatırla
  • Yeni Kayıt
++ kainatta akıl sadece insada mı vardır ?
39 Cevap4189 Görüntüleme
Bu konudaki kullanıcılar: hiç
  Seçkin Yorumlar Linkli Mesajlar Yazdır
Sayfa: [1]
Giriş
Mesaj


6587 Mesaj
24 Ağustos 2008; 12:20:09 

kainatta akıl, irade, düşünce sadece insada mı vardır ?

akıl, irade nedir ? kaynağı nedir ?


_____________________________

Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)


 
2799 Mesaj
24 Ağustos 2008; 12:26:56 

Bizim düşlediğimiz yada kabul ettiğimiz manada bilinç yalnızca insanda var.Bizim idrakimiz dışında gelişen ve bizim bilemediğimiz bir bilinçinde varlığı hakkında kafa yormak muğlak ve zor.Mutlak değerler üzerinden bir bilinç yaratmak yerine mevcut olanı irdelemek ve anlamak daha mantıklı geliyor bana

Ha dersenki bilincin kaynağı nedir ve evrim sürecinde insana ne gibi faydalar sağlamaktadır.İnsan düşünmeden üreyen bir mekanizma olsa evrime daha iyi hizmet etmezmi.Ve bilinç hakkında zuhur etme gibi kavram öne sürüyorlar. Aklın karmaşık yapısının bir noktada bunu oluşturduğunu savunuyorlar.Ama bilinç hala esrarını koruyan ve tanımında zorluk çekilen bir kavram.

Tebrik ederim seni bu nokta üzerinde tartışmak çok daha faydalı olabilir.Çünkü bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler üzerinden tartışma yürütmeye kalkanlar çıkıyorda .Bu konu herkes için bilinmez yani herkesin birşeyler öğrenebileceği bir konu



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Raskolnikov -- 24 Ağustos 2008; 12:32:35 >


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


4928 Mesaj
24 Ağustos 2008; 14:56:46 

Nokta bölümünde sorduğum soruya benziyor...


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



2858 Mesaj
24 Ağustos 2008; 15:05:27 

Hayvanlarda yok mudur ki?


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
24 Ağustos 2008; 15:21:37 


Kainatta insan ve hayvanlardan başka akıllı canlıların olma olasılığı, olmama olasılığından çok daha fazladır. Dünyamız için akıl, düşünce ve duygu gibi kavramlara karşılık gelen davranışların yalnızca insanlar tarafından değil, hayvanlar tarafından da sergilendiği bilinmektedir. Akıl, düşünce, irade gibi kavramların tanımını biz insanlar yapıyoruz. Bir madde için bizim bahsettiğimiz anlamda bir akıldan sözetmek mümkün değildir. İnsanlık olarak akıldan kastımız farklı durumlar, olaylar, problemler karşısında en uygun stratejiyi belirlemek ve bunu uygulamaktır. Farklı maddelerin de farklı durumlara göre kuralları, yasaları ve farklı durumlardaki tepkileri vardır. Kimileri bir başka madde ile reaksiyona girdiğinde şiddetli bir patlama gösterirken, kimileri göstermez. Bundan hareketle bizim bahsettiğimiz anlamda akıl olmasa da maddelerin de belli davranış örüntülerinin olduğunu söyleyebiliriz. Evrimsel perspektiften konuya yaklaşmak gerekirse; canlılıkla beraber tanımladığımız anlamda aklı, iradeyi, düşünceyi de oluşturan maddelerin kimyasal, fiziksel, biyolojik yasalarla özel olarak biraraya gelmesidir.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Relusion -- 24 Ağustos 2008; 15:20:44 >

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
24 Ağustos 2008; 15:30:11 


quote:

Ama bilinç hala esrarını koruyan ve tanımında zorluk çekilen bir kavram.


@Raskolnikov; Bilinç, bir canlının kendini her şeyden ve diğer tüm canlılardan farklı hissetmesi ve bunun farkında olmasıdır. Kuşkusuz tanımladığımız anlamda bir bilinç insanda bulunmaktadır. Hayvanların da diğer tüm canlılardan farklı bir varlık olduklarının farkında olduklarına dair bazı düşünceler üretebiliriz. Örneğin bir hayvanın kendi sınırlarını kendince belirlediği belirli yöntemler ile belirleyip, sınırlarını çizmesi onun kendi varlığının ve farklılığının bilincinde olması olarak yorumlanabilir.


4928 Mesaj
24 Ağustos 2008; 15:34:34 


quote:

Orjinalden alıntı: Relusion


Kainatta insan ve hayvanlardan başka akıllı canlıların olma olasılığı, olmama olasılığından çok daha fazladır. Dünyamız için akıl, düşünce ve duygu gibi kavramlara karşılık gelen davranışların yalnızca insanlar tarafından değil, hayvanlar tarafından da sergilendiği bilinmektedir. Akıl, düşünce, irade gibi kavramların tanımını biz insanlar yapıyoruz. Bir madde için bizim bahsettiğimiz anlamda bir akıldan sözetmek mümkün değildir. İnsanlık olarak akıldan kastımız farklı durumlar, olaylar, problemler karşısında en uygun stratejiyi belirlemek ve bunu uygulamaktır. Farklı maddelerin de farklı durumlara göre kuralları, yasaları ve farklı durumlardaki tepkileri vardır. Kimileri bir başka madde ile reaksiyona girdiğinde şiddetli bir patlama gösterirken, kimileri göstermez. Bundan hareketle bizim bahsettiğimiz anlamda akıl olmasa da maddelerin de belli davranış örüntülerinin olduğunu söyleyebiliriz. Evrimsel perspektiften konuya yaklaşmak gerekirse; canlılıkla beraber tanımladığımız anlamda aklı, iradeyi, düşünceyi de oluşturan maddelerin kimyasal, fiziksel, biyolojik yasalarla özel olarak biraraya gelmesidir.


En uç örnek olarak tek hücreli bir bakteri/virüs de bunları yapabiliyor, onlar için de akıllı diyebilir miyiz?


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
24 Ağustos 2008; 15:45:42 

quote:

En uç örnek olarak tek hücreli bir bakteri/virüs de bunları yapabiliyor, onlar için de akıllı diyebilir miyiz?


Anlatmak istediğim akıl, irade, düşünce gibi kavramların tanımını bizim yapıyor oluşumuzdur. Bize göre akıl farklı durumlar, olaylar, problemler karşısında ''en uygun'' stratejiyi belirlemek ve bunu uygulamaktır. İnsan beyni karmaşıktır, basit bir yapı değildir. Bizler aldığımız kararları uygularken o duruma en uygun olduğuna emin olur ve uygularız, önce düşünür ve artılarını-eksilerini hesaplarız. Yani karar almadan önce bilişsel bir süreç yaşarız. Belki bu süreç psiko-saniyelik bir süreçtir ama bu süreç formülize edilip, kağıda dökülse çok uzun olduğu anlaşılabilir. Bakteri, virüslerin ve maddelerin de davranış örüntüleri vardır, ama bu daha çok bir bilgisayar programı gibidir. Bir virüs için ''Kendine uygun konağı bulduğun anda oraya gir ve çoğal!'', bir bakteri için ''Uygun ortamı bulduğun anda çoğal!'', bir madde için ''X ile tepkimeye girdiğinde büyük bir enerji açığa çıkar!'' gibi paketler kodludur. Oysa insan zihni böyle değildir. İnsan zihnini aynı durumlara karşı aynı reaksiyonu veren bir makinaya benzetemiyoruz. Çünkü insan zihninde karar alma sürecinde milyarlarca nöron aktive oluyor. İleriye yönelik planlar yapıyor. Yani bahsettiğimiz anlamda bir akıl yalnızca insan ve hayvanda vardır. Ama olaya terminolojik bakış açısından sıyrılıp bakarsak her zerrenin davranışları olduğunu, insanın tanımladığı anlamda olmasa da farklı durumlarda farklı örüntüleri izledikleri görülür.



