Başlık ve anket alakasız farkındayım.. O neden le özür dilerim. Bu yazıya sadece 5 dk.nızı vererek hayatınızdaki herşeyi değiştirebilirsiniz.
Sizlere (bilmeyenlere) toplumumuz için neler yapabileceğimizi anlatmak istiyorum. Gerçekten ciddi bir konudur, lütfen sonuna kadar okuyunuz.
Toplum Gönüllüleri Vakfı üniversiteler bünyesinde kurulan klüplerdir. Sadece üni öğrencileri katılacak diye bir mecburiyet yoktur.
Arkadaşlarımızla Niğde Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Vakfını kurduk. Ben buradan neler yaptığımızı falan uzun uzadıya anlatmayacağım, yanlız şunu anlatmadan geçemeceğim, geçtiğimiz hafta, yaklaşık 30 kişi, Rehabilitasyon Merkezini, Çocuk yuvasını ve Yaşlılar Evini gezdik.
tıklayınHer gittiğimiz ortamda inanılmaz bir haz aldık. Özellikle yaşlılar ve çocuklarla yaptığımız konuşmalarda, onların sıcak bir konuşmaya, yeni yüzlere ne kadar ihtiyaçları olduğunu anladık. Dönüşünde aramızda yaptığımız konuşmalarda bunun gibi yerleri sürekli ziyaret etme kararı aldık.
Bu işi herhangi bir çıkar için yapmıyoruz, biz gönüllüyüz, tüm masraflarımızı TOG merkezi karşılıyor. İnanın gönüllü olduğumdan beri, topluma karşı olan sorumluluğumuzun farkına vardım.
İşte Toplum gönüllüsü bir gencin kaleminden kağıda dökülmüş izlenimleri... Buraya kadar okudysanız bundan sonrasınıda ısrar okumaya devam edin.
TOPLUM GÖNÜLLÜSÜ BİR GENCİN İZLENİMLERİ
TAŞTEPE KÖYÜ’NDE BİR GÜN…
8 Ocak 2005, saat 20:00... Ege Üniversitesi öğrenci yemekhanesi karşısına inen 80 kişi. İnince konuştukları pek bir şey yok. Neden? Çünkü hiç böyle bir gün geçirmemişlerdi. Böyle kirlenmemişti Bekir'in yüzü, böyle yorulmamıştı Osman...
Çıktık yola Taştepe'den… Yan serviste çok sevgili arkadaşlarımız. Belki seni tanıyordu, belki onu; ama O bu duyguyu yaşamıştı işte… Mutlu etti ki mutlu oldu. Bu, ne bir sevgiliden alınan hoş bir hediye ne de soyut matematikten alınan 90 üzeri not! Zıpladı serviste, oynadı ya da uyudu huzurla; ee biraz da yorgunlukla...
- Arkadaşlar, toparlanın! TOG pankartının önünde fotoğraf çektiriyoruz. Herkes çıksın, açılın biraz, geniş alın yayı…
- Kalabalığız kardeşim, sığamıyoruz?!
- Ossun osssun... Böle olduğu kadar!
- Fırçaları topladınız mı? Bak, kovalar orada… Eşyaları lütfen arabalara koyalım gençler.
- Tavanlar yüksek hocam?
- O zaman üst üste sıra koyarız, öyle olur.
- Yaa! Duvarlar bitti, alt yağlı boyaları da yaptık ama tavanlar çok yüksek. Nasıl yapacaz???
- Yengeler ellerinize sağlık! Uzun zamandır tereyağlı yumurta yememiştik. Çok sağolun!
- Kızım bak bundan da yiyin. Bak bu köy yoğurdu, sizin orda pek yoktur.
- Teyzem maşallah! Vallahi tavuk insanı coşturuyooo!
- Arkadaşlar, acıktık di mi? Kumanyalarımız hazır ama sağolsun yengelerimiz bize yemek hazırlamışlar. Kahvehaneleri ayarladık. Orda yemek yiycez. Herkes alsın kumanyalarını ve buyursun kahvelere…
- Nasıl gidiyo, oluyor di mi?
- Vallahi süper bir ortam oldu!
- Bak Noel Abla’ya. Oradaki çocuklar maç mı yapıyorlar? İyi, iyi…
Ustalarımız:
- Boyaları biz karıştıralım, size verelim.
- O fırçayla yağlı boya olmaz, bunu al.
- Herkes beni takip etsin, gruplara ayrılıyoruz. Boya yapmak isteyen benimle, temizlik yapmak isteyen onunla, çocuklarla ilgilenecek arkadaşla gelsin. Hadi arkadaşlar, işimiz çoooook!!!
- Geliyorlar kardeş.
- Vallahi yeni astım balonları, az önce rüzgardan kopmuştu. Çocuklar tarladan kaptılar getirdiler vallahi :)
- Duvarlar tamam, di mi?
- Bitti oğlum.
- Kardeş iki saat uyuduk, inşallah uyumayız :)
- Yok bir şey olmaz. Zaten heyecandan uyuyamayız.
Evet, işte budur! Aslında bu da değildir. Proje uygulama öncesi toplantılar, eksiklerin teker teker halledilmesi, gruplara ayrılma, gereken ne varsa bunlar için beyin fırtınaları, ne güzel enstantaneler, ne güzel tartışmalar… Nasıl yapıldı, nasıl organizasyon olundu, kim destekledi, maddi destek nerden geldi, kaç paraya mal oldu???
Fırçalar teker teker sabah buluşulup gıda çarşısına gidilerek, boyalar firmaların kapıları çalınarak, kerpeten, testere, eldiven, çekiç, çöp kovaları… Aklınıza gelebilecek bilumum malzeme, bize inanan insanların destekleriyle oluşturuldu.
Sadece bu kadar mı? Tabii ki değil! Organizasyona katılacak arkadaşlarımız, büyüklerimiz ve halkın haberdar edilmesi, ofisimizin bize olan güveni arkadaşlarımızın gönüllerini koymaları...
E bunların sonucunda ne olabilirdi sizce? Halkımızla özlem duyulan bir gün, kardeşlerimizle yaşanmamış dakikalar, birlikte çalıştığımız dostlarımız ve büyüklerimizle “Bundan daha güzel ne olabilir!” dedirten anlar geçirdik...
Anlatılmaz yaşanır derler ya; işte ben de azıcık olsun yaşamanızı istedim. Herkesin -bizim yaşadığımız gibi- köylü kardeşlerimizle birlikte çalışılacak, yengelere oturmaya gidilecek, yollarda uyunacak, uykudan fedakarlık edilecek, yorgunluktan ölünecek, bir daha o ceketten boya lekesi hiç çıkmayacak, kirlenen TOG tişörtlerine arkadaşların imzaları attırılacak, tozdan sertleşecek saçlar ve kendine huzur verecek BİR GÜN geçirmesini dilerim…
Bu sadece KIR ÇİÇEKLERİ. Eminim ki yurdumuzdaki diğer arkadaşlarımız daha nice faaliyetlerde bulunuyorlar, daha nice güzelliklere imza atıyorlar. Yolcu olan bizler, TOG hanından geçtikten sonra sanmıyorum ki yürüdüğümüz yoldaki taşları kaldırmıyoruz, yolu açmıyoruz.
Bundandır ki herkese çok teşekkürler, herkese çok sevgiler… Biz mutluluğu yaşadık; sizinle paylaşarak daha da büyümesini istiyoruz...
Darısı daha da başımıza! :)