Şimdi Ara

Bir Dövüş Tekniği : Osmanlı Tokadı

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
74
Cevap
3
Favori
27.521
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Osmanlı tokadı

    Evet, Osmanlı tokadı namıyla efsane olmuş bir yakın dövüş tekniğinden bahsediyoruz; belki de gelmiş geçmiş en ölümcül dövüş tekniklerinden biridir Osmanlı tokadı. İnternette bu konuyla ilgili efsaneler ile gerçekler birbirine karışmış durumda bu yüzden burada bildiğim bütün Osmanlı tokat tekniği rivayetlerini yazacağım.

    Yeniçerilerin bu tekniği en iyi kullanan askeri sınıf olduğu ve bu tekniği başarıyla uygulayabilmek için mermer tokatladıkları rivayeti ki bu rivayet gerçeklerden uzak görünmektedir zira yeniçeriler ilk kuruldukları devirlerden itibaren ateşli silahlarla haşır neşir olmuş yakın dövüşte ise yatağan ve palalarını kullanmış bir askeri sınıftır.Silahsız kalmaları durumunda ise arkalarını dönüp kaçtıkları görülmemiş bir şey değildir.

    Bana göre bu tekniği özel olarak kullanan bir askeri sınıf yoktu bütün askerler arasından bileğine güvenen babayiğitler bu tekniği kullanırlardı ki bu tekniğin müthiş uygulayıcıları olduğu bilinmektedir buna örnek olarak da bir Avrupalı miğferinin üzerinde bulunan 5 parmak izi verilebilir Şimdi tekniğin nasıl uygulandığıyla ilgili çeşitli bilgilere gelelim Osmanlı tokad tekniği tek bir biçimde uygulanmazdı duruma, yere, hasmın zırh yapısına göre ve dövüşün gidişatına göre uygulanan çeşitli teknikleri mevcuttu bunlar; avuç içi tekniği, silme tokad tekniği, elin tersi tekniği, serme tekniği, süvari tokadı tekniği olarak adlandırılabilir.

    AVUÇ İÇİ TEKNİĞİ: Bu teknikte hasmın yüzünün ortasına burnun ucu tam bilekle el ayasının birleştiği yere denk gelecek şekilde tüm güçle vurulur ve hasmın kırılan burun kemiğinin kafatasının göz çukurları arasında kalan kısmını da kırıp içeriye saplanması sağlanırdı beyne doğrudan saplanan burun kemiği hasmın ani ölümünü sağlardı. En ölümcül tokad tekniği diyebileceğimiz bu teknikte amaç düşmanı en kısa yoldan öldürmekti.

    Bu tekniği uygulayabilmek için kuvvetli pazulardan başka bu pazuları oldukça hızlı bir şekilde kullanabilecek yeteneğinde geliştirilmiş olması gerekiyordu ancak bunun için özel bir talim yapılmazdı zira kılıç kullanma talimlerinde pazunun güç ve hızı zaten yeterince pekleştirilirdi. Bu tekniğin kullanılabilmesi için düşmanın zırhının yüz kısmının açık ve düşmanın yüzünün tam olarak tokadı atacak olan kişiye dönük olması gerekir.Bu tekniği Osmanlıların süvari askerleri de ellerini tıpkı bir mızrak gibi ama avuç içi hasmın yüzüne dik gelecek şekilde tutarak at üzerine düşmana bodoslamadan dalmak suretiyle kullanabilirlerdi.Tekniğin at üstünde uygulanması zorluğunu kat be kat arttırsa da etkisi de o ölçüde artardı.

    SİLME TOKAT TEKNİĞİ: Silme tokat tekniğinde ana hedef hasmın kulağının orta noktasından başlayıp dudakları ve tüm yanağı da dahil eden bir bölgedir.Parmaklar birbirlerine bitiştirilmeden,kol bükülmeden,vurma gücü omuzdan alınarak atılırdı.Silme tokat denmesinin nedeni darbe vurulduktan sonra elin bilekten ileriye doğru bükülüp hasmın tüm yüzünü yalayıp çenede toplanan bir itme kuvveti daha oluşturmasıdır ki bu itme kuvveti zaten tokadın etkisiyle bütün direncini yitiren düşmanın boynunun rahatlıkla kırılmasını sağlayabilirdi.