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Relusion -- 24 Ağustos 2008; 15:44:38 >


 
2799 Mesaj
24 Ağustos 2008; 15:47:06 

Hayvanlarda bilincin varlığı diye bir kitap var tubitakın , hayvanlarda bilincin varlığını farketmemizin önünde çok büyük bir engel var.Dil ... Hayvanlarda yapılan deneylere göre nedensel çercevede öğrenebiliyorlar.Yani kendi menfaatine gelişen neden-sonuç ilişkisi kurabiliyor hayvanlar( Hem evrim bazında hem yetenek bazında).Hatta dawkins köt saatçi ve bencil gende bu ilişkiyi savunuyor.Aksi halde zaten evrime ters olacak hayvanların hareketleri.Yani hayvanlar kendilerine yarar sağlayan şeyleri öğrenme konusunda yetenekli.İnsan ise tam tersini yapabilme yetisine sahip( Oda tartışmalı ama intihar bunun kanıtı olabilir.Gerçi ruhsal bir hastalık deyip üzeri örtülebilir.)

quote:

Bilinç, Kişinin kendisine, yaşantılarına, çevresine, öteki kişilere, bir bütün olarak içinde yaşadığı dünyaya ilişkin farkındalığı, yaşanan deneyimlerden kendiliğinden doğan kendinin farkında olma görüngüsü; 2.öznenin duygularına, algılarına, bilgilerine ve kavrayışlarına bağlı olarak kendini anlama, tanıma ya da bilme yetisi; 3.bilme edimi ile bilinen içerik arasındaki ilişkiyi her ikisini de içerecek biçimde bir üst düzeyde kurabilme becerisi; 4.acı çekme, isteme, bekleme, düş kırıklığına uğrama, korkma gibi belli bir nesnesi bulunan bütün “geçişli” yaşama edimlerini olanaklı kılan ana ilke; 5.düşünen öznenin kendisine dönerek, kendisini kendi düşünceleri ile kavraması, kendisine bir başkası olarak dışarıdan bakabilmesi durumu; 6.“içebakış” yoluyla zihnin kendi deneyimlerinin gerçekliğini kavrama edimi; 7.zihinsel yaşamın geçmiş duyumları, algıları, bilgileri bellekte tutma yeteneği; 8.kişinin kendi içinde yaşadıklarına ya da dışarıda olup bitenlere yönelik incelmiş sezgisi, bütün yaşadıklarına ilişkin genel görüşü; 9.üzüntü, sevinç, hüzün gibi tek tek yaşantı durumlarına ilişkin kendilik izlenimleri, şeylerin kişiye nasıl göründüğüne yönelik görüngübilimsel yaşantılar bütünü.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilinç


Bilinçin tek bir tanımı yok.Bu konuda spekülasyon çok.Eğer sadece neden-sonuç ilişkisine göre hareket ediyorsak o zaman özgür irade diye bir şey olmuyor.Hemen hemen herkes Kantdan bu yana nedenselliğin insan zihni için geçerli olmamasını arzu ediyor.İnsan hakim konumunu kaptırmak istemiyor doğaya.Yaptığın en özgeci hareketin bile ardında menfaat olması-tüm hareketlerinin öngörülebilir olması fikri insana itici geliyor.Biz içinde iken hayatın nasıl olurda hareketlerimizi objektif olarak değerlendirebiliriz heleki bilinç ve bilinçaltı kavramları aydınlığa kavuşmamışken.O yüzden aşılması gereken iki sorun var.Birincisi kavramların aydınlığa kavuşması ikincisi değerlendirmeyi yapacak objektif bir göz (Aslında ikisi bütünleşik tek bir sorun olabilir.Belkide biz değil 'diğeri'nin tanımlaması lazım kavramları )

Tanımlamalarda sorun var sanırım.Bilinç süreçlerinin tümüne zihin deniyor.Bilinçaltınıda katarak değerlendirebiliriz ama burda söz konusu olan suyun üstünde kalan sanırım.

Bakteri sadece daha önce hayatta kalan programın bir kopyası.Eğer hayatta kalıyorsa başarılı demektir.Bir akıldan söz etmek mümkün değil.Zaten içgüdü kavramı burda devreye giriyor.İçgüdü yani kodlanmış bilgiyi işliyor hayvanlar



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Raskolnikov -- 24 Ağustos 2008; 16:27:39 >


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


549 Mesaj
24 Ağustos 2008; 16:24:14 

Darwin’den beri biyologlar hayvanların düşünüp düşünmediğine ve duyguları olup olmadığına kafa yormuşlardır. Hayvan (ve tabii ki insan) beyninin, diğer özellikler gibi evrim geçirerek, belirli ortamlarda işlev görmek için gerekli becerileri edindiği görüşünü ortaya atan kişi Darwin’di. Ama herkes bu görüşe katılmadı. 20. yüzyılın ilk yarısında ağır basan teori davranışçılık, yani hayvanların bilinçli karar alma yetisinden yoksun olduğu ve bütün eylemlerinin doğal davranış çerçevesinde açıklanabileceği görüşüydü.
Günümüzde hayvan bilişselliği alanı davranışçılığın ötesine geçerek, birçok yeni araştırma dalını kucaklayan bir yapı kazanmıştır. Yabanıl ortamda birçok değişkenle karşılaşılmasından dolayı, çalışmaların büyük bölümü esaret altındaki hayvanları kapsıyor. İncelenen hayvanlardan bazıları ve bilişsel becerileri konusunda elde edilen bulgular aşağıda sıralanıyor.
Primatlar
Azy (orangutan), düşüncelerini klavye üzerindeki soyut simgelerle aktarıyor ve uzmanların “zihin teorisi” adını verdiği yetiye uygun olarak başka birinin bakış açısını anlayabildiğini göstermiş oluyor.
Kanzi (bonobo), imgeler aracılığıyla iletişim kuruyor, konuşulan İngilizce’yi anlıyor ve alet kullanıyor.
Momo (marmoset maymunu), başkalarının davranışlarını taklit ederek öğreniyor ve hatta “nesne kalıcılığı”, yani gözle görünmeyen bir şeyin yine de var olduğunu bilme duyusunu taşıyor.
Aristides (halka kuyruklu lemur), bir bilgisayar ekranında rastgele dizileri tekrarlayabiliyor ve nitelikler arasında ayrım yapabiliyor.
Kuşlar
Alex (Afrika gri papağanı), sayı sayıyor, renkleri ve biçimleri tanıyor, aynı ve farklı kavramını anlıyor.
Psychobird (batı çalıkargası), geçmişi hatırlıyor, gelecek için plan yapıyor ve aldatıcı davranış kavramını anlıyor.
Uek ve Betty (Yeni Kaledonya kargaları) problem çözebiliyor ve alet kullanabiliyorlar.
Diğer Hayvanlar
Yunuslar cümle yapılarını ve dilbilgisini anlıyor, benlik bilinci taşıyor, yaratıcılık sergiliyor ve bir televizyon ekranında verilen yönergelerin gerçek dünyanın göstergeleri olduğunu kavrıyor.
“Betsy” ve Rico (çoban köpekleri) yüzlerce sözcüğü ve temsil ettikleri nesneleri anlıyor.
Filler benlik bilinci taşıdıklarını ve uzun süreli belleğe sahip olduklarını göstermişlerdir.
Koyunlar ayrı yüzleri -ister insan, ister koyun olsun- tanıyor ve uzun süre bellekte tutuyor.
Ahtapotlar alet kullanıyor, oyun davranışları sergiliyor, bireyleri tanıyor ve özgün kişilikler taşıyor.
Afrika çiklidleri sosyal konumu gözlem yoluyla belirliyor ve mantık yürütme belirtileri gösteriyor.


Maymun Konuşması

Kendi aralarında basit vokal işaretler kullandıkları gözlemlenen birçok hayvan türü vardır. Uzmanlar insan dışındaki memelilerin tamamen yeni anlamlar yaratmak üzere işaretleri bir araya getirdiklerine ilişkin kanıtları ilk kez elde ettikleri kanısını taşıyor. Birçok erkek maymun türü, dişileri ve yavruları uyarmak için sıklıkla piyov ve hek seslerini tekrarlar. Araştırmacı Klaus Zuberbühler, tek başına kullanıldığında bunun bir yırtıcının saldırmaya hazır olabileceği anlamına geldiğini belirtiyor. Art arda kullanıldığında ise belirli bir tehlikenin söz konusu olmayabileceğini, sadece erkeğin oradan ayrılma yönündeki ısrarına işaret edebileceğini ekliyor.
Piyov: Bir leopar ya da başka bir yırtıcı yakında pusuda bekliyor.
Hek: Kartal gibi uçan bir yırtıcı yakında dolaşıyor.
Bazen bu sesler basit bir “cümle” kurmak için bir araya getirilir:
Piyov piyov hek hek hek hek. Buradan ayrılıp başka yere gidelim. —Chris Carroll

Hayvan Gözcülüğü

Her evde olduğu gibi, balarısı kovanları da bazen aşırı kalabalıklaşabilir. Bir kovan düpedüz taşacak hale geldiğinde, balarısı sakinleri en iyi yönetilen komüne bile ilham kaynağı olabilecek bir kolektif karar alma sürecine girer. Kraliçe ve kovandaki arıların yaklaşık yarısı uçup bir ağaca konarken, izciler yeni bir yuva aramak üzere etrafa dağılır. American Scientist dergisinde yayımlanan bir incelemeye göre, yuva kurulacak iyi bir yer bulan izciler kararsız izcileri yanlarına çekmek üzere bir “sallanma dansı” yaparak yarışa tutuşurlar. Kazanılmak istenen arılar gösterilen yeri bizzat incelerler. Eğer yer hoşlarına giderse, aynı şekilde sallanma dansıyla reklamını yaparlar. Herkes hazır olduğunda, tüm kovan yeni yuva yerine uçar.

Arayanın Kimliği: Kuşlar
Dışarıda bir cep telefonu zili duyduğunuzda, bu “telefon”un tüylü olduğunu görerek şaşırabilirsiniz. Romalılar usta taklitçi olan sığırcıklara insan konuşmalarını taklit etmeyi öğretmişlerdi. Günümüzde repertuarları sadece diğer kuş ötüşlerini değil, testere seslerini, at kişnemelerini ve hatta cep telefonu ezgilerini kapsıyor. Danimarka ve Avustralya gibi birbirinden çok uzak yerlerdeki sığırcıklar bile aynı şeyi yapabiliyor. Britanya’nın Kraliyet Kuşları Koruma Derneği uzmanlarından Andrew South, erkek kuşların “özellikle üreme zamanında bir dişiyi çekmek ve bir alanı tutmak için” insan sesleri çıkardıklarını belirtiyor.

http://www.nationalgeog..._hayvanakli.aspx?Konu=2

ALINTIDIR.



_____________________________



 
178 Mesaj
24 Ağustos 2008; 21:49:44 


quote:

Orjinalden alıntı: _LoRDi_

Hayvanlarda yok mudur ki?

Hayvanlarda ic gudu vardir.


_____________________________



4928 Mesaj
24 Ağustos 2008; 22:06:50 


quote:

Orjinalden alıntı: dkrn



Hayvanlarda ic gudu vardir.



Eğer hayvanda 'iç güdü' var ise @sariemir06'nun mesajında belirttiği hayanları açıklar mısın?


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



 
2799 Mesaj
24 Ağustos 2008; 22:36:38 

Deepblue kasparovu yendiği zaman ne tepki verdi insanlık ?
Bu araştırmalarıda bir satranç maçı olarak düşünebilirsin.Fark olarak deepblue'nun belleğine bilgiyi insanlar koydu.Hayvanların belleği ise tamamen bilinmez insanlık için.O yüzden beklenmedik( bizim epistemolojik yetersizliğimizden) hareketler yada tepkiler bilincin varlığına delil olamaz.

Birde bilincin tanımındaki sıkıntılardan dolayı hangi hareketin bu kaspamda değerlendireleceği sorunuda var.Orda söylenenler biraz yamultmak oluyor bence bilgiyi.Ama konu açık bu tarz spekülasyonlara.Bekleyip görmek gerekecek.


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


6587 Mesaj
24 Ağustos 2008; 23:34:48 

biraz film senaryolarından etkilenelim isterseniz.

kainat 15 milyar yıl yaşında, yeryüzü 5 milyar yıl yaşında.

ilk canlıların ortaya çıkmaya başlaması 2-3 milyar yıl.

insanın ortaya çıkması ise bir kaç milyon yılı almakta.

akıl dediğimiz olgu sadece kimyevi, biyolojik unsurlardan oluştuğunu düşünmek hayli zor. zira benzer yapıda insandan daha eski canlılar hala akıl üretebilmiş değil.

ve evrende bilindiği kadarı ile yapayalnız durumdayız. öyle ki milyarlarca yıldız ve onların da milyarlarca gezegeni olmasına rağmen "bilinen" hayatsadece dünyada var.

kainat sadece maddeden ve kimyasal reaksiyonlardan ibaret olsa akıl, duygu, acı, his, düşünce vs soyut kavramların mümkün olamayacağını düşünüyorum. zira bir kimyasal reaksiyon ile acı, akıl üretmek mümkün değil bilindiği kadarı ile ...

bu durumda ben insanın aklının kaynağının kainattan bağımsız olduğunu düşünüyorum.


_____________________________

Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)


 
178 Mesaj
24 Ağustos 2008; 23:53:07 


quote:

Orjinalden alıntı: metalok




Eğer hayvanda 'iç güdü' var ise @sariemir06'nun mesajında belirttiği hayanları açıklar mısın?

Metalok arkadasim ona bakarsan bir kopek uyusturucu buluyor.Dahasi bir muhabbet kusu derler ya konusabiliyor en basitinden Papagan konusuyor yani simdi bunlarda akilmi var tabiki yok.

1.His
2.Cüz-i bir cüz-i irade olduğundan akıl noktasındaki muamelattan hariçtirler ve sorumlu değillerdir.


_____________________________



5463 Mesaj
24 Ağustos 2008; 23:57:25 

Bizim beyin yapımızın yeterince karmaşık olmasından doyalı birtakım duygulara ve düşüncelere sahip oluyoruz. Tek bir sinir hücresinin ya da bir grup sinir hücresinden oluşmuş sinir düğümünün insandaki gibi duygular meydana getirmesi beklenemez elbette. İnsanın beyin kapasitesi bıçakla kesilmiş gibi hayvanlardan farklı değil. Diğer canlılar da beyin kapasitelerine göre birtakım duygu ve düşüncelere sahip. Bu kademe kademe gidiyor. Örneğin şempanzenin beyni de hatırı sayılır bir karmaşıklığa sahip olduğu için şempanze birtakım duygu ve düşüncelere sahip olabiliyor hatta bir bilinç geliştirebiliyor.