    Bu teknik zırhlı yüzeylere de uygulanabilirdi ama tam etkisi tabii ki çıplak ten üzerinde görülürdü.O ünlü mermer idmanı bu tokat tekniğinin ölümcül surette uygulanabilmesi için yapılırdı ama bu idmanda amaç çoğu forumda yazdıkları gibi ellerin büyümesi için değil ellerin sertleşmesi ve vuruş tekniğinin mükemmelleştirilmesi içindi zaten eski Türklerin elleri gelişme çağında sürekli olarak et suyu,et,hamur işi,tereyağı gibi besinlerle haşır neşir oldukları için ekseriyetle çok büyük olurdu bugün bile Kars,Ardahan gibi doğu illerinde et suyu ile beslenen çocukların ellerinin etli ve büyük oldukları görülebilir.

    ELİN TERSİ TEKNİĞİ:Dövüş sırasında savunmaya yönelik bir hamle olarak kullanırdı.İlk hamlesi boşa giden savaşçı kendini korumak,düşmanının hamle yapmasını engellmek için bir de elinin tersiyle tokat savurur ilk hamlesinin boşa gitmesiyle oluşan denge kaybını da böylece telafi ederdi.Bu teknikte bütün parmaklar birbirine bitişik olmalıdır aksi takdirde kendi parmağınız kırılabilir ve darbe elin parmaklı kısmıyla değil parmakların elin kalanıyla birleştiği kemikli bölümle gerçekleştirilmelidir.Bu darbe hasmı öldürmez ama sersemlemesini sağlar veOsmanlı askerine de yeni bir hamle etmesi için zaman kazandırırdı.

    SERME TEKNİĞİ: Silme tokadın parmaklar bitiştirilmek suretiyle atılanına serme tokat denir.Bu tokat tekniğinde ise hedef silme tokada göre daha dar bir alandır kişini burnuna ve ağzının ortasına aşağıdan yukarıya gelecek şekilde kolun gerektiği kadar(ama çok fazla değil) bükülmesiyle yaratılacak savrulma etkisi de kullanılarak vurulması gerekir böylece hasmın ağzı yüzü birbirine karışır,dudağın patlaması,burnun kırılması,darbenin şiddeti sebebiyle havadaki çer çöp ve tozun gözlere dolabilmesi ve acının keskinliği sebebiyle gözlerin yaşarması,görüşün bulanıklaşması söz konusudur.

    Bayıltmaya yönelik bir tokat tekniğidir saldırıda direk olarak kullanılabildiği gibi bir saldırı karşısında refleksif olarak aşağıdan yukarıya elin savrulmasıyla savunma amaçlı olarak da kullanılabilir her iki durumda da okkalı darbeyi yiyen düşmanın kendisine gelmesi zaman alacak ve bu arada Osmanlı askeri baygın haldeki hasmı arkadan gelenlerin insafına bırakacak yahut bağlayıp üstüne bir not yazarak kenara atacaktır(esirin kıymetine bağlı olarak dandik bir şeyse gebertip kenara atar ama işe yarar bir esirse adamın kıymetini takdir etmede üstad olan atamız esirini bağlar ve Osmanlı toplumunda sadrazamlığa bile yükselebileceği kölelik mevkisine ulaştırır.)

    SÜVARİ TOKADI TEKNİĞİ: Özellikle at üstünde atılmak üzere geliştirilmiş bir tokat tekniğidir. Bu teknik kaçan düşmana yetişip esir almak için birebirdir.At dörtnala sürülürken üzengi üstünde doğrulunup el eğerden aşağıya sarkıtılır hedef konumundaki zavallıya yaklaşıldığında el bütün güç ve hızla havaya kaldırılır ardından gene bütün güç ve hızla hasma hedef ense olacak şekilde indirilir.