_____________________________

İmzanız kural dışıdır! || Uymanız gereken imza kurallarını okumak için tıklayınız.


4928 Mesaj
24 Ağustos 2008; 23:57:58 

@dkrn, hayvanların başardıkları şeyleri tekrar okur musunuz lütfen!
Yapılan deneyler uyuşturucu bulmak ya da birkaç kelimeyi tekrar ettirmekten daha karmaşık şeyler...


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 0:01:30 


quote:

Orjinalden alıntı: Deep Impact

biraz film senaryolarından etkilenelim isterseniz.

kainat 15 milyar yıl yaşında, yeryüzü 5 milyar yıl yaşında.

ilk canlıların ortaya çıkmaya başlaması 2-3 milyar yıl.

insanın ortaya çıkması ise bir kaç milyon yılı almakta.

akıl dediğimiz olgu sadece kimyevi, biyolojik unsurlardan oluştuğunu düşünmek hayli zor. zira benzer yapıda insandan daha eski canlılar hala akıl üretebilmiş değil.

ve evrende bilindiği kadarı ile yapayalnız durumdayız. öyle ki milyarlarca yıldız ve onların da milyarlarca gezegeni olmasına rağmen "bilinen" hayatsadece dünyada var.

kainat sadece maddeden ve kimyasal reaksiyonlardan ibaret olsa akıl, duygu, acı, his, düşünce vs soyut kavramların mümkün olamayacağını düşünüyorum. zira bir kimyasal reaksiyon ile acı, akıl üretmek mümkün değil bilindiği kadarı ile ...

bu durumda ben insanın aklının kaynağının kainattan bağımsız olduğunu düşünüyorum.

Atladığın nokta şu bilinç zaten kendi farkındalığına varmak.İnsan aklı konuşmayı-yazıyı ve böylece kültürü gelecek nesillere bırakmayı öğreneli ne kadar oldu.Yani bilincli bir şekilde kendi kökenini araştırmaya ve sorgulamaya ne zaman başladı.Evrimsel süreçte bu zamanın kısalığını gözönüne alırsan ve insanın bu süreci anlamakta şu an için zorlandığını ve tanımlamakta güçlük çektiğinide bunun üzerine eklersen.Nasıl oluyorda bu kadar kesin yargılara varıyorsun anlayabilmiş değilim.Çoğu şey bilinmez hala insanlık için.Maddeye insanlık can veremez demek insanlar sirius'a gidemez demek gibi geliyor bana


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


 
1007 Mesaj
25 Ağustos 2008; 0:11:08 


Kainat, Allah'ın aynası değil mi?

Yani kainatta gördüğünüz veya göremediğimiz herşey onun görüntüsünden başka şey değildir! Onun görüntülerinden birin olan insan, diğer görüntülerinden üstün olabilir mi ki, insanda akıl olurken, diğer görüntüleri akılsız olsun? İnsan söylendiği veya inanıldığı şekliyle acaba hayvanlardan daha akıllı olabilir mi?

Bize göre en ahmak olan varlık insandır. Çünkü insan herşeyi abartılı birşekilde sahiplenmek istemektedir. İnsan bencildir ve egoisttir. Bencillik ve egoistlik aklı eksiltmektedir. Kendisine yarasın, yaramasın herşeye sahip olmak istemektedir. Diğerlerinin aç ve açıkta kalması insanları mutsuz etmememektedir. İnsan hep üstün ola egosunu taşımaktadır. Buna benzer olayları düşününce, insan akıllı mıdır, değil midir?


_____________________________


Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
25 Ağustos 2008; 0:43:34 


quote:

Orjinalden alıntı: metalok

@dkrn, hayvanların başardıkları şeyleri tekrar okur musunuz lütfen!
Yapılan deneyler uyuşturucu bulmak ya da birkaç kelimeyi tekrar ettirmekten daha karmaşık şeyler...


Ya bu gönderilen yazıyı okumadan, yada okuyupta hiç yokmuş gibi cevap yazmakta iyice yaygınlaştı. Ayrıca yazıda yazılanlar bilimsel açıklamalar, bu açıklamalar olmaksızın, bilimsel kimliği olmayan herhangi biri bile hayvanların düşündüğünü, duyguları olduğunu anlayabilir.


6587 Mesaj
25 Ağustos 2008; 7:50:09 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov
Atladığın nokta şu bilinç zaten kendi farkındalığına varmak.İnsan aklı konuşmayı-yazıyı ve böylece kültürü gelecek nesillere bırakmayı öğreneli ne kadar oldu.Yani bilincli bir şekilde kendi kökenini araştırmaya ve sorgulamaya ne zaman başladı.Evrimsel süreçte bu zamanın kısalığını gözönüne alırsan ve insanın bu süreci anlamakta şu an için zorlandığını ve tanımlamakta güçlük çektiğinide bunun üzerine eklersen.Nasıl oluyorda bu kadar kesin yargılara varıyorsun anlayabilmiş değilim.Çoğu şey bilinmez hala insanlık için.Maddeye insanlık can veremez demek insanlar sirius'a gidemez demek gibi geliyor bana


ben elimizdeki verilere göre konuşuyorum. bundan 1 000 yıl sonra insan canlı meydana getirebilir (ihtimali bana göre sıfır) düşüncesi ile hareket etmem oldukça manasız bana göre. zira bundan 50 yıl sonrasını göremeyeceğim bir dünyada neden 1000 yıl sonrası için kabul edilecek varsayıma göre hareket edeyim. onun yerine bilimin bugün geldiği noktaya bakar, tahmini gelebilecek noktaya göre de hareket ederim.

konuya gelecek olursam;

kainatta o kadar madde varken, bilinen bir tek dünyada madde canlıya dönüşmüşse, bu dönüşüm sadece milyarlarca yıl önce olmuş ve henüz başka maddeler canlıya dönüşmemişse burada durup düşünmem lazım.

bana göre bütün türler ayrı ayrı topraktan var oldu, evrimcilere göre tek bir canlı var oldu, ondan da bütün canlılar. burada evrimi tartışmak istemiyorum.

ama gel gör ki gerek benim düşüncemde gerekse evrimsel düşüncede madde canlıya dönüşüyor.

ama kainatın hiçbir yerinde canlı yokken, kainatın hiçbir yerinde madde canlıya dönüşmemişken hayat denen unsur nasıl var olabiliyor ? kainatın hiçbir yerinde hayat yok kabul edersek, ki var olsa bile yeryüzüne gelme ihtimali yok denecek kadar az, yeryüzündeki hayatın kaynaığı nedir ? madde nasıl canlanabilir ?

not: evrime girmeyelim, binlerce mesajda evrimi didik didik ettik. evrimi aşalım ve öylece sorgulayalım ...


_____________________________

Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)


 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 9:43:25 

1898 de sanırım Amerika patent enstitüsü müdürü şöyle demiş.
Artık keşfededecek bir şey kalmadı.

Bende diyorumki bu hızla gidilirse tanrı denilen ideanın mutlak değerlerine sahip olamasada insan evrenin hakimi(tanrısı) olacak.Sadece zaman...

Evrim demeyeceksem kendi adıma hiçbir fikrim yok bilimsel.Tanrısal esintiler, metafizik kavramlar ve mistisizm ile gerçeğe ulaşabileceğine inanmıyorum.Eğer böyle yaparsak hiçbir bilginin geçerliliği kalmaz.Tarih gibi olur bilimde her ülke yada her 'medeniyet' kendi tanımlamalarını getirirki işin içinden çıkılamaz.


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


2907 Mesaj
25 Ağustos 2008; 14:27:27 

quote:

Orjinalden alıntı: s£stavina

0


1977'de Harvard'dan yeni mezun olan Irene Pepperberg çok cesur bir girişimde bulundu ve bir hayvanla konuşarak aklından neler geçtiğini öğrenmeye kalkıştı. Alex adını verdiği bir yaşındaki bir Afrika gri papağanını, İngiliz dilindeki sesleri çıkarmayı öğretmek amacıyla laboratuvarına götürdü. "İletişim kurmayı öğrenirse, ona dünyayı nasıl gördüğüne ilişkin sorular sorabilirim diye düşündüm."


Pepperberg Alex'le diyalog kurmaya başladığında, bilim insanlarının çoğu hayvanların hiçbir düşünceye sahip olmadığına inanıyordu. Hayvanlar sadece birer makineydi; uyaranlara tepki göstermeye programlı, ama düşünemeyen ya da hissedemeyen robotlar... Evcil hayvan sahibi olup da bu görüşe katılacak insan yoktur. Bizler köpeklerimizin gözlerinde sevgiyi görür, ve elbette, Benek'in düşündüğünü ve hissettiğini biliriz. Ancak bu tür iddialar halen çok tartışmalı. İçgüdülerimiz bilim sayılmıyor ve insanın duygu ve düşüncelerini bir başka hayvana yansıtması hiç de zor değil. Peki, o halde, bir bilim insanı bir hayvanın düşünebildiğini -yani dünya hakkında bilgi sahibi olup ona göre davranabildiğini- nasıl kanıtlayabilir?


Pepperberg, "Alex'le yaptığım çalışmalara başlamamın nedeni de bu" diyor. Onlarla ilk buluşmamda, Brandeis Üniversitesi'nde, Pepperberg'ün yük vagonu boyutlarındaki penceresiz laboratuvarında oturuyorlar -Pepperberg masasında, Alex de kafesinin üzerinde... Zemin gazetelerle kaplı, raflara renkli oyuncaklarla dolu sepetler tıkıştırılmış. İkisinin bir ekip olduğu açıkça görülüyor. Ve yaptıkları bu çalışma sayesinde, hayvanların düşünebildiği görüşü o kadar da mantıkdışı görünmüyor.


Bazı beceriler, daha yüksek zihinsel yeteneklerin önemli göstergeleri sayılıyor: İyi bir hafıza, dilbilgisi ve simgeleri kavrama, öz farkındalık, başkalarının davranışlarının nedenlerini anlama, başkalarını taklit etme ve yaratıcılık... Araştırmacılar, zaman içinde gerçekleştirdikleri yaratıcı deneylerle bu yetenekleri başka hayvan türlerinde de belgeleyerek, bir yandan biz insanları farklı kıldığını düşündüğümüz noktaları yavaş yavaş ortadan kaldırırken bir yandan da bize kendi becerilerimizin kaynağına ilişkin bir kapı aralıyor. Çalıkargaları diğer çalıkargalarının hırsız olduğunu ve saklanan yiyeceklerin bozulabildiğini biliyor; koyunlar yüzleri tanıyabiliyor; şempanzeler, termit yuvalarını karıştırmak için çeşitli aletler ve hatta küçük memelileri avlamak için silah kullanıyor; yunuslar insanların hareketlerini taklit edebiliyor. Ve papağan Alex de şaşırtıcı derecede iyi bir konuşmacı çıkmış...


Alex araştırmaları"nın başlamasından 30 yıl sonra bile, Pepperberg ve -üyeleri zaman içinde değişen- bir asistanlar grubu Alex'e İngilizce dersi vermeye devam ediyor. Daha genç iki papağanın yanı sıra insanlar da Alex'in sürüsü işlevini görerek ona her papağanın arzu ettiği sosyal ortamı sağlıyor.
Ne kadar küçük olursa olsun, her sürü gibi bu sürüde de dramatik olaylar eksik olmuyor. Alex diğer papağanların üzerinde baskı kuruyor, zaman zaman Pepperberg'e kızıyor, gruptaki diğer kadınlara ancak tahammül ediyor, bir erkek asistan ziyarete geldiğinde kendini kaybediyor. (Alex'in bana ne kadar mesafeli olduğunu gören Pepperberg, "Erkek olsaydın, şu an omzuna tünemiş, kulağına fıstık kusuyor olurdu," diyor.)
Pepperberg, Alex'i Chicago'daki bir evcil hayvan dükkânından almış. Onu mağazada çalışan kişinin seçmesine izin vermiş; çünkü, daha sonra diğer bilim insanlarının, çalışmaları için bilerek diğerlerinden akıllı bir kuşu seçtiğini düşünmelerini istememiş. Alex'in beyninin ceviz içi kadar olması, çoğu araştırmacıya, Pepperberg'ün türlerarası iletişim çalışmasının boşa çıkacağını düşündürmüş.
"Bazı insanlar böyle bir şeyi denediğim için bana deli demişti," diyor. "Bilim insanları, şempanzelerin -konuşamamalarına rağmen- daha iyi bir çalışma konusu olacağını düşünüyordu."
Bugüne kadar şempanzelere, bonobolara ve gorillere bizlerle iletişim kurmaları için işaret dili ve simgeler öğretildi ve genellikle etkileyici sonuçlar elde edildi. Örneğin araştırmacılarıyla "konuşabilmek" için yanında simgeli iletişim tahtası taşıyan Kanzi adlı bonobo, düşüncelerini ifade etmek amacıyla simgelerden kombinasyonlar oluşturdu. Ama yine de bu, bir hayvanın başını kaldırıp size bakması ve ağzını açıp konuşmasıyla aynı şey değil...




[font="Microsoft Sans Serif"]Bunlara iç güdü demeye dili varmaz insanın .[/font]


_____________________________

Büyümeyecektik itiraf et hadi.

Uzaklaştırılmış
Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
25 Ağustos 2008; 14:39:56 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

1898 de sanırım Amerika patent enstitüsü müdürü şöyle demiş.
Artık keşfededecek bir şey kalmadı.

Bende diyorumki bu hızla gidilirse tanrı denilen ideanın mutlak değerlerine sahip olamasada insan evrenin hakimi(tanrısı) olacak.Sadece zaman...

Evrim demeyeceksem kendi adıma hiçbir fikrim yok bilimsel.Tanrısal esintiler, metafizik kavramlar ve mistisizm ile gerçeğe ulaşabileceğine inanmıyorum.Eğer böyle yaparsak hiçbir bilginin geçerliliği kalmaz.Tarih gibi olur bilimde her ülke yada her 'medeniyet' kendi tanımlamalarını getirirki işin içinden çıkılamaz.



güzel cevap

takdirle takip etmeye devam ediyorum sizi Mr. Raskolnikov..

ama bazne sinirleniyorum çünkü ekleyecek birşey bırakmıyorsunuz pek..

ah bir de "net yargılar" sunma işini bütün mesajlarınızda yapabilseniz..


4928 Mesaj
25 Ağustos 2008; 16:03:09 

quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

1898 de sanırım Amerika patent enstitüsü müdürü şöyle demiş.
Artık keşfededecek bir şey kalmadı.

Bende diyorumki bu hızla gidilirse tanrı denilen ideanın mutlak değerlerine sahip olamasada insan evrenin hakimi(tanrısı) olacak.Sadece zaman...