    El hedefin konumuna göre kimi zaman parmaklar bitişik kimi zamansa parmaklar ayrık olarak vurulur.Burada dörtnaldan kaynaklanan hızın verdiği ivmeyi de hesaba katarsak tüm teknikler içinde en hızlı olarak atılan tokattır.Osmanlı süvarileri içinde özellikle tımarlı sipahiler(Tımar sistemi bozulmadan önceki orjinal Türk atlısı olan ve Orta Asya süvarilik geleneğini sürdüren tımarlı sipahiler)ve akıncılar bu tekniğin başarılı uygulayıcılarıydı.Bu askerlerden biri tarafından göze kestirilen düşmanın hayatının geri kalanı tamamıyla Osmanlı süvarisinin insafına kalmıştı.Süvari elini biraz kuvvetli vurarak öldürebilir daha hafif vurarak felç edebilir biraz daha az kuvvet uygulayarak düşmanı bayıltıp esir edebilirdi.

    Tüm bu teknikler çetin idmanlar, zor oyunları(cirit, çevgen, güreş vb.) ve kanlı savaş meydanlarında pişen savaş erleri için rahatlıkla uygulanabilecek tekniklerdi. Bütün bunlara Türk askerinin bu koşullarda geliştirdiği farklı: fiziki yapısını ki bu yapının başında katı yay germek suretiyle elde edilen çelik misali pazılar, ellerin kılıçla veya kılıçsız olarak hedeflere sürekli savrulmasıyla elde edilen kol uzunluğu ve müthiş kuvvetli omuz, boyun kasları da eklenirse, savaş meydanlarında fırtına misali esen bu askerlerin Avrupayı nasıl korkudan titrettiği biraz daha iyi anlaşılacaktır.

    Ayrıca Osmanlı tokadı olarak bilinen tokat tekniklerinin daha Türkler Orta Asyadan ayrılmadan icat edilmiş olması mümkündür. O sebeple Osmanlı tokadı yerine Türk tokadı denmesi bence daha uygun olacaktır. Hunlular veya Göktürkler zamanında Osmanlılar yoktu ama bu tokat teknikleri büyük ihtimalle Osmanlıların ataları tarafından biliniyordu ve yaygın olarak kullanılıyordu ama yer cüceleri tarih yazıcılığında ketum ve taraflı davrandığı için Çin kaynakları bize pek bilgi vermiyor. Hun boksu denen dövüş tekniği hakkında biraz daha fazla bilgimiz olduğunda bu tekniğin Türk proto-tokat tekniği olarak görülebileceği de bence ortaya çıkacaktır.
    Alıntıdır.



    _____________________________




  • quote:

    AVUÇ İÇİ TEKNİĞİ: Bu teknikte hasmın yüzünün ortasına burnun ucu tam bilekle el ayasının birleştiği yere denk gelecek şekilde tüm güçle vurulur ve hasmın kırılan burun kemiğinin kafatasının göz çukurları arasında kalan kısmını da kırıp içeriye saplanması sağlanırdı beyne doğrudan saplanan burun kemiği hasmın ani ölümünü sağlardı. En ölümcül tokad tekniği diyebileceğimiz bu teknikte amaç düşmanı en kısa yoldan öldürmekti.


    Silah çıktı mertlik bozuldu zaten...
    _____________________________
  • Silah olmadan önceydi gerçek savaşlar, ozamanlar sadece asker ölürdü, şimdi sadece siviller ölüyor
    _____________________________
    Ya Olduğun Gibi Görün Ya Da Göründüğün Gibi Ol
  • Doğru hatırlıyorsam 50 cm çapında bir mermer sütun üzerinde çalışıyolardı.
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: 3RS!N

    Doğru hatırlıyorsam 50 cm çapında bir mermer sütun üzerinde çalışıyolardı.


    Evet.Benimde bildiğim mermer üzerinde çalışıyolardı.
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: grrdn


    quote:

    Orjinalden alıntı: 3RS!N

    Doğru hatırlıyorsam 50 cm çapında bir mermer sütun üzerinde çalışıyolardı.


    Evet.Benimde bildiğim mermer üzerinde çalışıyolardı.