Evrim demeyeceksem kendi adıma hiçbir fikrim yok bilimsel.Tanrısal esintiler, metafizik kavramlar ve mistisizm ile gerçeğe ulaşabileceğine inanmıyorum.Eğer böyle yaparsak hiçbir bilginin geçerliliği kalmaz.Tarih gibi olur bilimde her ülke yada her 'medeniyet' kendi tanımlamalarını getirirki işin içinden çıkılamaz.



Haklısın biraz zaman...
Resim de biraz yardımcı olur sanırım.
Dikkat!!! bir piksel büyüklüğünde olan şey güneş oluyor :)

0




Hani kelimeler ard arda söyleyince anlamını yitirir ya...
Sanırım evren diye diye...
Nasıl bir kavram olduğunu unuttuk...



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi metalok -- 25 Ağustos 2008; 16:29:33 >


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 17:03:11 

Evren ve zaman kavramını biliyorum.Bildiğim için konuşuyorum zaten bilmediğimi konuşmuyorum.Evrenin büyüklüğü karşısında insanın fiziksel küçüklüğünün bende farkındayım.Ama bizi farklı kılan bizi evrende eşsiz kılan bir şeye sahibiz.Senin mantığınla tekrar örneklendiriyorum.İnsan tabiat karşısında bile hala aciz bir fırtınayı bir hortumu kontrol edemiyor yeri geldimi.Küresel ısınmanın önüne geçemiyor.Ama sizde farkıdasınız ki insan zekası tabiayı yenecek ve doğaya hakim olacak zamanla.Mikro plandaki bu düşünceyi makro plana taşımak içinse gerekli olan tek şey zaman.İnsan zekası eskiden aritmetik artıyordu bundan sonra geometrik olarak artacak.Çünkü şartlar buna müsait o yüzden bilimin 4 yüzyılda aldığı mesafeyi göz önüne katarak yorum yapalım.

Bundan 4 yüzyıl önceyi gidip aya seyahet edileceğini söyleseniz size nasıl tepki verirlerdi.Aklımızın, hayalimizin alamayacağı dünyaları bizim önümüze serecek bilim tek yapmamız gereken kuşkucu ve araştırmacı ruhumuzu kaybetmemek.


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


4928 Mesaj
25 Ağustos 2008; 17:20:24 

@Raskolnikov, dediklerine katılıyorum.
Ama bir sorun var; zaman işte... kahretsin...
Maalesef ömrümüz ortalama 70-90 yıl...
Hadi bilim sayesinde 10.000 yıl olsun...
Çok attım ama neyse...

Biliyoruz ki, evrende milyarlarca(kelime olarak ne kdar basit değil mi:) galaksi var.
Bizimki ise, Samanyolu yani, 114100 ışık yılı çapında...
114bin100yıl boyunca ışık hızında ilerleyebilsek ancak Samanyolunu aşabiliriz demektir bu...
Anlıyacağınız yaşam süremizin 114bin yıldan fazla olması gerek...

Ha diyeceksiniz ki, boyutlar arası transfer, ışınlanma falan...
Hikaye...
En basiti kendinizi aya ışınlayacaksınız. Ay'ın uzaklığı 380bin km civarında...
Siz yanlış hesap edip 380bin5metre'lık bir ışınlama ya da boyut geçişi falan yapsanız, ay'ın içindesiniz demektir.
Diyeceğim o ki, evren hareketli bir yapıya sahip boyutalar arası transfer için bu hareketliliği göz önüne alıp hesaplamanız gerek...
Evren 15milyar ışık yılı büyüklüğünde...
Yapacağınız 0,000000000000000000000000001'lik hata nelere yol açar siz düşünün!
Belki gezegen diye onun bağlı olduğu yıldızın üstüne isabet edersiniz:)
Ayrıca şu da var; evrende gördüğünüz herşey şu anki konumuyla durmuyor!
Gitmek istediğiniz gezegen ya da yıldız sistemi çoktan yok olmuş olablir

Bilimsel olup olmadğını bilmiyorum bu sadece kendi düşüncemdir.
Havanın, denizin toprağın içinde bile belli bir basınç ve dirence maruz kalıyoruz.
Siz evrende boyut açmayı düşünüyorsunuz!
Açıl susam açıl gibi sihirli kelimeler ile olmaz herhalde...
Enerji gereklidir.
Yukarıdaki resme tekrar bakın ve dünyadan böyle bir enerji çıkar mı düşünün...

Tabii ki öncelikle boyutlar arası geçişi bulmak gerek:)))

Olay insan aklını çok aşıyor.
Yani insan değil aklının %100'ünü %10000'inini kullansa gene nafile diye düşünüyorum.

Bence bu zaman sorunu evreni yaratan gücün insanoğluna bir uyarısı...
"Haddini bil..." gibi ...

Ama herşey tesadüf ya...
Kimbilir belki tesadüfen çıkarız Samanyolunu falan...



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi metalok -- 25 Ağustos 2008; 20:20:41 >


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 21:21:02 

Bildiklerinin fazlalığının farkıdanmısın.Demek istediğim bu insan aklı ortak bir akıl oldu globalleşme ile işte bu gelişimi katlayacak.Dediğim gibi şu anki sınırlar ile yapılamayacak şeyleri söylüyorsun.Ama ilerde yapılıp yapılamayacağını sende bilemezsin bende.Ben kendi adıma yapılabilir diyorum sende yapılamaz.Haddini bilmeyecek hiçbir zaman insanlık bunu iyi özümsemek lazım


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


4928 Mesaj
25 Ağustos 2008; 21:43:58 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

Bildiklerinin fazlalığının farkıdanmısın.Demek istediğim bu insan aklı ortak bir akıl oldu globalleşme ile işte bu gelişimi katlayacak.Dediğim gibi şu anki sınırlar ile yapılamayacak şeyleri söylüyorsun.Ama ilerde yapılıp yapılamayacağını sende bilemezsin bende.Ben kendi adıma yapılabilir diyorum sende yapılamaz.Haddini bilmeyecek hiçbir zaman insanlık bunu iyi özümsemek lazım


Tüm gelmiş geçmiş insanların aklını toplasan ne fark eder!
Sen hâlâ evreni göremiyorsun sanırım.

Benim bildiklerim fazla değil olası sorunlardır.
Araştırıp öğrenebilirsin...

Belki gördüğün evrenin çoğu şu anda yok bile...
Bir yerde bir sorun oldu evren çökmeye başladı ama bunu biz fark edemiyoruz.
Çünkü biz evrenin geçmişini görüyoruz!

Muhteşem insan zekâsı yaşadığı dünyayı tüketiyor.
Geleceği tehlikede...
Fazla zamanı yok...
Misal 50 yıl sonra Türkiye ve birçok ülke çöl...
Su olmayacak...
Kirli bir hava...

Evet evrenin Tanrısı!!! olmaya aday insanlık için ne kadar bekleyeceğiz!
Fark etmiyor musun ortak akıl dediğin şey kendini yok ediyor!


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 21:51:16 

Bunlar kehanete giriyor artık bende nostradamus değilim.Aslında koatikaya pas atmak lazım bu noktada komizmin fikir planına giriyor kurtuluş reçeteleri


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


4928 Mesaj
25 Ağustos 2008; 21:56:00 

Eskiden denizaltı, uçak, füze hatta otomobil bile olmayacak hayal ötesi kavramlardı.
Ama oldu...
Ay'a gitmek imkansız görünüyordu!
Ama oldu...

İnsanlık şu an güneşte yaşanmaz diye düşünüyor.
Geçmişe bakıpta önceden de bunlar bunlar için olmaz deniyordu. Gelecekte güneşte yaşam neden olmasın diye mi düşüneceğiz!
Hayır...!
Güneşte yaşam ne kadar gerçek ise uzayda(tamamında) seyahat da o kadar gerçektir.

Dolayısıyla uzay/evren ile ilgili sorun ve gerçekler ortada iken kehanette bulunmak komik kaçar


Doğru bu iş kuran ayetlerini dalga almaya benzemez



< Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi metalok -- 25 Ağustos 2008; 21:58:20 >


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 22:39:46 

Ne dememi istiyorsun dostum ?
Gelecekte insanlık tüm uzayı keşfetme yarışına girecek ama bunun ne kadarını başarabileceğini söylememe mi ?
Zaten o yüzden mutlak değerleri çıkardım söylemimden elinden gelenin en iyisini yapacak insanlık.Şu an için bilinmez olan şeyler insanlığın bilgi hazinesine katılacak.Yani evrenin 'mutlak' zekası insanlık olacak.

Güneşte yaşam olmadığını yada olmayacağını nereden biliyorsun ? Işık hızını aşabilecek parcacıkların olmadığını nereden biliyorsun ?

Senin mantığın ile newton fiziği geçerli olmalı tüm dünyada ama einstein geldi ışık hızına yakın hızlarda geçerli olmadığını, taneciğin yapısındaki (heinsberg-schrodinger-bohr v.s isimleri telafuza göre yazdım)belirsizlikleri ortaya koydular. Şimdi bilinen yada belirsiz(seçenekli) demek daha doğru olur kuralları ihlal eden yapıların olmadığını nasıl bilecez.Zaten epr deneyleri ile maddenin ışık hızından daha hızlı bir şekilde etkileşebileceği gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.Etkilerini şu an için ölçemediğimiz bir madde neden olmasın.C.E.R.N de ne yapıyor bilim adamları.

Bilinmezler üzerinden kesin yargılara varmamı bekliyorsunuz.Bu konularda sizde birşey bilmiyorsunuz.Ben insanlığa inanıyorum sizde tanrıya sanırım.İnsanın sınırları size tanrıyı hatırlatıyor banada başarılması gerekenleri


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


6587 Mesaj
25 Ağustos 2008; 22:49:11 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

Evren ve zaman kavramını biliyorum.Bildiğim için konuşuyorum zaten bilmediğimi konuşmuyorum.Evrenin büyüklüğü karşısında insanın fiziksel küçüklüğünün bende farkındayım.Ama bizi farklı kılan bizi evrende eşsiz kılan bir şeye sahibiz.Senin mantığınla tekrar örneklendiriyorum.İnsan tabiat karşısında bile hala aciz bir fırtınayı bir hortumu kontrol edemiyor yeri geldimi.Küresel ısınmanın önüne geçemiyor.Ama sizde farkıdasınız ki insan zekası tabiayı yenecek ve doğaya hakim olacak zamanla.Mikro plandaki bu düşünceyi makro plana taşımak içinse gerekli olan tek şey zaman.İnsan zekası eskiden aritmetik artıyordu bundan sonra geometrik olarak artacak.Çünkü şartlar buna müsait o yüzden bilimin 4 yüzyılda aldığı mesafeyi göz önüne katarak yorum yapalım.

Bundan 4 yüzyıl önceyi gidip aya seyahet edileceğini söyleseniz size nasıl tepki verirlerdi.Aklımızın, hayalimizin alamayacağı dünyaları bizim önümüze serecek bilim tek yapmamız gereken kuşkucu ve araştırmacı ruhumuzu kaybetmemek.



evet, kainatta bildiğimiz kadarıyla bizim gibi bir canlı mevcut değil. akıl, irade, düşünce sahibi...

konunun amacı da bu öğelerin kaynağı ne ? acaba akıl, irade, düşünce sahibi başka varlık var da bize kendinden vermiş mi ? bunu bahsederken metafizik değil de bir film senaryosu olarak düşünün.

ya da akıllı insan olarak annenizin karnından doğduğunuzu ... mesela 20 yaşındaki bilgi birikimi ve sorgulayışa sahip olun. dünya sizin için ne kadar da merak uyandıran bir hal olacak, bir o kadar da tuhaf olacaktı. hemen sorgulamaya başlayacak ve dünyaya nasıl geldiğinizi araştıracaktınız.

ne var ki alışılmış insanı sorgulamadan geri bırakabiliyor.

koskoca kainat, minnacık dünya, minnacık beynimiz ve tüm kainatta tek akıllıyız ... aklımız da laboratuar deneyleri gibi 3 5 reaksiyonla ortaya çıkıyor.

saçma ki ne saçma. madde akıl üretiyor, madde neden sadece dünyada akıl üretiyor, gitsin başka gezegenlerde de akıl üretsin ...

Ama sizde farkıdasınız ki insan zekası tabiayı yenecek ve doğaya hakim olacak zamanla


insan zekası tabiatı yenecek kıvama gelecek kaabiliyette olacağını tahmin etmiyorum. günümüzde en basit virüslere bile onlarca insan kurban eden insanlık yeni ortaya çıkacak hastalıklar, tabii afetler, en basitinden ozon tabakasının görevini ifa edememesinden kaynaklanan olumsuzluklar karşısında minderde sırtı yere gelmiş güreşçi gibi olabilir.


_____________________________

Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)


4928 Mesaj
25 Ağustos 2008; 22:54:54 

Doğru insanlığın sınırları bana Allah'ı hatırlatıyor.
İnsanlık bir evren daha yaratamayacağı için...

Sana göre yaratabilir, bana göre yaratamaz!

Benim Allah'a inanmam insanlığa inanmamam anlamına da gelmez!

Işık hızını 1000 kat aş ne fark eder dostum!
Gene zaman sorunun olacak!
Yukarıda yazmıştım evren 15.000.000.000 ışık yılı büyüklüğünde...
Hepsini aştın ettin...
Fiziksel yapın kaldırabilecek mi bunu?

CERN henüz bir soru işareti?


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



847 Mesaj
25 Ağustos 2008; 23:03:37 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

1898 de sanırım Amerika patent enstitüsü müdürü şöyle demiş.
Artık keşfededecek bir şey kalmadı.

Bende diyorumki bu hızla gidilirse tanrı denilen ideanın mutlak değerlerine sahip olamasada insan evrenin hakimi(tanrısı) olacak.Sadece zaman...

Evrim demeyeceksem kendi adıma hiçbir fikrim yok bilimsel.Tanrısal esintiler, metafizik kavramlar ve mistisizm ile gerçeğe ulaşabileceğine inanmıyorum.Eğer böyle yaparsak hiçbir bilginin geçerliliği kalmaz.Tarih gibi olur bilimde her ülke yada her 'medeniyet' kendi tanımlamalarını getirirki işin içinden çıkılamaz.



artık keşfedilebilecek herşey keşfedildiğinde, insan sadece en büyük kaşif olacak. çok klasik oldu bu kaşiflik durumu ama hükümdarlıktan daha geçerli gibi.

evrenin hakimi olmakla kaşifi olmak birbirine çok uzak kavramlar . ama nedense aynıymış veya benzermiş hissine kapılıyorum yukardakine benzer fikirlerle karşılaştığımda, hükmetmek ile keşfetmek-öğrenmek.


atomu parçalamak enerji üretmek değil de, sadece açığa çıkarmayı başarmak değil mi? atoma hükmetmek mi?

hızla üzerine gelen oktan kaçan bir insan, sola sağa eğilerek vurulmaktan kurtulabilir, ama oka veya yaya hükmetmiş hakim olmuş sayılmaz. insanın yaptığı eğilip bükülmek, gelen şeyin nasıl bir şey olduğunu ne tür etkiller yapabileceğini bulmak öğrenmek bazen kalkan (zeka veya bilim) kullanmak, bazen bir sıyrıkla atlatmak. ama hükmetmek değil.