    Evet bende böyle duymuştum hatta ıslak mermer üzerinde çalışıyorlarmış. Islak olmasının etkisi farklı herhalde.
    _____________________________
  • Bir şeyde ben ekleyeyim,bu tokatçılar genelde devşirme çocuklardan oluşan askerlerden iri yarıları seçilerek eğtime alınıyormuş,nedeni daha iri yapılı olduklarındanmış.
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • savaşta bilek kuvveti önemlidir tabi birebir kaldımmı napcan silah yok elinde.

    bide tabi karşındakini baştan korkutman lazım görünümünle.bunu için yeniçerileri savaşa götürürken gür bıyıklılarını götürürlermiş

    bunu bize bi sosyal hocamız anlatmıştı ilkokuldayken savaşa götürüleceklerini seçerkern bi tarağı askerlerin bıyığına takarlarmış.tarak bıyıkta kalırsa savaşa, kalmassa otur oturduğun yerde
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Thin Lizzy

    Bir şeyde ben ekleyeyim,bu tokatçılar genelde devşirme çocuklardan oluşan askerlerden iri yarıları seçilerek eğtime alınıyormuş,nedeni daha iri yapılı olduklarındanmış.


    Gerçi tarihi kurcalayanlar daha iyi bilir ama Tokatçı diye bir sınıf yoktur ve rivayetten öteye gidemez. tüm yeniçerilere silahsız yakın dövüş olarak öğretilen bir teknikdir.
    _____________________________
  • İzlemesi çok zevkli olurdu bence.
    _____________________________
  • Bir yanlışı düzeltmek istiyorum..

    Silah ve Tüfek farklı şeylerdir.

    Silah, saldırı yada savunma amaçlı karşı tarafa zarar veren herşeydir..

    Mesela bir mızrakta silahtır.
    Ancak yukarıda kastedilen Tüfek - Tabanca vb. barutlu silahlardır.
    _____________________________
  • Tokatçılar değildehttp://tr.wikipedia.org/wiki/Deliler

    Alıntı:
    Bir rivayete göre de ıslatılmış mermer üzerine çıplak elle tokat atarak talim ederlerdi. İri yarı adamların ellerinde sadece bir kalkanla ve dahi kimi zaman o bile olmaksızın üzerlerine saldırdığını gören düşman askeri ne olduğunu anlayamadan, mermere meydan okuyan meşhur Osmanlı tokadıyla karşı karşıya gelir, ve bunun nasıl bir şey olduğunu anladığında ya ölü ya da artık savaşamayacak denli sakat bir asker olurdu.

    Yanlış hatırlamıyorsam Vakayı Vakvakiye (Çınar vakası) diye bilinen ayaklanmada vezire saldıran yeniçerilere karşı vezir kendini savunurken attığı tokadı yiyen yeniçeri yıkılıyormuş (Öldüğü için ikinciye ihtiyaç duymuyormuş. ) Lisede tarih hocamız demişti
    _____________________________
    Kul´a bela gelmez, Hak yazmadıkça.Hak bela yazmaz, kul azmadıkça.
    Körler duyduklarını gerçek sanır,sağırlar gördüklerini,aptallarsa kendi bildiklerini




  • quote:

    Orjinalden alıntı: arseniCem

    savaşta bilek kuvveti önemlidir tabi birebir kaldımmı napcan silah yok elinde.

    bide tabi karşındakini baştan korkutman lazım görünümünle.bunu için yeniçerileri savaşa götürürken gür bıyıklılarını götürürlermiş

    bunu bize bi sosyal hocamız anlatmıştı ilkokuldayken savaşa götürüleceklerini seçerkern bi tarağı askerlerin bıyığına takarlarmış.tarak bıyıkta kalırsa savaşa, kalmassa otur oturduğun yerde

    Bağdat seferinde Osman denilen delikanlılın daha yaşı genç olduğu için bıyığında tarak durmazmış.(Bıyıkta yokmuş aslında) bu onun hikayesinden alıntıdır.
    Hatta adına yazılmış birde marşı vardır.
    Netde araryınca hikayesini buldum.
    http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=4014500&tarih=2004-12-18
    _____________________________
    Kul´a bela gelmez, Hak yazmadıkça.Hak bela yazmaz, kul azmadıkça.
    Körler duyduklarını gerçek sanır,sağırlar gördüklerini,aptallarsa kendi bildiklerini




  • Bir kitapta okumuştum, fransız bir yazarın osmanlı'ya dair bir kitabıydı..
    Çok uzun zaman oldu ama Osmanlı Tokadı hakkındaki söyledikleri hala aklımda kalmış..