çalışarak öğreneceğiz, hem bilerek-bilgiyle hem bilekle güçlü olacağız, bilim dünyasına hükmedeceğiz tabii ama, ayağımızda yere basacak, çünkü her zaman basacak bir yere ihtiyacımız olacak ve daha bir çok şeye, insanız çünkü.




_____________________________



 
2799 Mesaj
25 Ağustos 2008; 23:45:24 

Platon düşünsel bazda değilde kelime bazında yapılan tartışmaları çekişme( çatışma) olarak değerlendiriyor.

Ok ve yayın nasıl işlediğini bulan insanoğlu ona yön verebiliyorsa ona hükmetmiş olmuyormu.Nasıl bir tanımlama yapacaz bu noktada.Zaten doğanın işleyişi belli yasalar nazarında gerçekleşmiyormu.Biz bu yasaları ortaya çıkardığımız zaman tabiki 'bizim' için bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarıyoruz.Bu bizi bilinmez karşısında belli bir konuma oturtmuyormu ? Bu konuma cehaletmi diyeceğiz ?

Neden-sonuç ilişkisini biliyorsan, bu süreç sana hakimiyeti getirir.İnsancıl hareket etmiyor doğa.Maddenin yasaları var.Nedenleri ortadan kaldırmak sonuçları en direk etkileyecektir.


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


847 Mesaj
26 Ağustos 2008; 14:39:24 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

Platon düşünsel bazda değilde kelime bazında yapılan tartışmaları çekişme( çatışma) olarak değerlendiriyor.

Ok ve yayın nasıl işlediğini bulan insanoğlu ona yön verebiliyorsa ona hükmetmiş olmuyormu.Nasıl bir tanımlama yapacaz bu noktada.Zaten doğanın işleyişi belli yasalar nazarında gerçekleşmiyormu.Biz bu yasaları ortaya çıkardığımız zaman tabiki 'bizim' için bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarıyoruz.Bu bizi bilinmez karşısında belli bir konuma oturtmuyormu ? Bu konuma cehaletmi diyeceğiz ?

Neden-sonuç ilişkisini biliyorsan, bu süreç sana hakimiyeti getirir.İnsancıl hareket etmiyor doğa.Maddenin yasaları var.Nedenleri ortadan kaldırmak sonuçları en direk etkileyecektir.



kelime bazında yapılan bir tartışma yok, öyle algılama var, yüzeysel düşünmemek lazım. veya düşünce ifade ederken kelimeleri doğru seçmek lazım.
ok değilde bir meteor diye düşünebilirsiniz, insan üzerine atılan bir oka yön vermez.

neden sonuç ilişkisini bilmek hakimiyet getirmezç neden sonuç ilişkisine ulaşmakla, sadece kuralları öğrenmiş olursun. kuralına göre oynamak hakimiyet değildir, belki teslimiyettir. Senin yaptığın en modern uçaklardan çok daha yüksek hareket kabiliyetine sahip herhangi bir yaratık, kuş sinek vs. havada türlü manevralar çizerken gökyüzüne hakimiyet kurmuş olmaz. sadece oyunun konmuş kurallarına boyun eğmiştir.

insan da kainatta var olan kural veya kanunlara göre hareket etmek zorunda olan bir varlıktır.

kuralları sen koyabiliyorsan hakimsin, hükümdarsın, hükmedensin söylemek istediğim bu, tartışmıyorum.


_____________________________



 
2799 Mesaj
26 Ağustos 2008; 15:10:09 

quote:

Bende diyorumki bu hızla gidilirse tanrı denilen ideanın mutlak değerlerine sahip olamasada insan evrenin hakimi(tanrısı) olacak.Sadece zaman...


Mutlak değerler üzerinden eleştiri yapıyorsunuz.

'Hakîm, her şeyi inceliğiyle bilen, bu bilgisine göre emir ve yasakları vâzeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olandır.'

İnsan mevcut bilgisine göre dünyaya ve evrene yön verecek yegane yaratık.Tanrısal zeka yada big bangin koyduğu kuralları değiştirmesi değil onlara hakim olması onu bu konuma oturtan.

Bir meteor yada bir ok hepsi nedensellik çercevesinde hareket edecektir.Kuralları koymasanda mevcut kurallar içinde onu kontrol edebilmen seni ne yapar.( bu soruyu daha önce sormuştum sanki!)Teslimiyet ?

İnsanında kuralları vardır derken sanırım kuralları olmayan bir varlığı kastettin idealar dışında nerde yaşıyor bu varlık ? Nedense hayal dünyasında yaşattığınız bir varlığa insan varlığından daha çok değer veriyorsunuz.İnanılır gibi değil insan acizdir insan kusurludur v.s. Mevcut değerinizi küçültüp bunu izafi bir varlığa intikal ettiriyorsunuz.

Evrende o kuralları bilen ve bu zinciri kırabilen(bilinç) bir tek biz varız bilmem farkındamısın ? Kime teslim olacaz ? Nasıl bir mantıkdır bu kavrayamadımki !


_____________________________

sıvası dökülmüş apartmanın önünde, oturma odasındaki rengi solmuş perdenin dibinde, mutfaktaki emektar masanın yanında veya pastan üzerindeki boyası atmış bahçe kapasının yanı başında, olmadı sokakta hareket etmeyen iş makinesinin dibinde takım elbisesiyle çektirdiği fotoğrafı facebook profiline yükleyen canlıya öğretmen denir.


4928 Mesaj
26 Ağustos 2008; 15:26:24 

@Raskolnikov, hayalimizdeki varlığın evreni yarattığını düşünüyoruz, bu yüzden de değer veriyoruz.
Bunda kavrayamayacak bir şey yok...

Sen kavramak istemiyorsun o başka...


_____________________________

dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü



847 Mesaj
26 Ağustos 2008; 15:32:27 


quote:

Orjinalden alıntı: Raskolnikov

Nedense hayal dünyasında yaşattığınız bir varlığa insan varlığından daha çok değer veriyorsunuz.İnanılır gibi değil insan acizdir insan kusurludur v.s. Mevcut değerinizi küçültüp bunu izafi bir varlığa intikal ettiriyorsunuz.


Nasıl bir mantıkdır benim de bunu kavramama imkan yok. hep yüceltileceğiz, çok büyük olacağız, tanrılaşacağız, eksiklerimizi örtüp, marstan 1 gr toprak koparabildik diye böbüleneceğiz. dengeyi kurmak gerek anlamak isteyene firavun da pramitleri inşaa ederken aynı hisler içindeydi, guru kibir ve bir büyüklenme. şimdi ise müzelerde kendisi.hükemediyorum kuruntusu.



_____________________________

Sayfa:   [1]
Tüm forumlar » [Kültür ve Bilim] » Kültür, Güncel ve Tarih » Güncel » ++ kainatta akıl sadece insada mı vardır ?
Sayfa: [1]
Foruma Git
Bölümde Ara
Başa Dön


 
Reklamlar


DH VİDEO

 



Forum Software powered by ASP Playground Advanced Edition 2.3
Copyright © 2000 - 2006 ASPPlayground.NET

Bu sayfanın mobil sürümü / tablet sürümü / mini sürümü.



0.625