    Bu tokadın ortalama bir askeri rahatça öldürdüğünden ve hele hele at üstündeyse osmanlı askerleri, karşısındakinin kalkanı bile olsa en iyi ihtimalle dengesinin alt üst olduğundan bahsediyordu.

    Gerçekten inanılmaz bir güç!!




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ayı Baba -- 10 Ağustos 2008; 7:59:08 >
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: sse

    Tokatçılar değildehttp://tr.wikipedia.org/wiki/Deliler

    Alıntı:
    Bir rivayete göre de ıslatılmış mermer üzerine çıplak elle tokat atarak talim ederlerdi. İri yarı adamların ellerinde sadece bir kalkanla ve dahi kimi zaman o bile olmaksızın üzerlerine saldırdığını gören düşman askeri ne olduğunu anlayamadan, mermere meydan okuyan meşhur Osmanlı tokadıyla karşı karşıya gelir, ve bunun nasıl bir şey olduğunu anladığında ya ölü ya da artık savaşamayacak denli sakat bir asker olurdu.

    Yanlış hatırlamıyorsam Vakayı Vakvakiye (Çınar vakası) diye bilinen ayaklanmada vezire saldıran yeniçerilere karşı vezir kendini savunurken attığı tokadı yiyen yeniçeri yıkılıyormuş (Öldüğü için ikinciye ihtiyaç duymuyormuş. ) Lisede tarih hocamız demişti

    Bizim tarihçide bir atı tokatla devirebildiklerinden bahsediyordu.
    Bir de bu Deliler'i düşmanın morali bozulsun diye ön safa koyuyolarmış.
    _____________________________




  • Avuç içiyle şakaklara veya kulaklara bir darbe de çok etkili bir tokattır.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi GamingExpert -- 10 Ağustos 2008; 18:40:15 >
    _____________________________
  • Bu tokatın bir teknik Olcağını zannetmiyorum ama Osmanlı Döneminde o zamanın Delikanlıları tarafından atılan bir tokattır
    _____________________________
  • Birde ön saflarda bulunan DELİ'ler vardı yanılmıyorsam;

    Savaş meydanında karşı karşıya gelindiğinde,çarpışmadan önce suratlarını kesip bıçağı yalarlarmış.Psikolojik savaş...
    _____________________________


    We´ll be ready when the curtain might fall...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: ANDREİ

    Birde ön saflarda bulunan DELİ'ler vardı yanılmıyorsam;

    Savaş meydanında karşı karşıya gelindiğinde,çarpışmadan önce suratlarını kesip bıçağı yalarlarmış.Psikolojik savaş...

    Açıkçası onların karşısında olsam kendimi kötü hissederim.Öğrendiğim iyi oldu teşekkürler
    _____________________________
  • Osmanlı döneminde savaşa gidilirken, ülkede ne kadar deli ya da görünüş bakımından eli-ayağı bozuk, gulyabani tipli insan varsa hepsi toplanır ve ordunun en ön sırasında, düşmanın üzerine yürütülürmüş. Amaç, düşmanın psikolojisini bozmakmış.

    Bi sonraki sırada ise, (affınıza sığınarak söylüyorum, ama anlatanlar hep böyle söylüyo) "daltarrak" denen adamlar bulunurmuş. Bunlar ise, saraya ufak yaşta alınan gayrı müslüm çocuklarıymış. Küçüklüklerinden itibaren sadece pirinç ve hamur işleriyle beslenip izbandut gibi olmaları sağlanırmış. Bi yandan da, her gün yağlı elleri ile mermer tokatlayıp idman yaparlarmış. Böylelikle elleri sağlamlaşır, beton gibi olurmuş. Zaten mermeri tokatlayarak kıramayanı da savaşa götürmezlermiş.

    Bu daltarraklar savaşta gürz-kılıç filan kullanmayıp, düşman askerlerinin beyinlerini tek tokatla, (herhalde "Osmanlı tokadı" lafı da burdan geliyo) dışarı çıkartırlarmış. Düşünün, adamın kafasında miğfer var ve bi vuruşta kafa miğferle birlikte dağılıyo.
    Bu hikayeden de, Osmanlının bunca yeri nasıl fethettiği anlaşılıyor..
    _____________________________




  • 
Sayfa: 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.